Ottoman society

112 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Dinin toplumsallaşmasında aracı bir kurum: Erken modern Osmanlı toplumunda vaaz ve vaizler

Osmanlıların İslam'la ilişkisinin önemli bir unsuru olan vâizlik tarihçiler tarafından ihmal edilen, genellikle ilahiyat kökenli araştırmacılar tarafından vâizlerin siyaset ve toplum üzerindeki tesirlerine yönelik değerlendirmelere çok fazla girişilmeden incelenen bir konu olagelmiştir. Bu husustaki eksikliklerin giderilmesine katkı sunmayı amaç edinen bu çalışma, devlet, toplum ve din arasında aracı bir rol üstlenen vâizlerin Osmanlı toplumu üzerindeki etkisini, vâizlik mesleğinin temel hususiyetlerini ve vâizlerin etkili figürler olarak öne çıktıkları çeşitli olayları ortaya koyarak genel bir erken modern dönem Osmanlı vâizliği portresi çizmeyi hedeflemektedir. Tezde öncelikle vaaz faaliyetleriyle ilgili kavramlar ele alınmış, bunların İslam'ın tarihsel seyri içerisinde geçirdiği değişim ve Osmanlılara ne surette intikal ettiği hakkında değerlendirmelerde bulunulmuştur. Osmanlı vâizliği, İslam vâizlik geleneğinin bir parçası olarak geliştiğinden Hz. Muhammed'den başlayıp Abbasilere ve Osmanlı öncesi Müslüman-Türk toplumlarına kadarki süreçte vâizliğin gelişimi ayrıca incelenmiştir. Tezin üçüncü ve dördüncü bölümlerinde, Osmanlılarda vâizlik mesleğinin gelişimi ve kurumlaşması meseleleri irdelenmiştir. Beşinci bölümde, vaazın dini, toplumsal ve siyasal hadiselerdeki rolüne ve işlevlerine değinilmiştir. Sonuç bölümünde ise tezin özet olarak ortaya ne koymaya çalıştığı belirtilmiştir.

KadızadelilerOsmanlı DevletiOsmanlı toplumu+3
Emrah Şahin
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı kadın hareketi öncülerinden Hanımlara Mahsus Gazete'de ideal evlilik ve aileye bakış

Osmanlı Devleti'nde Tanzimat Fermanı'yla ivme kazanan batılılaşma süreciyle beraber toplumda önemli değişimler yaşanmaya başlamıştır. Sosyal hayatta ataerkilliğin baskın olduğu Osmanlı toplumunda, modernleşme süreciyle birlikte kadının yeri yeniden sorgulanmaya başlamıştır. Kadınlar kurdukları kadın cemiyetleri yoluyla toplumda aktif rol alarak, çalışma hayatına atılmış ve kendilerini ifade etmeye çabalamışlardır. Kadınların kendilerini ifade ettikleri araçlardan biri de hiç şüphesiz o dönemde gelişme gösteren basındır. Kadınlar, çıkardıkları kadın dergileri ve gazeteleri aracılığıyla kendilerini anlatabilme ve toplumsal konularda söz söyleme şansına sahip olmuşlardır. Bu çalışmada, dönemin kadın dergilerinden biri olan Hanımlara Mahsus Gazete'de, ideal evlilik ve aile anlayışının nasıl olması gerektiği, gazetede yer alan yazılar temel alınarak incelenmiş ve değerlendirilmiştir.

AileAile bağlarıEvlilik+7
Gizem Öztürk
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

XVIII. yüzyıl Osmanlı bürokrasi elitinin servetleri analizi: Merkez ve taşra bürokratlarının terekeleri (Muhallefat) karşılaştırması

Bu doktora tez çalışması, Başkanlık Osmanlı Arşivi'ndeki (BOA) tereke (muhallefat) kayıtlarından hareketle, taşrada (Anadolu, Balkanlar ve Orta Doğu) ve merkezde (İstanbul) 18. yüzyılda görev yapmış bürokratların servetlerini iki grup olarak inceleyerek karşılaştırmak amacıyla kaleme alınmıştır. Çalışmanın ana sorusu, 18. yüzyıl boyunca İstanbul'da ve taşrada görev yapmış bürokratların merkeze (İstanbul) yakın ve uzak olmasının onların servet büyüklüğü ile bu servetin niteliğine ve servetin büyüklüğünün dağılımına etkisi var mıdır şeklinde formüle edilebilir. Bu çalışma üç bölüm şeklinde kaleme alınmıştır. Birinci bölümde, sosyal bilimlerde merkez ve çevre yaklaşımını içeren teorileri ve Osmanlı Devleti'nin bu yaklaşıma bağlı olarak literatürde nasıl yorumlandığı incelenmiş ve Osmanlı Devleti tarihinde merkez ile çevre arasındaki ilişkinin tarihsel süreçte nasıl geliştiği tespit edilmiştir. İkinci bölümde, tereke (muhallefat) defterleri ve müsadere literatürü, tereke defterleri, müsadere, müsadere süreci ve iktisadi mantığı incelenmiştir. Tezin üçüncü bölümünde, otuzar bürokrat terekesinden oluşan iki örneklem analize tabi tutulmuş ve karşılaştırılmıştır. Terekelerin incelenmesi ve karşılaştırılması üç noktada gerçekleştirilmiştir. Bunlardan ilki merkez ve taşra bürokratların rütbelerinin incelenmesidir. İkincisi taşra ve merkez bürokratlarının servetleri içinde yer alan malların gruplar halinde incelenerek karşılaştırılmasıdır. Üçüncüsü, servetlerin değerleri ve gruplar içinde servetin dağılımının analizidir. Gruplar içinde zenginliğin eşitliğe yakınlığı ya da uzaklığı analiz edilirken Gini Katsayısı esas alınmış ve bu katsayı hem aritmetik hem de geometrik olarak hesaplanmıştır. Tezin sonuç bölümünde ise yapılan analizler ve karşılaştırmalar değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmede Osmanlı bürokratlarının merkezde ya da taşrada görev yapmalarının onların zenginlikleri, servetlerini oluşturan malların niteliği ve grupların servetlerinin dağılımına etkisinin nedenleri tartışılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuç, merkez bürokrat servetlerinin taşra bürokratlarına göre küçük olduğu, tüketilen malların genel itibariyle birbirine benzer olduğu ve servetin dağılımının merkez bürokratlarında eşite daha yakın olduğudur.

BürokrasiMüsadereOsmanlı tarihi+2
Bahadır Emre Küçükkalay
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Divan şiirinde hurafeler (XVI. yy)

Toplumların kültürel kimliği olan halk inanışları, birçok uygulamayla ve inanç biçimiyle karşımıza çıkmaktadır. Eski adet ve inanışların etkisiyle zamanla farklı bir boyut kazanan kimi inanç ve uygulamalar, toplumsal normlardan olan din olgusuyla her zaman örtüşmeyebilir. Batıl bir boyut kazanan bu yeni uygulamalar, toplumun geneli tarafından kabul görülen hurafelere dönüşerek sahih olanı ile arasındaki farkı da görünmez kılmıştır. Eski alışkanlıkların süreği olan bu hurafelerle ilgili Kur'an-ı Kerim'de net bir ifade yoktur. Kur'an'da Allah tarafından reddedildiği açıkça belirtilen şirk veya şirki çağrıştıran şeyler, dinî açıdan, hurafelerin kaynağı olarak kabul edilmektedir. Hurafeler; eski inanç ve uygulamaların kültürel formlarına büründürülerek ortaya çıkmalarına dayanır. Hurafelerin çoğunun itikadî boyutu olmakla birlikte büyük bir kısmının batıl inanç ve uygulamalara dayandırıldıkları görülmektedir. İslâmiyet'in özünü oluşturan ilkelerle aykırılık teşkil eden, tevhit inancının karşısında konumlanmış düşünce ve inançların tamamı bu kapsamda değerlendirilebilir. Geçmişten miras olarak gelen hurafeler, Osmanlı toplumunda geniş bir taban bulmuştur. Sosyal yaşamın önemli bir parçası olarak varlığını hurafelerden alan divan şairleri de ister istemez etkilenmişlerdir. Şiirlerinin dokusunu yaşadıkları toplumun kültürel kodları üzerine kurgulayan divan şairleri, hurafelere eserlerinde sıkça yer vermişlerdir. Araştırmamızın amacı hurafelerin divan şiirindeki yerini, divan şiirine yansıtılış biçimini, odak noktalarını göstermektir. Araştırmanın konusunu oluşturan hurafelerin 16. yüzyıl divanlarından hareketle şiirlere ne ölçüde yansıdığını göstermek, bilim dünyasının dikkatini divan şiirinin bu yönüne çekmek, konunun etraflıca tartışılmasına olanak sağlayacaktır.

16. yüzyılDivan şiiriDivanlar+4
Fırat Taş
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Charles Pertusier ve Michel-François Préaulx ortaklığında Atlas: İstanbul Günleri

19. yüzyılda değişen politika ile gezginlerin seyahat veya farklı nedenler ile İstanbul'da bulunması, o dönemdeki Osmanlı Devleti'ne günlüklerinde yer vererek tanık olduğu anları yansıtması, bugünün önemli tarihi belgelerini oluşturmuştur. Ayrı zamanda fotoğrafın icadından önce gravürler, dönemin kentsel ve sosyolojik yapısını incelememize yardımcı olan bir diğer önem arz eden unsurdur. Bir askeri ataşe olarak görev nedeniyle İstanbul'da bulunan Charles Pertusier, seyahatnamesinde II. Mahmud döneminin İstanbul'unu aktararak, bu çalışmanın temel çalışma noktasını oluşturur. Michel François Préaulx ise gravürleriyle kendisine eşlik ederek, bu çalışmanın bir diğer basamağını oluşturmuştur. Çalışmanın amacı, II. Mahmud'un dönemine ışık tutan bir seyahatnameyi akademik bilim dünyasına kazandırmak ve gelecekteki çalışmalar için bir rehber oluşturmaktır. Dönemin önemli noktalarına değinmek amaçlı tarihsel süreçle birlikte önemli bir arka plan oluşturulması hedeflenmiş ve Pertusier – Préaulx'nun anlatımlarıyla bu dönemde şehrin ve yaşam biçiminin değerlendirilmesi yapılmıştır.

19. yüzyılGravürOsmanlı toplumu
Melike Çörekci
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı toplum hayatında serpûşlar ve Osmanlı şiirine yansıması

Serpûş, en genel anlamıyla bir baş giyim unsurudur. Hazırlanan çalışma, Osmanlı toplum hayatında kullanılan bu unsurun Osmanlı şiirine nasıl yansıdığını tespit etmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla öncelikle "serpûş" ve "serpûş aksesuarları" muhtelif kaynaklardan tespit edilmiştir. Daha sonra ise bu serpûşların Osmanlı şiirinde nasıl ve hangi özellikleriyle ele alındığı belirlenmek için, ilgili döneme ait şiir kitapları taranmıştır.

Baş süslemeleriBaşlıklarEski Türk edebiyatı+7
Serpil Tokmak
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Veiling and face veiling debates(1908-1925)

In this thesis,the debates regarding, modernity and gender concerning women's clothing which, have their roots in the twentieth century are explored, these debates continues to play a role today. Following the case of charsaf and face veiling, how different modernization perspectives are reflected in the arguments of Late Ottoman male intellectuals is one of the topic of thesis.Questions such as how different the Late Ottoman masculinities manifested themselves in the modernization perspectives specific to the veiling and face veiling issue are also discussed.

ClothingWoman clothingWomen+6
Tuğba Ece Eralp
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

224/1 numarali Urfa Şer'iyye Sicili'nin transkripsiyon ve değerlendirmesi (H. 1287-1290)

Bu çalışma, 224/1 (1-158) Numaralı Urfa Şer'iyye Sicili üzerinden H. 1287- 1290/M. 1870-1873 tarihleri arasındaki dava tutanaklarının çeviri ve tahlilini amaçlar. Defter, toplam 302 sayfadır. Bu tezde ise 1-158 sayfaları arası incelenmiştir. Söz konusu sayfa aralığında 667 dava mevcuttur. Üç yıllık süre içerisinde mahkemeye intikal etmiş adlî vakalar çoğunlukta olup, hırsızlık, cinayet, darp ve cerh olayları ise ağırlıktadır. Bu suçların daha ziyade şehrin kırsalında meydana geldiği görülmektedir. Yaralama, darp ve cinayete karışan suçluların farklı gerekçeleri vardır. Genellikle küfür, zina ve tecavüz gibi şahsın onuruna dokunan fiillerin yanında gündelik ilişkilerde yaşanan anlaşmazlıklar, aile içi miras taksimi, alım-satım ve alacak-verecek gibi pek çok konular bu sebepler arasında sıralanır. Suç eğiliminin kırsaldaki yoğunluğu sosyo kültürel sebeplere dayandığı gibi güvenlik tedbirlerinin eksikliğine de işaret etmektedir. Tutanaklarda sadece erkeklerin değil kadınların da sesi duyulmaktadır. Herhangi bir davada hazır bulunurlarken nadir de olsa borç verdikleri görülür. Belde tabiplerinin hasta mahkûmlara ilişkin kayıtlarında, dönemin hapishane koşullarına ve yaşanan hastalıklara temas edilmiş olması ayrıca kıymet arz eder. İslamiyet'e geçmek üzere mahkemeye başvuran Hıristiyanların ihtida davaları üç yıllık süre içerisinde tutulmuş kadı kayıtları arasında yer alır. Söz konusu kayıtlar, mühtedilerin Müslüman olabilmeleri için sağlamaları gereken şartları ve mahkemenin izlediği yolu içermektedir. Arazî anlaşmazlıklarında taraflar arasındaki uyuşmazlıklar, alacak-verecek konularında yaşanan anlaşmazlıklar ve çözüm yollarının kayıtlar üzerinden tespit edilebilmiş olması ayrıca önemlidir. İlaveten suç cetvellerinin gönderimine dair fermanlar, uygunsuz makulesinden olarak addedilen, toplum huzurunu bozan kişilere dair belgeler defterdeki davalar arasında yer almaktadır. Nadir de olsa nafaka, kefillik, alım-satım, iflas, ticarî ortaklık, firar, memura hakaret, beledî hizmetler ve aşiretlerin tutumlarına ilişkin belgeler, Urfa kadılığınca tutulmuş kayıtlar arasında yer alır.

19. yüzyılGüvenlikKent tarihi+6
Ali İbrahim Günoğlu
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupalı gezginlerin gözünden XIX. yüzyılda gravürlerle Osmanlı toplumu ve şehir yapıları

Seyahatnameler birinci elden kaynak olarak ele alınan geçmişi günümüze taşımamızı sağlayan önemli bilgilerin yer aldığı eserlerin başında gelmektedir. Avrupalı gezginler için doğu ve Osmanlı gizemini koruyan bir dünyadır. Osmanlı devletinin İstanbul üzerinde yüzyıllarca süren hâkimiyeti, kozmopolit yapısı ve uyguladığı yönetim anlayışı Avrupa'da yüzyıllar boyunca merak uyandırmıştır. Osmanlı toprakları üzerine gerçekleştirilen seyahatler gezginlerin gözlemlerinin aktarıldığı gezi notlarına dönüşmüştür. Bu notlarda kültürel, ekonomik, günlük yaşantıların yanı sıra manzaralarda betimlenerek aktarılmış ve seyahatnamelerde yerini almıştır. İstanbul her dönemde olduğu gibi XIX. yüzyılda da bilim adamları, sanatçı, tüccar ve diplomatların ilgi odağı olan bir kent olmuştur. Deniz ve karayolu kullanılarak yapılan İstanbul seyahati gezginlerin hangi yolu kullanırsa kullansın ilk girişte hayranlık uyandıran bir kent olduğu görülmektedir. İstanbul'a gelen çeşitli meslek gruplarından olan kişilerin yanlarında getirdikleri sanatçılara çizdirdikleri resimler ve kaleme aldıkları notlara eklenen gravürler sayesinde Avrupa'ya İstanbul'un kent görünümü sosyal hayatı giyimi ya da mimari yapıları tanıtılmıştır. Tezde Osmanlı toplumunun sosyal ve kültürel yaşantısının yanı sıra İstanbul'daki tarihi yapıların geçmişten bugüne gelen serüveni hakkında bilgiler verilerek karşılaştırma yapılmıştır. Karşılaştırmalar sonucunda mimari ya da işlevsel farklılıkların görüldüğü yapılar hakkında bilgiler verilmiştir. XIX. yüzyılda İstanbul şehir yapıları ile ilgili sürdürülen bu tür çalışmanın diğer Anadolu kentleri içinde bulunan askeri ve sivil mimarilere ait çalışmalar yapılabilir. Bu tür çalışmalar tarih, sanat alanlarının yanı sıra kültür tarihimize de önemi olacaktır. Anahtar Kelimeler: Seyahatname, Gravür, Kent yapıları, İstanbul, sosyal yaşam

GravürGravür sanatıKentsel yapı+6
Mehtap Soysal
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Dr. John Covel'ın seyahatnamesine göre 17. yüzyıl sonlarında Osmanlı toplumu

Levant Şirketi sayesinde Osmanlı İmparatorluğu ve İngiltere arasındaki ticari ve diplomatik ilişkilerin İngiltere lehine gelişmeye başladığı 17. yüzyılın sonlarında Trakya ve Bitinya bölgelerinde seyahat eden Dr. John Covel'ın (1638-1722) kaleme aldığı seyahat günlüklerine odaklanan bu yüksek lisans tezi Batı'nın Osmanlı toplumuna bakışını tarihsel bir analizle incelemeyi hedeflemektedir. Bu yüzyılda çok sayıda Avrupalı, Osmanlı topraklarını gezip görmeyi ve bu seyahatlerinden edindikleri bilgileri ve maddi manevi kültürü ülkelerine taşımayı amaç edinmişlerdi. İngiltere'nin İstanbul Büyükelçiliği'ne papaz olarak atanan Dr. John Covel 1675-1677 yılları arasında Trakya ve Bitinya bölgelerine yaptığı seyahatler sayesinde araştırma yapmakla görevlendirildiği Rum Ortodoks Kilisesi hakkında önemli bilgiler elde etmeyi başarır. Dr. John Covel, bunun yanı sıra bu seyahatlerde Osmanlı toplumu hakkında gözlemlerde bulunmuş ve tarih, mimari, botanik, coğrafya, dilbilim, gastronomi, antropoloji gibi birçok alana dair izlenimlerini not almıştır. Günlüklerin en dikkat çekici yönlerinden bir tanesi de Bizans ve Türk mimarisi hakkındaki detaylı incelemeleridir. Bu detaylı gözlem ve betimlemelerinin yanında günlüğüne çizdiği harita ve eskizler bilimsel çalışmalara ışık tutmaktadır. Seyahatnamelerin tarih alanında kaynak olarak kullanımından kaynaklanan sorunlar göz önünde bulundurularak Dr. John Covel'ın günlüklerini doğru bir şekilde analiz etmek amaçlanmıştır. Bu analizler sonucunda hem seyyah hem de söz konusu dönemde Osmanlı toplumu hakkında elde edilen bilgiler sunulmuştur.

Beşeri coğrafyaCovel, JohnHristiyan mimarisi+7
Nurcan Doğan
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

İngiliz gezgin Mary Adelaide Walker'ın eserlerinde Osmanlı dünyası

Seyahatnameler bir toplumun tarihinin, kültürü ile sanatının aydınlatılmasında arşiv belgeleri kadar önemli rol oynar. Bu anlamda sadece tarih, edebiyat, coğrafya gibi disiplinlerde değil aynı zamanda sanat ve kültür tarihi gibi sosyal disiplinlerde de başvurulan kaynaklar arasındadır. Osmanlı'nın sosyal ve kültürel yaşamına ışık tutan Mary Adelaide Walker'ın yazmış ve resimlemiş olduğu seyahatnameler, Batı dünyasının Doğu'ya karşı önyargılı yaklaşımını farklı bir bakış açısıyla, bir kadın seyyahın gözünden değerlendirmiştir. Bu tezde Osmanlı topraklarında yaşamış olan gezgin-ressam Mary Adelaide Walker'ın izlenimleri, yazılı ve görsel anlatımlarında kullandığı dil ve aktardığı bilgiler üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda Walker'ın Türk toplumunun yaşam biçimine ilişkin aktardığı önemli ve ayrıntılı bilgiler, gezdiği şehirlerdeki yaşama ve kültür varlıklarına dair izlenimleri, tarihi ve kültürel birer belge niteliğine sahip kaynaklar olarak tespit edilmiştir.

Görsel anlatımOsmanlı tarihiOsmanlı toplumu+7
Seda Ağırbaş
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

System crisis and theater in the Ottoman Empire: Representation of the late Ottoman system crisism in teatrical plays

In this paper, the term "artistic truth" is a starting point for studying the past through two works of literature; two theater plays written in late nineteenth century in order to get a multifaceted picture of the time. In this analytical reading, the Habermasian perspective of "system crisis" provides us a useful basis from which to give meaning to world presented in these plays. First, I will start with a summary of general theories on the phenomena of "system crisis," from liberal thinkers of late eighteenth century to German sociologist and philosopher Jürgen Habermas, who produces his own ap-proach from a synthesis of the theories of Karl Marx and Talcott Parson. Consequently, I will create a new approach to the nineteenth century Otto-man history from his perspective. Second, I will conceptualize the interrelation between history and litera-ture and draw the borderlines of my approach for the study of historical, literary texts. Aer that, I will present a general view of nineteenth century theater and play-writing activities. Lastly, I will focus on two interesting theatrical plays. In the fourth chap-ter, I will analyze Şemsettin Sami's Gave and to put forth his political vision and advice to save the empire from a systemic crisis. In the fih chap-ter, I will take Hagop Baronian's The Honorable Baggers into consider-ation to disclose the playwright's view about the destructive effects of the Ottoman system crisis on the Armenian community living in Istanbul.

19. centuryCrisisCultural crisis+7
Fırat Güllü
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Kayserili kâtip: Yazıcı Murtaza'nın el yazmalarında tabiat, toplum ve imparatorluk

This thesis examines how a mid-level Kayserite clerk from the early eighteenth century described and evaluated the urban and rural communities in the Ottoman lands. A versatile man from the village of Gesi in Kayseri, Yazıcı Murtaza worked as a clerk (yazıcı), farmer, teacher, and muezzin and traveled widely across the Ottoman lands, reaching as far as Basra in the East and Albania in the West. He also produced two volumes of manuscripts, one containing his travelogue and the other his poems, but both of which provide rich observations about his universe. This thesis analyzes and contextualizes this rich material in dialogue with other contemporary sources and secondary literature on Ottoman urban and environmental history. By reconstructing how a modest clerk from Central Anatolia viewed the world around him, this study also adds a hitherto neglected perspective to the existing scholarship on the early eighteenth-century Ottoman Empire, which has so far focused mainly on the worldviews of Istanbulite elites and, to a more limited extent, denizens of major Arab towns like Damascus.

18. centuryKayseriOttoman State+4
Batuhan Aksu
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessEN

Murder in the family: Law, order, and criminal justice in the nineteenth century Ottoman society

This study deals with the murders committed within the family in the Ottoman provinces in the second half of the nineteenth century. Based on Ottoman archive documents, it focuses on the conflicts of various family members with each other and various reckonings both within the nuclear and extended family, from a socio-legal point of view and without any regional restrictions. The study claims that the ties that held the family together were extremely sensitive and fragile and that the family had both compassion and brutality in itself, with various paradoxes. The fact that we were able to obtain detailed information about the Ottoman provincial family and the word-for-word statements of family members from their mouths was a result of the judicial reforms that took place in the second half of the nineteenth century. Since this study, which presents a multi-layered portrait of the Ottoman provincial family through the nizamiye court records, is shaped on various family anomalies, the portrait presented is far from the claim of a full-scale family portrait. This study also tries to understand and make sense of ordinary people's mentality regarding their roles in both the domestic and public spheres. The way ordinary people customize the events in their minds, and the sub-judicial solutions they develop constitute the main axis of this study. Finally, this study reveals how the two courts operate in murder cases that fall into the common domain of both sharia and nizamiye courts in the new judicial order.

19. centuryFamilyDomestic violence+7
Zehra Şamlıoğlu Berk
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tereke kayıtlarına göre XVII. yüzyılda İstanbul'da insan-kitap ilişkisi (İsam İstanbul Kadı sicilleri veri tabanına göre)

Yüzyıllardan beri süregelen insanın kitap ile olan bağı, o toplumun kültür seviyesine etki eden önemli unsurlardan biri olmuştur. İnsanın, kitap ile olan ilişkisinin entellektüel bir donanım kazandırmasının yanında toplumun kültür seviyesini arttırdığı ârdır. Böylece insanın sosyo-kültürel hayatına dokunmanın en önemli yollarından biri, ilgilendiği kitapları araştırma konusu yapmaktır. Biz de Osmanlı toplumunun kitaplar üzerinden kültür seviyesini ve ne tür kitaplarla ilgilendiklerini Şer'iyye Sicilleri'ndeki tereke kayıtlarından öğrenmeye çalıştık. Her tabakadan insanın hukuki boyuttaki belgelerini içeren Şer'iyye Sicilleri'ndeki tereke kayıtları ışığında XVII. yüzyıl İstanbul'unda bulunan kitapları araştırarak kitap kültürünün şehir üzerindeki yerini görmeye çalıştık. Amacımız, ''insan ne okurdu?'' sorusunun cevabı etrafında yoğunlaşıp insanların kitap sahibi olma durumlarını öğrenmekti. Öncelikle XVII. yüzyıl Şer'iyye Sicilleri'ndeki tereke kayıtlarına göre taramamızı yaptık. Yayınlanmış ciltlerdeki mahkeme kayıtları üzerinden yaptığımız çalışmamız neticesinde terekelerinden kitap çıkan kişileri belirledik. Bu terekelerin bulunduğu mahkemeler; Bab Mahkemesi, Eyüp Mahkemesi, Galata Mahkemesi, İstanbul Mahkemesi, Rumeli Mahkemesi, Ahi Çelebi Mahkemesi, Beşiktaş Mahkemesi, Evkaf-ı Hümayun Müfettişliği, Evkaf Muhasebesi, Hasköy Mahkemeleri ve Kısmet-i Askeriye Mahkemesi'dir. Yaptığımız araştırmalar neticesinde mahkeme kayıtlarının içerisinden 4742 belgeyi tarayıp, 129 kişinin terekesinden 3533 adet kitaba ulaştık. Bunun yanında etraflıca konuyu araştırıp birçok kitap, makale, tez, ansiklopedik kaynaktan yararlandık. Öncelikle Tezin birinci bölümünde konuyu genel mahiyetiyle ele alıp XVII. yüzyılın siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel boyutlarını inceledik. XVII. yüzyıl İstanbul'u ile ilgili bilgiler verip dönemi anlamaya çalıştık. Tezin ikinci bölümünde araştırma alanımızı biraz daha daraltıp genel çerçevede Türk toplumunun kitap kültürünü inceleyerek Türklerin ilmi geçmişini ve buna bağlı olarak kitap ile ilişkisini ele aldık. Osmanlı Devleti'nde kitap kültürünün izlerini sürmek amacıyla seyyah, elçi ve diplomatların yazdıklarına değindik. Yine konu dahilinde Osmanlı Devleti'nde kütüphane kültürüne değinerek kitap ve kütüphaneciliğin nasıl bir ilerleme kaydettiğine görmeye çalıştık. Ayrıca Osmanlı Devleti'nde sahaf kültürüne yer vererek kitap kültürünü etraflıca araştırmış olduk. Üçüncü bölümde ise asıl konumuz olan arşiv taramalarımızı tasnif edip değerlendirmesini yaptık. Tez araştırmamızın asıl amacı olan bulduğumuz kitapların mahiyetini, ne tür kitaplar olduğunu, kimlerin hangi tür kitaplara sahip olduğunu, mahalle dağılımlarını, yıllara, cinsiyete göre dağılımlarını ve daha birçok detaylarını çözümleyerek teze aktardık. Bunları tablo ve grafikler halinde yansıtıp bu tablo ve grafiklerin açıklamalarını yaparak tezimizi ortaya koymuş olduk.

17. yüzyılDefterlerKitaplar+6
Talha Yılmaz
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hukuktan sosyal teoriye son dönem Osmanlı düşüncesi

Bu çalışma, modern toplum anlayışının son dönem Osmanlı düşüncesinde nasıl karşılık bulduğunu anlamayı hedeflemiştir. Klasik hukuk düşüncesinin yerinden çıkarılmasından sosyolojinin kurumsal olarak kabul edildiği dönem aralığıyla sınırlandırılan son dönem Osmanlı düşüncesi, düşünce-toplum ilişkisi üzerinden araştırılmıştır. Osmanlı özelinde değerlendirmeye geçmeden önce, düşünce-toplum ilişkisinin dönüşümü doğal hukuk üzerinden tartışılmıştır. Modern öncesi dönemde düşünce-toplum ilişkisinin taşıyıcısı doğal hukuk, sosyal teorinin öncülü kabul edilmiş ve ikisi arasında devamlılık olduğu tezi araştırmanın teorik yönünü oluşturmuştur. Toplum tasavvurunun sistematik karşılıkları olmalarının yanında, doğal hukuk ve sosyal teori düşünceden eyleme giden metoda sahip oldukları için selef-halef rolündedir. Bu devamlılık ışığında, dönüşüm düşünürler ve ekoller yerine toplumsal formasyon temelli değerlendirilebilmiştir. Doğal hukuk adil toplum düzeni teklif ederek topluma müdahalede bulunuyordu, sosyal teori ise toplumsal gerçekliği bilimsel kanunlarla şekillendirmeyi hedeflemektedir. Son kertede, ikisi de toplumsal formasyona göre şekil almakta ve onu değiştirmeye çalışmaktadır. Modern öncesi dönemin toplum düşüncesi toplumsal praksis olarak kavramsallaştırdığımız bütüncül bir tasarıma sahipti ve doğal hukukla somutlaşmaktaydı. Modern dönemde ise kendine yeter alanların ortaya çıkmasıyla toplumsal praksis geçerliliğini kaybetmiş ve teorik toplum tasarıma imkân tanımıştır. Bu bağlamda erken modern dönemden itibaren burjuvazinin normlar üzerinde belirleyici olması tartışıldı. Böylece teori- pratik ayrışması olarak okuduğumuz dönüşüm felsefî ve toplumsal bağlamda değerlendirildi. Tanzimat sonrası reformlar bu bağlamda okundu. Adalet dairesi olarak Osmanlı özelinde karşılık bulan doğal hukukun meşruiyetini kapitalist gelişmeler karşısında kaybetmesi değerlendirildi. Aydın-bürokrat tipolojisi, ilk hukuk felsefesi kitabı ve ilk sosyal bilimler dergisinde yer alan sosyoloji makaleleri üzerinden, meşruiyet krizi modern toplum düşüncesinin dinamikleriyle tartışıldı. Sonuç olarak, Batı Avrupa'daki toplumsal formasyonunun ürünü sosyal teorinin Osmanlı düşüncesine ithal edilmesinin, teorinin normatif yönünün araçsallaştırılması ihtiyacından kaynaklandığına ulaşıldı.

Doğal hukukFelsefi düşünceHukuk+5
Selami Mete Akbaba
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türk düşünce dünyasında Osmanlı devlet ve toplum yapısı tartışmaları üzerine tarihsel sosyolojik bir değerlendirme

Bu çalışmada, Türk düşünce dünyasında Osmanlı devlet ve toplum yapısı tartışmaları üzerine ortaya atılan farklı görüşlerin sistemli bir biçimde analiz edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç çerçevesinde döneminde kendi çağdaşlarını etkileyebilmiş özgün çalışmalar incelenerek tartışmaya ışık tutulması hedeflenmektedir. Bu çalışma, betimsel bir araştırma türü olup çalışmada doküman/belge tarama tekniği kullanılmıştır. Bu bağlamda çalışma Türk düşünce dünyasında Osmanlı devlet ve toplum yapısı üzerine geliştirilen tahlillerin dönemsel sınırlılıklarını göz önünde bulundurarak Osmanlı İmparatorluğu'nun devlet ve toplum yapısını tarihsel sosyolojik bir çerçevede değerlendirmiştir. Bu çalışmada, öncelikle Osmanlı toplum yapısını anlamak için tarihsel sosyolojik bir bakış açısının nasıl olması gerektiği üzerinden bir tartışma yürütülmüş ve sonrasında bu bakış açısından hareket ederek Osmanlı Devleti'nin kuruluş süreci, devlet yapısı ve üretim biçimi farklı düşünürlerin düşünceleri etrafında değerlendirilmiştir. Bu nedenle bu araştırmada Osmanlı Devleti'nin toplum yapısını açıklamak için kullanılan feodalizm, doğu despotizmi ve Asya tipi üretim tarzı (ATÜT) kavramları karşılaştırılmıştır. Bu bağlamda çalışmada, alanyazındaki önde gelen tarihçi, sosyolog, iktisatçı ve siyaset bilimcilerin Osmanlı devlet ve toplum yapısı hakkında olan değerlendirmeleri karşılaştırmalı bir biçimde ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Asya Tipi Üretim Tarzı, Doğu Despotizmi, Feodalizm, Osmanlı Toplum Yapısı, Tarihsel Sosyoloji

DüşünceDüşünce tarihiDüşünce yapısı+7
Berat Dağ
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Geç Osmanlı çağdaşlaşma sürecinde toplumsal ve siyasal dönüşümlerin resim sanatına yansıması

Geç Osmanlı döneminde çağdaşlaşma çabalarıyla Türk resim sanatının gelişimi arasında yakın bir ilişki vardır. Erken dönem çağdaş Türk resim sanatında Osmanlı ressamları, 19. yüzyılın ortalarından itibaren Avrupa'da görülmeye başlayan sanatsal üslup ve akademik yaklaşımlara göre manzara, natürmort ve figüratif resimler yapmıştır. 19. yüzyılın ikinci yarısından başlayarak Osmanlı'da toplumsal ve siyasal olaylar, dinamik, zaman zaman çatışmacı bir şekilde ortaya çıkmıştır. Osmanlı sanatçılarının siyasi ve toplumsal konulara ilgileri, Osmanlı yöneticilerinin ve toplumunun sahip olduğu kültürel, siyasi, ekonomik ve toplumsal çağdaşlaşma deneyimleriyle yakından ilişkili olduğu için; toplumsal ve siyasi konular birkaç sanatçı tarafından resmedilmiştir. Osmanlı çağdaşlaşma çabası kültürel sonuçlarıyla birlikte, Sultan II. Mahmud döneminde devlet politikası olarak başlamıştır. Tanzimat Fermanı'ndan sonra reform ve çağdaşlaşma süreciyle birlikte, Osmanlı toplumu 1876 yılında Kanun-ı Esasi'nin ilanıyla anayasal ve parlamenter yönetim biçimini kısa süreli de olsa yaşamıştır. Sultan II. Abdülhamid döneminde ise, gelenekçi muhafazakâr yöneticilerle genç kuşak reformcu aydınlar arasında demokratik çağdaşlaşma konusunda mücadeleler olmuştur. Bu çatışma süreci kültürel boyutta edebiyat ve sanat alanında da hissedilmiştir. Bu araştırmanın amacı, erken dönem çağdaş Türk resim sanatında toplumsal ve siyasi dönüşümlerin sanatçı ve yapıtları üzerinde etkilerini belirlemeye çalışmaktır. Bu araştırma 1838 ve 1918 yılları arasında Osmanlı ressamları tarafından yapılan yapıtlarla sınırlıdır.

ModernleşmeOsmanlı DevletiOsmanlı toplumu+5
Murat Ateşli
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Thomas Allom ve Osmanlı dünyasını yansıtan eserleri

19. yüzyılda İstanbul gravürleriyle tanınan İngiliz mimar ve ressam Thomas Allom, 1804-1872 yılları arasında yaşamıştır. İlk eğitimi hakkında bilgi edinemediğimiz sanatçı, çıraklık ve akademik eğitimini mimarlık üzerine almıştır. Mimari çizimlerindeki başarısından dolayı Fisher Yayınevi‟nden teklif alan Allom, İskoçya, İrlanda, Avrupa ülkeleri ve Osmanlı‟yı ziyaret ederek gravürlü seyahatnameler için çizimler yapmıştır. Osmanlı topraklarında yaptığı çizimleri -daha sonra Almanca ve Fransızcaya da çevrilen- Constantinople and the Scenery of the Seven Churches of Asia Minor ve Character and Costume in Turkey and Italy isimli kitaplarda yayınlanmıştır. Bu yayınlar için hazırladığı resimlere 1838 ve daha sonraki yıllarda düzenlenen panorama sergilerinde de yer vermiş, ayrıca bu sergilerde yer alan eserleri tanıtmak için Polyorama‟yı yazmıştır. Çalışmanın konusunu oluşturan sanatçının Osmanlı dünyası ile ilgili eserleri iç mekânda dini yapılar, harem sahneleri, su yapıları ve sivil mimari; dış mekânda ise panoramik ve mimari manzaralar ile figür ağırlıklı sahnelerden oluşmaktadır. Bu çalışmada sanatçının gravürleri ayrıntılı incelenmiş ve bunlardan bazılarının suluboya kopyaları tespit edilmiştir. Ayrıca yayınlarda yer verilmeyen diğer suluboya eserlerine de ulaşılmıştır. Sultan II. Mahmud Dönemi‟nde etkin olan Thomas Allom -diğer bazı Avrupalı ressamlar gibi- padişahın resmini de yapmıştır. Eserleri genel olarak değerlendirildiğinde, 19.yüzyıl Osmanlı mimarisini, günlük yaşamını ve kıyafetlerini yansıttığı, titiz ayrıntılar işlediği, belge niteliği taşıyan gerçekçi resimler olduğu anlaşılmaktadır. Anahtar Sözcükler: 19. yüzyıl, Thomas Allom, Panorama, İstanbul, Osmanlı, Oryantalizm, gravür.

19. yüzyıl19. yüzyılAllom, Thomas+7
Tülin Yenilir
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sergüzeşt-i Âşık Yazıcı Murtazâ (inceleme-metin)

İncelenen bu eser Ankara Millî Kütüphanede, 06 Mil Yz A 2428 katalog numarası ile kayıtlıdır. Eser katoloğa "Eş'ar" ismiyle, müellifinin ismi ise Yazıcıoğlu Murtaza olarak kaydedilmiştir. Eserden edinilen bilgiler neticesinde müellifin isminin "Yazıcıoğlu Murtaza" değil "Yazıcı Murtaza" olduğu anlaşılmıştır. Yazıcı Murtaza 17. yüzyılın sonlarından 18. yüzyıl ortalarına kadar yaşadığı tahmin edilen bir saz şairidir. Hayatı hakkında kaynaklarda bir bilgiye rastlanılmayan Yazıcı, H.1084/M.1674 yılında Gesi'de doğmuştur. Şairin anne ve babası hakkında bir bilgiye ulaşılamamıştır. Yazıcı'nın ölüm tarihi de bilinmemektedir. Eserden, şairin H.1148/ M.1735 yılına kadar yaşadığı anlaşılmaktadır. Şairin bundan sonra ne kadar yaşadığı ise bilinememektedir. Yaptığımız inceleme, âşık edebiyatının ele alındığı bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Yazıcı'nın hayatı ve edebi şahsiyeti ile ilgili edinilen bilgiler üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde Yazıcı'nın eseri; dil ve üslup, şekil, edebi sanatlar ve muhteva yönünden incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise Yazıcı'nın eserinin transkripsiyonlu metni verilmiştir. Yazıcı, âşık edebiyatı geleneğini takip etmesine rağmen divan edebiyatı geleneğine ait şekil ve kalıpları da eserinde kullanmıştır. Şair, eserinde âşık edebiyatına ait türlerden destana daha çok yer vermiştir. Divan edebiyatından ise mersiye, muamma, lugaz, tarih gibi türleri kullanmıştır. Yazıcı Murtaza hece ölçüsünü kullanmakta başarılıdır. Fakat aruz ölçüsünü kullanmakta başarılı olamamıştır. Yazıcı, eserini on üç cüz olarak meydana getirmiştir. Bu cüzlerde muhteva bakımından farklı konuları işlemiştir. Eserde bulunan manzum seyahatname, eserdeki en dikkat çekici metindir. Bu manzumede zikredilen yer isimleri ve bunlar hakkındaki bilgiler önem arz etmektedir. Bunun yanında şair, eserinde toplumsal eleştiriye yer vermiş ve toplumun içinde bulunduğu durumun vehâmetini dile getirmiştir. Şair; Kayserili olması nedeniyle eserinde, Kayseri'nin sosyal hayatını eleştiren bir manzume ile bu bölge esnafını eleştirdiği başka bir manzumeye de yer vermiştir. Yazıcı'nın eserinde diğer dikkat çekici manzume ise İstanbul'un sosyal ve siyasal yapısını anlatan manzumedir. Bu manzume özellikle 18. yüzyıl İstanbul'undaki siyasi ve sosyal yaşantı konusunda bilgiler içermektedir. Anahtar Kavramlar: Âşık Yazıcı Murtazâ, Âşık Edebiyatı, 18.Yüzyılda Osmanlı Şehirleri ve Toplumu.

18. yüzyılAşık Yazıcı MurtazaAşık edebiyatı+4
Mustafa Demir
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın (İstanbul) Gazetesi'nin inceleme, tasnif ve değerlendirilmesi (1911/1912)

Bu tez çalışmasında Osmanlı İmparatorluğu döneminde kadınlara yönelik olarak çıkarılan gazetelerden Kadın (İstanbul) Gazetesi incelenmiştir. Tanzimat ve Meşrutiyet Döneminde yayınlanan kadın dergileri ve gazetelerin pek çoğu uzun soluklu olmamıştır ve zaman zaman kesintiye uğramıştır. Çalışmada ele aldığımız Kadın (İstanbul) Gazetesi 1911' de yayın hayatına başlamıştır ve 1912 yılına kadar toplam 16 sayı olarak neşredilmiştir. II. Meşrutiyet dönemi, Türk modernleşmesinin en önemli aşamalarından biridir. Türk Demokrasi tarihinde bir dönüm noktası olan bu dönem, kadınların kurdukları dernek ve çıkardıkları gazete, dergilerle seslerini duyurmaya başlamışlardır. Toplum hayatında kendilerini göstermek adına dernekleşme, çalışma ve yayın hayatı ile ilgili çalışmalarda bulunmuşlardır. II. Meşrutiyet döneminde çıkarılan kadın dergileri kadınların kendilerini ifade etmelerinde çok önemli bir araç vazifesi görmüştür. Kadın (İstanbul) Gazetesi'nde erkek ve kadın pek çok yazarın eserlerine (şiir, nesir, bilmece, vecize, atasözü, duyurular, reklamlar, tıbbi bilgiler, tefrika roman gibi) yer verilmiştir. Kadınların toplumsal hayattaki statüleri ve vazifeleri, görücü usulü evlilik, evlilikte erkeklere ve kadınlara düşen vazifeler gibi pek çok konu değişik türde yazılan eserlerde ele alınmış ve tavsiyeler verilmeye çalışılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki kadınların diğer Avrupa'daki kadınlar gibi eğitilmesi ve toplumda söz sahibi olması gerektiğini savunan Kadın ( İstanbul ) Gazetesi, gazete içinde yer verdiği kadın resimleri ve modası ile Batılılaşma hareketinin izlerini taşımıştır. Anahtar Kelimeler: Kadın, Aile, Osmanlı İmparatorluğu, Evlilik, Gazete, Kadın (İstanbul)

AileKadın gazetesiKadınlar+6
Naciye Aydoğdu
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

13. ve 15. yüzyıllarda Osmanlı devlet yönetiminin toprak yönetimine etkileri

Dünyanın en köklü ve en işler yönetim mekanizmasına sahip olan Osmanlılar için toprağin dağıtımı, işletilmesi ve kullanımı çok önemli bir husustur. Hatta denilebilir ki Osmanlı devletinin yönetim sistemi toprak yönetimiyle doğrudan bağlantılıdır. Bir Ortaçağ devleti olarak Osmanlı İmparatorluğu kuruluş ve yükseliş dönemlerinde toprak sistemine büyük bir önem vermiştir. İşte bu çalışma 13.-15. Yüzyıllarda Osmanlı yönetim sisteminin esasını oluşturan toprak yönetiminin temel esaslarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı İmparatorluğu, Toprak Sistemi, Miri Arazi, Tımar

13. yüzyıl15. yüzyılDevlet idaresi+6
Gülşah İlknur Gündüz
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İnci Dergisi'nde kadın

Türk modernleşmesinin önemli dönemeçlerinden olan Tanzimat ve II. Meşrutiyet Dönemleri Kadın modernleşmesi bağlamında da önemli bir yer teşkil etmiştir. Tanzimat ile modernleşmenin ilk eşiğini atlayan kadınlar Meşrutiyet'in ilan edilmesiyle birlikte kısmen özgür bir ortama kavuşmuşlardır. Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçişte önemli bir dönem olan mütareke döneminde yayın hayatına başlamış olan İnci Dergisi, 1919-1923 yılları arasında yayın hayatını sürdürmüştür. Dönemin zihniyetini, sosyal ve kültürel değişimini yansıtması açısından önem taşımıştır. Geleneksellik ve modernlik arasında sıkışıp kalınan bir dönem olan geçiş dönemi İnci Dergisi, içerisindeki yazı ve makalelerde ele almış olduğu konularla bu durumu yansıtmıştır. Dönemin diğer dergilerinden yazı ve içerik olarak ayrılan İnci Dergisi bu özelliği ile günümüz magazin dergiciliğinin temelini oluşturmuştur. Anahtar Kelimeler: İnci Dergisi, Kadın Hareketi, Kadın modernleşmesi

DergilerKadın hareketleriKadınlar+6
Nermin Bütün
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mütareke dönemi İstanbul mutfak kültürü 1918-1922

Osmanlı Devleti ve İtilaf devletlerinin Birinci Dünya Savaşını sona erdiren Mondros Mütarekesini imzaladıkları 30 Ekim 1918 tarihinden 1-2 Kasım 1922'de saltanatın kaldırılmasına kadar geçen dört yıl Mütareke Dönemi olarak adlandırılmaktadır. Mütareke Dönemi, İstanbul'da, toplumsal ve kültürel hayatta kalıcı izler bırakan değişimlerin yaşandığı kısa, ama etkileri açısından uzun bir zaman dilimidir. Mütareke Dönemi'nde içinde bulunulan şartlar ve yaşanan değişimlerin İstanbul mutfak kültürünü ne denli etkilediğini tespit etmek ve dönemin mutfak kültürünü tanımlamak bu tezin ana konusudur. Başbakanlık Osmanlı arşivinde bulunan saray mutfaklarına ait kayıtların bulunduğu defterler ve bu dönemde yayımlanmış yemek kitaplarından elde edilen bilgilere göre Mütareke Dönemi'nde İstanbul mutfak kültürünün geçmişten gelen geleneksel yapıyı muhafaza ettiği ve 19.yüzyılın ikinci yarısından itibaren ortaya çıkan alafranga lezzet kalıpları ve sofra alışkanlıklarını entegre ettiği görülmüştür. Aynı zamanda Mütareke Dönemi'nde İstanbul mutfağı, şehrin içinde bulunduğu ekonomik sorunlar sebebiyle, iaşe temininde büyük sıkıntıların yaşandığı, gıda maddelerinin fiyatlarının yükseldiği ve tüm bu sebeplerden yokluk ve sefaletin hüküm sürdüğü, ikame ürünlerin kullanıldığı, tasarrufun esas olduğu sade bir mutfaktır. Sadelik ve bolluğun zıt bir şekilde bir arada bulunduğu bu dönem, İstanbul mutfağında kalıcı izler bırakmıştır. Gıda temininde yaşanan sıkıntılar sebebiyle geleneksel İstanbul mutfağında itibarı az olan patates, bulgur gibi yiyeceklerin kullanımının arttığı bu dönem, aynı zamanda Fransız mutfağı kökenli alafranga lezzetlerin seçkin İstanbul mutfağına adapte olduğu bir dönemdir. Zengin müşterilere hizmet veren Avrupai tarzda yeme içme mekanlarının sayısının arttığı kentte, bu yeni sosyalleşme mekanları yeni tüketim alışkanlıkları ve sofra adabının yaygınlaşmasını sağlamıştır. Mütareke Dönemi İstanbul mutfağının bir diğer özelliği de dünyada beslenme biliminde yaşanan gelişmelerin etkisiyle yemeğin yeni bir bilimsel yaklaşımla yorumlanmaya başlanmasıdır.

BeslenmeMondros MütarekesiMutfak+6
Aylin Doğan
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00

Related subjects