Sorumluluk

Bu konu başlığı altında 349 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Silahlı insansız hava araçları kullanılarak gerçekleştirilen ulus-aşırı silahlı çatışmalarda devletin hukuki sorumluluğu

Bu tezde, ulus-aşırı silahlı çatışmalar sırasında bir devletin Silahlı İnsansız Hava Araçlarını kullanarak kendi ülke sınırları dışında gerçekleştirdiği operasyonlar nedeniyle hukuki sorumluluğu konusu incelenmiştir. Bu çerçevede, çalışmada öncelikle Silahlı İnsansız Hava Araçlarının ortaya çıkışı, literatürde yer bulmasına neden olan unsurlar ve bu araçların çalışma kapsamındaki yeri ifade edilmiştir. Çalışmanın odaklandığı ana nokta, Silahlı İnsansız Hava Araçlarının devletler tarafından ulus-aşırı silahlı çatışma olarak kavramsallaştırılan ve uluslararası hukukta yer bulan yeni silahlı çatışma türü kapsamında kullanımı ve bu kullanımın hukuksal açıdan ortaya çıkardığı sorunlardır. Bu sorunlar ise çalışmada uluslararası hukukun bir alanı olarak "sorumluluk" kavramı etrafında incelenmiştir. Dolayısıyla, normatif yönü ağırlıklı olan çalışmada, konunun uluslararası hukuktaki "sorumluluk" açısından ne ifade ettiği, sorumluluğun şartları, sorumluluğu ortaya çıkaran nedenler, sorumluluğu kaldıran nedenler ve telafi yolları açıklanmıştır. Olgusal boyutta ise ABD'nin 2001 ve 2019 yılları arasında Afganistan, Pakistan ve Yemen'de gerçekleştirdiği Silahlı İnsansız Hava Aracı operasyonları ele alınmıştır. Bu ülkelerdeki somut olay incelemelerinin "sorumluluk" açısından ortaya çıkardığı sonuçlar tahlil edilmiştir. Böylece, normatif düzenlemelerin somut olaylarda nasıl karşılık bulduğu tespit edilmeye çalışılıp, bulgular çalışmanın sonuç bölümünde tezin vargıları olarak ortaya konulmuştur.

Amerika Birleşik DevletleriHukuki sorumlulukSilahlı insansız hava araçları+5
Olcay Özkaya
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

İslam Hukukunda sosyal adaletin gerçekleştirilmesinde devletin sorumluluklarıمسئولية الدولة في تحقيق العدالة الاجتماعية في فقه الاسلامي

Büyük maksad (gaye) toplumsal adalette adaleti gerçekleştirmek. İslam fıkhının da arasında bulunduğu devletin bu konuda rolü vardır. Bunu fıkhın ve devletin, gidişatta rota ortaya koymak ve performansta doğru ilerlemeyi ve halklarının isteklerini gerçekleştirmek için açıkça belirtmesi gerekir Şer'i hükümler toplumsal adaleti gerçekleştirebilir mi ? Devletin bu İslam fıkhının ortaya koyacağı ve çerçeve içine alacağı rolü var mıdır? konudauygulamaya elverişli eksiksiz bir teoriyi temsil edebilir mi ? Şer'i hükümler esnasında tatbik ederek Allaha ibadet ettiğimiz önemli halkların ihtiyaçlarını karşılamak olması ve islam'ın bu anılmayı her zaman ve her yerde insanları şaşırtan bu duruma çözüm sunmasına güç yetirmesi 1- İslam sanatında toplumsal adaleti gerçekleştirme araçlarını açıklamak 2-Toplumsal adaleti gerçekleştirmek için islam fıkhını düzenleyen devletin rolünü açıkça ortaya koymak 3- Toplumsal sorunlardan büyük bir sorun için şeri çözüm sunmada katkıda bulunmak Araştırmacı konuya bir metottan çok metotlar izlemiştir. Bunlardan toplumsal adaletin dayanaklarını iyice incelemek ve devletin bunu gerçekleştirmedeki rolünü hedefleyen tümevarım metoduyla birlikte bu işten eksiksiz bir şekilde çıkmak için tümdengelim analiz metotlarını takip etmiştir. Araştırma Konusunun Bölümlendirilmesi: Konu giriş, gelişme ve sonuç dışında 3 bölüme ayrılır. Bu bölüm devletin zekat vergi ve vakıflardaki rolü bir diğeri devletin pazarlardaki kontrolü ve korunmasındaki rolümü açıkça ortaya koyması üçüncüsü adaletle beytul malın rolünün açıklanması 1-İslam devletlerinin islam fıkhında destekleri anında sosyal devleti gerçekleştirmek için gücüne göre çaba harcaması gerekir. 2- Halkların istekleri sosyal adaletin yerleşimi ile en doğru yönüyle Allahın kanunu dışında gerçeklemeyecektir. 3-zekat sosyal adaletin payandalarından en büyüğüdür. Pazarlar ekonomik dengeye bağlıdır.Pazarların iyileştirilmesi için gereklidir. Bu konuda toplumsal adaletin aslını koruyan fıkıhtandır

Ahmad Alhussein
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hizmet ederek öğrenme yaklaşımının sorumluluk ve çevre bilincinin kazandırılmasına etkisi: Ayın değeri örneği

Bu araştırmanın amacı, hizmet ederek öğrenme yaklaşımının sorumluluk ve çevre bilincinin kazandırılmasına etkisini incelemektir. Bu amaçla ortaöğretim kurumlarında uygulamada olan ayın değeri etkinliklerinde hizmet ederek öğrenme yaklaşımı kullanılmış olup bu yolla çevre bilinci ve sorumluluk değerleri kazandırılmaya çalışılmıştır. Araştırmada nitel ve nicel verilerin bir arada kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda tek gruplu ön test son test deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise nicel verileri desteklemek amacıyla araçsal durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırma, 2021-2022 öğretim yılında Batman ilinde bulunan Fatih Anadolu Lisesi'nde yürütülmüştür. Araştırmaya 9,10,11. ve 12. Sınıfta öğrenim gören 82 öğrenci katılmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin toplanmasında "Çevreye Yönelik Tutum Ölçeği" ile "Bireysel ve Toplumsal Sorumluluk Ölçeği" kullanılmıştır. Nitel veri toplama aracı olarak ise araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde bağımlı gruplar t testi uygulanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda kullanılan görüşme formundan elde edilen veriler içerik analizine ve betimsel analize tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda, ayın değeri etkinliklerinde hizmet ederek öğrenme yaklaşımının öğrencilerin sorumluluk ve çevre bilincinde artış sağladığı tespit edilmiştir. Elde edilen nitel bulgular sonucunda öğrencilerin çevre sorunlarının farkına vardıkları, çevre sorunlarına yönelik sorumluluklarını öğrendikleri, sorumluluklarını yerine getirdikleri ve bu konuda doyum sağladıkları tespit edilmiştir.

DeğerlerDeğerler eğitimiHizmet ederek öğrenme+6
Merve Öktüren
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık bilimleri fakültesinde okuyan öğrencilerin bireysel sosyal sorumluluk düzeyleri ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi

Araştırma Türkiye'de bu konuda yeterli sayıda çalışmanın bulunmaması bakımından önemlidir. Bu araştırma Sağlık Bilimleri Fakültesinde okuyan öğrencilerin bireysel sosyal sorumluluk düzeyleri ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma Gaziantep ilinde bir vakıf üniversitesinin Sağlık Bilimleri Fakültesinde Beslenme ve Diyetetik Bölümü (245), Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü (212) ve Hemşirelik Bölümünde (265) okuyan toplam 620 öğrencinin katılımı ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak Eraslan (2011) tarafından geliştirilen Bireysel Sosyal Sorumluluk Ölçeği ve öğrencilerin sosyo-demografik özelliklerini belirlemek amacı ile Tanımlayıcı Özellikler Formu kullanılmıştır. Çalışmaya katılan öğrencilerin %71.5'inin kız, %40.2'sinin dördüncü sınıfta ve %35'nin hemşirelik bölümünde öğrenim görmekte olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin Bireysel Sosyal Sorumluluk Ölçeği puan ortalaması 113.5±12.7 olarak bulunmuş ve öğrencilerin bireysel sosyal sorumluluk düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Beslenme ve Diyetetik bölümünde öğrenim gören öğrencilerin puan ortalamsı (115.5±10.8), Fizyoterapi ve Rehabilitasyon bölümünde öğrenim gören öğrencilerin puan ortalamsı (111.3±13.2) ve Hemşirelik bölümünde öğrenim gören öğrencilerinin puan ortalaması (113.5±13.6) birbirine yakın ve yüksek düzeydedir. Beslenme ve Diyetetik bölümünde öğrenim gören öğrencilerin (115.5±10.8), Fizyoterapi ve Rehabilitasyon bölümünde öğrenim gören öğrencilere (111.3±13.2) göre Bireysel Sosyal Sorumluluk Ölçeği puan ortalaması istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0.05). Kız öğrencilerin (114.5±12.0) erkeklere (111.0±14.2) göre, daha önce sosyal sorumluluk çalışmalarına katılan öğrencilerin (116.0±14.7) herhangi bir sosyal sorumluluk çalışmasına katılmayan öğrencilere (112.5±11.6) göre Bireysel Sosyal Sorumluluk Ölçeği puan ortalaması istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0.05). Anahtar kelimeler: Sosyal Sorumluluk, Bireysel Sosyal Sorumluluk, Hemşirelik, Sağlık

HemşirelikSorumlulukSosyal sorumluluk+1
Hasan Yetiş
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca ayıplı hizmet sebebiyle sorumluluk

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 13 ve 16. maddeleri arasında ayıplı hizmet ve bundan dolayı sağlayıcının sorumluluğu hükümleri düzenlenmiştir. 6502 sayılı kanunda, ayıplı hizmet, sözleşmede belirlenen süre içinde başlamaması veya taraflarca belirlenmiş olan ve objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan hizmet şeklinde tanımlanmıştır. Kanun ayıplı hizmet sonucunda tüketiciye seçimlik haklar sunmuştur. Bu seçimlik haklar; hizmetin yeniden görülmesi, hizmet sonucu ortaya çıkan eserin ücretsiz onarımı, ayıp oranında bedelden indirim veya sözleşmeden dönmedir. Kuşkusuz, hizmetin özüne uygun olan hakkın kullanılması gerekmektedir. Aynı zamanda bu hakkın kullanımı dürüstlük kurallarına da uygun olmalıdır. Tüketici, bu seçimlik haklardan biri ile beraber 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri gereğince tazminat da talep edebilir.

Ayıplı ifaHizmet kusuruHukuki sorumluluk+4
Mustafa Ayverdi
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beş faktör kişilik modeli ile örgütsel muhalefet arasındaki ilişkinin incelenmesi: Algılanan örgütsel desteğin düzenleyici rolü

Geçmişten günümüze yaşamış ve gelecekte yaşayacak bireylerin her birinin kendilerine has özellikleri ve kişilik yapıları olmasına rağmen insanlık ortak davranış kalıplarına sahiptir. Söz konusu davranış kalıplarından biri de bireylerin bulunduğu bağlam ve yaşamış olduğu hayat üzerine karşıt görüşlerini ve eleştirilerini dile getirerek muhalefet göstermesidir. İnsanlığın muhalefet ettiği ortamlardan birisi de çalıştıkları örgütlerdir. Bireylerin sahip oldukları kişilik özelliklerine ve örgütlerinden aldıkları desteğe göre göstermiş oldukları muhalefetin yapısı ve çeşidi değişmektedir. Buradan hareketle bu araştırmanın amacı beş faktör kişilik modeli ve örgütsel muhalefet arasındaki ilişkide algılanan örgütsel desteğin düzenleyici bir rolü olup olmadığını tespit etmektir. Çeşitli sektörlerde istihdam edilen beyaz ve mavi yaka çalışanlardan tek bir zaman diliminde toplanmış olan veriler kullanılarak kişilik boyutları, örgütsel muhalefet ve algılanan örgütsel destek arasındaki ilişkiler tek bir model altında incelenmiştir. Çalışma bağlamında literatür temel alınarak değişkenlerin arasındaki ilişkilerin incelendiği modelin analizi Hayes (2018) tarafından geliştirilen PROCESS Macro ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular incelendiğinde dışa dönüklük kişilik boyutunun açık ve gizli muhalefet ile anlamlı ilişkisinin olmadığı ancak dışsal muhalefet ile anlamlı ilişkisi olduğu bulunmuştur. Algılanan örgütsel desteğin ise bu ilişkide açık muhalefeti arttırdığı ve dışsal muhalefeti azalttığı yönünde düzenleyici rolünün olduğu tespit edilmiştir. Bir diğer kişilik boyutu olan sorumluluk boyutunun örgütsel muhalefet davranışları ile anlamlı bir ilişkisinin olmadığı ancak algılanan örgütsel desteğin açık muhalefeti arttığı yönünde düzenleyici role sahip olduğu tespit edilmiştir. İncelenen son boyut olan yumuşak başlılık kişilik boyutunun açık, dışsal ve gizli muhalefet davranışları ile istatistiksel olarak anlamlı ilişkisinin olduğu ancak algılanan örgütsel desteğin bu ilişkide düzenleyici rolünün olmadığı tespit edilmiştir. Yapılan analizler doğrultusunda örgütleri tarafından desteklendiklerini algılayan bireylerin çalıştıkları örgütlerin yararına hareket ettiği sonucuna yapılan analizler doğrultusunda ulaşılmıştır. Buradan hareketle yöneticilerin çalışanlarına yönelik olan tutumları üzerine faydalı olabileceği düşünülen çeşitli önerilerde bulunulmuştur.

Algılanan örgütsel destekBeş faktör kişilik modeliDışa dönüklük+6
Kaan Yayla
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Haksız fiil sorumluluğunda kusur ve etkisi

Çalışmanın amacı, haksız fiilin kusur unsurunu hem pozitif hem de negatif bir biçimde tanımlayarak, somut olaylarda kusura ilişkin uygulanabilir ölçütler vermek, tazminat miktarının belirlenmesi ve sorumluluğun paylaştırılmasında kusurun doğurabileceği etkileri ihtimaller dahilinde somutlaştırmaya çalışmaktır. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde kusur ilkesinin sorumluluk hukukundaki tarihi gelişimi betimlenmiş, ardından Türk/İsviçre hukukundaki gelişmeleri etkileyen ülkelerde ve Avrupa haksız fiil hukuku uyumlaştırma çalışmalarında kusurun düzenlenişi ve sorumluluğa etkisi incelenmiştir. Bunu takiben kusuru açıklayan teorilerin özellikleri, birbirlerinden teorik ve pratik farklılıkları ile görüşümüz ifade olunmuştur. İkinci bölümde, öncelikle kusur ile haksız fiilin diğer unsurları olan hukuka aykırılık, nedensellik bağı, fiil ve zarar ile arasındaki ilişki incelenmiştir. Ardından kusurun unsurları olan ayırt etme gücü ve örnek davranıştan sapma incelenmiştir. Uygulamada kolaylık sağlaması amacıyla örnek davranışın belirlenmesinde başvurulacak ana ve yardımcı kıstaslar ve kuralları içeren bir "kontrol listesi" sunulmaya çalışılmıştır. Daha sonra kusurun dereceleri olan kasıt ve ihmal kavramları ile bunların alt dereceleri incelenmiştir. Ardından somut olayda kusuru tespit ederken önem arz eden sorunlar değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde, sorumluluğun doğumunda ve ortadan kalkmasında kusurun etkisinin ardından tazminat miktarının belirlenmesinde kusurun etkisi incelenmiştir. Tazminat miktarının belirlenmesinde failin kusurunun ve zarar görenin kusurunun nasıl dikkate alınacağı doktrindeki tartışmalar ve kusur derecesine ilişkin ihtimaller dahilinde ele alınarak somutlaştırılmaya çalışılmıştır. Daha sonra kusursuz sorumlulukta ek kusurun etkisi incelenmiştir. Bunu takiben, manevi tazminatta kusur değerlendirilmiştir. Son olarak müteselsil sorumlulukta kusurun etkisi ele alınmıştır. Anahtar Sözcükler Kusur, Haksız Fiil, Kasıt, İhmal, Tazminat, Sorumluluk

Haksız fiilKasıtKusur+6
Günhan Koşar
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kamu mali yönetiminde hesap verme sorumluluğu kapsamında iç denetim: Türkiye üzerine öneriler

Küresel çapta görülen sürekli yenilenme ve değişim olguları, beraberinde uluslararası rekabetin de etkisiyle kamu mali yönetiminde etkin bir yeniden yapılanma ihtiyacı doğurmuştur. Bu kapsamda, Türkiye'nin de içinde bulunduğu birçok ülke kamu mali sistemlerinde önemli anlayış değişikliklerine gitmiştir. Türkiye'deki kamu mali yönetim ve denetim sistemi ile ilgili en köklü değişiklik, mali yönetim ve kontrol sistemimizi uluslararası standartlar ve Avrupa Birliği normlarıyla uyumlu hale getirmek amacıyla hazırlanan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun yasalaşması ile gerçekleşmiştir. Öte yandan, hesap verme sorumluluğu kavramı, değişen mali yönetim sistemimize getirilen en önemli yeniliklerden biri olmuştur. Demokratik, katılımcı ve daha etkin bir kamu yönetimi için yetki ve kaynakların ekonomiklik ve verimlilik ilkelerine uygun olarak kullanılması ve hesabının verilebilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, 5018 sayılı Kanun ile getirilen ve yeni kamu mali yönetimi anlayışında önemli bir yer tutan bir diğer kavram "iç denetim" kavramıdır. Söz konusu kavramlar, uzmanlaşmış kişi ve organlar eliyle gerçekleştirilen bir meslek faaliyeti ve uluslararası kabul görmüş standartlar çerçevesinde yürütülen, bağımsız ve sistemli bir süreç şeklinde değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın amacı, kamu mali yönetim sisteminde hesap verme sorumluluğunun sağlanmasında iç denetim sisteminin rolünü ve etkinliğini ortaya koymaktır. Çalışmada, öncelikle hesap verebilirlik ve iç denetim kavramlarının ne olduğu, amaçları, çeşitleri ve bu kavramlarla ilişkili diğer kavramlar incelenmiş ve 5018 sayılı Kanun kapsamında hesap verebilirlik ve iç denetim kavramları araştırılmıştır. Sonrasında, hesap verme sorumluluğu ile iç denetim arasındaki ilişki ve iç denetim alanında dünyadaki iyi uygulama örnekleri ele alınmış, Hükümet sisteminde yaşanan değişiklikle birlikte Türkiye'de iç denetim sisteminin yapılanmasına ve buna ilişkin model önerilerine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hesap Verme Sorumluluğu, Denetim, İç Denetim, Kamu Mali Yönetimi, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu.

DenetimFinansal yönetimHesap verebilirlik+6
Aliye Erdönmez
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hekimlik sözleşmesi ve hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu

Hekimlik sözleşmesi, serbest/bağımsız çalışan hekim ile hasta arasında kurulan, hekimin bir ücret karşılığında hastanın hastalığının tedavisi için bütün tıbbi yöntemler arasında rahatsızlığın niteliğine en uygununu seçip uygulamayı taahhüt ettiği bir özel hukuk sözleşmesidir. Hekimin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerinin başında hastalığın teşhisi, tedavisi ve bakımı gelmektedir. Hekim, üstlendiği bu yükümlülükleri azami özeni göstererek yerine getirmelidir. Hekimin söz konusu bu yükümlülüklerinin dışında özenle yerine getirmesi gereken daha birçok yükümlülüğü bulunmaktadır. Hekim, sözleşmeden kaynaklanan bu yükümlülüklere aykırı hareket ederek bir zarara neden olduğunda, sorumluluğu söz konusu olmaktadır. Hekimlik sözleşmesinin karşı tarafını oluşturan hasta ise, hekimin neden olduğu maddi ve manevi zararlarının giderilmesini talep etme hakkına sahiptir. Hasta; uğradığı zararları, hukuka aykırılığı ve illiyet bağının varlığını ispat etmekte yükümlüdür. Bunun karşılığında kusurunun bulunmadığının ispatı hekim tarafından yapılmalıdır. Hastanın uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini ise, hekimler için mâli sorumluluk sigortasının zorunlu hale getirilmesiyle birlikte, sigortacı tarafından yapılmaktadır.

DoktorlarHekimlerHukuki sorumluluk+6
Fatma Begüm Yeşiller
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rekabet Hukukunun ihlalinden doğan tazminat sorumluluğunun hukuki niteliği

Rekabet ihlalinden zarar görenlere tanınan tazminat hakkı, Türk rekabet hukukunun temel dayanağı olan 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'da düzenlenen özel hukuk yaptırımlarından birisidir. Rekabet hukukunun ihlalinden kaynaklanan tazminat sorumluluğunun genel olarak, haksız fiil sorumluluğu olduğu kabul edilmektedir. Bununla birlikte, bazı rekabet ihlallerinde, taraflar arasında daha önceden kurulmuş bir sözleşme ilişkisi bulunmaktadır. Bazı hallerde ise, taraflar sözleşme kurma amacıyla bir araya gelmişlerse de rekabet ihlalini gerçekleştiren tarafın hukuka aykırı davranışları nedeniyle sözleşme kurulamamıştır. Rekabet ihlali ile taraflar arasındaki sözleşme arasında bir bağ kurulması halinde, haksız fiil sorumluluğunun yanı sıra, ihlali gerçekleştiren tarafın sözleşme sorumluluğu gündeme gelebilecektir. Bunun yanında, taraflar sözleşme kurma amacıyla bir araya gelmelerine rağmen, rekabet ihlalini gerçekleştiren tarafın hukuka aykırı davranışları nedeniyle sözleşme kurulamamışsa, ihlali gerçekleştiren tarafın sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluğu (culpa in contrahendo sorumluluğu) söz konusu olabilecektir. Kabul edilecek sorumluluk türüne göre sorumluluğun kapsamı, koşulları ve tazminat talebinin ileri sürülmesi bakımından birtakım farklılıklar oluşacağından, sorumluluk sebeplerinin dikkatle incelenmesi ve sorumluluk sebeplerinin çokluğu halinde ise, sebeplerin yarışmasını düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 60. maddesine başvurmak gerekmektedir. Bu noktada, hangi rekabet ihlallerinde hangi sorumluluk türlerinin vücut bulacağı sorusu karşımıza çıkmaktadır. Sorumluluk türlerinin genel esaslarının belirlenmesi ve rekabet hukukuna uyarlanması hususu ise, soruya doğru cevap verme açısından büyük bir önem teşkil etmektedir. Anahtar Sözcükler: Rekabet ihlali, tazminat sorumluluğu, sorumluluk türleri, sorumluluğun hukuki niteliği, sözleşme sorumluluğu, haksız fiil sorumluluğu, sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk (culpa in contrahendo sorumluluğu), sebeplerin yarışması ilkesi.

Kanunlar 6098 sayılıRekabet hukukuRekabetin korunması+4
Metin Demirci
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kentsel dönüşümün insan hakları boyutu

Küreselleşme ile birlikte ulus devlet modelinin desantralizasyonu ve belediyelerin politik süreçlerde artan rolleri sebebiyle İnsan Haklarının korunması ve saygı duyulması konuları yalnızca devlerin sorumluluğu değil aynı zamanda yerel yönetimlerin de sorumluluk alanına girmektedir. Dolayısıyla son senelerde Kent Hakkı alanında ulusal, uluslararası ve bölgesel olarak birçok şart yayınlanmıştır. Bunlar yerel yönetimlerin insan hakları hakkında görev ve sorumluluklarını tayin etmektedir. Bu çalışmada kentsel dönüşüm insan hakları çerçevesinde incelenecektir.

BelediyelerKentsel dönüşümSorumluluk+4
Gül İsmahan Baba
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yerel yönetimler ve sosyal sorumluluk: Acil kan ihtiyacının karşılanmasında Güngören Belediyesi kan kardeşliği kulubü(kanka) örneği

YEREL YÖNETİMLER VE SOSYAL SORUMLULUK ACİL KAN İHTİYACININ KARŞILANMASINDA GÜNGÖREN BELEDİYESİ KAN KARDEŞLİĞİ KULÜBÜ (KANKA) ÖRNEĞİ ÖZET Sosyal sorumluluk kavramı, işletmeler tarafından sosyal bir poitika olarak uygulanmaktadır. Sosyal sorumluluk, tüm organizasyonları ilgilendirmektedir. İşletmeler faaliyetlerinin sonuçlarından etkilenmekte ve sorumlu tutulmaktadırlar. Sosyal sorumluluğa yönelik çalışmalar, mali olarak yüksek bütçeler gerektirmektedir. Sosyal sorumluluk, faaliyette bulundukları toplumun bir parçası olan kurumların etik değerlere uygun biçimde davranma yükümlülüğüdür. Yerel yönetimler, yer yönünden yerinden yönetim prensibine göre kamusal mal ve hizmet sunan kamu kuruluşlarıdır. Yerel yönetimler, belde halkının müşterek yerel ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulmuşlardır ve topluma karşı çeşitli sorumlulukları bulunan kamu kurumlarıdır. Bu sorumluluk içerisinde yerel yönetimler, kararlarını halkın beklenti ve çıkarlarına göre almak durumundadırlar. Yerel düzeyde hizmet üreten ve sunan belediyelerin topluma karşı yükümlülüklerinin büyük bir kısmı kurumsal anlamda sosyal sorumluluk kapsamındadır. İnsan kanı, yalnızca oluştuğu bedene ve dolayısıyla bu bedende yaşayan kişiye değil, başka kişilere de büyük yararlar sağlamaktadır. İnsan kanı günümüzde kişilerin vücudundan, başka insanların vücuduna nakledilmek ya da üzerlerinde bilimsel araştırma ve deneyler yapılmasına olanak sağlamak amacıyla alınmaktadır. Kan, kaynağı insan olan ve elde edilmesi için başka seçeneği olmayan bir tedavi vasıtasıdır. Dünya Sağlık Örgütü'nün raporuna göre, Gelişmekte olan ülkelerde, güvenli kanın sağlanmasında en önemli problem, yetersiz gönüllü kan bağışı sebebiyle güvenli olmayan ve en ucuz yöntemlerin tercih edilmesidir. Dünya çapında yılda 81 milyon ünite kan bağışı yapılırken bu kanların %82'si gelişmiş ülkelerde gönüllü kan bağışçılarından sağlanarak tüm tarama testlerine tabi tutulmaktadır. Kan bağışı konusunda gelişmiş ülkeler ile kıyaslandığında Türkiye oldukça geri sıralarda yer almaktadır. Bu ülkelerde gönüllü kan bağışlarının nüfusa oranı %5'e ulaşabilirken Türkiye'de bu oran halen % 1.5-2 civarındadır. En önemli problem gönüllü kan bağışçısı sayısındaki yetersizliktir. Türkiye'de kan hizmetleri konusunda kapsayıcı bir standardizasyon ve denetim mevcut değildir. Acil kan ihtiyacını karşılamak amacıyla faaliyet gösteren Güngören Belediyesi Kan Kardeşliği Kulübü (KANKA), kana ihtiyacı olanlarla kan vermek isteyenleri buluşturan bir organizasyondur. Güngören Belediyesi Kan Kardeşliği Kulübü (KANKA); Türkiye'de acil kan ihtiyacının karşılanmasına mütevazı bir katkıda bulunmak ve kan verme bilincinin yaygınlaşmasını sağlamak amacıyla kurulmuştur. Anahtar Kelimeler: Yerel yönetimler, belediyeler, Güngören Belediyesi, sosyal sorumluluk, kan, kan ihtiyacı, kan bağışı, Kan Kardeşliği Kulübü

BelediyelerKanSorumluluk+2
Kadir Zengin
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Analysing the impact of corporate social responsibility CSR) strategies over the success of an organization: The case of L'oréal

Corporate Social Responsibility (CSR) has emerged as one of the major strategies for the today's organizations attracting the employees and customers. The customers are no longer only concerned with the quality of the product or service but they have been increasingly considering the environmental and societal roles of the companies they do business with. For the companies with high number of competitors and substitutes available, sustaining an acceptable value of CSR has become essential. The present study focused on assessing the role played by the CSR strategies of L'Oréal in order to make it reach the position of the global cosmetic leader. The extensive secondary research has been conducted to identify the independent variables associated with the CSR of the companies. These variables are identified to be the company's responsibility towards the society and environment, the customers' awareness about the CSR strategies of the company and the customer perceptions about the company's CSR. 100 customers of the company were surveyed using structured questionnaires in order to test the conceptual framework and identify the relationship between the independent and dependent variables. As a result of survey, it came to light that the role of CSR has been positive for the L'Oréal to govern the customers' purchase decisions and their preferences of the company's products as compared to those of competitors. The company is considerably responsible towards the society and has been trying to reduce its environmental footprint, and the customers perceive the CSR initiatives of the company to be positive. However, the level of customers awareness for the L'Oréal CSR strategies is lower, improving which would guarantee the higher business success. In the light of the primary and secondary study findings, recommendations have been provided for improving the CSR strategies and hence the business performance of the L'Oréal.

SuccessCosmetic sectorCorporate social responsibility+4
Mohammad Aıimal Khattak
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlaç uygulamalarında hemşirelerin mesleki sorumlulukları yasal sorumlulukları ve bilinç düzeyleri

İlaç uygulamalarında hemşirelerin mesleki, yasal sorumlulukları ile bilinç düzeylerinin incelenmesine ilişkin çalışmamızın ilk bölümünde problemin tespiti, çalışmanın amacı, metodolojisi, sınırlılıkları ortaya konulacaktır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise hemşirelerin ilaç uygulama hataları kapsamında ilaç uygulamalarındaki temel ilkeler ve hatalar ile hemşire kaynaklı ilaç uygulama hatalarına yer verilecektir. Çalışmanın yine bu bölümünde hemşire sorumlulukları incelenecek olup hemşirelerin ilacın uygun şartlarda saklanmasına ilişkin sorumluluğu, narkotik dışı ilaç kullanımına ilişkin sorumluluğu ile narkotik ilaçların sorumluluğu konuları alt başlıklar halinde sunulacaktır. Çalışmanın asıl amacı hemşirelerin mesleki, yasal sorumlulukları ile bilinç düzeylerinin tespitine ilişkin analiz çalışması doğrultusunda birtakım önemli verilere ulaşmaktır. Anahtar kelimeler: Tıbbi Hata, Hemşire, İlaç Uygulamaları, Mesleki, Yasal Sorumluluk, Bilinç Düzeyi.

BilinçHemşirelerHemşirelik hizmetleri+6
Hızır Acar
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbn Hazm ve Levinas'ta 'Benlik' ve benlikten kaynaklanan ahlâkî sorunlar

Ahlâkî bir varlık olan insan için benlik hem vazgeçilmez hem de tuzaklarla doludur. Bu tuzaklar, bazen insanın kendinden kaynaklanan bazen de dışarıdan gelen bir etkenle kendini göstermektedir. İnsan bu tuzaklara karşı kendini koruma altına alabilmek, yani ahlâk sahibi bir birey olabilmek için genellikle iki tür kaynağa başvurmaktadır ki bunlar vahiy ve akıldır. Her ikisi de insanın mutluluğunu ve nefsin ıslahını amaçlamaktadır. Bu, bir süreç içinde, yoğun bir çaba sonucunda elde edilecek sonuç olup, her insan bundan dolayı kaygılanır. Kaygı ise iki yönlü olup biri geçici olanın kaygısı, diğeri ise hakikate yaklaşma kaygısıdır. Burada benin başkası ile olan ilişkisi, benin Tanrı ile olan ilişkisi ve benin kendisiyle olan ilişkisi belirleyici olup, bu üç tür ilişki benliği inşa etmektedir. İnsanın Tanrı ile olan ilişkisi önemli ölçüde metafizik, başkası ile olan ilişkisi ahlâkî ve kendisiyle olan ilişkisi hem metafizik hem de ahlâkidir. Bu ilişkiler bir birine bağlı olup, ahlâkî bir varlık olan insana bir mana ve sorumluluk yüklemektedir. İslam düşünürlerinden İbn Hazm ile Fransız filozofu Levinas'ın bu meseleye yaklaşımını ve fikirlerini dikkate alarak, araştırmamızda benlik ve benlikten kaynaklanan ahlâkî sorunlar hakkında mukayeseli bir çalışma yapılmıştır.

AhlakAkılBenlik+4
Merdan Hanıyev
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslâm hukukunda ve Türk hukukunda adam çalıştıranın sorumluluğu

Adam çalıştıranın sorumluluğu konusu Türk hukukunda çokça işlenmiş olmasına rağmen, İslâm hukuku bakımından konunun farklı akit türlerindeki örneklerini kuşatan ve bunu modern hukukla mukayese eden bir yaklaşımla ele alan bir çalışmaya rastlayamadık. Türk hukukundaki çalışmalarda, oldukça sınırlı bir ölçüde ve genellikle de Mecelle üzerinden konu aktarılmaya çalışılmıştır. Ancak temel kavramlar üzerinde İslâm hukuk doktrininde de ortak bir kanaat bulunmadığından, yalnızca Mecelle'ye dayalı bu açıklamalar İslâm sorumluluk hukuku rejimini yansıtmak hususunda çeşitli açılardan yetersiz ve eksik kalmaktadır. Bu çalışmada hem İslâm sorumluluk hukukunun temel kavramları verilmekte hem gerekçeleriyle birlikte konuya dair teorik bir çerçeve çizilmekte; adam çalıştıranın sorumluluğu, çizilen bu teorik çerçeve içerisinde izah edilmektedir. Adam çalıştıranın sorumluluğu öncelikle mukayeseli olarak İslâm hukukunda ve Türk hukukunda konunun teorisi üzerinden ele alınmakta, sonrasında bu sorumluluğun doğduğu haller bölümünde verilen örnek olaylar üzerinden konu somutlaştırılmaktadır.

Hukuki sorumlulukObjektif sorumlulukSorumluluk+5
Emrah Gökmen
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Corporate social responsibility in Ethiopia: Approaches and practices

There exists a great deal of academic writings about corporate social responsibility. However, the context of these papers is somehow similar focusing on the developed countries. Ethiopia, where the state is also a key player in the business has quite different business, state, and society interaction. In addition to the state‟s high stake in the business, the leverage of intellectual freedom, strong media, independent civil associations, activist and advocacy groups who had played a key role in transforming the notion of corporate social responsibility is so weak in Ethiopia. Hence it is an ideal context with less driving forces to measure companies‟ corporate social responsibility practices. Given the fact that corporate social responsibility is an under-researched area in developing countries, this paper aims to examine corporate social responsibility approaches and practices of indigenous firms in Ethiopia. Moreover, it will assess the stage of corporate social responsibility practice. Last but not least, this paper compares corporate social responsibility practices between private and state-owned companies. The finding reveals hat, though it is fragmented and the priorities are different from the global trend, Ethiopian companies practice CSR. In addition, there is no statistically significant differences between the CSR practices of private and state-owned businesses. Keywords: Corporate Social Responsibility, Ethiopia, CSR pyramid, Developing Countries, Africa

AfricaAfrican countriesEthiopia+4
Ibrahım Bushera
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Depresyon ve yaygın anksiyetenin belirtilerinin yordanmasında algılanan ebeveynlik biçimleri ve abartılmış sorumluluk tutumunun rolü

Depresyon ve yaygın anksiyete bozukluğu, kişilerin bilişsel, davranışsal ve duygusal işlevselliğini etkileyen ve hayat kalitesini bozan, en sık görülen ruhsal rahatsızlıklardandır. Araştırmanın temel amacı 18-45 yaş arası klinik dışı bir örneklem (n=495) ile depresyon ve yaygın anksiyete bozukluğuna yatkınlıkla ilişkili olabilecek faktörleri incelemektir. Bu çalışmada depresyon ve yaygın anksiyete bozukluğunun yordanmasında algılanan ebeveynlik biçimleri ve abartılmış sorumluluk tutumunun rolü araştırılmıştır. Ek olarak, algılanan ebeveyn biçimleri ile depresyon ve yaygın anksiyete bozukluğu arasındaki ilişkide abartılmış sorumluluk tutumunun aracı rolüne bakılmıştır. Regresyon analizi sonucuna göre annenin aşırı korumacılığının yaygın anksiyete bozukluğunu ve abartılmış sorumluluk tutumunu yordadığı, babanın reddetmesinin depresyonu yordadığı bulunmuştur. Abartılmış sorumluluk tutumunun hem depresyon hem de yaygın anksiyete bozukluğu üzerinde yordayıcı etkisi olduğu gösterilmiştir. Ayrıca yapılan aracı değişken analizi sonucuna göre annenin aşırı korumacılığı ile yaygın anksiyete bozukluğu ilişkisinde abartılmış sorumluluk tutumunun aracı rolü olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, sorumluluk tutumunun farklı psikopatolojilerin bilişsel sürecinde rol oynayabildiği ve algılanan ebeveyn biçimleri ile ilişkisi olduğu gözlemlenmiştir. Araştırmanın bulguları ilgili literatür ışığında tartışılmış, çalışmanın kısıtlılığı ve gelecek çalışmalar için öneriler sunulmuştur.

Algılanan ebeveynlik biçimleriAna-baba tutumuAnksiyete+3
Ceren Kaban
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

İslam Hukuku açısından devlet memurlarının hak ve sorumlulukları

Sadece kamu hizmetlerini yerine getirmeyi önemsemek yerine, ekonomik ve sosyal hayatın her alanına müdahale eden devlet fonksiyonunda meydana gelen gelişimin neticesinde, artık devlet işlerinin yürütülmesinde ve politikasının uygulanmasında kamu görevlisinin çok önemli bir rolü bulunmaktadır. Çünkü devletin ekonomik, sosyal ve büyüme hedeflerinin gerçekleştirilmesinde ve vatandaşlara temel hizmetlerin sunulmasında birinci derecede sorumlu olan kişi kamu görevlisidir. Bu bağlamda kamu görevlisi; kamu yararını gözeten, devlet iradesini ve saygınlığını temsil eden ve toplumda işlerin belli bir düzen içerisinde yürümesini sağlayan kişidir. Aynı şekilde kamu görevlisi; kendisine verilen görevleri en iyi şekilde yapmak için bütün gayretini serf etmekle sorumlu olan memurdur. Bundan dolayı görevini ihlal ettiğinde veya sorumluluklarından kaçtığında disiplin cezasına çarptırılır. Çünkü yaptığı eylem ceza ve disiplin gerektiren mesleki davranış kurallarının ihlali anlamına gelir. "İSLAM HUKUKU AÇISINDAN DEVLET MEMURLARININ HAK VE SORUMLULUKLARI" adlı bu çalışmada, İslam hukuku ile pozitif hukuku karşılaştırmalı bir şekilde ele alınmıştır. Konuya, Özelde Irak hukuku genelde ise pozitif hukuk bağlamında "kamu görevi" ve "kamu görevlisi" kavramlarının tanımı ile başlanmıştır. Daha sonra kamu görevini üstlenme şartları, İslam hukukçularının bu konudaki görüşleri ve İslam terminolojisinde "görev" kavramının anlamı hakkında genel bilgilere yer verilmiştir. Ayrıca İslam hukuku ve pozitif hukuklarla mukayese edilerek Irak Anayasasında kamu görevlisinin malî ve idarî hakları ele alınmıştır. Daha sonra, mesleki sır ile görev tecrübesinin ayrı olduğuna inanarak diğer çalışanların sırlarını ifşa etmemek ve yasal sınırlar içerisinde kalmak kaydıyla, devletin iyi muamele yapmasını gerektiği bilinciyle çalışmak gibi, iyi niyet ilkesiyle bağdaşan ahlaki gereksinimlere değinilmiştir. Çalışmamız önemi, doğası gereği çok önemli olan bir konuyu işlemesinden kaynaklanmaktadır. Çünkü kamu personeli, devletin en önemli organı sayılmaktadır. Zira devlet, yetkilerini ve otoritesini ancak vatandaşlarına hizmet sunan çalışanları aracılığıyla gerçekleştirebilir. Kamu görevlisi, vatandaşlara karşı devletin aynası konumundadır. Bu nedenle, çalışmamız, kamu görevlisi kavramını, İslam hukukunda ve kamu hizmeti yasalarında karşılaştırmalı bir şekilde tanımlamaya çalışacaktır. Ayrıca, kamu görevlisinin hak ve sorumluluklarını İslam hukuku ile bu hak ve sorumlulukların yasallaştırılmasına yeni boyutlar katarak karar veren pozitif hukuka göre karşılaştırmalı bir biçimde ele alması da çalışmamızın önemini göstermektedir. Araştırma konumuzun bu denli önemli olmasına rağmen, kaynaklarda ayrıntılı olarak ele alınmamıştır. Sadece Kamu Hizmeti Kanunu'nu açıklamak bağlamında veya kamu görevi ile ilgili çalışmalar kapsamında detaylara girmeden sınırlı bir şekilde ele alınmıştır. Nitekim İslam hukuku açısından kamu görevlisi kavramının incelenmesi, tüm insani ilişkileri kapsayan ilahi ilke ve öğretilerin de açıklanmasına fırsat vermektedir. Çalışmada, dağınık olarak verilen bu bilgilerin tümünden yararlanılmıştır. Çalışmamızda ulaşmayı hedeflediğimiz sonuçlardan bazıları şunlardır: " kamu çalışanı" kavramını tanımını yapmak, İslam hukuku ile Irak ve diğer ülkelerdeki kamu hizmetleriyle ilgili yasalar dâhil olmak üzere pozitif hukuka göre kamu görevini üstlenme koşulları. Aynı şekilde, İslam hukuku kaynakları ile -kamu görevlileriyle ilgili tüm yasalar dâhil olmak üzere- pozitif hukuk kaynaklarında kamu görevlilerinin hak ve sorumluluklarını tanımlayan kurallar ve ilkelerin açıklanması da hedeflerimiz arasındadır. Çalışmamızda betimsel analitik araştırma yöntemi takip edilmiştir. İslam hukuku kaynakları ve konuyla ilgili Arapça veya yabancı dillerde yazılmış kitap, dergi, tez, süreli yayınlar vb. pozitif hukuk kaynakları detaylıca incelendikten sonra sonuca varılmıştır. Aynı şekilde karşılaştırmalı araştırma metodu da uygulanmıştır. Çünkü çalışmamız, İslam hukuku ile Irak Kamu Hizmetleri Yasası arasında karşılaştırmalı bir analitik çalışma yaparak kamu görevlisinin hak ve sorumluluklarını açıklayan hüküm ve kuralları ela almıştır. Aynı konuyu, Irak Kamu Personeli Disiplin Yönetmeliğini Fransa ve Mısır'ın yönetmelikleriyle mukayese ederek ele almıştır. Çalışmamız önsöz, giriş, iki bölüm ve sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Önsözde konunun önemi, seçilme nedenleri, amaçları, çalışma metodu ve içeriği hakkında genel bilgilendirme yapılmıştır. Giriş bölümünde, kamu personeli, kamu görevinin genel çerçevesi çizilmiş, çalışmada sıkça kullanılan kavramların sözlük ve terimsel anlamları verilmiştir. Ayrıca memur/işçi ile görev/iş kavramlarının Irak, Mısır ve Fransa yasalarındaki tanımlarına değinilmiştir. Nitekim aynı kavramların İslam hukukundaki tanımları da zikredilmiştir. Birinci bölümde, İslam hukukuna göre kamu personelinin hak ve sorumlulukları zikredilmiştir. İnsan mutluluğunu amaçlayan İslam, her alanda insana tam bir yaklaşımla yaklaşmış ve ona eksiksiz bir yaşam metodu sunmuştur. İslam hukukunun çalışma hükümleri, tüm çalışanlar için eşit haklar ilkesine dayanmaktadır. Devlet, bu ilkenin uygulanmasını kontrol mekanizmasıyla garanti etmektedir. Birinci bölüm iki konudan oluşmaktadır. Birinci konuda, İslam hukukunda kamu personelinin hakları ele alınmıştır. İkinci konuda, İslam hukukunda kamu personelinin sorumlulukları ele alınmıştır. İkinci bölümde ise, Irak ana yasasına göre kamu personelinin hak ve sorumlulukları ele alınmıştır. Bu bölümde iki konudan oluşmaktadır. Birinci konuda, Irak anayasasında kamu personelinin hakları ele alınmıştır. Dolayısıyla personel maaşı, araştırma teşvik ödeneği, kurum geliştirme ödeneği ve promosyon gibi kamu personelinin mali ve izin hakları detaylıca ele alınmıştır. İkinci konuda ise, Irak anayasasına göre kamu personelinin sorumlulukları ele alınmıştır. Bu sorumlulukların bazıları şunlardır: Dürüst ve sorumluluk duygusuyla mükellef olduğu işi yerine getirmesi, mesai saatlerine riayet edip bu saatlerde izin almadan veya geçerli bir mazereti olmadan iş yerinden ayrılmaması, mesai saatleri boyunca sorumlu olduğu işle ilgilenmesi, amirlerine karşı saygılı olup emirlerini yerine getirmesidir. Aynı şekilde yetkisi altındaki memurlara iyi davranması, vatandaşa karşı saygılı olup işlerini kolaylaştırması da kamu personelinin sorumlulukları arasındadır. Sonuç kısmında ise, araştırmamız boyunca vardığımız en önemli sonuçları ve önerileri maddeler halinde aktardık. Araştırmamız boyunca gerek İslam hukuku gerek pozitif hukuk alanlarında pek çok kaynaktan yararlandık. Bu kaynakları da kaynakça bölümünde alfabetik sıraya göre verdik.

Asos Mohammed Salıh Ahmed
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sokratik sorgulama yöntemi ile sorumluluk değerinin öğretimi

İlkokul 1-3 sınıflar hayat bilgisi dersi öğretim programında ve 4-8 sınıflar sosyal bilgiler dersi öğretim programında öğrencilere kazandırılmak istenen sorumluluk değerinin altıncı sınıf öğrencileri tarafından nasıl algılandığı, öğrencilerde görülen sorumluluk türlerini belirlemek ve sorgulayarak bu değeri kalıcı hale getirmek bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırma, nitel ve nicel verilerin ayni anda toplandığı karma yöntemle yapılmıştır. Araştırma verileri Ankara il merkezinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir ortaokulda 75 öğrenci ile yapılmıştır. Bu araştırma kapsamında görüşme, gözlem, yarı deneysel desen uygulaması yapılmış, veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu, odak grup görüşmeleri, zihin haritası, metin yazma çalışması, resim çizme çalışması ve video kayıtları kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise içerik analizi ve betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonunda öğrenciler sorumluluğu kendilerine başkaları tarafından (anne, baba, büyükler) verilen görevler olarak belirtmişlerdir. Yapılan odak grup görüşmelerinden sonra kendilerine verilen görev değil de yapmamız gereken işler olarak ifade etmişlerdir. Öğrencilerde görülen sorumluluk türleri yedi farklı boyutta toplanmıştır. Bu boyutlar; aileye karşı sorumluluklar, kişisel akademik sorumluluklar, kişisel sağlıklı olmak ile ilgili sorumluluklar, kişiler arası sorumluluklar, doğal çevreye karşı sorumluluklar, dini sorumluluklar, kamusal sorumluluklar. Uygulama öncesi, uygulama sonrası ve kalıcılık ile ilgili veriler incelendiğinde yaşantı oluşturularak sokratik sorgulamanın yapıldığı deney grubunun kişiler arası sorumluluk, çevreye karşı sorumluluk ve kamusal sorumluluklarının kontrol grubuna ve yalınız sokratik sorgulamanın yapıldığı gruba göre daha fazla gelişmiş olduğu gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal bilgiler, değer, değer eğitimi, sokratik sorgulama, sorumluluk.

DeğerlerDeğerler eğitimiSokratik sorgulama+4
Okan Çoban
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Koruma sorumluluğu ilkesinin ekonomi politiği

Uluslararası güç ilişkileri çerçevesinde uluslararası hukuk da şekillenmektedir. Bu şekillenme sonucunda yeni hukuki söylemler ortaya çıkmıştır. Bu sebeple uluslararası güç ilişkilerinin bizzat açıklayanı uluslararası hukuk değildir. Uluslararası güç ilişkilerinin 2000 sonrası uygulamasında kullanılan hukuki söylemler insani müdahalenin koruma sorumluluğuna dönüşmesine sebebiyet vermiştir. Geçmişte devletlerin iç işlerinde sınırsız egemenlik sahibi olduğu görüşü terk edilmiş, yerine uluslararası sisteme uyum sağlayamayan devletlerin yaşadığı iç problemlerin giderilmesi söylemiyle koruma sorumluluğu adı verilen uluslararası müdahale yöntemi ortaya çıkmıştır. Uluslararası hukuk ve koruma sorumluluğunun ekonomi politiği tez içerisinde incelenecektir.

EkonomiEkonomi politikalarıKoruma sorumluluğu+5
Mehmet Aktaş
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Karl Jaspers'in felsefi düşüncesinde sorumluluk anlayışı

Sorumluluk denildiğinde akla ilk gelen şey, insanın yapıp etmeleri ve bunların doğurduğu sonuçlar ile ilgili toplumsal normların, genel ahlak ve hukuk kurallarının belirlediği birtakım ödevler olur. Oysa bir şeyin sorumluluk olarak adlandırılması için onun bir eylemden çıkması gerekmez, pek tabii ki eylemsizlikten de sorumluluk doğabilir. Kaldı ki sorumluluk kavramını yalnızca toplumsal ve politik bağlamda ele almak, kavramı derinlemesine ve bütünüyle incelemenin önündeki büyük bir engeldir. Bu bakımdan sorumluluk kavramı, günümüzde bile hem bir çıkmaz hem de kurucu bir unsurdur. Yirminci yüzyıl, iki büyük dünya savaşı ve sayısız insanlık suçları ile ana temamızı oluşturan sorumluluk kavramının düşünürler tarafından ele alınıp üzerine derinlemesine tartışıldığı ve bundan yalnızca politik değil, aynı zamanda varoluşsal bir sonucun da çıkarıldığı bir çağ olmuştur. Yirminci yüzyıl Varoluş Felsefesi dendiğinde akla gelen ilk isimlerden biri olan Karl Jaspers de sorumluluk kavramını psikoloji, felsefe ve politika bakış açılarından hayatı boyunca yazdığı eserlerde ele alan önemli bir filozoftur. Kavramı, Varoluş Felsefesi ve Siyaset Felsefesi bağlamında inceleyen Jaspers onu suç (Schuld), sınır durum (Grenzsituation), hakikat (Wahrheit), akıl (Vernunft), özgürlük (Freiheit) ve iletişim (Kommunikation) gibi yine kendi felsefesinin diğer önemli ve temel kavramlarıyla birlikte ele almıştır. Bu çalışmanın temel problemi ve tezi olarak değerlendirilen konu, Jaspers'in Varoluş Felsefesinde bir sınır durum olarak yer alan suç kavramının, onun Siyaset Felsefesindeki sorumluluk kavramıyla bağlantısını ortaya koymak ve felsefesinin bütünündeki sorumluluk düşüncesini serimlemektir. Jaspers'in sorumluluk düşüncesi söz konusu olduğunda akla gelen şey, politik sorumluluk görüşüdür. Oysa bize göre, onun felsefesindeki sorumluluk anlayışı bundan çok daha fazlasıdır. Varoluş Felsefesindeki sorumluluk anlayışını "varoluşsal sorumluluk" ve Akıl Felsefesindeki sorumluluk anlayışını ise "karar sorumluluğu" olarak isimlendirip irdeleyerek Jaspers'in felsefi düşüncesindeki sorumluluk anlayışını olabildiğince eksiksiz biçimde ortaya koymak; suç – sorumluluk ilişkisini kurmak; onun sorumluluk görüşünün günümüze ait (çevre sorunları gibi) problemlere çözüm üretebileceğine dair çıkarımda bulunmak buradaki çabamızın varacağı hedeftir.

FelsefeFelsefi düşünceJaspers, Karl+2
Songül Köse Özgöçer
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hekimlerin kadın hastalıkları ve doğum özelinde tıbbi kötü uygulamadan kaynaklanan hukuki sorumlulukları

Tıbbi kötü uygulama kavramı varlığını asırlardır sürdüren, ancak gelişimini son iki yüzyılda hızlandırmış bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle Avrupa ülkeleri ve Amerika'ya kıyasla Türkiye'de, bireylerin tıbbi kötü uygulama ile karşı karşıya kalmaları halinde hangi hukuki yollara başvurulacağına ilişkin bilinç zayıf kalmaktadır. Bu nedenle, hem tıbbi kötü uygulama kavramının hukuki boyutundaki gelişim yavaşlamakta hem de gerçekten tıbbi kötü uygulama nedeniyle mağduriyete uğrayan bireylerin haklarına kavuşması zorlaşmaktadır. Sosyal ve kültürel açıdan incelenmesi gereken bu husus hakkında ayrıca hukuki açıdan nasıl değerlendirmeler yapılması gerektiğine ilişkin de derinlemesine inceleme yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda, genel anlamda tıbbi kötü uygulamanın açıklanması yeterli olmayıp, uzmanlık alanlarına göre hekimler ve diğer sağlık çalışanlarına ilişkin çalışmalar yapılması gerektiği kanaatindeyiz. Bu nedenle tezimizde öncelikle genel anlamda tıbbi kötü uygulamaya ilişkin kavramsal açıklamalar yapılacak olup, akabinde özel olarak kadın hastalıkları ve doğum özelinde tıbbi kötü uygulamaya ilişkin kavramsal açıklamalar yapılacaktır. Son olarak ise tıbbi kötü uygulamadan kaynaklanan hukuki sorumlulukların ne olduğu açıklanacaktır.

Cezai sorumlulukDoktorlarHasta hakları+6
Tevfik Keleştemur
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Spor eğitmenlerinin dürüstlük seviyelerinin işe tutulmaları ve sorumluluk düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırmada spor eğitmenlerinin dürüstlük, kişisel sorumluluk ve işe tutulma düzeylerinin incelenmesi ve aralarındaki ilişkinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinin, genel tarama modellerinden nedensel tarama modeli ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul ili Küçükçekmece ilçesinde görev yapan spor eğitmenleri oluştururken, örneklem grubunda ise çeşitli branşlarda ve farklı kulüplerde aktif olarak çalışan 358 spor eğitmeni oluşturmaktadır. Spor eğitmenlerinin dürüstlük seviyeleri, işe tutulma seviyeleri ve sorumluluk düzeylerinin tespiti ve kavramlar arasındaki ilişkinin incelenmesi için 3 ayrı ölçek; Dürüstlük Ölçeği, İşe Tutulma Ölçeği ve Kişisel Sorumluluk Ölçeği'nden faydalanılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler SPSS 25.0 Paket Programı'nda analizi tabi tutulmuştur. Katılımcıların ölçek sorularına ilişkin verdiği cevaplar incelendiğinde yaş, cinsiyet, medeni durum, gelir durumu ve toplam mesleki tecrübe değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar tespit edilememiştir (p>0,05) Buna karşın aynı birimde çalışan sayısı değişkenine göre gruplar arasında üç ölçekte de anlamlı düzeyde farklılıklar saptanmıştır (p<0,05). Katılımcıların çalıştıkları birimdeki çalışan sayısı arttıkça dürüstlük seviyesinin arttığı, buna karşın kişisel sorumluluk ve işe tutulma seviyelerinin çalışan kişinin fazla olduğu gruplarda azalma eğilimi gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca aynı kurumda çalışma süreleri hesaba katıldığında Dürüstlük Ölçeği'ne ilişkin cevaplarda anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Katılımcıların ölçek sorularına ilişkin cevaplarında ise Kişisel Sorumluluk ile İşe Tutulma ölçekleri arasında orta düzeyde pozitif yönde ilişki tespit edilmiştir (p<0,05; r=0,417) Dürüstlük ve İşe Tutulma ölçek puanları arasında ise çok zayıf düzeyde , negatif yönde ilişki saptanmıştır (p<0,05; r=-0,175). Çalışma sonucundaki bulgular sadece spor eğitmenleri ile sınırlı olduğu için Dürüstlük – Kişisel Sorumluluk ve İşe Tutulma kavramları farklı meslekler üzerinde de incelenmesi ve ölçekler arasındaki ilişki düzeyleri ve karşılaştırmalar yapılması önerilmektedir.

DürüstlükMesleki sorumlulukSorumluluk+4
Yasemin Kaya
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00

İlgili konular