Ritüel

Bu konu başlığı altında 96 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şamanist imgelerin resim sanatına yansımaları

Bu araştırmada, Şamanist imgelerin resim sanatına olan yansımalarını sanatçı yapıtları üzerinden ortaya koymak amaçlanmıştır. Şamanizm dünyada evrensel ve yerel ritüelleri bulunan, sahip olduğu güçlü ve geleneksel unsurları ile toplumların kültürlerinde etkili olmakla beraber sanat üzerinde de güçlü tesirlerinin olduğu görülmektedir. Şamanizm konusu derinlemesine ele alınarak kavramsal çerçevesi oluşturulmuştur. Şamanizm, Animistik ve İnisiyasyon kavramlarını içinde barındıran bir düşünce sistemidir. Şamanizmin doğuşu milattan öncesi dönemlerden itibaren günümüze kadar geldiği kabul görmektedir. Şamanizm Güney ve Kuzey Amerika'da, Endonezya'da, Avustralya yerlilerinde, Güneydoğu'da Asya, Tibet, Çin ve Japonya'da görülmüştür. Şamanizm, Kuzey Asya ve Orta Asya kökenli olarak kabul edilmektedir. Şamanizm, Tanrı ve ruhlarla iletişimi sağlayan bir düşünce sistemidir. Şaman adayı trans haline girerek birtakım şaman tekniklerinin gizli bilgilerini öğrendikten sonra esrime (inisiyatik ölüm) denilen aşamada sırra ermekte ve şamanlık eğitimini tamamlamaktadır. Şaman bulunduğu toplumun geleneklerine göre bir rehber gibi ruhlarla gökyüzü katmanlarına çıkabilen, yer altına inen, öte alemleri görebilen, aynı zamanda Tanrı ya da ruhlarla konuşabilen, nitelikli yetkinliğe sahip kişidir. Şamanın görevi insanların karşılaştığı baş edemeyeceği güçlüklere karşı yardımcı olmaktır. Öğrendiği şamanlık teknikleri, Şaman'ı güçlü kılmaktadır. Bu durum sayesinde Şaman, insanların başvurduğu bir kimlik kazanmaktadır. Çalışmada görsel sanat yapıtlarında Şamanizm'e doğrudan veya dolaylı olarak gönderme yapan, etkileşimde bulunan sanatçılar eser analizi yöntemi üzerinden araştırılmıştır. Şamanizm'i bir imgelem olarak kullanan görsel sanatçılar belirlenerek yapıtları incelenmiş, ardından estetik yorumlamalarla sanatçıların resimleri sanatçının kişisel yaklaşımı ile betimlenip ortaya koyma biçimleri Şamanist imgelerin resim sanatındaki yaratıcı etkisiyle açıklanmağa çalışılmıştır. Sonuç olarak Şamanizm, Batı merkezli sanat anlayışında Neo Şamanizm tanımlamasıyla yenilikçi Ezoterik bakış açısı ile yorumlanmaktadır. Bu kapsamda Jasko Soos, Pablo Amaringo, Joseph Beuys, Nam June Paikay, Jasko Soos, Norval Marrisseau, Pat Stacy, Susan Seddon Baulet, Nil Yalter, Timofei Stepanov, Gilah Yelin Hirsch sanatçılar ve eserleri ele alınarak incelenmiştir. Çağdaş Türk sanatında sanatçıların eserlerinde doğrudan ya da dolaylı olarak Şamanist etkilerin olduğu görülmektedir. Bu sanatçılar Bedri Rahmi Eyüboğlu, Neşet Günal, Gencay Kasapçı, Süleyman Saim Tekcan, Can Göknil, Hüsamettin Koçan, Rauf Tuncer, Hasan Kıran, Ramazan Can olarak belirlenmiştir ve sanatçıların yapıtlarında, Şamanizm kültürünün geleneksel bir yansımasının yorumlandığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Şaman, İmge, Kültür, Sembol, Ritüel

KültürResim sanatıResimler+4
Çiğdem Kardan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kına ritüelinin çağdaş seramik formlara yansıması

Ateş, toprak ve insan… İnsanoğlu var olduğundan beri bir yaratıcı güce inanmak istemiştir. Bu inanma içgüdüsü zaman içerisinde onu çeşitli anlamlar yükleten durumların içerisine sokmuş, toprak ve ateşin dansı insanı büyülemiş ve insan yaratıcı konumuna geçmiştir. Cansız olan, çamurun insan eliyle şekillenip ateşle buluştuğu ve o ateşten yeniden can bulduğu eserler günümüze kadar ulaşmış ve bu gelenek değişip, dönüşüp, gelişerek halen devam etmektedir. Bu inanç doğrultusunda da insan, ritüeller oluşturmaya ve onları adlandırmaya başlamıştır. Bunlardan biri olan ''kına'' çok eski zamanlardan beri toplumların hayatlarında önemli rol oynamaktadır. Gerek kozmetik gerek sağlık gerekse dini nedenlerle kullanılan bu malzemeye mistik anlamlar yükleyen insan, onu çeşitlendirmiş ve seremoninin bir parçası haline getirmiştir. Kınanın sağlık açısından faydaları tartışılmakla beraber yarattığı duygusundan ve uygulanan seremoni biçiminden dolayı psikolojik olarak insanda mistik bir his yaratarak onu büyülediği düşünülmektedir. Bu mistik halin oluşmasında rol oynayan en önemli etken şüphesiz ki ritüelin uygulanma biçimi, kınanın kokusu, dokusu, taşıdığı anlamı, kullanılan müzikler, ağıtlar, türküler kına ritüelini büyülü bir hale getirerek kişide farklı hissiyatlar yaratmasıdır. Tüm bunlar sanatçılar için birer esin kaynağıdır. Bu tez kapsamında Türk kültürü içinde kendine çokça yer bulmuş kına ritüeli, kına malzemesi ve kullanımıyla ilgili araştırmalar yapılmıştır. Bu ritüellerden esinlenerek, geleneksel dövme motifleri ile kurban teması arasındaki bağın, çağdaş seramik formlara yansımalarından oluşan uygulamalar gerçekleştirilmiştir.

Artistik seramikKurbanKına+6
Kardelen Ecem Çakmak
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kırgız kültüründe tabu

Araştırma konusu olan tabu kavramı, Kırgız kültürü bağlamında değerlendirilmiş, bu amaçla konu ile ilgili yahut ilişkili olabilecek literatür çalışması yapılmıştır. İçerik olarak birçok kavram, olgu, inanış ve uygulama ile de ilişkili olan tabu kavramı, kültürel sistem açısından bakıldığında fertleri ve kültürel değişmeler açısından toplumu gözler önüne seren, kültürel kodların belirlenmesi ve kültürel süreklilik bağlamında da yorumlanabilecek ve geçmişten günümüze kadar işlevi araştırılmaya değer olan, belirleyici bir kavramdır. Bu bağlamda tabu kavramı, geçmişten beri özellikle totemizm ile birlikte anılsa da inanç sistemleri, din olgusu, kutsal, ritüel, kült, töre ve halk hukuku, memoratlar gibi kavramlarla da ilişkilidir. Hatta kültürel sistem içinde canlılığını sürdüren bu kavramlar için tabu, dikkatle bakıldığında hayatî rolü ve işlevi de olan bir kavramdır. Kırgız kültürü bağlamında tabu kavramı üzerine yapılan bu çalışmada, halkbiliminin yöntemleri, yapısal ve işlevsel yaklaşımlarla Kırgız kültüründeki izleri sürülmüştür. Kırgızların karmaşık olaylarla gelişen tarihine uzun uzun yer vermek yerine, tarihi arka plandan günümüzdeki kültürel değişmelere uzanan bir süreç bağlamında tabu kavramı değerlendirilmeye çalışılmıştır. Alan araştırmasından elde edilen derlemelere, özellikle memoratlar, geçiş dönemleri ve halk hekimliği gibi başlıklar altında ve tabu kavramıyla da ilişkili olabilecek hususlarda, kaynak kişilerin deneyim, tanıklık ve anlatımlarına yer verilmiştir. Bununla birlikte konunun kavramsal ve kuramsal çerçevesine uygun biçimde, dildeki örtmecelerin işlevi, ayrıca sözlü kültür ürünlerindeki izleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda yapısal işlevsel kuramın önerdiği ve açtığı alanda; uygulamalar, halk inanışları, geçiş dönemleri, halk hekimliği, inanç sistemleri, din değişimleri çalışma konusuyla ilişkili olarak ele alınmıştır. Tabu kavramının temelinde ve açtığı tefekkür alanında, hem Türk dünyasının ortak kültürel kodları hem de Kırgız kültürünün günümüzdeki yansımaları, sorunları ve kültürel değişimler göz önünde bulundurulmuş, tespit ve öneriler geliştirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kırgız Kültürü, Tabu, Totemizm, Kutsal, Ritüel, Kült, Töre, Memorat, Sözlü Kültür, İnanç Sistemleri, Kültür Değişmeleri

KültürKültürel değişimKırgız Türkleri+7
Erkan Çakıcı
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de tüketim kültürü çerçevesinde evlilik ritüellerinin yeniden şekillenmesi

Tüketim, ilk çağlardan itibaren var olan bir olgudur ancak fordist dönemle birlikte kapitalizmin getirdiği yeni tüketim anlayışı temel ihtiyaçların karşılanmasından öte iletişimsel bir araç olarak kullanılarak, hedonik, gösterişçi ve sembolik anlamlar yüklenmektedir. Bireyleri metalar ile kuşatarak, çeşitli sebeplerle yeni nesneler kümesine yönlendirmekte ve bu arayışı hiç sonlandırmamaktadır. Türkiye' de ve Dünya' da özellikle 1980 sonrasındaki değişim ve yeni oluşumlar Tüketim Kültürünün az gelişmiş ülkeler üzerindeki etkilerini arttırmıştır. Kapitalizmin önemli unsurlarından olan tüketim kültürü, kitle iletişim araçları ve küreselleşmeyle birlikte yaşamın her evresinde olduğu gibi evlilik ritüellerinin organize edilmesinde de uygulama alanı bulmuştur. Bu çalışma ile; kitle iletişim araçları aracılığıyla uluslararası kültür öğelerinin Türkiye' deki evlilik ritüellerini değiştirmesi, yeni ritüellerin toplum tarafından benimsenerek yaygınlaşması irdelenmiştir. Araştırma kapsamında 2016 yılında Türkiye' de yayınlanan evlilik dergileri taranarak, söz konusu dergilerde en çok yer alan organizasyon şirketleriyle mülakatlar yapılmıştır. Türkiye' de evlilik ritüellerinin yeniden şekillenmesi ve yeni türevlerinin ortaya çıkması ile Tüketim Kültürü arasında bir etkileşim olduğu sonucuna varılmıştır.

DergilerDini törenEtkileşim+7
Gül Baştok Özkan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The making of an order: An ethnography of Romani sufis in Uskudar

This thesis traces the formation and transformation process of the Gulsheni-Sezai Sufi order in Selami Ali neighborhood in Uskudar, known for its Romani inhabitants. Three components of a representative Sufi group have been determined to be a charismatic leader, a sacred space and a set of beliefs reified with rituals. Throughout this study the establishment of these three components are examined within the Selami Ali context; and the reconciliation of the heterodox Sufi identity with Romani identity is analyzed with a conclusion that contrary to stereotypical view that the Romani people are discordant with religion, the Sufi Muslim identity and Romani identity have more parallelism than difference and this is why the neighborhood could easily embrace the newly founded Gulsheni order. The fieldwork was carried out in a period of 18 moths between 2018-2019 with intervals not longer than a month, during which the data for this study was collected via in-depth oral interviews and participant observation. Keywords: Sufism, Romani Identity, Sacred Space, Charisma, Ritual

Religious identityEthnic identityCharisma+7
Haktan Tursun
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Van hac folkloru

Türkiye'de hac ile ilgili akademik çalışmalar çoğunlukla ilahiyat alanında yapılmaktadır. Halk bilimi açısından hac folkloru ile ilgili çalışmalar sınırlılık göstermektedir. Bu çalışma, halk bilimi alanında yerel düzeyde hac folklorunu inceleyen bir araştırmadır. Çalışma giriş ile birlikte beş bölümden oluşmaktadır. Evrensel dinlerin tamamında; yaratıcıya ulaşma, tanrıya sığınma, bir vuslat beklentisi vardır. Kutsal mekânlara yapılan yolculuklar ve bu yolculuklar etrafında şekillenen ritüeller bu amacın gerçekleşmesini sağlamaktadır. Hac, kutsal mekân ve kutsal zamanın buluştuğu sembollerden oluşan bir ibadettir. Çalışmanın giriş bölümünde, araştırmanın konusu, amaç ve önemi ile araştırmada kullanılan yöntem ve teknikler hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde kavramsal çerçevede değinilen konu başlıkları açıklanmıştır. İkinci bölümde Van ilinin temel özellikleri tanıtılmıştır. Üçüncü bölümde hac kavramı temelinde, diğer dinlerde hac ve Türkiye'de hac ibadetinin seyri hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın asıl konusunu oluşturan dördüncü bölümde ise hac ritüeli uygulamalarının Van ili özelinde nasıl şekillendiği incelenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın bu bölümünde, alan araştırması, gözlem ve mülakat teknikleri kullanılmıştır. Bu yöntemlerle elde edilen bulgular, veri analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bu araştırmada elde edilen veriler değerlendirildiğinde hac uygulamalarının, toplumda hâlâ oldukça önem verilen bir ibadet olduğu tespit edilmiştir. Hac uygulamalarının inanç bağlamında yansımaları; toplumun eski gelenek ve göreneklere bağlılığının göstergesi olarak görülmüştür. Hac alışverişinin Van ilinden yapılmasıyla oluşan ticari yansımaları ve en çok satın alınan ürünlerin özellikleri de verisel bağlamda değerlendirilmiştir. Hac uygulamaları çerçevesinde Vanlı hac/umre yolcularının, hacca gidiş ve hac dönüşü gelenekleri de bu araştırmanın konusunun bir kısmını teşkil etmiştir. Hac/umre dönüşü yolcuların toplum içerisindeki konum ve izlenimleri de araştırmaya konu olmuştur. Bu araştırmayla; Van ilinde hac uygulamalarında, gelenek, inanç, uygulama ve anlatıları belirlenen örnekler üzerinde açıklanmaya çalışılmıştır.

HacHalk bilimiHalk inançları+4
Umut Bartın
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beruk köyünde din ve gündelik yaşam: Sosyolojik bir inceleme

Siirt-Pervari' ye bağlı Beruk (Karasungur) Köyü, Botan Vadisi havzasında engebeli coğrafyaya kurulmuş bir köydür. Seyyid Hacı Kasım Bağdadî' nin Seyahatname' sine göre Beruk (Karasungur) Köyü' nün tarihi yaklaşık 700 yıla dayanmaktadır. Aynı zamanda 'seyyid' yani Hz. Muhammed' in soyu olarak bilinen Beruklular' ın tamamı, Esved-ur Ra's (Siyah Baş) lakaplı Seyyid Ahmed' in soyundan ve akrabadırlar. İşte bu çalışmayla yedi asırlık geçmişiyle Beruk Köyü' nde şekillenen sosyal, dinî kavram ve değerler tanıtılmıştır. Sosyal dokuya dair Beruk Köyü' ndeki aile yapısı, evlilikler, karar alma mekanizmaları ele alınmıştır. Dinî yapıya ait olarak ise özellikle 'türbe' mefhumu etrafında şekillenmiş köy yaşamı ve köy çevre ilişkisi ele alınırken aynı zamanda 'veli' kültünün toplumsal tezahürleri ele alınmıştır. Kerametleri ve kadın veliye kişiliğiyle öne çıkan Amine Hala, kendisine ait tarihi zikirhânesiyle takva ve iffet sahibi bir zahide olarak köy'ün manevi dokusunun şekillenmesinde nasıl bir etkisi olduğu ifade edilmeye çalışılmıştır. Yedi asırlık köy/aile kabristanı; köy ve medrese hocalarının köy içinden belirlenmesi gibi uygulamalar aynı şekilde Beruk Köyü' nü etrafından ayıran karakteristik taraflar olarak öne çıkmaktadır. Özellikle köy halkının Rumî Takvim' e göre 1 Şubat' la başlayan ve zorluk, belalar, musibetlerle dolu olduğuna inandıkları Adaruk Ayı' nı selametle atlatmak adına yaptıkları Kur'an-ı Kerim mukabeleleri ve dualar, bizlere din/gelenek bağlamında kadim ipuçlarını sunmaktadır. Çalışmanın ek'inde de verilen Seyyid Hacı Kasım Bağdadî' nin Seyahatname' si ışığında, Beruklular' ın mensubiyetlerini, tarihlerini, sosyo-kültürel değerlerini ve günümüzdeki durumunu betimlemeye yönelik bu çalışmayla aynı zamanda bir köyün beklenenden şaşırtıcı tarihsel, dinî ve sosyo-kültürel arka planı ortaya konulmaya çalışılmıştır.

DeğerlerDinDini yapı+7
Abdurrahman Arvas
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Etnomüzikoloji bağlamında psikanalitik bir yaklaşımla Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki ağıtlar

Ağıt, tüm kültürlerde bir kayıp ve kaybın ardından dile getirilen trajediyi müzikal bir dille, irticalen dile getiren edebi bir türü yansıtmaktır. Aynı zamanda ağıt, neredeyse bütün toplumlarda acının müzikal ve özlü sözlerle dışavurumunu belirten genel bir ifadedir. İnilti ve haykırışlarla başlayan ağıtların sözcüklere yansıması hem halk edebiyatının hem de etnomüzikolojinin ilk türü olarak ilkçağlardan bu yana görülmektedir. Ağıtların sıradan olmayan bir acı sonrası yakıldığı ve bu acının sevilen kişi/kişilerin kaybı nedeniyle olduğu görülmektedir. Bu tür bir acı, sevenlerinde derin bir üzüntü yaratmakta, bu yokoluşla başedebilmek için yakınları gerekli savunma mekanizmalarına sıklıkla başvurmaktadır. Temelinde korku ve suçluluk duygusunun olduğu bu yakarışlarda, hem bireysel hem de kolektif sağaltımın kültürel ve kimliksel ritüeller aracılığıyla gerçekleştiği bilinmektedir. Çalışma, Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki Ağıtları, Etnomüzikoloji Bağlamında Psikanalitik Bir Yaklaşımla değerlendirmeyi amaç edinmiştir. Anadolu ağıt kültürü kapsamında yapılan çalışmaların eksiklikleri tarafımızca görülmüş, bu eksikliklerin güncellenmesi gerektiği tespit edilmiştir. Çalışmada, etnomüzikolojik yaklaşımın katılımlı ve yerinde gözlem teknikleri kullanılmıştır. Ağıtların kişisel tarih ile bağlantısıyla birlikte, sözlü tarih açısından önemi değerlendirilmiş ve psikanalitik kuram çerçevesinde yorumlanmıştır. Derlenen ağıtlarda, etnomüzikal ses işaretleri bağlamında karakteristik bir yapının ortaya çıktığı görülmüştür. Notaya alınıp analiz edilen ağıtların dünya müzikolojisi kapsamında değerlendirilebilecek titizlikte incelenmesinin alana önemli bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Psikanalitik olarak ağıtlar, ego savunma mekanizmaları yaklaşımıyla incelenmiştir. Korku ve suçluluk duygusu etrafında inkâr, yer-yön değiştirme, karşıt tepki verme, ödünleme, yüceltme gibi temel savunma mekanizmalarının, hem inançsal korunmada hem de ego savunmasında çok sık kullanıldığı görülmüştür. Elde edilen veriler, ağıt sözleri ve ağıtçının davranışına yansıyan yönlerinden tespit edilerek uzman danışmanlığında yorumlanmıştır. Sonuç olarak denilebilir ki disiplinlerarası çalışmaya uygun görülen ağıt yakımları, farklı açılardan değerlendirilmeye müsait bir yapı arz etmekte ve kültürün derinlemesine incelenmesi, kadın folkloruna katkı sağlayabilmektedir. Kültürün sürekliliğine katkıda bulunan ağıtçı kadınların bu yaratımları, ekofeminist ve ekomüzikolojik çalışmalar için uygun yaklaşımlar olduğu açığa çıkmıştır. Bu alanda derinliğine yapılacak çalışmalarla daha yapıcı/üretici malzemelerin de farkına varılacağı tarafımızca öngörülmektedir.

AğıtlarEtnomüzikolojiKatarsis+2
Songül Çakmak
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye ve Kazakistan'da geçiş dönemlerinin (doğum-evlenme-ölüm) karşılaştırmalı incelemesi

Kültür, bir milletin hazinesidir. Bu kültürel hazineye halkın ne kadar bağlı olduğu ve gelecek kuşaklara ne kadar aktarabildiği önemli bir unsurdur. Bu açıdan sözlü kültür ürünlerinin derlenip yazıya geçirilmesi kültürel değerlerin kaybolmasını önlenmektedir. Tezin giriş bölümde, çalışmanın konusunu, amacını, sınırlılıklarını, çalışmada kullanılan yöntem ve tekniklerinden bahsedilmiştir. Birinci bölümde Türkiye ve Kazakistan'daki geçiş dönemi çalışmalarından bahsedilmiştir. İkinci bölümde doğum geleneklerinden ve gerçekleştirilen ritüellerden örnekler verilmiştir. Doğum öncesi, sırası ve sonra yapılan ritüeller karşılaştırılmıştır. Üçüncü bölümde evlenme gelenekleri ritüelleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Son bölüm olan dördüncü bölümde geçiş dönemlerinin son safhası olan ölüm geleneği ritüelleri örnekler üzerinden karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Tezin sonuç bölümünde genel bir değerlendirmeye yer verilmiştir. Bu değerlendirmede Türkiye ve Kazakistan'da geçiş dönemleri ritüellerinin uygulanmasında benzerlikler ve farklılıklar incelenmiş ve bunlardan da örnekler verilmiştir. Değişimlerin sosyo-kültürel, coğrafi, siyasi ve teknolojik gelişmeler bağlamında ilişkisi de göz önünde bulundurularak değerlendirmesi yapılmıştır. Sonuç kısmında ulaşılan durum ise farklılıktan çok benzerliklerin ve ortak kültürel düşünce dünyasının olduğudur. Bu çalışmada yazılı kaynaklardan ve saha çalışmalarından elde edilen bilgiler, sistemli ve düzenli bir şekilde sınıflandırıldıktan sonra karşılaştırılmalı halkbilimi yöntemleri çerçevesinde analiz edilmiş ve değerlendirmesi yapılmıştır. Yazılı ve sözlü kaynaklardan elde edilen bilgiler, eski Türk inanç sistemlerinin izleri ve günümüze kadar gelerek değişmeleri bağlamında eldeki örnekler üzerinden bağlantısı kurularak değerlendirmelerde bulunulmuştur. Bu kültürel değer yargılarının Türk dünyası ile benzerlik ve farklılıklarının ortaya konulması ve ortak kültür birliğini ortaya koyması açısından Türk dünyası halklarının geçiş dönemi örneklerinden de yararlanılmıştır.

DoğumEvlilikGelenekler+7
Halil Çetin
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Obsesif kompulsif belirtilerin üstbilişsel model temelinde yordanması: Düşünce-kaynaşma inançları, ritüeller hakkındaki inançlar, durdurma işaretleri, düşünce kontrol yöntemleri ve onay arama

Mevcut araştırma, obsesif kompulsif belirtilerin üstbilişsel model temelinde yordanmasında düşünce-kaynaşma inançları, ritüeller hakkındaki inançlar, durdurma işaretleri, düşünce kontrol yöntemleri ve onay aramanın rolünü değerlendirmeyi hedeflemiştir. Bu amaçla, bir ön çalışma ile Türkçe'ye uyarlaması bulunmayan Düşünce-Kaynaşma Envanteri, Ritüeller Hakkındaki İnançlar Envanteri ve Durdurma İşaretleri Ölçekleri'nin psikometrik özellikleri bir üniversite öğrenci örnekleminde (N=120) incelenmiştir. Bu ölçeklerin Türk kültüründe geçerli ve güvenilirliğinin kabul edilebilir düzeyde olduğu gözlenmiştir. Ardından yapılan esas çalışmada yine üniversite örnekleminde (N=566) üstbilişsel inanç alanlarının Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) belirtilerinin açıklanmasında katkısı üzerinde analizler yürütülmüş ve bu ilişkide düşünce kontrol yöntemlerinin ve onay aramanın aracı değişken rolleri değerlendirilmiştir. Esas çalışmada ön çalışmadakilere ilaveten katılımcılara Demografik Bilgi Formu, Padua Envanteri-Washington Eyalet Üniversitesi Revizyonu, Üstbilişler Ölçeği-30, Düşünceleri Kontrol Etme Ölçeği, Onay Arama Ölçeği, Durumluk Sürekli Kaygı Envanteri - Sürekli Kaygı Formu ve Beck Depresyon Envanteri uygulanmıştır. Bulgular, depresyon ve sürekli kaygı düzeyleri kontrol edildiğinde, üstbilişsel inançların obsesif kompulsif belirtileri yordadığını, üstbilişsel inançlardan düşünce-kaynaşma inançlarının OKB belirtilerinin en güçlü yordayıcısı olduğunu ortaya çıkarmıştır. YEM sınamasına göre, üstbilişsel inançların doğrudan ve de dolaylı olarak, düşünce kontrol yöntemleri aracılığı ile; düşünce-kaynaşma inançlarının doğrudan hem de dolaylı olarak onay arama davranışları aracılığı ile OKB belirtilerine ve durdurma işaretlerinin dolaylı olarak onay arama davranışları aracılığı ile OKB belirtilerine katkıda bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca özgül üstbilişsel inanç alanları, istenmeyen düşüncelerle baş etmede kullanılan düşünce kontrol yöntemlerini tetiklemekte, düşünce kontrol yöntemleri ise OKB belirti düzeyinin artmasına katkıda bulunmaktadır. OKB belirtilerinin artması ise onay arama davranışında artışa neden oluyor görünmektedir. Elde edilen sonuçlar ilgili alan yazın ışığında tartışılmıştır.

DüşünceDüşünce eylem kaynaşmasıDüşünce kontrol stratejileri+6
Nil Adalı İlter
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Acemhöyük ve Arıbaş mezarlığı'ndan insan iskelet kalıntılarının gömü geleneği açısından incelenmesi

Ritüeller, doğum, erginleşme, evlilik, ölüm gibi insan yaşamında son derece önemli kabul edilen olaylar karşısında topluluk boyutunda ortaya konulan sembolik aktiviteler olarak kabul edilmektedir. Cenaze törenleri ve ölümle ilgili ritüeller, bireylerin düşünce ve inanç sistemlerinin anlaşılmasına yardımcı olmaktadır. Gömü geleneği çalışmaları, eski insan toplumlarının yaşam biçimlerinin yeniden inşasında önemli veri kaynakları olarak karşımıza çıkmakta, arkeolojik topluluklarda sosyal, kültürel, ideolojik ve toplumsal yapılarının anlamlandırılmasında hayli büyük potansiyel taşımaktadırlar. Bu çalışmanın amacı, Acemhöyük'te tespit edilmiş insan iskeletleri, gömü tipleri ve gömü buluntularından hareketle söz konusu yerleşimin ölümle ilişkili ritüellerini, gömü geleneklerini saptamaktır. Veriler yerleşimin çağdaşı diğer topluluklar ile birlikte değerlendirilmiş, Acemhöyük'ün Orta Tunç Anadolu toplulukları arasında gömü gelenekleri bakımından hangi noktada durduğu anlaşılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın örneklemi, yerleşim içi ve Acemhöyük'ün gömü alanı Arıbaş Mezarlığı'ndan gün ışığına çıkarılmış, Assur Ticaret Kolonileri Dönemi'ne tarihlenen 187 bireyden oluşmaktadır. Örneklemde erkekler 45, kadınlar 70, bebek ve çocuklar 57 bireyle temsil edilirken15 birey erişkin belirsiz kategorisinde değerlendirilmiştir. Söz konusu bireylerin %22,5'i intramural gömülerden, %77,5'iyse mezarlıktan ele geçmiş, mezarlıkta kremasyon ve inhumasyon uygulamalarının birden çok gömü tipiyle temsil edildiği anlaşılmıştır. Yerleşim içinde tespit edilen 42 bireyin 37'sinin erişkinlik aşamasına ulaşmamış bireyler olduğu, mezarlık alanda ise 3 yaşın üstünde her cinsiyet ve yaş grubundan bireyin basit toprak, pithos ve urnelerde tekli veya çoklu gömülerde mevcut olduğu belirlenmiştir. Acemhöyük'te bebek ve çocuklara yönelik bir ayrımcılığın uygulandığı, bebeklerin kamusal gömü alanının dışında bırakılıp, hane ve hanelerle ilişkili alanlara gömüldükleri tespit edilmiştir. Gömü gelenekleri bakımından diğer dikkat çekici durum ise kremasyon ve inhumasyon gömülerin sosyal tabakalanma ve cinsiyet rolleri gibi parametlerden bağımsız bir şekilde bir arada görülmesidir. İnhumasyon ve kremasyonun, Arıbaş Mezarlığı'nda karşıt iki uygulama olmanın aksine birbirini tamamlayan ve etin çürüme hızına müdahale etmek gibi yöntemsel farklılardan temel alan kişisel seçimlerle ilişkili olduğu düşünülmektedir.

AcemhöyükArıbaş MezarlığıMezarlar+7
Mine Lütfiye Durur
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Orta Asya şaman ritüelleri sembol ve objelerinin seramik formlarda yorumu

Şamanların ve sanatçıların çeşitli alanlarda benzer özellikleri taşıdıkları söylenebilir. Bu çalışmada kendisini şaman olarak nitelendirmeyen pek çok sanatçının, şamanik özellikleri bünyesinde barındırıyor olabileceği tespiti incelenmiştir. Şamanizm, arkeoloji ile birlikte psikoloji, antropoloji, felsefe birçok alan literatüründen faydalanılarak araştırılmıştır. Bu çalışma Orta Asya şaman kültüründe, ritüellerde anlamlar yüklenerek simgeleştirilen nesnelerin, birer sanatsal nesne gibi düşünülebileceğini ve bunlardan yola çıkarak yorumlamalarla özgün formlara gidilebileceğini araştırmaktadır. Neo-Şamanizm'le birlikte batıl inanç olarak adlandırılan göreneklerin, bazı toplumlarda bugün hala uygulandığı gözlemlenmiştir. Tümevarım yöntemi kullanılarak, Orta Asya şaman kültürü içerisindeki ritüeller, totem inancı, objeler, ruhsal iletişim ve şaman kavramları incelenerek, bu kavramların günümüzde sanatla ve sanatçıyla olan ilişkisine, ayrıca sanat içerisinde nasıl yer edindiğine araştırılmıştır. Bu yolla, şaman ve sanatçı, faydalanılan farklı bilimlerin ve kaynakların yardımıyla karşılaştırılmış ve aralarında hangi yönlerden ortaklıklar ve bağlantılar olduğu incelenmiştir. Şaman kültüründe ritüellerin önemi, çeşitleri, yapılış amaçları, yapılış nedenleri ve sanatçının sanat objesi üretim süreciyle birlikte şaman kültüründeki ritüellerle arasındaki bağlantılar ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Bu araştırmalar sonucunda sanatçıların modern dünyanın şamanları olarak düşünülebileceği anlaşılmıştır. Çünkü, hem sanat hem de Şamanizm, duyguların ifade edildiği ve iyileşmenin gerçekleştiği yerde metafor alanını kullanmaktadır. Metaforik vizyonla empati akar, sınır tanımaz. Şamanizm ve sanatçı arasındaki ortak özelliklerin en önemlileri nesneleri araştırmak, yeniden yapılandırmak ve yeniden yorumlamak olduğu söylenebilir. Para, teknoloji ve güç arayışıyla geçmişin özününün unutulduğu bugünün dünyasında, şamanın ritüellerde kullandığı objelerin sanatsal nesneler olarak yorumlanması yeni bir düşünme şekli olabilir. Yapılan seramik uygulamalar, şaman kültürünün totem, ritüel ve obje bağlantıları yönünden yorumudur. Anahtar Kelimeler: Şaman, Büyü, Totem, Esrime, Sanat, Obje, Ritüel.

Dini törenObjeOrta Asya+7
Oğuz Bozdemir
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türk kültüründe alkışlar (Dualar/iyi dilekler) ve kargışlar (Beddualar/kötü dilekler): Metin ve bağlam merkezli bir inceleme

Sahip olduğu maddi ve manevi, bireysel ve toplumsal varlık ve değerlerini koruma, insanoğlunun başlıca içgüdüleri ve temel gereksinimleri arasında yer alagelmiştir. Kendini koruma ve güvende hissetme, bu yöndeki psikolojik ve fizyolojik gereksinimlerini karşılama içgüdüsü, insanı birtakım yollara başvurmaya, çeşitli yöntemleri üretmeye yöneltmiştir. İnsanlık tarihinin hemen her döneminde ve farklı toplumlarda, genel olarak korunma ve güvenlik işlevleriyle kullanıldığı görülen, en basit ifadeyle "dilek, istek, övgü, yakarış ve tapınma sözleri" olan dualar ve beddualar da bu amaçla başvurulan yöntemler arasında yer almaktadır. İnanç ve kültür temelli söylem biçimleri olan duaların ve bedduaların, kendinden üstün, doğaüstü bir güce sığınma anlayışıyla, bireysel, toplumsal ve kültürel nitelikteki çeşitli bağlamlarda, tarih boyunca, her ihtiyaç duyulduğunda kullanıldıkları görülmektedir. Sözün büyülü gücü ve etkisi aracılığıyla elde edilen yararlarla gündelik yaşamın, inançların, değerlerin ve genel olarak kültürün çeşitli alanlarına yayılarak geçmişten günümüze taşınan dualar ve beddualar, kullanım sıklıklarına bağlı olarak, zamanla edebî birer tür haline de dönüşmüşlerdir. Farklı toplumlarda farklı isimlerle anılan bu dilek, istek, övgü ve yakarma sözlerinin Türk kültüründeki karşılıkları ise "alkışlar" ve "kargışlar" olmuştur. Çalışma; Türkiye'de henüz lisansüstü araştırmalara konu edilmediği görülen alkış ve kargış türlerinin Türk kültür tarihindeki başlıca görünümleri ile bu görünümlerindeki temel niteliklerinin belirlenmesine odaklanmıştır. Çalışmada alkışlar ve kargışlar, Türk kültür tarihindeki, gündelik yaşamındaki, ritüellerindeki, edebî tür ve alanlardaki art ve eş zamanlı görünümlerinden hareketle, bütüncül bir yaklaşımla incelenmiştir. İnsanlık tarihinin en erken dönemlerinden itibaren varlığına rastlanılan inanç, düşünce, eylem ve söylem biçimleri olarak konu, antropoloji, sosyoloji ve psikolojiyle, felsefe, mitoloji ve inançlarla, iletişim, dilbilim ve edebiyat incelemesiyle de yakından ilişkilidir. Bu bakımdan konu ele alınırken, insan ve toplumbilimlerinin disiplinlerarası bir kavşağı niteliğindeki halkbiliminin ve onunla yakından ilişkili olduğu bilinen, adı geçen disiplinlerin başlıca yöntem ve kuramlarından mümkün olabildiğince yararlanılmıştır. Bunlar arasından özellikle, konuyu bütün yönleriyle incelemeye olanak veren "Konuşmanın Etnografyası" kuramı, çalışmanın merkezine alınmıştır.

BedduaDisiplinlerarasıDua+6
Ahmet Keskin
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Batı Anadolu'da Neolitik Çağ'dan Tunç Çağın sonuna kadar ocakların değişimi ve dini ritüellerdeki işlevleri

Doğaya karşı güçsüz durumda bulunan insanoğlu ateşi evcilleştirmesiyle birlikte üstünlük kazanmıştır. Ateşi evcilleştirdikten sonra onu koruma düşüncesi ile ilkel ocak örnekleri karşımıza çıkmaktadır. Ocak tarihöncesi dönemden beri insan yaşamının her anında, besin pişirme, ısınma, aydınlanma ve alet yapımı gibi birçok alanda kullanılmıştır. Zaman içerisinde gelişen teknolojiler ile birlikte ocaklardan yüksek verimin elde edilmesi metalürjiye ve seramik fırınlarına kadar uzanan geniş bir iş kolunun oluşmasını sağlamıştır. Bu durum uzmanlaşmanın yolunu açmış olup, kentleşme yolunda önemli bir aracı rol üstlenmiştir. Bu sebeple, insan hayatının tüm gelişim aşamalarında bulunan, koruyan, besleyen, ısıtan, aydınlatan ocağın kutsallaştırılmasına şaşırılmamalıdır. "Batı Anadolu'da Neolitik Çağ'dan Tunç Çağın Sonuna Kadar Ocakların Değişimi ve Dini Ritüellerdeki İşlevleri" başlıklı tez çalışmasında söz konusu dönemlerde Batı Anadolu'nun coğrafi ve kronolojik açıklamalarından sonra, ateşin ve ocağın ilk izleri, besinlerin pişirilmesinin keşfedilmesinin insan üzerindeki fizyolojik gelişimlerinin yansımaları ve ateşin ve ocağın yazılı belgeler ve arkeolojik verileri ışığında kutsallaştırılması açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın ana konusu olarak, Neolitik Dönem, Kalkolitik Dönem, Erken Tunç Çağ ve M.Ö 2.binyıl başlıkları altında Batı Anadolu yerleşim merkezlerinde görülen ocak yapılarının konumları, formları, yapım malzemeleri ve bulundukları mekanların buluntuları değerlendirilip, kullanım amaçları incelenmiştir. Bunun yanı sıra yerleşim merkezlerinde kutsal olarak nitelendirilen ocakların; konumları, formları ve bulundukları mekandaki buluntular ile birlikte değerlendirilerek gündelik faaliyetlerde kullanılan ocaklara göre farklılıkları açıklanmaya çalışılmıştır.

Batı AnadoluNeolitik DönemRitüel+3
Nesligül Kanber
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İstanköy-Yunanistan Türklerinin geçiş ritüelleri

Bireyin yaşamındaki dönüm noktalarına eşlik eden ritüellere "geçiş ritüelleri" adı verilmektedir. Geçiş ritüelleri, yer, durum, sosyal statü ve yaşla ilgili olan doğum, erginlenme, evlenme ve ölüm gibi evreleri kapsamaktadır. Bu bağlamda İstanköy Türklerinin geçiş ritüellerini konu edinen bu çalışmada, gözlem (doğal ortamda pasif katılımcı olarak) ve görüşme (yönlendirilmiş görüşme) tekniğiyle elde edilen verilerin yapısal bir incelemesi esas alınmıştır. Elde edilen veriler, "uygulama öncesi", "uygulama sırası" ve "uygulama sonrası" olmak üzere üç aşamalı olarak her geçiş ritüeli kendi içinde birimlere ayrılıp temel özellikleri tespit edilmiştir. Bu özellikler tespit edilirken Türk Dünyasının çeşitli topluluklarından da yararlanılmıştır. Çalışmada geçişritüellerinin millî kimliğin oluşmasında ve korunmasındaki önemi incelenmiştir. İstanköy Türklerinin hem Türkiye'ye yakın bir konumda bulunmaları, hem de adada yaşayan Türklerin birkaç köyde toplu hâlde yaşamaları, geçiş ritüellerindeki uygulamalarda Türk Dünyası ile aralarındaki organik bağın kopmamasına sebep olmuştur. Bu bağ, İstanköy Türklerinin millî kimlik bilinçlerinin oluşumunda etkili olmuş, adada sayısal olarak çoğunluğu elde bulunduran Yunanlar arasında asimile olmamalarını sağlamıştır. Çalışma, "Giriş", üç bölüm, "Sonuç" ve "Kaynakça"dan oluşmaktadır. "Giriş" bölümü, onbir alt başlıktan meydana gelmektedir. Tezin "Giriş" bölümünde Oniki Adaların isimlendirme problemi ele alınmış; Ege adalarının coğrafi özellikleri, tarihi, nüfusu ve ekonomik yapısı, sosyo-kültürel ve dinî hayatı, idari yapısı, güncel sorunları ve çözümleri ile Oniki Ada Türklerinde Türk kimliği konuları ele alınmıştır. Tezin "Birinci Bölüm"ünde öncelikle mit ve ritüel ilişkisi ele alınmış, geçiş ritüelleri hakkında bilgi verilmiştir. "İstanköy Türklerinin Doğum ve Sünnetle İlgili Ritüelleri", "İstanköy Türklerinin Evlilikle İlgili Ritüelleri" ve "İstanköy Türklerinin Ölümle İlgili Ritüelleri" başlıklarını taşıyan birinci, ikinci ve üçüncü bölümde ise, her bir bölüm ayrı ayrı "uygulama öncesi", "uygulama sırası" ve "uygulama sonrası" başlıkları altında yapısal olarak incelenmiştir. Tezin "Sonuç" bölümünde derleme çalışması sonucunda ulaşılan bulgulara genel bir çerçeve oluşturacak şekilde yer verilmiş, çalışmada yararlanılan kaynakların künyeleri ise "Kaynaklar" bölümünde yer almıştır. Anahtar Kelimeler: İstanköy Türkleri, geçiş ritüelleri, doğum, sünnet, evlenme, ölüm, millî kimlik.

Balkan TürkleriDoğumEvlilik+7
Gökçe Emeç
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de göbek dansının tarihi

Dansın tarihinin insanlık tarihi kadar eski olduğu düşünülmektedir. İlkel insan, algılayamadığı ya da korktuğu olayları, doğaüstü güçlere bağlamış, bunların kutsiyetine inanmış, kendi mitlerini yaratmış, onlar adına çeşitli ritüeller geliştirmiştir. Doğa olaylarıyla başa çıkma, kötü ruhları kovma, bereket, sağlık ve güç dileme gibi totemlerin yanı sıra doğum, ergenlik, evlenme ve ölüm gibi geçiş dönemlerinde de törenler düzenlemişlerdir. İnsanlığın varlığını sürdürmesi için gerekli olan üreme de, danslı ritüellerde yerini bulmuştur. Kimi araştırmacıların söylediği cinsellik ve erotizm içeren veya hamilelik ve doğum sancılarını taklit ederek ortaya çıktığı düşünülen göbek dansının, tarihi köklerinin bu ritüellere dayandığı düşünülmektedir. Göbek dansı, temas ettiği toplumların kültürel etkileşimiyle günümüzdeki halini almıştır. Orta Asya'dan gelen Türkler, yerleşik Anadolu toplumları, göç yoluyla gelen Çingene/Roman toplumu ve çevrede bulunan Arap-Mısır toplumlarının kültürel alışverişiyle gelişmiş ve dünyaya yayılmıştır. Yüzyıllarca, Anadolu topraklarında, Osmanlı şölenleri ve eğlenceleri kapsamında, çengi ve köçek kollarında, geleneksel tiyatroda orta oyununda icra edilmiş, Tanzimat dönemi ile birlikte tuluat ve modern tiyatroda yer almıştır. Cumhuriyet dönemiyle birlikte kadının toplumsal hayata daha çok dahil olmasıyla bireysel bir dans formu olarak gelişmiş ve bugünkü şeklini almıştır. Göbek dansı kalça ve bel bölgesinde yoğunlaşan dikey, yatay ve dairesel hareketlerden meydana gelmektedir. Ayrıca, omuzlarda ve kalçada titreme hareketleri bulunur. İcrasında giyilen açık giysiler sebebiyle bu dans, genellikle toplum tarafından ahlak dışı görülmekte, icracıları da ahlaki olarak düşük kişiler olarak algılanmaktadır. Bu çalışmada, göbek dansının ortaya çıkışı ve gelişimi incelenecek, Cumhuriyet dönemi öncesi ve sonrası profesyonel icralar değerlendirilecek, Türkiye'de göbek dansının tarihi gelişim süreci açıklanmaya çalışılacaktır.

DansEtkileşimGöbek dansı+4
Gül Kaplan Ekemen
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

İletişim uyumu kuramı temelinde törensel karşılaşmalar: Yerli televizyon dizilerine yönelik bir analiz

Kişilerarası iletişimin günümüzde öneminin artması ile birlikte etkileşim düzeninde başat rol oynayan iletişim uyumu stratejileri de daha detaylı incelenmeye başlanmıştır. Bu iletişim uyumu stratejileri de kişinin sahip olduğu benliğini koruması ya da iletişim davranışlarını onarması için önem arz etmektedir. Kişi kendisini ve iletişim kurduğu kişiyi iyi tanıyarak farklı bir deyişle öznel ve nesnel benliğinin farkında olarak iletişim uyum stratejilerini oluşturmakta ve bu şekilde etkileşim düzeni sağlamaktadır. Etkileşim düzeni ile iletişim uyumu kuramı arasında yakın bir ilişki bulunmaktadır. Etkileşim düzenini kişinin kendi isteğine göre oluşturması iletişim stratejilerini iyi tanıması ile mümkün olabilmektedir. Etkileşim düzeni kişinin kendi iletişim ve tutum ve davranışlarını sürekli tekrar etmesi anlamı taşıdığından kişinin törensel ritüellerinde özellikle de geçiş ritüellerinden ilişkisel ritüellerinde de sıklıkla tekrar ettiği görülmektedir. Bunun sebebi kişi ilk defa farklı bir dönem/evreye geçiş yapacağından sahip olduğu ve bildiği davranışları tekrar etmekte ve konformist davranarak benliğinin aşınması riskini en aza indirmektedir. Bunu yaparken de iletişim uyum stratejilerinden destek almaktadır. Bu çalışmanın amacı, içerik ve çerçeve analizi yolu ile merak edilen hedef kitleyi en iyi temsil ettiği düşünülerek reyting oranları ve ilişkisel ritüelin yoğun olarak ele alındığı diziler olan Paramparça, Aşk Yeniden, Kara Para Aşk, Poyraz Karayel, Asla Vazgeçmem dizilerinin ana karakterlerinin diyalogları metin haline getirilip içerik analizine tabi tutulmuştur ve bu sahneler görsel örneklere de yer verilerek çerçeve analizi ile de desteklenerek betimlenmiştir. İlişkisel ritüeller, başbaşa geçirilen zamanlarda yapılan ritüeller, günlük ritüeller, ilişkiye özgü ritüeller, gündelik rutinler ve görevler, samimiyet/mahremiyet/cinsel ilişki ritüelleri olmak üzere beş ayrı kategoride incelenmiştir bunların haricinde bu kategorilere yerleşemeyen ve ayrı bir kategorinin açılmasını gerektiren çiftlerin kendilerinin ürettiği sosyal ilişki ritüelleri eklenmiştir. Bu kategorilerde dizilerde karakterlerin hangi iletişim stratejilerini sıklıkla kullandıkları ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Elde edilen sonuçların şimdiye kadarki çalışmalarda hiç elde edilmeyen bulgular olması göze çarpmaktadır bu sebeple bu sonuçlara yönelik yapılan değerlendirme ve önerilerin bu alanda gelecekteki araştırmacılara destek sağlaması umulmaktadır.

EtkileşimEtkileşimli yaklaşımRitüel+6
Selma Didem Özşenler
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çukurova yöresi geçiş dönemlerinde mitolojik unsurlar

"Çukurova Yöresi Geçiş Dönemlerinde Mitolojik Unsurlar" başlıklı bu yüksek lisans tezinde, Çukurova sınırları içinde bulunan Adana, Hatay, Mersin ve Osmaniye illerinin doğum, sünnet, askerlik, evlenme, hac ve ölüm geçiş dönemleri ile ilgili gelenek, inanç ve ritüeller kitap, tez, makale ve bildiri metinleri taranarak tespit edilmiş, akabinde tespit edilen bu gelenek, inanç ve ritüellerin kökenleri incelenerek mitolojik ve arkaik motifler belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma toplam 12 bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın konusu, amacı, yöntemi, sınırları verilmiş ve ardından çalışma sırasında yaşanan sorunlardan bahsedilerek çözüm önerileri sunulmuştur. Çalışmanın birinci bölümünde literatür değerlendirmesi yapılmış ve mitolojik unsur konulu çalışmalara değinilmiştir. İkinci bölümde, mitoloji ve geçiş dönemlerine ait kavramlar tanıtılmıştır. Üçüncü bölümde, çalışmanın coğrafi sınırlarını oluşturan Adana, Hatay, Mersin ve Osmaniye tarihi, coğrafi ve kültürel özellikleri açısından tanıtılmıştır. Dördüncü bölümde, gelenek, inanç ve ritüellere etkisi bağlamında eski Türk inanışları olan animizm, totemizm, Şamanizm, Budizm, Manihaizm ve Zerdüştlük inanışlarına yer verilmiştir. Beşinci bölümde gök cisimleri, su, yağmur, ateş, ocak, taş, toprak, ağaç, bitki, bitki ürünleri ve meyve ürünleri, madenler ve mağaraya ait gelenek, inanç ve ritüeller tabiat unsurları bağlamında ele alınmıştır. Altıncı bölümde mitolojik olağanüstü unsurlara değinilmiş, rüya, fal, ruhlar, ad verme, don değiştirme ve tenasüh motifleri üzerinde durulmuştur. Çalışmanın yedinci bölümünde at, kurt, deve, eşek vb. hayvanların mitolojik bağlamda tahlili yapılmıştır. Çalışmanın sekizinci bölümünde günler, bayramlar, kutsal aylar etrafında oluşan inanışlar değerlendirilmiştir. Dokuzuncu bölümde büyü unsurları verilmiştir. Onuncu bölümde kırmızı, sarı, siyah, beyaz, mavi, yeşil renkleri mitolojik olarak ele alınmıştır. On birinci bölümde formülistik sayılar olan bir, üç, yedi, yirmi, kırk, elli iki ve yıl dönümleri verilmiştir. On ikinci bölümde sağ/sol, aşağı/yukarı yönleri ele alınmıştır. Çalışmanın sonuç bölümünde geçiş dönemlerinde tespit edilen mitolojik unsurlar genel olarak değerlendirilmiştir. Çukurova yöresindeki geçiş dönemlerine ait gelenek, inanç ve ritüeller kadim dönemden kalma olup hâlâ geçiş dönemi odağındaki kişiye iyilik getirmesi ve kötülükleri defetmesi için uygulandığını söylemek mümkündür. Çalışmamız kadim dönem insanının görgü ve bilgilerinin bugün de geçerliliğini koruduğunu, geçiş dönemlerinde uygulanmakta olduğunu göstermek açısından önem arz etmektedir.

BüyüGeçiş dönemiHalk bilimi+7
Gizem Çelik
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gaziantep Çepnilerinde ritüel ve müzik

Dünya tarihinde halkların çoğunun farklı sebeplerle göç ettikleri bilinmektedir. Nitekim bu göçlerin siyasi, doğal afetler, ekonomi, savaş, sürgün gibi nedenle yapılması söz konusudur. Bazı devlet politikalarında zorunlu göç durumları da vardır. Böyle durumlarda insanlar doğdukları yerlerini, yurtlarını bırakmak zorunda kalmışlardır. Çepniler de Anadolu'ya göç ile gelmiş ve yurdun muhtelif yerlerine dağılmıştır. Çepnilerin Anadolu'nun Türkleşmesinde oldukça etkili oldukları söylenebilir. Ancak temelde nereden geldikleri, nasıl yayıldıkları ve nerelere yerleştikleri hakkında kesin bilgiler elimizde bulunmamaktadır. Çepnilerin varlığından XII. ve XIII. Yüzyıldaki yazılı kaynaklardan söz edilmektedir. Bu bağlamda Çepnilerin kültürü ve sosyal yaşam bilgilerine XII. Yüzyıldan itibaren ulaşılabilmektedir. Çepni müziği Alevi Bektaşi kültürü ile yoğrulmuş eserlerden oluşmaktadır. Müzikal yapıları âşıklık geleneği üzerine kurulmuş deyiş, semah ve uzun havalardan oluşan bir yapıya sahiptir. Yörede yaşayan âşıklar hem inanca hitap eden deyişler hem de aşk, doğa, insan sevgisi, geçim sıkıntısı gibi sosyal hayatı konu edinen türküler de üretmişlerdir. Buna bağlı olarak da Gaziantep'in Yavuzeli ilçesinde yaşayan âşıklar dedelik görevini ifa ettikleri gibi halk ozanlığı görevini de üstlenmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Çepni, Çepni müziği, Alevi Bektaşi kültürü, inanç, Müzikal yapı.

AlevilerBektaşi müziğiBektaşiler+7
Taner Aka
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yazılı kaynaklara göre Hititler devrinde kadın ritüelleri

Çalışmanın konusu olan kadınlar, tarihin başlangıcından bu yana birçok sosyal statüye sahip olmuşlardır. Antik dünyada, geldikleri topluma bağlı olarak kadınlara farklı davranılmış ve çoğu toplumda dezavantajlı hukuki kurallar konmuştur. Kadının sosyal statüsü ne kadar yüksek olursa, sahip olduğu ayrıcalıklar o kadar fazla olmuştur. Eski Anadolu medeniyetlerinde kadının statüsünü anlamamıza yardımcı olan olgulardan birisi de onlarla ilgili olan ritüellerdir. Tezimiz, Anadolu'da kadının gerçekleştirdiği ritüeller, büyü, dini metinler, tıp, doğum, cenaze ve bayram törenlerindeki rolü ve önemini beş bölümde incelemektedir. Birinci bölümde Asur Ticaret Kolonileri devrinde kadının yeri ve önemi, ikinci bölümde Hititlerde ritüel ve büyü kavramlarında kadının işlevi, üçüncü bölümde Hititler Devrinde dini metinlerde kadının temsili, dördüncü bölümde Hititlerde tıp ve doğum ritüellerinde kadının katılımı, beşinci bölümde ise Hititlerde cenaze ve bayram törenlerinde kadının gerçekleştirdikleri ritüeller irdelenmektedir. Çalışmamızda ritüellerin yapılış amacı, nasıl uygulandığı ve bu uygulama esnasında kadınların pozisyon ve rolleri hakkında bilgiler verilecektir. Ritüellerin, kadınların sosyoekonomik ve kültürel hayatında ne derece önemli olduğu da tespit edilmeye çalışılacaktır. Zamanla ritüel kavramı hangi şekilleri almıştır. Hitit toplumunda ritüellerin önem derecesi nedir? Ritüeller ne şekilde kullanılmıştır. Ritüel nedir? Bu kavramlar ilk hangi tarihte ortaya çıkmıştır? Bunlara değinilecek ve bahsedilen dönemde hayatın nasıl vazgeçilmez bir parçası olduğu kavranmaya çalışılacaktır. Bulunduğu coğrafyanın yaşam tarzına uygun olarak nasıl ve neden kullanıldığı incelenecektir. Netice olarak kadının sosyal statüsü, dini ve kültürel hayattaki yeri ve önemi gibi daha birçok alanda bilgiler verilmeye çalışılacak olup, kadının hem günlük hayattaki hem de ritüeller esnasında büründükleri rollere göre yaşayış tarzları farklı bir bakış açısıyla sunulacaktır. Yapılan ritüeller günümüzde olmasa da bahsedeceğimiz zamanın ne kadar önemli bir parçası olduğu ortaya konulacaktır. Hamilelikten doğuma, kraliçeden büyücü kadına kadar Hitit siyasi, sosyal, ekonomik ve dinsel hayatında yer alan her statüdeki kadının yeri ve önemi açıklanmaya çalışılacaktır. Tüm bu bağlamlar temel alınarak ritüeller çerçevesinde ele alınacak ve detaylıca incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Eskiçağ, Anadolu, Hitit, Kadın, Ritüel

HititlerKadınlarRitüel+3
Mehmet Şahin
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Adana Tahtacılarında ölüm ile ilgili inanış ve ritüeller: Nergizlik köyü örneği

Çalışmada Adana'nın Karaisalı ilçesi Nergizlik köyü Tahtacılarının ölüm olgusuna yükledikleri anlam hayatın geçiş dönemleri bağlamında değerlendirilmiştir. Bireylerin, ölümü ve ölüm etrafında oluşan inanış ve ritüelleri nasıl anlamlandırdıkları araştırmanın konusunu oluşturmaktadır. Bu doğrultuda Adana Tahtacılarının ölüm öncesinde ölümün ön belirtisi olarak gördükleri olay, durum ve nesnelerin kültürel anlamları ile ölümden kaçınmak için yaptıkları ritüel ve uygulamaların toplumsal ve kültürel anlamları; ölüm sırası inanış ve ritüellerin sembolik anlamları; ölüm sonrası inanış ve uygulamalarının sembolik anlamları ve ölüm sonrası ritüellerinin kültürel ve toplumsal anlamları üzerinde durulmuştur. Çalışmanın temel amacı Nergizlik köyü Tahtacılarının ölümü ve ölümle ilişkili inanış, ritüel ve uygulamaları nasıl anlamlandırdığı; ölüme ilişkin bu anlamlandırmaların ne şekilde inşa edildiği ve tüm bu anlamlandırmaların katılımcıların anlam dünyasında nasıl bir yere sahip olduğunu anlamaktır. Nergizlik köyünde yaşayanların Alevi inancını yaşayan Tahtacı bir topluluk olması, topluluğun ölümü Alevi inanç dairesi içinde anlamlandırmasında etken olmaktadır. Çalışmanın kuramsal çerçevesini ölümün bir geçiş dönemi olmasının yanında içinde inanış ve ritüelleriyle birçok sembolü barındırmasından dolayı sembolik etkileşim kuramı oluşturmaktadır. Tahtacıların ölüme ilişkin anlamlandırmaları nitel araştırma yöntemiyle ele alınmıştır. Nergizlik köyünde ölüm konusuyla ilgili zengin bilgiler elde edilebilecek katılımcılara ulaşmak ve örneklemi belirlemek için örneklem olarak amaçlı örneklem tekniği kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemi Nergizlik köyünde ikamet eden 41-83 yaş aralığında, 10'u kadın 6'sı erkek olmak üzere toplam 16 katılımcıdan oluşmaktadır. Katılımcılardan biri de cemevi dedesidir. Böylelikle toplam katılımcı sayısı 17'dir. Örneklemin tamamı hayatının belirli bir döneminde ağaç kesim işiyle geçimini temin etmiş ve etmektedir. Çalışmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme ve yarı katılımlı gözlem teknikleri kullanılmıştır. Katılımcılardan elde edilen veriler kodlama sürecine tabi tutulmuş ve veriler, ulaşılan tematik kodlarla analiz edilmiştir. Buna göre Nergizlik köyü Tahtacılarının ölüm öncesi, ölüm sırası ve ölüm sonrası inanış ve ritüellerinin içinde birçok sembolik anlamın olduğuna ve bu sembolik anlamların toplumsal etkileşim içinde belirli bir süreç dahilinde oluştuğu sonucuna varılmıştır. Topluluğun ölüme ilişkin inanç ve uygulamalarında geçmişten bu zamana özgün durumlarını koruduğu ancak bazı inanç ve uygulamaların geçmişten bugüne yavaş da olsa değişime uğradığı bazılarının da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu görülmüştür.

Adana-KaraisalıCenaze törenleriHalk inançları+4
Adem Şen
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Hacı Bektaş Veli Araştırma ve Uygulama Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Antik Yunan'da kurban ve kurban ritüelleri

Yunan coğrafyası Antik Çağ'ların başından itibaren farklı olay ve olgulara şahitlik etmiştir. Çeşitli etnik unsurları kendi bünyesinde barındırmıştır. Bu etnik unsurların kültürlerini kendi bünyesine uygun hale getirerek kabul etmiştir. Bu durum yunan dünyasının sosyal ve siyasal olarak etkileşiminin getirileri yunan kültürünün temelinde yenilenmelere sebep olmuştur. Kurban konusu dini ritüeller ile birlikte tüm toplumlarda yer alan bir olgudur. Tezimizde genel olarak kurban ve kurban ritüellerini ele alarak özelde de Antik Yunan dünyasında kurbana değinilmiştir. İki bölümden oluşan tezimizin birinci bölümünde kurbanı tanımlayan bilim insanlarının görüşlerine ve karşılaştırmalarına yer verilmiştir. Devamında ikinci bölümde ise Antik Yunan'da dini ritüeller ile kurban ritüellerini nasıl kullandıklarını ve bu durumun Antik Yunan dinlerini nasıl meydana getirdiği anlatılmıştır. Bu şekilde kurban ve kurban ritüellerinin Antik yunan Dünyasındaki yeri ve tanımı ortaya konmaya çalışılmıştır.

AdakAntik YunanDini tören+2
Gülen Yazıcı
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Murathan Mungan'ın Mezopotamya Üçlemesinde şamanik göstergeler

İlk çağlardan bu yana Şaman ayinleri, ritüeller çeşitli sanat dallarının temelini oluşturur. Tiyatro, müzik ve dans Şaman ritüellerinde yinelenen adımlardan, seslerden, esrik tavırlardan, imgelerden beslenerek gelişmiş ve büyümüştür. Anadolu'ya geldiğimizde ise Şamanizm; toplumun örf, adet ve gelenekleriyle birleşerek, simgelerle yoğrularak günümüze kadar gelir. Anadolu kültürünün içerisinde değişip dönüşen, gelenekselleşen şamanik göstergeler tiyatro sahnesine de yansımaktadır. Bu çalışma Şaman ritüellerinin günümüz tiyatro eserlerinde karşımıza çıkışı ve bu öğelerin kullanılış biçimleri üzerinedir. Türk tiyatrosunda Şamanizm ve kökenlerinin araştırıldığı bu tez çalışmasında Murathan Mungan'ın "Mezopotamya Üçlemesi" adıyla birleştirdiği üç tiyatro oyunu ele alınmıştır. "Mahmut İle Yezida", "Taziye" ve "Geyikler Lanetler" adlı oyunların içinde yer alan Şaman öğeleri ve tiyatroda simgesel anlatımın yöntemleri, Murathan Mungan'ın hayatı ve eserleri ile birlikte incelenecektir. Sahne uygulaması için Murathan Mungan'ın bu üç oyununda ki kadın karakterlerinin yer aldığı bir kolaj çalışması yapılacaktır. Yazarın kadın karakterler üzerinden kültürümüzle birleşmiş ritüelleri nasıl kullandığı, yöresel bakış açısı eşliğinde bu öğelerin sahneye nasıl yansıtıldığı, kullanılan simgeler eşliğinde incelenecektir.

Mungan, MurathanRitüelTiyatro+2
Başak Polat Karsavuran
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Dinlerde arınma ritüellerinin fenomenolojisi

Eski medeniyet dinlerinden en gelişmiş evrensel dinlere kadar hemen hemen her dinî gelenekte var olagelen ve dindarın dinî tecrübesinin tezahürlerinden biri olan "arınma ritüelleri"nin icrası, zamanı ve mekânı aşan ortak bir dinî fenomen olarak ortaya çıkmıştır. Diğer yandan tarih boyunca insanoğlu içinde yaşadığı tabiata bağımlı olarak yaşamış, bunun sonucu olarak "su, ateş ve toprak" gibi tabiat fenomenlerinin kirliliği ortadan kaldırdığına inanagelmiştir. Dinî gelenek ve kültürlerde doğası gereği saf olan bu vasıtalar, olumsuzun olumluya güçlü bir dönüştürücüsü olarak görülmüş; bunlarla kurulacak temas veya basitçe maruz kalmanın, kirliliği saflığa dönüştüreceğine olan inanç ise birçok ritüel uygulamayı da beraberinde getirmiştir. Dinlerin arınma olgusuna bakışını fenomenolojik bir bakış açısıyla ele alan bu tez, giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, önemi, amacı ve kavramsal çerçevesi üzerinde durulduktan sonra; birinci bölümde ritüel arınmanın karakteristik özellikleri verilmiştir. İkinci ve üçüncü bölümde arınmaya yönelik dinî hayatta en ilk olandan, günümüze kadar süregelen su, ateş ve toprak vasıtasıyla gerçekleşen ritüel uygulamalar ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Burada arınma anlayışındaki espriyi (öz) yakalayabilmek için mümkün mertebe, ritüellerin en genel şekillerini sıralama ve dinlerin temel görüşlerine inilmeye çalışılmıştır. Tezin dördüncü bölümünde ise elde edilen bilgiler ışığında bilimsel bir bakış açısıyla analiz, sentez ve değerlendirme yapılmıştır.

ArınmaDini sembollerDini tecrübe+5
Nurettin Akcan
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00

İlgili konular