Benlik algısı

Bu konu başlığı altında 116 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlerin sosyal medya tutumları ile benlik algıları arasındaki ilişkide dijital okuryazarlığın aracı rolü

Bu çalışmada ergenlerin sosyal medya tutumları ile benlik algıları arasındaki ilişkide dijital okuryazarlığın aracı rolünü incelemek amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemi, Bilecik ili Merkez ilçesinde ortaöğretim kurumlarında eğitimine devam eden 14-17 yaş grubunda yer alan 188 kız (%65,5), 99 erkek (%30.3) toplam 287 ergenden oluşmaktadır. Ölçme aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Sosyal Medya Tutum Ölçeği", "Dijital Okuryazarlık Ölçeği" ve "Ergenler İçin Benlik Algısı Ölçeği" kullanılmıştır. Analiz aşamasında veriler SPSS Statistics 23 programına aktarılarak tamamlanmıştır. İki grup arasındaki farklarda bağımsız örneklem t testi kullanılmış, ikiden fazla grup arasında fark olup olmadığı ise tek yönlü varyans analizi (One Way ANOVA) ile incelenmiştir. Ölçekler arasındaki ilişkinin incelenmesi için pearson korelasyon analizinden ve model testi için path (yol) analizinden yararlanılmıştır. Anlamlılık için p<0,05 kabul edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre ergenlerin sosyal medya tutumu, dijital okuryazarlık ve benlik algısı ölçek alt boyut puanları demografik değişkenlere göre farklılaşmaktadır. Path modeline göre sosyal medya tutum ölçeğinin dijital okuryazarlık ölçeği üzerinde pozitif yönde (β:0,475, p:0,000), dijital okuryazarlık ölçeğinin benlik algısı ölçeği üzerinde pozitif yönde (β:0,412, p:0,000) anlamlı bir etkisi bulunmaktadır. Ayrıca sosyal medya tutumlarının benlik algısı düzeyi üzerindeki etkisinde dijital okuryazarlık becerilerinin (β:0,196, p:0,005) aracı bir rol üstlendiği tespit edilmiştir. Sonuçlar değerlendirildiğinde ergenlerde dijital okuryazarlık becerileriyle desteklenen sosyal medya alışkanlıklarının, benlik algısı üzerinde olumlu etkisinden söz etmek mümkündür.

Benlik algısıDijital okuryazarlıkMedya okuryazarlığı
Eda Akpınar Doğan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Roman öğrencilerin okul terki riskleri ile bireysel ve ailevi değişkenler arasındaki ilişkiler

Bu araştırma COVID-19 Pandemi döneminde ortaokula devam eden Roman olan ve olmayan öğrencilerin okul terk risklerini çeşitli sosyodemografik değişkenlere göre ve psikolojik dayanıklılık, duygusal sorunlar, benlik algısı, okul iklimi ve okul terki riski yönünden karşılaştıran betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunu Ankara, İstanbul ve Balıkesir illerindeki 125 Roman ve 175 Roman olmayan öğrenci ve onların anne ve babaları oluşturmaktadır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Duygusal Sorunlar Alt Ölçeği- Ebeveyn Formu, Çocuklar için Benlik Algısı Profili, Okul Terk Etme Riski Ölçeği ve Okul İklimi Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde t Testi, Kruskal Wallis, Mann Whitney U Testleri kullanılmış olup analizler SPSS 26.00 ve AMOS 26 Programları aracılığıyla yürütülmüştür. Ortaokula giden Roman öğrencilerin okul terki riskleri ile başarısızlık algısı, antisosyal ve sessiz davranma tiplerindeki riskleri Roman olmayanlara kıyasla daha yüksek bulunmuş, Romanlar arasında da erkek öğrencilerin okul terki riski, başarısızlık algısı ve antisosyal davranma tiplerinde risk düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Roman öğrencilerin okul terki riski, başarısızlık algısı, sessiz ve antisosyal davranma tiplerindeki puanlarının sınıf düzeyine, ailenin aylık gelir düzeyine, kardeş sayısına ve babanın eğitim düzeyine göre fark bulunmadığı saptanmıştır. Anneleri ilkokul ve altı eğitim düzeyinde olan Roman öğrencilerin okul terki riskleri daha yüksek bulunmuştur. Uzaktan eğitime erişimi olan Roman öğrencilerin okul terki riski puanları daha yüksek bulunmuştur. Roman olan ve olmayan öğrencilerin psikolojik dayanıklılık, duygusal sorunlar ve okul iklimi puanları arasında fark anlamlı bulunmamıştır. Bulgular alanyazın doğrultusunda tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.

Benlik algısıCOVID 19Duygusal sorunlar+5
Nigar Şentürk
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üstün zekâlı kızlara yönelik hazırlanan genel ve akademik benlik algısı geliştirme programının etkililiği

Benlik; bireyin hayata geldiği ilk yıllardan itibaren, çevreyle girilen etkileşimler sonucu şekillenen devingen bir kavramdır. Bu kavrama yönelik geliştirilen otobiyografik yorumlar ise benlik algısını oluşturur ve bu oluşum, bir süreç içerir. Benlik algısı edinim süreci, var olan her birey için sağlam temellerle ilerlemesi gereken oldukça önemli bir süreç iken; bu süreç, sosyal-duygusal alanlarda aşırı duyarlılık gösteren üstün zekâlı bireylerde çok daha hassas bir şekilde ilerlemektedir. İlgili literatür ise; benlik algısı oluşturma aşamasında, üstün zekâlı kızların ereklere göre karşılaştıkları zorlukların daha fazla olduğunu göstermektedir. Bu bilgilerden yola çıkarak yürütülen çalışmada ise toplam 16 üstün zekâlı kız öğrenci (8 kişi deney grubu-8 kişi kontrol grubu) ile çalışılmış ve deney grubuna; 8 oturum içeren bir benlik algısı geliştirme programı uygulanmıştır. Araştırmada ölçülmek istenen değişkenlere yönelik; Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, Akademik Benlik Algısı Ölçeği, Bilimsel Tutum Ölçeği uygulanmıştır. Verilerin analizinde; IBM SPSS Statistics Base 22.0 programı ile Mann-Whitney U ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; uygulanan programın; deney grubunun genel ve akademik benlik algısı ön test ve son test puanlarında son test lehine anlamlı düzeyde farklılık oluşturduğu, bilimsel tutum puanlarında da son testte artış görüldüğü ancak bu artışın anlamlı düzeyde olmadığı belirlenmiştir.

Akademik benlikBenlik algısıBilimsel davranış+7
Mervenur Anlatan
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geç ergenlik dönemindeki bireylerde olumsuz benlik algısının sanal zorbalığa etkisi

Benlik algısı; bireyin yalnızca kendisi hakkındaki algılarıdır. İnsanların "ben" ve "bana ait olan" olarak tanımladıkları bir kavramdır. Bireyin kendisine dair geliştirdiği benlik algısı olumlu ya da olumsuz olarak değerlendirilebilir. Kendisini değersiz gören, sevgiden yoksun olduğunu düşünen, kendini tanımayan, kendini ifade etmekte zorlanan ve özgüvenli olma davranışı geliştirememiş bireyler, olumsuz benlik algısı geliştirmiş olarak düşünülebilir. Olumsuz benlik algısı geliştirmiş bireylerde de bazı olumsuz davranışlar gözlemlenebilir. Araştırmanın amacı; geç ergenlik dönemindeki bireylerde olumsuz benlik algısının sanal zorbalığa etki edip etmediğini ortaya koymaktır. Araştırmada Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve Sanal Zorbalık Ölçeği kullanılmıştır. Ölçekler üniversitelerin psikoloji bölümü birinci sınıflarında öğrenim gören 150 öğrenciye uygulanmış, 128'i değerlendirmeye alınmıştır. Yapılan istatistiksel değerlendirmeler sonucu Benlik Saygısı Ölçeği'nin D2 düzeyi ile Sanal Zorbalık değişkeni arasında anlamlı bir ilişki olduğu ortaya konmuştur.

Benlik algısıBenlik kavramıBenlik saygısı+6
Yonca Yaprak
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşitme engelli ergenlerin benlik algıları ile saldırganlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada işitme engelli ergenlerin benlik algıları ile saldırganlık düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. İstanbul İl Merkezi Fatih ilçesinde bulunan eğitim kurumları ve özel rehabilitasyon merkezlerinde eğitim alan ergenlik dönemindeki 230 işitme engelli birey bu araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS programı (Statistical Package for Social Sciences) kullanılarak analiz edilmiştir. Cinsiyet, eğitim, özel eğitime devam etme süresi, okul öncesi eğitim alıp almama durumu, ailenin aylık geliri, anne-baba birliktelik durumu, çocuk sayısı, anne baba öğrenim durumu, işitme kaybının nedeni, türü, derecesi, kullanılan işitme cihazı türü, işitme cihazı kullanım süresi araştırmanın değişkenleri arasında yer almaktadır. Bu değişkenler benlik kavramı ve agresyon ölçeği alt boyutları ile karşılaştırılmıştır. Söz konusu karşılaştırmalarda kullanılan uygun istatistiksel yöntemi belirlemek için benlik kavramı, fiziksel agresyon, sözel agresyon, öfke ve saldırganlık boyutunda yer alan verilerin dağılımının normal olup olmadığı Kolmogorov– Smirnov testi ile araştırılmış ve dağılımların normal olduğu görülmüştür. Araştırmanın nicel değişkenleri arasında ilişkileri saptamak amacıyla da Korelasyon analizi yapılmıştır. Elde edilen bulgular %95 güvenle, %5 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Çalışmada agresyon ölçeğine ait alt boyutların birbirleriyle korelasyonları incelendiğinde ise fiziksel agresyon ile sözel agresyon arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunmaktadır. Buna göre fiziksel agresyon eğilimi arttıkça, sözel agresyon eğilimi de artmaktadır.

Benlik algısıErgen psikolojisiSaldırganlık+1
Zahide Kantemür Köse
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beyaz yakalı çalışanların kendilerinde algıladıkları ego durumu ile yöneticilerinde algıladıkları ve bekledikleri ego durumları bağdaşımının (uyumunun)iş doyumları ile ilişkisi

Bu araştırmada, beyaz yakalı çalışanların kendilerinde algıladıkları ego durumu ile yöneticilerinde algıladıkları ve bekledikleri ego durumları uyumunun iş doyumları ile ilişkisi olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma ilişkisel tarama modeline uygun olarak düzenlenmiştir. Araştırmanın örneklemini, merkezi İstanbul'da bulunan ve üretim sektöründe yer alan firmalarda çalışan 298 beyaz yakalı çalışan oluşturmaktadır. Araştırmada, Transaksiyonel Analiz Kuramı bağlamında Ego Durumları Ölçeği, Minnesota İş Doyum Ölçeği ve araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu katılımcılara dağıtılarak doldurmaları sağlanmıştır. Toplanan veriler SPSS ve Microsoft Office Excel programları aracılığı ile kodlanmış, Ki Kare Uyum İyiliği testi ve Bağımsız Gruplar t Testi teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; çalışanların kendilerinde algıladıkları, yöneticilerinde algıladıkları ve bekledikleri baskın ego durumlarının farklılık gösterdiği ve ego durumları arasında uyumsuzluk olduğu saptanmıştır. Çalışanların kendilerinde algıladıkları baskın ego durumu ile yöneticilerinde algıladıkları baskın ego durumunun aynı ya da farklı olması iş doyum düzeyinde bir farklılık göstermez iken, kendilerinde algıladıkları baskın ego durumu ile yöneticilerinde bekledikleri baskın ego durumu aynı olanların diğerlerine kıyasla iş doyum düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Beraberinde yöneticide algılanan baskın ego durumu ile onda beklenen baskın ego durumunun aynı olması halinde farklı olanlara kıyasla daha yüksek iş doyumuna rastlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Transaksiyonel Analiz, Ego Durumları, İş Doyumu.

AlgıBenlikBenlik algısı+7
Nerman Söylemez
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesine devam eden 5 - 6 yaş grubu öğrencilerin benlik kavramlarının annelerinin yaşam doyumları bağlamında incelenmesi

ÖZETBu araştırmanın amacı, okul öncesine devam eden 5-6 yaş grubu öğrencilerin benlik kavramları ile annelerinin yaşam doyumları arasındaki ilişkiyi incelemek ve öğrencilerin benlik kavramlarının çeşitli demografik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını sınamaktır. Bu amaçla çocukların benlik kavramları; annelerinin yaşam doyumları ve çeşitli bağımsız değişkenler (cinsiyet, yaş, kardeş sayısı, doğum sırası, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyleri ve annelerinin yaşlarına) açısından incelenmiştir. İlişkisel tarama modeli niteliğindeki bu araştırmanın çalışma grubunu; 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılında, resmi ve özel okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden toplam 115 öğrenci ve onların anneleri oluşturmaktadır. Verilerin analizinde, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Tekniği, Bağımsız Grup t Testi, Mann Whitney-U Testi, Kruskal Wallis-H Testi tekniklerinden yararlanılmıştır.Araştırmadan elde edilen sonuçlar, okul öncesine devam eden 5-6 yaş grubu öğrencilerin benlik kavramları ile annelerinin yaşam doyumları arasında doğrusal ancak anlamlı olmayan bir ilişkinin olduğunu göstermektedir. Ayrıca, çocukların bağımsız değişkenlerinden cinsiyet ve yaş değişkenine göre anne kabul düzeylerinin değiştiği, okul türüne göre benlik kavramlarında anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür. Buna karşın annenin yaşı, kardeş sayısı, doğum sırası, anne eğitim düzeyi ve baba eğitim düzeyi değişkenlerine göre çocukların benlik kavramlarının farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak, araştırma bulguları çerçevesinde elde edilen sonuçlar tartışılmış ve yine bulgular ışığında çeşitli önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Dönem, Benlik Kavramı, Yaşam Doyumu

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerBenlik algısı+4
Yeşim Kılıçaslan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Algılanan ebeveyn tutumları ve benlik algısı ile alkol madde kullanımı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı algılanan ebeveyn tutumları ve benlik algısı ile alkol madde kullanımı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu sebeple Demografik Bilgi Formu aracılığı ile elde edilen bilgilerin alkol madde kullanımı ile ilişkilerinin incelenmesi de amaçlanmaktadır. Araştırmada 18 – 30 yaş aralığında yer alan 314 kadın, 133 erkek katılımcı toplamda 447 kişi yer almaktadır. Katılımcılara sırasıyla Bilgilendirilmiş Onam Formu, Demografik Bilgi Formu, Kısaltılmış Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği, Sosyal Karşılaştırma Ölçeği ve Michigan Alkolizm Madde Tarama Testi uygulanmıştır. Elde edilen veriler Pearson Korelasyon Analizi, Bağımsız örneklem t testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Regresyon analizleri kullanılarak incelenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre algılanan ebeveyn tutumları ile alkol madde kullanımı ve benlik algısı ile alkol madde kullanım arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmazken, benlik algısı ile algılanan ebeveyn tutumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki görülmüştür. Anlamlı görülen bu modelde ebeveyn tutumlarından olan anne duygusal sıcaklık, baba duygusal sıcaklık ve anne aşırı koruyuculuk alt boyutları yordayıcı parametreler olarak görülmüştür. Anne duygusal sıcaklık, baba duygusal sıcaklık ile benlik algısı puanları arasında pozitif, anne aşırı koruma ile benlik algısı arasında negatif bir ilişki olduğu bulunmuştur. Katılımcıların cinsiyetlerine, yaşlarına, eğitim ve medeni durumlarına göre alkol madde kullanımı incelendiğinde, Alkol madde kullanımının cinsiyete, eğitim durumuna göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı, medeni duruma göre ise farklılaşmadığı görülmüştür. Ek olarak yaş değişkeni ve alkol madde kullanımı arasında bir ilişki olmadığı da görülmüştür. Cinsiyete göre bakıldığında kadınlara oranla erkeklerin MATT ölçek ortalama puanları daha fazlayken, eğitim durumu değişkeninde ise lise mezunlarının, üniversite ve yüksek lisans/doktora mezunlarına göre MATT ölçek ortalama puanlarının daha fazla olduğu görülmüştür. Mevcut çalışmadan elde edilen sonuçlar literatür çerçevesinde tartışılmıştır.

Alkol içmeAlkolizmAna-baba algısı+3
Muhammed Fatih Karaaslan
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Aile içi şiddete maruz kalan kadınların kendilik algısı, aile içi şiddetle başa çıkma özyeterliği ve stresle başa çıkma tarzlarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı eşi tarafından şiddete maruz kalan kadınların kendilik algılarının aile içi şiddetle başa çıkma özyeterlikleri ve stresle başa çıkma tarzları arasındaki ilişkide; olumsuz otomatik düşüncelerinin ve duygu düzenleme güçlüklerinin aracılık etkisini incelemektir. Araştırma örneklemini eşi tarafından şiddete uğrayan 479 kadın oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında veri toplama amacıyla katılımcılara Sosyal Karşılaştırma Ölçeği, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği, Olumsuz Otomatik Düşünceler Ölçeği, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği, Aile İçi Şiddetle Başa Çıkma Özyeterliği Ölçeği ve demografik özellikleri değerlendirebilmek için araştırmacı tarafından oluşturulan demografik form uygulanmıştır. Araştırmanın hipotetik modeli Lisrel 8.80 paket programında Yapısal Eşitlik Modellemesi ile test edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; kadınların kendilik algıları ile aile içi şiddetle başa çıkma özyeterlikleri arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüklerinin ve olumsuz otomatik düşüncelerinin kısmi aracılık etkisinin olduğu belirlenmiştir. Çalışmanın diğer bulgularına bakıldığında; olumsuz otomatik düşüncelerin kendilik algısı ile duygulara yönelik stresle başa çıkma arasındaki ilişkide tam aracılık etkisinin olduğu, kendilik algısı ile probleme yönelik stresle başa çıkma arasındaki ilişkide ise kısmi aracılık etkisinin olduğu görülmüştür. Ayrıca duygu düzenleme güçlüğünün, kendilik algısı ile duygulara yönelik stresle başa çıkma arasındaki ilişkide tam aracılık etkisinin olduğu, kendilik algısı ile probleme yönelik stresle başa çıkma arasındaki ilişkide ise kısmi aracılık etkisinin olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın sonuçları ilgili alan yazın kapsamında tartışılarak ileride yapılacak çalışmalar için öneriler sunulmuştur.

Aile içi şiddetBenlik algısıDuygu düzenleme güçlüğü+6
Nilgün Onnar
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadına yönelik şiddet haberlerine ilişkin medya takip alışkanlıklarının, şiddet tehdidi değerlendirmesinin, korku, çaresizlik, umutsuzluk, talihsizlik düzeyleri ve benlik algısının depresyon üzerindeki rolleri

Bu araştırma kadına yönelik şiddet haberlerine maruz kalmaya ilişkin medya takip alışkanlıklarının, şiddet tehdidi değerlendirmesinin, korku, çaresizlik, umutsuzluk, talihsizlik düzeyleri ve benlik algısının depresyon üzerindeki rollerini incelemeyi amaçlamaktadır. İlişkisel tarama modeline göre kurgulanan araştırmanın örneklemini gönüllü katılım sağlayan 18-65 yaş aralığındaki 310 kadın oluşturmaktadır. Araştırmanın verilerini elde etmek için Demografik Bilgi Formu, Medya Takip Alışkanlıkları Formu, Devam Eden Şiddet Tehdidi Formu, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, Korku ve Kontrol Duygusu Ölçeği, Spielberger'in Durumluk- Sürekli Kaygı Envanteri, Umutsuzluk Çaresizlik ve Talihsizlik Ölçeği ve Beck Depresyon Ölçeği kullanılmıştır. Bu çalışmanın sonucunda, kadına yönelik şiddet haberlerine maruz kalma oranının yüksek oluşunun kadınlarda depresyon, talihsizlik, korku, sürekli ve durumluk kaygı düzeyini arttırdığı tespit edilmiştir. Kadınlarda benlik saygısı düzeyinin yüksek olmasının kadına yönelik devam eden şiddeti değerlendirme düzeyini düşürdüğü korku, çaresizlik ve talihsizlik düzeyinin yüksek olmasının ise kadına yönelik devam eden şiddeti değerlendirme düzeyini arttırdığı ortaya konmuştur.

Benlik algısıDepresyonHaberler+6
Hava Saçin
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aile içi şiddet mağduru olan kadınlarda kendilik algısı, psikopatoloji ve bilişsel duygu düzenleme stratejileri

Problemin Tanımı: Bu çalışmanın amacı, şiddete maruz kalan kadınlarda bilişsel duygu düzenleme stratejileri, kendilik algısı ve psikopatoloji arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Şiddete maruz kalan ve kontrol grubunu oluşturan şiddete maruz kalmayan kadınların, kullandıkları bilişsel duygu düzenleme stratejileri, kendilik algısı ve ruh sağlıkları arasında farklılaşma olup olmadığı da değerlendirilmiştir. Yöntem: Çalışmaya şiddete maruz kalan 121 kadın, şiddete maruz kalmayan 86 kadın olmak üzere toplam 207 kadın alınmıştır. Katılımcılara Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği (BDDÖ), Sosyal Karşılaştırma Ölçeği (SKÖ), Belirti Tarama Listesi (SCL-90-R), cinsel ve fiziksel şiddeti değerlendirmek amacıyla Kadına Yönelik Şiddeti Derecelendirme Ölçeği (KYŞDÖ), sözel ve ekonomik şiddet yaşantılarını içeren anket ile sosyodemografik özellikler ve bilgi formu verilmiştir. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 32,34±10,82 olup, %46,6'sı evli, %59,9'u üniversite mezunudur. Şiddete maruz kalan kadınların SCL-90-R ve BDDÖ alt ölçeklerinden kendini suçlama, felaketleştirme ve diğerlerini suçlama puanlarının anlamlı derecede yüksek; kendilik algısı puanlarının ise anlamlı derecede düşük olduğu saptanmıştır. Kendilik algısı ile kendini suçlama, felaketleştirme, kabul bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve SCL-90-R'nin tüm alt ölçekleri arasında negatif yönde anlamlı ilişki saptanmıştır. SCL-90-R alt ölçekleri ile bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasında anlamlı ilişkiler saptanmış olup felaketleştirme stratejisinin somatizasyon, anksiyete, hostilite düzeylerini pozitif yönde; kabul stratejisinin kişilerarası duyarlılık, depresyon, anksiyete düzeylerini pozitif yönde; bakış açısına yerleştirme stratejisinin depresyon düzeyini negatif yönde yordadığı bulunmuştur. Sonuç: Aile içi şiddet; beden, zihin ve ruh bütünlüğü açısından bir risk faktörüdür. Şiddete maruz kalan kadınlarda, uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri kullanıldıkça psikopatoloji düzeyleri artmakta ve kendilik algısı olumsuz etkilenmektedir. Olumsuz kendilik algısıyla, psikopatoloji belirtilerinde de artış gözlenmektedir. Şiddet mağduru kadınların kendilik algısının, psikopatoloji belirti düzeylerinin ve uyumsuz stratejilerinin yükselme eğiliminde olduğu saptanmıştır. Elde edilen bulgular, şiddete maruz kalan kadınlar ile çalışan uzmanlara müdahale stratejileri oluştururken yol gösterici olabilir. Anahtar Kelimeler: Şiddet, Aile içi şiddet, Kadına şiddet, Bilişsel duygu düzenleme, Psikopatoloji, Kendilik algısı.

Aile içi şiddetBenlik algısıBilişsel duygu düzenleme+3
Zeynep Şahin
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlerde sosyal medya kullanım sıklığı ve özgüven düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada lise öğrencilerinin sosyal medya kullanım sıklığı ile özgüven düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesini amaçlanmıştır. Araştırmaya2017-2018 yıllarında İstanbul ili Bakırköy ilçesinde, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olan Ataköy Cumhuriyet Anadolu Lisesi'nde öğrenim gören 135'i kadın, 112'si erkek toplamda 247 öğrenci katılmıştır. Katılımcılara araştırmacı tarafından geliştirilen sosyo-demografik form, sosyal medya tutumlarının ölçülmesi için Otrar ve Argın (2015) tarafından geliştirilen ''Öğrencilerde Sosyal Medya Tutum Ölçeği'', özgüven düzeyinin belirlenmesi için ise Akın (2017) tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılarak Türkçeye uyarlanan ''Özgüven Ölçeği'' kullanılmıştır. Elde edilen veriler öngörülen istatistik teknikleri kullanılarak SPSS Windows Paket Programı aracılığıyla çözümlenmiştir.Yürütülen çalışma sonucunda lise öğrencilerinin internette 4 saat ve daha fazla zaman geçiren ergenlerin paylaşma ihtiyacı alt ölçeğinden aldıkları ortalamalar internette 2-3 saat ve 1 saat ve daha az zaman geçiren ergenlerin ortalamalarından anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur. Baba eğitim düzeyine göre ergenlerin babaları ilköğretim ve altı düzeyde eğitimi olanların Öğretmenlerle İlişki alt ölçeğinden aldıkları ortalama puanlar babaları üniversite ve üstü düzeyde eğitimi olanların aldıkları ortalama puanlardan anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur. Araştırmada elde edilen bulgulara göre ergenlerin Sosyal Medya Tutumu Ölçeği Sosyal İzolasyon alt ölçeğinden aldıkları puanlarla Özgüven Ölçeğinden aldıkları toplam puanlar arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Ergenlerin özgüven düzeyleri düştükçe sosyal izolasyonları yükselmektedir.

BenlikBenlik algısıErgenler+3
Esra Çiçek
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin eş seçim tutumları ile kendilik algısı ve mükemmeliyetçilik ilişkisi

Yapılan araştırmada üniversite öğrencilerinin eş seçim tutumları ile kendilik algısı ve mükemmeliyetçilik ilişkisinin incelenmesi, eş seçimi ile ilişkili değişkenler ortaya konarak çift ilişkilerine dair literatüre katkıda bulunulması amaçlanmaktadır. Ayrıca demografik değişkenlerin eş seçim tutumları, kendilik algısı ve mükemmeliyetçilik düzeyi ile ilişkisinin incelenmesi de amaçlardan bir diğeridir. Yapılan araştırma ilişkisel tarama modeli ile tasarlanmıştır. Araştırmanın evrenini üniversite öğrencileri oluşturmaktadır. Yüksek Öğretim Kurumu verilerine göre ülkemizde 4.538.926 lisans öğrencisi bulunmaktadır. %95 güven seviyesine göre örneklem 385 kişi olarak belirlenmiştir. Verilerin analizi için SPSS 21 paket programı kullanılmıştır. Oluşan verilerin normal dağılıp dağılmadığının tespit edilmesi için "Normallik Testi" gerçekleştirilmiş, verilerin normal dağıldığı belirlenmiştir. Parametrik Testlerden, Pearson Korelasyon testi, karşılaştırma analizleri için t-testi ve One Way ANOVA testi kullanılmıştır. Ayrıca romantizm ve eş seçimini yordayan değişkenlerin incelenmesinde çoklu doğrusal regresyon kullanılmıştır. Bu araştırmada cinsiyet, yaş, akademik yıl, gelir durumu, anne-baba tutumu, anne-baba eğitim düzeyi, romantik ilişki durumu ve en uzun ilişki süresine göre ölçek puanlarında farklılıkların olduğu belirlenmiştir. Beraber Yaşama ve zıt kutuplar ile kendilik algısı arasında negatif yönde; idealleştirme ve kendilik algısı arasında pozitif yönde; tam güven ve kendilik algısı ile kendine yönelik mükemmeliyetçilik arasında pozitif yönde; idealleştirme ve kendilik algısı ile başkalarına yönelik mükemmeliyetçilik arasında pozitif yönde; zıt kutuplar ile başkalarına yönelik mükemmeliyetçilik arasında negatif yönde düşük şiddette korelasyon vardır. Beraber yaşama, yalnız ve tek doğru, aşk yeterli, zıt kutuplar, tam güven ve rest toplam ile başkalarınca belirlenen mükemmeliyetçilik arasında pozitif yönde düşük şiddette korelasyon vardır. Başkalarınca belirlenen mükemmeliyetçiliğin, romantizm ve eş seçimi üzerinde pozitif yönlü anlamlı etkisi olduğu belirlenmiştir.

Benlik algısıEş seçimiMükemmeliyetçilik+3
Özlem Odabaşı
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Evli bireylerde kendilik algısı, algılanan eş davranışları, ilişkide yükleme tarzları ve çift uyumu ilişkisinin incelenmesi

Son yıllarda, özellikle kadının iş dünyasında aktif olarak yer alması, eğitim, ekonomi ve sosyal alanlardaki değişmeler, aile kavramına yönelik bakış açısını değiştirmiştir. Bu değişimler evlilik ilişkilerini etkilemiş ve bu alanda yapılan çalışmaların sayısını arttırmıştır. Evlilik araştırmalarına özgün bir çalışma olarak eklenerek, evli bireylerin kendilerine, eşlerine ve evliliklerine yönelik farkındalıklarını artıracağı düşünülen bu çalışmanın amacı; evli bireylerin sahip olduğu kendilik algıları, eş değerlendirmeleri, yükleme tarzları ve çift uyumlarını çeşitli değişkenler açısından ele almaktır. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'nin çeşitli illerinde yaşayan ve en az bir yıldır evli olan 376 kadın ve erkek birey oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak, 'Demografik Bilgi Formu' (DBF), 'Evlilik Uyumu Ölçeği' (EUÖ), 'Sosyal Karşılaştırma Ölçeği' (SKÖ), 'Birtchnell Eş Değerlendirme Ölçeği' (BEDÖ) ve 'İlişkilerde Yükleme Ölçeği' (İYÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS paket programı kullanılmıştır. Normallik testleri ve uç değerleri belirlemek için Mahalanobis testi yapılmıştır. Ölçeklerin iç tutarlılıkları analiz edilerek, araştırmanın amacı çerçevesinde; kendilik algısı, eş değerlendirme, yükleme tarzları ve evlilik uyumu arasında ilişkileri tespit edebilmek amacıyla Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Kendilik algısı, eş değerlendirme ve yükleme tarzlarının, evlilik uyumunun yordayıcıları olup olmadığını belirlemek amacıyla regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda, araştırmaya katılan kadın ve erkeklerin sadece eş değerlendirmeleri arasında cinsiyet açısından farklılaşma olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Evlilik uyumunun en güçlü yordayıcısının ilişkide yükleme tarzları alt boyutu olan sorumluluk olduğu, eş değerlendirmenin kontrolcülük ve kopukluk alt boyutlarının ise evlilik uyumu ile yüksek ilişkili olduğu bulunmuştur. Değişkenler arası ilişkilere bakıldığında, kendilik algısı ve eş değerlendirme alt boyutu olan güvenilebilirliğin evlilik uyumu ile pozitif yönde; eş değerlendirme alt boyutları olan kontrolcülük, kopukluk ve bağımlılığın ve ilişkide yükleme tarzları nedensellik ve sorumluluk alt boyutlarının ise evlilik uyumu ile negatif yönde ilişkili olduğu bulunmuştur. Demografik değişken olan evliliği önerme/önermeme/kararsız kalma durumunun ise tüm değişkenler ile pozitif yönde ilişkili olduğu bulunmuştur. Elde edilen bulgular alan yazın çerçevesinde tartışılmış ve araştırmaya yönelik önerilere yer verilmiştir.

Benlik algısıEvli çiftlerEvlilik+7
İrem Yıldırım
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Otopotre bağlamında çağdaş Türk resmi

Bu tez, çağdaş Türk resminde otoportreyi yalnızca bir yüzün betimlenmesi olarak değil; sanatçının varoluşunu, kimliğini ve çağla kurduğu ilişkiyi ifade eden çok katmanlı bir alan olarak ele alır. Otoportre, sanatçının kendine ayna tuttuğu kadar, dönemin toplumsal, kültürel ve politik kırılmalarını da görünür kıldığı bir ifade biçimi olarak değerlendirilmiştir. Çalışma, 1980 sonrası Türk sanatında öne çıkan otoportre örneklerini tematik ve tarihsel bağlamlar içinde analiz ederken, her bir otoportreyi bireysel bir iç görü kadar kolektif bir hafızanın parçası olarak okur. Kuramsal çerçevede Goffman'ın sahne-arka sahne ayrımıyla şekillenen "benlik sunumu" anlayışı, Jung'un arketip kuramı, Sartre'ın varoluşçu öznesi ve Foucault'nun iktidar bağlamında şekillenen özne kavrayışı kullanılmıştır. Bu düşünsel altyapı, otoportrelerde bedenin, bakışın ve mekânın nasıl anlam kazandığını sorgulamak için bir temel oluşturur. Görsel çözümlemede ise Panofsky'nin ikonolojik yöntemi tercih edilerek, yüzeydeki biçimsel unsurların ardındaki tarihsel ve simgesel katmanlar açığa çıkarılmıştır. Çağdaş sanatın dijitalleşme, yapay zekâ ve beden teknolojileriyle şekillenen yeni ifade biçimleri bağlamında ise çalışma, Çağdaş Türk sanatında posthümanist yaklaşımların otoportre sanatına etkisini de incelemektedir. Bu bağlamda, öznenin sabit ve bütün bir kimlikten uzaklaşarak, çoklu, geçirgen ve teknolojik ara yüzlerle tanımlandığı yeni benlik biçimleri ele alınmış; otoportre, insan-sonrası çağda kimliğin yeniden kurgulandığı bir alan olarak değerlendirilmiştir.

Benlik algısıBenlik imajıBenlik kuramı
Nur Mete Atabay
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Öykü temelli ve aile katılımlı sosyal duygusal gelişim destek programının çocukların farklılıklara saygı düzeyi ve benlik algısı üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, 5-6 yaş grubunda bulunan çocuklar için geliştirilen öykü temelli ve aile katılımlı sosyal duygusal gelişim destek programının çocukların; farklılıklara saygı becerileri ve benlik algısı düzeyleri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma, İstanbul'da Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Sultan Alparslan Anaokulunda öğrenim görmekte olan 5-6 yaş grubundaki çocuklar üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada ön test son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu; deney grubunda 14, kontrol grubunda 12 olmak üzere toplam 26 çocuktan oluşmuştur. Araştırma kapsamında geliştirilmiş olan "Sosyal Duygusal Gelişim Destek Programı" deney grubunda yer alan çocuklara haftada bir gün olmak üzere 13 hafta boyunca uygulanmış, kontrol grubunda yer alan çocuklara ise herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Deney ve kontrol grubunu oluşturan çocukların farklılıklara saygı becerileri, Farklılıklara Saygı Ölçeği'nden, benlik algısı düzeyleri, Demoulin Benlik Algısı Ölçeği'nden, elde edilen veriler aracılığı ile değerlendirilmiştir. Her iki gruba da söz konusu ölçekler aracılığı ile ön test ve son test uygulamaları yapılmış, kalıcılık testi uygulamaları ise sadece deney grubuna son test uygulamalarından sekiz hafta sonra uygulanmıştır. Araştırma kapsamında yapılan analizlerde; gruplar arası karşılaştırmalarda Mann-Whitney U testi, grup içi karşılaştırmalarda Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Değişkenler %95 güven düzeyinde ve p değeri 0,05'ten küçük anlamlı kabul edilmiştir. Verilerin analizinden elde edilen bulgulara dayanılarak; deney grubuna uygulanan Sosyal Duygusal Gelişim Destek Programı'nın çocukların farklılıklara saygı becerileri ve benlik algısı düzeyleri üzerinde olumlu yönde etkisinin olduğu ve bu etkinin kalıcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Farklılıklara saygı, benlik algısı, sosyal duygusal gelişim destek programı, aile katılımı, çocuk kitapları.

Aile katılımıBenlik algısıDuygusal gelişme+7
Damla Pektaş
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Evli kadınlar benlik algısı ve evlilik doyumunu erken dönem uyumsuz şemalar ile ilişkisi

Şema kuramı, erken dönem uyum bozucu şemaların oluşmasında, çocukluk çağının olumsuz yaşantılarına merkezi bir önem vermiştir. Erken dönem uyumsuz şemalar, bireylerin hayatının ileriki dönemlerinde duygu, düşünce, davranış ve ilişki kurma anlayışlarını etkilemektedir. Bu araştırmada evli kadınlarda erken dönem uyumsuz şemaların evlilik doyumu ve benlik algısı arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma doğrultusunda hazırlanan çalışma, betimsel desende bir araştırma olup ilişkisel tarama modeline göre gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu yaşları 24-65 aralığında değişen 394 evli kadın oluşturmaktadır. Katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, Young Şema Ölçeği Kısa Form-3 (YŞÖ-KF3), Evlilik Doyum Ölçeği (EDÖ), ve Sosyal Karşılaştırma Ölçeği (SKÖ) uygulanmıştır. Verilerin analiz edilmesinde IBM SPSS 25 programları kullanılmıştır. Gruplar arası farklılaşmanın belirlenmesi için bağımsız örneklemler için T-test ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Değişkenler arası ilişkilerin değerlendirilmesinde de Pearson Korelasyon Katsayısı ve Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi teklikleri uygulanmıştır. Araştırma bulguları değerlendirildiğinde Erken Dönem Uyumsuz Şemalar ile Evlilik Doyumu arasında anlamlı bir ilişki olduğu, Evlilik Doyumu puanı arttıkça şemaların puanların azaldığı görülmektedir. Ayrıca Benlik Algısı ile Onay Arayıcılık, Yüksek Standartlar, Karamsarlık, Dayanıksızlık, Sosyal İzolasyon, Duyguları Bastırma, Kusurluluk, İç İçe Geçme ve Terk Edilme arasında orta seviye negatif bir ilişkisi olduğu görülmektedir. Ayrıca Sosyal Karşılaştırma Ölçeği ile Evlilik Doyumu Ölçeği arasında orta seviye pozitif bir ilişki olduğu saptanmıştır. Çalışma bulguları doğrultasında, bireylerin uyumsuz şemalarıyla çalışmanın evlilik uyumu ve benlik algısı açısından da önemli olacağı söylenebilir. Çalışma, evli erkekler de dahil edilerek ve daha geniş örneklemlerle tekrarlanması önerilir. Anahtar Kelimeler: Şema, Erken Dönem Uyumsuz şemalar, Evlilik doyumu, Benlik Algısı, Evli Kadınlar

Benlik algısıErken dönem uyum bozucu şemalarEvli kadınlar+4
Ahmet Eren Çakır
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Görme engelli ergenlerde benlik algısı ile psikiyatrik belirtiler arasındaki ilişki

Bu araştırmada temel olarak aynı yaş grubundaki görme engelli ergenlerin ve engel sahibi olmayan ergenlerin, benlik algılarındaki farklılıklara, psikiyatrik belirtileri arasındaki farklılıklara ve benlik algısının psikiyatrik belirtileri ne derece etkilediği incelenmiştir. Örneklem grubunu 10-16 yaş aralığında görme engeli olan 30 ve görme engeli olmayan 29 ergen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama amacıyla Sosyodemografik Veri Formu, Harter Benlik Algısı Ölçeği, Belirti Tarama Testi (SCL-90) kullanılmıştır. SPSS 25.0 istatistik programı kullanılarak veriler analiz edilmiştir. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmada görme engeli olan ve olmayan ergenler arasında psikolojik belirti düzeylerinin ve benlik algısı düzeylerinin farklılaşmadığı bulunmuştur. Ayrıca görme engeli olan bireylerde demografik özellikler göre psikolojik belirti ile benlik algısı düzeylerinde istatistiksel açıdan anlamlı farklılık olmadığı bulunmuştur. SCL-90- R ölçeği alt boyutlarından obsesif-kompulsif, kişilerarası duyarlılık ve depresyon düzeyleri ile genel-öz düzeyleri arasında doğrusal bir ilişki varlığı bulunmuştur. Görme engelli bireylerde fobik kaygılar arttıkça sosyal kabul düzeylerinin azaldığı bulunmuştur. Genel semptom ortalaması ile genel-öz değer düzeylerinin ilişkili olduğu ve ergenlerde psikolojik semptomların artmasına bağlı olarak genel-öz değer düzeylerinin de arttığı bulunmuştur. Bu çalışma bulguları dikkate alınarak bireylerde engel valığının psikolojik belirti ve benlik algısı düzeylerini etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır. Görme engelinin ergenlerde psikolojik semptomların artması durumunda benlik algısı ile ilgili farklılıkların ortaya çıktığı ortaya konulmuştur. Görme engeli olan bireylerin psikolojik durumlarının normal bireylerden farklı olmadığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Ergen, Görme Engeli, Benlik Algısı, Psikiyatrik Belirti

Benlik algısıErgenlerGörme engelliler+3
Özge Özcan
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlerde benlik imajının sosyal görünüş kaygısı ve bilişsel çarpıtmalarla ilişkisinin değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Literatür incelendiğinde, yaşam sürecinin en önemli dönemlerinden biri olan ergenlik döneminde, benlik imajı ve sosyal görünüş kaygılarının bilişsel çarpıtmalarla ilişkili olduğunu saptayan çalışmalar bulunmaktadır. Bu bağlamda çalışmamızda benlik imajının,sosyal görünüş kaygısı ve bilişsel çarpıtma arasındaki ilişkilerin ortaya konulması amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırmaya İstanbul ili merkez ilçelerinde rastgele örneklemle seçilmiş olan 14-17 yaşları arasında yaklaşık 398 ergen katılmıştır. Araştırmada katılımcılara Kişisel Bilgi Formu Offer Benlik İmajı Ölçeği, Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği, Bilişsel Çarpıtma Ölçeği uygulanmıştır. Bulgular: Yapılan analiz sonucunda katılımcıların sosyo-demografik verilerine göre Benlik Algısı, Sosyal Görünüş Kaygısı ve Bilişsel Çarpıtma puanlarının farklılaşmakta olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların benlik algısı ile sosyal görünüş kaygısı arasında negatif ve benlik algısı ile bilişsel çarpıtmalar arasında negatif ve sosyal görünüş kaygısı ile bilişsel çarpıtmalar arasında pozitif yönlü ilişkilerin bulunduğu görülmüştür. Sonuç: Benlik algısı ile sosyal görünüş kaygısı arasında negatif yönlü ilişki, ergenlerde benlik imajı puanının arttıkça sosyal görünüş kaygınının azaldığını, benlik algısı ile bilişsel çarpıtmalar arasında negatif yönlü ilişki de benzer şekilde benlik algısı arttıkça sosyal görünüş kaygısının azaldığı şeklinde yorumlanabilir. Ayrıca sosyal görünüş kaygısı ile bilişsel çarpıtmalar arasında pozitif yönlü ilişki de ergenlerde sosyal görünüş kaygısı puanı artıkça bilişsel çarpıtma puanlarının da arttığını ifade etmektedir. Benlik imajı, sosyal görünüş kaygısı ve bilişsel çarpıtmaların daha büyük örneklemdeki çalışmalar bu konudaki önlemsel ve tedavisel girişimlere ışık tutacaktır.

Benlik algısıBenlik imajıBilişsel çarpıtma+4
Merve Gül Hoşgören
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şiddete maruz kalan kadınlarda kendilik algısı ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın genel amacı, şiddete maruz kalan kadınlarda kendilik algısı ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma grubu İstanbul ilinde Beyoğlu ilçesinde olan Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfına başvuran kadınlar dahil edilmiştir. İstanbul ilinde Beyoğlu ilçesinde olan Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfına başvuran 18-65 yaş arası bireyleri seçerken olasılıksız örnekleme yöntemlerinden biri olan uygun örnekleme kullanılmıştır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Problem Çözme Envanteri (PÇE), Sosyal Karşılaştırma Ölçeği, Kadına Yönelik Şiddeti Derecelendirme Ölçeği kullanılarak veri elde edilmiştir. Araştırmadaki değişkenlerin düzeyi betimsel istatistikler kullanılarak analiz edilmiştir. Karşılaştırma testleri, bağımsız değişkenlere göre farklılaşma durumlarını incelemek için kullanılmıştır. Buna göre, normal dağılımı gösteren verilerde iki bağımsız grubun ortalamalarının birbirinden farklı olup olmadığını test etmek için t-test analizi kullanılmıştır. Araştırmada değişkenler arasında olan ilişkiler Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu analizi kullanılarak incelenmiştir. Araştırıma sonucunda elde edilen bulgular şiddete maruz kalanlar kadınların problem çözme ve kendilik algısı puanları, şiddete maruz kalmayan kadınlara göre daha düşük bulunmuştur ve problem çözme ve kendilik algısı arasında anlamlı ilişki bulunmuştur.

Benlik algısıKadına yönelik şiddetKadınlar+4
Meryem Gülnar
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlerin çocukluk çağı ruhsal travmaları ve algıladıkları anne ve baba tutumları ile benlik algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Ergen ve çocuk kavramı, hayatımızın her anında karşılaştığımız iki kavramdır. Çocukluk, temel gereksinimlerinin yanı sıra sevgi ve saygıya ihtiyacı olan varlıklardır. Her toplum için "çocuk" kavramı farklı şekillerde tanımlanmakta ve yorumlanmaktadır. Orta çağ dönemlerinde Batı ülkelerinde hâkim olan fikirler doğrultusunda çocuklar günahkâr olarak kabul edilirken ülkemizde ve Doğu ülkelerinde İslamiyet'in de etkisi ile çocuklar masum olarak kabul edilmektedir. Çocukların, erken çocukluk dönemlerinde yaşadıkları olumsuz ve travmatik olaylar, onların ilerleyen yaşlarında çeşitli problemler yaşamlarına neden olmaktadır. Özellikle ihmal ve istismar edilen çocuklarda, yaşanılan travmanın etkisi uzun vadede sürmektedir. Bu şekilde bir deneyim yaşayan çocuklarda intihar eğilimi, depresyon gibi ruhsal durumların yanı sıra suça eğilim göstermeleri de sıklıkla rastlanılan bir durumdur. Bu nedenle bu tez çalışması kapsamında ergenlerin çocukluk çağı ruhsal travmaları ve algıladıkları anne ve baba tutumları ile benlik algıları arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmanın ilk kısmı çocukluk ve çocukluk çağı travmalarını ele almaktadır. Ardından ergenlik kavramı ve ergenlik dönemine ilişkin bilgiler verilmektedir. Bu bölüm içerisinde ergenliğin evreleri, ergenlik döneminde yaşanan değişimler ve akran zorbalığı ele alınarak benlik algısı kavramı incelenmiştir. Bu araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (ÇÇTÖ), Anne Baba Tutum Ölçeği (ABTÖ) ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ) kullanılmıştır. Araştırmaya 202 kadın 224 erkek olmak üzere toplam 426 katılımcı katılmıştır. Araştırmanın sonucunda Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.

Ana-baba tutumuBenlik algısıErgenler+2
Beyza Günay
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özgül öğrenme güçlüğü olan 9-12 yaş çocuklarda hızlı okuma eğitiminin benlik algısı üzerine etkisi

Bu araştırmanın genel amacı, özel öğrenme güçlüğü olan 9-12 yaş çocuklarda hızlı okuma eğitiminin benlik algısı üzerine etkisinin incelenmesidir. Bu amaç dahilinde araştırma grubu 2021-2022 yılında İstanbul ilinde Avrupa Yakasında bulunan Büyükçekmece ve Beylikdüzü İlçesine bağlı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerinde eğitim alan bireylerden oluşmuştur. Çalışmaya 9-12 yaşları arasında 30 çocuk katılmıştır. Deney grubunda 15, kontrol grubunda 15 olmak üzere toplam 30 özel öğrenme güçlüğü tanısı olanlar araştırmaya dahil edilmiştir. Yapılan çalışma deneysel araştırma olarak tasarlanmıştır. Deney grubundaki 15 öğrenciye 8 hafta boyunca toplam 32 saat hızlı okuma eğitimi verilmiştir. Çalışmada veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu, çocukların algıladıkları özgüven ve kendilik algısı düzeyini belirlemek amacıyla çocuklar için benlik algısı profili kullanılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda hızlı okuma eğitiminin özgül öğrenme güçlüğüne sahip 9-12 yaş arası çocuklarda benlik algısını olumlu yönde etkilediği hipotezi sınanmıştır. Özel öğrenme güçlüğü olan çocukların annelerinin eğitim durumuna göre hızlı okuma etkinliği öncesi ve sonrası benlik algılarında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Özel öğrenme güçlüğü olan çocukların babalarının eğitim durumuna göre hızlı okuma etkinliği öncesi ve sonrası benlik algılarında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Çalışmadan elde edilen sonuçlar dikkate alındığında hızlı okuma eğitiminin özel öğrenme güçlüğü bulunan çocuklarda benlik algısının geliştirilmesinde etkili bir yöntem olduğu söylenebilir.

Benlik algısıHızlı okuma teknikleriOkuma eğitimi+4
Aslıhan Sozak
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bağlanma stillerinin yetişkin dönem kendilik algısı ve öz şefkat düzeyleri açısından incelenmesi

Amaç: Bu araştırmada, çocuk sahibi bireylerin bağlanma stillerinin yetişkin dönem kendilik algısı ve öz şefkat düzeyleri açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca çalışmanın demografik değişkenleri ile bağlanma stillerinin yetişkin dönem kendilik algısı ve öz şefkat düzeyleri ile ilişkisinin incelenmesi yapılmıştır. Yöntem: Bu araştırmada değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilen 18-65 yaş aralığında ve bakım verilen en az bir çocuğa sahip olan, 181 kadın 70 erkek olmak üzere 251 yetişkin birey oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri İzmir ilinde yaşayan katılımcılardan yüz yüze, diğer illerde yaşayan katılımcılardan internet aracılığıyla toplanmıştır. Veri toplama aşamasında araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri- İlişki Yapıları Global Formu, Sosyal Karşılaştırma Ölçeği ve Öz Duyarlık Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler IBM SPSS 29 paket programıyla analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırmada elde edilen bulgulara göre; katılımcıların genel güvensiz bağlanma stilleri ile olumlu kendilik algıları arasında istatistiksel olarak negatif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Genel güvensiz bağlanma stilleri olumlu kendilik algıları arasında istatistiksel olarak negatif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Genel güvensiz bağlanma stilleri ile genel öz şefkat düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Olumlu kendilik algısı ile genel öz şefkat ve arasında istatistiksel olarak pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Sonuç: Çocuk sahibi bireylerin güvensiz bağlanma stilleri olumsuz kendilik algısı arasında negatif ilişki bulunmuştur. Çalışma sonuçlarında güvensiz bağlanma öz şefkat alt boyutlarından ortak paydaşımı azalırken, izolasyonu artmaktadır. Kaçınmacı bağlanma stili bireyin olumlu kendilik algısının ve öz şefkat alt boyutlarından ortak paydaşımın gelişimini azaltmaktadır. Kaygılı bağlanma puan ortalamaları arttıkça olumlu kendilik algısı ve öz şefkat düzeyi düşmektedir. Olumlu kendilik algısı ile genel öz şefkat ve arasında istatistiksel olarak pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur.

BağlanmaBağlanma stilleriBenlik algısı+6
İlayda Atıcı
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şizofreni tanılı bireylerin bilinçli farkındalık düzeyleri ile kendilik algısı ve beden imajı ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışma şizofreni tanılı bireylerin, bilinçli farkındalık düzeyi ile beden imajı ve kendilik algısı arasındaki ilişkiyi araştırmak için planlandı. Çalışmaya 18-65 yaş aralığında toplum ruh sağlığı merkezine kayıt olan 114 şizofreni tanılı birey katıldı. Bireylerin bilinçli farkındalık düzeyini değerlendirmek için Bilinçli Farkındalık Ölçeği (BİFÖ); beden ağırlığı, imajı ve kendilik algısını değerlendirmek için Beden Ağırlığı, İmajı ve Kendilik Saygısı Ölçeği (B-WISE) kullanıldı. Sonuç olarak şizofreni tanılı bireylerin bilinçli farkındalık düzeyi ile beden imajı ve kendilik algısı arasında orta düzeyde pozitif yönde ilişki (r=0,400, p=0,001) bulundu. Bilinçli Farkındalık ve B-WISE kategorileri arasında belirlenen anlamlılığın kaynağını tespit etmek amacıyla düşük, orta ve yüksek psikososyal uyum şeklinde sınıflandırılan B-WISE alt kategorileri arasında ikili korelasyona bakıldı. Bu anlamlılık ilişkisinin kaynağının yüksek psikososyal uyumlu bireylerden olduğu anlaşıldı (p<0,05). Şizofreni tanılı bireylerin bilinçli farkındalık düzeyi ile beden kitle indeksi arasında anlamlı bir ilişki bulunmadı (p>0,05). Şizofreni tanılı bireylere yönelik gerçekleştirilecek bilinçli farkındalık, beden imajı ve kendilik algısı temelli yaklaşımların kişi merkezli ve bütüncül olan ergoterapi müdahale programlarına dahil edilmesinin önemli olduğu düşünülmektedir. Şizofreni tanılı bireylerde bilinçli farkındalık temelli yaklaşımların etkilerinin ele alındığı ileri çalışmalar yapılması faydalı olacaktır.

Beden imajıBenlik algısıBilinçli farkındalık+3
Büşra Yuvalı
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00

İlgili konular