Sorumluluk
308 theses under this subject heading
Hekimin aydınlatma yükümlülüğü
Hekimin aydınlatma yükümlülüğü hastayla arasındaki güven ilişkisinin kurulmasını ve sürdürülmesini sağladığı gibi hastanın kişilik haklarının korunmasında önemli bir rol oynar. Hasta hakları kapsamında yer alan kendi geleceğini belirleme hakkının uygulamaya geçirilebilmesi, hasta özerkliğinin sağlanması aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesine bağlıdır. Bu nedenle aydınlatma yükümlülüğünün içeriğinin ve sınırlarının belirlenmesi önemlidir. Bu çalışmada ulusal ve uluslararası mevzuattaki düzenlemeler de dikkate alınarak aydınlatma yükümlülüğünün içeriği belirlenmeye çalışılmış, hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirirken karşılaşabileceği özel durumlara yer verilmiştir. Aydınlatma yükümlülüğünün ihlali hekimin çeşitli hukuk dalları karşısında sorumluluğunun doğmasına yol açacaktır. Çalışmamızda hekimin mesleki, idari ve cezai sorumluluğuna değinilmiş, hastanın uğradığı zararın karşılanması bakımından hukuki sorumluluk konusu ele alınmıştır.
Tüketicilerin sosyal sorumluluk davranışlarının kurumların sosyal sorumluluk eylemlerine yönelik tutumları ile ilişkisi: Anadolu Üniversitesi öğrencileri üzerinde bir araştırma
Günümüzde kurumlar, sadece karlarını arttırarak değil, aynı zamanda içinde bulundukları çevreye ve topluma karşı, toplumsal ve çevresel konulara ya da sorunlara değinerek daha fazla büyüyüp gelişebileceklerinin farkına varmaya başlamışlardır. Fakat kurumların sosyal sorumluluk faaliyetleri, paydaşların istek ve beklentilerine göre şekillenmesi konusunda zayıf kalabilmektedir. Zayıf kalan bir faaliyet hem kurumların paydaşlarının sorunlarına çözüm üretememekte hem de harcanan çabaların boşa sarf edilmesine neden olabilmektedir. Bu noktada kurumların paydaşlarını iyi bir şekilde analiz etmesi önem kazanmaktadır. Diğer taraftan tüketici sosyal sorumluluk davranışı, tüketicilerin bilinçli bir şekilde satın alma kararı verirken, ürün ya da hizmet satın alırken yansıttıkları davranış biçimleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada bu davranış biçimlerinin, tüketicilerin kurumların sosyal sorumluluk eylemlerine yönelik tutumları ile ilişkisinin olup olmadığı incelenmiştir. Çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış ve veriler anket yöntemi aracılığıyla toplanmıştır. Tüketicilerin sosyal sorumluluk davranışlarının ve onların kurumların sosyal sorumluluk eylemlerine yönelik tutumlarının cinsiyet, yaş, sınıf, gelir ve gider durumu değişkenleri bağlamında farklılaşıp farklılaşmadığı irdelenmiştir. Sonuç olarak bazı anlamlı farklılıklarla birlikte tüketicilerin sosyal sorumluluk davranışları ile onların kurumların sosyal sorumluluk eylemlerine yönelik tutumları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Kurumsal sosyal sorumluluk, Tüketici sosyal sorumluluk davranışı, Tüketici tutumu.
Okul öncesi dönem çocuklarında sorumlu davranma düzeyi ve ebeveyn tutumları arasındaki ilişki
İnsan çevresinden etkilenen sosyal bir varlıktır. Bir çocuğun ilk sosyal çevresi ise doğduğu andan itibaren onunla etkileşim kuran ailesidir. Sorumluluk da çocuk tarafından ilk olarak ailede öğrenilir. Erken çocukluk dönemi, kişilik ve bireysel kimlik ediniminde elzem bir zaman dilimidir. Bu dönemde ebeveynlerin çocuğa sergilediği tavır ve tutumlar, ilerde çocuğun bürüneceği kişiliğe etki etmektedir. Ebeveynlerin tavır ve tutumları çocuk için sorumluluk alabilmeyi destekleyebileceği gibi sorumluluk almaya engel de teşkil edebilmektedir. Sorumluluk edinimi ailede başlar ve zamanla kişinin kendi deneyimleriyle desteklenir. Bu çalışmanın amacı okul öncesi dönem çocuklarında sorumlu davranma düzeyi ve ebeveyn tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2024- 2025 eğitim öğretim yılında Bingöl il merkezinde bulunan resmi anaokulu ve anasınıflarında okul öncesi eğitime devam eden 60-72 aylık çocukların öğretmen ve ebeveynleri oluşturmaktadır. Araştırmada uygun örnekleme yöntemi kullanılmış olup araştırmaya katılım sağlayan veliler ulaşılabilir örneklemi oluşturmuştur. Örneklem; 297 kız, 311 erkek olmak üzere toplam 608 çocuğun ebeveyn ve öğretmenlerinden oluşmaktadır. Verilerin toplanması için Ebeveyn Tutum Ölçeği, Sorumluluk Düzeyleri Ölçeği ve Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre okul öncesi dönem çocuklarının sorumlu davranma düzeyleri ile demokratik ebeveyn tutumu arasında pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Buna karşılık otoriter, izin verici ve aşırı koruyucu ebeveyn tutumları ile çocukların sorumlu davranma düzeyleri arasında negatif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ayrıca ebeveyn tutumları; çocuğa, ebeveyne ve aileye dair çeşitli demografik verilere göre incelenmiştir. Sonuçlar alanyazındaki diğer araştırmaları referans alarak tartışılmış ve gerekli önerilere yer verilmiştir.
Hannah Arendt'te sorumluluk ve daha iyi bir dünyanın mümkünlüğü üzerine
"Başka türlüsü mümkün değil, en iyisi bu" diyenlere inat, içinde bulunduğumuz çağın sorunlarıyla başa çıkmanın ve daha iyi bir dünya kurmanın yollarını ararken, Arendt gibi bir düşünüre başvurmak oldukça öğretici ve ufuk açıcı bir yerde durabilir. Zira Arendt, bizlere en umutsuz zamanlarda dahi beklenmedik başlangıçlar yapabilmek için ihtiyacımız olan tüm olanaklara sahip olduğumuzu ve asla bize öğretilmek istendiği gibi çaresiz olmadığımızı hatırlatır. O, insanın anlayan ve eyleyen bir varlık olarak daha iyi bir dünya kurma gücüne sahip olduğunu ve daha iyi bir dünyayı kurmakla da yükümlü olduğunu söyler. Bu düşüncesini devrimler tarihinin örnekleriyle temellendiren Arendt, bu dünyayı daha iyi bir yer haline getirme sorumluluğuyla bizleri dünya için düşünmeye ve dünya için eylemeye davet eder. Bu çalışma, Arendt'in yapmış olduğu çağrının dikkate alınmasının bir sonucu olup, sorumluluk ile ilişkisinde daha iyi bir dünya kurmanın mümkünlüğü problemini onun başlattığı tartışma içerisinden ele almak amacıyla yazılmıştır.
İşletmelerin kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarında kurumsal yönetimin etkisi: BİST 100 üzerinde bir uygulama
İşletmelerin daha fazla ekonomik kar elde etmek için doğal kaynakları tüketmesi, çevresel sorunları da beraberinde getirmiştir. İşletmelerin faaliyetlerini sürdürürken kar elde etmenin ötesinde, topluma ve çevreye karşıda sorumluluklarını yerine getirme çabası, kurumsal sosyal sorumluluk kavramı ile ifade edilmektedir. İşletmelerin çevre bilinci ile faaliyetlerini sürdürmesini esas alan kurumsal sosyal sorumluluk, işletmelerin kurumsal yönetim anlayışının bir parçası olarak görülmektedir. Dolayısıyla etkili bir kurumsal yönetime sahip işletmelerin kurumsal sosyal sorumluluklarını etkin bir şekilde yerine getirmesi beklenmektedir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de işletmelerin kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarında kurumsal yönetimin etkisini incelemektir. Çalışmada 2016 yılı Borsa İstanbul'da BİST100 endeksinde işlem gören 91 işletmeye ait veriler kullanılmıştır. İşletmelerin kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarında kurumsal yönetimin etkisi İkili Lojistik Regresyon (Binary Logistic Regression) tekniği ile analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda Türkiye'de işletmelerin kurumsal sosyal sorumluluk uygulamaları ile kurumsal yönetim düzeyleri arasında istatiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca analizde kontrol değişkeni olarak; işletme büyüklüğü, endüstri profili, halka açıklık oranı, öz sermayenin defter değeri ve ekonomik performans değişkenleri kullanılmıştır. Kontrol değişkenlerinden işletme büyüklüğü, endüstri profili, halka açıklık oranı ve öz sermayenin defter değeri değişkenleri ile işletmelerin kurumsal sosyal sorumluluk uygulamaları arasında istatistiki açıdan anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki bulunduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Sosyal Sorumluluk, Kurumsal Yönetim,
Yöneticilerin bireysel değerlerinin kurumsal sosyal sorumluluk algısı üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, yöneticilerin bireysel değerlerinin sosyal sorumluluk algısı üzerine etkisini belirlemek ve arasındaki nedensel ilişkileri irdelemek ve bu ilişki örüntüsü içerisinde yöneticilerin bireysel değerlerinin hangi boyutlarının hangi kurumsal sosyal sorumluluk boyutları ile ilişkili olduğunu tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın örneklemi Türkiye'de otomotiv, gıda, sanayi ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren işletmelerde görev alan üst, orta ve alt kademe yöneticilerden oluşturulmuştur. Veriler 111 kişiden oluşan bir örneklemden anket yoluyla toplanmış olup verilerin analizinde Cronbach Alfa ve basit doğrusal regresyon analiz yöntemleri kullanılmıştır. Yöneticilerin bireysel değerlerinin hangi boyutlarının kurumsal sosyal sorumluluk algılarından hangi boyutları etkilediğine bakılmıştır. Yöneticilerin bireysel değerlerinden uygunluk (conformity), evrensellik-doğa (universalism-natüre) ve evrensellik-endişe (universalism- concern) değerlerinin kurumsal sosyal sorumluluk boyutlarından müşterilere, çalışanlara, topluma ve çevreye yönelik algıları üzerinde anlamlı ve olumlu bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Yahudilikte dini sorumluluk çağı: Bar Mitzva ve Bat Mitzva
İnsan hayatının doğum, ergenlik, evlilik ve ölüm gibi belli evreleri dönüm noktası olarak addedilmektedir. Bir aşamadan diğerine geçişi ifade eden ve bu dönemlerde uygulanan ritüeller geçiş törenleri olarak isimlendirilmektedir. Birçok dinde olduğu gibi Yahudilikte de bu törenlere önem verilmekte ve çeşitli uygulamalar gerçekleşmektedir. Bu çalışmanın da konusunu teşkil eden ve bahsi geçen törenlerden biri olan bar mitzva (erkekler için) ve bat mitzva (kızlar için) çocukluktan ergenliğe geçişin sembolü olarak görülmekte ve genç Yahudi bireyler bu süreçle birlikte dini hükümlerden sorumlu sayılmaktadırlar. On üç yaşını doldurmuş erkekler için kullanılan bar mitzva ve on iki yaşını doldurmuş kızlar için ifade edilen bat mitzva kavramları zamanla bu dönemlerde kutlanan törenlerin de adı olmuştur. Genel kabule göre, günümüze eş değer bar mitzva törenlerinin görülmeye başlaması on altıncı yüzyıla dayanmakta ve bu törenlerde Tora okuma, tefilin takma, deraşa verme ve seuda düzenleme gibi uygulamalar yerine getirilmektedir. Bat mitzva törenleri ise Yahudilikte kadının konumuna ilişkin dile getirilen farklı görüşlerin de etkisiyle yirminci yüzyılda düzenlenmeye başlamıştır. Bar mitzva ve bat mitzva törenleri Türk Yahudi toplumu da dahil, birtakım farklılıklar içermekle birlikte neredeyse bütün Yahudi cemaatleri tarafından kutlanmaktadır. Bu çalışmayla bar ve bat mitzvanın tarihsel sürecinden yola çıkılarak Yahudiler nezdindeki önemi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bar Mitzva, Bat Mitzva, 13. Yaş, Geçiş Töreni, Yahudilik
İşletmelerde kurumsal yönetim bağlamında kurumsal etik yönetimi
Günümüz dünyası; küreselleşme, rekabet ve teknolojik değişim süreci içinde bulunmaktadır. Bu küreselleşen dünya da şirketler var olabilmek, mevcut yapılarını, pazardaki konumlarını koruyabilmek için uluslar arası standartlara kendilerini uydurmak zorunda kalmaktadırlar. Bu şartlarda şirketlerin sosyal sorumlulukları ve etik ilkeleri doğrultusunda ?kamuoyunun güvenini kazanmak? , şirketlerin gündemindeki en önemli konulardan biri olmuş, ?şeffaflık?, ?eşitlik?, ?sorumluluk? ve ?hesap verebilirlik? ilkeleri üzerine inşa edilen ?kurumsal yönetim? süreçlerinin şirket yönetimindeki ağırlıkları giderek artmıştır. Kurumsal yönetim de işletmeleri bu standardı tutturmaya etkin, şeffaf, hesap verebilirlik ve sorumluluk ilkeleri doğrultusunda belirli kriterleri yerine getirmeye zorlamakta ve bu çerçeve içine sokmaktadır.Şirketlerin değişen koşullarda ayakta kalmak ve mevcut durumlarını devam ettirebilmek için kurumsal yönetim ilkelerinin benimsemelerinin yanında toplum tarafından şirketlerin kabul görülürlüğünü belirleyen bir etken olarak etik kavramı ve etik değerler firmaların karşısına çıkmaktadır. Müşteriler için firmanın ?dürüstlüğü? önemli bir yer tutmaktadır. Etik değerlere önem vermeyen firmaların ürünleri kalitelide olsa, pazar olarak çok büyük kitlelere de ulaşsa firmaların çevreye verdikleri zararlar, çalışanlarına yaşattıkları yasal kısıtlamalar alıcıların alışkanlıklarını değiştirmelerine neden olabilmektedir.Bu anlatılanlar çerçevesinde araştırmanın problemini özetlemek gerekirse; giderek zorlaşan şartlarda firmanın devamlılığı için kurumsal yönetim anlayışı nasıl olmalı ve firmalarda nasıl uygulanmalıdır? Kurumsal yönetim ilkeleri uygulanırken etik değerlerler firmada ne derecede dikkate alınmıştır ve hangi düzeyde etkili olmuştur.Anahtar Kelimeler: Kurumsal Yönetim, İyi Yönetim, Etik, İş Etiği, Kurumsal Etik Yönetimi, Etik Kod.
Kurumsal sosyal sorumluluk kapsamında derecelendirilmeye tabi tutulan işletmelerin finansal göstergeleri üzerine bir araştırma
Küreselleşmeyle birlikte yaşanan değişimler, günümüzde işletmelerin ekonomik yönden olduğu kadar, aynı zamanda sosyal yönden bir misyonu bulunduğu gerçeğini ortaya çıkarmaktadır. Rekabet avantajı yakalamak için farklılık yaratmanın zorunlu olduğu bir çağda, işletmelerin sosyal sorumluluk bilincine sahip olmaları, farklılaştırıcı bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Kurumsal sosyal sorumluluğa dayalı yatırımların artması işletmeleri sosyal ve çevresel faaliyetlerini raporlamaya yönlendirmiştir. Dünyada çok sayıda işletme rekabet avantajı sağlayacağı ve piyasa değerlerine yansıyacağı düşüncesiyle kurumsal sosyal sorumluluk raporları yayınlamaktadır. Bu durum kurumsal sosyal sorumluluğa önem veren ve bu konudaki faaliyetlerini açıklayan, raporlarında gösteren işletmeler ile kurumsal sosyal sorumluluğa gereken önemi vermeyen ve raporlarında yeterli açıklamaya yer vermeyen işletmelerin mali oranları arasında fark olup olmayacağını gündeme getirmiştir.Çalışmamızda kurumsal sosyal sorumluluk ile finansal performans arasında ilişki olup olmadığı sorusuna ?Etik Hesap Verebilirlik Skoru? bulunan işletmeler ile bulunmayan işletmelerin mali oranları incelenerek cevap bulmak istenmiştir. Tezin literatür kısmında kurumsal sosyal sorumluluk tanımlanmış, tarihsel gelişiminden bahsedilmiş ve kurumsal sosyal sorumluluk raporlaması ve derecelendirmesi üzerinde durulmuştur. Uygulama bölümünde ise İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB)'na kayıtlı ?Etik Hesap Verebilirlik Skoru? olan ve olmayan işletmelerin bazı mali oranları SPSS programı yardımıyla istatistiksel olarak analiz edilmiş ve fark olup olmadığı tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Kurumsal Sosyal Sorumluluk, Kurumsal Sosyal Sorumluluk Raporlaması, Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derecelendirmesi
Muhasebe hata ve hilelerinin tespit ve önlenmesinde muhasebe meslek mensuplarının sorumluluğu ve bir araştırma
İnsanlık tarihi kadar bir geçmişe sahip olan muhasebenin, günümüz dünyasında özellikle yaşanan teknolojik gelişmelerle beraber bilgi dünyasındaki yeri ve önemi göz ardı edilmeyecek bir konuma gelmiştir. Muhasebe bilgi sisteminin sağladığı verilerin ilgili kişilere ve kamu kuruluşlarına aktarılmasında köprü vazifesi gören muhasebe meslek mensuplarının bu görevi yerine getirirken tarafsız, güvenilir ve bağımsız bir sorumluluk bilinciyle hareket etmeleri son derece önemlidir. Bu çalışmada muhasebede hata ve hilelerin tespit ve önlenmesinde muhasebe meslek mensuplarının sorumluluğu üzerinde durulmuştur. Bu kapsamda ilk iki bölümde muhasebe hata türleri ile hile kavramları açıklanmış, daha sonra muhasebe mesleğinin tarihsel gelişimi ve muhasebe meslek mensupları hakkında genel bilgi verilerek meslekin ahlaki boyutunu oluşturan etik kuralları ve mesleki sorumluluk konuları açıklanmıştır. Bu çalışmanın amacı muhasebe meslek mensuplarını hata ve hilelere yönlendiren etmenler ile etik dışı davranışlara yönelik tutumlarını incelemektir. Çalışmanın amacına ulaşmak için Mardin ve Şırnak illerinde mesleğini icra eden muhasebe meslek mensupları üzerinde bir anket araştırması yapılmıştır. Anket sonucunda elde edilen veriler çeşitli istatistiki yöntemlerle test edilmiş ortaya çıkan sonuçlar paylaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Muhasebe, Hata, Hile, Sorumluluk
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının küresel sosyal sorumluluk düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmada, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının küresel sosyal sorumluluk düzeylerinde cinsiyet, sınıf düzeyi, akademik başarı düzeyi, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, anne mesleği, baba mesleği, aile gelir durumu, sivil toplum kuruluşuna üye olma durumu, topluma hizmet uygulamaları dersini alıp almama durumu, üniversiteye başlamadan önce yaşanılan yerin nüfus bakımından büyüklüğüne göre farklılaşma olup olmadığı irdelenmiştir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeline göre desenlenmiştir. Çalışmada araştırmanın evrenini Türkiye genelinde eğitim fakültelerinde öğrenim gören sosyal bilgiler öğretmen adayları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi olasılık temelli örnekleme yöntemlerinden rastlantısal kümeleme yöntemi ile seçilmiştir. Araştırma örneklemi Afyon Kocatepe, Uşak, Anadolu ve İstanbul Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Anabilim Dalında, 2014-2015 öğretim yılında öğrenim gören 463 sosyal bilgiler öğretmen adayından oluşmaktadır. Araştırma kapsamında öğretmen adaylarının genel bilgilerini toplayabilmek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", öğretmen adaylarının küresel sosyal sorumluluk düzeylerini belirleyebilmek amacıyla ise araştırmacılar tarafından geliştirilen "Küresel Sosyal Sorumluluk Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde tek yönlü varyans analizi (ANOVA), çoklu karşılaştırma testi (Post-Hoc) ve bağımsız gruplar t-testi teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda cinsiyet, sınıf düzeyi, akademik başarı, baba eğitim düzeyi, anne mesleği, baba mesleği, aile gelir durumu, Topluma Hizmet Uygulamaları (THU) dersini alma durumu değişkenlerine göre sosyal bilgiler öğretmen adaylarının küresel sosyal sorumluluk düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamamıştır. Anne eğitim düzeyi değişkeninde ekolojik sorumluluk boyutunda, sivil toplum kuruluşu (STK) üyeliği değişkeninde eyleme dönük sorumluluk, ekolojik sorumluluk, özgeci sorumluluk boyutlarında ve üniversiteye başlamadan önce yaşanılan yerin nüfus bakımından büyüklüğü değişkenine göre eyleme dönük sorumluluk boyutunda anlamlı farklar bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Küresel sosyal sorumluluk, öğretmen adayı, sorumluluk.
Salgın hastalıklarda idarenin sorumlulukları
Salgın hastalıklar pek çok insanın ölümüne sebep olarak insanlık tarihinde derin yaralar açmıştır. Salgın hastalıkların devletlerin siyasi, askeri ve ekonomik yönden zayıflamasına sebebiyet vermesi, salgın hastalıklarla mücadele konusunu devletlerin önemle üzerinde durduğu bir konu haline getirmiştir. Salgın hastalıklarla mücadelede devletlerin elinde aşı, karantina, sokağa çıkma yasağı ve zorunlu tıbbi müdahale gibi çeşitli yöntemler bulunmaktadır. Bu yöntemler salgınla mücadelede etkili yöntemler olsa da bireylerin temel hak ve özgürlüklerini ihlal eden veya kısıtlayan niteliğe sahiptir. Her ne kadar bu yöntemler bireylerin temel haklarını ihlal etse de sırf temel hakları ihlal etmemek adına salgınla mücadelede devletlerin sorumluluğunun ortadan kalktığının kabulü yerinde olmamaktadır. Burada önemli olan husus salgınla mücadelede idarenin alacağı tedbirler ile bireylerin temel hakları arasındaki dengenin korunması, idarenin sorumluluğu çerçevesinde alınacak tedbirlerin temel hakların sınırlandırılmasında ölçülülük ilkesine uygun hareket edilip edilmediğinin tespitidir. Tez çalışmasında bu hususun üzerinde önemle durulmuştur. Tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde salgın hastalıklarla ilgili çeşitli kavramlara yer verilmiştir. İkinci bölümde salgın hastalıklarda idarenin alacağı tedbirler değerlendirilmiştir. Zorunlu aşı uygulaması ile ilgili ulusal ve uluslararası düzenlemeler ile zorunlu aşı uygulamasının içtihadi değerlendirilmesi yapılmış, karantina uygulamasının seyahat özgürlüğünü kısıtlayıcı niteliğe sahip olup olmadığı ve karantina tedbirine aykırı hareket etme fiilinin TCK kapsamında suç teşkil edip etmediği hususları değerlendirilmiş, sokağa çıkma yasağı uygulaması hukuki yönden ve temel haklara etkisi yönünden incelenmiş, sokağa çıkma yasağına dair alınan kararlara karşı hangi yargı yollarına başvurulabileceği hususu değerlendirilmiş, son olarak ise zorunlu tıbbi müdahale kapsamında bireylerin sahip olduğu tıbbi müdahalede onam hakkının hangi hallerde sınırlandırılabileceği hususu değerlendirilmiştir. Son bölümde ise sağlık hakkı ve yaşam hakkına ilişkin yükümlülükler, sağlık hizmetine erişim kapsamındaki yükümlülükler ve pozitif ayrımcılık kapsamındaki yükümlülükler değerlendirilmiştir.
Kefilin sorumluluğunun kapsam ve şartları
Tezin amacı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde kefalet sözleşmesinde kefilin sorumluluğunun kapsamı ve bu sorumluluğa başvurulabilmesinin şartlarının belirlenmesidir. Tez, giriş ve üç ana bölüm ve sonuç bölümünden oluşmaktadır. Girişte, kefilin sorumluluğunun, gerek 818 sayılı Eski Borçlar Kanunu'nun yürürlükte olduğu dönemde gerekse de 6098 sayılı kanunda hangi kapsam ve şartlar ile düzenlendiği konusunda genel bilgi verilmiştir. Birinci bölüm, iki ana kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda kefalet sözleşmesinin tanımı üzerinde durulmuştur. İkinci kısımda ise ana tez konusunun daha iyi değerlendirilebilmesi için kefalet sözleşmesinin hukuki niteliği ve özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölüm, iki ana kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda, kefilin kanundan doğan sorumluluğu üzerinde durulmuş ve uygulamada ortaya çıkan bazı özel durumlar hakkında doktrindeki görüşlere yer verilerek, konuya ilişkin kişisel önerilerde bulunulmuştur. İkinci kısımda ise, 6098 sayılı Borçlar kanunun cevaz verdiği ölçüde kefilin sözleşmeden kaynaklanan sorumluluğuna değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise, tanımı yapılarak özellikleri hakkında bilgi verilen kefalet sözleşmesinde, sorumluluğunun kapsamı belirlenen kefilin, hangi şartlar dâhilinde bu sorumluluğuna gidilebileceği üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölüm, 3 ana kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda, esas kefalet türü olan adi kefalet sözleşmesi, ikinci kısımda uygulamada en sık karşılaşılan müteselsil kefalet sözleşmesi ve üçüncü kısımda ise diğer kefalet sözleşmesi türleri yönünden kefile başvuru şartları üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimler; Kefalet, Sorumluluk, Sözleşme, Kefil
Çevrimiçi ödevlerin önceki başarılar öz-yeterlik sorumluluk motivasyon ve akademik başarı bağlamında değerlendirilmesi
Bu çalışmada Yabancı Diller Yüksekokulu öğrencilerinin çevrimiçi ödev performanslarının önceki başarıları, öz-yeterlik inançları, sorumluluk algıları, motivasyon düzeyleri ve akademik başarıları bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma karma yöntem araştırma modeli ile yürütülmüştür. Araştırmanın nicel boyutunda değişkenler arasındaki ilişkilerin belirlenmesi için yapısal eşitlik modellemesi (YEM) kullanılmıştır, nitel boyutunda ise görüşme yöntemi belirlenmiştir. Nicel veriler SmartPLS programı ile analiz edilmiş ve sonuçlar raporlanmıştır, nitel veriler ise içerik analizi yapılarak incelenmiştir. Araştırma sonucunda, nicel verilerin analiz edilmesiyle öğrencilerin giriş notları ile çevrimiçi ödev performansları, öz-yeterlik inançları ve sorumluluk algısı arasında ve öğrencilerin çevrimiçi ödev performansları ile öz-yeterlik inançları, sorumluluk algısı, akademik başarı ve motivasyon arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna varılmıştır. Öz-yeterlik inançları ile sorumluluk algısı ve akademik başarı arasında ise istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, öğrencilerin sorumluluk algısı ve motivasyon düzeyleri ile akademik başarıları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı araştırmanın nicel boyutunda elde edilen sonuçlar arasındadır. Nitel veriler incelendiğinde elde edilen bulgulara göre, öğrencilerin giriş sınav notları, çevrimiçi ödev performansları, öz-yeterlik inançları ve sorumluluk algısı üzerinde etkilidir. Benzer şekilde, öğrencilerin çevrimiçi ödev performansları öz-yeterlik inançları, sorumluluk algısı, akademik başarı ve motivasyon üzerinde genel olarak olumlu yönde etkilidir. Öz-yeterlik inançlarına dair öğrenci görüşleri incelendiğinde ise genel olarak yüksek öz-yeterlik inançlarına sahip olmak diğer değişkenler üzerinde olumlu yönde etkilidir. Sorumluluk algısı ve motivasyon düzeyi ile ilgili öğrenci görüşleri incelendiğinde sorumluluk algısı ve motivasyon düzeyi yüksek olan öğrencilerin akademik başarılarının daha yüksek olduğu görüşüne sahip oldukları sonucu ortaya çıkmıştır.
İslam Hukukunda hak ve sorumluluk ilişkisi
Bu çalışmanın amacı, İslam hukukunda hak ve sorumluluk ilişkilerini; özel nitelikli kamu hakları, genel nitelikli kamu hakları ve hukuka aykırı fiilden doğan sorumluluk çerçevesinde ele almaktır.Tezin araştırma aşamasında, hak ve sorumluluk kavramlarının öncelikle Kuran ve Sünnet'teki yeri tespit edilmeye çalışılmıştır. İslam hukuku eserlerinden kavramlar ve aralarındaki ilişkiyi ele alan bölümler taranmıştır. Yapılan araştırma sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda, hakkın kaynakları, ilkeleri, sorumlulukla ilişkisinin önemi açısından Allah ve kul hakkı ayırımı işlenmiştir. Sorumluluğun tanımı, kaynakları ve kusura dayanan sorumluluğun unsurları ortaya konmuştur. Daha sonra kişisel kamu hakları, sosyal ve ekonomik haklar, siyasal haklar bağlamında hak ve sorumluluk ilişkisi üzerinde durulmuştur.Hak ve sorumlulukların içinde yaşanan sosyal ve ekonomik ortamlar ile kişinin içinde bulunduğu şartlardan etkilenerek genişleyip daralabildiği kanaatine ulaşılmıştır. Hakların kullanılmasında iyi niyetin esas alınması gerektiği ve hakların kötüye kullanılmasının İslam hukukunda sorumluluğu gerektirdiği için korunmadığı görülmüştür.İslam hukukunun kişinin kendi lehine doğan haklardan önce kendi aleyhine olarak başkası lehine doğan hakları öncelediği, bunun tabii sonucu olarak sorumluluğu önceleyen hukuk sistemleri arasında yer aldığı kanaatine varılmıştır.Anahtar Kelimeler: İslam Hukuku, Hak, Sorumluluk, Hukuka Aykırı Fiilden Doğan Sorumluluk, Kamu Hakları.
Pansiyon öğrencilerinin öğrenmeye yönelik sorumluluk alma becerisinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi: Çankırı ili örneği
Bu çalışmada okul pansiyonunda kalan ortaöğretim öğrencilerinin öğrenme sorumluluklarını alma açısından ailelerinin yanında kalan öğrencilerle aralarında bir farklılık olup olmadığı araştırılmıştır. Ölçme aracı olarak Yakar ve Saraçoğlu (2017) tarafından geliştirilen "Öğrenme Sorumluluğu Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek 5'li likert tipi puanlama yapılmıştır. Araştırmaya 80 erkek ve 243 kız olmak üzere 323 öğrenci katılmıştır. Alan yazın incelendiğinde yapılan çalışmalar pansiyonda kalan öğrencilerin aileleri ile kalan öğrencilere göre sosyal, duygusal ve akademik yönden farklılaştığını göstermektedir. Bu çalışmada öğrencilerin sorumluluk alma becerisi bağlamında akademik yönü ele alınmıştır. Bu çalışmanın bulgularına göre ailesi yanında kalan öğrencilerin pansiyon vb. yerlerde kalan öğrencilere göre sorumluluk alma düzeyleri yüksektir. Cinsiyet ve okul türü, sorumluluk alma becerisinde etkileyici faktörlerdir. Kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre, Anadolu lisesi öğrencilerinin diğer lise öğrencilerine göre sorumluluk alma becerilerinin yüksek olduğu, Fen lisesi öğrencilerinin sorumluluk alma becerilerinin diğer lise türlerine göre düşük olduğu bulgularına ulaşılmıştır.
İlköğretim beşinci sınıf sosyal bilgiler programında belirlenen değerlerin kazanım düzeyleri ve bu süreçte yaşanılan sorunların değerlendirilmesi
Toplumların değişen beklenti ve istekleri toplumun yapı taşı olan insanların yaşama tarzlarının ve anlayışlarının değişmesiyle şekillenir. Düşünebilen ve düşündükleriyle hareket edebilen varlık insan yaşadığı toplumu yönlendirdiği gibi, yaşadığı toplum tarafından da yönlendirilmektedir.Saygın ve değerli bireylerin varlığı her toplum için önemli olduğu kadar Türk Toplumu içinde önemlidir. Bu düşünce ile 2005 yılında yenilenen ilköğretim programında bireylerin kişisel gelişimlerine yardımcı olan değerlerin eğitimi geniş yer almaktadır. Bu araştırma İlköğretim Beşinci Sosyal Bilgiler programında yer alan değerlerin (adil olma, sorumluluk, dayanışma ve tarihsel mirasa duyarlılık) eğitimi ile ilgilidir. Beşinci sınıf öğrenci ailelerinin sosyo-ekonomik düzeyi ve ailelerin öğrenim düzeylerinin öğrencilerin değerleri kazanım sürecinde etkileri Adana ili merkez ilçelerinde (Seyhan-Yüreğir) yer alan 20 okulda araştırılmıştır.Araştırmada farklı sosyo-ekonomik düzeyde bulunan okullar seçilip öğrencilerin ahlaki gelişim düzeylerini belirlemek amacı ile beşinci sınıf öğrencilerinden oluşan örnekleme her değer için farklı öykülerden oluşan (adil olma, sorumluluk, dayanışma, tarihsel mirasa duyarlılık) ahlaki ikilem formları uygulanmıştır. Öğrencilerin sosyo-ekonomik düzeyleri göz önüne alınarak değerleri kazanım düzeyleri karşılaştırılmıştır. Araştırmada 82 tane beşinci sınıf öğretmeni ile anket çalışması yapılmıştır. Ankette değer kazanımı sürecinde öğretmenlerin karşılaştıkları sorunlar ve öğrencilerin değerleri kazanım düzeyleri belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca ankete katılan öğretmenlerden dokuzu ile görüşme yapılmıştır. Görüşme sürecinde öğretmenlere değer öğretiminde yaşanılan güçlükler, öğrenci değer kazanımına programın, aile öğrenim düzeyinin ve ailenin sosyo-ekonomik düzeyinin etkisi ile ilgili sorular sorulmuştur.Nitel ve nicel veri toplama teknikleri ile elde edilen veriler bilgisayar ortamına aktarılmıştır. SPSS 11 istatistik programı ile verilerin analizi yapılmış ve bulgular karşılaştırılmıştır. Öğrenci ve öğretmenlerle yapılan çalışmaların sonuçları benzerlik taşımaktadır.Öğrencilere uygulanan ahlaki ikilem formlarına göre sosyo-ekonomik düzeyin değer kazanımında farklılık yaratmadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin adil olma, sorumluluk, dayanışma ve tarihsel mirasa duyarlılık değerlerini kazanım düzeyleri Kohlberg'in ahlaki gelişim kuramına göre ikinci düzey olan geleneksel düzeyde yer almaktadır. Öğretmenler ise öğrencilerin değer kazanımında yetersiz olduklarını ve bunun ailelerin öğrenim düzeylerinden kaynaklı olabileceğini belirtmişlerdir. Alt sosyo-ekonomik düzey ve üst sosyo-ekonomik düzey öğrencilerin değer kazanımında kimi zaman olumlu bir etken iken, kimi zaman olumsuz etken olarak ortaya çıkmaktadır.Araştırma kapsamında elde edilen bulgulara göre öğrencilerin değer kazanımı Kohlberg'in ahlaki gelişim kuramına göre genel olarak olması gereken düzeydedir. Ancak yüksek öğrenimi tamamlamış ailelerin çocukları değer kazanımında öğrenim düzeyi düşük velileri olan öğrencilere göre daha başarılı oldukları belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Değerler Eğitimi, Adil Olma, Sorumluluk, Dayanışma, Tarihsel Mirasa Duyarlılık
Evli öğretmenlerin yükleme tarzları ve evlilik doyum algılarının bazı demografik değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, evli öğretmenlerin yükleme tarzları (alt boyutları olan nedensellik-sorumluluk yüklemeleri ve onların alt boyutları olan odak, istikrar, genellik, niyet, güdü, suçlama) ve evlilik doyum algılarının, cinsiyet, yaş, evlenmeden önceki tanışma süresi, evlilik yaşı, evlilik biçimi, çocuk sahibi olma durumu gibi değişkenler açısından incelenmesidir.Bu çalışma, 2008-2009 eğitim-öğretim yılında Adana ili Seyhan ve Çukurova ilçelerinde bulunan okullarda görev yapan toplam 165 evli öğretmen (91 Kadın, 74 Erkek) üzerinde yürütülmüştür. Araştırmanın verileri ?Evlilik Yaşam Ölçeği? (EYÖ) ve ?İlişki Yükleme Ölçeği? (İYÖ) ile toplanmıştır. Veriler SPSS-WINDOWS 11.5 paket programıyla çözümlenmiştir. Sonuçların yorumlanmasında p<0.5 anlamlılık düzeyi kabul edilmiştir. Verilerin analizinde tek yönlü varyans analizi ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon analizi teknikleri kullanılmıştır.Araştırmanın sonuçlarına göre evli öğretmenlerin eşlerinin davranışlarına yaptıkları sorumluluk ve nedensellik yüklemeleri ve evlilik doyumu arasında negatif yönde anlamlı bir faklılık bulunmuştur. Yükleme tarzlarının nedensellik boyutunun alt boyutlarından istikrar ve genellik ile evlilik doyumu arasında anlamlı bir farklılık bulunurken, odak boyutu ile evlilik doyumu arasında anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür. Yükleme tarzlarının sorumluluk boyutunun alt boyutlarından niyet, güdü ve suçlama ile evlilik doyumu arasında anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür.Demografik değişkenlerle evlilik doyumu ve yükleme tarzları arasındaki anlamlı farklılığa bakıldığı zaman, cinsiyet değişkeni ile evlilik doyumu arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı, yükleme tarzlarında ise sadece sorumluluk yüklemelerinin alt boyutu olan güdü boyutunda kadınların erkeklere göre eşlerinin davranışlarını açıklarken daha fazla güdü boyutuna başvurdukları görülmüştür. Demografik değişkenlerden yaş, tanışma süresi, evlenme yaşı, evlenme biçimi ve çocuk sahibi olma durumu ile evlilik doyumu ve yükleme tarzları açısından anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Evlenme süresine bakıldığı zaman ise, evlilik doyumuyla anlamlı bir farklılık bulunamamış, yükleme tarzlarının ise sadece nedensellik boyutunda ve onun alt boyutu olan genellik boyutunda anlamlı bir farklılık bulunmuşturAnahtar Kelimeler: Öğretmenler, Evlilik Doyumu, Yükleme
Çalışanların kurumsal sosyal sorumluluk algılarının demografik özelliklerine göre analizi: Gaziantep'teki bir işletmede uygulama
Bu çalışmanın amacı kurumsal sosyal sorumluluk kavramı hakkında genel bilgiler vermek ve çalışanlarının demografik özelliklerinin, çalıştıkları firmaların kurumsal-sosyal sorumluluk düzeylerine ilişkin algılarında anlamlı farklılık olup olmadığını test etmektir. Bu bağlamda Gaziantep ilinde faaliyet göstermekte olan bir firmada çalışan doksan beş kişiden anket yöntemi ile toplanan veriler analiz edilmiş, kurumsal-sosyal sorumluluk algısının çalışanların cinsiyetine göre anlamlı farklılık gösterdiği, topluma karşı sosyal sorumluluğun çalışılan pozisyona göre anlamlı farklılık gösterdiği, müşterilere karşı sosyal sorumluluğun eğitim durumuna göre anlamlı farklılık gösterdiği bulguları elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Sorumluluk, Kurumsal Sosyal Sorumluluk
Kurumsal sosyal sorumluluk, hizmet kalitesi, kurum imajı ve satın alma niyeti arasındaki ilişki: Perakendeci işletmeler üzerine bir uygulama
Günümüz işletmelerinin önemli önceliklerinden birisi bulundukları sektörde varlıklarını ve karlılıklarını sürdürerek başarılı olmaktır. Ancak günümüz iş dünyasında farklı gelişmeler bulunmaktadır ve işletmeler sadece belirli ürünleri, hizmetleri ve pazarlama çabalarını yerine getirerek rekabetçi olmakta zorlanmaktadırlar. Bugün içinde bulunulan rekabetçi ve pazarlama odaklı iş çevrelerinde işletmeler kendilerine has bir kurum kimliği yaratabilmek için ürünler ve hizmetler gibi temel pazarlama araçlarını kurumsal sosyal sorumluluk, hizmet kalitesi teknoloji uyumu ve müşteri odaklı kurum imajı gibi konseptlerle genişletilip zenginleştirilmektedir. Bu rekabetçi olarak ayrıcalıklı imaja ulaşmak için işletmeler ekonomik hedefleri gibi sosyal bazı hedefler de belirlemekte ve bu yaklaşım sayesinde müşterilerinin zihninde güçlü bir imaj yaratmaya çalışmaktadırlar. Bu çalışmanın amacı kurumsal sosyal sorumluluk, hizmet kalitesi, kurumsal imaj ve tüketicilerin satın alma niyeti arasında anlamlı ilişkiler olup olmadığının ortaya çıkartılmasıdır. Bu amaca ulaşmak için öncelikle kurumsal sosyal sorumluluk, hizmet kalitesi ve kurumsal imaj hakkındaki teoriler ve önceki çalışmalardan elde edilen bulgular incelenmiş ve çalışmanın teorik bölümünde sunulmuştur. Çalışmanın uygulama aşamasında ise Adana ilindeki beş büyük zincir süpermarketin müşterileri (n=537) ile yapılan saha çalışmasından veriler toplanmış ve toplanan veriler tanımlayıcı istatistikler aracılığıyla açıklanmış, araştırma hipotezleri ise çoklu regresyon analizi ile test edilmiştir. Sonuçlar, algılanan kurumsal sosyal sorumluluğun kurumsal imaj ve tüketicilerin satın alma niyeti üzerinde pozitif yönde etkisi olduğunu, hizmet kalitesinin kurumsal imaj ve tüketicilerin satın alma niyeti üzerinde etkili olduğunu ve kurumsal imajın da satın alma niyeti üzerinde pozitif bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Anahtar kelimeler: Kurumsal sosyal sorumluluk, hizmet kalitesi, kurum imajı, satın alma niyeti
Sosyal sorumlu tüketici davranışı ve bir uygulama
Tüketim sonucu oluşan çıktıların dünyaya olan etkisiyle tüketicilerin sorumlulukları artmıştır. Değişen ve çeşitlenen tüketim alışkanlıkları toplumu olumsuz etkilemektedir. Sosyal sorumlu tüketici davranışını ele alan bu tez çalışmasında ilk bölümde konu, ilgili kavramlarıyla açıklanmıştır. İkinci bölümde yapılan uygulamayla, tüketicilerin sosyal sorumluluk seviyelerinin demografik ve sosyo-ekonomik özellikler yönünden farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Çalışmada internet üzerinden tüketicilere anket uygulanmıştır. Türkiye'de yaşayan tüketicilerin yapılan analizler sonucunda sosyal sorumlu tüketici davranışı seviyeleri 4 faktör açısından incelenmiştir. Bu faktörler, (1)"Satın Alma ve Kullanımda Çevresel Etki (SKÇE)", (2)"Kurumsal Sosyal Sorumluluk Performansına Dayalı Satın Alma Davranışı (KSSP)", (3)"Tüketici Geri Dönüşüm Davranışı (TGD)" ve (4)"Geleneksel Satın Alma Kriteri (GSK)" şeklindedir. Ayrıca Tek Yönlü MANOVA analizi ile tüketicilerin yaş, cinsiyet, eğitim, araç sahibi olma ve memleketlerinin bulunduğu coğrafi bölge bilgisine göre tüketicilerin sosyal sorumluluk seviyelerinin farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Sorumluluk, Tüketici ve Müşteri, Sosyal Sorumlu Tüketici Davranışı
Okul öncesi öğretmenlerinin sorumluluk eğitimine ilişkin uygulamaları ve öğrencilerin sorumlu davranma düzeyleri
Bu çalışmada, okul öncesi öğretmenlerinin sorumluluk eğitimine ilişkin uygulamalarının ve öğrencilerin sorumlu davranma düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma tarama modelinde, hem nitel hem de nicel boyutu olan betimsel bir araştırmadır. Araştırma verileri 2016-2017 eğitim/öğretim yılı içerisinde Nevşehir il merkezinde, ilçe merkezlerinde ve Nevşehir merkeze bağlı belde ve köylerde bulunan ilkokul, ortaokul bünyesinde çalışan ve resmi bağımsız anaokullarında çalışan 195 okul öncesi öğretmeninden toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak; araştırmacı tarafından geliştirilmiş Kişisel Bilgi Formu, 1 faktör 8 maddeden oluşan Sorumluluk Eğitiminin Gerekliliğine Bakış Açısı Ölçeği; 4 faktör 28 maddeden oluşan Sorumluluk Eğitimi Uygulamaları Ölçeği; 1 faktör 44 maddeden oluşan Sorumluluk Düzeyleri Ölçeği ve 6 sorudan oluşan Görüşme Formu kullanılmıştır. Ölçeklerin geçerlik analizleri; uzman görüşlerini alma, açımlayıcı faktör analizi ve madde-toplam korelasyonları teknikleri kullanılarak test edilmiştir. Toplanan veriler üzerinde, aritmetik ortalama (X ̅), standart sapma (Ss), bağımsız örneklem t-testi, faktör analizi, varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. p<0,05 düzeyi, anlamlılık için yeterli görülmüştür. Araştırmada elde edilen bulguların sonucunda, öğretmenlerin sorumluluk eğitiminin gerekliliğine bakış açılarının olumlu olduğu ve cinsiyet, mesleki kıdem, eğitim durumu, mezun oldukları okul türü, çalıştıkları okul öncesi eğitim kurumunun türü ve sorumluluk eğitimine yönelik daha önce herhangi bir eğitim programına katılma durumlarına göre farklılaşmadığı görülmüştür. Öğretmenlerin sorumluluk eğitimine yönelik yaptıkları uygulamaların sıklığına bakıldığında, etkinliklerinde çoğu zaman bu uygulamalara yer verdikleri görülmüştür. Cinsiyet, mesleki kıdem, eğitim durumu, mezun olunan okul türü ve sorumluluk eğitimine yönelik daha önce bir eğitim programına katılma gibi değişkenlerin uygulama sıklıklarını etkilemediği belirlenmiştir. Ancak ön lisans mezunu öğretmenlerin, yüksek lisans mezunu öğretmenlere göre 'Geri Bildirim Uygulamaları' faktörüne ait algılarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca 'Sorumluluk Verme Uygulamaları' faktörüne ait bulgularda ilkokula bağlı anasınıflarında çalışan öğretmenlerin bağımsız anaokulunda çalışan öğretmenlere göre algılarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bunun yanı sıra 'Geri Bildirim Uygulamaları' faktörlerine ait bulgularda, ilkokula bağlı anasınıflarında çalışan öğretmenlerin, bağımsız anaokullarında çalışan öğretmenlere göre algılarının daha düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin, çocukları seviyelerine uygun sorumlulukları yerine getirme düzeyi bakımından değerlendirmelerinde; çocukları iyi düzeyde buldukları belirlenmiştir. Cinsiyet, eğitim durumu, mezun oldukları okul türü, çalıştıkları okul öncesi eğitim kurumunun türü ve sorumluluk eğitimine yönelik daha önce herhangi bir eğitim programına katılma durumlarının bu durumu farklılaştırmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ancak 1-5 yıl arası mesleki kıdeme sahip öğretmenlerin algılarının; 16-20 yıl ve 21 yıl ve üzeri mesleki kıdeme sahip olanlara göre daha düşük seviyede olduğu belirlenmiştir. Yapılan görüşmeler sonucunda ise; öğretmenler daha çok sosyal sorumluluklara yönelik uygulamalara yer verdiklerini; Okul Öncesi Eğitim Programını sorumluluk eğitimi açısından yeterli bulduklarını; daha çok aile kaynaklı problemlerle karşılaştıklarını belirtmişlerdir. Yaşadıkları problemlere çözüm olarak da en fazla çocuğa ilişkin etkinlikler yaptıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenlerin, daha sorumlu bireyler yetiştirmeye yönelik bulundukları tavsiyeler, daha çok Milli Eğitim Bakanlığı'na yöneliktir.
Öğretmen adaylarının bağımsız çalışabilme ve sorumluluk alabilme yetkinliği ile mizah tarzları ve zaman yönetimi becerileri arasındaki ilişki
Bu çalışma, öğretmen adaylarının bağımsız çalışabilme ve sorumluluk alabilme yetkinlikleriyle mizah tarzı ve zaman yönetimi becerileri arasındaki ilişkisinin incelemesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Eğitim Fakültesinin farklı bölümlerinde öğrenim gören 504 adet son sınıf öğrencileri ile yürütülmüştür. Sıvacı ve Kuzu (2017) tarafından geliştirilen Bağımsız Çalışabilme ve Sorumluluk Alabilme Yetkinliği ölçeği, Martin ve ark. (2003) tarafından geliştirilen ve Yerlikaya (2003) tarafından Türkçe' ye uyarlanan Mizah Tarzı ölçeği ve Britton ve Tesser (1991) tarafından geliştirilen ve Alay and Koçak (2002) tarafından Türkiye'de uygulanan Zaman Yönetimi ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 24 kullanılarak analiz edilmiştir ve ölçeklerin ortalamalarının Cronbach alfa güvenirlilik değeri .792 olarak bulunmuştur. İstatistiksel analizler sonucunda, öğretmen adaylarının bağımsız çalışabilme ve sorumluluk alabilme yetkinlik düzeyleri cinsiyet değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılaşma gösterirken, yaş, bölüm, bölümden memnuniyetleri ve not ortalamaları değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık bulunmamamıştır. ile farklılık bulunmamıştır. Kullanılan ölçekler arasındaki ilişki bakımından, öğretmen adaylarının bağımsız çalışabilme ve sorumluluk alabilme yetkinlik düzeylerinin mizah tarzları ile ilişkilendirilemediği, buna karşın zaman yönetimi becerileri ile orta dereceli pozitif ve istatistiksel olarak çok yüksek seviyede anlamlı ilişkiye sahip olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Bağımsız çalışabilme ve sorumluluk alabilme yetkinliği, mizah tarzı ve zaman yönetimi becerisi, öğretmen adayları
Dindarlık ile sorumluluk ve öz düzenleme arasındaki ilişki: Çukurova Üniversitesi örneği
Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin dindarlık ile sorumluluk ve öz düzenlemeleri arasında nasıl bir ilişki olduğunu incelemektir. Araştırmanın örneklemi 2017-2018 eğitim öğretim yılında Çukurova Üniversitesine bağlı fakültelerde eğitimlerine devam eden ve basit rastlantısal yöntemle seçilen 453 kişiden oluşmaktadır. Veriler demografik bilgi formu İçsel Dini Motivasyon Ölçeği, Sorumluluk Duygu ve Davranışı Ölçeği, Algılanan Öz Düzenleme Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmada katılımcıların sorumluluk ve öz düzenleme düzeylerinin dini yönelimleri ve demografik değişkenlerle ilişkileri incelenmiştir. Ayrıca Dindarlık görüntülerinin yaş, cinsiyet, fakülte, kardeş sayısı, kardeş sırası ve gelir düzeyi ile ilişkisi araştırılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, katılımcıların öğrenim gördükleri fakülte ile sorumluluk ve öz düzenleme düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ayrıca sorumluluk ve öz düzenleme düzeyi açısından cinsiyet değişkeni haricinde diğer değişkenler ile anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Bununla birlikte dindarlık, sorumluluk duygusu ve öz düzenleme düzeyi açık olma boyutunda kadınların erkeklere oranla daha yüksek puanlar aldığı görülmüştür. Dindarlık düzeylerinin ise kardeş sayısı ve kardeş sırasına göre anlamlı bir farklılaşma gösterdiği, ortanca çocukların sorumluluk duygu düzeylerinin yüksek, tek çocukların sorumluluk düzeylerinin ise daha düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kullanılan ölçekler arasında ise her üç durumda da pozitif yönde seyreden anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dindarlık, Sorumluluk, Öz Düzenleme, Çukurova Üniversitesi.