Positive psychology
63 theses under this subject heading
Yas danışmanlığı ve yas sürecinde manevi danışmanlık
Bu çalışma ile yakınını kaybetmiş çocuk ve yetişkin bireylere yas sürecinde danışmanlık yaparak süreçteki aşamaları gözlemlemek ve psikolojik olarak destek olmak amaçlanmıştır. Ayrıca ülkemizde gelişmekte olan manevi danışmanlık alanına katkı sağlamak amacıyla da çalışmada manevi danışmanlık teknikleri kullanılmıştır. Bu çalışmaya STK'lara başvuran, bir yakınını kaybetmiş ve danışmanlığa ihtiyaç duyan kişiler arasından kaybın üzerinden en fazla 1 yıl geçmiş olan10 kişi talep sırasına göre (5 yetişkin ve 5 çocuk olmak üzere) dâhil edilmiştir. Bu çalışmada karma desen modeli benimsenerek yetişkinlere görüşme öncesinde 'İki Boyutlu Yas Ölçeği' uygulanmış, 8 yaş üzerindeki çocuklara 'Beier Cümle Tamamlama Testi' ve ailelerine 'Çocukların Ölümle İlgili İletişimleri Formu' uygulanmıştır. 8 yaş altındaki çocuklardan ise yalnızca ebeveynlerinden alınan "Çocukların Ölümle İlgili İletişimleri Formu" uygulanmış ve aileden çocuk hakkında edinilen bilgiler çalışmaya dâhil edilmiştir. Süreç, her bir danışanla en az 12 seanslık derinlemesine yapılan görüşmeler sonucunda tamamlanmıştır. Yas danışmanlığı sürecinde birçok terapi tekniğinden faydalanılmış ve seçilen teknikler danışanın ihtiyacına göre belirlenmiştir. Danışma sürecinin dokümanlarının belirli bölümleri kesitsel olarak alıntılanmış ve çalışmaya dâhil edilmiştir. Manevi danışmanlık tekniklerinin nasıl uygulandığı ise vakalar üzerinden paylaşılmıştır. Süreç çocuklarda, oyun, resim ve etkinlikler yoluyla yürütülmüştür. Danışma sürecinde çocukların ölümü nasıl algıladıkları, yaş ve gelişim özelliklerine göre değerlendirilerek sunulmuştur. Ülkemizde çocuklarla ilgili yapılan çalışmalar incelendiğinde genellikle çocukların ölüm olayını nasıl kavradığı ve anlamlandırdığı, ölümü ifade ederken din ve Tanrı kavramlarını çocuğun nasıl anladığı ve ifade ettiği ile ilgili çalışmalara rastlanmıştır. Ancak Türkiye'de çocuklara manevi danışmanlığın nasıl uygulanacağı ve sınırlılıkları konusunda herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu çalışmada çocuklarda manevi danışmanlıkla ilgili olarak diğer ülkelerde yapılan çalışmalar sunulmuş, ölüm ve yas gibi önemli konularda manevi danışmanlığın çocuklara uygulanması ve sınırlılıkları üzerinde durulmuştur.
Psikolojik sermayenin tükenmişlik sendromu üzerinde etkisi: Sağlık çalışanları üzerinde bir araştırma
Bu çalışmada, psikolojik sermaye yaklaşımı ile tükenmişlik sendromu hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın temel amacı sağlık çalışanlarının psikolojik sermaye düzeylerinin tükenmişlik sendromu üzerine olan etkisini saptayabilmektir. Çalışma Bursa ili Gemlik ilçesinde bulunan özel ve kamusal alanda faaliyet gösteren sağlık kurumlarında çalışan 228 sağlık çalışanı üzerine gerçekleştirilmiştir. Araştırma için kişisel bilgi formu, Luthans Psikolojik Sermaye Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Ölçeğinden oluşturulmuş 55 sorudan meydana gelen bir anket uygulaması yapılmıştır. SPSS 22 programı yardımı ile frekans ve güvenirlilik analizleri ile psikolojik sermayenin tükenmişlik sendromuna etkisi için regresyon analizi ve psikolojik sermaye ile tükenmişlik sendromu arasındaki ilişkinin belirlenebilmesi için korelasyon analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, sağlık çalışanlarının psikolojik sermaye düzeylerinin tükenmişlik sendromunu anlamlı ve negatif yönde etkilediği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu sonuca göre, çalışanların psikolojik sermaye düzeyleri arttıkça tükenmişlik düzeylerinde azalışlar beklenmektedir.
Lise öğrencilerinde umudun yordayıcıları olarak algılanan sosyal destek ve benlik saygısı
Bu çalışmanın amacı, lise öğrencilerinde algılanan sosyal destek, benlik saygısı ve umut düzeyi arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır. Ayrıca bu çalışmada lise öğrencilerinin cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, kardeş sayısı, ailenin aylık geliri, anne-babanın birliktelik durumu ve aile ortamı gibi demografik değişkenlere göre umut düzeylerinde anlamlı bir farklılık olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde sekiz farklı lisede öğrenim gören 725 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ile Bütünleyici Umut Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği'nin Gözden Geçirilmiş Formu ve Rosenbeg Benlik Saygısı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizi için SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde benlik saygısı ve algılanan sosyal destek düzeylerinin umudu yordamasına ilişkin basit doğrusal regresyon ve çoklu doğrusal regresyon; umut, algılanan sosyal destek ve benlik saygısı arasındaki ilişkiyi incelemek için Pearson korelasyon analizi;çeşitli demografik değişkenlere göre umut puanlarının dağılımı için bağımsız örneklemler için t testi;Kruskal Wallis H-Testi ve tek yönlü varyans analizi yöntemlerinden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda algılanan sosyal destek düzeyinin lise öğrencilerinin umut puanlarını anlamlı şekilde yordadığı ve ölçeğin alt boyutlarının umut üzerindeki göreli önem sırasının ise; aileden algılanan sosyal destek, özel bir insandan algılanan sosyal destek ve arkadaştan algılanan sosyal destek şeklinde olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmada benlik saygısı puanlarının umut düzeyinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir. Bağımsız değişkenler olan algılanan sosyal destek ve benlik saygısı birlikte ele alındığında ise umudu yordamada benlik saygısının etki büyüklüğünün daha yüksek olduğu görülmüştür. Araştırmanın diğer bulgularına göre lise öğrencilerinin cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, kardeş sayısı, anne babalarının birliktelik durumu değişkenlerinin umut puanları üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin ailelerinin aylık geliri ve algıladıkları aile ortamına göre umut puanlarında anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Buna göre yüksek sosyoekonomik düzeyin yüksek umut düzeyi ile ilişkili olduğu söylenebilir. Aile ortamları açısından ise lise öğrencilerinde demokratik-ılımlı ve mükemmeliyetçi-kuralcı aile ortamında yetişen öğrencilerin, otoriter-katı ve çatışmalı-huzursuz aile ortamlarındaki öğrencilere göre umut puanlarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunmuştur. Araştırmada elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmış ve araştırmacılara ve uygulayıcılara öneriler sunulmuştur. Anahtar sözcükler: umut, algılanan sosyal destek, benlik saygısı, pozitif psikoloji
Depresyon hastalarına uygulanan pozitif psikoloji programının mental iyi oluş, yaşam tutumu ve depresyon düzeylerine etkisi
Depresyonda pozitif duygularda azalma, negatif duygularda artma vardır. Pozitif psikoloji müdahaleleri 'olumlu duyguları, olumlu davranışları veya olumlu bilişleri geliştirmeyi amaçlayan tedavi yöntemleri veya kasıtlı faaliyetlerdir'. Bu çalışma, depresyon hastalarına uygulanan pozitif psikoloji programının mental iyi oluş, yaşam tutumu ve depresyon düzeylerine etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Ön test, son test ve izlem test kontrol gruplu yarı deneysel çalışma olarak yürütülmüştür. Bir üniversite hastanesinin psikiyatri polikliniğine başvuran en az 6 aydır depresyon tanısı almış hastalar araştırmanın evrenini, araştırma kriterlerine uyan 26 deney ve 27 kontrol grubu olmak üzere toplam 53 hasta çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Veriler 'Kişisel Bilgi Formu', 'Beck Depresyon Envanteri (BDE)', 'Warwick-Edinburgh Mental İyi Oluş Ölçeği (WEMİOÖ)', 'Yaşam Tutum Profili Ölçeği (YTPÖ)' ile toplanmıştır. Yapılan analizler sonrasında program öncesinde ön test ölçek puanları ile deney ve kontrol grupları arasında ise anlamlı bir farklılık gözlenmedi (p>0,05). Son ve izlem test ölçek puanlarında ise deney grubundaki hastaların kontrol grubundaki hastalara göre BDE puan ortalamalarının anlamlı düzeyde azaldığı, WEMİOÖ ve YTPÖ puan ortalamalarının ise anlamlı düzeyde arttığı belirlenmiştir (p<0,05). Pozitif psikoloji programının depresyon düzeyini azaltmada, mental iyi oluşu arttırmada ve olumlu yaşam tutumu geliştirmede etkili olduğu belirlenmiştir. Depresyon tedavisinde pozitif psikoloji programının psikiyatri hemşireleri tarafından kullanılması önerilir.
İyi olma halinin karar verme stilleri üzerine etkisi
Bu araştırmanın amacı iyi olma halinin karar verme stilleri üzerindeki etkisini belirlemektir. Ayrıca bireylerin karar verme sürecinde karar verme stillerinden rasyonel ve sezgisel karar verme yöntemlerinden hangisini kullandığını belirlemenin yanında iyi olma halinin sezgisel karar verme üzerindeki etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular kapsamında iyi olma halinin alt boyutlarından yaşam amacı ile karar verme değişkeni arasında düşük düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Yaşam amacı boyutunun sezgisel karar vermeye ilişkin toplam varyansın %4'ünü açıkladığı görülmekle birlikte; yaşam amacı ve çevresel hâkimiyet boyutlarının karar vermeye ilişkin toplam varyansın %5,7'sini açıkladığı görülmüştür. Yaşam amacının modele pozitif yönlü ve anlamlı katkısı bulunmakta iken çevresel hâkimiyet boyutunun negatif yönlü ve anlamlı katkısı bulunmaktadır. Yaş, cinsiyet ve eğitim durumu değişkenlerinin iyi olma hali ve alt boyutlarına göre ayırt edici bir faktör olmadığı tespit edilmiştir. Yaşam amacı alt boyutunun kıdem yılı değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği, kişisel gelişim alt boyutunun ise medeni durum ve görev değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Karar verme açısından yaş, cinsiyet, eğitim durumu, medeni durum ve görev değişkenlerinin ayırt edici bir faktör olmadığı tespit edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda katılımcıların karar verme stilleri ile onların kıdem durumlarında farklılık bulunmuştur.
Pozitif psikoloji çerçevesinde huzurevinde kalan yaşlılara bakış: Minnettarlık, mental iyi-oluş ve öz-anlayış
Huzurevinde yaşamını sürdüren yaşlı bireyler, yaşlanma döneminin son evrelerinde olmasından dolayı psikolojik olarak olumlu ve olumsuz etkiler yaşamaktadır. Yaşlı bireylerin bu dönemlerinde pozitif yaşlanmayı gerçekleştirebilmeleri, yaşamını anlamlı olarak sürdürebilmeleri için gereklidir. Bu sebeple bireylerin olumlu yönleri üzerinden araştırmalar yapılması süreci etkileyebilmektedir. Bu araştırmanın amacı, huzurevinde kalan yaşlıların; minnettarlık, mental iyi-oluş ve öz-anlayış düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek ve minnettarlık, öz-anlayış düzeyinin mental iyi-oluşu yordayıp yordamadığını araştırmaktır. Araştırmanın diğer bir amacı ise, minnettarlık, mental iyi-oluş ve öz-anlayış düzeylerinin; cinsiyet, yaş, eğitim durumu, algılanan gelir düzeyi, kronik rahatsızlık ve huzurevinde kaldığı süre değişkenlerine göre farklılıklarını incelemektir. Araştırmanın örneklemini Bursa Büyükşehir Belediyesi Huzurevi Şube Müdürlüğü'ne bağlı huzurevinde yaşamını sürdüren 60 yaş ve üzeri, 22'si kadın ve 98'i erkek olmak üzere toplam 120 yaşlı bireyler oluşturmaktadır. Bu araştırmada nicel olarak kurgulanmış, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin analizleri SPSS for Windows paket programı kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Minnettarlık Ölçeği, Warwick Edinburg Mental İyi-oluş Ölçeği, Öz-anlayış Ölçeği ve Bilgi Toplama Formu kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler, korelasyon, çoklu regresyon, t testi tekniği, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılarak incelenmiştir. Araştırma sonucunda minnettarlık, mental iyi-oluş ve öz-anlayış düzeyleri arasında anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Ayrıca minnettarlık ve öz-anlayış düzeylerinin mental iyi-oluş düzeyini yordadığı ve %32'sini açıkladığı bulunmuştur. Minnettarlık, mental iyi-oluş ve öz anlayış düzeylerinin cinsiyet, yaş, algılanan gelir düzeyi, eğitim durumu, kronik rahatsızlık durumu ve huzurevinde kaldığı süresi açısından farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Ancak öz-anlayış düzeyinin cinsiyet değişkenine göre tam sınırda kaldığı da görülmüştür. Araştırmada elde edilen bulgular problemler doğrultusunda tartışılmıştır.
Boşanmış kadınların yaşam doyumlarının yordayıcısı olarak psikolojik sağlamlık
Bu araştırmada boşanmış kadınların yaşam doyumlarının yordayıcısı olarak psikolojik sağlamlıklarını incelemek ve ayrıca kadınların yaşam doyumlarında bazı (yaş, eğitim düzeyi, gelir durumu, çocuk sahibi olup olmama durumu, sahip olunan çocuk sayısı) değişkenlere göre anlamlı bir farklılık olup olmadığını ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini, yaşları 23 ile 67 arasında değişen Adana ilinde yaşayan 163 boşanmış kadın oluşturmuştur. Boşanmış kadınların psikolojik sağlamlıklarını ölçmek amacıyla "Connor-Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği", yaşam doyumu düzeylerini ölçmek için ise "Yaşam Doyumu Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından hazırlanmış olan ve demografik bilgilere ulaşmayı amaçlayan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Veriler SPSS 17.0 paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Veri analizinde Çoklu Regresyon Analizi, Bağımsız Gruplar için T-Testi ve Kruskal Wallis'ten yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; boşanmış kadınların psikolojik sağlamlığının yaşam doyumu düzeylerini düşük düzeyde anlamlı biçimde yordadığı görülmektedir. Ayrıca psikolojik sağlamlık ölçeğinin alt boyutları olan azim ve kişisel yetkinlik, negatif durumlara tolerans ve manevi eğilim değişkenlerininde hep birlikte, boşanmış kadınların yaşam doyumlarını düşük düzeyde yordadığı ortaya çıkmıştır. Araştırmadan elde edilen diğer bulgulara göre; boşanmış kadınlarda yaş ile yaşam doyumu arasında anlamlı bir farklılık bulunmamışken; yaşam doyumu ile eğitim düzeyi, gelir durumu, çocuk sahibi olup olmama durumu ve sahip olunan çocuk sayısı değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu bulgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yaşam doyumu, psikolojik sağlamlık, boşanma, kadın.
Otantik liderlik ve psikolojik sermaye ilişkisi: Gaziantep'te bir alan çalışması
Bu araştırmanın amacı; otantik liderlik ve psikolojik sermaye ile bu değişkenlerin boyutları arasındaki ilişkinin belirlenmesi; otantik liderlik algıları ile psikolojik sermaye düzeylerinin, katılımcıların demografik özelliklerine göre değişim gösterip göstermediğinin test edilmesidir. Bu nedenle, Gaziantep'de bulunan tekstil sektöründe üretim yapan bir işletmede çalışan, 521 personelin katılımıyla bu anket çalışması yapılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 24 programında analiz edilmiştir. Bu analizler neticesinde, Otantik liderlik boyutlarından ilişkilerde şeffalık boyutu ile psikolojik sermaye boyutlarından dayanıklılık arasında; işçelleştirilmiş ahlak anlayışı ile özyeterlilik arasında; öz farkındalık ile tüm psikolojik sermaye boyutları arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Genel otantik liderliğin ise dayanıklılık boyutuyla pozitif ilişkisi bulunmuştur. Ankete katılanların demografik özelliklerine göre, otantik liderlik algılarının ve psikolojik sermaye düzeylerinin anlamlı farklılıklar gösterdiği sonucu elde edilmiştir.
Öz-belirleme kuramına dayalı müdahale programının akademik yılmazlığa etkisi
Bu çalışmanın amacı, öz-belirleme kuramına dayalı olarak geliştirilen akademik yılmazlık müdahale programının öğrencilerin akademik yılmazlık düzeyleri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma grubu yaşları 15-16 olan 70 öğrenciden oluşan bu çalışmada ön test – son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Veriler "Yaşam Olayları Formu" ve "Akademik Yılmazlık Ölçeği" ile toplanmıştır. Deney grubuna 8 haftalık müdahale programı uygulanırken, kontrol grubuna bu süre içerisinde hiçbir işlem yapılmamıştır. Verilen analizinde "ANCOVA Testi" ve "Bağımsız Örneklemler için T-Testi" kullanılmıştır. Bu araştırma sonucunda, deney grubundaki öğrencilerin almış oldukları akademik yılmazlık puan ortalamalarının, kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Bununla birlikte deney grubunun, akademik yılmazlık düzeyinin deneysel işlem öncesine göre, deneysel işlem sonrası arttığı bulunmuştur. Kontrol grubunun ise, deneysel işlem öncesi akademik yılmazlık puan ortalamalarının deneysel işlem sonrasında anlamlı bir artış göstermediği görülmüştür. Elde edilen bu bulgular, uygulanan öz-belirleme kuramına dayalı müdahale programının öğrencilerin akademik yılmazlık düzeyleri üzerinde etkili olduğunu göstermektedir.
Pozitif psikoloji yaklaşımına dayalı psiko-eğitim programının ergenlerin riskli davranışları ve psikolojik esneklikleri üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Pozitif Psikoloji Yaklaşımına Dayalı Psiko-eğitim Programı'nın (PPYD-PEP) ergenlerin riskli davranışları ve psikolojik esneklikleri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmada karma yöntem araştırmalarından yakınsayan paralel desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel aşamasında 2x3'lük faktöryel desen ve nitel aşamasında ise betimleyici/tanımlayıcı fenomenoloji yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu eş zamanlı/iç içe örnekleme yöntemi ile belirlenen 26 ergen (deney grubu=13, kontrol grubu=13) oluşturmaktadır. Ergenlerin yaşları 14-17 arasında değişmekte olup yaş ortalaması 15.35'tir (Ss= 1.09). Araştırmada, nicel ve nitel yöntemler kullanılarak veriler elde edilmiştir. Araştırmanın nicel verileri Riskli Davranışlar Ölçeği (RDÖ) ve bu araştırma kapsamında Türkçe'ye uyarlanan Çok Boyutlu Psikolojik Esneklik Envanteri Kısa Formu (ÇBPEE-KF) ile toplanmıştır. Nitel veriler ise deneysel işlem sonrasında ergenlerle bireysel görüşmeler yapılarak elde edilmiştir. Nicel verilerin analizinde t-testi, Karışık Ölçümler için İki faktörlü ANOVA, Bonferroni Testi, Mann Whitney U Testi ve Friedman Testi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel bulgulara göre PPYD-PEP'nin ergenlerin RDÖ toplam, antisosyal davranışlar ve intihar eğilimi alt boyut ve psikolojik katılık puanlarını anlamlı düzeyde azalttığı, psikolojik esneklik puanlarını ise arttırdığı belirlenmiştir. Ayrıca bu etkinin üç ay sonra alınan izleme ölçümlerinde de devam ettiği görülmüştür. Buna karşın PPYD-PEP'nin ergenlerin RDÖ alkol kullanımı, sigara kullanımı, beslenme alışkanlıkları ve okul terki alt boyut puanlarını azaltmada anlamlı bir etkisinin olmadığı saptanmıştır. Nitel bulgular ise PPYD-PEP'nin ergenlerin riksli davranışlarının azalmasında ve psikolojik esneklik düzeylerinin arttmasında olumlu etkisinin olduğunu göstermiştir. PPYD-PEP'nin etkililiğini değerlendirmeye yönelik elde edilen nicel ve nitel bulguların birbirini desteklediği belirlenmiştir.
Ortaokullarda görev yapan yöneticilerin pozitif yönetim yaklaşımlarının öğrenci başarısına etkisi
1. ÖZET Pozitif psikoloji, insan yaşamını güzelleştirmeyi ve ona anlam kazandırmayı, yeteneklerini geliştirmeyi, insanların güçlü ve olumlu özelliklerini vurgulamayı amaçlayan bir yaklaşımdır. Kişisel olarak, insanların olumlu özellikleri incelenir. Bunlar; beğenme, cesaret, toplumsal ilişkiler, estetik duyarlılık, sebat, affetme, özgünlük, ileri görüşlü, maneviyat ve doğal yetenek gibi konulardır. Pozitif yönetim dikkatimizi olumsuzluktan olumluya, olumludan daha olumluya ve yapıcılığa yönlendirmektir. Olumlu yönetim yaklaşımını benimseyen bir yönetici, gereksiz gelgitlerle uğraşmak yerine sorunun çözümüyle ilgilenir. Pozitif Yönetim, bir insanın her durumunda olayların olumlu tarafına bakmalıdır. Sorunları değil nedenleri çözebileceğimizi anlamalıdır. Bu araştırmada, öğretmenlerin algı ve kanaatlerinden yola çıkarak, ortaokullarındaki pozitif yönetim anlayışının okul başarısı üzerindeki etkisini ortaya koymak amacıyla yapılan ilişki arayıcı betimsel tarama modelidir. Bu araştırmanın evrenini, 2017 – 2018 eğitim – öğretim yılında Diyarbakır, Elazığ, Siirt, Adıyaman, Van ili sınırları içerisinde bulunan ortaokullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise aynı bölge ve eğitim döneminde görev yapan toplam 327 öğretmen oluşturmaktadır. Anketin uygulanması neticesinde elde edilen veriler SPSS 22.0 for Windows paket programında analiz edilmiştir. Pozitif yönetim yaklaşımı anlayışı ile okul başarısı arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla, basit regresyon Analizi uygulanmıştır. Deneklerin ifadelere verdikleri yanıtlar 0.05 anlamlılık düzeylerine göre değerlendirilmiştir. Araştırma grubunun, kişisel ve mesleki değişkenlerine göre dağılımını ortaya koymak amacıyla frekans ve yüzdelik hesaplamalar yapılmıştır. Pozitif yönetim puanı ile başarı puanları arasına regresyon ve boyutlar arası istatistikler korelasyon analizi yapılmıştır ve p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Okul yöneticileri ve öğretmenlerin; yeteneklilik, pozitif düşünmelerin, sabırlı olmaları, özgüvenli olmaları, problem çözme. Öğrencilerin bireysel özelliklerinin bilinmesi, öğrencileri güvenmesi, Okuldaki adil yönetim anlayışı öğrencilere karşı affedici ve hoşgörülü, öğrencilerin başarılarını takdir etmeleri, gelecekten umutlu, üretken, gelişime açık, sosyal sorumluluk bilincine sahip olmaları okulun başarısı artırmada anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Araştırma sonuçlarından elde edilen bulgulara göre, pozitif yönetim anlayışını benimseyerek okulu yöneten okul yöneticilerinin bulunduğu okullardaki okul kazandırma oranının daha yüksek olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimler: Pozitif Düşünce, Pozitif Yönetim, Pozitif İklim, Okul Başarısı, Yönetici
Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlere yönelik pozitif psikoloji yaklaşımına dayalı psikoeğitim programının ebeveyn öz yeterliği, travma sonrası büyüme ve psikolojik iyi oluş düzeylerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerine yönelik pozitif psikoloji yaklaşımına dayalı bir psikoeğitim programı geliştirmek ve bu programın ebeveyn öz yeterliği, travma sonrası büyüme ve psikolojik iyi oluş düzeylerine etkisini test etmektir. Çalışmada ön test-son test kontrol gruplu deneysel desenden faydalanılmıştır. Çalışma grubunu Antalya ili Muratpaşa ilçesindeki bir özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinden destek eğitim alan bedensel ve zihinsel özel gereksinimi bulunan çocukların ebeveynleri oluşturmaktadır. Deney grubunda 11 ve kontrol grubunda 11 olmak üzere toplam 22 katılımcı ile çalışılmıştır. Değişkenlerle ilgili veri toplamak için Ebeveyn Öz Yeterliği Ölçeği, Travma Sonrası Gelişim Ölçeği ve PERMA Psikolojik İyi Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Deney grubuna seçilen gönüllü katılımcılarla demografik özellikleri ve çocuklarının tanı grupları ya da tıbbi öyküleri benzer olan katılımcılar ise kontrol grubuna seçilmiştir. Deney grubuna pozitif psikoloji temelli psikoeğitim programı uygulanmış; kontrol grubuna herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. 7 oturum süren program sürecinin ardından tüm katılımcılara üç ay sonra izleme testi de uygulanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde Mann Whitney U Testi, Friedman Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular neticesinde, psikoeğitim programının ebeveyn öz yeterliği, travma sonrası büyüme, psikolojik iyi oluş düzeylerinde deney grubu lehine olumlu etki gösterdiği tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Ebeveyn öz yeterliği, psikoeğitim, psikolojik iyi oluş, travma sonrası büyüme
Ergenlik döneminde yaygın kullanılan savunma mekanizmaları ile psikolojik sağlamlık ve mutluluk düzeyi arasındaki ilişki: Hatay il merkezi örneği
Bu araştırmada, ergenlerin yaygın kullandığı savunma mekanizmaları ile psikolojik sağlamlıkları ve mutluluk düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını incelemek ve bu ilişkiyi belirleyen faktörleri saptamak amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 2016-2017 öğretim eğitim yılında Hatay ilinin Antakya ilçesine bağlı rastgele yöntemle seçilmiş 5 lise de öğrenim gören 15 ve 18 yaşları arası değişen, 190 kadın, 202 erkek öğrenci olmak üzere toplam 392 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak geliştirilen Kişisel Bilgi Formu, Savunma Biçimleri Testi (SBT-40), Oxford Mutluluk Ölçeği-Kısa Formu (OMÖ-K) ve Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği Kısa Formu (KPSÖ) kullanılmıştır. Çalışmada ergenlerde en yaygın kullanılan savunma mekanizmasının psödo altruizm olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin olgun savunma biçimleri (OSB) ile nevrotik savunma biçimleri (NSB) arasında negatif yönde zayıf düzeyde bir korelasyon saptanırken (r=-0,31), immatür savunma biçimleri (İSB) ile arasında negatif yönde orta düzeyde bir ilişki saptanmıştır (r=-0,54). İSB ile NSB arasında ise pozitif yönde yüksek düzeyde bir korelasyon saptanmıştır (r=0,75). Psikolojik sağlamlık ile mutluluk düzeyi arasında yüksek düzeyde pozitif bir korelasyon olduğu saptanmıştır (r=0,73). Psikolojik sağlamlık düzeyi ve savunma mekanizmalarıilişkisi incelendiğinde; KPSÖ ile OSB (r=0,29) ile zayıf düzeyde pozitif, NSB (r=-0,34) ve İSB (r=-0,47) ile zayıf düzeyde negatif bir korelasyon saptanmıştır. Mutluluk düzeyinin savunma biçimleri ile ilişkisi incelendiğinde ise; OSB (r=0,28) ile zayıf düzeyde pozitif, NSB (r=-0,37) ile zayıf düzeyde negatif ve İSB (0=-0,50) ile negatif yönde orta düzeyde bir korelasyon olduğu saptanmıştır. Aile yapısı ve tutumu, ekonomik durum, alınan sosyal ya da psikolojik destek gibi bazı sosyo demografik değişkenlerin psikolojik sağlamlık, mutluluk düzeyi ve savunma mekanizmalarını etkilediği saptanmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlar, stres ve travma durumlarının üstesinden gelebilme ve adaptasyonu için geliştirilen savunma biçimlerini belirlemenin ve bireyin güçlü yanlarının vurgulandığı psikolojik sağlamlık ve mutluluk düzeyinin ortaya çıkarmanın ve bunları etkileyen faktörleri saptamanın özellikle ergenlerin sağlıklı gelişiminde önemli yer tuttuğunu göstermektedir. Psikolojik sağlamlık, iyilik hali, mutluluk ve olgun savunma biçimlerinin öne çıkarılması, klasikleşmiş "insanın hasta olduğu ve tedavi edilmesi gerektiği" anlayışından "bireyin sağlıklı olduğu ve pozitif özelliklerinin geliştirilmesi gerektiğini dile getiren" pozitif psikoloji anlayışana geçişi sağlayacak olan önemli kavramlar olduğu saptanmıştır.
Demografik değişkenlerin örgütsel psikolojik sermaye bileşenlerine etkisi üzerine görgül bir araştırma
Bu çalışmada pozitif psikolojinin gelişim sürecinde, demografik değişkenlerin örgütsel psikolojik sermaye bileşenlerine etkisi incelenmiştir. Örgütsel psikolojik sermayenin alt bileşenlerine etki eden unsurlar araştırılırken demografik değişkenler temel alınmıştır. Bireyin pozitif psikolojik gelişmişliği olarak da tanımlanan psikolojik sermaye kavramı, insana özgü olması ve insan davranışlarını etkilemesi dolayısıyla, yöneticiler açısından rekabet üstünlüğü sağlamada stratejik bir unsur olma potansiyeli taşımaktadır. Çalışmada Çukurova bölgesinde faaliyet gösteren tekstil ve hızlı tüketim sektörlerinde çalışan 270 kişiye 24 maddelik Psikolojik Örgütsel Sermaye Ölçeği uygulanmış, kayıp veri analizi sonucunda 239 işgörenin verileri IBM SPSS Statistics 20.00 ile analiz edilmiştir. Veri analizleri ölçeklerden elde edilen toplam puanlar üzerinden gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, örgütsel psikolojik sermaye değişkenin tüm bileşenler arasında anlamlı pozitif ilişki saptanmıştır. Ayrıca psikolojik sermaye düzeyinin betimleyici özelliklere göre dağılımı incelendiğinde; yaş, cinsiyet, kıdem, medeni durum, çocuk sahibi olma durumu değişkenlerinin anlamlı farklılaşma yaratmadıkları görülmüştür.
Pozitif psikolojik sermaye ve stresle başa çıkma stratejileri arasındaki ilişkinin incelenmesi (Adana kamu kurumu örneği)
Psikolojinin bir alt dalı olan pozitif psikoloji, bireylerin negatif ve sağlıksız olarak kabul edilen yönlerini iyileştirmenin yanı sıra pozitif ve güçlü kabul edilen yönlerinin de geliştirilmesi ile ilgilenmektedir. Pozitif psikolojik sermaye kavramı pozitif psikoloji temelinde ortaya çıkmış ve daha çok örgütsel alanda kullanılan bir kavram olmuştur. Örgüt içerisinde birçok faktörle etkileşim halinde olan pozitif psikolojik sermaye insan kaynağını psikolojik yönden etkileyen bireyin stresle başa çıkma stratejileriyle de ilişkili görülmektedir. Pozitif psikolojik sermaye örgüt içi stres kaynaklarıyla başa çıkması için bireylerin ihtiyaç duyduğu ve yatırım yapması gerektiği bir kaynak olarak kabul edilmektedir. Bunun yanı sıra çalışanların iş yerinde stresle daha iyi başa çıkabilmelerine yardımcı olmak için psikolojik sermayesini güçlendirilmesi ve geliştirilmesinin gerekli olduğu düşünülmektedir. Bu doğrultuda bu çalışmanın amacı pozitif psikolojik sermaye ve stresle başa çıkma stratejileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu çalışmanın alt amaçları ise; çalışanların stresle başa çıkma stratejileri ve psikolojik sermaye düzeylerinin sosyo-demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesidir. Çalışmanın örneklemini bir kamu kuruluşunun Adana'da görev yapan 257 çalışanı oluşturmaktadır. Kolayda örneklem yöntemi ile verilerin toplandığı araştırmada 24'er maddelik Psikolojik Sermaye Ölçeği ve Stresle Başa Çıkma Stratejileri Ölçeği kullanılmıştır. Bununla beraber araştırmacı tarafından hazırlanmış olan sosyo-demografik bilgi formuyla, örneklemin yaş, cinsiyet, kurumda çalıştığı yıl sayısı, kurumdaki görevi, iş yükü, gelir, eğitim durumu, medeni durumu, çocuk sayısı, bir hafta içerisinde spor yapma sıklığı, bir ay içerisindeki sinema veya tiyatroya gitme alışkanlıkları gibi sosyo-demografik özellikleri hakkında bilgi toplanmıştır. Çalışma kapsamında uygulanan anketlerden elde edilen veriler SPSS 15.0 programı ile analiz edilmiştir. Veri analizleri ölçeklerden elde edilen toplam puanlar üzerinden gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda psikolojik sermaye ile stresle başa çıkma stratejileri arasında istatistiksel açıdan anlamlı yüksek düzeyde pozitif yönlü ilişki bulunduğu görülmüştür. Bu bulgudan hareketle, çalışanların psikolojik sermayeleri arttıkça stresle baş etme stratejileri de artacağını söylemek mümkündür. Psikolojik sermayenin stresle başa çıkma stratejilerinin alt boyutlarıyla olan ilişkisine bakıldığında; psikolojik sermayenin mantıksal analiz, pozitif yeniden değerlendirme, problem çözme, rehberlik ve destek arama alt boyutları ile istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü ilişki görülmüştür. Çalışmanın alt amaçları doğrultusunda demografik özelliklerin psikolojik sermaye düzeyi üzerinde oluşturduğu farklılıklara bakıldığında; çalışanların cinsiyet, yaş, kıdem, çocuk sahibi olma durumu, eğitim durumu, haftada kaç kez spor yaptıkları, kurum içerisindeki aylık yaptıkları toplantı sayısına göre farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Demografik özelliklerin stresle başa çıkma stratejileri üzerinde oluşturduğu farklılıklara bakıldığında ise; yaş, çocuk sahibi olma durumu, eğitim, kıdem, spor yapma alışkanlığına göre farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.
Pozitif psikolojik sermayenin duygusal örgütsel bağlılığa etkisinde klimakterik dönem ve yaş faktörünün düzenleyici rolü: Özel hastane sektöründe kadın çalışanlar ile bir uygulama
Pozitif psikolojinin örgütsel yaşama yansıması sonucu olarak ortaya çıkan pozitif psikolojik sermaye, iş yaşamında uzun dönemli rekabet avantajı sağlayan ve örgütlerin insan kaynağından en üst seviyede yararlanılmasına katkıda bulunan pozitif psikolojik yetenekler üzerine kurulmuş yeni bir yaklaşımdır. Bireylerin pozitif ve güçlü yönlerinin ortaya çıkarılmasının örgütlere en az diğer sermaye yatırımları kadar fayda sağlayabileceğini göstermektedir. Bu alanda yapılan çalışmalar pozitif psikolojik sermayenin önemli bir örgütsel değer olan duygusal örgütsel bağlılığı beraberinde getireceği görüşünü desteklemektedir. Bu çalışmanın amacı pozitif psikolojik sermayenin duygusal örgütsel bağlılığa etkisinde klimakterik dönem ve yaş faktörünün düzenleyici rolünü tespit etmektir. Çalışmada veri toplamak amacıyla Luthans, Avolio, Avey ve Norman (2007) tarafından geliştirilen "Pozitif Psikolojik Sermaye Ölçeği" ile Meyer, Allen ve Smith (1993) tarafından geliştirilen "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" nin duygusal örgütsel bağlılığı ölçen maddeleri kullanılmıştır. Veriler, Mersin ilinde faaliyet gösteren özel hastane kadın çalışanlarından (n=412) toplanmıştır. Verilerin analiz edilmesinde SPSS 23 ve Lisrel paket programları kullanılmıştır. Veri analizlerinde doğrulayıcı faktör analizi, tanımlayıcı istatistikler, ANOVA, korelasyon analizi ile hipotezleri test etmek için basit regresyon ve hiyerarşik regresyon analizlerinden yararlanılmıştır. Pozitif psikolojik sermaye ve alt boyutlarının duygusal örgütsel bağlılıkla ilişkisini tespit etmek amacıyla yapılan korelasyon analizi sonucunda pozitif psikolojik sermaye ve alt boyutları ile duygusal örgütsel bağlılık arasında anlamlı ve pozitif yönlü ilişkiler olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Pozitif psikolojik sermayenin duygusal örgütsel bağlılığa etkisinde klimakterik dönem ve yaşın düzenleyici rolünü test etmek amacıyla yapılan hiyerarşik regresyon analizi sonucunda; pozitif psikolojik sermaye (B=,421, p<0,05) ile alt boyutları olan iyimserlik (B=,336, p<0,05), psikolojik dayanıklılık (B=,312, p<0,05), umut (B=,401, p<0,05) ve özyeterliliğin (B=,393, p<0,05) duygusal örgütsel bağlılığa etkisi olduğu bulgulanmıştır. Dolayısıyla pozitif psikolojik sermaye algısının arttırılmasının duygusal örgütsel bağlılığı arttıracağı sonucuna varılmıştır. Ancak pozitif psikolojik sermaye ve alt boyutlarının duygusal örgütsel bağlılığa etkisinde klimakterik dönem ve yaşın düzenleyici rolü olmadığı bulgulanmıştır.
Mersin Üniversitesi çalışanlarında bilinçli farkındalık ve psikolojik dayanıklılık ilişkisi
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre (2001); 2020 yılında kardiyovasküler rahatsızlıklardan sonra depresyon dünyada en yaygın rahatsızlık olacakken, 2030 yılında depresyonun ilk sırada olacağı öngörülmektedir. Bu bağlamda kişilerin, psikolojik sıkıntılarla baş etme gücü olarak tanımlanan psikolojik dayanıklılık düzeylerinin yükseltilmesi; herhangi bir psikolojik rahatsızlığa yakalanma riskini düşürmektedir. Alan yazın incelendiğinde; bilinçli farkındalık ve psikolojik dayanıklılık kavramlarının birbiri ile ilişkili olduğu ve bilinçli farkındalığı geliştirerek psikolojik dayanıklılığın arttırılabileceği belirtilmektedir. Bu çalışmada, Mersin Üniversitesi çalışanlarının bilinçli farkındalık ile psikolojik dayanıklılık düzeyleri arasındaki ilişki araştırılmıştır. Araştırmaya, basit rasgele örneklem yöntemi ile belirlenen 744 kişi (331 kadın, 413 erkek) katılmıştır. Araştırmada; veri toplama aracı olarak "Bilinçli Farkındalık Ölçeği", "Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan sosyo-demografik bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde; normal dağılıma uygun değişkenler arasında Pearson korelasyon analizi, normal dağılıma uymayan değişkenler arasında Spearman korelasyon analizi, ilişki modellemesi için regresyon analizi, sürekli ve kategorik değişkenler arasında bağımsız gruplar arası T-Testi, tek yönlü ANOVA ve Welch testleri kullanılmıştır. Psikolojik dayanıklılık ve bilinçli farkındalık arasındaki Pearson korelasyon analizi sonucunda; yüksek düzeyde, pozitif yönde, anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=0.60). Yapılan regresyon analizinde; psikolojik dayanıklılık toplam varyansının %36'sını bilinçli farkındalığın tek başına açıkladığı modelleme yapılmıştır. Sosyo demografik değişkenlerden; psikolojik dayanıklılık ile yaş (r=0.13) arasında düşük düzeyde, pozitif, anlamlı bir ilişki varken kıdem ve gelir ile anlamlı bir ilişi bulunmamıştır. Bunun yanı sıra; medeni duruma göre psikolojik dayanıklılık düzeyi anlamlı bir şekilde farklılaşmakta olup evli çalışanların psikolojik dayanıklılık düzeyleri bekar çalışanlara göre daha yüksektir. Cinsiyet, bölüm, unvan ve eğitim durumuna göre psikolojik dayanıklılık düzeyleri anlamlı düzeyde farklılaşmamaktadır. Bilinçli farkındalık ve sosyo-demografik değişkenlerin ilişkisi incelendiğinde ise; aylık gelir ile bilinçli farkındalık arasında düşük düzeyde, pozitif, anlamlı bir ilişki varken (r=0.09), yaş ve kıdem ile anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Bölüme göre bilinçli farkındalık düzeyleri anlamlı olarak farklılaşmakta olup akademik çalışanlar idari çalışanlara göre daha yüksek bilinçli farkındalık düzeyine sahiptir. Eğitim durumuna göre bilinçli farkındalık düzeyleri anlamlı olarak farklılaşmakta olup üniversite mezunu olan çalışanların doktora mezunu olanlardan daha düşük bilinçli farkındalık düzeyine sahip olduğu bulunmuştur. Unvana göre bilinçli farkındalık düzeyi farklılaşmakta olup prof./ doç./ dr. öğretim görevlilerinin idari çalışanlardan daha yüksek bilinçli farkındalığa sahip oldukları bulunmuştur. Bilinçli farkındalık düzeyleri cinsiyet ve medeni duruma göre farklılaşmamaktadır. Elde edilen bulgular ile çoklu regresyon analizi yapılmış olup, psikolojik dayanıklılığın toplam varyansının %36'sı bilinçli farkındalık, %1'i yaş değişkenleri ile toplamda %37'si açıklanan regresyon modellemesi yapılmıştır. Araştırma bulguları ışığında; üniversite çalışanlarının bilinçli farkındalık düzeyleri geliştirilerek psikolojik dayanıklılık düzeylerinin arttırılabileceği ve bu sayede hayatın doğal getirisi olan stresli yaşam ve travmalar içerisinde, kişilerin psikolojik anlamda sağlıklı ve işlevsel bir şekilde hayatlarına devam edebilmesi açısından önemli olduğu yorumu yapılabilir. Anahtar kelimeler: Bilinçli farkındalık, psikolojik dayanıklılık, pozitif psikoloji, korelasyon
Üniversite öğrencilerinin psikolojik sağlamlık ve dindarlık düzeylerinin incelenmesi (Dicle Üniversitesi örneği)
Pozitif psikoloji, son yıllarda psikoloji biliminde çok çalışılan alanlardan birisidir. İnsanın olumlu yönlerine odaklanan pozitif psikoloji insanın güçlü yönlerine vurgu yapmaktadır. Psikolojik sağlamlık; felaket, travma, güçlükler, zorluklar ve süregelen belirgin yaşam stresleriyle karşılaşıldığında uyum sağlayabilme yeteneği olmakla birlikte yaşamdaki zorluklara karşı gelebilmek için bireyin sahip olduğu gücü geliştirme kapasitesi olarak tanımlanabilir. Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin psikolojik sağlamlık ve dindarlık düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Buna yönelik ilişkisel tarama modelinde nicel bir çalışma yapılmıştır. Bu araştırma Dicle Üniversitesi'nde farklı fakültelerde eğitime devam eden öğrenciler üzerinde yapılmıştır. Araştırmada üniversite öğrencilerinin psikolojik sağlamlık düzeylerinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dindarlık boyutlarına göre üniversite öğrencilerinin büyük çoğunluğunun inançlı olduğu, dini bilgi düzeylerinin yüksek olduğu, duygu ve etki boyutunda ise ortanın üstünde oldukları görülmüştür. Ayrıca cinsiyet değişkenine göre erkeklerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin kadınlara oranla daha yüksek olduğu; kadınların ise dindarlığın etki ve duygu boyutlarındaki düzeylerinin erkeklerden daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anne eğitim durumu yükseldikçe psikolojik sağlamlık düzeyi de artarken, baba eğitim düzeyine göre psikolojik sağlamlığın farklılaşmadığı elde edilen önemli sonuçlardan biridir. Son olarak dindarlığın duygu boyutuyla psikolojik sağlamlık düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Psikolojik Sağlamlık, Dindarlık, Pozitif Psikoloji, Din, Üniversite Öğrencileri
Mobbingin pozitif psikolojik sermaye ve örgütsel bağlılık üzerine etkisi
Bu araştırmanın amacı mobbing davranışlarına maruz kalan çalışanların, pozitif psikolojik sermayelerinin ve örgüte bağlılıklarının ne yönde etkilendiğini araştırmaktır. Araştırma evrenini İstanbul'daki bir bankanın genel müdürlük çalışanları oluşturmaktadır. Anket tekniği kullanılarak veri toplanmıştır. Anketler basit tesadüfi örneklem yöntemiyle belirlenen 150 çalışana uygulanmıştır. Araştırmanın yöntemi çoklu regresyon analizidir. Araştırmanın bulgularına göre; pozitif psikolojik sermaye ile örgütsel bağlılık arasında düşük seviyede ve doğru orantılı bir ilişki olduğunu gösteren sonuçlar elde edilmiştir. Mobbing ve pozitif psikolojik sermaye arasında ters orantılı bir etkileşimin tespit edildiği çalışmada, mobbing algısı arttıkça pozitif psikolojik sermaye algısının azaldığı yönünde sonuçlara ulaşılmıştır. Mobbingin öz yaşama bağlılık ve işe bağlılık boyutlarının duygusal bağlılık üzerinde; mobbingin iş ve kariyerle ilgili engellemeler, öz yaşama bağlılık ve işe bağlılık boyutlarının devam bağlılığı üzerinde etkisi olduğu tespit edilmiştir.
Ergenlerde psikolojik iyi olma ve şükür arasındaki ilişki üzerine bir araştırma Diyarbakır örneği
Bu çalışmanın amacı ergenlerin psikolojik iyi olma durumları ile şükretme davranışı arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Araştırma ilişkisel tarama modeline uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini 2018-2019 eğitim – öğretim yılında Diyarbakır ilindeki bazı ortaöğretim kurumlarında eğitim gören 601 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Psikolojik İyi Olma Ölçeği ve Takdir Etme ve Şükür Ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS 22.0 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma verilerine göre ergenlerin psikolojik iyi olma düzeyleri ve şükretme arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Araştırmanın ilk bölümünde araştırmayla ilgili genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde psikolojik iyi olma, şükür ve ergenlik kavramları ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkilere ait bilgiler yer almıştır. Dördüncü bölümde bulgular, ilgili araştırmalar ışığında tartışılmış ve gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur.
Uluslararası bir şirkette farklı kuşaklara ait çalışanların pozitif psikolojik sermaye düzeylerinin incelenmesine yönelik bir araştırma
Günümüzde örgütlerin yapıları değişirken çalışanlarda refah seviyesi ve ömrü uzatan demografik değişiklikler gözlemlenmekte ve iş hayatındaki çeşitli kuşakların çalışma alanlarında çoğu kez anlaşmazlıklar, çatışmalar ve sorunlar yaşandığı görülmektedir. Bu tez çalışması kapsamında pozitif psikolojik sermaye kavramı ile birlikte, alan yazınında iş yaşamında birlikte çalışan kuşaklar hakkında yapılmış mevcut araştırmalara, araştırmaların yöntem ve bulgularına ve aynı zamanda önerilere yer verilmektedir. Tezin konusunu oluşturan pozitif psikolojik sermaye ile kuşaklar kavramları uluslararası bir şirkette yapılan anket araştırması ile incelenmiştir. Yazında her bir kavram ile ilgili yapılmış pek çok araştırma bulunmasına rağmen her iki kavramın birlikte ele alındığı çalışma sayısı oldukça azdır. Dolayısıyla bu çalışmanın bilimsel bilgi birikimine bu anlamda katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kavramlar: Pozitif Psikoloji, Pozitif Psikolojik Sermaye, Kuşaklar
Erdemli liderliğin çalışanların iş tatmini ve performansına etkisinde psikolojik iyi oluşun aracı rolü
Günümüz iş dünyasında etkili ve pozitif liderlik uygulamalarına her geçen gün daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Örgütlerin amaçlarına ulaşmak için ihtiyaç duyduğu unsurların başında gelen çalışanların psikolojik iyi oluş düzeyleri, performansları ve iş tatmin düzeylerini arttırmaları için etkili liderlik uygulamalarını benimsemeleri gerektiği görülmektedir. Bu etkili liderlik yaklaşımlarından biri de erdemli liderliktir. Kişilerin psikolojik iyi olma hali performans ve iş tatminlerini yükseltici etkiye sahip aracı bir unsurdur. Liderler çalışanlarının beklenti, ihtiyaç ve taleplerini önemseyecek, gelişimlerini destekleyecek şekilde davranışlar sergilediği takdirde arzu ettikleri kurumsal amaçları başarıyla gerçekleştirmiş olacaklardır. Yönetim dünyasının karşılaştığı en önemli sorunlardan biri düşük performanslı, memnuniyet derecesi az, işine bağlı olmayan ve dolayısıyla sürekli işten ayrılma niyeti taşıyan, devamsızlık yapan, mutsuz çalışanlarla iş yapmaktır. Bu örgütsel bağlamdaki patolojilerin giderilmesindeki önemli bir unsur yöneticilerin sahip oldukları erdemler ve sergiledikleri erdemli davranışlarıdır. Pozitif psikoloji yaklaşımı altında araştırılan erdemler konusu giderek daha fazla dikkat çekmektedir. Pozitif duyguların inşa edici ve genişletici etkisi nedeniyle örgütler, liderlik bağlamında olumlu davranışların sergilenmesini teşvik etmektedir. Bu hususlardan hareketle oluşturulan çalışmada, erdemli liderlik algısının çalışanların performansları, iş tatminleri ve psikolojik iyi oluşları arasındaki etkileşimin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca psikolojik iyi oluşun, erdemli liderliğin performans ve iş tatmini üzerindeki etkisinde aracılık rolü de incelenmiştir. Bu amaçlar beraberinde tasarlanan çalışmada erdemli liderliğin neden önemli olduğu, neden yaygınlaştırılması gerektiği, çalışanların performansları, psikolojik iyi oluşları ve tatmin düzeylerini ne denli etkilediği sorularına yanıt aranmıştır. Nicel araştırma kapsamında yürütülen çalışmada veriler anket formu ile toplanmıştır. Anket formları beş bölümden oluşmaktadır. Anket formunda yer alan ölçekler sırasıyla, Demografik özellikler, Erdemli Liderlik Ölçeği, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, İş Tatmini Ölçeği ve Çalışan Performansı Ölçeğidir. Çalışmada Karabük ilinde demir çelik sektöründe faaliyet gösteren büyük ölçekli bir işletmenin kolayda örneklem yoluyla seçilen 478 çalışanı üzerinde anket yürütülmüştür. Çalışma kapsamında verilerin analizi için geçerlilik, güvenilirlik analizleri keşfedici ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Ayrıca tanımlayıcı istatistikler, değişkenler arasındaki ilişkinin yönü için korelasyon analizi ve yapısal eşitlik modeli analizi yapılmıştır. Araştırma kapsamında AMOS ve SPSS istatistik programları kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, erdemli liderlik boyutları çalışanların psikolojik iyi oluş, iş tatmini ve performanslarını pozitif yönde etkilemektedir. Ayrıca psikolojik iyi oluşun bu değişkenler arasında aracılık rolü oynadığı da tespit edilmiştir. Araştırma neticesine göre örgütlerin erdemli liderlik idaresi altında çalışanlarının etkinlik ve verimliliğe ulaşabileceğini ortaya konmaktadır. Anahtar Kelimeler: Pozitif Psikoloji, Erdemli Liderlik, Psikolojik İyi Oluş, İş Tatmini, Performans
Yetişkinlerde enneagram kişilik özelliklerinin dindarlık ve hayat memnuniyeti ile ilişkisi
Araştırmanın amacı bireylerin Enneagram kişilik özellikleriyle dindarlık ve hayat memnuniyeti düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. İlişkisel tarama yöntemine uygun olarak tasarlanan araştırmada anket tekniği kullanılmıştır. Araştırma örneklemini 18-75 yaş aralığında 324 yetişkin (229 kadın, 95 erkek) katılımcı oluşturmaktadır. Kişisel Bilgi Formu, Enneagram Kişilik Ölçeği, Dindarlık Ölçeği ve Hayat Memnuniyeti Ölçeği'ni içeren araştırma anketi; katılımcılara Google Forms aracılığıyla çevrimiçi olarak ulaştırılmıştır. Veri analizi IBM SPSS 25.0 programı ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler çözümlenirken Pearson Korelasyon Katsayısı, bağımsız gruplar t-testi, Anova ve Post Hoc testlerden LSD ile analizler yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre yaş ile dindarlık arasında pozitif ilişki vardır, yaş arttıkça dindarlık seviyesi de artış göstermiştir. Yaş ile tip 4, 5, 6, 7 ve 9 arasında negatif ilişki vardır, yaş arttıkça bu tiplere ait özellikler azalmaktadır. Erkek katılımcılar, kadınlara göre daha fazla tip 3 ve 8'in özelliklerine sahip bulunmuştur. Ekonomik durum ile hayat memnuniyeti arasında pozitif ilişki vardır, katılımcıların varlıkları arttıkça hayat memnuniyeti düzeyleri de artış göstermiştir. Ekonomik durum ile dindarlığın bilgi-ibadet boyutu arasında pozitif ilişki vardır. Eğitim düzeyi ile tip 1, 2, 4, 6 ve 7 Enneagram tipleri arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca Enneagram kişilik tipleri, dindarlık ve hayat memnuniyeti düzeyleri arasında da bazı anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Buna göre bireylerin dindarlık seviyesi arttıkça, tip 1'e ait özellikleri artış göstermektedir. Tip 1 ile dindarlık arasında pozitif ilişki vardır. Katılımcıların dindarlık seviyesi artış gösterdikçe, hayat memnuniyeti düzeyleri de artış göstermektedir. Hayat memnuniyeti düzeyi ile tip 5 hariç tüm tiplerin de pozitif yönde anlamlı ilişkisi olduğu bulgulanmıştır. Elde edilen bulgular Enneagram kişilik tipleri, dindarlık, hayat memnuniyeti ve demografik değişkenler arasında bazı anlamlı ilişkilerin var olduğu sonucunu göstermiştir.
Algılanan örgütsel politika ile pozitif psikolojik sermayenin iş tatmini, işten ayrılma niyeti ve örgütsel sessizlik üzerine etkisi: Afyonkarahisar örneği
Bu çalışmada algılanan örgütsel politikanın iş tatmini, işten ayrılma niyeti ve örgütsel sessizlik üzerindeki etkisi ve bu etkide çalışanların pozitif psikolojik sermayelerinin aracı etkisi incelenmiştir. Araştırma kapsamında kolayda örnekleme yöntemiyle Afyonkarahisar'da kamuda ve özel sektörde 660 çalışana anket uygulanmıştır. Anket sonuçları ilk olarak demografik değişkenlere yönelik bağımsız örnek t testi ve ANOVA testi, daha sonrasında yapısal eşitlik modeli ile SPSS 25 ve AMOS 25 programları kullanılarak analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Kurulan yapısal eşitlik modelinin analizi neticesinde algılanan örgütsel politikanın pozitif psikolojik sermaye, iş tatmini ve örgütsel sessizlik üzerinde negatif; işten ayrılma niyeti üzerinde ise pozitif etkisi tespit edilmiştir. Pozitif psikolojik sermayenin ise örgütsel sessizlik ve işten ayrılma niyeti üzerinde negatif; iş tatmini üzerinde pozitif etkisi tespit edilmiştir. Bununla birlikte çalışma kapsamında algılanan örgütsel politikanın genel politik davranış, ilerlemek için gerekeni yapmak ve ücret ve terfi politikaları alt boyutlarının, pozitif psikolojik sermayenin özyeterlilik, umut, iyimserlik ve dayanıklılık alt boyutları; örgütsel sessizliğin kabullenici sessizlik, korunmacı sessizlik ve korumacı sessizlik alt boyutları; iş tatmini; işten ayrılma niyeti üzerindeki etkileri incelenmiş ve alt boyutlara yönelik tespit edilen bulgular yorumlanmıştır. Ayrıca pozitif psikolojik sermayenin ve alt boyutlarının örgütsel politikanın iş tatmini, işten ayrılma niyeti ve örgütsel sessizlik üzerindeki etkide kısmi aracılık rolü tespit edilmiştir. Yani algılanan örgütsel politikanın iş tatmini, işten ayrılma niyeti ve örgütsel sessizlik üzerindeki olumsuz etkilerini çalışanların pozitif psikolojik sermayelerinin kısmen azalttığı tespit edilmiştir.