Readiness
Bu konu başlığı altında 85 tez
İlkokul öğrencilerinin kendi kendine öğrenme becerilerinin geliştirilmesine yönelik öğretici destekli bir model önerisi
Araştırmanın genel amacı, ilkokul 1.-4.sınıf öğrencilerinin kendi kendine öğrenme (KKÖ) becerilerinin betimlenmesi ve bu becerilerin geliştirilmesine yönelik ilkokul 1.-4.sınıf öğrencileri için öğretici destekli bir model geliştirmektir. Araştırmanın modeli eylem araştırmasıdır. Araştırma eylem araştırması uygulanmasından önce ve eylem araştırması uygulama süreci olmak üzere iki aşamadan oluşmaktadır. Uygulama öncesinde ilköğretim 1.-5.sınıf öğretmenleri ile KKÖ'yü nasıl betimlediklerine ve sınıflarında öğrencilerinin KKÖ becerilerini geliştirmek için neler yaptıklarına yönelik görüşleri alınmıştır. İlkokul 1.-4.sınıf öğretmenlerinin derslerinde, öğrencilerinin KKÖ becerilerini geliştirmeye yönelik yaptıkları uygulamaların ve bu sınıf düzeylerindeki öğrencilerin sınıf ortamında kazandıkları KKÖ becerilerinin belirlenebilmesi için gözlemler yapılmıştır. İlkokul 1.-4.sınıf öğretmenleri, velileri ve öğrencileri ile görüşmeler yapılmıştır Öğretmenler ve veliler ile KKÖ'yü nasıl betimlediklerine, bu sınıf düzeylerindeki öğrencilerin KKÖ becerilerinin neler olduğuna, öğretmenlerin sınıflarında öğrencilerinin; velilerin ise evde çocuklarının KKÖ becerilerini desteklemek ve geliştirmek için neler yaptıklarına, onların bu becerilerinin geliştirilmesinin önündeki engellerin neler olduğuna ve bu sorunların çözümüne yönelik görüşleri alınmıştır. Belli ölçütlere göre seçilen ilkokul 1.-4.sınıf öğrencilerinin de KKÖ'nün ne demek olduğuna ve sahip oldukları KKÖ becerilerine yönelik görüşlerini belirlemek için görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın birinci aşamasında; öğretmen, öğrenci ve veli görüşleri ile sınıf içerisinde yapılan gözlemler doğrultusunda 1-4. sınıf öğrencilerine yönelik olarak iki boyutlu KKÖB (kendi kendine öğrenme becerileri) listesi oluşturulmuştur. KKÖB, KKÖ'ye hazırbulunuşluk becerileri ve KKÖ'yü yürütme becerileri olmak üzere iki boyuttan oluşmaktadır. Bu aşamada KKÖB'den biri olan KKÖ hazırbulunuşluk becerileri ile ilgili olarak öğrencilerin en fazla sorun yaşadığı gözlendiği için araştırmanın ikinci aşamasında KKÖ hazırbulunuşluk becerileri esas alınarak 4. sınıf düzeyinde yedi hafta süresince eylem araştırmasının uygulaması yapılmasına karar verilmiştir. Eylem araştırması uygulama sürecinde açık uçlu sorulardan oluşan anket, yarı yapılandırılmış görüşmeler, gözlem formu ve ders video kayıtları, alan notları ve araştırmacı günlüğü, haftalık ders planları, ders ses kayıtları, öğrenci çalışma kağıtları, geçerlik ve güvenirlik komitesi kayıtları ve Kendi Kendine Öğrenme Hazırbulunuşluk Becerileri özdeğerlendirme formu ile toplanmıştır. Araştırmanın uygulama sürecinden elde edilen bulgular öğrencilerin KKÖ hazırbulunuşluk becerilerini kullanmalarında artış sergilendiğini göstermiştir. Öğrenciler bu süreçte en kolay öğrenme ihtiyaçlarını belirleme ve öğrenme kaynaklarını yönetme becerilerini kullanmışlar; en zorlandıkları öğrenme becerileri ise öğrenme amaçlarını belirleme becerileri olmuştur. Bununla birlikte öğrenme kaynaklarını yönetme ve iletişim kurma becerileri geliştirilmesi amaçlanmayan haftalar da dahil hemen hemen tüm haftalarda kullandıkları gözlenmiştir. Uygulama süreci sonunda öğrencilerle ve sınıf öğretmeni ile gerçekleştirilen görüşmeler ve öğrencilere uygulanan özdeğerlendirme sonuçları da araştırma kapsamında bu becerilerin geliştirilmesine yönelik gerçekleştirilen uygulamanın etkili olduğunu göstermiştir. Uygulama öncesinde ve uygulama sürecinden elde edilen bulgular doğrultusunda ilkokul öğrencilerinin kendi kendine öğrenmelerine yönelik öğretici destekli bir model geliştirilmiştir. Bu KKÖ modelinin uygulanma koşulları ve modelin boyutları olmak üzere iki temel bileşeni bulunmaktadır. Uygulanma koşulları; KKÖ becerilerini kullanma düzeyleri, öğretmen ve veli desteği ile okul dışı-okul içi öğrenme ortamıdır. Modelin boyutları ise KKÖ hazırbulunuşluk duyuşsal becerileri, KKÖ hazırbulunuşluk bilişsel becerileri ve KKÖ'yü yürütme becerileridir. KKÖ hazırbulunuşluk duyuşsal becerileri öğrenme sorumluluğunu alma, öğrenmeye açık istekli olma ve öğrenmeye değer verme; KKÖ hazırbulunuşluk ise bilişsel becerileri öğrenme ihtiyaçlarını belirleme, öğrenme amaçlarını belirleme, iletişim kurma ve öğrenme kaynaklarını yönetmedir. KKÖ'yü yürütme becerileri ise öğrenme stratejilerini kullanma, işbirlikli öğrenme, eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme, sorun çözme, araştırma, özdeğerlendirme ve akran değerlendirmedir.
Yaşam boyu öğrenmenin çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluk üzerindeki etkileri
Sanayi devrimiyle başlayan teknolojik gelişmeler 20.yüzyılın sonlarında iyice hızlanmıştır. Sanayi ve teknolojideki bu gelişmeler sadece üretim süreçleri ve çalışma hayatında değil sosyal ve kültürel hayatımızda da köklü değişikliklere neden olmuştur. Tüm bu değişimlere ayak uydurabilmek için çeşitli eğitimlere, meslek kurslarına, hizmet içi eğitimlere katılmak gerekli hale gelmiştir. Bu durum da yaşam boyu öğrenme kavramını ortaya çıkarmıştır. Kimi insanlar yaşam boyu öğrenme ve değişimlere ayak uydurmada daha başarılıyken kimi insanlar bu konuda daha yetersiz kalmıştır. Bu bağlamda yaşam boyu öğrenme kavramının nelere bağlı olduğu ve insanların bu konudaki yeterliliklerinin belirlenmesi konusunda çeşitli bilimsel çalışmalar literatürde yerini almıştır. Öte yandan öğretmen ve öğrencinin çeşitli nedenlerle bir araya gelememesi nedeniyle ortaya çıkan uzaktan eğitim kavramı da uzun yıllardır çeşitli şekillerde hayatımızda yer almaktadır. Özellikle 2000'li yıllardan sonra bilgisayar ve internet teknolojilerindeki hızlı gelişimle internet tabanlı uzaktan eğitim yaygınlaşmaya başlamıştır. Kullanımı yavaş yavaş artan çevrimiçi eğitim 2020 yılında tüm dünyayı etkileyen Covid 19 salgını sonrası hızla yayılmıştır. Çevrimiçi öğrenmenin verimini etkileyen unsurları belirlemeye ve çevrimiçi öğrenmenin verimini arttırmaya yönelik çeşitli çalışmalar da yıllar içerisinde literatürde yerini almıştır. Çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluk da çevrimiçi öğrenmenin verimini etkileyen önemli unsurlardan biri olarak ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda bu tez çalışmasında günümüzde eğitimin iki önemli kavramı olan yaşam boyu öğrenme ve çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluk arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu amaçla bu kavramlarla ilgili yapılan araştırmalar ve ölçek çalışmaları incelenmiştir. Literatürde oldukça geniş kabul gören Yaşam Boyu Öğrenme ve Çevrimiçi Öğrenmeye Hazırbulunuşluk ölçekleri aynı anda üniversite öğrencilerine uygulanmıştır. Elde edilen verilerle yaşam boyu öğrenmenin çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluk alt boyutları üzerinde belirleyici etkileri olup olmadığını, varsa hangi boyutlarda etkili olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Bulgular yaşam boyu öğrenmenin çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluk alt boyutları olan bilgisayar/internet öz yeterliliği, öz güdümlü öğrenme, öğrenici kontrolü, öğrenme için motivasyon, çevrimiçi iletişim öz yeterliliği arasında pozitif ve anlamlı bir ilişkisi olduğunu göstermiştir.
İlkokul birinci sınıf öğrencilerinin yazı özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışma ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin bitişik eğik yazı özelliklerini inceleme amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin bitişik eğik yazılarında biçim, hizalama, boşluk, ebat, bitişiklik, eğim, harflerin okunaklılığı değişkenleri açısından incelenmiş ve cinsiyet, açısından karşılaştırılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise öğretmenlerin ilkokula başlama yaşına yönelik görüşleri alınmıştır. Bu araştırmanın evreni Kütahya merkez ilçe ve köylerinde bulunan 12 devlet 2 özel okul belirlenmiştir. Örneklem ise bu okullarda okuyan birinci sınıf öğrencileridir (n=218). Araştırmada elde edilen bulgulara göre ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin bitişik eğik yazılarının biçim, hizalama, boşluk, ebat, bitişiklik, eğim, değişkenleri açısından 72 ay ve üzeri okula başlayan öğrencilerin 60-72 ay aralığında başlayan öğrencilere göre daha avantajlı olduğu görülmüştür. Ele alınan değişkenler açısından cinsiyete dayalı bir farklılık tespit edilmemiştir. Harflerin okunaklılığı ile ilgili olarak "s, ş, k, b, p, r, a, n" harf kalıplarının yazımında zorlandıkları bulgusuna ulaşılmıştır. Öğretmenler, 60-72 aylık öğrencilerin, 72 ay üzeri okula başlayan öğrencilere göre hazırlık bulunuşluk, kas gelişimi, okula uyum açılarından dezavantajlı olduklarını ifade etmişlerdir. Anahtar Kelimeler: İlkokul, öğrenci gelişimi, yazma hataları, birinci sınıf
K-12 öğretmenlerinin harmanlanmış öğretime yönelik hazırbulunuşlukları ve öğretmen görüşleri
Bu çalışmanın amacı, K-12 eğitim ortamlarında görev yapan öğretmenlerin harmanlanmış öğretime yönelik hazırbulunuşluklarının ve görüşlerinin incelenmesidir. Araştırma karma desenli bir çalışmadır. Çalışmanın nicel verileri Çankırı İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı, K-12 seviyelerinde temel eğitim ve ortaöğretim kurumları bünyesinde bulanan okullarda görev yapan farklı cinsiyet, yaş, tecrübe ve branşlardan 556 öğretmenin katılımıyla elde edilmiştir. Ayrıca bu süreçte veri toplama aracı olarak kullanılan Harmanlanmış Öğretime Hazırbulunuşluk Ölçeği'nin Türkçeye çeviri ve adaptasyonu gerçekleştirilmiştir. Bununla birlikte araştırmayı derinleştirmek amacıyla çalışma grubu içinden veri çeşitliliğini sağlayacak özellikte 16 öğretmen seçilmiş ve bu öğretmenlerle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Katılımcıların hazırbulunuşluk düzeylerinin cinsiyete göre erkek katılımcılarda daha yüksek olduğu, yüksek lisans yapanların hazırbulunuşluk düzeylerinin yapmayanlara göre daha yüksek olduğu, branşı sözel ve diğer alanlar olan öğretmenlerin hazırbulunuşluk düzeylerinin branşı sanat- beceri- yetenek alanları olan öğretmenlere göre daha yüksek olduğu, daha önceden harmanlanmış öğrenme ile ilgili deneyimi olan öğretmenlerin hazırbulunuşluk düzeylerinin olmayan öğretmenlere göre daha yüksek olduğu ve daha önce harmanlanmış öğrenme ile ilgili ders/kurs alanların almayanlara göre hazırbulunuşluk düzeylerinin yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca çalışmanın nitel verilerinin analizleri sonucunda elde edilen bulguları desteklediği tespit edilmiştir
Hastane laboratuvarları çalışanlarının işe hazır bulunuşluk durumlarının iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları üzerine etkisi
Bugün hala İSG uygulamalarının maliyet arttıran bir araç ve verimliliğe etkisinin olmadığını düşünen işverenler bulunmaktadır. Ancak bu uygulamalar tam tersine çalışan verimliliğini, motivasyonunu, güvenliğini arttıran, dolayısıyla maliyetleri düşüren verimliliği ve hatta kaliteyi arttıran uygulamalardır. İşe dair bütün olumlu etkileri içinde barındıran İSG konusunda ülkemizde ne yazık ki hastane laboratuvarlarında yapılan araştırmaların sayısı oldukça kısıtlıdır. Bu araştırmada hastane (tıbbi) laboratuvarlarında çalışan sağlık personelinin işe hazır bulunuşluk durumlarının iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarındaki algılarını nasıl etkilediğini ve bu iki değişken arasındaki ilişkiyi ortaya koymaya yönelik bir araştırma yapılmıştır. Araştırmanın amacı hastanelerdeki laboratuvar çalışanlarının işe hazır bulunuşluk durumlarının iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları konusundaki algıları üzerine etkisinin incelenmesidir. Tanımlayıcı araştırma türünde olan çalışmamız da yaş, eğitim durumu, medeni durum gibi demografik değişkenler açısından işe hazır bulunuşluk ve iş sağlığı ve güvenliği algıları arasındaki durum istatistiksel olarak ortaya konulmuştur. Veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, 45 maddelik "Hastanede Çalışan Sağlık Personeli İçin İş Güvenliği Ölçeği" ve 46 maddelik "İşe Hazırlık Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada yüz yüze uygulanan anketlerle toplanan veriler, tanımlayıcı istatistikler, korelasyon analizi, varyans analizi yöntemleri uygulanmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeklerin Cronbach's Alfa değerleri sırasıyla 0.95 ve 0.92 olup yüksek düzeyde güvenilirdir. İşe hazırlık ölçeği puanları ile iş güvenliği ölçeği puanları arasında pozitif yönlü, orta düzeyde güçlü istatistiksel açıdan anlamlı ilişki tespit edilmiştir (r: 0.304; p: 0.012). Bu durum işe hazır bulunuşlukları yüksek olan sağlık çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliği algısının yüksek olduğunu açıklamaktadır.
İlkokula hazır bulunuşluk ile duygu bilgisi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, okul öncesi eğitim kurumuna devam eden çocukların ilkokula hazır bulunuşlukları ile duygu bilgisi arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Korelasyonel araştırma yöntemi ile yürütülen bu çalışmanın evrenini Adana il merkezinde yer alan okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 60-78 aylık çocuklar, onların ebeveynleri ve öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise uygun örnekleme yolu ile belirlenen Adana ili merkez ilçelerinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı anaokullarında 2013-2014 eğitim öğretim yılında eğitim almakta olan 60-78 ay aralığındaki 303 çocuk (160 kız, 143 erkek), onların ebeveynleri ve öğretmenleri oluşturmaktadır. Çalışmaya katılan çocukların ve ailelerinin demografik özelliklerine ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu aracılığıyla toplanmıştır. Çocukların ilkokula hazır bulunuşluğu Marmara İlköğretime Hazır Oluş Ölçeği ile belirlenmiş ve duygu bilgisi Denham Duygu Anlama Testi ile ölçülmüştür. Marmara İlköğretime Hazır Oluş Ölçeği'nin Uygulama Formu çocuklara birebir uygulanırken, Gelişim Formu çocukların öğretmenleri tarafından doldurulmuştur. Denham Duygu Anlama Testi'nin ebeveyn formu çocukların aileleri tarafından doldurulduktan sonra buna bağlı olarak test, çocuklara kuklalar aracılığıyla uygulanmıştır. Denham Duygu Anlama Testi'nin Türkçeye uyarlama çalışmaları araştırmacı tarafından gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, araştırmaya katılan çocuklar Marmara İlköğretime Hazır Oluş Ölçeği ile elde edilen verilere göre ilkokula hazır olarak değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra, Marmara İlköğretime Hazır Oluş Ölçeğinin Uygulama ve Gelişim formu puanlarının yaşa göre anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Altı yaş grubunda yer alan çocuklar, beş ve beş buçuk yaş grubunda yer alan çocuklardan anlamlı şekilde daha fazla hazır oluş puanı elde etmişlerdir. Denham Duygu Anlama Testi'nden elde edilen sonuçlara göre araştırmaya katılan çocukların çoğunun mutlu, üzgün, kızgın ve korkmuş duygularını, bu duyguyu ortaya çıkarabilecek durumlarla karşılaştıklarında ayırt edebildikleri belirlenmiştir. Denham Duygu Anlama Testi puanlarının yaşa göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı saptanırken, çocukların elde ettikleri puan ortalamaları dikkate alındığında yaş arttıkça çocukların aldığı duygu anlama puanlarının arttığı gözlenmiştir. Çocukların Marmara İlköğretime Hazır Oluş Ölçeği Uygulama Formu puanları ile Denham Duygu Bilgisi Testi'nden elde ettikleri puanlar arasında ve Marmara İlköğretime Hazır Oluş Ölçeği Gelişim Formu puanları ile Denham Duygu Bilgisi Testi'nden elde ettikleri puanlar arasında orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı ilişkilerin bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, çocukların Marmara İlköğretime Hazır Oluş Ölçeği Uygulama Formu ve Gelişim Formu puanlarının duygu bilgisi düzeylerine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Yapılan çoklu karşılaştırma testlerinin sonucunda "yüksek" düzeyde duygu bilgisine sahip olan çocukların "orta" ve "düşük" düzeyde duygu bilgisine sahip olan çocuklardan daha fazla Uygulama ve Gelişim Formu puanına sahip olduğu; "orta" düzeyde duygu bilgisine sahip olan çocukların ise "düşük" düzeyde duygu bilgisine sahip olan çocuklardan daha fazla Uygulama ve Gelişim Formu puanına sahip olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: İlkokula hazır bulunuşluk, duygu bilgisi, okul öncesi dönem
Öğretmen eğitiminde standartlaşma ve eğitim fakültelerinin akreditasyon sürecine hazır olma durumu
Bu araştırmada, öğretmen eğitiminde standartlaşma ve eğitim fakültelerinin akreditasyon sürecine hazır olma durumunu öğretim elemanları görüşlerine dayalı olarak incelenmiştir. Araştırma kapsamında konuya ilişkin kuramsal bilgilerin yanı sıra dört farklı üniversitenin (Erciyes Üniversitesi, Ömer Halis Demir Üniversitesi, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi, Kırıkkale Üniversitesi) Eğitim Fakültesinde görev yapan 20 öğretim elemanı ile görüşme yapılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden "görüşme tekniği" ve "doküman analizi" kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, kolay ulaşılabilirlik ve güvenirliliği artırmak açısından amaçlı durum örneklemesi kullanılarak belirlenmiştir. Her biri 20-30 dakika süren görüşmelerde uzmanlara 15 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış bir görüşme formu uygulanmıştır. Görüşme sonucunda elde edilen veriler, içerik analizi ile çözümlenerek, uzmanlar tarafından ifade edilen görüşler anlam bakımından sınıflandırılıp aynı anlama gelebilecek görüşler bir grup altında toplanarak sayısallaştırılmıştır. Bu çalışma gerek kullanılan yöntem ve gerekse çıkan sonuçlar bakımından, alanyazındaki benzer çalışmalardan farklılık göstermektedir. Çalışma kapsamında öğretmen eğitiminde standartlaşma kavramı ile eğitim fakültelerinin akreditasyonuna ilişkin kurumsal açıklamalar ile standartlaşma ve akreditasyon arasındaki ilişki açıklanarak, Eğitim Fakültelerinde görev yapan öğretim elemanlarının bu sürece hazır olma durumları ortaya çıkarılmıştır. Elde edilen sonuçlar, öğretmen eğitiminde belirli düzeyde standartlaşma olması gerektiğini ortaya koymaktadır. Eğitim Fakültelerinde görev yapan öğretim elemanları, akreditasyonun eğitim fakülteleri açısında gerekli olduğuna ve akreditasyonun bir kalite göstergesi olduğuna inandıkları ortaya çıkmıştır. Öte yandan öğretim elemanları akreditasyon için altyapı bakımından bazı zorluk ve eksikliğin olduğuna değinmişlerdir. Elde edilen bir diğer sonuca göre öğretim elemanlarının akreditasyon çalışmalarına ilgi duydukları ve akreditasyonun nitelikli öğretmen yetiştirme açısından önemli olduğuna inandıkları ortaya çıkmıştır.
Öğretim elemanlarının çevrimiçi öğretime hazırbulunuşluklarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, öğretim elemanlarının çevrimiçi öğretime yönelik hazırbulunuşluklarının belirlenerek çeşitli değişkenler açısından incelenmesi ve hazırbulunuşluğu etkileyen faktörler konusunda öğretim elemanlarının görüşlerinin ortaya çıkarılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda sıralı açıklayıcı karma araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırma, 105 öğretim elemanının katılımı ile yürütülmüştür. Araştırmada nicel verilerin toplanmasında "Öğretim Elemanlarının Çevrimiçi Öğretime Hazırbulunuşluk Ölçeği" kullanılmıştır. Nitel verilerin toplanmasında ise araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formundan yararlanılmıştır. Verilerin analizinde, betimsel istatistikler, bağımsız gruplar için t-Testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile iki sürekli değişken arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz yönteminden faydalanılmıştır. Araştırmanın nicel bulgularına göre, demografik özelliklerden yaş faktörü açısından öğretim elemanlarının ölçek toplam puanları arasında bir ters ilişki vardır. Mesleki deneyim değişkeni açısından bakıldığında ise, 0-10 yıl deneyime sahip öğretim elemanları ile 11-20 yıl deneyime sahip öğretim elemanları arasında anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın bir diğer önemli bulgusu, katılımcıların %79,99'u öğretim elemanlarının çevrimiçi öğretime hazırlanma sürecinde en çok tercih ettikleri destek türleri sorusuna "Öğretim elemanı/akran danışmanlığı" cevabını vermiş olmalarıdır. Nitel bulgularda ise öğretim elemanının çevrimiçi öğretimde başarılı olabilmesi için "iletişim becerisi", "pedagojik yetkinlikler" ve "ölçme ve değerlendirme becerisi" sahip olması gereken yeterlilikler arasında vurgulanmıştır. Bununla birlikte, öğretim elemanları "kurumsal destek" ve "teknolojik okuryazarlık" kategorilerine ilişkin çevrimiçi öğretime yönelik hazırbulunuşluğu doğrudan etkilediği yönünde ortak görüş bildirmişlerdir. Son olarak, çevrimiçi öğretime yönelik hazırbulunuşluğun yüksek olmasında "geçmişte alınan eğitimler", "çevrimiçi öğretim ortamlarındaki deneyimler", "çevrimiçi öğretime karşı motivasyon ve tutum" ve "teknolojiye yatkınlık" kategorilerinin etkili olduğu görülmektedir.
COVID-19 pandemi sürecinde 60-72 aylık çocukların okula hazırbulunuşluk ve öz-düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Covid-19 pandemi sürecinde çocukların okula hazırbulunuşluğu ile öz-düzenleme becerilerini belirlemek ve okula hazırbulunuşluk ile öz-düzenleme becerileri arasındaki ilişkiyi saptamak amacıyla yapılan bu çalışma nicel araştırma yönteminde yürütülmüştür. Araştırma evrenini, 2020-2021 eğitim öğretim yılında Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkamil ilçelerinde bulunan bağımsız anaokulu ve ilkokul bünyesindeki anasınıflarında 2021-2022 eğitim öğretim yılında 1.sınıfa başlayacak hâlihazırda okul öncesi eğitimine devam eden ve etmeyen 60-72 ay arası çocuklar ve anneleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini maksimum çeşitlilik örneklemi yöntemiyle seçilen, 2020-2021 eğitim öğretim yılında eğitime devam etmekte olan alt, orta ve üst sosyo ekonomik düzeyde olduğu belirtilen 2 bağımsız anaokulu ve 3 ilkokul bünyesinde bulunan anasınıflarına devam etmekte olan veya olmayan 140 çocuk ve anneleri oluşturmaktadır. Bu çalışmada veriler çocukların okul olgunluğunu belirlemek amacıyla Hildreth, Griffiths ve McGauvran (1949) tarafından geliştirilmiş, Oktay (1980) tarafından Türkçe'ye uyarlanmış olan "Metropolitan Okul Olgunluğu Testi", çocukların özdüzenleme becerilerini belirlemek için Erol ve İvrendi (2018) tarafından geliştirilen "Öz-Düzenleme Becerileri Ölçeği (Anne Formu)" çocuklara ve aileye ait bilgilerin elde edilmesi için 13 sorudan oluşan ve araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Uygulama sonucunda elde edilen verilerin analizleri SPSS 24.0 programı ile gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, yüzde değerleri gibi betimsel istatistiklerin yanı sıra veriler normal dağılım göstermediğinden parametrik olmayan testlerden Kruskal Wallis H-Testi, Mann Whitney U Testi kullanılmıştır. Ayrıca Metropolitan Okul Olgunluğu Testi ile Öz-düzenleme Ölçeği arasındaki ilişkiler incelenirken Spearman Sıra Farkları Korelasyon Katsayısı analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; Covid-19 pandemi sürecinde çocukların okul olgunluğu test puanları ile anne görüşlerine dayalı öz-düzenleme becerileri toplam puanları arasında pozitif yönde düşük düzeyde ilişki olduğu saptanmıştır (r= .270; p<.01).
Profesyonel kadın voleybolcularda sezon öncesi zihinsel hazır oluş düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışma, Türkiye voleybol liglerinde mücadele eden kadın voleybolcuların, sezon öncesindeki zihinsel hazır oluş düzeylerinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evreni, 2020-2021 sezonunda Sultanlar Ligi, Kadınlar 1. Ligi ve Kadınlar 2. Liginde mücadele eden 1335 sporcudan oluşmuştur. Evrenin tamamına ulaşılamadığından, bu evreni temsil eden örneklem grubu olarak; bu liglerde mücadele eden 353 kadın voleybolcu çalışmaya katılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modeli olup, veriler anket yöntemiyle elde edilmiştir. Veri toplama aracı olarak, Kişisel Bilgi Formu ve sporcuların zihinsel hazır oluşlarını ölçmek için Zekioğlu (2017) ve arkadaşlarının, geliştirmiş oldukları "Zihinsel Hazır Oluş Ölçeği" kullanılmış; elde edilen veriler, bilgisayar ortamında analiz edilmiştir. Veriler normal dağılım göstermediğinden nanparametrik testler uygulanmıştır. Normallik varsayımını sağlamayan değişkenlere ilişkin Mann Whitney U testi, üç veya daha fazla kategorili değişkenlere ilişkin Kruskal-Wallis testi, anlamlı farkın hangi gruplar kaynaklandığı saptamak için Mann Whitney U testi uygulanmıştır. Yapılan analizlerde anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak alınmıştır. Çalışmanın sonunda elde ettiğimiz verilere göre; kadın voleybolcuların mücadele ettikleri lig değişkenine göre gruplar arasında toplam zihinsel hazır oluş puanlarında (p<0.05), odaklanma (p<0.001), motivasyon (p<0.05), korku (p<0.001) ilgi (p<0.001) alt boyutlarında; spor yapma süresi değişkenine göre incelendiğinde, gruplar arasında toplam zihinsel hazır oluş puanlarında (p<0.05), odaklanma (p<0.01) ve korku (p<0.001) boyutlarında; profesyonel yardım alan ve almayanların kadın voleybolcuların toplam zihinsel hazır oluş puanlarında (p<0.001), odaklanma (p<0.001), motivasyon (p<0.05), korku (p<0.001) ve soğukkanlılık (p<0.001) alt boyutlarında; milli sporculuk değişkenine göre incelendiğinde toplam zihinsel hazır oluş puanlarında (p<0.05), zihinsel hazırlık (p<0.05), motivasyon (p<0.05), ilgi (p<0.001) ve soğukkanlılık (p<0.05) alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kadın voleybolcular eğitim değişkenine göre incelendiğinde gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı farklılığa rastlanmamıştır (p>0.05).
Investigating the digital readiness for academic engagement of international university students
"Tell me and I forget, teach me and I remember, involve me and I learn." Benjamin Franklin. Digital technologies are well known for active involvement of learners in the teaching learning process, so digital competence is essential for the university students at any level for both their academic success and for use in their respective careers. The purpose of this study was to investigate digital readiness of international university students for academic engagement. It was conducted at Gaziantep University on international students from Africa, America, Asia and European continents studying at different faculties like education, medicine, theology, engineering and law among others and at different years of study. A quantitative descriptive survey involved 288 students (64.2% male and 35.8% female), questionnaires in 3 different languages i.e. Arabic, English and Turkish language were administered. The instrument contained 17 items derived from Hung and Kim (2018) DRAE scale having 5 subscales; digital media awareness, digital tool application, information seeking skills, information sharing behaviour and digital application usage. The findings revealed that to a large extent the international university students are ready for the digital technologies' utilization in the academic field. Despite the fact that there were some deficiencies at the digital media awareness and digital tool application subscales. The findings showed that there were significant differences (p≤0.05) in participant's gender, geographical region, year, level and faculty of study groups. The researcher recommended provision of extra digital technology related lessons to students, political stability in the Middle East region and increased access to digital technology by students at high school to prepare them their usage at university level. Keywords: Digital readiness, Student engagement, International University students
STEM temelli laboratuvar eğitiminin öğretmen adaylarının STEM hazır bulunuşluk düzeylerine, bilimsel süreç ve karar verme becerilerine etkisi
STEM eğitimi yaklaşımı, fen (science), teknoloji (technology), mühendislik (engineering) ve matematik (mathematics) gibi dört önemli disiplinin bütünleştirilerek uygulamaya konulduğu bir öğretim modeli olarak tanımlanmaktadır. Bilginin gerçek hayattaki problem çözmeye uygulanmasını ön plana alan bu modelde, etkili STEM eğitimi yaklaşımının gerçek hayat sorunlarını, kaygıları, problemleri üzerine odaklanan bir pedagoji içermesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Günümüzdeki hızlı teknolojik gelişmelere ayak uydurmak için şüphesiz STEM eğitimi yaklaşımının önemi artmaktadır. Bu amaçla STEM eğitimi yaklaşımının kapsamını, teorisini ve uygulamalarını tüm eğitim seviyelerinde araştırmak ve öğretim programlarını yaklaşıma uygun olarak yeniden düzenlemek esas olmalıdır. Öğretmenler, 21. yüzyılda birçok zorlayıcı sorumlulukla karşı karşıya kalmaktadır. Bunlardan en önemlisi; belirlenmiş standartlara dayalı eğitim yoluyla öğrencilere en etkili öğrenme etkinlikleri ve dersleri düzenlemektir. STEM eğitimi yaklaşımı, öğretmenlerin bu zorlukla baş etmelerine yardımcı olabileceğine inanılan bir yönelimdir. Bu çalışmanın amacı STEM temelli laboratuvar eğitiminin Fen Bilgisi öğretmen adaylarının STEM hazır bulunuşluk düzeylerine, bilimsel süreç ve karar verme becerilerine etkisinin araştırılmasıdır. Araştırma tek gruplu ön test–son test yarı deneysel desende gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubu Düzce Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği 3. Sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Çalışma grubuna ön test ve son test olarak "Bilimsel Süreç Beceri Ölçeği", "Karar Verme Beceri Testi", "STEM Hazır Bulunuşluk Ölçeği" uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket program kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre STEM temelli laboratuvar eğitiminin öğretmen adaylarının STEM hazır bulunuşluk düzeylerine, bilimsel süreç ve karar verme becerilerine anlamlı düzeyde etkisi olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.
Uyum ve hazırlık çalışmaları programının ilk okuma yazmaya hazıroluşluğa etkisi ve uygulamaya ilişkin öğretmen görüşleri
Bu araştırmada Uyum ve Hazırlık Çalışmaları programının ilk okuma yazmaya hazıroluşluğa etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda ilkokul birinci sınıfa başlayan 61 ? 78 aylık öğrencilerin dinleme, konuşma, okumaya hazıroluşluk, yazmaya hazıroluşluk, görsel algı ve dikkat becerileri; başarı testi, gözlem, görüşme ve doküman analizi teknikleri ile incelenmiştir. Aynı zamanda örneklemde yer alan birinci sınıf öğrencilerinin ilkokula başladıklarındaki okuma yazmaya hazıroluşluk durumları çeşitli değişkenler (sosyo-ekonomik düzey, okul öncesi eğitim, okula başlama yaşı, anne ve baba eğitim durumu) açısından incelenmiştir. Araştırmanın evrenini 2012 ? 2013 eğitim öğretim yılında Sivas il merkezindeki Millî Eğitim Bakanlığına bağlı ilkokulların birinci sınıfları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini farklı sosyo-ekonomik düzeylerde bulunan üç farklı ilkokulun birinci sınıflarında eğitim - öğretim gören 93 birinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Örneklemde yer alan 93 birinci sınıf öğrencisinin 28?i düşük sosyo-ekonomik düzeyde, 32?si orta sosyo-ekonomik düzeyde ve 33?ü yüksek sosyo-ekonomik düzeyde bulunan ilkokulların birinci sınıf öğrencileridir. Araştırmanın örneklemi tabakalı örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Araştırmada, Uyum ve Hazırlık Çalışmaları Programının birinci sınıf öğrencilerinin okuma yazmaya hazıroluşluk düzeylerine etkisini belirlemek için ön test ? son test kontrol grupsuz model kullanılmıştır. Üç aylık Uyum ve Hazırlık Çalışmaları programının başlangıcında ve sonunda birinci sınıf öğrencilerinin dinleme, konuşma, okumaya hazıroluşluk, yazmaya hazıroluşluk, görsel algı ve dikkat becerilerini belirlemek amacıyla ?Öğrenci Bilgi Formu?, ? Metropolitan Okul Olgunluğu Testi?, ?Okuryazarlığa Hazıroluşluk Kontrol Listesi?, ?Yazma Becerileri Dereceli Puanlama Anahtarı?, ?Dinleme Becerileri Kontrol Listesi? kullanılmıştır. Uyum ve Hazırlık Çalışmaları programı kapsamında uygulanan çalışmalardaki öğrenci başarısını belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından oluşturulan ?Etkinlik Takip Çizelgesi? ve puanlama anahtarı kullanılmıştır. Uyum ve Hazırlık Çalışmaları programının birinci sınıf öğrencilerinin dinleme, konuşma, okumaya hazıroluşluk, yazmaya hazıroluşluk, görsel algı ve dikkat becerilerine etkisini öğretmen görüşleri doğrultusunda belirlemek için ?Öğretmen Görüşme Formu? kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Uyum ve Hazırlık Çalışmaları programının birinci sınıf öğrencilerinin dinleme, konuşma, okumaya hazıroluşluk, yazmaya hazıroluşluk, görsel algı ve dikkat becerilerini olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra okul öncesi eğitim alan ve almayan öğrencilerin okuma yazmaya hazıroluşluk ön test puanları okul öncesi eğitim alan öğrenciler lehine farklılaşmıştır. Cinsiyet ve baba eğitim durumu açısından öğrenciler arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Anne eğitim düzeyi ve okula başlama yaşı açısından birinci sınıf öğrencilerinin okuma yazmaya hazıroluşluk durumları anlamlı derecede farklılaşmıştır. Birinci sınıf öğretmenlerinin görüşlerine göre, Uyum ve Hazırlık Çalışmaları programı hakkında yeterince bilgilendirilme yapılmamıştır. Öğretmenlerin Uyum ve Hazırlık Çalışmaları programının, çocukların gelişim özelliklerine uygunluğuna, sınıfların olanaklarına uygunluğuna, program hakkında yapılan bilgilendirmelere ve programın uygulanmasında karşılaşılan sorunlara ilişkin görüşleri sonuçlar bölümde ifade edilmiştir. Bu bulgulara dayalı olarak, ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin dinleme, konuşma, okumaya hazıroluşluk, yazmaya hazıroluşluk, görsel algı ve dikkat becerilerini geliştirmek amacıyla araştırmacılara, öğretmenlere, alan uzmanlarına ve ailelere yönelik öneriler sunulmuştur.
Öğretmen adaylarının çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluk düzeyleri ve bilgi işlemsel düşünme becerilerinin değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluk düzeylerini ve bilgi işlemsel düşünme becerileri düzeylerini; bölüm, sınıf düzeyi, cinsiyet, haftalık internet kullanma süresi ve daha önce çevrimiçi veya çevrimdışı eğitim alıp almadıkları değişkenlerine göre çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluk düzeylerinde anlamlı bir fark olup olmadığını; bölüm, sınıf düzeyi ve cinsiyet değişkenlerine göre bilgi işlemsel düşünme becerilerinde anlamlı bir fark olup olmadığını ve öğretmen adaylarının çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluk düzeyleri ile bilgi işlemsel düşünme becerileri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Bu amaca yönelik olarak, ülkemizde Batı Karadeniz'de bir devlet üniversitesinin Eğitim Fakültesi'nde eğitim görmekte olan tüm bölüm ve sınıf düzeyinde ulaşılan 837 öğretmen adayına Hung vd. (2010) tarafından geliştirilen ve Yurdugül ve Alsancak Sırakaya (2013) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan "Çevrimiçi Öğrenmeye Hazırbulunuşluk Ölçeği" ve Korkmaz vd. (2017) tarafından geliştirilen "Bilgi işlemsel Düşünme Becerileri Ölçeği" uygulanmıştır. Normal dağılım göstermeyen Çevrimiçi Öğrenmeye Hazırbulunuşluk testi verileri parametrik olmayan testlerle analiz edilmiştir. Çevrimiçi Öğrenmeye Hazırbulunuşluk Ölçeği'nden elde edilen verilerin cinsiyete ve daha önce çevrimiçi eğitim alıp almama durumuna göre analizinde Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Bölüm, sınıf düzeyi ve haftalık ortalama internet kullanım sürelerinde ise Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. Farkın kaynağını bulmak için Dunnett's C testi kullanılmıştır. Bilgi işlemsel Düşünme Becerileri Ölçeği'nden elde edilen ve normal dağılım gösteren verilerin analizinde cinsiyet değişkenine göre farkı bulmak için t testi; bölüm ve sınıf değişkenine göre farkı bulmak için ANOVA testi kullanılmıştır. Çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluk düzeyi ile bilgi işlemsel düşünme becerileri arasındaki ilişkiyi bulmak için Pearson Korelasyon Testi kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda, öğretmen adaylarının, çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluğun alt boyutları olan özgüdümlü öğrenme, çevrimiçi iletişim özyeterliği ve öğretmen motivasyonu alt boyutlarında ve tüm ölçeğin test puanında kendilerini ortalamanın üstünde yeterli buldukları ancak bilgisayar ve internet özyeterliği ile öğrenen kontrolü alt boyutlarında kendilerini ortalama düzeyde ne yeterli ne de yetersiz olarak gördükleri bulunmuştur. Bilgisayar ve internet özyeterliği ile öğrenen kontolü alt boyutlarında ve çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluk test puanında bölümler arası anlamlı bir fark vardır ve İngilizce Öğretmenliği öğrencileri bu alt boyutlarda ve ölçek test puanında en yüksek hazırbulunuşluk düzeyine sahiptir. Sınıf düzeyine göre çevrimiçi iletişim özyeterliği, özgüdümlü öğrenme ve bilgisayar ve internet özyeterliği alt boyutları ile çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluk düzeyinde sınıf düzeyine göre anlamlı bir fark oluştuğu ve öğretmen adaylarının çevrimiçi öğrenmeye en az 1. sınıfta en çok 4. sınıfta hazır oldukları söylenebilir. Özgüdümlü öğrenme alt boyutunda kadınların, çevrimiçi iletişim özyeterliği alt boyutunda ise erkeklerin hazırbulunuşlukları daha yüksektir, diğer alt boyutlarda ve ölçek test puanında ise cinsiyetler arasında anlamlı bir fark yoktur. Haftalık ortalama internet kullanım süresinin çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluk düzeyine etkisi yoktur. Daha önce çevrimiçi veya çevrimdışı eğitim almış olmak çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluğu arttırmaktadır. Öğretmen adayları bilgi işlemsel düşünme becerilerinde ve bu becerinin yaratıcılık, problem çözme, işbirliği ve eleştirel düşünme alt boyutlarında kendilerini ortalamanın üstünde yeterli olarak algılamakta, algoritmik düşünme alt boyutunda ise ortalama düzeyde bulmaktadırlar. Bilgi işlemsel düşünme becerileri ve algoritmik düşünme alt boyutu öğretmen adaylarının okudukları bölüme göre değişmektedir. Sınıf düzeyi bilgi işlemsel düşünme becerilerini ve bunun yaratıcılık ve algoritmik düşünme alt boyutlarını 4. sınıflar lehine etkilemektedir. Algoritmik düşünme ve eleştirel düşünme alt boyutlarında erkekler, problem çözme alt boyutunda ise kadınlar kendilerini daha güçlü algılamaktadırlar ancak bilgi işlemsel düşünme becerileri açısından cinsiyetler arasında anlamlı bir fark yoktur. Öğretmen adaylarının çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluk düzeyleri ve bilgi işlemsel düşünme becerileri arasında ilişki yoktur. Öğretmen yetiştiren eğitim fakültelerinin program tasarlayıcılarına öğretmen adaylarının bilgi işlemsel düşünme becerilerinin alt boyutlarını, bilgisayar ve internet özyeterliklerini ve öğrenen kontrolü özelliklerini geliştirecek programlar tasarlamaları, öğretmen adaylarına çevrimiçi aldığı dersleri yansıtıcı değerlendirmeler yapmalarını gerektiren bir ölçme yöntemi uygulamaları önerilebilir. Ayrıca, gelecekteki araştırmalar için çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluğun ve bilgi işlemsel düşünme becerilerinin alt boyutlarının çeşitli demografik özelliklere göre araştırılması, deneysel çalışmalar yoluyla çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluk ve bilgi işlemsel düşünme becerilerinin öğrencilerin ve öğretmen adaylarının performansa dayalı etkisi ve çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluk ile bilgi işlemsel düşünme becerileri arasındaki ilişkinin araştırılması önerilebilir.
İlahiyat fakültesindeki öğrencilerin Kur'ân-ı Kerim Okuma ve Tecvid Dersine yönelik duyuşsal hazır bulunuşlukları (Kastamonu örneği)
Bu çalışmanın ana problemini, "Kastamonu Üniversitesi İlahiyat Fakültesindeki öğrencilerin Kur'ân-ı Kerim Okuma ve Tecvid dersine yönelik duyuşsal hazır bulunuşluk seviyeleri ne düzeydedir?" sorusu oluşturmaktadır. Çalışmanın amacına uygun olarak geliştirilmek istenen "Duyuşsal Hazır bulunuşluk Ölçeği" (DHÖ) çalışmasının ilk aşamasında, alan taraması ve 7 farklı uzman görüşü doğrultusunda, "motivasyon, isteklilik, kaygı" alt boyutundan oluşan 40 maddelik DHÖ oluşturulmuştur. Pilot uygulama kapsamında, "oranlı eleman örnekleme" yöntemiyle seçilen, Kastamonu Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde öğrenim gören 200 öğrenciye geliştirilen DHÖ ile anket çalışması yapılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 22 programı kullanılmış, ölçeğin geçerlik güvenirlik analizleri de (AFA-DFA) yapılarak ölçekteki istenen yapı sağlanmıştır. Araştırmanın modeli olarak; betimsel araştırma yöntemlerinden "genel tarama modeli" esas alınmıştır. Evren örneklem seçiminde örnekleme türlerinden "oranlı eleman örnekleme" yöntemi dikkate alınarak çalışma grubu oluşturulmuştur. Çalışma grubunu, Kastamonu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi hazırlık sınıfı öğrencilerinden 133, 2. sınıf öğrencilerinden 128, 3. sınıf öğrencilerinden 125, 4. sınıf öğrencilerinden 140 olmak üzere toplamda 526 öğrenci oluşturmaktadır. 2018-2019 güz döneminde Kastamonu Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde öğrenim gören çalışma grubuna araştırma kapsamında geliştirilen DHÖ ile anket çalışması yapılmıştır. Elde edilen nicel verilerin SPSS 22 programı ile istatiksel analiz ve çözümlemeleri yapılmış, şu bulgulara ulaşılmıştır. Çalışma grubunun Kur'ân-ı Kerim Okuma ve Tecvid dersine yönelik motivasyon, isteklilik ve kaygı düzeyleri değişkenler bağlamında incelendiğinde; motivasyon isteklilik arasında pozitif yönlü güçlü (r=,732), motivasyon kaygı arasında negatif yönlü zayıf (r=-,276), isteklilik kaygı arasında negatif yönlü orta düzeyde (r=-,376) bir ilişki vardır. Sınıf değişkeninin motivasyon, isteklilik ve kaygı üzerinde; hafızlık eğitiminin isteklilik ve kaygı üzerinde; bir diğer değişken olan özel ders alma durumunun ise motivasyon, isteklilik ve kaygı üzerinde etkisi olduğu görülmüştür. Çalışma hayatına bağlı durum değişkeninin motivasyon, isteklilik ve kaygı, cinsiyet değişkenin sadece kaygı üzerinde etkiliyken yaş aralığı değişkeninin ise motivasyon, isteklilik ve kaygı üzerinde etkisi olduğu saptanmıştır.
Coğrafya öğretmen adaylarının mesleki yeterliklerine yönelik hazır bulunuşluk düzeyleri
Bu araştırmada coğrafya öğretmen adaylarının mesleki yeterliklerine yönelik hazır bulunuşluk düzeyleri ve bunun çeşitli değişkenlerle olan ilişkisi ortaya konulmuştur.Araştırma 2010-2011 eğitim öğretim yılı bahar döneminde 4 farklı üniversitede 4. ve 5.sınıf toplam 252 coğrafya öğretmen adayı ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplamak amacı ile araştırmacı tarafından geliştirilen coğrafya öğretmen adaylarının mesleki yeterliklerine yönelik hazır bulunuşluk düzeyleri ölçeği kullanılmıştır.Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde, bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken durumundaki faktörlere bağlı olarak ikili karşılaştırmalarında t-testi ve/veya Mann Whitney U testi, grup karşılaştırmaları için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve/veya Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Gruplar arası fark bulunduğunda ise farkın kaynağını bulmak için, Scheffe ve/veya Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Veriler arasındaki ilişki düzeyi ise Pearson Korelasyon test tekniği ile belirlenmiştir.Araştırma sonucunda, coğrafya öğretmen adaylarının mesleki yeterliklerine yönelik hazır bulunuşluk düzeylerinin yeterli seviyede olduğu belirlenmiştir. Bunun yanı sıra hazır bulunuşluk düzeylerinin, cinsiyet, öğrenim gördükleri üniversite, sınıf, okul mezuniyet alanı, yaşanılan yerleşim birimi, arazi çalışmalarına katılım durumu gibi değişkenlere göre anlamlı farklılıklar olduğu, mezun olunan okul türü, bölüm tercih sıralaması, iş kaygısı, öğretmenlik yapmayı düşünme ve sosyal kültürel faaliyetlere katılım durumu gibi değişkenlerin mesleki yeterliklerine göre hazır bulunuşluk düzeylerini etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular ışığında öğretmen adaylarının hazır bulunuşluk düzeylerinin geliştirilmesine ve ileride yapılacak bilimsel araştırmalara dair öneriler sunulmuştur.
4+4+4 eğitim sisteminde 60-66 aylık çocukların okula erken başlamasının değerlendirilmesi
İlkokul eğitimi, doğum öncesi dönemden başlayan ve insan hayatının tamamını kapsayan eğitimin önemli bir parçasıdır. İlkokul eğitimi 2012 yılındaki uygulamayla 4+4+4 şeklinde kesintisiz bir şekilde devam etmektedir. Bu sistem gereği 60 ayını tamamlayan çocuklar ilkokul birinci sınıfa başlayabilirler. Çocukların bu yaşlarda ilkokula başlamasının akademik başarılarını ne yönde etkilediği merak konusudur. Eğitsel hedeflerin gerçekleştirilmesi şeklinde ifade edilebilecek olan akademik başarıyı çocuğun bilişsel, sosyal ve duygusal gelişimi etkileyebilmektedir. Bu araştırmanın amacı çocuğun okula erken yaşta başlamasının akademik başarısını ne yönde etkilediğini ortaya çıkarmaktır. Bu amaçla çalışma grubu olarak Kahramanmaraş ili Afşin ilçesindeki 5 ilkokuldan 2012 yılında birinci sınıfa başlayıp 2016 yılında mezun olan 364 tane dördüncü sınıf öğrencisi belirlenmiştir. Veriler İl Milli Eğitim Müdürlüğünden izin alınarak e-okul sistemi üzerinden elde edilmiştir. Nicel bir araştırma olan bu çalışmadaki içerik SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; ilkokula 60-66 aylık başlayan çocukların, 67-72 aylık başlayan çocuklara göre akademik başarılarının daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlardan yola çıkarak 60-66 aylık çocukların ilkokula erken başlaması, okul olgunluğu ve hazır bulunuşluk tamamlanmadığı için bir dezavantaj olarak düşünülmektedir. Okul olgunluğu ve hazır bulunuşluğunu tamamlamış çocukların birinci sınıfa başlaması daha avantajlı görülmektedir.
Ters yüz sınıf modeline ilişkin ortaokul öğretmen ve öğrencilerinin hazır bulunuşluk durumlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ortaokul öğretmen ve öğrencilerinin ters yüz sınıf modeline ilişkin hazır bulunuşluklarının incelenmesidir. Bu araştırma betimsel bir çalışmadır ve tarama modelindedir. Bu çalışmada veri toplama aracı olarak, ortaokul öğrencilerinin ters yüz sınıf modeline hazır bulunuşluklarını belirlemek için Hao'nun (2016) geliştirdiği, Durak'ın (2017) Türkçeye uyarladığı "Ortaokul Öğrencilerinin Ters Yüz Sınıf Modeline Hazır Bulunuşluklarını Belirleme Ölçeği" kullanılmıştır. Ortaokul öğretmenlerinin ters yüz sınıf modeline ilişkin hazır bulunuşluk durumlarını saptamak amacıyla öğrenciler için kullanılan ölçek sorularından uyarlanarak araştırmacı tarafından Ortaokul Öğretmenlerinin Ters Yüz Sınıf Modeline İlişkin Hazır Bulunuşluklarını Belirleme Ölçeği hazırlanmıştır. Ölçek, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Elazığ il merkezinde bulunan beş ortaokulda görev yapmakta olan 233 öğretmene ve bu okullarda okuyan 383 beşinci sınıf öğrencisi ve 362 sekizinci sınıf öğrencisi olmak üzere toplam 745 öğrenciye uygulanmıştır. Araştırmada öğrencilerin ters yüz sınıf modeline ilişkin hazır bulunuşlukları 'öz yönelimli öğrenme, teknoloji öz yeterliği, sınıf içi iletişim öz yeterliği, öğrenme için motivasyon ve ön çalışma yapma yeterliği' olarak beş alt boyutta; öğretmenlerin ise, 'öğrenci kontrol yeterliği, teknoloji öz yeterliği, sınıf içi planlama yeterliği, ön çalışma yapma, kendini geliştirme ve yeniliklere açık olma' olarak beş alt boyutta ayrıntılı olarak incelenmiştir. Yapılan analiz sonuçlarında, ortaokul öğretmen ve öğrencilerinin ters yüz sınıf modeline ilişkin hazır bulunuşluklarının yüksek düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. Çeşitli değişkenlere göre öğretmen ve öğrencilerin ters yüz sınıf modeline ilişkin hazır bulunuşluk durumları incelendiğinde, bilgisayar sahibi olan ve bilişim araçlarını kullanmada kendini yeterli gören öğretmen ve öğrencilerin söz konusu modele ilişkin hazır bulunuşluk durumlarının daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ters yüz sınıf modeli, öz yönelimli öğrenme, teknoloji öz yeterliği, eğitim teknolojisi, ön çalışma yapma yeterliği
Öğrencilerin 9.sınıf coğrafya konularına yönelik hazır bulunuşluk düzeyleri
Bu araştırmanın amacı, öğrencilerin 9.sınıf Coğrafya dersi konularına yönelik hazır bulunuşluk düzeylerini belirlemektir.Öğrencilerin Coğrafya dersi konularına hazır bulunuşlukları ile kişisel değişkenlerden cinsiyet, Coğrafya konularına ilgi, Coğrafya dersini başarma inançları ve Coğrafya öğrenmenin gerekliliği arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını ortaya koymaktır.Öğrencilerin hazır bulunuşluk düzeylerini ölçmek için araştırmacı tarafından başarı testi geliştirilmiştir. Bunun için öncelikle ilköğretim 4, 5, 6, 7 ve 8. sınıf kazanımları incelenerek, bu kazanımlardan 9. sınıf öğrenmeleri için ön koşul olanlar belirlenmiştir. Belirlenen kazanımlara paralel test maddeleri yazılmış, yazılan test maddelerinin kapsam geçerliliği için, uzman görüşüne başvurulmuştur. Test maddelerindeki düzeltmelerden sonra yapılan ön uygulama sonucunda maddeler analiz edilerek, madde güçlük ve ayırt edicilik indeksleri belirlenmiştir.Çalışma, Muğla merkezde bulunan beş ortaöğretim okulunun 9. sınıflarından, rastlantısal yöntemle seçilen, 520 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir.Elde edilen veriler SPSS 19.0 (Statistical Package for Social Sciences) paket programında analiz edilmiştir. Analiz kapsamında, sıklık tabloları, betimleyici istatistikler, pasta ve çubuk grafikler, Kolmogorov Smirnov normallik testi, Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis H testinden faydalanılmıştır.Araştırma sonucunda öğrencilerin 9. Sınıf Coğrafya dersi konularına yönelik hazır bulunuşluklarının yeterli düzeyde olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin hazır bulunuşluk düzeylerinin cinsiyete göre farklılaşmadığı, Coğrafya dersine ilgi, Coğrafya dersini öğrenme gerekliliği ve Coğrafya dersini başarma inancına göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Coğrafya Dersi, Dokuzuncu Sınıf, Hazır Bulunuşluk Düzeyi
Ortaöğretim 9.sınıf öğrencilerinin elektrik ve manyetizma ünitesine hazır bulunuşluk düzeylerini tespit edecek ölçme aracı geliştirilmesi
Bu araştırmanın amacı; 9.sınıf öğrencilerinin, elektrik ve manyetizma konusundaki bilişsel hazır bulunuşluk seviyelerini belirlemede kullanılabilecek, geçerliliği ve güvenirliği çeşitli istatistiksel çalışmalarla ortaya konmuş, nitelikli bir ölçme aracı geliştirmektir. Bu sayede öğretmenler, öğrencilerini tanıma, öğretimi planlama ve öğretim hedeflerini tespit etme konularında öğrencileri ile ilgili ihtiyaç duydukları verileri elde edebileceklerdir.Çalışmanın başında, 9.sınıf fizik dersi programından elektrik ve manyetizma ünitesine ait kazanımlar incelendi. Bu kazanımlara alt yapı oluşturacak ilköğretim 6,7 ve 8. sınıflar ?Yaşamımızdaki Elektrik? ünitelerinin kazanımları uzman görüşü doğrultusunda belirlendi. Bu kazanımlara yönelik hazırlanan soruların oluşturduğu ilk test kapsam geçerliği için uzman görüşlerine sunuldu. Bu aşamada düzeltilmesi gereken maddeler düzeltildi. Son hali verilen test ön deneme grubu olarak seçilen 95 öğrenciye uygulandı. Elde edilen verilerle test maddelerinin ayırt edicilik ve güçlük indeksleri hesaplandı. Bu indeksleri istenen değerde olmayan maddeler düzeltilerek son test elde edildi. Son test ise yine örneklem olarak seçilen 100 tane 9. sınıf öğrencisine uygulandı.Elde edilen yeni verilerle madde istatistikleri hesaplanmış ayırıcılık gücü düşük maddeye rastlanmamıştır. Son testte yer alan maddelerin ortalama ayırt edicilik indeksi 0,38 ortalama güçlük indeksi ise 0,54 olarak bulunmuştur.Ölçme aracının güvenirliğini belirlemek için Cronbach'ın Alpha katsayısı yöntemi kullanılmış ve test maddelerinin güvenirliği 0,741 olarak bulunmuştur. Bu sonuçlar ile testin kullanılabilir olduğu sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Elektrik ve manyetizma, hazır bulunuşluk, ölçme aracı
Sanal dünya ve web temelli öğrenme ortamlarının öğrencilerin akademik başarıları, motivasyonları ve sosyal bulunuşlukları açısından karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı birinci olgunluk düzeyine göre tasarlanmış sanal dünya temelli e-öğrenme ortamı ile web temelli e-öğrenme ortamının öğrenen değişkenlerine (başarı, öğrenme stili, kişilik düzeyi, motivasyon, sosyal bulunuşluk algısı) göre karşılaştırılmasıdır. Araştırmada son test karşılaştırmalı yarı deneysel desen kullanılmıştır. Çalışmada nicel ve nitel yöntemler bir arada kullanılmıştır. Çalışmada nicel ve nitel veriler toplanmış, analiz edilmiş ve bulgular bir araya getirilmiştir. Araştırma evrenini 2011- 2012 Eğitim-Öğretim yılında Atatürk Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü bünyesinde yürütülmekte olan Hemşirelik Lisans Tamamlama Programına kayıtlı yaklaşık 6000 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma örneklemini ise basit rastgelle seçim yolu ile belirlenmiş 600 öğrenci arasından araştırmaya katılıma gönüllü olan 116 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma, 2 haftalık ön hazırlık uygulaması ve 6 haftalık uygulama ile toplam 8 hafta yürütülmüştür. Eşzamanlı ve ayrı zamanlı öğrenme aktiviteleri ile yürütülen uygulamanın sonunda başarı testi uygulanmıştır. Uygulama sürecinde Kolb?un öğrenme stilleri envanteri III, Hacettepe kişilik envanteri, uzaktan eğitime yönelik motivasyon anketi, sosyal bulunuşluk anketi ve görüşme formu üzerinden veri toplanmıştır. Bulgular öğrencilerin web temelli ve sanal dünya temelli ortalamalarda başarıaçısından farklılaşmadığını; öğrenme stili ve kişilik düzeyinin başarı üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığını ortaya koymaktadır. Ayrıca motivasyon ve sosyal bulunuşluk iv anlamında gruplar arasında anlamlı bir fark olmamasına rağmen Second Life ortamındaki katılımcıların bu iki değişken noktasında daha pozitif oldukları bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Sanal Dünyalar, Web Temelli Öğrenme Ortamları, E-Öğrenme, Uzaktan Eğitim, Öğrenen Değişkenleri, 3D Olgunluk Modeli, Second Life
Güzel sanatlar ve spor liseleri 9. sınıf öğrencilerinin keman eğitimi başlangıcındaki hazır bulunuşluk düzeylerine ilişkin öğretmen ve öğrenci görüşlerinin incelenmesi
Güzel Sanatlar ve Spor Liseleri 9. sınıf Öğrencilerinin keman eğitimi başlangıcındaki hazır bulunuşluk düzeylerine ilişkin öğretmen ve öğrenci görüşlerinin incelenmesi üzerine yapılan bir araştırmadır. Veriler anket uygulaması sonucu elde edilmiştir. Araştırma konusu gereği nitel bir araştırmadır.
Montessori yöntemine dayalı öğretim tasarımının birinci sınıf öğrencilerinin hazırbulunuşluklarına matematik ve okuma-yazma becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, alternatif eğitim modelleri arasında yaygın olarak kullanılan Montessori Yöntemi'nin, ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin hazırbulunuşluklarına, matematik ve okuma yazma becerilerine etkisini incelemektir. Araştırma modeli olarak karma yöntem araştırma desenlerinden iç iç geçmiş desen tercih edilmiştir. Çalışmanın nicel kısmında yarı deneysel desen, nitel kısmında ise görüşme ve gözlem kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2017-2018 öğretim yılında, Burdur Altınyayla ilçesinde iki ayrı ilkokula devam eden 23 öğrenci ile deney grubu sınıf öğretmeni ve velileri oluşturmaktadır. Çalışmada uygulanan Montessori Yöntemi'ne dayalı öğretim tasarımının hazırlanmasında ADDIE yaklaşımı temel alınmıştır. 2017-2018 öğretim yılının birinci döneminde deney grubunda Montessori Yöntemi, kontrol grubunda MEB öğretim programı etkinlikleri uygulanmıştır. Araştırmanın nicel verileri, 'Metropolitan Okul Olgunluğu Testi' (Oktay, 1980), 'Erken Matematik Yeteneği Testi' (Erdoğan, 2006) ve araştırmacı tarafından geliştirilen okuma yazma becerileri değerlendirme formları (okuma hızı, okuduğunu anlama, yazma hızı, yazı okunaklılığı değerlendirme formu) kullanılarak elde edilmiştir. 'Metropolitan Okul Olgunluğu Testi' ile 'Erken Matematik Yeteneği Testi (TEMA-3)' ön test ve son test olarak, okuma yazma becerileri değerlendirme formları ise son test ve izleme testi olarak uygulanmıştır. Nitel verilerin toplanmasında öğretmen ve veli görüşme formları, araştırmacı gözlemi (notlar, fotoğraf ve video kayıtları) ve öğretmen günlüğü kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde bağımlı ve bağımsız örneklemler için t-Testi, Mann Whitney U Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmış ve etki büyüklükleri hesaplanmıştır. Nitel verilerin analizinde Miles ve Huberman Modeli kullanılmıştır. Araştırmanın nicel sonuçlarına göre Montessori Yöntemi; hazırbulunuşluluğu, matematik ve okuma yazma becerilerini geliştirmektedir. Nitel araştırma sonuçlarına göre yöntemin bütünleştirilmiş tematik yaklaşımı ile kolay ve kalıcı öğrenme sağladığı, öğrencilerin iletişim, yaratıcı düşünme, karar verme becerileri ile el becerilerini geliştirdiği, öğrenci-öğrenci ve öğrenci-öğretmen-veli işbirliğini artırdığı belirlenmiştir. Araştırmanın nitel sonuçlarının nicel sonuçları desteklediği görülmüştür. İlkokul birinci sınıfta Montesori Yöntemi'nin etkili olduğu görülmüştür. Montessori Yöntemi'nin ilkokulda uygulanması ile ilgili boylamsal çalışmalar yapılabilir.
112 il ambulans başhekimliği servisinde çalışan personellerin afet ve acil durumlara hazırlık düzeylerinin belirlenmesi: Burdur ili örneği
Çalışmanın amacı Burdur ili 112 ambulans servisinde çalışan personellerin afet ve acil durumlara hazırlık seviyesinin belirlenmesidir. Çalışmamızda KARABIYIK tarafından 2010 yılında yapmış olduğu yüksek lisans tezinde geliştirdiği ölçek kullanılmıştır. Çalışmamız on bölümden oluşmaktadır. İlk iki bölümde afet ve acil durum kavramları üzerinde durulmuş ve aralarındaki farklılıklar örneklerle ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise afet yönetimi ve evreleri üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde Türkiye ve dünya üzerinde bazı ülkelerin afet yönetim sistemleri incelenmiştir. Beşinci bölümde Türkiye afet yönetim sisteminde 112 ambulans servisinin yeri ve önemi incelenmiştir. Altıncı bölümde Burdur ilinin afetselliği ve 112 il ambulans başhekimliğinin özelikleri incelenmiştir. Yedinci bölümde araştırmamızın gereç ve yöntemi belirtilmiştir. Çalışmamızın evrenini 112 il ambulans servisinde çalışan 392 kişiden, çalışmamıza katılmayı kabul eden 260 kişi oluşmuştur. Uygulanan ölçekte istatistiksel anlamlılık düzeyi (p<0,005) olarak kabul edilmiştir. Çalışmamızın "Cronbach's Alpha" testi sonucu 0,984 bulunmuştur. Kullandığımız ölçek dokuz kısımdan oluşmaktadır. İlk sekiz kısım afet ve acil durumlara hazırlık kriteri olarak değerlendirilmiştir. Son kısımda çalışmamıza katılan personellerin sosyo – demografik özellikleri incelenmiştir. Çalışmamızın sekizinci kısmında bulgular verilmiştir. Dokuzuncu kısımda bulguların literatürde benzer kaynaklarla karşılaştırılması yapılmıştır. Onuncu kısım sonuç ve önerilerden oluşmaktadır.