Speaking skills
205 theses under this subject heading
Benefits of film adaptations of literary works for English language learning
Despite the potential to develop speaking skills, the development of strategies to benefit from films has been neglected and very few studies have been conducted. One of these strategies has been to compare film scripts and their translations, to identify chunks, technical terms and creative language examples and to list them with their translations, and to do creative dialogue writing activities especially by modeling these scripts where chunks are used extensively. Believing in the importance of evaluating the film scripts with their translations, this study aims to investigate the processes the researcher/teacher‟s high school students went through in learning and using the target language starting with the use of the film adaptations of the literary works, writing their scripts modeling the film scripts, acting their own scripts and shooting their performances. The mixed method research design was used with the triangulation of the qualitative and quantitative data. As the participants, the 68 high school students‟s views were investigated with Likert scale (1-5) questionnaire and their comments about the question items. This study improved the learners‟ productive language skills in general and their knowledge of chunks, jargons and creative language use in particular. This study was also beneficial for translation skills.This study has also improved the creativity, self-confidence and collaboration. The study also demonstrated that productive use of films in teaching English develops imagination and creativity, the literacies regarding information, media, and innovative technology and leadership through the learning and use of English. Key Words: English language movies/series, learning English, scripts, translation, technology.
Drama etkinliklerinin 7. sınıf öğrencilerin Türkçe dersi konuşma becerisi ve kaygısına etkisi: Karma yöntem araştırması
Bu çalışmanın amacı, öğrencilerin, Türkçe konuşma becerilerini geliştirme, konuşma kaygılarını giderme, Türkçe dersine olumlu tutum geliştirmede drama yönteminin etkisini belirlemek ve drama uygulamalarına ilişkin görüşlerini incelemektir. Bununla birlikte cinsiyet, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, not ortalaması, kitap okuma durumu gibi bağımsız değişkenlerin sonuçlar üzerinde bir etkisinin olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırmada deney ve kontrol grupları oluşturulmuş ve deney grubuyla 10 haftalık bir çalışma yapılmıştır. Araştırma sonucunda deney grubu öğrencilerinin Türkçe konuşma becerisi ön test-son test verileri arasında son test lehine anlamlı bir farkın olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Deney grubu öğrencilerinin Türkçe konuşma kaygısı ön test-son test başarı puanları arasında son test lehine yaklaşık 4 puanlık bir fark olduğu sonucuna ulaşılmışsa da bu farkın istatistik açısından anlamlı bulunmamıştır. Deney grubu öğrencilerinin Türkçe dersine yönelik ön test-son test tutum puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca elde edilen bulgular ışığında deney grubu öğrencilerinin drama yöntemini öğretim yöntemi olarak benimsedikleri, drama yöntemine yönelik yüksek oranda tutum geliştirdikleri sonucuna ulaşılmış, bu yöntemin konuşma becerilerinin gelişiminde önemli rol oynadığı bulgularda yüksek oranda ifade edilmiştir. Cinsiyet, not ortalaması, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, kitap okuma durumu gibi bağımsız değişkenlerin Türkçe konuşma becerisi düzeyleriyle bir ilişkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Drama Yöntemi, Türkçe Öğretimi, Konuşma Becerisi, Konuşma Kaygısı.
Ortaokul 8.sınıf öğrencilerinin konuşma becerilerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Konuşma hayatın her alanında çok büyük bir paya sahiptir. Bireyin kendini ifade etmesinin yollarından biridir. Konuşma yeteneği sayesinde birey başkalarıyla iletişime geçebilmekte ve kendini ifade edebilmektedir. Yapılan bu araştırmada, ortaokul 8.sınıf öğrencilerinin konuşma becerilerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla araştırmanın temelini oluşturan problem ve alt problemlere dayalı olarak nicel araştırma yöntemi benimsenerek gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemi çerçevesinde kullanılan araştırma desenlerinden tarama araştırması kullanılmıştır. Verilerin toplanmasında 33 madde ve 5 alt boyuttan oluşan Ortaokul Öğrencileri İçin Konuşma Kaygısı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma, Siirt ilinde öğrenim gören ve ortaokul 8.sınıfa giden 810 öğrenciye ulaşılıp elde edilen verilere dayanmaktadır. Verilerin analiz edilmesinde ise öğrencilere ait kişisel bilgilerin analizinde yüzde (%) ve frekans (f) değerleri kullanılmıştır. Araştırma kapsamında şu alt problemlere ulaşılmıştır. Bunlar öğrencilerin konuşma becerilerinin; cinsiyet değişkenine, evlerinde kütüphane olup olmama durumlarına, okudukları kitap sayısına ve ailenin ekonomik durumuna göre konuşma becerisi ve kaygıları arasında bir farklılık var mıdır? sorularına yanıt aranmaya çalışılmıştır. Çalışma bulguları neticesinde öğrencilerin konuşma becerileri ile cinsiyetleri, evlerinde kütüphane olma durumları ve kitap okuma sayısı durumlarına göre anlamlı bir fark bulunurken ailenin ekonomik durumuna yönelik bir farklılaşma tespit edilmemiştir. Araştırma sonuçlarından yola çıkılarak ileriye dönük yapılacak olan araştırmalar ve araştırmacılar için önerilerde bulunulmuştur.
Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde konuşmanın değerlendirilmesi için puanlama anahtarı önerisi: A1-A2 düzeyi
Yabancı dil öğretimi süreci içerisinde ölçme ve değerlendirme önemli aşamalardan biridir. Sürecin başlangıcından itibaren bütün aşamalarda karşısına çıkmaktadır. Üretimsel bir beceri olan konuşma becerisi için gerçekleştirilen sınavlarda öğreniciler sözlü performans sergilerler. Bu tür sınavlarda öğrenicinin performansını ölçmek ve değerlendirmeyi kolaylaştırmak için dereceli puanlama anahtarlarından yararlanılabilmektedir. Puanlama anahtarları genellikle bütüncül ve analitik olmak üzere iki biçimde oluşturulmaktadır. Bütüncül puanlama anahtarları kişilerin performansını bir bütün halinde değerlendirmeye alırken analitik puanlama anahtarları kişilerin performanslarını belirlenen boyut ve ölçütlere göre daha detaylı biçimde ölçülmesini sağlar. Yabancı dil öğrenim süreçlerinin belirli bir standart gözetilerek yürütülmesi önemlidir. Değerlendiricilerin nesnel davranmasını kolaylaştıracak, kurumlar arası bir standart oluşturacak puanlama anahtarlarının kullanılması önem teşkil etmektedir. Yabancı dil olarak Türkçe alanında da başlangıç düzeyi olan A1 ve A2 için yapılan çalışmalar sınırlıdır. Bu nedenle bu çalışma A1 ve A2 düzeylerinde geçerli ve güvenilir değerlendirme araçlarının hazırlanması ve kullanılması için önemli bir adımdır. Bu çalışmanın amacı A1 ve A2 düzeylerinde konuşma becerisini ölçme ve değerlendirme için analitik dereceli puanlama anahtarları oluşturmaktır. Çalışmada karma yöntem kullanılmıştır. Bu sebeple A1 ve A2 düzeylerinde iki adet analitik dereceli puanlama anahtarı oluşturulmuştur. Dereceli puanlama anahtarlarının oluşturulabilmesi için öncelikle literatür taraması yapılmıştır. Bununla birlikte dil merkezlerinde halihazırda kullanılan ve uluslararası yabancı dil sınavlarında kullanılan puanlama anahtarları incelenmiş ve elde edilen veriler sonucunda boyutlar ve boyutların altında yer alan ölçütler belirlenmiştir. Daha sonra uzman görüşüne başvurulmuş ve en az on yıl deneyimli alan uzmanlarının görüşleri alınarak kapsam geçerlik çalışmaları yapılmış ve puanlama anahtarları düzenlenmiştir. Uygulama aşamasında dil merkezlerinde Türkçe öğreten yirmi değerlendirici altı A1 ve altı A2 düzeyi uluslararası öğrenicinin konuşma performansları, hazırlanan analitik dereceli puanlama anahtarları ile değerlendirmiş ve elde edilen sonuçlar SPSS ile analiz edilmiştir. Güvenirlik çalışmaları için değerlendiriciler arası uyuma bakılmış ve Kendall Uyum Katsayısı hesaplanmıştır. Sonuçlara göre hem A1 hem de A2 düzeyi puanlama anahtarlarında değerlendiriciler arasında yüksek uyum görülmüştür. Değerlendiricilerin deneyimlerinin puanlamalarına istatistiki olarak etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma sonucunda A1 ve A2 düzeyleri için geçerli ve güvenilir puanlama anahtarları elde edilerek ilgili alanda kullanılmaya hazır oldukları düşünülmektedir.
Enhancing peer collaborative oral interaction through interactional strategy training
This study aims to examine the effectiveness of interactional strategy training on the level of collaboration between pairs during peer interaction. The research sample consisted of 28 students, aged 18-22, who were divided into two groups: the experimental group, which received instruction in interactional strategies, and the control group, which engaged in the same pair-tasks as the experimental group but without strategy training. Employing a mixed-methods research design, quantitative and qualitative data were collected through pre-task, immediate post-task, and delayed post-task speaking activities, self-evaluation forms, and interviews. The interactions during pre-, post-, and delayed post-tasks were analyzed to identify the interactional strategies and patterns formed by the dyads. The self-evaluation forms and interviews provided additional insights into the participants' reflections and perceptions of the interactional strategy training. The analysis of dyadic interaction revealed that both groups showed increased collaboration and utilization of interactional strategies in the post-task. However, the experimental group exhibited a significantly higher level of collaboration and implementation of strategies during interactions. The examination of interaction patterns and strategy use demonstrated the positive impact of interactional strategy training in enhancing collaboration and promoting the use of interactional strategies. Furthermore, the analysis of self-evaluation forms and interviews revealed that participants in the strategy group experienced various benefits, including heightened awareness of their interactional behaviors, improvements in speech fluency, interactional skills, strategy usage, and affective factors such as motivation, self-confidence, and anxiety levels.
The role of mass media tools on efl speaking skills
This study investigates the effect of mass media authentic materials on EFL students? success in listening and speaking accurately and fluently. Two elementary level classes of theEnglish Preparatory School were chosen randomly as the subjects of this study. There were 40students grouped into two, one as experimental and the other as control. The subjects in the experimental group studied mass media authentic materials designed for them only. The subjects in the control group studied the standard curriculum. Besides, to get to know the students better and observe their common perspectives towards listening and speaking, an attitude questionnaire was given to both groups at the beginning and a similar one was given to the experimental group at the end of the study to determine whether the students have developed a positive attitude or not. The Hypothesis put forward for this study was; `if I use authentic mass media tools such as television, radio, films, videos, songs, and teach the expressions used in daily life, my students will pick up the colloquial language and will be able to use them?. Data was gathered from two examination results and tests. As a result of data analysis, a statistically significant difference has been found between the scores of the first and the second examinations and tests. When the scores were analyzed, the findings indicated that mass media authentic materials were effective in foreign language listening and especially speaking skills development and these techniques raised awareness on how to speak accurately and fluently in a foreign language. Keywords: EFL, ELT, L1, L2, FL, mass media, authentic materials
Motivating english foreign language students to speak in English classrooms
This study aims chiefly at identifying the factors that demotivate EFL students from speaking English in the English classrooms, and as part of solution; it aims at indentifying the motivational factors and strategies that can contribute in motivating EFL students to speak actively in the English classrooms. Thus, the study is of both quantitative and qualitative nature as it discusses the frequency and kinds of the factors that motivate and/or demotivate EFL students from speaking English in the classrooms. To investigate the aim of the study, the questionnaire and interviews were administered to the participants. The questionnaire was administered to 109 3rd year EFL students who were randomly selected from College of Education, Salahaddin University for the academic year of 2014-2015. However, in order to obtain rich and more reliable data, ten EFL students and ten teachers were also interviewed at the above- mentioned university. The researcher has come up with a number of findings including the following most highlighted ones: Despite the students' positive attitudes towards speaking English, the majority of EFL students are not competent for speaking English. However, both quantitative and qualitative results revealed that the linguistic factors like mispronunciation, lack of grammatical patterns, lack of vocabulary, lack of knowledge and fear of making linguistic mistakes; the psychological factors such as fear of making mistakes, fear of being lounged at by classmates, shyness, less confidence and anxiety, and the classroom environmental factors like unfriendly classroom, lack of enough time, large number of students and the infrequent use of technological utilities and motivational strategies like role-play and presentation are main factors that demotivate students from speaking English actively in the classes. The shortcomings in the curriculum, cultural variations and students being inaccurate and influent are also found as micro factors that impeded students from speaking English. The findings also indicated that teachers' use of words of applauses, allocating more time, providing friendly classroom atmosphere and allowing students to choose topics of discussion are among the most prominent factors that contribute in motivating EFL students to speak in the classrooms. Moreover, using technological utilities, inviting native speakers and the use of CLT (Community Language Teaching) are also found as motivating factors to encourage students to participate in speaking activities in the classrooms. Furthermore, as part of solution, the findings indicated that the strategies such as applying role-play, debate and problem-solving, employing group/pair work discussion, providing friendly learning environment and raising students' confidence are very important to engage students in speaking activities. The teachers also reported that providing students with different activities, asking them to do presentation, adopting student-centered approach, paying attention to individual needs and preventing students from using L1 are among strategies teachers can use to help students engage in speaking activities. Finally, the study presented some pedagogical implications including providing students with adequate motivation, vocabulary and up to date teaching materials. However, teachers should adopt student-centered approach, provide topics which reflect students' needs, celebrate and reward the students' success and pay more attention to the employment of role-play and group/pair work discussion to motivate EFL students to speak English in the English classrooms.
The role of motivational strategies on motivating Iraqiefl students to speak in English
Motivation determines the degree of students' desire to learn English. Thus, the current research is discovering the role of motivational strategies to improve Iraqi learners' speaking skills. The problem of the study is that Iraqi learners (EFL students) at the departments of English at Salahaddin University are normally not motivated enough to learn English. Three research questions were designed according to the aims of the study which are: finding out the types of the motivational strategies used by university teachers to improve the students' speaking skill, the extent to which teachers of English language use motivational strategies and the students' attitude toward motivational strategies in speaking classroom. The instruments included questionnaires and interviews. The participants of the study consisted of 113 EFL students in different years of study; second, third and fourth year at salahaddin university-college of languages-department of English language. Also, 18 EFL teacher whose teach English language at the same college participated in the current study. So, the questionnaires and interview were administered to both groups of the participants. Finally, after collecting and analyzing the data, the findings indicated that the strategies such as applying role-play, debate and problem-solving, employing group/pair work discussion and providing friendly learning environment are very important to engage students in speaking activities. The teachers also reported that providing students with different activities, asking them to do presentation, adopting student-centered approach, paying attention to individual needs and preventing students from using L1 are among strategies teachers can use to help students engage in speaking activities. Also, the majority of the students was motivated and thinks that motivational strategies are important to improve speaking skills. Also, they think that friendly relationship, group work and creating enjoyable atmosphere are the most effective motivational strategies to develop the students' speaking skills. Finally, some recommendations shown are; motivational strategies are important to encourage the learners to speak, the learners must rely on different motivational strategies to master their speaking skills and it is necessary to use different types of motivational strategies in class.
The role of teaching lexical collocations in raising EFL learners' speaking fluency
Collocations and its relations to learning languages have attracted the attention of linguists and scholars so far. This thesis investigates the importance of teaching lexical collocations to improve EFL learners' oral fluency. The hypothesis is that knowing collocations specifically lexical collocations and collocational usage in the right order would eventually improve their oral fluency and helps them speak as natural as native speaker of English language. The thesis sheds light on the origins of collocations, its types, and patterns. Forty five first grade students of English Language Department-Soran University were selected and divided into two groups of experimental and control groups. Students were tested for collocational knowledge and vocabulary usage. In the experimental group's class lectures were given with highlighting collocations and specifically focused on lexical collocations in. While with the control group the lectures paid no attention to collocations. The empirical study consisted of collocation exercise, students' pre-test, students' questionnaire, teachers' questionnaire, students' post-test. The results of the collocations exercise showed that the students did not have knowledge of collocations and the ways of using them. Also, the results of the pre-test showed that the students were not proficient in speaking. However the results of the post-test showed that after lectures about collocations and focusing on lexical collocations their speaking proficiency was improved and the hypothesis of the thesis had been true. Knowing the ways of mastering vocabulary segments either single words or sequences including collocations, gives the learners ability to speak fluently and overcome the anxiety of making mistakes and mis-collocations.
An action research study: Benefits of using active learning strategies and activities in speaking classes
This action research study was conducted to improve the students' level of participation in speaking classes by implementing collaborative communicative activities in speaking sessions at a preparatory school of a foundation university. An eight-week action research study was conducted with 25 A1 language profeciency level students during the speaking/listening sessions. During the instructional intervention process a variety of communicative activities was used in order to identify the types of activities that would motivate the students and increase their level of participation in speaking classes. More specifically, the instructional intervention consisted of active and animated speaking activities: group-chatting, small or big group works, practicing listening to native speakers using movies, commenting on the movie that the students had watched, making student presentations in the class. The data of the study were collected using student diaries, teacher-researcher`s field note, open-ended student interviews and a questionnaire. The results indicoted that creating a lively learning atmosphere was achieved by the aid of communicative approach. It also showed that the students work well together as a group. Regarding group work activities, the students expressed that working in groups could increase their confidence in speaking and participation in speaking tasks. This action research study has also increased the researcher's confidence to apply and adopt a number of possible activities to develop the participation of the students in the future. Keywords: Teaching speaking, speaking skills, communicative activities.
Mikro öğretim tekniğinin ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin konuşma beceri ve kaygılarına etkisi
Mikro öğretime dayalı konuşma becerisinde bireyler kendi konuşmalarını değerlendirme, eksiklerini görüp kendilerini düzeltme imkânı bulmuş olurlar. Ortaokul öğrencilerinin dil gelişimleri göz önünde bulundurulduğunda konuşma becerilerini bu teknikle ilerletmek mümkün görünmektedir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı mikro öğretim tekniğinin ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin konuşma becerilerine ve konuşma kaygısına etkisini incelemektir. Araştırmada 2 farklı nicel veri toplama aracından yararlanılmıştır. Bunlar, Öğrencilere Yönelik Konuşma Kaygısı Ölçeği ve Konuşma Becerisi Gözlem ve Değerlendirme Formu'dur. Analiz sonuçlarına bakıldığında deney grubunun konuşma becerisi ön test- son test puanları arasında istatistiksel olarak olumlu yönde bir artış olduğu gözlemlenmiştir. Başka bir ifade ile deney grubu öğrencilerinin konuşma becerilerinde olumlu bir gelişme olduğu tespit edilmiştir. Buna karşın kontrol grubunun konuşma becerisi ön test- son test puanları arasında kayda değer bir farklılık olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca deney ve kontrol grubunun etkili konuşma kaygısı ön test- son test puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık vardır. Başka bir ifade ile hem deney hem de kontrol grubu öğrencilerinin konuşma kaygılarında anlamlı bir azalma olduğu görülmektedir. Anahtar Sözcükler Mikro Öğretim, Mikro Öğretim Tekniği, 7. Sınıf Öğrencileri, Konuşma Becerisi, Konuşma Kaygısı
Konuşma eğitimi alanında yayımlanmış makalelerin eğilimleri ve akademik metin yazma ilkelerine uygunluğu üzerine bir inceleme
Bu çalışmanın amacı, 2005-2021 yılları arasında konuşma eğitimi alanında yayımlanan makalelerin eğilimleri ile akademik metin yazma ilkelerine uygunluğunu incelemektir. Bu amaç doğrultusunda çalışma nitel araştırma yöntemine uygun olarak hazırlanmıştır Çalışmanın verileri doküman incelemesi/taraması modeliyle toplanmıştır. Çalışmanın materyalini, konuşma eğitimi alanında yayımlanan 348 makale oluşturmuştur. Çalışmada incelenen makalelere Google, Google Akademik ile Dergi Park veri tabanları taranarak ulaşılmıştır. Araştırma çerçevesinde incelenen makalelerin eğilimleri "çalışma grubu, yöntem, ilişkili olduğu dil becerisi, konu ve yayım yılına" göre değerlendirilmiştir. Makaleler, akademik metin yazma ilkelerine uygunluğu bakımından "başlık, yazar bilgileri, özet, anahtar kelimeler, giriş, yöntem, bulgular, sonuç, tartışma, öneriler, kaynakça ve metin içi atıf" alt boyutlarında incelenmiştir. Çalışmaların eğilimlerini belirlemek için "Eğilimleri Belirleme Formu (EBF)", makalelerin akademik metin yazma ilkelerine uygunluğunu belirlemek için ise "Makale Kontrol Formu (MKF)" kullanılmıştır. Veri toplama araçlarıyla elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre makalelerde en fazla nitel, en az karma yöntem kullanıldığı; konuşma becerisinin okuma, yazma ve dinleme öğrenme alanlarıyla birlikte ele alan çalışma sayısının az olduğu; makale sayısında son yıllarda bir artış ve yığılmanın olduğu tespit edilmiştir. Konuşma eğitimi makalelerinde özet, giriş, yöntem, tartışma, kaynakça ve metin içi atıflarda eksiklikler olduğu sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda çalışmanın eğilimlerine yönelik daha geniş ve daha kapsamlı sorular doğrultusunda yeniden incelenmesi önerilmektedir. Çalışmanın akademik metin yazma ilkelerine uygunluğuna yönelik de araştırmacıların akademik metin yazma sürecine dair bilimsel araştırma yöntemleri derslerine yoğunlaşabilecekleri önerilmektedir.
Atatürk'ün meclis açış konuşmalarının muhteva analizi metoduyla incelenmesi
Muhteva analizi metodu, metinlerin sistematik bir biçimde incelenmesiyle, verilmek istenen mesaj, yazarı, hatta metnin yazıldığı dönem hakkında açıklayıcı bulgular elde etmeye yarayan bir metottur. Aynı amaçla söylenmiş birden çok konuşma metnine tatbik edildiğinde, konuşmacının mesajlarında var olan ortak duygu ve düşüncelerin meydana çıkarılmasını sağlayabilmektedir. Bu yolla, konuşmacının dinleyenler üzerinde yarattığı etki ve onların söylenenlerden aldıkları mesajları bulmak mümkün olabilmektedir. Çalışmamız, Türkiye Büyük Millet Meclisi?nin açılışından itibaren, Atatürk?ün her yıl yaptığı meclis açış konuşmalarının, muhteva analizi metoduyla incelenmesi üzerinedir. Söz konusu konuşmalar, Meclis?in çalışma yılı başlangıcında yapılmaları nedeniyle, diğer zamanlardaki konuşmalardan ayrı bir amaç ve öneme sahiptirler. Her konuşma metni, meclis çalışmalarının ve dolayısıyla hükümet işlerinin, geçmişi ve geleceğine ilişkin mesajlar içermektedir. Atatürk?ün üzerinde durduğu konularla, ülkedeki gelişmeleri şekillendiren meclis faaliyetleri bir arada değerlendirilmek suretiyle, konuşma metinlerinin etkileri araştırma konusu olarak seçilmiştir. Hedefimiz, konuşma metinlerinin vizyon çizmeye yönelik olup olmadıklarını ortaya koymaktır. Böylelikle, Atatürk?ün liderlik özelliğinin bir parçası olan, kitleleri yönlendirme becerisi, ayrı bir açıdan değerlendirilmiş olacaktır. Yapılan inceleme, 1920-1938 yılları arasını kapsamaktadır. Bu dönem, Türkiye Cumhuriyeti Devleti?nin kuruluşuna giden yol ile gelişiminin başlangıç sürecini ihtiva etmektedir. Ülkede halk egemenliğinin tam manasıyla tesis edilmesinin de temel taşlarının oluşturulduğu yılları tarif eder. Bu açıdan, Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmalarıyla başlayan ve günümüz Türkiye?sine uzanan yolda, Atatürk?ün işaret ettiği konuların ne ölçüde anlaşıldığı ve benimsendiği de gözlemlenebilecektir. Ayrıca konuşma metinlerinin içerdiği konulara ayrılan zaman ve söz söylenirken izlenen sıra, dönemin ülke açısından önceliklerine önemli bir gösterge olarak görülebilecektir. Konuşma metinlerinin aynı konu üzerine söylenen bölümleri ayrı ayrı analize tabi tutularak, bütünü üzerinde yorum ve değerlendirmelere ulaşılmıştır. Yani, küçük parçalardan başlanarak tümevarım yolu izlenmiştir. Söz konusu parçalar, kendi konu başlıkları üzerine yapılacak çalışmalara da veri sunma özelliği taşıyabileceklerdir. Nitekim, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi üzerine hazırlanan birçok eserde benzer konu başlıklarıyla tasnif edilerek sunum yapılmaktadır. Dolayısıyla, Atatürk?ün meclis açış konuşmaları bir anlamda döneminin özeti gibidir. Bu yüzden, diğer söylev ve demeçlerinde rastlanamayacak kadar geniş zaman dilimleri üzerine düşüncelerinin topluca meclis açış konuşmalarına yansıdığı kabul edilebilir. Atatürk, hayatın her sahasında olduğu gibi, meclis açış konuşmalarında da öğreticilik yönünü elden bırakmamıştır. O?nun sözleriyle hareketini şekillendirenler, körü körüne değil, inanarak adım atmışlardır. Kendisinin, hükümet işleri ile alakası ve yol göstericiliği sayısız örneklerle gözler önündedir. Bu çalışma ise, milletvekillerini yönlendirmedeki başarısı ve çizdiği vizyonu ortaya koymaktadır. Anahtar kelimeler: Meclis, Muhteva Analizi, Vizyon, Meclis Açış Konuşmaları.
15. yüzyıl divanlarında konuşma eğitimi
Bu çalışmada 15 yy divanlarında temel dil becerilerinden konuşma becerisine ilişkin beyitler tespit edilmeye çalışılmıştır. Tespit edilen beyitlerin Türkçe Dersi (6, 7, 8. sınıflar) öğretim programındaki kazanımlarla örtüşüp örtüşmedikleri konusunda fikir elde edilmeye çalışılmıştır. Araştırma tarama modeli ile 15. yy divanları içerisinde yer alan Çâkeri Divanı, Şeyhi Divanı, Ahmed Paşa Divanı, Ahmed-i Dâ'i Divanı ve Mesihi Divanında geçen konuşma becerisine ilişkin kavram, kelime, kelime grublarına ulaşılmaya çalışılmıştır. Araştırma ile ilgili olduğu düşünülen beyitler fişlenmiştir.İlgili olmadığı düşünülen beyitler araştırmaya alınmamıştır. Elde edilen beyitler belirli başlıklar altında sınıflandırılmıştır.Konuşma becerisi ile ilgili olan beyitler konuşma kazanımlarıyla örtüşüp örtüşmedikleri kontrol edilmiştir.İnceleme sonucunda beyitlerin konuşma kazanımlarıyla uyuştuğu görülmektedir.Bu tür eserlerin eğitim öğretim programlarında yer alması faydalı olacağı düşünülmektedir. Bu eserler sadeleştirme, basitleştirme gibi yöntemlerle kontrollü metin haline getirilerek okullarda okutulabilir. Böylece temel dil becerilerinin desteklenmesi sağlanır ve geçmişteki değerler günümüze taşınmış olur.
Hikâye anlatma becerisi ediniminin hazırlıksız konuşma becerisi gelişimine katkısı
Bu araştırmanın amacı hikâye anlatma becerisi ediniminin 6. sınıf öğrencilerinin hazırlıksız konuşma becerisi gelişimine katkısını ortaya koymaktır. Araştırmada nitel ve nicel araştırmaların birlikte verildiği karma yöntem deseni kullanılmıştır. Araştırma 2020-2021 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde Afyonkarahisar il merkezinde yer alan bir ortaokulun altıncı sınıfında öğrenim gören 10 kişilik çalışma grubuyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri; dereceli puanlama anahtarı, konuşma becerisi tutum ölçeği, video kayıtları, yarı yapılandırılmış görüşme formları ve gözlem formlarıyla toplanmıştır. Uygulama öncesinde hikâye anlatma becerisi ediniminin hazırlıksız konuşma becerisine etkisini belirlemek amacıyla alan yazında tespit edilen çalışmalar ve ilgili müfredatlar incelenmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda araştırmacı tarafından öğrencilerin hazırlıksız konuşma becerisini geliştirmek amacıyla hikâye anlatma eğitimi ve hazırlıksız konuşma etkinliklerini içeren günlük plan hazırlanmıştır. Araştırmacı tarafından yürütülen araştırmanın uygulama süreci 15 hafta sürmüştür. Uygulama öncesinde öğrencilerin hazırlıksız konuşma becerisine yönelik düzeyleri ve konuşma becerisi tutumları ölçüldükten sonra uygulama aşamasına geçilmiştir. Uygulamada öğrencilere hikâye anlatıcılığı eğitimi verilmiştir ve araştırmacı hikâye anlatma eğitimi uygulama gözlem formu doldurmuştur. Hikâye anlatıcılığı eğitimi tamamlandıktan sonra öğrencilerin hazırlıksız konuşma becerisi gelişimine katkısını belirlemek için öğrencilere hikâye anlatımı sonrasında hazırlıksız konuşma etkinlikleri yaptırılmıştır. Uygulama öncesinde ve sonrasında öğrencilere hazırlıksız konuşma türleri ile ilgili etkinlik yaptırılıp video kaydına alınmıştır. Alınan video kayıtları incelenerek Ortaokul 6. Sınıf Öğrencilerinin Hazırlıksız Konuşma Becerisine Yönelik Dereceli Puanlama Anahtarı doldurulmuştur. Ayrıca süreç içerisinde araştırmacı tarafından her hafta, ön ve son uygulamada hazırlıksız konuşma uygulama gözlem formu doldurulmuştur. Uygulama öncesinde ve sonrasında öğrenci görüşleri alınmıştır. Ayrıca uygulama sonunda velilerin ve öğretmenlerin görüşlerini belirlemek için veli ve öğretmen görüşleri alınmıştır. Elde edilen bulgulara göre öğrencilerin boyut bazlı ön test ve son testten aldıkları puanlara ilişkin bağımlı örneklem t testi sonuçlarına göre hazırlıksız konuşma boyutlarında gelişmeler olduğu görülmüştür. Ayrıca öğrencilerin hazırlıksız konuşma becerisi genel toplam ön test ve son testten aldıkları puanların son test lehine olduğu görülmüştür. Benzer durum hem boyutlar hem de genel toplam kalıcılık testi puan ortalamalarında da görülmüştür. Öğrencilerin ön test ve son test hazırlıksız konuşma becerisi tutum puanlarına ilişkin bağımlı örneklem t testi puanları ile kaygı puanlarına ilişkin wilcoxon işaretli sıralar t testi puanları son test lehine olduğu görülmüştür. Öğrenciler eğitimi verimli-eğlenceli-eğitici-güzel bulduklarını, eğitimin hazırlıksız konuşmalarında gelişme sağladıklarını, hazırlıksız konuşma türleriyle ilgili bilgi sahibi olduklarını, hikâye anlatımını öğrendiklerini, beden dili-jest ve mimikleri kullanmada geliştiklerini, konuşurken heyecan ve utanma duygularının azaldığını, konuşurken kendilerini iyi ifade ettiklerini, özgüvenlerinde artış sağladığını, akıcı konuştuklarını, söyleyiş özelliklerinde gelişme olduğunu, dinleyicilerle etkileşim sağladıklarını görüşlerinde belirtmiştir. Veli ve öğretmen görüşleri öğrenci görüşlerini destekler niteliktedir. Araştırmacı uygulama sürecinde öğrencilerin hazırlıksız konuşma etkinlikleri ile hikâye anlatımı yapmaktan hoşlandıklarını ve sosyal yönden gelişme gösterdiklerini gözlemlemiştir. Sonuç olarak 6. sınıf öğrencilerinin hazırlıksız konuşma becerisi gelişiminde, hikâye anlatma becerisi edinmeleri etkilidir. Bu sonuç doğrultusunda birtakım öneriler ileri sürülmüştür.
Konuşma becerisinin geliştirilmesinde Web 2.0 aracılığıyla oyun temelli öğrenme
Konuşma, insanın kendini ifade etmesi bakımından oldukça önemlidir. Konuşma becerisi, geçmişten bugüne insanoğlunun sahip olduğu en önemli beceriler arasında yer almaktadır. Örgün eğitim kurumlarında verilen konuşma eğitimi, öğrencilerin tüm hayatları boyunca kullanmak durumunda kalacakları kazanımları içermektedir. Bu araştırmanın amacı web tabanlı oyun atölye sürecinin beşinci sınıf öğrencilerinin konuşma becerisine etkisini belirlemektir. Araştırmada nitel ve nicel verilerin birlikte kullanıldığı karma yöntem tercih edilmiştir. Araştırma kapsamında 14 oyun temelli atölye geliştirilmiştir. Geliştirilen oyun temelli atölyelerin uygulama aşaması 2020-2021 eğitim öğretim yılı ikinci dönemi uzaktan eğitim sürecinde Web 2.0 araçları ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, İstanbul ilinde yer alan bir devlet ortaokulunun beşinci sınıfına devam eden 10 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma tek gruplu olarak yürütülmüştür. Araştırma verileri; gözlem, hazırlıklı konuşma değerlendirme formu, hazırlıksız konuşma değerlendirme formu, karşılıklı konuşma değerlendirme formu, oyun temelli atölyeler, araştırmacı günlüğü, öz değerlendirme formu, araştırmacı uygulama değerlendirme formu, öğrenci görüşme formu ve öğretmen görüşme formu aracılığı ile toplanmıştır. Uygulama öncesinde oyun temelli öğrenme sürecinin konuşma becerisine etkisini belirlemek amacıyla alanyazın incelemesi yapılmış ve ilgili müfredatlar incelenmiştir. Yapılan incelemeler ve gözlemler, başvurulan uzman görüşleri sonucunda konuşma kazanımları belirlenmiş ve araştırmacı tarafından oyun temelli atölyeler hazırlanmıştır. Araştırmacı tarafından yürütülen uygulama süreci 14 hafta sürmüştür. Uygulama öncesinde öğrencilerin konuşma becerisine yönelik düzeyleri ön test aracılığı ile ölçüldükten sonra uygulama aşamasına geçilmiştir. Uygulama süresince araştırmacı tarafından araştırmacı günlüğü tutulmuştur. Her atölye sonunda çalışma grubunda yer alan öğrenciler tarafından öz değerlendirme formu ve araştırmacı tarafından araştırmacı uygulama değerlendirme formu doldurulmuştur. Uygulama sonrasında oyun temelli atölyelerin öğrencilerin konuşma becerisine etkisini belirlemek için son test uygulaması yapılmıştır. Ayrıca uygulama sonrasında çalışma grubundaki öğrenciler ve bu öğrencilerin dersine giren öğretmenler ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Çalışma grubunda yer alan öğrencilerin konuşma becerilerinin belirlenmesi ve gelişimlerinin incelenmesi amacıyla yapılan hazırlıklı konuşma ön test ortalamaları X ̅:32,5000 iken son test ortalamalarının X ̅:63,000, hazırlıksız konuşma ön test ortalamaları X ̅: 36,3000 iken son test ortalamalarının X ̅:54,5000, karşılıklı konuşma ön test ortalamaları X ̅:43,0000 iken son test ortalamalarının X ̅:64,4000 olduğu tespit edilmiştir. Son testlerde öğrencilerin başarılarının anlamlı bir biçimde daha yüksek olması, uygulanan oyun temelli atölyelerin öğrencilerin konuşma becerilerine katkı sağladığını göstermektedir. Çalışma grubunda yer alan öğrencilerin atölye sonunda doldurdukları öz değerlendirme formları ile araştırmacı uygulama gözlem formları arasında ilk atölye haricindeki diğer atölyelerde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Araştırmacı günlüğü ve öğrenci görüşleri de bu verileri destekler niteliktedir. Diğer taraftan öğrenciler genel anlamda oyun temelli atölyeleri eğlenceli bulduklarını ve bir daha oynamak isteyeceklerini belirtmişlerdir. Çalışma grubunda yer alan öğrencilerin uygulama sonunda alınan görüşleri incelendiğinde, öğrencilerin hepsinin atölye sürecinin konuşmalarına katkı sağladığını belirttikleri görülmüştür. Çalışma grubundaki öğrencilerin dersine giren öğretmenlerin uygulama ile ilgili görüşleri de çalışmanın sonuçlarını destekler niteliktedir. Sonuç olarak araştırma sürecinde yapılan oyun temelli atölye uygulamalarının öğrencilerin konuşma becerilerinin gelişimine katkı sağladığı söylenebilmektedir.
İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin ikna edici konuşma becerilerinin geliştirilmesi
Bu araştırmada, araştırma kapsamında oluşturulan İkna Edici Konuşma Modeli'nin, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin ikna edici konuşma becerilerine olan etkilerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması tercih edilmiştir. Araştırmanın katılımcıları 2022-2023 eğitim-öğretim yılında öğrenim görmekte olan dokuz ilkokul dördüncü sınıf öğrencisinden oluşmuştur. Araştırma kapsamında öğrencilerin uygulama öncesindeki konuşma performansları belirlenmiş, ardından hazırlanan programla ikna edici konuşma öğretimi gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin uygulama sonrası performanslarının belirlenmesi ve öğrencilerle yarı yapılandırılmış görüşmelerin gerçekleştirilmesi ile tamamlanan araştırma süreci 12 hafta sürmüştür. Uygulamanın tüm aşamaları kamera ve ses kaydına alınmış, uygulama esnasında yaşananlar araştırmacı günlüğüne kaydedilmiştir. Son olarak öğrencilerle bire bir görüşme gerçekleştirilerek uygulama süreci tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri, öğrencilerin konuşma planlarının ve videolarının değerlendirildiği ikna edici konuşma rubriği, araştırmacı günlüğü, gözlem formu ve görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi yöntemi benimsenmiş, Dedoose programı kullanılmıştır. Analiz sürecinde birinci alt probleme ilişkin veriler için öğrencilerin uygulama öncesi ve sonrasındaki performans ortalamaları sunulmuş, rubrikte yer alan boyutlar uygulama öncesi, uygulama sonrası ve uygulama süreci çerçevesinde açıklanmıştır. Araştırmanın ikinci alt problemine ilişkin verilerde ise tematik kodlama yapılmış, öğrenci görüşleri şekiller ve doğrudan alıntılarla sunulmuştur. Araştırmanın sonucunda öğrencilerin ikna edici konuşma becerilerinde gelişim olduğu gözlemlenmiştir. Öğrencilerin, uygulama öncesi ve uygulama sonrasındaki performansları karşılaştırıldığında tespit edilen gelişimden hareketle İkna Edici Konuşma Modeli'nin, ikna edici konuşma becerilerinin gelişiminde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Uygulama sürecinde öğrencilerin, modeli öğrenme ve kullanma konusunda istekli oldukları kaydedilmiştir. Bununla birlikte gözlemler ve öğrenci ürünlerinden hareketle gerekçelendirme, konuyu derinleştirme ve ses kullanımı gibi konularda zaman zaman zorluk yaşasalar da gelişim kaydettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan görüşmelerden hareketle öğrencilerin, gelişimlerinin farkında oldukları, modelin aşamalarına ilişkin olumlu görüşlere sahip oldukları, yapılan etkinliklerin günlük yaşamlarına katkı sağladığı gibi gelecekteki yaşamlarında da faydalı olacağını düşündükleri ve gerçekleştirilen uygulamaları derslerinde kullanma konusunda istekli oldukları sonuçlarına ulaşılmıştır.
The nature of dialogic reflection on L2 spoken performances of tertiary-level students
This study aims to explore the nature of dialogic reflections of L2 tertiary level learners on their spoken performances through qualitative sociocultural research. To conduct the study, 24 tertiary level L2 learners were given six different speaking tasks throughout 12 weeks, and they did the tasks in the classroom with their pairs and audio-recorded their conversation. Then, the learners listened to their performances and reflected on them dialogically with their pair, and audio-recorded their reflections. The learners yielded 22 hours of interaction with their peers. All the tasks and reflections were recorded, transcribed, and categorized through MAXQDA, a software platform. To analyze the data, sociocultural theory-based analysis methods, which are microgenetic approach and sociocultural discourse analysis, both of which are included in microanalysis methods, were used. The findings revealed that there are two main categories occurring while reflecting dialogically. The most common one is showing regulatory behaviors, and the other one is having affective involvement. In the dialogic reflection sessions, regulatory behaviors appeared in two ways; (1) the learners either initiated a conversation by asking questions, making suggestions, asking for guidance or clarification, and raising awareness or (2) showed regulated behaviors by scaffolding their pairs, making language-related explanations, and establishing mutual understanding between each other. Besides, affective involvement happed in two ways; the first one happened when learners felt their achievement, and secondly when they wanted to praise their pairs or themselves. Finally, the findings give implications for the use of reflection with learners, learner improvement, and classroom interaction.
A sequential analysis of task entering practices in paired role-play tasks
Assessment of L2 learners' interactional competence (IC) as part of oral proficiency has recently increased since the understanding of L2 speaking has been expanded with social-situational language use. L2 oral proficiency assessment studies have attempted to define what entails IC construct and to provide evidence to its unfolding across different assessment settings including oral proficiency interviews, group/pair discussions, and role-plays. However, there is still scant evidence to what entails IC since previous research has focused on limited interactional setting (e.g., L2 requests, Al-Gahtani & Roever, 2012; L2 refusals, Al- Gahtani and Roever, 2018) and practices (e.g., topic management, Galaczi, 2014; Kley, 2019). Examining 49 paired role-play interactions with conversation analysis (CA), this study investigates how test takers initiate telling their unfulfilled childhood dreams. The findings show that test takers either project their telling through preliminaries (n = 38) or directly launch (n = 11) their telling. Further investigation demonstrates that the test takers transform the initiation of paired role-plays into a collaborative interactional event even when the telling of a childhood dream is directly launched. Additionally, the test takers draw on a variety of preliminary sources that are sequentially consequential, namely pre-pre sequences, pre-question sequences, pre-telling sequences, and story prefaces. Varying practices at the task entrance imply that assessment protocols should start within the task initiation phase and that preliminaries as a defining feature of IC can be used within such moments for scoring. For this purpose, an evidence-based rubric built on the test takers' observed practices are offered. Keywords: interactional competence assessment, conversation analysis, role plays, preliminaries
Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kültürel etkileşim: Konuşma motivasyonu, öz yeterlik inancı, kaygısı ve sosyokültürel uyum üzerine yarı deneysel bir araştırma
Bu araştırma, kültürel etkileşim etkinliklerinin yabancı dil olarak Türkçe öğretimi öğrencilerinin konuşma motivasyonu, konuşma öz yeterlik inancı, konuşma kaygısı ve sosyokültürel uyum değişkenleri üzerindeki etkilerini test etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, nicel desenlerden olan yarı deneysel desenler altındaki öntest-sontest eşleştirilmiş karşılaştırma gruplu desen ile yürütülmüştür. 27 kişili deney ve 25 kişili karşılaştırma grubuna sahip olan araştırmada nicel veriler için Türkçeyi İkinci Dil Olarak Öğrenenler için Konuşma Motivasyonu Ölçeği, Türkçeyi Yabancı Dil Olarak Öğrenenler için Konuşma Öz Yeterlik Ölçeği, Türkçe Öğrenen Yabancılar için Konuşma Kaygısı Ölçeği ve Sosyokültürel Uyum Ölçeği kullanılmışken nitel veriler içinse araştırmacılar tarafından geliştirilen Kültürel Etkileşim Etkinlikleri Değerlendirme Formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 29 programıyla analiz edilmiştir. Toplam 1 ay içinde, 9 gün ve 15 etkinlik olmak üzere gerçekleştirilen müdahale sonucunda oluşan nicel ve nitel bulgular grafik ve tablolarla gösterilmiştir. Çalışma sonunda kültürel etkileşim etkinliklerinin; konuşma öz yeterlik inancı ve konuşma kaygısı değişkenleri üzerinde olumlu yönde, orta ve büyük etkilere sahip anlamlı sonuçlara ulaştığı saptanmışken konuşma motivasyonunda yetersiz, sosyokültürel uyumda ise anlamsız etkiye sahip olduğuna dair sonuçlar alanyazına kazandırılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre öneriler sunulmuştur.
Enhancing ELT students' professional vision through early critical awareness-oriented content integration
The aim of the study is to explore the effect of critical pedagogical content integration through critical awareness raising content integration in Spoken English courses at Foreign Language Education Departments on students' vision of their profession. The study was conducted with the students who took the Spoken English I and II courses during the 2018-19 academic year in Foreign Language Education Department at Middle East Technical University, based on a qualitative research design. Students were interviewed individually and in focus groups twice throughout the academic year. Observation notes of the researcher were also used as a research tool for data collection. Almost all classroom performances of students were recorded for the researcher to keep her observation notes. The outcome of the study is that students' vision of their profession was more realistic having developed a deeper insight discussing multiple aspects of teaching English in contextualized tasks through critical awareness raising tasks throughout one academic year. It was observed that the participants developed an awareness of a more empowered teacher image sensitized to oppressed groups in educational settings. Keywords: critical pedagogical content, preservice teachers, critical thinking, professional vision, Socratic approach
Semiotic approach in English classes and its effect on students' achievement and attitude in speaking
Speaking skills in a target language has been considered as one of the most difficult skills by learners and ways of increasing the success and creating a convenient learning environment are seeking for decades. Recently, the use semiotics in learning has been discussed; therefore, this study aims to find the effect of using semiotic approach on students' speaking achievement and their attitude towards speaking English and the semiotic approach application. The study is held at a state university preparatory school in Turkey with 32 participants. Mixed method is used. The quantitative data is collected by experimental research method, using one control (n=14) and one experiment group (n=18) to compare pre-test and post-test results of speaking success. Also, an adapted questionnaire is applied to experiment group to reveal their attitudes towards English speaking and the use of semiotic approach. Experiment group's speaking skills development is observed and a teacher journal is kept by the researcher for each week's application to collect the qualitative data for having a deeper understanding of the classroom atmosphere and participants' attitudes towards the semiotic approach use. The results demonstrated that the use of semiotic approach in class has a significant influence on students' achievement in speaking and students who the semiotic approach applied has a positive attitude towards speaking English and using semiotic approach classroom. The classroom atmosphere is also enjoyable and comfortable with the use of semiotic approach in order to create a suitable environment for stress-free speaking area for language learners.
Vurgulu olumlu değerlendirmenin Türkçe dersleri sınıf içi etkileşiminde kullanımının incelenmesi
Eğitim öğretim süreçlerinin iyileştirilmesine dönük olarak sınıf içi etkileşimin konuşma çözümlemesi yöntemiyle incelendiği çalışmalar çok önemli bilgiler ortaya koymaktadır. Sınıf içi etkileşim, öğretmen-öğrenci ve öğrenci-öğrenci etkileşimleri ile şekillenmektedir. Bu etkileşimler öğrenen merkezli, anlama ve kavrama süreçlerinde bilginin öğrenen tarafından yapılandırıldığı öğretim uygulamalarında son derece kritiktir. Özellikle dilin hem amaç hem de araç olarak kullanıldığı dil öğretim sınıflarında sınıf içi etkileşim, dil öğretimi ve etkileşim bağlamının bir arada gözlenebildiği önemli bir veri kaynağıdır. Etkileşimin bütüncül olarak görülebildiği, kanıtlanabilir ve nesnel verilere ulaşılabilen bir yöntem olması sebebiyle konuşma çözümlemesi, sınıf içi etkileşimin incelenmesinin amaçlandığı çalışmalarda en uygun yöntemlerden biridir. Türkçe öğretiminin yapıldığı sınıflarda öğretim uygulamalarında hazırlık, metin işleme ve değerlendirme gibi süreçlerin işlerliğine dair bir çalışma olmaması genel hatları Türkçe dersi öğretim programları ile belirlenen öğrenme ve öğretme sürecinin sınıf içinde nasıl gerçekleştirildiğinin bilinememesine yol açmaktadır. Öğretmenlerin yalnızca süreç sonunda değil, sürecin her aşamasında öğrenciyi takip etmesi ve değerlendirmesinin beklendiği derslerde sınıf içi etkileşimin müdahalesiz ve yansız biçimde gözlenmesi değerlendirmenin öğrenci ve öğretim süreci üzerindeki etkilerini açık biçimde görmeyi sağlamaktadır. Bu tez kapsamında 7.sınıf düzeyindeki bir sınıfın altı haftalık Türkçe dersi kaydedilmiştir. Kayıt esnasında herhangi bir müdahalede bulunulmamış, ders tamamen doğal akışı içinde kaydedilmiştir. Elde edilen kayıtlarda öğretmenin başlangıç-yanıt-dönüt/değerlendirme üçlü söz dizilerini etkin olarak kullandığı, etkileşimlerinde "aferin" ve "güzel" sözcüklerini kullanarak "vurgulu olumlu değerlendirme" yaptığı görülmüştür. İki haftalık kayıt süresinde vurgulu olumlu değerlendirme yapılan 48 kesit belirlenmiştir. Bu kesitlerde vurgulu olumlu değerlendirme unsuru olan "aferin" ve "güzel" sözcüklerinin yapılan etkinliklerde etkinliğin sürdürülmesi/sonraki sıraya geçişi işaret etme ve etkileşimin kapatılması işlevlerinde kullanıldığı görülmüştür. Anahtar sözcükler: konuşma çözümlemesi, Türkçe öğretimi, ana dili eğitimi, sınıf içi etkileşim, vurgulu olumlu değerlendirme.
The influence of conventional and distance flipped instruction on EFL learners' self-regulation skills and anxiety while teaching speaking skills
Flipped learning has emerged as an innovative approach and provided interactive opportunities for students who are rapidly adopting new technologies. In a flipped classroom, learners are required to do cognitively challenging and engaging tasks in class instead of trying to do this "heavy work" at home. With the spread of the COVID-19, a new concept has also appeared: distance or online flipped instruction, which basically refers to flipping synchronous online classes. To this end, the present study attempts to find out the possible influence of conventional flipped instruction along with online flipped instruction on EFL learners' self-regulated L2 learning strategy use and foreign language classroom anxiety while teaching speaking skills. Nearly 80 A2 level students at Middle East Technical University participated in the study. Four intact classes were randomly assigned to one of the two treatment groups: experimental and control. The experimental group students started to use Google Classroom application besides their regular classes. In the experimental group, students were required to watch videos and take notes on various topics before the actual lesson. The influence of the flipped learning model on learners' self-regulatory behaviours and foreign language classroom anxiety was analyzed by comparing control and experimental groups' survey results before and after the implementation of the flipped instruction. Finally, to get a deeper understanding, semi-structured interviews were conducted with ten students to explore the learners' views in the experimental group as well.