Tıp-geleneksel
84 theses under this subject heading
Birinci basamak sağlık kuruluşlarına başvuran hastaların geleneksel ve tamamlayıcı tıp ile ilgili tutumu ve kullanım durumları
Amaç: Bu çalışmada birinci basamak sağlık kuruluşlarına başvuran hastaların geleneksel ve tamamlayıcı tıp ile ilgili tutumu ve kullanım durumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Bu araştırma Hatay İl Sağlık Müdürlüğü tarafından izin verilen dört Aile Sağlığı Merkezine 01 Haziran 2020 – 31 Ağustos 2020 tarihleri arasında herhangi bir nedenle başvuran 18-65 yaş arası hastalardan katılmayı kabul eden 303 hasta ile gerçekleştirildi. Çalışma anketimiz sosyodemografik bilgileri içeren 12 soru ve GETAT ile ilgili tutum ve kullanım durumu sorularını içeren 22 sorudan oluşturuldu. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 35,8±13,8 yıl olup, GETAT kullanan hastalar daha yaşlıydı (p=0,027). Katılımcıların %44,2'si (n=134) erkekti ve GETAT kullanımı her iki cinste de benzerdi (p=0,247). Çalışmada GETAT kullanma oranı %24,1'di (n=73). GETAT kullanımı sağlık çalışanlarında ve işsizlerde anlamlı olarak yüksek bulundu (p= 0,045). GETAT kullanımı ile öğrenim durumu, gelir seviyesi, sağlık güvencesi, medeni durum, ikamet yeri, sosyal alışkanlıklar, komorbidite ve ilaç kullanımı ile arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı. GETAT ile ilgili bilgi kaynaklarının başında, %30,7 (n=93) ile sosyal medya ve %30,4 (n=92) ile arkadaş/komşu gelmektedir. En sık GETAT kullanma sebebinin, daha önce aynı şikayetlerle tekrarlayan doktor başvurusu (%76,6) olduğu tespit edildi (n=56). En sık kullanılan yöntemin %28,4 (n=86) ile fitoterapi ve %22,8 (n=69) ile sülük tedavisi olduğu saptandı. Olguların GETAT'a en sık kas iskelet hastalığı (%43,8) sebebiyle başvurduğu tespit edildi (n=32). Sonuç: GETAT yöntemleri modern tıbba yardımcı olarak kullanılabilecek yöntemler olup, GETAT ile ilgili olarak yapılacak çalışmalar ile kullanılan yöntemlerin geliştirilmesine katkıda bulunulması gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp, Birinci basamak, Tutum, Aile Hekimliği
Aile hekimliği polikliniğine başvuran bireylerin geleneksel ve tamamlayıcı tıp ile ilgili bilgi ve kullanım durumlarının araştırılması
Son yıllarda genel iyilik ve sağlık durumunun devamının sağlanması için Dünya'da ve Türkiye'de Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) uygulamalarının kullanımında artış olduğu görülmektedir. Çalışma, 01.07.2022-01.12.2022 tarihleri arasında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Aile Hekimliği Polikliniğine başvuran 216 hasta üzerinde gerçekleştirilen bir araştırmadır. Veri toplamak amacıyla kullanılan anket formu, sosyodemografik özellikler ve GETAT uygulamaları ile ilgili bilgi ve kullanım durumlarının sorgulandığı 22 sorudan oluşmaktadır. Çalışmada katılımcıların en çok bilgi sahibi oldukları GETAT uygulaması sülük tedavisi (hirudoterapi) olarak bulundu. Katılımcıların büyük çoğunluğu GETAT ile ilgili daha fazla bilgi sahibi olmak istediklerini belirtti. Araştırmaya katılanların yaklaşık dörtte biri daha önce bir GETAT yöntemi kullanmış olup en sık kullanılan getat yöntemi ise kupa terapisi olarak bulundu. Çalışmada, katılımcıların GETAT uygulamaları hakkında en sık olarak komşu, akraba gibi yakın çevresinden bilgi aldıkları bulundu. Sonuç olarak GETAT yöntemleri giderek daha fazla tercih edilen uygulamalar olduğundan önem arz etmektedir. Dolayısıyla bu konuda kanıta dayalı çalışmalar artırılmalı, bilgilendirmeler yapılarak toplumun farkındalığı artırılmalı ve olumsuz sonuçların önüne geçilebilmesi için gerekli denetlemeler yapılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Aile hekimliği, geleneksel tıp, tamamlayıcı tıp
Aile hekimliği polikliniğine başvuran 18 yaş üzeri erişkinlerin geleneksel ve tamamlayıcı tıp (GETAT) kullanım sıklığı, bu konudaki bilgi ve tutumlarının incelenmesi
Çalışmamızın amacı aile hekimliği polikliniğine başvuran 18 yaş üzeri erişkinlerin Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) kullanım durumu, bilgi ve tutumlarını incelemektir. Çalışmamız Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Aile Hekimliği Polikliniği'ne başvuran 325 katılımcıya anket verilerek uygulanmıştır. Bireylerin sosyodemografik özellikleri, GETAT yöntemlerinin hangileri hakkında bilgi sahibi olduğu, bu bilgileri nereden öğrendiği, hangilerini kullandığı ve bu konudaki tutumunu ölçen daha önceki çalışmalar ve literatür eşliğinde hazırlanan anket uygulanmıştır. GETAT uygulamaları ile ilgili tutumu değerlendirmek için Bütüncül Tamamlayıcı ve Alternatif Tıbba Karşı Tutum Ölçeği (BTATÖ) kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS 21 paket programında değerlendirilmiş ve p<0.05 olan değerler anlamlı kabul edilmiştir. Katılımcıların yaş ortalaması ve standart sapması 33.56±11.94, %56.6'sı kadın ve %56.3'ü bekârdır. Kronik hastalığı olan ve devamlı ilaç kullananlar bireylerin %20.3'ünü oluşturmaktadır. Bireylerin %32.6'sı GETAT uygulamaları ile ilgili hiçbiri hakkında bilgi sahibi olmadığını belirtmiştir. En çok bilgi sahibi olunan uygulamalar sülük, kupa ve hacamat, fitoterapi ve akupunktur olarak sıralanmaktadır. Daha önce GETAT uygulamalarını en az bir kez kullananların sıklığı %28.9 olarak bulunmuştur. En çok kullanılan GETAT uygulamaları ise fitoterapi, kupa ve hacamat, akupunktur olarak bulunmuştur. GETAT kullanımı ile yaş aralığı, medeni durum, meslek, kronik hastalık ve devamlı ilaç kullanımı arasında anlamlı ilişki saptanmıştır (p<0.05). Katılımcıların BTATÖ puan ortalama ve standart sapması 32.19±5.4147'dir. BTATÖ puanı ile GETAT kullanımı arasında anlamlı ilişki saptanmıştır (p=0.000). Çalışmanın sonucu olarak GETAT kullanımı yaygın olarak görülmektedir. GETAT uygulamalarını kullanacak olan bireylerin bu konu ile ilgili bilgi sahibi olması sağlanmalı, kanıta dayalı tıp ile kullanılmalıdır.
Üçüncü basamak bir hastanenin aile hekimliği polikliniğine başvuran hastaların kırsal ve kentsel bölgede yaşamalarına göre geleneksel ve tamamlayıcı tıp konusundaki bilgi ve tutumları
Giriş ve Amaç: İnsanlık tarihi boyunca değişmeyen öncelikli amaçlardan biri sağlıklı olmaktır. Toplumların, modern tıptaki gelişmelerden önce, sağlık için uyguladıkları yöntemleri içinde yaşadıkları coğrafyaya, kültürlerine veya inançlarına göre şekillendirdikleri görülür. Dünyada ve ülkemizde, konvansiyonel tıp dışı yöntemlere olan talep artmıştır. Bu çalışmada, Çorum ilinde kentsel ve kırsal bölgede yaşayan halkın, yaygınlığı giderek artan geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemleri ile ilgili bilgi ve tutumlarını araştırmak, bunu etkileyen faktörleri ortaya koyabilmek ve buradan elde edilen verilerle halk sağlığına ve literatüre katkı sağlayabilmektir. Gereç ve Yöntem: T.C. Sağlık Bakanlığı Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi aile hekimliği polikliniğine başvuran 18-65 yaş arası bireylerin kentsel ve kırsal yaşam bölgelerine göre gruplandırılarak 10 Mart – 31 Mart 2021 tarihleri arasında katılımı ile kesitsel-tanımlayıcı bir çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara yüz yüze anket yöntemi ile çalışma ekibi tarafından oluşturulmuş geleneksel ve tamamlayıcı tıp (GETAT) konusundaki bilgi ve tutumları sorgulayan anket uygulanmıştır. Bulgular: Çalışmamıza toplam 385 kişi katıldı. Katılımcılardan 277 (%71,9) kişi kentsel bölgede yaşayan katılımcılardan, 108 (%28,1) kişi kırsal bölgelerde yaşayan katılımcılardan oluşmaktaydı. Kentsel bölgede yaşayan katılımcıların yaş ortalaması 40,59±11,95 yıl, kırsal bölgede yaşayan katılımcıların yaş ortalamaları 41,01±14,61 yıl idi. En az bir veya daha fazla GETAT yönteminin duyulması, kentsel bölgede %92,1 (n=255) kırsal bölgeye göre %76,9 (n=83) daha yüksek saptanmıştır (P<0,001). En sık duyulan yöntemlerin kentsel bölgede sülük tedavisi (Hirudoterapi) %79,1, kırsal bölgede %62 masaj terapisinin olduğu görülmüştür. Bu duruma etkili faktörler olarak, her iki bölgede de daha yüksek eğitim düzeyine sahip olunması ve aylık gelirin daha iyi olması arasında istatistiksel anlamlı ilişki olduğu saptandı. GETAT yöntemi uygulatılmasında ise yaşam bölgeleri arasında istatistiksel anlamlı fark olmamakla birlikte, kentsel bölgede yaşayan 255 kişiden 130'u (%51,0), kırsal bölgede yaşayan 83 kişiden 36'sı (%43,4) en az bir veya daha fazla GETAT yöntemi uygulattıklarını belirtmiştir (P=0,229). Her iki bölgede de masaj terapisinin en sık uygulatılan uygulama (kentsel bölgede %27,1, kırsal bölgede %21,3) olduğu görülmüştür. Kentsel bölgede yaşayanlar GETAT yöntemlerini en sık sırasıyla; %62,5 internet, %54,3 televizyon, %50,8 arkadaş çevresinden duyduklarını belirtirken, kırsal bölgede yaşayanlarda ise en sık %63,4 televizyon, sonrasında %48,8 ile internet ev %47,5 ile arkadaş çevresinden duyduklarını belirtmişlerdir. Katılımcıların GETAT yöntemlerini uygulatmayı düşündüğünde en sık danışacağı kişiler; kentsel bölgede %84,3, kırsal bölgede %89,5 ile aile hekimleri olduğu gözlendi. Sonuç: Kentsel ve kırsal bölgede yaşayanlar arasında GETAT yöntemleri farklılık gösterebilmektedir. Bu farklılıkta eğitim durumu ve aylık gelir durumu etkili faktörler olarak saptanmış olsa da sosyokültürel etkinin ve yaşam alanına özgü faktörlerin etkisi de bulunmaktadır. Anahtar kelimeler: Aile Hekimliği, Geleneksel ve Tamamlayıcı tıp, Kentsel, Kırsal
Etik pazarlamada tamamlayıcı ve alternatif tıp ürünlerinde müşteri memnuniyetinin değerlendirilmesi
Gelişen iletişim teknolojileri tamamlayıcı ve alternatif tedavi ürünlerinin farklı kanallardan kolaylıkla pazarlanabilmesine olanak tanımıştır. Tamamlayıcı ve alternatif ürünlerin kullanıcılarından önemli bir bölümünü kronik hastalığı bulunan kişiler oluşturmaktadır. Çalışmada bir kronik hastalığı bulunan 491 kişiye demografik bilgilerin yanı sıra, müşteri memnuniyeti, kullandıkları ürünü tekrar satın alma, tamamlayıcı ve alternatif tedaviler hakkında bilgi edinme düzeyleri, çevreden etkilenme düzeyleri ve etik bilinç düzeylerine yönelik sorular yöneltilmiştir. Sonraki aşamada araştırmanın modeli doğrultusunda oluşturulan hipotezler gerekli istatistiksel analizlerle test edilmiştir. Analiz sonucunda; araştırma modeli kapsamında geliştirilen H3, H4b, H5a, H5d, H6a, H6b, H6c, H7 hipotezleri kabul edilmiş olup diğerleri reddedilmiştir.
Kanser hastalarında geleneksel ve tamamlayıcı tedavi kullanımının hasta yakınmalarına etkisi
Çalışma, kanser hastalarında geleneksel ve tamamlayıcı tedavi kullanımının semptomlara etkisinin değerlendirilmesi amacıyla planlanmıştır. Tanımlayıcı nitelikteki araştırmanın evrenini 2022 yılında bir kemoterapi ünitesinde tedavi gören tüm hastalar, örneklemini ise bu hastalar arasından çalışmaya katılmayı kabul eden 131 hasta oluşturmuştur. Veriler, araştırmacılar tarafından hazırlanan ve sosyodemografik özellikleri içeren anket formu, Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Yaklaşımları Ölçeği (TATYÖ), SF36 Yaşam Kalitesi Ölçeği ve Nightingale Semptom Değerlendirme Ölçeği aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, yüzdelikler, ortalamalar, t testi, One-Way Annova testi Pearson korelasyon testi kullanılmıştır. Olguların %42,7'sinde meme kanseri ve %19,1'inde akciğer kanseri tanısı vardır. Olguların %18,3'ü tamamlayıcı ve alternatif tedaviler konusunda bilgi sahibidir. Olguların %5,3'ü daha önce tamamlayıcı ve alternatif tedavi yöntemi kullandığını ifade etmektedir. Hastalar geleneksel ve tamamlayıcı tedavi yaklaşımlarından, daha çok besinsel (yoğurt, kırmızı et ve sebzeler) yaklaşımları kullanmayı tercih etmektedir. Bunu sırasıyla, bilişsel- davranışsal terapiler ve manipulatif yaklaşımlar (dua etme, gülme ve namaz kılma) ile bitkisel yaklaşımlar (ıhlamur, kuşburnu çayı ve vitamin) izlemektedir. Olguların TATYÖ bilişsel alt boyut puanının sosyodemografik özelliklerden cinsiyete, bitkisel alt boyut puanının yaşa, TATYÖ toplam puanının yaşa göre anlamlı farklılık göstermektedir (p<0,05). Olguların TATYÖ bilişsel alt boyut puanının sağlık/hastalıkla ilişkili özelliklerden ameliyat olma durumuna; TATYÖ toplam puanının kanser türüne göre anlamlı farklılık göstermektedir (p<0,05). Olgularda, TATYÖ puanı ile Nightingale Semptom Değerlendirme Ölçeği ve SF 36 Yaşam Kalitesi Ölçeği puanları arasında anlamlı ilişkiler olduğu görülmektedir (p<0,05). Olgularda geleneksel ve tamamlayıcı tedavi yöntemleri kullanımı, semptom düzeyini ve yaşam kalitesini etkilemektedir.
Traditional folk medicine in Çankırı
Folk medicine that exists long before Modern Medicine's become widespread, involves conventional applications from past to present which continues in different societies in various ways and levels. Even though these conventional applications have different sizes, it can be propounded that they found a living space in Turkish culture interconnected with especially folk hospital culture. Çankırı territory is one of the regions that folk hospital culture and related to this, folk healer culture continue. Apart from the research about this subject that took place approximately 20 years ago, Çankırı folk medicine hasn't been handled substantially. However, folk healers' applications are still being used even in present days, for this reason, it is so important to compile, assort, analyze and compare these applications with old information. Accordingly, it can be said that new informations gathered from this research will contribute to the folk medicine of the territory. Drawing attention to this subject again by this thesis research and spearheading to other researches related to this subject is going to be one of the common effects of the research. Moreover, it is going to be acquired that how much present-day applications and information from 20 years ago coincide or how much they changed. Also, it is thought that new comparative researches about the subject and clues related to the historical development of this culture are going to emerge. Adding this thesis alongside other theses related to different territories is important, in terms of specifying the place of folk medicine in Anatolian Turkish Culture.
Myrtus communıs l. (Mersin) bitkisinin uçucu yağ ve meyve ekstraktlarının bitkisel drog olarak kullanımının araştırılması
Son yıllarda sentetik ürünler, kimyasal maruziyetler ile teknolojinin getirdiği radyoaktif ve manyetik kirlilik gibi çevresel sorunlar giderek sağlık endişelerini artırmaktadır. Bu gibi zararlardan korunmak ve sağlıklı yaşam çözümlerine ulaşmak amacıyla tüm dünyada bitkisel ürünlere yöneliş öne çıkmaktadır. Türkiye'nin doğal bitki florasında geniş yayılımları bulunan tıbbi ve aromatik bitki olan Myrtus communis L. (mersin) bitkisinin kullanımı ve değerlendirilmesi önem kazanmaktadır. Bu tez kapsamında sağlığa olumlu etkileri olabilecek meyve ekstraktı ile zenginleştirilmiş Myrtus communis bitkisinin biyoaktivitesinin araştırılması ve bir drog olarak kullanım potansiyelinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla bitkinin doğal yetişme alanı olan altı farklı ilden (Hatay, İzmir, Isparta, Bursa, Sinop, Mersin) temin edilen bitkinin yapraklarından mikrodalga destekli ekstraksiyon yöntemi ile uçucu yağ elde edilmiştir. Uçucu yağ bileşenleri GC-MS (Gaz Kromatografisi-Kütle Spektroskopisi) yöntemi ile karakterize edilmiştir. Myrtus communis L. meyve örnekleri hidroalkolik ekstraksiyona tabi tutulmuştur. Her bir bölgenin meyve ekstraktları için -80°C ve 0,05 bar altında liyofizasyon yolu ile kurutma işlemleri gerçekleştirilmiştir. Meyvelerin, fenolik ve flavonoid içeriklerinin belirlenmesi için toplam fenolik içeriği (TPC) ve toplam flavonoid içeriği (TFC) analizleri gerçekleştirilmiştir. Antioksidan aktivite belirlenmesi için bakır (II) iyonu indirgeme (CUPRAC) yöntemi ve difenil 2-pikril hidrazil (DPPH) serbest radikalleri giderme aktivitesi yöntemi uygulanmıştır. Meyve ekstrakt örneklerinin fenolik madde içeriklerinin belirlenmesi amacıyla Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi (HPLC) yöntemi kullanılmıştır. Yaprak uçucu yağları ve meyve ekstrakt örneklerinde antimikrobiyal aktivite analizleri gerçekleştirilmiştir. Yaprak uçucu yağ verimleri bölgelere göre %0,161-0,808 arasında farklılık göstermiştir. Tüm bölgelerin uçucu yağlarında en fazla bulunan üç ana bileşen; 1,8-sineol, α-pinen ve linalool olarak tespit edilmiştir. Meyve ekstraktlarında bulunan TPC tayini, gallik asit eşdeğeri (GAE) olarak 206,42-161,08 mg/g arasında bulunmuştur. TFC tayininde ise kateşin eşdeğeri (CE) olarak 26,77-23,42 mg/g ekstrakt şeklinde ölçüm sonuçlarına ulaşılmıştır. Bölgeler arasındaki farklar açısından DPPH yöntemiyle IC50 inhibisyon değeri (aktiviteyi %50 azaltan ekstrakt) sonuçları ile CUPRAC yöntemi Troloks eşdeğer konsantrasyon (TEAC) sonuçları benzer bulunmuştur. Her iki yöntemde en yüksek aktivite sırasıyla Bursa, Isparta ve Sinop örneklerinde görülmüştür. Kromatografik ölçümlerde gallik asit (GA), kateşin (CE), epigallo kateşin 3-gallat (EGCG) içerikleri bölgelere göre farklı seviyelerde görülmekle birlikte GA içeriği (67,76 mg/mL) en yüksek Bursa, CE ve EGCG içerikleri ise (sırasıyla 347,54 ve 13,35 mg/mL) en yüksek Isparta ve İzmir örneklerinde tespit edilmiştir. Antibakteriyel analizlerde tüm bölgelerin uçucu yağ örneklerinde S. aureus ATCC 25923 bakterisine karşı antibakteriyel aktivite yüksek (duyarlı zon çapı (+/++); 12,16-15,2 mm) bulunmuştur. Bu bulgular ışığında bitkinin meyve ekstraktı ve yapraklarından elde edilen drog materyalinin hem antioksidan aktivitesi hem de fenolik bileşen içeriği yüksek, fitoterapide kullanılabilecek sağlık ürünü hedefini karşılayabileceği ortaya konmuştur. Anahtar kelimeler: Myrtus communis, Ekstraksiyon, Uçucu yağ, Flavonoid, Antioksidan, Fitoterapi.
Kabızlık sorunu yaşayan 6-24 aylık bebeklere annelerin yaptıkları uygulamalar
Bu araştırma, kabızlık sorunu yaşayan 6-24 aylık bebeklere annelerin yaptıkları uygulamaları belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırma Yozgat Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Merkezi Çocuk Polikliniği'ne Mart 2017- Eylül 2018 tarihleri arasında başvuran, araştırmaya alınma kriterlerini sağlayan, araştırmaya katılmaya kabul eden 376 anne ve bebek ile yürütüldü. Araştırmaya başlamadan önce Yozgat Bozok Üniversitesi İnvaziv (Girişimsel) Olmayan Klinik Araştırmalar Etik Kurulu'ndan ve araştırmanın yapıldığı kurumdan izin alındı. Veriler, araştırmacı tarafından literatür doğrultusunda hazırlanan bir anket formu ile toplandı. Elde edilen veriler sayı, yüzdelik dağılımlar ve Ki-kare testi ile değerlendirildi. Araştırma kapsamına alınan annelerin %44.1'inin 26-31 yaş grubunda, %31.1'inin lise düzeyinde eğitime sahip, %76.6'sının ev hanımı olduğu, %72.6'sının gelirinin giderine denk olduğu, %75.8'inin çekirdek aileye sahip olduğu ve %41.8'inin bir çocuğu olduğu belirlendi. Babaların %44.4'ünün 26-31 yaş grubunda, %40.2'sinin lise mezunu olduğu ve tamamının çalıştığı saptandı. Bebeklerin %55.3'ünün erkek ve %27.3'ünün yaşının 18 ay ve üzerinde olduğu belirlendi. Annelerin %61.1'inin, babaların %32.4'ünün, diğer kardeşlerin %24.5'inin kabızlık şikayeti olduğu saptandı. Bebeklerin beşte birinin 4 gün ve daha uzun sürede gaita yaptığı, yarıdan fazlasının ağrılı ve zoru gaita yaptığı, gaita yaparken huzursuz olduğu, gaitasının çakıl taşı gibi sert olduğu ve %15.4'ünün gaita yaptıktan sonra kanamasının olduğu belirlendi. Bebeklerin %59.8'inin kabızlık şikayeti ile doktora götürüldüğü ve yarısının tedavi aldığı bulundu. Annelerin tamamının bazı gıdaların bebeklerinde kabızlık yaptığını düşündüğü ancak sadece üçte birinin bu gıdaları bebeğinin diyetinden çıkardığı saptandı. Bebeğinin kabızlık sorununu çözmek için annelerin %3.8'inin sadece geleneksel, %31.0'ının sadece çağdaş ve %65.2'sininde hem geleneksel hemde çağdaş uygulamaları kullandıkları belirlendi. Araştırmada annelerin %64.9'unun geleneksel uygulama olarak kulak çöpü ya da gazete kağıdı ile bebeğin anüsüne zeytinyağı uyguladığı, %8.5'inin anüse sabun koyduğu,%6.3'ününde doktora danışmadan bitkisel çay kullandığı saptandı. Annelerin %45.4'ünün kabızlıkla ilgili olarak doktordan, %1.1'inin ise hemşireden bilgi aldığı belirlendi. Araştırmada annenin doktora başvurma, kabızlık hakkında bilgi alma durumu, bilgi aldığı kaynaklar ve babanın mesleği ile bebeğin kabızlığıyla ilgili kullanılan yöntemler arasında istatsitiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlendi (p<0.05). Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda, hemşirelerin eğitici ve danışmanlık rolleri kapsamında kabızlık başta olmak üzere bebeklik döneminde sık görülen sağlık sorunları ve yapılan geleneksel uygulamaların zararı hakkında anneleri bilgilendirmeleri önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Bebek, Kabızlık, Anne, Uygulama, Hemşirelik
Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi'ne başvuranbireylerin geleneksel ve tamamlayıcı tıbba yöneliktutumlarının belirlenmesi
Bu araştırmada, bireylerin geleneksel ve tamamlayıcı tıbba (GETAT) yönelik tutumlarının belirlenmesi amaçlandı. Tanımlayıcı tipte yapılan araştırma Haziran-Eylül 2019 tarihinde Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi'ne başvuran 261 bireyle yürütüldü. Veri toplamada Kişisel Bilgi Anketi ve Bütüncül Tamamlayıcı ve Alternatif Tıbba Karşı Tutum Ölçeği (BTATÖ) kullanıldı. Araştırmanın yapılabilmesi için gerekli kurum izinleri, etik kurul onayı ve bilgilendirilmiş onam formu ile katılımcılardan yazılı izin alındı. Verilerin analizinde, sayı, yüzde, ortalama ve standart sapmanın yanı sıra bağımsız gruplarda t testi, ANOVA varyans analizi, Kruskall Wallis H testi, Mann Whitney U testi, Tamhane's2 Post Hoc Testi ile Ki Kare Analizi kullanıldı. Bireylerin %88.9'u kadın idi. %44.8'i 29-39 yaş arasında, %74.3'ü evli, %41.8'i üniversite mezunu idi. Bireylerin %57.9'unun çalışmadığı, %84.3'ünün sağlık güvencesi olduğu, %24.5'inin kronik hastalık tanısı olduğu ve %36'sının GETAT yöntemlerinden herhangi birini daha önce kullandığı belirlendi. Bireylerin BTATÖ'nden ortalama 34.71±4.089 puan aldıkları, tamamlayıcı ve alternatif tıbba karşı tutum puanının orta düzeyin biraz üzerinde olduğu belirlendi. Bireylerin demografik özellikleri ve kullanımı ile ilgili görüş ve uygulamaları ile BTATÖ puanı ortalaması arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirlendi (p>0.05). Bireylerin GETAT yöntemlerine karşı tutumları olumlu düzeydedir ve sosyo demografik özelliklerden etkilenmemektedir. Giderek artan GETAT kullanımına yönelik bireylere, uygun GETAT yöntemine sağlık profesyonelleri ile birlikte karar vermeleri gerektiğine ilişkin eğitim verilmesi önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Geleneksel tıp, tamamlayıcı tıp, tutum
Bergama Asklepieionu'nun tıbbi bakış açısı ile değerlendirilmesi
Bergama Asklepieionu antik dönem tapınak tıbbının önemli uygulanma alanlarından birisi olmuştur. Asklepieion'da tedavi edilen hastalar gelir durumlarına göre ya hediyeler almış ya da pişmiş topraktan teşekkür yazıtları bırakmışlardır.Asklepieion'un mimari yapısı ve orada sürdürülen sosyal yaşam, uygulanan telkin tedavileri ayrıntıları ile incelenmiş olmasına rağmen, hastaların bıraktıkları teşekkür yazıtları şimdiye kadar tıbbi bakış açısı ile incelenmemiştir.Bu tezin amacı Asklepieionlar konusundaki bu eksikliği gidermek ve antik dönem tapınak tıbbındaki hastalık anlayışını ve bu anlayış çerçevesinde uygulanan tedavi yöntemlerini günümüz tıbbının bakış açısı ile incelemektir. Böylece bir döneme ait hastalık algıları-tanımları ve bunlara yönelik mistik tıp yaklaşımı konusunda bilgi üretilerek literatüre katkıda bulunulmuştur.Çalışma çerçevesinde öncelikle tapınak tıbbı zamanında yazılmış veya o zaman hakkında geç dönemde oluşturulmuş kaynaklara ulaşılmıştır. Daha sonra Bergama ziyaret edilerek Asklepieion'daki ve müzedeki teşekkür yazıtları incelenmiş ve fotoğraflanmıştır. Teşekkür yazıtları Türkçe'ye çevrilmiş ve elde edilen bilgilerin ışığında tapınak tıbbına özgü anlayış ve yaklaşım tarzı günümüz tıbbının gözü ile değerlendirilmiştir.
Hekim dâvûd bin ömer el-antâkî'nin "nüzhetü'l-ezhân fi islâhi'l-ebdân"adlı eserinin ilter uzel nüshası (Tercüme ve tıp tarihi açısından değerlendirme)
Dâvûd Antâkî XVI. yüzyılda yaşamış bir Osmanlı âlimidir ve yaşadığı çağın öne çıkan saygın bilim insanlarından biri olarak kabul edilmektedir. Başlıca uğraşı hekimlik olmakla birlikte, aynı zamanda veterinerlik, eczacılık, mantık, felsefe, astronomi, mühendislik, cebir, teoloji ve edebiyat gibi farklı alanlarda da çalışmıştır. Dâvûd Antâkî doğuştan kör olduğu için "Darîr", çok bilgili olduğu için de, gönül gözüyle gören anlamında, "Basîr" adlarıyla anılmıştır. Özellikle tıp ve eczacılık alanında olmak üzere pek çok çalışma yapmış ve kaleme aldığı eserlerin yayılmasıyla da büyük ün kazanmış ve tanınırlığı artmıştır. Dâvûd Antâkî'nin eserleri dünyanın pek çok ülkesinde bulunmakla birlikte, onların önemli bir kısmı Türkiye'deki kütüphanelerde yer almaktadır. Antâkî'nin en önemli çalışması, Dâvûd'un Tezkiresi adıyla bilinen, Tezkiretü üli'l-elbâb ve'l câmi' li'l-'acebi'l- 'uccâb üli'l-elbâb ve'l câmi' li'l-'acebi'l-'uccâb''tır. Dâvûd Antâkî'nin büyük bir titizlikle ele aldığı ve önemli bir tıbbî başvuru kitabı olarak hazırladığı Nüzhetü'l-Ezhân fi İslâhi'l-Ebdân (Bedenin İyileştirilmesinde Zihinsel Gezinti) Tezkire kadar iyi tanınmamakla birlikte bir başka değerli tıbbî eseridir. Tıbba ilişkin sistematik bir çalışmanın yapıldığı bir yazma eser olan Nüzhet, bir mukaddime, yedi bölüm ve bir hâtime bölümünden oluşmaktadır. Günümüze intikal etmiş olduğu bilinen 19 yazma nüshasından biri Prof. Dr. İlter Uzel'in kişisel kütüphanesinde bulunmaktadır. Hayli yıpranmış ve bazı varakları eksik olan bu nüshanın ilginç bir özelliği de ana metnin dışında derkenar notları halinde ilerleyen ve kendi içinde bütünlük oluşturan ikinci bir uzun tıbbî metin içermesidir. Tez çalışmamızda Nüzhet'in Uzel Kütüphanesi nüshası tıp tarihi literatürüne katkıda bulunabilmek amacıyla Arapçadan Türkçeye çevrilmiş, incelenmiş ve yorumlanmıştır.
Gebelerin geleneksel ve tamamlayıcı tıp kullanma durumu
Amaç: Bu çalışmada gebe kadınların kullandıkları geleneksel ve tamamlayıcı tıp (GETAT) yaklaşımlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Kesitsel ve tanımlayıcı tipteki bu çalışma, yaşları 17 ile 47 arasında değişen 365 gebe katılımcı ile yürütülmüştür. Veriler, araştırmacılar tarafından hazırlanan "Sosyo-Demografik Bilgi Formu" ve "Gebelerin Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kullanma Durumu Formu" ile toplanmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan gebelerin %29,6'sı yaşadığı yakınmalardan ve %59,5'i sağlığın devamını sürdürmek amacıyla GETAT kullanmaktadır. Gebelerin %59,5'i bitki çayını ve %42,5'i aromaterapi yağlarını kullanmaktadır. Gebelerin sıklıkla kullandığı bitki çayları %50,7 ıhlamur, %29,5 limon, %18,9 nane, %11,5 zencefildir. Araştırmaya katılan gebelerin %90,4'ü kullandıkları GETAT yönteminin kendileri ve bebekleri için faydalı olduğunu belirtmiştir. Araştırmaya katılan gebelerin %20,3'ü sağlık profesyonelleri tarafından GETAT kullanımı sorgulanmıştır. Gebelerin kullandıkları GETAT yöntemi hakkında en sık başvurdukları bilgi kaynağı %53,4 ile komşu ve arkadaşlar olup, bunu sırasıyla; %18,4 ile akrabalar, %15,9 ile ebe ve hemşireler, %8,8 ile doktorlar, %13,4 ile internet ve %11,8 ile diğer kaynaklar izlemektedir. Sonuç: Geleneksel ve tamamlayıcı tıp, gebelik sırasında yaşanan fizyolojik ve psikolojik rahatsızlıkların tedavisi ile anne ve bebeğin sağlığının devamı için gebeler tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır. Sağlık profesyonellerinin, gebelik sırasında GETAT uygulanmasına ilişkin etkinlik, potansiyel riskler, olası bitki-ilaç etkileşimleri ve sonuçları konusunda dikkatli anemnez alması, uygun olanları bakımına ilave etmesi bakım kalitesini artırabilir. Anahtar Kelimeler: Geleneksel tıp, tamamlayıcı tedaviler, tamamlayıcı tıp, gebe
Yetişkin bireylerin COVİD -19 pandemi sürecinde geleneksel ve tamamlayıcı sağlık uygulamalarını kullanma durumlarının belirlenmesi
Araştırma COVID-19 pandemi sürecinde yetişkin bireylerin geleneksel ve tamamlayıcı sağlık uygulamalarını kullanma durumlarının belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı türde yapılmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu Mucur Aile Sağlığı Merkezlerine kayıtlı 20-65 yaş aralığında olan 385 yetişkin birey oluşturmuştur. Veriler, araştırmacılar tarafından ilgili literatür incelenerek oluşturulan "Veri Toplama Formu" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde, sayı, yüzde, ortalama ve Ki-Kare testi kullanılmıştır. Bireylerin %22,1'inin COVID-19 tedavisi için geleneksel ve tamamlayıcı sağlık uygulamaları kullandığı ve %66,0'ının COVID-19'dan korunmak için geleneksel ve tamamlayıcı sağlık uygulamaları kullandığı belirlenmiştir. Bireylerin COVID-19 pandemi sürecinde en çok kullandıkları fitoterapi yöntemi (bitkisel tedavi) vitamin, turunçgiller, sarımsaktır. Beden ve zihin uygulamalarından en çok nefes egzersizi, hareket terapileri ve müzik terapi uyguladıkları saptanmıştır. COVID-19 pandemi sürecinde bireylerin diğer tamamlayıcı sağlık yaklaşımları uygulamaları ise dua okumak, namaz kılmak kurşun döktürmektir. Çalışmada kadınların erkeklere göre, geniş aile yapısına sahip bireylerin çekirdek aile yapısına sahip bireylere göre geleneksel ve tamamlayıcı sağlık uygulamaları kullanımlarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. COVID-19 şüpheli hasta olarak hastane veya evde karantinada kalanlarda ve COVID-19 hastalığında geleneksel ve tamamlayıcı sağlık uygulamalarının etkinliğine inananlarda geleneksel ve tamamlayıcı sağlık uygulamaları kullanım oranları daha yüksektir. Sağlık çalışanlarının COVID-19 pandemi sürecinde geleneksel ve tamamlayıcı sağlık uygulamalarını yönelik veri toplaması, topluma bu konuda eğitim ve danışmanlık hizmeti vermesi önerilmektedir. Kasım 2022, 65 sayfa Anahtar Kelimeler:COVID-19 virüs, Geleneksel tıp, Orta yaş
Fibromiyalji tanılı hastalarda geleneksel ve tamamlayıcı tıp kullanımı
Giriş ve Amaç: FMS yaygın vücut ağrısı, yorgunluk, uyku bozukluğu kognitif ve somatik disfonksiyon ile karakterize, yaşam kalitesini etkileyen kronik bir ağrı bozukluğudur. Prevalansı %2-8 arasında olup kadınlarda daha sık rastlanır. Çocukluk çağı dahil her yaşta görülebilir. Osteoartritten sonra en sık görülen kas-iskelet sistemi hastalığıdır. Etyopatogenezi tam olarak aydınlatılamamıştır. FMS'li hastalar arasında herhangi bir geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemine başvurma oranının neredeyse tama yakın olduğu bildirilmektedir. Bu çalışmanın ana amacı, FMS'li hastaların GETAT uygulama kullanım durumlarını, GETAT uygulamalarına bakış açılarını ve bu uygulamaların tedavideki etkinliğini değerlendirmek; ikincil amacı ise, GETAT uygulamalarının FMS tedavisinde ne derece önemli bir yer tuttuğunu tespit ederek hastaları bu konuda aydınlatmak ve hekimlerin bu uygulamalar konusunda kendilerini geliştirmeleri yönünde dikkatlerini çekmektir. Gereç ve Yöntem: Prospektif, tanımlayıcı, kesitsel tipteki araştırma, 01/10/2019-01/02/2020 tarihleri arasında Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Polikliniği'ne ardışık olarak başvuran Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı tarafından tanısı konulmuş ve araştırmaya katılım rızası alınmış 140 FMS hastasına yüz yüze anket uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmacılar tarafından ilgili literatür taranarak oluşturulan anket, hastaların sosyodemografik özellikleri, FMS ile ilgili özellikler ve GETAT ile ilgili sorular olmak üzere toplam 3 bölüm ve 34 sorudan oluşmaktadır. Araştırma verileri SPSS 18 istatistik programı kullanılarak değerlendirilmiştir. İstatistiksel analizde Ki-Kare Testi, Fisher'in Kesin Testi, Kolmogorov-Smirnov Testi ve Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan 140 FMS hastasının %96,4'ü kadın, %3,6'sı erkekti. Yaş ortalaması 46,25 olup %72,9'u 40-65 yaş arasındaydı. %85,7'si evli, %71,4'ü ev hanımıydı. %59,3'ünün hastalık süresi 3 yıldan fazlaydı. En sık görülen ilk başvuru yakınmaları sırasıyla; yaygın vücut ağrısı, yorgunluk, uyku bozukluğu ve sabah tutukluğuydu. Hastaların %96,4'ünün tıbbi ilaç kullanmakta olduğu ve %65,7'sinin ise bu tedaviden memnun olduğu saptandı. Sadece % 13,6'sı GETAT hakkında bilgi sahibi değildi. %54,3'ü ise en az bir GETAT yöntemi kullandığını belirtti. En sık kullanılan yöntemler sırasıyla; fitoterapi, akupunktur, kupa, besin takviyeleri ve kayropraktikti. Hastalar en sık doktor önerisi nedeniyle GETAT yöntemi kullandığını ve bu yöntemleri en sık sağlık çalışanlarından öğrendiğini belirtti. %63,1' i GETAT kullanmadan önce doktora danıştığını belirtti. Hem tıbbi tedavi hem de GETAT etkin diyenlerin oranı %40,7 ile daha yüksekti. Hastaların %77,6'sının GETAT yöntemlerinden fayda gördüğü ve %72,3'ünün bu yöntemleri başkalarına önerebilecekleri öğrenildi. GETAT hakkında bilgi sahibi olma durumu ile sosyodemografik özellikler arasında anlamlı bir ilişki vardı. Ancak GETAT kullanımı ile sosyodemografik özellikler arasında anlamlı bir farklılık saptanmadı. Sadece ilk başvuru şikayetleri ve komorbidite durumlarıyla GETAT kullanımı arasında anlamlı bir ilişki olduğu görüldü. GETAT yöntemlerinden fayda görme durumu ile sadece ilk başvuru şikayetleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu görüldü. Kullanılan GETAT yöntemleri ayrı ayrı sosyodemografik, klinik ve GETAT ile ilgili özelliklerle karşılaştırıldığında aralarında anlamlı ilişkiler olduğu saptandı. Sonuç: Çalışmamızda FMS'de GETAT yöntemlerinin kullanım oranı ve bu yöntemlerden fayda görme oranı yüksek bulunmuştur. Hastaların GETAT yöntemleri hakkında bilgi sahibi olma durumları da oldukça yüksek bulunmuştur. Kısmen bilgi sahibi olanlar ile hiç bilgi sahibi olmayanların ev hanımı ve ilköğretim mezunu hastaların oluşturduğu düşünüldüğünde, özellikle düşük eğitim ve gelir düzeyindeki FMS'li hastaların yaşadığı bölgelerde GETAT yöntemlerinin yanlış kullanımını önlemek amacıyla bu uygulamalara yönelik saha eğitimleri düzenlenebileceği, hekimlerin de bu bilgileri verebilmesi için GETAT yöntemleri konusunda yeterli bilgiye sahip olması önerilebilir. Hastaların GETAT kullanım durumlarının her görüşmede sorulması ve kullandıkları GETAT yöntemlerini hekimleriyle paylaşmaları konusunda telkinlerde bulunulması yanlış kullanımların önüne geçmesi konusunda etkili olacaktır. FMS hakkında düşük bilgi seviyesi ve düşük eğitim alma durumunu yükseltmek için her hastaya hastalığın tedavisinde eğitimin önemli olduğu vurgusu yapılması ve FMS ile ilgili uygun eğitimlerin verilmesi önerilebilir. FMS'li hastalarda GETAT kullanımı ile ilgili az sayıda çalışma mevcut olup yapılacak yeni çalışmaların literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Primipar gebelere uygulanan kolcaba konfor teorisi temelli yapılandırılmış destekleyici yaklaşımın, son trimesterdeki konfor düzeyine etkisi
Bu çalışma, II. trimester erken dönemde olan primipar gebelere Kolcaba'nın konfor teorisi temelli yapılandırılmış destekleyici yaklaşım olan nefes farkındalık çalışmalarının son trimesterda genel konfor düzeyine etkisini incelemek amacıyla hazırlanmıştır. Araştırma, ön test- son test kontrol gruplu randomize kontrollü deneysel desende, tek yönlü körleme olarak gerçekleştirildi. Araştırmanın etik kurul ve kurum izin yazıları alınmıştır. Araştırma, Eylül 2024-Ocak 2025 tarihleri arasında Şanlıurfa Harran Üniversitesi Hastanesi kadın hastalıkları ve doğum polikliniğinde bulunan gebe okulunda gerçekleştirildi. Araştırma, 71 primipar gebe ile (36 kontrol, 35 müdahale) haftada 7 gün ve 1 günü yüz yüze hastane ortamında olmak üzere 8 haftada tamamlandı. Gebelerin günlük kendi kendilerine nefes farkındalık çalışmalarını yapabilmeleri için "Kolcaba konfor teorisi temelli yapılandırılmış destekleyici yaklaşım; primipar gebe kadınlarda nefes farkındalığı çalışma rehberi" verildi ve her sabah 10:00-11:00 saatleri arasında kısa hatırlatma mesajı gönderildi ve akşam 17:00-18:00 saatleri arasında aranarak herhangi bir sorun yaşayıp, yaşamadıkları kontrol edildi. Veri toplama aracı olarak, Tanıtıcı Bilgi Formu, nabız, solunum sayısı, satürasyon ve tansiyon değerlendirme ve Genel Konfor Ölçeği (GKÖ) kullanıldı. Verilerin istatistiksel analizi için IBM SPSS 25.0 paket programı kullanıldı. Araştırmada, primipar gebelerin, müdahale grubunda %97.1'inin, kontrol grubunda ise %97.2'sinin gebeliğe bağlı herhangi bir sorun yaşadığı, yaşanan sorunların genel konfor düzeyini çok etkilediği (müdahale,%37.1, kontrol %44.4); müdahale grubuna uygulanan nefes farkındalık çalışmasının III. trimester GKÖ toplam puan ortalamalarında anlamlı bir şekilde artış sağladığı (müdahale son test=137.54±8.49; kontrol son test=120.03±16.05); müdahalenin III. trimester GKÖ fiziksel alt boyut, psikospiritüel alt boyut ve çevresel alt boyut puan ortalamaları arasında anlamlı bir artış sağladığı ve nefes farkındalık çalışmalarının yaşam bulgularından nabız, solunum sayısı ve satürasyon değeri (SpO2) puan ortalamalarında anlamlı bir farklılık oluşturduğu (pa<0.001) belirlendi. Sonuç olarak, primipar gebelere II. trimesterde uygulanan nefes farkındalık çalışmalarının III. trimester genel konfor düzeyinde pozitif iyileşme sağladığı belirlendi. Nefes farkındalık çalışmalarını genel konfor düzeyi ve yaşam bulguları üzerinde pozitif iyileştirici etkisi nedeni ile II. trimester gebelerde tamamlayıcı bir tedavi olarak uygulanması önerilmektedir.
Çocukları ishal tedavisi gören kadınların ishal konusundaki bilgi düzeyleri ile yaptıkları geleneksel uygulamaların belirlenmesi
Amaç: Bu araştırma, Manisa Merkez Efendi Devlet Hastanesi Moris Şinasi Çocuk Kliniği'nde 0-6 yaş grubu çocukların annelerinin ishal konusundaki bilgi düzeyleri ve evde yaptıkları geleneksel uygulamaları belirlemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından literatür bilgileri doğrultusunda oluşturulan sosyo-demografik veri formu ve uzman görüşü alınarak hazırlanan annelerin ishal konusundaki bilgi düzeyi ile evde yaptıkları geleneksel uygulamalarını içeren veri formu kullanılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel tipte yapılan bu araştırma 1 Ağustos 2014-30 Ekim 2014 tarihleri arasında Manisa Merkez Efendi Devlet Hastanesi Moris Şinasi Çocuk Kliniği'nde gerçekleştirilmiştir. Bu tarihler arasında hastanede yatan 0-6 yaş çocuğu olan 150 anneye uygulanan anketlerden elde edilen veriler SPSS 15.0paket programı ile analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırma kapsamına alınan annelerin yaş ortalaması 28.01 (min: 17, max: 45) yıldır. Çocukların %55,3'ü erkek %44,7'si kızdır. Çocukların %82,7'si son bir ayda en az bir kez ishal olmuştur ve annelerin %46,7'si ishalin birinci günü çocuklarını hastaneye götürmüşlerdir. Annelerin %44'ü çocuklarını ilk altı ay sadece anne sütü ile beslemiştir ve annelerin %66'sı ishal konusunda sağlık çalışanlarından bilgi almıştır. Annelerin %13,3'ü ishalin evde tedavi edilebileceği ile ilgili bir fikrinin olmadığını, %80'i ise ORS diye bir şey duymadıklarını belirtmişlerdir. ORS'yi bilme düzeyi üzerinde en etkili değişkenin annelerin eğitim düzeyi olduğu saptanmıştır. Sonuçlar: Araştırmamızda annelerin %50,7'sinin ishalin evde tedavi edilemeyeceği ve ORS hakkında eksik bilgiye sahip oldukları bulunmuştur.
Gaziantep ilinde gebelik ve lohusalık döneminde kadınlara yönelik geleneksel uygulamalar
Bu tez çalışması; Gaziantep ilinde gebelik ve lohusalık döneminde kadınlara yönelik geleneksel uygulamaların belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı bir araştırma olarak yapıldı. Araştırma, Temmuz 2019-Şubat 2020 tarihleri arasında, gerekli izinler alınarak, Oğuzeli Merkez Aile Sağlığı Merkezinde uygulandı. Araştırmanın yürütüldüğü tarihler arasında belirtilen merkezde doğum sonrası dönemde takip edilen, son bir yıl içinde doğum yapmış olan, araştırmaya katılmayı kabul eden ve Türkçe iletişim kurabilen 150 kadın araştırmanın örneklemini oluşturdu. Araştırmada verilerin toplanması amacıyla araştırmacı tarafından literatür taraması sonucunda geliştirilen "Veri Toplama Formu" kullanıldı. Veriler, kadınlar araştırma hakkında bilgilendirilerek onamları alındıktan sonra araştırmacı tarafından yüz yüze görüşerek toplandı. Araştırmadan elde edilen verilerin istatistiksel analizleri IBM SPSS Statistics 22.0 paket programı kullanılarak, tanımlayıcı istatistiklerde sayı ve yüzde gösterimi, kategorik değişkenlerin karşılaştırılmasında Ki-kare testi uygulandı. Gebelik dönemine yönelik en sık yapılan geleneksel uygulamaların; gebenin karnının yapısı ile bebeğin cinsiyetini tahmin etme (%63,3), gebe kadının güzel birisine bakması (%77,3), saç kestirmemesi (%47,3), doğuma hazırlık için yürüyüş yapmak (%70,7), ayva yemek (%81,3) ve dua okumak (%54,6) olduğu belirlendi. Lohusalık döneminde en sık yapılan geleneksel uygulamalar; doğum sonrası kanamaya yönelik olarak ayran/yoğurt yememek (%70,0), al basmasına yönelik kuran/cevşen koymak (%82,7), sütün artması için bulgur yemek (%82,7), yirmi-kırk çıkarmak (%90,7), lohusa kadını yalnız bırakmamak (%85,3) ve dua okumak (%46,7) olarak belirlendi. Kadınların %62,7'si geleneksel uygulamaları biraz önemli ve %64'ü biraz gerekli bulduğunu belirtti. Kadınların %82,7'sinin gebelik döneminde, %88'inin lohusalık döneminde geleneksel uygulamalara başvurduğu görüldü. Kadınları geleneksel uygulamalara yönlendiren kişi olarak çoğunlukla kayınvalide (%62,7) belirtildi. Çocuk sayısı az olan kadınların geleneksel uygulamaları önemli bulma oranı anlamlı düzeyde düşük bulundu (p<0,05). Kırsal kesimde yaşayan, çalışmayan ve evlilik süresi 6 yıl ve üzeri olan kadınların lohusalık döneminde geleneksel uygulamalara başvurma oranı anlamlı düzeyde yüksek bulundu (p<0,05). Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda; kadınların gebelik ve lohusalık döneminde geleneksel uygulamaları sürdürdükleri görüldü. Hemşirelerin; gebelik ve lohusalık dönemindeki kadınları başvurdukları geleneksel uygulamalar yönünden değerlendirmeleri, yararlı uygulamaları desteklemeleri ve kadınları bilinçlendirmeleri önerildi. Anahtar Sözcükler: gebelik, lohusalık, kadın, geleneksel uygulamalar, hemşirelik
Bir 19. yy. (H. 1257) metni olan Ma-Hazar'ın dil incelemesi: İmlâ, ses bilgisi ve şekil bilgisi özellikleri incelemesi-metin
Bu çalışmamız Manisa İl Halk Kütüphanesi Yazma Eserler bölümünde MHK 5332 numarada kayıtlı olan Ebûbekir Nusret'in 18. yüzyılda telif ettiği Ma-hazar adlı eseri üzerinedir. İncelediğimiz nüsha 19. yüzyılda Abdülkadir el-Besim tarafından istin-sah edilmiş olan yazmadır.Ma-hazar hazır olan her ne varsa? anlamına gelir. Eserde yer alan konular; tıp bilimleri, farmakoloji, hastalıkların tedavisi, ilaç tarifleri ve ilaçların kullanma usulleri-dir. Müellif, eserinde tavsiye ve tedavilerinden yararlanan hasta vakalarından örneklere de yer vermiştir.Eserde hastalıklar için tarif edilen ilaçların - terkip, macun ve sular - dışında nüsha (muska) tarifleri de vardır. Bu nüshaların bir bölümünde vefkler bulunur. Vefklerde ayet ve ayet bölümleri, Arap harfleri ve rakamlar yer alır.Eserin dili, tıp terimleri ve bazı Arapça ve Farsça kelimeler dışında sade ve anlaşı-lır.Bu çalışmada Ma-hazar'ın çeviri yazısı yapılmış, eserin imlâ özellikleri, şekil bil-gisi ve ses bilgisiyle ilgili özellikleri incelenmiştir.Çalışmamızın asıl amacı 19. yüzyıl Osmanlı Türkçesinin özelliklerini görmek ve göstermek, 18. yy.'da tıp - tedavi alanında yazılmış metni tanıtmak olmuştur.
Geleneksel ve tamamlayıcı tıp polikliniğine kupa tedavisi için başvuran hastalarda, tedavinin kronik ağrı ve yaşam kalitesi üzerine olan etkisinin, fiziksel tıp ve rehabilitasyon polikliniğine benzer şikayetlerle başvuran hastalarla karşılaştırılması
Bu çalışmada; yaş kupa tedavisinin kronik ağrı ve yaşam kalitesi üzerine olan etkilerini fizik tedavi ajanlarından transkutanöz elektriksel sinir uyarımı + sıcak paket alan hastalarla karşılaştırmak, birbirlerine etki üstünlüğü olup olmadığını belirlemek ve ülkemizin bu konudaki verilerine katkı sağlamak amaçlandı. Tek merkezli, prospektif, Eylül 2019-Nisan 2020 tarihleri arasında yapılan , müdahale tipindeki çalışmaya, Necip Fazıl Şehir Hastanesi geleneksel tamamlayıcı tıp ve fizik tedavi polikliniklerine bel ağrısı, boyun ağrısı, kas spazmı şikayetleriyle başvuran ve araştırmaya katılmayı kabul eden kişilerden her grupta 45 er kişi olmak üzere toplam 90 kişi alındı. Katılımcılara uygulama öncesi, sonrası 1. hafta, 1.ay ve 3. ayda McGill Ağrı Ölçeği Kısa Formu ve Kısa Form-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği (SF-36) araştırıcı tarafından uygulandı. Her iki grupta yaş, cinsiyet, çocuk sayısı, medeni durum, öğrenim durumu, meslek, vücut kitle indeksi, sigara kullanımı ve ağrının sebebi yönünden fark yoktu (p<0,05). McGill Ağrı Ölçeği alt ölçekleri karşılaştırıldığında, tedavi sonrası 1. haftada yaş kupa tedavisi grubunda 4 alt ölçekteki azalma fizik tedavi grubuna göre anlamlı düzeyde fazlaydı (p<0,05). Tedavi sonrası birinci ay ve üçüncü ayda ise her iki grup arasında fark belirlenmedi (p>0,05). SF-36 Yaşam Kalitesi 8 alt ölçek puanlarında üç aylık tedavi sonucunda fizik tedavi grubunda 4 alt ölçekte, yaş kupa grubunda ise 7 alt ölçekte anlamlı artış saptandı (p<0,05). Tedavi öncesi skorlarla karşılaştırıldığında tedavi sonrası 3. ayda McGill Ağrı Ölçeği 2 alt ölçekte fizik tedavi alanların ağrı skorlarındaki değişimi anlamlı olarak daha fazlaydı (p<0,05) ve fizik tedavinin ağrı üzerine etkinliği daha belirgindi (RE=1,16 (GA:1,01-1,44), RE=1,35(GA:1,1-1,41)). Kısa Form 36 ölçeğinde ise fizik tedavi alanlarda ağrı alt skorundaki değişim anlamlı olarak daha fazlaydı (p<0,05) ve fizik tedavinin ağrı üzerine etkinliği daha belirgindi (RE=1,45(GA:1,12-2,37), ruhsal sağlık alt ölçeğinde ise kupa tedavisi alanlarda skor değişimi 3,72 kat daha fazlaydı (p<0,05) (RE=3,72 (GA:1,69-4,31)). Yaş kupa tedavisi grubunda ağrı 1. haftada belirgin azalırken 1. ay ve 3. ayda stabil seyretti, fizik tedavide ise tedrici bir azalma oldu. Ağrının 1.haftada yaş kupa alanlarda daha fazla azalmasının oluşan vazodilatasyonun kas aktivitesini azaltarak akut dönemde bir rahatlama oluşturduğu, psikolojik rahatlamanın da düşüşte etkisi olduğu düşünülmektedir. Yine, SF-36 ölçeğinde yaş kupa alan grupta daha fazla alt ölçekte iyileşme olmasının, tedavi öncesinde de 3 alt ölçekteki skorlarının fizik tedavi grubuna göre zaten yüksek olması ve fizik tedavi grubunda daha fazla ağrıya işaret eden 'sürekli ağrım var' diyenlerin fazla olmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Ruhsal sağlığa iyi geldiği belirlenen yaş kupa tedavisinin ilgili branş ile koordineli çalışmasının daha uygun olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Transkutanöz Elektriksel Sinir Uyarımı, Yaş Kupa Tedavisi, McGill, SF-36
Bafra (samsun) halk ilaçları
BAFRA (SAMSUN) HALK İLAÇLARI Bu çalışmada, daha önce araştırılmamış olduğu tespit edilen Bafra?nın (Samsun) halk ilaçları, tez konusu olarak seçilmiştir. Bunun için ilçeye 2010-2011 yılları arasında 18 bilimsel gezi düzenlenerek sahada ilgili kişilerle mülakatlar yapılmıştır. Elde edilen bitkisel kaynaklı halk ilacı verileri incelendiğinde, 33 familyaya ait 53 cins ve 62 taksonun halk arasında çeşitli rahatsızlıklara karşı kullanıldığı tespit edilmiştir. İlçede en çok Rosaceae, Lamiaceae ve Asteraceae familyalarına ait bitkiler bu amaçla kullanılmaktadır. Ayrıca, 16 adet hayvansal kaynaklı, yanı sıra hayvansal ve bitkisel kaynaklı olmayan 9 adet materyal yine Bafra?da halk ilacı olarak kullanılmaktadır. Çalışmalarımız esnasında, Tanacetum corymbosum (L.) Schultz subsp. cinereum (Gris.) Hayek ve Lavatera punctata All. bitkilerinin daha önce Türkiye?de halk ilacı olarak kullanımına dair bir kayıt olmadığı görülmüştür. Ayrıca ülkemizde halk ilacı olarak kullanıldığı bilinen 13 bitkinin, bu çalışma ile yeni kullanımları tespit edilerek kayıt altına alınmıştır. Bafra?da en çok halk ilacı kullanımı olan rahatsızlıkların sırasıyla romatizmal ve ortopedik rahatsızlıklar, cilt hastalıkları, solunum yolu rahatsızlıkları ve gastrointestinal sistem rahatsızlıkları olduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan, halk ilaçlarının hızla yok olduğu sonucu, araştırmalarımız esnasında bir kez daha ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla ülkemizde halk ilaçlarının tespit edilmesine yönelik çalışmaların hızlandırılmasına ihtiyaç vardır. Aksi takdirde, her şeye rağmen günümüze intikal edebilmiş olan halk ilacı bilgilerinin de hızla yok olması kaçınılmaz olacaktır. Anahtar kelimeler: Halk İlacı, Bafra, Etnobotanik, Samsun, Tıbbi Bitkiler.
Tıp fakültesi öğrencilerinin geleneksel ve tamamlayıcı tıp konusundaki bilgi, tutum ve davranışları
Dünyada ve ülkemizde geleneksel ve tamamlayıcı tıp (GETAT) yöntemlerinin kullanım sıklığı giderek artmaktadır. Bu çalışma geleceğin hekim adayları olan tıp fakültesi öğrencilerinin bu konudaki bilgi, tutum ve davranışlarının saptanması amacıyla yapılmıştır. Kesitsel, tipteki bu çalışmada, Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesindeki 912 öğrenciden 825'ine ulaşılmıştır (%90,4). Araştırma verileri sosyodemografik özellikler, GETAT yöntemlerinin bilgi ve kullanım durumlarıyla ilgili sorular ve Bütüncül Tamamlayıcı ve Alternatif Tıbba Karşı Tutum Ölçeği (BTATÖ) sorularından oluşan anketin direkt gözlem altında uygulanması ile toplanmıştır. Öğrencilerin %52,1'i kadın olup yaş ortalaması 21,57±0,08 yıldır. GETAT uygulamaları hakkında öğrencilerin en fazla bilgi sahibi oldukları yöntemler; masaj, akapunktur ve vitaminler olarak bulunmuştur. GETAT yöntemleri hakkında bilgi edilen kaynaklarlarda birinci sırada internet, ikinci sırada medya gelmektedir. Öğrencilerin %22,1'i GETAT yöntemlerinden herhangi birini kullanmıştır. Öğrencilerin %50,1'i GETAT yararı konusunda kararsızdır ve %53,1'i Tıp eğitimi müfredatında yer alması gerektiğini düşünmektedir. Öğrencilerin %59,4'ü GETAT yöntemleri konusunda eğitim almayı istemektedir. GETAT yöntemlerini kullananların %47,8'i yararlı bulurken, %4,4'ü yararsız bulmaktadır (p<0,05). Öğrencilerin BTATÖ toplam puan ortalaması 32,7±0,17 olarak belirlenmiştir. GETAT yöntemlerini kullanmış olanlar kullanmayanlara göre GETAT uygulamalarına karşı daha olumlu tutum göstermişlerdir (p<0,05). Sonuç olarak öğrencilerde GETAT yöntemleri hakkında bilgi eksiği olmakla beraber bu konuda tutumları olumludur ve eğitim almaya isteklidirler. Geleceğin hekim adayları olan tıp fakültesi öğrencilerinin gelecekte hem GETAT uygulayacak hem de bilgi verecek donanımlı kişiler olarak yetişebilmesi için doğru bilgiye ulaşmaları önemlidir. Anahtar kelimeler: Geleneksel ve tamamlayıcı tıp (GETAT), tıp, öğrenci
Premenstrual sendrom yaşayan kadınların kullandıkları geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları
Üreme çağındaki kadınlarda en sık görülen problemlerden biri olan Premestrual Sendrom (PMS) , tekrarlayıcı, psikolojik, fiziksel, davranışsal belirtilerle ortaya çıkmaktadır. Kadınlar bu belirtileri azaltmak için, farmakolojik ve non-farmakolojik yöntemler kullanmaktadır. En sık kullanılan yöntemlerden birisi de Geleneksel Ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamalarıdır. Araştırma, premenstrual sendrom yaşayan kadınların kullandıkları geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı olarak yapılan araştırmanın örneklemini Düzce Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinin "Kadın Hastalıkları ve Doğum" polikliniğine başvuran 357 kadın oluşturmuştur. Veriler Kişisel Bilgi Formu ve Premenstrual Sendrom yaşama durumunu belirlemek amacıyla Premenstrual Sendrom Ölçeği (PMSÖ) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzdelikler, Kolmogorov Smirnov testi, Pearson Korelasyon Katsayısı , Ki-Kare Testi , Fisher's Kesin (Exact) Ki-Kare Testi, Freeman-Halton Fisher Kesin (Exact) Ki-Kare testleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda kadınların PMSÖ'den ortalama 129,67±19,17 puan aldıkları bulunmuştur. Kadınların %82,9'unun PMS yaşadığı, PMS yaşayan kadınların %83,8'inin GETAT yöntemlerini kullandığı belirlenmiştir. PMS yaşayan kadınların %26,2'si rezene çayını kullandığı %60'ının yarar gördüğü, %26,8 vücut terapilerinden masajı kullandığı %90,7 'sinin yarar gördüğü , %23,8 'inin yürüyüş yaptığı %96,6 'sının yarar gördüğü ,%85,1 'inin duş aldığı %99,6 'sının yarar gördüğü,%90,7'sinin karına sıcak uygulama yaptığı, %99,6'sının yarar gördüğü bulunmuştur. Kadınların, PMS'de kullanılan GETAT yöntemleri ve bu yöntemlerin yararlılıkları konusunda bilgilendirilmesi önerilebilir
Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarına başvuran bireylerin tutumları, başvurma nedenleri ve memnuniyet düzeylerinin incelenmesi
Amaç; Bu çalışmanın amacı geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulama merkezine başvuran bireylerin tutumlarını, başvurma nedenlerini ve memnuniyet düzeylerini incelemektir. Yöntem; Tanımlayıcı tarzda olan bu çalışma; Elazığ Eğitim ve Araştırma Hastanesi Akşemseddin Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Merkezine Kasım 2017-Mart 2018 tarihleri arasında başvuran gönüllü 261 birey ile yürütülmüştür. Çalışmada bireylere "Sosyo-Demografik Özellikler Soru Formu", "Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Kullanım Formu " ve "Tutum ve Memnuniyet Değerlendirme Formu" bölümlerinden oluşan anket formu uygulanmıştır. Anket formundan elde edilen veriler SPSS 15.0 paket programına kodlanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemlerin yanı sıra kategorik değişkenler için ki-kare analizi, bağımlı gruplarda ise Wilcoxon İşaretli Sıralar testi uygulanmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılanların yaş ortalaması 49,07±14,60 olup katılımcıların %57,5' i kadın, %28,0'ı üniversite mezunu ve üzeri, %43,7'sinin gelir durumu iyidir. Bireylerin % 85,4'ü geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının fayda sağlayacağını, %72,8'i bu uygulamaları kendini iyi hissettiren uygulamalar olduğunu belirtmişlerdir. Bireylerin geleneksel ve tamamlayıcı tıp (GETAT) uygulamalarına yönelik tutumlarının olumlu olduğu saptanmıştır. Katılımcıların geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarına başvuru sebeplerinde ilk olarak; genel sağlık ve iyilik halini artırmak (%19,1), ikinci olarak ağrıları gidermek (%18,9) yer almaktadır. Bireylerin %58,2'sinin geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarına devam etmeyi düşündüğü, % 60,9' unun ise yakın çevrelerine, arkadaşlarına tavsiye ettikleri belirlenmiştir. Bireylerin memnuniyet düzeylerinin olumlu olduğu saptanmıştır. Ağrı ile başvuranların memnuniyet düzeyleri incelendiğinde ağrı skorlarının düştüğü tespit edilmiştir. Bireylerin GETAT uygulama öncesi Visuel Analog Skala (VAS) değerleri 7,48±1,35 iken GETAT uygulamaları sonrası 4,66±2,15'e düştüğü görülmektedir. Sonuç: Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının bireylerin tutumları ve memnuniyet düzeylerini olumlu yönde etkilediği kanısına varılmıştır. Başvuru sebeplerinde çoğunlukla genel iyilik halini artırmak ve ağrının yer aldığı görülmüştür.