Social security

133 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sosyal güvenlik sisteminde yeniden yapılanma: Hedefler ve sonuçları

Ülkemizde uygulanan sosyal güvenlik sisteminin gerek yapısı gerekse sorunları 1990'lı yılların sonlarına doğru tartışma konusu olmuş ve hala günümüzde yaygın bir şekilde eleştirilmektedir. Sosyal güvenlik sistemi SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı olmak üzere üç kurum tarafından yürütülmekteydi. Ancak sosyal güvenlik kuruluşlarında giderek artan açıkların yaşanması sebebiyle sisteme getirilen eleştirilerin daha da şiddetlenmesine neden olmaktaydı. Yaşanan açıklar sonunda ekonomik istikrarsızlıkların oluşması ve buna bağlı olarak yoksulluğun artması sistemin yetersizliğini ortaya koymaktaydı. Sosyal güvenlik sisteminde reform yönündeki çalışmaların hızlanmasını sağlamıştır. Sistemin etkinliğini artıracak olan reformun ayrım gözetmeksizin tüm vatandaşlarımıza eşit şartlarda ve kaliteli güvence sağlama olanağı yaratılmaya çalışılmıştır. Bundan hareketle çeşitli reform aşamalarından sonra, tek bir sosyal güvenlik kuruluşu öngörülerek bahsedilen üç kurumun tek çatı altında birleşmesi amacıyla 5502 sayılı Kanun yürürlüğe koyulmuştur. Bu çalışmada sosyal güvenlik sisteminin sorunları esas alınarak bu sorunlara çözüm getirmek hedefi ile uygulamaya konulan 5502 sayılı Kanunun günümüzdeki durumu değerlendirilmeye çalışılmıştır.

Emeklilik sistemiReformSosyal güvenlik+4
Kübra Sofuoğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlılık olgusunun sosyal güvenlik sistemi açısından incelenmesi

İnsanlığın hayat evrelerinden sonuncusu olan yaşlılık döneminde, kişiler belirli yaşam fonksiyonlarını kaybettikleri için mevcut sosyal risklere daha fazla maruz kalmaktadırlar. Özellikle çalışma hayatının sonlanması ya da çalışma hayatında eskisi kadar verimli olunamamasından kaynaklanan gelir kaybı ile yaşlanmanın getirdiği sağlık problemlerinin sonucu olarak sağlık harcamalarının artması ciddi bir maddi kayba yol açmakta dolayısıyla yaşam kalitesinin çalışma dönemine nazaran düşük olmasına neden olmaktadır. Ülkemizde 1950'li yıllardan itibaren gelişmeye başlayan ve kişilerin yaşlılık döneminde de hayat standartlarının yüksek olması ile sosyal risklere karşı korunmasını sağlayan sosyal güvenlik sistemi; yaşlılık sigortası ile kişilerin yaşlılık dönemlerini güvence altına almaktadır. Yaşlılık sigortasından sağlanan temel hak yaşlılık aylığı bağlanması olup, yaşlılık aylığının bağlanması için de; sigortalı olmak, belirli bir yaşı tamamlamak ve belirli sürelerde sigortalılık süresi olmak üzere üç şartı gerçekleştirmek gerekmektedir. Emekli olarak yaşlılık aylığına hak kazanan bireyler yaşlılık aylığının yanı sıra; sağlık hizmetleri ve kamu görevlileri için emekli ikramiyesi, işçiler için kıdem tazminatı, kadrosuzluk tazminatı ve emlak vergisi muafiyeti gibi birçok hakka da sahip olmaktadır.

Sigorta sistemiSigortacılıkSosyal güvenlik+4
Çağatay Emeksiz
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ücret gelirleri üzerindeki mali yükler: Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve Kırgızistan

Emek unsuru, üretim faktörlerinin içinde ayrı bir yere ve öneme sahiptir. Özellikle emek unsuru, ülkeler açısından iktisadi büyüme, siyasal ve sosyal istikrarın sağlanmasında çok büyük etki yaratabilmektedir. Ücretler üzerindeki başlıca mali yükler; kişisel gelir vergisi ve sosyal güvenlik primlerinden oluşmaktadır. Bu çalışmada, Kırgızistan ve Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde (Kazakistan, Tacikistan, Türkmenistan, Özbekistan) ücretler üzerinde oluşan mali yükler kapsamında gelir vergisi tarifeleri, vergi indirimleri ve muafiyetleri, sosyal güvenlik ödenekleri incelenmektedir. Asgari ücret yönünden yapılan değerlendirmelerde, Türkmenistan 248,57 ABD Doları birinci sırada, Kazakistan 114,60 Doları ile Orta Asya Cumhuriyetleri arasında ikinci sırada yer almaktadır. Bu ülkeleri sırasıyla, Özbekistan, Tacikistan ve Kırgızistan izlemektedir. Kazakistan ve Türkmenistan'da çalışanların asgari ücreti 100 doların üstünde iken, diğer üç ülkede asgari ücret 100 doların altında kalmaktadır. Çalışmada asgari ücretle birlikte ücret üzerindeki mali yüklerin seviyeleri Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve Kırgızistan için karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve emek unsuru üzerindeki mali yüklerin azaltılmasına ilişkin politika önerilerinde bulunulmuştur. Elde edilen bulgular, Kırgızistan'nın Orta Asya Cumhuriyetleri arasında en düşük asgari ücret ödeyen ülke olduğunu ve ücretler üzerindeki sosyal güvenlik prim oranlarının diğer ülkelerden daha yüksek olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Asgari ücretGelir vergisiKırgızistan+3
Otabek Sharıpov
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Feminist sosyal politikanın eleştirileri bağlamında Türkiye Cumhuriyeti sosyal güvenlik sisteminde toplumsal cinsiyetin görünümü

Feminist teori ortaya çıkışından bugüne bilimin eril olduğu iddiasından hareketle tüm düşünce alanlarına eleştirel biçimde yaklaşarak dönüştürmeye çalışmaktadır. Uzun yıllardır devlet politikalarının bir parçası olan ve 1929 Ekonomik Buhranı sonrası tüm devletlerin benimsediği müdahaleci refah uygulamaları da toplumsal cinsiyet bakış açısı ile feministler tarafından eleştiriye tabi tutulmuştur. Bu çalışma, feminist birikimin sosyal politikaya yönelttiği eleştirileri ana başlıklar halinde derlemektedir. Bir araya getirilen bu eleştiriler ışığında sosyal politika alanının toplumsal cinsiyet ile ilişkili sorunlarının, Türkiye' de, alanın en önemli araçlarından olan sosyal güvenlik sistemine nasıl yansıdığının görülmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla, yapılan reform sonrası uygulamaya konan ve yürürlükte olan mevzuat (5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve ilgili alt mevzuatı) ile reformun yürürlüğe girişinden önce sigortalı olanların tabi olduğu mülga kanunların hükümleri (5434, 506, 1479, 2925 ve 2926 sayılı Kanunlar) ve ülkenin sosyal güvenlik sisteminin yürütücüsü konumunda bulunan Sosyal Güvenlik Kurumu'nun çeşitli uygulamaları, toplumsal cinsiyet bakış açısı ile incelenmektedir. Anahtar Sözcükler Refah Devleti, Feminizm, Sosyal Politika, Sosyal Güvenlik, Kadın, Toplumsal Cinsiyet

Feminist ekonomiFeminist etikFeminizm+5
Şerife Ceylan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Anayasa Hukukunda sosyal güvenlik hakkı ve uygulamaları

İnsanlığın başlangıcından itibaren bireyin ihtiyaç duyduğu korunma ve güvenlik duygusunun bir sonucu olarak ortaya çıkan sosyal güvenlik kavramı, 18. ve 19. Yüzyıllarda sanayileşmenin de etkisiyle hak formuna kavuşmuş, önce ulusal anayasalarda ardından uluslararası sözleşmelerde sosyal bir hak olarak yerini almıştır. Toplumsal ve bireysel ihtiyaçlara cevap verebildiği ölçüde işlevselliğini koruyan sosyal güvenlik hakkı, ortaya çıktığı günden itibaren içeriğini genişletmeye devam etmektedir. Devlete pozitif edim yükümlülüğü yükleyen haklardan olması onu hem ulusal hem de uluslararası düzeyde talep edilebilirlik, gerçekleştirilebilirlik ve yargılanabilirlik anlamında farklı bir noktada konumlandırmaktadır. Türkiye'de sosyal güvenlik hakkının anayasal bir hak olarak tanımlanmasıyla ve özellikle Anayasa Mahkemesi'nin de kuruluşuyla birlikte başlayan süreçte sosyal haklar içerisinde en çok yargılama konusu yapılan hakkın sosyal güvenlik hakkı olması dikkate değerdir. Bu durum, sosyal güvenlik hakkının birçok boyutuyla değerlendirilebildiği içtihat çeşitliliğini de beraberinde getirmiştir. Çalışmanın amacı sosyal güvenlik hakkının geçmişten günümüze geldiği noktayı Yüksek Mahkeme'nin içtihatları da değerlendirilmek suretiyle ortaya koymak ve Yüksek Mahkeme'nin sosyal güvenlik hakkına bakış açısına genel bir çerçeve çizmektir.

Anayasa hukukuKamu hukukuSosyal güvenlik+2
Gülce Hamdovalı
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Uyuşturucu bağımlılığının toplum güvenliğiyle ilişkisi: Iraklı çocuklar örneği

Uyuşturucu madde kullanımı her geçen gün giderek yaygınlaşan ve küçük yaş gruplarını tehdit eden kamusal bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle ABD'nin Irak işgalinden sonra bölgede uyuşturucu ticaretinin daha kolay ve ulaşılabilir olması küçük yaş gruplarını ciddi tehlikeye sokmaktadır. Bu nedenle özellikle küçük yaş gruplarında uyuşturucu madde kullanımına yönelik gereken önlemlerin hem kamusal hem de toplumsal boyutta ne kadar önemli olduğu gözler önüne serilmektedir. Bu çalışmanın amacı Iraklı çocukların uyuşturucu madde kullanımı ve kamu güvenliğine olası tehditlerinin belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda Bağdat'ta yaşayan 17 çocukla birebir görüşmemeler yapılarak nitel araştırma yöntemi kullanılmış, konu hakkındaki fikirleri alınmış, damgalama ve anomi kavramları bağlamında içerik analizi yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak derinlemesine mülakat ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda uyuşturucu madde kullanan bireylerin toplum tarafından olumsuz bir bakış açısı ile algılandıkları tespit edilmiştir. Aynı zamanda uyuşturucu kullanımının kamu güvenliğini tehlikeye soktuğu ve Irak hükümetinin uyuşturucu ile mücadele konusunda gereken politikaları uygulayamadığı tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında önerilerde bulunulmuştur. Araştırma kapsamında birebir görüşmeler yapılarak nitel araştırma yöntemi kullanılmış, damgalama ve anomi kavramları bağlamında içerik analizi yapılmıştır.

BağımlılıkGüvenlikIrak+5
Murtadha Mohammed Naser Al-hashımı
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Effect of survivor's pension on female employment

In this thesis, I analyzed risk of being out of employment and risk of employment without social security for women who take survivor's pension from social security coverage in Turkey. The hypothesis of this thesis is that survivor's pension constitutes a barrier to participate in labor or in formal employment for women. The primary data source for emprical analyses is "Income and Living Conditions Survey, 2017" micro data set. Analyses of this thesis include 26,266 economically active working age women and among them 8,376 single women who could legally receive a survivor's pension. Following the descriptive analysis, multivariate models were established to the test of the hypothesis. Logistic regression analysis was carried out for the models to determine the variables that affect women's employment. The first model presents the determinants of participation of women in employment. Then the second model shows the determinants of working with or without social security. The dependent variable of the first model is working or non-working, while the dependent variable of the second model is working with social security or working without social security. Independent variables of the both models are determined into three groups; having or not having a survivor's pension, sociodemographic determanants and income related determinants. Socio-demographic determinants are age, education status, number of children under 5 and region, while income related determinants are household ownership and household income. Result of the logistic regression analysis shows that survivor's pension as well as the other income related and the socio-demographic determinants other than number of children under 5 are significant for the risk of not working and working without social security. This thesis shows that women who receive survivor's pension are 0.442 times less likely to work than those who do not receive survivor's pensions and also women who receive a survivor's pension are 0.148 times less likely to work with social security than those who do not receive this pension. Key words: Survivor's benefits, women, employment, social security

WomenSocial securitySurvivor's pension+2
Gülnaz Şahin Keskin
Hacettepe University · Nüfus Etütleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Changing retirement patterns in Turkey: A comparative study of metal and municipal sector workers

This thesis analyzes the compatibility of the pension component of the social security system in Turkey with prevailing labor market structure and current employment characteristics. During the last two decades, the Turkish welfare regime has gone through a rapid transformation. In this process of transformation, the previous inegalitarian corporatist structure of the social insurance schemes with fragmented schemes for government employees, workers and the self-employed were united under a single Social Security Institution in 2008. Partly following the recommendations of international actors such as the World Bank and the IMF, Turkey gradually reformed its pension system, first in 1999 by increasing the age of retirement. In 2008, retirement age was increased again while the replacement rates were lowered. Currently, there are debates over the sustainability of these reforms. While the establishment of a unified social security institution is considered to be a positive improvement which has eliminated the notorious inefficiency that characterized the previous social security system, the reforms can be criticized for overlooking the different experiences in employment relations which have an important impact on the retirement experiences of the future pensioners. In order to represent this oversight, thesis depends on a qualitative research where a total of 32 focus group discussions and one-on-one interviews with unionized workers and retired workers of two different sectors, metal industry and municipality sectors, were conducted. By presenting a qualitative research the study aims to link the structure of the social security system and the prevailing labor market structure to the real life patterns of workers, keeping the concept of retirement in the center. The two groups were chosen in order to compare sectoral differences as a determinant feature for retirement perceptions, attitudes and prospects of retirement which the pension reform had overlooked. The research argues that the retirement patterns were influenced by changing labor market structure, employment relations in different sectors and pension system parameters. The thesis concludes by arguing that in the light of the combination of the post-1980 labor market changes and the reforms in the pension system that changed the terms of intergenerational solidarity, the social pension system essentially needs to be rethought with the current working conditions.

MunicipalitiesPensionPension system+6
Asya Saydam
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Dünya`da ve Türkiye`de sosyal sigortalar kapsamında sağlık sigortası uygulamaları

Ill DOKTORA TEZ OZU DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE SOSYAL SİGORTALAR KAPSAMINDA SAĞLIK SİGORTASI UYGULAMALARI A. İlhan ORAL Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ağustos 200 1 Danışman:Prof.Dr. Nüvit GEREK İnsan varoluşundan beri geleceğinden endişe duymuş ve yarınlarının güvende olmasını istemiştir. Bu nedenle geleceğini tehdit eden risklere karşı korunma yöntemleri geliştirmeye çalışmıştır. Tarihin ilk dönemlerinde bireysel olarak denenen bu yöntemler sonradan, aynı risklerle karşı karşıya kalan insanların bir araya gelerek dayanışma yapmasıyla kollektif olarak uygulanmaya başlanmıştır. Bu çabaların sonucunda modern sosyal güvenlik sistemlerinin en önemli aracı olan "sosyal sigorta" yöntemi ortaya çıkmıştır. Modern sosyal güvenlik sistemleri insana en çok zarar veren sosyal riskleri dokuz temel grupta toplamıştır. Bunlar, iş kazası, meslek hastalıkları, hastalık, analık, yaşlılık, malullük, ölüm, işsizlik ve aile yükleridir. Bu riskler içinde hastalık riski yapısı itibariyle diğerlerinden daha farklı bir yere sahiptir. Çünkü her insan yaşamı boyunca sağlıklı olmayı ve sağlıklı kalmayı istemektedir. Buna ek olarak, sosyal devlet kavramının ortaya çıkmasıyla birlikte sağlık, insan için vazgeçilmez temel bir hak haline gelmiştir. Bu hakkı sağlama, koruma ve geliştirme görevi de olanakları ölçüsünde devletlere verilmiştir. Buradan hareketle her devlet içinde bulunduğu koşullara göre hastalık riskine karşı sosyal sağlık güvencesi sağlama konusunda farklı yasal düzenlemeler yapmıştır. Bu çalışmada dünyanın gelişmiş ve gelişmekte olan bazı ülkelerinde uygulanan farklı yapılardaki kamu sağlık sigortalan incelenmiş ve bu sistemlerin Türkiye'de uygulanan kamu sağlık sigortalan ile karşılaştınlma olanağı elde edilmiştir. Aynca ülkemizdeki kamu sağlık sigortacılığında karşılaşılan sorunlar ele alınmış ve bunlann çözüm yollan üzerinde durulmuştur.

Sağlık hizmetleriSağlık sigortasıSigorta+1
A. İlhan Oral
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal güvenlik ve konsosyonel demokrasi modeli perspektifinden Lübnan: 1945-2006

Toplumsal ve politik yönleriyle Ortadoğu bölgesinde kendine has bir yapıya sahip olan Lübnan, Arend Lijphart'ın teorik temellerini attığı konsosyonel demokrasiye dayalı bir yönetim sistemine sahiptir. Sistemin kökleri Lübnan'da 19. yüzyıla dek dayandırılabilse de 1926 Anayasası ve Ulusal Paktı ile perçinlenmiştir. Daha sonrasında iç savaşı bitiren 1989 Taif Anlaşması ile de yeniden onaylanmıştır. Mezhepsel öze sahip kolektif kimliklerin önemli rol oynadığı bu ülkede özellikle Maruni, Sünni, Şii ve Dürzi toplulukları öne çıkmıştır. Konsosyonel demokrasi doğrultusunda kolektif kimlik toplulukları nüfuslarına oranla iktidarı aralarında paylaşmıştır. Kimliğin bu derece baskın olduğu Lübnan'da kimliğin sürdürülmesi ve güvenliğinin sağlanması ise son derece kritik bir yer tutmuştur. Bu özelliği nedeniyle Lübnan, mezhepsel kimliklerin rol oynadığı 1958 Krizi ve 1975 İç Savaşı'yla karşı karşıya kalmıştır. Buna bağlı biçimde uzlaşma ve çatışma dalgaları arasında gidip geldiği savunulan Lübnan, Kopenhag Okulu'nun kimlik güvenliğini merkeze alan ve toplumu bir analiz birimi haline getiren toplumsal güvenlik yaklaşımına uygun bir örnek oluşturmuştur. Bu çerçevede çalışma, toplumsal güvenlik ve konsosyonel demokrasi arasında kimliğe dayalı bir ilişki kurarak, bu ilişkiyi uzlaşma ve çatışma teması üzerinden Lübnan örneği çerçevesinde sınamaktadır. Konsosyonel demokrasinin toplumsal güvenliği sağladığı kadar paradoksal biçimde toplumlararası güvenlik ikilemine yol açtığı ve toplumsal güvensizliğe kaynaklık ettiği vurgulanan çalışmada söz konusu güvensizlik tetikleyici faktörler sonucunda meydana geldiği savunulacak olan 1958 Krizi ve 1975 İç Savaşı çalışmada tüm boyutlarıyla incelenmektedir. Son aşamada Suriye hegemonyası altında kolektif kimlik topluluklarının toplumsal güvenlik durumları değerlendirilmiştir.

DemokrasiGüvenlikGüvenlik topluluğu+5
Orçun Mutlu
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sosyal sigortalar sisteminde boşandığı eşle birlikte yaşama ve sahte hizmet kazandırılması olguları

Sosyal güvenlik; bireylerin karşılaştıkları sosyal risklerin, kendilerinin ve bakmakla yükümlü olduğu hak sahiplerinin gelir kayıplarını telafi etmek, bireylere insan onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi ve başkalarına muhtaç olmadan yaşayabilmelerine imkân sağlayan bir sistemdir. İnsanların karşı karşıya kaldıkları risklere karşı devletin uygulamaya koyduğu sosyal güvenlik sistemleri primli ve primsiz rejimlerin kullanılması suretiyle uygulanmaktadır. Primli sistem olarak da adlandırılan sosyal sigortalar kavramı kişilerin karşılaşacakları sosyal riskleri telafi etmek amacıyla devlet tarafından oluşturulmuştur. Katılımın zorunlu olduğu finansmanının çalışan ve işverenden alınan primler ile bazı durumlarda kamu kaynaklarının da dahil edilmesiyle sağlanan bir örgütlenme şeklidir. Sosyal sigortalar (primli rejim) Ülkemizde sosyal güvelik sisteminin yapı taşını oluşturmakta olup sosyal yardımlar ve sosyal hizmetler (primsiz rejim) sistem içerisinde çok daha küçük bir alanı ifade etmektedir. Sosyal sigortalar sisteminin sağladığı koruma alanından fazla veya yersiz şekilde yararlanmaya çalışan bireyler sistemin işleyişine olumsuz etkide bulunmakta, kaynak israfına yol açmaktadırlar. Bu tez çalışması ile sosyal sigortalar sisteminde boşandığı eşle birlikte yaşama ve sahte hizmet kazandırılması hususunda yaşanan sorunlara kalıcı çözümler getirmek amacıyla Türkiye'de 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve beraberinde çıkarılan yönetmelikler rehberliğinde boşandığı eşle birlikte yaşama ve sahte hizmet kazandırılması konusu detaylıca incelenmiştir.

BoşanmaSahtecilikSosyal güvenlik+4
Selahattin Koçyiğit
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de güvenlik söyleminin kuruluşu: TBMM tutanakları üzerinden bir inceleme (1978-2002)

Bu araştırma, siyasal elitlerin toplumsal grupları tehdit olarak inşa eden ulusal kimlik ve egemenlik söylemlerini, 1978-2002 yılları arasındaki parlamento tutanakları üzerinden analiz etmektedir. Çalışmanın amacı, bu söylemlerin hangi tür dışlayıcı stratejiler içerdiğini, devlet içi çatışmaları açıklamada kısıtlılıklar taşıyan geleneksel yaklaşımların dışına çıkarak araştırmaktır. Bu çalışma, Kopenhag Okulu'nun güvenlikleştirme teorisinin Türk siyasal hayatındaki kronik toplumsal gerginlikleri anlamak için yeni bir kavrayış sunacağı iddiasındadır. Kopenhag Okulu, toplumsal güvenlik kavramsallaştırmasıyla, etnik ve politik ayrışmalarla ilişkili devlet içi çatışmayı açıklayan kapsamlı bir alternatif yöntem sunmaktadır. Siyasal elitlerin güvenlikleştirici söylemlerinin toplumsal güvenlik kavramı üzerinden incelenmesi; ulusal kimliğin hangi anlatılarla kurgulandığını, hangi grupların ulusal kimliğe dahil edildiğini ve hangi grupların ulusal kimliğin dışında bırakıldığını açıklayabilir. Bu nedenle araştırma, siyasal elitlerin devlet-içi politik ve toplumsal grupları hangi değerler açısından tehdit olarak kurduğunu ve etnik, dinsel, dilsel ve ideolojik gerilimleri kurgulama biçimlerini güvenlikleştirme teorisi aracılığıyla tartışmaktadır. Siyasal elitler, politik ve etnik grupları tehdit olarak inşa ederken ulusal kimlik ve devlet egemenliğine dair varoluşsal değerlere gönderme yapmaktadır. Meclis söylemi, bu değerlerin korunmamasını kimliğin ve egemenliğin yıkılışı biçiminde temsil ederek olağanüstü önlemlerin alınmasına meşruiyet oluşturmaktadır. Spesifik bir grup; teritorya, etnisite, din, dil ve rejim şeklindeki ulusal kimlik ve devlet egemenliğine ait varoluşsal nesnelere meydan okuduğunda, siyasal elitler, bu grupları "güvenlikleştirmekte" ve bu nesneleri koruma adına olağanüstü önlemler almaktadırlar. Daha geniş olarak bu tez, çatışmalarla bölünmüş toplumlarda şiddet ve elit stratejileri literatürüne katkıda bulunmayı ve şiddetin etnik, dilsel ve dini olarak çeşitlilik gösteren toplumlarda nasıl meşrulaştırıldığı konusunda daha fazla araştırma yapılmasının yolunu açmayı amaçlamaktadır.

Devlet egemenliğiGüvenlikGüvenlik politikaları+5
Taha Baran
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de sosyal harcamaların yoksulluk üzerine etkileri:Ampirik bir inceleme

İnsanlık tarihi kadar eski bir sorun olan yoksulluk, günümüz küresel koşullarında da varlığını ve önemini korumaktadır. Bir tarafta kişi başına düşen GSYİH'nın 100.000 Dolar'ın üzerinde olduğu gelişmiş ülkeler (Lüksemburg, Norveç, Lihtenştayn, Monako) öte tarafta ise bunun 1.000 Dolar'ın altında olduğu (Eritre, Kenya, Afganistan, Nepal, Bangladeş) çok sayıda ülke bulunmaktadır. Ayrıca ülkelerin kendi içlerinde de yoksul ile zengin arasındaki gelir farkı kabul edilen sınırın ötesine geçmiş durumdadır. Konunun öneminden dolayı yoksulluk ve yoksulluğu önleme politikalarını içeren çeşitli araştırmalar literatürde bulunmaktadır. Bir taraftan yoksulluk olgusu ve nedenleri incelenirken bir diğer taraftan da yoksullukla mücadele politikaları bölgesel, ulusal ve uluslarüstü kuruluşlar bağlamında oluşturulmakta ve yürütülmektedir. Yapılan çeşitli çalışmalarda erişilen ortak bulgular, küreselleşen dünyada yoksulluğun sadece az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde rastlanılan ve kalkınma süreciyle ilgili kronik bir problem olmaktan ziyade tüm ülkeleri derinden etkileyen global bir sorun haline geldiğini göstermektedir. Türkiye'de yoksullukla mücadele bağlamında gerçekleştirilen sosyal harcamaların yoksulluk düzeyini ne derecede etkilediği ise bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Bu bağlamda, İstatistiki Bölge Birimleri (26 bölge) temel alınarak derlenen 2004-2011 yıllarına ait sosyal harcama ve yoksulluk oranı verileri panel veri analizi yöntemleri ile incelenmiştir. Bu çalışma, sosyal harcamaların yoksulluğu etkilediği, kısa dönemde yoksulluğu azalttığı, uzun dönemde ise beslediği sonucuna varmaktadır. Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, Sosyal Harcamalar, Sosyal Politikalar, Beşeri Sermaye, Sosyal Güvenlik Harcamaları, Bölgesel Analiz

Sosyal güvenlikSosyal harcamalarSosyal politika+1
Ferdi Çelikay
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınlarda obstetrik şiddet ile güvenlik duygusu ve yalnızlık arasındaki ilişki

Amaç: Bu çalışma, doğum sonu erken dönem kadınlarda obstetrik şiddet, doğum sonu güvenlik duygusu ve yalnızlık arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Bu tanımlayıcı ve korelasyonel kesitsel çalışma, Şubat 2025 ile Şubat 2026 tarihleri arasında Malatya ilindeki Darende Hulusi Efendi Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Servisi'nde gerçekleştirilmiştir. Çalışma örneklemi, vajinal veya sezaryen doğum yapmış, doğum sonrası ilk 24 saat içinde olan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 383 doğum sonu dönemdeki kadından oluşmuştur. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Obstetrik Şiddet Ölçeği (OŞÖ), Annelerin Doğum Sonu Güvenlik Hisleri Ölçeği ve UCLA Yalnızlık Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Veriler, tanımlayıcı istatistikler, Pearson korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Genel olarak, kadınların %43,1'i doğum sırasında en az bir tür obstetrik şiddet yaşadığını bildirmiştir. Toplam OŞÖ puanları ile doğum sonrası güvenlik duygusu puanları arasında zayıf ancak istatistiksel olarak anlamlı negatif ilişki saptanmıştır (r=-0.150, p<0.01). Benzer şekilde, istismar ve şiddet alt boyutu (r=-0.141, p<0.01) ve onam alınmamış bakım alt boyutu (r=-0.169, p<0.01) doğum sonrası güvenlik duygusu ile negatif ilişkiliydi. Obstetrik şiddet ile yalnızlık arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmadı (p>0.05). Doğum sonrası güvenlik duygusu ile yalnızlık arasında orta derecede negatif ilişki saptanmıştır (r=-0.475, p<0.01). Regresyon analizleri, obstetrik şiddetin doğum sonrası güvenlik duygusunu önemli ölçüde öngördüğünü (β=-0.202, p<0.001), gelir düzeyinin ise hem doğum sonrası güvenlik duygusunu (β=0.225, p<0.001) hem de yalnızlığı (β=-0.288, p<0.001) önemli ölçüde öngördüğünü göstermiştir. Sonuç: Araştırma sonuçları, doğum sırasında yaşanan şiddetin kadınların doğum sonu duygusal güvenini olumsuz etkileyebileceğini gösterirken, sosyoekonomik koşulların doğum sonu psikososyal refahta önemli bir rol oynayabileceğini ortaya koymuştur. Saygılı doğum bakımı uygulamalarının ve psikososyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi, kadınların doğum sonu uyum sürecine ve duygusal refahına olumlu katkı sağlayabilir.

Doğal doğumDuygusal güvenlikDuygusal yalnızlık+4
Betül Balin
İnönü University · Institute of Health Sciences
2026
10
Master'sOpen AccessTR

Sosyal güvenlik hukukunda uygulanan idari para cezalarının gelişimi ve kayıtdışı istihdam üzerindeki etkilerinin analizi: Kayıtdışı istihdamı önlemeye yönelik öneriler

Ülkemizin en önemli sorunları arasında yer alan ve kayıtdışı ekonomi başlığı içerisinde en büyük kısmını oluşturan kayıtdışı istihdam olgusu, zaman içerisinde ülke ekonomisi açısından ciddi problemler oluşturmaya başlamış, sistemin devamlılığı ve devlet bütçesi üzerinde oluşturduğu yük devamlı tartışılır hale gelmiştir. Ülkemizde yaşanan yüksek kayıtdışı istihdam olgusunun nedeninin tam olarak belirlenmesi ve önlenmesi tek başına uygulanabilecek bir politikaya bağlı olmayıp sosyal, hukuki ve kültürel alanın içerisinde bir çok konuyu teşkil etmektedir. Kayıtdışı istihdam kısa dönemde işsizliği azaltılarak düşük gelirli vatandaşların gelirlerinin yükselmesine neden olsa da, uzun vadede ülkenin elde edeceği vergi ve sigorta primi gelirlerini azaltarak ekonomik dengenin bozulmasına ve ülkenin mali ve sosyal düzenini bozucu olumsuz etkilere de sahiptir. Bu nedenle, ekonomik kalkınma, gelir dağılımında adaletin sağlanması yönündeki en önemli sıkıntılardan biri olarak düşünülen kayıt dışı istihdamın boyutunun belirlenmesi, uygulanan idari para cezalarının kayıtdışı istihdamı önlemedeki gücü ve kayıtdışı istihdamı önlemeye yönelik muhtemel çözüm önerileri bu çalışmanın amacı olarak belirlenmiştir. Çalışmamda; Sosyal güvenlik kavramının tarifi, sigortalı kavramı, ülkemizde ve dünya'da sosyal güvenlik kurumlarının, sosyal güvenliğin tarihsel gelişim süreci konusunu, amaçlarını ve finansman yöntemlerini, işsizlik ve tam istihdam kavramı, idari para cezaları ve adli para cezaları ve kayıtdışı istihdamı önlemeye yönelik uygulanan politikalar ve öneriler incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: SGK, Bağ-Kur, SSK, Emekli Sandığı, Prim, Sigortalı, İdari Para Cezası, İşsizlik, İstihdam, Kayıtdışı İstihdam

CezaKayıt dışı istihdamMali durumun bozulması+4
Ahmet Dülger
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Filistin'de ikinci intifada; Sosyal, ekonomik, siyasi, askeri, güvenlikle ilgili sonuçlar 2000-2005

Palestine is an Arab country located in the heart of the Middle East, which links West Asia and North Africa. It is one of the countries that had embraced many civilizations and had been a cradle for various religions during the course of the history. Therefore, Palestine is endowed with an important location and characterized by the beautiful nature and atmosphere of the Mediterranean Sea. These characteristics have always made it an attraction center for occupation forces with an aspiration to control the country. This study dwells upon domestic development of Palestine and particularly the ramifications of the case known as the Second Intifada between 2000 and 2005 in terms of economy, society, politics and military. Due to its nature of complications causing a substantive effect on the Palestinian society, the Second Intifada addresses in this study bears great importance. The study further touches upon the decline of Palestinians' morale during the Second Intifada due to being subject to psychological pressure which caused nervousness. In this regard, the history of the second Intifada in Palestine is a case that cannot bear indifference since it is also a part of the conflict between Palestinians and Israelis. This study sheds light on the compelling humanitarian situation as well as devastated economy in Gaza and West Bank during the Second Intifada showing the severe death toll for Palestinians particularly in Gaza and West Bank. In this context, the study examines the Second Intifada in-dept and focuses on how this incident affected politics towards the Palestinians residing in the region. Nonetheless, the failure of negotiations between Palestinians and Israelis during the Second Intifada led Palestinians to give up hope for their political rights. Moreover, Israeli military oppression on Palestinian people in the West Bank and Gaza has increased along with repression, which has led to serious security concerns. In the light of these developments, the study elaborates on the severe effects imposed by the Second Intifada on the Israeli political reality in terms of social, economic, military and other aspects of life. In addition, the main reasons for Israeli withdrawal from Gaza Strip in September 2005 is also explored in the study as well as its political, economic and security-related implications. Thus, this study is essentially developed within the framework of monitoring and analyzing the political, military and economic implications of the withdrawal. In this thesis, the Second Intifada (uprising) in Palestine and its social, economic, political, military and security effects between the years 2000 and 2005 and the Israeli withdrawal from Gaza in 2005 will be explained in detail under the framework of two hypotheses. My hypotheses are: 1- Along with the increase of violence, Israel's campaign of revenge against civilians is also incrementing and 2-Violence by the Israeli occupation forces against civilians can be referred to a negative effect on high morals during the Second Intifada and the Withdrawal. Furthermore, the following questions are targeted to be answered: What are social, economic, political, military and security effects of the Second Intifada as well as the Israeli withdrawal from Gaza in 2005 in local and global scale? Keywords: Palestine, West Bank, Gaza, Israel, Hamas, Fatah, Intifada, Withdrawal

Military societyPalestineMiddle East policy+7
Islam H.m. Asalya
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de sosyal güvenlik sisteminin antropolojik incelemesi ve emeklilik sorunları üzerine bir soru kağıdı uygulaması

Bu inceleme, Türkiye'de Sosyal Güvenlik Sisteminin Antropolojik incelemesi ile emeklilik sorunları üzerine bir soru kağıdı uygulamasının nasıl yapılabileceğini göstermek amacıyla gerçekleştirilen karşılaştırmalı bir alan araştırmasıdır. Hem sosyal güvenlik sistemi, hem de emeklilerin sorunlarının belirlenmesinde, sadece niteliksel yöntemlerin kullanılması ile elde edilecek bulguların, kısıtlı kalacağı değerlendirildiğinden, araştırmada niteliksel ve niceliksel yöntemlerin bir arada kullanıldığı Hızlı Değerlendirme Metodolojisi (HDM) tercih edilmiştir.İncelemenin ağırlık noktasını teşkil eden bir grup emeklinin sorunlarının araştırılması ile ilgili olarak, İstanbul ilinde ikamet eden ve farklı yaş (minimum 35 ? maksimum 91), cinsiyet (39 kadın, 111 erkek), gelir, tahsil, meslek ve sosyal güvenlik grubuna mensup 150 emekli ile Aralık 2007-Mart 2009 arasında, alanda yüz yüze görüşme yapılmıştır.Bu alan araştırması sonunda iki temel sonuca ulaşılmıştır. 1) Türk sosyal güvenlik sisteminin halen uygulandığı gibi parametrik reformlarla düzeltilemeyeceği, ancak yapısal reformlarla düzeltilebileceğidir. 2) Ulaşılan ikinci ve en önemli sonuç ise, farklı gelir ve meslek gruplarında da olsa ülkemizde emeklilerin, farklı şekillerde önemli sorunlarla karşı karşıya yaşamakta oldukları bulgusudur. Bilhassa düşük gelir grubuna mensup olanlar İstanbul'da ikamet etmek istememektedirler. Kendi durumlarını iyileştireceğine inanmadıklarından çıkan emeklilik yasaları ile ilgilenmemektedirler. Onlar için ne ekonomik ne de sosyal ortamın müsait olmadığı tespit edilmiştir.Bu bulgulara dayanarak görüşülen emeklilerin acil çözüm bekleyen sorunları ile karşılanması giderek büyük sıkıntı yaratan sosyal güvenlik açıklarını ortadan kaldırmak maksadıyla, 1) kamu personel rejimine tabi olanlara, eskiden olduğu gibi dağıtım esasına dayanan ve belirlenmiş fayda modeline göre çalışan emeklilik sistemi uygulanırken, 2) kamu personeli olmayan SSK ve Bağ-Kur'lular için, ulusal personel rejimine tabi olarak, fon esasına dayanan belirlenmiş katkı modelinin seçilmesi uygun değerlendirilmektedir.Anahtar kelimeler: Sosyal Güvenlik, Sosyal Sigorta, Emeklilik, Yaşlılık.

Antropolojik analizEmeklilikEmeklilik sistemi+5
Nevzat Denk
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kayıt dışı istihdamın ekonomik boyutu

Kayıt dışı ekonomi genel çerçevede kamu otoritelerinin bilgisi ve denetimi dışında yer alan her türlü ekonomik işlem olarak tanımlanmaktadır. Kayıt dışı ekonomi çalışma hayatında, sosyal güvenlik yasalarına aykırı olarak işçi çalıştırılması şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Kayıt dışı ekonominin hacmi son 30-40 yıl içinde özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler olmak üzere bütün dünya ekonomilerinde önemli bir boyuta ulaşmıştır. Doğası gereği, kayıt dışı ekonominin gerçek boyutunu tahmin etmek mümkün olmamaktadır. Bu bağlamda hesaplamalarda kullanılan bazı tahmin yöntemleri ve tanımlamada kullanılan bazı kavramlar ülkeden ülkeye farklılık gösterebilmektedir. Kayıt dışı ekonomiyi, ekonomik faaliyetlerden başka sosyal, siyasi, ahlaki ve psikolojik unsurlarda etkilemektedir. Bu yüzden çok kompleks yapıya sahiptir. Bir çok teorik çözümler üretilmesine karşın varlığı halen daha tüm dünya ülkelerinde tartışılan bir olgudur. Kayıt dışı ekonominin en önemli belirleyicisi ve birinci alt başlığı kayıt dışı istihdamdır. Kayıt dışı ekonominin çalışma hayatına yansıyan tarafı kayıt dışı istihdam olduğundan bu konu üzerinde ayrıntılı durulmuştur. Çalışmamızda genel çerçeveleriyle kayıt dışı ekonomi ve istihdama neden sonuç ilişkisi ile bakılmıştır ve kayıt dışı ekonomi, makroekonomik değişkenler bazında incelenmiştir. Gelişmekte olan ülkeler içerisinde türkiye'nin kayıt dışı istihdamı ekonometrik yöntemle analiz edilmiştir. Bu bağlamda, türkiye'de kayıt dışı istihdamla mücadele çalışmaları kapsamında uygulanan politika ve faaliyetler genel bir çerçeve içinde sunulmuş ve çeşitli çözüm önerileri getirilmiştir. Çalışmanın literatürde kayıt dışı istihdamla ilgili eksiklikleri gidereceği düşünülmektedir. Anahtar sözcükler: kayıt dışı ekonomi, kayıt dışı istihdam, makroekonomi, sosyal güvenlik, türkiye

EkonomiEkonomi politikalarıEkonomik etki+7
Nurullah Kızılca
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kayıtdışı istihdamın önlenmesi yönünden sosyal güvenlik reformu

ÖZETKayıt Dışı İstihdamın Önlenmesi Yönünden Sosyal Güvenlik ReformuSosyal güvenlik çağdaş toplumların vazgeçilmez bir unsurudur. Sosyal güvenlik toplumu oluşturan bireylerin karşılaşabilecekleri sosyo-ekonomik risklere karşı çalışıp kazanç sağlayabildikleri dönemde prim ödeyerek kendilerini önceden güvence altına almalarına dayanan bir sistemdir. Toplumsal barışın sağlanmasında ve yoksulluğun önlenmesinde sosyal güvenliğin önemli bir rolü bulunmaktadır. Toplumda düşük gelir düzeyindeki ve işsiz fertler daha çabuk suç işlemeye yönelebilmektedir. Gelir kaybı ve işsizlik gibi riskler karşısında ise sosyal güvenliğin koruyucu rolü ön plana çıkmaktadır.Bu rolün sağlıklı bir şekilde yerine getirebilmesi ancak sosyal güvenliğin toplumu oluşturan tüm kesimlere yaygınlaştırılabilmesiyle mümkün olabilecektir. Bazı kesimlerin bu güvenceden yoksun kalması toplumsal huzuru ve barışı da olumsuz yönde etkileyecektir. Sosyal güvenliğin yaygınlaştırılması ve kayıt dışı istihdam sorunun çözümü konusu da bu nedenle oldukça önemlidir.Yeni sosyal güvenlik reformunda Türkiyede'ki kayıt dışı istihdam sorununun çözümü hususunda bazı tedbirler alınmıştır. Kamu kurum ve kuruluşları ve bankalar tarafından kayıt dışı çalışanlar konusunda bilgi verilmesinin sağlanması, kayıt dışı çalıştırılanlar için ihbar hattının oluşturulması bu tedbirlerden bazılarıdır. Reformun yürürlüğü girmesinden sonra geçen kısa süreçte alınan bu ve benzeri tedbirler sorunun çözümüne belirli bir ivme kazandırmıştır. Ancak kayıt dışı istihdam sorununun toplumun tüm kesimlerinin ortaya koyacağı topyekûn bir iradeyle çözülebileceği de bir gerçektir.

Kayıt dışı istihdamSosyal güvenlikSosyal güvenlik kurumları+1
Hilmi Ercan
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal güvenlik kurumunda hizmet kalitesinin servqual yöntemiyle ölçülmesi: Kütahya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nde bir uygulama

Hizmet sektörü son yıllarda ekonomik hayatın en önemli sektörlerinin başında gelmektedir. Günlük hayatın her alanında hizmet sektöründen farklı alanlarda yararlanılmaktadır. Bu nedenle daha kaliteli bir yaşam sürmenin temel etmenlerinden birisi de yararlanılan hizmetlerin kaliteli olmasına bağlıdır. Bu durum hizmet kalitesinin ölçülme gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Sosyal Güvenlik Kurumu ülkemizde sosyal güvenlik hizmeti sunan en büyük kamu kurumudur. Hem bireysel hem de kurumsal olarak çok geniş bir kitleye hitap etmekte ve sunulan hizmetlerden toplumun geniş bir kesimi etkilenmektedir. Dolayısıyla Kurumun sunduğu hizmetlerin kalitesinin ölçülmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu noktadan hareketle bu çalışmada Serwqual hizmet kalitesi ölçüm modeli kullanılarak, kurumun sunmuş olduğu hizmetlerin kalitesinin ölçülmesi amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik olarak Kütahya SGK İl Müdürlüğünden sosyal güvenlik hizmeti alan kişilere yönelik olarak Serwqual hizmet kalitesi ölçeği kullanılarak anket uygulaması yapılmış ve öncelikle beklenen ve algılanan hizmet kalitesi ölçülmüştür. Ayrıca elde edilen bulgular, demografik değişkenlere göre analiz edilerek değerlendirmeler yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, Kurumdan hizmet alanların hizmet kalitesine ilişkin algı ve beklenti düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Kurumdan hizmet alanların aldıkları hizmetlere ilişkin beklenti düzeyleri yüksek olmasına rağmen algı düzeylerinin tüm kalite boyutlarında düşük olduğu görülmüştür. Diğer bir ifadeyle, Kurumdan hizmet alanlara göre, Kurum tarafından sunulan hizmetlerin kalitesi düşük olarak algılanmakta ve tüm kalite boyutlarında beklentileri karşılayamamaktadır. Buna ek olarak, kurumdan hizmet alanların hizmet kalitesine ilişkin beklenti ve algılamaları arasında, cinsiyet ve yaş değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık olmadığı, eğitim durumuna göre ise anlamlı farklılıklar olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Hizmet kalitesiKaliteKamu kuruluşları+4
Yunus Demir
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

AB entegrasyonu sürecinde Türkiye'nin sosyal politikasındaki dönüşüm ve uyum analizi

Ekonomik bir birlik olma fikrinden yola çıkan, zamanla siyasi ve kültürel bir birlik haline gelen AB, genişleyerek ?çeşitlilik içinde birlik, birlik içinde farklılık? sloganıyla entegrasyonu derinleştirme çabası içerisine girmiştir. Sözü geçen derinleşmenin ve toplumsal boyutun vurgulandığı en önemli politikalar, hiç kuşkusuz sosyal politikalardır. 2005 sonu itibarıyla üyelik müzakerelerini başlatan Türkiye'de AB Komisyonunun yayımladığı Katılım Ortaklığı Belgesine Ulusal Programı ile cevap vermiş, kısa ve orta vadede yapacağı reformları taahhüt altına almıştır. Sosyal politika uyumunun en temel kriteri olan Maastricht Kriterleri önemli ölçüde gerçekleştirilmiş, özellikle çalışma hayatı, ILO Sözleşmesi başta olmak üzere, yeniden yapılandırılmaya başlanmıştır.Toplumun genel durumuna yönelik sosyal ilişkilerin bütünü olan sosyal politika; toplumda sosyal barış, adalet, sosyal denge ve yaşama koşullarının iyileştirilmesine yönelik devletlerin sosyal sorumluluğunu oluşturur. AB'de sosyal politikalar, ekonomik ve sosyal hedefler ile beraberce yürütülür. Sosyal politikalar yaşama koşullarının iyileştirilmesi, sosyal denge, sosyal adalet, sosyal refah, demokrasi ve insan hakları ile Avrupa Toplum Modelinin değerlerini yansıtır. AB sosyal politikası sadece müktesebat ile sınırlı kalmayıp Avrupa Sosyal Modelinin dayanaklarını, sendikal hakları da kapsar. AB'ne üye olmak isteyen Türkiye'nin sosyal politikalarının Birliğe uyumlu olması, Türkiye'nin de sosyal durumunda iyileştirme sağlayacak, Türkiye'nin önemli toplumsal problemlerin çözümü içinde destek yaratacaktır. Türkiye bu yönde çeşitli mevzuatlarında değişiklikler yaparak, yeni mevzuatlar getirerek, Anayasa değişiklikleri ve uyum programları ile çalışmalarını yoğunlaştırmaktadır.Bu bağlamda çalışma, AB sosyal politikalarını tüm detayları ile sosyo-politik bir analize tabi tutmakta ve Türkiye'nin bu politika alanı ile ilgili fotoğrafını çekerek, üyelik sürecinde sosyal politikanın kapsamına giren alanlarda gözlemlene değişim ve dönüşümü karşılaştırmalı olarak sunmayı hedeflemektedir. Siyasi ve hukuki entegrasyon tartışmaları, tabiatıyla, çalışmanın dışında tutulmuştur.

Fırsat eşitliğiSosyal güvenlikSosyal politika+2
Serçin Aydın
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Refah devleti anlayışı: TR33 bölgesinde eğitim, sağlık ve sosyo ekonomik düzeylerinin incelenmesi

ÖZET REFAH DEVLETİ ANLAYIŞI: TR33 BÖLGESİNDE EĞİTİM, SAĞLIK VE SOSYO EKONOMİK DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ YILDIRIM, Tuba Yüksek Lisans Tezi Maliye Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Prof. Dr. Ahmet KARAASLAN Temmuz, 2014, 155 sayfa Refah devleti bireylere ve ailelere, minimum düzeyde gelir garantisi sağlayan vatandaşlarına, belirli sosyal risklerin (hastalık, yaşlılık, işsizlik vb.) üstesinden gelmelerinde yardımcı olan ve sosyal refah hizmetleri vasıtasıyla tüm vatandaşlara en iyi yaşam standartlarını sağlayan devlet biçimidir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de refah devleti anlayışının bölgesel tespitini TR33 Bölgesi özelinde yapmak ve bölgede refah devleti uygulamalarının katkılarını artırmak ve bölgesel farklılıkları gidermek için temel öneriler getirerek 2014-2023 Bölge Planına katkı sağlamaktır. Türkiye'de refah devleti anlayışı kapsamında yapılan çalışmalarda bölgesel düzeyde bir inceleme yapılmamış olup bu çalışma ile refah devleti anlayışı uygulamaları bölgesel bazda incelenerek literatüre farklı bir bakış açısı kazandırılmıştır. Anahtar kelimeler: Refah Devleti, TR33 Bölgesi, Sosyal Harcamalar, Sosyal Güvenlik, Eğitim, Sağlık

EğitimEğitim düzeyiRefah devlet+5
Tuba Yıldırım
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal güvenlik kurumu il müdürlüklerinin etkinlikleri üzerine bir inceleme: İç Anadolu bölgesi uygulaması

İnsan, yaradılışı gereği birtakım fizyolojik ve sosyal ihtiyaçlara sahiptir. İhtiyaçlarını karşılarken tehlikelerle karşılaşmaktadır. Karşılaşılan tehlikelere karşı en azından hayatını idame ettirecek kadar güvence altına alması gerekmektedir. Toplumlar kendilerini güvence altına alabilmek için her zaman bir bedel ödemiştir. Bu bedelin karşılanabilmesi için sosyal güvenlik kurumlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Bedel, bazen kendileri bazen yakınları tarafından karşılanırken bazen üyesi olduğu topluluk, kuruluş veya bir dernek tarafından karşılanmıştır. Günümüzde ise genel olarak sosyal güvenlik kuruluşları tarafından karşılanmaya çalışılmaktadır. Sosyal güvenlik kurumları bir taraftan toplum hayatının sürdürülebilirliğini sağlarken bir taraftan da gelir gider dengelerini sağlamak zorundadır. Bu çalışmada 2008–2013 yılları arasında İç Anadolu Bölgesinde bulunan Sosyal Güvenlik İl Müdürlüklerinin etkinliği, ölçeğe göre değişken getiri varsayımı altında girdi odaklı Veri Zarflama Analizi ve Malmquist toplam faktör verimlilik endeksi ile karşılaştırılmıştır. İl Müdürlüklerinin etkinliğinin araştırılmasıyla üç girdi (kadrolu personel sayısı, şirket elemanı sayısı ve il müdürlüğüne bağlı bulunan merkez müdürlüğü sayısı) ve iki çıktı (aktif sigortalı sayısı ve aktif Bağ-Kur sayısı) değişkeni kullanılmıştır. Kullanılan verilere göre 2008 yılında on iki tane il müdürlüğü etkinliğini sağlamış, bir tanesi etkinliğini sağlayamamıştır. 2009 yılında on tane il müdürlüğü etkinliğini sağlamış, üç tanesi sağlayamamıştır. 2010 yılında dokuz tane il müdürlüğü etkinliğini sağlamış, dört tanesi sağlayamamıştır. 2011 yılında on tane il müdürlüğü etkinliğini sağlamış, üç tanesi sağlayamamıştır. 2012 yılında yedi tane il müdürlüğü etkinliğini sağlamış, altı tanesi sağlayamamıştır. 2013 yılında ise il müdürlüklerinden on bir tanesi etkinliğini sağlamış, iki tanesi etkinliğini sağlayamamıştır. Yıllar itibariyle etkinsiz olan İl Müdürlüklerine, etkinliklerini sağlayabilmeleri için öneriler verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Güvenlik, Verimlilik, Veri Zarflama Analizi, Malmquist

EtkinlikMalmguist Verimlilik İndeksiSosyal güvenlik+6
Alaaddin Çavaklar
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sağlık sisteminin etkinliğini arttırmaya yönelik bir öneri: Türkkart

Akıllı kart kredi kartı büyüklüğünde ve içerisinde elektronik hafıza ve işlemci bulanan bir teknoloji harikasıdır. Bu kartlara bir kişiye ait özel, tıbbi ve sosyal güvenlik ile ilgili bütün bilgiler kayıt edilebilir. Türkiye tıbbi uygulama alanında kısmen gelişmiş sayılır ve çoğu sağlık birimlerinde yeterli tıbbi malzeme bulunmaktadır. Bununla birlikte sağlık tazmetlerinin sunumunda rol oynayan gerek tedavi merkezleri ve gerekse bu merkezleri destekleyen sosyal güvenlik kurumlan arasında bağlantı kopukluğu mevcuttur. Bu kurumların kullandığı standartların farklı olması sebebiyle tutulan müşteri kayıtlan arasında uyuşmazlık mevcut olup, çoğu durumda kayıt yöntemleri çağ dışıdır. Bu çalışma ile ulusal düzeyde, sosyal güvenlik ve sağlık alanında, kurumlar arası bilgi aktarımını hızlandırarak hizmet kalitesini yükseltmeye yönelik bir öneri sunulmuştur. Türkiye MERNİS projesinin yürürlüğe girmesi ile beraber her vatandaşa bir kimlik numarası verilmiştir. Bu kimlik numaralarına paralel olarak hazırlanacak sağlık akıllı kartları sayesinde kişi ile ilgili bilgiler istenilen kurumlara anında sunulabilecektir. Sağlık akıllı kartlarına, sigorta ve sağlık hizmetleri ile ilgili bilgilerin yanı sıra, istenilen özel bilgilerde yüklenebilir ve bu bilgiler kolaylıkla ve hızlı bir şekilde istenilen birimler tarafından kullanılabilir ve güncelleştirilebilir. Böylece müşteriler kurumlarda sıra bekleyip veya form doldurmakla zaman kayıp etmeyecekler ve istedikleri hizmeti daha etkin bir şekilde alacaklardır.

Akıllı kartlarKontrol kartlarıSağlık sistemleri+4
Serhat Gültekin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00

Related subjects