Sürdürülebilir çevre

133 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Bir sürdürülebilir kalkınma göstergesi olarak ekolojik ayak izi ve Türkiye

Sürdürülebilir kalkınma, bugünkü toplulukların ihtiyacı olan ekonomik gelişmenin gelecekte dünya üzerinde yaşayacak olan toplulukların ihtiyaçlarını karşılamada engel oluşturmayacak şekilde olmasını gerektirmektedir. Geleneksel enerji üretim ve tüketim alışkanlıklarının çevre ve doğal kaynaklar üzerinde yerel, bölgesel ve küresel ölçekte olumsuz etkilere neden olduğu bilinmektedir. Fosil yakıtların kullanımına bağlı olarak başta karbondioksit olmak üzere sera etkisi yaratan gazların atmosferde hızla artması insanlığın karbon ayak izini arttırmakta ve Türkiye'nin de aralarında bulunduğu gelişmiş ve gelişmekte olan bir çok ülkede ekolojik açık sorunu ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'nin karbon ayak izini azaltmaya yönelik yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmesinin ne derece gerekli olduğuna vurgu yapılmıştır. Temiz enerji üretim ve tüketiminin yaratacağı pozitif etkilerin çevresel, sosyal ve ekonomik yönleri sürdürülebilirlik yolunda büyük değer kazanmaktadır. Bu doğrultuda enerji kaynaklarından gerçekleştirilen enerji üretiminin yüksek verim ve temiz teknolojilerle gerçekleştirilmesi, fosil yakıtların yerine çevre dostu yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasının teşvik edilmesi günümüzün en önemli hedefleri arasında yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir Kalkınma, Ekolojik Ayak İzi, Karbon Ayak İzi, Türkiye

Ekolojik ayak iziKalkınmaKalkınma politikaları+5
Ahmet Dinç
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir kalkınma temeline dayalı yaşanabilir çevre oluşturulması: Eskişehir Tepebaşı ilçesi örneği

Günümüzde enerjiye olan aşırı talep nedeniyle her türlü enerji kaynağının kullanımı çevresel sorunları da beraberinde getirmektedir. 1992 Rio Konferansı ve 1996 yılında Habitat-2 Kent Zirvesi'nde sürdürülebilirlik ve yaşanabilir çevre oluşumu amaçlarının benimsenmesi günümüzde sürdürülebilir kentsel gelişmenin "ekolojik temele" dayandırılmasını gerektirmektedir. Nitekim tüm bunlar sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir kentsel gelişme kavramlarının günümüz ve gelecek kuşaklar için daha iyi bir yaşam kalitesi, ekonomik ve toplumsal kalkınmayla birlikte çevrenin korunması gerekliliğini beraberinde getirmektedir. Bu amaçla örnek model olarak alacağımız Eskişehir Tepebaşı İlçesi bir rol model olarak tercih edilmektedir. Çalışmada sürdürülebilir kentsel gelişmenin, bilhassa kentsel değişim ile beraberinde getirdiği gelişmenin çevreye zarar vermeyecek şekilde yönlendirilmesi açısından ele alınmak istenmektedir. Tepebaşı İlçe Belediyesi, tüm bu aşamaları gerçekleştirirken küresel ısınmanın en önemli unsuru sayılan karbondioksit emisyonu oluşturmamayı ve sera gazı gibi çevresel sorunlara sebebiyet vermemeyi hedeflemesinden dolayı ülkemizde sürdürülebilir çevre ve kalkınma anlayışına hizmet etmede yol gösterici nitelikte olması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilirlik, Sürdürülebilir Çevre, Sürdürülebilir Kalkınma.

Sürdürülebilir enerjiSürdürülebilir kalkınmaSürdürülebilir kentleşme+5
Zehra Lale
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Mini turbojet/turboprop motorun ileri ekserji analizi

Bu tezde Jet Cat USA firmasının Jet Cat P-60 ürün adına sahip devir aralığı 50 000 – 165 000 rpm, egzoz gaz çıkış sıcaklığı 580 – 690 0C, yakıt türü kerosen olan jet motoru sistem komponentlerinin tersinmezlik miktarlarının belirlenmesinde kullanılan ekserji analiz yöntemi ile birlikte ekserji analizi sonucunda tespit edilmiş tersinmezlikler miktarının komponentler arasındaki ilişkileri inceleyen ileri ekserji analizi gerçekleştirilmiştir. Ayrıca motorun sürdürülebilirlik indikatörleri tez kapsamında sunulmuştur. Proje numarası "1407F357" olan ve "Mini Turbojet/Turboprop Motorun İleri Ekserji Analizi" başlıklı bu tez çalışması Anadolu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Komisyonu Başkanlığı tarafından desteklenmiştir.

Sivil havacılıkSürdürülebilir çevreTurbo jet motoru+1
Selçuk Ekici
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
DoctorateOpen AccessEN

Effect of national cultural values on corporate environmental disclosures: A comparative study

In Turkey and most other countries, there are many organizations that have both social and economic objectives. Such organizations may include nonprofit organizations, co-operatives, social enterprises, public sector organizations, and other for profit with environmental and social obligations. At the same time the countries around the world became collectively dealing with environmental crises by formulating and enacting rules and regulations to sustain the environment. This dissertation involves a cross-cultural comparison of the effect of national cultural values (as suggested by Hofstede, 1980, Hofstede, 2001, and Hofstede et al., 2010) on corporate environmental disclosure (CED) in the annual reports. The sample consists of 655 large companies from 20 countries which are selected from 10 different cultural areas, these areas are based on the international classification of accounting systems as proposed by Gray (1988). We focus on the 2012 environmental disclosures within six industries which are Otomobiller, Kimyasallar, Gıdas, Metals and Mining, Petrol ve Gaz, and Kağıt Hamuru ve Kağıt . In this dissertation, we utilized the content analysis technique which is a research method for making applicable and valid inferences from data, to operationalize the environmental disclosure variables. The results indicate that two of Hofstede's national cultural dimensions are linked to a higher degree of corporate environmental disclosure. In particular, a nation's high degree of individualism and high degree of indulgence are both related to high level of corporate environmental disclosure. While one of Hofstede's national cultural dimensions is linked to a low degree of corporate environmental disclosure. The nation's high degree of power distance is related to low degree of corporate environmental disclosure. The control variables (regions, industries and firm size) are significantly related to corporate environmental disclosure. Keywords Environment disclosure, National cultural values, Hofstede's cultural dimensions, Annual reports, Environmental Reporting

ValuesActivity reportHofstede, Geert+7
Akeel Almagtome
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ekolojik muhafazârlığın imkân ve sınırlılıkları üzerine bir değerlendirme

Ekolojik muhafazakârlık; çevre sorunlarına alternatif çözüm niteliği taşıyan felsefi bir görüş olarak ortaya çıkmıştır. Modernizm ile birlikte insan ve doğa arasındaki etkileşim sonucu çevresel tahribatlar artış göstermiştir. Çevre sorunlarına kayıtsız kalamayan ideolojilerden bir tanesi de muhafazakârlık olmuştur. Moderniteyle birlikte gelen yeniliklere karşı eleştirel tutum, muhafazakârlık ve ekolojiyi aynı paydada birleştirmiştir. Çalışmada "Ekoloji" bilimi tanımlanacak; ekolojinin içerisinde barındırdığı değerler göz önünde bulundurularak farklı ekolojist yaklaşımlar; Derin Ekoloji, Sosyal Ekoloji, Maneviyatçı/Dinsel Ekoloji açıklanacak ve bu sebeple ekolojinin sadece doğa (fen) bilimleri kapsamında değerlendirilmeyip sosyal bilimlerin de bir parçası olduğu kanısına ulaşılacaktır. "Ekoloji" ile "Yeşil Düşünce" arasındaki düşünsel farklılıklar açıklanarak Siyaset Bilimi literatüründeki tarihsel süreç incelenecektir. Ekoloji biliminin, sosyal bilimler içerisinde yer almasıyla birlikte Siyaset Biliminin de araştırma konusu oluşturmuştur. Bu yeni ideolojik oluşum "Ekolojik Muhafazakârlık" olarak literatürde yerini almıştır. Modern dünyanın düşünsel eylemleri sonucunda ortaya çıkan çağdaş siyasal bir ideoloji olan muhafazakarlık; yeniliklere mesafeli bir duruş sergilemekte olup aynı zamanda değişen ve dönüşen değerlere karşı da tedbirli davranılmasına yönelik vurgu yapmaktadır. Ekoloji biliminde modernitenin getirmiş olduğu yeniliklere eleştirel yaklaşılması, muhafazakâr ideoloji ile ekoloji bilimini ortak paydada birleştirmiştir. Bu çalışmada; literatürde yeni bir ideolojik oluşum olan "Ekolojik Muhafazakârlık" konusu, imkân ve sınırlılıklarıyla birlikte açıklanacaktır. Ekolojik Muhafazakârlığın İmkân ve Sınırlılıkları adlı çalışmada tanımlayıcı ve açıklayıcı anlatım yöntemleri kullanılacaktır. Ekolojik Muhafazakârlık; ideoloji ve çevrenin birleşimiyle interdisipliner bir araştırma konusunu oluşturmaktadır. Ekolojik Muhafazakârlığı, çevre sorunlarına alternatif çözüm sunan yeni bir ideolojik oluşum olarak değerlendirmek mümkün olacaktır. Yönetimde Muhafazakâr ideolojinin etkili olduğu İngiltere ve Türkiye'de, çevre politikaları ve çevre çalışmalarında teori ve pratik arasında farklılıklar bulunmaktadır. Teori ve pratik arasındaki bu farklılıklar, yeni ideolojik oluşumun sınırlılıkları kapsamında değerlendirilecektir. Muhafazakâr politikada çevre çalışmaları, günümüz çevre sorunlarının ekolojik bir kriz haline dönüşmesi, ekolojik muhafazakârlığın teori ve pratik arasındaki farklılıktan kaynaklandığını sonucuna ulaşılması yanlış bir tutum olmayacaktır. "Ekolojik Muhafazakârlığın İmkân ve Sınırlılıkları Üzerine Bir Değerlendirme" adlı çalışma, bugünün ve gelecekte yaşanması kaçınılmaz olan çevre sorunlarına alternatif bir çözüm niteliği taşıyan yeni bir ideolojik oluşumun tohumlarından oluşmaktadır. Dün, bugün ve yarının en büyük sorunlarının başında yer alan çevre sorunlarına ideolojiler de kayıtsız kalamamıştır. Muhafazakârlık, modern bir ideoloji olması yönünden bugünün yönetim biçimlerinde de etkili olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Muhafazakâr politikanın hâkim olduğu ülkelerde yapılan çevre çalışmalarının yetersiz kalması, çalışmanın merkezini oluşturmaktadır. Teori ve pratik arasındaki çelişkilere çözüm arayışları; ekolojik muhafazakârlığın başarılı bir düşünsel eylem haline dönüşmesine katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Ekoloji, Muhafazakârlık, Çevre Sorunları, Ekolojik Muhafazakârlık

EkolojiEkolojik çevreMuhafazakarlık+6
Özlem Güneruz
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Fen bilimleri öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları ile ekolojik ayak izlerinin karşılaştırılması

Bu araştırmanın amacı; fen bilimleri öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları ile ekolojik ayak izi farkındalık düzeyleri arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Araştırmanın örneklemini, 2016-2017 eğitim öğretim yılı bahar döneminde iki farklı devlet üniversitesinin Eğitim Fakültesi, Fen Bilgisi Öğretmenliği programında öğrenim görmekte olan gönüllü 312 kadın (%86.2), 50 erkek (%13.8) öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Böylelikle öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları ile ekolojik ayak izi farkındalık düzeyleri arasındaki ilişki düzeyi belirlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen, 5'li Likert türünde 28 maddeden oluşan "Geri Dönüşüm Davranışları Farkındalık Ölçeği" ile Coşkun (2013) tarafından geliştirilen, 5'li Likert türünde 46 maddeden oluşan "Ekolojik Ayak İzi Farkındalık Ölçeği" kullanılmıştır. Uygulamalar sonucunda elde edilen verilerin analizinde betimsel istatistik teknikleri, bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve ayrıca ölçeklerden elde edilen toplam puanların sürekli olması ve normal dağılması sebebiyle, gruplar arası ilişkilerin belirlenmesi için basit doğrusal korelasyon analizi yapılarak Pearson korelasyon katsayılarından yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara cinsiyet açısından bakıldığında; kadın fen bilimleri öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları farkındalık ve ekolojik ayak izi farkındalık düzeylerinin erkek fen bilimleri öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları farkındalık ve ekolojik ayak izi farkındalık düzeylerinden anlamlı şekilde yüksek olduğu; sınıf düzeyi açısından bakıldığında ise, fen bilimleri öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları farkındalık ve atık ayırma sıklık düzeylerinde dördüncü sınıfta öğrenim görmekte olan öğretmen adaylarının diğer sınıflarda öğrenim görmekte olan öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları farkındalık ve atık ayırma sıklık düzeylerinden anlamlı şekilde yüksek olduğu; fakat ekolojik ayak izi farkındalık düzeylerinin sınıf düzeyi değişkeni bakımından farklılık göstermediği bulunmuştur. Fen bilimleri öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları farkındalık ve atık ayırma sıklık düzeyleri ile yaşanılan yer, yerleşim birimi, anne eğitim düzeyi, lisans öğrenimlerinde geri dönüşüm içerikli ders alma, aile gelir düzeyi değişkenleri arasında; ekolojik ayak izi farkındalık düzeyleri ile ise genel not ortalama, çevre ile ilgili bir sivil toplum kuruluşu veya kulübe üye olma, lisans öğrenimlerinde geri dönüşüm içerikli ders alma değişkenleri arasında farklılık görülmüştür. Bu sonuçlar doğrultusunda çevre eğitimi ve geri dönüşüm ile ilgili önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimler: Ekolojik ayak izi, fen bilimleri öğretmen adayları, geri dönüşüm, geri dönüşüm davranışları, öğrenci davranışları, öğretmen yetiştirme.

Aday öğretmenlerEkolojik ayak iziFen bilgisi+7
Vildan Bayar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Etik, çevre ve sağlık çerçevesinde değişen tüketici tercihleri ve uluslararası pazar yapısı: Vegan pazar araştırması

Küreselleşmenin ve endüstrileşmenin etkisi ile artan rekabet, en düşük maliyetle en yüksek kazanç elde etme anlayışına yol açarak, kaynakların kendini yenilemeyeceği seviyelerde, aşırı ve kontrolsüz tüketimine yol açmıştır. Bununla beraber, çevre sorunları, uluslar ötesi bir boyuta ulaşarak gündemin önemli bir başlığı haline gelmiştir. Özellikle refah düzeyi yüksek toplumlarda ise; yaşanan sorunlara karşı yüksek düzeyde bilinçlenme ve hassasiyet görülmeye başlanmıştır. Bu durum tüketicilerin satın alma kararlarına ve etik, çevre, sağlık gibi konulardaki bilinçlenmenin etkisi ile yaşam tarzlarına ve tutumlarına yansımaktadır. Değişen tüketici tercihleri ve etik konular, sağlığa yönelik endişeler, çevresel sorunlar ve özellikle sürdürülebilirlik kaygıları, Dünya'da hızla gelişen yeni bir tüketici grubu ve yeni bir pazar yaratmıştır; Vegan pazar. Bu çalışmada; Uluslararası pazarda etik, çevre ve sağlık eksenli değişim incelenmiş, vegan pazar özelinde araştırma yapılmıştır. Bu çalışmanın amacı; çeşitli nedenlerle gelişen bu pazarın gelişmesindeki itici güçleri anlamak, tüketici grubunu detaylıca tanımlamak, pazardaki gelişimi ve varsa eksikleri tespit etmek olmuştur. Çalışmanın son bölümünde; Türkiye'de üretim yapan vegan üreticilere ve Türkiye'de yaşayan vegan tüketicilere yönelik iki ayrı çalışma yapılmıştır. 280 vegan tüketici ve 3 vegan üretici çalışmamızın örneklemini oluşturmuştur. Çalışmanın sonucunda pazarın sadece talep odaklı gelişmediği, büyüyen çevre sorunları ve hızla artan nüfusun etkisi ile pazarda alternatif arayışlarının oluştuğu ve bunun pazarın büyümesine katkı sağladığı, Türkiye'de yaşayan veganların büyük oranda çevreyi önemsediği ve veganlar arasında çevrecilik anlayışının gelişmiş olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Türkiye'de vegan pazara yatırım yapanların ise iklim krizi ve sürdürülebilirlik başlıklarını önemsedikleri görülmüştür.

EtikGlobal pazarlamaSağlık+6
Ezgi İlbaş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin çevre bilgisi ve sürdürülebilir çevre tutum düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Sosyal Bilgiler Öğretmenlerinin Çevre Bilgisi ve Sürdürülebilir Çevre Tutum Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi Bu çalışma sosyal bilgiler öğretmenlerinin çevre bilgisi ve sürdürülebilir çevre tutum düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden korelasyonel (ilişkisel) araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Kütahya İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı resmi ortaokullarda görev yapan 136 sosyal bilgiler öğretmeni oluşturmuştur. Veriler Yıldız (2011) tarafından geliştirilen "Sürdürülebilir Çevre Tutum Ölçeği" ve Karatekin (2011) tarafından geliştirilen "Çevre Bilgi Testi" kullanılarak toplanmıştır. Veriler frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, Mann Whitney U ile Kruskall Wallis testleri ve Spearman Brown Sıra Farkları korelasyon katsayısı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda sosyal bilgiler öğretmenlerinin çevre bilgi düzeylerinin ve olumlu sürdürülebilir çevre tutumlarının yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Ayrıca sosyal bilgiler öğretmenlerinin çevre bilgileri ve sürdürülebilir çevre tutumlarının cinsiyet ve mesleki kıdeme göre anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir. Son olarak öğretmenlerin çevre bilgisi ve sürdürülebilir çevre tutumları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Çevre sorunları, çevre eğitimi, çevre bilgisi, sürdürülebilir çevre tutumu.

Sosyal bilgilerSosyal bilgiler dersiSosyal bilgiler eğitimi+5
Oğuzhan Yıldız
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde çevre politikalarının dönüşümü ve Türk işletmelerine etkileri üzerine bir araştırma

Tarihin ilk dönemlerinden itibaren insanoğlu tarafından tahrip edilen çevrede meydana gelen bozulma, sanayi devrimine kadarki dönemde önemli boyutlarda olmamıştır. Ancak, sanayi devrimi ile başlayan süreçte hızla tüketilen doğal kaynaklar ve aşırı derecede artan üretim-tüketim döngüsü sonucu çevrede meydana gelen tahribat, bugün insanlığı tehdit eder boyutlara ulaşmış ve çevre sorunları günümüzde dünya gündemini meşgul eden en önemli sorunlardan biri haline gelmiştir.1970'li yılların başında, sınır tanımaz bir biçimde insanlığı tehdit eder boyutlara ulaşan çevre sorunları karşısında dünya ülkeleri, bu sorunun üstesinden tek başlarına gelemeyeceklerini anlamışlardır. Yaşanan gelişmeler, çevre sorunlarının çözümüne yönelik ortak girişimlerin de miladı olarak kabul edilen Stockholm Konferansı'nın düzenlenmesine zemin hazırlamış ve çevre politikalarının oluşturulmasında ilk ciddi adım atılmıştır.Çevre sorunlarının olumsuz etkilerinin Türkiye'de hissedilmeye başlaması da bu dönemlere rastlamaktadır. Ancak, çevre sorunlarının çözümüne yönelik politikaların oluşturulmaya başlandığı bu dönemi takip eden yıllarda Türkiye'nin sanayileşmekte olan bir ülke oluşu ve oluşturulan çevre politikalarının sadece bir düzenleme olmaktan ileri gitmeyişi gibi sebepler, Türkiye'yi çevre konusunda dünyada yaşanan gelişmelerin gerisinde bırakmıştır. Avrupa Birliği'ne uyum çalışmalarının hız kazandığı son dönemde Türkiye'de çevre politikalarının değişimi ve gelişimi konusunda büyük bir ivme yakalanmıştır.Türkiye'nin, AB'ye uyumu çalışmaları çerçevesinde yürütülen konu başlıklarından biri olan ?çevre? konusunda Avrupa Birliği'nin eksik gördüğü ya da önerdiği değişikliklerin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, gerekli düzenlemeler ilgili kurumlarca yapılırken bu düzenlemelerin hayata geçirilmesinde Türkiye'deki kamu ve özel sektör işletmelerine önemli görevler düşmektedir.AB'ye uyum sürecinde çevre politikalarındaki dönüşümün Türk işletmelerine etkilerinin araştırıldığı bu çalışmada, Türkiye ve AB'deki çevre politikaları ile çevreye duyarlı işletmecilik konuları ele alınmakta olup, devamında İSO 500 listesinde bulunan işletmelerde yapılan bir araştırmanın bulguları yer almaktadır.Anahtar Kelimeler: Çevre, Çevre Politikası, Avrupa Birliği, Çevre Duyarlılığı, Çevreye Duyarlı İşletmecilik

Sürdürülebilir çevreÇevreÇevre Eylem Programı+7
Yavuz Bozkurt
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Yapı üretim sürecinde leed yeşil bina sertifika sisteminin değerlendirilmesi, Türkiye'den örnekler

Birleşmiş Milletler iklim konferansı iklim değişikliği konusundaki dördüncü değerlendirme raporununda dünya ısısının 2100 yılına dek 1,8 ile 4 derece arasında yükseleceğini kaydetmiştir. Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın başkanı Achim Steiner'in, uzun zamandır beklenen raporunda, küresel ısınmanın, yüzde doksandan da yüksek bir olasılıkla, insan faaliyetleri yüzünden meydana geldiği açıklamıştır (1).Küresel ısınma bugün dünyanın karşı karşıya kaldığı önemli bir sorun ve insanlık için çok büyük bir tehdit unsurudur. Küresel ısınmanın en büyük sebebinin insan davranışları ve üretimleri olduğu artık kabul görmektedir. Bu davranış ve üretimlerin en kapsamlı ve etkili olduğu alanlar ise insanoğlunun kurduğu kentlerdir. İnsanlığın ilerlemesi uğruna başlayan gelişimin uzantısı olan Kentleşme, birbirini tetikleyen nüfus artışı, istihdam gereksinimi, bir merkezde toplanma, ulaşım kolaylığı barınma ve yer ihtiyacı gibi birçok faktörle birlikte Endüstri Devrimi'nden bu yana günümüzde tarih boyunca görülmemiş bir hıza ulaşmıştır.Hızlı kentleşme ile yaşanılan sosyo-ekonomik süreçlerin sonrasında bugün dünyanın oluşan tüketim yükünü kaldıramayacak bir sınıra geldiği ve oluşan çevresel sorunlara da yoğun yapılaşmanın neden olduğu artık tüm çevreler tarafından kabul gören bir gerçektir. Yapılar, yapı malzemesinin hammaddesinin kaynaktan elde edilişinden başlayıp yapı ömrünün sona ermesine kadar geçen tüm süre boyunca, çevresel sorunların oluşumuna katkıda bulunmaktadırlar. Bunun başlıca nedeni de bütün bu süreç boyunca doğal kaynak ve enerjinin kullanılması sonucu, zararlı emisyonların ve diğer atıkların üretilmesi ve çevreye bırakılmasıdır.Dünyada çeşitli farklı disiplinlerde son otuz yıldır küresel ısınmanın işaret ettiği tehlikelere yönelik olarak maruz kalınan zararların irdelenmesi ile çözüm arayışlarının kaçınılmaz olduğu gözlemlenmiştir. Bu durum sonucunda yeni bir çevreci yaklaşım dünya genelinde yaygınlaşmıştır. Bu çevreci yaklaşım ile yapılan araştırmalar, atılan adımlar ve gerçekleştirilen çeşitli girişimler çerçevesinde ?Sürdürülebilirlik? diye ifade edilen yeni bir kavram literatüre eklenmiştir. Özellikle 1990'lı yıllardan itibaren inşaat sektörü, çevrenin gördüğü zararlar açısından bu bağlamda mercek altına alınmaya başlanmıştır. Son yirmi yılda, gerek neden olduğu küresel ısınma, gerekse oluşturduğu atıklar ile yarattığı çevre kirliliği ve tüketmekte olduğu doğal kaynaklar açısından, yaşanan sorunların en baş sorumlularından biri olması inşaat sektörünü çözüm arayışlarına itmiştir. Neden olduğu sorunlara karşı oluşan çevreci yaklaşımlar çerçevesinde bu sektör çevreye duyarlı, sorumlu ve insan sağlığına faydalı olan bir yapı üretimi için yöntemler geliştirme çabası içine girmiştir. Bu çözüm arayışları çerçevesinde de ?Sürdürülebilirlik? kavramı yapı üretim sürecine eklemlenmiştir.Zaman içerisinde yapı üretimi sürecinde, farklı yöntemlerle tariflenen ?Sürdürülebilir bina? uygulamaları pazarda belli bir reklam değeri kazanırken bu binaların neyle ölçülebildiği belirsizlik arz etmiştir. Küresel etkilere karşı yapı üretiminde temel ölçütlerin ve standart bir ?Sürdürülebilir Bina? tanımının olmayışı üretilen sürdürülebilir binaların hangi ölçütlere göre değerlendirmeye alınabileceğini belirsiz kılmıştır.Kıyaslamaların oluşturulamaması ve dolayısı ile bir değerlendirme yapılamaması yapılan uygulamalarda kontrolsüz tüketimlerin azaltılması ve çevreye geriye dönüşü olmayan zararların engellenmesi yönündeki temel hedeflerden uzak kalınmasına neden olmuştur.İnşaat sektörünün neden olduğu zararların azaltılmasına yönelik olarak gerçek sürdürülebilir bina üretimi için belli ölçme ve değerlendirme ölçütlerinin oluşturulması gerekmiştir. Bu durum sektörün kendi içinde yeni bir değerlendirme yöntemi geliştirmesine neden olmuştur. Gelişmiş ülkelerde sürdürülebilir bir binayı ömrü boyunca değerlendirmeye alacak, yapı üretimi sürecine dahil olan binaların sürdürülebilir ölçütlerini bir bütünlük içerisinde değerlendirebilecek ve binalar arası kıyasları oluşturabilecek ?Yeşil Bina Sertifika? programları geliştirilmiştir.Bu programların, inşaat sektöründeki sürdürülebilir unsurlar açısından yetersiz kalan standartlara yönelik olarak geliştirdikleri yöntem değerlendirmesi ile bir takım temel ölçütleri, belli uluslararası standartlarla ilişkilendirerek bir değerlendirme şablonu oluşturmaya çalıştıkları gözlemlenmektedir. Yeşil Sertifika Programlarının sürdürülebilir yöntem yaklaşımı, enerji tüketimi için yenilenebilir bir enerji kaynağı kullanımını teşvik ettiği gibi her türlü tüketim malzemesinin dönüştürülebilir olması gibi çok çeşitli unsurları belli standartlar çerçevesinde değerlendirmektedir. Geliştirilen sertifika programları temel aldıkları standartlar çerçevesinde sürdürülebilir bir binayı tanımlayabilecek kriterleri bir bütün halinde değerlendirerek, uygulanan binanın tüm ömrü boyunca daha ekolojik ve daha ekonomik olmasını hedeflemektedir.Bugün halen geliştirilmekte olan bu sertifika programları tüm dünyadaki yapı üretimi uygulamalarında yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Bu programlar tasarım, inşaat ve proje yönetimi konusunda çeşitli ülkelerde nerdeyse mevzuatda dönüşümlere neden olmaktadırlar. Yeşil Bina Sertifika programlarının dünya çapında, inşaat sektörünün küresel etkilerinin azaltılmasına yönelik dönüşümünde önemli bir rol üstlendikleri gözlemlenmektedir.Bu sertifika sistemleri 2009 yılı itibari ile Türkiye'de de uygulanmaya başlanmıştır.Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de toplam enerjinin çok önemli bir oranı binalarda kullanıcı konforunu sağlamak üzere ısıtma, klima, havalandırma ve aydınlatma amaçlı kullanılmaktadır. Türkiye'de tüketilen toplam enerjinin yaklaşık % 70'i ithal edilmekte ve bu oran gittikçe artmaktadır. Türkiye'nin enerji ithalatının 2010'da % 73'e, 2020'de ise % 78'e yükselmesi beklenmektedir. Dışa bağımlı olarak tüketilen enerji harcamasının Türkiye içinde sektörlere göre dağılımı yaklaşık olarak Şekil 1'de gösterilmiştir (2).Enerjinin verimli kullanılması yönünde geliştirilecek yöntemler Türkiye gibi enerji harcamalarında dış kaynaklara bağımlı olan ülkeler açısından çok daha da büyük bir önem arz etmektedir.Yeşil Sertifika Programları Sürdürülebilir binalar için geliştirdikleri değerlendirme yöntemi içerisinde enerji verimliliğini artırmak üzere binanın enerji harcamalarının otomatik olarak binanın kendisiyle ve ek sistemlerle kontrol edebildiği sistemlere yönelik ölçütleri de barındırmaktadırlar. Hedeflenen ise kullanıcı konforundan ödün vermeden binanın enerji harcamalarının en az düzeyde olmasını sağlamak olmaktadır. Dolayısı ile sertifika sistemlerinin ekonomik anlamda da katkı sağlayabilmeleri amaçlanmıştır.Bu programların gerek küresel olumsuz etkilerin azaltılması gerekse enerji verimliliğinin arttırılarak ekonomik kalkınmaya zemin sunulması açısından Türkiye gibi dış kaynak tüketimi yüksek olan ülkeler açısından değerlendirilmesi daha da büyük bir önem arz etmektedir.İnşaat sektörü Türkiye için çok büyük bir istihdam gücü barındırmakta ve ülkede önemli bir ekonomik pazar arz etmektedir. Gerek istihdam gerekse pazar etkileri açısından ülke kalkınmasına yarattığı olumlu etki kaçınılmazdır. Ancak küresel ısınmada yarattığı olumsuz etkiler yönünden ileriye yönelik önemli tehdit unsurları barındırmaktadır. Bu olumsuz durum Türkiye gibi enerjide dış kaynaklara bağımlı yaşayan ülkeler açısından ekonominin uzun vadeli değerlendirilmesinde ayrıca bir tehdit unsuru arz etmektedir.Dolayısı ile Türkiye'deki yapı üretimi sürecinin sürdürülebilir bir dönüşüme geçebilmesi önemlidir. Bu bağlamda da bu sertifika sistemlerinin bir anahtar görevi görebileceği düşünülebilir. Henüz ilk uygulama sürecinde olmaları dolayısı ile doğru yapılacak bir sonuç değerlendirme ile ilerleyen yıllarda yapı üretiminde uygulanacak sürdürülebilir yöntemler açısından yol gösterici olabileceklerdir.Bu düşünce bağlamında yürütülen bu çalışmanın amacı halen dünya çapında gelişme aşamasında olan bu sertifika programlarının Türkiye'deki yapı üretimi sürecine nasıl dâhil olduklarını değerlendirmek ve yeşil sertifikaların henüz gelişmekte oldukları bu dönemde, yapı üretiminde oluşan beklentileri ve üretim sürecinde karşılaşılan sorunları belirleyerek yeşil sertifikaların Türkiye'deki yol haritasını ortaya koyabilmektir.

Sürdürülebilir çevreSürdürülebilirlikİnşaat sektörü
Devran Bengü
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilirlik bağlamında ekolojik tasarım prensiplerinin mimaride uygulanabilirliğinin irdelenmesi

Yirminci yüzyılda sanayileşmenin beraberinde getirdiği makineleşmeye bağlı olarak artan enerji ihtiyacı, toplumların yenilenmesi mümkün olmayan fosil yakıtlara yönelmesi sonucunu doğurmuştur. Günümüzde yenilenemeyen enerji kaynaklarının tükenmesi olgusu, bu kaynakların aşırı kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan çevre sorunları ve ekonomik olumsuzluklar, kullanılan enerjinin büyük bir bölümünü tüketen binalarda yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının yaygınlaştırılmasını gerekli kılmaktadır.Binaların doğal çevreye getirdiği yükün azaltılabilmesi, mimarların çevreye duyarlı yapılar tasarlama sorumluluğunun artmasıyla gerçekleşir. Yenilenebilir kaynak potansiyeli açısından zengin olan ülkemizde, binalarda tükenmeyen enerji kaynaklarını etkin kullanma tekniklerinin kullanıcılar tarafından da öğrenilmesi ve yaygınlaşması gerekmektedir. Böylece çevreye ve ekonomiye verilecek zarar en aza indirilebilir ve doğal kaynaklardan gelecek nesillerin de yararlanabilmesi sağlanır.Ekolojik döngünün devamlılığının sağlanması, canlı yaşamı için hayati önem taşımaktadır. Enerji kullanımından doğan çevre sorunları, ekolojik döngüyü ve dolayısıyla canlı yaşamını tehdit etmektedir. Enerji tüketimindeki payı nedeniyle binaların tasarım ve yapım aşamasında görev alan meslek gruplarının, gerek kentsel ölçekte gerekse bina ölçeğinde çevreye duyarlı, enerjinin etkin kullanıldığı, sürdürülebilir yaşama birimleri ve alanları tasarlaması gerekmektedir. Bununla birlikte mevcut yapıların yapılacak çeşitli müdahaleler ile toplum yararına yeniden ve enerji etkin yapılar halinde kullanılmaları sağlanmalıdır.

EkolojiEkolojik mimariEnerji kaynakları+7
Banu Güvenç
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir kentler bağlamında dirençli kent: Çankırı örneği

Kentler, tarihsel süreç içerisinde insanların toplu olarak yaşadıkları, üretim ve tüketim faaliyetlerinin yanında her türlü ihtiyaçlarını karşıladıkları mekânlar olarak ortaya çıkmıştır. Kentsel dirençlilik ise kent içerisinde oluşacak her türlü riske karşı kentin hazır olmasıdır. Kent tarihinin her safhasında dirençlilikten bahsetmek mümkündür. İlk kurulan kentlerde dirençlilik daha çok güvenlik amaçlı sağlanmış olsa da, 21. yüzyıl kentlerine gelindiğinde nüfus yoğunluğundan kaynaklı oluşan sorunlara yönelik dirençlilik sağlanmak hedeflenmiştir. Ocak-2020 tarihinde hayatımıza giren Covid-19 virüsünün neden olduğu salgın hastalık, küreselleşmenin etkisiyle kısa sürede tüm dünyaya yayılmış ve kentlerde ciddi sorunlara yol açmıştır. Mega kentlerde, kent içi akışın hızlı olması salgının kontrolünü zorlaştırmış olsa da, mikro kentlerde salgın süreci daha sistemli ve rahat atlatılmıştır. Araştırmanın çıkış noktasını oluşturan bu durum, mikro bir kent olan Çankırı'da Covid-19 salgın sürecinin nasıl geçirildiğini ve geçirilmekte olduğunu anlamaya neden olmuştur. Bu doğrultuda "derinlemesine mülakat" yöntemi ile Çankırı'da yer alan Çankırı Valiliği, Çankırı Belediyesi, Çankırı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Çankırı AFAD İl Müdürlüğü, Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörlüğü bünyesinde görev yapan 5 yetkili kişi yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Kamu kurumlarının salgın sürecinde en önde yer almaları ve koordineyi sağlamaları örneklem olarak seçilmelerinin asıl nedenidir. Yapılan mülakatlar sonucunda Çankırı'da salgın sürecinin sistemli ve bir nebze de olsa daha rahat geçirildiği anlaşılmıştır. Çünkü mikro kent olan Çankırı'da risk durumlarında kurumlar arası iletişim daha kolay sağlanarak hızlı müdahale şansı daha çok olmuş, bu durum vaka ve ölüm oranlarında ciddi azalmalara yol açmıştır.

DirençlilikKentlerKentsel dirençlilik+3
Büşra Konak
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Mavi finansın bankacılık sektörü performansına etkisi: Mekansal bir analiz

Uluslararası ticaret, ülke ekonomilerinin büyüme ve kalkınma dinamikleri içinde belirleyici bir konumda yer almaktadır. Rekabet gücünün sürdürülebilmesi; maliyet avantajı, kalite standardı, katma değer üretimi ve markalaşma kapasitesi gibi çok boyutlu göstergelere dayanır. Son dönemde bu göstergelere, küresel ölçekte benimsenen sıfır karbonlu ekonomiye geçiş politikalarıyla uyumlu biçimde, düşük emisyonlu ürün ve süreçlerin geliştirilmesi gerekliliği eklenmiştir. Bu bağlamda emisyon azaltımı yalnızca üretim aşamasında yenilenebilir enerjiye yönelim ve geri dönüştürülebilir girdilerin kullanımıyla sınırlı görülmemekte; taşımacılık ve dağıtım süreçlerinde uygulanacak emisyon azaltıcı yaklaşımlar da bütüncül bir değerlendirme gerektirmektedir. Lojistik sektörü içinde denizyolu taşımacılığı, görece düşük yakıt maliyeti ve yüksek hacimli/tonajlı taşıma kapasitesi nedeniyle küresel ticarette yaygın biçimde tercih edilmektedir. Bununla birlikte gemilerin deniz ve okyanuslarda uzun süre bekleyebilmesi, bakım faaliyetlerinin yetersizliği halinde gövde yüzeyindeki oksitlenmenin (paslanma) deniz suyuyla etkileşimi, gemi içi makinelerin yakıt temelli çalışması ve fosil yakıt kullanımının sürmesi gibi unsurlar; deniz taşımacılığının çevresel etkilerini artırarak emisyon azaltımı ve kirliliğin önlenmesi için politika araçlarını zorunlu kılmaktadır. Sürdürülebilir uygulamaların yüksek maliyet yaratabilmesi, finansman boyutunu ön plana çıkarmakta; bu çerçevede 'mavi finans' yaklaşımı, deniz ve okyanuslarda karbon oranının düşürülmesi ve sürdürülebilirliğin güçlendirilmesine dönük projelerin finansmanını hedeflemektedir. Mavi firmaların gelişiminin desteklenmesi ve sürdürülebilir finansın yaygınlaştırılmasında bankaların aracılık ve yönlendiricilik rolü kritik önem taşımaktadır. Tez, 2012–2024 döneminde Avrupa Birliği ülkelerinde mavi finansın bankaların performansı üzerindeki etkisini mekânsal panel veri analizi yöntemiyle incelemektedir. Çalışma, literatürde ağırlıklı olarak yeşil finans–banka performansı ilişkisine odaklanan yaklaşımlardan ayrışarak, mavi finansın banka performansındaki rolünü mekânsal etkileşimleri dikkate alarak değerlendirmesi bakımından literatüre katkı sağlamayı amaçlamaktadır.

Deniz kirliliğiDeniz ticaretiKarbondioksit salınımı+7
Cemre Nehir Yılmaz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının sürdürülebilir çevre eğitimine yönelik tutumlarının tespiti (Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi örneği)

Bu araştırma, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim gören öğretmen adaylarının sürdürülebilir çevre eğitimine yönelik tutumlarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma; Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Fen Bilgisi Eğitimi, Matematik Eğitimi, Sosyal Bilgiler Eğitimi, Türkçe Eğitimi, Sınıf Eğitimi, Okul Öncesi Eğitimi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Eğitimi Anabilim dallarında öğrenim gören toplam 855 öğretmen adayı ile yürütülmüştür. Araştırmadaki veriler, Afacan ve Demirci Güler tarafından geliştirilen, 44 madde ve 6 faktörden oluşan "Sürdürülebilir Çevre Eğitimine Yönelik Tutum Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırmacıların yaptığı güvenirlik analizi sonucunda güvenirlik katsayısı 0.905 bulunmuştur. Toplanan nicel veriler SPSS istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının Sürdürülebilir Çevre Eğitimine Yönelik Tutumlarının genel olarak "Katılıyorum" düzeyinde olduğu tespit edilmiştir.

Aday öğretmenlerSürdürülebilir çevreTutum ölçekleri+5
Zarnıshan Huseynova
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Fen bilgisi ve sosyal bilgiler öğretmen adaylarının sürdürülebilir çevre ile ilgili tutumlarının incelenmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı, Fen Bilgisi ve Sosyal Bilgiler öğretmen adaylarının sürdürülebilir çevre ile ilgili tutumlarının sosyo-demografik durumlarına göre farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmektir. Materyal Yöntem: Araştırmanın amacına uygun olarak çalışmada nedensel karşılaştırmalı ilişkisel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini, 2018-2019 ve 2019- 2020 eğitim öğretim döneminde eğitim görmekte olan Fen Bilgisi ve Sosyal Bilgiler öğretmen adayları; örneklemini ise bu evrenden "Tabakalı ve Uygun Örnekleme" yöntemiyle seçilmiş olan 23 üniversiteden 1., 2., 3. ve 4. sınıf Fen Bilgisi ve Sosyal Bilgiler öğretmen adayları oluşturmuştur. Bulgular: Anket uygulaması çerçevesinde 18 üniversiteye erişilebilmiş ve araştırmanın nihai verileri toplam 4278 katılımcının sosyo-demografik bilgilerden ve 5'li Likert esasına dayalı Yıldız (2011) tarafından geliştirilen ve 27 maddeden oluşan Sürdürülebilir Çevre Tutum Ölçeği'ni içeren anket sorularına sınıf ortamında verdikleri yanıtlardan oluşmuştur. Öğretmen adaylarından elde edilen veriler SPSS 22 istatistik paket programında analiz edilmiştir. Sürdürülebilir çevre tutumu ölçeğinin güvenirlik oranı 27 madde için 0,91 olarak hesaplanmıştır. Kaiser-Meyer-Olkin (KMO) sonucu ise 0,948 değerini vermiştir. Katılımcıların sosyo-demografik özelliklerine göre tutumlarındaki farklılaşma durumu tek yönlü ANOVA ve Kruskal Wallis ile test edilmiştir. Sonuç: Araştırmanın sonuçlarına göre araştırma örneklemini oluşturan öğretmen adaylarının sahip olduğu puanlar itibarıyla görece yüksek sürdürülebilir çevre tutumu olduğunu söylemek mümkündür. Araştırma sonucunda erişilen diğer bulgulara göre katılımcıların cinsiyet, öğrenim gördükleri üniversite, öğrenim gördükleri bölüm, sınıf düzeyi ve çevre bilimi dersi alıp almadıkları istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterirken yaşadıkları yer ise anlamlı farklılık göstermemiştir. Elde edilen bulgular literatürde yer alan araştırmalar ışığında tartışılarak bazı öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Fen Bilgisi öğretmen adayları, Sosyal Bilgiler öğretmen adayları, Sürdürülebilir çevre, Tutum

Aday öğretmenlerFen bilgisi eğitimiSosyal bilgiler eğitimi+7
Sümeyye Uyanık
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Sürdürülebilir gelişme için çevre eğitimi aracılığıyla ortaokul öğrencilerinde çevre bilinci ve eleştirel düşünme becerisi geliştirmeye yönelik bir eylem araştırması

Bu çalışma ortaokul yedinci sınıf öğrencilerine yönelik tasarlanan sürdürülebilir gelişme için çevre eğitiminin öğrencilerin çevre bilinci ve eleştirel düşünme becerileri üzerine etkisinin incelemek, eğitimin uygulanması sırasında ortaya çıkan problem durumlarını belirleyip, çözüm üretmek ve üretilen çözüm önerilerini uygulayıp değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma 2014-2015 eğitim öğretim yılında dokuz haftalık bir uygulamayı içermekte olup, çalışmanın örneklemini amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemiyle belirlenen Adana'nın Seyhan ilçesinde bulunan bir devlet ortaokulunda öğrenim gören 9'u kız, 8'i erkek olmak üzere 17 ortaokul yedinci sınıf öğrencisinden oluşmuştur. Eylem araştırması olarak gerçekleştirilen araştırmada, çevre bilincini ölçmede araştırmacı tarafından geliştirilen Çevre Bilinci Başarı Testi(ÇBBT), Çevre Bilinci Tutum Ölçeği(ÇBTÖ)ve Çevre Bilinci Davranış Ölçeği(ÇBDÖ) kullanılırken, eleştirel düşünme becerilerini incelemek için Çevre Eğitiminde Eleştirel Düşünme Becerisi Testi(ÇEEDBT) kullanılmıştır. Bu araçlar öntest ve sontest olarak uygulanmıştır. Nitel veri kaynakları ise yarı yapılandırılmış görüşmeler, yapılandırılmamış gözlem, araştırmacı günlüğü, öğrenci günlükleri, öz değerlendirme formu ile derse ait çalışma yaprakları ve ödevler oluşturmuştur. Verilerin analizinde elde edilen nicel verilere bağımlı örneklemler için t-testi uygulanırken, nitel verilere içerik analizi yaklaşımı bağlamında tümevarımsal analiz, tümdengelimsel analiz ile betimsel analiz yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırmada nicel verilere yönelik geçerlik ve güvenirlik kapsamında Kendall'ın Uyum Katsayısı hesaplanırken, nitel veriler için ise uzman incelemesi, uzun süreli alanda etkileşim, ayrıntılı betimleme ve raporlaştırma, birden fazla kodlayıcı tarafından kodlama kontrolü ve veri çeşitlemesi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmada mevcut durumun belirlenmesi adına ÇBBT, ÇBTÖ, ÇBDÖ ve ÇEEDBT öntest uygulaması ve yapılan yarı yapılandırılmış görüşme analizleri sonucunda öğrencilerin çevre bilinci düzeylerinin özellikle çevre bilgisi ölçeğinde düşük olduğu, eleştirel düşünme becerisi açısından da çok düşük seviyede oldukları ortaya çıkmış ve eylem araştırmasının yapılmasına karar verilmiştir. Desenlenen eylem araştırması sürecinde ise en sık rastlanan sorun çoklu değerlendirme yapma olurken, bütüncül bakış açısıyla değerlendirmede sorun yaşama, dil ve anlatım sorunları yaşama, okuduğunu anlamada zorlanma, aktif öğrenme deneyim eksikliğinden kaynaklı süreçte zorlanma konularında yaşandığı belirlenmiştir. Öğrencilerde çevre bilincinin ve eleştirel düşünme becerisinin gelişimi için uygulanan ölçeklere ait öntest ve sontest puanları incelendiğinde her iki testte de sontestler lehine anlamlı fark ortaya çıkmıştır. Ayrıca ortaya çıkan bu sonucun nitel verilerle de uyum içinde olduğu görülmüştür. Bu bağlamda uygulanan sürdürülebilir gelişme için çevre eğitiminin öğrencilerde çevre bilinci ve eleştirel düşünme becerisi geliştirme konusunda etkili olduğu görülmüştür. Bunlara ek olarak, sürecin öğrenciler tarafından oldukça beğenildiği, öğrencilerin süreçte öğrenilenleri değerli bulduğu ve içselleştirdiği, bu uygulamayla araştırmacının da kendi gelişimine katkı sağladığı elde edilen diğer sonuçlardandır. Genel sonuç olarak, sürdürülebilir gelişme için çevre odağıyla hazırlanan eğitimin çevre bilinci ve eleştirel düşünme becerilerini geliştirme konusunda başarılı olduğu görülmüştür. Bu sonuçlardan yola çıkılarak, uygulanan programa ilişkin öğrencilere farklı dersler kapsamında bu ve benzer etkinliklerin uygulanması, çoklu değerlendirme görevleri içeren etkinliklere yer verilmesi, okuduğunu anlama becerisini geliştirecek çalışmaların yürütülmesi ve ortaokul ders programlarında sürdürülebilir gelişme için çevre eğitimine yer verilmesi önerilmiştir. Ayrıca ilerde yapılacak araştırmalara yönelik araştırmanın alt konu başlıklarının daha uzun zaman diliminde ayrı üniteler olarak ele alınması ve farklı düzeylere yönelik çalışmaların düzenlenmesi gibi öneriler sunulmuştur.

Düşünme becerileriEleştirel düşünceOrtaokul öğrencileri+5
Fadime Mengi Us
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Selülozik atıkların parçalama yöntemleri ile geri dönüştürülebilirliği

Son yıllarda hızlı nüfus artışı ve değişen çevre koşulları tüketicilerin ihtiyaçlarını arttırmıştır. Buna bağlı olarak, doğal kaynakların tüketimi ve oluşan atık miktarı artmıştır. Bu durum doğal kaynakların verimli kullanılması zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır. Bunun sonucunda çevre dostu, sürdürülebilir, geridönüşüm ürünlerinin önemi ortaya çıkmıştır. Yürütülen bu tez çalışmasında; mevsimsel döngülerden veya çeşitli çevresel faktörlerden kaynaklı oluşan selüloz içerikli bitkisel atıkların geri dönüştürülebilirliği tespit edilmiş, atık materyalden yeni çevre dostu ürünler üretilerek atık oluşumu azaltılmıştır. Bitkisel atıkların geri dönüştürülebilirliği işlemi için atık palmiye yaprak ve sapları kullanılmıştır. Bitkisel atığa çeşitli biyolojik, fiziksel ve kimyasal yöntemler uygulanmıştır. Selülozik atık havuzlama, alkali-asidik termal parçalama, ağartma gibi kimyasal işlemlerden geçirilmiş, lignin, hemiselüloz, pektin gibi yapı taşları sistemden uzaklaştırılmış ve selüloz içeriği yüksek çeşitli materyaller elde edilmiştir. Palmiye atıklarının hem yaprak hem de sap kısımları için ayrı ayrı biyolojik, fiziksel, kimyasal yöntemlerle, çeşitli dozlar uygulanarak farklı iplik formları, lif formları, pamuk formları ve kağıt formlarında ürünler üretilmiştir. Her form birbiriyle karşılaştırılmış, bu işlemler için uygun olan ve uygun olmayan kimyasallar tespit edilmiş, her işlem için optimum süre, sıcaklık gibi faktörler belirlenmiştir. Yapılan deneysel çalışmalarda genel olarak; uygun kimyasalların tespiti, çözelti sıcaklığı, bekleme süresi, çözelti pH' ı, sisteme beslenen atık kütlesi, çözelti konsantrasyonu gibi parametrelerin etkileri üzerine odaklanılmıştır. Üretilen selüloz içeriği yüksek materyallerin karakteristik özelliklerini tespit edebilmek için bu ürünler XRD (X-Ray Diffraction), selüloz tayini, SEM (Scanning Electron Microscope), su tutma kapasitesi, % su emiciliği gibi çeşitli analizlere tabi tutulmuştur. Deneysel çalışmaların sonucunda, üretilen farklı ürünlerin kendilerine özgü karakteristik özellikleri belirlenmiştir. Bu özellikleri doğrultusunda kullanılabileceği alanlar da tespit edilmiş ve sonuçlar kısmında listelenmiştir.

Atığın dönüştürülmesiBitkisel atıklarDoğal çevre+7
Yeliz Karataş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası organizasyonlarda kullanılan tenis kortlarının sürdürülebilir çevre açısından incelenmesi

Bu çalışmanın amacı Türkiye'nin 2005-2017 yılları arasında ev sahibi olduğu uluslararası organizasyonlarda kullanılan tenis kortlarının sürdürülebilir çevre açısından incelenmesidir. 'Spor ve rekreasyon tesislerinin çevreye etkisi' alt boyutu temel alınarak uluslararası tenis turnuvalarının düzenlendiği tamamen yeni olarak inşa edilen tenis kortlarının sürdürülebilirliği tespit edilmiştir. Bu kortların bir kısmı büyük uluslararası spor organizasyonları için inşa edilirken bir kısmı ise topluma hizmet için inşa edilip sonrasında uluslararası spor organizasyonlarına ev sahipliği yapmıştır. Böylece her iki amaca da hizmet eden tesislerdeki kortların durum tespiti yapılmıştır. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemi tercih edilmiş olup, 2005-2017 yılları arasında inşa edilip önemli uluslararası tenis turnuvalarına ev sahipliği yapmış olan 7 farklı şehirden 7 farklı tenis kortları araştırma konusu olmuştur. Araştırmacı, tesislerin inşa edilme zamanlarını ve bu kortların ev sahipliği yaptığı organizasyonlar zamanına ait dokümanları incelemiş ve incelenen yıllardaki turnuvaların düzenlenmesinden Türkiye Tenis Federasyonu'nun (TTF) sorumlu kişilerinden, Gençlik Spor Bakanlığı (GSB) Açık Tesisler Şube Müdürlüğü'nden, incelenen kortlardan sorumlu kişiler ve kortlarda çalışan antrenörlerden toplanan doküman ve veriler toplamıştır. Uluslararası tenis turnuvalarının düzenlendiği kortların sürdürülebilir çevre ilişkisi nitel araştırma yöntemi tekniklerinden biri olan döküman incelenmesi çalışmasıyla değerlendirilmiştir. Sonucunda; bazı kortların organizasyonlardan sonra sürdürülebilir çevreye uzunca bir süre uygun olmadığı, tesisin tamamının veya bazı bölgelerinin uzun zaman atıl ve bakımsız bırakılmış olarak spor ve rekreasyon alanlarının çevreye olumsuz etkisi olurken daha sonra aktif olarak kullanılmaya başlandığı bilgilerine ulaşılmıştır. Bazılarının ise atıl durumda olan arazilerin değerlendirilip üzerinde sürdürülebilir çevreye uygun ve son derece aktif bir şekilde kullanılıp topluma kazandırılmıştır. Tenis sporunu hobi veya performans olarak yapan herkese sürdürülebilir fayda sağlayarak sporda sürdürülebilir çevrenin spor ve rekreasyon etkisinin olumlu yönde işleyişte olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Rekreasyonel aktivitelerSporSpor faaliyetleri+6
Kadriye Tükenmez
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep ilinin sürdürülebilirlik açısından değerlendirilmesi

İnsanlar fıtratı gereği sürekli çevresiyle iletişim halindedir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte doğaya müdahale artmıştır. Doğal dengenin bozulması, toprak ve su kaybının artması, doğal bitki örtüsünün tahribi, biyolojik zenginliklerin azalması, küresel iklim değişikliği, enerji tüketimi, çevre kirliliği gibi problemlerin artması doğayı olumsuz etkilemiştir. Çoğunluğu kentlerde yaşayan insanlar kentteki bir takım problemleri de beraberinde getirmiştir. Kentlerdeki hızlı nüfus artışı, çarpık kentleşme, bilinçsiz üretim ve tüketim, şehri olumsuz etkilemektedir. Sürdürülebilir yaşam alanı oluşturmak için; ekolojik çevre, modern ulaşım imkanı, yerel mimari önemli hal almıştır. Gaziantep hızlı nüfus artışı ve çarpık kentleşmenin fazla olduğu kentlerdendir. Bu çalışmada, Gaziantep' de sürdürülebilir yaşam alanı meydana getirmek için sosyal, çevresel ve ekonomik açıdan ilin özellikleri ele alınarak incelenmiş ve sürdürülebilir bir kent yaşamı sağlayabilmek için yapılmakta olan ve yapılması gereken faaliyetler bir nitel çalışma ile derinlemesine incelenmiştir.

Finansal sürdürülebilirlikGaziantepKentleşme+7
Mehmet İhsan Tahmazoğlu
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Çevreye yönelik farklı tutum gösteren okul öncesi öğretmenlerinin sınıf içi çevresel sürdürülebilirlik uygulamalarına ilişkin çoklu durum çalışması

Bu araştırmada çevreye yönelik yüksek ekosentrik, antroposentrik ve antipatik tutum gösteren okul öncesi öğretmenlerinin sınıflarındaki çevresel sürdürülebilirlik faaliyetleri ve uygulama süreçleri incelenerek, öğretmenlerin sınıf içi uygulamalarında sahip oldukları çevreye yönelik tutumları, çevresel sürdürülebilirlik etkinliklerini nasıl uyguladıkları ve uygulamalarının sahip oldukları çevresel tutumlarla ilişkili olarak nasıl farklılaştığı irdelenmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden çoklu durum çalışması deseniyle gerçekleştirilen araştırmaya, çevreye yönelik yüksek ekosentrik, antroposentrik ve antipatik tutum gösteren üç öğretmen, okul yöneticileri ve sınıftaki çocuklar katılmıştır. Katılımcılar, amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Amaçlı örnekleme doğrultusunda Adana ili Çukurova ilçesinde Eko-okullarda görev yapan ve Erten (2007) tarafından Türkçe'ye uyarlaması gerçekleştirilen Çevreye Yönelik Ekosentrik, Antroposentrik ve Antipatik tutum Ölçeğinden ilgili faktöre yönelik en yüksek puanı alan üç öğretmen araştırmaya dâhil edilmiştir. Araştırma verileri gözlem, görüşme ve dokümantasyon ile toplanmıştır. Sınıf içi uygulamaların çıktılarının net olarak ortaya çıkmasını sağlamak amacıyla seçilen üç öğretmenin görev yaptığı okul müdürleri, müdür yardımcıları ve sınıftaki çocuklarla görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Öğretmenlerin uygulama çıktıları, çocukların portfolyoları, sınıf içi üretilmiş materyaller, öğretmenlerin aylık planları, günlük eğitim akış belgeleri, okulda kullanılan yönergeler, okul dönemi için hazırlanan belgeler, eko-okul kapsamındaki uygulama panolarından dokümantasyon yapılarak veri elde edilmiştir. Veriler içerik analizi yöntemi ile sistemli bir şekilde kodlanmış ve elde edilen kodlardan kategoriler ve temalara ulaşılmıştır. Verilerin analizi sonucunda; yüksek ekosentrik tutum gösteren öğretmenin sınıf içi çevresel sürdürülebilirlik etkinliklerinde demokratik yaklaşım sergilediği, çevreyle empati yaklaşımını benimsediği, projelerde üretici olarak rol aldığı ve çevre bilincini geliştirici etkinlikler gerçekleştirdiği belirlenmiştir. Yüksek antroposentrik tutum gösteren öğretmenin çevresel sürdürülebilirlik uygulamalarında bilge/lider rolünü benimsediği, çocuklara rol model olduğu, projelerde uygulayıcı olduğu ve çevrenin kullanımına yönelik etkinliklerini uygulamalarının merkezine aldığı görülmüştür. Yüksek antipatik tutum gösteren öğretmenin sınıf içi çevresel sürdürülebilirlik uygulamaları incelendiğinde ise öğretmenin çevresel sürdürülebilirlik etkinlikleri uygularken mesafeli duruş sergilediği, etkinliklerin öğretmen merkezli olduğu, projelerde görev odaklı ilerlediği ve uyguladığı çevresel sürdürülebilirlik etkinliklerinde sınırlılıklar olduğu ortaya çıkmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin sınıf içerisinde uyguladığı çevresel sürdürülebilirlik etkinliklerinin öğretmenlerin tutumsal ve eylemsel olarak farklılaştığı ve öğretmenlerin tutumları ve eylemlerininin birbirleri ile tutarlı olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir kalkınma, sürdürülebilir kalkınma için eğitim, erken çocukluk dönemi, çevre eğitimi, çevreye yönelik tutum

Okul öncesi eğitimOkul öncesi öğretmenlerSürdürülebilir kalkınma+6
Nazmiye Temiz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye sürdürülebilirlik haritası bağlamında işletmelerin rekabet gücünün incelenmesi: Çok kriterli karar verme teknikleriyle bir analiz

Sürdürülebilir yaşamı tehlikeye atan uygulamalar, küresel iklim değişikliği, ormansızlaşma, çölleşme, biyolojik çeşitliliğin azalması, eşitsizlikler, yoksulluk gibi birçok soruna neden olmuştur. Bu sorunlar karşısında kuşaklararası adaleti öngören sürdürülebilir kalkınma anlayışı ülkelerce benimsenmeye başlanmıştır. Sürdürülebilir bir yaşam için gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneği tehlikeye atmaksızın (ekosistemin kendini yenileme hızı ve taşıma kapasitesi aşılmadan) bugünün ihtiyaçlarının rasyonel olarak karşılanması amaçlanmaktadır. Bu çalışmayla 2015 yılında Birleşmiş Milletler tarafından deklare edilen 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı doğrultusunda Türkiye illerinin ve bölgelerinin sürdürülebilirlikleri ortaya koyularak bu durumun işletmelerin rekabet gücüne olası etkileri ve BIST 100 Endeksinde yer alan işletmelerden sürdürülebilirlik uygulamalarını benimseyenlerin benimsemeyenlere göre rekabet gücü göstergesi olarak belirlenen kriterler (cari oran, vergi öncesi kar, pay başına kazanç, özkaynak ve aktif karlılığı) bazında durumlarının ortaya konulması amaçlanmıştır. Analizlerde; SWOT Analizi, finansal analiz tekniklerinden oran analizi, Çok Kriterli Karar Verme Tekniklerinden Entropi ve TOPSIS yöntemleri kullanılmıştır. Yapılan analizler kapsamında; genel olarak Türkiye illerinin ve bölgelerinin sürdürülebilirlik performansının yeterli düzeyde olmadığı ve bu durumun işletmelerin rekabet gücüne olumsuz yönde etkisinin olabileceği; iller arasında derin performans farklılıklarının olduğu doyasıyla dengeli bir kalkınmanın sağlanamadığı; sosyal sürdürülebilirliğe kıyasla özellikle çevresel ve ekonomik sürdürülebilirlikte iller arasındaki performans farklılıkların daha yüksek olduğu; BIST 100 Endeksinde yer alan İşletmelerden BIST Sürdürülebilirlik Endeksinde de yer alanların rekabet gücünün göstergesi olarak belirlenen kriterler bağlamında daha iyi bir performansa sahip olmadıkları dolayısıyla sürdürülebilirlik uygulamalarını benimseyen işletmelerin benimsemeyenlere oranla daha başarılı olmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır.

Kurumsal sürdürülebilirlikRekabet gücüStratejik yönetim+7
Gül Binboğa
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin sürdürülebilir ekolojik etiketli ürün satın alma farkındalığı: Gaziantep'te bir alan uygulaması

Dünyamızda nüfus arttıkça doğal kaynaklarımız hızla azalmakta ve kirletilmektedir. Zamanla yaşanan insan ve doğa kaynaklı felaketler insanların çevresel duyarlılıklarının artmasına neden olmuştur. Bu durum insanların doğal kaynakların sınırsız olmadığını görmesine katkı sağlamıştır. Bu nedenle pek çok üretici çevre bilincini ön plana çıkararak çevre dostu üretim sürecine geçmekte, bu ürünlerin çevre dostu olduğunu ise devletler ve özel firmalar tarafından verilen sertifikalar sayesinde göstermeye çalışmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkamil ilçelerinde yaşayan tüketicilerin ürünler üzerinde bulunan ekolojik etiket sembolleri ile ilgili görüşlerinin belirlenmesi, çevre dostu ürünler hakkında tüketici farkındalığını tanımlamaktır. Veriler Gaziantep ilinin Şahinbey ve Şehitkamil ilçelerinde yaşayan en az ön lisans mezunu eğitim seviyesine sahip olan 413 tüketici ile anket formu aracılığı ile toplanmış olan verilerin SPSS ve AMOS programı ile analizi yapılmıştır. Yapılan analiz neticesinde tüketicilerin çevre bilinci ve ekolojik etiketli ürünleri satın alma davranışı üzerinde bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Çevre bilinci artan tüketiciler, ekolojik etiketli ürünleri satın almaya daha istekli olduğu görülmüştür.

Eko etiketEkolojik çevreGaziantep+7
Ertuğrul Balaban
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeşil reklamlara yönelik tutumun yeşil ürün satın alma niyetine etkisinde çevresel sorumluluğun aracılık rolü: Y kuşağı üzerine bir araştırma

Bu çalışmada yeşil reklamlara yönelik tutumun yeşil ürün satın alma niyetine etkisinde çevresel sorumluluğun aracılık rolü araştırılmıştır. Çorum nüfusuna kayıtlı 794 katılımcıya yeşil reklamlara yönelik tutum, çevresel sorumluluk ve yeşil ürün satın alma niyetini ölçmeye yönelik 17 ifade, demografik özelliklere ilişkin 5 ifadeyi içeren anket uygulanmış, elde edilen veriler SPSS 25.0 ve Amos 22.0 programı ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, yeşil reklamlara yönelik tutum ve alt boyutlarından reklama yönelik genel tutum ve reklam algısının çevresel sorumluluğu pozitif yönlü ve anlamlı etkilediği, reklama ve reklam veren firmaya güvenin çevresel sorumluluğu etkilemediği saptanmıştır. Yeşil reklamlara yönelik tutum ve alt boyutlarından reklam algısının yeşil ürün satın alma niyetini etkilediği, reklama ve reklam veren firmaya güven ile reklama yönelik genel tutumun satın alma niyetini etkilemediği belirlenmiştir. Yeşil reklamlara yönelik tutumun yeşil ürün satın alma niyetine etkisinde çevresel sorumluluğun aracılık rolü olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Yeşil reklam, çevresel sorumluluk, yeşil ürün satın alma niyeti, Y kuşağı.

ReklamlarSatın alma niyetiSürdürülebilir çevre+6
Leyla Akdoğan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı tip tekstil işletmelerinde sürdürülebilir su yönetim uygulamalarının su tüketimine etkilerinin incelenmesi

Tekstil sektörü, ihracat geliri ve istihdam açısından ülkelerin ekonomik kalkınmasında önemli bir role sahiptir. Türkiye, dünya tekstil ticaretinde %3,6 pay ile önde gelen tekstil tedarikçilerinden biridir. Tekstil endüstrilerindeki en önemli girdilerden birisi ise sudur. Ancak dünyadaki nüfusun ve sanayileşmenin artmasına bağlı olarak kullanılabilir su oranı giderek azalmaktadır. Bu nedenle özellikle tekstil endüstrileri gibi yüksek miktarlarda su tüketen endüstrilerde sürdürülebilir su tüketim uygulamalarına geçilmesi hayati önem taşımaktadır. Bu kapsamda bu tez çalışmasında da, 5 farklı tekstil fabrikasında (T1, T2, T3, T4 ve T5) gerçekleştirilen sürdürülebilir su azaltım uygulamalarının değerlendirme çalışması yapılmıştır. Bu tekstil işletmelerinde mevcut su tüketimlerinin yanı sıra, uygulamalar öncesi ve sonrası su tüketimleri kıyaslanarak, sürdürülebilirlik uygulamalarının verimliliği analiz edilmiştir. Çalışmada 5 farklı işletmede farklı uygulamalar gerçekleştirilmiş olup, hem uygulamanın türleri hem de tekstildeki proseslerin farklı olmasından dolayı farklı etkilerin oluştuğu ve su azaltım verimlerinin farklı olduğu tespit edilmiştir. Çalışma neticesinde T1 işletmesinde 2 farklı dönemde makine teçhizat değişimi gerçekleştirilmiş ve toplamda ürün başına kullanılan su miktarı iki dönem sonunda 16,4 L/kg-kumaş oranında azaltılarak %24 oranında su tüketimi azaltımı sağlanmıştır. En fazla su azaltım miktarı T2 işletmesinde elde edilmiş olup (21,57 L/kg-kumaş), bunun temel nedeni ise işletme uygulanan ters ozmoz ile su geri kazanım çalışmasıdır. Oransal olarak bakıldığında ise en fazla su azaltımının gerçekleştiği tekstil işletmesi T5 olarak belirlenmiştir. T5 işletmesinde 3 dönem sonunda 5 farklı sürdürülebilirlik uygulaması ile %28 oranında su azaltım verimi elde edilmiştir. Bunun temel nedeni ise işletmede uygulanan mevcut en iyi teknolojilerin doğru şekilde uygulanması ve su tasarruflu makine teçhizat yatırımıdır. Bu çalışmanın sonucu olarak, gerçekleştirilecek sürdürülebilirlik uygulamaları ile tekstil endüstrilerinde su tüketimlerinin %1-40 arasında azaltılabileceği, özellikle su geri kazanımı ve su tasarruflu makine teçhizat yatırımları ile maksimum verim alınabileceği tespit edilmiştir.

Su tüketimiSürdürülebilir çevreTekstil endüstrisi
Dilek Çevik
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00

Related subjects