Realistic mathematic education
66 theses under this subject heading
Gerçekçi matematik eğitiminin 7. sınıf eşitlik ve denklemler konusunda öğrencilerin başarılarına etkisi ve öğrenci görüşleri
Bu çalışmanın amacı 7. Sınıf cebir öğrenme alanında bulunan eşitlik ve denklem konusunun öğretiminde GME'nin öğrenci başarısına etkisini ve GME'ye ilişkin öğrencilerin görüşlerini incelemektir. Araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma araştırma modeli kullanılmıştır. GME'nin 7. sınıf denklemler konusunda öğrencilerin başarılarına etkisini incelemek amacıyla nicel araştırma yöntemi, GME'ye yönelik öğrencilerin görüşlerini incelemek amacıyla ise nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılı Siirt ilinin Merkez ilçesi Alparslan Ortaokulu 7. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Uygulama yapılacak sınıfların belirlenmesi için okul müdüründen 7. Sınıfta okuyan öğrencilerin bir dönem önceki matematik not ortalamaları istenmiş ve öğrencilerin matematik not ortalamaları sınıf bazında incelenmiş olup matematik not ortalamalarının normal dağıldığı SPSS21 paket programı yardımıyla görülmüştür. Bu nedenle öğrencilerin not ortalamaları birbirine en yakın olan iki sınıfı almakta sakınca görülmemiştir. Araştırmacı belirlenen iki sınıf arasından deney ve kontrol grubunu belirlemek amacıyla kura yöntemine başvurmuştur. Kura sonucunda 7/A sınıfı kontrol grubu olurken, 7/C sınıfı deney grubu olmuştur. Deney ve kontrol gruplarının başlangıç seviyelerini ve matematik başarıları arasında anlamlı bir fark olup olmadığını görebilmek için her iki sınıfa da başarı testi öntest olarak uygulanmış ve aralarında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Deney grubundaki öğrenciler GME'ye yönelik hazırlanmış olan etkinlikler ve materyaller ile ders işlerken kontrol grubu öğrenciler MEB ders kitabı tabanlı öğretim ile ders işlemişlerdir. Uygulama sürecinin tamamlanmasının ardından deney grubu öğrencilerden gönüllü olanlara "GME'ye yönelik öğrenci görüş formu" verilmiştir. Form aracılığı ile öğrencilerin görüşleri içerik analizi yapılarak incelenmiştir. Nicel veriler sonucunda deney grubundaki öğrencilerin başarılarının kontrol grubundaki öğrencilerin başarılarına göre anlamlı düzeyde arttığı saptanmıştır. Nitel veriler sonucunda ise öğrenciler matematik dersine yönelik ilgilerinin ve tutumlarının olumlu yönde etkilendiği, ön yargılarının azaldığı, eğlenerek öğrendikleri görülmüştür. Anahtar Kelimeler: GME, Eşitlik ve Denklem, Akademik Başarı, Öğrenci Görüşler
Ortaokul matematik ders kitaplarının gerçekçi matematik eğitimine uygunluğunun incelenmesi
Son 20 yılda uluslararası PISA ve TIMSS sınavlarında başarılı öğrencilerin öğrenim gördüğü ülkelerin (Hollanda, İngiltere, ABD, Çin, Endonezya, vb.) çoğunluğunda Gerçekçi Matematik Eğitimi uygulanmaktadır. Gerçekçi matematik eğitiminin son yıllarda önem kazanması sonucu, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler bu eğitim anlayışını matematik öğretim programlarına yansıtmaya başlamıştır. Bu araştırmada da matematik öğretim programlarının uygulanmasında önemli bir araç olan ders kitaplarının gerçekçi matematik eğitimine uygunluğu belirlenmeye çalışılmıştır. Buradan hareketle araştırmanın amacı, 2020-2021 eğitim-öğretim yılında ortaokul 5., 6., 7. ve 8. sınıflarda okutulan matematik ders kitaplarındaki örnek, alıştırma ve ünite değerlendirme sorularının gerçekçi matematik eğitimine uygunluğunu incelemektir. Araştırmanın kapsamını, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından onaylanan ortaokul 5. sınıf düzeyinde iki, 6. sınıf düzeyinde üç, 7. sınıf düzeyinde bir ve 8. sınıf düzeyinde üç adet olmak üzere toplam dokuz adet matematik ders kitabı oluşturmaktadır. Araştırmada, veriler "doküman incelemesi" yoluyla elde edilmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Gerçekçi Matematik Eğitimi Soru Değerlendirme Formu" kullanılmıştır. Uzman görüşleri doğrultusunda düzenlemeler yapılan formdan elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda, 5.sınıftan 8.sınıfa doğru gidildiğinde soruların gerçekçi matematik eğitimine uygunluğunun azaldığı görülmüştür. Yani matematik ders kitaplarında konu alanları somuttan soyutta doğru gittikçe öğrencilerin matematiksel durumları gerçek hayat problemleriyle ilişkilendirmelerini sağlayan soru türlerine daha az yer verildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Gerçekçi matematik eğitimi yaklaşımının 8. sınıf ortaokul öğrencilerinin görsel matematik okuryazarlıklarına, matematik öz-yeterlik algılarına ve akademik başarılarına etkisi
Bu çalışmanın amacı Gerçekçi Matematik Eğitimi yaklaşımının, Görsel Matematik Okuryazarlığına, Matematik Öz-Yeterlik Algısına ve akademik başarıya olan etkisini inceleyip bu yaklaşıma yönelik öğrenci görüşlerini almaktır. Diyarbakır ilinin Hani ilçesine bağlı bir devlet okulunda gerçekleştirilen bu araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemleri aynı anda kullanıldığından karma desenli bir araştırmadır. Araştırmanın nicel kısmında ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Ölçme aracı olarak Olasılık Başarı Testi, Görsel Matematik Okuryazarlığı Ölçeği ve Matematik Öz-Yeterlik Ölçeği kullanılmıştır. Söz konusu testlerden elde edilen veriler; normallik analizleri, ilişkili ve ilişkisiz örneklemler t-testi yapılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunda 27'si deney grubunda, 25'i kontrol grubunda olmak üzere toplam 52 öğrenci yer almaktadır. Araştırma sonucunda; akademik başarı değişkenini açısından deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunurken, Görsel Matematik Okuryazarlığı ve Matematik Öz-Yeterlik algısı değişkenleri açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Çalışmanın nitel kısmında ise içerik analizi kullanılmış, yarı yapılandırılmış Öğrenci Görüşme Formu aracılığıyla öğrencilerin Gerçekçi Matematik Eğitimi yaklaşımına yönelik görüşleri alınmıştır. Elde edilen bulgulara göre öğrenciler Gerçekçi Matematik Eğitimi yaklaşımıyla ilgili: "Günlük hayatta kolaylık sağladığı", "Soyut durumların somut hale getirilmesine yardımcı olduğu", "Matematiği eğlenceli bir hale getirdiği" ve "Öğrenme kalıcılığını sağladığını" gibi ifadelerde bulunmuşlardır. Sayıları az da olsa bazı öğrenciler kendileri dışındaki grupların gürültü yaptıklarını bu nedenle bazen "Odaklanamama" sorunu yaşadıklarını belirtmişlerdir. Öğrencilerin çoğu, matematik dersinin kazanımlarında Gerçekçi Matematik Eğitimi yaklaşımının kullanılması gerektiğini, bazı öğrenciler ise her konunun öğretiminde bu yaklaşımın kullanılmaması gerektiğini ifade etmişlerdir. Öğrencilerin çoğunluğunun Gerçekçi Matematik Eğitimi yaklaşımına yönelik olumlu görüşlere sahip oldukları görülmüştür.
Gerçekçi matematik eğitimi yaklaşımının 10. sınıf veri, sayma ve olasılık ünitesinin öğretiminde öğrenci başarısına etkisi ve öğrenci görüşlerinin incelenmesi
Araştırmanın amacı, GME yaklaşımına dayalı öğretim yönteminin 10. sınıf "Veri, Sayma ve Olasılık" ünitesinin öğretiminde öğrenci başarısına etkisini incelemek ve bu yaklaşıma dayalı öğretim yöntemi hakkında öğrenci görüşlerini ortaya koymaktır. Bu araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma araştırma yöntemlerinden açıklayıcı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel aşamasında, deneysel araştırmalarda kullanılan ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen modeli kullanılmıştır. Gruplardan deney grubundaki öğrencilere GME yaklaşımına dayalı öğretim yöntemi, kontrol grubuna ise geleneksel yaklaşıma dayalı öğretim yöntemi (düz anlatım ve soru-cevap) uygulanmıştır. Araştırmanın nitel aşamasında ise durum (örnek olay) çalışma modeli kullanılmıştır. Çalışma 2018-2019 eğitim-öğretim yılı güz yarıyılında Van ili Gevaş ilçesinde bulunan MEB'e bağlı bir lisenin 10. sınıfında öğrenim gören 60 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçları; her iki gruba öğrencilerin başarısını ölçmek için "Veri, Sayma ve Olasılık Başarı Testi" (ön test-son test) ve deney grubundaki öğrencilere GME yaklaşımına dayalı öğretim yöntemine ilişkin görüşlerini belirleyebilmek için yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Hazırlanan başarı testinin pilot uygulaması 9. ve 11. sınıfta öğrenim gören toplam 93 öğrenci ile yürütülmüştür. Başarı testinin pilot uygulaması sonucunda cronbach alfa güvenirlik katsayısı .87 olarak bulunmuştur. Nicel verilerin analizinde ilişkisiz örneklemler t-testi ve ilişkili örneklemler t-testi kullanılmıştır. Sonuçlar p=.01 anlamlılık düzeyine göre değerlendirilmiştir. Görüşme formundan elde edilen verilerin analizinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Sonuç olarak, GME yaklaşımına dayalı öğretim yöntemi, geleneksel yaklaşıma dayalı öğretim yöntemine göre öğrenci başarısında daha etkili olduğu gözlenmiştir. Aynı zamanda öğrencilerin GME yaklaşımına dayalı öğretim yöntemi hakkında olumlu görüşler ifade ettiği de tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler Gerçekçi matematik eğitimi, veri, sayma ve olasılık, öğrenci başarısı ve görüşleri.
Gerçekçi matematik eğitiminin çarpanlar ve katlar konusundaki öğrenci başarısına ve matematiğe karşı tutumuna etkisi
Bu tez çalışmasının amacı 6. Sınıf Çarpanlar ve Katlar konusu öğretiminde Gerçekçi Matematik Eğitimi yaklaşımının, öğrencilerin akademik başarıları ve matematiğe karşı tutumları üzerindeki etkisini araştırmaktır. Bu amaçla bir ortaokulun 6. sınıf düzeyindeki şubelerinden akademik başarı düzeyi birbirine yakın olan 2 şube seçilmiş olup bu şubelerden biri kontrol diğeri de deney grubu olarak rastgele atanmıştır. Çalışmaya katılan öğrenci sayısı; deney grubunda 9'u kız 13'ü erkek toplamda 22, kontrol grubunda ise 10'u kız 12'si erkek olmak üzere toplamda 22'dir. Başlangıçta her iki gruba da başarı denkliğini belirlemek için düzey belirleme testi (DBT), ön test olarak akademik başarı testi (ABT) ve matematiğe yönelik tutum ölçeği (MTÖ) uygulanmıştır. Ardından beş hafta boyunca, deney grubuna Gerçekçi Matematik Eğitimine göre hazırlanmış etkinliklerle, kontrol grubuna ise matematik dersi öğretim programına uygun MEB ders kitabı etkinlikleriyle konu öğretimi araştırmacı tarafından yapılmıştır. Konu öğretimi sonunda ise gruplara tekrar ABT ve MTÖ uygulanarak, uygulama sonrası öğrenci gruplarının ortalama başarı puanları t testi ile analiz edilmiştir. Bu analiz sonuçlarına göre, GME yaklaşımı ile öğretim yapılan deney grubu öğrencileri ile MEB ders kitabı etkinlikleriyle öğretim yapılan kontrol grubu öğrencileri arasında ortalama akademik başarı puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Fakat deney grubundaki öğrencilerin test puan ortalamasının kontrol grubu öğrencilerinin puan ortalamasından yüksek olduğu sonucu elde edilmiştir. Matematik tutum ölçeği ortalama puanlarının analizi sonucunda ise öğrencilerinin matematiğe karşı tutumlarında deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Bu süreçte Gerçekçi matematik eğitiminin, öğrencilere farklı bir öğrenme ortamı sunmasından dolayı öğrencilerin derse karşı ilgilerinde daha olumlu etki yarattığı gözlemlenmiştir
Gerçekçi matematik eğitiminin 9. sınıf matematik dersi öğretiminde başarıya etkisi
Bu çalışmanın amacı, Gerçekçi Matematik Öğretimine göre düzenlenen öğretim etkinliklerinin öğrencilerin matematik ders başarısı üzerindeki etkisini belirlemek ve Gerçekçi Matematik Öğretimine göre hazırlanan öğretim etkinliklerinin uygulandığı sınıftaki öğrencilerin görüş ve önerilerini saptamaktır. Çalışma, nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma araştırma modelidir. Araştırmada ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel ve nitel veri seti birleşiminden oluşan karma araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırma, 2017-2018 eğitim öğretim yılı 2. döneminde Kütahya ilindeki X Okulu'nun iki 9. Sınıfında yürütülmüştür. Yansız olarak seçilen iki sınıftan 9/B şubesi deney, 9/A şubesi ise kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Uygulama süresince deney grubu; Gerçekçi Matematik Öğretim etkinlikleri uygulamalarına katılırken, kontrol grubunda MEB ilköğretim matematik öğretim uygulamalarına devam edilmiştir. Araştırmada; araştırmacı tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış 19 maddelik Başarı testi geliştirilmiştir. Araştırmanın nitel verileri, araştırmacı tarafından öğrenciler için hazırlanan görüşme formundan elde edilmiştir. Araştırmanın nicel alt problemlerini analiz etmek için bağımlı ve bağımsız gruplar için Man Whitney-U ve "t" testleri kullanılmıştır. Nitel veri seti içerik analizi tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Nitel veri setinin analiziyle; Gerçekçi Matematik Öğretiminin uygulandığı sınıfta kazanılan sosyal özellikler ve bilişsel özellikler belirlenmiştir. Gerçekçi Matematik Öğretimi, öğrenme çevresinin sosyal özelliklere yönelik ulaşılan nitel sonuçlar; sorumluluklarını yerine getirme, etkili bir iletişim kurma, öğrenme sürecine aktif katılım gibi temaları açığa çıkarmıştır. Araştırmanın ortaya koyduğu bulgular ışığında, Gerçekçi Matematik Öğretimine göre işlenen dersin anlamlı şekilde etkili olduğu görülmüştür.
İlkokul 4. sınıf kesirler alt öğrenme alanı için gerçekçi matematik eğitimi yönteminin öğrenci başarısına etkisi
Gerçekçi Matematik Eğitimi (GME) yönteminin ilkokul dördüncü sınıf düzeyinde Kesirler alt öğrenme alanında öğrenci başarısına ve tutumuna etkisinin incelendiği bu çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma, 2017-2018 eğitim-öğretim yılının birinci ve ikinci yarı yılında, İzmir ili Konak ilçesinde yer alan bir devlet okulunun ilkokul dördüncü sınıflarında iki aylık süreyle gerçekleştirilmiştir. Çalışmada ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini oluşturan ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerine matematik ön bilgileri ve ders başarıları bakımından denk gruplar olduğunu belirlemek amacıyla matematik başarısını ve tutumunu ölçen ön testler uygulanmıştır. Matematik başarıları belirli özellikler bakımından denk olan şubelerden biri yansız olarak deney, diğeri kontrol grubu olarak belirlenmiştir. İki adet veri toplama aracı kullanılmıştır. Bu araçlar, öğrencilerin akademik başarılarını ölçmek için matematik başarı testi ve tutumlarını ölçmek için matematik tutum ölçeğidir Deney grubunda öğretim, araştırmacının kendisi tarafından gerçekleştirilirken, kontrol grubu kendi sınıf öğretmenleri ile geleneksel yöntemle öğretime devam etmiştir. Çalışmada deney grubuna GME'ne dayalı öğretimin genel ilkeleri ilköğretim 4. Sınıf programında yer alan 'Kesirler' alt öğrenme alanına ait kazanımları doğrultusunda aktiviteler hazırlanmıştır. Aktivitelerde gerçek hayat problemlerinden yola çıkılmıştır. Öğrencilerin problem çözme sürecinde kesirler ünitesinde geçen kavramlara ve formüllere kendilerinin ulaşması sağlanmıştır. Kontrol grubuna ise konu ile ilgili tanım ve gerekli bilgiler hazır verilmiş, ders kitabı temel alınarak alıştırmalar birlikte çözülmüştür. Ünite sonunda her iki gruba da tekrar matematik başarı testi ve matematik tutum ölçeği uygulanmış ve grupların uygulama öncesi verileri ile karşılaştırılmıştır. Uygulamadan bir ay sonra her iki gruba da tekrar matematik başarı testi uygulanarak kalıcılık oranları ölçülmüştür. Bu karşılaştırmalar sonucu, 'Kesirler' konusunu GME ile öğrenen öğrencilerin akademik başarılarının, kalıcılık oranlarının ve matematik tutum bildirimlerinin, geleneksel yöntem ile öğrenen gruba göre daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır.
2000-2022 yılları arasında gerçekçi matematik eğitimi'ne ilişkin yapılan çalışmaların eğilimleri: Sistematik derleme çalışması
Gerçekçi Matematik Eğitimi (GME) yaklaşımı Hollanda'da ortaya çıkmış olup günümüze kadar bazı ülkelerde araştırmacılar tarafından ele alınan bir konu olmuştur. Bununla birlikte bu yaklaşıma yönelik yapılan çalışmaların sayısı günden güne artış göstermiş ve artan çalışmalarla birlikte bu çalışmaların eğilimlerini görmek zorlaşmıştır. Bu çalışmada 2000-2022 yılları arasında Gerçekçi Matematik Eğitimi yaklaşımına yönelik yayımlanan çalışmaların eğilimlerinin hangi yönde olduğu sistematik olarak incelenerek elde edilen bulgular üzerinde değerlendirme yapılması amaçlanmıştır. Bu sistematik derleme çalışmasının veri grubunu ERIC, ESCI ve SSCI alan indekslerinde taranmış, 2000-2022 yılları arasında yayımlanan, belirli kriterlere göre seçilen 98 makale oluşturmaktadır. Seçilen bu makaleler içinde aranan bilgiler, araştırmanın amacına uygun olarak hazırlanan veri kayıt formu ile kaydedilmiştir. Kaydedilen bu bilgilerle çalışmaların yayım yılı ve ülkesi, araştırma yöntemi ve deseni, örneklem grubu ve büyüklüğü, veri toplama araçları, öğrenme ve alt öğrenme alanları, konu eğilimleri, amaç ve sonuçları betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular kategoriler halinde frekans ve yüzde dağılımlarıyla birlikte betimsel olarak sunulmuştur. Yapılan analizler sonucunda yayımlanan çalışmaların 2021 yılında yoğunlaştığı, en çok Endonezya'da yayımlandığı, nitel araştırma yönteminin diğer araştırma yöntemlerine göre daha çok tercih edildiği, nitel desenlerden en çok durum çalışması deseninin kullanıldığı, en fazla tercih edilen örneklem büyüklüğü aralığının 1-50 olduğu, örneklem grubu olarak en çok ortaokul öğrencileri ile çalışıldığı, ilkokul kademesi sayılar ve işlemler öğrenme alanının ağırlıkta olduğu, çoğunluk olarak öğretim modeli/dizisi geliştirme/test etme konu eğilimine yönelik çalışmaların yapıldığı bulgularına ulaşılmıştır. Çalışmaların sonuçları incelendiğinde GME yaklaşımının öğrencilerin akademik başarılarını artırdığı, kavram anlayışlarını geliştirdiği, kendi stratejilerini geliştirebildiği, özyeterliğini geliştirebildiği, motivasyonlarını artırdığı; eleştirel düşünme, problem çözme, akıl yürütme, matematiksel iletişim, yaratıcı düşünme gibi matematiksel becerileri geliştirdiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Öğretmen ve öğretmen adaylarının ise GME' ye yönelik olumlu tutum ve bakış açılarına sahip oldukları söylenebilir. Elde edilen bu bulgulara göre çalışmaların eğilimlerindeki eksik yönler tespit edilmiştir. GME' ye yönelik çalışmalar ortaöğretim kademesinde de artırılabilir. Çalışmaya konu olan bu yaklaşım ile farklı yaklaşımlar arasında karşılaştırmalar yapılabilir.
7.sınıf tamsayılar konusunun teknoloji destekli eğitsel matematik oyunlarıyla yürütülmesinin öğrenci başarısına ve bilgilerin kalıcılığına etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ortaokul yedinci sınıf tam sayılar konusunun öğretiminde mevcut müfredatta işlenen modellemeler yerine teknoloji destekli eğitsel bir oyunla öğretilmesinin öğrenci akademik başarısı, bilgilerin kalıcılığı ve öğretim sürecine ilişkin öğrenci görüşlerinin incelenmesidir. Araştırmada karma yöntem araştırma türlerinden çok aşamalı karma desen kullanılmıştır. İlk olarak araştırmanın keşfedici sıralı karma desene uygun olarak Nitel-1 kısmında öncelikle mevcut müfredatta böyle bir eksikliğin olup olmadığını ortaya koymak adına araştırmacı tarafından geliştirilen görüşme ölçek formu ile on tane matematik öğretmeni ve on tane yedinci sınıf öğrencisinden nitel veriler elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlar öğretmen ve öğrencilerin tam sayılarda işlemlerde modellemelerde sayma pullarını tam olarak kullanamadıkları ve yetersiz bir modelleme olduğu sonucunu ortaya koymuştur. Bu sonuçlar doğrultusunda keşfedici sıralı karma desenin Nicel-1 kısmında alanında uzman bir yazılım mühendisi desteğiyle tam sayılarda dört işlem becerilerini daha kolay bir yolla öğretebilen dijital bir oyun tasarlanmıştır. Tasarlanan bu dijital oyun desteği ile 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Türkiye'nin orta ölçekli bir ilinde, araştırmacının görev yaptığı ve kolay erişilebilir olan okullarda, yedinci sınıf öğrencilerine "Sayılar ve İşlemler" öğrenme alanına bağlı olan "Tam Sayılarla İşlemler" konusu altı hafta süre ile deneysel işlem olarak uygulanmıştır. İç içe karma desenin benimsendiği araştırmanın ikinci aşamasında deneysel çalışmaya yönelik bir program hazırlanarak, uygulanmış, elde edilen verilere dayanarak programın etkililiği incelenmiştir. Deneysel araştırma, küme örnekleme yöntemi ile seçilmiş yedinci sınıf düzeyinde öğrenim gören dört şubeden 36'sı deney, 36'sı kontrol grubunda yer alacak olan toplam 72 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Deneysel süreç boyunca, kontrol grubunda yer alan öğrencilere yalnızca müfredatta yer alan yöntemler kullanlarak tam sayılar konusu kazanımları öğretilirken, deney grubunda yer alan öğrencilere ise mevcut müfredattaki yöntemlerin yanı sıra araştırmacı tarafından tam sayılar konusu kazanımlarına yönelik tasarlanan dijital eğitsel matematik oyun uygulanmıştır. Deneysel süreç içerisinde nicel ölçümlerin gerçekleştirilebilmesi için Tam Sayılar Başarı Testi geliştirilmiştir. Araştırmada kullanılan başarı testinin madde güçlüğünün orta güçlükte (p=.66), güvenilir ( KR-20 güvenirlik katsayısı değeri .987) ve ayırt ediciliğinin iyi (r=.37) düzeyde olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Elde edilen verilerin normallik dağılımları dikkate alınarak analizler gerçekleştirilmiş ve deney ile kontrol gruplarına ait son test puanları karşılaştırıldığında, deney grubu lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Kalıcılık testi ise öğretim sürecinin tamamlanması ile uygulanan son testten sekiz hafta sonra uygulanarak öğrencilerin uzun süreli öğrenme düzeyleri incelenmiştir. İnceleme sonucunda deney grubunun son ve kalıcılık testleri arasındaki farklılıkların anlamlı olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte deney grubunda yer alan öğrencilerin kalıcılık testi puan ortalamalarının son test puan ortalamalarından yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın sonucunda teknoloji destekli eğitsel bir oyun ile matematik öğretiminin akademik başarıyı arttırdığı ve öğrenmede kalıcılığı sağladığı sonucu ortaya çıkmıştır. Araştırmanın son kısmında ise deney grubundaki öğrencilere oynadıkları dijital oyun ile ilgili görüşlerini ortaya koyacak yapılandırılmış görüşme formu olan "Dijital Oyun Görüşme Formu" geliştirilmiş ve uygulanmıştır. Sonuçlar analiz edildiğinde dijital eğitsel oyunların akademik başarıyı arttırdığı ve öğrenmede kalıcılığı sağladığı, eğitim ve öğretim sürecini daha verimli hâle getirdiği ortaya konmuştur.
Ortaokul matematik derslerinde not tutturmaya ilişkin öğretmen ve öğretmen adayı görüşleri
Amaç: Bu araştırmada ortaokul matematik öğretmeni adaylarının ve matematik öğretmenlerinin not tutma ile ilgili görüşlerinin belirlenmesi ve matematik öğretmenlerinin derslerinde tercih ettikleri not tutturma davranışlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Bu araştırmada, ilköğretim matematik öğretmen adayları ile matematik öğretmenlerinin not tutma süreçlerine ilişkin görüşlerini derinlemesine incelemek amacıyla nitel araştırma yöntemi benimsenmiş ve durum çalışması deseni kullanılmıştır. Çalışma grubu iki gruptan oluşmaktadır: İlk grubu, kolay örnekleme ile seçilen Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nde öğretmenlik uygulaması dersi kapsamında dört okulda gözlem yapan 34 öğretmen adayı; ikinci grubu ise Gaziantep ilinde farklı okul türlerinde görev yapan ve amaçlı örnekleme ile seçilen 12 matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Veriler birinci grupta açık uçlu yazılı görüşme formu aracılığıyla, ikinci grupta ise yarı yapılandırılmış görüşmeler ile toplanmıştır. Toplanan veriler içerik analizi tekniğiyle çözümlenmiş; kodlar, alt temalar ve temalar tümevarımsal bir süreçle oluşturulmuştur. Araştırmanın geçerlik ve güvenirliğini sağlamak için uzman görüşü, pilot uygulama, veri çeşitliliği, danışman teyidi ve doğrudan alıntılardan yararlanılmıştır. Bulgular: Öğretmen adaylarının bulguları incelendiğinde, uygulama öğretmenlerinin derslerde çoğunlukla düz anlatım, soru-cevap ve örnek çözümü yöntemlerini kullandıkları; not olarak tanım, kural, önemli bilgiler ve örnek çözümler yazdırdıkları görülmüştür. Öğretmen adayları, ders sırasında not tutmanın özellikle odaklanma, tekrar etme ve kalıcılık sağlama açısından önemli olduğunu düşünmektedir. Öğretmen adaylarının büyük bölümü, not tutmayan öğrenciyle karşılaşıldığında uyarma veya takip etme davranışını tercih edeceğini belirtmiştir; bazıları ise gerekirse yaptırım uygulayacağını ifade etmiştir. Adaylar, gelecekte mesleklerinde, matematik öğretimlerinde not tutturma biçimlerinin sınıf düzeyine, öğrenci seviyesine, öğrenme hızına ve gelişim özelliklerine göre değişeceğini; alt sınıflarda daha çok yazı, üst sınıflarda daha çok soru çözümü kullanacaklarını belirtmiştir. Teknolojik araçların yaygınlaşmasıyla not tutmanın değerinin zamanla azalacağını düşünenler çoğunlukta olsa da bir grup aday not tutmanın asla değer kaybetmeyeceğini, sadece ortam ve araçların değişeceğini ifade etmiştir. Matematik öğretmenlerinin ders işleyişlerinde çoğunlukla araştırma–inceleme, buluş ve sunuş yoluyla öğretim yaklaşımlarını bir arada kullandıkları; tüm öğretmenlerin konu anlatımını soru çözümüyle desteklediği görülmüştür. Öğretmenler, ders sırasında not tutmayı ağırlıklı olarak kalıcılığı artırma, odaklanmayı sağlama, tekrar fırsatı sunma ve doküman oluşturma gerekçeleriyle önemli bulmaktadır. Not tutturulan içeriklerin genellikle tanım-kural, örnek çözüm ve işlem adımları olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte bazı öğretmenlerin sınıf düzeyi ve öğrencilerin hazır bulunuşluğuna göre daha ayrıntılı veya daha kısa notlar yazdırdığı; beşinci sınıflarda not tutulan içeriklerin arttığı, sekizinci sınıflarda ise azaldığı ve soru çözümüne daha fazla ağırlık verildiği saptanmıştır. Öğretmenlerin not tutmayan öğrencilere yönelik davranışları uyarma, nedenini anlamaya çalışma, görmezden gelme veya ceza verme şeklinde çeşitlenmektedir; bazı öğretmenler sınıf kalabalıklığı nedeniyle müdahale edemediklerini ifade etmiştir. Genel olarak bulgular hem öğretmenlerin hem de öğretmen adaylarının not tutma davranışını öğrenmeyi destekleyen önemli bir süreç olarak gördüklerini; ancak uygulamaların sınıf düzeyi, öğrenci özellikleri ve dersin niteliğine göre değişkenlik gösterdiğini ortaya koymaktadır. Sonuç ve Öneriler: Araştırma sonucunda, matematik öğretmenleri ile öğretmen adaylarının not tutma uygulamalarını öğrenmeyi destekleyen önemli bir süreç olarak gördükleri belirlenmiştir. Öğretmenler, not tutturmayı kalıcılığı artırma, odaklanmayı sağlama ve konunun tekrarını mümkün kılma açısından gerekli görürken; öğretmen adayları da not tutmanın özellikle dikkat toplama ve öğrenmeyi yapılandırma açısından değerli olduğunu vurgulamıştır. Her iki grubun uygulamalarının sınıf düzeyi, öğrenci özellikleri ve dersin yapısına göre değiştiği; not içeriklerinin ise genellikle tanım-kural, örnek çözümü ve işlem basamaklarından oluştuğu görülmüştür. Teknolojik araçların kullanımının artmasına rağmen, not tutmanın matematik öğretiminde öğrenme sürecindeki işlevini koruduğu ve öğretim sürecinin önemli bir parçası olmaya devam ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma bulgularına dayalı olarak, matematik derslerinde not tutma sürecinin daha etkili hale getirilebilmesi için öğretmenlerin farklı sınıf düzeylerine uygun, yapılandırılmış ve yönlendirici not tutma tekniklerini kullanmaları önerilmektedir. Öğrencilerin dikkatini artırmak ve öğrenmeyi desteklemek amacıyla örnek çözümü, kavram haritası, kısa özet ve işlem basamaklarını içeren çeşitli not türlerine yer verilmesi yararlı olabilir. Öğretmen adaylarının, uygulama süreçlerinde not tutma stratejilerine ilişkin daha fazla gözlem yapmaları ve bu yöntemleri ders planlarına bilinçli şekilde entegre etmeleri önerilmektedir. Ayrıca, teknolojik araçların kullanımının arttığı günümüz öğretim ortamlarında dijital not tutma uygulamalarının öğretim sürecine dahil edilmesi ve bu konudaki etkilerin incelenmesi gelecekte yapılacak araştırmalara ışık tutabilir.
The effect of using realistic mathematics education on the 7th grade students' mathematical achievement about algebraic expression and attitude towards mathematics
The aim of this study was investigating the effects of Realistic Mathematics Education (RME) approach on 7th grade students' mathematical achievements (procedural, conceptual and awareness) and attitudes towards mathematics when compared to lecture based instructions. For this aim, a quasi-experimental research design was employed. Two 7th grade classes in a public elementary school were selected for the study. One class was assigned as experimental group and the other class was assigned as the control group. Students in the experimental group were used RME approach for instuction, while those in control group were instructed with lecture based mathematicsinstruction for a period of 5 weeks. Mathematical Achievement Test for seventh graders and Attitudes Scale towards Mathematics (Önal, 2013) were administered as pre-test and post-test to collect data. ANCOVA and t-test were used for data analysis. Test results of mathematical achievements revealed that there was a statistically significant mean difference between the experimental and the control group, in favor of the experimental group. Test results about attitudes towards mathematics revealed that there was no statistically significant mean difference between the experimental and the control group.
Sanal gerçeklik ortamında gerçekçi matematik eğitimi yaklaşımı kullanılarak yapılan matematik dersi etkinlikleri ile 7. sınıf öğrencilerine problem kurma ve çözme becerisi kazandırılması: Bir durum çalışması
Bu araştırmanın amacı, sanal gerçeklik (SG) ve akıllı tahta teknolojilerinin kullanıldığı, Gerçekçi Matematik Eğitimi (GME) yaklaşımına uygun tasarlanmış bir öğrenme ortamında; 7.sınıf düzeyinde öğrencilerin "Tam Sayılarla İşlemler" ünitesinde problem çözme ve kurma becerilerini, SG gözlüğü kullanma becerilerini, kullanılan SG ve akıllı tahta teknolojilerinin problem çözme ve kurma becerilerine etkisine yönelik görüşlerini ortaya çıkarmaktır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Bingöl ilinde bir köy okulunda 7.sınıfta öğrenim gören toplam 20 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, "Problem Kurma ve Çözme Beceri Testi", "Problem Kurma ve Çözme Becerisi Değerlendirme Rubriği", "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" ve "Sınıf İçi Gözlem Formu" veri toplama araçları ile toplanmıştır. Araştırma kapsamında rubrik form ile toplanan veriler betimsel analiz, görüşme ve gözlem formları ile toplanan veriler ise içerik analizi teknikleri ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda; öğrencilerin matematik problemi çözme ve kurma becerilerinin yetersiz olduğu görülmüştür. Öğrencilerle yapılan görüşmelerde, SG ve akıllı tahta ile yapılan etkinliklerin gerçekçi ve eğlenceli olduğu ortaya çıkmıştır. Özellikle SG gözlüğü ile yapılan etkinliklerin oyun gibi etkileşimli olduğu, akıllı tahta ile yapılan etkinliklerin dersi görsel açıdan zenginleştirdiği tespit edilmiştir. Bu sebeple öğrencilerin problem çözme ve kurma becerilerinin yapılan etkinliklerle geliştiği belirlenmiştir. Ayrıca yapılan etkinliklerin öğrencilerin problemleri anlamalarını kolaylaştırdığı ortaya çıkmıştır. Buna karşın öğrencilerin problemlerin çözümü için strateji geliştirme ve yeni bir problem oluşturma konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığı bu sebeple bu konuda zorluk yaşadığı görülmüştür. Bunun yanında SG gözlüğü kullanarak yapılan etkinliklerde öğrencilerin büyük bir bölümü ilk kez kullanmalarına rağmen, SG gözlüğünü kullanmayı kısa bir süre içinde öğrenebildiği görülmüştür. Öğrencilerin büyük bir bölümü SG gözlüğü ile etkinlikleri sorunsuz bir şekilde yapabilmiştir. Buna karşın bazı öğrenciler SG gözlüğünün; kablolu olması, terlemeye sebep olması, kullanımının zor olması nedeniyle olumsuz görüş belirtmiştir. Tüm bu sonuçlardan yola çıkarak GME yaklaşımı ile tasarlanan öğrenme ortamlarında SG ve akıllı tahta teknolojilerinin kullanılmasının öğrencilerin problem çözme ve kurma becerilerine olumlu katkı sağladığı söylenebilir.
Gerçekçi matematik eğitimi yaklaşımının meslek lisesi öğrencilerinin matematik kaygısına, matematik özyeterlik algısına ve başarısına etkisi
Bu araştırmada, Gerçekçi Matematik Eğitimi destekli öğretimin, Ortaöğretim 10. sınıf "Katı Cisimlerin Yüzey Alanları ve Hacimleri" konusunda, öğrencilerin matematik kaygısına, matematik özyeterlik algısına, akademik başarısına ve öğrenilen bilgilerin kalıcılığına etkisi ve GME destekli öğretime ilişkin öğrenci görüşleri incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, Aydın ili Koçarlı ilçesindeki Mustafa Keziban Küçükoğlu Ç.P.A.L'de öğrenim gören 25'i deney ve 24'ü kontrol grubu olmak üzere 49 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen 28 soruluk başarı testi, matematik kaygılarını belirlemek amacıyla Matematik Kaygısı Ölçeği, matematik özyeterlik algılarını belirlemek amacıyla Matematik Özyeterlik Algısı Ölçeği ve deney grubu öğrencilerinin GME yaklaşımına ilişkin görüşlerini belirleyebilmek için görüşme formu uygulanmıştır. Dersler kontrol grubunda mevcut öğretim programına dayalı öğretim ile deney grubunda ise Gerçekçi Matematik Eğitimi destekli öğretim ile yürütülmüştür. Araştırmanın nitel verileri, deney grubu öğrencileri ile yapılan görüşmelerden elde edilmiştir. Elde edilen nicel veriler SPSS 20.0 paket programı ile, nitel veriler ise betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışmada, Gerçekçi Matematik Eğitimi destekli öğretimin, mevcut öğretim programına dayalı öğretime göre öğrenci akademik başarısında daha etkili olduğu ve kalıcılığı olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca deney ve kontrol grubu öğrencilerinin matematik kaygısı puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenirken, matematiğe yönelik özyeterlik algısı puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Öğrencilerin GME yaklaşımına yönelik görüşlerinin olumlu olduğu sonucuna varılmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Gerçekçi Matematik Eğitimi (GME), Matematik Özyeterlik Algısı, Matematik Kaygısı, Başarı, Kalıcılık.
Matematik öğretmenlerinin matematik okuryazarlığı ile ilgili mesleki gelişimlerinin dokümantal yaklaşım çerçevesinde incelenmesi
Matematik okuryazarlığı, matematik eğitimi dünyası için yirmi yıldan beri üzerinde çalışılan bir çalışma alanı olarak görülmektedir. OECD'nin düzenlediği PISA uygulamalarına katılan 72 ülke arasında Türkiye'nin 2015 yılında 50. sırada yer alması ülke genelinde yankı uyandırmıştır. Bu sıralamanın Türkiye'nin sınava katıldığı ilk yıl olan 2003'teki sıralamadan bile daha geride olması özellikle dikkat çekmiştir. Bunun sonucu olarak çok sayıda çalışma yapılmıştır. Literatürde matematik okuryazarlığı ile ilgili yapılan çalışmalar incelendiğinde yapılan çalışmaların büyük bir kısmının PISA sınavlarına katılan öğrenciler ve aileleri üzerinde yapılmış demografik çalışmalar olduğu görülmektedir. Bu çalışmalar, sınavlara katılan öğrenciler ile ilgili bir fikir oluşturmamıza olanak tanımaktadır. Ancak, Türkiye'nin içinde bulunduğu mevcut durum dikkate alındığında, PISA'da alınan sonuçlar da incelendiğinde, matematik okuryazarlığı başarısını artırmaya yönelik çalışmalar yapılması gerektiği düşünülmektedir. Bu tez çalışması da bu kapsamda yapılmıştır. Bu araştırmada, matematik öğretmenlerinin lisans eğitimleri sırasında aldıkları matematik okuryazarlığı eğitimini kendi öğretimlerine nasıl yansıttıkları ve matematik okuryazarlığı bağlamındaki mesleki gelişimlerinin nasıl olduğu araştırılmaktadır. Araştırmada, nitel araştırma yaklaşımına dayanan bir yöntem olan gelişimsel araştırma yöntemi kullanılmaktadır. Gelişimsel araştırma, farklı yaşlardaki veya farklı kültürlerdeki bireylerin duygu, düşünce veya davranışlarındaki farklılıkları ya da aynı bireylerin yaşamlarının farklı zamanlarındaki duygu, düşünce veya davranışlarındaki değişimleri ve gelişimleri incelemek için kullanılmaktadır. Araştırma stratejisi olarak durum çalışması seçilmiştir. Araştırmanın katılımcı seçiminde, nitel araştırmalarda önerildiği gibi amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Amaçlı örnekleme yöntemlerinden de ölçüt örnekleme yöntemi benimsenmiştir. Araştırmanın katılımcıları 2016-2017 akademik döneminde lisans öğreniminin son yılında olup, "Matematik Eğitiminde Alan Yazıları" ve "Öğretmenlik Uygulaması" derslerini almış olan ve 2018 yılında MEB'e bağlı devlet okullarına öğretmen olarak atanmış olan dört matematik öğretmenidir. Katılımcıların lisans eğitimlerinin son yılı olan 2016-2017 dönemi bahar yarıyılında başlamıştır. Öncelikle lisans eğitimi sırasında verilen matematik okuryazarlığı eğitimi takip edilmiştir. Araştırma sonuçlarına etki edebilecek yönleri olabileceğinden, araştırmacı notları alınarak hafta hafta her bir ders takip edilmiştir. Sonrasında, dersi alan öğretmen adaylarının öğretmenlik uygulaması dosyaları toplanmış ve analiz edilmiştir. Bu aşamada, dersi alan tüm öğretmen adaylarının dosyaları incelenmiştir. Ancak, katılımcılar belirlendikten sonra, seçilen katılımcıların dosyaları araştırmaya dahil edilmiştir. Öğretmen adaylarının, atama döneminin ve ilk adaylık eğitimi dönemlerinin geçmesi için veri toplama sürecine bir yıl ara verilmiştir. 2018-2019 döneminde, daha önceden araştırmaya katılmış olup, atanmış olan öğretmenler ile her birinin hangi şehirlere atandığı ve araştırmaya devam etme ile ilgili ne düşündükleri konusunda kısa görüşmeler yapılmıştır. Bu süreçte araştırmaya birlikte devam edilecek olan katılımcılar belirlenmiştir. 2019-2020 döneminde çalıştıkları ortamların yaklaşık olarak birbirine eşit olanaklara sahip olup olmadığı, öğrenci seviyeleri gibi değişkenlerin de yakından görülebilmesi için araştırmaya katılmaya gönüllü olan dört öğretmenin çalıştıkları şehre gidilerek araştırmaya devam edilmiştir. Öğretmenlerin her biri ile önce matematik okuryazarlığı ile ilgili bir ön görüşme daha sonra ders hazırlığı görüşmeleri ve arkasından ders gözlemleri yapılmıştır. Her bir ders gözleminin ardından, öğretmenler ile dersteki durumlara ilişkin kısa görüşmeler yapılmıştır. Son olarak her bir öğretmen ile araştırmacının analizlerine dayanarak vardığı sonuçlar görüşülmüş ve bu sonuçların doğruluğuna ilişkin onay alınmıştır. Her bir katılımcı öğretmenin 25 saat dersi gözlemlenmiş, ders gözlemi sırasında araştırmacı arka sıralarda öğrenci gibi oturarak not almış, sürece müdahale etmemiştir. Sonuç olarak, öğretmen adayından öğretmen olma sürecinde katılımcıların değişen ve sabit kalan şemaları olduğu görülmüştür. Bu şemalardan muhakeme etme, problem çözme için strateji geliştirme ve matematiksel araç-gereçleri kullanma yeterliklerine hizmet eden şemaların sabit kaldığı görülmüştür. Ancak katılımcıların önceden sahip olduğu sembolik ve formal dili kullanma, temsil etme ve modelleme yeterliklerine hizmet eden şemaların öğretmen olduktan sonraki süreçte görülmediği dikkat çekmiştir. Bununla birlikte öğretmen olduktan sonra gelişen, ancak doğrudan matematiksel yeterlikler ile bağdaştırılamayan şemalar da olmuştur.
Bilim sanat merkezlerindeki matematik öğretmenlerinin üstün yetenekli öğrencilerin matematiksel gelişimine dönük yaptıkları uygulamalara ilişkin deneyimleri
Bu araştırmada, Bilim ve Sanat Merkezlerinde (BİLSEM) görev yapan matematik öğretmenlerinin yaptığı matematiksel uygulamaların, üstün yetenekli öğrencilerin gerçekliğine ne ölçüde hizmet ettiğine yönelik genel resmi ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmanın modeli nitel araştırma yöntemi kapsamında fenomenoloji (olgubilim) deseninde yürütülmüştür. Bu desende amaç, bir fenomene ilişkin günlük yaşam tecrübelerimizin doğasını derinlemesine anlamaya çalışarak özüne ulaşmaktır. Fenomene ilişkin deneyimlere ulaşmak amacıyla gönüllü katılımcılara yarı yapılandırılmış görüşme formunda bulunan sorular çevrimiçi görüşme ortamında yöneltilmiştir. Araştırmanda katılımcıların deneyimlerine yönelik görüşleri fenomenoloji analiz yöntemi ile incelenmiştir. Analize araştırmacı, veri analizine katkı sunan akademisyen ve bilim uzmanı önyargıları ayraç içine aldıktan sonra başlanmıştır. Analizde katılımcıların deneyimlerine ilişkin kendi görüşleri, indirgeme, anlam birimleri ve temalar tablo halinde düzenlenmiştir. Fenomene ilişkin katılımcı deneyiminin özü, dokusal ve yapısal betimlemelerle okuyucuya sunulmuştur. Araştırma sonunda BİLSEM'lerde alt yapı eksikliği tespit edilmiştir. Öğretmenlere sunulan özerk alanın standart temelli yapılandırılmasının, öğrencilerin düşünce sistematiğini temellendirmeye yönelik bakış açısını geliştireceği sonucuna ulaşılmıştır. BİLSEM'de üstün yeteneğin resmini ortaya koyan niteliklerin ve karakteristik özelliklerin kanıta dayalı ilkelerle belirlenmesi önerilmiştir.
Matematik derslerinde ilişkilendirmeye ne ölçüde yer verilmektedir?: Sınıf içi uygulamalardan örnekler
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin matematik derslerindeki sınıf içi uygulamalarında ilişkilendirmeye ne ölçüde ve nasıl yer verdiklerini ortaya koymaktır. Araştırmanın örneklemini Gaziantep ilindeki farklı ilköğretim okullarında görev yapmakta olan 3 matematik öğretmeni ve 3 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin matematik derslerindeki sınıf içi uygulamaları bir eğitim-öğretim yılı boyunca belirli aralıklarla videoya çekilmiştir. Video kayıtlarının analizleri ile araştırma verileri elde edilmiştir. Elde edilen veriler öğretmenlerin matematik derslerinde ilişkilendirmeye ne ölçüde yer verdikleri; gerçek hayatla ilişkilendirme, kavramın farklı gösterimleri arasında ilişkilendirme, kavramlar arası ve disiplinler arası ilişkilendirme yönlerinden incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar, öğretmenlerin sınıf içi uygulamalarında en fazla kavramlar arası ve gerçek hayatla ilişkilendirmeye yer verdiklerini, farklı gösterimler arasında ilişkilendirmeye ise daha az yer verdiklerini göstermektedir. Diğer disiplinlerle ilişkilendirme ise neredeyse hiç yapılmamıştır. Sonuç olarak, öğretmenlerin matematik derslerinde ilişkilendirmeye yeterli düzeyde yer vermedikleri belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: matematiksel ilişkilendirme, gerçek hayatla ilişkilendirme, kavramın farklı gösterimleri arasında ilişkilendirme, kavramlar arası ilişkilendirme, farklı disiplinlerle ilişkilendirme
Gerçekçi matematik eğitimi yaklaşımının ilkokul öğrencilerinin görsel matematik okuryazarlığı düzeyine ve problem çözme becerilerine etkisi
Bu araştırmada, ilkokulda Gerçekçi Matematik Eğitimi (GME) yaklaşımı ile gerçekleştirilen öğretimin öğrencilerin matematik başarılarına, görsel matematik okuryazarlı özyeterlik algılarına ve matematik problemlerini çözmeye yönelik tutumlarına etkisini incelemek amaçlanmıştır. Bu amaçla ön test- son test kontrol gruplu yarı deneysel bir çalışma yapılmış, nicel verileri desteklemek amacıyla öğrenci görüşlerinden elde edilen nitel veriler kullanılmıştır. Araştırma, Adana ilindeki bir devlet ilkokulunun 4. Sınıfına devam eden 147 öğrenciyle (66 kız, 81 erkek) yapılmıştır. Araştırmanın nicel verileri araştırmacı tarafından gerekli literatür incelenerek elde edilen matematik başarı testi, Görsel Matematik Okuryazarlığı Özyeterlik Algı Ölçeği ve Problem Çözmeye Yönelik Tutum Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Çalışmada GME yaklaşımının uygulandığı iki sınıf bir deney grubunu (23 kız, 31 erkek), farklı okullardan seçilen iki sınıfa araştırmacının girdiği kontrol bir grubu ve bir öğretmenin girdiği başka okuldaki kontrol iki grubu (toplamda 43 kız, 50 erkek) rastgele olarak belirlenmiştir. Deney grubuna 'Geometrik Şekiller' ünitesi GME yaklaşımı ile öğretilmiş, kontrol gruplarında ise mevcut öğretim yöntemi kullanılmıştır. Uygulama sekiz hafta sürmüştür ve uygulamanın hemen bitiminde deney grubundaki öğrencilere araştırmacı tarafından geliştirilen yedi açık uçlu sorunun bulunduğu yapılandırılmış görüşme formları dağıtılmıştır. İki ay sonra tüm gruplara kalıcılık testleri tekrarlanmıştır. En sonunda ise nitel verilerin analizinde içerik analizi kullanılırken, nicel verilerin değerlendirilmesinde Karışık Ölçümler İçin ANOVA ve t-Testi metotları kullanılmıştır. Sonuç olarak, deney grubundaki öğrencilerin kontrol grubundaki öğrencilere göre matematik başarı testinde daha başarılı oldukları, görsel matematik okuryazarlığı özyeterlik algılarında ve matematik problemlerini çözmeye yönelik tutumlarında daha çok gelişim gösterdikleri bulunmuştur. Bu doğrultuda gelecek çalışmalarda yeni bir matematik programı düzenlemesine gidilerek konu konu örnek etkinliklerin olduğu çalışma kitapçığı hazırlanabilir, bu kitapçık izlenerek öğretmen ve öğretmen adaylarına eğitim verilebilir. Anahtar kelimeler: Gerçekçi Matematik Eğitimi, görsel matematik okuryazarlığı, matematik problemlerini çözme, matematik başarısı.
Gerçekçi matematik eğitiminin olasılık ve istatistik öğrenme alanına ilişkin akademik başarı, motivasyon ve kalıcılık üzerindeki etkisi
Bu araştırmada, sekizinci sınıfta Gerçekçi Matematik Eğitimi (GME) yaklaşımı ile gerçekleştirilen öğretimin öğrencilerin matematik başarılarına, motivasyonlarına etkisini incelemek amaçlanmıştır. Bu amaçla ön test- son test kontrol gruplu deneysel bir çalışma yapılmıştır. Araştırma, Adana ilindeki bir devlet ortaokulunun 8. sınıfına devam eden 90 öğrenciyle yapılmıştır. Araştırmanın nicel verileri araştırmacı tarafından gerekli literatür incelenerek elde edilen matematik başarı testi, matematik dersine yönelik motivasyon ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Çalışmada GME yaklaşımının mevcut yönteme göre etkililiği sınamak için bir deney grubu ve iki kontrol grubu oluşturulmuştur. Gruplar rastgele olarak belirlenmiştir. Deney grubunda 'Olasılık ve İstatistik' öğrenme alanının kazanımları GME yaklaşımı ile öğretilmiş, kontrol gruplarında ise mevcut öğretim yöntemi kullanılmıştır. Uygulama yedi hafta sürmüştür. Dört hafta sonra ise kalıcılık testleri uygulanmıştır. Nicel verilerin değerlendirilmesinde matematik başarı testinden alınan puanların analizi için Karışık Ölçümler İçin ANOVA, motivasyon ölçeğinden alınan puanların analizi için ise parametrik olmayan testlerden Kruskal Wallis H testi ve Mann Whitney - U testleri kullanılmıştır. Yapılan analizlerin sonucu GME yaklaşımının akademik başarı ve kalıcılık açısından daha etkili olduğunu göstermiştir. Ayrıca matematik dersine yönelik motivasyonlarının; ölçeğin alt boyutları içsel motivasyon ve dışsal motivasyon puanlarının deney grubunda kontrol grubuna göre olumlu yönde istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Gerçekçi matematik eğitimi, matematik dersine yönelik motivasyon, matematik başarısı
Gerçekçi matematik eğitimi yaklaşımının ortaokul matematik derslerinde kullanımının incelenmesi ve öğrenci başarısına etkisi
Bu araştırmada ortaokul matematik derslerinde Gerçekçi Matematik Eğitimi (GME) yaklaşımının kullanımının incelenmesi ve bu yaklaşımın öğrencilerin matematik başarılarına etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla, araştırmada nitel ve nicel yöntemlerin bir arada olduğu karma yöntemli bir çalışma deseni kullanılmıştır. Araştırma, Adana ilinde üç farklı devlet ortaokulunda yürütülmüştür. Araştırmanın nitel verileri araştırmacı tarafından ilgili literatür incelenerek sayılar, geometri ve ölçme öğrenme alanına ait kazanımların işlendiği matematik dersleri 22 ders saati gözlemlenerek ve gözlemlerin sona ermesinin ardından verileri desteklemek amacı ile farklı sosyo-ekonomik düzeye sahip 3 ortaokulda çalışan toplam 17 matematik öğretmeni ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak toplanmıştır. Gözlemler sonucu elde edilen veriler içerik analizi, yüzde ve frekans değerleri kullanılarak analiz edilmiştir. Görüşmelerden elde edilen bulgular gözlem sonuçlarını destekleme amaçlı olduğu için görüşmelerden direk alıntılar yapılarak sunulmuştur. Araştırmanın nitel boyutunun tamamlanması ile elde edilen bulgulardan yola çıkılarak yedinci sınıf düzeyinde GME yaklaşımına dayalı etkinlikler geliştirilmiştir. Araştırmanın nicel verileri matematik başarı testi kullanılarak elde edilmiştir. Çalışmada GME yaklaşımının uygulandığı araştırmacının girdiği bir deney grubu ve bir matematik öğretmeninin girdiği bir kontrol grubu rastgele olarak belirlenmiştir. Deney grubuna geometri ve ölçme öğrenme alanına ait kazanımlar GME yaklaşımı ile öğretilmiş, kontrol grubunda ise mevcut öğretim yöntemi kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde ön ve son testlerden elde edilen verilerin değerlendirilmesinde karışık ölçümler için iki faktörlü ANOVA testi kullanılmıştır. Sonuç olarak, ortaokul matematik derslerinde çoğunlukla geleneksel yaklaşımın kullanıldığı görülmüştür. Öğretmenlerle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen bulgular da bu sonucu destekler niteliktedir. GME yaklaşımı temele alınarak kazanımların verildiği deney grubu öğrencilerinin mevcut öğretim yönteminin uygulandığı kontrol grubu öğrencilerine nazaran matematik başarı testinde daha başarılı oldukları bulunmuştur. Hesaplanan etki büyüklüğü büyük etkili bir çalışmanın yapıldığını göstermiştir. Bu doğrultuda öğretmenlere ve öğretmen adaylarına GME yöntemi ile ders planı hazırlama ve uygulama için eğitim verilebilir. Gelecek çalışmalarda yeni bir matematik programı düzenlemesi ile GME yaklaşımına dayalı örnek etkinlikler hazırlanabilir. Anahtar kelimeler: Gerçekçi matematik eğitimi, geometri ve ölçme öğrenme alanı, matematik başarısı
Gerçekçi matematik eğitiminin ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin dörtgenlerde alan konusundaki matematiksel başarılarına ve motivasyonlarına etkisi
Gerçekçi Matematik Eğitimi (GME), ilk olarak Hollanda'da tanıtılan ve geliştirilen matematik eğitiminde bir öğrenme ve öğretme teorisidir. Bu teori tüm dünyada çok sayıda ülke tarafından benimsenmiştir. Bu teoriye göre matematik, bir insan aktivitesidir ve matematik gerçeğe bağlı olmalıdır. GME'de gerçekçi kelimesi sadece gerçek dünya ile olan bağlantıya değil, aynı zamanda öğrencilerin zihninde gerçek olan sorun durumlarına da atıfta bulunur. Bu çalışmanın amacı Gerçekçi matematik eğitiminin dörtgenler konusunda 7.sınıf ortaokul öğrencilerin akademik başarıları ve matematik motivasyonları üzerindeki etkisini incelemektir. Zayıf deneysel desenlerden statik grup karşılaştırmalı deseninde yapılan çalışma Gaziantep ilinde bir devlet ortaokulunda yürütülmüştür. Çalışma grubu 23erkek ve 30 kız öğrenci olmak üzere 53 öğrenciden oluşmaktadır. Çalışma da veri toplama aracı olarak ön test başarı testi ve son test başarı testi ve matematik motivasyon ölçeği kullanılmıştır. Kontrol grubunda matematik dersleri geleneksel yöntemle işlenirken deney grubunda gerçekçi matematik etkinlikleri uygulanmıştır. Toplam 5 hafta süren uygulamada testler eş zamanlı olarak uygulamadan önce ve uygulamadan sonra yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre Gerçekçi matematik eğitiminin uygulandığı deney grubunda ortalama akademik başarının anlamlı derecede kontrol grubuna göre daha başarılı olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin motivasyonun da uygulama öncesinde bir fark olmadığı bilinirken; uygulama sonrası deney grubunun kontrol grubuna göre daha olumlu yönde olduğu gözlemlenmiştir.
İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin dört işlem problemlerinde gerçekçi matematik eğitimi yaklaşımının problem çözme ve problem kurma başarılarına etkisinin araştırılması
Karma model ile tasarlanan bu araştırmanın temel amacı, Gerçekçi Matematik Eğitimi yaklaşımının 4. sınıf öğrencilerinin dört işlem problem çözme ve kurma konusundaki başarılarına etkisinin araştırılmasıdır. Bu araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim öğretim yılının güz döneminde Aksaray ve Kırşehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı devlet okullarında öğrenim gören 35'i deney, 35'i kontrol grubunda olmak üzere toplam 70 ilkokul 4. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Amaçlı örneklem yolu ile katılımcıların seçildiği bu araştırmada kullanılan yöntemin etkililiği tespit edilmeye çalışıldığından evreni temsil eden bir örneklem seçimine gereksinim duyulmamıştır. Söz konusu araştırmada, gerçekçi matematik eğitiminin 4. sınıf öğrencilerinin dört işleme (toplama, çıkarma, çarpma, bölme) dair problem çözme ve kurma konusuna yönelik başarılarını ölçmek amacıyla bir başarı testi hazırlanmıştır. 5. sınıf öğrencileri tüm kazanımlara hâkim olduğu için başarı testinde bulunan maddeler 5. sınıfta öğrenim gören 192 öğrenciye uygulanarak pilot uygulama gerçekleştirilmiştir. Uzman görüşleri ve pilot uygulama sonucunda çoktan seçmeli ve açık uçlu sorulardan oluşan .87 güvenirliğe sahip "Dört İşleme Yönelik Akademik Başarı Testi" son halini almıştır. 20 maddeden oluşan bu testin 12'si açık uçlu 8'i ise çoktan seçmelidir. Hazırlanan testin analizi için derecelendirilmiş puanlama anahtarı hazırlanmıştır. Hazırlanan başarı testi deney ve kontrol gruplarına uygulanmıştır. Sonrasında, farklı öğretmenler tarafından çalışma süresince 15 ders saati deney grubu öğrencilerine Gerçekçi Matematik Eğitimi yaklaşımına dayalı öğretim yöntemi ile, kontrol grubu öğrencilerine ise geleneksel öğretim yöntemi dört işlem problemleri anlatılmıştır. Ardından gerçekçi matematik eğitimi yaklaşımı çerçevesinde hazırlanan test tekrar uygulanmış, deney ve kontrol grubunda yer alan öğrencilerin ön test puanı ile son test puanı arasındaki farklılığa eşleştirilmiş örneklem t-testi ile; deney ve kontrol gruplarında bulunan öğrencilerin ön test puanları arasındaki farklılığa bağımsız örneklem t-testi ile; deney ve kontrol gruplarında bulunan öğrencilerin son test başarı puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılığın olup olmadığı ise kovaryans analizi (ANCOVA) ile araştırılmıştır. Ayrıca, katılımcıların açık uçlu sorulara verdikleri cevaplar ise içerik analizi ile incelenmiş ve betimlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, Gerçekçi Matematik Eğitimi yaklaşımına dayalı öğretim yönteminin 4. sınıf öğrencilerinde dört işleme yönelik problem çözme becerilerini geliştirmede geleneksel öğretim yöntemine oranla istatiksel olarak daha etkili olduğunu görülmüştür. Ayrıca nitel verilere göre öğrencilerin problem çözme becerileri, problem kurma becerileri, veriyi doğru kullanma becerileri, kendilerini ifade etme becerileri, soru kökünü anlama becerileri ve dört işleme yönelik becerilerinin GME'den sonra pozitif yönde geliştiği tespit edilmiştir. Bu araştırmanın diğer bir amacı ise ilkokul dördüncü sınıf düzeyinde öğrenim gören öğrencilerin dört işlem problem çözme ve kurma konusundaki başarılarının gerçekçi matematik eğitimi çerçevesinde incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, 257 ilkokul dördüncü sınıf öğrencisine araştırmacılar tarafından geliştirilen başarı testi uygulanmıştır. Bu bağlamda öğrencilerin dört işleme yönelik başarılarının cinsiyete göre incelenmesinde nedensel karşılaştırma modeli kullanılırken, dört işlem başarıları arasındaki ilişki ise korelasyon model ile şekillenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre öğrencilerin toplama işleminde yüksek; çıkarma ve çarpma işlemlerinde orta, bölme işleminde düşük; ölçeğin genelinde ise orta düzeyde başarılarının olduğu görülmüştür. Kız öğrencilerin erkek öğrencilere oranla toplama, çıkarma, çarpma ve ölçeğin genelinde daha başarılı olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, öğrencilerin bu dört işleme yönelik başarıları arasında istatistiksel açıdan pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Diğer taraftan, problem çözme açısından cinsiyete göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık görülmemiş ve her iki cinsiyet grubunun problem çözme düzeylerinin orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Problem kurma açısından ise kız öğrencilerin erkek öğrencilere oranla daha başarılı olduğu ve kız öğrencilerin problem kurma düzeylerinin yüksek, erkek öğrencilerin ise orta düzey olduğu görülmüştür. Ayrıca, öğrencilerin dört işleme yönelik problem kurma ve problem çözme başarıları arasında yüksek düzeyde anlamlı bir ilişkinin olduğu ve öğrencilerin problem çözme başarılarının %42'sinin problem kurma başarıları tarafından yordandığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Başarı Testi, Dört İşlem Problemleri, Gerçekçi Matematik Eğitimi.
Gerçekçi matematik eğitimi destekli öğretim yönteminin ilköğretim 6. sınıf öğrencilerinin matematik başarılarına ve tutumlarına etkisi
Bu araştırma, gerçekçi matematik eğitimi destekli öğretim yönteminin ortaokul 6. Sınıf öğrencilerinin matematik dersindeki başarılarına ve tutumlarına etkisini belirlemek amacıyla nicel model kullanılarak tasarlanmıştır. Bu kapsamda, öğrencilere ön test – son test ve tutum ölçeği uygulanmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini 2015-2016 eğitim öğretim yılı ikinci döneminde, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin Adıyaman ilinde bulunan bir köy okulunun, 6/A ve 6/B sınıflarındaki öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmada deney ve kontrol grupları, akademik başarı ve cinsiyet dağılımı homojen olan 39 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın deney ve kontrol grubunu, 2015-2016 öğretim yılı birinci dönem sonunda matematik dersi ortalaması birbirine yakın ve homojen dağılımları olan 6-A ve 6-B sınıfları oluşturmaktadır. Çalışmaları uygulama sürecinde deney grubunda gerçekçi matematik eğitimi destekli öğretim yöntemiyle 'Hacim Ölçme ve Sıvıları Ölçme Birimleri' konusu anlatılırken , kontrol grubuna ise 2015–2016 Matematik Dersi Öğretim Programına göre hazırlanan kılavuz kitap doğrultusunda mevcut öğretim yöntemi kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubunun dersleri araştırmacı tarafından yürütülmüştür.Veri toplama aracı olarak , 'Matematik Başarı Testi' ve 'Matematik Tutum Ölçeği' kullanılmıştır. 'Matematik Başarı Testi' ve 'Matematik Tutum Ölçeği' deney ve kontrol gruplarına ön test, son test ve kalıcılık testi olarak kullanılmıştır. Gerçekçi matematik eğitimi uygulamalarının, öğrencilerin deney öncesi ve sonrasındaki 'Matematik Başarı Testi' ve "Matematik Tutum Ölçeği" puanlarında istatiksel bir etkisinin olup olmadığını test etmek amacıyla Tek Faktörlü Kovaryans Analizi kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS 22.0 kullanılmıştır. Bu verilerin yorumlanmasında p=0,01 anlamlılık düzeyi kabul edilmiştir.Araştırma sonucunda, "Hacim Ölçme ve Sıvıları Ölçme Birimleri" konusunun öğretiminde deney grubuna uygulanan GME destekli öğretim yönteminin öğrencilerin başarılarını arttırdığı, kalıcılık ve tutumu etkilemediği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Gerçekçi matematik eğitimi (GME), matematik öğretimi, matematik başarısı, hacim ölçme, sıvı ölçme birimleri
Artırılmış gerçeklik destekli öğretim uygulamalarının okul öncesi çocukların erken geometri becerisine etkisi
Bu araştırmanın amacı, artırılmış gerçeklik destekli öğretim uygulamalarının, 60-72 aylık düşük sosyoekonomik düzeydeki okul öncesi çocukların erken geometri becerisine etkisini incelemektir. Araştırmada, öntest-sontest-kalıcılık ölçümlerini içeren 4x3 karışık ölçümler desenine sahip, kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. 2024-2025 eğitim öğretim yılında Gaziantep İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı, bünyesinde anasınıfı olan ilkokullar ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Bu ilkokullarda yer alan anasınıfları arasından gönüllülük esasına dayalı olarak deney ve kontrol grupları uygun örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemini AR-EGOP'un araştırmacı tarafından uygulandığı deney1 (n=22), AR-EGOP'un öğretmen tarafından uygulandığı deney2 (n=13), EGOP'un öğretmen tarafından uygulandığı deney3 (n=13) ve kontrol grubu (n=14) oluşturmaktadır. Veriler, bu çalışmada geliştirilen Dijital Erken Geometri Testi (DEGT) aracılığıyla toplanmıştır. Kontrol grubuna AR-EGOP'un kazanımları, göstergeleri ve kavramları haftalık çizelge oluşturularak verilmiştir. AR-EGOP ve EGOP tüm deney gruplarına haftada üç gün dokuz hafta olmak üzere 27 oturumda uygulanmıştır. DEGT, uygulama öncesinde (öntest), uygulama sonrasında (sontest) ve uygulamadan iki hafta sonra (kalıcılık testi) olmak üzere üç kez uygulanmıştır. Elde edilen fark puanları üzerinden gerçekleştirilen analizlerde, grup değişkeninin (deney1, deney2, deney3 ve kontrol) bağımlı değişken üzerindeki etkisini incelemek amacıyla tek faktörlü varyans analizi (One-Way ANOVA) uygulanmıştır. Araştırma bulguları, çocukların DEGT fark puanı ortalamalarında anlamlı bir artış olduğunu ortaya koymuştur. Bu artışın, kontrol grubuna kıyasla deney1, deney2 ve deney3 gruplarında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunmuştur. Deney grupları arasında yapılan karşılaştırmalarda ise, deney1 ve deney3 grupları arasında deney 1 grubu lehine anlamlı bir fark bulunurken, deney2 ile deney3 grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ayrıca, etki büyüklüğü değerleri incelendiğinde; AR-EGOP'un ve EGOP'un uygulandığı gruplarda etki büyüklüğü geniş düzeydedir. Kalıcılık testi fark puanlarına dayalı analiz sonuçları ise, programların etkisinin zaman içinde sürdüğünü ortaya koymuştur. Sonuç olarak hem AR-EGOP'un hem de EGOP'un düşük sosyoekonomik düzeydeki okul öncesi çocukların erken geometri becerisinin gelişiminde etkili olduğu; AR-EGOP ile EGOP arasında da AR-EGOP lehine anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur.
Okul öncesi dönemde çocuğu olan ebeveynlere yönelik matematik kaygısı ölçeğinin geliştirilmesi ve psikometrik kanıtları
Matematik kaygısı, ebeveynlerin çocuklarının erken yaşlardaki akademik gelişimini etkileyen önemli bir psikolojik faktördür. Bu araştırma, okul öncesi dönemde çocuğu olan ebeveynlerin matematik kaygı düzeylerini belirlemek amacıyla geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirmeyi hedeflemektedir. Bu araştırma, psikometrik özellikleri incelemeye odaklanan bir ölçek geliştirme çalışmasıdır. Araştırmanın çalışma grubunu, Kahramanmaraş ilinde farklı sosyo-ekonomik düzeylerdeki bölgelerde yer alan 17 okul öncesi eğitim kurumunda çocuğu öğrenim gören gönüllü ebeveynler oluşturmaktadır. Çalışmada toplamda 1825 ebeveyne ulaşılmış; Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) için 883, Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) için 549, ölçüt geçerliği için 223 ve test-tekrar test için 132 ebeveyn verisi kullanılmıştır. Test-tekrar test grubundaki katılımcılar dışındaki tüm gruplar, birbirinden farklı ebeveynlerden oluşmaktadır. Veri toplama sürecinde araştırmacı tarafından geliştirilen Okul Öncesi Dönemde Çocuğu Olan Ebeveynlere Yönelik Matematik Kaygısı Ölçeği kullanılmıştır. Bunun yanı sıra araştırmada üç geçerli ve güvenilir ölçekten de yararlanılmıştır: Ebeveyn Matematik Kaygısı Ölçeği (Mutlu vd., 2018), ebeveynlerin matematik kaygı düzeylerini belirlemek amacıyla geliştirilmiş olup 16 madde ve üç alt boyuttan oluşmaktadır; Özerklik Destekleyici Ebeveynlik Ölçeği (Öz & Gürsoy, 2024), ebeveynlerin çocuklarının özerkliğini destekleyici tutumlarını ölçmeye yönelik 35 madde ve beş alt boyuttan oluşmaktadır; Erken Matematik Ölçeği (Karakuş, 2022) ise okul öncesi dönemde ebeveynlerin çocuklarıyla gerçekleştirdikleri matematik etkinliklerini ve matematik inançlarını değerlendirmek üzere yapılandırılmıştır. Tüm ölçekler, doğrulayıcı faktör analizi ve güvenirlik çalışmalarıyla yeterli psikometrik özellikler sergilemektedir. Ölçek geliştirme süreci kapsamında ilk olarak uzman görüşleri nitel olarak değerlendirilerek ölçek nihayi formuna ulaşmıştır. Ölçeğin yapı geçerliğini incelemek için gerçekleştirilen AFA sonucunda ölçeğin üç faktörlü bir yapıya sahip olduğu ve toplam varyansın %41,3'ünü açıkladığı görülmüştür. DFA sonuçlarına göre model uyum indeksleri CFI = 0,906, RMSEA = 0,069, GFI = 0,884, SRMR = 0,055 gibi kabul edilebilir değerler göstermiş ve modelin veriyle uyumlu olduğu belirlenmiştir. Ölçüt geçerliğini test etmek amacıyla iki ayrı uygulama yapılmıştır. Geliştirilen ölçek birinci uygulamada Ebeveyn Matematik Kaygısı Ölçeği ile birlikte, ikinci uygulamada ise Özerklik Destekleyici Ebeveynlik Ölçeği ve Erken Matematik Ölçeği ile birlikte uygulanmış; sonuçlar genel olarak orta düzeyde anlamlı korelasyonlar ortaya koyarak ölçeğin ölçüt geçerliğini desteklemiştir. Güvenirlik analizlerinde ölçeğin iç tutarlılık katsayısı genel ölçek için α = 0,877, alt boyutlar için 0,840–0,888 aralığında bulunmuştur. Ayrıca test-tekrar test güvenirliği için iki hafta ara ile yapılan uygulamada r = 0,761-0,907 arasında korelasyon katsayısı elde edilerek zaman içindeki kararlılığı da ortaya konmuştur. Tüm bu bulgular doğrultusunda geliştirilen ölçeğin, okul öncesi dönemde çocuğu olan ebeveynlerin matematik kaygısını geçerli ve güvenilir bir şekilde ölçebilecek bir araç olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ebeveyn matematik kaygısı, okul öncesi, geçerlik, güvenirlik, ölçek geliştirme