Participation

85 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Yerel yönetimlerde katılım ve 6360 sayılı Yasa'nın temsil ve katılım üzerine etkileri: Hatay örneği

Yerel yönetimler, yönetim birimleri olarak halka en yakın olandır. Halkın yönetime katılımının ve yönetimde temsil özelliğinin en iyi şekilde gösterildiği yönetim birimi olarak değerlendirilebilir. Yerel yönetimler, halkın istek ve sorunlarının en doğru ve etkili biçimde çözüme kavuşturulduğu, vatandaşa en yakın yönetim birimleridir. Yerel yönetimler demokrasinin olgunlaşması ve yayılması açısından da önemi olan kurumlardır. Ülkeler halka yakın olabilmek ve halkın merkezi yönetime olan sadakatinin devamlılığı için yerel yönetimleri tercih etmiş ve ülke yönetiminin güçlenmesi için yerel yönetimlerden gelen etkiyi merkezi yönetimde kullanmışlardır. Tarih içerisinde farklı tür ve adlarla süre gelen yerel yönetimler, Türkiye Cumhuriyet' inin kurulmasıyla birlikte daha modern ve işlevsel bir yapıya kavuşmuşlardır. Yerel yönetimlerle birlikte var olan temsil ve katılım olguları da tarih içerisinde büyük gelişim göstermiştir. Demokratikleşme açısından önem arz eden temsil ve katılım olguları, yapılan düzenlemeler ile daha çok uygulanabilen bir hal almıştır. Temsil ve katılımı daha güçlendirme yönünde atılan adımlar demokratikleşme açısından çok büyük önem taşımaktadır. Ancak bu bağlamda, 6360 sayılı Yasa'nın temsil ve katılım süreçlerini zayıflatıcı bir düzenleme olduğunu söylemek mümkündür. Söz konusu Yasa ile Türkiye'nin yerel yönetim yapısında çok önemli değişimler yaşanmış, büyükşehir belediyesi kurulmuş olan illerde il özel idareleri, belde belediyeleri ve köy yönetimlerinin tüzel kişilikleri sonlandırılmıştır. Bu düzenlemelerin elbette ki yerel yönetimlerde temsil ve katılım üzerine olumsuz etkileri ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada 6360 sayılı Yasa'nın temsil ve katılım üzerine olan etkileri Hatay Büyükşehir Belediyesi ve İlçe Belediyeler örneği üzerinden değerlendirilmeye çalışılmıştır.

Belediye meclisiBelediyelerBüyükşehir belediyeleri+6
Semra Cinni
Hatay Mustafa Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitimde veli katılım ölçeğinin spora uyarlanması: Geçerlik ve güvenirlik çalışması

Bu çalışmada, eğitimde veli katılımı ölçeğinin spora uyarlanarak psikometrik özelliklerinin geçerlik ve güvenirlik ölçütlerini sağlayıp sağlamadığı incelenmiştir. Orijinal ölçek Gürbüztürk ve Şad (2010a) tarafından geliştirilmiştir. Veli Katılımı Ölçeği, 5 seçenekli (Her zaman-Hiçbir zaman) Likert tipi bir ölçek olup velilerin çocuklarının eğitimlerine katılım düzeylerini ölçmeyi amaçlayan toplam 8 alt ölçek ve 39 maddeden oluşmaktadır. Ölçeğin uyarlanmasında sırasıyla kapsam geçerliliği, yapı geçerliliği, yakınsak geçerlilik, ıraksak geçerlilik ve ölçüt geçerliliği analizlerine tabii tutulmuştur. Çalışmada NFI, CFI, GFI, RMSEA uyum indeks değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca ölçeğin güvenirliliği iç tutarlılık katsayısı ve test tekrar test güvenirlik katsayısı hesaplanarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak veri toplama aracının spora uyarlanmış versiyonu için güvenilir ve geçerlik ölçütü olan, uyum indeks değerlerine göre de 36 madde ve 8 faktör olarak iyi uyum gösterdiği tespit edilmiştir.

Ana-babaBeden eğitimiEğitim+5
Ezgi Karaali
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de spor endüstrisi ve spora katılım profilinin belirlenmesi

Spor endüstrisinin son yıllarda yaratmış olduğu üretim boyutu ve istihdam oldukça dikkat çekmektedir. Endüstri içinde spor talebi aktif ve pasif spor talebi olarak sınıflandırılabilir. Spora aktif ve pasif katılımın büyüklüğü ve yarattığı ekonomik değer spor endüstrisinin spor talebi açsından değerlendirilmesi gereken temel parçalarını oluşturur. Bir toplumda spora katılımın araştırılması hem spor endüstrisinin boyutlarını anlamada hem yaratılan ekonomik büyüklüğü değerlendirmede hem de gelecek nesillerin spor katılım konusunda tutumlarının değerlendirilmesi açısından oldukça önemli stratejileri ortaya koyar. Bu araştırmanın amacı, seçilmiş değişkenlere bağlı olarak spora aktif ve pasif katılım profilinin Türkiye ölçeğinde belirlenen illerde ortaya koymaktır. Araştırma sürecinde seçilmiş değişkenlere bağlı olarak spora aktif ve pasif katılımı nelerin belirlediğini ortaya koymak araştırmanın temel amacıdır. Değişkenler; fizyolojik özellikler, mekânların durumu, sosyal etkileşim, psikolojik-rahatlama/stres, ekonomik faktörler, deneyim arama, katılım biçimi, heyecan arama ve kültür öğelerinin spor katılımına etkisini değerlendirmek üzere gruplandırılmıştır. Türkiye'de spora katılım profilini tanımlayan araştırma ve verinin bulunmaması, bu araştırmanın özgün değerini ortaya koymaktadır. Araştırma kapsamında Türkiye İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması esas alınarak 28 il belirlenmiş ve 3555 kişi ile yüz yüze görüşme yapılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen verilerin analizi SPSS (Statististical Package For Social Sciences) 21.0 paket programı kullanılarak, üç farklı analiz tekniğinden (tanımlayıcı istatistikler, t-testi ve ANOVA) yararlanılmıştır. Bu araştırmanın Türkiye'de özellikle spora katılım profilinin ortaya konması açısından spor literatürüne katkı sağlamanın yanı sıra, uygulama alanında çalışan spor yöneticileri, spor pazarlama uzmanları, iletişim uzmanları gibi bireylere ve kurumlara spor ile ilgili politika geliştirme şansı vereceği düşünülmektedir. Ayrıca bu araştırma sonucunda elde edilen veriler üniversiteler, özel sektör, firmalar ve kamu politikasında karar alıcılar için gerek Türkiye'de spor endüstrisinin kavramsal yapısının anlaşılması gerekse de Türkiye'de spora katılım profiline yönelik bir farkındalık yaratacaktır.

KatılımSporSpor endüstrisi+2
Mert Erkan
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kadınların siyasete katılımı ve temsili: Sorunlar ve çözüm önerileri

Türkiye'de geçmişten günümüze kadınların siyasete katılımlarının yeterli olmadığı genel kabul gören bir görüştür. Türk siyasetinde kadınların siyasette yeterince aktif olamaması, bazı hakların pratiğe dönüşebilmesi için hukuki düzenlemelerin yeterli olmadığını göstermektedir. Kadınların katılımının gerçekleşebilmesi için toplumun kendine özgü zaman ve zihniyet değişimine ihtiyaç duyduğu açıktır. Hukuki düzenlemeler katılım hakları için bir önkoşul olmakla birlikte, asıl önemli olan hakların somut ve kitlesel olarak kullanılabilmesidir. Türkiye'deki kadınlar siyasal haklarına kavuştuktan sonra gerek ataerkil sistemin etkisi gerekse hakların yasal olarak düzenlenmiş olmasının rahatlığı ile uzun bir süre eşit siyasal katılım oranına ulaşmak için bir çaba göstermemişlerdir. Dünyanın pek çok ülkesindeki kadınlara göre hukuki olarak siyasi haklarını daha önce elde eden Türk kadınının, aradan geçen zamana rağmen, günümüzde parlamentodaki temsilinin yüzde 20'lere ulaşamamış olması, üzerinde durulması gereken bir konudur. Türkiye'de kadınlar, 1930'larda siyasal haklara kavuşmuş ve ilk kez 1935 seçimleri ile TBMM'ye girmişlerdir. Bu tarihten sonra parlamentodaki kadın vekil oranı sürekli azalmış; ancak 2000'li yıllardan sonra 1935'teki yüzde 4,5'lik kadın temsilci oranı yakalanabilmiştir. Bu çalışmanın temel iddiası, Türkiye'de kadınların siyasi katılımlarındaki yetersizliğin hukuki düzenlemelerden ziyade, topluma hakim olan siyasal kültür ile sosyal ve kültürel kodlarla ilgili olduğudur. Bu amaçla, kadınların katılım ve temsilleri somut verilerle açıklanarak, bu durumun sebeplerini irdelenecektir. Çalışmanın kapsamı, Cumhuriyet sonrası dönemi içermektedir. Çalışma yapılırken nitel araştırma yöntemi kullanılmış; konu ile ilgili literatürün ve belgelerin içerik analizleri yapılmıştır. Aradan geçen seksen beş yılda parlamentodaki kadın temsilci oranının azami yüzde 17'lere ulaşabilmesi; ataerkil toplum yapısı, eğitimsizlik, kadınların ekonomik bağımsızlıklarının olmaması, çevre baskısı, siyasi partilerin ve medyanın olumsuz tutumu, yasal cinsiyet kotasının olmayışı, kadın temsilcilerin sembolik kalması ve kadın konusuna duyarsız olmaları siyasette kadın katılımındaki yetersizliğin en temel sebepleri olarak ortaya çıkmaktadır. Bu tez sayılan problemlere çözüm önerileri sunmaktadır. Anahtar Kavramlar: Siyaset, Siyasal Katılım, Kadınların Katılımı, Kadınların Temsili, Toplumsal Cinsiyet

Kadın politikacılarKadınlarKatılım+4
Hatice Altınova Hancı
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İştirak ve iş ortaklığı yatırımlarının TMS 28, TFRS 11 ve TFRS 12 kapsamında muhasebelestirilmesi ve MSUGT ile karşılaştırılarak temel finansal tablolarda sunumu

İşletmeler ellerindeki likidite fazlasını diğer işletmelerde değerlendirerek gelir elde edebilirler. İşletme diğer işletmeye borç vererek veya öz kaynağına katkıda bulunarak diğer işletmeye yatırım yapar. Verdiği borç karşılığında faiz geliri, diğer işletmenin öz kaynağına yaptığı katkı karşılığında ise temettü, yönetime katılma ve değer artışlarından gelir elde etmeyi bekler. Diğer işletmelere yapılan yatırımların sınıflandırılması, kayıtlarda izlenmesi ve değerlemesinde yatırımı yapan işletmenin bu yatırımı elinde tutmayı düşündüğü zaman, yatırım yapılan işletme üzerindeki kontrol gücü veya önemli etkisinin bulunması gibi konular önemlidir. Yatırım yapan işletme kısa vadeli, spekülatif, amaçlarla bu yatırımı yapmışsa, bu bir finansal varlıktır, TMS 32, TMS 39 veya TFRS 9 ve TFRS 7 standartları çerçevesinde sınıflanır, kayıtlanır, değerlenir, sunumu ve açıklamaları yapılır. İşletmenin diğer işletmenin öz kaynağına uzun vadeli yatırım yapıp bundan temettü, yönetime katılma ve değer artışı kazançları bekliyorsa bu durumda işletme üzerinden kontrol gücü veya önemli etkisinin varlığı önemlidir. İşletmenin yatırım yaptığı işletme üzerinde kontrol gücü varsa, bu bir bağlı ortaklılıktır ve TFRS 3, TFRS 10 TFRS 12 (düzenleyici tarafından gerekli görülüyorsa TMS 27) standartları doğrultusunda sınıflanır, kayıtlanır, değerlenir, sunumu ve açıklamaları yapılır. Diğer taraftan diğer işletme üzerinde önemli etki varsa bu iştirak veya iş ortaklığıdır. TMS 28, TFRS 11 ve TFRS 12 standartları doğrultusunda sınıflanır, kayıtlanır, değerlenir, sunumu ve açıklamaları yapılır. İşletmelere yapılan yatırımlar çok kapsamlı olduğundan çalışmamızda sadece iştirak ve iş ortaklıkların yapılan yatırımların Türkiye Muhasebe /Finansal Raporlama Standartları doğrultusunda sınıflandırılması, kayıtlanması, değerlenmesi ve sunumu konuları ele alınmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde; konuyu açıklayıcı temel kavramlara değinilmiş, ikinci bölümünde; iştirak ve iş ortaklığı yatırımlarının muhasebeleştirilmesi, finansal tablolarda sunumu ve dipnot açıklamalarına yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise; iştirak ve iş ortaklığı yatırımının MSUGT ve TMS/TFRS uygulamalarını açıklayıcı örneklere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Önemli Etki, İştirak, Müşterek Anlaşma, İş Ortaklığı, Müşterek Faaliyet, TMS, TFRS.

Finansal tablolarMuhasebe Sistemi Uygulama Genel TebliğiMuhasebe işlemleri+7
Tuncay Yılmaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Katılım bankalarının kullandırdığı fonların makro iktisadi göstergelere etkisi: Türkiye örneği

Türkiye'de katılım bankaları ve katılım bankacılığına verilen önem son dönemde giderek artmaktadır. Dünyada 20. y.y.'ın ikinci yarısından sonra finansal sistemde kendisine yer bulan faizsiz bankacılık Türkiye'de de son 20 yılda giderek artan payı ile finansal sistemdeki yerini almaya başlamıştır. Buradan hareketle bu çalışmada Türkiye'de ve dünyada katılım bankacılığının gelişimi ve Türkiye'de panel veri analiz yöntemiyle 2010-2017 yılları arası 3'er aylık dönemlere ilişkin veriler kullanılarak katılım bankalarınn kullandırdığı fonların reel makroekonomik göstergeler üzerindeki ( ithalat, ihracat, faiz oranı, ekonomik büyüme, gayrisafi yurt içi hasıla, istihdam, hane halkı tüketim harcamaları ve yatırımlar) etkileri analiz edilmiştir. Analiz sonuçları göstermiştir ki katılım bankalarının kullandırdığı fonlar Türkiye ekonomisinin dış ticaretini, istihdamını, arz ve talep cephesine ilişkin göstergeleri pozitif yönde etkilemektedir.

BankalarFaizsiz bankacılıkFonlar+7
Serkan Varsak
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Katılımcı liderlik anlayışının stres yönetimine etkisi

Günümüzün yaşam koşullarında stresin kaçınılmaz oluşu, stresle etkin olarak mücadele etmeyi bir zorunluluk haline getirmiş ve insanları stresle başa çıkma yolları arayışı içerisine yöneltmiştir.Tıpkı günlük yaşamda olduğu gibi işletmelerdeki çalışma ortamları da stres faktörlerini yoğun olarak bünyesinde barındıran ortamlar olarak karşımıza çıkmakta ve bu nedenle, işletmenin liderleri ya da yöneticileri; çalışanların sağlığını, verimliliğini ve dolayısıyla işletmenin yaşamını olumsuz yönde etkileyen bu durumdan kurtulabilmek amacıyla stres yönetimi etkinliği altında, çalışanlar üzerindeki olumsuz stresi azaltma ya da önleme yöntemleri geliştirme ve uygulama çabası içerisine girmektedirler. Söz konusu çabaların başarıya ulaşması işletmenin yönetim yapısının karakteristik özelliği vb. gibi çok sayıda etkene bağlıdır.Bu çalışmada stres yönetiminin başarısını etkileyen faktörlerden katılımcı liderliğin etkileri ortaya konmuş, yapılan araştırmadan elde edilen bulgular yorumlanarak sunulmuştur. Bu çerçevede ilk olarak katılımcı liderlik ve stres yönetimiyle ilintili kavramlar incelenerek aralarındaki ilişkiler tespit edilmiştir. Daha sonra bu iki kavram arasındaki ilişki açıklanmaya çalışılmıştır.Araştırma bulgularında, katılımcı liderlik anlayışının örgütsel stresi azaltan bir etken olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca yapılan araştırmada işletmede katılımcı liderlik uygulamalarına ilişkin aksaklıklar belirtilmiş ve etkin bir stres yönetimi için, liderlerin çalışanları için neleri yapmaları gerektiği konusunda öneriler sunulmuştur. Sonuç olarak stres çözümünde, katılımcı liderlik anlayışının yaşamsal bir role sahip olduğu unutulmamalıdır.

KatılımLiderlikStres+1
Ali Özbek
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin sportif faaliyetlere katılım düzeyi ve iletişim beceri düzeyleri arasındaki ilişki

Bu araştırmanın temel amacı, ortaokul öğrencilerinin sportif faaliyetlere katılım düzeyi ve iletişim beceri düzeyi arasında bir ilişkinin olup olmadığını yönelik sonuçları bulmaktır. Ayrıca sportif faaliyetlere katılım ve iletişim beceri düzeyi arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığını belirlemektir. Araştırmanın evrenini 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Gaziantep'in merkez ilçelerindeki okullarda öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla Ersanlı ve Balcı (1996) tarafından geliştirilen İletişim Envanteri kullanılmıştır. Araştırma verileri Google Form aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizi için SPSS 22 programından yararlanılmıştır. İstatiksel yöntem olarak One Way ANOVA, post hoc analizi ve pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Yapılan araştırmada sportif faaliyetlere katılım ile iletişim beceri düzeyleri arasında pozitif yönlü ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, sportif faaliyetlere katılım düzeyleri ve iletişim beceri düzeyleri arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sportif faaliyetlere katılım düzeyinde cinsiyetler arası bir farklılık görülmemiştir, iletişim beceri düzeyleri arasında ise kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre daha yüksek puan elde ettikleri görülmüştür. Kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre daha etkili iletişim kurduğu söylenebilir. 12-14 yaş gurubunun 9-11 yaş grubuna göre sportif faaliyetlere daha fazla katılım sağladığı görülmüştür. 5.Sınıfların sportif faaliyetlere katılım düzeyi diğer sınıf gruplarına göre daha düşüktür. Bu durumun ortaokula yeni başlamalarından kaynaklı olduğu söylenebilir. 6.Sınıf öğrencilerinin diğer sınıflara göre daha etkili iletişim kurduğu görülmüştür. Eğitim seviyesi yüksek olan bireylerin çocuklarının sportif faaliyetlere katılım düzeyi ve iletişim becerileri düzeyinin eğitim seviyesi düşük olan bireylerin çocuklarına göre daha fazla olduğu görülmüştür. Aile gelir seviyesi yüksek olan öğrencilerin, aile gelir seviyesi düşük olan öğrencilere göre iletişim becerileri düzeyinin daha yüksek olduğu görülmüştür.

Beden eğitimiGaziantepKatılım+4
Turgut Güney
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönemde çocuğu olan ebeveynlerin çocuklarının oyunlarına katılımları ile çocukların gelişim düzeylerinin incelenmesi

Araştırmada 3-6 yaş aralığında çocuğu olan ebeveynlerin çocuklarının oyunlarına katılımları ile çocukların gelişim düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Çankırı'da ikamet eden 237 çocuk ve 328 ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırma verileri "Aile-Çocuk Bilgi Formu", "Oyuna Katılım Ölçeği" ve "Denver II Gelişim Tarama Testi" ile toplanmıştır. Araştırma sonucunda annelerin çocuklarının oyunlarına katılımı ile çocuğun doğum sırası, annenin yaşı, annenin eğitim durumu, annenin çocuğuyla günlük oyun oynama süresi, annenin oyunun çocuğun gelişimine katkı sağladığını düşünmesi, annenin çocuğuyla özgün oyun tasarlaması ve ailenin gelir düzeyi arasında, babaların çocuklarının oyunlarına katılımı ile sahip olunan çocuk sayısı, çocuğun doğum sırası, babanın yaşı ve babanın çocuğuyla günlük oyun oynama süresi arasında, çocukların gelişim düzeyleri ile anne-babanın yaşı, anne-babanın eğitim durumu, annenin çalışma durumu, annenin oyunun çocuğun gelişimine katkı sağladığını düşünmesi, annenin çocuğuyla özgün oyun tasarlaması ve ailenin gelir düzeyi arasında anlamlı bir farklılık olduğu bulunmuştur. Ayrıca ebeveynlerin çocuklarının oyunlarına katılımları ile çocukların gelişimleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu, ebeveynlerin çocuklarının oyunlarına katılımlarının çocukların gelişim düzeyini yordadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Ana-babaAnne katılımıBaba katılımı+6
Gülsün Deveci Kahraman
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İl spor merkezlerindeki öğrencilerin spora katılım güdüsü ile yaşam doyumu ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırma; İl Spor Merkezleri'ndeki öğrencilerin spora katılım güdüsünün yaşam doyumu ile ilişkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın evrenini, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Yozgat Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesinde bulunan İl Spor Merkezi'ne kayıt yaptıran 290 erkek ve 257 kadın toplamda 547 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemi; Yozgat Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'nde yaz döneminde kayıt yenileyen 247 kadın, 278 erkek toplamda 525 öğrencidir. Bu çalışmada, uygulamalı çalışmalarda kullanılan ölçek yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada; veri toplama aracı olarak, Gill, ve ark. (1983)'nın geliştirdiği, Oyar ve ark. (2001) tarafından Türk popülasyonuna uyarlaması yapılan Spora Katılım Güdüsü Ölçeği (Participation Motivation Questionnaire) (PMQ) ve Gaderman, Reichl ve Zumbo (2009) tarafından geliştirilen 2018 yılında Atalay ve Ekşi tarafından uyarlaması yapılan Yaşam Doyum Ölçeği çocuk versiyonu ile araştırmacı tarafından oluşturulan öğrencilerin yaş, cinsiyet gibi demografik bilgilerini içeren Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise; Çok Yönlü Varyans Analizi (MANOVA), Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), tanımlayıcı istatistiksel teknikler ve Pearson Korelasyon tekniği kullanılarak yapılmıştır. İstatistiksel analiz verilerine göre; yaşam doyumu ile cinsiyet ve sınıf grupları, gelir durumu arasında herhangi anlamlı bir farklılık belirlenmemiştir. Yaşam doyumu ile yaş grubu arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (p<0.05). Öğrencilerin spora katılım güdüsü düzeyleri il spor merkezindeki çalışmalarına katılma sürelerine göre farklılık göstermemektedir. Öğrencilerin, büyük bir bölümünün İl Spor Merkezleri'ni tesis ve malzeme açısından yeterli bulduğu için tercih ettiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak; yaşam doyumu için cinsiyetin bir önemi yokken, spora katılma güdüsünde erkeklerin kadınlara göre daha fazla etkin olduğu söylenebilir. Yaşam doyum ve spora katılım güdüsü düzeylerinde oluşan artışların alt boyutlarda etkili olduğu söylenebilir.

CinsiyetKatılımSpor+3
Yunus Aytaş
Yozgat Bozok University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Takım ve bireysel spor ile uğraşan sporcuların spora katılım motivasyonlarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; Motivasyonun temel problemi davranışa neyin sebep olduğu sorusu ile ortaya çıkmaktadır. Bu soru ile davranışın nasıl başladığına, nasıl devam ettiğine, nasıl değiştiğine ve olası sonuçlarına cevap aranmaktadır. Bu çalışmada Yozgat ili merkez ilçesinde Takım ve bireysel spor ile uğraşan sporcuların spora katılım motivasyonlarının incelenerek, sporda motivasyon çalışma alanlarına alaka duyan akademisyen ve uygulamacılara katkı sağlamak amacı ile yapılmıştır. Araştırmanın Evrenini Yozgat İl'inde bulunan Takım ve bireysel spor ile uğraşan Sporcu öğrenciler arasından rastgele (tesadüfi yol ile) seçilen 189 kadın 247 erkek toplam 436 sporcu gönüllü olarak katılan sporcular oluşturmaktadır. Yozgat ilinin sunduğu koşullar itibariyle Bireysel ve takım sporuyla uğraşan sporculara (Güreş,Hentbol, taekwondo, box,okçuluk,judo, cimnastik, voleybol, basketbol, futbol vb.) ulaşılmaya çalışılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Verilerin toplanmasında Willis (1982) tarafından geliştirilen Türkiye'deki geçerlilik ve güvenilirlik çalışması da Tiryaki ve Gödelek tarafından yapılan (1997) "Spora Özgü Başarı Motivasyonu Ölçeği" kullanılmıştır. Düzenlenen verilerin istatistiksel analizinde IBM SPSS 22 paket programı kullanılmıştır. İlk olarak verilerin dağılımına bakılmıştır ve verilerin normal dağıldığı görülmüştür. Bu sebeple parametrik testler kullanılmıştır. Katılımcıların spora katılım motivasyonlarının cinsiyet, spor branşı, ailede sporla uğraşan bireylerin varlığı durumları açısından anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığı belirleyebilmek için t testi kullanılmıştır. Katılımcıların spora katılım motivasyonlarının yaş, spor yapma yılı, anne- baba eğitim düzeyi, anne-baba mesleği, aile gelir düzeyi ve spor branşına ile ilgili gelecek planı değişkenleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için Anova testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Takım ve bireysel spor ile uğraşan sporcuların spora katılım motivasyonlarını incelemeye ve bununla beraber spora katılım motivasyonlarının çeşitli demografik değişkenler açısından istatistiksel olarak anlamlı farklar olduğu tespit edilmiştir.

Bireysel sporlarKatılımMotivasyon+2
Serdar Kirazlı
Yozgat Bozok University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Babaların emzirmeye ilişkin tutumları, emzirme sürecine katılımları ve bunları etkileyen faktörler

Amaç: Bu araştırma,babaların emzirmeye ilişkin tutumları, emzirme sürecine katılımları ve bunları etkileyen faktörleri belirlemek amacı ile yapıldı. Gereç ve Yöntem: Araştırma, analitik-kesitsel olarak, Aralık 2019- Mayıs 2021 tarihleri arasında, Zonguldak Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde 220 baba ile gerçekleştirildi. Verilerin toplanmasında, tanıtıcı bilgi formu, babaların emzirme tutumu ve katılımı ölçeği kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, Student-t testi, Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis ve Bonferroni testleri kullanıldı. Ayrıca pearson korelasyon, tek yönlü varyans ve çok değişkenli lineer regresyon analizleri yapıldı. Bulgular: Araştırmada, babaların emzirmeye ilişkin tutumları, emzirme sürecine katılımları ve bunları etkileyen faktörler belirlendi. Araştırmaya katılan babalar 34,82±5,24 yaşında ve emzirmeye ilişkin tutum puanı ortalaması 56,24±5,82, emzirme süresine katılım puanı ortalaması 56,85±7,10'dur. Çok değişkenli lineer regresyon analizinde, babaların emzirmeye ilişkin tutum puanını; eğitim durumu, babanın annesinin emizrme sürecine katılımını onaylaması (F=3,324, R2 adj=0,050, p=0,007); babaların emzirme sürecine katılım puanını, aile tipi, emzirme sürecini deneyimle sayısı, emzirme sürecinin deneyimlendiği son bebeğin cinsiyeti, anne sütü ve emzirme ile bilgi alma durumu etkilemektedir (F=11,304, R2 adj=0,158, p<0,001). Sonuç: Bu araştırmaya katılan babaların, emzirmeye ilişkin tutumu negatif, emzirme sürecine katılımları zayıftır. Babaların emzirmeye ilişkin tutumu ve emzirme sürecine katılımı ise, bazı sosyo-demografik ve kültürel faktörlerden etkilenmektedir. Babaların bu özelliklerinin bilinmesi; emzirmede eş desteğinin sağlanmasında ve emzirme oranlarının artırılmasında ebe ve hemşirelerin nasıl bir yol izleyeceğine karar vermesinde önemli katkı sağlayacaktır. Anahtar kelimeler: Babalar, Emzirme, Katılım, Rol, Tutumlar

BabalarEmzirmeKatılım+2
Sinem Gültekin
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel yönetimlerde katılımcı bütçe perspektifinden kent konseylerinin bütçe algısı: Manisa Yunusemre Belediyesi Kent Konseyi örneği

Değişen kamu yönetimi anlayışıyla birlikte yerel yönetim bütçelerinin hazırlanma sürecine vatandaşların doğrudan katılımlarını sağlayan ve kamu harcamalarını izlemelerine olanak sağlayan bir model olarak katılımcı bütçeleme anlayışı gündeme gelmiştir. Toplumun yerel düzeyde katılımcılığını esas alan bu anlayış çerçevesinde halkın katılımının arttırılması ve bütçeleme sürecinde tercihlerini yansıtılmasında kent konseyleri önemli bir adımı oluşturmaktadır. Yerel yönetim bütçelerinin hazırlanması sürecinde kıt kaynakların etkin ve verimli kullanılabilmesi ve denetimlerinin sağlanabilmesi amacıyla katılımcı bütçeleme ile kent konseyleri arasında karşılıklı bir etkileşim söz konusudur. Dolayısıyla, yerel halkın katılımı ile oluşturulan kent konseylerinin bu süreç içerisindeki bütçe algılarını ölçmek ve yeterli bilgi ve beceriye sahip olup olmadığını belirmek çalışmanın odak noktasını oluşturmaktadır. Üzerinde durulması gereken temel nokta kent konseyi üyeleri kararlarını alırken bütçe algıları nasıldır: Bütçeyi biliyorlar mı? Süreci biliyorlar mı? Bunun ölçülmesi önemlidir. Çünkü bütçe ile ilgili bilgi sahibi olmayan bir konsey kıt kaynakların etkin kullanımı için doğru kararlar veremez. Demokrasinin gerçekleşebildiği en temel birimler yerel yönetimlerdeki kent konseyleridir ve kent konseyleri üyeleri bütçe hakkında yeterli bilgi ve beceriye sahip değil ise alınacak kararlarda kamu kaynaklarının israfı söz konusu olabilecektir. Çalışma üç bölümden meydana gelmektedir. İlk bölümde yönetim ve yönetişim kavramlarından hareketle yerel yönetim birimleri hakkında bilgi verilmiş ve katılım kavramı çerçevesinde halkın katılımının arttırılmasını esas alan katılımcı bütçeleme anlayışı ele alınmıştır. İkinci bölümde Türkiye'de katılımcı bütçelemeyi hayata geçirebilecek en önemli kurum olarak kent konseyleri hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır. Kent konseylerinin etkinliğinden bahsedilerek bütçe algıları ortaya konulmuştur. Çalışmanın son kısmında ise Manisa'nın iki merkez ilçesinden biri olan Yunusemre Belediyesi'nin Kent Konseyi üyeleri ile bir anket çalışması yapılmıştır. Elde edilen ve sayısal verilere dönüştürülen bulgular ışığında, SPSS paket programında gerekli analizleri yapılmıştır. Araştırma kapsamında bütçe sürecindeki önemlerinin farkında olup olmadıkları saptanmaya çalışılmış bu bağlamda mevcut bütçe bilgi düzeyleri ortaya konmuş ve öneriler getirilmeye çalışmıştır.

BelediyelerBütçeBütçe sistemleri+7
Sema Çakır
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Katılım bankalarının denetim standartlarına uyum düzeylerinin finansal performans üzerindeki etkisi

Faizsizlik prensipleri doğrultusunda faaliyet gösteren katılım bankaları, bankacılık sektörü dolayısı ile ülkemiz ekonomisi açısından oldukça büyük önem arz etmektedirler. Faaliyet göstermeye başladığı günden itibaren günümüze kadar ciddi bir büyüme eğilimi gösteren katılım bankacılığı sektörünün, söz konusu büyümeyi sürdürebilmesi ve amaçlarına ulaşması için sağlıklı yürütülen denetim faaliyetine ihtiyaç duyulmaktadır. Ülkemizde faaliyet gösteren katılım bankalarının denetim faaliyetleri henüz faizsizlik prensipleri çerçevesinde gerçekleştirilmemektedir. Uluslararası alanda ise birçok ülkede faizsizlik prensipleri çerçevesinde faaliyet gösteren katılım bankalarının, finansal raporlama ve denetim standartları da faizsizlik prensipleri çerçevesinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bununla birlikte, ülkemizde faaliyet gösteren katılım bankalarının denetim faaliyetleri açısından da faizsizlik prensipleri doğrultusunda yürütülmesi adına Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK), 2019 yılında The Accounting and Auditing Organization For Islamic Financial Institutions (AAOIFI) tarafından yayımlanan denetim stadartlarının çevirisini yaparak, katılım bankalarının ihtiyari kullanımına sunmak üzere, Faizsiz Finans Denetim Standartlarını yayımlamıştır. Çalışmamızın amacı, AAOIFI tarafından yayımlanan söz konusu denetim standartlarını aktif olarak uygulayan ülkelerde faaliyet gösteren katılım bankalarının hem genel denetim standartlarına hem de Faizsiz Finans Denetim Standartlarına uyum düzeylerinde artış yaşanması durumunda finansal performanslarında da artış yaşanıp, yaşanmayacağının tespit edilmesidir. Böylece, ülkemizde faaliyet gösteren katılım bankalarının, KGK tarafından yayımlanan Faizsiz Finans Denetim standartları ile uyumlu denetim faaliyetlerini gerçekleştirmeye başlaması durumunda, finansal performanslarında artış yaşanıp, yaşanmayacağı konusunda öngörü oluşturulmaya çalışılmıştır. Çalışmamız dört bölümden oluşmakta olup, ilk üç bölüm konu ile ilgili teorik açıklamaları içermektedir. Dördüncü bölüm ise, ilk üç bölüm kapsamında teorik açıklamalarına yer verilen konuların çalışma amacımız doğrultusundaki etkisini inceleyen uygulamadan meydana gelmektedir. Uygulamada öncelikle, çalışma örneklemimize dahil olan katılım bankalarının denetim standartlarına uyum düzeylerinin tespit edilebilmesi amacı ile 2011- 2020 yılları arasında Durum Analizi (Case Study) Yöntemi kullanılmıştır. Uygulamanın ikinci aşamasında ise, durum analizi aracılığı ile denetim standartlarına uyum düzeyleri tespit edilen katılım bankalarının finansal performanslarının ölçülmesi için ilgili yıllar itibari ile TOPSIS (Technique for Order Preference by Similarity to Ideal Solution) Yöntemi kullanılmıştır. Çalışma sonuçlarımız doğrultusunda, AAOIFI tarafından yayımlanan Faizsiz Finans Denetim Standartlarını gönüllü (aşamalı) olarak uygulayan ve çalışma örneklemimize dahil olan katılım bankalarında, denetim standartlarına uyum düzeyleri arttıkça finansal performanslarında da artış yaşandığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Katılım Bankacılığı, Denetim, Denetim Standartları, Faizsiz Finans Denetim Standartları, Finansal Performans.

BankalarDenetimDenetim standartları+5
İrem Doğan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de ÇED sürecine halkın katılımının etkinliğinin incelenmesi

Bu çalışmada; Türkiye'de yasal olarak uygulanan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) kapsamında, halkın katılımı sürecinin etkinliği araştırılmıştır. Tezin amaçları doğrultusunda; ÇED ve katılımcılıkla ilgili kuramsal çerçeve incelenmiş ve ÇED'in kavramsal temelleri ve ilkeleri ışığında halkın katılımı sürecinin ÇED içerisindeki yeri ve önemi ortaya konulmuştur. Ayrıca, ÇED'in yasal bir uygulama olması nedeniyle, Türkiye'de ve uluslararası düzeyde konunun hukuksal boyutu incelenmiş, bağlayıcı ve yönlendirici hukuki düzenlemeler araştırılmıştır. Tez kapsamında, halkın katılımının etkinliğini belirleme çalışması 18 örnek ÇED süreci üzerinden yürütülmüştür. Farklı sektörler ve farklı bölgelerde, nihai ÇED sürecinin tamamlanmasının ardından uygulamaya geçen projelerin ÇED ve katılım süreçlerinin incelenmesi kapsamında, örneklere ait halkın katılımı toplantısı tutanakları elde edilmiş ve ilgili ÇED raporları ile birlikte incelenmiştir. Çalışma kapsamında iki farklı gruba anket uygulanmış ve seçilen halkın katılımı toplantı tutanaklarından elde edilen nitel verilerin analizi için MAXQDA 2020 programı kullanılarak tema, kategori ve kodlar belirlenmiş, kodların tutanaktaki sıklık değerlerine göre kod bulutu oluşturulmuştur. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, ÇED'in en önemli performans ölçütlerinden biri olan halkın katılımının Türkiye'de daha etkin bir sürece dönüştürülmesi gereksinimi olduğu tespit edilmiş ve güçlendirilmesi gereken konulara yönelik öneriler tartışılmıştır.

KatılımÇED
Fadime Altınkaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Gençlerin gençlik merkezleri faaliyetlerine ilişkin tutumlarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; Gençlerin, Gençlik Merkezleri Faaliyetlerine İlişkin Tutumlarını incelemektir. Gençlerin gençlik merkezleri faaliyetlerine yönelik tutumlarını saptamak için araştırmacı tarafından geliştirilen "Gençlik Merkezleri Faaliyetlerine İlişkin Tutum Ölçeği (GMFİTÖ)" kullanılmıştır. Geliştirilen bu ölçeğin, Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) sonuçları neticesinde 18 maddelik, iki faktörlü bir yapıya sahip olduğu ortaya koyulmuştur. Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı Katılım alt boyutunda .93, Gönüllülük Alt boyutunda .85 ve ölçeğin tamamında ise .93 olan ölçek, varyansın %59.48'ini açıklamaktadır. Tarama modeliyle yapılan bu araştırmada verilerin analizinde anlamlılık düzeyi .05 olarak belirlenmiştir. Ölçeğin alt boyutları "katılım" ve "gönüllülük" olarak belirlenmiştir. Verilerin toplanması aşamasında ölçek, çalışma grubu olan Kocaeli ilinde yaşayan 7 - 29 yaş arasındaki 291'i kadın (%59), 200'ü (%41) erkek olmak üzere toplam 491 gence uygulanmıştır. Verilerin analizinde, Betimleyici İstatistik, Kruskal Wallis testi ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda gençlerin ölçek genelinde gençlik merkezleri faaliyetlerine yönelik tutum puanı ortalamalarının düşük olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca yaş, cinsiyet, gençlik merkezi üyeliği, aile gelir durumu, anne – baba eğitim ve çalışma durumu ile kardeş sayısı durumlarına göre gençlik merkezi faaliyetlerine yönelik tutumlarında anlamlı bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılırken, öğrenim durumu alt problemi katılım boyutunda lise öğrencileri lehine anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmüştür. Elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.

Boş zamanları değerlendirmeGençlerGençlik+3
Ömer Ataç
Düzce University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Çalışanlarının rekreasyon aktivitelerine katılımlarının iş doyumları ve tükenmişlik düzeyleri açısından incelenmesi

İnsanın yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan çalışma hayatının birçok aşamasında olumlu ya da olumsuz durumlar meydana gelmektedir. Olumlu yönleri yaşam kalitesini artırmakta, mutlu birey ve toplumlar oluşmasında önemli yararlar sağlamaktadır. Olumsuz yönleri ise gerek çalışma hayatındaki sıkıntılarının artmasına, gerek çevresindeki insanlara sorumluluklarını yerine getirmede önemli sıkıntılar doğurmaktadır. Bu çalışma hayatı aşamalarında, kişinin rekreatif etkinliklerle; stresini ve sağlık sorunlarını azaltacağı, motivasyonlarını yükselteceği ve pozitif bireyler oluşturacağı gibi özelliklerde önemli yararlar sağlayacağı düşünülmektedir. Çalışmanın amacı, masa başı ve sahada çalışan rekreasyon aktivitelerine katılan bireylerin iş doyumlarının ve tükenmişlik düzeylerinin incelenmektedir. Araştırma kapsamında çalışanların iş doyumlarını ölçmek için Minnesota İş Doyum Ölçeği kullanılmıştır. (Weiss, D. &Dawis, G. England, &Lofquist, 1967) tarafından geliştirilen ölçek (Baycan, 1985) tarafından Türkçeye uyarlanarak geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. (Cronbach alfa = 0,77). Bu çalışmada Minnesota İş Doyum Ölçeğinin Cronbach alfa güvenirlilik katsayısı ise, 0.71 bulunmuştur. Minnesota İş Doyum Ölçeğinin 1-5 arasında puanlanan beşli likert tipi bir ölçeğidir. Alt boyutları olan "içsel doyum" için Cronbach alfa katsayısı 0.68, "dışsal doyum" için Cronbach alfa katsayısı 0.65, "genel doyum" için Cronbach alfa katsayısı 0.66 olarak elde edilmiştir. (Maslach, C. & Jackson, 1981) tarafından geliştirilen ve Maslach'ın adıyla literatüre geçen Tükenmişlik Envanteri yedi dereceli Likert tipi bir ölçek olan bu ölçme aracı toplam 22 madde ve üç alt ölçekten oluşmaktadır. Araştırmanın evreninin Düzce Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Çalışanları oluşmaktadır. Ölçeklerin karşılaştırılması adına Spearman Korelasyon testi uygulanmıştır. Ölçek alt boyutlarına ve diğer değişkenlere yönelik olarak normallik testi yapılmıştır. Verilerin normal dağılım göstermediği tespit edilerek non-parametrik test veri analiz yöntemleri kullanılmıştır. Kullanılan testler ikili karşılaşmalar da Mann-Whitney U ve çoklu karşılaşmalarda Kruskal-Wallis testleri uygulanmıştır. Bu araştırmadaki verilerin analizleri bilgisayar ortamında SPSS 22.0 istatistik programı ile yapılmıştır. Yapılan çalışmada masa başı çalışan bireylerin, sahada çalışan rekreasyon aktivitelerine karılan bireylere göre tükenmişlik düzeyleri daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Yaşamın büyük bir bölümünü kapsayan çalışma hayatı, masa başı ve sahada çalışan bireyler için önemli sıkıntılar doğurmaktadır. Bu sıkıntıların tespit edilmesi ve oluşabilecek problemler hakkında yeni araştırmalar yapılması, daha yaşanabilir ve kaliteli bir ömür geçirilebilme imkanı sağlayacağı düşünülmektedir.

Gençlik ve Spor İl MüdürlüğüKatılımPersonel+5
Taner Kefeli
Düzce University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Ceza Hukukunda şahsi cezasızlık sebepleri

Hukuk kuralları, sonucu yaptırıma bağlanan ve devlet tarafından gözetilen toplumsal ilişkileri düzenleme aracıdır. Hukuk düzeninin yasakladığı fiillerin işlenmesi suçları oluşturur ve suçların yaptırımı cezalardır. Hangi fiillerin suç oluşturduğu ve karşılığında hangi cezaların verileceği kanunlarla belirlenir. Ancak bazı durumlarda izlenen suç siyaseti gereğince, suç oluşturan fiillerin cezalandırılmamaları söz konusu olur. İşlenen fiil kanuni tipe uygun ve hukuka aykırı olduğu yani suç niteliği taşıdığı halde, failin kişisel durumu, özellikleri ve ilişkileri nedeniyle cezalandırılamamasını sonuçlayan hukuki kavrama şahsi cezasızlık sebepleri denilmektedir. Türk Ceza Hukukunda yer alan şahsi cezasızlık sebeplerinin kaynağını Türk Ceza Kanunu, Anayasa ve bazı uluslararası antlaşmalar oluşturmaktadır. Çalışmamızın birinci bölümünde; şahsi cezasızlık sebebi kavramı, düzenlenme gerekçeleri ve suç teorisi içerisindeki konumundan, ikinci bölümünde; şahsi cezasızlık sebeplerinin ceza hukuku ve ceza muhakemesi bakımından ortaya çıkardığı sonuçlar ve benzer kavramlarla olan ilişkisinden, üçüncü bölümünde ise; Türk Ceza Kanunu ile Anayasada yer alan şahsi cezasızlık sebeplerinden ve uluslararası antlaşmaların ortaya çıkardığı özel durumlardan bahsedilecektir.

AkrabalıkCeza hukukuCezasızlık+2
Serdar Raviş
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Participative leadership and employee creativity: The mediating role of organizational identification

This study aimed to evaluate the relationship between participative leadership and employee creativity, focusing on the mediating role of organizational identity. The research was conducted at the Social Security Fund in Tripoli, Libya, from October to November 2024. Data were collected from 200 employees using electronic questionnaires, with demographic information and validated questionnaires assessing participative leadership, employee creativity, and organizational identity. The results showed a statistically significant positive relationship between participative leadership and both organizational identity and employee creativity. Organizational identity was found to play a crucial mediating role in the relationship between participative leadership and creativity. Regression analysis demonstrated that participative leadership significantly influenced employee creativity, both directly and indirectly, through its impact on organizational identity. The results indicate that fostering a participative leadership style enhances employee creativity by strengthening their attachment to the organization. These findings provide valuable insights for improving leadership practices to foster innovation in the workplace.

Participation approachLeadershipEmployee engagement+4
Nasreddeın Alı A Faheıma
Ankara Science University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesinde yaz okulunda faaliyet gösteren sporcuların spora katılım güdülerinin incelenmesi (Elazığ il örneği)

Bu çalışmada Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Bünyesinde Yaz Okulunda Faaliyet Gösteren Sporcuların Spora Katılım Güdülerinin İncelenmesi (Elâzığ İl Örneği) amaçlanmıştır. Çalışmaya Elâzığ Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Bünyesinde açılan 2019 yılı yaz spor okullarında faaliyet gösteren 682 sporcu gönüllü olarak katılmıştır. Veri toplama araçları olarak tarafından hazırlanan, birinci bölümde kişisel bilgiler (yaş, cinsiyet, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, spor branşınız), ikinci bölümde ise; spora katılım düzeylerini belirlemek için, Gill, Gross ve Huddleston (1983) tarafından geliştirilen ve Çelebi (1993) tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan'' Spora Katılım Güdüsü Ölçeği'' kullanılmıştır. Araştırmada SPSS 25 istatistik paket programından yararlanılmış, yüzdeler, dağılımlar, aritmetik ortalama ve standart sapmaları belirlenmiştir. İkili gruplarının karşılaştırılmasında bağımsız gruplar t testi (independentsamples t-testi), gruplar arasındaki farklılıklarda ve çoklu karşılaştırmalarda "ANOVA" testi ve Spora Katılım Güdüsü Ölçeği toplam ve alt boyutları ilişkisinin belirlenmesi gayesiyle Pearson Korelasyon Katsayısı hesaplanmıştır. Araştırmada istatistiksel analizlerin anlamlılık düzeyleri p<0,05'e göre belirlenmiştir. Araştırma bulgularına göre cinsiyet değişkenine göre sporcuların spora katılımında ''Beceri Gelişimi '' en önemli faktör olarak görülmüş ve tüm alt ölçekler açısından ise benzer bir biçimde güdülendikleri söylenebilir. Annesi ilkokul mezunu olan sporcuların Başarı, Takım Üyeliği ve Beceri için spora daha yüksek, babası ilkokul mezunu olan sporcuların Takım Üyeliğinde, üniversite mezunu olanların ise eğlence açısından spora daha çok katılım gösterdiği görülmüştür. Sporcuların branşlarına göre hareket bakımından spora katılımda fark görülmediği tüm alt boyutlardan ise etkilendiği görülmüştür. Sonuç olarak araştırmamızda ailenin eğitim düzeyi düştükçe sporcuların spora katılımı daha çok başarı, kendini kabul ettirme, ailenin eğitim düzeyi arttıkça ise spora katılımı daha çok eğlence amacıyla yaptığı sonucunu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Spor Okulu, Sporcu, Güdü.

ElazığGençlik ve Spor İl MüdürlüğüKatılım+4
Hakan Tan
Fırat University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal sermaye ve eğitim ilişkisi

Sosyal sermaye ve eğitim ilişkisinin aile, sosyal yapı, ilişkiler ve ağlar ile eğitim ortamı ve kültürünün etkileşimi bağlamında değerlendirilmesinin eğitim amaçları ve politikaları açısından önemli sonuçlar ortaya koyabileceği açıktır. Bu bağlamda, literatür taramasına dayalı bu kuramsal araştırmanın amacı, sosyal sermayenin eğitimle olan ilişkisini literatür taramasıyla elde edilen veriler ışığında saptamak ve değerlendirmektir.Tarama modeliyle oluşturulan bu çalışmada, meslek, güven düzeyi ve eğitim seviyesi arasında güçlü bir bağlantı olduğu, eğitim kültürü ve eğitsel faktörlerin sosyal ağlara katılıma, güven kavramına ve sivil katılıma olumlu etkisi olduğu, eğitimin beşeri kalkınmaya etkisi ile güven ve sosyal refah ortamına katkıda bulunduğu, eğitim ortamı, eğitsel faaliyetler, müfredat ve pedagoji başta olmak üzere tüm eğitsel faktörlerin sosyal sermaye oluşumunu etkilediği bulgularına ulaşılmıştır.Çalışmada, ele alınan soruna; bir sosyal sermaye belirleyicisi ve beşeri kalkınma göstergesi olarak eğitimin önemi, sosyal sermaye unsurları, eğitim ve öğretim süreçleri, sosyal uyum ve eğitim politikaları, aile ve sosyal çevrenin eğitim ortamına etkisi başlıkları altında cevap aranmıştır.Sonuç olarak, eğitim ve sosyal sermaye arasında güçlü bir etkileşimin bulunduğu görülmüştür. Eğitim, sosyal becerileri geliştirerek sosyal sermaye birikimine katkıda bulunabilir. Eğitim kurumları, bireylere kültür ve değerlerin aktarılması yanında, bireylerin statü ve gelir düzeyine olan etkisiyle sivil katılıma ve sosyal uyuma etki edebilir. Eğitim kültürünü oluşturan faktörlerin, vatandaşlık eğitiminin boyutlarını olumlu etkileyerek sosyal sermaye düzeyine katkıda bulunabileceği söylenebilir.

EğitimEğitim sosyolojisiGüven+3
Cumhur Günkör
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi kabahat ve suçlarında iştirak ve içtima

Ceza hukukunda kural olarak ne kadar fiil gerçekleşmiş ise o kadar suç vardır ve faile o kadar ceza verilmesi gerekir. Ancak cezada orantılılık ve adalet ilkesi doğrultusunda iştirak ve içtima gibi suçun özel görünüş biçimleri de düzenlenmiştir. Faillerin bir kabahat veya suçta ortak hareket etmeleri suça iştiraki meydana getirir. Kabahat veya suçların bir failde toplanması ise suçların içtimaın konusuna girer. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu vergi kabahati ve vergi suçlarına ilişkin olarak özel hükümler içerdiği için iştirak ve içtimaa ilişkin olarak öncelikle bu hükümler uygulanacaktır. Bununla birlikte genel kanun niteliğinde olduğu için 5326 sayılı Kabahatler Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri de uygulamada yer bulmaktadır. Kabahat ve suçun özel görünüş biçimlerinden olan iştirak ve içtima kavramlarının, vergi ceza hukuku açısından uygulama şekillerinin açıklanmasının amaçlandığı bu çalışmada öncelikle kabahat ve suça ilişkin genel bilgiler verilmiş, daha sonra iştirak ve içtima kavramları; KK, TCK ve VUK hükümleri karşılaştırılarak incelenmiştir.

Kanunlar 5237 sayılıSuçVergi ceza hukuku+5
Muammer Koç
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Spora katılımın akran ilişkileri üzerine etkisinin araştırılması

Bu çalışmanın amacı spora katılımın akran ilişkileri üzerine etkisinin araştırılmasıdır. Çalışmaya 10-15 yaşları arasında 572 (%52,5) erkek, 518 (%47,5) kadın 1090 birey katılmıştır. Katılımcıların akran ilişkilerini değerlendirmek için Atik, Çok, Çoban, Doğan ve Karaman (2014) tarafından Türkçeye uyarlanan "akran İlişkileri Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek 22 maddeden ve 5 alt boyuttan (Birliktelik alt boyutu, Çatışma Alt Boyutu, Yardım Alt Boyutu, Koruma Alt Boyutu, Yakınlık Alt Boyutu) oluşmaktadır. Çalışmanın değerlendirilmesinde SPSS 15 paket programı kullanılmıştır. Verilerin tanımlayıcı istatistikleri alınmış veri analizi yapılmıştır. Veri analizinde ilk önce dağılımın normalitesine bakılmıştır. Normallik dağılımı Shapiro-Wilk testi ile yapılmıştır. Verilerin normallik değerlerini sağlamadığı görülmüştür. Verilerin değerlendirilmesinde Mann-Whitney U ve One Way Anaova testi kullanılmıştır. Fiziksel aktiviteye katılanların genel akran ilişkileri sıra ortalamaları, birliktelik alt boyutu, yardım alt boyutu, koruma alt boyutu, yakınlık alt boyutu sıra ortalamaları fiziksel aktiviteye katılmayanlara göre önemli derecede yüksek bulunmuştur (p<0.05). Çatışma alt boyutunda ise fiziksel aktiviteye katılanların akran ilişkileri sıra ortalamaları katılmayanlardan düşük olmasına rağmen aradaki fark istatistiksel olarak önemli düzeyde değildi (p>0.05). Lisanslı olarak spor yapanların genel akran ilişkileri sıra ortalamaları, birliktelik alt boyutu, koruma alt boyutu sıra ortalamaları fiziksel aktiviteye katılmayanlara göre önemli derecede yüksek bulunmuştur (p<0.05). Yakınlık alt boyutu, çatışma alt boyutu, koruma alt boyutu sıra ortalamaları lisanslı spor yapanlar lehinedir. Yalnız aradaki fark istatistiksel olarak önemli düzeyde değildir (p>0.05). Sonuç olarak spora katılım akran ilişkilerini olumlu yönde etkiliyor denilebilir.

AkranAkran ilişkileriFiziksel aktivite+2
Candan Melek
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim öğrencilerinin spora katılım durumları ve katılımlarını etkileyen faktörlerin bazı değişkenler açısından değerlendirilmesi (Şanlıurfa ili örneği)

Araştırma ortaöğretimde okuyan öğrencilerin beden eğitimi ve spora katılımı ve katılımlarını etkileyen nedenlerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma tarama modelinde bir araştırmadır. Tarama modeli geçmişte var olmuşya da o anda var olan bir durumu var olduğu şekliyle tanımlamayı amaçlayan araştırma yaklaşımıdır. Araştırmanın evrenini, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Şanlıurfa İlinde ortaöğretim 5, 6, 7 ve 8. sınıflarında öğrenim gören öğrenciler, örneklemini ise bu öğrencilerden tesadüfî yöntemle seçilmiş 994 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada verilerin elde edilmesinde toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Anketin anlaşılabilirliği için kapsam geçerliği ve güvenirlilik çalışması yapılmıştır. AnketinCronbach's Alpha güvenirlik katsayısı 0,809 olarak bulunmuştur. Anketler katılımcılarla birebir görüşülerek uygulanmıştır. Bu şekilde 567 kadın, 427 erkek olmak üzere toplam 994 birey anketlere cevap vermiştir. Elde edilen veriler değerlendirilmek için uygun istatistik programa aktarılmıştır. İstatistik işlem olarak frekans (%) dağılımı, çapraz tablo (crosstab) ve ki-kare X2 testleri uygulanmıştır. Araştırmanının sonuçlarına göre, beden eğitimi ve spora katılımı etkileyen nedenlerde cinsiyet değişkenine göre 0,05 anlamlılık düzeyinde istatistiksel olarak farklılıkların olmadığı, okulun bulunduğu yer değişkenine göreise önemli farklılıklar olduğu görülmektedir (p<0,05).

KatılımOrtaöğretimOrtaöğretim öğrencileri+2
Tuba Aykan
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2020
00

Related subjects