Television programs
99 theses under this subject heading
Transmedya hikaye anlatıcılığı: Türkiye'de yayınlanan çocuk programları
Televizyonun icadıyla beraber gelişen teknolojik ilerlemeler izleyici odaklı bir yayın anlayışını beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda ortaya çıkan, gelişen kavramlar vardır ancak ele alınan çalışmada Transmedya ve Karşıt Medya (Cross medya) kavramları üzerinde durulacaktır. Bahsi geçen kavramlar yayıncılık örnekleri üzerinden derinlemesine irdelenecektir. Kavramların tartışılmasıyla devam eden çalışma Türkiye'deki yerli yapım çocuk programları ile sınırlandırılmıştır. Dijital çağın izleyicileri pasif konumdan aktif konuma geçmektedirler. Farklı platformlar arası akışarak çoklu ortamlarda üretken bir şekilde var olmaktadırlar. Dijital olanaklarla başlayan yeni yayıncılık anlayışı çoklu, çapraz medya ortamlarını kullanarak kendine özgü bir dünya oluşturmaktadır. İzleyiciden görsel, işitsel, dijital platformları kullanarak bu dünyanın içine girmesi beklenmektedir. Açılan hikaye ile bütünleşmek için hikayenin medyalarının yer aldığı platformlarda akışmak gerekmektedir. Bu çalışmanın konusu transmedya kavramı bağlamında Türkiye'de yayın yapan yerli yapım çocuk programlarını irdelemektir. Çalışmamın metodolojisi birbirinden farklı çocuk programlarındaki izleyicilerin aktifliği ve pasifliğini sorgulayarak, programların içerik analizlerini içermektedir. Bu çalışmanın sonucu, Türkiye'de yayın yapan yerli yapım çocuk programları hakkında durum analizi yaparak çocukların ne derece üretken olduklarını açığa çıkartmayı amaçlamaktadır.
Medya sektöründe spor tartışma programlarının hazırlanması üzerine kalite fonksiyon göçeriminin uygulanabilirliğinin incelenmesi
Günümüzde en çok kullanılan kavramlardan biri olan medya artık kitle iletişim araçlarının neredeyse hepsini kapsamaktadır. Medya sektöründe birçok alanda programlar hazırlanmaktadır. Spor tartışma programları bunlardan biridir. Spor tartışma programları, farklı dallarda gelişim gösteren spor olaylarının hedef kitleye aktaran medyatik programlardır. Genel olarak insanların dikkatini çeken spor programlarında birçok yorum, sonuç ve röportaj vardır. Kalite fonksiyon göçerimi, basit bir şekilde kullanıcı isteklerini yönetebilir ve ölçülebilir sayısal rakamlara dönüştürmeye yarayan ve bu şekilde hizmet ve üretim parçalarının, alt sistemlerin ve sonucunda istenen prosesin kalitesinin yükseltilmesine yardım eden bir uygulamadır. Kalite fonksiyon göçerimi temel olarak bir firmanın, bir sürecin kalite düzeyinin daha iyi bir noktaya taşınmasına, işletmeyi ya da süreci geliştirme gereksinimlerine bakmasını sağlar. Uygulama ile matrisler ve çizelgeler çıkartılarak kalite yönetimi sağlanır. Özet olarak, medya sektöründe spor tartışma programlarının hazırlanmasında çalışanların istekleri dikkate alındığında kalite fonksiyon göçerimi uygulamasının başarılı bir şekilde uygulandığı görülmektedir. Program kalitesinin daha iyi bir şekilde yükseltilmesi için etkin ve güçlü iletişim, kaliteli, ergonomik, temiz ve estetik malzeme, bütçenin ve ücretin iyi hesaplanması, hedef kitlenin beklentileri ve yayın saat diliminin uygun olması koşullarında gerçekleştirilecek en ufak bir iyileşmenin program kalitesini olumlu bir şekilde etkilediği görülmektedir.
Haber programları arasında yaşanan hashtag savaşları "Kanal D Haber Günaydın" örneği üzerinden değerlendirilmesi: #Bunasıl İş, #Kolay Değil, #Bana Sorarsan ve #Şaka Değil
Televizyon, geleneksel medyanın en güçlü ayaklarından biridir. Televizyon, internet teknolojisinin gelişmesiyle sosyal medya platformlarına önem vermiştir. Geleneksel medyanın görsel ayağı televizyon, sosyal medyayla bağlantılı olarak izleyicinin görüşlerine yer vererek bu platformda kendisine uygun bir alan oluşturmuştur. Sosyal medya, kullanıcıları bir araya getirerek etkileşimi arttırmaktadır. Televizyonlardaki haber programları kamuoyunun haber almasını sağlayan bilgi kaynağıdır. Televizyonlarda yer alan haber programları, sosyal medya aracılığıyla izleyicileri programa davet ederek haberciliği farklı boyutlara taşımıştır. Haber programları, Twitter'ın hashtag sistemini kullanarak interaktif haberciliğe doğru ilerlemiştir. Böylece izleyici yer alan veya almayan bir haberi hashtag üzerinden belirterek programa dahil olmaktadır. Çalışmada, Kanal D'de sabah kuşağında yayınlanan haber programı Kanal D Haber Günaydın'ın yer verdiği hashtagler (#BuNasılİş, #KolayDeğil, #BanaSorarsan ve #ŞakaDeğil) ele alınarak, reyting savaşlarının yanı sıra hashtag savaşlarının nasıl başladığı incelenecektir.
İnteraktif (etkileşimli) grafik tasarım uygulamlarında öğeler ve ilkeler (TRT Çocuk mobil uygulaması/sürüm 1.1)
Günümüzde genel olarak dijital ya da interaktif(etkileşimli) tasarım olarak kabul edilen bu çağda, kullanılan akıllı ve taşınabilir cihazların, internetle birlikte hızlı gelişimi önemli konular arasında yer almaktadır. Ancak asıl üzerinde durulması gereken konunun bu cihazlarda ya da ortamlardaki kullanıcı arayüz tasarımlarının çoklu ortam ile desteklenerek interaktif(etkileşimli) hale getirilmesi önem taşımaktadır. Akıllı taşınabilir cihazların boyutu bilgisayar ekranlarına göre ne kadar küçük olursa olsun interaktif tasarım kuralları halen geçerli olmaktadır. İnteraktif tasarımın içerisinde yer aldığı kullanıcı deneyimi tasarımıyla önemli bir bileşendir ve tasarımcılar mantıksal düşünülmüş eylemler aracılığıyla dikkat çekici web veya mobil arayüzler oluşturmaya odaklanmışlardır. Başarılı bir interaktif(etkileşimli) tasarım, arzulanan kullanıcı deneyimlerini oluşturmak için ilke, eleman ve teknolojiyi kullanmaktadır. Bunu sağlayabilmek için bu ilke ve elemanların iyi bilinerek uygulamalara doğru bir şekilde aktarılması gerekmektedir. Araştırmada İnteraktif(etkileşimli) grafik tasarım ilke ve elemanlarının tarihsel hareketleri ve eğilimleri hakkında insanları bilgilendirmek amaçlanmıştır. Bu sebeple bir disiplin olarak köklerini gün yüzüne çıkartmak istenmiştir. Bu amaç doğrultusunda TRT Çocuk mobil uygulaması ile sınırlandırma yapılmıştır. Yapılan araştırma sonrasında3 farklı uzman görüşü alınmıştır. Bu farklı uzman görüşleri hazırlanan bir formla güvenilirliliği ve geçerliliği onaylanmıştır. Bununla birlikte 10 uzmanın görüşleri doğrultusunda anket maddelerinin frekans ve yüzde dağılımları tablolarla ifade edilmektedir. 10 uzmanın görüşleri arasındaki tutarlılığın bir ölçüsü olarak sınıf içi korelasyon katsayıları incelenmiş uzmanlar arasındaki değerlendirme puanları arasındaki korelasyonun 0,98 olduğu yani 10 uzmanın görüşlerine dayalı değerlendirmeye ait güvenirliğin 0,98 ile çok yüksek düzeyde tutarlı olduğu görülmektedir. Bu durum TRT Çocuk mobil uygulamasının interaktif grafik tasarım ilke ve elemanlarına göre ne derece uygun olduğuna dair 10 uzmanın görüşleri arasındaki tutarlılığın çok yüksek düzeyde güvenilir olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuçlar dâhilinde TRT Çocuk mobil uygulamasının incelenen ilkeler ve elemanlar doğrultusunda yeterli olduğu ancak interaktif(etkileşimli) yönüyle bir takım eksikleri olduğu saptanmıştır. Belirlenen eksikler öneriler ile araştırmada ortaya koyulmuştur. Bu sayede İnteraktif(etkileşimli) grafik tasarım uygulamalarında temel olabilecek ilkeler ve elemanlar belirlenerek, uygulama aracılığı ile somut hale getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: İnteraktif, grafik tasarım, etkileşimli, etkileşimlilik, arayüz, çoklu ortam, öğeler ve ilkeler, TRT Çocuk.
Televizyon program jeneriklerinde, müzik ve hareketli grafik tasarım ilişkisi
Kitle iletişim araçlarından olan televizyon, gündelik yaşamın vazgeçilmez bir parçasıdır. Televizyon kanalları izleyici kitlesini kendisinde tutabilmek için, çok çeşitli programlar sunar. Çabuk tüketilen bu sunumların sürekli yeniliklerle dolu olması ve izleyiciyi sürekli etkilemeye çalışması, televizyon kanalının izlenme oranlarını arttırır. Kanal logosu altında, hedef kitleye en çarpıcı televizyon grafik tasarımlarının sunumu ve çeşitli programların yayınlanması, birçok kanalın birbirinden ayrılarak, izleyici tarafından fark edilmesini sağlar ve televizyon kanalının görsel kimliğini ön plana çıkarır. Görsel kimlik unsuru olarak jenerik, kurum kimliğini, kanal logosu kadar etkili biçimde izleyiciye aktaran grafik tasarımlarıdır. "Televizyon Program Jeneriklerinde, Müzik ve Hareketli Grafik Tasarım İlişkisi" başlıklı bu araştırma kapsamının ilk bölümünde, program jeneriğinin tanımı, açılış ve kapanış jeneriklerinin özellikleri, kurumsal jenerikler, haber bülteni, spor haberleri, hava durumu jenerikleri, reklam jenerikleri ve program jenerikleri üzerinde durulmaktadır. İkinci bölümde ise hareketli grafik tasarımın tanımı, hareketli grafiklerde tasarım kuralları, renk ve ton, yazı ve görüntü ilişkisi, hareket, form, derinlik, ses ve görüntü ilişkisi incelenmektedir. Çalışmanın üçüncü bölümünde, müzik kavramı ve müziği oluşturan temel öğelerden ses, ritim, melodi, armoni hakkında bilgi verilmektedir. Dördüncü bölümde ise müzik ve hareketli grafik tasarım ilişkisi üzerinde durularak, müzik ve iletişim, müzik ve sinema ilişkisi, müzik ve jenerik ilişkisi, jenerik türlerine göre müzik seçimi, araştırıldı. Türkiye'den ve dünyadan örnekler incelendi, program jeneriği tasarlayıp uygulayan profesyonellerle röportajlar yapılarak televizyon program jeneriği tasarımı hakkında, görüşlere yer verildi. Anahtar Kelimeler: Televizyon Program Jeneriği, Müzik, Hareketli Grafik Tasarım
Evlilik programları temelinde kadın kimliğinin değerlendirilmesi
Evlilik programlarında kadın ve erkek özneler, toplumsal rolleri üzerinden gerçeğin benzeri olarak temsil edilmektedirler. Kadın ve erkek özneler bu temsiller içinde geleneksel ataerkil kültüre ve toplumsal cinsiyet rollerine dayanarak kurulmaktadır. Bu temsil sürecinde egemen olan geleneksel/ataerkil vurguların yanında ahlak anlayışına, toplumsal cinsiyet ayrımına ve evlilik kurumuna yönelik ifadeler yer almaktadır. Bir başka ifadeyle; kadınlık yapmak, anne olmak ya da iyi bir eş olmak kadınlara biçilen rollerdir. Bunun yanı sıra, nikâhsız yaşayan bir kadın hafif kadın, metres, cahil, mağdur ya da kullanılarak atılmış olarak tanımlanır. Kullanılan ifadelerde, kadın ve erkeğe atfedilen nitelikler tekrarlanarak ataerkil söylem vurgulanır. Bu durum toplumsal ayrımcılığın cinsiyet boyutunu göstermektedir. Cinsiyet ayrımcılığı ise kadın ya da erkek fark etmemekle birlikte pozitif veya negatif olarak ortaya çıkabilmektedir. Yaşadığımız toplum içerisinde ise kadına yönelik şiddetin fazla olması, kadın kimliğine yapılan negatif ayrımcılığın en net göstergelerinden birisi olmuştur. Kadının kendi eşini seçemediği, dilediği gibi yaşayamadığı vb. bir çok durumda kadın kimliğine atfedilmiş yakıştırmalar, kadının bu durumu içselleştirmesi ile sonuçlanmıştır. Televizyon programlarında yer alan evlilik ve çöp çatan türündeki yayınlarda dahi, kadının karşısındaki eş adayından beklediği ile erkeğin kadına ilk önce vaat ettiği şey hep aynı olmuştur: Mal-mülk. Bunun sebebi ise kadının kendini güvende hissetme içgüdüsüdür. Ekonomik özgürlüğü olmayan veya yeterli düzeyde olmayan kadınlar aşk evliliği yerine garantör mülk evliliği yapma yoluna gitmişlerdir. Bu durum her iki taraf için geçerli olsa da kadının bunu ister istemez bilinçaltına yerleştirmesi bu tarihsel sürecin kadına yüklemiş olduğu baskı/etki ve sorumluluğun sonucu olmuştur.Kadın üzerinde oluşan bu güven sorunu, kadının kendi kararlarını alamaması veya aldığı herhangi bir karar karşısında yargılanması, toplum tarafından dışlanması, suçlanması sonucunu da birlikte getirmiştir. Tüm bunların aslında karakteristik özellikler şeklinde nesilden nesile geçtiği toplumsal bir kültür transferi olmuştur. Anahtar Kelimeler: Evlilik, kadın, ataerkillik, evlilik programları
Türkiye'de tartışma programı dekorlarında grafik öğelerin incelenmesi
Televizyon, son yüzyıla damgasını vurmuş olmakla beraber, izleyiciye kurgulanmış bir çok farklı dünya sunar. Stüdyolarda oluşturulan dekorlarda bir çok türde program, bu hayal pazarlama işinde kullanılır. Televizyon programlarının,içerikten sonra, hatta bazen içeriğin de önüne geçerek izlenir kılan en etkili etmenlerden biri, şüphesiz dekor ve dekorun yapımında kullanılan grafik öğelerdir. Kullanılan renk, ışık, dekor parçaları ve elektronik aksamlar gibi diğer yardımcı malzemelerle yapılmak istenen, programın izlenirliğini artırmaktır. Günümüz modern televizyon yayıncılığının içerisinde bulunduğu izlenme yarışı nedeniyle, dekorlardaki detaylar daha önemli bir hal almaktadır. Bu detayların en önemlisi ise, dekorda kullanılan grafik öğelerdir. Bu çalışmada tartışma programlarının dekor tasarımında kullanılan grafik öğeler incelenmiştir.
Medyada erkekliğin inşası: "Zuhal Topal'la Sofrada programı"
Toplumsal düzlemde kimlik edinme ve özneleşme sürecinde cinsiyetin belirgin bir rolü vardır. Bu rol aslında kültürel bir yapının sonucudur. Toplumsal düzen cinsiyetlere belirli davranış ve düşünüş biçimleri kodlar. Bu kodlar özünde iktidarın kurallarına ve bireyler için uygun gördüğü normlara işaret etmektedir. Ataerkil sistemin devamlılığını sağlamak adına Foucault'ya referansla iktidar söylemsel olarak özneyi inşa eder. Bu inşa sırasında toplumun değerleri ve "normalleri" temel alınır. Toplumsal cinsiyetin oluşumu toplum yapısına göre şekillenir. Bu bağlamda çalışma, Judith Butler ve Michel Foucault'nun görüşleri esas alınarak iktidar, özne, söylem gibi kavramların toplumsal cinsiyet yapısındaki merkezi konumuna dikkat çekmekte ve hegemonik erkekliğin inşasına odaklanmaktadır. Çalışmada, medya aracılığıyla yeniden üretilen ataerkil söylemin açığa çıkarılması, erkekliğin inşasının analiz edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini Fox Tv'de yayınlanan Zuhal Topal'la Sofrada (2018) programı oluşturmaktadır. Seçilen bölümler feminist eleştirel söylem analizi yöntemiyle incelenmiştir. Elde edilen bulgular medyanın ataerkil ideolojinin pekiştiricisi olduğunu ortaya koymaktadır. Programda kadınlık dolayımıyla erkeklik yeniden üretilmekte eril söylemler aracılığıyla pekiştirilmektedir.
Reframing through simultaneous interpreting: The 2020 US Presidential debates in the shadow of a pandemic
The U.S. Presidential Debates are one of the most followed TV shows being interpreted live in many countries as well as in Turkey. The year 2020 was noteworthy in the sense that the debates were held in the shadow of a pandemic. Along with that, the tumultuous environment with overlapping talks of the candidates received a great deal of attention. In Turkey, this year's debates were interpreted live on TV with the new working conditions shaped by the precautions due to the pandemic. It is against this background that this study aims to examine how the 2020 American presidential debates are reframed through simultaneous interpretation on television. Against this backdrop, recordings of the simultaneous interpretation of the debates were obtained from 2 news outlets. Furthermore, in-depth interviews with the interpreters of the Presidential Debates were corroborated with the real interpreting instances. Through interviews, working conditions and preparation process of the interpreters will be analysed as well as their decisions pertaining to the interpretation of the debates. As a result, the data and the interviews will be scrutinized in the light of Framing Theory to shed light on the question how the simultaneous interpretation of the presidential debates were (re)framed and the interpreters become (re)framers. Correspondingly, the results prove that along with working conditions and preparation processes framing the simultaneous interpretations, interpreters as well (re)frame the debates with the decisions and strategies they adopt.
Konu modellemeye dayalı bir izleyici araştırması: Survivor Türkiye Yunanistan 2019
Bu çalışmada, izleyicilerin yorumları bağlamında toplumsal cinsiyet, hegemonik erkeklik ve milliyetçilik anlatılarının, bir reality show programında nasıl yarıştırıldığı incelenmiştir. "Survivor'da yarıştırılan nedir?" sorusundan hareket eden bu araştırmanın amacı, yayınlanmaya başladığı tarihten itibaren 7'den 70'e geniş bir izleyici kitlesi yaratan 'Survivor' programında üretilen anlamlarla, farklı yaş, cinsiyet ve statülere sahip izleyicilerin okumaları arasındaki ilişki, konu modelleme yöntemi ile ortaya koymaktır. Toplumsal cinsiyete ilişkin egemen anlatıların ve milliyetçi söylemlerin, programda nasıl yeniden üretildiği ve bu çerçevede programın izleyiciler tarafından nasıl yorumlandığı çalışma için önem taşımaktadır. Bu kapsamda elde edilen verilere dayanarak, Türkiye'de en çok izlenen reality show programı olan 'Survivor' programının konu modelleme yöntemine dayalı bir metin analizi yapılmıştır. Yapılan analizler neticesinde ise milliyetçilik anlatılarının, geleneksel toplumsal cinsiyet rollerinin ve hegemonik erkeklik söylemlerinin, programda yer alan yarışmacılar, program yorumcuları ve araştırmaya dahil olan katılımcılar tarafından sıklıkla yeniden üretildikleri sonucuna varılmıştır.
1968'den günümüze TRT programları içinde plastik sanatlar konusunun ele alınışı ve günümüzden bir örnek belgesel uygulama
"1968'Den Günümüze TRT Programları içinde Plastik Sanatlar Konusunun Ele Alınışı ve Günümüzden Bir Örnek Belgesel Uygulama" başlıklı bu çalışma raporu iki ana başlıktan oluşmaktadır. İlk bölümde "TRT'de Plastik Sanatlar Konulu Programlar" başlığı altında TRT'nin ilk yayın tarihinden 2008'e kadar olan yayınlar bir tablo halinde sunulmuş ve 2008'den günümüze kadar yayınlanan programlar ise TRT kurumunun üst düzey yöneticileri ve bazı yapımcı ve yönetmenlerin kişisel görüş ve değerlendirmelerinden yararlanılarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. İkinci bölüm ise "Plastik Sanatlar İçerikli Programlara Günümüzden Örnek Bir Belgesel" Başlığı altında ülkemizin Cumhuriyet dönemi öncü seramik sanatçılarından Hamiye Çolakoğlu'nun sanat hayatı boyunca ortaya koyduğu eserlerini ileriye taşıyabilmek ve kalıcılığını sağlayabilmek için tasarladığı müze oluşturma fikrinin anlatımıdır. Hamiye Çolakoğlu'nun bu müze fikrini hayata geçirebilmek için gösterdiği çaba öğrencilerini de bu hayalin bir parçası haline getirmiştir ve birlikte başlattıkları bu yolculuk maalesef ki 2014 yılında aramızdan ayrılmasıyla öğrencilerinin devraldıkları bu müze kurma hayalinin sürdürülmesinin ve bir sonuca ulaştırılabilmesinin hikayesi olmuştur. Bu kapsamda yapılan araştırmalarla günümüze kadar ekranlardan yansıyan plastik sanatlar içerikli programların önemini güncel bir uygulama ile destekleyerek vurgulamak amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: TRT, plastik sanatlar, belgesel, müze, yaratıcılık
Ana baba ve eğitimcilerin okul öncesi çocukların televizyon kullanımına ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; medya okuryazarlığı kapsamında anababa ve eğitimcilerin okul öncesi çocukların izledikleri televizyon programının türü, televizyon izleme süresi ve etkilerini değerlendirme açısından televizyon kullanımına ilişkin mevcut ve olması gereken durum hakkında görüşlerinin incelenmesidir. Araştırma nitel araştırma yöntemleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın katılımcıları belirlenirken iki örneklem yöntemi kullanılmıştır. Bunlardan "kolay ulaşılabilir durum örneklemesi" ile araştırmanın katılımcı öğretmenleri ve anababaları, "ölçüt örneklem" ve "kolay ulaşılabilir durum örneklemesi" yöntemlerinin bir arada kullanımı ile de çalışmanın uzman katılımcıları belirlenmiştir. Bu kapsamda özel okuldan dört ana sınıfı öğretmeni ve bu sınıfların anababalarından toplam 29'u, devlet okulundan iki ana sınıfı öğretmeni ve bu sınıfların anababalarından toplam 15'i çalışmaya gönüllülük esasıyla katılmıştır. Çalışmanın tüm katılımcıları için geçerli olan gönüllülük esası ile uzmanlığını program geliştirme ve öğretim alanından almış bir akademisyen, uzmanlığını okul öncesi eğitiminden alan iki akademisyen, rehberlik ve psikolojik danışmanlık alanından iki ve radyo televizyon ve sinema alanından iki uzman çalışmaya katılmıştır. Çalışmanın verileri araştırmacı tarafından hazırlanmış olan yarı yapılandırılmış görüşme formu, açık ve kapalı uçlu sorulardan oluşan anket ve doküman inceleme formu kullanılmıştır. Veriler nitel araştırma yöntemleri kullanılarak betimsel ve içerik analizi ile analiz edilmiştir. Çalışmanın bulguları ve sonucunda medya okuryazarlığı kapsamında okul öncesi anababalarının ve öğretmenlerinin çocukların televizyon kullanımına ilişkin izledikleri televizyon programının türü, televizyon izleme süresi, televizyon programlarının etkilerini değerlendirme açısından mevcutta yaptıklarının yeterli olmadığını işaret etmiştir. Çalışmanın katılımcılarının görüşleri doğrultusunda olması aynı açılardan olması gereken durum ortaya çıkarılmıştır.
2010 sonrası Türk dizilerinde eril söylem
Televizyon programlarının önemli unsurlarından olan diziler, son dönemlerde Türk televizyon izleyicisi tarafından oldukça tercih edilmektedir. Reytinglerden de anlaşılacağı üzere en fazla tercih edilen programlar diziler olmaktadır. Dizilerdeki rollere belirli kodlar yüklenmektedir. Bu kodlar izleyiciye yansıtılmakta ve bir nevi izleyici kendisini konumlandırmaktadır. Türk toplum yapısının ataerkil söylem kalıplarına uygun erkek kodlar oluşturulmaktadır. Bunlar erkeğe biçilen roller olarak karşımıza çıkmaktadır. Geleneksel yapıya uygun ya da çağdaşlaşmaya uyum gösteren kod örnekleri erkek roller tarafından yansıtılmaktadır. Televizyonun toplumu yönlendirme ya da istediğini aşılama özelliği göz önünde bulundurulduğunda, yansıtılan erkek rolleriyle "olması gereken" davranış kalıplarının toplumsal olguya dönüştüğünü söyleyebilmekteyiz. Çalışmanın amacı toplumsal cinsiyet rollerinin ne şekilde yansıtıldığı ve televizyon dizilerinde eril söylem inşasının nasıl gerçekleştiğini incelemektir.
Komedi programlarında gazeteciliğin sosyal temsilleri: Last Week Tonight örneği üzerine bir inceleme
İzleyici tarafından komedyenlerin gazetecilerden daha güvenilir bulunduğu şu günlerde, Serge Moscovici'nin Sosyal Temsiller Teorisi'ni kullanarak bu araştırma Amerikan komedi programlarının gazetecilik sosyal temsilini nasıl inşa ettiklerini açıklıyor. Özel olarak Last Week Tonight with John Oliver niceliksel ve niteliksel içerik analizi yaparak incelenıyor. Böylece, tezde Amerikan liberal kitlesi tarafından ve tüm dünyada izlenen programın, günlük hayatta gazeteciliğin ve gazetecilerin rolünü nasıl nesneleştirildiği ve demirlendiği belirtilmektedir.
Selves on display: Neoliberal subjectivities in Turkey in the first decade of the twenty-first century through the lens of reality TV shows
This thesis aims to contribute to the studies of neoliberal and postmodern subjectivity by operationalizing the concept of self-display. Self-display is analyzed as a technology of neoliberal subjectification, this latter being indispensable for the sustenance of today?s capitalism. Based on the observation that we are now living in a culture of self-display, which means that we are projecting ourselves as carefully crafted images in order to attain visibility; this thesis tries to understand both this phenomenon, and the society which gave birth to it. It can be said that this study is an attempt to see the society through the window of self-display, and to understand self-display itself, in order to unravel through what mechanisms it is able to function. Out of three sites which open up the fields in which self-display actualizes, namely Reality Shows, social media and the job market, reality shows is chosen. Thus, a Turkish fashion reality show ?Bugün Ne Giysem? (What Should I Wear Today) is selected as a case study, which gave us important insights about the mechanisms through which individuals are interpellated to neoliberal subject positions, namely, how these mediums of neoliberal subjectification legitimize themselves, into which desires they intrude and what they offer to the individuals. That neoliberal subjectivity establishes itself by intruding at the level of desire is a well-covered subject in the social sciences literature. This thesis tries to bring in a new aspect of the phenomenon and if possible, to widen the picture, by bringing in the levels of legitimation and satiation side by side with that of desire.
Son dönem değişen reyting ölçüm sisteminin medya yayın program içeriğine etkileri (Acun Ilıcalı örneği üzerinden)
Bu tez çalışmasında son dönemde değişen reyting ölçüm sisteminin TV programları-içerikleri üzerindeki etkileri incelenerek Acun Ilıcalı ve TV8 örneği üzerinden değerlendirilmiştir. TV'nin toplumla koşut şekillendiği görüşünden hareketle, Türkiye toplumunun sosyo-kültürel ve de politik alt-üst yapısı literatür taraması ile incelenmiştir. Değişen reyting ölçüm sisteminin TV8'in program ve de içeriklerine etkilerini saptamalarımızı nesnelleştirmek adına sayısal reyting göstergeleri bağlamında eleştirel çözümleme yöntemi ile ortaya konmuştur. Acun'un değişen reyting sistemi öncesinde ve de sonrasında TV'yi kodlayışı program dil ve kurgusu bağlamında ele alınarak sisteme uyum sağlama yöntemleri Show TV ve de TV8'deki içeriksel farklar doğrultusunda TV'de içerik analizi yöntemine binaen tanımlanmıştır. Tez 6 bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Türkiye'nin medya tercihlerini etkileyen siyasi-toplumsal tarihin önemine değinilmiştir. İkinci bölümde Türkiye toplumsal kültürünü etkileyen yaklaşımlar ortaya konulmuştur. Üçüncü bölümde Türk medya tarihindeki kırılma noktaları irdelenmiştir. Dördüncü bölümde reyting olgusu, beşinci bölümde ise TV'de gerçeklik kavramı konuları anlatılmıştır. Altıncı ve son bölümde ise Acun'un TV programcılığına bakışı ele alınarak tezimizin ana damarı ortaya konulmuştur. Sonuç bölümünde ise değişen reyting ölçüm sisteminin TV8'e yansımaları ve de yakın gelecekte araştırılması gerekli olacak olan duruma değinilmiştir.
Toplumsal cinsiyet rejiminin medya aracılığıyla yeniden üretimi: Müge Anlı ile Tatlı Sert örneği
Bu çalışmada, birbirinden farklı toplumsal cinsiyet performanslarının gerçekleştiği bir yer haline gelen stüdyoda, bahsi geçen şov programında adı bir şekilde suça karışmış kişiler, avukat, psikolog gibi birbirinden farklı profesyonel meslek sahipleri, seyirciler ve sunucu gibi çeşitli aktörlerin arasında meydana gelen olaylara odaklanılmıştır. Program süresince konukların, adli makamlar tarafından çözümlenemeyen vakaları çözüme kavuşturduğu iddiasında olan bir televizyon programında, programa katılan kişilerin olaylarda bahsi geçen diğer aile bireylerini ve olayla ilişik olduğunu düşündüğü tanıdıklarını da programa davet ederek hak arama çabasına odaklanılmıştır.
Televizyonda gerçeklik algısına sanal gerçeklik programlarının etkisi
İnsanoğlu yaşadığı evrende gerçeklik duygusunun temelini hep merak etmiştir. Gerçeğin peşinde giden insan, neyin gerçek neyin simülasyon olduğuna ilişkin yaşamın başladığı andan itibaren çalışmalar yapmıştır. Beynin algı yapısı üzerinde yapılan çalışmalar da gerçeklik algısının temel dinamiklerini bulmaya çalışmaktadır. Gerçekliğin ve sanal gerçekliğin üretimi hangi biçimde olursa olsun insanın hep merakını çekmiştir. Sihirli beyaz cam olarak adlandırılan televizyon insanları saatlerce ekran başına toplamış ve kendi gerçekliği ile yaşamın akışında önemli bir araç haline gelmiştir. Televizyon siyah beyaz dönemin ardından renkli hale gelmesi, daha sonra görüntü formatında çözünürlük bağlamında büyük gelişmeler göstermesi, üç boyutlu yayın teknolojileri ile de seyircilerin kendi gerçekliğinde yaşamalarına çaba göstermektedir. Teknoloji okuryazarlığına bağlı olarak günümüzde de televizyon teknolojilerinde kullanılan içerik, biçim ve yöntemler ile seyircinin kendisi dışında gerçekleşen akışa şaşırdığı durumlar meydana gelmektedir. Televizyon yaşamın her anında yayın yaptığı için bilgisayar ve iletişim teknolojilerinde meydana gelen her tür gelişmeden etkilenmektedir. Günümüz insanlarının gerçek algısı da bu teknolojik gelişmelere paralel olarak değişmektedir. Televizyon yayıncılığı bu paradigma değişimine koşut olarak kendi yayın teknolojilerinde dönüşüm gerçekleştirmek zorundadır. Geleneksel yayın teknolojileriyle günümüz izleyicisini ekran başında tutmak pek mümkün değildir. Ancak bilgisayar teknolojilerindeki gelişmeler televizyon yayıncılığına yeni olanaklar ve fırsat sağlamaktadır. Televizyon programcılığında en önemli konulardan biri programların dekor yapılarıdır. Son zamanlarda dünya çapında stüdyolar televizyonlar tarafından kullanılmış olsa bile bu tür büyük dekorlar sadece tek bir program için kullanılmaktadır. Bu yapı hem ekonomik hem organizasyon hem de teknolojik olarak yürütülmesi çok zor bir durum halini almıştır. Sanal gerçeklik olarak tanımlanan dekor çalışmalarında ise "sonsuz" bir dekor yapısı ile onlarca programı tek bir stüdyoda ve çok kısa bir süre içinde televizyonlar kullanmaktadır. Birkaç saat içinde; bir anda boğazda bir yalıda, bir anda dünyanın en ünlü kütüphanesinde, bir anda Türkiye'nin en çok ziyaret edilen müzesinde olunabilmektedir. Televizyon yayıncılığı hem yeni izleyici alışkanlıkları hem de yayın teknolojilerindeki yenilikçi yaklaşımları ile seyircileri ekran başına toplaması gerekmektedir. Televizyonda Gerçeklik Algısına Sanal Gerçeklik Programlarının Etkisi çalışmasında, TRT 2 televizyonu tarafından kullanılan sanal gerçeklik uygulamaları ele alınmaktadır. Uygulamada gerçeklik duygusunun seyirciye ulaşması için tam bir sanatçı titizliği ile dekordaki en ince detaylar üzerinde saatlerce, günlerce çalışmalar yapılmaktadır. Türkiye'de sadece TRT 2 kanalı tarafından kullanılan bu uygulama tüm programlarda uygulanırken sadece kamera önündeki kişilerin oturduğu masa, sandalye vb. dekor malzemeleri somut malzemelerden oluşmaktadır. Uygulamanın niteliği ve niceliği, sanal gerçeklik uygulamaları gerçekleştiren ekip ile sanal dekor uygulaması belgesel olarak ele alınmaktadır.
Symmetric equilibrium in contests: Evidence from a TV show
This paper analyzes symmetric equilibrium resolving the behaviors of the contestants in a cooking contest where points are revealed at the end of each stage. There is an independent observer who evaluates the cook without revealing her grades until the last stage. This research differs from the past papers regarding these two issues. The focus is on the paper by Schüller et al. (2014) where the pro-social behavior in another cooking contest "Come Dine with Me" is analyzed. This paper depicts the differences and compares the results with that research. It constructs equilibrium for this multi-stage game with the assumption that the contestants are rational. It is also observed that the contestants indeed converge to this suggested equilibrium most of the time; although, coordination is not always possible among the contestants. Moreover, this paper explains the deviations from the equilibrium in behavioral concepts. Furthermore, it is examined that the first contestant is disadvantageous, and that the independent observer has an immense impact on the results.
Televizyon program yapımında dış-çekim
Ö Z E T "Televizyon Program Yapımmda-Dış Çekim" adlı bu çalış mada dış çekim, program yapım süreci içinde ayrı bir süreç olarak ele alınmıştır. "Dış çekim süreci" personel (insan gücü), araç-gereç ve organizasyon alanlarında incelenmiş, çekim öncesi, çekim sonrası aşamalarında karşılaşılabilecek sorunlara karşı çözümler önerilmiş ve uygulamada kolaylıklar getirecek pratik bir çalışma yöntemi oluşturulmağa çalışılmıştır. Dört bölümden oluşan çalışmanın birinci.bölümünde, ile tişimin alanı açıklanmış, kitle iletişim araçlarının iletişim deki yeri ve boyutlarından söz edilmiş, bu araçların simgesi haline gelen televizyonun önemi, işlevleri ve etkinliğinin ne denleri ortaya koyulmuştur. Televizyon programlarından bekle nen çeşitliliğin, televizyonun işlevlerini yerine getirmesi ile eş anlamda olduğu ve çeşitli program üretme gereksinmesi nin program yapımcısını stüdyo dışına çıkmağa zorlayan neden lerden biri olduğu belirtilmiştir. Yine bu bölümde çalışmanın sorunu, amacı, yöntemi ve sınırlılıkları açıklanmıştır, İkinci bölümde, program yapım sürecinin ? aşamaları., yapım öğeleri ve program yapısının belir lenme aşamaları, çalışmanin konusu ile ilgileri ölçüsünde kaynaklara dayanılarak anlatilmış, bu 8889 açıklamaların, sonucunda dış çekimin neden gerekli olduğu soru suna açıklık getirilmeğe çalışılmış tir. Üçüncü bölümde dış çekimin stüdyo çekimlerinden farklılı ğı, işlerleri, avantajları ve dezavantajları, yapım yöntemleri ve yapım türlerine göre özelliklerinin neler olduğuna değinil miştir. Dördüncü bölümde ise dış çekim süreci, bu süreci or taya çıkaracak olan; insangücü, araç-gereç ve organizasyon öğelerinin çerçevesinde incelenmiş, süreç içindeki çalışmala rın tümü demek olan dış çekim organizasyonu; çekim öncesi ha zırlık, çekim ve çekim sonrası işlemleri ile ayrıntılı olarak anlatılmış, bütün bu işlemlerin "ne şekilde yapılacağı" belir tilerek yönteme ilişkin öneriler geliştirilmiştir. Bütün televizyon yapımlarında olduğu gibi, dış çekim lerde de başarı j yapım merkezinin olaya ve çalışanlara yakla şımı, iyi düzenlenmiş yapım koşullarının yanısıra var olması, yerleşmesi Ve bu işe katılan herkes tarafından uyulması gere ken bazı kuralların ve disiplinli çalışmanın sonucudur.
Televizyon yapımlarında ses boyutunun yaratılması
ÖZET 20. yüzyılın ikinci yarısında, televizyon yapımları insan yaşamın da önemli ve popüler bir yer tutar. "Televizyon Yapımlarında Ses Boyutu nun Yaratılması" başlıklı bu çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, sesin tanımı ve meydana gelişi, sesin temel öğe leri başta olmak üzere, sesle ilgili temel kavramlar, sesin fiziksel davranışları ve akustik koşulların sesin fiziksel davranışına etkileri incelenmiştir. İkinci bölümde, televizyon yapımlarında sesin yeri ve önemi, ses- görüntü ilişkilerinin işlevleri, konuşma ses efektleri ve müzik bazında ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, televizyon yapımlarında ses boyutunun yaratılması ve ses-zaman, ses-mekan ilişkileri üzerinde durulmuştur. Sonuçta ise, televizyon yapımlarında ses boyutunun oluşumunu et kileyen öğeler, bir örnek içerisinde incelenmiştir.
Etkileşimli televizyonda eğitim/öğretim amaçlı program hazırlama -Açıköğretim için model önerileri-
T- 1016 ?~ f DOKTORA TEZ OZU ETKİLEŞİMLİ TELEVİZYONDA EĞİTİM/ÖĞRETİM AMAÇLI PROGRAM HAZIRLAMA T. Volkan YÜZER Sinema Televizyon Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Haziran 2001 Danışman: Prof. Dr. Mehmet KESİM Yirminci yüzyılın son çeyreğinde televizyon ile ilgili olan gelişmelerden biri de etkileşimli televizyon çalışmalarıdır. Bu televizyon anlayışında televizyon izleyicileri, televizyondaki sunumları (programlan veya filmleri) sadece izlemekle kalmayıp onları yönlendirebilme şansına da sahip olabilmektedir. Ayrıca, birçok sunum arasından istediklerini seçip izleyebilmektedir. Bu gelişme televizyon aracılığıyla yapılan uzaktanöğretim çalışmalarını da etkilemiştir. Dünya çapında, etkileşimli televizyonun kullanılmasıyla izleyici/öğrencilerin televizyon karşısında nasıl aktif duruma getirilebileceği hakkında çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Bu tür bir eğitim/öğretim tarzının öğrenci üzerinde daha etkili ve verimli sonuçlar doğuracağı öne sürülmektedir. Yapılan araştırmada etkileşimli televizyonun özellikleri, eğitim/öğretim amaçlı olarak nasıl kullanılabileceği ve bir örnek olarak Türkiye'deki Açıköğretim Fakültesi'nde nasıl uygulanabileceği (model önerileriyle beraber) incelenmiştir.
Türkiye'deki televizyon kanallarında yayınlanan "Evlilik Programlarında" egemen evlilik değerlerinin yeniden üretimi
Bu çalışma ticari televizyon kanallarında yayınlanan evlendirme programlarında, hâkim evlilik değerlerinin yeniden, nasıl üretilip dönüştürüldüğünü sorunsal olarak belirlemiştir. Kültürel çalışmalar sorunsalıyla üretilen bu çalışma, medya metinlerindeki ideolojik yeniden üretimi metin analizi yöntemiyle analiz etmiştir. Medyanın sahiplik yapısının medya içeriklerini magazinleştirmesi neticesinde üretilen evlilik programları, çalışmada eleştirel ekonomi politik yaklaşıma da vurgu yapılmasını gerekli kılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde medyanın kapitalist üretim tarzı içerisinde nasıl yapılandığı sorgulanmış, bu çerçevede küreselleşme, deregülasyon ve neoliberal politikaların medya alanındaki uygulamaları, Türkiye medyasında tekelleşme, standartlaşma ve tektipleşme konuları ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde ilk insan topluluklarından günümüze kadar gelen süreçte aile ve evliliğe ilişkin literatür incelenmiştir. Ardından Osmanlı/Türk toplumunda geleneksel ve modern aile yapıları tarihsel bağlamda ele alınarak eş seçimini etkileyen faktörler ortaya konulmuştur. Çalışmanın son bölümünde ise medyada artan magazinleşme eğilimleri ve kadın kuşağı programları tartışılmıştır. Çalışmanın analiz kısmında, Türkiye'deki televizyon kanallarında yayınlanan evlilik programlarından en çok izlenen ve popüler olan iki tanesi seçilmiştir. Bu bölümde 2015 yılında Fox Tv kanalında yayınlanan "Esra Erol'la" isimli ve Show Tv kanalında yayınlanan "Evleneceksen Gel" isimli evlilik programlarından amaçlı örneklem olarak seçilen, her iki kanaldan eşit sayıda olmak üzere toplam 12 program analiz edilerek, hâkim evlilik değerlerinin ideolojik olarak nasıl üretildiği metin analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Bu çerçevede Türkiye'de egemen olan modern ile gelenekselin iç içe geçtiği karmaşık kültürel değerlerin evlilik programlarında yeniden üretildiği sonucuna varılmıştır.
Televizyonda yayınlanan gastronomi konulu gezi programlarının davranışsal tatma niyetine etkisi
Kitle iletişim eski zamanlardan beri sosyal bir varlık olan insanın ayrılmaz bir parçasıdır. İlk zamanlarda toplu yaşamanın bir gereği olan ve asgari düzeyde ihtiyaçları gidermek üzere kurulan kitle iletişim, Sanayi Devrimi'nden Bilgi Çağı'na geçiş sürecinde bilgi verme, eğitme, sosyalleştirme, motive etme ve kültürel tanıtma gibi farklı işlevler kazanmıştır. 21.yüzyılda kitle iletişim dünyadan haber, bilgi ve enformasyon sağlamasının yanında siyasi, sosyal ve ekonomik gelişmelerin bir öncüsü haline gelmiştir. Günümüzde son derece yaygın ve etkili olan bir kitle iletişim aracı olan televizyonun ürünlerinden olan programlar bu gelişmeleri sağlayacak işlev ve niteliktedir. Çalışmada televizyonda yayınlanan gastronomi konulu gezi programlarının bireylerin davranışsal tatma niyeti üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Eskişehir'de Kolayda Örnekleme Yöntemi ile belirlenmiş 496 kişiden veri elde edilmiş ve Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılmıştır. Sonuç olarak gastronomi konulu gezi programlarının merak uyandırma ve sosyal etki işlevlerinin bireylerin davranışsal tatma niyetine etkisi saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kitle İletişim, Televizyon, Gastronomi Turizmi, Gastronomi Konulu Gezi Programları, Davranışsal Niyet.