Academic personnel
150 theses under this subject heading
Üniversite akademik ve idari personelinin COVID-19 aşısına yönelik davranışlarını etkileyen faktörler: Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi örneği
Tarih boyunca birçok salgınla mücadele eden insanoğlu, son olarak 2019 yılında Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan COVID-19 ile karşı karşıya kalmıştır. Dünya Sağlık Örgütü virüsün tüm dünyaya hızlı yayılması nedeniyle 2020 yılının mart ayında COVID-19'u pandemi olarak ilan etmiştir. COVID-19 pandemisinin en önemli çıkış yolu olan aşının bulunmasıyla birlikte tüm dünyada aşılama faaliyetleri başlamıştır. Aşıya karşı tereddüt, aşının ilk bulunduğu zamanlardan günümüze kadar süregelen bir durum olmasına rağmen COVID-19 ile artış sağlamıştır. Aşı tereddütünde en sık karşılaşılan nedenler arasında; aşının yan etkilerinden korkma, aşının içeriğine güvenmeme, aşılar hakkında yeterli bilgiye ulaşamama gibi nedenler yer almaktadır. Bu çalışma kapsamında, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi özelinde çalışan akademik ve idari personeller örnek alınmıştır. Üniversitede çalışan akademik ve idari personelin COVID-19 aşısına yönelik tereddütlerini etkileyen faktörlerin neler olduğu incelenmiştir.
Akademik personelin tükenmişlik açısından değerlendirilmesi ve iş doyumuna yönelik bir araştırma
Tükenmişlik duygusunun ya da tükenmişliğe etki eden iş doyumu faktörünün insanlara yönelik hizmet sunan mesleklerde daha yoğun yaşandığı bilinmektedir. Özellikle eğitim sektöründe çalışan bireylerin mesleki tükenmişliklerinin incelenmesi birçok araştırmaya konu olmuştur. Akademik personelde de sıklıkla görülen tükenmişlik sendromu, akademik personelin iş performansını düşürüp, iş ve yaşam doyumunu olumsuz yönde etkilediği gibi genel çerçeveden bakıldığında toplum içinde bedeli ağır olabilmektedir. Bu çalışmada 2016-2017 eğitim yılında İstanbul Aydın Üniversitesi'nde yoğun ve stresli iş ortamında çalışan akademik personelin mesleklerindeki tükenmişlik ve iş doyumu düzeyleri incelenmiş ve aralarındaki ilişki belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın evrenini İstanbul Aydın Üniversitesinde görev yapmakta olan 118 akademik personel oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket yöntemi seçilmiş, katılımcıların tükenmişlik düzeylerini ölçebilmek için Maslach Tükenmişlik Ölçeği (MBI) ve iş doyumu düzeylerini belirlemek amacıyla Minnesota İş Doyum Ölçeği (MSQ) sorularından oluşan toplam 42 soruluk bir anket uygulanmıştır. SPSS 21 programı kullanılarak güvenirlik (Cronbach's alpha), tükenmişlik ve iş doyumu anketlerinin alt boyutları arasındaki anlamlı farkı tespit etmek için Ki-kare analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda; akademik personellerin mesleklerini sevmelerine rağmen kendilerini duygusal olarak tükenmiş hissettikleri gözlenmiştir. Çevresel faktörler bakımından memnun olsalar da, maaşların beklentilerinin altında olması ve yoğun iş temposu strese ve tükenmişliğe neden olduğu görülmüştür.
KKTC ve Türkiye'de çalışan akademisyenlerin iş doyumlarının kaygı düzeylerine etkisi
Bu çalışmada akademisyenlerin iş doyumlarının kaygı düzeyleri üzerindeki etkisi keşfedilmeye çalışılmış ve KKTC ve Türkiye olarak ikiye ayrılan araştırma örneklemi ele alınmıştır. Araştırma kapsamında 200'ü Türkiye'de çalışan, 191'i ise KKTC'de çalışan toplam 391 akademisyene ulaşılmış ve araştırmanın verilerinin toplanmasında İş Doyumu Ölçeği ve Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda hem KKTC hem Türkiye hem de bütün örneklem çerçevesinde iş doyumu akademisyenlerin kaygı düzeylerinin önemli bir yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir.
The impact of time management on employee productivity: A study at private universities in Erbil city-Iraq
Time is one of the most valued resources available to academic institutions, a steady and dynamic resource, and plays a crucial role in successfully conducting academic and administrative processes besides achieving the desired institution's goals. Thus, this study aimed to identify the concept of time management and the reality of its application in private universities in Erbil city. This study also purposed to examine the impact of time management on employee productivity of the private universities in Erbil City-Iraq. The methodology implemented by the study is to classify the study problem, through investigating several questions, focused on the nature of the relationship, effect, and the variance between independent and a dependent variable. Besides a conceptual model considered, and formed several hypotheses, to ensure that the hypotheses are accepted or rejected, they are subjected to several statistical tests: Cronbach alpha, factor analysis, descriptive statistics, correlation test, and multiple linear regression analyses. The study method was used to define the study variables and their dimensions in private universities in Erbil city, represented in three universities. Meanwhile, the study's samples are academic members as (122) contributed to the survey by responses to the survey questions, and were obtained for examines and statistical analysis methods through SPSS version 25. The results showed that all dimensions of the independent variable would improve the academic members' employee productivity in private universities in Erbil city. Nevertheless, time organizing, time planning, and time directing, respectively, the significant dimensions motivating the impact on the academic staff's employee productivity in surveyed private universities, then, time control, which has the lowest impact than the other three dimensions of time management. The study found that time management has a positive relationship with the private universities' employee productivity and their faculties in Erbil city. The study also found that three dimensions, namely time directing, time planning, and time controlling, have significant and positive relationships with employee productivity. However, time organizing has a lower relationship with employee productivity, compared to the other two dimensions. Moreover, the regression results demonstrate that statistically, time management impacts employee productivity; thus, the study model has been significant in terms of how time management and its dimensions impact improving employee productivity. We also examined the impact of time management dimensions on employee productivity. As a result, the study found that three dimensions, namely time directing, time planning, and time controlling, significantly impact employee productivity while time organizing has a weak impact on employee productivity. The ANOVA and independence t-test found no variance in time management according to the gender characteristic. However, there was variance in time management based on ages; hence, those with old ages could better manage their time than younger ones. However, the study found no variances towards time management according to academic members' academic degrees in private universities in Erbil. While there was no variance towards time management according to the scientific title, lastly, for overall job experience in higher educational institutions, there was variance towards time management; those who have experienced could manage their time better than once with less experience. The ANOVA and independence t-test results showed no variances for all demographic variables in employee productivity. Keywords: Time, Time Management, Employee Productivity, and Universities
Akademisyenlerde yaşam doyumu iş doyumu ve mesleki tükenmişlik düzeylerinin belirlenmesine yönelik bir araştırma
Araştırma Uşak Üniversitesi'nde görev yapan akademisyenlerde yaşam doyumu, iş doyumu ve mesleki tükenmişlik düzeylerinin cinsiyet, yaş, medeni durum, eşin çalışıp çalışmaması, gelir, akademik unvan, kıdem, akademik birim, haftalık ders saati, sosyal hayata katılma düzeyi ve iş değiştirmeyi isteyip istememe gibi değişkenlere göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek ve aralarındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir.Araştırmanın örneklemini; 2008-2009 yılları arasında Uşak Üniversitesi'nde görev yapan toplam 170 akademisyen oluşturmaktadır. Araştırmada verilerin toplanmasında Maslach Tükenmişlik Envanteri, Yaşam Doyumu ve İş Doyumu olmak üzere üç farklı ölçek ve araştırıcı tarafından düzenlenen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Analizlerde; Betimsel İstatistiksel Teknikler, Güvenilirlik Analizi, Faktör Analizi, Bağımsız Örneklemler t-Testi, Çoklu Regresyon Analizi, Pearson Korelasyon Analizi, Scheffe Çoklu Karşılaştırma Analizi, Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır.Yaşam doyumu, iş doyumu ve tükenmişlik arasında korelasyon vardır. Yaşam doyumu ve iş doyumu arasında pozitif, tükenmişlik ve alt faktörleri duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarısızlık ile iş ve yaşam doyumu arasında negatif korelasyon söz konusudur. Akademisyenlerin yaşam doyumu, iş doyumu, tükenmişlik ve tükenmişlik alt boyutlarının cinsiyet, yaş, medeni durum, akademik unvan, mesleki kıdem, gelir, haftalık ders saati değişkenlerine göre farklılaşmadığı görülmektedir. Eşi çalışmayan akademisyenlerin duyarsızlaşma düzeyleri, eşi çalışan akademisyenlerin duyarsızlaşma düzeyinden daha fazla bulunmuştur. Enstitüde görev yapan akademik personelin kişisel başarısızlık düzeyi ve toplam tükenmişlik düzeyi fakülte ve yüksekokulda çalışanlara göre yüksek bulunmuştur. Akademisyenlerin sosyal hayata katılma düzeyi yükseldikçe duygusal tükenme düzeyleri azalmaktadır. İşini değiştirmek isteyen akademisyenlerin duygusal tükenme, duyarsızlaşma, kişisel başarısızlık ve toplam tükenmişlik düzeyleri, işini değiştirmek istemeyen akademisyenlerin duygusal tükenme, duyarsızlaşma, kişisel başarısızlık ve toplam tükenmişlik düzeyinden yüksektir. İşini değiştirmek isteyen akademisyenlerin iş ve yaşam doyumları, işini değiştirmek istemeyen akademisyenlerin iş ve yaşam doyumlarından daha düşük bulunmuştur.
Yükseköğretim kurumlarında iş yaşam kalitesi, örgütsel adanmışlık ve örgütsel vatandaşlık davranışı
Bu araştırmada yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademik personelin iş yaşam kalitesi, örgütsel adanmışlık ve örgütsel vatandaşlık davranışı düzeylerinin belirlenmesi ve aralarındaki ilişkinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu kolay ulaşılabilir örnekleme tekniği ile tasarlanmış olup online gönüllü katılım esasına göre belirlenmiştir. Araştırmada kamu ve vakıf üniversitelerinde görev yapan toplam 320 akademisyen yer almıştır. Veriler, "İş Yaşam Kalitesi Ölçeği", "Örgütsel Adanmışlık Ölçeği" ve "Örgütsel Vatandaşlık Davranışı Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırmada verilerin normal dağılım sergilediği tespit edilmiş ve bu nedenle analizlerde bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, akademisyenlerin iş yaşam kalitesi algı düzeyleri yüksek olarak belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, akademik personelin algılanan iş yaşam kalitesi düzeyleri medeni durum, alan, eğitim durumu ve kıdem değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermezken cinsiyet, üniversite türü ve unvan değişkenlerine göre farklılaşmıştır. Kadın akademisyenlerin iş yaşam kalitesi algıları erkeklere göre daha yüksek bulunmuştur. Araştırma sonucuna göre iş yaşam kalitesi algısı en yüksek vakıf üniversitelerinde çalışan kişilerdeyken onları kamu üniversiteleri takip etmekte, üniversite türünü belirtmek istemeyenlerin algı düzeyleri ise sonuncu sırada gelmektedir. Unvanı araştırma görevlisi olan akademisyenlerin iş yaşam kalitesi düzeyleri öğretim görevlileri ve doçent doktorlardan düşükken, unvanı öğretim görevlisi olanların düzeyleri ise doktora öğretim üyelerinden yüksek tespit edilmiştir. Ayrıca iş yaşam kalitesi ile yaş arasında anlamlı pozitif düşük düzeyde bir ilişki saptanmıştır. Akademik personelin örgütsel adanmışlık düzeylerine ilişkin sonuçlara göre akademisyenlerin örgütsel adanmışlıklarına ait algı düzeyleri orta olarak belirlenmiştir. Akademisyenlerin örgütsel adanmışlık düzeyleri cinsiyet, medeni durum, alan ve eğitim durum değişkenlerine göre farklılaşmazken üniversite türü ve unvan değişkenlerinin örgütsel adanmışlık üzerinde anlamlı farklılıklara yol açtığı tespit edilmiştir. Örgütsel adanmışlık düzeyi en yüksek olan akademisyenler vakıf üniversitelerinde görev yaparken onları kamu üniversitelerinde görev yapanlar izlemekte, en düşük düzeye sahip akademisyenler ise üniversite türünü belirtmek istemeyenlerden oluşmuştur. Unvanı araştırma görevlisi olanların, unvanı öğretim görevlisi olanlara kıyasla daha düşük örgütsel adanmışlık düzeyine sahip oldukları da belirlenmiştir. Ayrıca örgütsel adanmışlık ile yaş arasında anlamlı pozitif yönlü düşük düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir. Akademisyenlerin örgütsel vatandaşlık davranışına ait algı düzeyleri yüksek olarak belirlenmiştir. Cinsiyet, medeni durum, alan, unvan ve eğitim durumlarına göre akademisyenlerin örgütsel vatandaşlık davranışı düzeyleri farklılaşmazken üniversite türüne göre farklılaşma gözlenmiştir. Vakıf üniversitelerinde görev yapan kişilerin örgütsel vatandaşlık davranışı düzeyleri üniversite türünü belirtmek istemeyenlere göre daha yüksektir. Bununla birlikte yaş, kıdem ve mevcut kurumlarındaki kıdem değişkenleri ile akademisyenlerin örgütsel vatandaşlık davranışları arasında pozitif yönlü ve düşük düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca, akademisyenlerin iş yaşam kalitesi algı düzeyleri ile örgütsel adanmışlıkları arasında pozitif yönlü ve orta düzeyde, iş yaşam kalitesi algı düzeyleri ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasında pozitif yönlü ve yüksek düzeyde, örgütsel adanmışlıkları ile örgütsel vatandaşlık davranışları arasında pozitif yönlü ve orta düzeyde bir ilişki olduğu bulunmuştur.
Akademisyenlerin örgütsel sinizm ve iş performanslarının incelenmesi: Spor bilimleri örneği
Araştırmada spor bilimleri alanındaki, öğretim elemanlarının örgütsel sinizm ve iş performansı arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda Türkiye'de faaliyet gösteren vakıf ve devlet üniversitelerinde spor bilimleri alanında görev yapan 232 öğretim elemanının katılımı ile araştırma gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında Demografik Bilgi Formu, Örgütsel Sinizm Ölçeği ve İş Performansı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada Bağımsız Örneklem T-Testi, ANOVA, Pearson Korelasyon Analizi ve Hiyerarşik Doğrusal Regresyon Analizi kullanılarak veriler analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda spor bilimleri öğretim elemanlarının örgütsel sinizm düzeyinin, iş performansı düzeyleri üzerinde negatif yönde bir etkisi olduğu görülmüştür. Buna ek olarak spor bilimleri öğretim elemanlarının duygusal sinizm düzeyinin, iş performansı düzeyleri üzerinde negatif yönde etkisi olduğu görülmüştür.
Yetenek yönetiminin çalışanların ayrılma niyetine etkisi: İstanbul'daki özel üniversitelerin akademik kadrolarına ilişkin bir örnek olay
Purpose: The purpose of this research is to evaluate the influence of some elements of talent management such as: - (Financial Rewards, Recognition for the work done, Career Development Opportunities) on employee intention to leave (i.e. on academic staffs) among the private universities in Istanbul. Methods: Through an electronic questionnaire data was collected. As the data was collected from Likert scale, however was in ordinal format. To begin the analysis, the ordinal data format was transformed to interval data using MSI in Excel. Successive Interval Method is a method by which the ordinal data can be transformed to Interval Data. In our case, as the data was ordinal it was needed to be changed to interval data to perform Pearson correlation and linear regression. After transforming the data, we used Multiple Linear Regression and Pearson correlation. Linear regression is a powerful tool for testing theories about relationships among observables, and it is also helpful for researchers interested in the predictive power of a set of variables (Salkind, 2007). This test was appropriate because it measures the relationship between the independent and dependent variables. Results: The analysis has been conducted based on some Likert scale questions driven from factors of talent management such were; financial rewards, recognition from work done, career development on employee intent to leave. Data as a result were collected by conducting a survey with a random sample (n = 55) of employees. At the end of the analysis the result reflected that employee's intention to leave was significantly lower when the score of having proper financial rewards and career opportunities were higher. Conclusion: Based on the findings, it was observed that the Financial Rewards and Career Development Opportunities are significant at affecting the employee intention to leave. Whereas, Recognition For the work done was not significant at affecting the employee intention to leave. Based on the results, it can be emphasized that the HR department should significantly focus on these two components of talent management in order to retain the talent of organization.
Örgütsel adalet algısı, işle bütünleşme ve işten ayrılma niyeti ABD-Türkiye örneği
Bu çalışmanın amacı, algılanan prosedürel ve dağıtımsal adaletin, işten ayrılma niyeti üzerine etkisinde, işle bütünleşmenin aracılık; allosentrizm ve idiosentrizmin düzenleyicilik etkilerini incelemektir. Algılanan örgütsel adalet ölçeği, algılanan prosedürel ve dağıtımsal adalet olarak iki; işle bütünleşme ve işten ayrılma niyeti ölçeği tek boyutta ve bireycilik-toplulukçuluk ölçeği ise birey düzeyinde analiz yapıldığından, idiosentrizm ve allosentrizm olmak üzere iki alt boyutta incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, ABD'nin Pittsburgh ve Türkiye'nin Ankara şehrinde yaşayan, Sosyal bilimler alanında çalışan akademik personel oluşturmaktadır. Bu doğrultuda, Pittsburgh'de 201; Ankara'da 205 veriye ulaşılmıştır. Analizler için SPSS 23 ve AMOS 23 paket programları kullanılmıştır. Aracılık (Model 4) ve düzenleyicilik (Model 1) etkilerinin analizi için Process makrosu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, işle bütünleşmenin algılanan prosedürel ve dağıtımsal adaletin işten ayrılma niyeti üzerine etkisinde her iki ülkede de aracılık etkisi olduğu görülmüştür. Etkiler genellikle orta düzeydedir. Bunun yanı sıra, Türkiye'de hem allosentrizm hem de idiosentrizmin, algılanan prosedürel adaletin işten ayrılma niyeti üzerine etkisinde düzenleyici etkisi olduğu görülmüştür. ABD için sonuçlar incelendiğinde, allosentrizmin algılanan dağıtımsal adaletin işten ayrılma niyeti üzerine etkisinde düzenleyici etkisi olduğu görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Örgütsel Adalet Algısı, İşle Bütünleşme, İşten Ayrılma Niyeti, Allosentrizm, İdiosentrizm, Türkiye, ABD
Hemşirelik lisans programlarında görevli akademisyenlerin duygusal emek düzeyleri ve duygusal emek, iş doyumu ve tükenmişlik arasındaki ilişkinin incelenmesi
Hemşirelik eğitiminin teorik ve uygulamayı içermesi, hemşire akademisyenlerin hem öğretim sürecinde öğrenciler ile hem de uygulamada birey, aile ve diğer sağlık bakım profesyonelleri ile etkileşim içinde olmalarını gerektirmektedir. Hemşire akademisyenler, eğitimle ilgili sorumluluklarının yanı sıra, akademik kariyerlerinde ilerleyebilmek için araştırmalar yapmak, bilimsel toplantılara katılmak, yayınlarla bilimsel bilgiye katkıda bulunmak ve idari işleri de yerine getirmek zorundadırlar. Bu nedenle duygusal emek akademik yaşamın önemli bir parçasıdır. Bu tanımlayıcı ve ilişkisel araştırma, hemşirelik lisans programlarında görevli akademisyenlerin duygusal emek düzeyleri ve duygusal emek, iş doyumu ve tükenmişlik arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla, Türkiye'nin yedi coğrafi bölgesindeki devlet Üniversitelerinde çalışan 474 hemşire akademisyen üzerinde 2019 yılında yapılmıştır. Araştırmanın yürütülebilmesi için etik kurul onayı, ilgili Üniversitelerden resmi izin, ölçüm araçlarının Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışmasını yapan yazarlar ve katılımcılardan aydınlatılmış onam alınmıştır. Veriler "Tanımlayıcı Özellikler Formu", "Duygusal Emek Ölçeği", "Kopenhag Tükenmişlik Envanteri" ve "Minnesota İş Doyumu Ölçeği" aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, Kolmogorov Smirnov, skewness ve kurtosis değerleri, t testi, tek yönlü varyans analizi, Hiyerarşik regresyon modeli ve yapısal eşitlik modeli olan yol analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; akademisyenlerin en fazla doğal, samimi duyguları sergilediği (4.38±0.65), onu sırasıyla derinden rol yapma (2.89±1.22) ve yüzeysel rol yapmanın (1.84±0.79) takip ettiği belirlenmiştir. Hemşire akademisyenlerin, tükenmişlik ve iş doyumu ile ilgili elde ettiği en yüksek puan ortalamaları "İş ile ilgili tükenme" (48.32±15.3) ve "İçsel iş doyumu" (46.32±6.79) alt boyutlarındadır. Duygusal emeğin tükenmişlik ve iş doyumunu etkileyen bir belirleyici olduğu saptanmıştır. Sonuçlar, yüzeysel rol yapma ile tükenmişlik tüm alt boyutları arasında pozitif, doğal duygular ile tükenmişlik arasında negatif ilişki olduğunu göstermiştir. Hemşirelik Fakültesi'nde çalışmak iş ve öğrenci ile ilgili tükenmeyi artırmış iken; araştırma görevlisi/öğretim görevlisi unvanında çalışmak ve kadın olmak kişisel tükenmeyi artırmıştır. Derinden rol yapmanın ve doğal duyguların, iş doyumunu artırdığı; araştırma görevlisi/öğretim görevlisi unvanında çalışmanın, kişisel tükenmenin ve iş ile ilgili tükenmenin ise iş doyumunu azalttığı tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları doğrultusunda, akademisyenlerin öğrencileriyle etkileşimleri sürecinde derinden rol yapmanın ve doğal duyguların önemine ilişkin farkındalığının artırılmasına yönelik bilimsel etkinliklere yer verilmesi, akademik ortamda tükenmişlik ve iş doyumunu etkileyen faktörlerin incelenmesine yönelik ileriye dönük araştırmaların yürütülmesi önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Akademi, duygusal emek, hemşirelik, hemşirelik eğitimi, iş doyumu, tükenmişlik
Türkiye'deki devlet üniversitelerinin eğitim fakültelerinde araştırma kültürü ve akademik performansın incelenmesi
Bu araştırmanın amacı eğitim fakültelerindeki yöneticilerin ve akademisyenlerin araştırma kültürünün geliştirilmesine ilişkin algılarını ve görüşlerini incelemektir. Araştırmada karma model tercih edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; Öğretim elemanlarının fakülte yönetiminin araştırma kültürüne desteğine ilişkin memnuniyet ve beklentileri orta düzeydedir. Öğretim elemanlarının cinsiyetlerine, bölümlerine, unvanlarına, ders yüklerine, yurt dışında bulunma durumlarına göre fakülte yönetiminin araştırma kültürüne desteğine ilişkin memnuniyet puanları farklılaşmaktadır. Öğretim elemanlarının cinsiyetlerine, bölümlerine, unvanlarına, ders yüklerine, yurt dışında bulunma durumlarına, kıdemlerine, kurumda çalışma sürelerine, danışmanlık yüklerine göre fakülte yönetiminin araştırma kültürüne desteğine ilişkin beklenti puanları farklılaşmaktadır. Fakülte yöneticilerinin araştırma kültürünü desteklemeyi önemseme düzeyleri yüksek, araştırma kültürüne desteklerinin akademik performansa katkı düzeyleri orta ve araştırma kültürünü desteklemede karşılaştıkları zorluk düzeyleri ortadır. Fakülte yöneticilerinin araştırma kültürünü desteklemeyi önemseme puanları cinsiyetlerine, görevlerine, kıdemlerine, kurumdaki personel sayılarına göre faklılaşmamaktadır ancak bölümlerine göre faklılaşmaktadır. Öğretim elemanları genel olarak fakülte yönetimlerinin bilimsel toplantılardan haberdar etme ve bu toplantıları destekleme konusunda yaptıkları uygulamalar etrafında yoğunlaşmıştır. Yöneticinin kişisel arası rollerden araştırmacıları destekleme ve motive etme, kararsal rollerinden bölümün itibarını artırmaya yönelik akademik atamalar yapma konularında öğretim elemanlarının fazlaca beklenti içinde oldukları görülmüştür. Fakülte yöneticileri araştırma kültürünü desteklemede karşılaştıkları en fazla zorluk olarak "maddi sorunları" dile getirmişler ve aynı zamanda araştırmacıyı geliştirme konusunda en fazla zorluk yaşanmasının sebebi olarak "maddi sorunları" vurgulamışlardır.
Akademik personelin rekreasyonda algılanan sağlık çıktıları ve serbest zaman doyumu düzeylerinin incelenmesi (Necmettin Erbakan Üniversitesi örneği)
Bu çalışma; üniversitede görev yapan akademisyenlerin rekreasyonda algıladıkları sağlık çıktıları ile serbest zaman doyum düzeylerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya uygun örnekleme yöntemiyle toplamda Necmettin Erbakan Üniversitesinde çalışan 343 gönüllü akademisyen katılmıştır. Çalışmada veriler yüz yüze ve online anket tekniği ile toplanmıştır. Bireylere araştırmanın amacı doğrultusunda belirlenen sosyodemografik veri formu, Rekreasyonda Algılanan Sağlık Çıktıları Ölçeği(RASÇÖ) ve Serbest Zaman Doyum Ölçeği (SZDÖ) uygulanmıştır. Analizlerin kontrolleri sonucunda RASÇÖ ve SZDÖ alt boyutlarının çarpıklık basıklık değerleri kontrol edildiğinde normal dağılıma uygun olduğu ortaya çıkmış olup parametrik olan (parametric) testler kullanılmıştır. Verilerin istatiksel analizi için T-testi ve One Way Anova testi ve korelasyon analiz yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre; Rekreasyonda Algılanan Sağlık Çıktıları ölçeği alt boyutları ile yaş, görev yaptığı fakülte, refah seviyeleri, haftalık boş zaman süresi, boş zamanları değerlendirme güçlüğü, fiziksel aktivitelere katılım durumları, haftada ne sıklıkla fiziksel aktivite yaptıkları, üniversite kampüsündeki rekreatif alan yeterliliği, üniversite rekreatif alanlarından faydalanma durumu, ilin sahip olduğu rekreasyonel alan yeterliliği ve ilin sahip olduğu rekreasyonel alan kullanım sıklığı değişkenlerine göre anlamlı farklılık tespit edilirken, bireylerin cinsiyet, medeni durum ve ünvan değişkenlerine göre anlamlı farklılık tespit edilememiştir. Serbest zaman doyum ölçeği alt boyutları ile cinsiyet, medeni durum, görev yaptığı fakülte, refah seviyesi, haftalık boş zaman süresi, boş zamanları değerlendirme güçlüğü, fiziksel aktivitelere katılım durumları, haftada ne sıklıkla fiziksel aktivite yaptıkları, üniversite kampüsündeki rekreatif alan yeterliliği, üniversite rekreatif alanlarından faydalanma durumu, ilin sahip olduğu rekreasyonel alan yeterliliği ve ilin sahip olduğu rekreasyonel alan kullanım sıklığı değişkenlerine göre anlamlı farklılık tespit edilirken, bireylerin yaş ve ünvan değişkenlerin göre anlamlı farklılık tespit edilememiştir. Sonuç olarak akademisyenlerin yaşı arttıkça, refah düzeyi yükseldikçe, boş zaman süresi arttıkça, haftalık fiziksel aktiviteye katılım durumları düzenli hale geldikçe rekreasyonda algılanan sağlık çıktıları anlamlı hale geldiği tespit edilmiştir. Ayrıca kadın ve bekar akademisyenlerin serbest zaman faaliyetlerine katılırken estetik kaygı güttüğü bulunmuştur. Boş zaman süresi arttıkça, fiziksel aktivitelere katılma düzeyleri düzenli hale geldikçe serbest zaman doyum düzeylerinde artış tespit edilmiştir. Rekreasyonda algılanan sağlık çıktıları ölçeği ile serbest zaman doyum ölçeği alt boyutlarının birbirleri ile düşük düzeyde fakat olumlu bir ilişkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Serbest Zaman, Rekreasyon, Rekreasyonel Aktivite, Rekreasyonda Algılanan Sağlık Çıktıları, Serbest Zaman Doyumu
Üniversitede çalışan akademik personelin rekreasyonel egzersize ilişkin sağlık inancı
Bu çalışma; üniversitede çalışan akademisyenlerin tercih ettikleri rekreasyonel aktivite türleri, katılım düzeyleri ve rekreasyonel egzersize ilişkin sağlık inançlarını incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya kolayda örnekleme yöntemiyle totalde Necmettin Erbakan Üniversitesinde çalışan 349 gönüllü akademisyen katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Sportif Rekreasyonel Aktivitelere İlişkin Sağlık İnancı (SRAİSİ) ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre; sağlık inancı alt boyutlarının (algılanan ciddiyet, algılanan engeller, psikososyal yarar, fiziksel yarar ve öz etkililik) aktivite türü, aktiviteye katılım şekli, haftalık spor yapılan gün sayısı, aktivite esnasında algılanan zorluk ve aktivitelere katılım nedeni değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaştığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, rekreasyonel aktivitelerin akademisyenlerin koruyucu sağlık davranışlarını, algıları, öz etkililik düzeyleri, fiziksel ve sosyolojik ve sağlık motivasyonlarını arttırdığı, gerek fiziksel, sosyal ve gerekse psikolojik yönden olumlu fayda sağladığı düşüncesine sahip oldukları, sosyalleşmek ve farklı deneyimler kazanmak için grup olarak aktivitelere katılmayı daha çok benimsedikleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Rekreasyon, Rekreasyonel Fiziksel Aktivite, Egzersiz, Sağlık İnancı
Algılanan örgüt içi iletişimin örgütsel vatandaşlık davranışı üzerindeki etkisi: Giresun Üniversitesi akademik personele yönelik bir uygulama
Bu araştırmanın esas amacı örgüt içi iletişim ile örgütsel vatandaşlık davranışlarının bazı değişkenler açısından incelenerek hangilerinin anlamlı farklılıklar oluşturduğunun belirlenmesi ve örgüt içi iletişim ile onun alt boyutlarının örgütsel vatandaşlık davranışı üzerindeki etkisini ortaya çıkarmaktır. Araştırma örneklemi, Giresun Üniversitesi'ndeki 205 akademisyenden oluşmaktadır. Verilerin test edilmesinde t testi ve Anova analizi uygulanmıştır. Ayrıca etkiyi ölçmek için regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırmada örgüt içi iletişim; kişisel başarı duygusu, iş tatmini, iş güvenliği, denetim algısının önlenmesi, gelişme fırsatları ve işteki ilişkilerin geliştirilmesi alt boyutlarıyla örgütsel vatandaşlık davranışı ise; özgecilik, nezaket, vicdanlılık, centilmenlik ve sivil erdem boyutuyla ele alınmıştır. Araştırma sonucunda örgüt içi iletişimin ve örgütsel vatandaşlık davranışının alt boyutları ile bazı demografik değişkenler arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Ayrıca örgüt içi iletişim ve onun alt boyutları (işteki ilişkilerin geliştirilmesi alt boyutu hariç) ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasında pozitif bir ilişki olduğu saptanmıştır. Anahtar Kavramlar: Örgüt İçi İletişim, örgütsel vatandaşlık davranışı, akademisyen
Duygusal zekanın kariyer seçimindeki etkilerini belirlemeye yönelik öğretim elemanları üzerine bir uygulama
Dünyada yaşanan sosyo ekonomik gelişmeler ve küreselleşme süreci sonucunda modern yaşamla birlikte duygusal zekâ gerek iş hayatında gerekse sosyal hayatta gittikçe önem kazanan bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu açıdan bakıldığında duygular insanların hem zekâ düzeyine hem de hayattan aldığı doyuma önemli katkılar sağlamaktadır. Bu bağlamda; bireyin kendisinin ve diğer bireylerin duygularını doğru şekilde algılaması, değerlendirip ifade etmesi, bu duygular arasında doğru bir biçimde ayrım yaparak düşünce ve davranışlarında kullanması ile ilgili üstün becerileri içeren duygusal zekâ, bir öğretim elamanının kariyer seçiminde ve iş hayatındaki başarısının belirlenmesinde kayda değer bir öneme sahiptir. Tüm örgüt çalışanlarında olduğu gibi üniversitelerde görev yapan öğretim elemanlarına da rekabet gücü veren duygusal zekâ, onların işlerinde daha pozitif olmalarını sağlamakta ve kariyer seçimlerinde başarılarını artırmaktadır. Çalışmanın amacı, duygusal zekânın kariyer seçimindeki etkilerini tespit etmeye ve değişkenler arasındaki ilişkinin belirlenmesine yöneliktir. Bu kapsamda Trabzon ilinde Eğitim Öğretim faaliyeti gösteren Avrasya Üniversitesinde çalışmakta olan 145 öğretim elemanı üzerine anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, anket yöntemiyle elde edilen veriler, SPSS 18.0 paket programı kullanılarak; ölçeklerin güvenilirliği için Cronbach α değerleri hesaplanmış, demografik faktörlerin ise yüzde ve frekans değerleri ölçümlenmiştir. Araştırma ölçeklerinde yer alan değişkenlerine ilişkin tanımlayıcı verilerin ortalama, standart sapma, varyans, basıklık ve çarpıklık değerleri belirlenmiştir. Duygusal zekânın kariyer seçimindeki etkilerini belirlemeye yönelik yapılan bu araştırmanın hipotezlerinin test edilmesi, korelasyon ve regresyon analizleriyle ölçümlenmiştir. Böylece duygusal zekânın kariyer seçimindeki etkileri bulunmuştur.
İş tatmini ve değişkenleri: Gümüşhane Üniversitesi öğretim elemanları örneği
İş tatmini, bireyin genel olarak çalışma hayatından aldığı hazzı ve mutluluğu ifade etmektedir. İş tatmini, kişinin iş ve işyeri hakkındaki genel hissiyat ve düşünce kalıpları hakkında fikir oluşmasını sağlayan dinamik bir değişkendir. Bu tatmin kişilerin fiziksel ve zihinsel sağlıklarının yanı sıra, ruhsal sağlıklarının bir yansımasıdır. Akademik kurumlarda görev yapan akademisyenlerin görevlerini daha iyi icra edebilmeleri, daha iyi hizmet ortaya koyabilmeleri açısından işlerinden aldıkları tatmin seviyelerinin belirlenmesi ve iyileştirilmesi önem teşkil etmektedir. Bu çalışmanın amacı, öğretim elemanlarının iş tatmini seviyesini belirlemek, demografik özelliklere göre farklılaşıp, farklılaşmadığını ortaya koymaktır. Araştırma bölümünde Gümüşhane Üniversitesinde görev yapan 101 akademisyen üzerinde yüz yüze anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler, SPSS 16.0 paket programına aktarılarak çeşitli testlerle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda akademisyenlerin genel iş tatmini seviyelerinin yüksek olduğu anlaşılmıştır. Demografik özelliklere göre iş tatmini seviyesinde karşılaştırma yapıldığında, yaş, cinsiyet, medeni durumlara göre anlamlı bir fark bulunamamış, toplam çalışma süresine göre ise anlamlı fark bulunmuştur. Yapılan araştırmada iş tatmini genel seviyesi alt boyutlarıyla birlikte ele alınmış iki kısımda değerlendirilmiştir. İçsel ve dışsal tatmin boyutları seviyesinde incelendiğinde unvan değişkeni bazı anlamlı farklılıklar göstermiştir. Anahtar Kelimeler: İş Tatmini, Çalışma Psikolojisi, Akademisyen, İşgören, Gümüşhane Üniversitesi
Üniversite akademik personelinin iş sağlığı ve güvenliği açısından farkındalık düzeyinin araştırılması (Bayburt Üniversitesi örneği)
İş Sağlığı ve Güvenliği(İSG); çeşitli endüstri ve faaliyetlere özgü olarak tıp, psikoloji, eğitim, toksikoloji, ergonomi, fizik, kimya, ekonomi, hukuk, teknoloji gibi bilimsel alanlarla ilgili konulara temas eden geniş kapsamlı ve çok disiplinli bir kavramdır. Mesleki gelişimin yanı sıra sosyal ve kültürel gelişimin sağlanmasında önemli bir yere sahip olan üniversiteler derslik, laboratuvar, atölye, ofis, kütüphane, sağlık-kültür-spor faaliyetlerinin gerçekleştirildiği ortamları bünyesinde barındırmaktadır. Bu ortamlar öğretim elemanları ve öğrenciler tarafından yoğun olarak kullanılmaktadır. Bu sebeple bu ortamlarda iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının yerine getiriliyor olması ve çalışanlarda iş sağlığı ve güvenliği farkındalığının olması bu ortamların kullanıcılar açısından sağlıklı ve güvenli olmasına katkı sağlamasının yanında üniversitelerden mezun olan öğrencilerin mesleki yaşamlarında iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarına önem vermesine olumlu yansıyacaktır. Akademik personelin iş sağlığı ve güvenliği farkındalığının ölçülmesi amacıyla yapılan bu araştırma betimsel bir alan çalışması olup, nicel araştırma tekniklerinden kaynak tarama ve anket yöntemleri kullanılmıştır. Literatür araştırması yapılıp uzman görüşü alınarak geliştirilen İş Sağlığı ve Güvenliği Farkındalık Ölçeği kullanılmıştır. Ölçeğin güvenirliği Cronbach's Alpha (α) =0,934 olarak ölçülmüştür. Anket uygulaması, Bayburt Üniversitesi'nin farklı birimlerinde görev yapan akademik personelle online olarak yapılmıştır. Ankette, katılımcıların demografik özelliklerini belirleyen 10 sorunun yanında iş sağlığı ve güvenliği açısından farkındalıklarını belirlemeye yönelik 50 ölçek maddesinden oluşmaktadır. Çalışma sonucunda çalışanların farklı demografik (yaş, cinsiyet, medeni durum, görev, unvan ve deneyim süresi gibi) özelliklerine göre İSG konusundaki bilgi ve farkındalık düzeyleri tablolar halinde gösterilmiştir.
Üniversitelerde halkla ilişkiler faaliyetlerinin örgütsel bağlılığa etkisinin değerlendirilmesi
Örgütsel çalışmalar strateji ve politikaların çalışanlar tarafından benimsenmesi, aidiyet, kuruma duyulan güven ve yöneticilerle iletişim kurmalarının verimliliği ve iş doyumunu arttırdığına sıklıkla vurgu yapmaktadır. Çalışanların örgüt kültürü ve örgüt ikliminden beslenmesi kurumlar için etkili iyi niyet elçileri olmasını sağlamaktadır. Çalışanların kurumsal imaja olan katkısı göz önünde bulundurulduğunda örgütsel bağlılığın kilit rol oynadığı gözlenmektedir. Örgütsel bağlılığı yüksek olan çalışanlar kurumun tüm paydaşlarıyla iyi ilişkiler geliştirmesine, topluma sunacağı katkının en üst düzeye çıkarılmasına ve dolaylı olarak rekabet avantajı kazanmasına olanak sağlayacaktır. Kuruluşların çalışanları ile kurduğu ilişkinin geliştirilmesi ve düzenlenmesinde kurum içi halkla ilişkiler çalışmalarının önemi vardır. Bu çalışmada yüksek öğretim kurumlarında kurum içi halkla ilişkiler etkinlikleri ve örgütsel bağlılık ilişkisi akademik personel nezdinde irdelenmiştir. Bu amaçla bir devlet ve bir vakıf üniversitesi akademik personelinin görüşlerine başvurulmuş ve 470 anket formundan elde edilen veriler analize tabi tutulmuştur. SPSS 25 paket programında çeşitli analizler gerçekleştirilmiş olup kurum içi halkla ilişkiler etkinliklerinin nasıl değerlendirildiği ile örgütsel bağlılık düzeyleri ilişkisi ortaya koyulmuştur. Anahtar Kelimeler: Halkla İlişkiler, Kurum içi Halkla İlişkiler, Halkla İlişkiler Faaliyetleri, Örgütsel Bağlılık
Araştırma görevlilerinin (branş) akılcı ilaç kullanımı konusunda bilgi tutum ve davranışları
Giriş ve Amaç: Günümüzde ilaç kullanımı, sağlık hizmetleri açısından olmazsa olmaz bir konumdadır. Akılcı ilaç kullanımı, ilaçların hem bireysel hem de toplumsal düzeyde hastalıkların önlemesindeki rolünden dolayı ayrı bir öneme sahiptir. Akılcı olmayan ilaç kullanımı ise ülkemizdeki sağlık harcamalarında ciddi bir paya sahiptir. Bu çalışma Ankara İl Merkezinde bulunan eğitim ve araştırma hastanelerinde eğitim almakta olan aile hekimliği branşı dışındaki araştırma görevlilerinin akılcı ilaç kullanımı konusundaki bilgi, tutum ve davranışlarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Ankara ilinde bulunan eğitim ve araştırma hastanelerinde eğitim almakta olan aile hekimliği branşı dışında görev yapan 180 Araştırma Görevlisi dahil edilmiştir. Hekimlere akılcı ilaç kullanımı ile bilgi düzeyi ve tutumlarını değerlendirmek üzere 27 soruluk bir anket uygulanmıştır. Çalışmamızdan elde edilen Veriler IBM SPSS Statistics 23 programına aktarılarak analiz edilmiştir. Çalışma verileri değerlendirilirken kategorik değişkenler için dağılımlar (Sayı, %) verilmiştir. İki kategorik değişken arasında ilişki olup olmadığına Ki Kare Testi ile bakılmıştır. Ki kare testi için gruplarda yeterli sayılara ulaşılamadığı durumlarda grup birleştirmeleri yapılmış ve test tekrar uygulanmıştır. Sonuçlar yorumlanırken anlamlılık düzeyi olarak; p< 0,05 alınmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan 180 hekimin %56,1'i (n=101) kadın, %43,9'u (n=79) erkektir. Hekimlerin%51,7'si (n=93) 26-30 yaş grubunda yer almaktadır. Çalışmaya katılan hekimlerin %63,3'ü (n=114) dahili branşlarda çalışmakta iken %36,7'si (n=66) ise cerrahi branşlarda çalışmaktadır. İlaç reçete ederken hekimlerin %65,6'sı (n=118) hastalara hastalığın tedaviye cevabının nasıl ve ne şekilde olabileceğini anlatmaktadır. Hekimlerin %41,7'si (n=75) ise hiçbir zaman hastalarını muayene etmeden reçete yazmamaktadır. Hekimlerin ilaçlar konusundaki bilgi düzeylerini ölçen şıklar arasında kendilerini çok yeterli buldukları şıklar ilaç endikasyonları %18,9 (n=31) ve ilaçların günlük dozları (n=30) %18, 3 iken, hiç yeterli bulmadıkları şık ise ilaçların fiyatları %10,4 (n=17) şeklindedir. Hekimlerin en sık yazdığı 3 ilaç grubu; %35,3 ile antibiyotik, %18,7'ile analjezik ve %12,8 ile PPI'dır. Hekimler %83,1'i (n=147) ilacın etkinliğini en önemli kriter olarak düşünmekte iken %20,2'si (n=35) ilacın fiyatını en önemli kriter olarak düşünmektedir. Hekimlerin %2,2'si (n=4) akılcı ilaç kullanımında çok yeterli olduğunu düşünmekte iken %35,8'i (n=64) yeterli olduğunu düşünmekte, %54,2'si (n=97) orta yeterlilikte olduğunu düşünmekte ve %7,8'i (n=14) ise akılcı ilaç kullanımında yetersiz olduğunu düşünmektedir. Sonuç: Akılcı olmayan ilaç kullanımı, ülkemizde olduğu gibi dünyadaki diğer ülkelerde de görülen evrensel bir sorundur. Akılcı ilaç kullanımı konusunda dünyada ve ülkemizde belli bir yol alınsa da ilaçların kullanım sorunları devam etmektedir. Akılcı ilaç kullanımı bilincinin aşılanması için örgün ve yaygın eğitim olanakları kullanılmaya ve geliştirilmeye devam edilmelidir. Eğitim yanında, kazanılan tutum ve davranışların korunması ve desteklenmesi için gerekli idari düzenlemeler yapılmalıdır. Bu yüzden hekimlerin objektif bilgiye ulaşabilmesi için ülkemizde mezuniyet öncesi ve sonrası eğitim gözden geçirilmelidir. Hekimlerin akılcı ilaç kullanımın çoğu bileşenleri konusunda, bilgi düzeylerini yetersiz görmeleri, ülkemizde mezuniyet öncesi ve sonrasında bu konuda ciddi sorunların olduğunu ortaya koymaktadır
Personel servislerinin toplu taşıma ile entegrasyonu: Boğaziçi Üniversitesi vaka çalışması
To provide comfortable and reliable means of transportation, most of the employers offer personnel services to their employees. Although it is a commonly used concept, for both employers and employees, there are downsides. From employers' point of view, financial load of the concept is high for both private sector and state institutions. Extra budget spent on such systems leads to missed opportunities for other investments or researches. On the other hand, some employees have complaints about conditions of the concept. Purpose of this study is to provide a systematic approach for the optimization of personnel services and furthermore, integrating the concept with means of public transportation. In accordance with this purpose, two methods are represented in this study. The first method mostly focuses on optimization of service routes, latter, by building top of it, aims to integrate personnel services with public transportation. The study is conducted with data of current personnel system of Bogazici University, which is one of the most prestigious universities in Turkey. A Geographic Information Systems (GIS) software was used to enable the purpose of the study. Study has shown that, compared to conventional approach to the concept, offered methods have better results. Besides providing improvements to a single case, in the long term, by spreading the methods of the study, it is believed that improved traffic conditions may be provided.
Öğretim elemanlarının interneti araştırma amaçlı kullanma durumları
Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi akademik personelinin mesai içi boş zaman değerlendirme biçimlerinin sağlık algıları üzerindeki etkisi
Bu çalışma Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi akademik personelinin mesai içi boş zaman değerlendirme biçimleri ve sağlık algılarının bireysel değişkenler açısından incelenerek, mesai içi boş zaman değerlendirme biçiminin sağlık algısına etkisini incelemeyi amaçlamıştır. Çalışma nicel araştırma tekniklerinden ilişkisel tarama modelinde desenlenmiş ve çalışmaya basit tesadüfi örneklem yöntemine göre seçilmiş Tayfur Ata Sökmen Kampüsü'nde yer alan fakülte ve yüksekokullarda görev yapan, 400 akademik personel katılmıştır. Çalışmada veriler kişisel bilgi formu, Mesai İçi Boş Zaman Değerlendirme Biçimi Ölçeği ve Sağlık Algısı Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Windows için SPSS 23 paket program kullanılmıştır. Verilere kayıp değer analizi yapılmış ve bir veri çalışma dışı bırakılmıştır. Ölçekler için iç tutarlık katsayıları hesaplanmış ve ortalama, standart sapma, basıklık ve çarpıklık değerleri incelenmiştir. Çalışmada hipotez testleri olarak 95% güven aralığında bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi testi, Pearson Korelasyon analizi ve Çoklu Doğrusal Regresyon testi kullanılmıştır. Sonuç olarak yapılmış olan bu çalışma, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi akademik personelinin mesai içi boş zaman değerlendirme biçimlerinin cinsiyet, akademik unvan ve idari görevlerine göre farklılık gösterdiğini ve yaşları ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Ayrıca çalışmada yer alan akademik personelin sağlık algılarının cinsiyetleri ve akademik unvanlarına göre farklılık gösterdiğini ancak yaşları ile ilişkili olmadığını göstermiştir. Katılımcıların mesai içi boş zaman değerlendirme biçimleri ve sağlık algıları arasında anlamlı ilişkiler olduğu ve mesai içi boş zaman değerlendirme biçiminin sağlık algısının yordayıcısı olduğu da çalışmanın diğer sonuçlarıdır.
Akademik personelin psikolojik sözleşme ve kamu hizmeti motivasyonu algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi: Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi örnekleri
Devlet ve vakıf üniversitelerinde çalışan akademisyenler 2547 sayılı kanuna tabii olsalar da kurumlarıyla arasındaki istihdam ilişkileri devlet üniversitelerinde 2547, 657 ve 2914 sayılı kanuna, vakıf üniversitesindeki akademisyenler ise 4857 sayılı iş kanuna tabii bulunmaktadırlar. Söz konusu bu yasal farklılıklar devlet ve vakıf üniversitesindeki akademisyenlerin psikolojik sözleşme ve kamu hizmeti motivasyonu algılarını şekillendirebilmektedir. Bu kapsamda çalışmanın amacı; Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (BMAKÜ) ve Başkent Üniversitesinde (BÜ) görev yapan akademik personelin psikolojik sözleşme ve kamu hizmeti motivasyonu algıları arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Bu ilişkiyi ortaya koymak için araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama desenlerinden yordama deseni kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, işlemsel psikolojik sözleşme eğilimi, kamu yararına bağlılığı olumsuz yönde etkilerken, ilişkisel psikolojik sözleşme eğilimi olumlu yönde etkilemektedir. Öte yandan, işlemsel ve ilişkisel psikolojik sözleşme eğilimi merhametin anlamlı yordayıcıları değildir. Bunun yanı sıra işlemsel psikolojik sözleşme eğilimi, fedakârlığı olumsuz yönde etkilerken, ilişkisel psikolojik sözleşme eğilimi fedakârlığı olumlu yönde etkilemektedir. Bundan dolayı ister kamu örgütleri olsun, isterse özel kesim örgütleri, çalışanlarla ilişkilerini karşılıklı güven ve bağlılığa dayanan ilişkisel sözleşme çerçevesinde oluşturması gerekmektedir. Çünkü ilişkisel sözleşmeler çalışanların motivasyonuna önemli derece olumlu katkı sağlamaktadır.
Kronik boyun ağrılı akademisyenlerde spinal mobilite ve boyun farkındalığı
Amaç: Bu çalışmanın amacı, kronik boyun ağrılı akademisyenlerde spinal mobilite, servikal lordoz, boyun farkındalığı, boyun özür düzeyi ve hareket korkusunu araştırmaktır. Yöntem: Tanımlayıcı çalışmamız, Türkiye'de bir üniversitenin fakülte ve yüksekokullarda görev yapan 74'ü kadın 32'si erkek, 25-57 yaş aralığında, 106 kronik boyun ağrılı akademisyenin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Öncelikle katılımcılara tanımlayıcı bilgi formları verilerek kişisel bilgileri alınmıştır. Ardından Fremantle Boyun Farkındalık Anketi uygulanarak boyunlarını nasıl algıladıkları ve proprioseptif farkındalıkları değerlendirilmiştir. Kişilerin hareket ve yaralanma korkusu Tampa Kinezyofobi Ölçeği kullanılarak değerlendirilmiştir. Servikal lordoz flexible ruler ile değerlendirilmiştir. Spinal mobiliteyi değerlendirmek için gonyometrik ölçüm yapılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde bağımsız gruplarda t-testi ve tek yönlü ANOVA parametrik testleri kullanılmıştır. Sonuçlar: Katılımcıların boyun özür düzeylerinin hafif olduğu görülmektedir. Boyun farkındalığı hafif düzeyde azalmıştır. Akademisyenlerin kinezyofobisinin yüksek olduğu ve kinezyofobinin ağrı şiddeti ile ilişkili olduğu saptanmıştır. Çalışmamızda artan yaş ile fleksiyon hariç servikal bölgenin tüm yönlerdeki hareket açıklığında anlamlı bir azalma olduğu bulunmuştur (p<0,05). Bireylerin servikal lordozunun normal kabul edilen aralıklarda yer aldığı ve ağrı şiddeti ile servikal lordoz arasında bir ilişki olmadığı saptanmıştır. Servikal lordoz açısının cinsiyetten etkilenmediği ve yetişkin yaş grupları arasında önemli bir farklılık göstermediği bulunmuştur (p<0,05). Tartışma: Kronik boyun ağrısı, kadın akademisyenlerde daha yaygın görülmektedir. Şiddetli ağrı, boyun propriosepsiyon ve algısını etkileyerek farkındalığını azaltmaktadır. Hareket korkusu, ağrı şiddeti ile pozitif yönde ilişkilidir. Ağrı şiddeti ile servikal lordoz arasında ise ilişki olmadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kronik boyun ağrısı, boyun farkındalığı, spinal mobilite, servikal lordoz, akademisyen.