Sufficiency
Bu konu başlığı altında 454 tez
Beliren yetişkinlerde psikolojik ihtiyaçların doyumu ve algılanan stres arasındaki ilişki: Öz-düzenlemenin aracılık rolü
Bu çalışmada, beliren yetişkinlerde psikolojik ihtiyaçların doyumunun algılanan stres üzerindeki etkisinde öz-düzenleme değişkeninin aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma ilişkisel tarama modelinin kullanıldığı betimsel bir araştırma niteliğindedir. Araştırmanın çalışma grubu, 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Yabancı Dil, Türkçe-Matematik, Fen, Matematik, Sosyal ve Güzel Sanatlar alanlarında farklı üniversite ve sınıf düzeyinde öğrenim görmekte olan 396 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama araçları olarak Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ), İhtiyaç Doyumu Ölçeği (İDÖ) ve Öz-Düzenleme Ölçeği (ÖDÖ) kullanılmıştır. Araştırmanın verileri SPSS ve AMOS istatistik paket programları kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde, betimsel istatisikler ve değişkenler arasındaki ilişkileri hesaplayabilmek için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Psikolojik ihtiyaçların doyumunun algılanan stres üzerinde, öz-düzenleme aracılığıyla etkilerini belirleyebilmek amacıyla basit doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken üzerindeki dolaylı etkilerin anlamlılığı bootstrap yöntemiyle test edilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular sonucunda, algılanan stres ile psikolojik ihtiyaçların doyumu arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler olduğu ve algılan stres ile öz-düzenleme arasında da negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Ayrıca, öz-düzenleme ile psikolojik ihtiyaçların doyumu arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Yapılan aracılık analizleri sonucunda algılanan stres ile psikolojik ihtiyaçların doyumu arasındaki ilişkide öz-düzenlemenin kısmi aracılık rolü üstlendiği görülmüştür. Bu bulgular ilgili alanyazın bağlamında tartışılmış ve gelecekteki çalışmalara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: algılanan stres, özerklik, yeterlik, ilişkili olma, öz-düzenleme, psikolojik ihtiyaç doyumu
The impact of vocabulary knowledge on reading, writing and proficiency scores of b2.2 level Turkish students: A study with Anadolu University English Prep-School students
This study is an attempt to clarify the incremental and multidimensional nature of foreign language vocabulary development and its relation to the participants' reading and writing performance and general language ability of English as a foreign language (EFL). With this principle aim, the current study investigated the relationship between the receptive and productive vocabulary knowledge, the relationship between receptive vocabulary knowledge and reading performance and the relationship between productive vocabulary knowledge and writing performance using their scores on vocabulary knowledge tests, a reading exam and a writing exam. Additionally, the lexical level of the compositions written by the participants and its relation to their productive vocabulary knowledge and the impact of both receptive and productive vocabulary knowledge on the participants' general language ability of EFL were also examined. 175 B2.2 level prep-school students studying at Anadolu University School of Foreign Languages, Eskişehir, Turkey participated in the study. The results revealed that the students' receptive vocabulary knowledge was larger than their productive vocabulary knowledge. It was also found that the contribution of vocabulary knowledge to the foreign language performances of reading, writing and proficiency was significant. Moreover, according to the Lexical Frequency Profile results, the lexical level of the student essays and the students' productive vocabulary knowledge were significantly related. Hence, by looking at the overall results of the present study, it might be suggested that vocabulary awareness should be created for foreign language students in their language learning process. Keywords: receptive vocabulary knowledge, productive vocabulary knowledge, lexical level, lexical frequency profile, reading, writing, proficiency
İlköğretim matematik öğretmen adaylarının doğrusal ilişkileri modelleme süreçlerinin ve bilişsel yeterliklerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ilköğretim matematik öğretmen adaylarının doğrusal ilişkileri modelleme süreçlerini ve bu süreçlerde gösterdikleri bilişsel modelleme yeterliklerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırmada durum çalışması modeli kullanılmıştır. Araştırmanın uygulaması 2014-2015 öğretim yılı bahar döneminde bir devlet üniversitesinde eğitim gören dört öğretmen adayı ile on dört hafta süren bir ders kapsamında dokuz modelleme etkinliği çerçevesinde yürütülmüştür. Araştırmanın verileri gözlem, görüşme ve doküman incelemesi kapsamında toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Doğrusal ilişkiler; tam doğrusal, parçalı doğrusal ve doğrusala yakın olmak üzere üç farklı türde ele alınmıştır. Etkinlikler, belirsizlik durumları giderek artan üç farklı yapıda hazırlanmıştır. Modelleme yeterlikleri anlama, düzenleme, tahmin ve doğrulama süreç adımları çerçevesinde analiz edilmiştir. Bulgular modelleme süreçlerinde gösterilen yeterliklerin problem tür ve yapılarına göre değişebildiğini göstermiştir. Bulgular, problemdeki belirsizlik düzeyinin artması ile birlikte bireylerin problem durumundaki aranan ilişkileri kurabilmesi için daha fazla bilişsel yeterlik göstermesi gerektiğine işaret etmektedir. Ayrıca, bazı alt yeterliklerin anahtar rolü oynadığı ve bu anahtar yeterliklerin kullanılması halinde diğer bazı alt yeterliklerin kullanılmasına gerek duyulmadığı belirlenmiştir. Öte yandan, anahtar alt yeterliklerin gösteriminde yaşanan sorunların modelleme sürecinin tamamlanmasına ve model oluşturmaya önemli ölçüde engel olduğu görülmüştür. Bulgular ayrıca uygun ortam ve planlı modelleme etkinlikleri sağlandığında öğretmen adaylarının modelleme yeterliklerinin gelişebileceğini göstermiştir. Anahtar Sözcükler: Matematiksel modelleme süreci, Bilişsel yeterlikler, Matematiksel modelleme yeterlikleri, Doğrusal ilişkiler, Öğretmen adayları.
İngilizce okutmanlarının öğretimsel yeterlik algıları ve bu yeterlikleri uygulamaya yansıtma durumları
Bu araştırma İngilizce okutmanlarının öğretimsel yeterlik algılarını ve bu yeterlikleri uygulamaya yansıtma durumlarını belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yaklaşımlarından durum çalışmasına göre desenlenen araştırmanın katılımcıları 2014-2015 eğitim öğretim yılında Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) hazırlık sınıflarında derse giren İngilizce okutmanlarıdır. Araştırma verilerinin toplanmasında yarı yapılandırılmış görüşme, yarı yapılandırılmış gözlem, belge incelemesi ve araştırmacı günlüklerinden yararlanılmıştır. Verilerinin analizinde tümevarım analizi ve betimsel analiz teknikleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular okutmanların yeterlik algıları ile sınıf içi uygulamaları arasında bazı noktalarda farklılıklar olduğunu göstermektedir. Bu farklılıklar en çok dersin giriş ve sonuç etkinlikleri ile dersin öğretiminde hedef dilin kullanımı boyutlarındadır. Gelişme aşamasında ise çoğunlukla kitaba bağlı kalındığı için okutmanların yeterlikleri uygulama durumları yeterince yorumlanamamıştır. Okutmanların görüş ve uygulamalarında çoğunlukla paralel olan boyutlar ise iletişime dayalı ve rahat bir sınıf ortamı oluşturmak ve öğrencilerle iyi bir iletişim kurmaktır. Okutmanların genel anlamda kendilerini güçlü buldukları yönler okuma ve yazma becerilerinin öğretimi ve öğrencilerle iletişim, geliştirmeye ihtiyaç duydukları yönler dinleme ve konuşma becerilerinin öğretimi ile alandaki gelişmeleri takip etmedir. Anahtar Sözcükler: İngilizce Okutmanı, Öğretimsel Yeterlik, İngilizce Hazırlık Sınıfı.
Psikolojik danışman adaylarının özyeterlikleri ile kültüre duyarlılıkları, cinsiyet rolleri ve bilinçli farkındalıkları arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu çalışmada, psikolojik danışman adaylarının psikolojik danışma özyeterlikleri ile kültüre duyarlı psikolojik danışma yeterlikleri, cinsiyet rolleri ve bilinçli farkındalıkları arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2015-2016 Eğitim- Öğretim Yılında Türkiye'de 14 devlet üniversitesinde Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik örgün Lisans programlarının son sınıflarında öğrenim gören 431 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Psikolojik Danışma Özyeterlik Ölçeği, Kültüre Duyarlılık Algıları Ölçeği, Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği, Bilinçli Farkındalık Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişkiler yapısal eşitlik modeliyle analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, psikolojik danışman adaylarının psikolojik danışma özyeterlikleri psikolojik danışma uygulaması öncesi aldıkları mesleki derslere ve psikolojik danışma uygulamalarına ilişkin değerlendirmelerine göre farklılaşmaktadır. Kültüre duyarlı psikolojik danışma dersi almış olanların psikolojik danışma özyeterlikleri, dersi almayanlarınkinden anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Yapısal eşitlik modeli bulguları psikolojik danışman adaylarının cinsiyet rolleri ve bilinçli farkındalığının psikolojik danışma özyeterliğini yordamasında kültüre duyarlı psikolojik danışma yeterliğinin kısmi aracılık rolüne sahip olduğunu yansıtmıştır. Psikolojik danışman adaylarının cinsiyet rolleri ve bilinçli farkındalıklarının kültüre duyarlı psikolojik danışma yeterlikleri aracılığıyla psikolojik danışma özyeterliğini yordamasındaki dolaylı etkilerin anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Öğretmen adaylarının dijital bilgeliğe ilişkin yeterlik algılarının incelenmesi
Dijital yerli-göçmen kavramlarından bağımsız olarak pedagojik bir çerçevede kazanılan dijital bilgelik özelliklerinin hem günümüz öğrencileri hem de öğretmenleri için aranan nitelikler olduğu ifade edilmektedir. Bu çalışmanın amacı, öğretmenlik mesleği açısından dijital bilgeliğe ilişkin yeterlikleri ve göstergeleri belirlemek ve Türkiye genelindeki öğretmen adaylarının dijital bilgeliğe ilişkin yeterlik algı profillerini ortaya koymaktır. Keşfedici sıralı karma desenin kullanıldığı araştırmanın nitel aşamasında, farklı alanlardan uzmanların katılımlarıyla gerçekleştirilen yapılandırılmamış görüşmeler ve Delphi turları sonrasında Düşünme ve Karar Verme, Toplumsallık ve Duygusallık olmak üzere dijital bilgeliğe ilişkin 3 farklı yeterlik alanının bulunduğu bir yapı oluşturulmuştur. Üç Delphi turu sonunda uzlaşma sağlanan bu yapıya ilişkin gösterge maddeleri kullanılarak "Dijital Bilgelik Yeterlik Algısı Ölçeği" geliştirilmiştir. Düşünme ve Karar Verme, Sosyal Duyarlılık ve Paylaşımcılık faktörlerinin bulunduğu bu ölçek kullanılarak gerçekleştirilen nicel aşamada ise, 2017 yılı içerisinde 1474 öğretmen adayından veri toplanmıştır. Elde edilen bulgulara göre öğretmen adaylarının kendilerini dijital bilgelik konusunda genel olarak yüksek düzeyde yeterli görmektedir. Ayrıca öğretmen adaylarının dijital bilgelik yeterlik algıları, yaş ve bölüm değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterirken cinsiyet açısından farklılık göstermemektedir. Öğretmen adaylarının dijital bilgelik yeterlik algıları ve teknoloji kullanma yeterlikleri arasında pozitif ve orta düzeyde ilişki bulunurken genel olarak akademik başarı ortalaması ve günlük internet kullanım süresi arasında herhangi bir ilişki bulunmamaktadır. Bununla birlikte öğretmen adaylarının dijital bilgelik yeterlik algılarıyla dijital yerlilik özellikleri arasında pozitif ve orta düzeyde bir ilişki olduğu gözlenmiştir.
Psikolojik danışmanların bireysel ve grupla psikolojik danışma uygulamaları ve bu uygulamalardaki yeterliklerine ilişkin algıları
Bu araştırma, psikolojik danışmanların bireysel ve grupla psikolojik danışma uygulamalarını ve bu uygulamalardaki yeterliklerine ilişkin algılarını incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, Doğu (Elazığve Malatya) ve ?ç Anadolu'da (Karaman ve Konya) görev yapan 711 psikolojik danışman oluşturmaktadır. Araştırmada evrenin tamamına ulaşılmaya çalışıldığı için örneklem alma yoluna gidilmemiştir. Araştırmada analizler, geriye dönen 344 danışmandan gelen veriler üzerinden yapılmıştır. Veri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen anket kullanılmıştır. Ankette kişisel bilgilerle ilgili 7 sorunun yanısıra psikolojik danışmanların bireysel ve grupla psikolojik danışmaya ilişkin yeterlik algılarını belirlemeye yönelik 9 açık uçlu ve 22 kapalı uçlu soru olmak üzere toplamda 38 soru vardır. Araştırmada veriler hem sanal yolla hem de yüz yüze olarak elde edilmiştir. Elde edilen nicel verilerin analiz için SPSS 17, nitel verilerin analizi için ise NVIVO 8 paket programları kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde frekans (f), yüzde (%), ki kare (x 2) testi kullanılmış; nitel verilerin analizinde ise içerik analizi yapılmıştır. Araştırmadan elden edilen bulgulara göre psikolojik danışmanların çoğunluğunun bireysel psikolojik danışma yaptıkları; çoğunluğun grupla psikolojik danışma yapmadıkları ortaya çıkmıştır. Bireysel ve grupla psikolojik danışma yapan psikolojik danışmanların kendilerini hem bireysel hem de grupla psikolojik danışma yapmada yeterli algıladıkları ortaya çıkmıştır. Psikolojik danışmanlar, hem bireysel hem de grupla psikolojik danışmayı en çok ergenlik dönemindeki bireylerle yaptıkları ortaya çıkmıştır. Psikolojik danışmanların bireysel danışmada başvurdukları bilgi kaynakları sırasıyla kitap-dergi, v internet ve meslekte daha fazla deneyimi olan meslektaşlar iken grupla danışmada başvurdukları bilgi kaynakları ise sırasıyla internet, kitap-dergi ve meslekte daha fazla deneyimi olan meslektaşlar olmuştur. Psikolojik danışmanların psikolojik danışma uygulamalarında tercih ettikleri yaklaşımlar sırasıyla insancıl, bilişsel ve davranışçı yaklaşımlar olmuştur. Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Psikolojik danışman, bireysel psikolojik danışma, grupla psikolojik danışma, yeterlik algısı.
Öğretmenlerin öz-yeterlik inançları ile işe yabancılaşmaları arasındaki ilişki
Bu çalışmada öğretmenlerin öz-yeterlik inançları ile işe yabancılaşmaları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modelinde desenlenen araştırmanın örneklemi, Kütahya il merkezinde resmi ilkokul ve ortaokullarda görev yapan 395 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada Öğretmen Öz-Yeterlik Ölçeği ve İlköğretim Okulu Öğretmenlerinin İşe Yabancılaşması Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde; betimsel istatistikler, t testi, ANOVA, Kruskal Wallis H Testi, Mann Whitney U Testi, Pearson korelasyon katsayısı ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Öğretmenlerin öz-yeterlik inançları "oldukça yeterli" düzeydedir. Öğretmenlerin öz-yeterlik inançları evli öğretmenler ve branş öğretmenleri lehine bazı alt boyutlar açısından anlamlı biçimde farklılaşmakta; ancak cinsiyetlerine, kıdemlerine, okullarındaki öğretmen sayısına, öğrenim durumlarına ve okullarındaki hizmet süresine göre anlamlı biçimde farklılaşmamaktadır. Öğretmenlerin en fazla okula yabancılaşma boyutunda "bazen", daha sonra sırasıyla güçsüzlük boyutunda "nadiren", yalıtılmışlık ve anlamsızlık boyutlarında "hiçbir zaman" düzeyinde işe yabancılaşma yaşadıkları belirlenmiştir. Öğretmenlerin işe yabancılaşma düzeyleri erkek, bekar, lisansüstü eğitim alan, 20-39 arası olan okullarda görev yapan ve branş öğretmenleri lehine bazı boyutlarda anlamlı biçimde farklılaşmakta; ancak kıdemlerine ve okullarındaki hizmet süresine göre anlamlı biçimde farklılaşmamaktadır. Öğretmenlerin öz-yeterlik inançları ile işe yabancılaşmaları arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuş ve öz-yeterlik inançlarının işe yabancılaşmalarını anlamlı biçimde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının çokkültürlü yeterliklerinin incelenmesi
Çokkültürlülük etnik köken, sosyal sınıf, eğitim, cinsiyet, yaş ve diğer kültürel farklılıklar temelinde birlik idealine dayanan bir kavramdır. Genel olarak bir toplumdaki farklılıkları önyargısız biçimde kabul etmeyi ve tüm kültür ve farklılıkların uyum ve huzur içinde yaşamasını içermektedir. Çokkültürlülük fikrinin toplumdaki tüm bireyler tarafından kabulünde eğitim en önemli araçlardan biridir. Çokkültürlülük eğitimi kültürel farklılıklara bakılmaksızın bütün öğrencilere eşit fırsatlar verilmesi olarak ifade edilebilir. Bilindiği üzere ülkemiz geçmişten günümüze belirli bölgelerde süregelen çokkültürlü bir kimliğe sahiptir. Ayrıca Türkiye'nin jeopolitik konumu, Orta Doğu ülkelerindeki gelişmeler ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri'nden gelen göçmenler ülkemizdeki çok kültürlü yapının genişlemesini sağlamıştır. Bu nedenle ülkemizde eğitim programlarının uygulayıcısı olan öğretmenlerin çokkültürlü yeterliklere sahip olması gerekmektedir. Bu araştırmada da gelecekte olası çokkültürlü sınıflarda görev yapacak olan sosyal bilgiler öğretmen adaylarının çokkültürlü yeterliklerini incelemek amaçlanmıştır. Bu kapsamda nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli işe koşulmuştur. Katılımcılar çok aşamalı küme örnekleme stratejisi ile belirlenmiş 591 öğretmen adayından oluşmaktadır. Veriler Guyton ve Wesche (2005) tarafından geliştirilen ve Akcaoğlu ve Arsal (2018) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Çokkültürlü Yeterlik Ölçeği" ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma, Mann Whitney-U testi, Kruskal Wallis testi ve Sperman Brown Sıra Farkları Korelasyonu kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre öğretmen adaylarının çokkültürlü deneyimleri ile çokkültürlü eğitime yönelik özyeterliklerinin 'orta düzeyde', çokkültürlü eğitime yönelik tutumlarının ise 'yüksek düzeyde' olduğu belirlenmiştir. Ayrıca öğretmen adaylarının çokkültürlü deneyimlerinin cinsiyet, yaş, kardeş sayısı ve aile ile birlikte yaşanılan yerin niteliği değişkenlerine göre; çokkültürlü eğitime yönelik tutumlarının cinsiyet, yaş ve aile ile birlikte yaşanan coğrafi bölge değişkenlerine göre; çokkültürlü eğitime yönelik özyeterliklerinin ise kardeş sayısı ve aile ile birlikte yaşanan coğrafi bölge değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde değiştiği belirlenmiştir. Son olarak öğretmen adaylarının çokkültürlü deneyimleri ile çokkültürlü eğitime yönelik tutum ve özyeterlikleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur.
Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin ve öğretmen adaylarının program okuryazarlık ve beden eğitimi öğretim yeterliliği düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmada beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin ve öğretmen adaylarının eğitim programı okuryazarlık düzeyleri ve beden eğitimi öğretim yeterlik düzeyleri incelenmiştir. Çalışmada, Uludağ Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Bölümü okuyan 106 (% 45,3) öğretmen adayı ile Bursa ilinde aktif olarak çalışan 128 (%54,7) beden eğitimi ve spor öğretmeni olmak üzere toplam 234 katılımcıya eğitim programı okuryazarlığı ve beden eğitimi öğretim yeterliği ölçeği uygulanmıştır. Verilerin analizinde "SPSS 20.0" istatistik paket programı kullanılmıştır. Kategorik veriler için Bağımsız Örneklem T testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA); ölçeklerden alınan puanlar arasındaki korelasyon analizinde ise Pearson Çarpım Moment Korelasyon Analizi yöntemi kullanılmıştır Çalışmada; beden eğitimi ve spor öğretmenleri ile öğretmen adaylarının eğitim programı okuryazarlık düzeyleri "oldukça iyi", beden eğitimi öğretim yeterliği düzeyleri ise "iyi" düzey olarak belirlenmiştir. Ayrıca beden eğitimi ve spor öğretmenleri ile öğretmen adayları arasında eğitim programı okuryazarlık düzeyleri bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmazken, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin öğretim yeterliği düzeyinin beden eğitimi ve spor öğretmen adaylarına göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde farklı olduğu belirlenmiştir. Beden eğitimi ve spor öğretmenlerin hem eğitim programı okuryazarlık hem de beden eğitimi öğretim yeterlik düzeylerinde mezun olunan bölüm değişkenine göre istatistiksel düzeyde anlamlı fark belirlenirken, beden eğitimi ve spor öğretmen adaylarının ise, eğitim programı okuryazarlık düzeylerinin akademik başarı değişkenine göre istatistiksel düzeyde anlamlı farklılık belirlenmiştir. Ayrıca beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin beden eğitimi öğretim yeterlik puanları ile mesleki kıdem değişkeni arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülürken, öğretmen adaylarında ise eğitim programı okuryazarlık düzeyleri ile akademik başarı düzeyi değişkeni arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, beden eğitimi ve spor öğretmenleri ve öğretmen adaylarının öğretim uygulamalarındaki kılavuzu olan programlara "oldukça iyi" düzeyde hâkim oldukları ve beden eğitimi öğretim yeterlik düzeylerini ise "yeterli" buldukları söylenebilir. Anahtar Sözcükler: beden eğitimi ve spor, eğitim programı, program okuryazarlığı, beden eğitimi öğretim yeterliği.
Kırsal ve kentsel kesimdeki sınıf öğretmenlerinin fen ve teknoloji dersi öğretim süreci yeterliklerinin değerlendirilmesi
Kırsal ve kentsel kesimde görev yapan sınıf öğretmenlerinin görüşlerine göre, fen ve teknoloji dersi öğretim süreci yeterliklerinin değerlendirilmesi amaçlanan bu araştırmada zenginleştirilmiş desen ve karşılaştırmalı ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Kütahya ilinde görev yapan 4. sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Fen ve teknoloji dersi öğretim süreci yeterlik anketi uygulamasında örneklem seçimine gidilmeden evrenin tamamına ulaşılmaya çalışmış ancak 377 öğretmenden 268' i değerlendirmeye alınmıştır. Uygulanan anketin verilerine göre ortalama puanları düşük 50 sınıf öğretmeni görüşmenin, ortalama puanları yüksek 6 sınıf öğretmeni ise gözlemin çalışma grubunu oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, MEB tarafından yayımlanan "Öğretmenlik Mesleği Genel Yeterlikleri" dikkate alınarak, belirlenen öğrenme-öğretme süreci yeterliğine ilişkin performans göstergeleri 5'li likert tipi anket haline getirilerek kullanılmıştır. Aynı performans göstergeleri görüşme ve gözlem teknikleri kullanılarak da incelenmiştir. Anket ve gözlem verileri SPSS programı kullanılarak, görüşme verileri ise içerik analizi yapılarak çözümlenmiştir. Kırsal kesimde ve kentsel kesimde görev yapan 4. sınıf öğretmenlerinin yeterlikleri konusunda verdikleri yanıtlar frekanslardan, yüzdelerden ve aritmetik ortalamalardan elde edilen sonuçlar ışığında yorumlanmıştır. Gözlem yoluyla elde edilen veriler aritmetik ortalamayla, görüşme yoluyla elde edilen veriler ise içerik analizi yapılarak yorumlanmıştır. Kırsal ve kentsel kesimde çalışma durumlarının "materyal hazırlama" ve "bireysel farklılıkları dikkate alarak öğretimi çeşitlendirme" yeterlikleri üzerinde kentsel kesim lehine anlamlı fark oluşturacak bir etken olduğu saptanmıştır. Ayrıca cinsiyetin "dersi planlama, materyal hazırlama, öğrenme ortamını düzenleme, bireysel farklılıkları dikkate alarak öğretimi çeşitlendirme, davranış yönetimi" yeterlikleri üzerinde bayanların lehine anlamlı fark oluşturacak bir etken olduğu saptanmıştır. Yapılan araştırmanın bulgularına dayalı olarak hizmet öncesi ve hizmet içi öğretmen yetiştirme programlarına ve araştırmacılara ilişkin öneriler getirilmiştir. Anahtar kelimeler: Fen ve teknoloji dersi, öğretim süreci yeterlikleri, sınıf öğretmeni.
Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermayeleri ile yeterlik inançları arasındaki ilişki
Bu araştırmada, öğretmenlerin pozitif psikolojik sermayeleri ile yeterlik inançları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Tarama modelindeki araştırmanın evreni Kütahya il merkezi ve ilçelerindeki kamu okullarında görev yapan öğretmenlerden oluşmaktadır. Araştırmada örneklem büyüklüğü 424 olarak belirlenmiştir. Araştırmada ilkokul, ortaokul, imam hatip ortaokulu, genel lise, meslek lisesi, imam hatip lisesi öğretmenlerinin görüşlerine başvurulmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında, Pozitif Psikolojik Sermaye Ölçeği ve Öğretmen Yeterlik İnançları Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, Bağımsız Gruplar t Testi, Tek Yönlü ANOVA ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon teknikleri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye düzeyleri çok yüksek, öğretmen yeterlik inançları boyutları olan kişisel yeterlik inançları yüksek düzeyde, genel yeterlik inançları ise orta düzeydedir. Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermayelerinde yaş ve görev yeri değişkenlerine göre gruplar arasında fark vardır. Öğretmenlerin yeterlik inançlarında branş ve okul türü değişkenlerine göre gruplar arasında fark vardır. Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermayeleri ile kişisel yeterlik inançları arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki vardır. Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermayeleri ile genel yeterlik inançları arasında ise pozitif yönde düşük düzeyde ilişki vardır. Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermayeleri yükseldikçe kişisel yeterlik ve genel yeterlik inançları yükselmektedir. Anahtar kelimeler: Öğretmen yeterlik inançları, pozitif psikolojik sermaye.
Fen bilgisi öğretmen adaylarının fen eğitimine yönelik tutumları ile öz yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı fen bilgisi öğretmen adaylarının fen eğitimine yönelik tutumları ile öz yeterlikleri arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Tarama yöntemiyle durum tespitinin yapıldığı bu çalışma 2014-2015 akademik yılında Celal Bayar Üniversitesi Eğitim Fakültesinin İlköğretim Fen Bilgisi Öğretmenliği programında öğrenim görmekte olan 1.2.3. ve 4. sınıflarındaki toplam 497 öğretmen adayının katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmadaki veriler Enochs ve Rings (1990) tarafından geliştirilen daha sonra Özkan, Tekkaya ve Çakıroğlu (2002) tarafından Türkçeye çevrilen "Fen Bilgisi Öğretimi Öz Yeterlik İnancı Ölçeği" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Fen Eğitimi Tutum Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının fen eğitimine yönelik genel tutum puanları cinsiyet değişkenine göre farklılık gösterirken ölçeğin alt boyutları olan fizik, kimya, biyoloji ve laboratuvara yönelik tutum puanlarında anlamlı farklılık görülememiştir. Öğretmen adaylarının sınıf düzeyine yönelik fen tutumları ise genel tutum puanları ve laboratuvara yönelik tutum alt boyutu puanlarında anlamlı farklılık gösterirken ölçeğin diğer alt boyut puanlarına göre farklılık göstermemiştir. Ayrıca öğretmen adaylarının fen eğitimine yönelik tutumlarında başarı düzeyleri ve mezun oldukları lise türü değişkeninin etkili olmadığı bulunmuştur. Bunun yanında öğretmen adaylarının fen öğretimine yönelik öz yeterlik puanları cinsiyet, başarı durumu ve mezun oldukları lise türü değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemiştir. Ancak öğretmen adaylarının sınıf düzeyi değişkenine göre fen öğretimine yönelik genel öz yeterlik ve sonuç beklentisi alt boyutundan aldıkları puanlar anlamlı farklılık gösterirken ölçeğin kişisel öz yeterlik alt boyutundan alınan puanlarda ise anlamlı farklılık görülememiştir. Ayrıca öğretmen adaylarının fen eğitimine yönelik tutumları ile öz yeterlik puanları arasında pozitif yönde anlamlı ama çok düşük doğrusal bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
Sınıf öğretmenlerinin 4. sınıf fen ve teknoloji dersi alt branşlarına (fizik, kimya ve biyoloji) yönelik öz - yeterliklerinin incelenmesi
Bu araştırmada; sınıf öğretmenlerinin 4. sınıf fen ve teknoloji dersi alt branşlarına yönelik öz-yeterlik düzeyleri ile öğretmenlerin tanımlayıcı özelliklerine göre alt branşlarına yönelik öz-yeterlik düzeyleri ve aralarındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırma karma modelli olup, veri toplama araçları olarak 'Fizik Konuları Öz-yeterlik Ölçeği', 'Kimya Konuları Öz-yeterlik Ölçeği', 'Biyoloji Konuları Öz-yeterlik Ölçeği', Kişisel Bilgi Formu ve Görüşme Formu kullanılmıştır. Örneklemi, Ankara Yenimahalle ilçesindeki özel ve devlet, ilkokullarında çalışan ve rastgele seçilen 544 öğretmenden oluşmaktadır.Ölçeklerden elde edilen veriler, betimsel istatistik metotları; ANOVA, t testi ve sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı post-hoc analizi olarak Tukey testi kullanılmıştır. Sürekli değişkenler arasında doğrusal ilişkinin şiddeti ve yönünü belirlemek üzere Pearson Korelasyon ve regresyon analizi uygulanmıştır. Araştrımada önce anketle pilot uygulama yapılarak, ölçek çalışma grubu üzerinde uygulanmış, ölçeğin faktör yapısı incelenmiş, açımlayıcı faktör analizi (AFA) yapılarak yapı geçerliği test edilmiştir. Madde-test puanı korelasyonları, iç tutarlık katsayısı Cronbach Alfa hesaplanmıştır. Faktör analizi sonucunda 'Fizik Konuları Öz-yeterlik Ölçeği' KMO=.910 olarak üç faktörlü ve C. alpha .916 olduğu; 'Kimya Konuları Öz-Yeterlik Ölçeği' KMO=.921 olarak iki faktörlü ve C.alpha .914 olduğu; 'Biyoloji Konuları Öz-yeterlik Ölçeği' KMO=.940 olarak iki faktörlü ve C. alpha değerinin .929 olduğu saptanmıştır. 'Genel kimya kuları öz-yeterlik' düzeyi ile 'Genel fizik konuları öz-yeterlik' düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu (r= .70; p<.05), 'Genel biyoloji konuları öz-yeterlik' düzeyi ile 'Genel fizik konuları öz-yeterlik' düzeyleri arasında, pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu (r= .70; p<.05) ve 'Genel biyoloji konuları öz-yeterlik' düzeyi ile 'Genel kimya konuları öz-yeterliği' düzeyleri arasında yüksek pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu bulunmuştur.(r=0.81; p<.05). Araştırma sonucunda öğretmenlerin fen ve teknoloji dersi alt branşlarına yönelik öz-yeterlik puanları ortalamalarının yüksek düzeyde olduğu, demografik özelliklerden cinsiyetlerine göre; biyoloji, kimya ve fizik konuları için özyeterlik düzeylerinin ortalamalarının; kadın öğretmenlerin öz-yeterlik düzeylerinin erkek öğretmenlerden daha yüksek olduğu, mesleki kıdemlerine göre; biyoloji ve kimya konuları için özyeterlik algısının 6-10 yıl kıdemi olanlarla 'Fizik konuları' öz-yeterlik algısının 16-20 yıl kıdemi olan öğretmenlerde en yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, mezun olduğu fakülteye göre; eğitim fakültesi mezunların ortalamasının 'Biyoloji konuları'nda diğer fakülte mezun olanların ortalamasından yüksek olduğu, mezun olduğu lise türü, öğretmenlik statüsü, çalıştığı okulda akıllı tahta teknolojisinin olması gibi değişkenlerde, biyoloji, fizik, kimya konuları öz-yeterlik düzeylerinide anlamlı düzeyde farklılaşma olmadığı dikkat çekmiştir. Anahtar Kelimeler: Fen ve teknoloji, öğretmen özyeterliği, öz-yeterlik
Gençlik ve Spor İl müdürlüğünde görev yapan personelin spor tesislerinin yeterliliğine ilişkin görüşlerinin incelenmesi (Gaziantep ili örneği)
Son yıllarda spor alanında başarı sağlamış olan ülkelerin sistemine baktığımızda spor tesisi ve alan bakımından gerek nicelik açısından gerekse de nitelik açısından yeterli oldukları görülmektedir. Dolayısı ile spor tesislerinin yeterli olması ülkelerin gelişmişliğini göstermekle birlikte sportif anlamda da başarıyı arttırmaktadır. Bu araştırma, Gençlik ve spor il müdürlüğünde görev yapan personelin spor tesislerinin yeterliliğine ilişkin görüşlerinin incelenmesi amacıyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Araştırma evrenini Gaziantep Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'ne bağlı birimlerde görev yapmakta olan personeller, örneklem grubunu ise gönüllülük esasına dayalı olarak seçilen 238 (54 Kadın, 184 Erkek) personel oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Nacar (2011) tarafından geliştirilen "Spor Tesislerinin Yeterlilik Düzeylerinin Belirlenmesi Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 20.0 paket programından yararlanılarak, Independent Sample t testi, OneWay Anova testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, şube müdürlerinin tesislerin yeterli olduğunu düşündükleri, diğer personelin aynı düşüncede olmadıkları söylenebilir.
Öğretmenlerin STEM+S için sorgulamaya dayalı öğretim öz-yeterlilikleri ile 21.yy. becerileri öğretimi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada, öğretmenlerin STEM+S için sorgulamaya dayalı öğretim öz -yeterlilikleri ile 21. yy. becerileri öğretimi arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nicel araştırma modelinde ilişkisel desenle desenlenmiştir. Araştırmanın evrenini, 2021-2022 öğretim yılında Gaziantep ilindeki resmi ve özel okullarda görev alan öğretmenler, örneklemini ise evrenden seçkisiz örnekleme yöntemiyle belirlenen 407 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak STEM+S için sorgulamaya dayalı öğretim öz-yeterlilik ölçeği ile 21. yy. becerileri öğretimi ölçeği kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler SPSS Paket Programı kullanılarak, bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü ANOVA, pearson korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda; öğretmen STEM+S için sorgulamaya dayalı öğretim öz-yeterlilikleri ile 21. yy. becerileri öğretimi arasındaki ilişkinin orta düzeyde olduğu görülmektedir. Öğretmenlerin STEM+S için sorgulamaya dayalı öğretim öz-yeterliliğin ve alt boyutlarının puanları 21. yy. becerileri eğitimi alma durumuna göre anlamlı bir farklılık göstermiştir. STEM eğitimi alma durumuna göre ise ilişkilendirme alt boyutu hariç anlamlı bir farklılık oluşmaktadır. 21. yy. becerileri ve alt boyutların puanları STEM ve 21. yy. beceri eğitimi alma durumuna göre incelendiğinde, anlamlı bir farklılık göstermektedir. 21. yy. becerileri öğretimi ölçeği ile iş birliği alt boyutları puanı öğretmenlerin cinsiyetine göre anlamlı bir farklılık oluşturmazken, diğer alt boyutlarının puanları anlamlı bir farklılık oluşmaktadır. STEM+S için sorgulamaya dayalı öğretimi, 21. yy. becerileri öğretimine istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. 21. yy. becerileri öğretimi için açıklanan varyansın yaklaşık %46'sının STEM+S için sorgulamadan kaynaklı olduğu ortaya çıkmıştır. Bu durum incelendiğinde öğretmenlerin 21. yy. becerileri öğretimini yordamada STEM+S için sorgulamaya dayalı öğretim öz-yeterliliğin önemli bir etkisi olduğu ifade edilir.
Öğretmenlerin kolektif yeterlik davranışlarının örgüt kültürüne etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin kolektif yeterlik davranışları ve örgüt kültürü arasındaki ilişkilerin ortaya çıkarılmasıdır. Araştırmada, nicel ve nitel yöntemlerin beraber kullanıldığı karma yöntem desenlerinden yakınsayan paralel desen kullanılmıştır. Nicel boyutta yordayıcı korelasyon deseni, nitel boyutta görüngübilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Gaziantep ilinin Nizip ilçesinde ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel kısmında veriler, tabakalı örneklem yoluyla (ilkokul, ortaokul ve lise) 395 öğretmenden "Öğretmenlerin Kolektif Yeterlik Davranışları Ölçeği" ve "Örgüt Kültürü Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, nicel verilerin toplandığı öğretmenler arasından rastgele seçilen 15 öğretmen oluşturmaktadır. Yapılan analizler sonucunda; öğretmenlerin kolektif yeterlik davranışları ortalama puanlarının "katılıyorum" düzeyinde olduğu, değişkenler açısından istatistiki olarak anlamlı bir farklılık olmadığı, örgüt kültürü ölçeğinin ortalama puanlarının "katılıyorum" düzeyinde olduğu, öğretmen sayısı değişkenine göre 41 ve üzeri öğretmen olan okullar lehine istatistiki anlamlı bir farklılık olduğu, diğer demografik değişkenler açısından bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin kolektif yeterlik davranışları ile örgüt kültürü arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Yapılan regresyon analizi sonucunda öğretmenlerin kolektif yeterlik davranışlarının örgüt kültürünü %58 oranında yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan nitel analizlerde; öğretmenlerin kolektif yeterlik davranışlarında öne çıkan olumsuz görüş iletişim eksikliği ve gelişime açık olamama, örgüt kültürü algılarında öne çıkan engelleyici görüş iletişim eksikliği ve zayıf işbirliği olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlar ışığında; öğretmenlerin kolektif davranışların etki ve sonuçları hakkında bilgilendirilmesi, işbirliği ve takım çalışması temelinde uygulamalı mahalli kursların düzenlenmesi ve okullarda sosyal ilişkilerin düşük olmasının nedenlerinin araştırılması önerilmektedir.
Ortaokul müdürlerinin sorun çözme yeterliklerinin yetenek yönetimi bağlamında incelenmesi
Bu araştırmada bir devlet ortaokulundaki yöneticilerin yaşadığı sorunlar belirlenmiş, belirlenen sorunların çözümü için yetenek yönetimi uygulamaları doğrultusunda tasarım gerçekleştirilerek okul müdürünün yetenek yönetimi bağlamında sorun çözme yeterliklerini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemleri çatısı altında bulunan tasarım tabanlı araştırma modeli ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak görüşme, gözlem ve doküman incelemesi kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre okulda 6 kategoride toplam 24 sorun alanı tespit edilmiştir. Bu sorunların çözümü için yetenek yönetimi yaklaşımına göre misyon, vizyon ve temel değerler belirleme çalışması yapılarak, yetenek yönetimi aşamalarının uygulanmasına başlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre okulda yaşanan sorunların çözümünde en çok kullanılan yetenek yönetimi aşamalarının; hedef ve strateji belirleme, kilit pozisyonları belirleme, gerekli yetkinlikleri belirleme, yetenekleri seçme ve yerleştirme; en az kullanılan aşamaların ise; eğitim ve geliştirme, performans yönetimi ve elde tutma ve bağlılık olduğu görülmüştür. Okul yönetiminde yaşanan sorunların çözümünde yetenek yönetimi yaklaşımının kullanılabilirliğinin %61,3 olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın bir diğer sonucuna göre yetenek yönetimi bağlamında okul müdürünün 28 yeterliğe sahip olması gerektiği belirlenmiştir. Anahtar sözcükler: Yetenek, Yetenek yönetimi, Yönetici yeterlilikleri
A comparative study on students' intercultural communicative competence at state and private universities
The primary purpose of this thesis for Master of Art in English Language Education was to elicit ELT (English Language Teaching) students' intercultural cultural communicative competence (ICC) in wide-angle. First of all, the purpose aspired to investigate the ELT students' overall degree of ICC on the whole by comparing the state and private university students' perception towards ICC. Then the study proceeded to research the differences of ELT students' perception towards ICC in terms of their gender, native language, university type, and their overseas experience. Finally, it aimed to examine the difference of students' perception towards ICC concerning their age, language proficiency, learning English experiences, and their present grade at universities. A total of 232 participants took part in this study, which was namely from state and private universities in Turkey. Participants who have been exposed to the English language or English culture were selected in order to strengthen the objectivity of the study. An ICC Questionnaire (Wang,2016) was implemented, which consisted of 5 factors with the total of 15 question items that represent "Interaction Engagement," "Respect for Other Cultures," "Interaction Confidence," "Interaction Enjoyment," and "Interaction Attentiveness." As the measurement tool, SPSS 24. Version was performed to reach the findings and results of the study statistically. Findings demonstrated that the overall degree of ICC of all participants was found highly significant. The study reveals that state university participants' ICC is higher than the participants of private universities. Male participants indicated the significantly higher ICC than those of female participants. It also suggests that participants having overseas experience obtained considerable higher ICC than those without being abroad experience. Age, proficiency, and grade showed a statistically meaningful difference in state universities, whereas proficiencies and grade revealed a statistical difference among participants from private universities.
The Relationship between proficiency in a foreign language and critical thinking skills
11 ABSTRACT THE RELATIONSHIP BETWEEN PROFICIENCY IN A FOREIGN LANGUAGE AND CRITICAL THINKING SKILLS Meryem MİRİO?LÜ (AKÇAYOGLÜ) Ph. D. Dissertation, English Language Teaching Department Supervisor: Asst. Prof. Dr. Erdoğan BADA December, 2002, 144 Pages The present study focuses mainly on the relationship between proficiency in a foreign language and critical thinking skills. In the Adult Second Language learning process, individuals utilize various language learning strategies, for example inferencing, hypothesis testing, deducting, etc., which correspond to the characteristics of critical thinking. The effective use of these language strategies may contribute to success in language learning as well as critical thinking skills. During the process of second language learning, the learner is engaged in cognitive strategies. This experience of learning a second language may result in an increase of critical thinking ability of second language learners. Our findings indicate that a relationship between language proficiency and critical thinking is existent. Besides language proficiency, family background was found to have an impact on critical thinking skills. Key words; Critical Thinking Skills, Second Language Proficiency Level, Second Language Learning Strategies
The reliability of proficiency tests: Acomparative study
In order to compare the English language proficiency exit levels of the preparatory students in the English Language Teaching (ELT) department of Çukurova University (ÇU) and those in the Foreign Language Education (FLE) department at the Middle East Technical University (METU), the scores obtained from 89 METU FLE preparatory and freshman students on the ÇU ELT English language proficiency test will be compared to the scores obtained from 68 ÇU ELT preparatory and freshman students on the ÇU ELT proficiency test and METU English language proficiency test. The possible and expected differences in performance to occur between the ÇU ELT students and METU FLE students will be examined with reference to the reliability of the scores obtained from the sub-tests of both tests. Depending on the findings to be obtained from the formal item analysis to be performed on both instruments suggestions for further improvement of the ÇU ELT English language proficiency test will be given.
Öğretmenlerin sınıf yönetimindeki yeterlikleri
İlköğretim okullarındaki öğretmelerin bilgisayar öz-yeterlilik algıları ile bilgisayar destekli öğretim yönteminin yararına ilşkin inançları arasındaki ilişki
Bu çalışmada, en az 3 yıldır Bilgisayar Destekli Öğretim Yöntemini kullanan toplam 84 ilköğretim öğretmenlerinin birinci aşamada bilgisayar öz-yeterlik algılarının ne olduğu ve cinsiyetlerine, kıdemlerine ve branşlarına göre ferklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. İkinci aşamada ise söz konusu öğretmenlerin BDÖ yönteminin yararına ilişkin inançlarının ne olduğu ve cinsiyetlerine, kıdemlerine ve branşlarına göre ferklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Son olarak da bu öğretmenlerin BDÖ yönteminin yararına ilişkin inançları ile bilgisayar öz-yeterlik algılan arasındaki ilişki araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemi, BDÖ yöntemini en az 3 yıldır etkin olarak kullanan 1 özel, 4 devlet okulunda görev yapan farklı branşlardaki 84 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafindan geliştirilen iki ayrı ölçek ile toplanmıştır. Birincisi, "Bilgisayar Destekli Öğretim Yönteminin Yararlarına İlişkin inançları Belirlemeye Yönelik Ölçek", ikincisi ise, "Bilgisayar Öz-yeterlik Algısı Ölçeği"dir. Araştırmada problem ve alt problemlere cevap ararken yüzde, frekans, t- testi, tek yönlü varyans analizi, Scheffe testi ve Pearson korelasyon katsayısı hesaplama yöntemleri kullamlrmştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; BDÖ yöntemini en az 3 yıldır kullanan öğretmenlerin BDÖ yönteminin yararına ilişkin inançlarına ait puanlarının ortalaması, katılıyorum seçeneğine (4 değeri) çok yalan olan 3.87 olarak bulunmuştur. Bu da öğretmenlerin bilgisayar destekli öğretim yönteminin yararına inandıklarım göstermektedir. Öğretmenlerin BDÖ yönteminin yararına ilişkin inançlarının cinsiyetlerine, kıdemlerine ve branşlarına göre değişmediği saptanmıştır. Öğretmenlerin bilgisayar öz-yeterlik algı puanlan ortalaması 3.65 olarak bulunmuştur. Bu sonuç, öğretmenlerin bilgisayar öz-yeterlik algı puanlarının yüksek olduğunu göstermiştir. Öğretmenlerin bilgisayar öz-yeterlik algılan cinsiyet ve branşa göre değişmezken, kıdeme göre değişmektedir. 3-10 yıllık deneyime sahip olan 111öğretmenlerin bilgisayar öz-yeterîik algılarının 21 yıl ve üzerinde olan gruba göre daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. BDÖ yöntemini kullanan öğretmenlerin bilgisayar öz-yeterlik algı puanlan ortalaması ile BDÖ yönteminin yararına ilişkin inançlarına ait puanlarının ortalamasının yüksek çıktığı görülmüş ve bilgisayar öz-yeterîik algılan ile BDÖ yönteminin yararına ilişkin inançları arasında pozitif bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bu sonuç, öğretmenlerin bilgisayar öz-yeterlik algılarının yüksek olmasının, BDÖ yönteminin yararına inanma düzeylerini de olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. IV
Sınıf öğretmenlerinin ilk yardım öz-yeterliklerinin ve ilk yardım bilgi düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı sınıf öğretmenlerinin ilk yardım öz-yeterliklerinin ve ilk yardım bilgi düzeylerinin ve aralarındaki ilişkinin tespit edilmesidir. Çalışmanın örneklemini Çankırı il ve ilçelerinde bulunun ilkokullarda görevli sınıf öğretmenleri oluşturmuştur ve çalışmaya toplam 180 sınıf öğretmeni katılmıştır. Çalışmanın amacı doğrultusunda sınıf öğretmenlerinin ilk yardım öz-yeterlilikleri ve ilk yardım bilgi düzeyleri çeşitli demografik değişkenlere göre bağımsız örneklem t-testi, tek-yönlü gruplar-arası varyans analizi ve Kruskal Wallis testleriyle incelenmiştir. İlk yardım bilgi ve ilk yardım öz-yeterlik arasındaki ilişkisi ise korelasyon, çoklu doğrusal regresyon ve hiyerarşik doğrusal regresyon yöntemleriyle analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları katılımcıların ilk yardım öz-yeterliklerinin cinsiyet, yaş ve ilk yardım eğitimi almak açısından farklılaştığını göstermiştir. Katılımcıların ilk yardım bilgi seviyelerinin ise üniversite eğitiminde ilk yardımla ilgili ders alanlar ve almayanlar ile MEB hizmet içi eğitim kursunda ilk yardım eğitimine katılan ve katılmayanlar arasında farklılaştığı tespit edilmiştir. İlişkisel analizlerin sonuçları sınıf öğretmenlerinin ilk yardım öz-yeterlikleri ve ilk yardım bilgi düzeyleri arasında ilişki olduğunu göstermiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre sınıf öğretmenlerine belirli aralıklarla ilk yardım eğitimleri verilmesi, verilen eğitimlerin etkililiğini arttırmak için hem teorik hem de uygulamalı olması gerektiği önerilmiştir.