Titanyum

84 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

Application of GOV (flow peening) process for Ti-6Al-4V of aerospace materials

From medical industry to aerospace applications, Titanium (Ti-6Al-4V) finds place because of its excellent mechanical features such as high temperature strength, corrosion resistance and poor thermal conductivity. Beside these superior properties it is known as difficult-to-cut material. Owing to this reason, non-traditional finishing and surface treatment methods namely abrasive flow machining (AFM) and shot peening are applied to obtain desired surface quality for Ti-6Al-4V. By bringing the advantages of surface quality and strength improvement of these two processes together, GOV (flow peening) process has been developed and patented. In this paper, the investigations of the effects of the GOV process parameters (number of cycles, steel ball size, media ratio) on the surfaces of the Ti-6Al-4V already pre-processed by electric discharge machining (EDM) are carried out. Surface roughness, Ra, material removal (MR) and white layer thickness are selected as performance parameters of in this study. Through the surface of Ti-6Al-4V, this prepared media is forced in two directions at high pressure. Surface improvement is performed by applying GOV process with a decrease of 1.37µm in the surface roughness value of Ra (from 2.17 µm to 0.80 µm) and decrease of white layer, weight of 4.4 mg which is supported by the SEM images. It is clear to understand that the white layer formed due to nature of EDM process is almost completely removed from the material surface. The GOV (flow peening) process can be used to improve surface quality without any excess chip removal.

AbrasivesAviationTitanium
Murat Kalak
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Dentoalveolar genişletme ihtiyacı olan hastalarda düz beta titanyum teli ile ters çevrilmiş nikel titanyum tellerinin etkinliğinin karşılaştırılması

Amaç: Bu çalışmada dentoalveolar genişletme ihtiyacı olan bireylerde, düz TMA teli ile ters çevrilmiş klasik ark formunda NiTi tellerinin klinik etkinliğinin ve ağrı hissi üzerine etkilerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada 0,016*0,022" NiTi telleri ile seviyeleme ve hizalama işlemi sonrası dentoalveolar genişletme ihtiyacı olan rutin klinik hastaları arasından 48 hasta randomize olarak üç gruba (n=16) (0,017*0,025 ters çevrilmiş klasik ark formunda NiTi (I) , 0,017*0,025 düz TMA (T) , ve 0,017*0,025 standart NiTi grubu (K) ) ayrılmıştır. Tedavi başlangıcında (T0), birinci ay (T9), ikinci ay (T10) ve genişletmenin bittiği seansta (T11) interkanin, inter birinci premolar, inter ikinci premolar, intermolar mesafe ve birinci molar inklinasyon ölçümleri yapılmıştır. Katılımcılara VAS skalası (Tilk-T1-T2-T3-T4-T5-T6-T7-T8) verilerek ağrı düzeyleri karşılaştırılmıştır. Bulgular: Tüm zamanlarda maksiller interkanin, inter birinci premolar, inter ikinci premolar ve intermolar mesafe artışında I grubu ile T grubu arasında fark oluşmazken çalışma gruplarında, kontrol grubuna göre fazla bulunmuştur. Üst birinci molar diş inklinasyon artışında I grubunda ile T grubu arasında fark oluşmazken çalışma gruplarında, kontrol grubuna göre fazla bulunmuştur. Üç grupta da en yüksek ağrı düzeyine 1. Gün zamanında ulaşıldığı ve ağrının zamana bağlı olarak anlamlı miktarda azaldığı saptanmıştır. 6. Saat, 1. Gün ve 2. Gün VAS değerleri T grubunda K grubuna göre daha yüksek bulunmuştur. Sonuç: Ters çevrilmiş klasik ark formunda NiTi ile düz TMA teli, maksiller dental arkı standart NiTi grubuna göre başarılı bir şekilde genişletmiştir. Ters çevrilmiş klasik ark formunda NiTi ile düz TMA teli, maksiller birinci molar inklinasyonunu standart NiTi grubuna göre arttırmıştır. Tüm gruplarda ağrı düzeyi seviyesinin en fazla olduğu zaman 1. Gün olup, 7. Güne doğru kademeli olarak sıfıra yaklaşmıştır.

Alveolar kemikAlveolar kenar artırılmasıNikel titanyum+3
Yasin Topcu
Gaziantep University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı estetik abutmentların döngüsel yorulma yüklemesi sonrasında kırılma dayanımlarının değerlendirilmesi

Çalışmamızın amacı implant destekli sabit restorasyonların yapımında yaygın şekilde kullanılan titanyum abutmentların yerine estetiğin önemli olduğu ön bölgede tercih edilen zirkonyum abutmentlarla bunlara alternatif olarak yeni geliştirilen Peek abutmentların kırılma dayanımlarının karşılaştırılmasıdır. Bu çalışmada Bredent implant (Almanya) sistemine ait zirkonyum ve peek abutmentların çiğneme siklusu sonrası kırılma dayanımları invitro olarak değerlendirildi. Çalışma grupları: Grup 1; implantlar üzerine yerleştirilmiş 10 adet zirkonya abutmentlardan (Bredent, Germany, 12 mm uzunluğunda ve 4 mm çapında), Grup 2; implantların üzerine yerleştirilmiş 10 adet peek abutmentlardan (Bredent, Germany, 12 mm uzunluğunda ve 4 mm çapında) oluşturuldu. Tüm implantlar önce 45° açıyla akrilik bloklara (Paladent-Kulzer) gömüldü ve abutmantlar 25 Newton kuvvet ile implantlara torklandı. Daha sonra abutmentların üzerine CAD/ CAM sistemiyle (Zenotec select) zirkonyum bloklardan (Zenostar T2 Wieland) hazırlanan korlar geçici implant yapıştırıcı simanı ( Premier;ABD) ile simante edildi. Örnekler önce çiğneme simülatöründe 1,2 milyon siklusta yorma testine tabii tutuldu. Daha sonra örneklere universal test cihazında (Shimadzu, Japon) 1 mm/ dk hızla yükleme yapılarak örneklere kırılıncaya kadar yük uygulandı. Test sonucu elde edilen ortalama kırılma değerleri Peek abutment BioHPP grubunda 478,83± 66,72 N, zirkoyum abutmentlar grubunda ise 722,50± 84,71 N olarak tespit edildi. Elde edilen değerler istatistiksel olarak T-testi ile analiz edildi. Zirkonyum abutmantların kırılma dayanımının, Peek abutmentların kırılma dayanımından istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek (p< 0,001) olduğu görüldü. Anahtar kelimeler: Zirkonya, seramik, peek, abutment, kırılma dayanımı

Dental implantasyonDental materyallerDental porselen+4
Berna Balcı
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2015
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Dar çaplı implantlarda açılı ve düz titanyum abutment vidalarının farklı dinamik yüklemeler sonucu oluşan tork kaybı ve vida gevşemesinin in-vitro incelenmesi

Bu tez çalışmasında amacımız; dar çaplı implantlar üzerinde, açılı ve düz abutmentların farklı dinamik yükleme siklusları sonrası oluşan tork kaybı ve vida gevşeme değerlerini in-vitro olarak incelemek ve dinamik yükleme öncesi değerler ile karşılaştırmaktır. Yöntem ve Gereç: Çalışmamızda, 40 adet 3,5 mm çaplı 10 mm boyunda implantlar ve üst yapı olarak 20 adet düz, 20 adet 15° açılı titanyum abutmentlar kullanılmıştır. Örnekler, 4 alt gruba ayrılmıştır: 1.grup: Düz abutmentların 3x105 kez dinamik yüklenmesi (Grup: D3), 2.grup: Düz abutmentların 6x105 kez dinamik yüklenmesi (Grup: D6), 3.grup: 15° açılı abutmentların 3x105 kez dinamik yüklemesi (Grup: A3), ve 4.grup: 15° açılı abutmentların 6x105 kez dinamik yüklenmesidir (Grup: A6). Dinamik yükleme siklusu öncesi her abutment vidası 3 kez 30 N.cm tork ile sıkılıp ardından gevşetme işlemine tabi tutulmuştur. Oluşan gevşeme tork değerleri (1. 2. ve 3. GTD) not edilmiştir. Daha sonra örnekler yeni vida ile 30 Ncm tork ile sıkılıp dinamik yükleme işlemlerine tabi tutulmuştur. Dinamik yükleme sikluslarından sonra GTD'ler 4.GTD olarak not edilmiştir. Ayrıca yorulmuş vida son kez sıkma-gevşetme siklusuna tabi tutulmuş ve 5. GTD elde edilmiştir. Sonuç olarak her örnek için toplam 5 adet GTD elde edilmiştir. Bu değerler, gruplar içinde ve gruplar arasında tekrarlayan ölçümlerde ANOVA, iki yönlü ANOVA ve Tukey HSD testleri ile karşılaştırılmıştır. Bulgular: Dinamik yükleme sikluslarından sonra gruplar arasında anlamlı bir fark gözlenmemiştir (p>0.05) (D3: 26,43±0,72, D6: 26,05±0,75, A3:26,40±0,73, A6:26,27±0,80). Tüm gruplarda; 4. GTD; 1. 2. ve 3. GTD'lerden anlamlı olarak düşüktür (p<0.05). Gruplar arası 4. GTD'ler arasında anlamlı bir fark yoktur. 5. GTD'ler için; sadece A6 grubunda 1. 2. ve 3. GTD'lerden anlamlı olarak düşük iken (p<0.05), D3, D6 gruplarında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktur (p> 0,05). A3 grubunda 5. GTD ile 2. GTD arasında istatistiksel olarak anlamlı fark vardır. Sonuç: Dinamik yükleme GTDyi anlamlı ölçüde azaltmaktadır. Dinamik yükleme öncesi açılı abutmentlar, düz abutmentlara göre daha yüksek başlangıç GTD göstermişlerdir. 5.GTD sonuçlarına göre; D3 ve D6 gruplarında 5.GTD ile 1. 2. ve 3. GTD arasında anlamlı fark yok iken, A6 grubunda 5.GTD ile 1. 2. ve 3. GTD arasında, A3 grubunda 5.GTD ile 2. GTD arasında anlamlı fark vardır. Özellikle açılı abutment kullanımında yorulmuş vidanın yeni vida ile değiştirilmesi daha faydalı olabilir.

Dental implantasyonDental implantlarKemik vidaları+2
Mehmet Esad Güven
Bezmialem Vakıf University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Nanoparçacık içeren uv ile kürleştirilmiş kaplamaların mekanik özelliklerinin incelenmesi

Tiyokzanton türevi olan Tiyokzanton-antrasen (TX-A), 2-Merkapto-tiyokzanton (TX-SH),2-Tiyokzanton-tiyoasetikasit (TXSCH2COOH) ve 2-(Karboksimetoksi)tiyokzanton(TXOCH2COOH) fotobaslatıcıları beraberinde yardımcı bir fotobaslatıcı ilave edilmeksizin,epoksidiakrilat (P-3016) ve Tripropilenglikoldiakrilat (TPGDA) akrilat sistemi içerisine,nanoparçacık ilave edilmeden ve edildikten sonra hazırlanan formülasyonların polimerizasyonreaksiyonları Foto-Diferansiyel Kalorimetre (Foto-DSC) kullanılarak gerçeklestirildi. Foto-DSC'den elde edilen ısı akısları kullanılarak, polimerizasyon hızları ve monomerin polimeredönüsüm yüzdeleri hesaplandı. Nanoparçaçık katkılı ve katkısız formülasyonlar ZamanaBağlı Fourier Dönüsüm Infrared Spektroskopisi (RT-FTIR) kullanılarak sertlestirildi vemonomerin polimere dönüsüm yüzdeleri hesaplandı. Hazırlanan formülasyonlar 60?m kalınlığında, önceden kalıp ayırıcı (Polivaks) uygulanmıs teflon plaka üzerine kaplanıpUV ile kürlestirme tekniği kullanılarak, Mini UV-Kür cihazından 5 m/dk hızla geçirilereksertlestirildi. Filmler teflon plaka üzerinden çıkarılarak 5.3 mm eninde film kesme aparatıylakesilerek örnekler hazırlandı. Hazırlanan film örneklerinin, 0.5 N sabit gerilim altında, odasıcaklığından 100-130 0C' ye kadar 5 0C/dk hızla ısıtılarak kayıp modülü, depolama modülüve Tan d grafikleri elde edildi. Grafiklerin maksimum noktalarından Tg değerleri saptandı.Ayrıca elde edilen filmlerin çözücü dirençleri Metiletilketon ile silinerek saptandı.Anahtar kelimeler: Nanoparçacık, TiO2, SiO2, DSC, DMA

SilisSilisyum dioksitTitanyum+1
Özlem Kalabalıkoğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı üretim işlemleri kullanılarak üretilmiş yeni nesil nikel-titanyum döner eğe sistemlerinin şekillendirme yeteneklerinin ve döngüsel yorgunluk dirençlerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi

Son yıllarda, nikel-titanyum alaşımların farklı ısısal işlemlere tabi tutulmasıyla elde edilen M-teli, R-faz tel ve CM-telleri, yeni nesil döner eğelerin kullanıma girmesine imkân sağlamıştır. Bu eğelerin klinik performansları halen araştırılmaktadır. Bu in-vitro araştırmanın amacı; M-teli (Reciproc, ProtaperNext, ProfileVortex), R-Faz tel (K3XF, Twisted File Adaptif) ve CM-telinden (Hyflex) üretilmiş altı farklı döner eğe sisteminin şekillendirme yeteneklerinin ve döngüsel yorgunluk dirençlerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesidir. Çalışmanın ilk bölümünü oluşturan şekillendirme yeteneği değerlendirilmesinde, 45° eğimli ve L-şekilli kanala sahip 90 adet akrilik blok kullanıldı. Bloklar altı eşit gruba ayrıldı (n=15). Yapay kanalların şekillendirme öncesi görüntüleri stereomikroskop kullanılarak kaydedildi. Şekillendirme sonrası görüntüler şekillendirme öncesi görüntüler ile bir bilgisayar programı kullanılarak çakıştırıldı. Çakıştırılmış görüntüler üzerinde bir bilgisayar programı kullanılarak ölçümler yapıldı. Çalışmanın döngüsel yorgunluk değerlendirilmesi kısmında, özel olarak hazırlanmış 60° eğime ve 3 mm eğim yarıçapına sahip paslanmaz çelik kanallar kullanıldı. Her grupta 15 adet yeni eğenin statik döngüsel yorgunluk dirençleri test edildi. Verilerin istatistiksel analizi tek yönlü varyans analizi ve post-hoc LSD testleri kullanılarak değerlendirildi. Reciproc sistem apikal bölgede en fazla madde kaldıran ve en fazla transportasyon oluşturan grup oldu (p<0.001). Diğer grupların apikal transportasyon miktarları benzerdi (p>0.05). TFa sistemi apikalde, Hyflex ise orta ve koronal üçlüde en az madde kaldıran gruplar oldu. Preparasyon zamanı açısından ez hızlı preparasyon Reciproc, en yavaş preparasyon ise ProfileVortex ile gerçekleşti (p<0.05). Preparasyonlar sırasında herhangi bir eğe kırılmasına rastlanmadı. Reciproc ve Hyflex grupları diğer bütün gruplardan istatistiksel olarak anlamlı derecede daha fazla döngüsel yorgunluk direnci gösterdi (p<0.001).

Akrilik reçinelerAlaşımlarDental aygıtlar+5
Emrah Karataşlıoğlu
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Comparison of stainless steel and titanium alloy infrazygomatic crest mini implants by using finite element analysis

The infrazygomatic crest mini implant is one of the temporary anchorage devices that have been widely used as skeletal anchorage in cases where specific orthodontic movements have to be obtained with absolute anchorage. Titanium and stainless steel are the materials of choice for orthodontic mini implants due to the specific properties of each of them. The purpose of this study was to compare between titanium and stainless steel infrazygomatic crest mini implant regarding the stress generated by each of them using finite element analysis. Three dimensional models of maxillary and zygomatic bone with mini implants (Ortho Bone screw, mushroom 2.0; Dentos Abso anchor, small head type SH 2018-12) were constructed, both mini implants have been inserted in the infrazygomatic crest area at angle of 70 degree and 14 mm above the occlusal plane. Two different scenarios then performed on each mini implant with forces of 300 g for maxillary molar distalization and 150 g for maxillary molar intrusion using close coil spring. Stress/strain patterns generated on cortical bone, cancelous bone, mini implants and roots of the maxillary first molar were evaluated, then the peak values of PMax, PMin and von Mises stresses were compared between titanium and stainless steel mini implants. In both scenarios peak values of stress were greater in titanium than in stainless steel for all study models. Titanium mini implants create greater stress than stainless steel mini implants when used as anchorage device in the infrazygomatic crest region.

Dental implantationDental implantsDental stress analysis+3
Sarah Farıs Alsabunchı
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Titanyum-bor topaklarının incelenmesi

Bu çalışmada, nötr TiBn (n=1-15), tekerlek TiBn0,±1 (n=8-11) ve kafes TiBmHn (m=4-12 ve n?m) topaklarının muhtemel kararlı geometrileri Yoğunluk Fonksiyonu Teorisi ile incelendi. Hesaplamalarda B3LYP fonksiyoneli ve 6-311++G** baz seti kullanıldı. Atom başına bağlanma enerjisi, ayrışma enerjisi, ikinci enerji farkı, HOMO-LUMO enerji aralığı, Ti atomu üzerindeki yük, atomlar arası bağ uzunlukları, iyonlaşma potansiyelleri ve elektron ilgileri üzerinden analizler yapıldı. Elde edilen sonuçlar saf Bn ve diğer metal-Bn çalışmalarıyla karşılaştırıldı.

BorTitanyum
Muhammed Akar
Yozgat Bozok University
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Titanyum azot topakları ve bor katkılanması

Bu çalışmada Ti-B-N topaklarının çeşitli yapıları Yoğunluk Fonksiyonu Teorisi ile incelendi. Hesaplamalar için B3LYP fonksiyoneli ve 6-311++g** baz seti kullanıldı. ByN6-y (y?6), (BN)y (y?12), Tix (x ? 8) ile N2 katkılı kompleksleri çalışıldı. Ti1ByNz (y,z?6) topakları ayrıntılı olarak incelendi. Bu sistemler için yapı ve enerji analizleri gerçekleştirildi. Ayrıca Ti1ByNz (y,z?6) topakları için N, 2N, N2, N+N2 ve 2N2 ayrışma kanalları araştırıldı.

BorTitanyum
Nur Elmas
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Nikel titanyum eğe sistemlerinin döngüsel yorgunluklarının farklı test yöntemleri ile karşılaştırılması

Nikel-titanyum döner eğeler kök kanal tedavisi sırasında en yaygın kullanılan sistemlerdir. Ni-Ti sistemlerin en büyük dezavantajı kullanım sırasında çeşitli sebeplerle meydana gelen kırıklardır. Bu çalışmanın amacı Reciproc, Waveone, Protaper Next, OneShape ve TF Adaptive Ni-Ti sistemlerin döngüsel yorgunluklarını üç farklı test metodu ile değerlendirmektir. Bu çalışmada 45° ve 60° kurvatür açılarına sahip üç farklı döngüsel yorgunluk test metodu kullanılmıştır. Bu metodlar üç pin yöntemi, eğimli paslanmaz çelik blok ve oluklu metal bloktur. Beş farklı markanın toplamda 300 eğesi üretici firmanın önerdiği tork ve hızda kırılana kadar kullanılmıştır. Kırılana kadarki süre dakikadaki devir ile çarpılarak döngü sayısı hesaplanmıştır. Rastgele seçilen örnekler kırık tiplerini ve uzunluklarını incelemek için stereomikroskop altında x10 büyütmede incelenmiştir. Sonuç olarak 45° üç pin test metodu hariç bütün testlerde kullanılan her marka enstrümanın kırılana kadarki süreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark vardır. Reciproc eğeleri bütün test metodlarında en yüksek dönüş sayılarına sahiptir. Bu fark oluklu metal blok 45° ve 60° gruplarında istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). Test metodları karşılaştırıldığında kullanılan enstrümanlara bağlı olarak istatistiksel olarak anlamlı farklar bulunmuştur. (p<0.05) Karşılaştırılabilir güvenli sonuçlar için döngüsel yorgunluk test metodlarının standardizasyona ihtiyacı vardır çünkü farklı test yöntemleri kullanıldığında aynı eğelerde farklı sonuçlar bulunmuştur.

Dental aygıtlarEndodontiKorozyon+4
Zeynep Özpolat
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ti6Al4V alaşımına uygulanan farklı yüzey modifikasyonlarının EPD yöntemi ile üretilen hidroksiapatit kaplamalara etkisinin incelenmesi

Titanyum (Ti) ve alaşımları metalik implant malzemeler arasında yüksek özgül dayanıma sahip bir malzemedir. Dolayısıyla biyomalzeme uygulamaları için en popüler ve ortopedik uygulamalarda kullanımı yaygın olan metalik implant malzemelerden birisidir. Biyomalzeme alanında yüksek korozyon direncinden dolayı en yaygın kullanılan Ti alaşımı ise Ti6Al4V alaşımıdır. Ti6Al4V alaşımı, yüksek korozyon dayanımına sahip olsa da aşındırıcı koşullar altında dayanımları düşebilmektedir. Ti ve alaşım elementlerinin çözünmesi nedeniyle çevredeki dokuya bırakılan iyonlar, implantta kemik dokuyla tam bir uyum gerçekleşmemesi sebebiyle aseptik gevşeme, dokuda renk kaybı, enfeksiyonlar ve dokularda yaraların oluşması gibi çok ciddi problemlere neden olabilmektedir. Bu problemi ortadan kaldırmak için Ti6Al4V alaşımına kimyasal, elektrokimyasal ve termal olarak çeşitli yüzey modifikasyonları ve kaplama işlemleri yapılmaktadır. Ti6Al4V implantlara biyoaktiflik kazandırmak ve biyouyumluluğu arttırmak için ise en sık uygulanan yöntemlerden birisi de implant yüzeyinin Hidroksiapatit (HA) ile kaplanmasıdır. Fakat seramik esaslı kaplamaların metalik yüzeylere yeterli tutunamamasından kaynaklı kaplama problemleri ortaya çıkabilmektedir. Bu kapsamda yapılan bu tez çalışmasında farklı yüzey modifikasyon işlemleri ile yüzey özellikleri değiştirilen Ti6Al4V altlıkların üzerine elektroforetik kaplama (EPD) yöntemiyle hidroksiapatit biriktirilmiş ve yapılan yüzey modifikasyonlarının HA kaplamasına etkisi incelenmiştir. Bu amaçla sunulan tez çalışmasında, ilk olarak yüzeyi hazırlanmış Ti6Al4V numunelere çeşitli parametrelerde termal, kimyasal ve elektrokimyasal yüzey modifikasyonları gerçekleştirilmiştir. Ardından yüzey modifikasyon işlemlerinin etkisini belirlemek amacıyla yüzey pürüzlülüğü ölçümü, temas açısı testi ve SEM/EDS analizleri yapılmıştır. Ayrıca EPD yöntemiyle Ti6Al4V alaşımlarına çeşitli parametrelerde HA kaplanması gerçekleştirilmiş ve en uygun EPD parametresi belirlenmiştir. Ardından çeşitli yüzey modifikasyonu uygulanmış numunelere EPD yöntemiyle belirlenen parametrede HA kaplamalar yapılmıştır. Kaplama sonrasında yüzey modifikasyon işleminin etkisini belirlemek amacıyla SEM/EDX analizi ve çizik testi yapılarak karakterizasyon işlemleri tamamlanmıştır. Karakterizasyon sonuçlarına göre yüzey modifikasyon işlemlerinin, altlık yüzeyinin pürüzlülüğünü ve hidrofilikliğini değiştirerek HA kaplamanın kalitesine olumlu etkide bulunduğu tespit edilmiştir.

Anodik oksidasyonBiyomalzemelerElektroforetik+7
Alperen Kızılöz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Titanyum içeren metal organik kafes yapılarının sentezi, karakterizasyonu ve fotokatalitik uygulamaları

Titanyum bazlı metal-organik kafesler, Ti elementinin düşük toksisitesi ve benzersiz fotokatalitik özellikleri nedeniyle ilgi çekici bir bileşik sınıfıdır. Gözenekli hibrit bir malzeme sınıfı olması ve modüler yapıları dolayısıyla farklı yapılarda sentez ve fotokataliz de dahil olmak üzere potansiyel uygulamalar üzerine birçok araştırma yapılmaktadır. Bu tez kapsamında Ti-Metal organik kafesler, titanyum öncülü olarak organik titanat (trietanolaminato titanyum(IV) kompleksi), titanyum(IV) propoksit ve titanyum(IV) izopropoksit ve ikincil yapı birimi, organik bağlayıcı olarak tereftalik asit, 2-aminotereftalik asit, trimesik asit, [1,1'-bifenil]-4,4'-dikarboksilik asit kullanılarak solvotermal yöntemle sentezlenmiştir. 4-aminobenzoik asit kullanıldığında reaksiyon koşullarına bağlı olarak metal organik yapısının öncül yapı birimi olan Ti-okso kümeler elde edilmiştir. Sentezlenen MIL-125, NH2-MIL-125, MIP-207, COK-47 yapıları XRD, FTIR, TGA, BET, SEM analizleri ile karakterize edilmiştir. Elde edilen, yüksek yüzey alanına sahip olan NH2-MIL-125 ve MIP-207 yapısına sahip Ti-MOF'ların tekstil, deri ve kozmetik endüstrisinde kullanılan, atık sularda organik kirletici olan metilen mavisi ve metil oranjın uzaklaştırılmasında fotokatalitik aktivite tayinleri yapılmıştır. Organik bağlayıcı grup olarak 2-amino tereftalik asidin kullanıldığı solvotermal yöntemle sentezlenen NH2-MIL-125 (2)'in metilen mavisinin giderilmesinde yüksek fotokatalitik aktiviteye sahip olduğu görülmüştür.

FotokatalitikMetal organik kafeslerSolvotermal sentez yönetimi+1
Kader Öktem
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Üç farklı tek eğe sisteminin klinik kullanım sonrası döngüsel yorgunluk direncinin karşılaştırılması

Nikel titanyum (NiTi) döner eğeler, endodontide tedavi protokolünü büyük ölçüde değiştirerek daha hızlı ve daha kolay tedavi sürelerine ve kök kanal sisteminin daha kapsamlı bir şekilde irrigasyonuna olanak sağlar.NiTi alaşımlı eğelerin avantajlarına rağmen, bu eğeleri kullanırken meydana gelen eğe kırılmaları hala önemli bir sorun olmaya devam etmektedir. Bu çalışmanın amacı, WaveOne Gold (WOG, Dentsply, Maillefer, Ballaigues, İsviçre), One Curve (OC, Micro Mega, Besancon, Fransa) ve Reciproc Blue (RB, VDW, Münih, Almanya) NiTi tek eğe sistemlerinin klinik kullanım sonrası döngüsel yorgunluk dirençlerini ve kırık parça uzunluklarını karşılaştırmaktır. Toplam 120 hastanın alt birinci veya ikinci molar dişi tedavi edildi. Hastalar rastgele üç gruba ayrıldı (hasta n= 40) ve kök kanalları WOG, OC veya RB tek eğe sistemleri ile şekillendirildi. Her eğe grubu iki alt gruptan oluşmaktadır: birinci kullanım grubu (eğe n= 10, hasta n= 10) ve üçüncü kullanım grubu (eğe n= 10, hasta n= 30). Kontrol grubunda eğeler hiç kullanılmadan döngüsel yorgunluk testine tabi tutuldu (eğe n= 10). Kontrol grubu dışındaki tüm eğelere test öncesi otoklav sterilizasyonu uygulandı. Eğelerin döngüsel yorgunluk direnci oluk yöntemi ile değerlendirildi.Veriler tek yönlü varyans analizi, Games&Howell Post-Hoc analizi, tekrarlı ölçümler varyans analizi ve Weibull güvenilirlik analizi yapılarak değerlendirildi. Kontrol ve birinci kullanım grubu değerlendirildiğinde eğeler arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p <0.05) ve RB en yüksek kırılma zamanı değerini gösterdi. Üçüncü kullanım grubunda OC ve RB eğeleri WOG eğelerine göre anlamlı derecede yüksek kırılma zamanı değeri gösterdi (p <0.05). Eğe gruplarının kendi içlerindeki ikili karşılaştırmalar değerlendirildiğinde, WOG eğeleri için kontrol - üçüncü kullanım ve birinci kullanım - üçüncü kullanım grupları arasında anlamlı bir fark görüldü.OC eğeleri, kontrol - birinci kullanım ve kontrol - üçüncü kullanım grupları arasında anlamlı farklılık gösterdi. RB eğelerinde ise kontrol ve birinci kullanım grupları arasında anlamlı bir fark görüldü. Genel olarak RB eğeleri birinci kullanımda en yüksek kırılma zamanı değerini gösterdi. Kırık parça uzunluğu değerlendirildiğinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu. Anahtar Kelimeler: döngüsel yorgunluk, tekrarlı kullanım, nikel titanyum tek eğe sistemleri, resiprokasyon, rotasyon

Dental eğelerMetal yorgunluğuNikel+3
Kübra Gürler
Çukurova University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Oral ve maksillofasiyal cerrahide geleneksel yöntemle üretilen plaklarla lazer sinter yöntemiyle üretilen plakların mekanik performansının karşılaştırılmalı değerlendirilmesi

Oral ve maksillofasiyal cerrahide travma tedavi yöntemlerinden biri açık redüksiyon ve internal fiksasyondur. Rekonstrüksiyon plakları açık redüksiyonda kullanılan fiksasyon aygıtlarından birisidir. Bu plaklar paslanmaz çelik veya titanyum alaşımlardan üretilmektedir. Titanyum alaşımlar içerisinde Ti6Al4V ELI sık kullanılan bir alaşım türüdür. Çalışmamızın amacı; Ti6Al4V ELI plakalardan CNC yöntemiyle ve Ti6Al4V ELI toz alaşımdan lazer sinterleme (selektif lazer ergitme) yöntemiyle üretilen rekonstrüksiyon plaklarının mekanik özelliklerinin değerlendirilmesini yapmaktır. Bu amaçla her iki grupta 54mm uzunluğunda 3mm kalınlığında 30 adet rekonstrüksiyon plağı üretildi. Statik 3 nokta bükme testi, yorulma testi, burulma testi, vickers sertlik testi, SEM-EDS, XRD, ICP-OES ve sonlu elemanlar analizleri yapıldı. Sonlu elemanlar analizi statik 3 nokta bükme testinin validasyonu şeklinde gerçekleştirildi. Statik 3 nokta bükme testinde elde edilen maksimum eğme kuvveti, akma kuvveti ve akma yer değiştirme miktarı ile burulma testindeki maksimumu tork değerlerine Mann Whitney U testi uygulandı. Sertlik analizi sonuçlarına bağımsız örneklem t testi uygulandı. Yorulma testi sonucunda CNC grubu plaklar 1.000.000 çevirim sayısına 60N'da ulaşırken lazer sinter grubu plaklar 40N'da ulaşmıştır. ICP-OES analizinde Ti oranları CNC grubunda %92,57 lazer sinter grubunda %91,32 bulunmuştur. Sonlu elemanlar analizi sonucunda ise plağın karşılayabileceği maksimum gerilim miktarı 862,5Mpa bulunmuştur. Maksimum eğme kuvveti, akma kuvveti ve maksimum tork değerlerinde CNC grubu lazer sinter grubundan istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur. Akma yer değiştirme miktarlarında lazer sinter grubu daha yüksek değerlere elde etmiştir ancak bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Vickers sertlik testi sonuçlarında ise lazer sinter grubu plaklar CNC grubundan plaklardan istatistiksel olarak anlamlı şekilde üstün bulunmuştur. Lazer sinter yöntemiyle kişiye özel plaklar üretilirken plağın tasarımı, şekli, boyu ve kalınlığı değiştirilerek mekanik özellikler iyileştirilebilir. Ayrıca üretim (lazer dalga boyu, odak çapı, katman kalınlığı vb.) ve ısıl işleme ait parametreler (ısıl işlem sıcaklığı, süresi vb.) de değiştirilerek mekanik olarak üstün özelliklere sahip plaklar elde edilebilir. Çalışmamız bu noktada yol gösterici olacaktır.

CerrahiCerrahi-diş hekimliğiKemik plakları+5
Necdet Durmaz
Çukurova University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Titanyum alaşımlarının farklı kaynak yöntemleriyle kaynağının incelenmesi

Bu çalışmada, 2,5 mm kalınlığındaki ticari saflıktaki titanyum (Grade-2) levhalar lazer kaynağı ve TIG kaynağı yöntemleriyle kaynak edilerek, farklı kaynak yöntemleriyle birleştirilen titanyumun mekanik özellikleri incelenmiştir. TIG kaynağı ile yapılan birleştirmeler ERTi-2 ilave kaynak teli kullanılarak 80A doğru akımda pozitif polaritede ve 220V voltajda çift taraflı olarak birer pasoda gerçekleştirilmiştir. Lazer kaynağı ile yapılan birleştirmeler ilave tel kullanılmadan, 5 ms pulse süresinde, 30 Hz tekrarlama oranında ve 270 W ortalama güç ile atımlı Nd:YAG lazeri kullanılarak çift taraflı olarak gerçekleştirilmiştir. Her iki kaynak yönteminde de Argon koruyucu atmosferi kullanılmıştır.Kaynak işlemleri gerçekleştirilen levhalardan TS 5789'a göre çekme ve eğme deney numuneleri elde edilmiş olup, lazer kaynaklı ve TIG kaynaklı numunelere çekme ve eğme deneyleri uygulanarak elde edilen sonuçlar ana malzemeye ait değerler ile mukayese edilmiştir. Yapılan çekme ve eğme deneyleri sonucunda; ana malzemeye ait mukavemet değerlerinin en yüksek olduğu, lazer kaynaklı numunelerin mukavemet değerlerinin ise TIG kaynaklı numunelerin mukavemet değerlerinden yüksek olduğu belirlenmiştir. Yapılan çekme deneyleri sonucunda kopmaların esas metal kısmından gerçekleştiği tespit edilmiştir. Ticari saflıkta titanyum levhaların kaynak işlemleri esnasında açığa çıkan ısı değişimlerinin neden olduğu sertlik değişimleri Vickers sertlik ölçümleri ile belirlenmiştir. Ana malzemenin sertliği yaklaşık olarak 190-200 HV iken, lazer kaynaklı numunelerin kaynak bölgesindeki sertliğin yaklaşık olarak 280-300 HV olduğu belirlenmiş ve TIG kaynaklı numunelerin kaynak bölgesindeki sertliğin 400 HV'nin üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Numunelerdeki içyapı değişimlerini belirlemek amacıyla optik mikroskop ve SEM incelemeleri kaynak bölgesinden esas metal bölgesine doğru yapılmıştır.Yapılan mekanik testler ve metalografik incelemelerin sonucu olarak, ticari saflıktaki titanyumun (Grade-2) konstrüksiyonlarda kaynak edilerek kullanılmasının gerektiği durumlarda lazer kaynağının en uygun kaynak yöntemi olduğu belirlenmiştir.

Lazer kaynağıTIG kaynağıTitanyum
İlter Kilerci
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çocuk femur ve tibia diyafiz kırıklarında titanyum elastik çivi ile tedavi edilen hastalarımızın klinik sonuçları (Retrospektif çalışma)

Literatürde okul çağı ve adölesan yaş gurubu çocuk femur ve tibia kırıklarının tedavisi tartışmalı olmakla birlikte, titanyum elastik çivi bu yaş grubunda kendine ilk sıralarda yer bulan tedavi seçeneğidir. Çalışmamızda titanyum elastik çivi uygulamasının kaynama zamanı ve açısal kontrol üzerine etkinliğini araştırdık.2008-2010 yılları arasında femur ve tibia kırığı nedeniyle kliniğimizde titanyum elastik çivi uygulanan hastalar retrospektif olarak araştırıldı. 16 hastanın 10'u femur 6'sı tibia olmak üzere 16 uzun kemik kırığı çalışmaya alındı. Hastaların yaş ortalaması 9.18 (4-14) yaş ve ortalama takip süresi 14.75 (6-32) aydı. Hastaların radiografileri ve klinik muayene bulguları retrospektif olarak toplanarak gözden geçirildi. Sonuçlar Flynn'ın elastik çivi fiksasyon sınıflamasına göre; mükemmel, tatmin edici ve kötü olarak değerlendirildi.Tüm hastalarda ortalama 8.43 (6-14) haftada tam iyileşme sağlandı. Hastaların son kontrollerinde koronal planda ortalama 1.68 (0-5) derece, sagittal planda ortalama 3.12 (0-10) derece açılanma tesbit edildi. Hastalarda septik artrit, osteomyelit ve delayed union tesbit edilmedi. Bir hastada cilt erozyonu ve bir hastada ağrılı bursa tesbit edildi. Flynn sınıflamasına göre 12 hasta mükemmel, 4 hasta iyi olarak değerlendirildi ve kötü sonuç gözlenmedi.Dört yaş ve üzeri çocukların alt ekstremite uzun kemik kırıklarında; ameliyat sonrası bakımının kolay olması, erken dönemde eklem hareketlerine başlanması, erken mobilizasyon, kısa hospitalizasyon süresi ile çocuk ve ailenin sosyal hayatının kesintiye uğramaması, erken iyileşme, sagittal ve koronal planda güvenilir açı kontrolü sağlaması gibi avantajları nedeniyle; titanyum elastik intramedüller çivileme tercih edilmelidir.

Femoral kırıklarKomplikasyonlarKırık fiksasyonu+4
Duran Topak
Gaziantep University
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Tekstil endüstrisi atıksularının inert elektrotlar kullanılarak elektrokatalik oksidasyon yöntemi ile arıtımı

Küresel iklim değişikliği ve hızlı sanayileşme suya olan ihtiyacın her geçen gün daha da artmasına sebep olmaktadır. Sanayi kökenli atıksuların büyük bir kısmı, tekstil endüstrisinde kullanılan ve atık su olarak deşarj edilen sular teşkil etmektedir. Bu suların arıtımında çevre dostu fiziksel ve kimyasal arıtma yöntemleri öne çıkmaktadır. Bu çalışmada elektrokimyasal arıtma yöntemleri (EKM) incelenmiş ve tekstil atık suyundaki yüksek konsantrasyonlu boyayı uzaklaştırmak için Ru/Ir/Ti, RuO2/IrO2/TiO2 ve yüksek yoğunluklu grafitten yapılmış elektrotlara dayanan bir elektrokatalitik oksidasyon yöntemi irdelenmiştir. Bu çalışmada incelenen tekstil atık suyu, güçlü renk, yüksek organik içerik, yüksek pH, yüksek kalıcılık, toksisite ve düşük biyolojik bozunabilirlik ile karakterize edilmektedir. Boya oksidasyon süreci; anot malzemesi, pH, sıcaklık ve bunlara ek olarak çözeltideki klor iyonlarının konsantrasyonu ile elektrolit konsantrasyonuna (NaCl) bağımlıdır. Bu parametrelere göre tekstil atıksuyu incelendiğinde, %87'lik maksimum çıkış değerine, 150 mA/cm2 akım yoğunluğunda ve 5 g/L NaCl konsantrasyonunda ulaşıldığı görülmüştür. Akım yoğunluğuna bağlı olarak atık sudan rengin giderilmesi RuO2/IrO2/TiO2 için %92 ve Ru/Ir/Ti anotlar için %98'dir. Grafit elektrot için maksimum %90'lık bir boya giderimi elde edilebilmiştir. KOİ parametresi (grafit elektrot) için, 100 mA/cm2 akım yoğunluğunda ve 10 dakikalık çözelti işleme süresinde %77'lik maksimum giderim elde edilebilirken aynı akım yoğunluğunda Ru/Ir/Ti ve RuO2/IrO2/TiO2 elektrotları için KOİ giderme yüzdesi %83'tür. Sonuç olarak, elektrokatalitik oksidasyon yönteminde; renk giderimi, KOİ ve TOC'nin akım yoğunluğu ve su arıtma süresi gibi parametrelere bağımlılığı dikkate alındığında, atık su arıtma prosesinin verimliliğinin Ru/Ir/Ti> RuO2/IrO2/TiO2 > grafit sırasıyla arttığı görülmüştür. Düşük işletme maliyeti ve düşük kimyasal kullanımı ile karakterize edilebilecek elektrokatalitik oksidasyon yöntemi, arıtma yöntemleri arasında önemli bir yere sahiptir.

Atık su arıtmaReaktif boyar maddelerRutenyum+3
Birkan Utlu
Düzce University
2025
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Melatonin desteğinin rat tibiyalarına yerleştirilen titanyum implantların kemik implant kaynaşmasına etkisinin incelenmesi

Melatonin hormonu kemik metabolizması ile yakından ilişkilidir. Yaşlanma ya da başka nedenlerden dolayı melatonin üretimi azalan kişilerde implant tedavisinde yeterli osseointegrasyon elde edilemeyebilir. Epifiz bezinin yetersiz melatonin üretimi, eksojen melatonin desteği ile tedavi edilebilir. Bu çalışmanın amacı ratlarda melatonin hormonu desteğinin kemik implant kaynaşmasına ve kemik metabolizmasına etkisinin incelenmesidir. Bu amaçla denekler rastgele 4 ayrı gruba ayrıldı: Kontrol (n=10), Pinealektomi (n=10), Pinealektomi+melatonin (n=10), Melatonin (n=10). Tüm deneklerin sağ tibiya kemiklerine titanyum implantlar cerrahi yöntemlerle yerleştirildi. Pinealektomi uygulanan gruplarda pineal bez implant yerleştirilmesi sırasında alındı. Melatonin uygulanan gruplara haftada üç defa 10 mg/kg melatonin serum fizyolojik ile oral gavaj yoluyla verildi. Deneklerin tamamı 3 ay sonunda sakrifiye edildi. Deneklerden alınan kan örneklerinden alkalen fosfataz (ALP), kalsiyum (Ca), fosfor (P) analizleri yapıldı. Örneklerin kemik implant kaynaşması (KİK) ve İmplant Çevresi Kemik Dolumu (İÇKD) dekalsifiye edilmemiş histolojik analiz yöntemine göre analiz edildi. Deneklerin çene ve femur kemik mineral yoğunluğu (KMY) çift enerjili X ışını absorpsiyometrisi (DEXA) ile değerlendirildi. Gruplar arasında ALP, Ca, P, KİK, İÇKD ve çene-femur KMY ortalamaları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0.05). Çalışmamızın sınırlı sonuçlarından yola çıkarak pinealektominin osseointegrasyon için önemli bir dezavantaj olmadığını, pinealektomi ile birlikte melatonin desteğinin osseointegrasyonu etkilemediğini ifade edebiliriz. Anahtar kelimeler: Melatonin hormonu, pineal bez, osseointegrasyon, kemik implant kaynaşması, implant.

MelatoninOsseointegrasyonPineal bez+5
Oguzhan Uçar
Fırat University
2021
10
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Ovariyektomi uygulanmış ratlarda melatoninin titanyum implantların osseointegrasyon düzeyine etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı ovariyektomi yapılan ratlarda, melatonin hormonunun kemik metabolizmasındaki etkileri dikkate alınarak, melatonin takviyesinin, deneklerin tibiyalarına uygulanan titanyum implantlarda osteointegrasyon düzeyine etkisinin incelenmesidir. Denekler bu amaç doğrultusunda; Kontrol Grubu (n=12), Ovariyektomi Grubu (n=12), Ovariyektomi+Melatonin Doz 1 Grubu (5 mg/kg) (n=12), Ovariyektomi+ Melatonin Doz 2 Grubu (10 mg/kg) (n=12) olmak üzere 4 eşit gruba ayrılmıştır. Tüm denekler implantların cerrahi yerleştirilmesini takip eden 3. ayın sonunda sakrifize edilmiştir. Elde edilen kan serumlarından kemik biyobelirteçleri; alkalen fosfotaz (ALP), kalsiyum (Ca), fosfor (P) analizleri yapılmıştır. Deneklerin tibiyalarına yerleştirilen implantların dekalsifiye edilmemiş histolojik analiz yöntemi ile implant çevresi kemik dolumu (İÇKD) ve kemik implant kaynaşması (KİK) bulguları analiz edilmiştir. Tüm deneklerin femur ve çene kemikleri alınarak nükleer tıp ana bilimdalında kemik mineral yoğunluğu analizleri yapılmıştır. Kontrol grubunun ALP değerleri, diğer gruplarından istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur (p<0.05). Gruplar arasında kalsiyum değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0.05). Ovariyektomi+Melatonin doz-2 grubunun fosfor değerleri, Kontrol ve Ovariyektomi gruplarından istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0.05). Ovariyektomi grubunun kemik implant kaynaşması değerleri, Kontrol ve Ovariyektomi+Melatonin doz-1 gruplarından istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur (p<0.05). Ovariyektomi grubunun implant çevresi kemik dolumu değerleri, Kontrol ve Ovariyektomi+ Melatonin doz-2 gruplarından istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur (p<0.05). Ovariyektomi+Melatonin doz-2 grubunun femur kemik mineral yoğunluğu değerleri, Kontrol ve Ovariyektomi+Melatonin doz-1 gruplarından istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur (p<0.05) . Gruplar arasında çene kemik mineral yoğunluğu değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0.05). Bu çalışmanın sınırlı sonuçlarından yola çıkarak ovariyektominin; ovariyektomi kaynaklı osteoporoz, kemik implant kaynaşmasını olumsuz etkileyebileceği ve melatonin desteğinin osteoporozun implant kemik kaynaşması üzerine olan olumsuz etkisini iyileştirebileceği ifade edilebilir. Anahtar Kelimeler: Melatonin, osteoporoz, ovariyektomi, osseointegrasyon, kemik implant kaynaşması

Dental implantasyonDental implantlarHayvan deneyleri+5
Özümcan Çiriş
Fırat University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Titanyum-Nikel alaşımlı malzeme üretimi ve aşınma davranışlarının incelenmesi

Şekil bellekli alaşımlar (ŞBA) birçok mühendislik ve tıp alanında fonksiyonel malzemeler olarak başarı ile kullanılmaktadır. Şekil bellekli alaşımların teknolojik önemi, şekil bellek özelliği ve süperelastik özellik göstermelerinden kaynaklanmaktadır. Bu özellikler sıcaklık ve gerilmeye bağlı olarak martenzit ve ostenit fazlarında alaşımda kristal yapı değişimi ile oluşur. Bu yüzden bu alaşımlara intermetalik kompozit malzemeler de denilmektedir.Bu çalışma üç aşamadan oluşmakta olup birinci aşamada klasik pim-on disk türü standart bir deney düzeneği yük hücresi kullanılmak suretiyle sürtünme kuvvetinin ölçülebilmesi amacıyla bilgisayar destekli hale getirilmiştir. İkinci aşamada saf Ti ve NiTi alaşımı malzemeler Toz Metalürjisi (TM ) metoduyla üretilmiş, sertlik ve yoğunluk değerleri ölçülmüş ve mikroyapıları incelenmiştir. Son aşamada üretilen bu intermetalik malzemelerin farklı deney şartlarında kuru aşınma davranışları ve abrasiv aşınma davranışları incelenmiştir.İlk aşamada sürtünme katsayısının ölçülebilmesi için aşınma davranışların incelenmesinde kullanılan pim-on disk aşınma deney düzeneği revize edilmiş ve aşınma deneydüzeneğine yük hücresi düzeneği tasarlanmış ve bilgisayar destekli hale getirilmiştir. Aşınma deney düzeneğinde sürtünme katsayısının doğru olarak hesaplanabilmesi amacıyla sürtünme katsayısı bilinen PTFE ve MS70 malzemeler üzerinde aşınma deneyleri gerçekleştirilmiş ve sürtünme kuvveti deneyler esnasında sürekli ölçülmüştür. Bu çalışmanın ikinci aşamasında, nikel-titanyum şekil bellekli alaşım üretmek maksadıyla, ticari saflıkta nikel ve titanyum tozları kullanılarak Ti100 ve Ni52Ti48, Ni52Ti48alaşımları Toz Metalürjisi ( TM ) yöntemiyle imal edilmiştir. Alaşımlar, elementel toz karıştırma metoduyla homojen bir şekilde karıştırıp 650 MPa tek etkili sıkıştırma basıncı ile çelik kalıp içerisinde sıkıştırılmış ve argon koruyucu gaz ortamına sahip tüp fırında, 1100 oC? de beş saat süreyle sinterlenerek üretilmiştir. Üretilen numunelerin optik mikroskop aracılığı ile mikroyapı incelemeleri yanında sertlik değerleri, yoğunluk ve porosite ölçümü de yapılmıştır. Son aşamada revizyon işlemi tamamlanan pin-on disk türü aşınma deney düzeneğinde TM ile üretimi yapılan numunelerin farklı deney şartlarında kuru aşınma davranışları incelenmiş ve sürtünme katsayıları ölçülmüştür. Ayrıca numunelerin abrasiv aşınma davranışları incelenmiştir.Deneysel çalışmalar sonucunda; aşınma deney düzeneğinde tasarlanan yük hücresi sistemi araçlığıyla sürtünme kuvvetinin ve sürtünme katsayısının doğru bir şekilde ölçüldüğü gözlemlenmiştir. Saf titanyuma nikel ilavesi ile sertlik miktarında artışlar meydana gelmiş olup Rockwell B sertlik değeri 59 HRB ölçülmüşken NiTi alaşımlarının sertlik değeri yaklaşık olarak 83 HRB olarak ölçülmüştür. Optik mikroskopla yapılan mikro yapı incelemeleri sonucunda daha küçük gözenek fakat daha fazla gözenek oluşumu saf Ti?da gözlemlenmiştir. Buna ilaveten, aşınma deneyleri sonucunda üretilen NiTi alaşımlarının matris malzemesi olan Saf Ti?ye göre daha az aşındığı gözlemlenmiştir. Adhesiv aşınma deneyleri sonucunda yükün artmasıyla birlikte hacimsel aşınma oranının da arttığı gözlemlenmiştir. Ayrıca, saf Ti` nin sürtünme katsayısı yaklaşık olarak 0,37 iken NiTi alaşımlarının sürtünme katsayısı ise yaklaşık olarak 0,40 civarında ölçülmüştür. Bunun ötesinde, abrasiv aşınma deneyleri sonucunda ise uygulanan kuvvetin/yükün artması ve elek boyutunun küçülmesiyle hacimsel aşınma miktarı artmıştır. Abrasive aşınma direnci bakımından da; saf Ti? nin NiTi alaşımlarına oranla daha fazla aşındığı gözlemlenmiştir. Fakat Ni48Ti52 ve Ni52Ti48 alaşımının aşınma dirençleri bakımından birbirine çok yakın olduğu gözlemlenmiştirAnahtar Kelimeler : ŞBA, aşınma, sürtünme katsayısı, Ni-Ti, toz metalürjisi,..soğuk presleme

AşındırmaAşınmaAşınma davranışı+6
Fatih Yasin Şahin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Primer stabilizasyon olan ve olmayan titanyum implantlarda lokal ve sistemik zoledronik asit uygulamasının osseointegrasyon üzerine etkisi

Primer stabilizasyon (PS) implantın cerrahi yerleştirilmesi sırasında başlangıç sıkı yerleşme olarak tanımlanır ve başarılı bir osseointegrasyon için gereklidir. Kemik kalitesi ve miktarının yetersiz olduğu durumlarda sıkı implant yerleştirilmesi oldukça zordur. Zoledronik asit (ZA) kemik rezorpsiyonunu engelleyen güçlü bir bifosfonattır. Bu çalışmada amaç primer stabilizasyon olan ve olmayan titanyum implantlarda lokal ve sistemik zoledronik asit uygulamasının osseointegrasyon üzerine etkisinin histolojik incelenmesidir. Bu amaçla denekler önce PS(+) (n=24) ve PS(-) (n=24) olak üzere iki ana gruba ayrıldı. Bu ana gruplar kontrol (n=8), lokal zoledronik asit (2mg/1mL) (n=8) ve ve sistemik zoledronik asit (0,1 mg/kg) (n=8) grupları olmak üzere alt gruplara ayrıldı. Deneklerin tümü 4 haftalık iyileşme döneminden sonra sakrifiye edildi. Örneklerin kemik implant kaynaşması ve yiv doluluk yüzdesi dekalsifiye edilmemiş histolojik analiz yöntemine göre analiz edildi. Primer stabilizasyon alınan ve alınmayan gruplar arasında kemik implant kaynaşması yüzdeleri ve yiv doluluk yüzdeleri açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulundu (p<0.05). Zoledronik asit uygulanan gruplar arasında kemik implant kaynaşması yüzdeleri ve yiv doluluk oranı yüzdeleri açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulundu (p<0.05). Primer stabilizasyon ve zoledronik asit kullanım tipinin kemik implant kaynaşması yüzdesi üzerindeki ortak etkisi istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). Primer stabilizasyon ve zoledronik asit kullanım tipinin yiv doluluk yüzdesi üzerindeki ortak etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0.05). Çalışmamızın sonuçlarına göre primer stabilitenin osseointegrasyon için önemli bir etken olduğu ve zoledronik asidin sistemik ve lokal uygulanmasının implant osseointegrasyonunu artırabileceği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: primer stabilizasyon, osseointegrasyon, bifosfonatlar, zoledronik asit, diş implantı

BifosfonatlarOsseointegrasyonProtezler ve implantlar+3
Nurullah Sökmen
Fırat University
2020
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Üst çene üç implant üstü beş üye restorasyonlarda; farklı implant materyali, lokalizasyonu ve abutment yüksekliklerinin; implant, abutment, restorasyonlar ve çevre dokular üzerindeki stres dağılımının sonlu elemanlar stres analizi ile değerlendirilmesi

Günümüzde, tek diş eksikliğinden total diş eksikliğine kadar olan durumların tedavilerinde implant destekli sabit veya hareketli protezler sıklıkla tercih edilmektedir. İmplant üstü sabit protezlerde, gelen kuvvetler direkt olarak protetik restorasyonlara ve restorasyonlar aracılığıyla da implantlar arasında paylaşılır daha sonra çene kemiğine iletilir. Restorasyona, implant ve kemiğe ne kadar stres iletildiği; destek implantların sayısına, materyallerine, lokalizasyonlarına, abutmentlere ve restoratif üst yapı özelliklerine bağlıdır. Kısmi dişsiz bir vakada; implant materyalinin, implant lokalizasyonunun ve abutment yüksekliklerinin değişmesiyle; materyallerde ve çevre dokularda oluşan etkilerin gözlenmesi klinik uygulamalarda önemli bir rehber olacağı düşünülmektedir. Bu nedenle çalışmamızda; üst çene arka bölgede beş diş eksikliği ile dişsiz sonlanan modelleme oluşturarak üç implant üstü beş üye restorasyonlarda; farklı implant materyali, farklı implant lokalizasyonu ve abutment yüksekliklerinin; implant, abutment, restorasyonlar ve çevre dokular üzerindeki stres dağılımının sonlu elemanlar stres analiz yöntemi ile değerlendirilmiştir. Çalışmamızda, 18 farklı model elde edilmiştir. İmplant lokalizasyonlarımız; 13-14-17, 13-15-17 ve 13-16-17 olarak üç farklı lokalizasyonda oluşturulmuştur. İmplant materyali olarak; titanyum, zirkonya ve Cfr-PEEK olmak üzere üç farklı materyal seçilmiştir. Abutment gruplarımız 4 mm ve 5.5 mm vertikal yüksekliğe sahip olmak üzere iki gruba ayrılmıştır ayrıca titanyum implant üzerine titanyum abutment, zirkonya ve Cfr-PEEK implant üzerine zirkonya abutment seçilmiştir. Oluşturduğumuz köprü protezleri ise titanyum implantta metal alt yapılı porselen, zirkonya ve Cfr-PEEK implantta zirkonya alt yapılı porselen olarak belirlenmiştir. Çalışmamızda elde ettiğimiz sonuçlara göre; implant materyallerinin değişmesi ile kemikte ve implant üzerinde oluşan streslerde farklılık belirlenmiştir. İmplant lokalizasyonunun değişmesi sonucunda; kemikte, implantta, abutmentte ve köprü protezinin alt yapısında oluşan streslerde farklılık belirlenmiştir. Abutment materyalinin yüksekliğinin değişmesi, kemik dokusu ve materyaller üzerinde oluşan streslerde belirgin farklılık oluşturmamıştır. Anahtar Kelimeler: Elastik modülü, sonlu elemanlar stres analiz yöntemi, abutment, titanyum, zirkonya, Cfr-PEEK

Dental desteklerDental implantasyonDental implantlar+6
Mehmet Emekli
Fırat University
2020
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Alt çene tam dişsizlik vakalarında titanyum ve peek implant destekli farklı tutucu ataşmanlara sahip overdenture protezlerin protetik yapılar, implantlar ve çevre dokularında oluşturduğu stres dağılımının sonlu elemanlar stres analizi yöntemiyle değerlendirilmesi

İmplant tutuculu overdenture protezlerde estetik, çiğneme etkinliği, protez stabilitesi ve retansiyonun konvansiyonel tam protezlere kıyasla daha tatmin edici olduğu ve buna bağlı olarak hasta memnuniyetinin de arttığı görülmektedir. İmplant tutuculu overdenture protezlerde kullanılan çeşitli ataşman sistemleri mevcuttur ve ataşman seçimi protezlerin retansiyonunda çok önemli bir faktördür. Çalışmamızda tam dişsiz alt çeneye 2 adet dik ve açılı yerleştirilen implant üzerine; locator tutuculu overdenture protez, novaloc tutuculu overdenture protez, bar tutuculu overdenture protez ve ball tutuculu overdenture protez yapılmıştır. Oluşturulan her modele 1. Molar dişin merkezinden 100 N vertikal ve 100 N oblik olmak üzere iki ayrı kuvvet uygulanmıştır. Bilgisayar ortamında oluşturulan modellerde farklı yönlerden uygulanan kuvvetler sonucu oluşan değerler karşılaştırılmıştır. İmplant destekli overdenture protezlerde kullanılan retantif elemanlar şekil, boyut, dizayn ve materyal içeriği bakımından çeşitlilik göstermektedir. Çalışmamızda Locator tutucu, Novaloc tutucu, Ball tutucu ve Hader bar tutucu kullanılmıştır. Araştırma üç boyutlu sonlu elemanlar stres analizi yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Uygulanan dik ve oblik kuvvetlerin sonucunda bu modellerde; implantta ve kemikte oluşan stres değerleri, yoğunlaşma ve dağılım bölgeleri incelendi. Analiz sonucunda, oluşturulan her senaryodaki implant, implant çevresi kortikal kemikte ve spongioz kemikteki Von Misses stres, Maksimum asal stres ve Minimum asal stres değerleri ve stres dağılımları incelenmiştir. Oblik yüklerde, dik yüklemelere oranla daha fazla gerilme miktarları oluşmuştur. İmplant çevresindeki kemikteki gerilme, yükleme koşullarından, yönünden ve implant açısından etkilendiği için uygulanan yüklerin implantın uzun aksına uygun gelmesi gerektiğinin önemli olduğu saptanmıştır. Bu materyalin dental implant materyali olarak rutin kullanılması için; hayvan ve uzun dönem klinik çalışmalarla desteklenmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Elastik modülü, sonlu elemanlar stres analiz yöntemi, abutment, titanyum, Cfr-Peek

Dental implantasyonDental implantlarDental protez-implant destekli+6
Muharrem Gürler
Fırat University
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Tekrarlayan kök kanal tedavilerinde kök kanal dolgusunun uzaklaştırılmasında kullanılan farklı nikel-titanyum eğelerin yüzeylerinde meydana gelen değişikliklerin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı tekrarlayan tedavilerde kullanılan döner nikel titanyum eğelerin üç ve beşinci kullanım sonrası yüzey değişikliklerinin incelenmesidir. Ayrıca %2'lik sodyum hipokloritin, kloroform solüsyonunun ve sterilizasyon işlemlerinin tekrarlayan tedavilerde kullanılan döner nikel titanyum eğelerin yüzeylerine etkisi incelenmiştir.Bu çalışma için Protaper retreatment eğeleri, R-endo eğeleri ve Mtwo retreatment eğeleri kullanılmıştır. Üst çene birinci büyük azı dişlerine ait palatinal kökler guta perka ve Ah 26 ile dolduruldu ve iki ay sonra bu eğe sistemleri ile retreatment işlemleri uygulandı.Kullanılmamış, üç ve beş kez kullanılmış, NaOCl ve kloroform solüsyonunda bekletilmiş ve sterilizasyon işlemleri görmüş NiTi döner eğelerin yüzey değişiklikleri atomik kuvvet mikroskou ve tarama elektron mikroskobu ile incelendi. RMS ve Depth değerleri ve üç boyutlu görüntüler elde edildi. SEM incelemesi ile eğelerin çeşitli büyütmelerde görüntüleri ve EDX ile eğe yüzeyinin kimyasal kompozisyonu hakkında veriler elde edildi.RMS ve Depth değerleri tüm üç eğe sisteminde de üç ve beş kullanım sonrasında anlamlı bozulmalar olduğunu gösterdi. Üç ve beş kullanım sonrasında SEM incelemelerinde çatlaklar, hasarlar ve spiral yapıda bozulmalar görüldü. Ek olarak, Mtwo 15 eğesi beşinci kullanımdan sonra bozuldu.AFM verileri 2%NaOCl solüsyonunun NiTi döner eğeleri üzerinde anlamlı yüzey bozuklukları oluştuğunu göstermiştir. AFM ve SEM verileri kloroform solüsyonu ve sterilizasyon işlemlerinin yüzey anlamlı bozukluklarına yol açmadığını göstermiştir.EDX verileri, bütün çalışma grupları için, meydana gelen bozulmaların fiziksel olduğunu, eğelerin yüzeylerinde herhangi kimyasal bir bozulmaya rastlanmadığını göstermiştir.Sonuç olarak; Protaper retreatment, R-endo ve Mtwo retreatment eğelerinde kullanıma bağlı olarak yüzey bozuklukları görülmüştür. Klinisyenler, retreatment işlemlerinde özellikle üçüncü kullanımdan sonra kırılma riskini göz önünde bulundurmalıdırlar.Anahtar kelimeler: Nikel- titanyum, Tekrarlayan kök kanal tedavisi, Atomik kuvvet mikroskobu, Tarama elektron mikroskobu, Sodyum hipoklorit, Kloroform, Sterilizasyon.

Dental materyallerKloroformKök kanal dolgu materyalleri+8
Baran Can Sağlam
Gazi University · Institute of Health Sciences
2011
00

Related subjects