Germany
359 theses under this subject heading
Alman dış politika kimliği ve güç kullanımı (1949 - 2016): Süreklilik ve değişim dinamiklerinin analizi
Bu çalışmada Almanya'nın 1949'dan günümüze, uluslararası çatışmalarda izlediği politikalar ele alınmaktadır. Tezin amacı, Almanya'nın II. Dünya Savaşı sonrası geliştirdiği, güç kullanımına karşı mesafeli ve değer bazlı dış politika kimliğinin, birleşme ve Soğuk Savaş'ın bitişinin getirdiği değişimlere rağmen sürekliliğini koruyup korumadığının anlaşılmasıdır. Bu doğrultuda özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında geliştirilen kimlik ve bu kimliğin öne çıkan değer ve politikaları ele alınmıştır. Sonrasında Almanya'nın, hem Soğuk Savaş hem de Soğuk Savaş sonrası dönemin çatışmalarına yönelik politikalarında, bu değerlerin görünürlükleri incelenmiştir. Yapılan değerlendirmede, Almanya'nın çok taraflılık gibi değerleri gözeterek de olsa uluslararası müdahalelere katılımının açık şekilde arttığı gözlemlenmiştir. Ancak bu müdahalelerin nadiren doğrudan ama genellikle barış gücü gibi misyonlar bağlamında olması dolayısıyla, II. Dünya Savaşı sonrası değerlerin ufak değişimlerle devam ettiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Alman dış politikası, güç kullanımı, süreklilik, değişim, dış politika kimliği
Göçün güvenlikleştirilmesi: Almanya'da AFD'nin yükselişi ve Suriyeli mülteci krizi
Bu çalışmada Almanya'da 2013 yılında kurulan Almanya için Alternatif (Alternative für Deutschland- AfD) adlı aşırı sağ partinin 2015 yılı itibariyle kendi politik gündeminde Suriyeli göçmenleri ve Müslüman azınlıkları bir güvenlik meselesi olarak söylem düzeyinde nasıl inşa ettiği ele alınmıştır. Bu noktada partinin 2015 yılı itibariyle kuruluş çizgisindeki neoliberal, Avrupa şüpheci parti kimliğinden çıkarak milliyetçi ve göçmen karşıtı çizgiye taşındığı süreç tartışılmıştır. Bu çalışma partinin kadrosunda ve politik kimliğinde meydana gelen bu dönüşümün AfD'nin politik meşruiyeti ve başarısını pekiştirmede mülteci krizini bir güvenlik meselesi olarak kodlaması ve onu politik araç haline getirmesi konusuna odaklanmaktadır. AfD'nin göçmenleri ve Müslümanları bir tehdit olgusu olarak işaret etmesi, partinin kitleleri örgütlemede ve kendi politik iktidarını güçlendirmede önemli bir enstrüman olmuştur. Öyle ki, bu durum eyalet parlamentolarındaki seçim başarılarıyla başlayarak 2017 ulusal parlamento seçimlerinde Federal Meclis'e girebilmesiyle de doğrulanmıştır. Partinin göçmen karşıtı söylemi, onun artan siyasal başarısının ve meşruiyetinin temel itici gücünü oluşturmuştur. Anahtar Kelimeler: Almanya, AfD, Suriyeli Mülteci Krizi, Göçün Güvenlikleştirilmesi.
State identity, energy security and foreign policy: A comparative analysis of Germany and Turkey
This thesis aims to examine the interaction between Turkish and German state identities and energy security perceptions, and reflections of this interaction to foreign policy behaviors in the context of social constructivism. In this direction, the two countries' energy policies, market structures and relations with international organizations were examined based on their state identities in the post-Cold War period. The study is based on two basic questions: What is the interaction between state identity and energy security of Turkey and Germany? And what is the interaction between energy policy and foreign policy of these countries? In this thesis, process tracing and critical discourse analysis methods were used. In this context, it was seen that Germany adopted a norm-oriented energy policy within the framework of the state identity and this energy policy was reflected in a similar way on its foreign policy. On the other hand, Turkey's energy policy is shaped around the realist power parameters and in this sense the two countries' energy security perceptions differ. This thesis consists of seven chapters. Following introduction, second chapter will include conceptual and theoretical framework, then methodology will be introduced. Chapter four and five will examine Germany and Turkey in terms of state identity, energy security and foreign policy. In chapter six the two countries will be compared and last chapter will summarize the main findings.
Avrupa Birliği üyesi ülkelerin sağlık sistemi ile Türk sağlık sisteminin karşılaştırılması: Türkiye- Almanya örneği
Türkiye uzun yıllardır Avrupa Birliği'ne girmek için çaba sarf etmektedir. Zaman zaman ilişkilerde inişler ve çıkışlar görülse de son yıllarda genellikle olumsuz gelişmelerin yaşandığı söylenebilir. Bu ortamda Türkiye'nin AB'ye girme konusunda pek heyecanlı olduğu söylenemez. AB'ye üye olunamasa da AB standartlarında bir yaşama ulaşılması gerektiği herkesin ortak kanaatidir. Hâlihazırda AB üye olacak devletlerden bazı kriterleri yerine getirmesini beklemektedir. Sağlık ise AB'nin ortak bir sisteme sahip olmadığı alanlardan biridir. Üye ülkelerin kendileri sağlık hizmetlerinin sunumu, yönetimi ve finansmanı konusunda esas belirleyicidir. Bu nedenle Türkiye ve AB arasında sağlık alanında bir karşılaştırma yapabilmek ve eksikleri tespit edebilmek adına örnek bir ülke seçilmesi daha uygun olacaktır. Bu nedenle de AB'nin en önemli ülkelerinden biri olan ve nüfusu bakımından Türkiye'ye yakın olan Almanya bu çalışmada konu edinilmiştir. Türkiye ve Almanya sağlık sektörünün işleyişi açısından pek çok benzer noktaya sahiptir; nüfusun tamamını kapsayan bir sigorta sistemi, yakın oranlarda seyreden kamu finansmanı, sağlık hizmetlerinin kaç basamakta sunulduğu vs. Ancak Almanya gelişmiş ekonomisi sebebiyle pek çok kalemde Türkiye'nin önünde yer almaktadır. Hastane sayısı, hastanelerdeki yatak sayısı, doktor- diş hekimi-eczacı sayısı, MR- BT gibi teknolojik cihaz sayısı göz önüne alındığında Türkiye, Almanya'nın çok gerisinde kalmaktadır. Bu çalışmada en güncel veriler ve resmi istatistikler kullanılarak farklılıklar ortaya konulmuştur. Pek çok alanda olduğu gibi sağlık sektöründe de uçurumların ortadan kalkmasının ilk şartı yeterli finansmanın sağlanmasıdır. Anahtar Kelimeler: Türkiye, Almanya, Sağlık Sistemi Karşılaştırması
Liberal feminizm bağlamında Angela Merkel'in siyasi mücadelesi ve ortaya çıkan lider profili
Feminizm, erkeğin sahip olduğu tüm haklara kadının da sahip olması gerektiğini savunan ve kadının toplum içindeki rolünü genişletmeyi amaçlayan bir yaklaşımdır. Teori, uluslararası sistemdeki olay ve olguların açıklanması için toplumsal cinsiyetin analizlere dahil edilmesi gerektiğini savunmaktadır. Liberal feminizm, kadın ile erkeğin bütün alanlarda eşit haklardan yararlanması gerektiğini savunurken özellikle, kadının siyasi kurumlarda yer alması ve temsil edilmesi gerekliliğine vurgu yapmaktadır. Kadın, siyasi yaşama katılımında, cinsiyetinden dolayı ikincil konuma itilmekte, siyasette hakim olan erkek egemen yapının da etkisiyle birçok engel ile karşılaşmaktadır. Bu engellerin ortadan kaldırılmasıyla siyasi yaşamda başarılı olabilecektir. Angela Merkel, 2005 yılından 2021 yılına kadar dört dönem Almanya Şansölyeliğini yürüten dünya siyasetinin en etkili liderleri arasındadır. Merkel, 2000 yılında partisi CDU' nun ilk kadın başkanı olmuştur. CDU, toplumsal cinsiyet açısından ileride olan ve kadın problemlerini esas alan bir parti profilinde değildir. Merkel parti içinde ve siyasi yaşamında birçok engel ile karşılaşmış bu engelleri aşarak siyasi kariyerinde yükselebilmiştir. 2005 yılında şansölye seçildiğinde ülkesinde bu görevi yapan ilk kadın olurken en genç şansölye unvanına da sahiptir. Bu tez liberal feminizm varsayımlarıyla erkek egemen siyasi yaşamda kadının cinsiyetinden dolayı önüne çıkan engeller arasındaki ilişkiyi ve bu engeller ortadan kaldırıldığında kadının siyasi yaşamda başarılı olabileceğini açıklamayı amaçlamıştır. Liberal feminizm perspektifinden siyasal yaşamda kadının önüne çıkan engellerin Angela Merkel özelinde incelenmesinin sebebi şansölyenin bir kadın olarak hem Alman siyasetinde hem de dünya siyasetindeki etkin rolüdür. Anahtar Kelimeler: Angela Merkel, Kadın, Liberal Feminizm, Siyasi Yaşam
X, Y ve Z kuşağı tüketicilerinin helal sertifikalı gıda ürünlerini satın alma niyetlerinin incelenmesi: Türkiye–Almanya karşılaştırması
Günümüzde Dünya üzerinde farklı din, dil, ırka sahip milyarlarca insan yaşamaktadır. Bu insanlar, din, dil, ırk gibi özelliklerle birlikte kuşak olarak da birbirlerinden ayrılmaktadır. Aynı zaman diliminde dünyaya gelmiş, benzer durumları tecrübe etmiş, dönemin büyük olaylarına şahit olmuş insan toplulukları kuşak kavramını oluşturmuştur. Kuşak olarak ayrılan insanlar, bir gruba dahil olmalarına rağmen tamamen aynı davranışları sergilediği söylenemez. Bu kuşak grupları farklı dine, cinsiyete, milliyete sahiptirler ve bu konularda birbirlerinden farklılaşmaktadır. Bilhassa din bakımından oluşan bu farklılıklar insanların tüketim davranışlarını da farklılaştırmaktadır. Müslümanlar her ne kadar farklı kuşaklara mensup olsalar da tüketim açısından Allah'ın emir ve yasaklarına uymak durumundadırlar. Müslümanların farklı inanıştaki ülkelere göç ederek Dünya geneline yayılması ve sayılarının gittikçe artması onları helal konusunda daha hassas hale getirmiştir. Özellikle gıda konusunda tüketiciler ürünlerin helalliğini sorgulamaya başlamışlardır. Bunun sonucunda helal ürün pazarları gelişim göstermiştir. Bu çalışmada, Türkiye ve Almanya'da yaşayan farklı kuşaklara mensup Türk tüketicilerin helal satın alma niyetlerine etkisi olan faktörler incelenmiştir. Bununla birlikte iki ülke arasında kuşak bazında farklılıklar incelenmiştir. R programı kullanılarak uygulanan Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) ile model testi, güvenilirlik analizi uygulanmıştır. Çalışma sonunda Türkiye ve Almanya'da yaşayan tüketicilerin dindardık düzeylerinin, algılanan davranışsal kontrollerinin, helal gıdaya yönelik tutumlarının, helal farkındalıklarının ve öznel normlarının helal gıda satın alma niyeti üzerinde pozitif ve yüksek derecede etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Türkiye ve Almanya arasında kuşaklar bazında yapılan farklılık analizleri sonucunda Türkiye'deki X, Y ve Z kuşağı dindarlık, algılanan davranış kontrolü, öznel normlar ve satın alma niyeti bakımından Almanya'daki X, Y ve Z kuşağından farklılaştığı tespit edilmiştir. Helal farkındalık bakımından her iki ülkenin Y ve Z kuşakları farklılık gösterirken X kuşağında farklılık bulunamamıştır. Tutumlar incelendiğinde ise Türkiye'deki X ve Y kuşağı ile Almanya'daki X ve Y kuşağı farklılık gösterirken Z kuşağı bakımından farklılık bulunamamıştır. Anahtar Sözcükler: Helal gıda, Kuşaklar (X,Y ve Z), helal gıda satın alma niyeti, dindarlık, Türkiye, Almanya
Almanya'da yaşayan okul öncesi Türk çocuklarının karşılaştığı kültürel sorunlar: Köln örneği
Almanya'daki Türk çocukları iki kültür arasında yetişmekte ve buna bağlı olarak iki kültürün izlerini de taşımaktadır. Aile içerisinde kendi kültürel değerlerini; dilini, dinini ve geleneklerini öğrenirken, Alman anaokullarında ise yeni bir kültür, dil ve din ile tanışırlar. Bu çalışma, Almanya'nın Köln–Chorweiler bölgesinde yaşayan Türk çocuklarının okul öncesi (Kita) karşılaştıkları kültür, dil, din ve yaşam tarzı problemlerini betimlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu Almanya'nın Köln bölgesinde yaşayan 72 Türk aile ve 14 Türk öğretmen oluşturmaktadır. Karma yöntem olan bu araştırmada, Türk ailelere anket uygulanmış ve çalışmanın amacı doğrultusunda daha kapsamlı bilgiye ulaşmak için 2022/2023 eğitim-öğretim yılında farklı anaokullarında görev yapmakta olan Türk öğretmenlere hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu gerçekleştirilmiştir. Böylelikle bu çalışmada hem nicel hem de nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Türk aileler ile yapılan anketlerden elde edilen veriler SPSS programında betimsel analiz yöntemi ile çözümlenmiştir ve Türk öğretmenler ile yapılan görüşmelerden elde edilen veriler, içerik analiz yöntemi ile değerlendirilmiştir. Çalışma sonucu toplanan veriler tablolar halinde gösterilmiş, araştırmanın sonucunda Almanya/Köln şehrinde yaşayan okul öncesi Türk çocuklarının kültür problemleri birebir incelenmiş, alınan veriler değerlendirilerek sonuçlar bağlamında öneriler sunulmuştur.
Almanya'da yaşayan Türk çocuklarının yazma becerileri: Rhein-Main Bölgesi örneği
Bu çalışmanın amacı Almanya'da 6., 7., 8., 9. ve 10. (13-16 yaş) sınıflarda öğrenim gören iki dilli Türk kökenli çocukların Türkçe yazım ve noktalama becerilerini tespit etmektir. Araştırmanın evrenini Almanya'nın Rhein-Main Bölgesinde yaşayan Türk çocukları oluşturmaktadır. Çalışmanın evrenine giren bütün çocuklardan veri toplanamayacağı için örneklem alınmıştır. Çalışma grubu 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Hanau, Kriftel ve Frankfurt'ta ortaöğretimde olan 52 öğrenciden oluşmaktadır. Bu nitel araştırmada kullanılan veriler, durum çalışmasıyla elde edilmiştir. Veri toplama aşamasında, Şen'in (2011) oluşturduğu açık uçlu yorumlama soruları kullanılmıştır. Öğrencilerin ürettikleri metinler, temel veri kaynağı olarak kullanılmıştır. Verilerin incelenmesinde betimsel içerik analizi uygulanmıştır. Araştırmanın bulguları, Hanau, Kriftel ve Frankfurt'ta yaşayan Türk öğrencilerinin yazılı anlatımlarında Türkçe ve Almanca alfabelerin farklılığından kaynaklanan yanlışlar, büyük- küçük harf kullanımından kaynaklanan yanlışlar, ayrı ve bitişik yazımdan kaynaklanan yanlışlar, bağlaç olan da/de'nin yanlış yazımından kaynaklanan yanlışlar, isim çekim eklerinin yanlış veya eksik yazımından kaynaklanan yanlışlar bulunduğu ve noktalama yanlışlarından oluştuğu tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda öneriler sunulmuştur.
Almanya'daki Türk çocuklarına Türkçe öğretiminde motivasyon kaynaklarının öğrenciler üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu çalışma, ana dili Türkçe olan Türk çocuklarının Almanya'daki Türkçe öğretimine yönelik tutumlarının ortaya çıkarılmasını amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda ''Almanya'da yaşayan Türk öğrencilerin Türkçe öğretimine yönelik tutumları nasıldır?'' sorusuna cevap aramıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Almanya'nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin Köln şehrindeki 11- 18 yaş grubunda ve 5.- 12. sınıflar arasındaki 147 öğrenci oluşturmaktadır. Ayrıca 9 Türkçe öğretmeni ile çalışılmıştır. Nicel ve nitel yöntemlerin bir arada kullanılacağı araştırmada kullanılan veriler, öğrencilere uygulanan Türkçenin öğrenimi ve öğretimiyle ilgili düşünceler anketi ve sonrasında öğretmenlerle gerçekleştirilen görüşmelerden elde edilmiştir. Anketler SPSS istatistik programında işlenmiş ve ağırlıklı unsurların saptanması için açıklayıcı faktör analizine tabi tutulmuştur. Öğretmenlerle yüz yüze yapılan görüşmeler ise betimsel analizle değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler tablolar hâlinde sunulmuş ve sonuç bölümünde, çalışmadan elde edilen bulgular alanyazını çerçevesinde tartışılmıştır. Bu çalışmanın, Türkçe öğrenimi ve öğretimine yönelik öğrenci tutumlarını ortaya koyması, ayrıca öğretim sürecinde öğrencileri etkileyen motivasyon kaynaklarını sorgulaması açısından önemli olduğu düşünülmektedir. Zira motivasyonun tutum üzerinde etkisi olduğundan dolayı yurt dışındaki Türk çocuklarını Türkçe öğrenmeye motive eden kaynakların belirlenmesi ve bu kaynakların güçlendirilmesi çalışmaları ana dili öğretimine dair tutumu olumlu etkileyecektir. Anahtar sözcükler: Almanya'da Türkçe öğretimi, tutum, Türkçe öğretimine dair tutum, motivasyon.
Well-being in older migrants and non-migrants in Germany: A specific look at health and poverty dimensions
Well-being among older people has become an essential matter, as the ageing population throughout the world become a more widespread phenomenon. Well-being is an implicit notion, which can be approached in different ways. This thesis approaches well-being from both objective and subjective perspectives and analyses its two measurable dimensions as health and poverty. This thesis aims to examine health and poverty determinants among the older population in Germany and to find whether health and poverty status converge to or diverge from each other for older migrants and non-migrants. Health is examined by looking at diabetes, depression, and subjective health measures. Poverty is examined by looking at income, wealth, and subjective poverty measures. As the data source, Wave 7 of the Survey of Health, Ageing, and Retirement of Europe is used. Six hypotheses were formulated based on migration status and length of residence, and outcome variables. Binary logistic regression model is employed to reveal the factors affecting health and poverty of the older migrants and non-migrants. Descriptive statistics by the prevalence of diabetes, depression, subjective health, income poverty, wealth poverty and subjective poverty are presented. For each model, binary logistic regression tables are given. By focusing the migration status and length of residence, the results are discussed within the framework of the healthy immigrant effect for the health models. For the poverty models, the results were discussed by comparing them with that of the previous research and hypotheses formulated. The results suggest that for health models, both older migrant groups have higher odds of having diabetes than natives. Western older migrants have lower odds of having depression while non-Western migrants have similar to that of natives. Both migrant groups have similar odds of having poor subjective health when compared to non-migrants. For poverty models, both migrant groups have higher odds of having income poverty than natives. Western migrants have lower odds of having wealth poverty while non-Western migrants have higher odds of wealth poverty compared to natives. Western migrants have similar odds of having subjective poverty and non-Western migrants have higher odds when compared to natives. In general, the results point out that healthy immigrant effect is not generalizable to the all three health models. Although we provide support for most of our formulated hypotheses, model of diabetes provides results not in line with our expectations.
Cumhuriyet'in seyyahları: Türk aydınının gözünden Avrupa'ya bakmak (1923-1960)
Türklerin yüzyıllardır süregelen Avrupa'yı tanıma çabası, Cumhuriyet dönemi ile zirvesine ulaşmış ve bizatihi devletin öncülüğünde Batılı kurumlar, alışkanlıklar ve sosyal düzen Türkiye şartlarına uyarlanmaya çalışılmıştır. Askeri, siyasi ve mali bakımdan örnek alınan Batılı devletlere İmparatorluk döneminden başlayarak yapılan gezilerle de modernleşmenin kutup yıldızları mesabesinde görülen memleketler ve milletler yerinde gözlemlenerek her alandaki usulleri idrak edilmeye uğraşılmıştır. Cumhuriyet döneminde hız kazanan Batı'yı tanıma çabası, tersine bir oryantalizm, garbiyatçılık ve Türklerin Batı'yı Osmanlı İmparatorluğu'nu kurtarma gailesinden münezzeh surette keşfetmesi süreci olarak nitelendirilebilir. Keşif sürecinin mühim basamaklarından biri olan geziler ve yolculuk sırasında kaleme alınan seyahatnameler, Türk aydınlarının zihnindeki Batı imgesinin anlaşılması bakımından net örnekler ortaya koymaktadır. 1923-1960 yılları arasında Almanya, Fransa, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri üzerine yoğunlaşan geziler sırasında kaleme alındığı tespit edilen otuz bir farklı seyahatname vasıtasıyla Türk aydınlarının Batı'yı nasıl gözlemlendiği ve üzerlerinde nasıl bir etki bıraktığı sorusu Türk düşünce tarihinin dikkate değer bir mevzusudur.
The European Union and "Asylum shopping": A comparative analysis
Throughout history, people have moved from one place to another either individually or in groups due to various reasons, making migration movements common and widespread. Among migrants, refugees—who are defined as forced migrants uprooted by fear of persecution, conflicts and violence—have a particular place since refugee protection is a multi-faceted issue affecting countries and regions. Europe, and the European Union (EU) in particular, had previously encountered mass migration movements. Nevertheless, the ongoing refugee protection crisis—which started in 2011 following the turmoil in the Middle East and North African countries and peaked in 2015—has turned into an unprecedented humanitarian crisis. Although the EU tried to respond to the protection needs of asylum seekers reaching its territory under the framework of the Common European Asylum System (CEAS), it has failed to properly manage the crisis. As a result of this, the inherent deficiencies of the CEAS have also become apparent. In this vein, the main objective of this thesis is to analyse the issue of asylum shopping—a significant problem of the EU in the field of asylum and migration—and to determine its extent and underlying reasons with a focus on the recent refugee protection crisis. To this end, four EU Member States—namely Greece, Germany, Hungary and Sweden—are selected as representative cases, and their asylum policies and practices are compared and contrasted. Based on such analysis, this thesis concludes that there are vast differences among the asylum policies and practices of the EU Member States, and due to the failure of the EU in ensuring complete harmonisation, asylum shopping problem has continued during the recent crisis.
Türkiye'de merkezi ve yerel yönetimin yapılanması Almanya ve Fransa modeli ile karşılaştırmalı analizi
1800'lü yıllarda Amerika Birleşik Devletleri'nde gündeme gelen kamu yönetimi olgusu, zaman geçtikçe bütün dünyada etkisini göstermiştir. İnsanların ihtiyaçlarını karşılamak ve refah düzeyini arttırabilmek için bütün dünya ülkeleri yeni bir yapılanma içerisine girmiştir. Bu çalışmada Türkiye'nin bu süreçten nasıl etkilendiği, merkezi ve yerel yönetimlerin nasıl şekil aldığı, Türkiye'deki yönetimlerin detaylı incelenmesi ve bu incelemeler sonucunda Almanya ve Fransa gibi kamu yönetimi olgusu oturmuş ülkelerle karşılaştırma yapılması hedeflenmiştir.Yapılan karşılaştırmalar sonucunda Türkiye'nin yerel yönetimler bakımından Fransa ile benzerlikler ve Almanya ile çok farklılıklar gösterdiği, fakat bu benzerlik ve farklılıklara rağmen Türkiye'de belediyelerin ekonomik yetkiler açısından merkeze çok bağlı olduğu ve sıkı bir idari vesayetin olduğu görülmektedir
An examination of the role of technical and non-technical innovation on the customer loyalty
Customer loyalty strongly depends on the customer satisfaction which is the measure of the fulfillment of their expectations and needs with a pleasurable experience of the product, process or service. Among many other strategies, the companies use innovation for ensuring the customer satisfaction with their product or service, as it is a highly competitive market today, and new ideas in any manner are appreciated if they are more effective to the customers. It is crucial for the companies to understand how the innovation influences the perceptions of their target market in order to invest in the innovation efficiently. The focus of this dissertation is on evaluating the role of technical and non-technical innovation on the customer loyalty in Turkey and Germany. The customer loyalty has been evaluated using the variables technical and non-technical innovation capabilities, whereas the influence on loyalty has also been assessed through the variables intellectual experience, affective experience, reputation, word of mouth, new market penetration and differentiation. The study is based on primary research method where the extensive literature review was conducted to develop a conceptual framework and a questionnaire for survey is adapted from a scholar, Dr. Pantea Foroudi's survey which is already done on the similar topic. This questionnaire was then used for survey, which was administered to collect primary data. Simple random sampling has been used to draw a sample of 114 customers from Turkey and 106 customers from Germany. Frequency distribution analysis, Mann Whitney U test, correlation test and multiple regression analysis have been conducted to reach the findings. The result reported that males are more loyal to innovative companies in Germany, whereas females are more loyal in Turkey. Most of the respondents who are loyal to innovative companies have age between 20-30. It has been found that majority of the customers from both the countries are loyal to the innovative companies and have positive perceptions about the quality and value for price offered by them. The technical innovation of the companies has been found to be positively associated with the customer loyalty as it effects on the customers' intellectual and affective experience. Similarly, new market penetration and differentiation has also positive influence on customer loyalty. The customers reported that they find innovative companies more trustworthy and reputable. The comparison of customer responses for Germany and Turkey has revealed that the German consumers focus more on innovation as compared to those of Turkey. Recommendations have been suggested in the light of findings of the study.
Hitler dönemi Türkiye Almanya ilişkileri kapsamında Türk dış politikası
Türkiye, I. Dünya Savaşı sırasında Almanya ile yakınlaşan ilişkilerini devam ettirmiştir. Ekonomik alanda dış ticaretin en yoğun yapılan ülke olarak Almanya'ya karşı Türk dış politikasında II. Dünya Savaşının neredeyse sonuna kadar Almanya'ya sert politikalar uygulanmaktan kaçınılmıştır. Bununla birlikte İngiltere ile olan ilişkilerin devamına özen gösterilmiş ve en sonunda taraf olarak Demokratik Batı tercih edilmiştir. Alman Nazi iktidarı döneminde Türkiye ile ilişkilerde tedbirli olunmuş ve Türkiye kendini güvence altına alacak paktlarda yer almıştır. Türkiye bulunduğu coğrafi konumun getirdiği hassas durumu gözeterek dış politika belirlemiştir.
Köy enstitüsü kökenli romancıların toplumsal sorunlara ilgisindeki değişim: Duisburg üçlemesi örneği
Cumhuriyet sonrası köyde eğitim alanında en büyük atılım olan Köy Enstitüsü hem kurulduğu dönem hem de kapandıktan sonra tartışmaların merkezinde yer aldı. Köy Enstitüsüne yönelik tartışmaların merkezini enstitünün kendisine özel iç yapısı ve çalışmaları oldu. Köy Enstitüleri tüm bu tartışmalara rağmen köy kökenli öğretmenler ve kadrolar yetiştirdi. Köy Enstitüleri tüm bu dönem boyunca edebiyatçılarda yetiştirdi. Köy enstitülü kökenli edebiyatçılar roman, öykü, köy notları ve şiirlerle edebiyat dünyasında yer aldılar. Özelikle enstitü kökenli romancılar romanlarında köyün günlük sorunlarının ağırlıklı olarak yazdılar. Köy Enstitülü romancılar kendi geldikleri köyün toplumsal sorunlarını romanlarında yazdılar. Köyün toplumsal sorunlarını bilen yazarlar yazdırdıklarıyla enstitü kökenli köy romanı geleneği oluşturmaya çalıştılar. Köy Enstitülü köy romanı geleneği oluşturma çabası köy enstitüsünün kapanması sonrası yapılan baskılar sonucu gerçekleşmedi. Köy Enstitü kökenli romancıların bazıları 12 Mart 1971 darbesi sonrası yaşanılanlar sonrası Almanya'ya göç etmek zorunda kaldılar. Köy Enstitü kökenli romancılar köydeki toplumsal sorunları dile getirdiği gibi Almanya'da yaşayan gurbetçilerin karşılaştığı sorunları yazma girişiminde bulundular. Bu tez enstitü kökenli romancıların Almanya'da geçen romanlarındaki toplumsal sorunlarındaki değişim incelenecektir.
Almanya ile mukayeseli olarak Türkiye'de hemşirelerin görev alanı
Bu çalışmada Almanya ile mukayeseli olarak Türkiye'de hemşirelerin görev alanı ayrımının belirlenmesi esas alınmıştır. Bununla birlikte Almanya'nın sağlık sistemindeki bu ayrımın Türkiye'yle karşılaştırılarak uygulanabilir olup olmadığı, uygulanabilir olduğu durumlarda hemşirelerin görev ve sorumluluklarının nasıl olacağı tartışılmıştır. Bununla birlikte çalışmanın birinci bölümünde problemin tespiti, çalışmanın amacı, metodolojisi ve ünitelerin planı ortaya konulacaktır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise Türkiye'de hemşirelerin görev alanlarına, Türkiye'deki hemşirelik mevzuatına, Türkiye ve Almanya'nın karşılaştırılmalı sağlık istatistiklerine, Almanya'nın diğer ülkelere kıyasla neden çalışmaya dâhil edildiğine ve Almanya'nın "Bakım Mesleği Hakkında Kanun" taslağına göre hemşirelerin görev alanı ayrımına yer verilecektir. Yine bu bölümde hemşirelerin görev ve yetkilerine değinilecek olup Türkiye'de kanun ve yönetmeliklerin eksikliklerine de yer verilecektir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, Görev Alanı, Yetki, Almanya
Avrupa'da yaşayan muhafazakâr Türklerde değer algısı: Almanya örneği
Bu çalışma 60'lı yıllardan sonra Avrupa'ya başlayan işçi göçü hareketiyle Almanya'ya giden ve birkaç kuşaktır orada yaşayan Türklerin değerler dünyasındaki değişim ve dönüşümü incelmeyi hedeflemekte ve böylece göçün göçmen bireyler ve aileler üzerinde oluşturduğu sonuçları irdelemektedir. Nicel bir çalışma olan bu araştırmanın örneklemi Almanya'da yaşayan ve araştırmaya gönüllü olarak katılan farklı kuşaklardan, farklı yaşlarda 668 Türk göçmenden oluşmaktadır. Katılımcılar gönüllülük ilkesine göre rastgele seçilmiştir. Araştırma verileri online anket tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmanın genel çerçevesinin çizildiği giriş metni, araştırmanın konusu, amacı, önemi, sınırlılıkları, konuyla ilgili çalışmaları, araştırma soru ve hipotezlerini ve son olarak araştırmanın yöntemi yer almaktadır. İkinci bölümde çalışmanın kavramsal çerçevesini, Üçüncü bölümü, Almanya'ya göç süreci ve sonrasına ilişkin değerlendirmeleri içermektedir. Bu çerçevede Almanya'ya göç süreci, sebepleri, Türk göçmenlerin yaşadığı uyum sorunlarını çeşitli boyutlarıyla ele alınmıştır. Bu sorunlar dil, din, değerler, eğitim, kimlik, barınma ve işsizlik sorunları olarak alt başlıklarda incelendi. Dördüncü bölümde saha araştırmasından toplanan verilerin istatistiksel analizi ve sonuçları rapor edilmiştir. Sonuç bölümünde elde edilen bulgular değerlendirilmiştir. Farklı kuşaklardan katılımcıların değer algısında bazı değişim ve dönüşümler tespit edilmiştir. Özellikle kızların flört etmesine bakış açılarında dikkat çekici bir farklılık görülmektedir. Son nesil, flört ilişkilerinde kendilerinden önceki nesillerden farklı düşündüğünü ifade etmiştir. Her ne kadar bazı hususlarda üçüncü neslin düşüncelerinde farklılıklar belirse de Almanya'daki Türkler 'de geleneksel ve dini değerlere bağlılığın devam ettiği anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Almanya, Değer algısı, Göç, Göçmen, Nesiller, Türk göçmenler.
Social Darwinism in Unionist theory and practice: The German connection
In this thesis, the role Social Darwinism played in the Unionist theory and practice, and the influence Germany had in spreading this theory among the Unionist intellectuals and politicians. The purpose of this study is to explain how and to what extent this theory affected the Unionist ideology and delve into the roots of Social Darwinism's journey in the Ottoman Empire. Social Darwinism affected especially the Unionist Turkists during the final decade of the Empire, and throughout this thesis, it is discussed through three main questions. The first question is why Social Darwinism became so popular in the Unionist ideology. To answer this question, I examined their backgrounds, and find out that the western education they received, and their militarist identities played a great role in this regard. I also argue that the political environment of their age popularized Social Darwinism. Additionally, it is argued the intellectual atmosphere of the Empire helped this theory to be popularized. The second question debated is through which channels the Unionists acquired Social Darwinist theory. In this thesis, I focus on the German channel, mainly Büchner, Haeckel, and von der Goltz. Lastly, the question of how the Unionists reconciled with Social Darwinism's negative attitude towards the Turks is debated. In this regard, I divided the Unionist counterarguments in three categories. Firstly, I claim that Japan's victory over Russia presented a great argument for the Unionists. Secondly, it is argued that they tried to prove Turks' civilized nature through Turcology works, and lastly, they argued that the West is the uncivilized and barbaric ones.
İkinci Dünya Savaşı döneminde Almanya'dan kaçan sanatçıların sanata katkıları
20. Yüzyıl iki büyük dünya savaşının yaşandığı, başta Avrupa olmak üzere tüm dünyada büyük yıkımın yaşandığı bir dönem olmuştur. I. Dünya Savaşından sonra sanatçılar değer yargılarını sorgulamaya başlamış ve savaşın yarattığı yıkımı sanatlarına yansıtmışlardır. I. Dünya Savaşından ağır yaptırımlarla ayrılan Almanya, ekonomik ve sosyal tutarsızlıkların neticesinde yükselen sağ ve sol görüşlerin yarattığı politik bir kaosun içine düşmüştür. Bu ortamda zeminleri atılan Nasyonal Sosyalist ideoloji, izlediği propaganda politikasının da etkisiyle kitleleri etkilemiş ve 1933 yılında iktidara geçmiştir. Parti, iktidara geçmeden önce başladığı propaganda siyasetine iktidarda bulunduğu süre boyunca devam etmiştir. Hayatın her alanına müdahale eden iktidarın binlerce yıl sürecek imparatorluk için izlediği en önemli politikalardan biri kültür politikalarıdır. Bu kapsamda sanatın tüm dallarını tekeline geçiren iktidar, modernizme karşı açtığı savaşta yeni sanat anlayışı olarak modernizmin karşısına aryan sanatını koymuştur. Nazi hükümetinin baskıcı kültür sanat politikalarının sonucunda pek çok sanatçı göç etmek ya da sanat kariyerlerini bırakmak zorunda kalmıştır. Ülkesinden kaçmak zorunda kalan sanatçılar, göç ettikleri yerlerde sanat üretimlerine devam etmiş ve yeni sanat hareketlerinin oluşmasında da katkıda bulunmuştur. Bu sanatçı göçünün en somut sonuçları ise Amerika'da değişerek dönüşen sanat ortamı ve sanatta modern hareketlerin etkisinde işler üretmeye başlayan Amerikalı sanatçılarda görülmüştür.
Şirket kuruluş, vergilendirme ve muhasebe işlemlerinin Türkiye ve Almanya'nın yasal düzenlemeleri açısından karşılaştırılması
Küreselleşen Dünyada, uluslararası ticaretin sınır ötesine taşınması şirketler arası rekabetin uluslararası boyutlara ulaşmasına yol açmıştır. Bu gelişmeleri takiben; şirket kuruluşları, birleşmeleri uluslararası düzeyde gerçekleşmeye başlamış, mükellefler globalleşen dünyada vergisel avantaj ve teşviklerden yararlanmak adına farklı ülkelerde şirketler kurmaya yönelmiştir. Değişik ülkelerde ticaret yapmayı düşünen yatırımcıların bu ülkelerde karşılaşacakları vergi ve ticaret kanunlarınca belirlenmiş yükümlülükleri; ticaretin yapılması istenilen ülke yada ülkelere göre değişmekte, Bu durum mükellef (yatırımcı-tacir) adına olumlu yada olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Bu sonuçları önceden görebilmeyi başaran mükellefler vergi avantajı elde edebileceği ülkelere yönelebilmekte, bu durum kurmayı planladıkları işletmelerinin karlılığını arttırabilmektedir. Ülkeler arasındaki uygulama farklılıklarını fırsata çevirebilen işletmeler, tam rekabetin yaşandığı dünya ekonomisinde rakiplerinin bir adım ötesine geçebilmektedir. Bu tez çalışmasının bilimsel olarak ortaya koymaya çalıştığı ana düşünce; mükelleflerin (diğer adıyla tacir-yatırımcı) ülkemiz dışında kurmayı plandıkları yeni işletmelerinin ulusal ve uluslararası vergi ve ticaret yasaları karşısındaki avantaj ve dezavantajlarının karşılaştırılarak, ortaya konulması, bu karşılaştırmasının sonucu olarak yurtdışında faaliyet göstermek isteyen yatırımcılara ışık tutmaktır. Çalışmanın birinci bölümünde şirket kavramı, türleri, şirket yapıları incelenerek tanımlanmış olup, ikinci bölümde ise vergi kavramı, vergi tarihi, Türk Vergi sistemi arasında bağlantı kurulmuştur. Son bölümde ise Türkiye ve Almanya arasındaki kuruluş, işleyiş, muhasebesel uygulamalardaki farklılık, vergi avantajları ve benzeri yaklaşımlar karşılaştırılmıştır.
Entegrasyon ve kolektif hafızanın inşasında sporun rolü: Türkiyemspor Berlin örneği
Bu çalışma, sporun entegrasyon ve kolektif hafızanın inşasındaki etkisini kuruluşunu göç hareketinden alan bir futbol kulübü üzerinden incelemektedir. Çalışma, Türkiyemspor Berlin kadın ve erkek futbol takımının oyuncu, yönetici, aile, taraftar ve resmi kurum yöneticileri ile yapılan yarı yapılandırılmış mülakat ve gözlem sonucunda, futbolun "entegrasyon" açısından etkilerinin sınırlarını ortaya koyarken, "kolektif hafızanın inşası" açısından vatandaş olan göçmenlerin ve azınlık toplulukların geçmişten günümüze seyri açısından ortaya çıkan sonuçlara dair bilgiler sunmaktadır. Katılımcı gözlem ve mülakatlar neticesinde elde edilen bulgular, Türkiye'den Berlin'e göç edenlerin; geleneksel kültürel öğlelerini, dillerini ve iletişim biçimlerini koruyarak, yerleşik toplum ve diğer göçmenlerle spor aracılığıyla ilişki kurduklarını göstermiştir. Aynı zamanda Türklerin, menşe ülkeye dair aidiyetlerini ve kültürel kimliklerini muhafaza ettikleri tespit edilmiştir. Araştırma, sporun ve özelde futbolun, mekânlar ve sosyal ağlar aracılığıyla kolektif hafızanın inşasında rol oynadığını, kulübün alanlarının göçmen toplulukların hafızalarını pekiştirdiğini ortaya koymuştur. Bu yönüyle araştırma; spora katılım, entegrasyon, kolektif hafıza, cinsiyet ve çok kültürlülük arasındaki ilişkinin daha somut bir şekilde anlaşılmasına katkı sağlarken futbol, entegrasyon ve kolektif hafıza çerçevesinde yapılacak olan disiplinler arası çalışmalar için tartışmaları barındırmaktadır.
1961-2020 yılları arasında Almanya'da yaşayan Türkiyeli göçmen kadınların kimlik dönüşümleri
Genel anlamıyla bir yerden başka bir yere hareket süreci şeklinde tanımlanan ve bu yönüyle insan hikâyesinin bir yansıması olan göç; zaman ve mekân boyutu irdelendiğinde durmaksızın devam eden bir nitelik arz etmektedir. Göç çağı olarak nitelenen 20.yüzyıldan beri göç olgusu, sosyal bilimler alanında popülerliğini düzenli olarak geliştiren bir kapsama sahiptir. 2021 yılı itibariyle dünya genelinde var olan mültecilerin sayısı dahi göç hareketliliğinin boyutunu gözler önüne sermektedir. Bu araştırmanın konusunu oluşturan göç hareketliliği ise İkinci Dünya Savaşı sonrası yaşanan gelişmelerle ilgilidir. Savaş sonrası toparlanma döneminde sanayileşme sürecine giren ülkelerin ihtiyaç duyduğu işgücünü temin etmek için çevre ülkelerden işçi talebinde bulunması, yeni bir göç hikâyesinin oluşmasına kaynaklık etmiştir. 1961 yılında Türkiye ile Almanya arasında imzalanan Ankara Antlaşması bu niteliği haizdir. İlk dönemde kısa süreli olarak planlanan bu işgücü göçü, ilerleyen yıllarda yerini kalıcılığa bırakmıştır. Bu araştırma, yarım asırlık bir geçmişe sahip Türk işçi göçünün ardından Almanya'da yaşamaya başlayan Türkiyeli göçmen kadınların kimlik dönüşüm süreçlerini ele almayı amaçlamaktadır. Almanya'da Türklerin yaşadığı 3 önemli şehirde gerçekleştirilen alan araştırmasında kadınların genel kimlik algıları, kolektif kimlik algıları ve kültürel kimlik algıları kuşak farklılıklarını da göz önüne alınarak ölçülmeye çalışılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda elde edilen bulgular; Türkiye'den Almanya'ya giden dört kuşak arasında önemli farklılıkların gözlemlenmediğini, Türkiyeli kadınların Alman kültür ve kimliğine karşı kültürel ve kolektif kimliklerini korumaya çalıştığını ortaya koymaktadır.
Transformation and continuity in German foreign policy from the end of the Cold War to present
According to the Constructivist IR theory, the most basic factors affecting a state's behaviour are ideas, perceptions and interests. However, at this point, by a constructivist structure, interests are associated with ideas rather than material power, and interests in question are shaped within the scope of socially constructed ideas and perceptions. Hence, ideas, perceptions and interests may change in accordance with the present situation. At the same time, the Constructivist IR theory discusses roles and identities guided by ideas and perceptions. On this basis, this thesis argues whether Germany grounds on continuity in its foreign policy based on a ''civilian power'' concept starting from the end of the Cold War and reunification until today. In this context, the change/transformation and continuity of the guiding foreign policy principles which Germany constructed in the aftermath of the Second World War are also questioned. In the meantime, it is discussed whether or not Germany has diverged from being a ''civilian power'' by breaking the taboo of the restraint on military power, which is one of the cornerstones of its foreign policy within the frame of the out-of-area missions it has joined so far with a sense of international responsibility.