Social assistance

Bu konu başlığı altında 104 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de sosyal yardım sisteminin analizi ve sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının iktisadi etkinliği

Sosyal yardımlar, zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabilme imkanlarından mahrum olan bireylere dönük bir sosyal transfer metodu ve sosyal hizmet faaliyetidir. Sosyal yardımlar, toplumsal örgütlenmeyle direkt ilişkili bir şekilde ortaya çıkan yoksunluk ve yoksulluk olgusunun hafifletilmesine, giderilmesine ve ötelenmesine yönelik uygulanan insani hizmetlerin tümünü kapsamaktadır. Türkiye'de farklı kişilere ya da gruplara sosyal yardım hizmeti veren çok sayıda kamu kurumu, kuruluşu ve gönüllü kuruluş vardır. Bu çerçevede Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları (SYDV) Türkiye'de yoksulluğa karşı en donanımlı ve kapsamlı sosyal yardım hizmetlerini yürüten organizasyonlardır. SYDV'ler Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü'ne bağlı olmakla birlikte aralarında bir hiyerarşi yoktur. SYDV'ler doğrudan merkezi olarak Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonu'ndan (SYDTF) kendilerine aktarılan kamusal kaynakları yerelde sahip oldukları yoksulluk verisi ve donanımla ihtiyaç sahiplerine en hızlı biçimde ulaştıran bir mekanizmaya sahiptirler. Bu bağlamda, Türkiye'de SYDV'ler üzerine inşa edilen sosyal yardımlaşma sisteminin, ihtiyaç sahiplerine muhtaç oldukları yardımların sağlanması açısından etkin olup olmadıkları, sosyal ve ekonomik göstergelerde iyileşme sağlayıp sağlamadığı ve bu etkinliğin düzeyinin sorgulanması bu tezin konusunu oluşturmaktadır. Tezdeki çalışma kapsamında 2013-2019 dönemine ilişkin fonksiyonel olarak sosyal yardım hizmetlerine ait veriler trend analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda 2019 yılı sonu itibariyle SYDV'lerin sosyal yardım hizmetlerindeki etkinlik düzeyinde toplamda bir azalma meydana geldiği gözlenmiştir. Anahtar Kavramlar: Yoksulluk, Sosyal Yardımlar, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları.

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma VakfıSosyal yardımSosyal yardımlaşma+2
Zeliha Uyan
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de sosyal belediyecilik uygulamaları: Malatya Büyükşehir ve Elazığ Belediyesi örneği

Sanayi toplumuna geçilmesi ile birlikte köyden kente göç artmış ve bunun sonucunda kentlerde nüfus artışı meydana gelmiştir. Bununla birlikte kentlerde yaşayan insanların ihtiyaçları artmış ve merkezi yönetim bu beklentilere cevap veremez duruma gelmiştir. Artan bu ihtiyaçlar neticesinde devlet sosyal sorunlara müdahale etmek zorunda kalmıştır. Gelişen şartlarla birlikte yerelleşme olgusu önemli hale gelmiştir. Yerel yönetimler içinde bulunan belediyelere de bu anlamda görevler düşmektedir. Bu sebeple çalışmada belediyelere ağırlık verilmiş, belediyelerin tarihsel gelişimi üzerinde durularak Malatya Büyükşehir Belediyesi ve Elazığ Belediyesi incelenmiş ve görüşülen kişilerden alınan cevaplar neticesinde alınan veriler tabloya dönüştürülmüştür.

Belediye hizmetleriBelediyelerBüyükşehir belediyeleri+5
Nilgün Kahraman
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de sosyal yardımlaşma müessesesi: Durum analizi, sorunlar ve çözüm önerileri

Gelir dağılımında adaletin sağlanamadığı veya az olduğu ülkelerde yoksul olarak tanımlanan bir kesimin varlığı söz konusudur. Her ülkede yoksulluk gelir dağılımında adil olmayan bir sistemin etkisi ile ortaya çıkmaktadır. Bu adil olma durumu geciktikçe, toplum da, zengin kesim ile fakir kesim arasında gelir farkı artmaktadır.Gelir dağılımında, mesleki durum, eğitim düzeyi, ticari yetenek ve diğer kendini ispat fırsatları da etkilidir. Bu nedenle toplumlarda sosyal devlet kavramı devreye girer. Bu şartlara sahip olmayanlara sosyal yardım sistemi çerçevesinde destekler sağlanır. Bu desteklerin toplumda yoksullarla zenginler arasındaki gelir farklarını azaltıcı bir etki oluşturması beklenir.Ancak sosyal yardım sistemleri dünyada çok etkin bir şekilde uygulanamamaktadır. Temel nedeni ise, mevcut yönetimlerin bu faaliyeti öncelikli görevler arasında saymamasından kaynaklanmaktadır. Ülkelerde, Maliye Bakanlığı, Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı gibi bakanlıklar kurulup, bunlarla ilgili özel teşkilatlanmalar yapılmaktadır. Bu ve benzeri temel hizmet alanlarında iç ve dış politikalar üretilmektedir. Fakat gelir adaletini düzenleyici ve bu yönde politika geliştirici çalışmalar, bağımsız yapılmamaktadır. Her ülke de var olan sisteminin sistemin ikinci derece öneme sahip bir görevi olarak algılanan Sosyal Yardım uygulamaları vardır. Ancak gerçekte yeterince önemsenmeyen bir durumdadır.Her ülke bu işi bir zorunluluk hissetmeden, sadece manevi duygularla karışık bir politika ile yapmaktadır. Oysa yoksullukla mücadele öncelikli hedefler arasında olmalıdır. Yoksulluğu önleme politikaları tüm bakanlıkların ortak destek verdiği bir kalkınma projesi olmalıdır. Çünkü bir toplum da tüm bireylerin refah düzeyi yüksek olursa toplumunda refah düzeyi yüksek olur. Bu mücadelenin yapılmaması gelişmiş toplum olmayı engelleyecektir. Gelişmiş ekonomiler gelir düzeyi yüksek olanların ekonomilere sağladıkları katkılarla büyümektedirler. Katkı sağlama yeteneği olmayan yoksul kesimin ise payı yok denecek kadar az olmaktadır. Dolayısı ile buradan şu sonuç çıkarılabilir: ?Ülkeler zenginlerin gelirlerindeki artış ölçüsünde veya yoksullarla zenginler arasındaki gelir farkının büyüme oranı ölçüsünde kalkınırlar? .Türkiye'de gelir dağılımındaki adaletsizliği en aza indirme girişimi olarak adlandırabileceğimiz, sosyal yardım sistemi sistemli bir şekilde yapılanmadığından, yetersiz ve dağınık bir şekilde faaliyette bulunmaktadır. Bu nedenle bu yapıda bazen kaynak israfı, bazen de kaynak yetersizliği görülmektedir.Sosyal Yardım Sistemindeki sorunun çözümü için bir model geliştirmeye çalışarak, bu olumsuzlukların ortadan kaldırılması amaçlanmıştır. Her ülkenin ortak sorunlarından biri olan; ?Büyümede Süreklilik? esasının gerçekleştirilmesi yoksullukla ilgilidir. Bu nedenle yoksulluğun önlenmesi için ?Gelir Farkının Azaltılmasında Süreklilik? esasının sağlanması gerekmektedir. Toplumların gelir düzeyine bağlı olarak kişi başı milli gelirden alınan paylar, bölgelere, sektörlere, meslek gruplarına göre ayrıldığında gelir adaleti sorgulanabilecektir. Bu temel sorunlar çerçevesinde yoksullukla mücadele politikalarının planlanması esasına göre bir model önerisi hazırlanmıştır.Önerilen model ile öncelikle mevcut sistemin aksaklıkları ele alınarak çözüm üretilmesi amaçlanmıştır. Buna göre mevcut sistemdeki, Kurumsal Sorunlar, Finansal Kaynak Sorunları, Dağınıklık Sorunu ve Kaynakların etkin kullanım sorunları ele alınmıştır. Tespit edilen aksaklıklar için çözüm önerileri de yine aynı şekilde Kurumsal Yapılanma, Finansal Yapılanma ve Temel Politikalar başlıkları ile sunulmuştur.Anahtar Kelime; Yoksulluk, Sosyal Yardım, Sosyal Risk, Sosyal Koruma, Sosyal Hizmet

Sosyal Riski Azaltma ProjesiSosyal devletSosyal hizmet kurumları+4
Şahin Çetinkaya
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sosyal yardımda yeni bir yaklaşım olarak şartlı sosyal yardım: Sosyal yardım-istihdam bağlantısının etkinleştirilmesi programı 2014 yılı Türkiye uygulaması üzerine bir araştırma

Dünyada yoksulluk olgusu ve yoksullukla mücadele, küreselleşme sonrasında daha da artan gelir dağılımı adaletsizliği ile birlikte bugün için çoğu dünya devletinin önemle eğildiği konuların başında gelmektedir. Klasik (karşılıksız) sosyal yardım uygulamaları nedeniyle oluştuğu iddia edilen bağımlılık kültürünü kırmak, sosyal yardım harcamalarını katma değerini artırarak sosyal yardımı daha verimli şekilde kullanmak üzere son 50 yıldır dünyada ve son 15 yıldır Türkiye'de ilgi çeken ''şartlı'' sosyal yardım uygulamaları, yeni ve değerlendirilmeye değer bir kavram olarak dikkat çekmektedir. 2014 yılında Türkiye'de uygulamasına başlanılan ''Sosyal Yardım-İstihdam Bağlanlantısının Etkinleştirilmesi Programı'', şartlı sosyal yardım uygulamasının en yeni örneklerinden birisi olarak Türkiye kamusal sosyal yardım sisteminin gelecek yıllarda alacağı şekle dair önemli ipuçlarını barındırmaktadır. 2014 yılı Türkiye uygulaması çerçevesinde ele alınan şartlı sosyal yardım uygulamalarının dünyada ve Türkiye'de gelişimi konusu, bugüne kadar akademik çevrelerce irdelenmeyen yeni bir uygulama ve hizmet sunumu olarak Türkiye sosyal yardım yaklaşımına yönelik etki ve katkılarıyla tez içeriğinde irdelenmiş, tezin sonuç kısmında, programı daha etkin ve verimli kılacak önerilere yer verilmiştir.

Sosyal yardımYardımlarİstihdam+3
Yaşar Aksanyar
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de belediyelerde hizmet sunumu: Sosyal belediyecilik Kütahya il Belediyesi örneği

Türkiye'de yerel yönetimler, halka sundukları hizmetler bakımından merkezi yönetimle birlikte oldukça önemli görevler üstlenmektedirler. Yerel yönetimler içinde ön plana çıkan yapılar ise belediyelerdir. Belediyeler, beldede yaşayan sakinlerin ortak nitelikteki her türlü ihtiyacını karşılamakla sorumlu kamu kuruluşlarıdır. Bu çalışmada Türkiye'de belediyelerin hizmet sunumundan birisi olan sosyal belediyecilik konusu Kütahya İl Belediyesi üzerinden incelenecektir. Sosyal devlet ilkesi Türkiye'de anayasal boyutta ilk kez 1961 Anayasasında yer almıştır. Sosyal devlet ile insanları istenmeyen durumlardan korumanın yanında, muhtaç durumda olanları da yardım etmeyi amaçlamıştır. Belediyeler boyutundaki şekli olan sosyal belediyecilik ise Kütahya İl Belediyesi üzerinden anlatılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde belediyelerin yapısı, görev ve yetkileri, belediyelerin gelir ve giderleri, belediyelerin sunduğu hizmetler ve belediyelerin merkezi yönetimle arasındaki hizmet ve gelir paylaşımına ana hatlarıyla değinilmiştir. İkinci bölümde 20'nci yüzyılla birlikte ortaya çıkan bir kavram olan sosyal devletin tanımı yapılarak ülkemizdeki gelişimi ve sosyal devletin mikro düzeydeki hali olan sosyal belediyecilik kavramı üzerinde durulmuştur. Üçüncü ve son bölümde ise sosyal belediyecilik kapsamında Kütahya İl Belediyesinin ilgili birimlerince yapılmış olan sosyal belediyecilik uygulamalarına yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Belediye, Sosyal Devlet, Sosyal Yardım, Sosyal Hizmet, Sosyal Belediyecilik, Kütahya Belediyesi.

BelediyelerHizmetHizmet sunma+6
Oğuz Keskin
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal belediyecilik uygulamaları: İstanbul Büyükşehir Belediyesi örneği

Eğitim, sağlık, konut gibi temel sosyal ihtiyaçların karşılanması sosyal devletin birincil görevlerinden birisi sayılmaktadır. Ne var ki, küreselleşme ve küre-yerelleşme olgularıyla birlikte gelen dönüşüm süreci ve bu temelde söz konusu sosyal hizmetlere olan talebin sürekli artışı, yerel yönetimlerin de sosyal politikalara dahil edilmesini getirmiştir. Hatta, yerel yönetimler yerel nitelikli hizmetlerin yürütülmesinde verimliliği ve etkinliği sağlayan kurumlar olarak sosyal politika alanında başat aktör olmaya başlamıştır. Bu süreç, sosyal politikayla birlikte belediyelerin de "sosyal belediyecilik" kavramı temelinde yeniden yapılandırılmasını beraberinde getirmiştir. Sosyal belediyecilik kavramı literatürde yaygınlaşmış ve belediyelerin sosyal politika alanındaki işlevleri gün geçtikçe artmıştır. Tez çalışması, Türkiye'de sosyal belediyecilikte iyi uygulama örneklerinden biri olarak gösterilen İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) uygulaması üzerinden sosyal belediyeciliğin bütçe - faaliyet ve örgüt açısından "performansını" değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır: ilk bölümde doğuşu, gelişimi aşamalarıyla birlikte amaçları, işlevi, vb. temelinde sosyal politika ve sosyal belediyeciliğin kavramsal çerçevesi çizilmektedir. İkinci bölüm Türkiye'de sosyal belediyecilik uygulamasına ayrılmıştır; Türkiye'de sosyal belediyeciliğin tarihsel gelişimi, yasal çerçevesi ve kurumsal yapısı aktarılmıştır. Üçüncü bölümde ise İBB uygulaması birimler bazında ve 2010 – 2014 dönemini kapsayacak şekilde üç ana başlık altında çalışılmıştır: (a) faaliyet başlığı altında Stratejik Plan ile Faaliyet Raporları temelinde sosyal politika faaliyetlerine ilişkin değerlendirmeler yapılmış, (b) bütçe başlığı altında belediye bütçesi içerisinde sosyal bütçenin payına bakılmış, ve (c) örgüt başlığı altında belediye örgütü içinde sosyal politika birimlerinin personel – organizasyon yapısına odaklanılmıştır. Tez çalışması sonucunda, sosyal belediyecilik uygulamasının geliştirilmesi için çeşitli bulgulara ulaşılmış ve söz konusu yönetsel öneriler, faaliyet, bütçe ve örgüt olmak üzere üç başlık altında ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sosyal Politika, Sosyal Belediyecilik, Sosyal Hizmet ve Yardım, Sosyal Bütçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi

Belediye hizmetleriBelediyelerBüyükşehir belediyeleri+5
Zafer Özdemir
Altınbaş University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimTR

Osmanlı Devleti'nde şehitlik ve gazilik (1826-1918)

Bu çalışmada öncelikle şehitlik ve gazilik kavramlarının Osmanlı Devleti'ndeki tarihsel değişimi ve dönüşümüne değinilmekte daha sonra bu iki kavram çerçevesinde arşiv belgelerinden yararlanılarak Osmanlı Devleti'nin sosyal devlet olma çabalarına vurgu yapılmakta ve son olarak da Müslümanlar için büyük bir önem taşıyan bu kavramların devletin son dönemlerinde propaganda amacıyla kullanılmasına yoğunlaşılmaktadır. Ülkemizde kavram tarihi açısından pek çalışma bulunmaması bu çalışmayı yaparken belirli zorluklarla karşılaşmamıza neden olmuştur. Çalışma şehitlik ve gazilik kavramları özelinden, kelimelerin zaman içerisinde yaşanan tarihsel olaylar neticesinde anlam değişikliğe uğrayabileceğini veya var olan anlamının yanına yeni anlamlar da yüklenebileceğini göstermeyi hedeflemektir. Özellikle toplum üzerinde yoğun etkiye sahip kavramların aktif kullanımlarında zaman içerisinde değişiklik olmuştur. Şehitlik ve gazilik kavramları da bazı toplumlarda etkisi olan kitleleri aynı anda harekete geçirebilecek kelimeler arasındadır. Özellikle Fransız Devriminden sonra ortaya çıkan milliyetçilik akımıyla, artık ulus-devlet olmuş devletler milliyetçi bir anlayışla hareket ederken zorunlu olarak askere aldığı vatandaşları bu kavramlarla etkilemeyi hedeflemektedir. Böylece dini anlamlarla anılan kavramlar artık milliyetçide olmuştur. Savaşla ilişkili olan bu kavramlların hemen hemen her devirde aktif bir biçimde kullanıldığı görülmektedir. Toplumu derin bir şekilde etkileyen iki kavram hakkında daha önce böyle bir çalışma yapılmamıştır. Çalışmanın amacı literatürdeki bu eksikliği birazda olsa gidermeye çalışmaktır.

AskerlikGazi yakınlarıGaziler+7
Seren Çelebi
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çankırı Sosyal Hizmet Merkezi'nin uygulamalarını ve yansımalarını "Yoksulluk Kültürü Kuramı" kapsamında değerlendirmek

Yoksulluk, insanlık tarihinde çokça tartışılan, günümüz dünyasında da hala çözüme kavuşmayı bekleyen önemli toplumsal sorunlardan biridir. Yoksulluk, dünyada ve Türkiye'de farklı boyutlarda ve türlerde ifade edilmektedir. Yoksulluğun gün geçtikçe önemli boyutlara ulaşması çeşitli ulusal ve uluslararası kuruluşları çözüm bulmaya yönlendirmiştir. Sosyal yardımlar genellikle gelişmiş ülkelerin yoksulluğu azaltmak için bulduğu çözümlerden biridir. 3. Dünya ülkelerinde sosyal yardım politikaları ise tartışmalı bir konu olmaya devam etmektedir. Son yıllarda Türkiye'de yoksulluğa karşı mücadele politikası olarak sosyal yardımlar devlet eliyle yapılmaya başlanmıştır. Ancak devlet eliyle yapılan sosyal yardımların insanları çalışmamaya ya da kayıt dışı çalışmaya ve parçalanmış aile yapılarına yönelttiği, sosyal yardım alan kişilerde yoksulluğun bir kültür oluşturduğu düşünülmektedir. Bu çalışma ile sosyal yardım alan kişilerde gerçekte bir yoksulluk kültürü oluşup oluşmadığını incelemek amaçlanmıştır. Çalışma, kavramsal yaklaşımlar temelinde ampirik verilere dayandırılmıştır. Bu kapsamda yoksulluk, yoksulluk kültürü, yoksulluğun Dünya ve Türkiye'deki boyutları, yoksullukla mücadele politikaları gibi konuları içeren literatür ışığında Çankırı Sosyal Hizmet Merkezi'nden sosyal yardım alan kişilerle ampirik bir araştırma yürütülmüştür. Nitel araştırma yöntemi kapsamında katılımcılarla derinlemesine görüşme tekniği ile yürütülen çalışmada, katılımcıların Çankırı Sosyal Hizmet Merkezi'nin uygulamalarına ilişkin deneyimleri üzerinden bu merkezin uygulamaları ve yansımaları, Yoksulluk Kültürü Kuramı kapsamında değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, Yoksulluk Kültürü, Sosyal Yardım

Sosyal hizmet kurumlarıSosyal hizmetlerSosyal yardım+2
Eda Aydos
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Emekli aylıkları ve yaşlılara yönelik sosyal yardımların yoksulluk üzerindeki etkisi: Türkiye için ampirik bir araştırma

Tez çalışmasında, emekli aylıklarının ve yaşlılara yönelik yapılan diğer ödeneklerin yaşlı yoksulluğu üzerindeki etkisi, "Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Gelir ve Yaşam Koşulları Panel Mikro Veri Seti (2008-2017)" kullanılarak analiz edilmiştir. Analizlerde panel veri yöntemlerinden olan "Sabit Etkiler Yöntemi" kullanılmıştır. Uluslararası literatürde, emekli aylıklarının ve yaşlılara yönelik yardım programlarının etkileri genelde tek bir ülke örneği olarak çalışılmış olup, ulusal literatür incelendiğinde emeklilik ve yaşlılık döneminde elde edilen gelirlerin yoksulluk üzerine etkisini araştıran çok fazla çalışma bulunmamaktadır. Özellikle detaylı mikro veriler ve ileri ekonometrik yöntemlerle daha önce ulusal yazında bu konuyu ele almış bir çalışma olmadığından ve varolan çalışmalar daha nitel incelemeler yaptığından tezde yapılan araştırmanın ulusal literatüre katkı sunacağı düşünülmektedir. Yapılan analizlerde STATA 15 programı kullanılmıştır. Elde edilen bulgular; emeklilik aylığı ve ödeneklerinin, sadece erkek bireylerin yoksulluğunu azaltma noktasında anlamlı bir etkisinin olduğunu göstermekle birlikte kadınların elde ettikleri emeklilik gelirlerinin yoksulluklarını azaltma noktasında etkin olmadığını ortaya koymaktadır. Ayrıca emeklilik aylığı ve ödenekleri dışında kalan gelirin tüm yaş ve cinsiyet kategorilerinde yoksulluğu azalttığı bulunmuştur.

AylıklarEmekliEmeklilik+3
Büşra Sönmez
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de sosyal güvenliğin geçirdiği aşamalar, sosyal yardımlar, yoksulluk ve işsizlik ilişkisi

Türk Anayasasında, ?Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir.? denmektedir. Sosyal Devlet anlayışı Türk anayasa hukukuna 1961 Anayasası ile birlikte "Cumhuriyetin Nitelikleri" başlığı altında sayılan temel bir unsur olarak girmiştir.Sosyal Devlet anlayışının bir gereği olarak asgari bir yaşam sürme imkanı sunmaya çalışan Türk Sosyal Güvenlik Sisteminin ve diğer ilgili kurumları sosyal yardım politikalarının işsizlik üzerindeki etkileri ele alınarak bu anlamda kurumların faaliyetlerinin objektif bir şekilde analiz edilmesi, gerekli önerilerin verilmesi ve yapılmakta olan Sosyal Yardımların işsizlik üzerinde ne kadar etkili olup almadığının saptanması ve birtakım çözüm önerileri sunulmuştur.

Sosyal yardımSosyal yardımlaşma
Hakan Üstün
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal hizmet disiplinine felsefi bir eleştiri: Foucaultcu bir sorgulama

Bu çalışmada sosyal hizmet disiplini Foucaultcu bir yöntemle felsefi bir analize tabi tutulmuştur. Sosyal hizmet, genellikle, insan hakları sorunu olarak ele alınmakta ve insanların güçlendirilmesini ve özgürleşmesini destekleyerek toplumsal sorunlara çözüm üreten bir disiplin olarak tanımlanmaktadır. Ancak günümüz neo-liberal sisteminde, insan sorunlarının artması ve derinleşmesi sosyal hizmetin sorun çözme kapasitesine yönelik eleştirel görüşleri ön plana çıkarmaktadır. Bu tez çalışmasında, sosyal hizmet disiplini tarihsel, eleştirel ve ilişkisel bakış açısıyla yeniden ele alınmıştır. Sosyal hizmet disiplinin iktidar ile olan ilişkisinin felsefi bir düzlemde çözümlenmesi hedeflenmiştir. Foucault'nun iktidar kavramına ilişkin kuramsal açıklamaları ile bilgi-iktidar ilişkisini nasıl analiz ettiği çalışmanın odak noktasını oluşturmaktadır. İktidar kavramı Michel Foucault tarafından klasik epistemoloji ve ontoloji anlayışına alternatif bir yöntemle birçok açıdan sorunsallaştırılmıştır. Kavramı modern öncesi ve modern dönem boyunca çeşitli alanlarla ilişkisi içinde ele alan Foucault'nun bilgi-iktidar birlikteliğine yaptığı vurgu bilimsel disiplinlerin tarihsel gelişimine eleştirel ve aynı zamanda kurucu bir gözle bakmayı mümkün kılmaktadır. Bilgi iktidar ilişkisini psikiyatriden adli bilimlere analiz eden Foucault, Biyopolitikanın Doğuşu isimli eserinde; modern iktidarın, yoksulluk sorunu üzerinden kendini yeniden inşa ettiğini iddia etmektedir. Bu çalışmanın felsefi/tarihsel yöntemini oluşturabilmek için Foucault'nun Deliliğin Tarihi, Hapishanenin Doğuşu ve Biyopolitikanın Doğuşu adlı eserleri incelenmiştir. Foucault'nun bu eserlerinde incelediği, insanları çeşitli yöntemlerle kontrol altında tutan, disipline eden ve öznelliklerini belirleyen iktidar alanlarının sosyal hizmet disiplini için de geçerli olduğu ortaya konulmuştur. Sosyal hizmet yoksulluk sorunu üzerinden hakikat rejimi üretilmesine katkı sağlamaktadır. Sonuç olarak bu çalışma bilimsel disiplinlerin insan sorunlarının çözülmesine dair işlevlerinin yanında bir iktidar alanı olarak da işlev gördüğüne yönelik Foucaultcu kabule dayanmaktadır.

BiyoiktidarBiyopolitikaFoucault, Michel+5
Kübra Arslan Aydilek
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yerelde sosyal hizmet sunumu ve çoklu aktör yapısının karşılaştırmalı analizi: Kastamonu ili örneği

Çalışma çok aktörlü bir süreçle yönetilen sosyal hizmetleri esas almaktadır. Doğrudan insana hitap etmesi ile diğer kamusal hizmetlerden ayırılan sosyal hizmetler aracılığında dezavantajlı grupların topluma yeniden kazandırılması amaçlanmaktadır. Yerel halkla birebir etkileşim gerektiren bu hizmetlerin hızlı, etkili ve verimli sunulması diğer hizmetlere nazaran önem taşımaktadır. İrili ufaklı çok sayıda aktörün hizmet sunum aşamasında yer alması aralarında iş bölümü ve koordinasyon sağlanamadığı takdirde yönetim sorununa yol açabilmektedir. Çalışmanın ana sorunsalını oluşturan bu durumun örneklem alanında bir yönetim sorununa mı sebep olduğu yoksa yönetişimin bir gereği olarak düzen ve etkileşim içerisine mi yer aldıkları öğrenilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın nitel çalışma yöntemi üzerine kurulu olmasının yanı sıra örneklem alanı olarak belirlenen Kastamonu'da sosyal hizmet faaliyetlerinin mevcut durumu ile bu faaliyetlerden sorumlu merkez ve yerel aktörlerde görevli personel ve/ veya yöneticilere uygulanan anketler aracılığıyla hizmet, planlama, koordinasyon, iş birliği, personel, bütçe ve denetim faktörleri değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda aktörlerin kendi içerisinde, merkez- yerel aktörler arasında ve ilçeler arasında karşılaştırılmaları yapılmıştır. Elde edilen veriler orantısal olarak hesaplanmış ve bir nitel çalışma yöntemi olan betimleyici analiz yöntemi ile bulgular yorumlanmıştır.

Karşılaştırmalı analizKastamonuSosyal hizmetler+6
Esma Yapıcıoğlu
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal yardım içerikli afişlerin eye-tracking yöntemi ile incelenmesi: Kızılay örneği

Bu çalışmada; Göz İzleme cihazı kullanılarak sosyal yardım afişlerinin etkinliğini ve nasıl algılandığı nörogörüntüleme teknikleri ile tespit etmeye çalışılmıştır. KIZILAY Kurumu tarafından yapılan yardım, bağış vb. konulardaki hazırlanan afişlerin ilgi, dikkat, duygusal etkileşimlerini belirlemek çalışmanın hedefleri arasındadır. Böylece bu kurum tarafından yapılan bu tür faaliyetlerinin hedef kitleye ulaşma, etkinlik sağlama, verilen mesajla insanlar tarafından algılanan mesajın karşılaştırması imkânı elde edilmiştir. Elde edilecek sonuçlar kurumların bu tür faaliyetlerinde daha etkin yöntemler kullanması için rehberlik edecektir.

AfişlerGöz izlemeNöropazarlama+2
Zekeriya Göker
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de 2000 sonrası dönemde uygulanan ekonomik ve sosyal politikalar temelinde yoksulluk sorunu: Ankara'da uygulamalı bir araştırma

Türkiye'de 2000 ve 2001 ekonomik krizlerinin ardından yaşanan ekonomik gelişmeler ve uygulanan sosyal politikalar temelinde yoksulluk sorununun analiz edilmesi çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Bu kapsamda, 2000'li yılların başında yaşanan ekonomik krizlerin sonrasında özellikle 2002-2007 döneminde, Türkiye'nin ekonomik göstergelerinde ortaya çıkan olumlu seyrin, toplumsal alandaki en önemli sorunlardan biri olan yoksulluk sorununa nasıl yansıdığı TÜİK'in yoksulluk istatistikleri esas alınarak incelenmiştir. Çalışma kapsamında, Türkiye'de yoksulluk sorunu üzerinde etkili olan yapısal faktörlerin analiz edilmesiyle böyle bir inceleme için gerekli zeminin sağlanmasına çalışılmıştır.2002-2009 döneminde, Türkiye'de yoksulluk oranlarının özellikle ekonomik kriz dönemlerinin ardından yükselme eğiliminde olduğu görülmüştür. 2003-2006 döneminde gıda ve gıda dışı harcamaları içeren mutlak yoksulluk oranının azalma eğiliminde olmasında ise bu dönemde gerçekleşen yüksek oranlı ekonomik büyüme ile birlikte görece düşük gıda enflasyonu etkili olmuştur.Çalışmanın önemli bölümlerinden birini saha araştırması oluşturmaktadır. Ankara'nın il merkezini oluşturan sekiz ilçesinde, nicel araştırma yöntemlerinden survey (tarama) tekniği kullanılarak yürütülen saha araştırmasıyla, 2000'li yılların başında yaşanan ekonomik krizlerin sonrasında mutlak yoksulların yaşam koşullarında ortaya çıkan değişimin yönü tespit edilmeye çalışılmıştır.Araştırma sonucunda, mutlak yoksulların yaşam koşullarında görece bir iyileşmenin varlığına işaret eden bulgulara ulaşılmıştır. Yoksulların ikamet ettikleri konutlarda yaşama süreleri itibariyle belirli bir istikrarın varlığına; yaşamın daha kolay sürdürülmesinde önemli role sahip olan çamaşır makinesi, buzdolabı ve televizyon gibi eşyaların edinilmesinde 2003-2007 döneminin öne çıkmasına; yoksullukla mücadelede devletin uyguladığı politikalara duyulan güvene ve geleceğe yönelik beklentilerde daha kötüye bir gidişin olmayacağı yönündeki güçlü kanaate ilişkin bulgular bu yöndeki değerlendirmeyi desteklemektedir. Bununla birlikte, araştırma sonucunda, yoksulların kendi yoksulluklarının nedenleri olarak işsizlik, eğitimsizlik ve sigortasız çalışmayı öne çıkardıkları ve yoksullukla mücadele konusunda alınması gereken tedbirlere ilişkin görüşlerinin de işsizlik sorununun çözümüne odaklandığı görülmektedir. Türkiye'nin yüksek oranlı ekonomik büyüme döneminde yeterli düzeyde istihdam yaratılamaması ve işsizlik oranlarının yüksek düzeylerde seyretmeye devam etmesi, yoksullukla mücadelede ekonomik ve sosyal politikaların birlikte ve eşgüdüm içinde uygulanmasını gerektirmektedir.

Ekonomi politikalarıEkonomik krizSosyal politika+4
Banu Metin
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de sosyal yardım ve sosyal yardımların tek merkezden yürütülebilirliği

Yoksul bireylere veya hanelere devlet tarafından yapılan para, mal veya hizmet şeklindeki desteklere sosyal yardım adı verilmektedir. Toplum refahının artırılmasını ve yoksullukla mücadeleyi hedefleyen sosyal yardım programları, çağın değişen koşullara uygun olarak şekillendirilmeli ve ihtiyaç sahiplerinin talepleri en uygun şekilde giderilmelidir. Bu çalışmada; sosyal yardımların daha etkili bir şekilde yerine getirilmesi ve kaynakların daha verimli kullanılabilmesi için merkezi bir sistem veya uygulama yoluyla sosyal yardım ve hizmetlerin ihtiyaç sahiplerine daha fazla fayda sağlayacağı düşüncesi ortaya konulmuştur.Türkiye'deki sosyal yardım sisteminin işleyişinin incelenmesi yoluyla, sistemdeki sorunların tespit edilmesi, yeni bir sistem önerisi olan merkezi uygulama ve bu yöndeki sorunların çözümüne yönelik önerilerin getirilmesi gerekmektedir. Uygulamadaki yaşanan aksaklıkların ortaya konulabilmesi için; farklı hizmet sunucuları tarafından yürütülen sosyal yardım programlarının neler olduğu ve nasıl uygulandığı gösterilmiştir.Çalışmada; yoksulluk, sosyal hizmet, sosyal güvenlik, sosyal yardım ve sosyal politika kavramları ayrıntılı olarak incelenmiştir. Sosyal yardımlara ilişkin ulusal ve uluslararası yasal kaynaklargösterilerek Türkiye'deki sosyal yardım kurum ve kuruluşları irdelenmiş. Sosyal yardım uygulamalarının en üst düzeyde ve kapsamda uygulandığı refah devleti konusu kapsamlı bir şekilde ele alınmış ve Almanya, İngiltere, İsveç, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki sosyal politika uygulamaları belirtilmiş ayrıca Cumhuriyetin ilanından bu yana Türkiye'deki sosyal yardımların tarihsel süreci anlatılmıştır.Sosyal yardımlarla ilgili karşılaşılan başlıca sorunlar bu sorunlara ilişkin çözüm önerileri olarak; sosyal yardım alanında faaliyet gösteren ve sosyal yardım yapan kamu kurum ve kuruluşlarını tek bir çatı altında toplanarak merkezi bir uygulamanın hayata geçirilmesi, bu kurum ve kuruluşların mevzuatları gözden geçirilerek çağın ihtiyaçlarına uygun, gerçekçi değerlendirme kriterlerinin getirilmesi, sosyal yardım aktörlerinin yapmış olduğu yardımlara ilişkin yararlanıcı bilgilerinin ortak ve her an ulaşılabilir bir bilgi ağında bir araya getirilmesi gerektiği, ortak değerlendirme kriterlerin getirilmesinin önem arz ettiği ve ihtiyaç sahibine "balık yemeyi değil balık tutmayı öğretmek" diğer bir deyişle sosyal yardım-istihdam bağı kurularak kişinin kendi ayakları üstünde durmasının sağlanması gerektiği önerilmiştir.Anahtar Sözcükler1.Yoksulluk2.Sosyal Yardım3.Sosyal Politika4.Refah Devleti5.Merkezi Yönetim

Devlet yardımıMerkezi yönetimRefah devlet+7
Alpaslan Karabulut
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de yoksullukla mücadelede sosyal yardım politikaları kapsamında yerel yönetimlerin rolü: Antalya Kepez Belediyesi örneği

Yoksulluk günümüzde gelişmiş veya gelişmekte olan tüm ülkelerin karşılaştığı en önemli sorunların başında gelmektedir. En genel anlamıyla temel ihtiyaçlardan olan gıda, barınma ve sağlık ihtiyaçlarının karşılanamaması anlamına gelmektedir. Ancak yoksulluk konusu bu tanımın dışında daha karmaşık bir anlam ifade etmektedir. Kavramın bu çok boyutlu yapısı onunla mücadelenin de aynı şekilde olmasını gerektirmektedir. Bu çerçevede birçok ülke, yoksullukla mücadelede, merkezi yönetimlerin yanında yerel yönetimlere de daha fazla sorumluluk vermeye başlamıştır. Nitekim Türkiye'de 1980'li yıllardan itibaren yoksulluk artış göstermiş, yeni yoksulluk türleri ortaya çıkmıştır ve toplumun gelir dağılım yapısı ciddi boyutlarda bozulmuştur. Ayrıca merkezi hükümetin yoksullukla mücadelede, yoksulların taleplerini karşılamada tek başına yeterli olmayacağı anlaşılmıştır. 2000'li yıllardan sonra gerçekleştirilen yasal reformlar ile merkezi hükümetin yanında yerel yönetimlere de önemli görev ve yetkiler verilmiştir. Bu bağlamda yerel yönetimler özel de ise belediyeler, yoksul halka daha yakın olmaları, yoksul kişileri daha kolay tespit edebilmeleri ve ihtiyaç sahiplerine daha kısa sürede ulaştırabilmeleri gibi avantajlara sahip olduklarından dolayı yoksullukla mücadelede öne çıkmaktadır. Bu kapsamda çalışmanın amacı yoksulluk kavramını teorik olarak inceledikten sonra Türkiye'de yoksulluk sorununun genel görümünü ve yoksullukla mücadelede uygulanan politikaların hangi düzeyde olduğu tespit etmektir. Ardından yerel yönetimlerin özellikle de belediyelerin uyguladığı sosyal yardımların, yoksulluğu azaltmakta ne ölçüde faydalı olduğu ortaya koymaktır. Bu nedenle Antalya Kepez Belediyesi, Antalya'nın diğer bölgelerine kıyasla sosyo-ekonomik anlamda daha az gelire sahip kişilerin yaşadığı bir yer olduğu için örnek belediye olarak seçilmiş ve yoksullukla mücadeledeki görev ve sorumlulukları detaylı bir şekilde incelenmiştir. Kepez Belediyesinde sosyal yardımlardan sorumlu olan personele yarı yapılandırılmış mülakat uygulanmıştır. Böylelikle yoksullukla mücadelede hangi tür sosyal yardımların ve hizmetlerin yapıldığı, en çok yapılan yardım türleri, yoksullukla mücadelede karşılaşılan sorunlar, yoksullukla mücadele konusunda personelin bilgi ve bilinç düzeyi analiz edilmeye çalışılmıştır. Son olarak da 6 Şubat 2023'de yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremin, Kepez Belediyesini nasıl etkilediği incelenmiştir.

Antalya-KepezBelediyelerSosyal politika+4
Semih Türkmen
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kurumsal sosyal sorumluluk projesi olarak Gönül Köprüsü Projesinin değerlendirilmesi

Bu araştırma ile ?Kurumsal Sosyal Sorumluluk? kavram açıklanmış ve Ülkemizde bu kapsamda gerçekleştirilen kurumsal sosyal sorumluluk projelerinden biri olan ?Gönül Köprüsü? Projesi'nin öğrenci görüşlerine göre değerlendirilmesi yapılmıştır.Çalışma, teorik ve uygulama olmak üzere iki temel kısımdan oluşmaktadır. Teorik kısımda, genel olarak kurumsal sosyal sorumluluk kavramı, kavramın ilişkili olduğu ve karıştırıldığı diğer kavramlar açıklanarak, Türkiye'de kurumsal sosyal sorumluluk hakkında bilgi verilmiş ve Milli Eğitim Bakanlığı ile özel sektör işbirliğinde gerçekleştirilen kurumsal sosyal sorumluluk projelerinden bahsedilmiştir. Bu projelerden birisi olan ?Gönül Köprüsü? projesi hakkında ise detaylı bilgi verilmiştir.Uygulama kısmında ise, nitel araştırma yöntemi kullanılmış ve araştırma verileri ?Gönül Köprüsü? projesine Ankara ve Van illerinden katılan toplam 60 öğrenciyle yarı yapılandırılmış görüşme formu ile yapılan yüz yüze görüşmelerden elde edilmiştir. Görüşmeler sonunda katılımcıların onayı alınarak kaydedilen ses kayıtları deşifre edilmiştir. Verilerin analizinde ise ?içerik analizi? yöntemi kullanılmış ve oluşturulan kodlar tablolaştırılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre; ?Gönül Köprüsü? projesi ile öğrencilerin zihinlerinde var olan doğu-batı önyargısı ortadan kalktığı ve öğrenciler üzerinde olumlu yönde değişiklikler olduğu görülmüştür. Genel olarak, proje ile istenilen sonuçlara ulaşıldığı sonucuna varılmıştır. Araştırma sonuçlarının bundan sonra düzenlenecek olan Gönül Köprüsü projesi ve buna benzer projelerin hazırlanmasında yol gösterici olabileceği ayrıca bu tür araştırmaların yapılmasını teşvik edeceği düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Kurumsal Sosyal Sorumluk, Eğitim Projeleri, Gönül Köprüsü

EğitimEğitim kurumlarıGönül Köprüsü Projesi+6
Binnur Uzun
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal ve ekonomik destek alan ailelerin yapısal özelliklerinin ve yaşam doyumunun incelenmesi: Bitlis ili örneği

Bu tez, Bitlis Sosyal Hizmet Merkezi'nden (SHM) Sosyal Ekonomik Destek (SED) hizmetinden yararlanan bireylerin yaşam doyumu düzeylerinin sosyo-demografik özelliklerle ilişkisini incelemek amacıyla hazırlanmıştır. SED hizmetinin bireylerin genel yaşam memnuniyetini nasıl etkilediğini anlamak çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Araştırmada nicel yöntem kullanılarak Bitlis SHM'den hizmet alan 368 kişiye anket uygulanmıştır. Veriler SPSS programı aracılığıyla analiz edilmiş; frekans, çapraz tablolar, Ki-kare ve ANOVA testleri kullanılarak yorumlanmıştır. Bulgular; SED hizmetinden yararlanan bireylerin çoğunluğunun kadın, düşük gelirli ve düşük eğitim seviyesine sahip olduğunu göstermiştir. Kadınların yaşam doyumu erkeklere kıyasla daha düşük bulunmuş; özellikle genç bireylerde de yaşam doyumu düzeyinin düşük olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların SED hizmetini yetersiz gördüğü, yardımı uzun süre almasına rağmen temel ihtiyaçlarının karşılanmasında eksiklikler yaşadığı, psikososyal destek hizmetlerine erişimlerinin sınırlı olduğu bulgu olarak öne çıkmıştır. Bu çalışmanın literatüre katkısı, sosyal yardımların bireysel refah üzerindeki etkisini saha verileriyle ortaya koymasıdır. Yerel düzeyde yapılan bu araştırma, sosyal yardım politikalarının daha bütüncül, ihtiyaç temelli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması gerektiğini göstermektedir.

Kurumlar sosyolojisiSosyal yardımÇözüm odaklı sosyal hizmet müdahalesi
Leyla Gülmez
Bitlis Eren University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The role of civil society organisations in supporting social welfare services in the Iraqi society

Civil society organizations are currently recognized as one of the primary agents of social welfare and service delivery in most developing countries. Non-governmental organizations indeed have participated in many social and service activities and have played an essential role in social welfare in many parts of the world. This research is based on qualitative research conducted in Erbil, Iraq, in 2022. It is aimed to analyze the thoughts and opinions of various non-governmental organizations' employees and some government officials about the role and effects of these institutions in the provision of different public services and social assistance in the Erbil region. Direct interviews were conducted with 25 participants selected from non-governmental organizations in Erbil and the Federal Social Welfare Institution. Data analysis for this study was carried out with the descriptive qualitative analysis method. After all, transcripts were coded, and the codes were used to generate the themes identified in the conversations. Finally, themes are presented with sample data in the conclusion section. Qualitative analysis of the interviews includes the creation of the categories, sub-categories, and super-categories to which the statements of the participants were assigned. Seven response axes were reported in the interviews. This research consists of three main parts: The first part consists of the introduction, which includes the explanation of the research problem and questions, the importance of the research, the research objectives, and the basic concepts of the research. The characteristics of non-governmental organizations and in the context of Northern Iraqi society in general, field and social welfare activities, and previous studies with theories related to the research subject were evaluated. In the second part, detailed information about the research methodology is presented. The third part consists of the presentation and analysis of the research data. The last section includes the results and recommendations of the study. KEYWORDS: Social welfare, Civil society, Civil society organizations, Social work.

IraqCivil societyNongovernmental organizations+3
Deman Mohammed Bayiz
Bolu Abant İzzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gelir dağılımı ve yoksulluk : Bilecik ili örneği

Gelir dağılımında adaletin sağlanması gelişmişliğin en önemli göstergelerinden biridir. Gelir dağılımında adaletin sağlanamaması; bölüşüm ve yoksulluk sorununu da beraberinde getirmektedir. Toplumu oluşturan bireylerin de huzursuz ve mutsuz olması bu durumun doğal bir sonucudur. Gelir dağılımında adaleti sağlamak ve yoksullukla mücadele etmek, sosyal eşitsizlikleri minimum düzeye indirgemek ve gelir düzeyi az olan kesimlerin gelirlerini ekonomik gelişmelere paralel olarak arttırmak toplumsal refah için oldukça önem taşımaktadır. Gelir dağılımı ve yoksulluk arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Coğrafi farklılıklar, küreselleşme, hızlı nüfus artışı, göç, siyasi istikrarsızlık, ekonomik dengenin sağlanamaması, maliye ve vergi politikalarındaki aksaklıklar, sağlıkta ve eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanamaması, gelir dağılımındaki bozukluğun artmasına sebep olurken yoksulluk çatısını da genişletmektedir. Bu çalışmanın amacı, gelir dağılımı ve yoksulluk olgusunu incelemek ve Bilecik ilinin halkı perspektifinde gelir dağılımı ve yoksulluğun hangi boyutlarda olduğunu araştırmaktır. Çalışmada öncelikle gelir ve gelir dağılımının kavramsal çerçevesi gelir dağılımında eşitsizliğin nedenleri, yoksulluk kavramı, ölçütleri ve yoksullukla mücadele yöntemleri, Türkiye'de gelir dağılımı ve yoksullukla mücadele, sosyal yardım kurum ve kuruluşlar gibi konular incelenmektedir. Daha sonra araştırma kısmına geçilerek Bilecik halkının gelir dağılımı ve yoksulluk hakkındaki görüş ve önerilerinin tespiti için anket uygulanmıştır. Bazı verilerin çözüm ve yorumlanmasında; Way Anova (tek yönlü varyans analizi) testi kullanılmış ve gruplar arasındaki farkın anlamlılık düzeyi p<0,05 alınmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde ve hesaplanmış değerlerin bulunmasında SPSS paket programı kullanılmıştır.

BilecikGelir dağılımıSosyal yardım+1
Asiye Olgun
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal fayda projelerinde gönüllü çalışan üniversite öğrencilerinde mutluluk ve psikolojik yardım aramaya gönüllülük düzeylerinin değerlendirilmesi

Ait olunan toplumun gelişmesine katkıda bulunmanın vermiş olduğu haz ve elde edilen manevi doyum sayesinde gönüllülük yaşamın bir parçası haline gelebilmektedir. Gönüllü olarak çalışmalara katılmak bireylerin çekingenliklerini atmasını ve sosyal cesaretlerinin artmasını sağlar ve bu kazanımlar sayesinde bireylerin psikolojik yardım aramaya gönüllü olmak düzeyleri de yükselir. Bu çalışmanın amacı da sosyal fayda sağlayan vakıf kuruşlarında gönüllü olarak çalışan üniversite öğrencilerinin mutluluk ve psikolojik yardım aramaya gönüllülük düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Ek olarak, araştırmada öğrencilerin cinsiyet, yaş, gönüllü oldukları vakıf kuruluşları gibi değişkenlerin mutluluk ve psikolojik yardım aramaya gönüllülük düzeyleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmaya İstanbul ilindeki sosyal fayda sağlayan kuruşlarda gönüllü olarak çalışan 100 üniversite öğrencisi alınmıştır. Aynı zamanda üniversite öğrencilerinin demografik özelliklerini öğrenmek adına Kişisel Bilgi Formu ve değişkenleri ölçmek adına da Psikolojik Yardım Aramaya Gönüllük Ölçeği ve Oxford Mutluluk Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde Mann Whitney U, Kruskal Wallis H ve Spearman Koreslasyon Testleri kullanılmıştır. Araştırmada sosyo-demografik özelliklere göre bakıldığında; kadınların mutluluk ölçeğinden aldıkları puanları erkeklerin mutluluk ölçeğinden aldıkları puanlara oranla daha yüksek olduğu ve üniversite öğrencilerinin yaşları arttıkça psikolojik yardım aramaya gönüllük ölçeğinden aldıkları puanlarında artmakta olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmada yer alan öğrencilerin kaçıncı sınıfta okudukları, herhangi bir işte çalışıp çalışmadıkları gibi sosyo-demografik özelliklere göre de anlamlı sonuçlar elde edilmemiştir. Araştırmanın sonunda yer alan tartışma bölümünde bulgulara dayalı olarak araştırmacılara ve alanda çalışan psikolojik danışmanlara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Gönüllü çalışanlarGönüllülükMutluluk+5
Elif Çolak
İstanbul Beykent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kurumsal iktisat perspektifinden kurumsal değişim sürecinde Türkiye deneyimleri: Sosyal yardımların kurumsal değişime etkileri

İktisat ve sosyal bilimler, geçen yüzyılların ve çeşitli kırılmaların yol açtığı dönüşümlerle birlikte iktisadi düşünce tarihini güçlendirdiği gibi, zamanla yeni iktisat okullarının ortaya çıkmasına da yol açmaktadır. Bu dönüşümün beraberinde getirdiği kurumsal iktisat okulunun odak noktası kurumlar üzerinde şekillenmektedir. Değişime karşı direncin unsurları haline gelebilen formel ve enformel kurumlar, iktisadi aktörler ve toplumsal gruplar arasındaki ilişkilerin gelecek yüzyıllara ve kuşaklara aktarılmasında da rol oynamaktadır. Aynı zamanda günümüzde toplumsal yapı, kurumsal değişim, sosyal politika, sosyal yardım gibi birden fazla toplumsal sorunu kurumlar aracığıyla değerlendirmek mümkün görünmektedir. Önemle vurgulanması gereken konulardan birisi, sosyal ve ekonomik olarak geniş bir bakış açısı ile değerlendirilerek oluşturulan ve toplumu, sosyal yapıyı şekillendirme özelliği bulunan kurumların iyi analiz edilmesidir. Dünyada küreselleşmeyle birlikte gelişen olayların ekonomik yapıyı hızlı bir biçimde değiştirmesi ve bu değişimin içinde yaşanılan toplum yapısına aynı hızda etki ettiği ve günümüzün geç sanayileşen toplumlarında kurumların, sosyal yardım ve kurumsal değişim etkilerinin değerlendirilmeleri ciddi önem taşımaktadır. Bu gelişmeler ışığında, kurumsal iktisat perspektifinden kurumsal değişim sürecinde Türkiye deneyimleri bağlamında sosyal yardımların kurumsal değişime etkileri değerlendirilecektir.

DeğişimKurumsal değişimKurumsal değişim+7
İsa Bucak
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal yardım alan bireylerin depresyon ve umutsuzluk düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, sosyal yardım alan bireylerin depresyon ve umutsuzluk düzeylerinin incelenmesidir. Araştırma amacına uygun olarak Beyoğlu İlçesi'nde yaşayan rasgele yöntemle seçilmiş; 68 sosyal yardım alan ve 72 sosyal yardım almayan birey olmak üzere toplam 140 kişi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, Kişisel Bilgi Formu, Beck Umutsuzluk Ölçeği ve Beck Depresyon Ölçeği kullanılmıştır. Sosyal yardım alan bireylerin depresyon ve umutsuzluk düzeylerinin araştırıldığı çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde dünyada ve Türkiye'de sosyal yardım ve tarihçesinin yanı sıra, Beyoğlu Belediyesi Sosyal Yardım İşleri faaliyetlerine ve sosyal yardım için gerekli literatür araştırmalarına yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise, depresyon tanımı, DSM-5TM'de yer alan depresyon bozuklukları, Türkiye'de depresyona dair yapılan çalışmalar ve tedavi yöntemleri ele alınmıştır. Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise, sosyal yardım alan bireylerin depresyon ve umutsuzluk düzeylerinin incelenmesi, Beyoğlu ilçesinde gerçekleştirilen araştırmanın sonuçlarından oluşmaktadır. Bu bölümde, sosyal yardım alan bireylerin depresyon ve umutsuzluk düzeyleri, sosyal yardım almayan bireyler ile karşılaştırılmış, araştırmaya katılan bireylerin sosyoekonomik düzeylerinin depresyon ve umutsuzluk düzeyleri üzerindeki etkisi gibi değişkenler araştırılmış ve sonuçları çizelgeler ve yorumlarla aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler : Sosyal Yardım, Depresyon, Umutsuzluk, Yardım.

DepresyonSosyal yardımUmutsuzluk+2
Merve Özen
İstanbul Beykent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Turkey as a state-building actor in Somalia: A comparison of Turkey and other actors

The study intended to investigate and understand Turkey's overall role in Somalia's state-building process. Furthermore, the study sought to demonstrate the state-building approach employed by the Turkish policy-makers and analyze how it differs from other actors involved in Somalia. In addition, the study aimed to study Turkey's overall foreign policy towards Africa and Somalia. Specifically, this dissertation aimed to investigate and discuss differences and similarities among state-building approaches used by the Turkish government and other regional and international actors involved in the Somalia state-building process. Therefore, the study utilized primary and secondary data, and consultations and semi-structured interviews were conducted with policymakers and academicians. The study found that Turkey's recent engagement in Somalia in 2011 marked a new era of Turkish-African relations. Given the fact that this relationship has been growing in strength since 1998. The study demonstrates that Turkey's foreign policy toward Somalia is inextricably linked to its overall engagement with the continent. The findings show that both Turkey and other actors have contributed to humanitarian and state-building projects in Somalia. However, the crucial distinction is the approach and engagement method. The study argues that the comprehensive approach that integrated humanitarian, development assistance, and security aid at a critical time significantly impacted the fate of Somalia's state-building process. This dissertation posits that Turkey's approach to state formation in Somalia differs from other traditional actors. It reveals that Turkey's comprehensive approach has widely covered education, health, economic infrastructure, and development projects that have improved the well-being of the society. In addition to rebuilding the army, political support through diplomatic channels and peacebuilding through mediation were other key factors that contributed to Somalia's state-building efforts. This dissertation serves as a snapshot of state-building programs sponsored by the international community using the context of Somalia. Its findings may help better understand why specific state-building projects fail and why others thrive. The results may also be valuable to future state-building initiatives to avoid repeating the same mistakes made in Somalia, and therefore urges that future state-building projects use a comprehensive approach.

State buildingEconomic aidsSomalia+5
Mohamed Sharıf Mohamed
Karadeniz Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00

İlgili konular