Sport psychology
74 theses under this subject heading
Sporcuların psikolojik beceri ile zihinsel antrenman düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Çalışmanın amacı, sporcuların zihinsel antrenman ve psikolojik beceri düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi ve çeşitli demografik özelliklere göre karşılaştırılmasıdır. Tarama modeline göre yapılan çalışmanın araştırma grubunu Tekirdağ ilinde çeşitli spor branşlarında faaliyet gösteren 541'i erkek (%66,6) 271'i kadın (%33,4) olmak üzere toplam 812 sporcu oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama sürecinde kişisel bilgi formu ile "Sporda Zihinsel Antrenman Envanteri" ve "Sporcuların Psikolojik Becerilerini Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin karşılaştırmasında Independent T testi ve One Way Anova Testi, değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için Pearson Korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon testleri yapılmıştır. Elde edilen bulgular ışığında sporcuların zihinsel antrenman ve psikolojik beceri düzeyleri ile cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, aile aylık gelir, spor branşı, spor türü, temas durumu, lisans durumu, lisans yılı, millilik durumu ve haftalık antrenman sayısı değişkenleri arasında anlamlı farklılık olduğu, sporcuların zihinsel antrenman ile psikolojik beceri düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu ve psikolojik beceri sporcuların zihinsel antrenman düzeyleri üzerindeki değişimin yaklaşık %32,5'ini açıkladığı bulunmuştur. Araştırma sonuçları incelendiğinde cinsiyetin, yaşın, eğitim düzeyinin, aile aylık gelirinin, spor branşının, spor türünün, temas durumunun, lisans durumunun, lisans yılının, millilik durumunun ve haftalık antrenman sayısının sporcuların psikolojik beceri ve zihinsel antrenman düzeylerini belirleyicileri arasında yer aldığı ve psikolojik beceri düzeylerinin artması durumda zihinsel antrenman düzeylerinin de artacağı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Spor, Spor Psikolojisi, Zihinsel antrenman, Psikolojik beceri
Dövüş sporcularının dikkat ve psikolojik beceri düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı dövüş sporları ile ilgilenen dört farklı branştan ( Boks, Kick Boks, Muay Thai ve Taekwondo) sporcularının psikolojik beceri ve dikkat düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelenmektir. Araştırmaya toplam %61,2 erkek, %38,8 kadın olmak üzere 85 sporcu katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, d2 dikkat testi ve sporcuların psikolojik becerilerini değerlendirme ölçeği kullanılmıştır. Karşılaştırılmasında ikili gruplar için Independent Samples T Test, üç ve daha fazla gruplar için One Way Anova testi uygulanmıştır. One Way Anova testi sonucunda anlamlı farklılıkların hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için Post Hoc testlerinden Tukey yapılmıştır. Ayrıca katılımcıların dikkat ve psikolojik beceri düzeyleri arasındaki ilişkinin saptanması için Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Elde edilen bulgular ışığında, spor branşları ve cinsiyet arasında anlamlı farklar tespit edilmiştir. Geriye kalan eğitim durumu, sporcu lisansı, baskın el, katılımcı yaşı, haftalık antrenman gün sayısı, günlük antrenman saati arasında nadir olarak alt boyutlarında anlamlı farklar tespit edilmiştir. Spor derecesi arasında ise herhangi bir anlamlı fark bulunmamıştır. Sonuç olarak muay thai branşı dikkat puanları diğer branşlara oranla daha yüksek olarak tespit edilmiştir.
Spor takımlarında kişisel yakınlık ve karşılıklı paylaşım müdahalesinin takım sargınlığına etkisi
Gerçekleştirilen tez çalışmasında amaç, temelinde iletişim unsurunu barındıran Kişisel Yakınlık ve Karşılıklı Paylaşım (KYKP) müdahale programı spor takımlarında sargınlığı hangi yönde etkilediğini incelemektir. Çalışmaya 8 takımdan [Voleybol (n=6), Basketbol (n=2)] yaşları 13-19 arasında değişen, küçük ve yıldız seviyelerinde oynayan toplamda 78 oyuncu dahil edilmiştir. Takım Sporlarında Etkili İletişim Ölçeği (TSEİÖ) ve Genç Sporcu Takım Sargınlığı Ölçeği (GSTSÖ) iletişim ve sargınlık değişkenlerini ölçmek için kullanılmıştır. Yürütülen araştırmada deney koşuluna yedi oturum olarak KYKP müdahalesi uygulanmıştır. Veriler tekrarlı ölçüm Çok Yönlü Varyans Analizi (MANOVA) ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, Ayırt Etme ve Negatif Çatışma alt boyut puanlarının deney grubunda düşerken, plasebo kontrol grubunda yükselmiştir Görev Sargınlığı alt boyutunda ise deney grubunda istatistiksel olarak anlamlı bir artış olmuştur. TSEİÖ Ayırt Etme ve Negatif Çatışma ile GSTSÖ Görev Sargınlığı alt boyutu puanları müdahale programının spor takımlarındaki iletişimin olumsuz yönlerini azaltması ve takımlarda görev sargınlığının artması yönünde olumlu bir etkisinin olduğunu göstermektedir.
Spor salonunda spor yapanlarda ortoreksiya nervoza belirtilerinin incelenmesi
Bu araştırma, spor salonunda spor yapan kişilerde ortoreksiya nervoza yaygınlık durumunu ve belirtilerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya yaşları 20 ile 45 arasında değişen 87 kadın ve 113 erkek olmak üzere toplam 200 kişi katılmıştır. Araştırmanın örneklemi spor yapan ve yapmayan kişilerden oluşturulmuştur. Araştırmaya katılan kişilere yönelik görüşme formu dört bölümden oluşarak, gruplar halinde uygulanmıştır. Bunlar; araştırmaya katılanların demografik bilgileri "kişisel bilgi formu" ile, ortoreksiya nervoza olup olmadıklarının bilgileri "ORTO-15 testi ve Maudsley Obsesif Kompulsif Envanteri "ile, yeme bozukluğu teşhisi bilgileri ise "Yeme Tutumu Testi (EAT-40)" kullanılarak veriler toplanmıştır. Araştırmada istatistik bulguların yanında nitel bulgulara da yer verilmiştir. Araştırmadan elde edilen istatistiksel bulgulara göre, spor yapan kişiler spor yapmayanlara göre anlamlı bir şekilde daha yüksek ortorektik belirtiler göstermiştir. Cinsiyet değişkenine göre ortoreksiya nervoza durumları değerlendirildiğinde, erkekler kadınlara göre yüksek ortorektik belirtiler gösterdiği saptanmıştır. Spor yapanlarda yeme bozukluğu riski arttıkça ortoreksiya nervoza belirtileri; obsesif kompulsif bozukluk belirtileri arttıkça ortoreksiya nervoza belirtilerinin de artış gösterdiği saptanmıştır. Araştırmadan elde edilen nitel bulgulara göre ise, sağlıklı beslenme konusunda erkeklerin daha fazla araştırma yapıyor olmaları ve bu konuda daha fazla bilinçsizliğin farkında olmaları tespit edilmiştir. Ayrıca erkeklerin sağlıklı beslenmeyi bir yaşam tarzı olarak benimsemiş olmaları kadınlara göre daha yüksektir.
Ebeveyn ilgisini arttırma eğitiminin çocukların spora bağlanma duygularına etkisi
Bu araştırmada, çocukların spora katılımlarında ebeveynlerin ne derece aktif ve ilgili oldukları çocukların bakış açısından öğrenilmek istenmiş ve bu ilginin çocukların spora devamlılığında ve bağlanmalarında etkili olup olmadığı incelenmiştir. Ayrıca ailenin ilgisini ve farkındalığını arttırmak amacıyla verilen eğitimin, çocukların spora bağlanmasında, yaptıkları spordan keyif almasında, ailesiyle pozitif ve etkili iletişim kurabilmesinde faydalı olup olmadığı gözlemlenerek çocukların spora bağlılık duyguları üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmaya yaş aralığı 13-17 (X=13.60 ±.913 yıl) olan 25 yüzücü ve ebeveynleri katılmıştır. Veri toplama aracı olarak Sporda Ebeveyn Katılım Ölçeği-SEKÖ, Spora Bağlılık Ölçeği-2-SBÖ-2 kullanılmıştır ve her iki ölçek de araştırma kapsamında Türkçeye uyarlanmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen "Spora Bağlanmada Ebeveyn Eğitimi" adı verilen bir eğitim programı pandemi koşulları nedeniyle çevrimiçi olarak uygulanmıştır. Ebeveynlerin tutumlarını belirlemek amacıyla, sporculara eğitim öncesi ve sonrası her iki ölçek uygulanarak değişim olup olmadığı kontrol edilmeye çalışılmıştır. Verilerin analizinde, normallik dağılımını belirlemek amacıyla çarpıklık ve basıklık değerleri kontrol edilmiştir. Uyarlama çalışmaları için Açımlayıcı Faktör Analizi-AFA, Chronbach Alpha İçtutarlık katsayısı kullanılmıştır. Normallik gösteren verilere t Testi, normallik göstermeyen veriler için de Wilcoxon İşaret Testi kullanılmıştır. Eğitim öncesi ve sonrası elde edilen verilerin analizinde SEKÖ'nün tüm alt boyutlarında fark olmadığı (p>.05) bulunmuştur. Sporcuların spora bağlanmaları ile ilgili yapılan SBÖ-2'nin ilk ve son ölçümlerinde Zoraki Bağlılık alt ölçeğinde (t24=2.42;p<.05), anlamlı fark gözlenmiş, diğer alt ölçeklerde fark olmadığı (p>.05) bulunmuştur. Gönüllü Bağlılık boyutuna ilişkin olarak yapılan Wilcoxon İşaret Testinde son testlerde anlamlı fark olduğu (Z=-3.091;p<.05) bulunmuştur. Sonuç olarak, verilen ebeveyn eğitiminin sonrasında çocukların spora katılım puanlarında ilk ve son ölçümler arasında fark bulunmamasına karşın pandemi koşulları nedeniyle sürenin kısıtlılığı dikkate alındığında küçük ilerlemeler olduğu gözlenmiştir. Spora bağlanma açısından, 12 alt ölçekten sadece ikisinde anlamlı fark (p<.05) olduğu görülmüştür. Birbirlerine olan etkileri sebebiyle bu alt ölçeklerin bulguları çocukların spordan keyif almaya başladıkları bunun da ailelerin baskısının azalmasına bağlı olduğu şeklinde yorumlanabilir. Anahtar Kelimeler: Spora Bağlılık, Sporda Ebeveyn Etkisi, Sporda Ebeveyn Katılımı, Spora Katılımda Ebeveyn Etkisi
Sporcularda bağlanma, ilişki kurma ve sporda psikolojik ihtiyaçların incelenmesi
Bu çalışmada, sporcularda bağlanma stilleri, ilişki kurma ve sporda psikolojik ihtiyaçlar ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma kapsamında, herhangi bir spor dalıyla ilgilenen ve düzenli olarak antrenmanlarını sürdüren 279 erişkin birey araştırmaya dahil edilmiştir. Katılımcılara sosyo-demografik bilgi formu, İlişki Ölçekleri Anketi, Kern's Bağlanma Ölçeği ve Sporda Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği (SPİÖ) uygulanmıştır. Araştırmada verilerin toplanmasının ardından SPSS 25.0 yazılımına girişleri yapılarak, karşılaştırma ve korelasyon analizleri için bağımsız örneklem t-testi ve Pearson Korelasyonu uygulanmıştır. Sporda psikolojik ihtiyaçlar alt boyutlarının bağlanma stilleri tarafından yordayıcılığının incelenmesi için hiyerarşik regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, bekar katılımcılarda bağımsızlık tatmini ve güvenli bağlanma puanları evlilere kıyasla daha yüksek bulunmuştur. Eğitim düzeyine göre, katılımcıların yeterlilik ve bağımsızlık engellenmesi alt boyutlarının lise mezunlarında anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunmuştur. Ayrıca, bağlanma stillerinin sporda psikolojik ihtiyaçlar alt boyutlarıyla ilişkisinin incelenmesine yönelik bulgular incelendiğinde, güvenli bağlanmanın bağımsızlık ve yeterlilik tatmini ile pozitif yönlü ve anlamlı ilişkili olduğu bulunmuştur. Ayrıca, güvenli bağlanma, bağımsızlık ve yeterlilik engellenmesi ile negatif yönlü ve anlamlı ilişkili bulunmuştur. Korkulu, kayıtsız ve saplantılı bağlanma boyutları ile bağımsızlık ve yeterlilik engellenmesi pozitif yönlü ve anlamlı ilişkili bulunmuştur. Güvenli bağlanma tatmin alt boyutlarını pozitif yönlü yordarken; güvensiz bağlanma stilleri (korkulu, saplantılı ve kayıtsız) engellenme alt boyutlarını pozitif yönlü ve anlamlı düzeyde yordadığı bulunmuştur. Araştırmada elde edilen bulgular, sporda bireylerin motivasyonel süreçlerinin devamlılığında erken dönem yaşantılarıyla şekillenen bağlanma stillerinin rolünü anlamak açısından önemlidir ve gelecekte yapılacak araştırmalarla desteklenebileceği düşünülmektedir.
Rekreasyonel faaliyetlere katılan bireylerin psikolojik esneklik ve özgüven düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, rekreasyonel faaliyetlere katılan bireylerin psikolojik esneklik ve özgüven düzeylerinin birey üzerindeki etkisinin araştırılmasıdır. Diğer bir amacı ise yaş, cinsiyet, medeni durum, haftada kaç gün rekreasyonel faaliyete katılırsınız ve yeteri kadar boş zamanınız var mı gibi değişkenler açısından incelemektir. Çalışmamızda, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, İstanbul'da ikamet eden 18 yaşından büyük rekreasyonel faaliyetlere katılım sağlayan 201'i kadın, 105'i erkek olmak üzere 306 kişi oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında, veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Psikolojik Esneklik Ölçeği ve Özgüven Ölçeği kullanılmıştır. Ölçekler çevrimiçi ortama taşınarak, rekreasyonel faaliyetlere katılan bireylerin soruları, dijital ortamda yanıtlamaları sağlanmıştır. Bu araştırmada, tüm istatistiksel analizler SPSS 27 yazılımı kullanılarak yürütülmüştür. Güvenilirlik değerlendirmesinde, ölçeklerin Cronbach alfa katsayıları üzerinden değerlendirilmiş ve bu katsayıların 0.70'in üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Bu araştırmada parametrik istatistiksel testler uygulanmıştır. Ölçekler arasındaki korelasyon düzeyi ve yönü, Pearson Korelasyon analizi kullanılarak incelenmiştir. Ölçeklerin demografik değişkenlere göre karşılaştırılması Bağımsız Gruplar t-testi ve ANOVA testleri ile gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak; Psikolojik esnekliğe göre; cinsiyet, yaş, medeni durum, haftada kaç gün rekreasyonel faaliyetlere katılıyorsun ve yeteri kadar boş vaktiniz olup olmama değişkenlerine göre anlamlı farklılığa rastlanmadığı ortaya çıkmıştır. Psikolojik esnekliğin alt boyutları olan kabul ve bilişsel ayrışma sürecinde; cinsiyet değişkeni ile arasında anlamlı ilişki olduğu ve değer ve değer doğrultusunda davranış sürecinde; haftada kaç gün rekreasyonel faaliyete katılıyorsun değişkeni arasında anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır. Özgüvene göre ise; cinsiyet, medeni durum, yeteri kadar boş vakti olup olmadığı ve haftada kaç gün rekreasyonel faaliyetlere katılıyorsun değişkenleri arasında anlamlı farklılık rastlanmazken, yaş değişkenine göre anlamlı farklılık bulunmuştur.
Zihinsel dayanıklılık, bağlanma stilleri ve bilişsel duygu düzenleme: Bedensel engeli olan ve olmayan sporcular üzerine bir çalışma
Zihinsel Dayanıklılık, Bağlanma Stilleri ve Bilişsel Duygu Düzenleme: Bedensel Engeli Olan ve Olmayan Sporcular Üzerine Bir Çalışma Bu araştırmanın amacı; zihinsel dayanıklılık ile bağlanma stilleri ve bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemi, 18-46 yaş arasında (Art. Ort. 26.11 ± 8.16), bedensel engeli olan (30 kadın, 43 erkek) ve bedensel engeli olmayan (64 kadın, 70 erkek) 207 sporcudan oluşmaktadır. Veri toplama sürecinde, Kişisel Bilgi Formu, Sporda Zihinsel Dayanıklılık Envanteri, İlişki Ölçekleri Anketi ve Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği kullanılmıştır. Veri analizinde SPSS 20.0 programı kullanılmış ve bağımsız gruplar t-testi, pearson momentler çarpım korelasyonu ve hiyerarşik adımsal çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Elde edilen verilerin analizi sonucunda, bedensel engeli olan ve bedensel engeli olmayan sporcular arasında, zihinsel dayanıklılık ve bağlanma stilleri bakımından anlamlı bir farkın olmadığı tespit edilmiştir (p.05). Kabul ve olumlu yeniden odaklanma stratejilerinin ise, bedensel engeli olan sporcular tarafından daha sık kullanıldığı belirlenmiştir (p<.05). Cinsiyetler arası farklılık incelendiğinde, erkek sporcuların zihinsel dayanıklılık puanlarının kadın sporcuların puanlarından daha yüksek olduğu görülmüştür (p<.05). Araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişki incelendiğinde, bedensel engeli olan (r=.41, p<.01) ve bedensel engeli olmayan (r=.27, p<.01) sporcuların, zihinsel dayanıklılık durumları ile güvenli bağlanma stili arasında pozitif bir ilişki olmasının yanı sıra güvenli bağlanmanın tüm sporcular bakımından, zihinsel dayanıklılığı oluşturan güven, devamlılık ve kontrol alt boyutları için anlamlı bir yordayıcı olduğu tespit edilmiştir (p<.05). Anahtar Kelimeler: Zihinsel Dayanıklılık; Bağlanma Stili; Bilişsel Duygu Düzenleme; Bedensel Engellilik
Süper lig altyapı oyuncularının seçili psikolojik parametrelerinin incelenmesi
Araştırma, Süper Lig Altyapı 15-17 yaş grubu çocukların sahip oldukları bazı psikolojik parametrelerin düzeylerini belirlemek ve futbolcuların spor yaşına göre karşılaştırmalarının yapılmasıdır. Altyapı oyuncularının zihinsel dayanıklılık, başarı algısı ve sporda saldırganlık parametrelerini inceleyerek, bu parametrelerin oyuncu performansını nasıl etkilediğini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda Kayserispor(37), Fatih Karagümrük(17), Kasımpaşa(14), Hatayspor(12) futbolcuları ile toplam 80 futbolcu örneklem olarak belirlenmiştir. Seçili parametrelerin ölçülmesinde: Zihinsel Dayanıklılık Envanteri, Sporda Saldırganlık Ölçeği ve Sporda Başarı Hedef Yönelimi Ölçeği kullanılmıştır. İstatistiki analiz boyutunda, futbolcuların sahip oldukları psikolojik becerilerin düzeylerinin belirlenmesi ve spor yaşlarına göre farklılık olup olmadığını belirlemek amacıyla tek yönlü varyans analizi tekniği kullanılmıştır. Sonuç olarak elde edilen toplam puanlara göre futbolcuların zihinsel dayanıklılık ve başarı algısı değişkenlerinde spor yaşına göre anlamlı farklılıklara ulaşılmıştır. Fakat saldırganlık değişkeninde spor yaşına göre anlamlı farklılık saptanmamıştır. Seçili değişkenlerin alt boyutları düzeyinde yapılan istatistiki incelemelerde zihinsel dayanıklılığın ve başarı algısının tüm alt boyutlarında anlamlı farklılıklara ulaşılırken, saldırganlık alt boyutlarında anlamlı farklılık saptanmamıştır. Elde edilen sonuçlar 15-17 yaş grubu futbolcuların zihinsel dayanıklılık ve başarı algısı psikolojik parametrelerinin spor yaşı açısından farklılık gösterdiğini vurgulamaktadır.
Pandemi süreci içerisinde düzenli egzersiz ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, fitness merkezlerinde egzersiz yapan bireylerin pandemi süreci içerisinde düzenli egzersiz ve psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırmanın evrenini, Kayseri ili içerisinde düzenli olarak spor yapan veya düzenli olarak spor yapmayan ama fitness merkezlerine üyeliği bulunan insanlar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise toplam 134 fitness merkezi üyeliği bulunan kişiler oluşturmaktadır. Örneklem içerisinde 60 kadın ve 74 erkek bulunmaktadır. Araştırmanın verilerinin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Egzersiz Değişim Aşaması Kısa Soru Formu, Egzersiz Öz-Yeterlik Ölçeği, Egzersiz Karar Verme Dengesi Ölçeği ve Psikolojik İyi oluş ölçekleri kullanılmıştır. Verilerin analizi için tablo-grafiklerin elde edilmesinde ve verilerin analizinde; tanımlayıcı istatistiklerin belirlenmesi (frekans, yüzde) ve hipotez testlerinin uygulanması için SPPS 22.00 istatistik paket programı kullanılmıştır. Normallik sınamasında, verilerin normal dağılıma sahip olup olmadığını belirlemek için çarpıklık katsayısı (skewness) kullanılmıştır. Sürekli bir değişkenden elde edilen puanların çarpıklık katsayısı ±1 sınırları içinde kalması, puanların normal dağılıma önemli bir sapma göstermediği şeklinde yorumlanabilir (Büyüköztürk, 2019). Ölçekler ve alt boyut puanları normal dağılım gösterdiği için değişkenlere göre karşılaştırmada çok yönlü varyans analizi (MANOVA) kullanılmıştır. MANOVA testinde anlamlı farklılık görüldüğünde, farkın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek amacıyla Tukey – Dunnett-c post hoc testinden yararlanılmıştır. Araştırmadaki analizlerde anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Yapılan istatistiksel analizlerde cinsiyet değişkeni ile bağımlı değişkenler arasında anlamlı farklılığa rastlanmazken, yaş grubu, eğitim durumu ve gelir seviyeleri ile bağımlı değişkenler arasında belli düzeylerde anlamlı farklılıklara ulaşılmıştır. Farklılıkların genelde psikolojik iyi oluş seviyelerinde gerçekleştiği ve sadece yaş grubu ile egzersiz öz yeterlik seviyeleri arasında farklılıklara ulaşılmıştır. Katılımcıların pandemi dönemi içerisinde kendilerini iyi hissettikleri, düzenli egzersizin faydalı olduğunu düşündükleri ve her ne şartla olursa olsun egzersiz yapmak için gereken öz yeterliğe sahip oldukları saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Pandemi, egzersiz, psikoloj, iyi oluş
Genç sporcularda takım sargınlığı ve kolektif yeterlik inançlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, genç sporcularda takım sargınlığı ve kolektif yeterlik inançlarının incelenmesidir. Araştırmaya takım sporları (basketbol, voleybol ve futbol) altyapı liglerinde mücadele eden 180 erkek (yaş: 15.41±1.15) ve 70 kadın (yaş: 14.70±1.09) sporcu olmak üzere toplam 250 sporcu (yaş: 15.10±1.16) katılmıştır. Sporcuların kolektif yeterlik inançlarını değerlendirmek üzere Kolektif Yeterlik Ölçeği kullanılırken, takım sargınlığı algıları için ise Genç Spor Çevre Envanteri kullanılmıştır. Envanter, iki boyutta yer alan 16 madde ve geçersiz yanıtları tespit etmek amacıyla yer verilmiş 2 olumsuz madde olmak üzere toplam 18 maddeden oluşmaktadır. Genç Spor Çevre Envanteri araştırmacı tarafından Türkçe'ye uyarlanarak geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Genç Spor Çevre Envanterinin iç tutarlığına ilişkin Cronbach Alpha güvenirlik katsayıları, envanterin tümü için .89 olarak, görev ve sosyal sargınlık boyutları için .87 olarak; Kolektif Yeterlik Ölçeğinin iç tutarlığına ilişkin Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı ise .72 olarak hesaplanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde tanımlayıcı istatistikler, doğrulayıcı faktör analizi, madde toplam korelâsyonu analizi, T-testi, tek faktörlü MANOVA, tek yönlü ANOVA ve korelâsyon analizlerinden yararlanılmıştır. Sonuçlar değerlendirildiğinde, takım sargınlığının görev ve sosyal boyutlarında cinsiyete göre anlamlı bir farklılık olduğu (p<.05), ancak kolektif yeterlik inançlarının farklılaşmadığı gözlemlenmiş (p>.05), sporcuların takımda bulunma sürelerine göre takım sargınlığı ve kolektif yeterlik inançlarının farklılaşmadığı görülmüştür (p>.05). Son olarak, araştırmaya katılan sporcuların takım sargınlığı ve kolektif yeterlik inançları arasında negatif bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Buna göre, genç sporcularda yüksek düzeyde takım sargınlığı algısı, sporcuların kolektif yeterlik inançlarının zayıflamasına neden olabilmektedir. Bu bağlamda takım sargınlığı ve kolektif yeterlik arasındaki negatif ilişkiyi etkilediği düşünülen faktörler tartışılmıştır.
Devlet ve özel üniversite perspektifinden spor eğitimi alan öğrencilerin cinsiyet rolü ve liderlik özellikleri
Spor eğitimi alan üniversite öğrencilerinin devlet ve özel üniversite perspektifinden cinsiyet rollerini ve liderlik özelliklerini belirleyerek, aralarındaki ilişkinin yönünü ve düzeyini tespit etmek amacı ile gerçekleştirilen bu araştırmanın evrenini üniversite öğrenimlerine devam eden spor yöneticiliği, rekreasyon, antrenörlük eğitimi, beden eğitimi ve spor bölümü öğrencileri oluşturmaktadır. Buna göre çalışmaya; Esenyurt Üniversitesi (n=102), Nişantaşı Üniversitesi (n=102), Marmara Üniversitesi (n=149) Gelişim Üniversitesi (n=92), Bilgi Üniversitesi (n=98) ve Hitit Üniversitesi (n=1113), olmak üzere toplam 687 öğrenci katılmıştır. Nicel araştırma desenlerinden ilişkisel tarama modelinin kullanıldığı bu araştırmada veriler, toplamda 3 bölümden oluşan araştırma formu ile toplanmıştır. Araştırma formunun birinci bölümünde katılımcıların demografik bilgilerine ilişkin sorular, ikinci bölümünde Türkçe uyarlaması Dökmen (2009) tarafından gerçekleştirilen 'BEM cinsiyet rolü envanteri" yer alırken, üçüncü bölümde ise Türkçe 'ye uyarlaması Tabak, Sığrı ve Türköz (2013) tarafından gerçekleştirilen 'Öz-liderlik ölçeği' yer almaktadır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre spor eğitimi alan üniversite öğrencilerinin öğrenim gördükleri üniversite türü, değişkenlerinin ÖLÖ tüm alt faktörlerinde anlamlı farklılığa neden olmaktadır. Öğrencilerin cinsiyetleri, öğrenim gördükleri bölümler, ÖLÖ kendini ödüllendirme ve kendini cezalandırma alt faktörlerinde anlamlı farklılığa neden olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin cinsiyet, BEM tüm alt boyutlarında anlamlı farklılığa, öğrenim gördükleri bölümler BEM kadınsılık ve erkeksilik alt boyutlarında, anlamlı farklılığa neden olduğu tespit edilmiştir.
Zihinsel ve life kinetik antrenmanların voleybolcularda dikkat ve konsantrasyon üzerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, zihinsel ve life kinetik antrenmanların voleybolcuların dikkat ve konsantrasyon düzeyleri üzerine etkilerini ortaya koymaktır. Araştırmada, nicel araştırma modellerinden deneysel araştırma modeli tercih edilmiştir. Araştırmaya katılan 66 voleybolcu zihinsel antrenman grubu (grup 1) (n=22), life kinetik antrenman grubu (grup 2) (n=22) ve kontrol grubu (grup 3) (n=22) olmak üzere 3 gruba ayrılmıştır. Voleybol Antrenmanlarına ek olarak 1. Grup 8 haftalık zihinsel antrenman programına, 2. Grup life kinetik antrenman programına dahil edilmiş ve 3. Grup ise voleybol antrenman programlarına devam etmişlerdir. Uygulama öncesi ve sonrası 1. Grup, 2. Grup ve kontrol gruplarına (d2) dikkat testi uygulanmış ve psikometrik ölçümler için NeuroSky Beyin Dalgaları Mobil 2 EEG cihazından elde edilen veriler kaydedilmiştir. Çalışmaların etkisinin değerlendirilebilmesi için detraning dönemde 12 ve 16. haftalarda ölçümler tekrarlanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.00 paket programı ile analiz edilmiştir. Voleybolcuların 8 haftalık zihinsel ve life kinetik antrenman sürecinden sonra dikkat ve konsantrasyon düzeylerinde ön test ölçümlerine göre son test, 12. ve 16. hafta sonuçları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunurken (p<0.001), kontrol grubunun sadece ön test sonuçlarına göre 16. hafta ölçümleri d2 testi konsantrasyon puanları arasındaki fark anlamlı bulunmuştur. Sonuç olarak 8 hafta süreyle düzenli ve planlı olarak uygulanan zihinsel ve life kinetik antrenmanların voleybolcularda dikkat ve konsantrasyon düzeyleri üzerinde olumlu etkileri olduğu ve life kinetik antrenmanların zihinsel antrenman uygulamalarına göre dikkat ve konsantrasyon düzeyleri üzerinde daha etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Kontrol grubunun 16. hafta ölçümlerine göre voleybol antrenmanlarının sporcuların konsantrasyon düzeylerine olumlu etkileri olduğu elde edilen sonuçlar arasındadır. Zihinsel antrenman ve life kinetik grubunun detraining dönemde yapılan ölçümlerde elde edilen dikkat ve konsantrasyon puanlarında ki düşüş nedeniyle bu tür çalışmaların daha etkili ve kalıcı olabilmesi için belirli bir plan dahilinde devamlı bir şekilde yapılması önerilmektedir.
Sporcuların zihinsel dayanıklılıkları ve başa çıkma stratejileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; sporcularının zihinsel dayanıklılıklarının ve başa çıkma stratejilerinin genel ve alt boyutları dahilinde farklı değişkenlere göre incelenmesidir. Araştırmaya Kütahya, Isparta ve Burdur ilinde yaşayan 71 kadın sporcu ve 177 erkek sporcu olmak üzere toplam 248 sporcu katılmıştır. Araştırmada, katılımcılara yönelik olarak kişisel bilgi formu; Amirkhan (1990) tarafından geliştirilen, Aysan (1994) tarafından Türkçe'ye çevirisi yapılan "Başa Çıkma Stratejisi Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçeğin Sosyal Destek, Problem Çözme ve Kaçınma olarak 3 alt ölçeği vardır. Ölçekte 33 adet soru ve 3'lü Likert tipi bir değerlendirme vardır. 1-Hiç, 2-Biraz, 3-Çok olma durumunu işaret eder. Ayrıca, Madrigal vd. (2013) tarafından geliştirilen Zihinsel Dayanıklılık Ölçeği'nin (ZDÖ); Erdoğan (2016) tarafından Türkçe'ye uyarlanmış şeklinden yararlanılmıştır. Bu ölçek ise 11 adet soru ve 5'li Likert tipinden oluşmaktadır. Bunlar; 1-Kesinlikle Katılmıyorum, 2-Katılmıyorum, 3-Karasızım, 4-Katılıyorum, 5-Kesinlikle Katılıyorum. Araştırmada ölçek veri toplama tekniği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 21.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Frekans ve ortalama değerlerinden faydalanılmıştır. Veri toplama araçlarının normal dağılım gösterip göstermediği test edilmiştir. Normal dağılıma uygun olduğu için parametrik testlerden yararlanılmıştır. Katılımcıların demografik özelliklerine göre zihinsel dayanıklılık ve başa çıkma stratejisi alt boyutları ile ilgili çözümlemeler için bağımsız örneklem t testi ve tek yönlü varyans analizi olan (Anova) testi uygulanmıştır. Tek yönlü varyans analizi (ANOVA) sonrası belirlenen anlamlı farklılığın hangi gruplardan kaynaklandığını belirlemek üzere tanımlayıcı post-hoc analiz tekniklerinden Tukey HSD çoklu karşılaştırma testi yapılmıştır. Ayrıca iki ana faktör olan zihinsel dayanıklılık ve başa çıkma stratejisi alt boyutları dahilinde Korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, sporcuların cinsiyet değişkeni ve aylık gelir durumları ile zihinsel dayanıklılıkları arasında fark bulunmazken; sporcuların aktif olarak spor yapıp yapmama durumuna göre, spor yapma yılı ile, lisanslı olarak yaptıkları branş ile, eğitim durumları ile, duygu durumları ile zihinsel dayanıklılık durumları arasında farklılık tespit edilmiştir. Ayrıca sporcuların cinsiyet değişkeni ve aylık gelir durumları değişkeni ile başa çıkma stratejileri (alt boyutlarıyla birlikte) arasında farklılık tespit edilmezken, sporcuların aktif olarak spor yapıp yapmama durumu ile, spor yapma yılı ile, lisanslı olarak yaptıkları branş ile, eğitim durumları ile duygu durumları ile genel başa çıkma stratejileri arasında farklılık tespit edilmiştir. Son olarak; zihinsel dayanıklılık ve genel başa çıkma stratejilerinden sosyal destek durumları arasında ilişki tespit edilmezken, zihinsel dayanıklılık ile genel başa çıkma stratejisi ve alt boyutlarından problem çözme ve kaçınma arasında ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Zihinsel Dayanıklılık, Başa Çıkma, Spor, Spor Psikolojisi
Profesyonel futbol müsabakalarında erken ofansif oyuncu değişikliğinin müsabaka sonucu ve oyuncu psikolojisi üzerine etkilerinin incelenmesi
Bu araştırmada, profesyonel futbol müsabakalarında erken ofansif oyuncu değişikliğinin müsabaka sonucu ve oyuncu psikolojisi üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın yöntemi, nicel ve nitel yöntemlerin bir arada kullanıldığı eş zamanlı karma yöntemler araştırması desenidir. Nicel kısımda, TFF 1. Lig'de 2017-2018 ve 2018-2019 sezonlarındaki toplam 612 maçta, takımların beraberlik veya mağlubiyet esnasında, erken evrede (ilk devre içerisinde ve devre arasında) gerçekleştirdikleri 345 ofansif oyuncu değişikliği incelenmiştir. Nitel kısımda; aynı sezonlarda, beraberlik veya mağlubiyet durumlarında erken evre ofansif oyuncu değişikliği gerçekleştiren dört teknik direktör, oyuna giren dört ofansif oyuncu ve oyundan çıkan dört oyuncu ile görüşülmüştür. Nicel kısmın verilerinin istatistiksel analizinde ki-kare testi kullanılmış, nitel kısımda ise 'Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu' verilerinin içerik analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda, teknik direktörler gerçekleştirdikleri erken evre ofansif oyuncu değişikliklerini genel olarak maçın skoru ile ilişkilendirmiş ve ofansif oyuncuların oyuna dahil edilmesini skor üretebilme çabası olarak görmüşlerdir. Ancak ilgili sezonlarda beraberlik veya mağlubiyet durumlarında gerçekleştirilen oyuncu değişikleri sonrasında, oyuncuların %15,07'sinin katkı (gol ve/veya asist) sağladığı, %84,93'ünün ise katkı sağlamadığı belirlenmiştir. Oyuna giren ofansif oyuncular ideal performanslarını olumsuz yönde etkileyen faktörleri; motivasyon eksikliği, konsantre olamama, hissedilen baskı, yetersiz ısınma, oyunun temposuna uyum sağlayamama olarak ifade etmişlerdir. Bununla birlikte, oyuna giren ofansif oyuncuların katkı sağladığı müsabakalarda takımın puan kazanmasının, katkı sağlamadığı müsabakalarda ise takımın aldığı puanda bir değişiklik olmamasının anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Erken evre ofansif oyuncu değişiklikleri ile oyundan çıkartılan oyuncular ise hem psikolojik hem de sosyal olarak olumsuzluklarla karşılaştıklarını ifade etmektedirler. Özellikle ilk devre içerisinde oyundan çıkarılmak, oyuncular tarafından daha kötü olarak tanımlanmıştır. Ayrıca oyundan çıkan oyuncular; özgüven kaybı, kendini değersiz hissetme, teknik direktörüne olan güven kaybı, hata yapmaktan korkmak, sorumluluk almaktan kaçınmak, aynı değişikliğe tekrar maruz kalma kaygısı ve odaklanamama gibi nedenlerle, değişikliğe uğradıkları maçtan sonraki antrenmanlarda ve gelecek müsabakalarda performanslarının olumsuz yönde etkilendiğini belirtmişlerdir. Sonuç olarak, erken evre ofansif oyuncu değişikliklerinin gerek müsabaka sonucu gerekse oyuncular üzerindeki çok boyutlu etkileri göz önüne alındığında, teknik direktörlerin bu tarz değişiklikleri yalnızca skor odaklı değil farklı yönleriyle de değerlendirerek gerçekleştirmesinin daha yararlı olabileceği düşünülmektedir.
Hareketi gözlemlerken motor imgelemenin sıçrama performansı ve algılanan performans üzerine etkisi
Hareketi gözlemlemenin (HG) motor imgeleme (MG) ile birleştirildiğinde elde edilecek etkinin artacağına dair literatürde kanıtlar mevcuttur. Buradan hareketle imgeleme müdahalesini içeren HGMI yöntemi ile yapılacak araştırmanın performansa etki edeceği düşünülmektedir. Bu araştırmanın amacı hareketi gözlemlerken motor imgelemenin sporcuların performansı üzerine ve performans algısına etkisini incelemektir. Bu amaçla faktöriyel dizayn ile ön-test son-test modelinde araştırma deseni oluşturulmuştur. Araştırmada randomize kontrollü olarak oluşturulan iki grup müdahale alanlar deney grubuna ve imgeleme müdahalesi almayanlar ise kontrol grubuna atanarak oluşturulmuştur. Gruplar arası ve grup içi karşılaştırmaların yer aldığı bu modelde gereken örneklem boyutunu tahmin etmek için araştırma öncesi güç analizi yapılmış ve sonuç olarak verilere dahil olan 21 kişi (10'u erkek) gönüllü olarak araştırmaya katılmıştır. Alıştırma sürecini takiben derinlik sıçraması ve aktif sıçrama performans ölçümleri Opto Jump cihazı kullanılarak kaydedilmiştir. Ek olarak katılımcılardan imgeleme ve video gözlemleme uygulamasından sonra ne kadar yükseğe sıçradıklarını belirtmelerini istenilen performans tahminleri yapmaları talimatı verilmiştir. Ölçümleri takiben deney grubu 8 haftalık HGMI müdahale programına kayıtları yapılmıştır. Katılımcılar her hafta 3 günde 24 dakika süren video gözlemleme esnasında motor imgeleme müdahalesini almışlardır. Müdahalenin tamamlanmasının ardından son-test ölçümleri alınmıştır. Sonuçlarda HGMİ müdahalesini alan deney grubunda beklendiği gibi müdahale programından sonra performansı artışı gözlemlenememiştir. Deney grubu imgeleme performans tahmininde olmamak kaydıyla video gözlemleme uygulamasından sonra yaptıkları performans tahmininde performanslarının arttıkları yönünde yükseklik değerleri bildirmişlerdir. Ancak bu durum kontrol grubunda gözlemlenememiştir. Sonuçlar ilgili literatür çerçevesinde tartışılmıştır.
Üst düzeydeki judocularda müsabaka öncesi durumluk kaygı düzeylerinin değerelendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, 2009 yılı Büyükler Türkiye Şampiyonasına katılan ve üst düzeye yükselmiş judocuların durumluk kaygı düzeylerinin belirlenmesi ve bu düzeylerin performanslarına etkisi değerlendirilmiştir.Araştırma grubumuz erkek ve bayan olmak üzere 263 sporcudan oluşmaktadır.Sporcuların durumluk kaygı düzeylerini belirlemek için durumluk kaygı envanteri kullanılmış bazı kişisel bilgilerin tespiti içinde anket uygulanmıştır. Değerlendirmeler için ki-kare, frekans, T testi ve one way testleri uygulandı. Sporcuların cinsiyet, yaş, medeni durumu, eğitim durumu, judo branşı ile kaç yıldır uğraştıkları ve haftalık antrenman saatleri ile ilgili karşılaştırmalar yapılmış ve değerlendirmeler uygulanmıştır. Ayrıca verilerin normal dağılımdan geldiği ve homojen olduğu ve analiz sonucunda değişkenler arasında farklar olduğu ortaya çıkmıştır.Deneklerin büyük kısmı 21-23 yaş arasında (%30,4)'lük oranla katılım sağlanmıştır. Katılımcıların büyük kısmı (%64'6)lık oranla erkek deneklerden oluşmaktadır. Deneklerin çoğunluğunun lise mezunu oldukları tespit edildi. Eğitim düzeylerinin yaşlarının ve cinsiyetin müsabaka öncesi durumluk kaygı düzeylerine etkisi olduğu görülmüştür.Judonun gelişmesi için judo eğitimine önem verilmesi ve judo çalışmalarının bilimsel temellere dayandırılarak yapılması gerekir. Bunun yanında yapılacak olan çalışmaların akademisyen antrenörler tarafından bilimsel yollarla ve sporcuların fiziksel ve psikolojik durumlarını göz önüne alarak yapılması gerektiği vurgulanmaktadır.
Sportif performansta zihinsel kontrol: Wegner'in ironik süreçleri kuramı üzerine sistematik derleme
Wegner (1994) baskı altındayken performansın en istenmeyen şekilde gerçekleşebileceğini öne sürmektedir. Daniel Wegner tarafından zihinsel kontrolün ironik süreçleri kuramıyla açıklanan bu hipotez psikoloji, spor ve tıp gibi birçok alanda bilişsel görevler aracılığıyla test edilmektedir. Bu sistematik derleme tezinin amacı, motor beceri ve sportif performans çalışmalar yoluyla ironik süreçler kuramının kapsamlı bir şekilde anlaşılmasını sağlamaktır. Bu derlemede, 1998 – 2021 yılları arasındaki çalışmalar Web of Knowledge, PsycINFO, MEDLINE/PubMed, ve Science Direct veri tabanlarında "zihinsel kontrolün ironik süreçleri", "Sporda ironik süreçler", "Motor performans", İronik süreçler" ve "İronik hata" anahtar kelimeleri kullanılarak tarandı. Dâhil etme ve etmeme ölçütlerine göre toplam 20 araştırma makalesi derlemeye dâhil edildi ardından yöntem ve bulgularına göre 6 alt gruba kategorize edildi. Kategoriler: a) Motor performansta ironik etkilerin tespit edilmesi, b) Sportif baskı altında motor performansın ironik etkileri, c) Motor performansta ironik etkilerin göz hareketleri ile incelenmesi, d) İronik süreçler kuramının farklı kuramlarla karşılaştırılması, e) İronik hatanın genel performans hatasından ayrıştırılması, f) Motor performansta ironik etkilerin teknolojik ölçümlerle incelenmesi. Sonuçlar, ironik süreçler kuramını motor beceri ve sportif performans ortamında test eden araştırmaların baskı ve performans ilişkisinin daha detaylı bir şekilde anlaşılmasına olanak sağladığını gösterdi. Son olarak, mevcut derlemede motor beceri ve sportif ortam kapsamında ironik hatalar için müdahaleler tartışıldı. Bu bağlamda, ironik süreçler mekanizmasının araştırılmasının baskı – performans ilişkisinin daha iyi anlaşılmasında etkili müdahaleler sağlayabilecek kuramsal bir çerçeve olabileceği düşünülmektedir.
Takım sporlarıyla uğraşan elit genç sporcularda boyun eğici davranışların bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı planlı ve sürekli antrenman yapan elit genç sporcuların arasındaki farklıklıları ve benzerlikleri ortaya koymaktır. Çalışmada, Türkiye'de gençler kategorisinde yarışan farklı takım sporları ile uğraşan bireylerin bazı değişkenler açısından boyun eğici davranış düzeyleri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Elit genç sporcularda branş, cinsiyet, ailenin ekonomik düzeyi, eğitim düzeyi, anne-baba eğitim durumu, anne-baba meslekleri gibi değişkenler açısından boyun eğici davranış özelliklerinde farklılıklar olup olmadığı incelenmiştir. Araştırma evreni, Türkiye gençler kategorisinde yarışan Voleybol (n:38), Basketbol (n:53), Hokey (n:65), Futbol (n:47) sporu ile uğraşan bireylerden seçilmiştir. Araştırma verilerinin elde edilmesinde, Çalışmada Gilbert ve Allan (1994) tarafından geliştirilen, Savaşır ve Şahin (1997) tarafından Türkçe'ye uyarlanmış, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılan Boyun Eğici Davranışlar Ölçeği (BEDÖ) kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeklerden elde edilen veriler SPSS 16.0 paket programından yararlanılarak, ikili gruplar için Independent Samples T Testi, çoklu gruplar için One Way Anova ve Scheffe testleri kullanılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda kadınlar ile erkekler arasında (p<0.01), 16-17 yaş grubu ile 18-19 yaş grubu arasında (p<0.01), voleybolcularla hokeyciler arasında (p<0.01), basketbolcularla hokeyciler arasında (p<0.01) ve futbolcularla hokeyciler arasında (p<0.05) istatistiksel olarak anlamlılık bulunmuştur. Sonuç olarak erkeklerin kadınlara göre, 18-19 yaş grubunun 16-17 yaş grubuna göre, hokeycilerin de diğer branşlara göre boyun eğici özelliklerinin daha düşük olduğu söylenebilir. Anahtar sözcükler: Takım Sporu, Elit Sporcu, Boyun Eğici Davranış
Taekwondo sporcularında imgeleme türlerinin karşılaştırılması
Bu araştırmanın temel amacı, imgeleme türleri arasındaki yapısal ilişkiyi test etmek, imgelemenin belirtilen dört boyutu ne derece temsil ettiğini ortaya koymak ve son olarak sporcuların sosyo-demografik özellikleri ile imgeleme türleri/düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olup olmadığını tespit etmektir. Araştırma amacının gerçekleştirilmesi ve sorunsalın çözümü için en uygun yöntemin nicel araştırma yöntemi olduğu düşünülmüştür ve araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini, Türkiye'de 12 yaş ve üzeri lisanslı aktif olarak spor hayatına devam eden taekwondo sporcuları oluşturmuştur. Türkiye'de 12 yaş ve üzeri lisanslı aktif olarak spor hayatına devam eden 449 taekwondo sporcusu araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Verilerin bir kısmı yüz yüze anket tekniği ile büyük çoğunluğu ise internet üzerinden anket tekniği kullanılarak, kolayda örnekleme yöntemi ile elde edilmiştir. Araştırma kapsamında veri setinin analizi için IBM SPSS Statistic Base 23V ve AMOS paket programları kullanılmıştır. Bu araştırma kapsamında yapılan farklılık analizi sonuçlarına göre; katılımcıların bilişsel imgeleme, motivasyonel özel imgeleme ve motivasyonel genel ustalık faktörleri antrenörün millilik durumuna göre farklılık göstermektedir. Doğrulayıcı faktör analizi sonuçlarına göre; model için elde edilen uyum değerleri model uyumunun (model fit) sağlandığını tespit edilmiştir. İyileştirilmiş ölçüm modeline ilişkin doğrulayıcı faktör analizi sonuçlarına göre örtük değişkenler ve gözlenen değişkenlerin "p" değerleri 0,001'den küçük olarak tespit edilmiştir.
Sporcularda belirsizliğe tahammmülsüzlüğün yordanmasında mükemmeliyetçilik ve zihinsel dayanıklılığın rolü
Bu araştırmanın amacı; sporcularda belirsizliğe tahammülsüzlüğün yordanmasında mükemmeliyetçilik ve zihinsel dayanıklılığın rolünü cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, yaşanılan çevre, spor tecrübe yılı ve spor branş türü gibi çeşitli değişkenler ile karşılaştırmaktır. Araştırmanın evrenini Türkiye'de yaşayan sporcular oluştururken, örneklem grubunu 204 kadın ve 182 erkek olmak üzere toplamda 386 gönüllü sporcu oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından oluşturulan''Kişisel Bilgiler Formu'' Freeston Rhéaume, Letarte Dugas and Ladouceur (1994) tarafından geliştirilen, Türkçeye uyarlama çalışması Sarı ve Dağ (2009) tarafından yapılan Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği, Spor ortamındaki zihinsel dayanıklılık seviyesini belirlemek amacıyla Sheard, Golby ve Wersch (2009) tarafından geliştirilen, Türkçe'ye uyarlaması Altıntaş ve Koruç (2016) tarafından yapılan Sporda Zihinsel Dayanıklılık Ölçeği, Dunn, Causgrove-Dunn ve Syrotuik (2002) tarafından geliştirilen, Türk sporcular için geçerlik ve güvenirlik çalışması Çepikkurt (2011) tarafından yapılan Spora Özgü Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilen SPSS 25,0 programına yüklenmiştir. Yapılan analizler sonucunda; verilerin normal dağılım sergilediği belirlenmiş ve istatistiki analizlerde parametrik testler kullanılmıştır. ANOVA ve t-testi yapılarak incelenen cinsiyet, yaş, eğitim durumu, yaşanılan çevre, spor tecrübe yılı ve spor branş türü değişkenlerinde tespit edilen farklar için Posthoc LSD analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; eğitim düzeyi arttıkça zihinsel dayanıklılığın arttığı, kadın katılımcıların zihinsel dayanıklılık düzeylerinin erkek katılımcılara göre daha düşük olduğu ve spor tecrübesinin artmasıyla katılımcıların zihinsel dayanıklılık düzeylerinin arttığı tespit edilmiştir.
Antrenörlerin Makyavelizm ve narsistlik durumlarının incelenmesi
Sporcuların başarıya ulaşmalarında kendi performanslarının yanında, antrenörlerin sayısız katkılarının bütünü sporcunun performansına yansır, antrenör bu başarı yolcuğunda programlarını uygularken göz ardı etmememiz gereken antrenörlerin psikolojik sağlamlık düzeyleri de önemlidir. Bu psikolojik durumlardan makyavelizm ve narsistlik durumları da içerisinde bulunmaktadır. Araştırmanın amacı antrenörlerin makyavelizm ve narsisizm durumlarını incelemektir, bu amaç doğrultusunda 101 kadın, 209 erkek olmak üzere toplam 320 antrenör katılım sağlamıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak makyavelizm ölçeği ve narsistlik kişilik envanteri ölçeği kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediği çarpıklık ve basıklık testi ile verilerimiz normal sınanmıştır. İkili kategoriden oluşan değişkenler için t testi, üç veya daha fazla kategorik değişkenler için tek yönlü varyans analizi ANOVA kullanılmıştır. Ayrıca, yaş ile makyavelizm ve narsistik durumları arasındaki ilişkinin tespiti için ise pearson korelasyon testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, antrenörlerin makyavelizm durumlarının yüksek olduğu alt boyutların demografik değişkenleri medeni durum, spor branşı, mesleki tecrübe, kardeş sayısı, ekonomik algı, alkol kullanım durumu, genel toplamda ise alkol kullanım durumu, yaşanılan yer değişkeni yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yaş değişkeni düşük çıkmıştır. Eğitim durumunda anlamlı bir farklılık çıkmamıştır. Narsisizmde medeni durum, ekonomik algı, eğitim durumu, mesleki tecrübe, alkol kullanım yüksek yaş ise düşük çıkıştır. Cinsiyet değişkeninde ise anlamlı bir farklılık yoktur. Antrenörler üzerine yapılan bu çalışmada makyavelizm ve narsisizm durumlarında makyavelizm boyutları daha öne çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Beden eğitimi ve spor, Antrenör, Narsistlik, Makyavelizm, Spor psikolojisi
Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinde kişilik tipleri ve riskli davranışlar arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerindeki riskli davranışları (anti-sosyal davranışlar, alkol kullanımı, sigara kullanımı, intihar eğilimi, beslenme alışkanlıkları, okul terki ve madde kullanımı) Eysenck Kişilik Kuramı kapsamında incelemektir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya Yozgat Bozok Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören 475 üniversite öğrencisi katılmıştır. Veriler Google Formlar üzerinden çevrimiçi olarak toplanmıştır. Veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Eysenck Kişilik Anketi Gözden Geçirilmiş Kısaltılmış Formu ve Riskli Davranışlar Ölçeği Üniversite Formu kullanılmıştır. Veriler, IBM SPSS 22.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Katılımcıların demografik bilgilerini belirlemek için yüzde, standart sapma ve frekans hesaplamaları yapılmıştır. Katılımcıların riskli davranış düzeylerini ölçmek ve baskın olan kişilik tipini tespit etmek için betimsel istatistikler yapılmıştır. Cinsiyet değişkeninin analizinde Bağımsız Örneklem T Testi kullanılırken, bölüm, algılanan gelir düzeyi, ikamet yeri, anne ve baba eğitim düzeyi ve kardeş sayısı değişkenlerinin analizinde Tek Yönlü ANOVA testi kullanılmıştır. Değişkenler arası korelasyonların analizinde ise Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, katılımcıların dışadönüklük ve nörotisizm düzeylerinin orta, yalan ve psikotisizm düzeylerinin ise düşük olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların sergiledikleri riskli davranışlarının da düşük düzeyde olduğunu tespit edilmiştir. Katılımcıların kişisel özellikleri ile kişilik tipleri ve riskli davranışları arasına anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Kişilik tipleri ile riskli davranışlar arasında da pozitif yönde korelasyonlar olduğu görülmüştür. Araştırma sonuçları ilgili literatür çerçevesine tartışılmış ve çeşitli önerilere ver verilmiştir.
Ergen sporcularda kişilik özellikleri ile yeme bozuklukları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, ergen sporcularda yeme bozuklukları ile kişilik özellikleri arasında ilişki olup olmadığını tespit etmektir. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya 17-19 yaş aralığında yer alan; 112 kadın, 177 erkek olmak üzere 289 sporcu katılmıştır. Araştırmada veriler, gönüllü katılım formu, demografik bilgi formu, YTT-26 ve SCL 90 R üzerinden toplanmıştır. İstatistiksel analizler SPSS paket programı kullanılarak yapılmıştır. Bulgular: Çalışmanın ana hipotezini test etmek etmek amacıyla YTT-26 ile SCL 90 R toplam puanı ve tüm alt testleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla korelasyon analizi yapılmıştır. Yapılan korelasyon analizi sonucuna göre, YTT-26 toplam puanları ile SCL 90 R toplam puanları ve tüm alt testleri arasında anlamlı, pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur. Çalışmanın alt hipotezini test etmek amacıyla ise YTT-26'nın cinsiyete göre değerlendirilmesi için bağımsız gruplar t-testi yapılmıştır. Bağımsız örneklem t-testi sonucuna göre; kadınların (Ort.=12,17, SS=12.003) yeme tutum testi puanlarının, erkeklere (Ort.=8,34, SS=7,19) göre anlamlı olarak daha yüksek olduğu bulunmuştur, t(161,871)=3,049, p<.01. Sonuçlar: Araştırma sonucu yeme bozuklukları değerlendirilirken kişilik özelliklerinin ve belli demografik özelliklerin göz önüne alınması gerektiğini göstermiştir.