Duygusal ilişki

Bu konu başlığı altında 115 tez

DoktoraAçık ErişimTR

Genç yetişkinlerde mükemmeliyetçilik ile romantik ilişki doyumu arasında duygusal zeka ve bilinçli farkındalığın aracılık rollerinin incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı genç yetişkinlerin romantik ilişki doyumlarına yönelik bir model öne sürmektir. Bu bağlamda birbirinden bağımsız iki çalışma gerçekleştirilmiştir. Çalışma I'de araştırmanın bağımlı değişkeni olan romantik ilişki doyumunun cinsiyete göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği mete-analiz tekniği ile incelenmiştir. Mete-analize 67 bağımsız araştırma ile bu araştırmalara ait 95 etki büyüklüğü dahil edilmiş olup toplam 289.708 (163.058 kadın ve 126.650 erkek) örneklem sayısına ulaşılmıştır. Meta-analiz sonucunda cinsiyetin romantik ilişki doyumu üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı anlaşılmıştır. Başka bir ifadeyle kadın ve erkeklerin romantik ilişki doyumlarının birbirlerine yakın düzeyde oldukları saptanmıştır. Ayrıca cinsiyet-romantik ilişki doyumu bağlantısında kültürün moderatörlük yapmadığı belirlenmiştir. Meta-analiz sonucundan yola çıkılarak Çalışma II'de ilişki doyumuna ait aracılık modeli cinsiyete yönelik ayrıştırma yapılmadan tek grupta test edilmiştir. Bu modelde mükemmelliyetçilik ile romantik ilişki doyumu arasında duygusal zekâ ve biliniçli farkındalığın aracılık rolleri ele alınmıştır. 421 üniversite öğrencisi [294 kadın (%69.8) ve 127 erkek (%30.2)] ile gerçekleştirilen bu çalışmada veri toplama araçları olarak "İlişki Doyumu Ölçeği", "Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği", "Duygusal Zekâ Özelliği Ölçeği – Kısa Formu" ve "Bilinçli Farkındalık Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler regresyon temelli bootstrapping tekniğiyle analiz edilmiştir. Bootstrapping tekniği sonucunda genç yetişkinlerde duygusal zeka ve bilinçli farkındalığın mükemmeliyetçilik ile romantik ilişki doyumu arasında anlamlı bir biçimde kısmi aracılık yaptıkları görülmüştür. Başka bir ifadeyle, mükemmeliyetçiliğin düşmesi genç yetişkinlerin duygusal zeka ve bilinçli farkındalık düzeylerini artırabileceği ve bu artışlarların da romantik ilişki doyumunu güçlendirebileceği belirlenmiştir. Bununla birlikte kısmi aracılık söz konusu olduğu için mükemmeliyetçiliğin düşmesinin doğrudan da romantik ilişki doyumunu güçlendirebileceği ortaya çıkmıştır. Çalışma I ve Çalışma II'de elde edilen bulgular ilgili alanyazın doğrultusunda tartışılmış ve gelecek araştırmalara önerilerde bulunulmuştur.

Aile içi ilişkilerBilinçli farkındalıkDuygusal ilişki+3
Begüm Satıcı
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lise öğrencilerinin bağlanma stilleri ve flört davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi (Mardin örneği)

Bu araştırmada, Mardin'de eğitimine devam etmekte olan lise öğrencilerinin bağlanma stilleri ile flört davranışları arasındaki ilişkiyi ve bu iki değişkenin, öğrencilerin cinsiyetlerine göre değişip değişmediğini incelemek amaçlanmıştır. Araştırma Mardin'de 2010-2011 eğitim öğretim yılının 2. döneminde 5 farklı okula devam eden 552 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkenlerinden bağlanma stillerini ölçmek amacıyla İlişki Ölçekleri Anketi (Bartholomew & Horowitz, 1991) kullanılmıştır. Araştırmanın diğer bağımlı değişkeni olan flört davranışlarına ilişkin veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan anket ile toplanmıştır. Söz konusu ankette bulunan sorular daha net bir değerlendirmeyi sağlamak amacıyla okul içerisindeki davranışlar, iletişime geçebilmek için bulunulan davranışlar, okul dışındaki davranışlar olmak üzere 3 kategoriye ayrılmıştır. Verilerin analizinde yüzde, frekans, aritmetik ortalama, standart sapma ve kay kare testleri kullanılmıştır. Bulgular, öğrencilerin bağlanma stilleri ile cinsiyetleri arasında anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya çıkarmıştır. Kız öğrenciler daha çok korkulu bağlanma stiline sahipken, erkek öğrencilerin daha çok güvenli bağlanma stiline sahip oldukları bulunmuştur. Flört davranışlarına ilişkin sorulan sorularda daha çok cesaret ve aktiflik içeren davranışlara erkek öğrencilerin yüzde oranları, pasiflik ve karşı cinsten ilk adımı beklemeyi gerektiren davranışlarda ise kız öğrencilerin yüzde oranları daha yüksek çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Bağlanma Stilleri, Flört Davranışları, Ergenler

BağlanmaBağlanma stilleriDuygusal ilişki+3
Hayrunnisa Özgür
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin romantizm ve eş seçimine ilişkin tutumları ile sosyotropik-otonomik kişilik özelliklerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin romantizm ve eş seçimine ilişkin tutumları ile sosyotropi-otonomi kişilik özelliklerinin çeşitli değişkenler açısında incelemektir. Araştırma, betimsel yöntem ve ilişkisel tarama modeline göre desenlenmiştir. Araştırmada kullanılan veriler, 2014-2015 öğretim yılında, Gaziantep Üniversitesinde eğitim görmekte olan üniversite öğrencileri arasında tesadüfi örnekleme yoluyla seçilen 431 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak Cobb, Larson ve Watson (2003) tarafından geliştirilen ve Cihan, Yılmaz ve Çelik tarafından Türkçe 'ye uyarlanan "Romantizm ve Eş Seçim Ölçeği" ile Beck, Epstein, Harrison ve Emery (1983) tarafından geliştirilen ve Şahin, Ulusoy ve Şahin (1993) tarafından Türkçe' ye uyarlanan "Sosyotropi-Otonomi" ölçeği ve araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde Spearman Brown sıra farkları korelâsyon katsayısı testi tekniği, aritmetik ortalama, standart sapma, yüzdelik dağılım, Levene F Testi, Tek yönlü varyans analizi, parametrik olmayan testlerden Kruskal Wallis Testi ve Mann Whitney-U testi, farkların kaynağını belirlemek için Post-Hoc analiz tekniklerinden Dunnet-T3 çoklu karşılaştırma testi uygulanmıştır. Araştırma verilerinin analizi sonucunda üniversite öğrencilerinin romantizm ve eş seçimine ilişkin algıları ile sosyotropik-otonomik kişilik özellikleri arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Araştırmaya katılan öğrencilerin romantizm ve eş seçimine ilişkin algıları romantik ilişki olma değişkenine göre; beraber yaşama, yalnız ve tek doğru, idealleştirme alt ölçeğinde, cinsiyet değişkenine göre; beraber yaşama, yalnız ve tek doğru ve çaba gösterme alt ölçeğinde, yaş düzeyine göre; tam güven alt ölçeğinde, sınıf değişkenine göre; aşk yeterli alt ölçeğinde, fakülte değişkenine göre aşk yeterli alt ölçeğinde, aile yapısı değişkenine göre; tam güven alt ölçeğinde anlamlı fark yaratırken, ikamet yeri ve sosyo-ekonomik durum değişkenlerinin anlamlı farklılık yaratmadıkları saptanmıştır. Sosyotropi-otonomi kişilik özellikleri üzerinde romantik ilişki, cinsiyet, sınıf, sosyo-ekonomik durum, aile yapısı değişkenleri anlamlı fark yaratırken; yaş, fakülte, ikamet yeri değişkenlerinin anlamlı fark yaratmadığı tespit edilmiştir. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulara dayalı olarak öneriler geliştirilmiştir. Anahtar kelimeler: Romantizm, Eş Seçimi, Sosyotropi, Otonomi, Kişilik.

Duygusal ilişkiEğitim psikolojisiEş seçimi+5
Mehmet Çalım
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinde romantik kıskançlık ile romantik ilişki inançları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin romantik kıskançlık düzeyleri ile romantik ilişkilere yönelik inançları arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Bu ana amacın yanında üniversite öğrencilerinin romantik kıskançlık düzeyleri ile romantik ilişkilere yönelik işlevsel olmayan inançlarının, cinsiyet, kendini kıskanç olarak algılayıp algılamama, geçmiş ilişki deneyimi ve şu anki ilişki durumu gibi değişkenler açısından farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Çukurova Üniversitesi'nin çeşitli fakülteleri ve bölümlerinde öğrenim görmekte olan 509 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada öğrencilerin romantik kıskançlık düzeylerine ilişkin veriler, Pines ve Aronson (1983) tarafından geliştirilen ve Demirtaş (2004) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Romantik Kıskançlık Ölçeği"; işlevsel olmayan romantik ilişki inançlarına ilişkin veriler, Romans ve DeBord (1995) tarafından geliştirilen ve Gizir (2012) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan "İlişki İnançları Ölçeği"; kişisel ve ailesel özelliklere ilişkin veriler de araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu, Bağımsız Gruplar t- Testi, parametrik olmayan testlerden de Mann Whitney U Testi'nden yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; öğrencilerin tüm kıskançlık tetikleyicilerine karşı gösterebileceği toplam kıskançlık düzeyleri ile işlevsel olmayan toplam ilişki inançları ve İlişki İnançları Ölçeği'nin tüm alt boyutları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Bununla birlikte, üniversite öğrencilerinin işlevsel olmayan ilişki inançları toplam puanı ile Romantik Kıskançlık Ölçeği'nin kıskançlık durumunda verilen bilişsel, fiziksel ve duygusal tepkiler, yapıcı baş etme, kıskançlığın olumlu ve olumsuz etkileri ve kaybetme korkusu arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunurken, yıkıcı baş etme ve yetersizlik duygusu puanları ile işlevsel olmayan ilişki inançları toplam puanı arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Üniversite öğrencilerinin puanlarına cinsiyet değişkeni açısından bakıldığında, Romantik Kıskançlık Ölçeği'nin yalnızca bilişsel tepkiler, yapıcı baş etme, olumlu ve olumsuz etkiler alt boyutlarında, İlişki İnançları Ölçeği'nin de "Birbirimizin bütün ihtiyaçlarını karşılamalıyız" "Her şeyi Birlikte Yapmalıyız" ve "Birbirimizi Değiştirebilmeliyiz" alt boyutlarında kızlar ve erkekler açısından anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Üniversite öğrencilerinin puanlarına, kendilerini kıskanç olarak algılayıp algılamama değişkeni açısından bakıldığında ise, Romantik Kıskançlık Ölçeği'nin kıskançlık tetikleyicileri, fiziksel, bilişsel ve duygusal tepkiler, yapıcı baş etme, kıskançlığın olumlu etkileri ve işlevsel olamayan toplam ilişki inançları arasında anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür. Son olarak da romantik ilişki deneyimi ve şu anda bir romantik ilişkisi olup olmamasına göre öğrencilerin tüm kıskançlık tetikleyicilerine karşı gösterebileceği toplam kıskançlık düzeylerinin anlamlı bir şekilde değişiklik gösterdiği bulunmuştur. İşlevsel olmayan ilişki inançları açısından bakıldığında ise geçmişte romantik ilişki deneyimi olan ve hiç romantik ilişki deneyimi olmayan üniversite öğrencilerinin puanları arasında herhangi bir fark bulunamazken, şu anda romantik ilişkisi olduğunu belirten üniversite öğrencilerinin şuanda ilişkisi olmayan öğrencilere göre işlevsel olmayan ilişki inançlarına daha fazla sahip oldukları ortaya çıkan bulgulardandır. Anahtar Kelimeler: Romantik kıskançlık, kıskançlık, ilişki inançları, romantik ilişkiler, işlevsel olmayan inançlar.

Duygusal ilişkiKıskançlıkÜniversite öğrencileri+1
Halide Begüm Utkan
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çiftlerin bağlanma stilleriyle stresle başa çıkma tarzları ve benlik saygısı düzeylerinin karşılaştırılması

Bu araştırmanın amacı, çiftlerin bağlanma stilleri ile stresle başa çıkma tarzları ve benlik saygısı düzeyleri arasında fark olup olmadığının incelenmesidir. Betimsel tarama modelinde ilişkisel tarama yöntemiyle yapılan çalışmanın araştırma grubunu, Hatay ili Mustafa Kemal Üniversitesi ve Adana ili Çukurova Üniversitesi'nin çeşitli fakültelerine devam eden ve mezun olup pedagojik formasyon eğitimi gören 216 kadın ve 206 erkek olmak üzere toplam 422 kişi oluşturmaktadır. Araştırma verileri 2016-2017 akademik yılı güz yarıyılında toplanmıştır. Araştırmada çiftlerin bağlanma stillerini belirlemek için Çolakkadıoğlu, Akbaş ve Yıldızeli (2016) tarafından uyarlaması yapılan "Çiftlerde Bağlanma Ölçeği", stresle başa çıkma tarzlarını belirlemek için Şahin ve Durak (1995) tarafından uyarlaması yapılan "Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği", benlik saygısı düzeylerini belirlemek için Turan ve Tufan (1987) tarafından uyarlanmış olan "Coopersmith Benlik Saygısı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada stresle başa çıkma tarzları ve benlik saygısı arasında ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı analizi tekniği kullanılmıştır. Ayrıca stresle başa çıkma tarzları ve benlik saygısı düzeyi bakımından güvenli ve güvensiz (kaygılı, kaçınan, kaygılı-kaçınan) bağlanmış çiftler arasında fark olup olmadığını belirlemek amacıyla Tek Yönlü MANOVA analiz tekniği kullanılmıştır. Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı analiz tekniği sonucunda Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeğinin, kendine güvenli yaklaşım, iyimser yaklaşım ve sosyal destek arama yaklaşımı alt ölçekleri ile benlik saygısı arasında pozitif yönde anlamlı; çaresiz yaklaşım ve boyun eğici yaklaşım alt ölçekleri ile benlik saygısı arasında negatif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu bulunmuştur. Yapılan Tek Yönlü MANOVA analizi sonucunda, güvenli ve güvensiz (kaygılı, kaçınan, kaygılı-kaçınan) çiftlerin stresle başa çıkma tarzları ve benlik saygısı düzeyleri bakımından farklılaştığı görülmüştür. Analiz sonuçlarına göre, güvenli bağlanan çiftlerin stresle başa çıkma tarzları alt ölçeklerinden kendine güvenli yaklaşım ve iyimser yaklaşım ve sosyal destek arama yaklaşımını kullandıkları ve yüksek benlik saygısı düzeylerine sahip oldukları, güvensiz bağlanan (kaygılı, kaçınan, kaygılı-kaçınan) çiftlerin ise çaresiz yaklaşım ve boyun eğici yaklaşım tarzını kullandıkları ve düşük benlik saygısı düzeyine sahip oldukları bulunmuştur. Sonuç olarak güvenli bağlanan çiftlerin stresle başa çıkmada problem odaklı (etkili) başa çıkma tarzlarını kullandığı ve benlik saygısı düzeylerinin yüksek olduğu, güvensiz bağlanan çiftlerin ise stresle başetmede duygu odaklı (etkisiz) başa çıkma tarzlarını kullandığı ve benlik saygısı düzeylerinin düşük olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Bağlanma stilleri, çiftlerde bağlanma, stresle başa çıkma ve benlik saygısı

BağlanmaBağlanma stilleriBaşa çıkma+7
Sevcan Karabulut Uslu
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lise öğrencilerinde akran zorbalığına maruz kalma: Temel psikolojik ihtiyaçlar ve anne-babaya duygusal erişilebilirlik

Bu araştırmada lise öğrencilerinin akran zorbalığına maruz kalmalarının yordayıcıları olarak temel psikolojik ihtiyaçlar ve anne-babalarına duygusal erişilebilirlikleri incelenmiştir. Araştırma Osmaniye ili Kadirli ilçesinde yer alan altı lisenin 9., 10., 11. ve 12. sınıfına devam eden 588 kız, 610 erkek öğrenci olmak üzere toplam 1198 lise öğrencisi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada lise öğrencilerinin akran zorbalığına ilişkin veriler 'California Zorba Mağduriyeti Ölçeği' (Felix, Sharkey, Green, Furlong ve Tanigawa, 2011), Temel psikolojik ihtiyaçlara ilişkin veriler 'Temel Psikolojik İhtiyaçları Ölçeği (Deci ve Ryan, 2000), anne-babaya duygusal erişilebilirliğine ilişkin veriler 'Ebeveyn Duygusal Erişilebilirlik Ölçeği' (Lum ve Phares, 2005) ve kişisel bilgilere ilişkin veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan 'Kişisel Bilgi Formu' kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler temel istatistiksel analizler ve lojistik regresyon analizi ile elde edilmiştir. Araştırma sonucunda lise öğrencilerin mağduriyet puanları özerklik, yeterlik, ilişki ihtiyaçları ve anne-babaya duygusal erişilebilirlik arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler bulgulanmıştır. Lise öğrencilerinin akran zorbalığına maruz kalma, temel psikolojik ihtiyaçlar ve anne-babaya duygusal erişilebilirlikleri cinsiyetlerine göre incelendiğinde erkek öğrencilerin akran zorbalığına maruz kalma puan ortalamalarının kız öğrencilerin puan ortalamalarından daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin cinsiyetlerine göre anne ve babaya duygusal erişilebilirlik puanlarında ise anlamlı farklılaşma olmadığı saptanmıştır. Temel psikolojik ihtiyaçlar açısından bakıldığında öğrencilerin cinsiyetlerine göre yalnızca yeterlik ihtiyacı puanlarında anlamlı farklılaşma olduğu, erkek öğrencilerin yeterlik ihtiyaç puan ortalamaları kız öğrencilerin puan ortalamalarından daha yüksek olduğu, özerklik ve ilişki ihtiyacı puanlarında ise cinsiyete göre anlamlı farklılaşma olmadığı bulgulanmıştır. Araştırmada akran zorbalığı mağduru olmalarının yordayıcıları incelendiğinde, yalnızca özerklik ihtiyacının anlamlı yordayıcı olduğu, diğer değişkenlerin anlamlı katkı yapmadığı belirlenmiştir. Özerklik ihtiyacı puanlarındaki artış akran zorbalığı mağduru olma olasılığını azaltmaktadır. Araştırmada kızların ve erkeklerin zorbalık mağduru olmalarını yordayan temel psikolojik ihtiyaçlar ve anne- babaya duygusal erişilebilirliğe ilişkin analiz ayrı ayrı yapılmıştır. Özerklik ihtiyacı ve anneye duygusal erişilebilirliğin kız ergenlerde görülen akran zorbalığına maruz kalmayı yordamada anlamlı katkı yapan değişkenler olduğu görülmüştür. Özerklik ihtiyacı ve anneye duygusal erişilebilirlikteki artış kız ergenlerin akran zorbalığı mağduru olma olasılıklarını azaltmaktadır. Erkek ergenlerde ise, özerklik ve ilişki ihtiyaçları akran zorbalığına maruz kalmayı yordamada anlamlı katkı yapan değişkenler olarak belirlenmiştir. Özerklik ve ilişki temel psikolojik ihtiyaçlarındaki artış erkek ergenlerin akran zorbalığı mağduru olma olasılıklarını azaltmaktadır.

Aile içi ilişkilerAkran zorbalığıDuygu hayatı+7
Fatma Gök
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Romantik ilişkilerde ilişki doyumu ve yatırımı: Çatışma çözme ve öz-duyarlığın rolü

Bu araştırmada romantik ilişkilerde çatışma çözme ve öz-duyarlık ile ilişki doyumu ve yatırımı arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırma 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Çukurova Üniversitesi'nde öğrenim gören ve hali hazırda romantik ilişkisi olan 300 kız, 189 erkek olmak üzere toplam 489 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada üniversite öğrencilerinin çatışma çözme stillerine ilişkin veriler 'Romantik İlişkilerde Çatışma Çözme Stilleri Ölçeği' (Özen, Salman-Engin ve Sakallı-Uğurlu, 2016), ilişki doyumu ve yatırımına ilişkin veriler 'İlişki İstikrar Ölçeği' (Büyükşahin, Hasta ve Hovardaoğlu, 2005) ve öz-duyarlığına ilişkin veriler 'Öz-Duyarlık Ölçeği' (Akın, Akın ve Abacı, 2007) ve kişisel bilgilere ilişkin veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan 'Kişisel Bilgi Formu' kullanarak elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler çoklu regresyon analizi ile çözümlenmiştir. Araştırma bulgularına göre ilişki doyumu değişkeni ilişki yatırımı, romantik ilişkilerde çatışma çözme stilleri boyutlarından boyun eğme, olumlu çatışma çözme, öz-duyarlık alt boyutlarından olan öz sevecenlik, paylaşım bilincinde olma, bilinçlilik ve öz-duyarlık (toplam puan) ile pozitif ilişkiliyken romantik ilişkilerde çatışma çözme stilleri boyutlarından olumsuz çatışma çözme ile negatif ilişkilidir. İlişki yatırımı romantik ilişkilerde çatışma çözme boyutlarından boyun eğme, olumlu çatışma çözme, öz-duyarlık alt boyutlarından öz yargılama, izolasyon, aşırı özdeşleşme değişkenleriyle pozitif, öz-duyarlık toplam puanı ile negatif ilişkilidir. Ayrıca öz-duyarlık toplam puanının olumlu çatışma çözme stili ile pozitif, olumsuz çatışma çözme stili ile negatif ilişkili olduğu bulunmuştur. Yapılan regresyon analizi sonuçlarına göre romantik ilişkilerde çatışma çözme stilleri boyutlarından olan olumlu çatışma çözme stili ilişki doyumunu yordamada önemli etkisi olan değişken olarak belirlenmiştir. Ayrıca kadınlarda ilişki doyumunu olumlu çatışma çözme stili ve aşırı özdeşleşmenin pozitif yönde anlamlı yordarken, olumsuz çatışma çözme stilinin ise negatif yönde anlamlı yordadığı belirlenmiştir. Erkeklerde ise, romantik ilişkilerde çatışma çözmenin boyutlarından boyun eğme ve olumlu çatışma çözme stilinin ilişki doyumunu pozitif yönde anlamlı yordadığı tespit edilmiştir. Romantik ilişkilerde çatışma çözme stilleri boyutlarından olan olumsuz çatışma çözme stili, boyun eğme ve olumlu çatışma çözme stili ilişki yatırımını pozitif yordarken romantik ilişkilerde çatışma çözme stilleri boyutlarından geri çekilmenin ilişki yatırımını negatif yordadığı belirlenmiştir. Ayrıca yine regresyon sonuçlarına göre öz-duyarlığın alt boyutlarından aşırı özdeşleşme ilişki yatırımını pozitif yordamıştır. Kadınlarda ilişki doyumunu boyun eğme, olumlu çatışma çözme stili ve aşırı özdeşleşme pozitif anlamlı yordarken geri çekilme alt boyutunun negatif anlamlı yordadığı belirlenmiştir. Erkeklerde ise, romantik ilişkilerde çatışma çözme boyutlarından olumsuz çatışma çözme stili ve boyun eğmenin ilişki yatırımını pozitif anlamlı yordadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Romantik ilişkilerde çatışma çözme, ilişki doyumu, ilişki yatırımı, öz-duyarlık

Duygusal ilişkiÇatışma çözmeÖlçekler+3
Kübra Korkmaz
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Romantik ilişkilerde doyum modeli: Temel psikolojik ihtiyaçlar, bilinçli farkındalık, ilişki niteliği, yükleme tarzları

Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinde romantik ilişki doyumu ile temel psikolojik ihtiyaçlar, bilinçli farkındalık, ilişki niteliği ve yükleme tarzları arasındaki ilişkiler, önerilen Romantik İlişkilerde Doyum modeli çerçevesinde incelenmiştir. Ayrıca araştırmada, İlişkilerde Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği'nin Türk örneklemine uyarlama çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Ölçek uyarlama çalışması için 105'i erkek, 136'sı kadın toplam 241; Romantik ilişkilerde Doyum Modeli'nin test edilmesi için 584 kadın, 473 erkek olmak üzere toplam 1057 kişi çalışmaya katılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, İlişkilerde Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği'nin uyarlama çalışmalarında, ölçeğin orijinalinde olduğu gibi, özerklik, yeterlik, ilişkili olma olmak üzere 3 faktör ve 9 maddeden oluşan, 7'li Likert tipinde geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Romantik İlişkilerde Doyum Modeli testine göre; Temel Psikolojik İhtiyaçlar, Romantik İlişkilerde Doyumu yordamaktadır. Ayrıca Temel Psikolojik İhtiyaçlar ve Romantik İlişki Doyumu ilişkisine; Nedensellik-Sorumluluk Yükleme Tarzları, Bilinçli Farkındalık ve İlişki Niteliği aracılık etmektedir. Nedensellik-Sorumluluk Yükleme Tarzları Romantik İlişkilerde Doyumu yordamaktadır. Nedensellik- Sorumluluk Yükleme Tarzları Romantik İlişkilerde Doyumu ilişkisinde, İlişki Niteliği ve Bilinçli Farkındalık aracılık etmektedir. Bilinçli Farkındalık Romantik İlişkilerde Doyumunu yordamaktadır. Bilinçli Farkındalık ve Romantik ilişki Doyumu ilişkisinde, İlişki Niteliği I.Yapısal Model için aracılık etmekte, II.Yapısal Model için aracı etkisi anlamlı bulunmamaktadır. Anahtar kelimeler: Romantik ilişki doyumu, temel psikolojik ihtiyaçlar, bilinçli farkındalık, ilişki niteliği, yükleme tarzları

Bilinçli farkındalıkDuygusal ilişkiPsikolojik ihtiyaçlar+5
Sezen Güleç
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Romantik ilişkilerde bağlanma stilleri, romantik kıskançlık ve ilişki doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma romantik ilişkilerde bağlanma stilleri, romantik kıskançlık ve ilişki doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışma grubunu Şanlıurfa ilinde yaşayan, 18-61 yaş arası (X=28.73) romantik ilişkisi olan 237 erkek ve 223 kadın olmak üzere toplam 460 katılımcı oluşturmuştur. Veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Romantik Kıskançlık Ölçeği, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II ve İlişki İstikrarı Ölçeği kullanılmıştır. Analiz sonuçları, bağlanma stillerinin romantik kıskançlık düzeyinin önemli bir yordayıcısı olduğunu, kaygılı bağlanma arttıkça kıskançlığın arttığını, kaçınmacı bağlanma arttıkça kıskançlığın azaldığını göstermektedir. Ayrıca kaçınmacı bağlanma ile ilişki doyumu, her üç tür kıskançlık tetikleyicisi, duygusal tepki, konuşma yöntemi, kıskançlığın olumlu etkilerine ilişkin görüşlere katılma düzeyi arasında negatif; umursamama yöntemi arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Sonuçlar, ilişki süresi ile kıskançlık, duygusal tepki, kaybetme korkusu, yapıcı baş etme yöntemi arasında negatif bir ilişki olduğunu göstermektedir. Elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: İlişki doyumu, kıskançlık, kaygılı bağlanma, kaçınmacı bağlanma.

BağlanmaBağlanma stilleriDuygusal ilişki+3
Sariye Sümer
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Romantik çiftlerde öznel partner affediciliğinin ilişki istikrarına etkisi

Bu araştırmanın amacı romantik çiftlerde öznel partner affediciliği ile ilişki istikrarı değişkenleri (ilişki doyumu, seçeneklerin niteliğinin değerlendirilmesi ve ilişki yatırımı) arasındaki ilişkinin ikili (dyadic) bağlamda incelenmesidir. Örneklem grubu belirlenirken ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmış, en az 6 aylık romantik ilişki içerisinde olan, 18-30 yaş grubundaki 116 çiftten (n=232) veri toplanmıştır. Araştırmada bağımsız değişkenlerin bireyin kendisinin (aktör) ve partnerinin (partner) bağımlı değişkeni üzerindeki etkisini inceleyebilmek amacıyla Aktör Partner Karşılıklı Bağımlı Model (APKM) kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Öznel Partner Affedicilik Ölçeği ve İlişki İstikrarı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre bireylerin partnerleri tarafından affedildiklerini hissetme puanlarının artması kendilerinin ve partnerlerinin ilişki doyumlarını artırmaktadır. Seçeneklerin niteliğini değerlendirme ve öznel partner affediciliği arasındaki APKM sonuçları bireylerin affedildiklerini hissetme puanları arttıkça partnerlerinin seçeneklerin niteliğini değerlendirme puanlarının azaldığını göstermektedir. İlişki yatırımı ve öznel partner affediciliği APKM sonuçları ise bireylerin affedildiklerini hissetme puanları arttıkça partnerlerinin ilişki yatırım puanlarının arttığını göstermektedir. Bulgular ışığında araştırmacılara ve uygulayıcılara önerilerde bulunulmuştur.

BağışlamaDuygusal ilişkiPartner davranışları+2
Esra Eker
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlişkisel belirsizliğin ilişki istikrarı üzerindeki diyadik etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın ilk amacı romantik ilişkisi bulunan bireylerin ilişkisel belirsizlik alanlarının belirlenmesidir. İkinci amacı ise romantik çiftlerde ilişkisel belirsizliğin ilişki istikrarının belirleyicisi olan ilişki doyumu, alternatiflerin kalitesi ve yatırım miktarı değişkenlerini açıklamadaki rolünün Aktör-Partner Karşılıklı Bağımlı Model çerçevesinde incelenmesidir. Araştırmanın amaçlarını gerçekleştirmek için iki farklı araştırma grubu oluşturulmuştur. Birinci amacı gerçekleştirmek için oluşturulan 335 kişilik romantik ilişki içerisinde olan partner grubundan 90 çift (n = 180 birey) ikinci araştırma grubu için seçilmiştir. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları Kişisel Bilgi Formu, İlişkisel Belirsizlik Ölçeği ve İlişki İstikrarı Ölçekleridir. Araştırma sonuçlarına göre bireyleri yaşadığı romantik ilişkide en çok belirsizliğe düşüren alanlar; uzak mesafeli ilişki yaşama, iletişim sorunları ve kariyer hedefleri alanlarıdır. Bununla birlikte, romantik ilişkisi olan çiftlerin ilişkisel belirsizliği ile ilişki doyumları, alternatiflerin kalitesi ve yatırım miktarları arasında aktör-partner etkileri bulunmuştur. Elde edilen bulgular ilgili alanyazın ışığında ve Belirsizliği Azaltma Teorisi bağlamında tartışılmış ve gelecekteki çalışmalar ve uygulayıcılara önerilerde bulunulmuştur.

Alternatiflerin kalitesiDuygusal ilişkiYatırım miktarı+5
Ömer Kamalak
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVID-19 pozitif geçmişi olan beliren yetişkinlik dönemindeki romantik çiftlerde ilişki sürdürme stratejileri

Bu çalışma covid-19 pozitif geçmişi olan ve romantik ilişki yaşayan çiftlerde ilişki sürdürme stratejilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştımanın amacına yönelik olarak nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt ve maksimum örnekleme yöntemleri kullanılarak romantik ilişki yaşayan çiftlerden en az birinin covid-19 pozitif geçmişe sahip olması kriteri ile belirlenen 16 kişiden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak yüz yüze yapılan görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen "Covid-19 Salgın Döneminde Romantik İlişki Sürdürme Stratejileri Formu" kullanılmıştır. Görüşme sonucunda elde edilen veriler Maxqda programı ile içerik analizine tabi tutulmuş ve araştırma olgusuna ilişkin temalar ve kodlar belirlenmiştir. İçerik analizi sonucunda beliren yetişkinlik dönemindeki romantik ilişki yaşayan çiftlerin salgın öncesi dönemde yaşadıkları ilişkisel zorluklar arasında iletişim kuramama, ilgisizlik ve kıskançlık; partnerlerden biri covid-19 pozitif iken ise sorumlulukları aksatma ve kaybetme korkusunun olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte romantik ilişki yaşayan çiftlerin ilişki sürdürme stratejilerine ilişkin elde edilen bulgular sırasıyla salgın öncesi dönemde sevgi, saygı ve ortak zaman geçirme; salgın döneminde hayal kurma, sürpriz yapma, çevrim içi iletişim, çevrim içi ortak alanlar yaratma ve anlayış gösterme; partnerlerden biri covid-19 pozitif iken sabır gösterme, sadakat, anıları konuşma, özlem, destek olma ve ilgi, ölüm korkusu; partnerlerden biri covid-19 negatife döndüğünde ise güven ve ilişkilerinin geleceğini konuşma olarak belirlenmiştir. Araştırmanın sonuçları ilgili kuramsal bilgiler ve alanyazın eşliğinde yorumlanarak önerilerde bulunulmuştur.

COVID 19Duygusal ilişkiPandemiler+3
Büşra Ertürk
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yakın ilişkilerde gelişmeleri kaçırma korkusu ve duygusal yalnızlık arasındaki ilişkiyi açıklamada partner sosyotelizminin aracı rolü

Bu çalışmada, yakın ilişki içerisinde olan (flört/sevgili/sözlü/nişanlı/evli) bireylerin gelişmeleri kaçırma korkusu ve duygusal yalnızlıkları arasındaki ilişkinin açıklanmasında algıladıkları partner sosyotelizminin aracı rolü incelenmiştir. Araştırma grubu 335'i (%70.1) kadın, 143'ü (%29.9) erkek olmak üzere 478 katılımcıdan oluşmaktadır. Veri toplama araçları olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, gelişmeleri kaçırma korkusunu ölçmek amacıyla Eksik Kalma Korkusu Ölçeği (EKKÖ), yalnızlık düzeylerini belirlemek için Yetişkinler İçin Sosyal ve Duygusal Yalnızlık Ölçeği (Selsa-S) ve bireylerin partnerleri tarafından algıladıkları sosyotelizm davranışını ölçmek üzere Partner Sosyotelizm Ölçeği (PSÖ) kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizleri Sosyal Bilimler İstatistik Paket Programı (SPSS) 26 kullanılarak yapılmıştır. Yapılan betimsel analizler sonucunda, gelişmeleri kaçırma korkusu, duygusal yalnızlık ve partner sosyotelizmi cinsiyete göre farklılık göstermemektedir. Gelişmeleri kaçırma korkusu, duygusal yalnızlık ve partner sosyotelizmi arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Aracılık rolünün test edilmesi için PROCESS Makro (Model 4) kullanılmış ve gelişmeleri kaçırma korkusu ile duygusal yalnızlık arasında algılanan partner sosyotelizminin pozitif yönde kısmı aracılık rolü olduğu görülmüştür. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ilgili alanyazın bağlamında tartışılmış, araştırmacılar ve uygulamacılar için araştırma sonuçlarına dayalı öneriler sunulmuştur.

Duygusal ilişkiDuygusal yalnızlıkGelişmeleri kaçırma korkusu+3
Elif Gökçe Tecdelioğlu
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Duygusal istismar farkındalığı psiko-eğitim programı'nın üniversite öğrencilerinin romantik ilişkileri üzerindeki etkisi

Bu çalışmanın amacı, 'Duygusal İstismar Farkındalığı Psiko-eğitim Programı'nın üniversite öğrencilerinin şiddeti kabul düzeyleri, duygusal istismar farkındalık düzeyleri, duygusal istismar uygulama ve maruz kalma düzeyleri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim-öğretim yılı Güz yarıyılında Çukurova Üniversitesi'nin farklı bölümlerinde öğrenimlerine devam eden ve çalışmaya katılma konusunda gönüllü olan 30 üniversite öğrencisi (15 deney, 15 kontrol) oluşturmaktadır. Kontrol grubundaki katılımcılara hiçbir deneysel işlem yapılmazken, deney grubundaki katılımcılara haftada bir olmak üzere ortalama 90 dakika süren 9 oturumluk program uygulanmıştır. Araştırmada nitel ve nicel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda yarı-deneysel araştırma desenlerinden öntest-sontest kontrol gruplu model kullanılmıştır Araştırmanın nitel boyutunda ise katılımcılardan odak grup görüşmesi yoluyla program ile ilgili görüşleri alınmıştır. Hem deney hem de kontrol grubundaki katılımcılara uygulama öncesinde öntest, sonlandırmanın ardından sontest ve 3 ay sonrasında da izleme testi yapılmıştır. Sontestin ardından deney grubundaki katılımcılarla odak grup görüşmesi yapılmıştır. Araştırmada 'Çiftler Arası Şiddeti Kabul Ölçeği(ÇAŞKÖ)', araştırma kapsamında geliştirilen 'Romantik İlişkide Duygusal İstismar Farkındalık Ölçeği(RİDİFÖ)' ve Çok Boyutlu Duygusal İstismar Ölçeği (ÇBDİÖ)' ve araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen verilen parametrik olmayan testler ve nitel veri analizi aracılığıyla değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, 'Duygusal İstismar Farkındalığı Psiko-eğitim Programı'nın, deney grubundaki katılımcıların ÇAŞKÖ puanlarını anlamlı azalttığını ve RİDİFÖ toplam, 'İlişkiyi Sürdürme' ve 'İlişkiyle İlgili Yargılar' puanlarını anlamlı düzeyde arttırdığını göstermektedir. "İlişkiyi Yönetme" alt ölçek puanında ise herhangi bir değişim yaratmadığı belirlenmiştir. Bu etkilerin izleme testinde de devam ettiği belirlenmiştir. 'Duygusal İstismar Farkındalığı Psiko-eğitim Programı'nın, ÇBDİÖ puanlarında deney öncesi ve sonrasında yapılan ölçümlerde anlamlı bir farklılık yaratmadığı belirlenmiştir. Ancak izleme ölçümünde ÇBDİÖ'nin uygulama boyutunun 'Kontrol' ve 'Aşağılama' alt ölçek puanlarının ve maruz kalma boyutu toplam puan ve 'Kontrol' alt ölçeği puanlarının artmasında etkili olduğu anlaşılmıştır. Katılımcılar programın kendileri için etkili olduğunu ve program sayesinde duygusal istismar konusunda farkındalıklarını arttırdığını belirtmişlerdir. Bulgular flört şiddetini önlenmesine yönelik yapılabilecek çalışmalar ışığında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Duygusal istismar, şiddeti kabul, psiko-eğitim, üniversite öğrencileri, flört şiddeti, yakın ilişkide şiddet, romantik ilişki

Duygusal ilişkiDuygusal istismarEğitim psikolojisi+4
Sümbül Yalnızca Yıldırım
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Romantik ilişkide benlik değişimi ve ilişki doyumu: Benlik saygısının aracı rolü

Bu araştırmada, genç yetişkinlerin romantik ilişkisinde yaşadıkları benlik değişimi ve ilişki doyumu arasındaki ilişkide benlik saygısının aracı rolü incelenmiştir. Araştırma, çevrim içi ortamda ulaşılan 2021-2022 eğitim-öğretim yılında öğrenimine devam etmekte olan 589 lisans ve lisansüstü öğrencisiyle gerçekleştirilmiştir. Yaş ortalaması 24.97 olan katılımcıların 212'si (%36) erkeklerden, 377'si (%64) kadınlardan oluşmaktadır. Araştırmada genç yetişkinlerin romantik ilişkisinde yaşadıkları benlik değişimine ilişkin veriler 'Türkçe Romantik İlişkilerde Benlik Değişimi Ölçeği'(Dinçer, 2017), ilişki doyumun ilişkin veriler 'İlişki İstikrar Ölçeği'(Büyükşahin, Hasta ve Hovardaoğlu, 2005), benlik saygısına ilişkin veriler 'Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği'(Çuhadaroğlu, 1986) ve kişisel bilgilere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler Pearson Momentler Çarpım Korelasyon analizi ve Process Macro 4.1 kullanılarak aracılık analizine tabi tutulmuştur. Elde edilen bulgular araştırmanın hipotezlerini destekleyerek değişkenler arasında anlamlı ilişkilerin varlığını ortaya koymuştur. Araştırmanın sonucunda ilişki doyumu ve benlik saygısı değişkenlerinin, benlik değişiminin alt boyutları olan benlik genişlemesi ve benlik budanması ile pozitif yönde anlamlı düzeyde, benlik değişiminin diğer alt boyutları olan benlik daralması ve benlik kirlenmesi ile negatif yönde anlamlı düzeyde ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Aracılık analizleri sonucunda ise benlik saygısının benlik değişimin alt boyutları olan benlik genişlemesi, benlik daralması, benlik budanması ve benlik kirlenmesi ile ilişki doyumu arasında aracılık rolü oynadığı bulgulanmıştır. Sonuçlar alanyazın çerçevesinde tartışılarak, araştırmaya ve uygulamaya yönelik çeşitli önerilerde bulunulmuştur.

Benlik değişimiBenlik genişlemesiBenlik saygısı+3
Büşra Balcı
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Romantik ilişkideki bireylerin bağlanma stillerinin duygu durumları ve birbirlerine bağlanma stilleri üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı romantik ilişkilerde, kişinin partnerinin bağlanma stili ile kendi duygu durumu arasındaki ilişkide kişinin bağlanma stillerinin aracı rolünü incelemektir. Buna ek olarak çiftlerin bağlanma stilleri ve duygu durumları demografik değişkenler açısından da incelenmiştir. Araştırmanın kapsamını 6 ay ve daha uzun süredir romantik ilişkisi olan 231 çift (231 kadın ve 231 erkek) oluşturmaktadır. Veriler amaçlı örnekleme yöntemi kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler Kişisel Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II (YİYE-II) ve Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği-21 (DASS-21) aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS.25 ve M-Plus sürüm 7 programı kullanılmıştır. Romantik ilişkilerde partnerlerden birisinin depresyon, anksiyete ve stres düzeyleri üzerinde diğer partnerin bağlanma stilinin yordayıcı etkisine bakabilmek ve kişinin kendi bağlanma stilinin aracı rolünü test edebilmek amacıyla yol (path) analizi yapılmıştır. Bağlanma stilleri (kaygılı ve kaçınan) ve duygu durumun (depresyon, anksiyete ve stres) demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını tespit edebilmek amacıyla da tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve bağımsız örneklem t testi kullanılmıştır. Kadın katılımcıların duygu durumunu yordayan modelde, erkek kaygılı bağlanma puanları kadın kaygılı ve kadın kaçınan bağlanma puanlarını pozitif yönde yordamıştır. Kadın kaygılı bağlanma puanları kadın depresyon, kadın anksiyete ve kadın stres puanlarını pozitif yönde yordamıştır. Kadın kaçınan bağlanma puanları ise kadın depresyon ve kadın anksiyete puanlarını pozitif yönde yordamıştır. Erkek kaygılı bağlanma puanları kadın depresyon puanlarını doğrudan pozitif yönde yordamıştır. Ayrıca kadın kaygılı bağlanma puanları, erkek kaygılı bağlanma puanları ile kadın anksiyete ve kadın stres puanları üzerinde tam aracı, kadın depresyon puanları üzerinde ise kısmi aracı rol oynamıştır. Erkek katılımcıların duygu durumunu yordayan modelde, ise kadın kaygılı bağlanma puanları erkek kaygılı ve erkek kaçınan bağlanma puanlarını pozitif yönde yordamıştır. Erkek kaygılı ve erkek kaçınan bağlanma puanları erkek depresyon, erkek anksiyete ve erkek stres puanlarını pozitif yönde yordamıştır. Ayrıca erkek kaygılı bağlanma puanları, kadın kaygılı bağlanma ile erkek anksiyete, erkek depresyon ve erkek stres puanları üzerinde tam aracı rol oynamıştır. Erkek kaçınan bağlanma puanları da kadın kaygılı bağlanma ile erkek depresyon puanları üzerinde tam aracı rol oynamıştır. Anahtar Kelimeler: Bağlanma stilleri, Duygu durum, İkili (dyadic) analiz, Romantik ilişkiler.

BağlanmaBağlanma stilleriDuygudurum+3
Tuğçe İnkaya
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yetişkin bireylerde ilişki istikrarının yordanmasında duygusal zeka ve erken dönem uyumsuz şemaların rolü

Bu araştırmada yetişkin bireylerde ilişki istikrarının yordanmasında duygusal zeka ve erken dönem uyumsuz şemaların rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma yöntemi olarak nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 201 kadın (%77.6) ve 58 erkek (%22.4) olmak üzere toplam 259 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, İlişki İstikrarı Ölçeği, Duygusal Zekâ Ölçeği ve Young Şema Ölçeği- Kısa Form 3 (YŞÖ- KF 3) kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarında katılımcıların cinsiyetlerine göre ilişki doyumu, ilişki yatırımı, bağlanım boyutlarında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. İlişki süresine göre ilişki doyumu, bağlanım ve seçeneklerin niteliğini değerlendirme düzeylerinde de gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmazken, ilişki yatırımı boyutunda gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Son olarak katılımcıların yaş gruplarına göre ilişki doyumu düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Bu farkın kaynağını belirlemek için yapılan Post-Hoc Scheffe Testi sonucuna göre 18-28 yaş arasındaki bireylerin ilişki doyumu ortalamaları 29-38 yaş grubundaki bireylere göre daha yüksektir. İlişki süresine göre ilişki istikrarı incelendiğinde ise alt boyutlardan yalnızca ilişki yatırımı arasında anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Bu farklılığın kaynağı araştırıldığında ise ilişki süresi 6 yıl ve üzeri olan grubun ilişki süresi 1-5 yıl olan gruba göre daha yüksek anlamlı ortalamaya, 1-5 yıl olan grubun ise 1 yıldan daha az ilişki süresi olan gruba göre daha yüksek ve anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İlişki doyumunu en fazla duygusal zekânın iyimserlik boyutunun yordadığı; onu sırayla erken dönem uyumsuz şemalardan duygusal yoksunluk, başarısızlık ve duyguları ifade etmenin izlediği, diğer bağımsız değişkenlerin yordayıcı etkilerinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Duygusal zekâ, erken dönem uyumsuz şemaları, ilişki istikrarı, romantik ilişki, yetişkin.

Duygusal ilişkiDuygusal zekaErken dönem uyum bozucu şemalar+4
Özge Şen
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Romantik ilişki doyumuyla affetmeye ilişkin inançlar ve affetme arasındaki ilişki

Bu araştırmada romantik ilişkilerde doyumu ile affetme ve affetmeye ilişkin inançlar arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Gaziantep Üniversitesinde çeşitli fakültelerde lisans düzeyinde öğrenim gören ve en az 6 ay romantik ilişkiye sahip 313 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak "İlişki İstikrarı Ölçeği'nin İlişki Doyumu alt boyutu", "Affetmeye İlişkin İnançlar Ölçeği", "Heartland Affetme Ölçeği" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Korelasyon analizi sonuçlarına göre; ilişki doyumu ile ilişki durumu, kendini affetme ve affetmek ahlaklı davranışa teşviktir inancı ile düşük düzeyde ve olumlu yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Verilerin analizinde öğrencilerin ilişki doyumlarının yordayıcılarını belirlemek amacıyla Hiyerarşik Çoklu Regresyon analizi kullanılmıştır. Veri analizi sonucunda önemli çıkan yordayıcılara göre anlamlı bir fark olup olmadığını test etmek üzere tek yönlü varyans analizi ve t-testi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; bireylerin ilişki doyumlarının sözlü-nişanlı olanların flört edenlere göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Romantik ilişki yaşayan bireylerin "affetmek ahlaklı davranmaya teşviktir inancı" ile kendini affetme düzeyleri yükseldikçe ilişki doyum düzeylerinin de arttığı belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: ilişki doyumu, affetme, affetmeye ilişkin inançlar

BağışlamaDuygusal ilişkiÖlçekler+2
Gizem Reisoğlu
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Romantik ilişki yaşayan bireylerin çocukluk dönemi örselenme yaşantıları ilişki doyumu ve evlilik beklentisi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada romantik ilişki yaşayan bireylerin çocukluk dönemi örselenme yaşantıları ile ilişki doyumu ve evlilik beklentisi arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Gaziantep ilinde ikamet eden ve romantik bir ilişki içerisinde bulunan 268 birey oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak "Çocukluk Dönemi Örselenme Yaşantıları Ölçeği Kısa Formu", "İlişki Doyumu Ölçeği", "Evlilik Beklentisi Ölçeği" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde Spearman Sıra Farkları Korelasyon Katsayısı, Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis Testi'nden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda; romantik ilişki yaşayan bireylerin çocukluk çağı örselenme yaşantılarından cinsel istismar ile evlilik beklentisi arasında olumsuz yönde anlamlı ancak düşük düzey ilişki bulunmuştur. Araştırmanın bir diğer sonucuna göre ise; çocukluk çağı örselenme yaşantılarından duygusal istismar ile ilişki doyumu arasında olumsuz yönde anlamlı ve orta düzey ilişki olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; kadınların çocukluk dönemlerinde erkeklere göre daha fazla fiziksel, duygusal ihmal ve fiziksel istismara maruz kaldıkları bulgusuna ulaşılmıştır. İlişki durumu nişanlı olan katılımcıların evlilik beklenti düzeyleri, ilişki durumu evli olanlara göre daha yüksek bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Çocukluk dönemi örselenme yaşantıları, ilişki doyumu, evlilik beklentisi, romantik ilişki

Duygusal ilişkiEvlilikGaziantep+3
Sinem Akşemsettinoğlu
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Romantizm ve eş seçimi tutumunun romantik ilişki yaşantıları ve romantik ilişkilerdeki inançlar açısından incelenmesi

Bu çalışmada; romantik ilişki yaşantıları ve romantik ilişkilerdeki inançların romantizm ve eş seçimi tutumunu yordama gücünün belirlenmesi, üniversite öğrencilerinin romantizm ve eş seçimi tutumlarının çeşitli değişkenler açısından anlamlı farklılık gösterip göstermediğinin saptanması amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini 2015–2016 eğitim öğretim yılında Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinde eğitim gören öğrenciler oluştururken örneklemini ise basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile belirlenmiş Sağlık Meslek Yüksek Okulu, Eğitim Fakültesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Veteriner Fakültesi ve İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nden seçilen 593 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma verileri; araştırmacılar tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu", Cobb, Larson ve Watson (2003) tarafından geliştirilip; Güngör, Yılmaz ve Çelik (2011) tarafından Türkçeye uyarlanan "Romantizm ve Eş Seçimi Tutum Ölçeği", Brennan ve arkadaşları (1998) tarafından geliştirilip; Sümer (2006) tarafından Türkçeye uyarlanan "Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri" ve Eidelson ve Epstein (1982) tarafından geliştirilip, Kalkan (2006) tarafından Türkçeye uyarlan "İlişkilerde İnanç Envanteri" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde; farklılıklara ilişkin analizde bağımsız gruplar t-testi ile tek yönlü varyans analizi, değişkenler arasındaki ilişkiyi saptamak için pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı ve değişkenlerin romantizm ve eş seçme tutumunu ne derece yordadığını saptayabilmek için ise hiyerarşik regresyon analizi kullanılmıştır. Veriler SPSS 15.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Bulguların yorumlanmasında anlamlılık düzeyi .05 olarak alınmıştır. Araştırma sonucunda romantizm ve eş seçimi tutumları ile romantik ilişkilerde inanç ve romantik ilişki yaşantıları alt boyutları arasında genel anlamda pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Romantizm ve eş seçimi tutumlarının; kaygı, kaçınma, çaresizlik ve sevilmezlik alt boyutları tarafından pozitif yönde anlamlı şekilde yordandığı sonucuna ulaşılmıştır. Üniversite öğrencilerinin; romantizm ve eş seçimi tutumlarının toplam puanlarına bakıldığında cinsiyet, ilişki durumu ve ilişki çeşidi değişkenine göre anlamlı şekilde farklılık gösterdiği bulgusuna ulaşılmıştır. Bunun yanında romantizm ve eş seçimi tutumlarının toplam puanlarına bakıldığında yaş, sınıf düzeyleri, öğrenim görülen fakülteler ve yaşadıkları yer değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Duygusal ilişkiEş seçimiRomantizm+3
Merve Zeynep Şimşek
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin evliliğe ilişkin tutumlarında toplumsal cinsiyetin ve romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançların rolü

Bu araştırmanın amacı, Burdur ili Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi'nde öğrenim gören üniversite öğrencilerinin evliliğe ilişkin tutumları, toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumları ve romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançları arasındaki ilişkinin incelenmesi ve bazı değişkenler açısından katılımcıların evlilik tutum ölçeğinden aldıkları toplam puanlara göre tutumlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılaşma olup olmadığının belirlenmesidir. Araştırmada tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmış olup çalışma grubu 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi'nde öğrenim gören 654 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, 'İnönü Evlilik Tutum Ölçeği (İETO)', 'Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği (TCRTÖ)', 'Romantik İlişkilerde Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği(RAİNÖ)' ve araştırmacının hazırladığı 'Kişisel Bilgi Formu' kullanılarak toplanmıştır. İETÖ'nün cronbach alfa güvenirlik katsayısı .94, TCRTÖ'nün cronbach alfa güvenirlik katsayısı .93 ve RAİNÖ'nün cronbach alfa güvenirlik katsayısı .85 hesaplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı, Çoklu Hiyerarşik Regresyon Analizi, Bağımsız Örneklemler İçin T Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi(ANOVA) kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi ise .05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre evlilik tutumu toplam puanı ve toplumsal cinsiyet rolleri tutumu toplam puanı arasında negatif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Evlilik tutumu toplam puanı ile romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar toplam puanları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Toplumsal cinsiyet rolleri tutumu toplam puanı ve romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar toplam puanı arasında negatif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Kısacası evliliğe ilişkin tutum toplam puanları arttıkça toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutum toplam puanları azalmakta; romantik ilişkilerde akılcı olmayan inanç toplam puanları ise artmaktadır. Bir başka deyişle evliliğe ilişkin olumlu tutum arttıkça toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin eşitlikçi tutum azalmakta ve romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar artmaktadır. Araştırmanın bir diğer bulgusuna göre toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumların ve romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançların evliliğe ilişkin tutumları anlamlı şekilde yordamakta olduğu sonucuna varılmıştır. Bu iki değişkenden evliliğe ilişkin tutumları en fazla yordayan değişkenin romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar olduğu görülmektedir. Araştırma kapsamına dâhil edilen bu iki değişkenin evliliğe ilişkin tutumların %11.2'sini açıkladığı görülmektedir. Bu bulgulara ek olarak katılımcıların cinsiyeti, yaşı, yaşamının çoğunun geçtiği yer, romantik ilişki durumu ve aile birlikteliği değişkenlerine göre evliliğe ilişkin tutumlarında farklılaşma durumu incelenmiştir. Katılımcıların yaş düzeyleri açısından evliliğe ilişkin tutumlarında anlamlı farklılaşma bulunamamış ancak erkeklerin kadınlara göre, kırsal bölgelerde yaşayanların kentsel bölgelerde yaşayanlara göre, şu an ilişkisi olanların olmayanlara göre ve ebeveynleri bir arada olanların boşanmış olanlara göre evliliğe ilişkin tutumlarının daha olumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Evlilik Tutumu, Romantik İlişkilerde Akılcı Olmayan İnançlar, Toplumsal Cinsiyet Rollerine İlişkin Tutum

Akılcı olmayan inançlarDuygusal ilişkiEvlilik+6
Gözde Arıkan
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Romantik ilişkilerden beklentilere dair farkındalık ölçeğinin geliştirilmesi ve üniversite öğrencilerinin romantik ilişkilerden beklentilerine dair farkındalıklarının belirlenmesi

Bu araştırmanın iki temel amacı bulunmaktadır. Araştırmanın birinci amacı, üniversite öğrencilerinin romantik ilişkilerden beklentilerine dair farkındalıklarını ölçmeyi amaçlayan geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmektir. Araştırmanın ikinci amacı ise üniversite öğrencilerinin romantik ilişkilerden beklentilerine dair farkındalıklarını demografik değişkenlere göre incelemektir. Ölçek geliştirme çalışması kapsamında Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 2018-2019 eğitim-öğretim yılına devam eden üçüncü ve dördüncü sınıf olmak üzere toplamda 1727 üniversite öğrencisi ile, beklentilerin çeşitli demografik değişkenlere göre incelenmesi amacıyla 454 üniversite öğrencisi ile çalışma gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında araştırmacı tarafından geliştirilen Romantik İlişkilerden Beklentilere Dair Farkındalık Ölçeği ve Romantik İlişkilerde Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği kullanılmıştır. Geliştirilen ölçeğin güvenirliğini hesaplamak için test-tekrar test güvenirliği ve Cronbach Alpha Katsayıları hesaplamaları kullanılmıştır. Ölçeğin kapsam geçerliliğini için alan yazını incelenerek ölçek maddeleri yazılmış ve uzman görüşüne başvurulmuştur. Yapı geçerliliği çalışmaları için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Benzer ölçekler geçerliliği kapsamında ise Pearson Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında, üniversite öğrencilerin romantik ilişkilerden beklentilerine dair farkındalıkları bazı demografik değişkenlere göre incelenmiştir. Veri analizleri, SPSS 24 ve AMOS 22 paket programları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın birinci aşamasına ait verilerin analizleri sonucunda, 30 madde ve 5 alt boyuttan (güven beklentisi, ilişki kalite beklentisi, kültürel beklentiler, kendini kontrol beklentisi, fiziksel beklentiler) oluşan ölçek elde edilmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında, verilerin incelenmesi amacıyla bağımsız gruplar t-testi, kruskal Wallis h-testi, mann whitney u-testi, tek yönlü MANOVA testi ve çok değişkenli ANOVA testi kullanılmıştır. ANOVA testi sonucunda gruplar arası anlamlı farklılıklar görülmüş, farklılığın kaynağının anlaşılması için LSD post hoc testi uygulanmıştır. Öğrencilerin romantik ilişkilerden beklenti puanlarında cinsiyet, fakülte, bölüm, sınıf düzeyi, romantik ilişki durumu, algılanan ekonomik durum ve romantik eşle tanışma şekli açısından anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Öğrencilerin yaşları, üniversiteye geldikleri bölge ve romantik ilişki sürelerine göre romantik ilişkilerden beklentilerine dair farkındalıkları arasında anlamlı fark bulunamamıştır.

BeklentilerDuygusal ilişkiFarkındalık+3
Ersin Alakuş
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Genç yetişkinlerin romantik ilişki inançlarında otomatik düşüncelerin, beden algısının, duyguları ifade etme eğilimlerinin rolü

Bu araştırmanın amacı, genç yetişkinlerin romantik ilişki inançlarında otomatik düşüncelerin, beden algısının ve duygularını ifade etme eğilimlerinin rolünü belirlemektir. Araştırmada regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılında Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi'nin farklı fakültelerinde öğrenim gören 433 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, Küçükarslan ve Gizir (2012), tarafından Türkçe'ye uyarlanarak geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılan "Romantik İnançlar Ölçeği (RİÖ)", Kuzucu (2006) tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılan "Duyguları İfade Ölçeği (DİÖ)", Aydın ve Aydın (1990) tarafından geliştirilen "Otomatik Düşünceler Ölçeği (ODÖ)", Hovardaoğlu (1992) tarafından ölçeğin geçerlik ve güvenilirlik çalışmaları yapılan "Beden Algısı Ölçeği (BAÖ)" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Ölçeklerin bu çalışmadaki geçerliliklerini ölçmek üzere faktör analizi yapılmış ve faktör yapıları beklenilen dağılımı göstermiştir. RİÖ'nün cronbach's alpha güvenirlik katsayısı .85, DİÖ'nün cronbach's alpha güvenirlik katsayısı .74, ODÖ'nün cronbach's alpha güvenirlik katsayısı .95 ve BAÖ'nün cronbach's alpha güvenirlik katsayısı .94 olarak hesaplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde yüzde, frekans, standart sapma, bağımsız örneklemler için t testi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi ise .05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre genç yetişkinlerin romantik ilişki inançları ölçeğinin "aşk bir yolunu bulur" alt boyutunun cinsiyet (kadın olma) ile negatif, ilişkinin varlığı ile pozitif yönde anlamlı bir ilişkisi olduğu sonucu bulunmuştur. Elde edilen bir diğer bulguya göre genç yetişkinlerin romantik ilişki inançları ölçeğinin "ilk ve tek" alt boyutunun otomatik düşünceler alt boyutu olan "şaşkınlık ve kaçma fantezileri" ile pozitif yönde, "kişisel uyumsuzluk ve değişme istekleri" ve "cinsiyet (kadın olma)" ile negatif yönde anlamlı bir ilişkisi olduğu görülmüştür. Araştırmanın diğer bir bulgusuna göre genç yetişkinlerin romantik ilişki inançları ölçeğinin "idealleştirme" alt boyutunun otomatik düşünceler alt boyutu olan "yakınlık ve izolasyon" ile pozitif yönde, "kişisel uyumsuzluk ve değişme istekleri" ve "cinsiyet (kadın olma)" ile negatif yönde anlamlı bir ilişkisi olduğu görülmektedir. Araştırmadan elde edilen son bulguya göre genç yetişkinlerin romantik ilişki inançları ölçeğinin "ilk görüşte aşk" alt boyutunun otomatik düşünceler alt boyutu olan "yakınlık ve izolasyon" ve "beden algısı" ile pozitif yönde, "cinsiyet (kadın olma)" ile negatif yönde anlamlı bir ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Beden imajıDuyguları ifade etmeDuygusal ilişki+4
Özge Çeler
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Romantik ilişkilerde şiddetin yordayıcıları olarak reddedilme duyarlılığı ve kendini susturma

Bu araştırmanın amacı, romantik ilişki deneyimlemiş/deneyimlemekte olan üniversite öğrencilerinin reddedilme duyarlılığı ve kendini susturma davranışlarının flört şiddeti tutumunu yordayıp yordamadığını incelemektir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2022-2023 eğitim-öğretim döneminde Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi'nde farklı fakültelerde eğitim gören 307 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Bu araştırma kapsamında veri toplamak için "Yakın İlişkilerde Şiddete Yönelik Tutum Ölçeği- Gözden Geçirilmiş Formu (YİŞTÖ-GG)", "Reddedilme Duyarlılığı Anketi (RDA)" ve "Kendini Susturma Ölçeği (KSÖ)" kullanılmıştır. Veri toplama süreci tamamlandıktan sonra IBM SPSS 22.0 programına (Statistical Package for the Social Science) veri girişi yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde Bağımsız Gruplar t-testi, Tek Yönlü ANOVA, Pearson Korelasyonu ve Doğrusal Hiyerarşik Çoklu Regresyon Analizi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda YİŞTÖ-GG'nin kontrol ve istismar alt boyutundan aldıkları puan ortalamalarının ve ölçeğin toplam puanının erkekler lehine farklılaştığı tespit edilmiştir (p<.05). YİŞTÖ-GG Şiddet, Kontrol ve İstismar alt boyutlarından alınan ve ölçeğin toplam puanının yaş ve ebeveyn tutumları değişkenlerine göre anlamlı oranda farklılaştığı belirlenmiştir (p<.05). Mevcut araştırmada genç yetişkinlerin reddedilme duyarlılıklarının YİŞTÖ-GG Şiddet, Kontrol ve İstismar alt boyutundan alınan puanların anlamlı yordayıcısı olduğu saptanmıştır ve model gözlenen varyansın %12'sini açıklamıştır. Genç yetişkinlerin reddedilme duyarlılıklarının ve kendini susturmanın alt boyutu olan fedakarlığın ve kendini susturmanın Yakın İlişkilerde Flört Şiddetine Yönelik Tutum Ölçeği Kontrol alt boyutundan alınan puanların anlamlı yordayıcısı olduğu belirlenmiştir ve model gözlenen varyansın %27'sini açıklamıştır. Katılımcıların reddedilme duyarlılığının ve bölünmüş benliğinin Yakın İlişkilerde Flört Şiddetine Yönelik Tutum Ölçeği İstismar alt boyutundan alınan puanların anlamlı yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir ve model gözlenen varyansın %25'ini açıklamıştır. Sonuçlar literatür çerçevesinde tartışılmış ve gelecekteki araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Flört şiddeti, genç yetişkinlik dönemi, kendini susturma, reddedilme duyarlılığı, romantik ilişkiler.

Duygusal ilişkiGenç yetişkinlerKendini susturma davranışı+2
Faika Merve Karadoğan
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00

İlgili konular