Sosyodemografik değişkenler

Bu konu başlığı altında 80 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aile içi şiddet nedeniyle kadın konukevinden hizmet alan kadınların sosyo-demografik faktörler açısından değerlendirilmesi: Trakya bölgesi örneği

Aile içi şiddet tüm toplumlar ve sosyo-ekonomik gruplardaki kadınları etkileyen önemli bir sorundur. Aile içi şiddet, kadınlarda, sakatlıklar, cinsel yolla bulaşan HIV/AIDS vb. hastalıklar, intihar, ilaç-alkol bağımlılığı, travma sonrası stres bozukluğu gibi fiziksel, sosyal ve ruhsal problemlere yol açmaktadır. Şiddet gören kadınların genel sağlık durumu kötüleşmekte, yaşam kaliteleri düşmekte bu nedenle de; sağlık hizmeti kullanma oranları artmaktadır. Dünyada milyonlarca kadının şiddete maruz kaldığı bilinmektedir. Ancak gelenekler, kadının statüsünün düşük olması ve ekonomik özgürlüğünün olmaması gibi nedenlerle kadına yönelik şiddet çoğunlukla gizli tutulmaktadır. Konukevleri şiddete maruz kalan kadınların koruma altında tutulduğu mekânların başında gelmektedir. Bu çalışmada aile içi şiddet sebebiyle kadın konuk evinde kalan kadınlar sosyo-demografik faktörler açısından araştırılmıştır. Çalışma çerçevesinde, Trakya bölgesindeki üç şehirdeki (Edirne, Kırklareli, Tekirdağ) kadın konukevinde kalan, aile içi şiddet öyküsü olan 69 kadına uygulanan anketlerden elde edilen bulgular analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, eğitim seviyesi, ekonomik durum, birlikte yaşanılan süre, şiddet görme öyküsü gibi değişkenlerin kadınların şiddete maruz kalmaları üzerindeki etkisinin öne çıktığı görülmüştür. Bunun yanında, şiddete maruz kalmanın psikolojik açıdan farklı seviye ve türlerde rahatsızlıklara sebebiyet verdiği bulgulamıştır. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgularla bu mağduriyetin yarattığı belirtilerin azaltılmasına yönelik çözümler elde edilmiştir. Bu çalışmanın, aile içi şiddet nedeniyle kadın konukevinden hizmet alan kadınların sosyo-demografik faktörlerin incelenmesi açısından ilerleyen dönemlerde yapılacak araştırmalar ve müdahale programlarına katkı sağlayabilecek bulgular sunduğu düşünülmektedir.

Aile içi şiddetKadın konuk evleriKadınlar+4
Rıza Mutlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Roman öğrencilerin okul terki riskleri ile bireysel ve ailevi değişkenler arasındaki ilişkiler

Bu araştırma COVID-19 Pandemi döneminde ortaokula devam eden Roman olan ve olmayan öğrencilerin okul terk risklerini çeşitli sosyodemografik değişkenlere göre ve psikolojik dayanıklılık, duygusal sorunlar, benlik algısı, okul iklimi ve okul terki riski yönünden karşılaştıran betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunu Ankara, İstanbul ve Balıkesir illerindeki 125 Roman ve 175 Roman olmayan öğrenci ve onların anne ve babaları oluşturmaktadır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Duygusal Sorunlar Alt Ölçeği- Ebeveyn Formu, Çocuklar için Benlik Algısı Profili, Okul Terk Etme Riski Ölçeği ve Okul İklimi Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde t Testi, Kruskal Wallis, Mann Whitney U Testleri kullanılmış olup analizler SPSS 26.00 ve AMOS 26 Programları aracılığıyla yürütülmüştür. Ortaokula giden Roman öğrencilerin okul terki riskleri ile başarısızlık algısı, antisosyal ve sessiz davranma tiplerindeki riskleri Roman olmayanlara kıyasla daha yüksek bulunmuş, Romanlar arasında da erkek öğrencilerin okul terki riski, başarısızlık algısı ve antisosyal davranma tiplerinde risk düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Roman öğrencilerin okul terki riski, başarısızlık algısı, sessiz ve antisosyal davranma tiplerindeki puanlarının sınıf düzeyine, ailenin aylık gelir düzeyine, kardeş sayısına ve babanın eğitim düzeyine göre fark bulunmadığı saptanmıştır. Anneleri ilkokul ve altı eğitim düzeyinde olan Roman öğrencilerin okul terki riskleri daha yüksek bulunmuştur. Uzaktan eğitime erişimi olan Roman öğrencilerin okul terki riski puanları daha yüksek bulunmuştur. Roman olan ve olmayan öğrencilerin psikolojik dayanıklılık, duygusal sorunlar ve okul iklimi puanları arasında fark anlamlı bulunmamıştır. Bulgular alanyazın doğrultusunda tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.

Benlik algısıCOVID 19Duygusal sorunlar+5
Nigar Şentürk
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık hizmetleri meslek yüksekokulu öğrencilerinin ruhsal hastalıklara yönelik inanç ve tutumlarının bazı sosyodemografik değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırma, bir vakıf üniversitesinin Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) öğrencilerinin ruhsal hastalıklara yönelik inanç ve tutumlarını incelemek ve etkileyen faktörleri araştırmak üzere; tanımlayıcı ve ilişki arayıcı bir araştırma olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Nisan-Haziran 2016 tarihleri arasında SHMYO'da öğrenim görmekte olan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 400 öğrenci oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında, "Sosyodemografik Bilgi Formu", "Ruhsal hastalığa yönelik inançlar ölçeği-RHİÖ" ve "Ruhsal sorunları olan bireylere yönelik toplum tutumları ölçeği-RSTTÖ" kullanılmıştır. Veriler, öncesinde katılımcılara sözel açıklamalar yapılarak dağıtılan formlar aracılığıyla toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS for Windows 10.0 istatistik paket programı ile bağımsız gruplarda t testi, nonparametric bağımsız grupların karşılaştırmalarında Mann-Whitney U testi ve Kruskal Wallis testi kullanıldı. Korelasyon analizleri Pearson yöntemi ile yapıldı. p<0,05 anlamlı kabul edildi. Araştırmada katılımcıların çoğunluğunu (%53,8) 20 ile 22 yaş grubu, %67,3'ünü kadın, %85'ini 1. Sınıf, %96,8'ini ise bekar öğrenciler oluşturmuştur. Öğrencilerin RHİÖ toplam puanından 51,90±18,59, tehlikelilik alt ölçeğinden 22,88±6,95, çaresizlik alt ölçeğinden 27,74±12,35 ve utanma alt ölçeğinden 1,28±2,37 puan aldığı belirlenmiştir. RHİÖ ve alt ölçek puanları açısından "tehlikelilik" boyutu ile "çaresizlik" boyutu arasında istatistik olarak anlamlı ilişki bulunmuştur (r=0,85 ve r=0,96, Çizelge 4.6). Öğrencilerin RSTTÖ ölçeğinde "korku/dışlama" boyutundan düşük, "toplum ruh sağlığı" ve "iyi niyet" boyutundan yüksek puanlar almış oldukları saptanmıştır. Öğrencilerin cinsiyetleri, ruhsal hastalığı olan bireyle yakınlık durumu, anne-baba eğitim durumları, aylık gelirleri, ruhsal hastalık hakkında bilgi sahibi olma durumları, ruhsal hastalığı olan bireyle karşılaşma durumları ile RHİÖ ve RSTTÖ toplam ve alt ölçek puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur (p<0,05). Ruhsal hastalıklara yönelik inanç ve tutumlar açısından, kendisi ya da yakını psikolojik destek ve/veya psikiyatrik tedavi alan öğrenciler ile almayan öğrenciler arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (p<0,05). Araştırmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda; ruhsal hastalığı olan hastalara yönelik olumlu tutum ve davranışların geliştirilmesine yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Psikiyatrik hastalıklarPsikolojik sorunlarSağlık yüksekokulu+5
Sevilay Saral Bağrı
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bankacılık sektöründe hizmet kalite algısı ve ürün memnuniyet düzeyindeki sosyodemografik farklılıklar: Kuveyttürk Katılım Bankası örneği

Bankacılık sisteminde müşteri memnuniyetinin önemi gün geçtikçe artmaktadır. Verilen ürün ve hizmet kalitesinde, müşterilerin istek ve ihtiyaçlarına yönelik hizmetler verilmesi gerekmektedir. Bunda başarılı olabilmeleri için bankanın müşterilerini iyi tanıması çok önemlidir. Geleneksel pazarlamadan modern pazarlamaya geçişte oluşan değişimin en önemli göstergelerinden biri olan hizmet, ürün kalitesi ve müşteri memnuniyeti çağın vazgeçilmez stratejilerinden biri konumuna gelmiştir. Özellikle bankacılık sektöründe küreselleşmeden dolayı teknolojinin yönlendirdiği değişim, bu sektörde farklılaşma ve rekabetinde temelini oluşturmuştur. Bu çalışmada Kuveyt Türk Katılım Bankası üzerinden bankacılık sektöründe müşterilerin aldıkları hizmetlerden algıladıkları kalite düzeyleri ile algıladıkları ürün memnuniyet düzeylerinin müşterilerin sosyo-demografik özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada; hizmet ve ürün kalite memnuniyeti konusunda banka müşterilerine yönelik olarak hazırlanan bir anket, 160 kullanıcıya uygulanmıştır. Elde edilen veri, farklılık analizlerine tabi tutulmuştur. Çalışma sonucunda, demografik özelliklere göre algılanan hizmet kalitesinde çok fazla farklılıklar elde edilmemişken; yaş, eğitim, iş ve aylık gelir değişkenine göre banka müşterilerinin memnuniyet düzeylerinde farklılıklar görüldüğü anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Banka, Ürün, Hizmet, Kalite, Müşteri Memnuniyeti.

Bankacılık sektörüHizmet kalitesiKalite+6
Tuncay Şahna
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Evlilik doyumunun değerler, iletişim becerileri ve sosyodemografik değişkenler bağlamında incelenmesi

Bu çalışmada, evlilik doyumunun değer odaklı yaşam, iletişim becerileri ve sosyo-demografik değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 23-67 yaşları arasında 229 kadın ve 116 erkek olmak üzere toplamda 345 kişi katılmıştır. Çalışma verilerinin toplanmasında Evlilik Yaşamı Ölçeği, Değer Odaklı Yaşam Ölçeği, İletişim Becerileri Ölçeği Yetişkin Formu ve sosyo-demografik anket formu kullanılmıştır. Çalışma verilerinin analizinde frekans analizi, betimleyici istatistik analizi, güvenirlilik analizi, pearson korelasyon analizi, aşamalı çoklu doğrusal regresyon analizi, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi ve iki yönlü varyans analizi yapılmıştır. Çalışma bulgularına göre evlilik doyumu değer odaklı yaşamda tutarlılık ile pozitif yönde, yaş ve evlilik süresiyle negatif yönde ilişkili bulunmuştur. Fakat evlilik doyumu değer odaklı yaşama önem verme ve iletişim becerileri ile ilişkisiz bulunmuştur. Ayrıca erkek grubunun evlilik doyum düzeyinin kadın grubunun evlilik doyum düzeyinden daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Çalışmada çocuk sahibi olmayan grubun evlilik doyum düzeyinin, iki çocuğu olan, üç çocuğu olan ve dört ya da daha fazla çocuğu olan grupların evlilik doyum düzeyinden daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ancak eğitim durumu gruplarının, çalışma durumu gruplarının, gelir durumu gruplarının, evlilik biçimi gruplarının, yaşanılan yer durumu gruplarının ve eşler arasındaki yaş farkı gruplarının evlilik doyum düzeyleri arasında farklılık olmadığı gözlenmiştir. Son olarak sosyodemografik değişken grupları arasında evlilik doyum düzeyi açısından etkileşim olmadığı belirlenmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular ile literatürde yer alan bulgular karşılaştırılarak tartışılmıştır.

EvlilikEvlilik doyumuSosyodemografik değişkenler+3
Amine Kübra Çalık
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Majör depresyon tanısı almış kadın hastalarda benlik kurgusu ve semptomatoloji arasındaki ilişki: Kültürler arası kesitsel bir çalışma

AMAÇ: Bu araştırma, kültür, benlik kurgusu ve depresyon arasındaki ilişkiyi, sosyodemografik değişkenler açısından dört grup (Almanya'da yaşayan sağlıklı ve depresyondaki Almanlar ile Türkiye'de yaşayan sağlıklı ve depresif Türkler arasında) karşılaştırılarak gerçekleştirmek amaçlanmıştır. YÖNTEM: Araştırma, Majör Depresyon tanısını almış 54 kadın hasta (27'sini Alman ve 27'si Türk hastalar) ve 51 herhangi bir psikiyatrik bozukluk tanısı almamış sağlıklı kadınlar (25 Türk ve 26 Alman) üzerinde yapılmıştır. Araştırma kapsamında; katılımcıların benlik kurgularını ölçmek için, "Benlik Kurgusu Ölçeği", pozitif ve negatif afekt düzeylerini belirlemek için "PANAS", semptomatoloji düzeylerini belirlemek için "SCL-90 Belirti Tarama Testi, depresyon düzeylerini ölçmek için "SCL-90 depresyon alt testi" ve diğer demografik özellikleri hakkında bilgi toplamak için araştırmacı tarafından geliştirilen bir kişisel bilgi formu kullanılmıştır. BULGULAR: Kültür ve benlik kurgularının, psikopatoloji ve afekt üzerine olan ana ve interaktif etkileri (moderasyon analizi) kovaryans 2x2 çok değişkenli analiz (MANCOVA) yapılarak hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, Hasta gruplar arasında ilişkisel benlik kurgusunda anlamlı farklılıklar bulunmuştur, bağımsız benlik kurgusu açısından da hiçbir fark bulunmamıştır. Ayrıca kültür ve ilişkisel benliğin depresyon ve genel psikopatoloji düzeyleri üzerinde önemli bir etkisi bulunmuştur. Yani, Türk hastalarda ilişkisel benlik, depresyon ve psikopatoloji düzeylerini düşürdüğü ancak Alman hastalarda tam tersi bir durum olduğu görülmüştür. Kontrol gruplarında, Türk kadınlar ilişkisel benlik kurgusunu, depresyon ve psikopatoloji düzeylerini belirgin olarak daha yüksek seviyede bildirmişlerdir, ancak özerk veya afektinde herhangi bir kültürel farklılık ortaya çıkmamıştır. Sonuç olarak, sağlıklı kadınlar arasında kültür ve benlik kurgusu farklılıklarının depresyon, psikopatoloji ve duygulanım üzerine anlamlı bir etkisi bulunmamaktadır. SONUÇ: Benlik kurgusu ve psikolojik sağlık arasındaki ilişkide benzerlikler ve farklılıklar kültürel olarak uygun olan psikoterapotik müdahaleler açısından tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Kültür, Benlik kurgusu, İlişkisel benlik kurgusu, Özerk benlik kurgusu, Majör Depresyon, Psikopatoloji, Pozitif afekt, Negatif afekt

Benlik kurgularıDepresif bozukluk-majörDepresyon+6
Büşra Şen
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ruh sağlığı çalışanlarında ikincil travmatik stres ile uyum bozucu şemalar, çocukluk çağı travmaları ve mesleki ve sosyodemografik değişkenlerin ilişkileri

Amaç: Bu araştırmanın amacı, ruh sağlığı çalışanlarının ikincil travmatik stres seviyelerinin belirlenmesi, çocukluk çağı travma düzeyleri ve erken dönem uyum bozucu şemalar ile ilişkisinin incelenmesidir. Yöntem: Bu amaç doğrultusunda araştırmanın örneklemini psikolog, psikiyatrist ve psikiyatri hemşiresi olmak üzere 144'ü kadın, 108'i erkek 252 ruh sağlığı çalışanı oluşturmaktadır. Araştırmaya katılmayı kabul eden katılımcılardan veri toplamak amacıyla Sosyodemografik ve Diğer Bilgi Formu, İkincil Travmatik Stres Ölçeği, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği ve Young Şema Ölçeği Kısa Form-3 uygulanmıştır. Bulgular: Yapılan analizler sonucunda, örneklemimizde ikincil travmatik stres seviyesi ile çocukluk çağı travma düzeyleri arasında negatif, erken dönem uyum bozucu şema puanları arasında ise pozitif yönde anlamlı ilişkiler gözlenmiştir. Yaş, çalışma saati, mesleki deneyim yılı, hasta sayısı, travma hastası sayısı arttıkça ikincil travmatik stres düzeylerinin de arttığı gözlenmiştir. Süpervizyon desteği alan, mesleğini isteyerek seçen ve nöbet tutmayan katılımcıların ikincil travmatik stres düzeylerinin anlamlı düzeyde düşük olduğu saptanmıştır. Örneklem içerisinde yer alan ruh sağlığı çalışanlarından psikologların diğer meslek gruplarına oranla daha düşük ikincil travmatik stres düzeyine sahip olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Araştırmamızın sonucunda ruh sağlığı çalışanlarının ikincil travmatik stres gelişimiyle ilişkili olabilecek değişkenler incelenmiş ve anlamlı bulgular elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlar ilgili literatür ışığında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Travma, İkincil Travmatik Stres, Uyum Bozucu Şema, Ruh Sağlığı Çalışanı, Çocukluk Çağı Travmaları

Erken dönem uyum bozucu şemalarHemşirelerPsikiyatrist+7
Busenur Altan
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Diş hekimliği fakültesi öğrencilerinin tükenmişlik ve empati düzeyleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı diş hekimliği fakültesi öğrencilerinin tükenmişlik ve empati düzeylerini, bunlar arasındaki ilişkiyi ve öğrencilerin sosyodemografik özelliklerinin bu iki değişken üzerindeki etkisini değerlendirmektir. Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki çalışmanın örneklemini Uşak Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nde 2020-2021 yılında öğrenim gören 416 öğrenciden çalışmamıza katılmayı kabul eden ve formları eksiksiz dolduran 363 öğrenci oluşturmaktadır. Veriler 'Sosyo-Demografik Bilgi Formu', 'Maslach Tükenmişlik Envanteri - Öğrenci Formu' ve 'Jefferson Doktor Empati Ölçeği Öğrenci Versiyonu' kullanılarak elde edilmiştir. Veriler IBM SPSS 25 programına aktarılmış ve analizler AMOS 23 programında uygulamıştır. İstatistiksel analiz için Shapiro Wilk testi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis testi, Post Hoc Bonferroni testi, Spearman korelasyonundan yararlanılmıştır. Analizler Uşak Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi öğrencilerinin %17.1-'inin yüksek tükenmişlik ve %20.1'inin yüksek empati düzeylerine sahip olduğunu göstermiştir. Bazı sosyodemografik değişkenlerin, öğrencilerin empati ve tükenmişlik düzeylerini etkilediği belirlenmiştir. Empatinin 'perspektif alma' alt boyutuyla tükenmişliğin 'duygusal tükenme' alt boyutu arasında pozitif yönde, tükenmişliğin 'yetkinlik' alt boyutu arasında ise negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Empatinin 'hastanın yerine kendini koyma' alt boyutuyla, tükenmişlik düzeyi ve tükenmişliğin duygusal tükenme alt boyutu arasında negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. (p<0.05) Öğrencilerinin büyük çoğunluğunun tükenmişlik ve empati düzeylerinin orta düzeyde olduğu görülmüştür. Geleceğin diş hekimleri olan öğrencilerin empati düzeylerinin yükseltilmesi ve tükenmişlik düzeylerinin azaltılmasına yönelik yeni eğitim modellerinin geliştirilmesinin; ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin kalitesinin artırılmasına katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.

Diş hekimliğiDiş hekimliği eğitimiEmpati+5
Hafize Gamze Demirbaş
Uşak University
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebeveynlerin evlilikte problem çözme becerileri ile öz-anlayış özelliklerinin bazı sosyo-demografik değişkenler açısından incelenmesi

Bu çalışmada ebeveynlerin evlilikte problem çözme becerileri ile öz-anlayış özellikleri bazı sosyo-demografik değişkenler açısından incelenmiş ve bu değişkenlerden hareketle ebeveynlerin evlilikte problem becerileri ile öz-anlayış özellikleri arasındaki ilişki araştırılmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya İstanbul ili Küçükçekmece ilçesinde yaşayan Özel Halkalı Küçük Şeyler anaokulunda çocuğu eğitim gören 110 ebeveyn katılım sağlamıştır. Araştırmaya katılan ebeveynler 21 yaş ve 45 yaş üzeri aralığındadır. Araştırmada verileri toplarken araştırmaya katılanların demografik özelliklerini (cinsiyet, yaş, şuanki medeni durum, eğitim düzeyi, gelir düzeyi, evlilik süreleri, kaç çocuk sahibi oldukları) belirlemek amacıyla "Sosyo-demografik Bilgi Formu", evlilikte problem çözme puanlarını belirlemek amacıyla "Evlilikte Problem Çözme Ölçeği", Öz-Anlayış düzeylerini belirlemek amacıyla da "Öz-Anlayış Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizi Sosyal Bilimler İçin İstatistik Paket Programı (SPSS 25) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonucunda; ebeveynlerin evlilikte problem çözme ve öz-anlayışları arasında istatistiksel ve pozitif olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ebeveynlerin evlilikte problem çözme puanları arttıkça öz-anlayış puanları da arttığı belirlenmiştir. Ayrıca; ebeveynlerin evlilikte problem çözme becerilerinin ve öz-anlayış özelliklerinin kadınların erkeklerden anlamlı düzeyde yüksek olduğu, öz-anlayış özelliklerinin yaş değişkenine göre anlamlı farklılık gösterdiği ve 36-45 yaş arası katılımcıların öz-anlayış puanlarını daha yüksek olduğu, öz-anlayış düzeylerinin medeni durum değişkenine göre anlamlı farklılık gösterdiği ve evli katılımcıların ayrı yaşayan katılımcılara göre öz-anlayış puanlarının daha yüksek olduğu, üç ve daha fazla çocuk sahibi olan katılımcıların tek çocuk sahibi olan katılımcılara göre evlilikte problem çözme beceri puanlarının daha yüksek olduğu sonuçları elde edilmiştir.

EbeveynlerEvli çiftlerEvlilik+5
Nurşah Şekerli
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinde benliğin farklılaşması

Bu araştırma, üniversite öğrencilerinde benliğin farklılaşması düzeylerini inceleyen betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin sosyo-demografik özelliklerine ve algıladıkları anne-baba tutumlarına göre benliğin farklılaşması puan ortalamalarında anlamlı bir fark olup olmadığını araştırmaktır. Öğrencilerin benliğin farklılaşması düzeylerini ölçmek için "Benliğin Farklılaşması Envanteri Kısa Formu (BFE-KF)", öğrencilerin sosyo-demografik niteliklerine ilişkin veri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", algılanan anne baba tutumlarını ölçmek için "Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeği (ÇYTÖ)" kullanılmıştır. Veriler Çok Değişkenli Varyans Analizi (MANOVA) ile analiz edilmiş, gruplara ilişkin gözlenen ortalamalar arasındaki farklar Tukey testi ile kontrol edilmiştir. Araştırmanın sonucunda incelenen değişkenlerden; cinsiyet, anne öğrenim ve baba öğrenim durumu, yerleşim birimi, aile içi sert tartışmaların sıklığı, aile içinde algılanan özgürlük/özerklik düzeyi, romantik ilişkiye sahip olup olmama, yeterli ve nitelikli arkadaşa sahip olup olmama, üniversite faaliyetlerine katılım sıklığı, anneden algılanan kabul/ilgi düzeyi ve denetim/kontrol düzeyi, babadan algılanan kabul/ilgi ve kontrol/denetim düzeyi değişkenlerinin benliğin farklılaşmasının farklı boyutlarında istatiksel açıdan anlamlı bir fark gösterdiği bulunmuştur. Ailenin algılanan ekonomik durumu değişkeni ise benlik farklılaşmasının hiçbir boyutunda istatiksel açıdan anlamlı bir fark göstermediği saptanmıştır. Elde edilen bulgular alanyazın ışığında tartışılmış, önerilerde bulunulmuştur.

AileAna-baba tutumuBenlik farklılıkları+4
Fatma Atalay
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Gender difference in internal educational migration: Distance analysis between hometown and university for students applied for residing in the dormitories of general directorate of credit and hostels

There are few studies on migration for educational purposes, both in Turkey and around the world. However, as a result of globalization and shortening of distances, the movement of migration for educational purposes increased and continues increasing. This situation reveals the necessity of working on this subject. In this thesis, we analyzed the information about the profile of students who change their place of residence for university education. First, as a background, an information about the development of universities in Turkey has been given, and accommodation problems arising from this development have been mentioned. Also information about General Directorate of Credit and Hostels (KYK), the largest public institution that provides housing opportunities for university students in Turkey, has been given. As the major concept of this thesis, the aspect of gender and distance of educational migration has been examined based on the information of students who applied to be accommodated in KYK hostels in 2017-2018 academic year. In addition to multiple linear regression analysis, the relationship between gender and distance has been examined with descriptive statistics. Besides demographic, social and economic characteristics of students, their scores in university entrance exam have also been examined according to the gender and the distance. The average distance between the hometown and the university of students have been calculated as 443,89 km for female students and 512,81 km for male students. According to the analysis conducted by the ordinary least squares method(OLS), male students study in universities which are located at longer distances from their hometown than female students. Moreover, when descriptive statistics are considered, in all social-demographic groups male students move longer distance than females.

ShelteringGender differencesDemography+5
Şahin Bingöl
Hacettepe University · Nüfus Etütleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bağımlılık damgalamasını etkileyen sosyo-demografik değişkenlerin normal popülasyonda incelenmesi

Bu araştırma Türkiye Genelinde ikamet eden 18 yaş üstü kişilerin Alkol ve Madde Bağımlılığına Yönelik Damgalamalarının incelenmesi amacıyla tasarlanmış tanımlayıcı-kesitsel bir araştırmadır. Veri toplama aracı olarak, uygulamada alkol ve madde bağımlılarına karşı oluşan duygu, düşünce ve davranışlarla ilgili ifadeler içeren olan Alkol-Madde Bağımlılığı Damgalama Ölçeği kullanılmıştır. Bu araştırmada Örneklem yöntemi olarak kartopu örneklem yöntemi kullanılmıştır. 2015 TUİK verilerine göre Türkiye'de yaşayan 18 yaş ve üzerinde 50.189.930 kişi bulunmaktadır. %95 güven düzeyinde ve %5 güven aralığında gereken örneklem büyüklüğü 384 kişi olarak hesaplanmıştır. 384 kişinin 192'si kadın ve 192'si erkek olacak şekilde kartopu örnekleme yöntemi ile anketler toplanmıştır. Verilerin analizlerinde frekans tabloları, Ki-Kare Testi, bağımsız örneklem t-Testi ve tek yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; katılımcıların damgalama eğilimleri yaşadıkları bölgeye cinsiyete, yaşa, aylık gelire, kendilerinin ve anne babalarının sigara, alkol ve madde kullanımına göre anlamlı bir farklılık göstermektedir. Katılımcıların alkol kullanma durumlarına göre olumsuz tutum ortalamaları arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Katılımcıların annelerinin alkol kullanma durumlarına göre olumsuz tutum ortalamaları arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Katılımcıların madde kullanma durumlarına göre olumsuz tutum ortalamaları arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Sonuç olarak, içinde yaşanılan toplum bireyin bağımlılığı üzerinde etkilidir. Bunun yanında, bireyin demografik özellikleri, anne-babasının eğitimi, sigara, alkol ve madde bağımlısı olup olmaması bireyin madde bağımlılığı damgalaması ile ilgili görüşlerini farklılaştırmaktadır. Hem toplumun damgalama ile ilgili bilinçlenmesi ve damgalamanın bağımlı bireyler üzerinde olumsuz etkilerinin olduğu topluma açıklanmalıdır.

Alkol içmeBağımlılıkDamgalama+5
Sezgin Aydın
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

9-11 yaş arası çocukların yaşam kalitesinin aile işlevselliği ve sosyo-demografik değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırma aile ilişkileri algıları (destekleyici aile ilişkileri ve engelleyici aile ilişkileri) ile cinsiyet, yaş ve kardeş sayısı değişkenlerinin 9-11 yaş arası çocukların yaşam kalitesi düzeylerini yordama gücünü belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi MEB Tebliğler Dergisi (2018) verilerine göre İzmir ili 1. Hizmet bölgesinde bulunan ilkokullar ve ortaokullardan yargısal örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırma bu yöntem ile seçilen 6 ilkokul ve 6 ortaokuldan tesadüfi olarak belirlenen 3.4. ve 5. sınıf düzeylerinde eğitim gören toplam 783 çocuk ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama araçları olarak Çocuklar İçin Genel Yaşam Kalitesi Ölçeği (Kid-KINDL) ve Çocuklar İçin Aile İlişkileri Ölçeği (ÇAİÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizi, çoklu regresyon analizi kullanılarak yapılmıştır. Araştırma bulguları incelendiğinde, çocukların yaşam kalitesi düzeyinin destekleyici aile ilişkileri ile pozitif, engelleyici aile ilişkileri ile negatif yönde ilişkili olduğu, ancak cinsiyet, yaş ve kardeş sayısı değişkenlerinin ise çocukların yaşam kalitesi düzeyi ile anlamlı bir ilişki göstermediği tespit edilmiştir. Son olarak araştırma bulguları; destekleyici ve engelleyici aile ilişkileri puanlarının birlikte çocukların yaşam kalitesi düzeyini anlamlı olarak yordadığını ve yaşam kalitesi düzeyindeki değişimin %35.8'ini açıkladığını ortaya koymuştur. Bulgular, ilgili araştırmalar çerçevesinde tartışılmış ve bazı öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Çocuk, Yaşam Kalitesi, İyi oluş, Aile İlişkileri, Aile İşlevleri.

Aile içi ilişkilerAile işlevleriOrtaokul öğrencileri+7
Tuğba Tümer
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çevre bilinci ve kirliliği arasındaki ilişki: Ampirik bir çalışma

Bilim ve teknolojilerdeki ilerlemelerle paralel olarak sanayileşme ve kentleşme hız kazanmıştır. Bu durum çevre kirliliğinin artmasına sebebiyet verirken çevre sorunlarının da canlıların hayatını tehdit edecek duruma gelmesine neden olmuştur. Son yıllarda çevreye verilen zararların farkına varılarak, çevreye daha duyarlı davranmaya yönelik bir bilinçlenme olsa da bu durum çevreye verilen zararların önlenmesinde yeterli değildir. Çevre kirliliğinin önüne geçilebilmesi için çevresel farkındalığın ve çevre bilincinin geliştirilmesi gerekmektedir. Bu çalışma çevresel farkındalığın çevre bilincine olan etkilerinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Amaç doğrultusunda hazırlanan anket formu 2022 yılının sonu ve 2023 yılı başında Türkiye'de üç ilde yaşayan hane halklarına uygulanmıştır. 470 haneden elde edilen veriler SPSS 24 programı ile analiz edilmiştir. Öncelikle kullanılan ölçeklerin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları değerlendirilmiştir. Kullanılan ölçeklerin geçerli ve güvenilir bulunması nedeniyle çalışmanın ilk katkısı bunları gelecek çalışmalarda kullanılabilecek olmasıdır. Bulgular katılımcıların çevre bilinci ve farkındalıklarının ortalamanın üzerinde olduğunu, ancak geliştirilmesi gerektiğini göstermiştir. Çevre bilinci ve çevre farkındalığı üzerinde erkeklerin eğitim durumunun etkisinin olmadığı, kadınların ise sadece araç bakımı boyutunda eğitim düzeylerinin etkisinin olduğu belirlenmiştir. Bulgular ayrıca çevresel farkındalığı olan hanelerde çevre bilinci düzeylerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuç çevre bilincinin geliştirilmesi için çevresel farkındalığın oluşturulmasının bir ön şart olduğu yönünde değerlendirilmiştir.

Bilinçli tüketimFarkındalıkSatın alma+7
Ramazan Arı
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kanser hastalarında zaman perspektifi ve sosyal destek algısının sosyo-demografik değişkenler eşliğinde incelenmesi

Bu çalışma kanser hastalarının zaman perspektifindeki değişimleri sosyal destek algısı ve sosyo-demografik değişkenler eşliğinde incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmanın örneklemini 2012 yılında Avrupa Florence Nightingale Hastanesi Araştırma ve Uygulama Merkezi Bedii Gorbon Kanser Merkezi'nde kemoterapi görmekte olup, araştırmaya katılmayı kabul eden 77 kanser hastası oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından hazırlanan sosyo-demografik bilgi formu dışında Zimbardo Zaman Perspektifi Ölçeği?nin kısaltılmış versiyonu ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği kullanılmış olup veriler, kemoterapinin birinci, orta ve son evre aşamalarında olan 3 grup kanser hastasından araştırmacı tarafından yapılan birebir görüşmelerle toplanmıştır. Elde edilen veriler korelasyon, çapraz tablolarla ki-kare ve tek yönlü varyans analizleriyle incelenmiştir. Araştırma sonucunda algılanan sosyal destek (SD) ile geçmiş pozitif zaman perspektifi (ZP) arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Şimdi fatalistik ZP ile yaş, geçmiş negatif ve şimdi fatalistik ZP?leri ile çocuk sayısı grupları arasında; SD ile cinsiyet, ekonomik seviye, kanserli organ arasında; özel bir kişiden alınan SD ile cinsiyet, aileden alınan SD ile eğitim seviyesi ve kemoterapi seans durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Alınan örneklemde gelecek ZP?inin ve algılanan SD ortalamalarının yüksekliği dikkat çekmiştir. Bu çalışma yüksek lisans tezi olarak yürütülmüştür ve sonuçlar buna göre tartışılmış olup, algılanan sosyal desteğin sağlıklı işlevsellik için önemi bir kez daha vurgulanmıştır.

Algılanan sosyal destekAntineoplastik ajanlarHasta psikolojisi+5
Gülçin Cihandide
Demiroğlu Bilim University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Böbrek nakli bekleme listesindeki hastaların sürekli öfke düzeyleri ve öfke ifade tarzları ile obsesif kompulsif semptomları arasındaki ilişkinin sosyo - demografik değişkenler eşliğinde incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı, böbrek nakli bekleme listesindeki hastaların sürekli öfke düzeyleri ve öfke ifade tarzları ile obsesif kompulsif semptomları arasında ilişki olup olmadığının belirlenmesidir. Araştırma Şişli Florence Nightingale Hastanesi Böbrek Nakli Bekleme Listesinde tedavi görmekte olan hastalar oluşturmaktadır. Böbrek Nakli Bekleme Listesinde kayıtlı bulunan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 106 hasta oluşturmaktadır.Çalışmaya katılan 106 hastanın yaş ortalaması (55) yıl olarak hesaplanmıştır. Hastaların Maudsley OKSL ve SÖÖİTÖ'nden aldıkları puanların birbirleri ile ilişkisi incelendiğinde, Sürekli Öfke alt boyutu puanı ile Kontrol Etme, Temizlik, Yavaşlık, Kuşku alt boyutları ve Toplam puan arasında pozitif yönlü zayıf ilişki olduğu; Ruminasyon alt ölçeği ile arasında pozitif yönlü orta dereceli ilişki olduğu belirlenmiştir. Öfke Kontrol alt boyutu ile Maudsley OKSL'nin alt boyutları arasında negatif yönlü zayıf ilişki olduğu; ancak Temizlik alt boyutu ile arasındaki ilişkinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür. Öfke içe alt boyutu puanı ile kontrol etme, yavaşlık, kuşku ve renimasyon alt boyutları arasında pozitif yönlü zayıf ilişki olduğu; ancak temizlik alt boyutu ile arasındaki ilişkinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür.Öfke Dışa alt boyutu ile Maudsley OKSL'nin hiçbir puanı arasında anlamlı bir ilişki olmadığı saptanmıştır. Maudsley OKSL ile SÖÖİTÖ için verilen yanıtların iç tutarlılığı incelendiğinde, Maudsley OKSL'ye verilen yanıtların oldukça tutarlı olduğu, SÖÖİTÖ'ye verilen yanıtların ise nispeten daha az tutarlılığa sahip olduğu belirlenmiştir.Hastaların Maudlesy OKSL'nin alt ölçeklerinden ve toplamından aldığı puanlar cinsiyete göre değerlendirildiğinde, Kontrol Etme puanları ortancası erkek ve kadınlarda sırasıyla 2.0-5.0 olarak hesaplanmıştır. Kadınların erkeklere göre anlamlı düzeyde daha yüksek Kontrol Etme puanına sahip olduğu belirlenmiştir. Erkeklerin Temizlik puanı ortancası 4.0, kadınların Temizlik puanı ortancası 6.0 olarak elde edilmiştir. Kadınların erkekleregöre Temizlik alt ölçeğinden daha yüksek puan aldıkları tespit edilmiştir. Kadınların diğer alt ölçek puanları ve toplam ölçek puanlarının da, erkeklerin puanlarından anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür.Hastaların SÖÖİTÖ alt boyut puanları cinsiyet bazında ele alındığında, Sürekli Öfke puanı ortancası erkek hastalarda 16.0, kadın hastalarda ise 18.0 olarak hesaplanmıştır. Kadınların Sürekli Öfke puanlarının erkeklere göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu belirlenmiştir. Öfke Kontrol ve Öfke İçte alt boyutları için erkeklerin puanlarının kadınlara göre yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öfke Dışta alt boyutunda puanların cinsiyete göre benzer olduğu görülmüştür.

Böbrek hastalıklarıBöbrek nakliHasta psikolojisi+5
Alihan Atile
Demiroğlu Bilim University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadın hemşirelerde eş şiddeti, psikolojik dayanıklılık, sosyodemografik değişkenler ve bakım emeği ile ilgili değişkenlerin belirlenmesi

Cinsiyete dayalı şiddet son yıllarda sosyal bilimler alanında yapılan birçok çalışmada kendisine disiplinlerarası bir yer bulmuştur. İlgili çalışmalar hem yapısal açıdan şiddetin değişim, dönüşüm ve görünümlerini incelemiş hem de psikolojik sağlık başta olmak üzere çeşitli sağlık değişkenleri bakımından sonuçlarını ele almışlardır. Bu çalışmalar içinde ekonomik şiddete, ekonomik şiddet bağlamında ise bakım emeğine odaklanan çalışma sayıları gün be gün artış eğilimi sergilemektedir. Bu güncel çalışma kapsamında ise kadın hemşirelere yönelik cinsiyete dayalı ekonomik şiddet bakım emeği dolayımında ele alınmakta ve kadın hemşirelerin psikolojik dayanıklılık düzeyleri, eş şiddeti deneyimleri ve bazı sosyodemografik değişkenleri de incelenmektedir. Bu yapılırken de çalışmanın yürütüldüğü dönemde etkisi devam eden Covid-19 pandemisi dikkate alınmaktadır. Anahtar Kelimeler: Bakım Emeği, Cinsiyete Dayalı Şiddet, Covid-19, Ekonomik Şiddet, Kadınlara Yönelik Şiddet

Aile içi şiddetBakım hizmetleriEkonomik şiddet+7
Hüseyin Aktürk
Ankara University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlerde yürütücü işlevlerin sosyo demografik değişkenler ve algıladıkları duygusal istismar açısından incelenmesi

Bu araştırmada ergenlerin yürütücü işlev becerileri çeşitli demografik değişkenler ve algıladıkları duygusal istismar açısından incelenmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemiyle tasarlanan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcı grubuna 2022-2023 öğretim yılında eğitimine devam eden Bartın ili ve Bartın iline bağlı ilçe ve köylerde bulunan 15-17 yaş arasındaki 156 lise öğrencisi dahil edilmiştir. Katılımcıların yürütücü işlev becerilerini belirlemek için Wisconsin Kart Eşleme Testi'nin bilgisayar formatı, algıladıkları duygusal istismar, duygusal ihmal, aşırı koruyuculuk ve aşırı kontrol davranışları için "Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği" ve demografik değişkenlere yönelik bilgi almak için "Kişisel Bilgi Formu" uygulanmıştır. Verilerin analizinde Kruskal Wallis H testi, Mann- Whitney U testi ve basit doğrusal regresyon kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre katılımcıların yürütücü işlev becerilerinin demografik değişkenler arasında yer alan yaşadıkları yer ve aile türüne göre anlamlı şekilde farklılaşırken cinsiyet, yaş, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, anne meslek, baba meslek ve kardeş sayısına göre anlamlı şekilde farklılaşmadığı görülmüştür. Katılımcıların yürütücü işlevleri ile algılanan duygusal istismar, duygusal ihmal, aşırı koruyuculuk ve aşırı kontrol değişkenleri arasında yapılan regresyon analizi sonuçlarında da anlamlı farklılık gözlenmemiştir. Çalışmanın bulguları ilgili literatür kapsamında tartışılmış ve araştırmanın sonuçları doğrultusunda gelecekteki çalışmalar için araştırmacı ve uygulamacılara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Duygusal istismarErgenlerErgenlik+5
Havva Nur Taş
Ankara University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadın girişimcilerin bireysel yenilikçilik düzeyleri ve sosyo-demografik değişkenlerle ilişkisi: Gine örneği

Gine' deki kadın girişimcilerin bireysel yenilikçilik düzeyleri ile sosyo­demografik değişkenleri arasındaki ilişkinin araştırıldığı bu çalışmada nicel araştırma tekniklerinden anket yöntemi kullanılmıştır. Gine'nin Konakri ve Kindia bölgelerinde yaşayan Basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 550 kadın girişimciye anket formu dağıtılmış, 480 katılıncidan geri dönüş alınmıştır. Bunlardan 130 adet anket formu yanlış ve eksik doldurulmuş olması nedeniyle iptal edilmiştir. Geçerli ve analize dahil edilen anket sayısı 350 adettir. Çalışmada veri toplama aracı olarak iki bölümden oluşan anket formu kullanılmıştır. İlk bölümde katılımcıların sosyo-demografik özelliklerini sorgulayan yedi adet soru bulunmaktadır. Anket formunun ikinci bölümünde ise kadın girişimcilerin bireysel yenilikçilik düzeylerini tespit etmek amacıyla Hurt vd. (1977) tarafından geliştirilen, Kılıçer ve Odabaşı (2010) tarafından Türkçe'ye uyarlaması yapılan "Bireysel Yenilikçilik Ölçeği" kullanılmıştır. Bireysel yenilikçilik ölçeği yirmi sorudan oluşmaktadır. Çalışma sonucunda katılımcıların sosyo-demografik özellikleri ile bireysel yenilikçilik düzeyleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Bununla birlikte değişime direnç alt boyutu ile katılımcıların medeni durumları ve yaşları arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Evli olanların değişime direnç ortalamaları bekar olanlardan, 36 ve daha yüksek yaştaki katılımcıların değişime direnç ortalamaları ise daha alt yaş gruplarındaki katılımcılardan daha yüksektir. Bireysel yenilikçilik ölçeği alt boyutlarından fikir önderliği için katılımcıların eğitim düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Buna göre lisansüstü eğitim düzeyine sahip kadın girişimcilerin fikir önderliği alt boyutu ortalamaları, diğer eğitim düzeylerine sahip olanlardan anlamlı derecede daha yüksektir. Çalışmada elde edilen bir diğer sonuç, deneyime açıklık alt boyutu ile katılımcıların medeni durumları, yaşları, yaşadıkları yer, yaşadıkları ortam ve eğitim düzeyleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişkinin varlığıdır. Elde edilen bu sonuçbekar olanların evlilere, 18-25 ve 26-35 yaş grubunda olanların daha yüksek yaş gruplarına, tek başına yaşayanların aileleri ile birlikte yaşayanlaragöre daha yüksek deneyime açıklık ortalamalarına sahip olduklarını göstermektedir. Bununla birlikte lisansüstü mezunlarının diğer eğitim düzeylerine sahip olanlara, şehir ve büyükşehirde yaşayanların alt vilayet, ilçe, kasaba ve köylerde yaşayanlaragöre deneyime açıklık alt boyutu ortalamaları anlamlı düzeyde daha yüksektir. Son olarak bireysel yenilikçilik düzeyi alt boyutlarından risk alma alt boyutu ile kadın girişimcilerin çocuk varlığı, yaşları ve yaşadıkları yer değişkenleri arasında anlamlı bir ilişkinin bulunduğu sonucu elde edilmiştir. Buna göre çocuğu olan katılımcıların risk alma alt boyutu ortalamaları, çocuğu olmayanlara göre anlamlı derecede daha yüksektir. Ayrıca 18-25 ve 26-35 yaş aralığındaki kadın girişimciler ile tek başına yaşayanların risk alma alt boyutu ortalamaları, daha yüksek yaş gruplarındakilerden ve ailesi ile yaşayanlardan daha yüksek olduğu sonucu elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Girişimcilik, Kadın Girişimci, Yenilik, Bireysel Yenilikçilik

GineGirişimcilerKadın girişimciliği+2
Djenabou Sow
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Telekomünikasyon sektöründe örgütsel bağlılık: Sosyo-demografik faktörler ve güç mesafesi boyutunda Afganistan-Türkiye analizi

Örgütlerin hayatta kalabilmeleri rekabet avantajı yaratmalarına bağlıdır. Bu avantajın yaratılmasında en önemli faktörlerden biri örgütün sahip olduğu insan kaynağıdır. Bu açıdan örgüte bağlı, örgütün kimliğini benimsemiş başka bir deyişle örgütün genel amaçlarını kendi kişisel amacıymış gibi gören insan kaynağına sahip olmak çok önemlidir. Bu konu örgütsel bağlılık teorisiyle değerlendirilmektedir. Meyer ve Allen'in araştırmasına göre örgütsel bağlılık (Duygusal bağlılık, Devam bağlılığı ve Normatif bağlık) olmak üzere üç temel boyutta ele alınmaktadır. Bugün sanayi devriminin beşinci aşamasına girerken, iletişim ülkelerin büyümesinde önemli ve değerli bir rol oynamakta olup telekomünikasyon sektörü önemli bir yere sahiptir. Bilindiği kadarıyla bu sektör önemli olduğu kadar personel devir hızı da bir o kadar yüksek olan bir sektördür. Bu nedenle bu çalışmada Telekomünikasyon sektöründe örgütsel bağlılık sosyal-demografik faktörler ve güç mesafesi boyutu açısından duygusal ve normatif bağlılık boyutuna yönelik Afganistan- Türkiye analizi amaçlanmıştır. Bu hedefe yönelik Türkiye ve Afganistan'daki telekomünikasyon çalışanlarına çevrimiçi bir anket yoluyla ulaşılmıştır. Toplanan veriler, veri toplama sürecinin sonunda Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılarak analiz edilmiştir. Önerilen araştırma modelinde YEM analizi değerlendirilerek analiz sonucunda Türkiye açısından eğitimin, duygusal bağlılık ve kıdemin normatif bağlılık üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu ve Afganistan açısından ise cinsiyetin ve güç mesafesinin normatif bağlılık üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur.

AfganistanGüç mesafesiSosyodemografik değişkenler+5
Mohammad Asim Tinmes
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlköğretim branş öğretmenlerinin yıldırma davranışlarına maruz kalma düzeylerinin sosyo-demografik değişkenler açısından incelenmesi: İstanbul ili Esenler ilçesi

Çalışmada branş öğretmenlerinin duygusal yönden incitici davranışları, yıldırma davranışlarına maruz kalma durumları araştırılmış, bu doğrultuda branş öğretmenlerine yöneltilen duygusal yönden incitici davranışlar ölçeğinde yer alan önermelere ne ölçüde katıldıkları belirlenmeye çalışılmıştır. Ankete katılan 255 branş öğretmene anket formundaki sorular sorulmuştur. Toplanan veriler SPSS 18.0 istatistik paket programı ile çözümlenmiştir.Ankete katılan 255 branş öğretmenin duygusal yönden incitici davranışlar ölçeğine ilişkin demografik özellikleri, cinsiyetleri, medeni durumları, branşları, mesleki kıdem süreleri ve kurumdaki çalışma süreleri ile ilgili karşılaştırmalar yapılmıştır.Çalışma sonucunda; branş öğretmenlerinin neredeyse tamamına yakını, cinsel imalar yapılması, cinsel içerikli elde dokunma vb hareketlerin yapılması, gözünü korkutma amacıyla hafif şiddet uygulaması gibi durumları hiçbir zaman yaşamadığını, fiziksel şiddet tehditlerini hiçbir zaman almadığını, bir özürle alay edilmesi, cinsel içerikli şakalar yapılması ve mağdurun rızası olmadığını bile bile cinsel teklifler yapılmasını durumları hiçbir zaman yaşamadıklarını dile getirmiştir. Öğretmenlerin sadece % 2'si ise bu durumları nadiren yaşadıklarını, % 1'i ise nadiren bu durumları yaşadıklarını ifade ettiği ortaya çıkmıştır.Yine çalışmada öğretmenlerin % 95'inden fazlasının, ortamın fiziksel olarak rahatsız edici hale getirilmesi, herhangi bir yerine fiziksel yönden zarar verilmesi, kendilerine ait mali yük getirecek biçimde eşyalarına, arabalarına vs. zarar verilmesi ve eşin mesleği ile ilgili imalarda bulunulması gibi durumları hiçbir zaman yaşamadığı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Yıldırma, mobbing, ilköğretim okulu, öğretmen.

Branş öğretmenleriDuygusal istismarEğitim psikolojisi+5
Ergün Akşahin
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kahramanmaraş ili'nde gökkuşağı alabalığı yetiştiriciliği yapan işletme çalışanlarının sosyo-demografik özellikleri

Bu çalışma, Kahramanmaraş ilinde mevcut bulunan gökkuşağı alabalığı yetiştiriciliği yapılan işletmelerdeki personellere ait sosyo-demografik özelliklerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma 2022 yılında Kahramanmaraş İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde kayıtlı olan, faal olarak çalışan 35 adet alabalık yetiştiriciliği yapılan tesislerde gerçekleştirilmiştir. Alabalık yetiştiriciliği yapılan tesislerde çalışan personellere uygulanan anket çalışmasıyla elde edilen sonuçlara göre çalışanların büyük kısmının erkek ve yaş aralıkları çoğunlukla 40-49 olduğu, tüm çalışanların % 40'lık kısmını oluşturdukları belirlenmiştir. Medeni durumlarının ise çoğunlukla evli olduğu tespit edilmiştir. Bekâr olan personeller genellikle aileleri ile birlikte yaşamaktadır. İşletmelerde çalışan personellerin % 47.5'sinin 3 çocuğa sahip olduğu saptanmıştır. % 32'sinin ilkokul mezunu oldukları görülmekte ve eğitim seviyesinin yüksek olmadığı anlaşılmaktadır. Kişilere uygulanan anket çalışmaları sonucunda, işletmelerdeki personellerin tamamının sosyal güvencesinin var olduğu belirlenmiştir. Çalışan personellerin % 80'inin bu meslekte 10 yıldan az bir süredir çalıştığı, mesleği seçme nedenlerinin ise % 48 ile aile bütçesine katkı olduğu, mesleğe devam etme isteği sorusunu %88 ile evet olarak yanıtladıkları belirlenmiştir. İşletmelerde çalışan personellerin gelir düzeylerinin genellikle 5000-7500 TL arasında olduğu ve ev mülkiyeti kendine ait olan personellerin %84'lük oran ile çoğunlukta olduğu uygulanan anket çalışmasıyla tespit edilmiştir.

Gökkuşağı alabalığıKahramanmaraşSosyodemografik değişkenler+2
Yüsra Kara
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de bir şehrin büyükşehir olabilme kriterlerinin ikili lojistik regresyon ile analizi

İnsan zekâsının en üstün ürünlerinden biri olan büyükşehirler, sosyal, ekonomik, kültürel ve politik gelişimlerin doğal fiziki yansımaları olmuştur. Bu olgular, aydın planlamacılar, uzmanlar ve akademisyenlerin gözlem, araştırma, değerlendirme ve önerileri içeriğindedir. Metropoliten kent olarak da tanımlanan büyükşehirler, ülkelerin gelişimi için son zamanlarda araştırmaların odak noktası haline gelmiştir. Bu çalışmada Türkiye'de bulunan seksenbir ilin nitelikleri incelenmiş, büyükşehirlerin lojistik regresyon tekniğiyle analizi yapılarak şehirlerin hangi kriteler altında büyükşehir olma özelliği gösterdiği saptanmıştır. Araştırma, illerin 2014 yılına ait demografik, sosyal ve ekonomik içerikli değişkenlere ait verileri ile çalışılmıştır. İstatistiksel olarak anlamlı modeller, binary lojistik regresyon analizi ile tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre Kişibaşı Gayrisafi Yurtiçi Hasıla, İthalat ve İhracat, tahmin edilen logit model için anlamlı bağımsız değişkenlerdir. Böylelikle büyükşehir olma kriterlerinde iktisadi kaynaklı değişkenlerin etkili olduğuna karar verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Metropoliten kent, Büyükşehir, Lojistik Regresyon.

Büyükşehir belediyeleriBüyükşehirlerKentler+7
Gönül Baş
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlköğretim 5. sınıf öğrencilerinin öğrenilmiş çaresizlik düzeyleri ve algıladıkları sınıf atmosferinin sosyodemografik değişkenlere göre incelenmesi

Bu araştırmada ilköğretim beşinci sınıf öğrencilerinin cinsiyet, akademik başarı, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, okulun sosyo-ekonomik durumu ve sınıf mevcuduna göre öğrenilmiş çaresizlik düzeyleri ile algıladıkları sınıf atmosferi açısından farklılık olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırmanın çalışma evrenini 2009-2010 eğitim-öğretim yılında Adana ili Çukurova, Sarıçam, Seyhan ve Yüreğir merkez ilçelerinde öğrenim gören ilköğretim beşinci sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Araştırma ?Tabakalı küme örnekleme? yöntemi ile tesadüfî olarak seçilen toplam 530 öğrencisi ile yürütülmüştür. Araştırmada, veri toplama aracı olarak, Aydın (1985) tarafından Türkçe'ye uyarlanması ve standardizasyonu yapılan ?Çocuklar İçin Öğrenilmiş Çaresizlik Ölçeği? ile ilköğretim öğrencilerinin sınıf atmosferine ilişkin algılarını belirlemek amacıyla Şendur (1999) tarafından geliştirilen ?Sınıf Atmosferi Ölçeği? kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından öğrencilerin cinsiyet, akademik başarı, sınıf mevcudu, anne eğitim düzeyi ile baba eğitim düzeyine ilişkin soruları içeren bir ?Kişisel Bilgi Formu? hazırlanmış ve uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen veriler üzerinde (One Way) Tek Yönlü Varyans Analizi, t-testi, dağılımın normal olmadığı durumlarda Kruskal Wallis ve Mann-Whitney U-testleri kullanılmıştır. Tek yönlü varyans analizinde farklılığın hangi gruptan kaynaklandığını belirlemek için LSD testinden yararlanılmıştır. Öğrenilmiş çaresizlik düzeyi ile algılanan sınıf atmosferi arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığının belirlenmesinde Pearson Momentler Çarpımı korelâsyonu kullanılmıştır. Tüm analizlerde .05 anlamlılık düzeyi ölçüt olarak kabul edilmiştir.Araştırma sonucunda öğrencilerin öğrenilmiş çaresizlik düzeyleri ile algıladıkları sınıf atmosferi arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre öğrenilmiş çaresizlik düzeyi ile cinsiyet, akademik başarı, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, okulun sosyo-ekonomik durumu ve sınıf mevcudu arasında anlamlı bir fark tespit edilmiştir. Sınıf atmosferinin alt boyutlarından sınıf büyüklüğü ile akademik başarı, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, okulun sosyo-ekonomik durumu ve sınıf mevcudu arasında anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur. Sınıf atmosferinin alt boyutlarından öğretmen etkisi ile akademik başarı arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Sınıf atmosferinin alt boyutlarından sınıf düzeni ile de sosyo-ekonomik düzey arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Sınıf atmosferinin alt boyutları ile cinsiyet arasında anlamlı bir fark tespit edilmemiştir.Anahtar Kelimeler: Öğrenilmiş çaresizlik, algılanan sınıf atmosferi, ilköğretim.

Sosyodemografik değişkenlerSosyoekonomik durumSınıf atmosferi+6
Eda Cananoğlu
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00

İlgili konular