Ritüel

72 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Cem törenleri ile tiyatro sanatının yapısal özelliklerinin karşılaştırılması ve yeni bir yaklaşım önerisi

Bu çalışmada Alevi ibadeti olan Cem törenlerinin tiyatral özellikleri araştırıldı. Bunun için ilk bölümde Alevi toplumunun oluşumu, tarihi ve yapısı ele alındı. Ardından Cem törenlerinin kaynakları, düzenleniş amaçları, konuları, tarihsel gelişimi, felsefi temeli, dinsel anlamı, kültürel yansımaları, sosyal-hukuksal-eğitsel işlevleri araştırıldı. Bununla birlikte törenlerin içerdiği öğelerin Alevi–Bektaşi belleğindeki soyut ve somut anlamları da açıklandı. Bu sayede, çok eski çağalara uzanan bir inanç ve kültür birikiminin çözümlenmesine katkı sağlanmaya çalışıldı. İkinci bölümde ise dramatik sanatların kaynağı olan dinsel ritüeller ile Cem törenleri arasındaki benzerlikler ortaya kondu. Sonrasında, Cem törenlerinin dramatik özellikleri detaylı ve somut bir biçimde tiyatral açıdan incelendi. Bu sayede dini bir ibadet biçimi olan Cem törenlerinin eylem, metin, seyirci, mekân, oyuncu, yönetmen, kişileştirme, dans, müzik, kostüm, aksesuar gibi ögelerle yapısal özellikleri tiyatral bir yaklaşım ile değerlendirildi. Tiyatromuzun Cem törenlerinden yararlanabilmesi için törenlerin yapısal özellikleri incelendi ve tiyatral bir dille tanımlanmaya çalışıldı. Bu tanımlama sonrasında, tiyatromuzun Cem törenlerinin yapısal özelliklerinden faydalanarak, özgünleşmesi yolunda öneriler sunuldu. Cem törenlerinin sosyolojik bir bütünlük içinde incelenebilmesi için nitel araştırma yöntemi kullanıldı. Geniş ve kapsamlı bir kaynak taraması, incelemesi ve karşılaştırmalar sonrası hazırlanan çalışma konu üzerine Türk tiyatrosu araştırmaları alanına önemli katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Alevilik, Cem törenleri, Ritüeller, Sahne sanatları, Tiyatro.

AlevilerCemDini tören+7
Esen Poyraz
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Rüya ile ilgili inanç ve tutumların davranış üzerine etkisi

Bu araştırmada rüyaların bireyin dinî ve dinden bağımsız davranışları üzerindeki etkisi ile rüyayla bağlantılı inanç, davranış ve uygulamalar incelenmiştir. Çalışmanın amacı rüyaların bireyin günlük yaşamına, psikolojik durumuna ve dinî hayatına ne ölçüde ve nasıl etki ettiğini anlamak, rüya fenomeninin günümüzde nasıl algılandığını ve anlamlandırıldığını açıklamaya çalışmaktır. Çalışma hem teorik hem alan araştırmasından oluşan iki boyutlu nitel bir araştırmadır. Teorik bölümde dokümantasyon yöntemi ile elde edilmiş olan rüya ile ilgili veriler sistematik bir şekilde sunulmuştur. Uygulama kısmında ise veriler tarama yöntemi ile elde edilmiştir. Veri toplama aracı olarak yarı-yapılandırılmış mülakat formu kullanılmıştır. Rastlantısal örneklem, amaçlı örneklem ve kartopu örneklem yöntemleri ile Çorum'da ikamet eden 18 yaş ve üzeri farklı sosyo-kültürel ve dinî geçmişi olan, farklı meslek gruplarından, farklı gelir ve eğitim düzeyine sahip 59 katılımcı ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi ve betimsel analiz ile yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda, katılımcıların genelinin sık olarak rüya gördükleri, gördükleri rüyalar üzerine düşündükleri, rüyayı yorumlamaya çalıştıkları, bazen yorumlaması için güvendikleri kişilerle paylaştıkları ancak rüyaların etkisinin genel olarak kısa sürdüğü, katılımcıların günlük hayatını, rutinini, dinî hayatını ve hayatıyla ilgili aldığı basit ya da önemli herhangi bir kararı etkilemediği tespit edilmiştir. Rüyanın karara etkisi konusunda dindarlık ya da eğitim seviyesi değil kişinin rüyaya yaklaşımının şekillendirici olduğu saptanmıştır. Katılımcıların büyük çoğunluğunun rüyadan sonra uyguladığı herhangi bir ritüelin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bireyin sekülerleştikçe rüyaya verdiği önemin ve yüklediği anlamın azaldığı tespit edilmiştir. Bu katılımcıların, daha dindarken Tanrı'dan mesaj olarak nitelendirdikleri rüyalara artık daha rasyonel ya da bilimsel açıklamalar getirmeye çalıştıkları gözlenmiştir. Rüyaya yüzyıllardır atfedilen dinî değerin azaldığı görülmüştür. Rüyanın dinden ve doğaüstü güçlerden bağımsız, tamamen kişinin bilinçdışından kaynaklı olduğu inancı ve/veya bilgisi yaygın görüş hâline gelmektedir. Buna rağmen, konunun özündeki belirsizlik, gizem ve/veya bazı rüyaların açıklanamaması rüyaların kutsalla olan bağının kesin olarak reddedilmesini zorlaştıran bir unsur olarak ulaşılan sonuçlar arasındadır.

DavranışDin psikolojisiPsikoloji+5
Fatma Nur Bedir
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Modern kentte evlilik: Çorum örneği

İnsan hayatının üç önemli geçiş dönemi vardır bunlar; doğum, evlenme ve ölümdür. Bu dönemler, yaşamın farklı bir aşamasına geçildiğinin bir ifadesidir. Geçiş dönemi uygulama ve pratikleri üzerine, gerek dünya çapında gerekse Türkiye sahasında birçok çalışmanın yapıldığı bilinmektedir. İçinde bulunulan kültürel birikime, yöreye göre farklı şekillerde icra edilen pratikler kendi içinde zengin bir tablo oluşturmaktadır. Bu dönemlerden biri olan evlilik geçiş dönemi de, bulunduğu kültüre ve coğrafyaya bağlı olarak geçmişten günümüze çeşitli biçimlerde şekillendirilmiş ve icra edilmiştir. Zaman içerisinde değişerek ve dönüşerek sözlü veya yazılı olarak aktarılan kültürel unsurlar kimi zaman da yeni yaratmalarla günümüze gelmiştir. Bu değişim ve dönüşümün temel nedenleri arasında kırsal yaşamdan kent hayatına geçişten söz etmek mümkündür. Mekâna bağlı olarak yaşanan değişimler, yaşam pratikleri üzerinde etkili olduğu kadar kültürün değişim ve dönüşümüne de zemin oluşturmuştur. Çünkü mekân kolektif bilincin ve belleğin hamisidir. Mekânın hafızası kültürün uygulanış biçimini kolaylaştırdığı gibi mekânın değişimi de unutkanlığını ortaya çıkarır. Elbette değişim ve dönüşümün yalnız bu faktörler doğrultusunda gerçekleşmediğini söylemek mümkündür. Teknolojinin gelişmesi, modern yaşamın gerektirdiği gibi yaşama isteği, ürünlerin metalaştırılması ve kültürel unsurların endüstri ile biçimlendirilmesi de değişim ve dönüşüme neden olan unsurlar arasındadır. Özellikle bireyin kentte kim olarak algılandığı, tüketiminin yönlendirilmesi, tüketim alışkanlıklarının belirlenmesi üzerinde etkili olan kültür endüstrisi, moda ve popülerlik arasında geleneği yeniden şekillendirmiştir. Çalışmada, bu doğrultuda yaşanan gelişmeler Çorum il merkezi geçiş dönemi evlilik uygulama ve pratikleri ile ilişkilendirilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Başta yazılı kaynaklar olmak üzere Hitit Üniversitesi Girişimsel Olmayan Araştırmalar Etik Kurulu izni ile çalışmaya mülakat ve gözlem yöntemleriyle gerçekleştirilen görüşmeler kaynaklık etmiştir. Yapılan araştırma sonucunda, geleneğin moda ve popülerite arasında şekillendirildiği, modernitenin yaşam pratikleri üzerinde etkili olduğu buna bağlı olarak kültür endüstrisinin geleneği metalaşmış bir ürüne dönüştürdüğü, bireyin kültür anlayışının bu doğrultuda değiştirildiği söylenebilir. Elbette zamana, mekâna veya olağan seyrine bağlı olarak yaşanan değişimler olacaktır. Ancak, kültürel uygulama ve pratiklerin yapılış gayesinin dışında endüstriyel bağlamda gerçekleştirilmesi geleneğin özünün ve aslının unutulmasına da yol açacaktır. Başta bireye has olan unutuş biçiminin zamanla kolektif unutuşa yol açabileceği ön görülmektedir. Bu bağlamda bireysel çabalar, ulusal ve uluslararası uzlaşmalarla yerel kültürel renklerin, birikimin ve hafızanın yok olmaması yönünde birçok çalışmanın yapıldığı bilinmektedir. Bu anlamda yerel kültürlerin günden güne küresel kültür akıntılarıyla farklı bir yöne evrildiği ve yeni uygulama alanlarıyla bu akıntıların toplumda daha görünür olduğu çalışmada geçiş dönemi evlilik uygulamaları üzerinden değerlendirilmiştir.

Halk bilimiKültür endüstrisiMekansal bellek+2
Sena Yiğit
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yahudilikte dini sorumluluk çağı: Bar Mitzva ve Bat Mitzva

İnsan hayatının doğum, ergenlik, evlilik ve ölüm gibi belli evreleri dönüm noktası olarak addedilmektedir. Bir aşamadan diğerine geçişi ifade eden ve bu dönemlerde uygulanan ritüeller geçiş törenleri olarak isimlendirilmektedir. Birçok dinde olduğu gibi Yahudilikte de bu törenlere önem verilmekte ve çeşitli uygulamalar gerçekleşmektedir. Bu çalışmanın da konusunu teşkil eden ve bahsi geçen törenlerden biri olan bar mitzva (erkekler için) ve bat mitzva (kızlar için) çocukluktan ergenliğe geçişin sembolü olarak görülmekte ve genç Yahudi bireyler bu süreçle birlikte dini hükümlerden sorumlu sayılmaktadırlar. On üç yaşını doldurmuş erkekler için kullanılan bar mitzva ve on iki yaşını doldurmuş kızlar için ifade edilen bat mitzva kavramları zamanla bu dönemlerde kutlanan törenlerin de adı olmuştur. Genel kabule göre, günümüze eş değer bar mitzva törenlerinin görülmeye başlaması on altıncı yüzyıla dayanmakta ve bu törenlerde Tora okuma, tefilin takma, deraşa verme ve seuda düzenleme gibi uygulamalar yerine getirilmektedir. Bat mitzva törenleri ise Yahudilikte kadının konumuna ilişkin dile getirilen farklı görüşlerin de etkisiyle yirminci yüzyılda düzenlenmeye başlamıştır. Bar mitzva ve bat mitzva törenleri Türk Yahudi toplumu da dahil, birtakım farklılıklar içermekle birlikte neredeyse bütün Yahudi cemaatleri tarafından kutlanmaktadır. Bu çalışmayla bar ve bat mitzvanın tarihsel sürecinden yola çıkılarak Yahudiler nezdindeki önemi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bar Mitzva, Bat Mitzva, 13. Yaş, Geçiş Töreni, Yahudilik

Bar MitzvaBat MitzvaDini tören+7
Hamide Erdağ
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Osman Çeviksoy'un eserlerinde halk bilimi unsurlarının tespiti

Halk bilimi hayatımızın hemen hemen her alanında geniş bir yer tutmaktadır. İnsanoğlu yaşadığı kültürün en önemli taşıyıcısı olarak halk bilimi unsurlarını hayatının her aşamasında kullanır. Kültür ve toplum birbirinden ayrılmayan iki önemli ögedir. Hayatın her aşamasında kültür etkisi derinden derine sezilir. İki unsur iç içe geçerek bir bütün oluşturur. Kültürün en önemli ögesi halktır, kültür halk ile şekillenir ve yoğrulur. Çalışmamızda Osman ÇEVİKSOY'un eserlerinde bulunan halk bilimi unsurları incelenmiştir. Osman ÇEVİKSOY'un hem öğretmen, hem yazar kişiliği, Almanya'da (Türk işçi Çocuklarına) Türk kültürü dersleri öğretmenliği yapmış olması da ayrıca iki kültürün kıyaslanması konusunda ışık tutacaktır. Çalışmamızın ilk bölümünde Osman ÇEVİKSOY'un hayatı, edebi kişiliği ve Halk kültürünün çağdaş kültüre etkisi incelenmiştir. İkinci kısımda ise; yazarın öykülerinde ve romanlarında halk bilimi unsurlarını inceleyerek, kültür hakkında bilgi verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Halk Bilimi, Ritüel, Halk Edebiyatı, Gelenek, Öykü

GeleneklerHalk bilimiHalk edebiyatı+6
Buket Tepealtı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Antik Yunan tragedyalarında Yunan Pantheonu ve dini ritüeller

Mitosları konu edinen ve ritüel anlatımları ile geleneksel bir öğreti sağlayan tragedyalar, temsilcileri Aiskhylos, Sophokles ve Euripides aracılığıyla, MÖ. 5. yüzyılda en olgun biçimine kavuşmuştur. Antik Yunan toplumu için eğitici ve arındırıcı bir araç olan tragedya, aynı yüzyılın sonunda yok olmuştur. Yunan pantheonuna ait tanrıların unvanlarını, hakimiyet alanlarını, insanlar ve kader ile ilişkilerini betimleyen tragedyalar, ritüellerin uygulanmalarına dair hususları, gerçekleşebileceği durumları ve türlerini belirterek, didaktik bir görev üstlenmişlerdir.

Antik YunanAntik tragedyaDini tören+2
Hakan Gülhan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Eski Türklerde sosyal hayata dair uygulamalar ve gelenekler (İslami devirlere kadar)

Bu tez çalışmasında, Türk topluluklarının henüz İslamla tanışmadığı dönemlerde sosyal hayatlarında ne gibi gelenek ve ritüellere sahip olduğunu araştırmak ve bunların Türk sosyal yaşamındaki yerini tespit etmek amaçlanmıştır. Çalışmanın hazırlanması sürecinde dönemin mevcut sözlü ve yazılı yerli kaynakları, duvar resimleri ve heykeller üzerine yapılmış çalışmalar ve yabancı kaynakların çevirilerinden faydalanılmıştır. Çalışmada içerik analizi yöntemi ile kaynaklardan hareketle tespit edilen bilgiler tutarlılık bakımından incelenerek bir araya getirilmiş ve farklı başlıklar altında değerlendirilerek içerik meydana getirilmiştir. İlk olarak birincil kaynakların kullanımı tercih edilmiş olup farklı bakış açısı ve değerlendirmelerin tespiti için de ikincil kaynaklar kullanılmıştır. Çalışmanın neticesinde tüm Türk topluluklarında ortak gelenek ve ritüeller olduğu gibi coğrafya değişiminden kaynaklı ya da başka kültürlerle etkileşim neticesinde meydana gelmiş farklı uygulamaların da varlığı dikkat çekmektedir. Çok eski devirler itibariyle varlığı tarihi kaynaklarca tespit edilmiş geleneklerin büyük kısmının günümüzde de kimi Türk toplulukları arasında yaşaması, Türk toplulukları için geleneğin oldukça kuvvetli olduğunun bir göstergesidir. Aynı zamanda eski Türklerin sosyal hayatının bir parçası olan gelenek ve uygulamaların büyük kısmının Türk hakanları tarafından da tatbik edilmesi, bu geleneklere hem halkın hem de yönetim kesiminin oldukça bağlı olduğunun göstergesidir.

Eski TürklerGeleneklerHalk bilimi+4
Tuğba Memiş
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Süryaniliğin kadınların gündelik hayatlarına kültürel yansımaları: Mardin Midyat örneği

Bu çalışmanın örneklemini Mardin Midyat'ta yaşamlarını sürdüren Süryani kadınları oluşturmaktadır. Çalışmamız beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmanın metodolojisinde yer alan araştırmanın konusu, amacı, önemi, sınırlılıkları ve yöntemi ele alınmıştır. İkinci bölümü kavramsal ve kuramsal çerçeve oluşturmaktadır. Kültür tanımından yola çıkılarak Süryani kültürüne değinilmekte Süryanilerin etnik kökeninden, kullandıkları dillerinden, tarihçelerinin üzerinde durulmaktadır. Kuramsal çerçeve ekseninde ise, sosyoloji temeline dayalı marxizmin, sembolik etkileşimciliğin, etnografik yaklaşımın ve asıl temel kısım olan Garfinkel'in etnometodolojinin gündelik hayata bakış açısına yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, Süryaniliğin kadınların gündelik hayatlarına kültürel yansımasının ele alındığı Süryaniliğin ibadet ve inanç esaslarına, doğum, evlilik, ölüm ritüellerine, bayram ve kutsal günlerine ve sadece erkeklere özgü sanatsal faaliyetlere yer verilmiştir. Dördüncü bölümü araştırmanın bulguları ve tartışma ekseninde katılımcı kadınlarla yapılan görüşmelerden yola çıkılarak oluşturulan 'Tercih Edilen Evlenme Biçimi', 'Evlenme Yaşı', 'Evlenme Kararı', 'Boşanmaya Bakış Açısı', 'Ailede Karaların Alınış Biçimi', Çocuk Sahibi Olmada Cinsiyetin Önemi', Evlenme Kararında Mezhebin Önemi', 'Evlenme Töreninin Dini Boyutu', 'Kilisede Kadının Konumu', Eğitim Durumunun Kadının Toplumsal Konumuna Etkisi', 'Kadınların Siyasi Perspektif Oluşturma Süreci', 'Kadının Ekonomik Olarak Eşine Bağımlılığı' soruları çerçevesinde değerlendirmelere yer verilmiştir. Beşinci ve son bölümü ise çalışmanın tüm değerlendirilmesinin yapıldığı sonuç kısmı oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kültür, Süryani Kültürü, Gündelik Hayat, Süryaniliğin Kadınların Gündelik Hayatlarına Yansıması.

Din kültürüDin-kültür ilişkileriGünlük yaşam+6
Adalet Güçlü
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Düğün ve cenaze ritüellerinde sosyal onay ihtiyacının gösterişçi tüketime yöneltmesi

Bu araştırmanın amacı tüketim kültürünün sosyal onay ihtiyacı ve gösterişçi tüketim üzerine etkisinin belirlenmesidir. Bu amaçla düğün ve cenaze ritüellerinde ilgili değişkenlerin birbiri üzerine etkisi araştırılmak istenmiştir. Karma araştırma deseninde (nicel/nitel) planlan araştırma tanımlayıcı nitelikte bir araştırmadır. Araştırmanın nicel kısmında veri toplama aracı olarak anket tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında basit tesadüfi örnekleme yöntemi kullanılmış olup, Kırşehir ve Ankara illerinden çalışmaya katılmayı kabul eden toplam 850 kişiden anket toplanmıştır. Araştırmanın nicel kısmında örneklemi, Kırşehir ve Ankara illerinde daha önce düğün töreni gerçekleştirmiş ve bir yakınının cenaze töreninde cenaze sahibi olan kişiler oluşmaktadır. Araştırmanın nicel kısmından elde edilen verilerin analizi SPSS 22.00 ve AMOS 24.00 paket programları aracılığı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın nitel kısmında veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilmiş ve onay alınmış yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın nitel kısmında kartopu örnekleme yöntemi kullanılmış ve araştırmaya katılmayı kabul eden 24 kişiyle görüşme yapılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında olduğu gibi nitel kısmında da örneklem, Kırşehir ve Ankara illerinde daha önce düğün töreni gerçekleştirmiş ve bir yakınının cenaze töreninde cenaze sahibi olan kişilerden oluşmuştur. Araştırmanın nitel kısmından elde edilen verilerin analizi Atlas.ti paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen nicel bulgulara göre cenaze ritüellerinde tüketim kültürünün hem sosyal onay ihtiyacı (ß=0,47; p<0,001) hem de gösterişçi tüketim (ß=0,40; p<0,001) üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı etkisinin olduğu görülmüştür. Aynı şekilde düğün ritüellerinde tüketim kültürünün hem sosyal onay ihtiyacı (ß=0,58; p<0,001) hem de gösterişçi tüketim (ß=0,77; p<0,001) üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı etkisinin olduğu görülmüştür. Araştırmanın nitel analizlerinden elde edilen bulgular göz önünde bulundurulduğunda Kırşehir ve Ankara şehirleri arasındaki farklılıklar, katılımcıların düşüncelerine göre incelenmiştir. Kırşehir ilinde düğün ve cenaze ritüellerinin çevre etkisi ile eski geleneklere bağlı olarak sürdürüldüğü görülmektedir. Her ne kadar küreselleşme, teknolojik gelişmeler, tüketim alışkanlıklarının değişmesi gibi olgular günümüzde ön planda olsa da Kırşehir'in küçük bir şehir statüsünde olması, bireylerin kültürel unsurlara önem vermesi gibi sebepler nedeniyle sosyal onay alma ihtiyacının fazla olduğu belirlenmiştir. Bunun yanı sıra Ankara ilinde kültürel yapıdan ziyade gösterişçi tüketim alışkanlıklarının ön planda olduğu görülürken modern yaşamın etkileri daha fazla hissedilmektedir. Ankara'da sosyal onay ihtiyacının varlığı göze çarparken bu sosyal onay alma ihtiyacının geleneksel yapıdan uzaklaştığı ve günümüz şartlarında daha modern bir şekilde uygulandığı görülmektedir. Özellikle Türk kültüründe önemli bir yere sahip olan düğün ve cenaze törenlerinde tüketimin, sosyal onay ihtiyacının ve gösterişçi tüketimin önemli olduğu ortaya konulmuştur. Gelecekte yapılacak çalışmalarda örneklemin genişletilmesinin kültürel ve toplumsal açıdan faydalı olacağı düşünülmektedir. Bu araştırmanın gelecekte yapılacak araştırmalara temel olması düşünülmekte ve bu yüzden değerli görülmektedir.

Cenaze törenleriDüğünGösterişçi tüketim+3
Güler Gizem Altıntaş
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Etkileşim ritüeli bağlamında Asghar Farhadi sineması: The Salesman, About Elly ve A Separation filmleri üzerine bir inceleme

İran'da sinema, ülkedeki baskıcı rejime rağmen halkın aydınlatılmasında kurtarıcı olarak görülmüştür. Yönetmenler, sansür mekanizması tarafından ağır kısıtlamalar altında kalsalar da üretmeye devam etmişlerdir. Ülkeye dair dertlerini, eleştirilerini sansüre uğramadan işleyebilmek için, alegorik anlatım sıklıkla tercih edilip İran sinemasının tarzı olagelmiştir. İran'daki rejimi, kurumları doğrudan eleştiremeyen yönetmenler, merceklerini gündelik yaşamdaki sıradan hikayelere çevirerek ve çetrefilli insan ilişkilerine odaklanarak ülkenin sosyolojik yapısına dair derinlikli gözlemler sunmuşlardır. Ana akım İran sinemasında genellikle didaktik öykülemeler yolu ile vicdan sahibi, dini itikatları yerine getirme konusunda hassas davranan, ne olursa olsun iyi olanı seçen insan tipolojisi çizilmiştir. İranlı yönetmen Asghar Farhadi ise, farklı olarak, benliği ve inançlarıyla çelişen, durum gereği menfaatini ya da konumunu korumak için 'yanlış'ı tercih edebilen, birden fazla durumda birden fazla ve birbiriyle çelişen benlikler sergilemek zorunda kalan bireyleri ve ilişkilerini anlatmak istemiştir. İlişkilerin çatışmalı yanlarını, zedelenen benlikleri ve yüzleşmeleri dramatik öykülere işleyerek sahneye aktarmıştır. Farhadi, gündelik hayatta karşılaştığımız insan profillerini ve onların sıradan hikayelerini izleyiciyle buluşturma konusunda oldukça başarılı bir yönetmendir. Bu yönüyle Farhadi'nin filmleri, Goffman'ın kuramsal alet çantasının sunduğu kavram ve perspektiflerle okunmaya elverişli hikayeler sunmaktadır. Goffman perspektifiyle izlendiğinde, Ferhadi'nin sıradan kahramanlarının sürekli benlik ve izlenim müzakereleri yapmak durumunda kalmaları; seyircinin olayları, durumları ve bunlara maruz kalan bireylerin seçimlerini sorgulamasına yol açmaktadır. Seyirci, hikâye geliştikçe, kızdığı karakterlerle empati kurup onlara hak verebilmekte; en azından hikâye içinde konumlanmaya, olayların gelişimini sorgulamaya ve anlamaya çağrılmaktadır. Farhadi, her karaktere eşit söz hakkı vererek insanı, "içinde bulunduğu durumun insanı" olarak görmemizi sağlamaktadır. Seyircinin yaşadığı bu deneyim, iyiliğin ve kötülüğün durumsallığının yanı sıra iyi ve kötü karakterin kim olduğu sorusuna verilecek yanıtın kolay bir yanıt olmadığını vurgulamaktadır. Sosyolog Erving Goffman ise toplumsal dünyanın hakikatine ulaşabilmek için bireyin gündelik hayatına katılımcı gözlem metoduyla yaklaşılması gerektiğini savunmaktadır. Goffman'ın sosyal bilimci, Farhadi'nin ise sinemacı kimliğiyle bireyin gündelik hayatını izlerken vardıkları sonuç, söylemek istedikleri sözler benzerlik taşımaktadır. Goffman, bireylerin en sıradan etkileşim anlarında bile benlik müzakeresine ve inşasına girdiğini vurgularken, inşa edilen bu benliklerin durumsal ve geçici olduğunu da göstermeye çalışmıştır. Geçici olan bu benliklerin bir başkasına nasıl aktarıldığını önemseyen Goffman, bireyin benlik sunarken tek amacının başarılı olmak olduğunun altını çizer. Goffman sosyolojisi bireyin dahil olduğu etkileşimleri ve etkileşim anında başarılı olabilmek için geliştirdiği taktikleri incelemeyi görev edinmiştir. Goffman'ın katılımcı gözlem metoduna benzer şekilde, Farhadi de insan hikayelerini tüm gerçekçiliği ile kadrajına alarak insan ve davranışlarını anlatır. Bu benzerlikten yararlanarak çalışmada, Farhadi sinemasının Goffman merceğiyle incelenmesi amaçlanmıştır.

DramaturjiEtkileşimFarhadi, Asghar+4
Kübra Kopuzlu
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası öğrencilerin etkileşimsel ritüellere dayalı etkinlikler yoluyla kültürlerarası iletişim ve üniversiteye uyum sürecinin desteklenmesi: İletişim çalışmalarında eylem araştırması

Bu araştırma uluslararası öğrencilerin üniversite yaşamına uyum sürecinde kültürlerarası iletişim becerilerinin eylem araştırmasına dayalı bir yöntemle geliştirilmesini amaçlamaktadır. Gay, Mills ve Airasian (2009) ve Yıldırım ve Şimşek (2008) referans alınarak, "ihtiyaç analizi, eylem planının oluşturulması ve uygulanması, eylemin değerlendirilmesi ve paylaşım"dan oluşan 4 aşama temel alınarak, özgün bir model olan Eylem Araştırmasına Dayalı Etkileşimsel Ritüeller Döngüsü: Pusula Modelini ortaya konulmuştur. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki bir vakıf üniversitesinde öğrenim gören uluslararası lisans öğrencileri üzerinde yürütülülen bu çalışmaya, farklı ülkelerden 10 öğrenci gönüllü katılmıştır. Araştırmanın verileri "yüz yüze görüşme, etkinlik merkezli odak grup toplantı ve uygulamaları, yansıtıcı günlükler ve gözlem formları" yoluyla toplanmıştır. Ortaya çıkan etkileşimsel veri Kádár (2017) "etkileşimsel ritüel" perspektifiyle analiz edilip değerlendirilmiştir ve bu etkileşimin yansıması öğrenci yansıtıcı günlüklerinin söylem analiziyle çözümlenmesiyle yapılmıştır. Eylem planındaki bir dizi uygulama, alanında uzman akademisyenler tarafından etkinlik, tecrübe paylaşımı ve çalıştaylarla yürütülmüştür. Grup içinde kurulan etkileşimsel ritüeller, "kültürlerarası iletişimde grup içi etkileşimsel ritüeller" ana teması altında, "grup içi aidiyet" ve "grup içi etkileşim" olarak iki tema olarak ortaya çıkmıştır. Ortaya çıkan tema ve alt temalar MAXQDA ile oluşturulan kavram haritaları ile oluşturulmuştur. Grup içi etkileşimsel ritüellerin iki alt teması da farklı alt temalarıyla, etkinliklerden elde edilen bulguların analizi sürecinde ortaya çıkmıştır. "Grup içi aidiyet", "deneyim paylaşımı" ve "değerli hissetme"; "grup içi etkileşim" ise, "kültürleri tanıma" ve "birbirini tanıma" alt temalarıyla kendini göstermiştir. Ayrıca, grup içinde meydana gelen etkileşimsel verinin detaylı transkripsiyonu yapılmış (Jefferson, 2004) ve söylem çözümlemesiyle bu etkileşimsel ritüeller gözler önüne serilmiştir. Uluslararası öğrenciler grup içinde bir ilişki kurmuş ve/veya bu ilişkiyi pekiştirmişlerdir (Kádár, 2017). Bu kurdukları ilişki onların kültürlerarası iletişimine de olanak ve fayda sağlamıştır. Bu ilişki sürecinde gruba ve üniversiteye karşı aidiyet duyguları da arttığı gözlemlenmiştir. Eylem araştırması başlangıcında belirlenen sosyal etkileşim sorunu eylem planı uygulanarak, öğrencilerin kültürlerarası iletişim becerileri geliştirilmiş üniversiteye uyum sürecine katkıda bulunulmuştur.

Etkiletişimli iletişimEtkili iletişimGrup iletişimi+7
Bilge Kalkavan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş sanatta bir ritüel olarak evlilik

Tarih boyunca birçok sanatçı, kendilerine özgü anlatım diliyle 'evlilik' konusunu ele almıştır. Bu araştırma; arkeolojik bir kazı olarak "ritüel"i ele alarak "evlilik" kavramını sosyoloji, psikoloji, ekonomi, din ve sanat bağlamında ele almaktadır. Evlilik konusu öncelikle toplumda yer eden anlamından çok uzaklaşmadan, kendi ritüel anlamlarını koruyarak çağdaş sanatın çoklu anlatım biçimleriyle ele alınmıştır. Bununla birlikte sanat tarihinde geçmiş dönemlerden de evlilik konusuyla bağlantılı yapıtlar ve analizler ele alınan konular arasındadır. Ritüel nesneleri başlığı altında evlilik; enstalasyon, video, famaj, heykel ve renkli tekniklerle sanatın döneme uygun anlatım olanaklarıyla, çağdaş bir üslupla plastik anlatıma dönüştürülmüştür. Ayrıca toplumların yaşamlarının bir parçası olan evlilik ritüellerinin, sanatsal anlatımda kullanılmasının dışında kendi geleneksel anlamlarının araştırılması da konunun kuramsal yönden incelenmesi ve konunun zenginleşmesi açısından önemli taşımaktadır. Tez çalışması boyunca ele alınan uygulama çalışmalarının çoğunda bir tanık olarak değil de hikâyenin yaşayanı olarak otoportre anlayışında bir yaklaşımla evlilik üzerine çalışmalara yer verilmiştir. Ritüel, kişi performanslarını akılsallaştırma başlığı altında Mc Donaldslaştırma evrimine uğratmaktadır. Araştırmada kuramsal yönden ve uygulama çalışmaları aşamasında tüketim toplumundaki roller, eril ve dişil kişi üzerinden okunacaktır. Toplumsal kimliklerin aile ağı ve ata-anaerkil yapının içinde maruz kaldığı durumların irdeleneceği bu çalışmada, toplumun kişiyi ritüel kurallarıyla nasıl yeniden ürettiğine zaman zaman eleştirel bir yaklaşımla değinilmektedir. Anahtar Sözcükler: Evlilik, Ritüel, Çağdaş Sanat, Toplumsal Rol, Ata-Anaerkil Yapı

AnaerkilAtaerkilEvlilik+7
Nagehan Kutlu Beyhan
Düzce University · Institute of Fine Arts
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal uygulamalar açısından Ayaş mutfağı

Toplumlar arasında ortaya çıkan beslenme anlayışları ve kültür unsurlarının, birbirlerinden ayrı düşünülemeyecekleri bilinen bir gerçektir. Dolayısıyla ulusların sahip oldukları hayat görüşleri doğrultusunda şekil verebildikleri mutfak kültürleri, mevzubahis konuyu UNESCO beraberliğinde imzalanan Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi ile ilişki kurmasını da beraberinde getirmektedir. Eski ve köklü bir geçmişe sahip olan Ankara'nın Ayaş ilçesi mutfak kültürü de farklı disiplinler tarafından incelenmekte ve Somut Olmayan Kültürel Mirasın beş ana başlığına da uygun düşmektedir. Buna istinaden gerek daha önce yapılan çalışmaların yetersizliği gerekse de yapılacak olan yeni çalışmalara ışık tutması düşüncesiyle yürütülen bu tez çalışmasında Ayaş ilçesi mutfak kültürü, Somut Olmayan Kültürel Mirasın 'toplumsal uygulamalar, ritüeller ve şölenler' alt başlığı doğrultusunda ele alınıp incelenmiştir. Dolayısıyla Ayaş ilçesine bağlı Akkaya, Başayaş, Başbereket, Bayat, Bayram, Cuma, Çiğdemci, Evci, Feruz, Gençali, Gökçebağ, Gökler, Hocasinan, Ilıca, İlhanköy, Mahkeme, Oltan, Ortabereket, Pınaryaka, Tekke, Ulupınar, Uluyol ve Yağmurdede mahallelerinde derleme yöntemi kullanılarak alan araştırması yapılmıştır. Kadın, erkek, yetişkin ve yaşlı olmak üzere toplam 53 kaynak kişiyle derleme yapılarak çeşitli uygulamalara da yer verilmiştir. Yapılan görüşmeler sonucu Ayaş ilçesi mutfak mimarisi, kış hazırlıkları, yemek çeşitleri, törensel yemekleri, sofra adabı ve yemek duaları tespit edilerek elde edilen tüm veriler elektronik ortama kaydedilmiştir. Çalışmanın en önemli kısmını oluşturan ve toplumsal uygulamalar açısından ele alınması amaçlanan Ayaş mutfağının törensel yemekleri ise; doğum, evlenme, ölüm ve uğurlamalar aşamalarından oluşan geçiş dönemleriyle; ramazan ayı, ramazan bayramı, kurban bayramı ve kandilleri içeren kutsal günleriyle; adak sofraları ve Zekeriya sofraları adı altında ele alınan istek-dilek sofralarıyla; çiğdem, nevruz, Hıdırellez, koç katımı, saya gezme, hasat kaldırma, bağ bozumu, toplu sağım, yağmur duaları, dut ve domates festivali gibi çeşitli kutlamaların gerçekleştirildiği mevsimlik törenler ve festivalleriyle, son olarak ferfene geleneği, oduna gitme, temel atma, çatı kapatma gibi insanları bir araya getiren birtakım kadın ve erkek toplantılarıyla yeni bir sınıflandırmaya gidilmiş ve adı geçen törensel yemekler bereket ritüelleriyle birlikte ele alınmaya çalışılmıştır. Bahsi geçen törensel yemeklerin geçmişte nasıl kutlandıkları sorgulanmış, böylece zaman içerisinde uğradıkları değişimler de saptanmıştır. Modernleşme ve beraberinde getirilen teknolojik gelişmelerin, Ayaş mutfak kültürünü de etkisi altına aldığı ve söz konusu yeniliklerin mutfak mimarisinden mutfak araç gereçlerine, çeşitli kutlamalar sırasında gerçekleştirilen uygulamalardan kış hazırlıklarına kadar birtakım değişikliklere yol açtığı da tespit edilmiştir. Yine Türk kültüründe bulunan birtakım kodlamaları yansıtması ve bunları geleceğe aktarması açısından önemli bir yeri olan mutfak kültürüne; sosyalleşme, birey ve grup kimliğini oluşturma ve psikolojik rahatlama gibi çeşitli misyonlar yüklendiği de analiz edilmiştir.

Ankara-AyaşHalk bilimiMutfak+3
Ela Kamuran Aydoğdu
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk dünyasında geçiş dönemi ritüelleri ve bu ritüellerde icraedilen türler

Türk Dünyasında geçiş dönemi ritüelleri ve bu ritüller esnasında yapılan uygulamaları araştırmış olduğumuz bu çalışmada ritüeller esnasında, orada bulunan ya da belirli soyal statüsü nedeniyle töreni yöneten kişiler tarafından icra edilen türlere de yer vermek amaçlanılmıştır. Kişinin içinde bulunduğu geçiş sürecini sağlıklı bir şekilde yönetebilmek, bireye ve cevresindeki insanlara zararının olmaması için ve sosyal statü değişikliğinin duyurulması gayesiyle bu tür ritüelere başvurulmaktadır. Tezinmizin "Giriş" bölümnde araştırma alanımız ve yapmış olduğumuz çalışmanın kavramsal çercevesi ile ilgili bilgilere yer verdik. Burada Türk dünyası, geçiş dönemi, ritüel ve tür kavramlarını açıklayarak nasıl bir yol izlediğimizi ve amacımızı belirttik. Yurt içi ve yurt dışında pek çok araştırmacı geçiş dönemi olarak insan hayatının üç evresi dile getirmektedir. Bu üç eşik veya basamak doğum, ölüm ve evlenmedir. Bunun dışındaki geçiş denemleri bu üç ana evreye bağlanarak tasnif edilmektedir. Çalışmamızda ifade ettiğimiz üç dönem dışında bir de hayatın diğer alanları ile ilgili geçiş ritüelleri adıyla bir bölüm açtık. Böylece hac ve askerlik etrafında gelişen ritüeleri tasnif etmiş olduk. Ayrıca bu bölümlerde icra edilen sözlü edebiyat ürünlerini belirterek kısaca örnekler verdik. Çalışmamız sonucunda Dünyada olduğu gibi Türk Dünyasında da geçiş dönemi ritüellerinin son derece önemli olduğunu ve toplum nezdinde de itbarı bulunduğunu bir kez daha tespit ettik. Bunula beraber bu ritüeller esnasında halk kültürünün ve sözlü edebiyat ürünlerinin büyük çoğunluğu yer almaktadır. Böylece sadece belirli bir dönemi değil Türk boylarının hayatı ve kültürü hakında önemli bilgilere buradan ulaşılabileceği kanaati hakim olmuştur. Ritüellerin, oluşum ve uygulanma sürecinde toplumun değer yargılarını ve hayata bakışını etkileyen din ve inaçların etkisi açıkça görülmektedir. Türk boyları kabul etmiş odukları dinin gerekleri ile eski inaçlarını birlikte yaşatma yolunu seçmişlerdir. Buna en güzel örnek Gagauz Türklerinin "kırklanma" ritüeli ile vaftiz ritüelini birleştirmeleridir. Genel olarak Türk dünyası'nın genelinde şekilsel olarak farklılıklar olsa da ritüelerin hepsi öz ve düşünce olarak aynı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: 1. Türk Dünyası 2. Geçiş Dönemi 3. Ritüel 4. Tür 5. Türk Kültürü

RitüelTörenlerTürk dünyası+2
Yılmaz Yeşil
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Hitit büyü ritüelleri

Çok çeşitli konuları içeren Hitit Devlet Arşivi'nde ritüel metinler oldukça büyük bir yer tutmaktadır. Bu ritüel metinlerin bir çoğunun giriş kısımlarında ve kolofanlarında ritüeli gerçekleştirenin cinsiyeti, mesleği, nereli olduğu ve ne için yapıldığı belirtildikten sonra kullanılan malzemeler sıralanmaktadır. Bu malzemelerin çeşitliliği ve miktarları ritüel sahibinin ekonomik ve sosyal statüsünü göstermektedir. Ritüellerin amacı ritüelleri yaptıran kurban sahibini büyü vasıtası ile temizlemektir. Bu kişilerin çoğunlukla kral, kral ve kraliçe, zengin kişiler ve yüksek rütbeli memurlar oldukları görülmektedir. Aynı zamanda ekonomik durumu iyi olmayan kişiler de ritüel yaptırmaktadır, ancak onlardan istenen malzemeler ekonomik durumlarına uygun olmaktadır. Ritüeli yapan görevliler de kurban sahibinin getirdiği ve ritüelde kullanılan malzemelerden bir kısmını almaktadırlar.Büyü ile ilgili çok sayıdaki Hitit metinleri, Hiti dünyasında büyünün çok önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Her türlü hastalık ve rahatsızlık, kral, kraliçe ve diğer hanedan mensuplarının ölümü yeminin çiğnenmesi sonucu ölüm, adam öldürme, büyü, dedikodu, lanet, mezarların kirletilmesi, yakın akrabalar arasında cinsel ilişki, kral ve kraliçe için yapılmış temizlik ayinleri, tahta çıkma, aile bireyleri arasında geçimsizlik, arkadaşlar arasında kavga, askerlere sadakat yemini ettirilmesi, askeri bir yenilgiden sonra yapılan ayin, vekil kral atama ayini, ?ağız yıkama? ayinleri, üzüm bağlarının verimsizliği, çekirge salgını ve daha birçok olayda büyünün gücünden yararlanmak istenmiştir.Hitit iyi büyünün olumlu etkilerinin yanında kötü ( = kara ) büyünün de tehlikeli olduğu kabul edilmiştir. İyi büyü toplumun her kesiminde özellikle de kraliyet ailesinde uygulama alanı bulmuş, kara büyü ise yapanlara ölüm cezası verilecek kadar ciddi bir suç olarak kabul edilmiştir.Hitit Devletinde büyünün rolü Orta Hitit Dönemi'nden itibaren daha iyi bir şekilde belgelenmiştir. Hititlere büyü kavramı öncelikle, Anadolu'nun güneyinde ve güneydoğusunda Hurrice ve Luvice konuşulan bölgelerden özellikle Kizzuvatna'dan girmiştir.Hitit büyücülüğünün etnolojik yönden büyük bir önemi vardır. Çünkü büyü metinleri tek bir kavram değil, tüm eski Anadolu kavimlerinin inançlarını bize yansıtan ve aktaran çok değerli bir etnolojik derleme niteliğini taşımaktadır.Biz bu çalışmamızda Hititlerde büyünün ne kadar önemli olduğunu çivi yazılı belgelerden de sıklıkla örnekler vererek anlatmaya çalıştık. Bunun dışında tama yakın esas metinleri de ekleyerek çalışmamızı tamamladık.Anahtar Kelimeler1.Hitit2.Ritüel3. Büyü4.Din5.Tıp

BüyüBüyü metinleriHititler+2
Sebahat Çepel
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Amasya bölgesi Alevi ocaklarında inanç ve ritüeller: Ali Pir Civan Ocağı örneği

"Amasya Bölgesi Alevi Ocaklarında İnanç ve Ritüelller: Ali Pir Civan Ocağı Örneği" adını taşıyan bu tez çalışmasında, ocak kavramı üzerine durulmuştur. Ocak, ata ruhlarının ve dedenin bağlı olduğu soy olarak nitelendirilmektedir. İslamiyet öncesi dönemde de atalar kültü inancında karşımıza çıkmaktadır. Anadolu coğrafyasında yaşayan toplumların İslamiyet'e geçişleri ile birlikte ocak ve atalar kültü kavramı İslami çerçeveye uygun hale getirilmiştir. Ocak, heterodoks yapıda olan Anadolu Aleviliği içinde kendini göstermiştir. Anadolu'da ana ocaklar vasıtasıyla alt ocaklar meydana getirilerek büyük bir Alevi Ocakları yelpazesi oluşturulmuştur. Bu yelpazenin neticesinde Anadolu Aleviliği içinde çeşitli pratikler meydana gelmiştir. Bu ritüeller Alevi toplumunun bireysel hayatına ve dini hayatınıda etkilemiştir. Anadolu Aleviliği çevresinde inanç ve ritüeller Amasya ilinin Gümüşhacıköy ilçesine bağlı Sarayözü Köyünde bulunan Ali Pir Civan Ocağı örneği üzerinden ele alınmıştır. Ali Pir Civan Ocağı yörede talip sayısı fazla olan ikinci büyük ocaktır. Özellikle bu çalışmada ocakzâde ve talipler tarafından gerçekleştirilmeye devam ettirilen dini pratikler (cemler) konu edilmiştir. Gerçekleştirilen cem ayinlerinin toplumsal ve bireysel anlamları tespit edilmiştir. Cem ayinleri esnasında ve bireysel hayatta ayrı bir önem verilen kurban ritüelinin Ali Pir Civan Ocağı ve yöre geleneğindeki yeri belirlenmiştir. Alevi toplumu için kutsiyet barındıran kavramlar, cem ayininde okunan nefesler (deyişler) ve Ali Pir Civan'ın türbesi etrafında gerçekleştirilen ritüeller konu edilmiştir. Bunun yanı sıra ocağa ismini veren ve ocağın kurucusu olarak kabul edilen Ali Pir Civan'ın hayatı, yaşadığı dönem, şeceresi, hakkında anlatılan rivayetler aktarılmıştır. Ocak etrafında yaşamakta olan âşık ve Zâkir geleneği üzerine durulmuştur. Ali Pir Civan Ocağı'nda yetişen âşıklar tespit edilmiştir. Bu tez kapsamında ulaşılan sonuç ise ocak kavramının Amasya yöresindeki yansımasıdır. Bunun yanı sıra Amasya yöresi Alevi halkı tarafından birden fazla rivayet üzerinden aktarılan Ali Pir Civan'ın hayatı gün yüzüne çıkartılmıştır. Ali Pir Civan'ın babasının asıl kimliği, Keçeci Baba ve Hacı Bektaş-ı Veli ile olan kan bağı tespit edilmiştir. Yöre halkı tarafından ortak noktada birleştirilemeyen Ali Pir Civan'ın hangi dönemde, kim veya kimler tarafından şehit edildiği aydınlatılmıştır. Ali Pir Civan Ocağı'nın geçmiş dönemdeki taliplerin ritüel ve inanç yapısında meydana gelen değişmeler üzerinde durulmuştur. Ocağın yöre ocaklar ve diğer bölgedeki ocaklarla olan farklılıklar-benzerlikleri tespit edilmiştir. Amasya yöresinde âşık ve zakir kavramlarının ayrı ayrı yürütüldüğü tespit edilmiştir. Ancak aşığın ledün ilmini bildiğini zakir'in bu ilmi bilen aşığın kelamlarını cem ve muhabbet ortamlarında söylemekle yükümlü olduğu aktarılmıştır.

AlevilerAlevilikAli Pir Civan+5
İlayda Çal
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
10
Master'sOpen AccessTR

Hinduizm'in kurtuluş fikrinde samskaralar: Geçiş ritüelleri

Bu çalışmanın konusu, Hinduizm'in kurtuluş fikrinde samskara geçiş ritüelleridir. Geçiş ritüelleri insanın her gelişim ve değişim aşamasına etki ederek yaşamın bir sonraki aşamasına geçmeyi anlamlı kılar. Bu nedenle çalışmada, samskaralarda insan geçiş aşamalarını kutsama ve arındırma yoluyla kurtuluş ümidi doğuran geçiş ritüelleri ele alınmıştır. Nitekim çalışmanın temel amacı samskara geçiş ritüellerinin kurtuluş fikrinin bir parçası olduğunu açığa çıkarmaktır. Bu amaç doğrultusunda samskara ritüelleri kurtuluş, insan, dünya hayatı ve ölüm sonrası hayat gibi temel konularla ilişkisi bağlamında değerlendirilmiştir. Bunlardan hareketle doğum ritüelleri insan doğasına yönelerek kurtuluşu ararken Upanayana samskarasında kurtuluşun mistik boyutu öne çıkar, evlilik ritüeli erkek bir Hindunun görev ve sorumlulukları çerçevesinde kurtuluşu anlamlandırır, cenaze ritüeli ise ölümün anlamına göre gelişerek ruhun kurtuluşunu hedefler. Aynı zamanda insan benliği ve buna paralel olarak insanın düzeltilebilecek olan kısmı açığa çıkarılarak samskara ritüelleri ve insan arasında bağ kurulmuştur. İnsanın kusurlu tarafını düzeltebilecek potansiyalde olması kurtuluş için ümit vererek samskara ritüellerinin kurtuluştaki anlamını da açığa çıkarır. Dolayısıyla bu çalışmada samskaraların kusurlu ve kirli olan insan bedenini, zihnini arındırma ve kutsama yoluyla insanı mükemmelleştirerek en nihai hedef olan kurtuluşu yaşattığı anlaşılmıştır.

DoğumEvlilikGeçiş ritüelleri+5
Tuba Cebe
Dicle University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hititlerde dini temizlik ve arınma

M.Ö. ikinci binyılda Orta Anadolu coğrafyasında ilk siyasi birliği kuran Hititler, Anadolu'da güçlü bir imparatorluk kurmuşlardır. Ayrıca kültürel, dinsel, sosyal ve siyasi olarak pek çok önemli faaliyetlerde bulunmuşlardır. Teokrasi ile yönetilen Hitit devletinde din çok önemli bir yere sahip olmuştur. Hititler devlet idaresinden, sosyal yaşamlarına, hukuki yapılarından topraktaki işleyişe kadar dinle iç içe geçmiş bir yaşantı ortaya koymuşlardır. Dinin her alanda etkili olduğu Hitit toplumunda din ve tanrı kültleri çok önemli olmuştur. Tanrılarını insan gibi algılayan Hititler, tanrılarının bir ruhu ve bedeni olduğunu düşünmüşlerdir. Bu yüzden insanların önem verdiği şeylerin tanrılar içinde önemli olduğuna inanmışlardır. Hititler, kirliliğin tanrıların öfkesine neden olacağını düşündüğünden kirlilik durumlarından kaçınmışlardır. Hititlerin temizliğe verdiği önem ile ilgili olarak hazırlanmış olan direktif metinlerinde temizlik kuralları ve tapınak çalışanlarının uyması gereken kurallar özellikle belirtilmiştir. Hititlerde temizlik daha çok dini manada kullanılmıştır. Dini olarak ele alınan temizlik konusu hem bedensel hem mekânsal hem de ruhsal olarak dikkat edilen bir husus olmuştur. Bu çalışma da Hititçe çivi yazılı belgelerden faydalanılarak Hititlerin dini inançları gereği tanrılarına duydukları saygı ve gösterdikleri önem neticesinde onların temizlik anlayışları ele alınmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hitit, Dini Temizlik, Ritüel, Arınma, Anadolu.

AnadoluArınmaDini tören+4
Ruken Aslan
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Mimarlık, ritüel ve tiyatro

Bu tez, çağlar boyu kavram olarak pek çok anlamda karşımıza çıkan ritüel ve mimarlık ilişkisini değişik anlamlarıyla ve gerçekleştiği mekanlarla irdeleyecek ve toplumsal, ekonomik ve kültürel değişimlere bağlı olarak, ritüeli oluşturan niteliklerin ve bunların değişik işlevdeki mekanlarda oluşumunu ve dönüşümünü aktarmaya odaklanacaktır. Bu çalışma, farklı disiplinlerdeki çeşitli verileri bir araya getirerek bir ritüel tanımı ortaya koymaya ve bu tanım üzerinden mimarlık-ritüel ilişkisini yorumlamayı amaçlamıştır. Tez boyunca ele alman tartışmalar, başlangıcından itibaren ritüellerle birlikte var olan tiyatro mekanı üzerinden geliştirilecek ve Ankara Devlet Opera ve Balesi Sahnesi' nin (Büyük Sahne) yorumlanması ile örneklenecektir. Anahtar Kelimeler : Ritüel, mimarlıkta ritüel, tiyatro mekanı, seyirci- oyuncu ilişkisi, Büyük Sahne

MimariRitüelTiyatro+1
Hazım Ayhan Ayatar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
Master'sOpen AccessTR

İnançlar ve gelenekler çerçevesinde Anadolu'da yaşayan Alevilik: Batı Ege tahtacıları

İnanç, insanların en temel içgüdülerinden biridir. Her toplum kendi inanç dinamiklerini geliştirerek belli sistemler inşa etmiştir. Dolayısıyla serüvenlerinin başlamasıyla birlikte Türk toplulukları da çeşitli inanç sistemleri içerisinde Tanrı'ya yaklaşma yoluna başvurmuşlardır. Orta Asya'nın steplerinde, yaşam şartlarının gölgesinde gelişen inançları; yolculuğa devam ettikçe ve yeni inançlar tanındıkça çeşitlenmiştir. İslam'ın İran coğrafyasına girmesiyle birlikte, bölgede bulunan Türk toplulukları mütemadiyen İslam dinini kabul etmiş, kendilerine özgü kadim gelenekleri, İran anlayışını ve bölgeye göç etmiş peygamber ailesinin travmalarını da yorumlayıp kendilerine özgü bir inanç sistemi geliştirmişlerdir. Bu toplulukların Anadolu'ya gelmesiyle birlikte de adına "Anadolu Aleviliği" dediğimiz bir inanç ortaya çıkmıştır. Kültür-inanç-mitoloji üçgeni içerisinde gelişen bu inanç bünyesinde döneminin etkisini barındırmakla birlikte bin yılların birikiminden de izler taşır. Kendilerinin ifadesiyle Horasan'dan başlayan Tahtacıların macerası ise Ege Denizi'nin kıyılarına ulaşıncaya kadar uzun bir göç yolunu ifade etmektedir. Bölgeye gelmeleriyle birlikte dağlarda kurdukları yaşam biçimleriyle ve kendilerine özgü gelenekleriyle Anadolu Aleviliği içerisinde nev-i şahsına münhasır bir topluluk haline gelmişlerdir. Tahtacıların, toplumdan izole yaşamları, toplumsal yapılarının da kendilerine özgü olmasına yol açmış ve Aleviliğin bazı noktalarını daha toplumsal şekilde algılayarak yeni anlayışlar geliştirmişlerdir. "Anadolu Aleviliğinin" piri sayılan Hacı Bektaş-î Velî geleneğinden ayrılıp kendi ocak sistemleri içerisinde varlıklarını devam ettirmişlerdir. Dolayısıyla kendi yollarını inşa eden bu topluluğun tarihsel serüveni, diğer zümrelerle ilişkileri ve inanca bakışları din tarihçisinin ilgisini çeken bir konu haline gelerek; yerli-yabancı pek çok araştırmacı tarafından incelenmiştir.

AlevilerAlevilikAnadolu+4
Mehmet Can Bilge
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasi ve sosyal açıdan eski Mısır dini

Eski Mısır, coğrafi konumundan dolayı çevresel faktörlerden izole, kendine has karakteristik yapısıyla binlerce yıl devam etmiş bir uygarlıktır. Mısırlıların bütün kültlerinde kutsal olarak kabul edilen Nil Nehri, bu uygarlığın gelişiminde önemli bir yere sahiptir. Mısır uygarlığının, siyasi tarihi, teşkilat tarihi, sanat tarihi, dini yapısıyla eşgüdümlü bir şekilde gelişim göstermiştir. Bu etkileşimlerin doğru açıdan incelenmesi amacıyla Mısır dininin anlaşılması önemlidir. Antik dönem Mısır, 3000'li yıllardan önce Yunanlıların nomos adını verdikleri çok sayıda klandan oluşmaktaydı. Bu klanların meydana getirmiş olduğu Aşağı ve Yukarı Mısır Narmer tarafından birleştirilmiştir. Böylece Mısır uygarlığı içerisinde klan kültlerinin yanında ortak kültler de ortaya çıkmaya başlamıştır. Coğrafi konumunun da etkisiyle homojen yapısını II. Ara Döneme kadar koruyan Mısır uygarlığı, geliştirdiği inanç sistemini binlerce yıl sürdürmeyi başarmıştır. Mısır uygarlığının inanç sistemindeki değişiklikleri; bazı ana ve ara dönemlerde gerçekleşen siyasi çekişmeler, ekonomik gelişmeler, tabii afetler ve iklim değişiklikleriyle ilişkilendirmek mümkündür. Özellikle Eski Krallık döneminde oldukça önemli olan Ra kültünün yerini, Orta Krallığa gelindiğinde Osiris kültüne bırakmasının nedeni; Mısırlıların, Ra'nın yaşlanıp, ülkesini ve insanlarını koruyamadığı için I. Ara Dönemde yaşanan kıtlık ve istila faaliyetlerin ortaya çıktığına olan inançtan ileri gelir. I. Ara Dönemin ardından yükselişe geçen Osiris kültüyle beraber, bütün insanların tanrı nezdinde eşit olduğu ve Maat'tan bütün insanların sorumlu olduğu fikri ortaya çıktı. Böylece kişisel ötedünya anlayışının da arttığı gözlemlenmiştir. Hyksos dönemi olarak da adlandırılan II. Ara Dönemde, dini alanda önemli değişimler yaşanmasa da Hyksosların Ön Asya ile kurdukları medeni ilişkiler, Yeni Krallık döneminde Mısır'ın izole ve kendi içine kapanık durumunun değişmesine ve yeni inançların Mısır topraklarına girmesine neden olmuştur. Yeni krallık Döneminde dini alanda yaşanan en önemli değişimlerden biri, Yeni Krallık döneminin kurucusu Ahmose döneminde yaşanmıştır. Bu dönemde başkentin Memphis'ten Teb'e taşınması, Teb'in yerel kültü olan Amon kültünün yükselişe geçmesine sebep olmuştur. Böylece Amon başrahiplerinin kazandıkları nüfuz, kralı seçme yetkisine kadar varmıştır. Belki de bu nüfuza tepki olarak doğan ve sadece Yeni Krallık döneminin değil, Eski Mısır'ın genel tarihi içerisinde varlığını koruyan Aton kültü güçlü bir şekilde ortaya çıkmaya başlamıştır. Aton kültü Yeni Krallık döneminde ortaya çıkmamıştır. Aton kültüne önceki dönemlere ait Piramit Metinlerinde de rastlanmaktadır. Daha önce de Mısırlılar tarafından bilinen bu kült IV. Amenofis döneminde yükselişe geçmiştir.

DinDini imanDini tören+6
Arzu Gezmez
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hititlerde kraliyet rüyaları

Tarih boyunca insanın geleceğe dair bilgi sahibi olmak istemesi hep var olan bir durumdur. Özellikle de insan gelecek konusundaki kaygılarını zihninden atamaması sebebiyle geleceğini belirleme konusunda çeşitli yöntemler keşfetmeye çalışmıştır. Rüya da bunlardan biridir. Hitit çivi yazılı kaynaklarında rüya görmek anlamına gelen kelimeler tešha- ve zašhai- filleriyle sağlanmıştır. Bu kelimelerden başka, Sümerce ideogramla rüya, isim hali olarak ÙTUM ve fiil hali olarak da Ù kelimeleri görülmektedir. Bu çalışmada rüyalar, iyi rüyaları temsilen, haberci ve kötü rüyalar olmak üzere ikiye ayırılmıştır. Rüyaların ayrılmasında etkili olan faktör ise rüyadaki anlamla birlikte rüyanın içeriği olmuştur. Haberci rüyalar genel olarak müjdeleyici içeriğe sahip olmakla birlikte tanrıların desteğinin net bir şekilde görüldüğü rüyalar olmuştur. Bu yönüyle haberci rüyalar kralların ve kraliçelerin tanrıyla olan bağını açık bir şekilde yansıtan rüyalar olarak değerlendirilmiştir. Kötü rüyalarda ise büyü aracılığıyla kişiye musallat edilen kötü rüya haricince, kişinin tanrıyla olan ilişkisine farklı bir yönden açıklık getiren rüyalar olarak değerlendirilmiştir. Haberci ve kötü rüyalar başlıklarından başka, kral ve kraliçelerin tanrılardan ümidini kesmedikleri ve tanrılarının kendilerine yüz çevirmiş olsa dahi arınmak, şifa istemek ve dilekte bulunmak için tanrılara dua ettikleri de görülmüştür. Bu şekilde tüm yönleriyle kralların ve kraliçelerin rüya aracılığıyla tanrılarla olan bağı ifade edilmeye çalışılmıştır.

Eski ÇağEski Çağ tarihiHitit Devleti+4
Ufuk Güvenç
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Tüketicilerin yerel ve transfer edilen ritüelleri kabulü ve satın alma niyetinde bireysel faktörlerin etkisi ve etnosentrizmin düzenleyici rolü

Küreselleşme ve kültürleşme olgularının beraber gerçekleşmesi sonucunda tüketim biçimleri dönüşmektedir. Bu çerçevede yalnız yerel ritüeller değil başka kültürlerden transfer edilen ritüeller de tüketim süreçlerini şekillendirmektedir. Öyle ki tüketiciler bireysel özellikleri doğrultusunda kabul ettikleri ritüellerle ilişkili olarak tüketime yönelik tutum ve davranışlarını belirlemektedirler. Bu itibarla bu çalışma kapsamında yapılan araştırmada; bireysel özelliklerden kendini gerçekleştirme, benlik uyumu ve kendini ifade etmenin yerel ve transfer edilen ritüellerin kabulüne etkisinin ve etnosentrizmin bu ilişkideki düzenleyici rolünün ritüellere içkin tüketim eylemleri çerçevesinde araştırılması amaçlanmıştır. Değişkenlerin birbirleriyle etkileşimlerini tespit etmek için kuram ve yaklaşımlara dayanılarak oluşturulmuş modelde yer alan hipotezlerin test edilmesi hedeflenmiştir. Bu kapsamda hipotezlerin ampirik olarak testi nicel yöntemler ile gerçekleştirilmiştir. Kolayda örnekleme yöntemi ile 407 veri yapısal eşitlik modellemesi çerçevesinde analiz edilmiştir. Bulgular benlik uyumu, kendini ifade etme ve kendini gerçekleştirmenin, sembolik anlamları içinde barındıran ritüel kabulünün belirleyicisi olduğunu göstermektedir. Ayrıca ritüel kabulünün satın alma niyeti üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisinin olduğu ve bu etkinin transfer edilen ritüellerde daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada ortaya çıkan diğer bir sonuç ise benlik uyumunun ve kendini ifade etmenin ritüel kabulü üzerindeki etkisinin yerel ritüellerde daha yüksekken; kendini gerçekleştirmenin ritüel kabulü üzerindeki etkisinin transfer edilen ritüellerde daha yüksek olduğudur. Bu bağlamda modelin yerel ve transfer edilen ritüellere göre farklılaştığı görülmüştür. Son olarak, etnosentrizmin kendini ifade etmenin yerel/transfer edilen ritüel kabulü üzerindeki etkisinde kısmen; kendini gerçekleştirmenin transfer edilen ritüel kabulü üzerindeki etkisinde ise tam düzenleyici etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

EtnosentrizmGerçek benlikGeçiş ritüelleri+6
Aycan Duran Tekoğlu
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel ve modern toplumlar bağlamında farklı kuşaklarda büyü algısı: Baby Boomer kuşağı ve Z kuşağı örneği

Büyü, geleneksel toplum yapısı içerisinde Şamanizm inancıyla birlikte toplumlarda varlığını ve etkinliğini koruyarak günümüz modern toplum yapısına kadar etkisini devam ettirmiştir. Büyü, Şamanizm inancında Şaman aracılığıyla uygulanan ritüellerle toplum içinde problemlerin çözümünde bir umut oluşturmuştur. İslamiyet'in kabulüyle büyü yasaklanmışlar arasına girmiş olmasına rağmen etkisini devam ettirmiştir. Gelişen ve değişen toplum yapısında artan teknolojik gelişmeler, bilimsel çalışmalarla yaşam içinde oluşan rekabetçi süreç, büyünün etkisini azaltmış olsa da varlığını yok etmemiştir. Bu araştırma da geleneksel toplumdan modern topluma geçişle birlikte büyünün algı durumu araştırılmıştır. Aynı zamanda büyünün değişen toplum yapısında ne kadar etkin olduğu ve inanç boyutu olarak ne derece etkili olup olmadığı da araştırılmıştır. Yapılan araştırmanın teorik zeminini, James Frazer'in büyü-din arasındaki ilişkiyi araştıran çalışmasında Benzerlik Kanunu ve Bulaşma (Temas) Kanunu Teorisi oluşturmaktadır. Araştırmanın mekânsal sınırı olarak Trabzon ili belirlenmiştir. Çalışma grubu, 20-30 yaş arası bireylerle 60 yaş ve üzeri bireylerden olan 20 kişiden oluşmaktadır. Araştırma süreci boyunca daha geniş verilere ulaşabilmek için nitel yöntem tercih edilmiş ve fenomenolojik yaklaşım esas alınmıştır. Araştırma verileri, ölçüt örnekleme tekniğiyle hedeflenmiş olan 20 katılımcıya yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakat yapılarak elde edilmiştir. Araştırma sonunda elde edilen veriler betimsel analiz tekniği kullanılarak yorumlanmıştır. Geleneksel toplumdan modern topluma geçişle birlikte büyüye olan inancın etkisinin kırıldığı ve uygulanan büyü işlemlerinin azaldığı sonucu elde edilmiştir.

BüyüRitüelŞamanizm
Neslihan Şen
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Related subjects