Akademik personel
132 theses under this subject heading
Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi akademik personelinin mesai içi boş zaman değerlendirme biçimlerinin sağlık algıları üzerindeki etkisi
Bu çalışma Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi akademik personelinin mesai içi boş zaman değerlendirme biçimleri ve sağlık algılarının bireysel değişkenler açısından incelenerek, mesai içi boş zaman değerlendirme biçiminin sağlık algısına etkisini incelemeyi amaçlamıştır. Çalışma nicel araştırma tekniklerinden ilişkisel tarama modelinde desenlenmiş ve çalışmaya basit tesadüfi örneklem yöntemine göre seçilmiş Tayfur Ata Sökmen Kampüsü'nde yer alan fakülte ve yüksekokullarda görev yapan, 400 akademik personel katılmıştır. Çalışmada veriler kişisel bilgi formu, Mesai İçi Boş Zaman Değerlendirme Biçimi Ölçeği ve Sağlık Algısı Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Windows için SPSS 23 paket program kullanılmıştır. Verilere kayıp değer analizi yapılmış ve bir veri çalışma dışı bırakılmıştır. Ölçekler için iç tutarlık katsayıları hesaplanmış ve ortalama, standart sapma, basıklık ve çarpıklık değerleri incelenmiştir. Çalışmada hipotez testleri olarak 95% güven aralığında bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi testi, Pearson Korelasyon analizi ve Çoklu Doğrusal Regresyon testi kullanılmıştır. Sonuç olarak yapılmış olan bu çalışma, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi akademik personelinin mesai içi boş zaman değerlendirme biçimlerinin cinsiyet, akademik unvan ve idari görevlerine göre farklılık gösterdiğini ve yaşları ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Ayrıca çalışmada yer alan akademik personelin sağlık algılarının cinsiyetleri ve akademik unvanlarına göre farklılık gösterdiğini ancak yaşları ile ilişkili olmadığını göstermiştir. Katılımcıların mesai içi boş zaman değerlendirme biçimleri ve sağlık algıları arasında anlamlı ilişkiler olduğu ve mesai içi boş zaman değerlendirme biçiminin sağlık algısının yordayıcısı olduğu da çalışmanın diğer sonuçlarıdır.
Akademik personelin cam tavan algısı üzerinden ampirik bir çalışma: Gümüşhane Üniversitesi örneği
Kadınların çalışma yaşamındaki varlığı ve iş gücüne katılımı zaman içerisinde artış göstermesine rağmen, kariyer süreçlerinde kadın ve erkekler arasında çeşitli farklılıkların devam ettiği görülmektedir. Özellikle kadınların üst yönetim ve karar alma mekanizmalarında erkeklere kıyasla daha düşük düzeyde temsil edilmeleri, çalışma yaşamında karşılaşılan önemli kariyer engellerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Kadınların mesleki yeterlilik ve deneyimlerinden bağımsız olarak üst düzey pozisyonlara yükselmelerini sınırlandıran görünmez engeller literatürde “cam tavan” kavramı ile açıklanmaktadır. Cam tavan; bireysel, toplumsal ve örgütsel faktörlerin etkisiyle ortaya çıkabilmekte ve kadınların kariyer gelişimlerini, terfi olanaklarını ve yönetim kademelerine erişimlerini sınırlandırabilmektedir. Akademik çalışma yaşamında da kadınların sayısal temsilindeki artışın yönetsel pozisyonlara aynı ölçüde yansımaması, cam tavan olgusunun yükseköğretim kurumları açısından incelenmesini önemli hâle getirmektedir. Bu doğrultuda araştırmanın amacı, yükseköğretim kurumunda görev yapan akademik personelin, kadınların yaşadığı cam tavan sendromuna ilişkin algı ve tutumlarını araştırmak ve değerlendirmektir. Araştırmanın evrenini, Gümüşhane Üniversitesi bünyesinde görev yapan akademik personel oluşturmaktadır. Araştırmada nicel araştırma yönteminden yararlanılmış, veriler anket tekniği ile elde edilmiştir. Geçerli kabul edilen toplam 251 anketten elde edilen veriler SPSS 27 paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Çalışmada analiz edilen verilere göre akademisyenlerin, cam tavan engellerine ilişkin tutumlarının cinsiyete göre anlamlı biçimde farklılaştığı ve kadın akademisyenlerin bu engelleri birçok alanda erkek akademisyenlere göre daha yoğun bir biçimde yaşadığı belirlenmiştir.
Akademisyenler arasında ses bozukluğunun ve risk faktörlerinin belirlenmesi
Bu araştırmada, akademisyenlerde ses bozukluğun görülme sıklığının ve ses bozukluğuna sebep olan risk faktörlerinin betimlenmesi amaçlanmıştır. Akademisyenlerde ses bozukluğu ve risk faktörlerini betimlemek için araştırmada tarama yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan bağımsız değişkenler kişisel yaş, cinsiyet, çalışma hayatı ve ortamı, yaşam kalitesi ve alışkanlıkları; bağımlı değişken ise boğazda ağrı veya tahriş hissidir. Araştırmaya Anadolu Üniversitesi'nin yüksekokulları, fakülteleri, enstitüleri ve konservatuarında çalışmakta olan öğretim üye ve elemanlarından oluşan 56 kişi katılmıştır. Katılımcıların her birine kendilerini değerlendirdikleri elektronik anket uygulanmıştır. Çalışmada veriler katılımcıların elektronik ortamda doldurdukları anket ile toplanmıştır. Toplanan veriler Chi-square, Continuity Correction, Fisher's Chi-square testleri uygulanarak analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda çalışma hayatı değişkenlerinden sınıftaki maksimum öğrenci sayısı ile boğazda ağrı veya tahriş hissi şikâyeti arasında anlamlı bir ilişki bulunurken diğer bağımsız değişkenler ile boğazda ağrı veya tahriş hissi şikayeti arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Bu bilgi ışığında sınıftaki öğrenci sayısı arttıkça akademisyenlerde ses bozukluğu riskinin arttığı düşünülmektedir.
Üniversitelerde akademik ve idari personel arasındaki statü kaynaklı çatışmanın incelenmesine yönelik bir araştırma
Ülkemizde son yıllarda artan üniversite sayısına bağlı olarak akademik ve idari personel sayısında artış yaşanmaktadır. Çeşitli kültür ve çevrelerde yetişmiş insanların bir araya gelmesi doğal olarak farklılığı da beraberinde getirmiştir. Bu farklı görüşler, tutumlar, kültürler ve kişilikler personel ilişkilerinde çeşitli sorunlar yaşanmasına sebep olmaktadır. Bu çalışmada bu sorunlar ele alınmış çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır.Çalışmanın literatür kısmı iki bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümde; Türkiye'de eğitim sisteminin yapısı, yaygın ve örgün eğitimin tanımları, üniversite kavramı, tanımı, tarihçesi gibi konular ele alınmıştır. Bu bağlamda Türk eğitim sistemi içerisindeki yükseköğrenimin Türkiye'deki ve Dünya'daki durumu ilgili kaynaklar taranarak incelenmiştir. İkinci bölümde; örgütsel çatışma, örgütsel çatışmanın kaynakları, çatışma süreci, türleri, çatışma yönetiminde başvurulan stratejiler gibi konular ele alınarak çatışma kavramının performansa olan etkileri irdelenmiştir.Çalışmanın üçüncü bölümü ise Doğu Anadolu Bölgesi'nde 1980 yılından önce kurulan Atatürk, Fırat, İnönü üniversitelerinde ve yine aynı bölgede 2005 yılından sonra kurulan üniversitelerinde uygulanmıştır. Uygulamanın amacı; ana kütlede yer alan üniversitelerde farklı statüde (akademik ve idari) çalışanlar arasındaki iş ilişkilerinde yaşanan çatışmalar ve bu çatışmaların performanslarına etkilerini incelemektir.Bulgular ışığında, akademik ve idari kadro faktörünün çatışmayı algılamada anlamlı bir farklılık gösterdiği, personel arasındaki statü farklılığının çatışmaya neden olduğu, yaşanan çatışmaların performansı olumsuz yönde etkilediği sonucuna varılmıştır.
Hitit Üniversitesi'nde çalışan erkek akademik ve idari personelin toplumsal cinsiyet rol tutumu
Erkeklerin, toplumsal cinsiyet rollerindeki eşitlikçi değişim, kadının toplumdaki statüsünün yükseltilmesi açısından önemlidir. Bu çalışmanın amacı Hitit Üniversitesi'nde çalışan erkek akademik ve idari personelin toplumsal cinsiyet rol tutumlarının belirlenmesidir. İlişki arayan tanımlayıcı türde bu araştırma 01 Eylül- 31 Aralık 2017 tarihleri arasında Hitit Üniversitesi'nde gören yapan 301 akademik ve idari personelin katılımıyla tamamlandı. Araştırma verilerinin toplanmasında 64 sorudan oluşan bir anket formu oluşturuldu. Katılımcıların toplumsal cinsiyet rol tutumlarının belirlenmesinde Toplumsal Cinsiyet Rol Tutumu Ölçeği (TCRTÖ) kullanıldı. Elde edilen veriler SPSS 22.0 Paket Programı yardımı ile değerlendirildi. Verilerin analizinde bağımsız gruplarda t testi, One-Way Anova (Post hoc-Tukey) analizi ve Pearson Korelasyon analizi kullanıldı. Değerlendirmelerde p<0,05 değeri istatistiksel açıdan anlamlı kabul edildi. Araştırma grubunun %54,2'si 30-39 yaş grubunda, %78,7'si evli ve %89'u üniversite ve üzeri eğitime sahipti. Toplumsal Cinsiyet Rol Tutumu Ölçeği'nden alınan puanların ortalaması tüm grupta 131,72±21,80 bulundu. Katılımcıların yaş gruplarına göre ölçekten alınan puanların ortalaması arasında anlamlı bir farklılık yoktu (p>0,05). Yüksek eğitimliler, akademik statüde çalışanlar ve evli olmayan arasında toplumsal cinsiyet rol tutumlarının daha eşitlikçi olduğu belirlendi (p<0,05). Katılımcıların kardeş sayıları toplumsal cinsiyet rol tutumları üzerinde etkili bulundu (p<0,05). Tanışarak evlenme şekli ile geç evlenme yaşı (kendisi ve eşi) katılımcıların cinsiyet rol tutumlarını eşitlikçi yönde değiştiren diğer faktörlerdendi (p<0,05). Eşi herhangi bir işte çalışanlarda toplumsal cinsiyet rol tutumları daha eşitlikçi bulundu (p<0,05). Ölçekten alınan toplam puanlar çocuğun cinsiyeti, uzun süreli yaşanılan yer ve çocuklukta şiddete tanık olma açısından anlamlı farklılık göstermedi (p>0,05). Ekonomik durum ve sağlık algısı iyi olanlarda toplumsal cinsiyet rol tutumlarının daha eşitlikçi olduğu belirlendi (p<0,05).
Akademik personellerde işkoliklik ve tükenmişlik arasındaki ilişkide iş aile çatışmasının aracılık rolü
Günümüz çalışma koşullarında işgörenler hem işle ilgili hem de bireysel nedenlere bağlı olarak işkolik davranışlar sergilemektedirler. Son yıllarda işkoliklik nedenleri ve sonuçları açısından araştırmacılar ve uygulayıcılar tarafından üzerinden önemle durulan konulardan biri haline gelmiştir. İşkoliklik çalışanları fiziksel ve psikolojik açıdan olumsuz yönde etkilediği gibi bireylerin diğer alanlara gerekli olan zamanı ayırmalarına engel olabilmektedir. İşkoliklik bireylerin aileleri için ayırmaları gereken zaman ve enerjiyi bireyin işine ayırmasına neden olarak aile yaşantılarında sıkıntıların ortaya çıkmasına ve bunun sonucunda bireylerin iş-aile çatışması yaşamalarına neden olmaktadır. İşkolikliğin psikolojik etkilerinin başında ise bireylerin sürekli olarak strese maruz kalmalarına bağlı olarak tükenmişlik yaşamaları gelmektedir. Buradan hareketle çalışmanın amacı işkolikliğin tükenmişlik üzerindeki etkisinde iş-aile çatışmasının aracı rol oynayıp oynamadığını tespit etmektir. Araştırmada kullanılan verilerin elde edilmesinde anket formu kullanılmıştır. Anketler e posta yoluyla akademisyenlere ulaştırılmış, 402 adet kullanılabilir anket elde edilmiştir. Anket formunun hazırlanmasında literatürde daha önce güvenilirlik ve geçerlilikleri kanıtlanmış ve Türkçe uyarlama çalışmaları yapılmış ölçeklerden faydalanılmıştır. Araştırmada işkoliklik derecelerini ölçek için Del Líbano ve arkadaşları (2010) tarafından geliştirilen ve Doğan ve Tel (2011) tarafından Türkçe'ye uyarlanan DUWAS İşkoliklik Ölçeğinin kısa formu kullanılmıştır. Katılımcıların algıladıkları iş-aile çatışmasını düzeylerini belirlemek amacıyla Netemeyer, Boles ve McMurrian (1996) tarafından geliştirilen ve Efeoğlu (2006) tarafından Türkçe'ye uyarlanan ölçek kullanılmıştır. Katılımcıların mesleki tükenmişlik düzeylerini belirlemek amacıyla Kristensen ve arkadaşları (2005) tarafından geliştirilen ve Bakoğlu ve arkadaşları (2009) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Tükenmişlik Ölçeği"'nden faydalanılmıştır. Araştırma amacı çerçevesinde belirlenen hipotezler test edilmeden önce ölçeklerin güvenilirlik ve geçerlilikleri test edilmiş, bunun için güvenilirlik analizi, frekans analizi ve keşifsel faktör analizlerinden yararlanılmıştır. Hipotezlerin test edilmesi aşamasında Baron ve Kenny (1986) tarafından önerilen dört aşamalı regresyon modelinden faydalanılmıştır. Korelasyon analizi sonucunda işkoliklik ve iş-aile çatışması arasında ,449 düzeyinde, işkoliklik ve tükenmişlik arasında ,468 düzeyinde ve iş-aile çatışması ile tükenmişlik arasında ,500 düzeyinde pozitif yönlü ve anlamlı ilişkilerin varlığı ortaya konulmuştur. Aracılık ilişkisinin tespit edilebilmesi için H1 ve H4 Hipotezlerinde yer alan işkoliklik ve tükenmişlik değişkenleri arasındaki regresyon katsayılarındaki (Beta değerleri) değişim incelenmiştir. Birinci modelde anlamlı olan beta katsayısının (,516) dördüncü modelde azaldığı (,337) görülmektedir. Bu sonuçtan hareketle işkolikliğin tükenmişlik üzerine etkisinde iş-aile çatışmasının kısmi aracı rol oynadığı tespit edilmiştir.
Örgütsel bağlılık ve üretkenlik karşıtı davranış ilişkisine yönelik akademisyenler üzerine bir inceleme
Bu çalışmada; örgütlerin son zamanlarda sıklıkla karşılaştığı sorunlardan biri olan üretkenlik karşıtı davranışların örgütsel bağlılık ile olan ilişkisinin ortaya konması amaçlanmaktadır. Örgütsel bağlılık boyutlarından duygusal bağlılık, devam bağlılığı ve normatif bağlılığın, üretkenlik karşıtı davranış boyutlarından; kötüye kullanma, üretimden sapma, sabotaj, hırsızlık ve geri çekilme boyutları ile olan ilişkisi tek tek incelenmiştir. Ayrıca, katılımcıların demografik özelliklerinin, örgütsel bağlılık düzeyi ile üretkenlik karşıtı davranış sergileme sıklıkları bakımından farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Çalışma, Dumlupınar Üniversitesinde görev yapan 219 akademik personelin katılımıyla gerçekleşmiştir. Çalışmada değişkenler arası ilişkileri tespit etmek için korelasyon analizi yapılmıştır. Ayrıca katılımcıların demografik özelliklerinin örgütsel bağlılık ve alt boyutları ile üretkenlik karşıtı davranış ve alt boyutlarına ilişkin farklılık oluşturup oluşturmadığını tespit etmek için Kruskall-wallis H ve Mann-Whitney U testleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, duygusal bağlılık ve normatif bağlılık boyutlarının, geri çekilme ve kötüye kullanma boyutları ile aralarında istatistiksel anlamda negatif yönlü ve anlamlı ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca devam bağlılığı boyutunun; geri çekilme, kötüye kullanma ve hırsızlık boyutları ile arasında istatistiksel anlamda negatif yönlü ve anlamlı bir ilişkinin bulunduğu ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Akademik Personel, Dumlupınar Üniversitesi, Örgütsel Bağlılık, Üretkenlik Karşıtı Davranış
Öğretim elemanlarının idare ile olan ilişkilerinden doğan anlaşmazlıklar ve açabilecekleri idari davalar
Yükseköğretim kurumlan, bilimsel özerkliğe sahip, kamu tüzel kişilikleridir. Bu tüzel kişiliklerin eğitim kadrosunu oluşturan akademik personel genelde idari hizmet sözleşmesi ile çalışmaktadır. Diğer kamu görevlilerinden farklı olarak hukuki statüleri özel kanunlar ile belirlenmiş olup, bunlar idare hukuku ilke ve kurallarına tabidirler. Akademik personelin yükseköğretim kurumu idareleri ile olan ilişkilerinden doğan anlaşmazlıklar esas olarak beş husus üzerinde gerçekleşmektedir. Bunlar; akademik personelin yükseltilmesi, atanması, görevlendirilmesi, çalışma esasları ve görevinin sona ermesi ile ilgili işlemlerdir. Yükseköğretim kurumu idareleri, tüm işlemlerini kamu yaran ve hizmetin gereklerine uygun yapması gerekir iken; incelediğimiz idari yargı kararlarında, akademik personel ile ilgili işlemlerde meydana gelen uyuşmazlıkların büyük bir çoğunluğunun kanunun yükseköğretim kurum idarelerine tanımış olduğu geniş takdir yetkisinden kaynaklandığı ortaya çıkmaktadır. Demokratik yönetimin en önemli şartlarından biri olan "yerinden yönetim" esasının gerçekleştirilmesi, yükseköğretim kurumu idarelerini etkileyen katı merkeziyetçi sistemin tümüyle terk edilmesi ve bu kurumların idari, mali ve bilimsel özerkliğinin sağlanması olmaz ise olmaz bir şart olarak kabul edilmektedir.
Üniversite akademik ve idari personellerinin pedometre bazlı fiziksel aktivite düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı üniversite akademik ve idari personellerinin pedometre bazlı fiziksel aktivite düzeylerinin incelenmesidir. Bu amaçla çalışmaya 29 akademik 31 idari personel olmak üzere toplamda 60 kişi gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcıların fiziksel aktivite seviyelerini ölçmek için objektif yöntem olan pedometre ile birlikte anket yöntemi kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel işlemleri için SPSS 22.0 (SPSS Inc., Chicago, Illinois, ABD) programı kullanılmıştır. Değerler minimum, maksimum, ortalama, standart sapma, standart hata şeklinde sunuldu. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edildi. Normallik sınaması için Kolmogorov-Smirnov testi yapıldı. İkili grup karşılaştırmalarında ise Independent Sample T testi kullanıldı. Gruplar arası farkların analizi için ise One Way Anova ve LSD testleri yapıldı. İstatiksel analiz sonucunda akademik ve idari personel düzeyine göre toplam MET değerlerine bakıldığında ise akademik personel lehine anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Akademik personel grubunda 5 kişi inaktif, 12 kişi minimal aktif ve 12 kişide çok aktif olarak belirlenmiştir. İdari personel grubunda 16 kişi inaktif, 12 kişi minimal aktif ve 3 kişide çok aktif olarak belirlenmiştir. Yaş grupları, alkol kullanımı, öğrenim düzeyi ve düzenli spor yapma durumuna göre toplam MET, adım sayısı kalori ve mesafe değerlerinde ise gruplar arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır (p>0,05). Sonuç olarak akademik ve idari personellerin fiziksel aktivite düzeylerine bakıldığında idari personel grubunun fiziksel aktivite düzeylerinin düşük olduğu söylenebilir.
Türkiye'deki akademisyenlerin çokkültürlü eğitime ilişkin tutumları
Bu araştırmanın amacı, Türkiye?deki eğitim fakültelerinde görev yapan akademisyenlerin çokkültürlü eğitime ilişkin tutumlarını incelemektir. Bu amaçla elektronik ortamda oluşturulan ölçek ve açık uçlu sorular, Türkiye?de eğitim fakültesi bulunan 83 üniversitenin akademisyenlerine e-posta olarak gönderilmiştir. Karma araştırma yöntemi ile yürütülen bu araştırmaya, toplam 745 kişi katılım göstermiştir. Araştırmanın katılımcılarından 520?si Çokkültürlü Eğitim Tutum Ölçeği?ni tamamlamıştır. Bu 520 kişinin ölçeğe verdikleri cevaplar puanlandırılmış ve bu puanlar kullanılarak çeşitli analizler elde edilmiştir. Ölçeğe verilen yanıtlar ışığında Cronbach Alpha güvenirlik analizi yapılmış ve ölçeğin güvenirlik katsayısı .92 olarak ölçülmüştür. Analizler sonucunda akademisyenlerin aldıkları puanların aritmetik ortalamasından, çokkültürlü eğitime ilişkin tutumlarının yüksek düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca akademisyenlerin demografik bilgileri bağımsız değişken olarak kullanılmış ve Regresyon Analizi yapılmıştır. Yapılan Regresyon analizinde katılımcıların demografik bilgilerine bakılarak, çokkültürlü eğitime ilişkin tutumları hakkında yorum yapılamayacağı anlaşılmıştır. Akademisyenlere sorulan açık uçlu sorular içerik analizi yöntemi ile derinlemesine analiz edilmiş, yorumlanmış ve değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler sonucunda akademisyenlerin (%92) çokkültürlü eğitimi Türkiye için avantajlı bir eğitim türü olarak gördükleri; çokkültürlü eğitimin dezavantajlarının, bu eğitimin uzmanlar tarafından verilmemesinden kaynaklı olabileceğini ve çokkültürlü eğitimi verecek olan öğretmenlerin yetiştirilmesi için lisans derslerine çokkültürlülük olgusunun bütünleştirilmesi gerektiğini düşündükleri anlaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Çokkültürlülük, Çokkültürlü Eğitim, Akademisyenlerin Tutumları
Akademisyenlerin infertiliteye ilişkin bilgi düzeyleri, tutumları ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı, akademisyenlerin infertiliteye ilişkin bilgi düzeyleri, tutumları ve etkileyen faktörleri belirlemektir. Araştırma tanımlayıcı tipte olup, araştırmanın evrenini Batı Karadeniz bölgesinde bulunan devlet üniversitelerinde görev yapan akademisyenler oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise 561 akademisyen oluşturmuştur. Çalışma Haziran 2021-Aralık 2021 tarihleri arasında yapılmıştır. Verilerin elde edilmesinde demografik özelliklere ait anket formu, akademisyenlerin infertiliteye ilişkin bilgilerini ölçmek için İnfertilite Bilgi Testi (İBT), infertiliteye ilişkin tutumları ölçmek için ise İnfertiliteye Yönelik Tutum Ölçeği (İYTÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans analizi (sayı, yüzde, ortalama), bağımsız gruplar t-testi, ANOVA testi, Kruskal Wallis analizi ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Çalışmada kullanılacak anket ve ölçeklerin anlaşılabilir ve uygulanabilir olduğunu test etmek amacıyla 41 akademisyen ile ön uygulama yapılmıştır. Ön uygulama sonucunda yeterli koşulların sağlandığı tespit edilmiştir. 561 akademisyen ile yapılan çalışmada İnfertilite Bilgi Testi'nin güvenirlik katsayısı Kuder-Richardson 20 (KR-20) 0,80, İnfertiliteye Yönelik Tutum Ölçeği'ne ait güvenirlik katsayısı Cronbach Alpha değeri (α) 0,825 bulunmuştur. Akademisyenlerin İBT'den aldıkları ortalama puan 23,63±3,697, akademisyenlerin İnfertiliteye Yönelik Tutum Ölçeğinden (İYTÖ) aldıkları ortalama puan ise 50,86±6,16'dır. Akademisyenlerin cinsiyet, ailede veya çevrede infertil birey varlığı, infertilite tedavisi görme durumu ile infertilite bilgi düzeyleri arasında anlamlı fark bulundu (p<0,05). Akademisyenlerin cinsiyet, çocuk sahibi olma ve akademik unvan ile İYTÖ puanları arasında anlamlı fark bulundu (p<0,05). İBT ve İYTÖ puanları arasında zayıf, pozitif yönde doğrusal bir ilişki olduğu saptandı (r=0.099, p=0.019). Araştırmanın sonucunda akademisyenlerin infertilite konusunda bilgi düzeylerinin yüksek, tutumlarının ise olumlu olduğu saptanmıştır. İnfertilite konusunda çalışmaların yaygınlaştırılması ile bilgi eksikliklerinin ve infertiliteye yönelik tutumların olumlu yönde artacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: İnfertilite, Akademisyen, Bilgi Düzeyi, İnfertiliteye Yönelik Tutum, Hemşirelik.
Spor bilimleri fakülteleri öğrencileri ve akademik personelinin uzaktan eğitim hakkındaki görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, spor bilimleri fakülteleri öğrencileri ile spor bilimleri fakültelerinde görev yapan akademik personelin uzaktan eğitim hakkındaki görüşlerinin incelenmesidir. Betimsel tarama modeli ile yürütülen bu araştırmada, verilerin analiz yöntemi olarak hem nicel hem nitel veri analiz teknikleri kullanılmıştır. Nicel örneklem grubunu 2021-2022 öğretim yılında Tokat Gaziosmanpaşa ve Yozgat Bozok Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültelerinde eğitim alan, kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile seçilmiş 405 öğrenci oluşturmuştur. Nitel çalışma grubunu ise Tokat Gaziosmanpaşa ve Yozgat Bozok Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültelerinde görev yapan, kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile belirlenmiş 26 akademik personelden oluşmaktadır. Nicel veri toplama aracı olarak; kişisel bilgi formu ve Walker, Özkök ve Büyüköztürk (2009) tarafından Türkçeye uyarlanan 42 madde 7 alt boyuttan oluşan Uzaktan Eğitim Öğrenme Ortamları Ölçeği (DELES-TR) uygulanmıştır. Nitel veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, ortalamalar arası fark testleri uygulanmış ve istatistikler SPSS 20.0 ve Mplus 8.5 programları ile yapılmıştır. Nitel verilerin çözümlenmesi için içerik analizi kullanılmıştır. Analizler NVivo 12 programı ile yapılmıştır. Araştırmanın nicel analiz sonuçlarına göre; Spor Bilimleri Fakültesi öğrencileri genel olarak uzaktan eğitim öğrenme ortamlarından yüksek düzeyde memnundurlar. Öğrenciler uzaktan eğitimde öğrenme desteği, kişisel ilgi, otantik gerçekçi öğrenme, aktif öğrenme ve öğrenci özerkliği boyutlarında yüksek düzeyde destek alabildikleri yönünde görüş bildirmişlerdir. Öğrenme iletişimi ve iş birliğine ise orta düzeyde erişebildiklerini dile getirmişlerdir. Çalışmamıza katılan erkek öğrencilerin uzaktan eğitime olan memnuniyetlerinin kadın öğrencilere göre daha yüksek olduğu, yaş değişkenine göre 26-29 yaş grubunun diğer yaş gruplarına oranla uzaktan eğitim uygulamalarından daha memnun oldukları, beden eğitimi öğretmenliği bölümü öğrencilerinin antrenörlük eğitimi ve spor yöneticiliği öğrencilerine göre öğrenme ortamları kategorisinde uzaktan eğitime daha olumlu baktıkları, sınıf düzeyi değişkeni açısından bakıldığında da 2. sınıf öğrencilerin uzaktan eğitim uygulamalarından daha memnun oldukları tespit edilmiştir. Çalışmamızda internet değişkeni açısından bir farklılık olmamasına rağmen uzaktan eğitime bilgisayarla katılanların uzaktan eğitim memnuniyet düzeylerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın nitel analiz sonuçlarına göre; Spor Bilimleri Fakültelerinde görev yapan akademik personelin uzaktan eğitime bakış açıları genel anlamda olumlu yönde olsa da özellikle uygulamalı dersler açısından tek başına yetersiz olduğu, uygulamalı derslerin tam amaca ulaşmadığı görüşü ortaya çıkmaktadır.
Türkiye'de matematik eğitimi alanında görev yapmakta olan öğretim elemanlarının akademik çalışmaları açısından incelenmesi
Bu tez çalışmasında, Türkiye'de matematik eğitimi alanında görev yapmakta olan öğretim elemanlarının akademik profillerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Ayrıca matematik eğitimi alanındaki yüksek lisans ve doktora programlarının bölgesel dağılımlarından da bahsedilmiştir. Tarama modelinin kullanıldığı bu çalışma betimsel bir çalışmadır. Bu çalışma kapsamında 2014 yılında matematik eğitimi alanında görev yapmakta olan 443 öğretim elemanı tespit edilmiştir. Bunlar arasından 411 öğretim elemanının elektronik posta adresine ulaşılarak iletişime geçilmiştir. İletişime geçilen öğretim elemanlarına çalışmanın amacı kısaca anlatılmış ve öğretim elemanlarından akademik özgeçmişleri talep edilmiştir. Bu yöntemle toplanan verilerin analizi sonucunda, matematik eğitimi alanında görev yapan öğretim elemanlarından en fazla sayının yardımcı doçent doktor (%39,73) ve araştırma görevlileri (%33,41) kadrolarına ait olduğu görülmüştür. Profesör doktor unvanına sahip öğretim elemanları arasından doktorasını matematik eğitimi alanında yapanların sayısının çok az (%15,78) olduğu tespit edilmiştir. Yayınlar açısından incelendiğinde; ulusal dergilerde yayınlanan makalelerin %88,02'sinin matematik eğitimi konularına ait araştırmalardan oluştuğu, pür matematik konularını araştıran öğretim elemanlarının ise daha çok (%89,30) uluslararası dergilerde faaliyet gösterdiği belirlenmiştir. Konferanslarda sunulan ya da özet kitabında yer alan bildirilere ait veriler analiz edildiğinde ise ulusal konferanslarda profesör doktor kadrosunda bulunan öğretim elemanlarının kişi başına düşen bildiri sayısının diğer unvanlara göre daha fazla (13,14 bildiri) olduğu görülmektedir. Uluslararası konferanslarda ise bu oranın en yüksek (12,31 bildiri) olduğu grubun doçent doktor unvanına sahip öğretim elemanlarına ait olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: matematik eğitimi, öğretim elemanları, akademik profil
Öğretim elemanlarının iş etiği algısı ve iş tatmini ilişkisi: Devlet ve vakıf üniversitelerinde bir araştırma
Bireylerin hayatında işin yeri, gerek kapladığı önem gerekse zaman açısından tartışılmaz bir olgudur. Benzer biçimde, çalışanlar da işletmenin varlığını, başarısını ve geleceğini etkileyen en önemli öğe olması açısından işletmeler için büyük değere sahiptir. Bu çalışmada çalışanlar ve işletmeler açısından son derece önemli olan iş tatmini ve iş etiği algısı demografik değişkenler açısından incelenmiştir. Çalışmanın temel amacı, devlet ve vakıf üniversitelerinde çalışan öğretim elemanlarının iş tatminlerine etki eden iş etiği algısı ve demografik özellikler gibi faktörlerin belirlenmesi, iş etiği algıları ve iş tatminleri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Çalışma devlet ve vakıf üniversitesindeki akademisyenlerin iş etiklerindeki ve iş tatminlerindeki farklılaşmayı, iş etiğinin ve iş tatmininin farklı boyutlarına göre araştırıp karşılaştırmaktadır. Bu çerçevede Güneydoğu ve Akdeniz Bölgesindeki devlet ve vakıf üniversitelerinde çalışan 521 öğretim elemanı ile uygulama yapılmıştır. İş etiği algısı, Mesleki İş Etiği Envanteri (OWEI) (Petty, 1995) ile iş tatminleri ise Minnesota İş Doyum Anketi (MSQ) (Weiss, David, England ve Lofquist, 1967) ile ölçülmüştür. Ampirik sonuçlara göre, akademisyenlerin genel mesleki iş etiği ile dışsal tatmin, içsel tatmin ve genel iş tatmini arasında da pozitif ancak zayıf bir ilişkinin olduğu görülmektedir. Aynı zamanda demografik özelliklerden biri olan idari pozisyon ile genel iş tatmini arasında pozitif yönde bir ilişki vardır. Akademisyenlerin girişimci olmaları, olumsuz özellikleri ve genel mesleki iş etikleri; devlet ve vakıf üniversitelerinde çalışmalarına göre farklılaşmamıştır. Ancak akademisyenlerin kişiler arası becerileri, güvenilir olmaları devlet ya da vakıf üniversitelerinde çalışmalarına göre farklılık göstermiştir. Akademisyenlerin içsel tatmini, dışsal tatmini ve genel iş tatminleri devlet ya da vakıf üniversitesinde çalışmasına göre farklılaşmıştır. Mesleki iş etiği faktörlerinden olan güvenilir olma, girişimci olma ve idari pozisyonun; genel iş tatminini anlamlı düzeyde etkilediği görülmüştür. Ancak, mesleki iş etiğinin kişilerarası beceriler faktörü, olumsuz özellikler faktörü ve demografik özelliklerden cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu veya devlet ve vakıf üniversitesinde çalışıyor olma durumunun genel iş tatminini anlamlı düzeyde etkilemediği görülmektedir. Anahtar kelime: İş etiği, iş tatmini, mesleki iş etiği envanteri, minnesota iş doyum anketi, kamuve özel üniversitesi akademisyenleri.
Çukurova Üniversitesi öğretim üyelerinin periyodik sağlık muayenesi algıları, bilgi düzeyleri ve periyodik sağlık muayenesi yaptırma durumları
Amaç: Amacımız, Çukurova Üniversitesi akademisyenlerdeki periyodik sağlık muayenesi bilgi düzeylerini, algılarını belirlemek ve yaptırma durumlarını sorgulamak ve sosyodemografik faktörlerin ve sağlıkla ilgili bazı davranışların sağlık taraması yaptırma davranışlarına etkilerini belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Araştırma evrenini, Çukurova Üniversitesi Tıp ve Ziraat Fakültesi öğretim üyeleri oluşturmaktadır. Dokuz sorudan oluşan sosyodemografik bilgi formu, 19 sorudan oluşan periyodik sağlık muayenesi bilgi düzeyi, 27 sorudan oluşan periyodik sağlık muayenesi algısı, 24 sorudan oluşan periyodik sağlık muayenesi yaptırma durumları anketi uygulanarak toplanan veriler kodlanarak bilgisayara girilmiş ve SPSS istatistiksel analiz programı aracılığı ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırmaya Tıp Fakültesi'nden 143 (% 69,8), Ziraat Fakültesi'nden 62 (% 30,2) olmak üzere toplam 205 kişi katıldı. Katılımcıların yaş ortalaması 49,5 ±9,2 yıl idi (min:30 max:80) ve % 56,4'ü (n=116) erkek, % 43,4'ü (n=89) kadındı. Katılımcıların % 25,3'ü (52) düzenli egzersiz yaptığını, % 38,7'si (n=24) düzenli beslendiğini belirtti. Katılımcıların % 59,5'i (n=122) tarama testi yaptırmak için istekliydi. Sağlık durumlarını 'orta' olarak değerlendirenler tarama testi yaptırmaya daha istekliydi. Katılımcıların % 76,0'sı (n=156) beden kitle endeksi, % 82,4'ü (n=169) kan lipit profili, % 94,1'i (n=193) kan basıncı ölçümü yaptırmıştı. Katılımcılar artan yaşlarıyla beraber daha sık kan basıncı ölçtürmekteydi. Kadın katılımcıların pap-smear yaptırma oranı % 52,3 (n=46), mamografi yaptırma oranları % 48,9'du (n=43). Elli yaş ve üzeri katılımcıların % 16,5'i (n=17) son 10 yılda kolonoskopi, % 19,4'ü (n=20) son bir yılda gaitada gizli kan testi yaptırmıştı. Sonuç: Periyodik sağlık muayeneleri bilgi düzeyi ve yaptırma durumu yaş, cinsiyet, sosyoekonomik durum ve mevcut sağlık durumundan etkilenmektedir. Anahtar sözcükler: Aile hekimliği, akademisyenler, Çukurova Üniversitesi, periyodik sağlık muayenesi.
Akademik personelin Kırşehir Ahi Evran Üniversitesinde yürütülen kalite çalışmalarına yönelik düşünce ve tutumlarının belirlenmesi
Bu çalışmanın temel amacı Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi'nde görev yapan akademik personelin, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesinde yürütülen kalite çalışmalarına yönelik düşünce ve tutumlarının incelenmesidir. Karma araştırma yöntemlerinden sıralı açıklayıcı desen modelinin kullanıldığı bu çalışmada, öncelikle nicel araştırma kapsamında Kırşehir Ahi Evran Üniversitesinde görev yapan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 222 akademik personel ile yüz yüze anket tekniği kullanılarak görüşme gerçekleştirilmiştir. Nicel araştırma kapsamında elde edilen veriler analiz edilmiş ve bu verileri desteklemesi için nitel araştırma aşamasına geçilmiştir. Nitel araştırma kapsamında ise fenomenoloji deseni tercih edilmiş ve amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme ve maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemleri bir arada kullanılarak belirlenen 20 akademik personel ile derinlemesine mülakat gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama amacıyla kullanılan ölçek ve yarı yapılandırılmış görüşme formları, literatürden ve uzman görüşlerinden faydalanılarak araştırmacı tarafından oluşturulmuştur. Nicel araştırmada kullanılan ölçekte 20 soru yer almaktadır. Ölçekteki sorulara verilen cevaplar 5'li Likert tarzında olup; 1- Kesinlikle katılmıyorum ve 5-Kesinlikle katılıyorum şeklinde derecelendirilmiştir. Araştırmada toplanan veriler SPSS programına yüklenmiş ve toplanan veriler üzerinde tanımlayıcı istatistikler, normal dağılıma uygunluk testi, açımlayıcı faktör analizi, bağımsız gruplar arası t testi, tek yönlü varyans analizi ve pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Nitel araştırmada kullanılan yarı yapılandırılmış görüşme formunda ise açık uçlu 11 soru yer almaktadır. Katılımcıların izinleri doğrultusunda görüşmeler ses kaydına alınmış ve çalışmada katılımcılara birer takma isim verilmiştir. Katılımcılar ile yapılan görüşmelere içerik analizi yapılmış, 3 tema 6 alt tema ve 155 kod oluşturulmuştur. Yapılan karma araştırma sonucunda akademik personelin Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi'nde yürütülen kalite çalışmalarına yönelik düşünce ve tutumlarının bazı yönlerinin olumsuz bazı yönlerinin olumlu olduğu belirlenmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular neticesinde kalite çalışmalarıyla ilgili daha fazla eğitim verilmesi ve tam katılımın sağlanması gerektiği sonuçlarına ulaşılmıştır.
Bireylerin spora yönelik tutumları ile mutluluk düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi: Aydın Adnan Menderes Üniversitesi akademik personeli üzerine bir uygulama
İnsanlar temelde hareket etme eylemleriyle doğarlar. Multidisipliner alana sahip olan spor, bedensel, sosyal ve psikolojik iyi oluş için her daim insan yaşamında var olması gereken bir eylemdir. İnsanlar, belli nesneler, maddeler ve durumlar karşısında belirli bir hareket, eylem gerçekleştirir, böylece kişisel bir tutum geliştirir ve kazanır. Toplumsal hareketlilik için özellikle ofis çalışanlarının sergilediği spora yönelik tutum önem arz etmektedir. Çalışmamız da Aydın Adnan Menderes Üniversitesinde 2019 yılında aktif olarak görev yapan 190 akademik personelin spora yönelik tutumu ile mutluluk düzeyi arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu bağlamda spora yönelik tutum düzeyini belirlemek için Şentürk (2012) tarafından geliştirilen ve geçerlilik güvenilirlik yapılan "spora yönelik tutum ölçeği", mutluluk düzeyini belirlemek içinde Hıll ve Argly (2002) tarafından geliştirilen, Doğan ve Çötok (2011) tarafından Türkçeye uyarlanan "Oxford mutluluk ölçeği kısa formu" kullanılmıştır. Bu amaçla elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences ) 21.0 paket programında yer alan "t-testi, one-way anova, post-hoc (tukey test)" analiz sonuçlarına göre raporlandırıldı. Elde edilen sonuçlar neticesinde; Spora yönelik tutum alt boyutlarından "Spora ilgi duyma ve Sporla yaşama" alt boyutlarında tutum düzeylerinin düşük olduğu, "Aktif spor yapma" alt boyutunda tutum düzeyinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Spora yönelik tutum ölçeği genelinde ise akademisyenlerin ortalamanın üzerinde bir tutum sergiledikleri yani, spora yönelik tutum düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Mutluluk düzeylerinde ise ortalamanın altında bir tutuma sahip oldukları, bu yüzden de mutluluk düzeylerinin düşük olduğu belirlenmiştir. Genel değerlendirme de ise; spora yönelik tutum ile mutluluk düzeyi arasındaki anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Akademisyen, Mutluluk, Spor, Tutum, Üniversite
Sosyal hizmet akademisyenlerinin orduda sosyal hizmete ilişkin görüş ve düşüncelerinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmada sosyal hizmet akademisyenlerinin orduda sosyal hizmete ilişkin görüş ve düşüncelerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, Yükseköğretim Kurumu'na bağlı olarak en az lisans düzeyinde sosyal hizmet eğitimi veren üniversitelerde görev yapan sosyal hizmet akademisyenleri ile tam sayım yöntemiyle yapılandırılmış nicel yöntem araştırmasıdır. Katılımcılar gönüllülük esası ile araştırmaya katılmayı kabul eden 131 kişiden oluşmakta olup veriler araştırmacı tarafından yapılandırılmış bir anket aracılığıyla toplanmıştır. Bu kapsamda, katılımcıların sosyo-demografik bilgilerinin yanı sıra orduda sosyal hizmet alanına ilişkin düşüncelerini ölçmeye yönelik sorular sorulmuştur. Araştırmanın verileri 15 Mart - 15 Haziran 2018 tarihleri arasında elde edilmiş olup veri işleme ve çözümleme aşaması SPSS 22.0 aracılığıyla yapılmıştır. Bulgular: Katılımcıların önemli bir bölümünün orduda sosyal hizmet alanına ilişkin bazı etik kaygıları olsa da %93,1 ile büyük çoğunluğu bu alanı önemli olarak nitelendirmiştir. Bununla birlikte, katılımcıların %89,9'unun orduda sosyal hizmet alanına ilişkin kendi bilgi düzeylerini yetersiz ve az yeterli olarak tanımladığı anlaşılmaktadır. Katılımcıların %87,8'i orduda sosyal hizmet alanının sosyal hizmet eğitiminde yer almasına ilişkin olumlu bir tutuma sahiptir. Sonuç: Sosyal hizmet disiplini, insanın iyilik halini geliştirmeyi amaçlar ve bu nedenle insanın olduğu her yerde olmalıdır. Orduda sosyal hizmetin var olması ve gelişmesi için sosyal hizmet akademisyenlerinin harekete geçmesi ve orduda sosyal hizmet alanının sosyal hizmet eğitimi içerisinde yer alması önemlidir. Anahtar Kelimeler: Orduda Sosyal Hizmet, Sosyal Hizmet Tarihi, Sosyal Hizmet Eğitimi, Sosyal Hizmet Etiği
Spor eğitimi veren yükseköğretim kurumlarında kraliçe arı sendromu
Bu araştırma; spor eğitimi veren yükseköğretim kurumlarında çalışan kadın akademisyenlerin çalışma hayatında; hedefledikleri üst yönetim pozisyonlarına ulaşan ve kazandıkları pozisyonda rekabet ortamı oluşmasına izin vermeyip, yetkisini ve kişisel çabalarını kullanarak diğer kadınların kariyer hedeflerinin gerçekleşmesini engellemeye çalışan kadınlar (kraliçe arılar) sebebiyle, kariyerlerinin bir üst kademesine geçiş aşamasının sağlanamaması ile sonuçlanabilen engellerle karşılaşıp karşılaşmadıklarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; kadınların toplum ve iş hayatındaki yeri ile ilgili literatür sunulmaktadır. İkinci bölümde; kadınların çalışma hayatlarında karşılarına çıkan veya çıkartılan engellerden olan "cam tavan sendromu" ile "kraliçe arı sendromu" kavramları ile ilgili detaylı bilgiler yer almaktadır. Üçüncü bölümde; araştırmanın metodolojisi anlatılmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yönteminden faydalanılmıştır. Veri toplama aracı olarak; yüz yüze görüşme yöntemi seçilmiş, örneklem grubu olarak Spor Bilimleri Fakültesi ve/veya Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu'nda çalışan kadın akademisyenler ölçüt örneklem seçme yolu ile belirlenmiş ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan 29 kadın akademisyen ile görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen veriler Nvivo programı ile analiz edilmiştir. Dördüncü bölümde; araştırmanın bulgularına ve yorumlarına yer verilmektedir. Beşinci ve son bölümde ise sonuç ve öneriler kısmı yer almaktadır. Araştırma sonucunda, spor eğitimi veren yükseköğretim kurumlarında çalışan kadın akademisyenlerin çoğunluğunun kendi ön yargıları sebebiyle cam tavan sendromu yaşadıkları ve kadın yöneticileri tarafından da kraliçe arı sendromuna maruz kaldıkları bulunmuştur. Anahtar kelimeler: cam tavan sendromu, kraliçe arı sendromu, spor, üniversite, kadın akademisyenler.
Akademik personellerin örgütsel adalet algısı ile örgütsel sinizim tutumlarının belirlenmesi: Manisa Celal Bayar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi örneği
Örgütsel adalet, kişilerin örgütlerine karşı tutum ve davranışlarını etkileyen temel unsurlardan birisidir. Kişilerde, örgütün uygulamalarına dair bir adaletsizlik algısı oluşması sonucu örgütlerine karşı hayal kırıklığı, güvensizlik gibi olumsuz tutum ve davranışlar olarak adlandırılan örgütsel sinizm oluşmaktadır. Örgütsel adalet algısının yüksek olması kişilerin örgütlerine karşı örgütsel sinizm tutumlarını da azaltmaktadır. Bu çalışmada akademik personelin örgütsel adalet algıları ile örgütsel sinizm tutumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma Manisa Celal Bayar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde görev yapan akademik personelden tesadüfi olmayan yargısal örnekleme yöntemi ile 15 akademik personel seçilerek gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi tercih edilmiştir. Görüşme formunda örgütsel adalet algısına yönelik 11 soru, örgütsel sinizm tutumuna yönelik 3 soru sorulmuştur. Elde edilen bulguları değerlendirmek için nitel analiz yöntemlerinden biri olan betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda akademik personelin örgütsel adalet algısı kısmen olumsuz olsa da genel anlamda olumlu çıkmıştır. Ayrıca örgütsel adaletin alt boyutlarından dağıtım adaleti algısı ile etkileşimsel adalet algısının prosedürel adalet algısına göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan akademik yükselmelerdeki adaletsizlikler, kadroların zamanında verilmemesi, yoğun iş temposu gibi nedenlerden kaynaklı hayal kırıklığı, öfke ve tükenmişlik hissi yaşadığı da görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Adalet, Örgütsel Sinizm, Akademik Personel.
Akademisyenlerde tip 2 diyabet riski: Güneydoğu Türkiye örneği
Bu araştırma Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki üniversitelerde çalışan akademisyenlerin tip 2 diyabet risklerinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın evrenini bu bölgede YÖK Bilgi Sistemi 2017 istatistiklerine göre kayıtlı olan 6904 akademisyen oluşturdu. Örneklemini kurumlardan eposta yoluyla yapılan ankete yanıt veren 479 katılımcı oluşturdu. Araştırma web tabanlı yapılmış olup herhangi bir basılı materyal kullanılmadı. Veri toplanmasında Kişisel Özellikler Bilgi Formu, FINDRISK ve UFAA ölçekleri kullanıldı. Araştırmanın değerlendirilmesinde IBM SPSS Statistics for Windows v.25 paket programı kullanıldı. Verilerin analizi yüzdelik dağılım, Spearman Korelasyon analizi ve Mann-Whitney U Test ve Kruskal-Wallis Test yöntemleri kullanılarak yapıldı. Araştırmaya katılan 479 akademisyenin %27,77'sinin 30 yaş ve altında olduğu, %61,38'inin erkek, %65,14'ünün evli, %56,78'inin BKİ değerinin 25 altı olduğu, alınan FINDRISK puanı ile UFAA puanı arasında negatif anlamlı bir ilişki olduğu (r=-,282, p<,001), BKİ değeri ve bel çevresi ölçüleri ile FINDRISK ve UFAA puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğu (p<,001), günlük uyku süresi ile FINDRISK ve UFAA puanları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı bulundu (p>,05). Araştırma sonucunda, akademisyenlerin yaşları arttıkça aktivite düzeyinin azaldığı, diyabet oluşum riski puanının arttığı; günlük uyku süresinin diyabet oluşum riski puanını etkilemediği; uzun süre yaşadıkları coğrafi bölgeden uzakta çalışmalarının diyabet oluşum riskinde artışa neden olduğu; BKİ ve bel ölçülerinin diyabet oluşum riski üzerinde etkili olduğu; sigara/alkol kullanımının diyabet oluşum riski puanı üzerinde bir etkisinin bulunmadığı ve aktivite durumunun diyabet oluşum riski puanı üzerinde etkili olduğu bulundu. Anahtar Kelimeler: Diyabet, FINDRISK, UFAA
Kamu ve vakıf üniversitelerindeki akademik personelin stratejik planlama tutumlarının sosyo-demografik değişkenlere göre değerlendirilmesi: bir alan çalışması
Stratejik planlama kavramı ile günümüzde özellikle kamu kurum ve kuruluşları için önemli hale gelen uzun vadeli düşünme eylemi; örgütlerin güçlü ve zayıf yönlerini, fırsat ve tehditleri göz önünde bulundurarak yöneticileri, örgütün tüm kaynaklarından etkin biçimde faydalanmaya, esnek ve şeffaf bir örgüt yapısı oluşturmaya ve alınan kararlarda gerek örgütün kendi dinamiklerini gerekse çevresel dinamiklerini hesaba katmaya mecbur bırakmaktadır. Bu araştırmada, akademisyenlerin stratejik planlama tutumlarının sosyo-demografik değişkenlere göre nasıl farklılaştığının tespiti amaçlanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre akademisyenlerin stratejik planlamaya yönelik tutumları; medeni durumları, yaşları, akademik pozisyonları ve görevli olunan üniversite türüne göre kısmen farklılık gösterirken, stratejik planlama hakkında bilgi sahibi olma ve stratejik planlama sürecine katılma durumu stratejik planlamaya yönelik tutumlarda anlamlı farklılık yaratmaktadır.
Kariyer çapaları ve temel benlik değerlendirmenin iş tatminine etkisi: Bir alan çalışması
Geleceğin nitelikli insan gücünü yetiştiren üniversitelerin eğitimde kaliteye ulaşmaları, kendilerinden ulusal ve uluslararası düzeyde söz ettirmeleri, bünyelerinde görev yapan akademik ve idari personelin performansına bağlıdır. Bu performansa da işinden tatmin olan, işini severek yapan personel ile ulaşılabilir. Bu bağlamda iş tatminini etkileyen faktörlerin tespit edilmesi son derece önemlidir. Araştırmada çalışanların kariyer çapaları ve temel benlik değerlendirmesinin iş tatminine etkisi incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini Mardin Artuklu Üniversitesi'nde akademik ve idari kadrolarda görev yapan 261 personel oluşturmaktadır. Anket aracılığıyla toplanan veriler Spss programında frekans, korelasyon ve regresyon analizleri ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda; çalışanların kariyer çapaları ile temel benlik değerlendirmesine ilişkin algılarının genel iş tatminleri üzerinde olumlu etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Çatışma ve çatışma yönetimi: İzmir kamu ve vakıf üniversitelerinin karşılaştırılması
İnsanın olduğu her ortamda anlaşmazlıklardan kaynaklanan çatışmalar yaşanması doğal bir olgudur. Günümüzde çok farklı duygu, düşünce, kanaat ve tutumlara sahip bireylerin bir arada bulunduğu örgütlerde çatışmalar yaşanabilmektedir. Hazırlanan bu çalışmada ?çatışma? kavramı yönetim biliminin bir konusu olarak ele alınmış ve onun örgütler üzerindeki etkileri kuramsal çerçevede incelenmiştir.Çalışmanın birinci bölümünde çatışmanın tanımları yapılarak, türleri, yönetimdeki yeri ve yönetim kuramlarının konuya yaklaşımı gibi unsurlarla kavramsal çerçevesi çizilmiştir.Çalışmanın ikinci bölümünde, örgütlerde çatışmaların yaşanmasına neden olan durumlar açıklanmıştır. Üçüncü bölümde örgütlerde çatışmanın yönetim yolları üzerinde durularak konuyla ilgili örnekler de verilmiştir.Çalışmanın dördüncü ve son bölümde ise kamu ve vakıf üniversitelerinde sosyal bilimler alanında çalışan akademisyenlerin yaşadığı çatışmaların kaynaklarını ve yönetim yollarını öğrenmeyi amaçlayan bir uygulama yapılmıştır. Uygulama kapsamındaki anket İzmir ilindeki kamu ve vakıf üniversitelerinde uygulanmıştır. Ankette veri toplamak amacıyla tezin kuramsal kısmına dayanan sorular sorulmuştur. Böylece kamu ve vakıf üniversitelerindeki akademisyenlerin yaşadığı çatışma nedenleri ve başvurdukları çatışma çözüm yolları ve bunların demografik göstergelerle anlamlı bir ilişkisi olup olmadığı istatistiksel bir analizle tespit edilmeye çalışılmıştır.