Social assistance
120 theses under this subject heading
Geç kapitalistleşen ülkelerde toplumsal sınıfların ve sınıf ilişkilerinin yeniden üretimi: Türkiye'de nakit transferlerinin çalışan sınıfların geçim koşullarına etkileri
Geç kapitalistleşen ülkelerde yaygın olan yoksulluğun azaltılması amacı doğrultusunda uygulanan, yoksullara yönelik karşılıksız nakdi ve ayni transfer politikaları (KT), Türkiye'nin de dahil olduğu pek çok ülkede 2000'li yıllar itibariyle yaygınlaşmıştır. Kalkınma çalışmaları, siyaset bilimi, sosyal politika gibi alanlarda bu politikaları ve etkilerini araştıran çalışmalar, genelleştirilebilir ve açıklayıcı bir kuramsal çerçevenin eksikliğiyle maluldür. Bu çalışma kapitalist üretim tarzının yoksulluk üreten eğilimleri ve toplumsal sınıf ilişkilerini merkeze alan tarihsel materyalist yaklaşıma dayanarak, Türkiye örneğinde, genel olarak sosyal politikaların, özellikle de KT'lerin açıklanması için bir çerçeve geliştirmeyi amaçlamaktadır. Somut tarihsel olguların analizi üzerine geliştirmeyi amaçladığı bu çerçeveyi ortaya çıkarmak için çalışma, nüfus düzeyindeki fert ve hanehalkı gelir ve yaşam koşulları istatistiklerine dayanan bir toplumsal sınıf haritası çıkarmıştır. Kapitalist üretim tarzının hakim olduğu toplumsal formasyonlar içinde genişleme eğiliminin yarattığı mülksüzleşme, proleterleşme ve ücretli emek sürecinden dışlanma süreçlerinin nüfusun sınıf kompozisyonunda yarattığı dönüşümler incelenmiştir. Toplumsal yeniden üretim süreçlerinden dışlanan yoksul nüfusu ifade eden göreli artık nüfus (GAN) kavramına dayanarak ülkedeki yoksulluğun, çalışan sınıflar içindeki ayrışmalar bağlamında farklılaşan biçimleri ortaya çıkarılmıştır. Çalışan sınıf kesimlerinin geçim koşullarının incelenen 2010-2021 yılları arasındaki dönüşümü ve yoksullaşma eğilimleri, KT'lerin ortaya çıkış ve uygulanma biçimlerini belirleyen koşullar olarak ele alınmıştır. Araştırma sonuçları, incelenen dönemde tarımsal küçük üreticilik sektörünün hızla çözüldüğünü, gelişmiş kapitalist sektörde ücretli istihdamın genişlediğini, bu süreçlerin sonunda da tarım ve tarım dışı sektörlerde düzensiz, güvencesiz, ücretiz ya da düşük ücretlerle çalışan sınıf kesimlerinin nüfusa oranının azaldığını göstermiştir. Bununla birlikte, geçinmek için ücretli emek süreçlerinde istihdam dışında yolu kalmayan mülksüzleşmiş çalışan sınıfların nüfusa oranı artmıştır. Toplumsal sınıf kompozisyonundaki bu dönüşümler, aktif işçi sınıfının büyümesi sonucu, çalışan sınıflar içinde yoksulluğu azaltmıştır. Öte yandan kapitalist ücretli emek sürecinin içermediği, sermaye birikimindeki küçülme dönemlerinde nüfusu daha da artan yoksul ve akıcı artık nüfus kesimlerinin büyümesi, geçinmeyi mümkün kılan tüm üretken faaliyetlerden dışlanan mutlak yoksulluk durumundaki hanelerin nüfusa oranını artırmıştır. Aktif işçi sınıfının genişlemesinin, ücret düzeylerinin görece düşük, istihdamın da istikrarsız olduğu sektörlerde gerçekleşmesi, bu sınıf içinde gelir düzeyi bakımından göreli yoksulluğu artırmıştır. Çalışma, KT'lerin büyük oranda GAN kesimlerini hedeflediğini, bu nedenle de bu tür sosyal politikaların nüfusun toplumsal yeniden üretiminin devlet biçiminde sağlanmasının ifadesi olduğunu ortaya koymuştur. Yoksulluğun sınıfsal görünümündeki dönüşümler sonucu çalışan sınıflar içinde KT elde eden hane oranı düşerken, aktarılan toplam transfer miktarı ve transferlerin çalışan sınıf hane gelirleri içindeki payı artmıştır. Farklı çalışan sınıf kesimlerindeki yoksul hanelerin KT yoluyla kapsanması ve transferlerin geçim koşullarına etkileri, bu kesimlerin sermaye birikimi ve ücretli emek süreçleriyle ilişkilerine bağlı olarak farklılaşmaktadır. KT'ler, yedek iş gücü ordusu işlevi gören akıcı ve durgun GAN kesimleri daha fazla kapsamakta, aktif işçi sınıfı ve tarım sektöründeki yoksul hanelerin büyük bir kısmını dışlamaktadır. Hem kapsama hem de yoksulluğu azaltma oranı açısından KT'lerin yeniden üretimi sağlama işlevinin, çalışamayacak durumda olan yoksul haneleri içeren yoksul GAN kesimi için en yüksek düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. KT'lerin yoksulluğu azaltma etkisinin ise, farklı çalışan sınıf kesimleri açısından farklı oranlarda gerçekleşmekle birlikte oldukça düşük olduğu da araştırma sonuçları arasındadır. Araştırmanın ulaştığı bu sonuçlar, KT'lerin ve genel olarak sosyal politikaların, kapitalist sınıf ilişkilerinin aldığı devlet biçiminin unsurları olduğu önermesini desteklemektedir. KT'ler, mülksüzleştirilen, kapitalist emek süreçlerinden dışlanan ve bu nedenle kapitalist üretim ilişkilerinin meta biçimleri içinde kendilerini yeniden üretemeyen çalışan sınıf kesimlerinin yeniden üretiminin kapitalist devlet biçiminde gerçekleşmesidir. Toplumsal sınıfların geçimlerini sağlamalarının ifadesi olan yeniden üretim, sadece bu sınıfların yaşamlarının ve emek güçlerinin değil, kapitalist sınıf farklılaşmalarının ve sınıf ilişkilerinin de yeniden üretimidir. KT'lerin çalışan sınıf kesimleri arasındaki seçicilikleri ve bu sınıfların geçim koşullarına etkileri, bu bakış açısıyla anlam kazanmaktadır. Yoksulluk, farklı fakat belirli biçimlerde kapitalist üretim ilişkilerinin ortaya çıkardığı bir durum olduğu için, bu ilişkilerin devlet biçimi olan KT'lerin yoksulluğu ortadan kaldırması ya da azaltması mümkün değildir. Sosyal politikalar da dahil olmak üzere, kapitalist devlet unsurlarının bilimsel açıklamaları, bunların görünme ve algılanma biçimlerini açıklayıcı değişkenler olarak ele alamaz. Bu biçimlerin ve algıların kendilerini açıklama nesnesi haline getirmek gerekir. Devletin görüngü düzeyindeki biçim ve işlevleri, ancak onları doğuran altta yatan toplumsal sınıf ilişkilerinin ortaya çıkarılması yoluyla açıklanabilir. Bu bağlamda, KT'leri doğru bir şekilde açıklayabilmenin tek yolu, onları yoksulluğu azaltmaya yönelik görünürdeki amaç ya da işlevlerinden soyutlamak ve kapitalist sınıf ilişkilerinin aldığı devlet biçimleri olarak ele almaktır. Sonuçta yoksulluk, onu çalışan sınıflarının yeniden üretim koşullarını tahrip ederek üreten sermaye birikiminin zorunlu çelişkilerinin bir sonucudur. Sosyal politikalar ise, insanın varlığının üretimi ve yeniden üretimi üzerinde sermaye ve çalışan sınıflar arasındaki sınıf mücadelesinin bir biçimidir.
Kadınların gözünden kadın istihdamı meselesi
Bu çalışma; kentlerde yaşayan eğitimsiz kadınların istihdamının önündeki engellerin kadınların gözünden keşfedilmesini ve bu yolla, aktif işgücü politikalarının ve sosyal yardımların hedef kitlenin emek arzı davranışı üzerindeki etkisinin araştırılmasını amaçlamaktadır. Gerek mevcut literatür gerekse anekdota dayalı kanıtlar, kadın istihdamının arttırılmasına yönelik olarak uygulanan sosyal politikaların amacına ulaşabilmesi için kadınların homojen bir grup olarak ele alınmaması gerektiğini göstermektedir. Buradan hareketle, uygun ve etkili sosyal politikaların hayata geçirilmesine katkıda bulunmayı amaçlayan bu araştırma için hedef kitle olarak, istihdam konusunda en dezavantajlı grup olan kentlerde yaşayan eğitimsiz kadınlar belirlenmiştir. İlgili grubun sorun ve ihtiyaçlarının derinlemesine keşfedilebilmesi için, nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Tümevarım yaklaşımının benimsendiği araştırma, gömülü teori metoduyla gerçekleştirilmiş ve veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakatlar kullanılmıştır. Araştırmanın temsil gücünün arttırılması amacıyla Tekirdağ, Diyarbakır, Gaziantep ve Kocaeli illerinde yaşayan 12 kadınla mülakat yapılmış ve bu mülakatlar sonucunda, hedef kitlenin emek arzı davranışının belirleyicisi olan dört temel etken tespit edilmiştir. Bunlar kişinin özgüven düzeyi, meslek sahibi olup olmaması, hanehalkı geliri ve medeni durumudur. Araştırma bulguları ayrıca, istihdam garantili meslek kurslarının araştırmanın hedef kitlesi tarafından tanınmadığını ve bu kursların etkinliğinin arttırılması için İŞKUR ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının işbirliğinin önemli olduğunu göstermiştir. Öte yandan, ilgili grubun emek arzı davranışıyla sosyal yardımlar arasında güçlü bir ilişki tespit edilememiştir. Anahtar kelimeler: Kadın işgücü, Kadın istihdamı, Sosyal politika, Sosyal yardımlar, Toplumsal cinsiyet
II. Abdülhamid Dönemi'nde sosyal yardım uygulamaları
Sosyal yardım uygulamaları, toplum refahının artmasında, gelir dağılımında oluşabilecek adaletsizlikleri ve yoksulluğu engellemede oldukça önemli bir yer oluşturmaktadır. Sosyal yardım, ihtiyaç sahibi kesimin zaruri ihtiyaçlarının karşılanması için devlet tarafından sağlanan nakdi ve ayni yardımları ifade etmektedir. Osmanlı coğrafyasında yaşanan değişimler ve gelişmelerin sonucunda ihtiyaç sahibi kesimin ihtiyaçlarında da değişiklikler ortaya çıkmıştır. II. Abdülhamid döneminde bu farklı ihtiyaçları karşılamak için birçok önlem alınmasıyla birlikte farklı hukuki düzenlemeler yapılmış ve bu düzenlemeleri hayata geçirmeye yönelik birçok kurum kurulmuştur. Bu çalışma, Osmanlı'da modern sosyal yardım uygulamalarıyla hatırlanan II. Abdülhamid dönemi ve bu dönemde günümüzdeki sosyal yardım uygulamalarının temelini oluşturan uygulamalar ve hala varlığını sürdüren bazı kurumların tarihini anlatmayı amaçlamaktadır. Osmanlı'da geleneksel ve modernize edilmiş uygulamaları bir çatı altında toplamayı planladığı için II. Abdülhamid Osmanlı tarihinde sosyal uygulamalar alanında önemli bir yer teşkil etmektedir.
Siirt ilinin kentsel yoksulluk olgusu: Bir alan araştırması
Yoksulluk kavramı daha çok hanelerin gelir düzeyi hangi seviyede olursa olsun, Dünyada ve Türkiye'de bütün insanların karşı karşıya kaldığı ekonomik unsurlardan biridir. Günümüzde yoksulluk gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan ülkelerde geri kalmış tüm ülkeleri de içine alan küresel bir boyut kazanmıştır. Yaşanılan ekonomik krizler yoksulluk kaynaklı toplumsal çatışmalara ve toplumda ayrışmaların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Yoksulluğun giderek çeşitli türlere ayrılması ve küreselleşmesi ile birlikte kentleşme proseslerin sürat kazanması sonucunda kentsel yoksulluk göç ile birlikte daha belirgin olmaya başlamıştır. İnsanların gereksinimlerinin sadece ekonomik olarak değil de kültürel ve sosyal ihtiyaçlarının da karşılanması olarak değerlendirilmeye başlanmıştır. Bundan dolayı yoksulluk ülkemiz açısından değerlendirilmekle beraber Siirt'in kentsel yaşayış üzerindeki etkileri de inceleme konusunu oluşturmuştur. Bu çalışmanın birinci bölümünde kuramsal ve kavramsal açıdan yoksulluk kavramı ve yoksulluk türleri açıklanmıştır. Bölüm devamında ayrıca yoksulluğun ortaya çıkmasında etkili olan faktörler de açıklanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise Dünyada ve Türkiye'de yoksulluğun görünümü, yoksullukla mücadele ve Türkiye'de gelir dağılımı ve türleri detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Araştırma kapsamında ülkemizde yoksullukla mücadele politikalarının, yoksullukla mücadelede ne kadar etkin bir şekilde yoksulların ihtiyaçlarına cevap verdiği üzerinde durulmuştur. Yoksullukla mücadele politikaları konusunda katılımcılarla birlikte konunun uzmanı olan fertlerle de derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Araştırmada katılımcıların yoksullukla mücadelenin sadece ayni yardımlarla sürdürülemeyeceğini, bunun yanında uzun dönemde gelir getirici meslek edindirme kurslarının daha faydalı olacağı vurgulanmıştır. Yoksullara yapılan sosyal yardımların yaşamlarını bağımlı halde ayni yardımlarla sürdüremeyeceklerini, daha çok nakdi ve ihtiyaçları baz alınarak yardımların yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Araştırmanın üçüncü ve son bölümünde daha çok uygulamalı ve yoksulluğa ilişkin mücadele politikaların belirlenmesi, nasıl uygulanması gerektiği konusunda bilgi ve görüşleri olan fertlerle nitel veri toplama aracı olan araştırmacının hazırladığı yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme formu kullanılmış 12 katılımcı, 4 uzman ile görüşülmüştür. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular neticesinde yoksulların düzenli olmayan bir gelire sahip oldukları, bu düzensiz gelir ile kendi yaşamlarında yarattığı belirsizlik ve gerginlikler hayat tarzlarını ve aile içi huzursuzluklarına da sebep olduğu sonucuna varılmıştır. Bu değerlendirmeler ışığında yoksullukla mücadele politikaları detaylı olarak ele alınmış ve konuya ilişkin sonuç ve öneriler somut olarak sunulmuştur.
Yerel yönetimlerde sosyal yardımlara yönelik bir alan araştırması: Siirt ili örneği
Yerleşim birimlerinde yerel halkın temel nitelikli ihtiyaçlarını gideren yerel yönetimler, halka önemli kamusal hizmetler sunmaktadır. Sunulan hizmetlerin en önemlisi olarak da sosyal yardımlar gelmektedir. Belediyelerin sosyal yardımlarını konu alan bu çalışmayla yoksullukla ilgili kavramsal ve kuramsal çerçeveye yer verilmiştir. Yoksullukla ilgili genel bilgilere yer verildikten sonra yerel yönetimlere ve onların yapmış oldukları sosyal yardımlara ilişkin bilgilere yer verilmektedir. Siirt'te yürütülen bu çalışma ile yerel yönetimlerin sosyal yardım sürecindeki çalışmaları incelenmiştir. Araştırmada görüşülen kişilerden toplanan veriler ve Siirt örneğinde yürütülen çalışmalarla yerel yönetimlerin bu alandaki çalışmaları yapılan nitel çalışma ile ortaya konmuştur.
Yerel yönetimlerin sosyal belediyecilik kapsamında yardıma muhtaç ailelere yaptıkları sosyal yardımlar: Bağcılar Belediyesi örneği
Dünyada yaşanan gelişmeler ve değişim, köyden kente göçe neden olarak kentli nüfusun artmasına neden olmuştur. Artan kentli nüfusun ihtiyaçları doğrultusunda, kamu yönetiminden beklentiler artarak farklılaşmış, bu beklentilerin merkezi idare tarafından karşılanması sosyal devlet anlayışını doğurmuştur. Ancak merkezi idareler halkın taleplerini karşılamada yetersiz kalınca yerel yönetimlerin sorumlulukları artırılmış, yerel yönetimler güçlenmiş ve sosyal belediyecilik anlayışı doğmuştur.Sosyal belediyecilik kapsamında belediyeler, sağlık, eğitim, çevreye yönelik hizmetlerin yanında yardıma muhtaç olan ailelere sosyal yardım fonksiyonunu da yüklenmişlerdir.Bu araştırmada Bağcılar Belediyesi'nin yardıma muhtaç ailelere yaptıkları sosyal yardımlar incelenmektedir. Konu ile ilgili Bağcılar belediyesi yetkilileri ile bağlantıya geçilmiş, konu ile ilgili dokümanlar ve veriler elde edilmiş, araştırmanın uygulama kısmı da bu doküman ve verilerin incelenerek sistematik biçimde sunulmasıyla oluşturulmuştur.Araştırma sonucunda; Bağcılar Belediyesi'nin yardıma muhtaç ailelere, başta gıda ve yakacak olmak üzere, giyim, ev eşyası, barınma gibi sosyal yardımlar yaptıkları, yaptıkları sosyal yardımları kapsamlı bir incelemeye tabi tutarak, muhtaçlık kriterini göz önünde bulundurarak, gerçek ihtiyaç sahiplerine urlaştırma çabasında oldukları gözlenmiştir.
Yerel yönetimlerde sosyal belediyecilik faaliyetleri: Arnavutköy Belediyesi örneği
Kamu hizmetlerinin halka ulaşması açısından merkezi yönetim içerisinde bulunan yerel yönetimler, sosyal politikaların faaliyetlerinin en küçük bölgeye kadar ulaşması ve toplumun huzur seviyesinin artırılmasında önemli görevler almaktadır. Eğitim, kültür, sağlık, konut vb. dahilinde gelişen sosyal hizmet ve yardım uygulamalarının halka aktarılması yerel yönetimler sayesinde olmaktadır.Zamanla gelişen küreselleşme olgusu ve süreçleri yerelleşmeyi de beraberinde getirmektedir. Denilebilir ki yerel yönetimler söz konusu olduğunda ilk olarak akla belediyeler gelmektedir. Çalışmamızın ilk aşamasında ana başlığı oluşturan yönetim sisteminin tarihi ve gelişim süreci hakkında bilgi verilmiştir. İkinci ve üçüncü kısımda bu şekilde devam eden tez çalışmamız, yerel yönetimler açısından belediye kavramı, Türkiye'de yerel yönetimler ve belediyelerin sosyal politik durumu ele alınmıştır. Bu bölümde sosyal belediyecilik ve görevleri üzerinde detaylı olarak durulmuştur. Dördüncü bölümde ise sosyal belediyecilik Arnavutköy ilçesine uyarlanarak yaptığı faaliyetler, belediye içerisinde faaliyetlerini yürüten birimler ve bu birimlerin sosyal hizmet yardımları somut belgelerle desteklenerek ayrıntılı bir değerlendirme yapılmıştır. Son bölümde ise belediyenin yaptığı çalışmalar değerlendirme-sonuç varsa çözüm ve önerilerle sonuçlandırılmıştır.Sonuç olarak yapılacak olan bu çalışma sosyal devlet ve sorumluluk bakımından İstanbul il sınırlarında yer alan Arnavutköy Belediyesi birçok belediyeye öncü olmakta ve örnek teşkil etmektedir.
International aid for refugees in times of crisis
Since their first acknowledgment of refugees, the international humanitarian organizations have seen the "refugee" as a problem to be solved. These organizations developed with time to assist refugees and find solutions for their settlement. Throughout the line of development, the work of international humanitarian organizations went through many failures. However, failure to achieve humanitarian goals in work for refugees leads to tragic consequences because it affects whole populations that are already vulnerable due to their forced migration. The large refugee influxes that occurred in the twenty-first century marks the need for a further research about the role of the international humanitarian organizations and their efficiency in the field. This thesis develops an understanding of the kind of organizations which have been responsible for assisting refugees on an international level and aims to evaluate their responses. It is based on a review of relevant literature and an analysis of three types of documents: First, the charters which declare the establishment of international refugee agencies and their main responsibilities. Second, the Sphere project document, a guide, written by a collection of humanitarian organizations on the minimum standards that must be met in a humanitarian response. Third, the Regional Response Plan (RRP) which seeks to outline the aid provided to Syrian refugees in host countries east of the Mediterranean. The thesis argues that despite extensive experience in refugee aid and the knowledge of common problems that emerge across refugee contexts, the international humanitarian organizations which assist refugees are still ineffective in their response.
Sosyal yardımların yoksulluk üzerine etkileri: Türkiye örneği
ÖZET Bu çalışmada, Türkiye'de yapılan sosyal yardımların yoksulluk üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu amaçla Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayınlanan Gelir Yaşam Koşulları Anketi (GYKA) mikro verisi kullanılmıştır. Sosyal yardımların yoksulluk üzerine olan etkisi 2006 ve 2016 yılları için ayrı ayrı araştırılmıştır. Yoksulluk ölçütü olarak göreli yoksulluk ölçüsü kullanılmıştır. Bu ölçü hanelerin medyan gelirlerinin %40'ı, %50'si ve %60'ı alınarak hesaplanmaktadır. Bu çalışmadaki analizlerde yoksulluk sınırı olarak medyan gelirin %50'si baz alınmıştır. Bu sınırın altında kalan haneler yoksul olarak kabul edilmiştir. Bu ölçüte göre 2006- 2016 yılları arasında Türkiye'de yoksulluk sınırı altında kalanların oranı azalma eğilimindedir. Türkiye'de devlet tarafından yapılan sosyal yardım harcamaları 2012 öncesinde farklı kurum ve kanuni düzenlemeler aracılığıyla yürütülürken; 2012 yılında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın (ASPB) kurulmasıyla tek çatı altında toplanmıştır. Bakanlığın faaliyete geçmesiyle birlikte sosyal yardım harcamalarında önemli ölçüde artış meydana gelmiştir. 2012 yılında 11 milyar TL olan sosyal yardım harcamları, 2016 yılına gelindiğinde yaklaşık 3 katına çıkarak 32 milyar TL'ye ulaşmıştır. Tezin ana amacı olarak Türkiye'de son yıllarda artış gösteren sosyal yardım harcamalarının yoksul olma olasılığı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu doğrultuda yoksul olma olasılığı için hanenin gelirinin medyan gelirin %50'sinin altında kalma durumu kullanılmıştır. Haneye yapılan fert ve hanehalkı bazındaki sosyal yardımların toplamı eşdeğerlik ölçütüne göre düzeltilerek toplam sosyal yardım geliri olarak tanımlanmıştır. Hanenin yoksul olma olasılığı; tanımlanan toplam sosyal yardım gelirleri, hanehalkının ortalama eğitim yılı, hanehalkı reisinin cinsiyeti, yaşı, medeni durumu ve sosyal güvenlik kurumuna kayıtlı olma durumu kullanılarak tahmin edilmiştir. Açıklanan değişkenin ikili yapıya sahip olmasından dolayı Logit model uygulanmıştır. Modele ait marjinal etkiler incelendiğinde ise eğitim yılı ortalamasının artması yoksul olma olasılığını azaltıcı etkiye sahiptir. Hanehalkı reisi kadın olan hanelerin, reisi erkek olan hanelere göre yoksul olma olasılığı daha fazladır. Ancak hanehalkı reisinin medeni durumu yoksul olma olasılığı üzerinde istatistiki olarak anlamlı bir etkiye sahip değildir. Hanehalkı reisinin yaşı ile hanenin yoksul olma olasılığı arasında negatif yönlü ilişki bulunmaktadır. Beklenildiği üzere kayıtdışı çalışan hanehalkı reislerinin hanelerinin yoksul olma olasılığı daha fazladır. Nihai hedefimiz doğrultusunda hanehalkının aldığı toplam sosyal yardım miktarı yoksul olma olasılığını azaltıcı etkiye sahiptir. Alınan sosyal yardım miktarının ortalamadan her 1000 TL artış göstermesi hanehalkının yoksul olma olasılığını ortalama %8 azaltmaktadır.
Yerel yönetimlerin sosyal yardım ve sosyal hizmet uygulamaları Uşak Belediyesi örneği
Sosyal yardım ve hizmetler sosyal devlet ilkesinin gereğidir. Bu yardımlar da sosyal politikanın aracı olarak kabul edilir. Merkezi yönetimin yerel yönetimlerde sosyal politika uygulayıcısı ise yerel yönetimlerdir. Bu sistemin yerel yönetimlerde işlevsel olmasının nedeni ise yereldeki ihtiyacı ve o belde yaşayan halkın ekonomik seviyesini takip etme noktasında yerel yönetimler daha avantajlı olduğundan sosyal politikalar yerel yönetimler tarafından daha etkili hayata geçirilmektedir. Yerel yönetimlerin sosyal belediyecilik anlayışı engelli ve yaşlı bireylerin bakımı, dezavantajlı çocuk ya da diğer bireylerin korunması ve ihtiyaçlarının karşılanması, kadın sığınma evlerinin kurulması, gıda ve yakacak yardımlarının yapılması, eğitim, spor, kültür ve sanat etkinlikleri için kültür ve spor merkezlerinin açılması, kütüphane ve müze hizmetleri, kültürel geziler, sinema ve tiyatro etkinlikleri gibi birçok alanda hizmet götürülerek sosyal adalet, eşitsizliklerin giderilmesi ve toplum toplumsal refahın sağlanmasına aracı olmalıdır.
Sosyal yardımların sosyo-ekonomik etkileri: Şırnak ili örneği
Yoksulluk ve gelir adaletsizliği insanlığın yaşadığı en büyük sorunlardan birisidir. Dolayısıyla ülkeler sosyal devlet anlayışının da etkisiyle bu sorunları çözebilmek amacıyla ulusal ve uluslararası çerçevede çeşitli uygulamalar yapmaktadırlar. Bunlardan birisi, bölgesel olarak il ve ilçe kapsamında uygulanan ve geçinme güçlüğü içinde olan bireylerin yaşamlarını iyileştirmeye yönelik yapılan sosyal yardımlardır. Sosyal yardımların olumlu yanları bireylerin eğitim, sağlık gibi faaliyetlerden yararlanabilmeleri sonucunda refah düzeylerinin artırılmasına yardımcı olması iken, olumsuz yanları ise insanların çalışma isteklerini azaltmasıyla birlikte istihdama katılımlarını engellemesidir. Bu kapsamda çalışmanın temel amacı, belirlenen hedef kitle çerçevesinde söz konusu sosyal yardımların ailelerin sosyo-ekonomik düzeylerini ne derece etki ettiğini ve hangi demografik değişkenler açısından nasıl bir farklılık gösterdiğini analiz etmek ve yorumlamaktır. Bunun yanında, ailelerin sosyal yardımları almadan önce ve aldıktan sonraki sosyo-ekonomik durumlarının da karşılaştırmalı olarak sunulması amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında Şırnak ili ve ilçelerinde sosyal yardım almakta olan 405 aile ile görüşülerek sosyal yardımları almadan önceki durumları ile sosyal yardımları aldıktan sonraki durumları, aldıkları yardım türleri ve aile üyelerinin istihdam durumuna ilişkin bilgileri analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen sonuçlara bakarak örneklem kapsamında yapılan sosyal yardımların etkili olduğunu söylemek mümkündür.
Sosyal hizmet etkinliği olarak sosyal inceleme ve Türkiye'de sosyal yardımların sunumunda "muhtaçlık" değerlendirmesi
Bu çalışma sosyal hizmet etkinliği olarak sosyal incelemenin yeri ve önemini ortaya çıkarmak, Türkiye'de sosyal yardımların sunumunda kullanılan sosyal inceleme türü olarak ihtiyaç değerlendirmesinin nasıl yürütüldüğünü anlamak için yapılmıştır. Bu çalışmada sosyal yardım alanında sosyal inceleme yapan sosyal hizmet uzmanlarının görüş ve değerlendirmeleri ele alınmıştır. Araştırmanın verileri nitel araştırma yöntemiyle kamu kurumlarında, sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarında (SYDV) ve belediyelerde çalışan toplam 34 sosyal hizmet uzmanı ile yapılan yarı yapılandırılmış, derinlemesine görüşmelerle toplanmıştır. Araştırmanın bulguları uzmanların eğitim ve alan deneyimine ilişkin tanıtıcı özellikleri, uzmanların yoksulluk, muhtaçlık ve sosyal yardıma bakışı, lojistik destek, iş yükü ve güvenlik riskleri, başvuru ve hazırlık aşaması, gözlem ve görüşme aşaması, bilgi kaynakları, etik sorunlar ve ikilemler, raporlama ve sonuç aşaması, izleme çalışmaları ve süpervizyon temaları altında tartışılmıştır. Yapılan analiz ve değerlendirme sonucunda ihtiyaç değerlendirmesi olarak sosyal incelemenin farklı kurumlarda farklı uygulama ve prensiplerle yapıldığı, muhtaçlık ve ölçütlerinin belirsiz olduğu, uzmanın yoksulluk ve sosyal yardıma bakışının, kurum politikalarının ihtiyaç değerlendirmesine şekillendirdiği, izleme çalışmalarının yetersiz kalarak, sosyal yardımların müracaatçıları güçlendirme ve sosyal adaleti sağlama hedefini gerçekleştiremediği görülmüştür. Araştırma sonuçlarının ihtiyaç değerlendirmesinde yaşanan sorunlara ışık tutarak konuyla ilgili yasal mevzuat ve politikaların geliştirilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler Sosyal inceleme, yoksulluk, muhtaçlık, ihtiyaç değerlendirmesi, sosyal yardımlar, sosyal hizmet
Sosyal ve ekonomik destek hizmetinden faydalanan çocuğu olan kadınlar: Yoksulluk algıları, deneyimleri ve baş etme yöntemleri
Bu araştırma, haklarında korunma kararı olmaksızın bir yıl ve uzun süreli SED hizmeti ile aile yanında desteklenen çocuğu olan kadınların yoksulluk kavramına ilişkin algılarını ortaya koymayı, gündelik yaşantılarına ait deneyimlerinin temel haklar içerisinde yer alan beslenme, barınma, eğitim, sağlık ve sosyal yaşam üzerinden anlaşılmasını ve karşılaşılan güçlüklerden doğan baş etme yöntemlerinin ortaya çıkarılmasını hedeflemektedir. Aynı zamanda araştırma, kadınların hizmetten faydalanma sürecini değerlendirerek bu hizmetin mevcut yoksulluk algı ve yaşantılarında meydana getirdiği değişimi ortaya koymaya yönelik gerçekleştirilmiştir. Fenomenolojik yaklaşımın temel alındığı, nitel desende tasarlanan bu araştırmada maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılarak 15 kadın ile yarı yapılandırılmış görüşme formu arayıcılığıyla derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Veri inşa sürecinin tamamlanmasının ardından elde edilen veriler tematik analiz yoluyla çözümlenmiştir. Bu çerçevede 3 ana tema görünür olmuştur: Kadınların Yoksulluğa Yönelik Algıları, Kadınların Yoksulluk Deneyimleri ve Baş Etme Yöntemleri, SED Hizmetinin Değerlendirilmesi. Araştırma sonucunda yoksul kadınlar yoksulluk kavramını beslenme, barınma, giyim gibi temel gereksinimlere ulaşamamak ve parasal sistemin dışında ruhsal/ duygusal yetersizliğe neden olan bir kavram şeklinde tanımlamışlardır. Kadınların yoksulluğun nedenleri kapsamında mikro ve mezzo ölçekte bir sorgulama içerisinde oldukları, yoksulluk yaşantısı içerisinde birçok farklı olumsuz duyguyu aynı anda yaşadıkları ve hem bu duygular hem de erişilemeyen haklar çerçevesinde mücadele yöntemleri geliştirdikleri anlaşılmıştır. Beklenen mücadele yöntemlerinde ise hayırseverlik ve hak temelli politikalar kıskacında bir ikililik söz konusudur. Kadınların gündelik yaşam deneyimlerinin toplumsal cinsiyet rolleriyle bağlantılı sorunlar doğurduğu ve kadınların asgari insani bir yaşam çizgisinin çok daha altında oldukları görülmüştür. SED hizmetinin yoksulluk algı ve yaşantılarda önemli dönüşümler yarattığı ve hizmetin temel haklara ulaşabilmek için kullanıldığı anlaşılmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda hizmetten faydalanan aile bireylerinin güçlendirilmesine ve SED hizmetinin uygulanma sürecine ilişkin öneriler geliştirilmiştir.
Sosyal yardıma başvuran yaşlıların sosyoekonomik ve sosyokültürel özellikleri: Karşılaştırmalı bir çalışma
Amaç: Bu araştırmanın genel amacı yaşlılarda ortaya çıkan ruhsal sorunların yaygınlığını, sıklığını ve bu sorunların kültürel çevre ile ilişkisini araştırmaktır. Farklı kültürler barındıran ülkemizde kültürel yapının yaşlılıktaki ve ruh sağlığı üzerindeki etkilerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Yöntem: 17 Eylül 2013 tarihinden sonra İzmir İlinin kozmopolit merkez ilçelerinden Bornova'daki sosyal yardıma başvuran yaşlıların evleri ziyaret edilerek; umumi alanlarda karşılaşılan ve araştırmaya katılmayı kabul eden gönüllü yaşlılardan çalışmanın içleme ve dışlama kriterlerine uygun olan kişiler gelişigüzel ve olasılıksız olarak çalışmaya alınmıştır. Katılımcılara sırayla Bilgilendirilmiş Onay Formu, Sosyodemografik Durum Formu, Kültürel Özellik Bilgi Formu ve Kısa Psikiyatrik Değerlendirme Ölçeği-BPRS uygulanmıştır. Bulgular: Çalışmaya 367 kadın ve 180 erkek olmak üzere toplam 547 kişi katılmıştır. Katılımcıların 76–85 yaş arasında yoğunlaştığı görülmüştür. Çalışmada yer alan yaşlıların ağırlıklı olarak eşi vefat etmiştir. Yaşlıların 61'inin (%11,15) ekonomik durumunun zayıf, 441'inin (%80,62) normal, 45'inin (%8,23) ise iyidir. 89'u (%16,3) emekli olduğunu; 415'i (%75,9) çalışmadığını beyan etmiştir. Emekli olan ve çalışan yaşlıların, çalışmayan yaşlılara oranla ekonomik durumlarının daha iyi olduğu gözlenmiştir. Cinsiyet ve gelir durumu arasında farklılıklar tespit edilmiştir. Yaş ilerledikçe ekonomik durum anlamlı bir şekilde zayıflamakta; eğitim seviyesi arttıkça da ekonomik durum anlamlı bir şekilde artmaktadır. Maddi durumun artması ev sahibi olma oranını artırmıştır. Ekonomik durumları iyi olan yaşlıların 100. Yıl'da (Atatürk Mahallesi ve çevresi) ve Merkezde (Kazım Dirik, Ergene, Erzene, Evka3) ikamet ettikleri görülürken; zayıf olanların Yukarı Altındağ ve Işıkkent-Pınarbaşı semtlerinde ikamet görülmüştür. Yaşlıların etnik kimlikleri sorulduğunda 361'i (%66) Türk; 89'u (%16,3) Kürt; 85'i (%15,5) Balkan Göçmeni; 10'u (%1,8) Romen; 2'si (%0,4) Arap-Acem olduğunu ifade etmiştir. Kendilerini Türk olarak ifade eden yaşlıların 100.yıl (Atatürk Mahallesi ve çevresi) semtinde, Doğanlar ve Mevlana Mahallerinde; Kürt olarak ifade eden yaşlıların Yukarı Altındağ semtinde; Balkan Göçmeni olarak ifade eden yaşlıların Çamdibi ve Aşağı Altındağ semtlerinde yoğunlaştığı görülürken; Romenlerin Doğanlar ve Mevlana Mahallerinde, Merkez ve çevresinde yaşadıkları saptanmıştır. Romen kökenli yaşlıların ekonomik durumlarının ağırlıklı olarak zayıf olması dikkat çekmektedir. Etnisite ve ağırlıklı tüketilen ürünler arasında anlamlı derecede farklılıklar tespit edilmiş, Türk yaşlıların unlu mamul tüketimindeki payının en yüksek olduğu görülmüştür. Kadınların yaşadığı ailevi sorunlar erkeklere göre anlamlı derecede daha az olduğu görülse de yaşanılan çevresel sorunlar erkeklerden daha fazladır. Ailevi ve çevresel sorunlar 65-75 yaş arasında en fazla yaşandığı görülmüştür. Medeni ve ekonomik durum ile aile içi yaşanan sorunlar arasında istatistiksel olarak anlamlılıklar tespit edilmiştir. Mutfak kültürü de ailevi sorunlarda belirleyici bir faktör olmuştur. Yaşlıların % 16,3'ü çevreleriyle sorun yaşadığını ifade etmiştir. Kürt etnisiteli yaşlılar çevreleriyle daha fazla sorun yaşamaktadır. Çalışmadaki yaşlıların 407'si (%74,4) sağlık sorunu beyan etmiştir. Yaş, etnisite ile alkol ve sigara kullanımı sağlık sorunu türünde belirleyici rol oynamaktadır. Yaşlıların %46,07'sinde majör ruhsal sendromlar tespit edilmiştir. Kadınların toplam BPRS puan ortalaması erkeklere göre anlamlı derecede daha yüksektir. Somatik Uğraşlar, Gerginlik, Motor Yavaşlama ve İşbirliği Kurmama alt itemlerinin ortalamasının da kadın yaşlılarda yüksek olduğu saptanmıştır. BPRS puan ortalamasıyla yaş arasında anlamlı derecede farklılıklar tespit edilmiştir. Düşünce Çözülmesi, Düşmanca Davranış ve Grandiyözite alt itemleri ile medeni durum arasında istatistiksel anlamlılık gözlenmiştir. BPRS'nin bazı alt itemleriyle ekonomik durum arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Gerginlik alt item ortalamasının kendini Balkan Göçmeni olarak tanımlayan yaşlılarda; kendini Romen olarak tanımlayan yaşlılara göre daha az olduğu görülmüş, bunun dışında da etnisite ve BPRS alt itemleri arasında belirgin bir anlamlılık saptanmamıştır. Alkol ve sigara kullanımıyla Somatik Uğraş ortalaması arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Sonuç: Yaşlıların yaş, cinsiyet, medeni ve ekonomik durumları, ikamet ettikleri yerler, etnisiteleri, mutfak kültürleri, alkol ve sigara kullanımları yaşanılan ailevi ve çevresel sorunlarda, sağlık sorunlarında ve ruhsal semptomlarda belirleyici roller oynamaktadır. Anahtar Kelimeler: Yaşlı; Erkek; Kadın; İnsanlar; Dulluk; Sahiplik; Kısa Psikiyatrik Derecelendirme Ölçeği; Düşmanlık; Prevalans; Sendrom; Türkiye; Balkan Yarımadası; Onay Formları; Medeni Durum; Evlilik; İşsizlik; Zihinsel/Ruhsal Sağlık; Muhacirler ve Göçmenler; Eğitim Durumu.
Institutionalization of social assistance and means testing mechanisms in the post-2001 period
This study scrutinizes the institutionalization of public social assistance and means testing mechanisms in the period after 2001. Along with the historical process of institutionalization, the thesis focuses on the attitudes towards means testing and social assistance of various actors, with examples from the case of Çorlu Social Assistance and Solidarity Foundation. The process of institutionalization of social assistance and standardization of means testing started mostly with the initiation of the World Bank, along with the Social Risk Mitigation Project which was formed in 2001. There were important improvements in terms of the institutionalization in social assistance such as improving the institutional capacity, use of information capacities, and creating integrated database that connect the system of the SYGM both with the SYDVs and other public institutions. However, there were also persistent problems such as the fragmented social assistance programs, or being exposed to personal and political influence, despite these improvements. Furthermore, the issue is more complicated for the means test due to peculiar problems of Turkey similar to other late industrialized countries. Among these problems was lack of institutional capacity for making means test in the absence of reliable public records such as property ownership, social security and population records, as well as lack of databases on the applicants, and of the standardized and instructive criteria. Most of these problems were solved with the use of information technologies and increasing institutional capacity of other public institutions. However, the major problem of the means test, which is high informality, continues to be the main obstacle for estimating the incomes of the applicants. It constitutes the main reason of the means testing system with social investigations to be in an inhumane way. The strictness of the means test and the ways of it, as well as the target groups of the assistance programs are all questions that are closely related to the varieties of approaches to social assistance which can be seen in the difference in attitudes of different actors in the social assistance such as the government, opposition, the civil servants in the SYGM, as well as the personnel in the SYDV.
Yeni kamu yönetimi anlayışının sosyal belediyeciliğe etkileri: Balıkesir Büyükşehir Belediyesi örneği
Kamu yönetimi, tarihsel süreç içerisinde devamlı olarak değişimlere uğramış dinamik bir alandır. Kamu yönetiminde değişimlere etki eden başlıca faktörler arasında siyasal, sosyo-ekonomik ve teknolojik nedenler yer almaktadır. Bu nedenlere bağlı olarak değişim göstermiş ve göstermeye devam eden kamu yönetimi alanı, tarihsel süreçte birçok reform yaşamıştır. Tez içerisinde yoğun olarak işlenen Yeni kamu yönetimi anlayışı ise özellikle 1970'li yıllardan sonra geleneksel kamu yönetimi anlayışının iyice sorgulanır hale gelmesiyle öne çıkmıştır. Geleneksel yönetim anlayışının yetersiz bulunmaya başlandığı ve etkili-verimli bir kamu yönetimi anlayışı ihtiyacının sıkça gündeme geldiği 1970'li yılların devamında, yeni kamu yönetimi anlayışı geleneksel bürokratik modele meydan okuyarak bu alanda gerçekleşecek birçok reforma kapı açmıştır. Geleneksel bürokratik yapılanmanın yanı sıra kamu hizmet sunumlarında da önemli ölçüde değişiklikler meydana getiren YKY anlayışı, yerel yönetimlerin öne çıkarılması üzerinde durmuştur. Başta Avrupa ülkelerinde meydana gelen yapısal değişimlerin Türk kamu yönetimine yansımaları ise Türkiye'nin merkezi ve yerel yönetim kavramlarında önemli değişimlerin yaşanmış olmasıdır. Özellikle yerel yönetimlerin önem kazanması anlamında çıkarılan birçok kanun ile birlikte Türkiye'de anayasal düzeyde YKY anlayışının somut adımları gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Türk idari teşkilatında yerel yönetim birimleri arasında tanımlanabilecek en önemli kurumlar belediyelerdir. YKY anlayışının yansımaları sonucunda anayasal düzeyde belediyelere yeni görev ve yetkiler getirilmiş ve belediyelerin özerk yapıları güçlendirilmeye başlanmıştır. Belediyeler, günümüzde sağlık, eğitim, çalışma hakkı vb. temel sosyal hakların yerine getirilmesinde aktif olarak rol almakta ve yerel düzeyde vatandaşlarına uygun politikalar üreterek faaliyetlerde bulunmaktadır. Bu kapsamda YKY anlayışının belediyeler üzerindeki etkisi ve belediyelerin "sosyal belediyecilik" adı altında yürüttükleri sosyal faaliyetleri incelemek amacıyla Balıkesir Büyükşehir Belediyesi örneği üzerinde çalışma yapılmıştır. Literatür tarama yöntemiyle yürütülen çalışmanın temel dayanaklarını; alan araştırmaları ve il genelinde izlenen sosyal faaliyetler oluşturmaktadır.
Yoksullukla mücadele bağlamında uygulanan sosyal politika uygulamaları 2021 yılı Şırnak-Cizre örneği
Bu çalışma Türkiye'de yoksullukla mücadele bağlamında yürütülen sosyal politika uygulamalarından yararlanan bireylerin, kendilerine sunulan sosyal politika uygulamalarına yönelik bakış açılarının nasıl olduğunu konu almaktadır. Ayrıca yararlanıcıların sahip oldukları sosyal sermaye düzeyi, yararlanıcıların sahip olduğu sosyal sermaye düzeyinin onların yoksulluğu hissetme düzeyi üzerindeki etkileri, yararlanıcıların sosyal yardım kuruluşlarına başvurmadan önce kendi aralarında geliştirdikleri herhangi bir mekanizmanın olup olmadığının ortaya konulması hedeflenmiştir. Bu kapsamda Durum Çalışması Deseni kullanılarak Cizre Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına başvurup sosyal politika uygulamalarından yararlanan bireylerden seçilen katılımcılara yönelik derinlemesine mülakat tekniği kullanılarak veriler elde edilip analiz edilmiştir. Sosyal sermaye düzeyi açısından dezavantajlı oldukları görülen katılımcıların yarısından fazlasının yoksulluğu üst düzeyde yaşadıklarını diğer katılımcıların ise büyük çoğunluğunun yoksulluğu hissettikleri görülmüştür. Çalışmada, yaralanıcıların sosyal yardım kuruluşlarına başvurmadan önce çoğunlukla akrabalarıyla veya sosyal çevreleri ile herhangi bir yardımlaşma mekanizması kuramadıkları görülmüştür. Çalışmada, katılımcıların sosyal yardım kuruluşlarından yararlandığı halde yaşamında, önemli bir değişiklik hissetmediğini, sosyal yardımların mevcut miktarlarının, yoksulluk ile mücadeleye çok az katkı sunduğunu ve çoğunlukla yapılan sosyal yardım miktarlarının arttırılması gerektiğini düşündükleri görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Yoksulluk, Sosyal Politika, Sosyal Sermaye
Sosyal yardımlar ve hizmetler bağlamında sosyal politikaların yerelleşmesi
Sosyal yardımlar ve hizmetler merkeziyetçi bir açısıyla, merkezden ya da yerindelik ilkesi gereği, yerel yönetimler eliyle yerelden sunulabilmektedir. Tercih edilen seçenek, ülkenin sahip olduğu çeşitli özellikler doğrultusunda belirlenmektedir. Ayrıca, ülkelerin kültürel, tarihi, demografik ve coğrafi yapıları da sosyal politikaların sunumunda nasıl bir yol benimseneceğini direkt olarak etkilemektedir. Ancak bazen, dünyada yaşanan olaylar ve değişen konjonktür doğrultusunda, ülkeler bir sistemi mecburen benimsemek durumda da kalabilmektedirler. II. Dünya Savaşı'na kadar daha çok sivil toplumla ve aile kurumuyla yürütülen sosyal politika faaliyetleri, sonraları devletlerin sorumluluğu altına daha fazla girmeye başlamış ve sosyal refah devleti uygulamaları, sosyal politika sunumunda ağırlık kazanmaya başlamıştır. İlerleyen süreçte, toplumsal yapılarda meydana gelen değişimler, başka bir dönüşümü daha zaruri kılmıştır. Artan nüfusla beraber, muhtaç sayısının yükselmesi ve ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarının çeşitlenmesi, yerel yönetimlerin sosyal yardım ve hizmetlerin sunumunda daha fazla rol almalarını gerektirmiştir. Diğer taraftan, küreselleşme olgusuyla beraber, merkezi yönetimlerin ellerindeki yetkilerin bir kısmını yerel birimlere ve uluslararası kuruluşlara devretmeleri, merkezi otoritenin zayıflamasına sebep olmuştur. Sosyal alanda da zayıflayan devlet, yerel yönetimler aracılığıyla, tekrardan ağırlığını hissettirmeye çalışmaktadır. Bu yönüyle de yerel yönetimlerin, kaybolan devlet yetkilerini yeniden canlandırdığı söylenebilir. Bütün yetkilerin tek bir merkezde toplanması bazen halkın yönetime katılmasını engelleyebilir. Bu noktada yerelleşme, karar alma süreçlerine halkın dahil edilmesiyle birlikte, demokratikleşme aracı olarak görülebilir. Türkiye'de sosyal politika uygulamaları, diğer bütün kamusal alanlarda olduğu gibi, geçmişten gelen bir kültürün de etkisiyle merkeziyetçi bir yapıya sahiptir. Ancak, değişen toplumsal yapı ve ihtiyaçların çeşitlenmesi, Türkiye'de de bu alanda bir reformun yapılması gerekliliğini ortaya çıkarmıştır, çünkü Ankara'da üretilen politikalar, Kars'ta yaşayan insanların ihtiyaçlarına tam olarak çözüm getirememektedir. Halka yakınlığı sayesinde, bölge insanının ihtiyaçlarını daha iyi tahlil edebilecek olan yerel yöneticiler, bu ihtiyaçların giderilmesi konusunda çok daha etkili hizmetleri vatandaşa sunabileceklerdir. Anahtar Kelimeler: Sosyal yardım, sosyal hizmet, sosyal politika, yerelleşme, yerele devir, yerel yönetimler, yerindelik
Türkiye'de yaşlılara yönelik sosyal yardım politikaları ve bu yardımların yaşlı bireylerin siyasal algı, tutum ve tercihleri üzerine etkisi: Söke örneği
Yaşlılık dönemi zaman kavramının insan yaşamı üzerinde etkisinin en çok hissedildiği dönemdir. Modernleşme ile birlikte gelişen sağlık koşullarının etkisiyle yaşlı nüfusunun giderek arttığı bilinmektedir. Yaşlı nüfusun artması daha çok sosyal politikalara ihtiyaç olduğunun bir göstergesidir. Aynı zamanda yaşlı bireylerin seçmen olduğu gerçeği de göz ardı edilmemelidir. Bu çalışmanın amacı yaşlılara yönelik sosyal yardım politikalarını incelemek, bu yardım politikalarının yaşlı bireylerin siyasal algı, tutum ve tercihleri üzerinde etkilerini betimsel olarak incelemektir. Çalışma grubu, Aydın Söke ilçesinde yaşayan, 3294 sayılı kanun kapsamında oluşturulan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından sağlanan yardımlardan yararlanan otuz 65 yaş ve üstü bireylerdir. Çalışma grubumuz rastgele seçilmiştir. Çalışma grubumuz Söke ilçesi evreninde amaçlı örneklem doğrultusunda tipik örneklem belirleme yöntemiyle örneklem belirlenmiştir. Çalışmamız nitel araştırma teknikleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Tarafımızca hazırlanan görüşme formları ile ilk başta pilot görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Sonrasında gerekli düzenlemeler yapılarak katılımcılar ile görüşülerek veriler toplanmıştır. Toplanan veriler MaxQda programı ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda ulaşılan sonuçlar 'Sonuç' bölümünde derlenmiştir. Sosyal yardımlardan faydalanan yaşlı bireylerin (N 30) ifadelerine göre 'sosyal yardımların siyasi eğilime etki etmesi' kodu sıklıkla kullanılmıştır. Ayrıca ekonomik olarak sıkıntı yaşayan yaşlı bireylerin çözüm yolu olarak ilk 'Devlet Kurumu'na başvurdukları ifadesi en sık kullandıkları ifadelerden olmuştur. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Sosyal Politika, Sosyal Yardım, Yaşlılık, Yoksulluk, Siyasal Tutum, Siyasal Tercih, Siyasal Algı.
Türkiye'de 1983'ten günümüze sosyal yardımların değerlendirilmesi
Sosyal yardım ve dayanışma insanlık tarihiyle eşdeğer bir olgu olup, insanoğlunun bir arada yaşamaya başladığı tarihten günümüze sürüp gelmiştir. Toplumların değişim ve dönüşümüyle birlikte bu olgu da hem anlam olarak ve hem de kurumsal olarak gelişip varlığını sürdürmüştür. Yoksulluk çağlar boyunca süre gelen ve insanlığın yaşadığı en büyük sorunlardan biridir. Diğeri ise ( Bunun yaşanmasında bir çok neden olmakla birlikte en önemlilerinden biri) gelir adaletsizliğidir.Bu durum karşısında özellikle batı Avrupa'da 1950'li yıllardan itibaren gelişen sosyal devlet, toplumdaki gelir adaletsizliğini azaltmak ve insana onurluca bir hayat sunmaya çalışmış ve bu noktada da önemli başarılar elde etmiştir. Devletler sosyal devlet ilkesini anayasalarına koyma gereğini duymuşlar veya buna zorlanmışlardır. Türkiye'de 1961 Anayasası'yla birlikte sosyal bir devlet olma ilkesini benimsemiş, bu çerçevede önemli adımlar atmış ve çeşitli haklar tüm toplum kesimlerine gösterilmiştir. 1980'li ve özellikle 1990'lı yıllarla birlikte dünyada gelişen yeni liberal anlayışla birlikte sosyal devlet harcamalarından kısıtlamalara gidilmiştir ve piyasacı bir anlayış benimsenmeye başlanmıştır.Türkiye'de Osmanlıdan beri devam eden çeşitli sosyal yardım ve hizmet kurumları olmakla birlikte Cumhuriyet döneminde de çeşitli kurumlar kurulmuş ve varlığını sürdürmüştür. En büyük kurumsal yapı 1986 yılında kurulan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu'dur. Bu kurum 2004 yılında genel müdürlük yapılmış olup, faaliyetlerini sürdürmektedir. Bu yapılanmanın taşra teşkilatları olan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tüm il ve ilçelerde kurulu olup sosyal yardım faaliyetlerinde bulunmaktadırlar.Bu çalışma ile Türkiye'de sosyal devlet ilkesinden anlaşılanın zamanla değiştiği ve bazen sosyal yardım devleti görünümü sergilediği, sosyal devlet anlayışının bazı siyasal amaçlar doğrultusunda suistimal edildiği çok çeşitli veri ve raporlar ortaya konularak ispatlanmaya çalışılmıştır. Yine yapılan sosyal yardımların çok dağınık ve birçok merkezden yapılmasından dolayı verimlilik ve iyi hizmet yapılamadığı çok çeşitli veri ve raporlar ortaya konularak ispatlanmaya çalışılmıştır.Öneriler kısmında sosyal devletten yanlış anlam çıkarılmaması gerektiği ve bu dağınık sosyal yardım kuruluşlarının ortak bir çatıda daha verimli çalışması için ayrıca da yoksulluğun azaltılması için değişik öneriler sunulmuştur.Anahtar Sözcükler: Türkiye, Sosyal Devlet, Sosyal Yardım, Siyasal Çıkar, Yoksulluk, Eşgüdüm, Sosyal Politika
Yoksulluk olgusu: Elazığ örneği
Yoksulluk, birçok ülkenin olduğu gibi Türkiye'nin de ciddi sorunlarından biridir. Artan yoksulluk hem toplumsal bütünleşmenin hem de iktisadi kalkınmanın önünde büyük bir engeldir.Bu çalışmada, yardım alan hanelerin yoksulluk durumu sosyolojik olarak analiz edilmektedir. Hanelerin yoksulluk durumu şu başlıklar altında incelenmektedir: Sosyo-demografik yapı, kadın ve erkeğin emek piyasasındaki konumu, göç, fiziksel yaşam koşulları, tüketim kalıpları, kent mekânını kullanma biçimleri, geçimlik üretim, borç, geleneksel ilişki ağları, sağlık, yardım, yoksulluk ve zenginlik algısı.Çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; yoksulluğun tanımı, ilgili kavramlar, yoksulluk göstergeleri ve nedenleri, yoksullukla ilgili yaklaşım ve mücadele yolları ele alınmıştır. İkinci bölümde; Türkiye'de yoksulluk çalışmaları, SYDGM ve Mamurat'ül Aziz Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde; dışlanmışlık kavramı ve yoksulluk ilişkisi incelenmiştir. Son olarak dördüncü bölümde ise; uygulanan anketler sonucunda hanelerin yoksulluk durumları analiz edilmektedir.Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, Yardım Alan Haneler, Yoksullukla Mücadele, Yardım Kurumları.
Türkiye'de sosyal yardım sisteminin analizi ve sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının iktisadi etkinliği
Sosyal yardımlar, zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabilme imkanlarından mahrum olan bireylere dönük bir sosyal transfer metodu ve sosyal hizmet faaliyetidir. Sosyal yardımlar, toplumsal örgütlenmeyle direkt ilişkili bir şekilde ortaya çıkan yoksunluk ve yoksulluk olgusunun hafifletilmesine, giderilmesine ve ötelenmesine yönelik uygulanan insani hizmetlerin tümünü kapsamaktadır. Türkiye'de farklı kişilere ya da gruplara sosyal yardım hizmeti veren çok sayıda kamu kurumu, kuruluşu ve gönüllü kuruluş vardır. Bu çerçevede Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları (SYDV) Türkiye'de yoksulluğa karşı en donanımlı ve kapsamlı sosyal yardım hizmetlerini yürüten organizasyonlardır. SYDV'ler Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü'ne bağlı olmakla birlikte aralarında bir hiyerarşi yoktur. SYDV'ler doğrudan merkezi olarak Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonu'ndan (SYDTF) kendilerine aktarılan kamusal kaynakları yerelde sahip oldukları yoksulluk verisi ve donanımla ihtiyaç sahiplerine en hızlı biçimde ulaştıran bir mekanizmaya sahiptirler. Bu bağlamda, Türkiye'de SYDV'ler üzerine inşa edilen sosyal yardımlaşma sisteminin, ihtiyaç sahiplerine muhtaç oldukları yardımların sağlanması açısından etkin olup olmadıkları, sosyal ve ekonomik göstergelerde iyileşme sağlayıp sağlamadığı ve bu etkinliğin düzeyinin sorgulanması bu tezin konusunu oluşturmaktadır. Tezdeki çalışma kapsamında 2013-2019 dönemine ilişkin fonksiyonel olarak sosyal yardım hizmetlerine ait veriler trend analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda 2019 yılı sonu itibariyle SYDV'lerin sosyal yardım hizmetlerindeki etkinlik düzeyinde toplamda bir azalma meydana geldiği gözlenmiştir. Anahtar Kavramlar: Yoksulluk, Sosyal Yardımlar, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları.
Social assistance as an instrument of political patronage in Turkey
In this dissertation, the use of social assistance is questioned as a tool of political patronage. A clear-cut understanding of the terms patronage, social assistance and faith based organisation is important as a preliminary effort for this research. Identifying the existence of social assistance through a historical process and its political ramification reveal the big picture on political patronage. In addition to secondary sources such as statistical information and reports the field work undertaken provides important contributions to the literature as primary data. After briefly discussing the relationship between social assistance and patronage in Turkish political life, the thesis focuses on the period of Justice and Development Party governments. In-depth interviewing is used during field work conducted among social assistance actors. Interview data are assessed in two categories: The presence of political patronage in the field of social assistance and the relationship between social assistance actors. The section examining the relationship also questions the "indirect political patronage" which is used for the first time in the literature. Another first in the study is its use of "dependency" as an indicator of political patronage.
Türkiye'de sosyal belediyecilik uygulamaları: Malatya Büyükşehir ve Elazığ Belediyesi örneği
Sanayi toplumuna geçilmesi ile birlikte köyden kente göç artmış ve bunun sonucunda kentlerde nüfus artışı meydana gelmiştir. Bununla birlikte kentlerde yaşayan insanların ihtiyaçları artmış ve merkezi yönetim bu beklentilere cevap veremez duruma gelmiştir. Artan bu ihtiyaçlar neticesinde devlet sosyal sorunlara müdahale etmek zorunda kalmıştır. Gelişen şartlarla birlikte yerelleşme olgusu önemli hale gelmiştir. Yerel yönetimler içinde bulunan belediyelere de bu anlamda görevler düşmektedir. Bu sebeple çalışmada belediyelere ağırlık verilmiş, belediyelerin tarihsel gelişimi üzerinde durularak Malatya Büyükşehir Belediyesi ve Elazığ Belediyesi incelenmiş ve görüşülen kişilerden alınan cevaplar neticesinde alınan veriler tabloya dönüştürülmüştür.