Z kuşağı
133 theses under this subject heading
Z kuşağının tüketim değerleri: Cep telefonu ürünü üzerinden nitel bir araştırma
Birbirine yakın tarih aralıklarında dünyaya gelmeleri sebebiyle ortak deneyimler paylaşan kuşaklar, benzer özellikler gösteren insan topluluklarından oluşmaktadır. Bu topluluklar birçok yönden yaşadıkları dönemin izlerini yansıttıklarından dolayı tüketim davranışlarının da kendi içlerinde benzerlik göstermesi beklenmektedir. Zaman geçtikçe ve dünya üzerinde yeni gelişmeler yaşandıkça tüketim olgusunun farklı kuşaklar arasında değişkenlik gösterdiği görülmektedir. Büyük oranda gelişmiş teknolojinin etkisiyle yaşamları şekillenen Z Kuşağının günümüz dünyasındaki satın alma davranışlarını anlamlandırmak da bu doğrultuda önemli bir konu başlığıdır. Tüketicilerin hangi sebeplerle satın aldıklarını belirlemek adına kullanılan tüketim değerleri teorisi, tüketiciler tarafından ürün ve hizmetlere atfedilen değerler hakkında bilgi sağlamaya yardımcı olmaktadır. Buradan hareketle çalışmanın amacı Z Kuşağının tüketim değerlerini ortaya koyabilmektir. Nitel araştırma temelinde gerçekleştirilen bu çalışmanın örneklemini Muğla'nın Menteşe ilçesinde yaşayan Z Kuşağı bireyleri oluşturmaktadır. Araştırma örnekleminin belirlenmesinde kolayda örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Çalışmanın verileri görüşme yöntemi ile toplanmış olup, veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Yapılan görüşmeler sonunda elde edilen verilerin çözümlenmesinde betimsel analiz tekniğinden faydalanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre Z Kuşağı tüketicileri cep telefonu satın alma tercihlerinde başta fonksiyonel değer olmak üzere yenilik değeri ve durumsal değeri ön planda tutmaktadır. Duygusal değerin satın alma tercihlerinde kısmen fonksiyonel değere bağımlı olarak anlam kazandığı, sosyal değerin ise oldukça düşük bir etkiye sahip olduğu görülmektedir.
Otel işletmelerinde z kuşağının beş faktör kişilik özellikleri ve oyunlaştırma oyuncu tiplerinin belirlenmesi
Turizm emek yoğun bir sektör olup, insan odaklı iş ortamına sahiptir. Turizm istihdamının büyük paydasını oluşturan otel işletmeleri için insan kaynakları yönetimi oldukça önemlidir. Dijitalleşen dünya ile birlikte insan kaynakları yönetiminde geleneksel yaklaşım değişmeye başlamıştır. Özellikle yeni kuşakların iş hayatına girmesi bu değişimin temel nedenidir. Z kuşağının iş hayatından beklentileri ve kişilik özellikleri önceki kuşaklardan çok farklıdır. İş hayatındaki sorunları çözmeye yönelik yenilikçi bir strateji olan oyunlaştırılmış insan kaynakları yaklaşımı, kişilik özellikleri ve oyuncu tipleri eşleşmesi sonucunda doğru kişiyi, doğru işe yerleştirebilir. Bu araştırmada otel işletmeleri için mevcut ve potansiyel işgören olan Z kuşağının oyunlaştırma oyuncu tipleri ile beş faktör kişilik tiplerinin belirlenmesi ve aralarındaki ilişkinin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Araştırma evrenini oluşturan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Turizm Fakültesi öğrencilerinden kolayda örneklem yöntemi ile seçilen katılımcılardan 280 adet veri toplandı. Çevrimiçi anket yöntemi ile toplanan verilerin ortalama ve yüzdelik değerlerine bakılarak baskın oyuncu ve kişilik tipleri saptandı. Oyuncu tipleri ve kişilik tipleri arasındaki ilişkiyi tespit etmek amacıyla korelasyon analizi yapıldı. Katılımcıların oyunlaştırmada düzen bozucu oyuncu tipi, beş faktörde sorumluluk sahibi kişilik tipi baskın bulundu. Altılı oyunlaştırma ve beş faktör kişilik tipleri arasındaki ilişki analizinde; düşük düzeyde negatif yönde bir ilişki saptandı. Sonuç olarak gerçek hayat ile oyun dünyası arasında yaşayan yeni Z kuşağının oyunlaştırma ve beş faktör kişilik tiplerinin ilişkilerinin çok kuvvetli olmadığı anlaşılmaktadır. Fakat tek tek bakıldığında her bir kişilik tipinde farklı baskınlık düzeyleri görülmektedir. Z kuşağının oyun ile yaklaştığı durumlarda farklı kişilik özellikleri göstereceği anlaşılmaktadır. Gerçek hayatı bir oyun olarak kabul eden Z kuşağı için düzeni bozmak olumsuz değil tam tersi daha iyi olması için yapılan bir eylemdir. Otel işletmelerinde özellikle insan kaynakları için geliştirilecek oyunlaştırma uygulaması tasarımlarında oyuncu tipi göz önünde bulundurulmalıdır.
Bireysel yenilikçiliğin X, Y, Z kuşağı spor tüketicilerinin ekolojik ayak izi farkındalıkları ve yeşil satın alma davranışları üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, bireysel yenilikçiliğin X, Y, Z kuşağı spor tüketicilerinin, ekolojik ayak izi farkındalıkları ve yeşil satın alma davranışları üzerine etkisini araştırmaktır. Araştırmanın örneklemini Ege Bölgesinde yaşayan X kuşağı (1965-1979), Y kuşağı (1980-1999) ve Z kuşağı (2000-2019) yaş skalasında olan spor tüketicileri oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Ölçme araçları olarak, Türkçe uyarlaması Kılıçer ve Odabaşı (2010) tarafından yapılan Bireysel Yenilikçilik Ölçeği, Coşkun ve Sarıkaya (2014) tarafından geliştirilen Ekolojik Ayak İzi Farkındalık Ölçeği ve Uyar (2019) tarafından geliştirilen Yeşil Satın Alma Davranışı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, bilgisayar ortamında SPSS 22,0 istatistik programı aracılığıyla değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılan spor tüketicilerinin tanımlayıcı özelliklerinin belirlenmesinde frekans ve yüzde analizlerinden, ölçeğin incelenmesinde ortalama ve standart sapma istatistiklerinden faydalanılmıştır. Araştırma değişkenlerinin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek üzere Basıklık ve Çarpıklık değerleri incelenmiştir. Değişkenlerin normal dağılım gösterdiği belirlenmiştir. Verilerin analizinde parametrik yöntemler kullanılmıştır. Bağımsız gruplarda kategorik değişkenlerin oranları arasındaki farklar Ki-Kare testi ile analiz edilmiştir. Spor tüketicilerinin ölçek düzeylerini belirleyen boyutlar arasındaki ilişkiler Pearson Korelasyon ve Lineer Regresyon analizleri aracılığıyla incelenmiştir. Spor tüketicilerinin tanımlayıcı özelliklerine göre ölçek düzeylerindeki farklılaşmaların incelenmesinde bağımsız t-testi (Independent Samples t Test), tek yönlü varyans analizi (Anova) ve post hoc (Tukey, LSD) analizlerinden faydalanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Sonuç olarak, X, Y, Z kuşağı spor tüketicilerinin, bireysel yenilikçilik düzeylerine göre, X ve Y kuşaklarında ekolojik ayak izi farkındalığının daha yüksek olduğu ve bireysel yenilikçiliğin X kuşağında yeşil satın alma niyeti ve yeşil satın alma davranışı üzerinde etkisi olduğu tespit edilmiştir.
Y ve Z kuşağı spor tüketicilerinin spor pazarlaması açısından değerlendirilmesi
Bu çalışmada Y ve Z kuşağında yer alan spor tüketicilerinin spor pazarlaması bileşenleri açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın yapılabilmesi için gerekli "Etik Kurulu İzni Hitit Üniversitesi Girişimsel Olmayan Araştırmalar Etik Kurulu"ndan alınmıştır. Araştırmaya gönüllü olarak katılan spor tüketicilerine bilgilendirilmiş gönüllü olur formu imzalatılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizi için SPSS 22.0 For Windows Paket Programından yararlanılarak normallik ve homojenlik testi için Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk uygulanmıştır. Fark testleri için ikili karşılaştırmada Mann-Whitney U, çoklu grup karşılaştırmalarında Kruskal-Wallis H testi ve betimsel istatistikleri içinde yüzde ve frekanslar kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan form, katılımcılara ait demografik özellikleri içinde bulunduran "Spor Tüketici Profili" ve Doğru (2003) tarafından geliştirilen "Spor Pazarlaması Bileşenleri (SPBÖ)" ölçeğinden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan spor tüketicilerinin demografik özelliklerini tespit etmek amacıyla, araştırmacı tarafından hazırlanan veri toplama formu 22 sorudan oluşmaktadır. Araştırmanın evreni, 2022 yılında Gym Club Olympia (Samsun) spor hizmeti sunan merkezde egzersiz ve spor programlarına katılan spor tüketicilerinden oluşmaktadır. Örneklem, 2022 yılında Gym Club Olympia (Samsun) spor hizmeti sunan merkezde egzersiz ve spor programlarına katılan spor tüketicilerinden gönüllü olarak katılan 262 (189 erkek ve 73 kadın) kişiden oluşmaktadır. Sonuç olarak, spor pazarlaması bileşenleri ortalamaları değerlendirildiğinde ortalamalar fark etmez ve çok önemli aralığındadır. Spor pazarlaması bileşenlerinden elde edilen bulguların spor yöneticileri açısından fayda sağlayacağı ve ortaya çıkan bulguların spor pazarlama stratejileri uygulayan spor merkezleri için önemli olacağı düşünülmektedir. Bu çalışmanın bulguları bir bütün olarak ele alınmalıdır. İçlerinden bir değişken üzerine yoğunlaşmanın uygun olmayacağı düşünülmektedir. Günümüzü Y kuşağından Z kuşağına geçiş dönemi olarak ele almakta mümkündür, Y kuşağı spor tüketicileri yerini önümüzdeki süreçte Z kuşağına bırakacağı düşünüldüğünde fitness hizmeti sunan işletmelerin toplumsal yapıdaki bu kuşak geçişini dikkate almaları ve pazar bölümlendirmelerini, spor pazarlaması bileşenlerini sürece uygun şekilde tasarlamaları ve stratejilerini oluşturmalarının gerektiği düşünülmektedir. Bu bağlamda spor ürünü ve hizmeti sunan işletmelerin Y ve Z kuşağı tüketici davranışlarını dikkate alarak spor sektöründe yerlerini almaları ve konumlandırmaları gerektiği söylenebilir.
Z kuşağı ile ebeveynleri arasındaki iletişim sorunları
Bu çalışmada, diğer kuşaklardan farklılık gösteren Z kuşağının ebeveynleriyle olan iletişim düzeyleri çeşitli başlıklar altında belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaç doğrultusunda nicel ve nitel araştırma yöntemleri birlikte kullanılarak veriler elde edilmiştir. Z kuşağının ebeveynleriyle olan; ailevi ilişkiler, okul ve arkadaş çevresi ve bireysel özgürlükler faktörlerinden oluşan iletişim düzeylerini belirlemek için Adıyaman Üniversitesi Kâhta Meslek Yüksekokulu'nda eğitim gören 267 öğrenciye nicel araştırma yöntemi olan anket uygulanmıştır. Ayrıca, aynı örneklem grubundan yarı yapılandırılmış görüşme tekniğiyle yedisi kadın, yedisi erkek olmak üzere toplam 14 öğrenci ile görüşme yapılarak, Z kuşağının ebeveynleriyle yaşadıkları iletişim sorunları belirlenmeye çalışılmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizinde SPSS 22 paket programı kullanılmış, nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, Z kuşağının ebeveynleriyle iletişim düzeylerinin güçlü olduğu belirlenmiştir. Çalışmaya dâhil edilen Z kuşağı bireylerinin ebeveynleriyle olan iletişim düzeyleri cinsiyete göre farklılık göstermektedir. Kadınların ebeveynleriyle olan iletişim düzeyinin erkeklere göre daha yüksek olduğu görülmektedir. Ayrıca, düzenli bir gelire sahip olmayan ebeveynlerin çocuklarıyla olan iletişim düzeylerinin, düzenli bir gelire sahip olan ebeveynlerin çocuklarıyla olan iletişimlerinden daha düşük olduğu belirlenmiştir. Çalışmada Z kuşağının ebeveynleriyle olan iletişim problemlerini belirlemek ve araştırmayı detaylandırmak amacıyla yapılan betimsel analiz sonucunda, Z kuşağının ebeveynleriyle en fazla okul başarısı ile bu başarının başkalarıyla kıyaslanması ve geleneklere bağlılık konularında sorun yaşadıkları belirlenmiştir.
Z kuşağının akademik eğitimine ilişkin yönetici ve öğretmen görüşleri
İlköğretimden ortaöğretime kadar örgün öğrenim gören öğrencilerin tamamının oluşturduğu Z kuşağının en belirleyici özelliği, sürekli çevrimiçi olan teknolojik cihazlarla olan etkileşimleridir. Teknoloji ile bu kadar iç içe bir hayat yaşayan Z kuşağının eğitim hayatında da bu etkileşim sürmektedir. Teknolojinin eğitim öğretime olumlu ve olumsuz etkilerinin araştırıldığı bu dönemde araştırmanın odak noktasını oluşturan Z kuşağının kişisel özelliklerinin ne olduğu, akademik başarılarının ne durumda olduğu ve nasıl artırılabileceği şeklindeki önemli sorulara cevap bulunması bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseninde hazırlanan çalışmanın çalışma grubunu ortaokullarda görev yapan 12 öğretmen ve 9 okul yöneticisi oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile oluşturulmuştur. Verilerin toplanmasında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, toplanan veriler içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar arasında geleneksel eğitim yöntemlerinin bu kuşak için anlamsızlaştığı, sürekli, hızlı ve değişken bir hayat yaşamalarının sonucu olarak sabırsız, hayatı hızlı yaşayan, dikkat eksikliği yaşayan bireyler olduğu, bu yüzden de akademik açıdan başarısız görüldüğü yer almaktadır. Bunun önüne geçmek için de öğretmenlerin teknoloji odaklı gelişim sağlamaları, müfredatın daha sade bir hale getirilmesi gibi çözüm önerileri sunulmuştur.
Y ve z nesil taekwondocuların sürekli öfke düzeylerinin saptanması ve ilişkili faktörlerin incelenmesi
Bu araştırma Y ve Z nesli Taekwondocuların sürekli öfke -öfke tarz düzeylerinin yaş, cinsiyet, öğrenim durumu, anne ve baba öğrenim durumu, aile gelir düzeyi, taekwondo kuşak derecesi, milli sporculuk durumu, taekwondo sporu yapma süresi, sigara ve alkol kullanma durumu ve de ebeveynlerin birlikte yaşama durumu gibi değişkenlerle ilişkisi olup olmadığını araştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi Yozgat ilinde faaliyet gösteren taekwondoculardan, Türkiye Taekwondo Federasyonu 2018 faaliyet programında yer alan 16-18 Mart 2018 tarihlerinde Yozgat ilinde yapılan okul sporları gençler grup elemelerine katılan ve Türkiye Üniversite Sporları Federasyonunun 2018 yılı faaliyet programında ilan edilen 9-11 Nisan 2018 tarihlerindeki Çanakkale ilindeki Üniversiteler arası Türkiye Taekwondo Şampiyonasına katılan 226 erkek ve 196 bayan olmak üzere 422 sporcudan oluşmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla 1983 yılında C. D. Spielberger tarafından The State - Trait Anger Scale (STAS) olarak geliştirilen,1994 yılında A. K. Özer tarafından Sürekli Öfke-Öfke Tarz Ölçeği (SÖ-ÖTÖ) olarak Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılan ölçek, sürekli öfke (10 madde), öfke iç (8 madde), öfke dış (8 madde) ve öfke kontrol (8 madde) 4 alt boyut olmak üzere toplam 34 maddeden oluşan ölçek ve araştırmacı tarafından hazırlanan 15 maddelik kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Elde edilen bulgularının değerlendirilmesinde anketi cevaplayanların kişisel özellikleri, taekwondo ile ilgili sorular ve kişisel alışkanlıkları belirlemeye yönelik sorular frekans değerleri, çapraz tablo ve Ki-kare testi kullanılmıştır. Sürekli Öfke-Öfke Tarz Ölçeği ile ilgili analizlerde bağımsız T testi, Mann-Whitney U testi, Kruskal Wallis, ANOVA test istatistikleri ile analizler yapılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre sporcuların öfke boyutlarının orta düzeyin altında ve orta düzeyde olup, ilişkisi araştırılan değişkenlerden nesiller, eğitim düzeyleri, annenin eğitim düzeyi, aile gelir düzeyi(sınır düzeyde), milli sporcu, sigara ve alkol kullanma (sınır düzeyde) durumu ile arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Babanın eğitim düzeyi, taekwondo kuşak derecesi, taekwondo sporu yapma süresi ve ebeveynlerin birlikte yaşama durumu ile sürekli öfke-öfke tarz alt ölçeklerinin alt boyutlarında istatistiksel olarak farklılaşmanın olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Y Nesli, Z Nesli, Taekwondo, Sürekli Öfke-Öfke Tarz
Popüler tüketim kültürünün sosyal ilişkilerde yarattığı görünmez (soyut) hiyerarşi
İnsanoğlu var olduğu günden bu yana topluluklar halinde yaşamayı öğrenmiş ve topluluğun bir parçası olma ihtiyacını her dönem hissetmiştir. Bu nedenle sosyalleşme olgusu insanın en temel gereksinimleri arasında yer almaktadır. İnsanların farklı gruplar içinde yaşadığı etkileşim sonucunda edindiği ve birbirleriyle paylaşarak şekillendirdiği kazanımlar ile kültür kavramı oluşmuştur. Kültürün farklı olgulara işaret eden tanımlamaları da; kitle ve elit kültür, maddi ve manevi kültür, ulusal ve evrensel kültür, popüler kültür ve tüketim kültürü şeklinde adlandırılmıştır. Çalışmamın temel sorularına işaret eden popüler kültür kavramına irdelediğimizde, görüyoruz ki günümüzde tüm dünyada hakimiyetini sürdürmektedir. Televizyondan internete, müzikten giyime, hayatın neredeyse her yerinde yaş, cinsiyet, meslek ve sosyal sınıf ayrımı yapmadan her kesimi etkilemektedir. Popüler kültür kavramı, günümüzde hala etkisini arttırarak gösteren bir olgu niteliği taşımasından dolayı uzmanlar tarafından üzerinde sık sık durulan bir kavram özelliği de taşımaktadır. Bununla birlikte, bu kavrama olan ilginin çokluğu ve popüler kültürle yaşıyor olmamız, popüler kültür kavramına evrensel bir tanımlama getirmenin güçlüğüyle bizi karşı karşıya bırakmaktadır. Gündelik hayatın vazgeçilmez bir olgusu olan popüler kültürün sosyal ilişkilere olan etkileri tezin ana hedefini oluşturmaktadır. Diğer bir ifadeyle insanların tüketim alışkanlıklarıyla birlikte toplumda yer edindiği statü tanımlamasının nasıl bir sonucu beraberinde getirdiği araştırılmış ve popüler tüketim alışkanlıklarının sosyal ilişkilerde bir hiyerarşi oluşturup oluşturmadığı problemine cevap aranmıştır. Araştırma Z Kuşağı üzerinde yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Popüler Kültür, Tüketim Kültürü, Z Kuşağı, Hiyerarşi, Sosyal İlişkiler, Popüler Tüketim, Medya
Hedonik ve faydacı güdülerin müşteri tatminine etkilerinin y ve Z kuşakları açısından incelenmesi
Globalleşen dünyada teknolojinin hızlı bir şekilde ilerlemesi ve tüketicilere sunulan alternatiflerin artması sebebiyle bu rekabet ortamında firmaların bulundukları sektörde konumlarını korumak, pazar paylarını artırmak amacı ile tüketici davranışlarını gerçek anlamda analiz etmeleri, tüketicileri alışverişe yönlendiren nedenlere tam anlamıyla hakim olmaları gerekmektedir. Satın alma eylemini gerçekleştiren tüketicilerin seçtikleri ürün, hizmet ve markaları ne tür şartlarda ve hangi koşullarda satın aldıklarını bilmek satış ve pazarlama için en önemli kriterlerden biridir. Çünkü tüketiciler için alışveriş sadece ihtiyaç duyulan bir ürünün satın alınması değil, aynı zamanda satın alma gerçekleşmeden önce duygusal anlamda zevk alma, eğlenme ve iyi vakit geçirme faaliyeti olarak görülmektedir. Tüketicilerin alışverişlerdeki satın alma davranışlarının temelinde hem ihtiyaç karşılama hem de zevk alma isteğinin olmasını faydacı ve hedonik güdüleri belirler. Tüketici davranışları üzerine yapılan çalışmalar incelendiğinde, tüketim davranışlarının çoğunlukla "Hedonik" ve "Faydacı" sebepler üzerinden ele alındığı görülmektedir. Öte yandan, mevcut firmaların hedef kitlesini genellikle genç tüketiciler oluşturmaktadır ve en genç tüketici kuşaklar Y ve Z kuşaklarıdır. Bu kuşaklar, pazara yön veren ve pazarda en çok tüketim yapan tüketici gruplarıdır. Bu kuşakların satın alma davranışlarındaki beklentilerini oluşturan güdüleri bilmek ve bu güdülerin kuşaklara göre satın alma sonrası tatminlerine etkilerini nasıl değerlendirildiğini ortaya koymak firmaların geliştireceği pazarlama stratejileri açısından önemlidir. Bu çalışmanın amacı faydacı değerler, hedonik değerler, kuşaklar ve müşteri tatmini arasında anlamlı ilişkiler olup olmadığının ortaya çıkartılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle tüketici davranışları, kuşaklar, faydacı ve hedonik güdüler hakkında kavramsal incelemeler ve konu ile ilgili literatürde yer alan uygulamalı çalışmaların sonuçları kuramsal bölümde sunulmuştur. Çalışmanın uygulama aşamasında, Adana ilinde yaşayan 15-40 yaş aralığındaki Y ve Z kuşağının temsilcilerine anket çalışması uygulanmıştır. Araştırma hipotezleri çoklu regresyon analizi kullanılarak test edilmiştir. Elde edilen bulgular, Y ve Z kuşağında algılanan faydacı değerin müşteri tatmini üzerinde pozitif yönde anlamlı etkisi olduğunu göstermektedir. Ancak, hedonik değer açısından bakıldığında, Z kuşağında algılanan hedonik değerin müşteri tatmini üzerinde pozitif yönde anlamlı etkisi var iken, Y kuşağında böyle bir etkinin olmadığı tespit edilmiştir.
Davranışsal finansın temel psikolojik eğilimlerinin Z kuşağı üzerinde test edilmesi: Aydın Adnan Menderes ve Pamukkale Üniversitelerinde bir anket uygulaması
Tarih boyunca kişiler, karar verme durumu ile karşılaştığında çeşitli hatalar yapmaktadırlar. 1950'li yıllara kadar, geleneksel finans teorileri kişilerin bu hataları yapmadığı varsayımı üzerine kurulmuştu. Bilim insanları çeşitli teorilerle, karar verme aşamasındaki kişilerin rasyonel kararlar aldığını, kendi çıkarlarını maksimize eden seçeneği tercih edecekleri düşüncesi ile çalışmalarını yürütmekteydi. 20. Yüzyılın ortalarına doğru kişilerin, karar alma sürecinde çeşitli dış etmenler, geçmişten gelen tecrübeler ve toplumsal kabul görmeme endişeleriyle hatalı tercihlerde bulundukları anlaşılmıştır. Bu dönemde, bu alanda finans ve ekonomi ile birlikte birçok çalışma yapılmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda, kişilerin karar anlarında rasyonel olmadığı, çıkarlarını maksimize eden seçeneğe yönelmedikleri ve birçok farklı şekilde hata yaptıkları gözlenmiştir. Bu araştırma alanına, kişilerin karar anlarındaki davranışlarından yola çıkılarak Davranışsal Finans adı verilmiştir. Bu çalışmada, yıllardır bilimsel bilgi birikimiyle ortaya çıkan Davranışsal Finansın bilişsel önyargıları, Z kuşağı kapsamındaki üniversite birinci sınıf öğrencileri üzerinde incelenmiştir. Çalışmada Geleneksel Finans Teorileri ele alınmış ve genel hatları ile aktarılmıştır. Davranışsal Finansın temeli, tarihçesi, teorileri ve bilişsel önyargıları genel hatlarıyla incelenerek çeşitli örneklerle açıklanmıştır. Çalışmanın amacı kapsamında bulunan kuşaklar genel olarak aktarılmış ve kuşakların özelliklerinden bahsedilmiştir. Bulgular kapsamında, araştırma sonuçları ile geçmişte yapılmış araştırma sonuçları karşılaştırılmış ve sonuçların geçmişteki verilerle uyumlu olduğu gözlenmiştir. Buradan yola çıkarak söylenilebilir ki, Davranışsal Finansta bulunan bilişsel önyargılar, katılımcıların yaşları, kişilikleri ve kuşaklarının farklılıklarına bakılmaksızın geçerliliğini korumaktadır.
Davranışsal iktisat perspektifinden tüketim harcamalarında sosyal medyanın etkisi: Y ve Z kuşakları üzerine bir analiz
Rasyonel insan modelinin tartışmaya açılmasıyla ortaya çıkan davranışsal iktisat akımı insanların tüketim kararları alırken bir dizi bilişsel ve çevresel faktörlerim etkisi altında kaldığını savunmaktadır. Davranışsal iktisatçılar yaptıkları birçok çalışmayla insan rasyonalitesinin sınırlı doğasını ortaya çıkarmıştır. İnternet teknolojilerinde yaşanan gelişmeyle birlikte ortaya çıkan sosyal medya, insanların sanal ağlar üzerinden etkileşimini hızlandırmıştır. Bu etkileşimle kullanıcılar sosyal medya platformları üzerinden reklamlar ve diğer kullanıcıların tarafından oluşturulan trendlerle sıkça karşılaşmaktadır. Bu durumun tüketicilerin harcama tercihleri üzerinde ne kadar etkili olduğu araştırmanın ana konusunu oluşturmuştur. Yapılan anket çalışması sonucunda elde edilen verilerle Y ve Z kuşağında yer alan tüketicilerin sosyal medyada yer alan reklamlar, marka, moda ve fenomenlere bakış açısı ile harcama tercihleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda sosyal medyada yaratılan moda akımları ve sosyal medyada tanıtılan markalar ile harcama tercihleri arasından ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca sosyal medyada tanıtılan markalara ilişkin bakış açısının Y ve Z kuşakları arasında farklılaştığı gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Davranışsal İktisat, Sosyal Medya, Kuşaklar
X-Y-Z kuşakları ve siyasal katılımda rol oynayan faktörler
Bu araştırmanın amacı Gaziantep ilinde ikamet eden bireylerin mensup oldukları kuşaklara göre siyasal katılım türlerinde, lidere bağlılık derecelerinde, siyasal bilgilenme sağladıkları kitle iletişim araçlarını kullanma sıklıklarında ve siyasal katılım düzeylerinde farklılık olup olmadığını ortaya çıkarmaktır. Ayrıca cinsiyet, gelir durumu ve eğitim durumu gibi demografik özellikler siyasal katılım düzeylerini farklılaştırmakta mıdır sorularına da yanıt aranmıştır. Çalışma Ocak-Nisan 2019 tarihlerinde üç farklı çalışma grubu ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma evrenini Gaziantep Şehitkamil ve Şahinbey ilçelerinde yaşayan seçmenler oluştururken, bu evren içerisinden örneklem grubu ise 524 katılımcıdan oluşmuştur. Bu katılımcıların 138'i X kuşağı, 281'i Y kuşağı ve 105'i Z kuşağından oluşmaktadır. Veriler bir anket formu ile toplanmıştır. Formun ilk bölümünde katılımcıların demografik özelliklerine ilişkin sorular, diğer bölümlerinde siyasal katılımına ve siyasal tercihlerine ilişkin sorular yer almaktadır. Verilerin analizinde hipotezlerin test edilmesi ve değişkenler arasında anlamlı farklılığın olup olmadığının tespit edilmesi maksadıyla Anova testi uygulanmıştır. Analiz sonucuna göre; kuşaklara göre siyasal katılım düzeylerinin genel olarak anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: X Kuşağı, Y Kuşağı, Z Kuşağı, Siyasal Katılım, Siyasal Katılımı Etkileyen Faktörler
X, Y ve Z kuşaklarının iş değerlerinin incelenmesi: Özel sektör çalışanları üzerine bir araştırma
Günümüzde, çalışanların önemli bir kısmı çeşitli nedenlerle çalışma yaşamından daha geç ayrılmakta iken sürekli yeni katılımcılar da çalışma yaşamına dahil olmaktadır. Böylece farklı yaş gruplarından insanların aynı kurumda bir arada çalıştıklarına sıklıkla rastlanmaktadır. Bununla birlikte sosyal yaşamda olduğu gibi çalışma yaşamında da farklı yaştan bireylerin bakış açıları, beklentileri, öncelikleri, örgütsel bağlılık düzeyleri, iş memnuniyetleri, tercih ettikleri liderlik tipleri ve yönetim tarzları açısından tamamıyla benzer olmadıkları anlaşılmıştır. Bu durum ise farklı kuşakların yönetimi ile ilgili yönetim sorunlarını ve kurumlar açısından birtakım değişimleri gündeme getirmektedir. Bu çalışmada özel sektörde çalışmakta olan X, Y ve Z kuşaklarının iş değerlerini belirlemek ve farklı kuşakların yönetimi konusunda yöneticilere yol gösterici olmak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Manhardt'ın İş Değerleri Envanteri'nden yararlanılmış ve nicel araştırma yöntemlerinden biri olan anket tekniği kullanılarak toplamda 502 kişiye ait veriler toplanmıştır. Aynı zamanda katılımcıların demografik özelliklerini ve bu demografik özelliklere göre iş değerlerinin farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla anket formunda demografik sorulara da yer verilmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde Kuşaklara; ikinci bölümünde İş Değerlerine yönelik teorik bilgiler; üçüncü ve son bölümde ise Araştırmanın Yöntemi başlığı altında verilerin analiz, bulgu ve yorumları yer almaktadır. Verilerin analizinde IBM SPSS Statistics 24.0 veri analiz programı kullanılmış olup araştırma hipotezleri Bağımsız İki Örneklem T-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılarak test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda özel sektör çalışanlarının iş değerlerinin X, Y ve Z kuşakları arasında farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda cinsiyet, medeni hal, işten elde edilen aylık gelir ve çalışma yaşamında geçirilen toplam süre gibi demografik değişkenlere göre de özel sektör çalışanlarının iş değerlerinin farklılık gösterdiği saptanmıştır. Böylece araştırma sonuçlarının X, Y ve Z kuşaklarının genel özelliklerini ve iş değerlerini büyük ölçüde desteklediği sonucuna ulaşılmıştır.
Farklı kuşakların (X, Y ve Z) iş değerleri ve yönetici davranışları algısının işe adanma tutumları üzerindeki etkisinin incelenmesi
Günümüzde kuruluşlar, hızla değişen ve gelişen teknolojik yenilikler, inovasyon sürecinin merkezinde olan rekabet koşulları, çeşitlilik kazanan işgücü, kültürel etkileşimleri artıran küreselleşme gibi faktörlerin arasında varlığını sürdürebilmek adına yeniliklere uyum sağlamak zorundadır. Yeniliklere adapte olarak teknolojik gelişmeleri kuruluş faaliyetlerine entegre eden işletmelerin gelişmeye ve büyümeye daha yatkın olduğu söylenebilir. Kuruluşlarda bu büyüme ve gelişmeyi destekleyen en önemli faktörler arasında kuruluşun çalışanları yer alır. Çalışanların farklı kültürlerden, farklı inançlardan ve farklı yaş gruplarından oluşuyor olması, organizasyonların bu çeşitliliği verimli bir şekilde değerlendirmesini gerekli kılmaktadır. Farklı yaş grupları arasındaki geniş yaş aralığı farklı kuşakların bir arada çalıştığını göstermektedir. Bunlarla beraber, çalışanların kuruluşa olan bağlılığı ve işe adanma durumu önem arz eden bir konudur. Yapılan araştırmalara göre işe adanmayı sağlayan çeşitli faktörlerin varlığı söz konusudur. Çalışmamızda bu faktörler arasında yer alabilecek farklı kuşaktan çalışanların iş değerlerinin ve yönetici davranışlarının işe adanma tutumu üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmamız, kesitsel anket çalışması ile X Kuşağı, Y Kuşağı ve Z Kuşağı iş değerleri ve yönetici davranışları ile işe adanma arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamıştır. 384 katılımcı arasında %19 X Kuşağı, %50 Y Kuşağı, %30 Z Kuşağı vardır. Anket sonucunda toplanan verilerle, iş değerleri ve yönetici davranışlarının işe adanma üzerindeki etkisini belirlemek için regresyon analizi, kuşaklar ile diğer araştırma değişkenleri arasındaki farklılaşmanın anlamlı olup olmadığını tespit etmek için ise anova analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, iş değerleri ve yönetici davranışlarının işe adanma üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Farklı kuşaklar ile iş değerleri, yönetici davranışları ve işe adanma arasında anlamlı bir farklılaşma bulunamamıştır.
Azerbaycan'da yaşayan Z kuşağı tüketicilerin "Made in Turkey" etiketli ürünlere yönelik davranışları: Bakü ilinde bir araştırma
Küresel pazarların gün geçtikçe geliştiği ve önem kazandığı, rekabetin kaçınılmaz olduğu bu dönemde, ürünün ülkesine/menşeine yönelik algılar da değişmektedir. Küreselliğin oluşması ve gelişmesiyle birlikte, insanlar sınır tanımaksızın istedikleri ve arzu ettikleri ürün ve hizmetlere kolaylıkla ulaşabilmektedir. Tüketiciler bir ürün veya hizmeti satın almaya karar verirken iki faktörden etkilenmektedirler. Bunlar içsel ve dışsal faktörlerdir. "Bu faktörler, sosyo-kültürel, psikolojik ve ekonomik olduğu kadar, ürün özellikleri, kalitesi zenosentrik eğilimler ya da ürünün menşe ülkesi gibi faktörler de olabilmektedir". Menşei ülke (country of origin COO) kavramı, tüketicilerin ürünü satın alması ve değerlendirme sürecini etkileyebilecek önemli bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Tüketiciler menşei ülkeden etkilenerek farklı ürün gruplarında yerli ve yabancı ürünlere yönelik farklı tercihlerde bulunmaktadır. Menşei ülke kavramıyla beraber zenosentrizm kavramı da oldukça etkili bir diğer faktördür. Bu bağlamda, çalışmada Azerbaycan Z kuşağı tüketicilerinin satın alma niyetleri üzerindeki menşei ülke, ülke imajı ve zenosentrizm etkisi araştırılmıştır. Literatürde Z kuşağı'nın başlangıç tarihi, farklı kaynaklarda farklı yılları kapsamaktadır. Bu tarih bazı kaynaklarda 1995-2010 (Suderman, 2016), bazı kaynaklarda ise 1990-1999 (Sezgin, 2018; Tulgan, 2013) olarak gösterilmektedir. Bu bağlamda, çalışmada Z kuşağı, 18-24 yaş aralığı ele alınarak incelenmiştir. Azerbaycan'da yaşayan Z kuşağı tüketicilerin Türk ürünlerini satın alma sürecinde demografik özellikler (eğitim, gelir, meslek ve cinsiyet) ile menşe ülke, ülke imajı ve zenosentrizm arasındaki ilişkiler araştırılmıştır. Çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılarak online anket tekniği ile veriler toplanmıştır. Verilerin analizi SPSS ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerine göre Azerbaycan'daki Z kuşağı tüketicilerin "Made in Turkey" ürünlerini satın alma kararında menşe ülke ve zenosentrizm etkileri incelenmiştir. Tezin birinci kısmında kuşaklar, kuşak türleri hakkında bilgi verilmiş, daha sonra ise Z kuşağı ve Z kuşağı özellikleri incelenmiştir. İkinci bölüm ise Satın alma davranışları kavramı ile, bu davranışları etkileyen faktörleri kapsamaktadır. Buna ek olarak, menşei ülke, ülke imajı ve zenosentrizm kavramları da geniş bir biçimde açıklanmıştır. Son bölümde ise araştırmanın genel amacı, kapsamı ve yöntemi hakkında bilgi verilmiş daha sonra elde edilen veriler istatistiksel analizlerin yardımıyla SPSS programında test edilmiştir. Çalışmada kullanılan testler farklılık testleri (ANOVA, T testi, Mann Whitney-U), Regresyon ve Korelasyon testleridir. Veri toplamak amacıyla Azerbaycan'ın Bakü ilinde yaşayan 405 Z kuşağı tüketiciye online olarak ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre gelir düzeyi daha az yani 2801-3500 TL olan tüketicilerin Zenosentrizm, Ülke İmajı ve Menşe ülke algıları daha fazladır. Aynı zamanda Cinsiyet, meslek ve eğitim grupları ile Zenosentrizm, Ülke imajı, Menşei ülke ve Satın alma niyeti arasındaki farklılıklar incelenmiş ve istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Diğer yandan tüketicilerin kullanma sıklığı ve harcama miktarı arttıkça "Made in Turkey" etiketli ürün alma niyetlerinin de arttığı korelasyon analizinden çıkan sonuçlar arasındadır. Ülke İmajı ve Zenosentrizm algılarının da satın alma niyetine büyük ölçüde etki ettiği tespit edilmiştir.
Sosyal medyanın, Z kuşağı tüketicilerinin satın alma davranışları üzerindeki etkisi
Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte hayatımıza giren sosyal medya, küreselleşme sürecine hız kazandırarak, dünyanın her yerinden benzer ihtiyaçlara ve benzer özelliklere sahip bir neslin ortaya çıkmasında önemli rol oynamıştır. Bilişim çağında doğan ve Z kuşağı adı verilen bu kuşak, sosyal medya kullanımında önemli bir yere sahiptir. Yakın gelecekte pazarda daha aktif tüketiciler olarak işletmeler için çok daha büyük bir önem kazanacak olan bu yeni nesli anlayabilmek, pazarlama disiplini açısından büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada Z kuşağı bireylerinin satın alma davranışlarının, sosyal medya araçlarından ne şekilde ve ne ölçüde etkilendiği belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın teorik bölümünde sosyal medya, tüketici davranışları ve sosyal kuşaklar hakkında literatür taramasına yer verilmiştir. Uygulama bölümünde ise, Z kuşağı bireylerinden oluşan 569 kişi ile yapılan anket çalışmasına yer verilmiştir. Anket çalışmasından elde edilen veriler SPSS 23 paket programı aracılığıyla analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda Z kuşağı tüketicilerinin; a) Çocuk yaşlardan itibaren sosyal medya araçlarını kullanmaya başladıkları, b) Medya paylaşım siteleri ve sosyal ağ siteleri başta olmak üzere sosyal medya araçlarını sık kullandıkları, c) Sosyal medyada geçirdikleri haftalık sürenin, önceki kuşaklara göre çok daha fazla olduğu, d) Satın alma kararlarında, başta medya paylaşım siteleri olmak üzere, sosyal medya araçlarının önemli bir etkisinin olduğu, e) Eğitim düzeylerinin, algıladıkları harcama miktarlarının ve sosyal medya kullanım sıklıklarının sosyal medyada satın alma öncesi ve satın alma sonrası davranışları üzerinde etkili rol oynayan faktörler olduğu, f) Sosyal medyada satın alma öncesi davranışları ile satın alma sonrası davranışları arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Medya, Tüketici Davranışları, Z Kuşağı
Kuşaklar arası farklılıkların örgütsel sessizlik üzerine etkisi: İstanbul'daki otel işletmeleri üzerine bir araştırma
Bu araştırmanın amacı kuşaklar arası farklılıkların örgütsel sessizlik tutumu üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmanın çalışma evrenini İstanbul ilinin Taksim ve çevresi bölgelerdeki dört ve beş yıldızlı otel işletmeleri oluşturmaktadır. Söz konusu otel işletmelerinde hiyerarşik yapının en üstünde yer alan çalışanlar (işverenler) hariç olmak üzere tüm alt, orta ve üst kademede yer alan çalışanlar araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Yüz yüze anket uygulaması, topla-bırak anket uygulaması ve online anket (Google Form) uygulaması yapılmıştır. Anket uygulaması sonucunda 402 adet ankete ulaşılmıştır. Elde edilen veriler, betimleyici istatistikler, cronbach's alpha, t testi ve one-way Anova testi kullanılarak analiz edilmiştir. Ayrıca bağımsız örneklemler için iki faktörlü varyans analizi yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda, çalışanların mensubu oldukları kuşaklara göre bireysel sessizlik, örgütünü korumaya yönelik sessizlik ve çalışma arkadaşını korumaya yönelik sessizlik örgütsel sessizlik boyutlarına ilişkin elde ettikleri puanlar arasında anlamlı bir farklılık olduğu anlaşılmıştır.
Pazarlamada yeniliklerin kullanımı: Z kuşağının artırılmış gerçeklik algısı
Tarih boyunca insanlığın gelişimiyle birlikte teknoloji de aynı doğrultuda ilerlemiş ve günümüzde akıllı telefonlar, mobil cihazlar, birbirine entegre olarak çalışan teknolojik aletler bireylerin günlük yaşamlarının ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Akıllı telefonlar sayesinde internet, her an kullanım ağı potansiyelini oluşturmuş ve internet aracılığıyla ihtiyaç duyulan her bilgiye kolaylıkla ulaşım sağlanmıştır. Artırılmış gerçeklik kavramı da teknolojinin gelişmesiyle birlikte kullanıcıların hayatında yer almaya başlayan ve gelişmeye devam edecek bir teknolojidir. Bu uygulama; sanalı gerçekmiş gibi hatta gerçeğin kendisiymiş gibi gösterebilmekte, sanal olanın daha net, daha canlı ve daha anlaşılır olmasına katkı sağlamaktadır. 21.yüzyıl da sanal ile gerçekliğin bir arada yaşandığı, günlük yaşantıların yerini sanallığa bıraktığı bir sürece doğru yol almıştır. İşletmeler ise, bilinirliklerini artırmak amacıyla sosyal medya uygulamaları üzerinden gerçeği ve sanallığı bir araya getiren artırılmış gerçeklik lenslerini kullanarak pazarlama stratejilerini çağın gelişimiyle paralel olarak yürütmektedir. Özellikle 2000 yılında doğup teknolojiyle birlikte büyüyen ve sürekli enformasyon bombardımanı içerisinde olan Z kuşağını sadık müşteri olarak kazanmak ve onların zihninde marka farkındalığını oluşturmak firmalar bazında önem arz etmektedir. Türkiye'de özellikle Trendyol, Yemek Sepeti gibi e-ticaret firmaları sosyal medya uygulamaları üzerinden artırılmış gerçeklik lenslerini kullanarak tüketicileri kendi kanallarına çekmeye çalışmaktadırlar. Bu çalışmada, bu pazarlama stratejisi içerisinde yeniliklerin kullanımı üzerinden verilen reklamların müşteri portföyünde yarattığı pozitif veya negatif katkıyı araştırmak amaçlanmıştır. Elde edilen sonuçlar, nitel araştırma yöntemlerinden yapılandırılmış görüşme yöntemi kullanılarak yorumlanmıştır. Yapılan araştırma sonucunda, artırılmış gerçeklik kullanarak yapılan pazarlama metodu Z kuşağı üzerinde etkili olmakta ve dikkatlerini çekmektedir, katılımcılar tarafından firmaların ürettikleri içerikleri sürekli güncellemeleri gerekmektedir.
Z kuşağı giysi satın alma davranışları ve kullanıcı odaklı giysi tasarımı hakkında görüşlerinin incelenmesi
Literature göre 2000 yılından itibaren doğanlar Z kuşağı olarak adlandırılmaktadır. Z kuşağının dijital çağda büyümüş olmaları nedeni ile önceki kuşaklardan farklılıkları oluşacağı öngörülmekte, dijital ortamın sanal alışverişte yaygın olarak kullanılması kullanıcı odaklı tasarımları da beraberinde getirdiği görülmektedir. Bu araştırmada Z kuşağının giysi kullanım alışkanlıklarına, giysi satın alma davranışlarına, kullanıcı odaklı tasarıma yönelik görüşlerinin alınması ve Z kuşağı yaş gruplarının görüşlerine ilişkin benzerliklerin ve farklılıkların ortaya koyularak geleceğe bir projeksiyon tutulması hedeflenmektedir. Araştırmanın başlangıcında kuşak kavramı, kuşaklar, gelişim dönemleri, dijital çağ ve özellikleri, tüketicilerin satın alma davranışları ve kullanıcı odaklı tasarım kavramı konularına ilişkin literatür taraması yapılıp, ilgili araştırmalar incelenmiştir. Amaca ulaşmak için nitel araştırma yöntemlerinden vaka analizi 4 gruba uygulanmış, ölçme aracı olarak bir görüşme formu hazırlanıp pandeminin risk oluşturması nedeniyle çevrimiçi ortamda bir odak grup görüşmesi yapılmıştır. Çalışma grupları kartopu yöntemi ile oluşturulmuştur. Kıyaslama yapabilmek ve daha doğru bilgiler elde edebilmek adına gruplar içerisinde cinsiyet eşitliği sağlanmış, eğitim durumuna bağlı 4 ayrı grupta (ilköğretim, ortaöğretim, lise ve üniversite) görüşme uygulanmıştır. Öncesinde görüşme formu iki kişilik gruplara uygulanarak pilot bir çalışma uygulanmıştır. Ulaşılan veriler tablolara aktarılmış, katılımcıların çarpıcı görüşlerine yer verilerek veri analizleri yorumlanmıştır. Elde edilen veriler gruplar arasında ilişkilendirilip tartışılmıştır. Sonuç olarak Z kuşağının giysi kullanım alışkanlıklarına ilişkin; dijital platformları etkin bir şekilde kullandıkları, giysi değiştirmeye gerek duyulmayacak aktivitelere çoğunlukla sahip oldukları, ikili ilişkilere ve aktivitelerine dayalı olarak anlam yükledikleri giysileri olduğu, Z kuşağının giysi satın alma davranışlarına ilişkin; sıklıkla giyim eşyası satın aldıkları, satın aldıkları giysiden çoğunlukla memnun oldukları, giysi üzerinde bir değişiklik yapmak istemedikleri, yaş küçüldükçe alışverişte tercih edilen yerlerin sayısının azaldığı, giysi alışverişinde etkilenilen unsurların sayısı yaş büyüdükçe arttığı, dijital platformlara bağlı unsurlardan lise yaş grubunun daha fazla etkilendiği, Z kuşağının kullanıcı odaklı tasarım kavramına ilişkin; çoğunluğunun bilgisi olmadığı fakat farkındalıkları olduğu, bu nedenle doğru tanımlayabildikleri ve tercih ettikleri, sanal ortamda kendi giysilerini tasarlamak istedikleri ve sanal prova odasını kullanmayı tercih ettikleri sonuçlarına ulaşılmıştır. Z kuşağının daha iyi anlaşılabilmesi için araştırma konusu önerileri geliştirilmiştir.
Z kuşağı bireylerin A ve B tipi kişilik özelliklerinin bireysel kariyer planlama üzerine etkisi: Isparta ili örneği
Bu araştırmanın amacı günümüz yenilenen ve gelişen teknolojinin bir parçası olan Z kuşağındaki bireyleri temsil eden lise öğrencilerinin A ve B tipi kişilik özelliklerinin bireysel kariyer planlamaları üzerindeki etkisini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda, bu araştırmanın örneklemini Isparta İl ve İlçesinde eğitim ve öğrenim gören lise öğrencilerinden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Anketin, birinci bölümde kariyer planlama ölçeği, ikinci bölümde A ve B tipi kişilik ölçeği ve üçüncü bölümde demografik veriler yer almaktadır. Elde edilen veriler SPSS 20 ve AMOS Programları kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde yüzde, frekans, aritmetik ortalama ve standart sapma, doğrulayıcı faktör ve güvenilirlik analizi, korelasyon, çoklu regresyon analizi, bağımsız örneklem T-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yöntemleri kullanılmış, toplanan veriler araştırmanın amacına uygun olarak yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda A tipi kişilik özelliklerinin işe verilen önem, hıza verilen önem boyutlarının, bireysel kariyer planlamanın kariyer uyumluluğu ve kariyer iyimserliği boyutları üzerinde anlamlı ilişki ve etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir.
Bazı demografik özelliklere göre farklı kuşakların yaşam doyumlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, farklı kuşaklara ait bireylerin cinsiyet, ekonomik düzey, eğitim durumu, geçmiş yaşam memnuniyetleri ve gelecek hedeflerine dair oluşturdukları algılar ile yaşam doyumları arasında anlamlı farklılık olup olmadığını incelemektir. Çalışmanın evreni, 2015-2016 eğitim öğretim yılı içerisinde Adana ilinin merkez dört ilçesinde bulunan ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinin aileleri, ayrıca da kendilerinden oluşmaktadır. Örneklem ise, Adana ili Seyhan, Çukurova, Yüreğir ve Sarıçam'da bulunan tüm okullardan tabakalı örneklem yöntemine uygun olarak seçilen öğrenci ve ailelerinden oluşmaktadır. Adana İl Milli Eğitim Müdürlüğünden edinilen veriler doğrultusunda her bölgenin öğrenci nüfusuna göre tabakalama yapılarak, seçkisiz olarak belirlenen 1337 kişi ile çalışılmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin yaşam doyum düzeylerinin ölçümlenmesi amacıyla "Yaşam Doyum Ölçeği" , bağımsız değişkenlerimiz olan kuşak bilgisi (yaş aralığı), cinsiyet vb demografik bilgilerin belirlenmesi amacıyla da "Kişisel Bilgi Formu" uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, kuşaklara göre yaşam doyumu anlamlı bir farklılık göstermiş olup, Sessiz kuşağın yaşam doyum düzeyinin BB, X ve Y kuşağından daha düşük olduğu; BB kuşağının yaşam doyum puan ortalamasının da X kuşağından fazla olduğu son olarak da Z kuşağının yaşam doyum düzeyinin BB, X ve Y kuşaklarından fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kuşak ve gelecek algısı ortak etkisinin yaşam doyum düzeyi açısından anlamlı bir fark göstermediği bulgulanmış ancak yaşam doyumu ile gelecek algısı arasındaki fark anlamlı bulunmuştur. Kuşak ve geçmiş algısı ortak etkisinin yaşam doyum düzeyi açısından anlamlı bir fark oluşturmadığı, buna karşın yaşam doyum ile geçmiş algısı arasında anlamlı bir fark olduğu edinilen diğer bir sonuç olmuştur. Yaşam doyum puanları üzerinde, aylık gelir düzeyi ana etkisine göre anlamlı bir fark bulunmamıştır, ancak kuşak ve aylık gelir düzeyi ortak etkisinin yaşam doyum düzeyi açısından bakıldığında anlamlı bir fark oluşturduğu görülmektedir. Eğitim düzeyi ve yaşam doyumu ayrıca cinsiyet ve yaşam doyumu arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Aynı şekilde, kuşak ve eğitim düzeyi ortak etkisi açısından, ek olarak kuşak ve cinsiyet ortak etkisinin de yaşam doyum düzeyi açısından anlamlı bir fark oluşturmadığı sonuçları da çalışma sonucunda elde edilen diğer bulgulardır. Anahtar Kelimeler: Kuşak, Kuşak Farklılıkları, Yaşam Doyumu, Değişim
Olumsuz elektronik ağızdan ağıza pazarlama iletişimine etki eden faktörler: Z kuşağı tüketicilerinin görüşlerini belirlemeye yönelik bir araştırma
Teknolojik alandaki hızlı gelişmelere bağlı olarak tüketicilerin satın alma süreçlerinde etkilendikleri bilgi kaynakları da çeşitlenmiştir. Bu kaynaklar arasında yaygın olarak kullanılan ağızdan ağıza pazarlama yöntemi özellikle internetin hızlı bir şekilde yaygınlaşması sonucu yönünü elektronik ortamlara taşımıştır. Satın alma karar sürecinin her aşamasında tüketiciler, çevrelerindeki eş, dost, akraba, akran gibi birçok kişinin görüşlerine önem vermektedir. Özellikle içerik kuşağı olarak anılan Z kuşağı tüketicileri için elektronik ortamlar, diğer kuşaklara kıyasla daha fazla olumlu ve olumsuz paylaşım yapılan bir ortam olarak bilinmektedir. Yapılan olumlu ağızdan ağıza çalışmalarının yanı sıra olumsuz ağızdan ağıza pazarlamaya ilişkin ilgili literatür incelendiğinde sınırlı sayıda çalışmaya rastlanmaktadır. Bu bağlamda bu çalışmada olumsuz elektronik ağızdan ağıza pazarlama niyetine etki eden faktörlerin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, 318 Z kuşağı tüketicisi (1995 ve üstü doğumlular) ile yüz yüze anket formları doldurulmuş olup veriler SPSS 24 istatistik paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiki analizler, geçerlilik ve güvenilirlik analizleri ve çoklu doğrusal regresyon analizlerinden yararlanılmıştır. Yapılan faktör analizi sonucu olumsuz elektronik ağızdan ağıza pazarlama niyetine etki eden beş boyut ortaya çıkmış olup, bu boyutlar teknik beceri ve sosyal medya, aile ve akran etkisi, elektronik ağızdan ağıza pazarlama deneyimi ve elektronik posta iletişimi başlıklarıyla literatüre dayalı olarak adlandırılmıştır. Tüketicilerin, olumsuz elektronik ağızdan ağıza pazarlama yapma niyetlerine etki eden faktörler teknik beceri ve sosyal medya, elektronik ağızdan ağıza pazarlama deneyimi ile elektronik posta iletişimini tercih iken, aile ve akran etkisinin olumsuz elektronik ağıza ağıza pazarlamaya etkisinin olmadığı ortaya çıkmıştır.
Z ve Y kuşakları arası sınav kaygısı karşılaştırması: Adana ili örneği
Bu çalışmada, bireylerin akademik başarılarını oldukça önemli düzeyde etkileyen sınav kaygısı düzeylerini Z ve Y kuşakları ile karşılaştırarak incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evreni, Adana ilinde devlet ve özel okullardaki öğrencilerden oluşturulmuştur. Z kuşağı olarak ortaokul son sınıf öğrencileri (n=170), Y kuşağı olarak lise son sınıf öğrencileri (n=263) çalışmaya alınmıştır. Çalışmanın örneklemi 433 bireyden oluşmaktadır. Tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen okullara gidilerek belirlenen kuşak aralığındaki tüm bireyler çalışmaya alınmıştır. Araştırmaya katılan bireylerin sosyo-demografik özelliklerini belirlemeye yönelik olarak 7 soru içeren bir sosyo demografi formu oluşturulmuştur. Sınav kaygısı, 50 sorudan oluşan Sınav Kaygısı Envanteri ile ölçülmüştür. Anksiyete seviyesinin değerlendirilmesi için Spielberger'in geliştirdiği 20 sorudan oluşan Durumluk Kaygı ölçeği ve 20 sorundan oluşan Süreklilik Kaygı ölçeği kullanılmıştır. Sınav Kaygısı ölçeğinin alt başlıklarının hepsinde Z kuşağı ortalaması Y kuşağından yüksek bulunmuş; zihinsel tepki ve genel sınav kaygı ortalamaları açısından kuşaklar arasında anlamlı farklılıklar gözlenmiştir (p<0,05). Durumluk ve sürekli kaygı ölçeklerinde ise sınav kaygı ölçeğinin aksine Z kuşağı, Y kuşağından düşük ortalamaya sahip olduğu saptanmıştır. Sınav kaygısı düzeyinin kuşaklar arasında fark gösterdiği, genel olarak diğer kuşaklara oranla daha rahat olan Z kuşağının genel anksiyetesi daha düşük iken sınav anksiyetesinin daha yüksek olması bu kuşağın sınava özgü bir kaygı yaşadığını göstermektedir. Dolayısı ile genel anksiyete sağaltımı yaklaşımı yerine bu kuşaklar için sınav anksiyetesi sağaltımı yaklaşımı geliştirilmesi önemlidir. Sınav kaygısı yaşayan bireylerin, bununla baş edebilmeleri için fiziksel ve sosyal koşullar kadar ait olduğu kuşak özellikleri de göz önünde bulundurularak destek sağlanması, sağaltım yöntemleri konusunda çalışmalar geliştirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Otel çalışanlarının algıladıkları stres ve işkoliklik düzeylerinin kuşaklara göre incelenmesi: İstanbul ili örneği
Bu çalışmanın amacı algılanan stresin ve işkoliklik düzeylerinin X, Y ve Z kuşağına göre farklılıklarının incelenmesidir. Bu bağlamda İstanbul ilinde aktif olarak çalışan 4 ve 5 yıldızlı uluslararası bir grup zincir otel işletmeleri personelleri üzerine bir anket uygulaması yapılmıştır. 304 kişinin katılımıyla ulaşılmış veri analizinde SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve bağımsız t-testi, faktör, korelasyon ve regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucu bulgulara baktığımızda; katılımcıların işkoliklik düzeyleri ve maruz kaldıkları iş stresleri kıyaslandığında istatistiksel olarak bakıldığı zaman yüksek seviye ve pozitif yönlü bir korelasyon görülmektedir. Anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Benzer şekilde işkoliklik seviyelerinin alt boyutları olarak nitelendirebileceğimiz aşırı çalışma ve kompulsif çalışma ile iş stresi düzeylerininde birbirleri ile ilişkilerine baktığımızda diğeri gibi istatiksel olarak pozitif yönde bir korelasyon, anlamlı ve yüksek düzeyde bir ilişki olduğunu görebiliriz. Bu sonuçlara göre; işkoliklik, aşırı çalışma ve kompulsif çalışma seviyeleri yüksek olan katılımcıların, iş streslerinin de yüksek olduğu söylenebilir. Buna ek olarak X kuşağından katılım gösteren deneklerin; işkoliklik ile aşırı çalışma seviyelerinin ve iş streslerinin daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: İşkoliklik, Algılanan Stres, X, Y ve Z Kuşağı, İstanbul, Otel İşletmeleri