Supply chain management
223 theses under this subject heading
Sağlık işletmelerinde satın alma ve tedarik zinciri yönetimi
Hastaneler, sağlık ocakları, tıp merkezleri veya poliklinik gibi sağlık hizmeti sunan tüm kuruluĢlarda satın alma ve tedarik zinciri yönetiminin gün geçtikçe önem kazanmakta olduğunu ve sürekli geliĢen bir süreç olduğunu görmekteyiz. Tıbbi cihaz gruplarından, sarf malzemelere ve ilaçlara kadar çok sayıda malzeme, sağlık kuruluĢları tarafından talep edilmekte, depolanmakta ve kullanılmaktadır. Hangi tedarikçilerle çalıĢılacak, ürünler nasıl stoklanacak, yeni sipariĢler nasıl verilecek, nasıl takip edilecek, miktarları ne olacak gibi konular satın alma ve tedarik zinciri yönetimi sürecinde yöneticilerin vermesi gereken kararlardır. Zaten planlamadan, lojistiğe, satın alma ve tedarikten, malzeme yönetimine kadar tüm konular iĢletme bünyesinde satın alma ve tedarik zinciri yönetimi bölümü içerisinde yer alan bir süreçtir. Bu süreç yönetilirken en doğru ve en rasyonel kararlar alınmalı, kaynaklar en etkin biçimde kullanılmalı ve verimliliğin arttırılması yönünde satın alma ve tedarik zinciri yönetimi baĢarılı bir Ģekilde yönetilmelidir. Bu çalıĢmada; sağlık sektöründe satın alma ve tedarik zincir yönetimi nasıldır sorusunun cevabı verilmeye çalıĢılmıĢtır. Anahtar Kelimler: Lojistik, Tedarik Zinciri Yönetimi, Sağlık, Hastaneler
Tedarik zincir yönetiminde blok zincir teknolojisi ile tarım ürün/gıda uygulaması
Tarım ürünlerinin tedarik zinciri yönetiminde blok zincir teknolojisi ile tarladan-çatal/sofra arasındaki aşamalar boyunca fiyat fark indeksinin düşürülmesini sağlayacak örnek bölge/ürün kapsamında teknikler/yöntem geliştirilmesi amaçlanmıştır.
Serbest bölgedeki işletmelerde tedarik zinciri yönetimi: Avrupa Serbest Bölgesi örneği, Tekirdağ
Bu araştırma kapsamında, serbest bölgelerdeki işletmelerde tedarik zinciri yönetimi incelenmektedir. Bu bağlamda araştırma kapsamında, genelde serbest bölge uygulamaları özelde ise "Avrupa Serbest Bölgesi" incelenmektedir. Araştırmada lojistik yönetimi kavramı, bu kavramın önemi, içine aldığı dinamikler, bu dinamiklerden olan tedarik zinciri yönetimi, bu yönetimin önemi ve tedarik zinciri yönetim yaklaşımlarıyla birlikte bu süreçlerin işletmelere entegre edilebilmesi amacıyla devletler tarafından hayata geçirilen Serbest Bölge Uygulamalarının ve etkinliklerinin ne olduğu ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Bu yönden araştırmada, "Avrupa Serbest Bölgesi Kurucu ve İşleticisi A.Ş." tarafından, "kur-işlet-sahip ol modeli" ile Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde 1996'da başlanan ve 2003'te ticari faaliyetine başlayan, 2 milyon m2 alanda kurulmuş ve Türkiye'nin en büyük serbest bölgelerinden biri konumunda olan aynı zamanda jeostratejik konumundan dolayı, Avrupa ülkeleri ile yapılan ticaretin artmasını sağlayan Avrupa Serbest Bölgesi'nde yürütülen faaliyetler ve sektörler incelemektedir. Öte taraftan serbest bölgeler temel olarak ihracata dayalı yatırım ve üretimi teşvik etmekte ve Avrupa Serbest Bölgesi'nde bu amaçla etkin olduğu ve üretim alanındaki faaliyetlerde önemli bir rolü olduğu belirlenmiştir. Bu araştırmada, nitel analiz modellerinden biri olan içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. İçerik analizi; doğrulanabilen ve ölçülebilen nesnel bilgilere ulaşabilmek için evrak, metin ve doküman gibi materyallerin kuralları ve sınırları belirlenmiş şekliyle incelemeye alarak analizin gerçekleştirilmesini sağlayan bir nitel araştırma tekniğidir. Araştırmada Tekirdağ Avrupa Serbest Bölgesi ticaret hacmi dağılımları ile ilgili verilere Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile ulaşılmıştır. Tablolar içerik analizi yöntemi ile ticaret hacmi dağılımları incelenecek ve bulgular ortaya çıkarılacaktır. Araştırmada kullanılan verilerde yer alan firmaların isimleri "F" harfi ile "F1, F2, F3..." şeklinde kodlanmıştır. Firmaların üretimleri ve sektörlerin dağılımları incelenerek karşılaştırılmış ve elde edilen bulgular sonuçlar kısmında değerlendirilmiştir.
Yeşil tedarik zinciri yönetimi Mersin ili örneği
Sanayi Devrimi ile birlikte küreselleşen dünyada rekabet edilebilirlik işletmeler için daha önemli hale gelmiştir. İşletmeler birbirleriyle rekabet edebilmek için çevreye verdikleri zararı gözardı etmeye başlamışlardır. Bunun sonucunda, işletmelerin havaya yaydığı zararlı gazlar, sulara bırakılan kimyasal maddeler ve katı atıklar gibi olumsuz etkiler doğada kalıcı zararlara sebep olmuştur. Bu sorunlar ile baş edebilmek için başta gelişmiş devletler olmak üzere uluslararası büyük işletmeler, sivil toplum örgütleri ve çevre bilinci olan tüketiciler çevreye verilen zararın en az düzeye indirilmesi hususunda çalışmalar yapmaktadır. Bu uygulamaların bir tanesi de yeşil tedarik zinciri yönetimidir. Yeşil tedarik zinciri yönetimi hem işletmeye hem de çevreye fayda sağladığı için tüm sektörlerde uygulanması gerekmektedir. Bu sektörlerden biri de gıda sektörüdür. Gıda sektörü; tarım ürünlerinin değerlendirilmesi, sanayiye hammadde temini, toplumun beslenmesi, istihdama ve dış ticarete katkısı sebebiyle her ülkenin ekonomik ve sosyal kalkınması için büyük önem taşımaktadır. Bu yüzden gıda sektöründe üretim arzının arttırılabilmesi ve sürdürülebilirlik konusunda bilincin sağlanabilmesi için yeşil tedarik zinciri yönetimi oldukça önemlidir. Araştırmanın amacı, yeşil uygulamaların ve yeşil tedarik zincirine zorlayan nedenlerin işletme performansı üzerindeki etkisini ortaya çıkartmaktır. Araştırmanın örneklemi Mersin'de faaliyet gösteren gıda ürünleri imalatı yapan 114 işletmeden oluşmaktadır. Araştırmada anket yolu ile elde edilen veriler faktör, korelasyon ve regresyon analizine tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda yeşil tedarik zinciri uygulamalarının ve yeşil tedarik zinciri yönetimine zorlayan nedenlerin işletme performansını etkilediği tespit edilmiştir.
Tedarik zincirinde ELECTRE modeli kullanarak tedarikçi seçimi üzerine bir uygulama
Teknolojik gelişmelerdeki artış ve piyasaların küresel bir yapıya dönüşmesi nedeniyle günümüzde değişimler çok hızlı bir şekilde gerçekleşmektedir ve bu değişiklikler belirsizliklere neden olmaktadır. Bu belirsizlik ortamında, işletmeler belirledikleri kararların doğruluğuna bağlı olarak hedeflerine ulaşabilir ve başarılı olabilirler. İşletmeler tüm faaliyetlerinde belirli kararlar almalıdır ve bu kararların birçoğu işletmenin rekabetçi konumunu etkileyebilecek stratejik kararlardır. Bu kararların en önemlilerinden biri, işletmelerin birlikte çalışacağı tedarikçileri belirtmektir. Tedarikçi seçimi, kalite, maliyet ve müşteri memnuniyeti gibi faktörleri etkileyerek işletmenin uzun vadeli başarısında rol oynayan önemli bir faktör olduğu için yer almaktadır. Bu nedenle, tedarikçi seçim kararının doğru ve objektif bir yaklaşımla yapılması büyük önem taşımaktadır. Tedarikçi seçiminin ise electre modelinin kullanımında ise keşfedici çalışma ve nitel araştırma yöntemi kullanılacaktır. Araştırmacının ise yapılan konu ile ilk başta ön bilgi sağlaması gerekmektedir. Konuya yönelik ilerde daha kapsamlı araştırmaların yapılıp yapılmayacağını ayrıca bir daha sonraları bu konuyla alakalı yapılacak olan çalışmaların veri toplama yönünde araçların gelişmesini sağlamak amacı ile bu araştırma yapılmıştır. Araştırmanın ilk bölümünde tedarikçi yöntemi ele alınacaktır, ikinci bölümün ise electre yöntemi incelenecektir, üçüncü bölümde ise araştırmaya yönelik yapılan uygulama yer alacaktır.
Analitik ağ prosesi ile tedarikçi seçme, değerlendirme süreci ve Bakü Azerbaycan firması üzerine bir uygulama
Eskiden bir ürün veya hizmet üretmek için ihtiyaç duyulan ürünleri satın alabilmek sanıldığı kadar zor bir işlem olamazdı. İşletmeler karar mekanizması bir ürün veya ürünler üzerinde doğru bir karar verdiği zaman bu kararın geçerliliği uzun süre kendi doğruluk payını korurdu. Sebep olarak da bahsi geçen zamanlarda teknolojik gelişmelerin ve ürün değişimlerinin çok yavaş olmasıydı. Fakat günümüz itibariyle ürün çeşitliliğinin artması, teknolojik gelişmelerin süratle artması ve küresel pazarların çoğalması ve buna bağlı olarak da tedarikçi firmalar sayısının fazlalığı işletmelere bu tedarikçi firmalar arasından amacına en uygununu seçim yapmasını adeta zorunlu kılmıştır. Her bir firma, bünyesinde bulunan departmanların en iyi şekilde yönetilmesini amaçlar. Satın alma departmanı da bu departmanların en başında gelmektedir. Üretim ve ya hizmet üreten işletmelerin maliyet kalemlerin en fazla olduğu kalemler satın alma biriminden oluşmaktadır. İşletmelerin satın alma departmanlarında alınan doğru kararlar, firmanın nihai ürünün müşteriye ulaşmasındaki uygun fiyat ve o üründeki kalite ile müşteri memnuniyeti sağlanacaktır. Bu sebepledir ki, doğru ve uygun bir tedarikçi seçme kriterleri belirlemek ve bundan yola çıkarak da en uygun tedarikçi firmaların bulunması günümüzde kaçınılmaz hal almaktadır. Bu araştırmamda da bu amacımıza uygun olarak Azerbaycan'daki firmaların tedarikçi seçiminde önem verdikleri kriterleri belirleyip ve bundan yola çıkararak, araştırmaya dâhil olan bir firma üzerinde AAP Modülü kullanarak en uygun tedarikçi firma bulunacaktır.
Tedarikçi seçim problemlerinde analitik hiyerarşi prosesinin kullanılması; elektronik ürün tedarikçi seçimi üzerine bir uygulama
Tedarikçi seçimi kararı bir şirketin başarılı olmasındaki en önemli faktörlerin başında gelmektedir. Konuya uygun tedarikçilerin tercih edilmesi, üniversitelerin satın alma giderlerini azaltarak, firmalar arası kıyaslamaları kolay hale getirecektir. Tedarikçilerin seçiminde karar verme, birçok işletmenin tüm iş alanlarında yaptığı bir faaliyettir. Şayet tedarikçi seçimi için birçok kriteri değerlendirmek gerekiyor ise, bu bir Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) problemidir. Bu problemlerin en iyi çözümü ise ÇKKV yöntemlerinin kullanılmasıdır. Bu çalışmada üniversitelerin demirbaşı olan teknolojik ürünlerde tedarikçi seçim problemleri incelenmiştir. Bir çok karar verme tekniği arasından sayısal verileri ve öncelikleri en uygun şekilde göstermesi sebebiyle AHP yöntemi tercih edilmiştir. AHP yöntemi ana kriterler ve alt kriterlerin önem derecesinin belirlenmesi için kullanılmıştır. Önerilen yaklaşımlar ÇKKV yöntemleri arasında kesin bir değerlendirme imkanı sağlamaktadır. Thomas L.Saaty 1971 yılında olası problemleri planlamak Analitik Hiyerarşi Prosesini (AHP) kullanmıştır. AHP 1973 yılından itibaren birçok alanda uygulanmaya başlamıştır. AHP, konuyla ilgili seçim aşamasına kullanılarak alternatiflerin üstün yönlerinin belirlenmesini ve karşılaştırılmasını sağlayan bir yöntemdir. Çalışmada, tedarikçi seçim aşamaları ve bu aşamalarda karşılaşılan problemler belirlenerek hataları en aza indirgemek amaçlanmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde tedarik zinciri yönetimi anlatılmıştır. İkinci bölümde tedarikçi seçimi ve çok kriterli karar verme yöntemleri hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde çalışmanın yöntemi hakkında bilgi verilmiştir. Dördüncü bölümde AHP'nin uygulama sürecinden bahsedilip seçim için kriterler anlatılmış, uygulama ve çalışma sonuçlanmıştır.
Tedarik zincirinde blok zincir teknolojisinin kullanımı: Gümrük sektörü üzerine bir uygulama
Günümüzde Küresel rekabetin artması, müşterilerin artan ve çeşitlenen istek ve ihtiyaçları firmaların hayatta kalmalarını zorlaştırmaktadır. Firmalar Artan rekabet ile mücadelede karlılıklarını düşürmemek için maliyetlerini azaltmanın yolunu bulmaya çalışmaktadır. Tedarik zincirlerinin firma maliyetlerindeki payı oldukça yüksektir. Tedarik zincirlerinin dijitalleşmesi ve iyi bir entegrasyon ile en düşük maliyet ve en yüksek verimliliğin elde edilmesi mümkündür. Teknolojinin gelişmesiyle beraber, sanayi, tarım ve hizmet sektörlerinde de yeni yaklaşımlar kullanılmaya başlanmıştır. Bu noktada, Blokzincir teknolojisi sınırlı alanlarda pilot uygulamaları olan yeni bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Süreçleri hızlandırarak zamandan kazanmak, maliyetleri düşürmek, klasik kağıt tabanlı işlemleri bırakıp, evraksal prosedürden kurtulmak ve dolayısıyla operasyonel verimlilik kazanmak, hata ve atlamalar ile yanlış beyanların önüne geçmek gibi kazanımları sağlayacağı tespit edilen blok zincir teknolojisinin tedarik zincirlerinin her aşamasında kullanılabileceği düşünülmektedir. Bu çalışmada, blokzincir teknolojisinin, tedarik zincirinde önemli bir paydaş olarak yer alan gümrük sektöründe uygulanıp uygulanamayacağı ve bu teknolojinin gümrük süreçlerine sağlayacağı avantajlar ile uygulanmasının önündeki engeller araştırılmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden derinlemesine mülakat ve gözlem uygulanmıştır. Amaca yönelik sorular, sektör duayenlerinden de görüş alınarak hazırlanmış ve katılımcılara yöneltilmiştir. Çalışmanın sonunda, blok zincir teknolojisinin tedarik zincirinde kullanımının verimli olacağı gümrük alanında yapılan uygulama ile tespit edilmiştir.
Endüstri 4.0 kapsamında tedarik zinciri yönetiminin etkinliği ve verimliliği
1698 yılında İngiliz Mühendis Thomas Savery tarafından buhar makinasının patenti alındıktan sonra 1908'de Johann Stumpf makinayı geliştirmiş ve devamında ilgili birçok yenilik yaşanmıştır. Anılan tarihleri takiben Almanya, Japonya, İngiltere, ABD ve İsviçre gibi ülkelerde buharlı makine üretimine başlanmıştır. Bu sayede akıllı fabrikalarla birlikte tedarik zinciri alanında da teknolojik sunularla beraber önemli gelişmeler söz konusu olmuştur. Yapay zekânın da etkili olduğu bu süreçte, robotik çalışma alanları hızla yayılma göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Endüstri 4.0, Buhar Makinası, Yapay Zekâ, Tedarik Zinciri
Impact of social sustainability on supply chain performance with mediating effect of differentiation
Sustainability which is often explained as meeting the present needs without compromising the ability of future's, considering its three pillars –Environmental, Economic and Social- has recently gained more attention due to the serious changes the world has been going through. Social sustainability takes into concern the human side of sustainability. Socially-sustainable supply chain (SSSC) addresses social issues related with all tiers of a supply network and may provide operational and strategic benefits as well as a positive impact on society. Many studies explore Social Sustainability Practices (SSP) in supply chain or their impact on supplier performance. However, within the literature review we have not been able to detect the presence of studies that investigate how supply chain key performance indicators (KPIs) are affected by the adoption of specific dimensions of social sustainability, nor had we observed the effect of competitive advantage on the relationship of social sustainability adoption and supply chain. Detecting this gap, we aim at exploring the impact of social sustainability on Supply Chain Performance (SCP) in terms of specific KPIs such as Perfect Order Measurement (POM), Order Fill Rate (OFR), and Cash-to-Cash Cycle Time (C2C) that were chosen using IT2F AHP, while trying to measure the effect of differentiation as a competitive advantage on that relationship. A further contribution of this study is trying to achieve is to explore this relationship in the Moroccan market that has not been approached before by any scholar. We collected data through surveys sent to Moroccan manufacturing companies in various industries. Structural Equation Modelling (SEM) using AMOS software has been used for data analysis and instrument measurement. Later we tested the mediating effect of Differentiation as a competitive advantage. This work's main finding is that there is a significant correlation between the SSP and the enhanced SCP in the light of the three mentioned indicators, also it has been found that Differentiation as competitive advantage has a total mediation effect on the two aforementioned constructs' relationship .
Blockchain's utilization in food supply chain
In this thesis, we aim to propose the use of Blockchain technology thoroughly to solve the challenges of today's food supply chain management. Blockchain technology, which will be used primarily to produce solutions for a good understanding of the proposed model, has been explained. After explaining the Bitcoin technology that led to the emergence of blockchain technology, information was given about Cryptography, which is used to provide high security. The method that ensures that the data recorded with Blockchain technology, an innovative data recording method, is irrevocable. A 51 % attack (A successful 51 % attack means that one group or individual controls the majority of the processing power), a vulnerability in blockchain technology, and efforts to take precautions have been addressed. Information about Ethereum technology and decentralized, self-running organizations (DAOs) and smart contracts are provided, which enables possibilities beyond just making value transfer records possible using blockchain technology. After providing insights into the 50 sectors that are likely to be transformed by the help of Blockchain which reveals innovative ways of working; the challenges experienced by focusing on one of these sectors supply chain management sector, and the solutions that can be brought to these challenges with Blockchain are explained. Research includes a proposed utilization of Blockchain in the Food Supply Chain and observes all aspects of the industry from logistics, supply chain, food supply chain and Blockchain, furthermore, these terms are thoroughly explained to facilitate the convention of this innovative research purpose. The transaction from the traditional set of processes within enterprises to the innovative technology which is believed to change the way we do business, is expressed. A SWOT analysis is conducted to provide a better understanding on the current standards of the food supply chain in Turkey and the potential it possesses. The findings suggest that Turkey's food supply chain management has various issues in the fields of transportation intermediaries, inefficient cold chain systems, to name a few. Companies such as Amazon and Migros have begun integrating blockchain technology in their food supply chains as this method enhances and makes the supply chain more transparent, agile, and manageable. Keywords: Blockchain, Smart Contract, Supply Chain Management, Food Waste.
The impact of supply chain management practices on the overall performance of the fan industry
According to UNIDO (United Nations Industrial Development Organization) and TRTA (Trade-Related Technical Assistance Program), Pakistan's contribution to global fan trade is barely 1.3 %. The industry has experienced rapid expansion in recent years, but it is plagued by low productivity, outdated equipment, and a lack of knowledge. Because these institutions are opposed to change, Pakistan's fan business cannot compete with its overseas counterparts. Supply chain management methods have been shown in studies to increase a firm's overall performance by boosting competitive advantage and more efficient production. Supply chain management at the top level could improve results and improve organizational performance. The objective of this thesis is to explore the effects of supply chain management strategies on the performance of the organization of fan manufacturing SMEs in Pakistan. A questionnaire was given to 120 different fan manufacturing companies for data collection purposes, with an 83.33 percent response rate. The findings suggest that strategic supplier partnerships and supply chain management methods improve organizational performance. These findings show that many SMEs in the fan manufacturing industry are aware of supply-chain strategies to manage and employ them to improve their companies' performance. It is the first research in Pakistan about the influence of supply chain management practices on the organizational performance of fan manufacturing SMEs, to the best of my knowledge. As a result, this research is contributing to the field of supply chain management. Furthermore, it serves as a foundation for Pakistan's industrial sector, particularly the fan industry, in terms of supply chain management.
Hazır giyim sektöründe satın alma ofislerinin rolü ve hizmet kalitesinin değerlendirmesi
Perakende sektörü, nihai tüketici ile üretici arasında köprü vazifesi gören, dünya ticaret hacminde en büyük paya sahip olan sektördür. Perakende sektörü içinde ise birinci sırayı gıda ürünleri, takip eden ikinci sırayı ise hazır giyim ürünleri almaktadır. Türkiye hazır giyim sektöründe pek çok global markaya ürün tedariki sağlayan, önemli bir oyuncudur. Global markalar Türkiye'den yaptıkları satın almayı genellikle satın alma ofisleri aracılığıyla yapmaktadırlar. Satın alma ofisleri bu bakımdan Türk tekstil ve hazır giyim tedarikçileri ile iş müşterisi olan perakendecileri bir araya getirerek sektörün devamlılığına önemli bir katkı sağlamaktadır. Satın alma ofisleri perakendeci müşterisine konsept planı oluşturmadan yükleme, gümrük ve finansal işlemlere kadar satın alma sürecinin her basamağında destek hizmeti sunmaktadır. Hizmet kalitesi arttıkça, müşteri memnuniyetinin de artacağı ve iş ilişkisinin devamlılığının sağlanacağı bilinmektedir. Bu çalışmada, B2B sektöründe faaliyet göstermekte satın alma ofisleri için hizmet kalitesinin bileşenlerinin belirlenmesi ve müşteri memnuniyeti ile söz konusu bileşenlerin arasındaki ilişkilerin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bunun yanısıra hizmet kalite bileşenlerinin hangi perakende satın alma süreci ile daha fazla ilişkili olduğu ve söz konusu bileşenlerin perakendeci tiplerine göre farklılık gösterip göstermediğinin analizinin yapılması amaçlanmıştır. Bu bağlamda satın alma ofislerinde müşteri temsilcisi pozisyonunda çalışmakta olan katılımcılar ile bir saha çalışması gerçekleştirilmiş, açımlayıcı faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi ve yapısal eşitlik modellemesi uygulamasıyla hizmet kalitesi bileşenlerinin belirlenmesi ve memnuniyet ile ilişkisi ortaya konmuştur. Yapılan analizler müşteri memnuniyetinin en çok organizasyon içi iletişim, finansal konularda uyumlu çalışma ve güven ve satın alma ofisi çalışanlarının sahip olduğu bilgi seviyesi ile ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Perakendeci süreçleri ile hizmet kalitesi bileşenlerinin ilişkilendirilmesi ve elde edilen eşleştirmenin yapısal eşitlik modeli sonuçları ile karşılaştırılması müşteri memnuniyetine etki eden hizmet bileşenlerinin her süreçte etkin olan hizmet kalitesi bileşenleri olmadığını ortaya koymuştur. Perakendeci tipi ile hizmet kalitesi bileşenlerinin karşılaştırmalı incelenmesi ise tüm hizmet bileşenleri için olmamakla birlikte teknolojik ve finansal esneklik ile bilgi bileşenlerinde perakendeci tipi açısından farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur.
The structure of the food supply chain in Turkey from the perspective of food regime and examining the market roles of modern period food regime actors in the framework of Competition Law
The aim of this thesis is to reveal the structure of the food supply chain in Turkey from the perspective of food regime theory and to examine the effects of modern period food regime actors on the chain, food sector and ultimately consumer welfare within the framework of competition law. In this context, the unilateral actions of the undertakings that own the trademark, the actions and practices of the producers in the market within the framework of the agreements between the undertakings, the buyer power and unfair commercial practices and the concentration control were discussed in the context of some decisions of the Turkish Competition Board. In this framework, the consequences of the modern period food regime and the changes in the roles of the actors in the food supply chain for the food sector were analyzed within the framework of competition law. As a result, in the light of the findings and evaluations made within the scope of the thesis, it was revealed that the actors added to the supply chain with the modern period food regime or whose current position in this chain has changed can adversely affect the functioning of the food supply chain with anti-competitive actions and practices. Moreover, it was concluded that the price increases observed in the food sector may be due to the deterioration of the functioning of the supply chain, and this may be due to the anti-competitive actions and practices of multinational companies, retailers operating in an organized manner, and other supply chain members increasing in number with the modern period food regime.
Kapalı döngü tedarik zincirlerinde yatay lojistik iş birliği altında iadesi mümkün nakliye malzemelerinin yönetimi için bir matematiksel model önerisi
Dünyanın küreselleşmesi ve iş dünyasında artan rekabet, iş süreçlerinin giderek karmaşıklaşmasına neden olmuştur. Bunun sonucunda firmalar birbirleri ile iş birlikleri ve iş ilişkileri kurmaya başlamışlar, tedarik zincirleri bu iş ilişkileri neticesinde ortaya çıkmıştır. Artançevresel duyarlılık tedarik zincirlerinde sürdürülebilirlik çalışmalarını da artırmış, bu durum kapalı döngü tedarik zincirlerini meydana getirmiştir. Birden çok kez kullanılabildikleri için hem çevresel hem de ekonomik açıdan pek çok fayda sağlayan iadesi mümkün nakliye malzemelerinin (İMNM) kapalı döngü tedarik zincirlerinde yönetimi, günümüzde lojistik operasyonlarının önemli bir parçasıdır. Bu çalışmada birden çok tedarikçinin ve müşterinin yer aldığı kapalı döngü tedarik zincirlerinde ürün dağıtımı ve boş İMNM'lerinin toplanması, araç rotalaması ve depolarda tutulacak olan envanter miktarı kararlarının verildiği bir kapalı döngü envanter rotalama problemi türevi için bir karma tam sayılı doğrusal programlama modeli önerilmektedir. Tedarik zinciri elemanları arasında kurulabilecek olan farklı yatay lojistik iş birliği türlerinin faydaları çalışma kapsamında incelenmiştir. Problemde ürün talep yapısı hem statik hem de dinamik olarak ele alınmış, planlama ufku içerisinde talep miktarlarında yaşanan değişikliklerin farklı yatay lojistik iş birliği senaryolarında toplam maliyete etkilerine de çalışmada yer verilmiştir. Bilindiği kadarıyla bahsedilen faktörleri bir arada içeren bir çalışma literatürde mevcut değildir. Çalışma kapsamında önerilen matematiksel modelin uygulanabilirliği örnek bir veri seti üzerinde gösterilmiş, ardından bahsedilen incelemeler nümerik analizler ile yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda talep yapısından bağımsız olarak hem müşteriler hem de tedarikçiler arasında kurulan yatay lojistik iş birliklerinin incelenen bütün durumlarda en az maliyet doğuran iş birliği seçeneği olduğu görülmüştür. Ayrıca kurulan yatay iş birliği türünün tedarik zinciri boyunca oluşan toplam maliyetin farklı kalemlerini farklı şekillerde etkilediği de yapılan analizler ile ortaya çıkarılmıştır.
Tedarik zinciri entegrasyonun işletme performansı üzerine etkisi: Perakende işletme örneği
Günümüz şartlarında işletmeler rekabet üstünlüğü sağlayabilmek ve müşteri gereksinimlerini en iyi şekilde karşılayabilmek için yeni teknolojik gelişmelere uyum sağlayarak kendi yönetim ve çalışma sahalarına entegre etmelidirler. Ortaya çıkan bu teknolojiler, işletmelerin verimli olmasını sağlayabilmek için devamlı yeni fikirler üreterek sürece katkı sağlamaktadır. Bu çalışmada amaç, tedarik zincirindeki yeni teknolojilerin insansız araç, nesnelerin interneti, yapay zekâ, bulut, robotlar, 3 boyutlu yazıcılar, büyük veri gibi yeniliklerin perakende şirketlerindeki etkisini araştırmaktır. Bu kararların işletme süreçlerine hangi oranda katkı sağlayacağı incelenmektedir. Bu araştırma ile perakendeci işletmelerin yeni teknolojilere olan yaklaşımlarını ve süreçlerine hangilerini dahil ettikleri hakkında bilgi sahibi olmaya çalışılmaktadır. Teknolojilerin uygulanması perakende sektöründe bir hareketlilik yaratarak verimliliği arttıracaktır. Araştırma kapsamında gıda ve market perakende sektörlerinde çalışmakta olan alanında uzman kişilerden veriler elde edilmiştir. Anket sonuçlarının güvenilirlik düzeyi belirlendikten sonra, entegrasyon sürecinde işletmelerin kullandıkları bilgi teknolojileri ve işletme üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Tüm bu çalışmalar neticesinde tedarik zinciri sektöründe yeni teknolojilerin kullanılmasında etkili olan yöntemler ve etkileri konusunda fikir beyan edilmiştir.
Elma tedariği ve döviz büroları sektöründe blok zinciri örnek uygulamaları
Bu çalışmada, elma tedarik zincirinde blokzinciri teknolojisinin kullanılmasına ilişkin vaka analizi yapılarak, tedarik zincirinde ürünlerin satışından tahsilatların izlenmesine kadar olan sürecin şeffaflığının sağlanmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur. Ayrıca, döviz bürolarının kendi aralarında yaptıkları işlemlerin blokzinciri teknolojisi kullanılarak gerçekleştirilmesine yönelik olarak blokzinciri vaka analizi yapılmıştır. Yapılan çalışmalar neticesinde, üreticilerin ürün satışından kaynaklanan alacaklarının sistem üzerinden izlenebilmesine ilave olarak, ürünlerde kullanılan ilaç, gübre vb. girdilerin miktarlarına ilişkin bilgiler ile söz konusu girdilerin ödemelerinin de blokzinciri aracılığıyla takip edilmesi amaçlanmaktadır. Diğer taraftan, üreticilerin ürünlerini sattığı kişilerin blokzinciri sistemine yaptıkları kayıtların anonim olarak izlenebilmesi, tedarik süreçlerindeki maliyetler ile alacakların tahsiline ilişkin bilgilere kadar birçok unsurun muhasebeleştirilmesi ve kayıt altına alınması sağlanacaktır. Dolayısıyla, enflasyon içerisinde önemli bir ağırlığa sahip olan yaş meyve ve sebzelerin fiyat oluşumuna etki eden unsurlar sağlıklı bir şekilde takip edilerek politika oluşturma süreçlerine ciddi katkı sağlanacaktır. Ayrıca, tedarik zincirinde yer alan kişilerin tek ve ortak bir kayıt teknolojisi yoluyla işlemleri takip edebilmeleri sağlanacaktır. Döviz bürolarının aralarında ve müşterileriyle yaptıkları işlemlerden elde edilen paraların kaynağına ilişkin tereddütler ve yüksek tutarlı efektiflerin değerlendirilmesinde ortaya çıkabilecek kazanç kayıpları nedeniyle bankalar tarafından işlemlerin gerçekleştirilmemesi, blokzinciri gibi şeffaf ve izlenebilir bir yapının oluşturulması ihtiyacını doğurmuştur. Bu sebeple, döviz bürolarının teknolojiye uyumu ve işlemlerin blokzinciri ile ne şekilde gerçekleştirebileceği konusunda model önerisinde bulunulmuştur.
Tedarik zincirinde iş birlikçi tahminlemenin kamçı etkisi üzerine etkileri
Günümüz pazar koşullarında firmalar artan rekabet şartlarında sürdürülebilir rekabet avantajını korumak için farklı stratejiler geliştirmektedir. Firmaların tedarikçilerini göz ardı ederek tek başlarına rekabet avantajı sağlamaları çok zordur. Geleneksel yöntemlerin yetersiz kalmasından dolayı firmalar iş birlikçi stratejilere yönelmektedir. Bu bağlamda çalışmamızda Geleneksel Tedarik Zinciri yapısı ile İş Birlikçi Planlama, Tahminleme ve İkmal (İPTİ) Tedarik Zincir yapısının işletmelere sağladığı rekabet avantajları/dezavantajları karşılaştırılmaktadır. Uygulama kısmında stok devir hızının yüksek olduğu ve çok sayıda tedarikçi ile çalışılan elektronik sektörü incelenmektedir. Geleneksek Yöntemlerden İPTİ stratejisine geçiş süreci anlatıldıktan sonra kurulan modeldeki performans kriterleri incelenmiştir. Daha sonra İPTİ strateji ile kamçı etkisindeki değişimin azaldığı, envanter yönetiminde iyileştirmeler yaparak tüm tedarik zinciri paydaşlarına avantaj sağlayacağı ayrıca tedarik zinciri stratejisindeki bu değişimin tedarik zincirinde çalışanların fazla mesailerinde azalma sağladığı böylelikle performans artışının sağlandığı gösterilmektedir. Anahtar sözcükler: Tedarik Zinciri Yönetimi, İPTİ, Kamçı Etkisi
Analysis of a two stage supply chain with investment in product and process innovation
We analyze a two-stage supply chain consisting one contract manufacturer (CM) and one original equipment manufacturer (OEM). The CM provides a single technology related product to the OEM who faces effort-dependent random demand. CM and OEM will make two different investments for product and process research and development (R\&D). In this model, it is assumed that process innovation decreases the average cost of production and product innovation increases the demand stochastically. The centralized solution is characterized in which a single decision maker controls the whole system and an algorithm is proposed to find the centralized optimal solution.The effect of the parameters on decision variables is monitored by a numerical study. Then we analyze the model from a decentralized point of view.Furthermore, we analyze a revenue sharing contract under different settings and focus on different decision makers in the supply chain while searching for coordination. It is shown that the revenue sharing contract fails to coordinate the supply chain actions under different scenarios where the decision of investment given by the OEM or the CM. We also study the same problem under a budget constraint on investments. We propose an algorithm to find the centralized optimal solution for the budget constrained problem. Finally, we analyze the same problem under decentralized settings to find a Nash equilibrium investments and provide a computational study to gain more insight about the problem.
A decision support system for integrated optimization of production, transportation and pricing decisions in a supply chain
In supply chains, the decisions regarding production, transportation and pricing are often handled separately. In this thesis study, a nonlinear programming model (NLP) is generated to optimize the production, transportation, and pricing decisions in a supply chain where substitute products are produced in multiple factories and sold at several markets. Under the cooperative competition of substitute products, these decisions are given centrally to maximize the total profit. Demands for the substitute products are realized as functions of their prices where the market shares are expressed as market share attraction models from the marketing literature. The NLP model is solved with different parameter settings and sensitivity analysis on the input parameters is made to provide managerial insights. Finally, a decision support system (DSS) is developed to provide an efficient, effective and flexible decision making environment. The DSS includes a relational database for input and output data, a model base that includes the generated NLP model and a graphical user interface that provides interaction between the user, the database, and the solver for the NLP model.
Sürdürülebilir tedarik zinciri yönetiminin kurumsal itibar ve stratejik rekabete etkileri
Bu çalışma, sürdürülebilir tedarik zinciri yönetiminin kurumsal imaj ve şirketlerin rekabet stratejisine etkisini konu almaktadır. Bu amaçla, sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi, kurumsal imaj, rekabet stratejisi, şirket performansı gibi anahtar kelimeler tanımlanmıştır. Çalışmada bu kavramların temel olarak açıklayamaya çalıştıkları uygulamaların neler olduğu ve aynı zamanda edilgen ve etken olarak dahil olduğu süreçler analiz edilmektedir. Ayrıca, şirketlerin performansını etkileyen mekanizma incelenmiş ve bu noktada aracı değişken olarak kurumsal imajın etkisi araştırılmıştır. Bu tez, sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi, kurumsal imaj ve rekabet stratejisi olmak üzere üç temel yönetimin birbirleri üzerindeki etkilerini ve bütünsel etkilerini bir model olarak incelemektedir.
The role of digitalized supply chain management on business performance
There are many ways to improve your business overall performance and stance in the market, one of the most important and most effective ways is implementing digitalized supply chain. The adoption of internet of things will enable you to transform your traditional supply chain into digitalized supply chain. Technology such as data analytics and ERP systems will help your organization in many ways, by boosting your overall performance, improving inventory stock levels, logistics and forecasting. In addition, digitalization of the supply chain management will help with the collaboration of suppliers increasing transparency, reducing lead times, help practice efficient and effective approach within the supply chain department and mitigate or eliminate any potential risk that might occur in the future. Digitalization revolutionized the supply chain by enabling the collection of data which can be used to optimize its operation and help managers take hasty decisions to overcome any obstacle they face; this gives them advantages over others, and they can establish strong company presence in the market.
The poultry supply chain and the case of H5N1 avian influenza outbreak in Turkey
This thesis explores the poultry industry through an examination of its history, its inherent network of actors and institutions, its integrated processes, its joint exploitation of birds, human workers and the environment, and its role in the emergence and evolution of zoonotic avian influenza. To this end, it focuses firstly on the history of the birth of the industry in the US and its development in Turkey in relation to the global neoliberal restructuring of agriculture; secondly on the standard and routine practices and processes of the entire current poultry supply chain with a comparative analysis of industries in the US, Turkey and the EU; and thirdly, on the role of the industrial poultry corporations in the emergence of avian influenza and capital accumulation the industry gained from the 2003-2006 wave of H5N1 subtype with a particular investigation of the case of 2005-2006 outbreak in Turkey. It further concentrates on the larger link between the animal-industrial complex and agro-food capital with zoonotic diseases. It relies on the analysis of digital and printed archival data obtained from a range of sources from the industry, academia and activists in order to account for the extent, practices and impacts of the industry. By following the techniques and technologies deployed by the industry and the contradictions and resistances it continuously creates, the thesis aims to contribute to the fields of critical animal studies and political economy, and the discussions of animal liberation and total liberation of humans, nonhuman animals and nature from capital.
Tedarik zinciri planlamada risk ölçümü ve yönetimi
In today's globalized world, supply chains have global characteristics as well. Instead of geographically separated supply chains, there exists a global single supply chain in the world. Because of this circumstance, disruptions even at geographically distant locations can have severe impacts on all businesses globally. This nature of business increases the importance of supply chain risk management (SCRM) more than ever. Manufacturing plants require accurate tools to measure and manage risks effectively and profitably. In this study, an enhancement to Material Requirements Planning (MRP) type production planning is proposed such that supply chain risk can be measured precisely and risk management policies can be developed accordingly. Initially, supply chain disruptions are defined and categorized and buffers used against these uncertainties are introduced to the MRP optimization model. With this new model and a risk function defined in terms of backlogs, an SCRM framework in the form of buffer management is proposed. Afterwards, the performance of the model with different settings is observed with simulation experiments and the statistical analysis is conducted on the data. Although the most significant buffering policy was found to be the supplier lead times, many findings were discovered on the effects of buffers on the supply chain (SC) risk and the profitability of the business.