Turkish translation
139 theses under this subject heading
Basın çevirilerinde diller ve kültürlerarası farklılıklar
Bu çalışmanın amacı İngilizcedenTürkçeye yapılan basın çevirileri kapsamında dilsel ve kültürel farklılıklarınhangi biçimlerde ortaya çıktığını ve sonuç olarak ürüne ne gibi etkilerde bulunduğunu değerlendirmektir. Bu kapsamda İngilizceden Türkçeye yapılan basın çevirileri değerlendirilmeye alınmış olup elde dilen verilere diller ve kültürlerarası çeviri ve etkileşim açısından bir analiz yapılmıştır. 2016, 2017 ve 2018 yıllarında sunulmuşBBC (20), Euronews (8) ve Sputnik News (4) haber ajanslarından toplamda 32 adet haber metni ve çevirileri ele alınmıştır. Spor, sağlık, kültür ve sanat, bilim ve teknoloji, politik ve yaşam ve seyahat başlıklı alanlarından metinler derlenmiştir. Bu inceleme nesnelerine dilsel ve kültürel farklılıklar özelinde işlevselci bir yaklaşım modeli olan ve göndergesel, anlatımsal, duyumsal ve ilişkisel işlevden oluşan Christiane Nord'un Dört İşlev Modeliuygulanmıştır. Elde edilen bulgular ışığında, ele alınan bütün metin türleri açısından göndergesel ve ilişkisel işlevlerin çoğu zaman çevirmen tarafından uygun stratejiler doğrultusunda yerine getirildiği ancakanlatımsal ve duyumsal işlevin tam manasıyla gerçekleştirilemediği gözlemlenmiştir. İngilizce ve Türkçe arasındaki dilsel farklılıkların, iki ülke arasındaki coğrafi uzaklığın, kültüre özgü dil kullanımlarının ve evrensel dil kullanımlarının dilsel ve kültürel farklılıklar noktasında en önemli faktörler oldukları belirlenmiştir. Bunun yanı sıra, Türkçeye yapılan basın çeviri metinlerinin çeşitli adaptasyonlarla sunulduğu ve birçok noktanın eksik olarak verildiği de belirlenmiştir. Bu adaptasyonlar içerisinde içermeme, ekleme, açımlama ve yeniden düzenleme süreçleri mevcuttur. Yeni bir bilim dalı olan Çeviribilim kapsamında basın çevirilerinin dünya genelinde 2000li yılların başından itibaren ele alındığı dikkate alınarak Türkiye genelinde oldukça az çalışıldığı gözlemlenmiş ve bu doğrultuda daha fazla çalışma yapılması tavsiye edilmektedir.
Göstergebilimsel Bir Serüven: Üç öyküsüyle Türkçe'de Oscar Wilde
"Göstergebilimsel Bir Serüven: Üç Öyküsüyle Türkçe'de Oscar Wilde" başlıklı bu çalışma, Wilde'ın The Selfish Giant, The Devoted Friend ve The Nightingale and The Rose başlıklı üç masalsı öyküsünü göstergebilimsel bakış açısıyla ve çeviri göstergebilimi bağlamında incelemektedir. Göstergebilim ile birlikte çeviri göstergebilimini ve amaçlarını uygulamalı örnekler ortaya koyarak tanıtmayı hedeflemektedir. Eserin "Gösterge ve Göstergebilim" başlıklı ilk bölümü kuramsal çerçevedir. Göstergeyi, göstergebilimi ve çeviri göstergebilimini tanımlamakla birlikte uygulama kısmında kullanılan yöntemin, yaklaşımlarından sentezlenerek elde edildiği göstergebilimin, özellikle de yazınsal göstergebilimin üç önemli ismi Algirdas Julien Greimas, Roland Barthes ve Jean-Claude Coquet'nin kuramlarını da özetlemektedir. "Bütünce ve Uygulama" başlıklı ikinci bölümü ise uygulama kısmıdır. Oscar Wilde'a ve dönemine ilişkin özet bilgi verildikten sonra söz konusu üç eser burada göstergebilimsel çözümlemeye tabi tutulmuştur. Çözümlemeler, öykülerin 1962'de Penguen yayınevi tarafından yayınlanan özgün metinleri üzerinden gerçekleştirilmiştir. Öykülerin iki tanesi için sekiz, biri için de yedi farklı çevirmen tarafından gerçekleştirilmiş olan Türkçe çevirileri çeviri göstergebilimi ölçütleriyle değerlendirilmiştir. Prof. Dr. Sündüz Öztürk Kasar tarafından geliştirilen Çeviride Anlam Bozucu Eğilimler Dizgeselliği uyarınca elde edilen bulgular tablolar üzerinde topluca gösterilmiş ve sayısal verilerle de ifade edilmiştir. Bu çalışma, hem göstergebilimle, göstergebilimin çevirideki rolüyle ve çevirmene nasıl yardımcı olabileceğiyle ilgilenen akademik okurlara hem de genel anlamda göstergebilime ve çeviri göstergebilimine ilgi duyan tüm okurlara ışık tutabilmek amacındadır.
Türkçe–Rusça-Ukrayna dili öykü çevirileri ve karşılaşılan sorunlar
Çeviri; farklı halklar, ırklar ve ülkeler arasında anlaşmayı sağlayan ortak bir çözüm yoludur. Ülkelerin kültürü, tarihi, ulusal serveti ancak bu yolla dilden dile taşınmaktadır. Bu nedenle de çeviri her zaman için çok önemli bir bilim dalı olmuştur ve her ülkede bu konuya büyük bir önem verilmektedir. Edebȋ çeviri ise, oldukça zor bir alandır. Kültürel ve tarihsel ögelerle bunların uyandırdığı çağrışımların aktarılması, dilsel karşılıklarının tam olarak bulunması ve metinler arası ilişkilerin aktarılması edebȋ çevirinin en zor noktalarından bir kısmıdır. Bu çalışmada; Türkçe – Rusça - Ukrayna Dilinde yapılan çeviriler ele alınmıştır. Günümüze kadar yapılan çalışmalar incelendiğinde üç ülke edebiyatlarının çevirisinde daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Çeviribilimin, nispeten yeni bir bilim dalı olması nedeniyle, özellikle Türkçe-Rusça ve Ukrayna Dilinde yapılmış olan çevirilerde, daha çok çözüm yolu geliştirilmrsine gerek duyulduğu görülmektedir. Bu çalışmada, edebî çevirilerde yaygın olarak kullanılan Yorumlayıcı Çeviri Kuramından yararlanılmıştır. Öncelikle, ilk kez, Rus edebiyatından Akeksandr Kuprin'in "Narlı Bilezik" ve Ukrayna edebiyatından Marko Vovçok'un "Kız Öğrenci" adlı öyküsü Türkçeye; Selim İleri'nin "Deniz Kızının Öyküsü" adlı çalışması Rusçaya ve Ukrayna Diline çevrilmiştir. Daha sonra karşılaşılan çeviri sorunları; maddeler hâlinde, örnekleri ve çevirmenlerden alınan çözüm önerileri de değerlendirilerek incelenmiştir.
Michael Endes Roman "Die unendliche Geschichte" im Türkischen. Eine übersetzungskritische Analyse
It is well known that translation of children's and youth literature bears special importance in Translation Studies and contains many translation problems. Furthermore, there have been very few translation criticism studies in the field of children's and youth literature translation. The aim of this study is to contribute to discussions on translation of children's and youth literature through the example of Michael Ende's children's fantasy novel Die unendliche Geschichte, which has been translated into many languages. The first Turkish translation of the novel, entitled Bitmeyecek Öykü, was made by Saadet Özkal in 1986 and published by Ren. The second translation, also entitled Bitmeyecek Öykü, was made by Saffet Günersel in 1996 and published by Kabalcı. A third translation by Saadet Özkal was published by Kabalcı in 1999 once again with the same title. The children's fantasy novel Die unendliche Geschichte includes many translation problems especially due to the fact of having specific visual, linguistic and stylistic means. The purpose of this study is to analyze different translation techniques of the mentioned translators within the scope of functional and child-centered theory, to discuss its translatological aspects, and to find out to what extent the translation techniques effect the translation quality. First, analysis was conducted to determine the skopos of translations based on paratexts. This was followed by an identification of the sections that convey message of the source text and constitute a translation problem. The translation techniques which were benefited by the translators to solve translation problems were analyzed comparatively. According to this, Özkal's (Ende, 1986; 1999) translation is the source text oriented and Günersel's (Ende, 1996) translation is the target recipient oriented by considering of translation function.
Michael Ende'nin çeviri çocuk edebiyatı kitaplarının çocuk edebiyatına uygunluğu ve çocuk edebiyatının temel ögeleri bakımından incelenmesi
Michael Ende'nin Çeviri Çocuk Edebiyatı Kitaplarının Çocuk Edebiyatına Uygunluğu ve Çocuk Edebiyatının Temel Ögeleri Bakımından İncelenmesi Çocukla buluşacak olan kitaplar çocuğun hayal evrenine dili ve görselliğiyle ulaşabilmeyi başardığı oranda işlevini yerine getirebilir. Düşünen, sorgulayan, okuma alışkanlığı edinmiş bireyler çocukluğunda kendisine o dünyayı açan kitaplarla buluşabilmiş kimselerdir. Bu tezin hedefi Michael Ende'nin eserlerini çocuk edebiyatının temel özellikleri açısından incelemektir. Bu çalışmada Michael Ende'nin Çocuk Edebiyatına yönelik olarak üretmiş olduğu eserler çocuk edebiyatının temel ilkelerine ve çocuk edebiyatına uygunluğu bakımından incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma türlerinden olan belge (doküman) incelemesi tekniğinden yararlanılmıştır. Michael Ende'nin basımı olan Türkçeye çevirisi yapılan eserleri üzerinde araştırma yapılmıştır. Toplamda 5 kitap incelenmiştir. Araştırma 4 bölümden oluşmaktadır. Kitaplar ise iç yapı ve dış yapı olmak üzere iki başlığa göre incelenmiştir. Yapılan incelemelerden elde edilen sonuçlara bakıldığında eserlerde kahramanların çocukların özdeşim kurabileceği karakterler olduğu belirlenmiştir. Konularının hayatı ve insanı anlamlandırabilme açısından okura yön verdiği görülmüştür. İncelenen kitaplar verdiği mesaj açısından çocuk edebiyatına elverişli görülmüştür. Dil ve anlatım özelliklerinin genel olarak Türkçe bilincini yansıttığı gözlemlenmiştir. Resim özellikleri bakımından okurun hayal kurmasında ve içeriği tahmin etmesinde kolaylaştırıcı etkisinin olduğu gözlemlenmiştir. Anahtar kelimeler: Çocuk, çocuk ve edebiyatı, çocuğa görelik, Michael Ende
Zemahşeri Mukaddimetül Edeb eserinin Osmanlı Türkçesi ile tercümeli Tahran nüshası (elif-dal kısmı) (giriş- dil özellikleri- transkripsiyonlu metin-dizin )
Mukaddimetü'l-Edeb, meşhur İslam filozofu Abu al-Kasım ez-Zemahşerî tarafından yazılan bir eser olup Mahmud Kaşgari'nin Divanü Lügati't-Türk'ünden sonra gelen mühim bir sözlüktür. Zemahşerî'nin 1127-1144 yılları arasında yazıp, Harezmşah Atsız'a sunduğu, Arapça pratik bir sözlüktür. Mukaddimetü'l-Edeb çok önemli bir eser olduğu için, yazılışından itibaren Türk dilinin her döneminde ilgi görmüş ve istinsah edilmiştir. Nüshaları istinsah edildiği dönemin dil özelliklerini taşımaktadır. Biz bu çalışmada Osmanlı Türkçesi ile tercümeli olan Tahran nüshasını seçip bu nüshanın transkripisyonu ve dizinini hazırlayarak dil özelliklerinin bir kısmını ortaya koyduk. Nüsha Arapça alfabetik sırayla yazılmış ve her harf harekesine göre üç bölümden oluşmaktadır. Biz ise dizin kısmında geçen kelimeleri Türkçe alfabetik sıraya göre ve her kelimenin nereden geldiğini belirttik. Tahran nüshası Osmanlı Türkçesinin dil özelliklerini taşımaktadır. Mukaddimetü'l-Edeb'in nüshaları türkologlar tarafından incelenmiş ve bu nüshaların kendi dil özellikleri ortaya çıkarılmıştır. Ancak çalıştığımız Tahran nüshası, bildiğimiz kadarıyla türkologlar tarafından çalışılmamıştır. 270 varaktan oluşan yazmanın 120 varakını {elif-dal} kısmını çalıştık. Bu çalışmanın transkripisyonu ve dizini hazırlarken çalışmamıza yarayabilecek kitapları, çalışmaları, sözlükleri kullandık ve kaynakça kısmında belirttik. Tahran nüshasında bazı kelimeler okunaklı olmadığı için bu kelimeleri çift parantez içerisinde nüshada okunduğu gibi orjinalini ve transkripisyonunu yazdık. Ayrıca metin ve dizin ile ilgili açıklamalar kısmında bu kelimelerin tahmini manalarının listesini oluşturduk.
Pierre Charras'ın Dix-Neuf Secondes adlı yapıtının çevirisi ve çeviri sürecinin değerlendirilmesi
Bu çalışma ana hatlarıyla Pierre Charras'ın Dix-neuf secondes adlı yapıtım Fransızca'dan Türkçe'ye çevirmeden önce gerçekleştirilen göstergebilimsel bir çözümlemeden, romanın Fransızca'dan Türkçe'ye çevirisinden ve çeviri aşamasında karşılaşılan sorunları ve bunların ne şekilde aşıldığını aktaran bir sonuç bölümünden oluşmaktadır. Yazınsal çeviri öncesinde yapılan çözümlemede, söylemin düzenlenişi, anlatı evreninin kesitlere ayrılışı, anlatıcılar ve bakış açıları, söylem teknikleri, romanın temel, anlatı izlenceleri ve öznelerin konumlan ve geçirdiği dönüşümler incelenmiştir. Çalışmanın sonunda yer alan çeviri sürecinin anlatıldığı bölümde, çeviri aşamasında karşılaşılan dil sorunları, ekinsel bağlama göndermeler, eylem zamanlarının çevirisine ilişkin sorunlar değerlendirilmekte ve bunlarla ilgili verilen örnekler yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Yazınsal çeviri, göstergebilimsel çözümleme, çeviri sorunları JÜRİ: 1. 1. Doç. Dr. SündüzÖZTÜRK KASAR Kabul tarihi: 05.07.2004 2. 2. Doç. Dr. Emine Bogenç DEMÎREL Sayfa sayısı: 230 3. 3. Doç. Dr. Nedret ÖZTOKAT
"Konak Yahut Şeyh Şamil'in Kafkasya Muharebatı'nda Bir Hikâye-i Garibe" adlı eserin Latin harflerine aktarımı ve incelenmesi
Çalışmada 1879 yılında Ahmet Mithat Efendi ve Wilhelm Wiesenthal tarafından müşterek olarak çevirdikleri Konak Yahut Şeyh Şamil'in Kafkasya Muharebatı'nda Bir Hikâye-i Garibe adlı Arap harfli roman, Latin harflerine aktarılmış ve eser, roman sanatına uygun olarak incelenmiştir. Bahsi geçen roman, tarihi bir roman olup romanda Şeyh Şamil önderliğindeki Çeçenler ile Rusların mücadeleleri anlatılmaktadır. Çalışmanın amacı; ilk önce Almanca olarak yazılan daha sonra Ahmet Mithat Efendi ve Wilhelm Wiesenthal tarafından Osmanlı Türkçesi'ne çevrilen eseri, Latin harflerine aktararak Türkiye Türkçesi'ne kazandırmaktır. Tez, giriş ve sonuç dışında üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında çevirinin tarihsel gelişimi hakkında bilgi verilmiş ardından Ahmet Mithat Efendi'nin tercümeciliği üzerinde durulmuş, Ahmet Mithat Efendi ve Wilhelm Wiesenthal'ın nasıl tanıştıkları hakkında bilgi verildikten sonra Şeyh Şamil'in hayatı ve mücadelelerine değinilmiştir. Birinci bölümde Ahmet Mithat Efendi'nin hayatı ve sanat anlayışı anlatılmıştır. İkinci bölümde Konak Yahut Şeyh Şamil'in Kafkasya Muharebatı'nda Bir Hikâye-i Garibe adlı eserin Latin harflerine aktarımı yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise eser incelenmiş ve bu bölümde metne dayalı yöntem kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara ise, sonuç kısmında yer verilmiştir.
Ercüment Ekrem Talu'nun Asrîler adlı eserinin yeni yazıya aktarımı ve tahlili
Ercüment Ekrem Talû' nun 1922' de kaleme aldığı Asrîler adlı eseri, edebî açıdan yeni yazıya aktarılmaya değer bir eserdir. Osmanlı Türkçesi ile kaleme alınmış olan romanın Latin harflerine aktarımının gerçekleştirilmesiyle birlikte eserin, var olan değerini daha da artıracak ve ulaşamayan kitlelere de ulaşmasını sağlayacak bir çalışma yapılmıştır. Çalışmada; Osmanlıca-Türkçe, Türkçe-Fransızca vs. çok sayıda kaynakça kullanılmıştır. Eser ilk olarak yeni yazıya aktarılmış, metnin altında dipnot olarak bilinmeyen kelimelerin anlamlarına yer verilmiş ve ardından eser; konu, olay örgüsü, mekân, zaman, şahıslar vb. unsurlar bağlamında tahlil edilmiştir. Böylece eser, yeni yazıya aktarılarak edebiyat sahasına tekrar kazandırılmıştır.
Türkçe ilk Kur'an tercümesinin Rylands nüshasındaki söz varlığının kavram alanları
Geçmişten beri süregelen dizin, sözlükçe, sözlük çalışmaları, bir milletin dilini, kültürünü, yaşamını, hayata dair diğer alanlarını kapsayan söz varlığını içermektedir. Bilinen ilk sözlüğümüz Dîvânu Lugâti't- Türk ile başlayan sözlük çalışmalarının birçok çeşidi bulunmaktadır. Sözlük türleri içinde kavram alanı sözlükleri farklılık göstermektedir. Bu sözlüklerin geçmişi çok eski olsa da kavram alanı ile ilgili son zamanlarda artmaya başlayan çalışmaların Türk diline katkılarından hareketle bu tez çalışması ele alınmıştır. Türk dili açısından oldukça önem arz eden Aysu Ata'nın Karahanlı Türkçesinde İlk Kur'an Tercümesi-Rylands Nüshası neşri esas alınarak hazırlanan tezde, eserin söz varlığı ile dönemin dilini, sosyal ve kültürel hayatını, yaşam tarzını yansıtan kavram alanı çalışması yapılmıştır. Türkçenin kavramsal zenginliğini belirlemek, zamandan tasarruf sağlayarak kavram alanı çalışmasında araştırmacıları doğrudan istenilen kaynağa ulaştırmak ve alana katkı sağlamak amacıyla yapılan çalışma, dönem hakkında pek çok yönden bilgi vermesi ve bir yol gösterici kaynak olması bakımından önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Kavram alanı, sözlük, Kur'an tercümeleri, Rylands Nüshası, söz varlığı.
Mehmed Sâmî'nin Gül-efşân adlı Gülistân tercümesi (inceleme-metin)
XVIII. asırda yaşamış Mehmed Sâmî'nin Gül-efşân isimli eseri, İranlı meşhur müellif Sa'dî-i Şirâzî'nin Gülistân'ının Türkçe tercümesidir. Gülistân'ı mensur şekilde tercüme eden Mehmed Sâmî'nin hayat hikâyesi hakkında elimizde fazla bilgi bulunmamaktadır. Tezimizin konusunu yegâne nüshası İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi TY 3029 numarada kayıtlı olan Gül-efşân adlı eser teşkil etmektedir. Giriş ve iki bölümden meydana gelen tezimizin giriş bölümünde hikâye ve temsillerle süslü ahlâki eserler, Sa'dî ve Gülistân'ı, Türk edebiyatında Gülistân tercümeleri hakkında muhtasar bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde Mehmed Sâmî'nin hayatı, eserleri ve Gül-efşân adlı tercümesi ele alınmıştır. Eserin muhteva ve şekil hususiyetleri üzerinde durulmuştur. Eser kalın aharlı bir kağıda nesih hat kullanılarak yazılmıştır. Eserin üslubu orta nesiri çağrıştırmaktadır. Osmanlı yazı tarzı içerisinde en çok rağbet edilen bu yazı türünde halkın dilinden uzaklaşılmış, Arapça, Farsça kelime ve terkiplere yer verilmiştir. Buna rağmen kaleme alınan eserlerde amaç, bilginin ve fikrin karşı tarafa aktarılması olarak düşünüldüğünden, süslü nesre göre daha kolay bir üslup olarak dikkat çekmektedir. İkinci bölümde ise Gül-efşân'ın transribe metnine yer verilmiştir.
Süruri'nin Kitabü'l-'Acaibü'l-Garaib'i üzerine göstergebilimsel bir inceleme
Bu çalışmada 16. yüzyıla ait bir eser olan Kitabü'l-'acaibüél-garaib ele alınmaktadır. Söz konusu eser dönemin önemli şairlerinden Sürurì tarafından, Şehzade Mustafa'nın isteği ile Arapça aslından tercüme edilmiştir. Bu eserin daha önce çeviri yazısı yapılmadığından, ilk olarak eserin çevri yazısı yapılmıştır. İkinci olarak ise, ortaya konan eser dilbilimi açısından ele alınmıştır. Bu noktada, inceleme yöntemi olarak göstergebilim seçilmiştir. Göstergebilim yöntemi ile incelenecek konu başlıkları temel dil birimleri olan fonetik, morfolojik ve sentaktik ve cümle üstü birimlerinden seçilmiştir. Fonetik açıdan metin ortografisi, morfolojik ve sentaktik öğe bakımından birleşik fiiller ve cümle üstü birim olarak metin-dil-minyatür ilişkisi F. De. Saussure ve C.S Peirce'ün gösterge kuramları ile ele alınmıştır.
H. 922 tarihli Adāb-ı Menāzil nüshasının çevriyazılı metni ve eserdeki Türkçe birleşik fiillerin yapı ve anlam incelemesi
H. 922 Tarihli Ādāb-ı Menāzil Nüshasının Çevriyazılı Metni ve Eserdeki Türkçe Birleşik Fiillerin Yapı ve Anlam İncelemesi adını taşıyan bu çalışma, söz konusu Ādāb-ı Menāzil nüshasının çevriyazılı metninin oluşturulması ve eserdeki Türkçe birleşik fiillerin yapı ve anlam incelemesi esası üzerine kuruludur. Çalışma; Giriş, İnceleme, Metin, Sonuç ve Sözlük bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, ilk olarak araştırmanın konusu, önemi, amacı ve yöntemi üzerinde duruldu. Daha sonra Ādāb-ı Menāzil ve müellifi hakkında bilgi verildi. İnceleme bölümünün başında birleşik fiil konusunda araştırmacıların yaptıkları tanım ve tasnifler ile ileri sürdükleri görüşler aktarılarak bunlarla ilgili bir değerlendirme yapıldı. İnceleme bölümünün devamında Ādāb-ı Menāzil'deki Türkçe birleşik fiillerin sınıflandırılması ile yapı ve anlam incelemesine yer verildi. Eserdeki Türkçe birleşik fiiller; isim+fiil kuruluşlu birleşik fiiller, fiil+ fiil kuruluşlu birleşik fiiller, fiilimsi+fiil kuruluşlu birleşik fiiller ve anlamca kaynaşmış-deyimleşmiş birleşik fiiller olarak sınıflandırıldı. Yapılan sınıflandırmada hem yapı hem de anlam dikkate alındı. Her başlık altında, eserdeki o gruba giren Türkçe birleşik fiillerin tamamı verilerek, bunların yapı ve anlam özelliklerine değinildi. Metin bölümünde Ādāb-ı Menāzil'in çevriyazılı metni yer almaktadır. Sözlük bölümünde ise, Ādāb-ı Menāzil'deki Türkçe birleşik fiillere ve anlamlarına yer verildi. Sonuç bölümünde, eser ve müellifi hakkında yapılan kısa değerlendirmenin yanı sıra eserdeki Türkçe birleşik fiillerin yapı ve anlam özelliklerine dair inceleme sonuçlarına yer verildi. Ādāb-ı Menāzil kadınlar için yazılmış bir ahlak, öğüt ve dinî bilgiler kitabıdır. Eser, üzerinde durulan her konuya dair ayet ve hadisler ile hikâye ve menkıbeler içermektedir. Ādāb-ı Menāzil oldukça zengin bir Türkçe birleşik fiil söz varlığına sahiptir. Özellikle anlamca kaynaşmış-deyimleşmiş birleşik fiiller eserde çokça kullanılmıştır. Eski Anadolu Türkçesi Dönemi'nin sonları ile Osmanlı Türkçesi Dönemi'nin başlarında yazılan Ādāb-ı Menāzil, Türkiye Türkçesi araştırmalarına pek çok yönden malzeme sunacak önemli bir eserdir.
Travels in Greece, Turkey and the Holyland (1817-1818) isimli seyahatnamenin Türkçeye tercüme edilerek değerlendirilmesi
Osmanlı tarihi üzerine yapılan çalışmaları destekleyen kaynaklar arasında seyahatnameler önemli bir yer tutmaktadır. İstanbul'un fethinden itibaren sınırlarını genişleten Osmanlı Devleti, yıkılışına dek her dönemde farklı milletten seyyahların akınına uğramıştır. Bu doğrultuda 19. Yüzyıla gelindiğinde de pek çok Batılı seyyah, Osmanlı'nın çeşitli ülkelerini ziyaret ederek izlenimlerini kaleme almıştır. Bu çalışmada, 19. Yüzyılın başlarında Osmanlı ülkesine seyahat etmiş Fransız seyyah Louis Nicolas Philippe Auguste de Forbin'in; Travels in Greece, Turkey and the Holy Land isimli seyahatnamesinin transkripsiyonu yapılarak, seyahatnamede yer alan bilgiler mevcut literatüre uygun olarak analiz edilmiştir. Bu çalışma doğrultusunda seyahatin yapıldığı 1817-1818 yılları arasında Osmanlı devletinin siyasi, sosyal ve ekonomik anlamda içinde bulunduğu durum ve devletin genel yapısına dair araştırmacılara bir nebze de olsa bilgi verilmesi amaçlanmıştır.
Silkü'l-Cevahir, çevriyazı ve dil incelemesi
Silk-i Cev?hir, Anadolu sahasında yazılmış Arapça'dan Farsça'ya satır altı Türkçe tercümeli üçüncü manzum sözlüktür. Telif tarihi H.757/ M.1356'dır. Müellifi Abdul?am?d bin Abdurrahman el-Eng?ri'dir.Bu çalışmada Silk-i Cevahir'in Manisa İl Halk Kütüphanesinde 2721 numarada kayıtlı nüshası incelenmiştir. Çalışma lugatın çevriyazısının yapılmasıyla başlamış, çevriyazılı metin üzerinden satır altı Türkçe tercümelerin imla, ses ve şekil bilgisi yönünden incelenmesiyle devam etmiştir. Ayrıca Arapça ve Farsça kelimelere Türkçe karşılık gösterilme yolları da saptanmıştır. Bazı Türkçe ek ve köklerin incelenmesinde zaman zaman etimolojiye de gidilmiştir.Silk-i Cev?hir'deki Türkçe kelimeler döneminin dil özelliklerini ve söz varlığını yansıtmaktadır. Eser, Eski Anadolu Türkçesinin belirgin unsurları ile lehçe ve ağız özelliklerini bünyesinde taşımaktadır. Satır altı tercümelerinde Arapça ve Farsça kelimelerin de bulunduğu Silk-i Cev?hir'in bu çalışma sayesinde literatüre girerek Türk Dili araştırmacılarının hizmetine sunulması amaçlanmıştır.
Çeviri bilim aracılığıyla Otar Çiladze'nin "Tzate'nin Kırmızı Çizmeleri" adlı eserinin Türkçeye erek odaklı çevirisi ve edebi dilinin incelenmesi
Yüksek lisans tezinde Otar Çiladze'nin ünlü draması "Tzate'nin Kırmızı Çizmeleri" ele alınmıştır. Bu eserin Gürcüce 'den Türkçe 'ye tercümesi konusunda da özenle çalışılmıştır. Otar Çiladze, Gürcü edebiyatının en parlak temsilcilerinden birisidir. "Tzate'nin Kırmızı Çizmeleri" adlı draması ilk kez bu yüksek lisans tezinde Gürcüce 'den Türkçe 'ye çevrildi. Bu oyunun Türkçe versiyonunun editörü, Türk dilinin eşsiz bir uzmanı olan Çiğdem Sütcü'dür. Çalışmanın içerisinde Çeviri Bilimi ve Çeviri yaklaşımları hakkında bilgiler verilmektedir. Çalışmanın devamında yazar hakkında geniş bilgilere yer verilmiştir. Ardından çevrilen metin okuyucuya sunulmaktadır. Çalışmanın sonunda eser hakkında geniş kapsamlı bir tahlil yapılmıştır. Çalışmanın bazı bölümleri Gürcüce-Türkçe olmak üzere iki dilde de verilmektedir. Çalışmanın sonunda Otar Çiladze'nin eserinin Türkçeye kazandırılması, Otar Çiladze'nin Türk okuyuculara tanıtılması ve eserin tahlil edilmesi ana amaçtır.
Gürcü-Türk masallarının karşılaştırmalı incelenmesi ve Gürcü halk masallarının Türkçe çevirisi
'Gürcü-Türk masallarının karşılaştırmalı incelenmesi ve Gürcü halk masallarının Türkçe çevirisi' adlı yüksek lisans tez çalışmasında, masalların ortaya çıkış dönemi ve masal hakkında genel bilgiler göz önünde bulundurularak karşılaştırmalar yapılmıştır. Çeviri masallarını belirlerken Gürcistan'da herkes tarafından bilinen masallar olmasına dikkat edilmiştir. Gürcü halk masallarının Türk diline çevrilmesiyle iki kültürde de tanıtılması amaçlanmıştır. Böylelikle Gürcü dili alanında yapılan çalışmanın kaynak teşkil edeceği düşünülmektedir. Söz konusu çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, çalışmanın yöntemini belirleyen tez yazım aşamalarından bahsedilmiştir. Çalışmanın esasını teşkil eden ikinci bölümde ise Gürcü Türk masallarının karşılaştırmalı incelenmesi ve Gürcü halk masallarının Türkçe çevirisi ile ilgili ayrıntılı incelemeler bulunmaktadır. Gürcüceden Türkçeye masal çevirisi daha öncede yapılmıştır. Ama bu çalışmada ilk defa yapılan toplu masal çevirisine yer verilmiştir. Bu durum bu çalışmayı diğer yapılan çeviri çalışmalarından ayırt etmektedir. Çünkü ilk defa aynı çalışmada birden fazla masal çevirisine yer verilmiştir. Bu incelemeler sırasında çeşitli kaynaklardan yararlanılmış ve birden fazla sözlük kullanılmıştır.
Tahir Malik'in "Sonuncu Kurşun" adlı kıssasının Türkiye Türkçesine aktarılması ve yapı-izlek yöntemiyle incelenmesi
Daha Tahir Malik, polisiye roman türünde verdiği başarılı örneklerle Yeni Özbek edebiyatında önemli bir yere sahiptir. Yazarın "So'nggi O'q/Sonuncu Kurşun" adlı kıssası; 1922 yılından 1957 yılına kadarki otuz beş yıllık süreçte Sovyet rejiminin Lenin ve Stalin dönemlerinde Özbekistan'da yaşanan baskı, sürgün, zulüm ve katliamları polisiye bir kurguyla gerçek kişilerin trajedileri üzerinden anlattığı eseridir. "Sonuncu Kurşun" kıssası bu yönüyle Özbekistan'da oldukça ses getirmiştir. Türkiye'de Tahir Malik'in eserlerinden "Jinoyatin Uzun Yo'li/Suçun Uzun Yolu", "Ov/Av" ve "Şaytanat/Şeytanlar" romanın I.cildi üzerine çalışma yapılmıştır. Söz konusu çalışmalarda eserlerin edebî yönden incelenmediği fark edilmiştir. Dolayısıyla Tahir Malik'in Türkiye'de edebî yönden incelenen eseri bulunmadığı için "Sonuncu Kurşun" kıssası Türkiye Türkçesine aktarılıp edebî açıdan yapı izlek yöntemiyle incelenecektir. Çalışmanın giriş bölümünde Ekim Devrimi'nin Özbekistan'a etkilerinden ve Özbek edebiyatında hikâyenin gelişiminden bahsedilecek, birinci bölümde Özbek yazar Tahir Malik'in hayatı, sanatı ve eserleri ele alınacak, ikinci bölümde "Sonuncu Kurşun" kıssasının Türkiye Türkçesine aktarımı gerçekleştirilecek, üçüncü bölümde eser edebî yönden yapı izlek yöntemiyle incelenecektir.
Gafur Gulam'ın "Shum Bola" kıssasının Türkiye Türkçesine aktarılması ve yapı-izlek yöntemiyle incelenmesi
Sovyet Dönemi Özbek edebiyatının önde gelen isimlerinden Gafur Gulam'ın Shum Bola kıssası Özbek edebiyatının en önemli nesir yazılarından birisidir. Eser hem dönemin sosyal yaşantısına ışık tutma niteliği taşımakta hem de Gafur Gulam'ın kendi çocukluk hatıralarından izler barındırmaktadır. Kıssanın başkişisi Karavoy, babasını kaybetmiş yaramaz bir çocuktur. Kıssa, Karavoy'un evden ayrıldıktan sonra başından geçen olaylar üzerine kurgulanmıştır. Dönemin önemli isimlerine, Özbek Türklerinin kültürel ögelerinden çocuk oyunlarına, ulusal giyimlere, yemek kültürüne ve koşuk, karhat, alyor gibi sözlü edebiyat ürünlerine sıkça yer verilmiştir. Çalışmada Shum Bola kıssası yapı ve izlek bağlamında ele alınmıştır. Bu çalışma genel olarak beş bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Sovyet Dönemi Türkistan coğrafyası hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde Gafur Gulam'ın hayatı, sanatı ve eserlerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde Türkiye Türkçesine aktarılan Shum Bola/Yaramaz Çocuk kıssası yapı ve izlek yöntemiyle incelenmiş ve dil ve üslup özelliklerine değinilmiştir. Dördüncü bölümde Shum Bola kıssasının Özbek Türkçesinden Türkiye Türkçesine aktarılmış metnine yer verilmiştir. Çalışmanın sonuç bölümünde çalışmaya dair genel bir değerlendirme yapılmıştır. Kaynakça bölümünde ise çalışmanın
Kur'an-ı Kerîm'deki bazı deyimlerin çeviri stratejileri açısından değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, Kur'an-ı Kerim'in Türkçe çevirilerinde deyimlerin aktarılmasında kullanılan çeviri stratejilerini saptamak, çevirmenlerin verdikleri eşdeğerliklerin nedenlerini ortaya koymaktır. Bu araştırmada mevcut durum analizi için betimsel metot izlenmiş ve ayrıntılı literatür taraması yapılmıştır. Çalışmanın evrenini Kur'an ve İncil çevirileri çevirileri oluştururken, örneklemini on farklı meal çerçevesinde incelenecek olan Kur?an?daki deyimler oluşturmaktadır. Eşsüremli yaklaşım uygulanmış olan bu çalışma, kaynak taraması yöntemine dayanmaktadır. Bu çerçevede, analiz edilecek on Kur'an meali ışığında daha önce belirlenen Kur'an'daki deyimler yapısal ve anlamsal yönden incelenmiştir. Araştırma sonunda elde edilen bulgular, Kur'an çevirmenlerinin Kur'an'daki deyimleri çevirirken genel bir yöntem benimsemediklerini, benzer deyimlerde çok farklı stratejiler kullandıklarını ortaya koymuştur. Ayrıca meallerin kullandıkları yöntemler içeresinde en çok biçim aktarımının bulunması, çevirmenlerde kaynak dili erek dile aktarama endişesinin ön plana çıktığını ifade etmektedir. Ekleme ifadelerin yoğun bir şekilde verilen eşdeğerliklerde yer alması çevirmenlerin anlamsal alandan kopmak istemediklerini ifade etmesinin yanı sıra doğrudan anlamı temel alan stratejileri tercih etmelerindeki düşük yüzdelik oran, çevirmenlerin, mümkün olduğunca, erek dilin tüm imkânlarını kullanmadıklarının göstergesi olmuştur.
Karl May / Franz Kandolf'a ait "In Mekka" adlı romanın çevirisinin biçimsel, içeriksel ve kültürel Açılardan analizi ve dil öğretimine yansımaları
Yaşantımızın her alanında önemli ve vazgeçilmez bir yere sahip olan çeviri, dünyaya açılan bir kapı, bireyleri, toplumları ve uygarlıkları birbirine yaklaştıran, aralarında diyalog ve iletişim kuran, birbirlerini anlamaya ve tanımaya yardımcı olan, sadece bugünlerle sınırlı değil, geçmişten günümüze de uzanan kültürler arası bir köprüdür. Amacım Franz Kandolf'un yaklaşık bir asır önce, yazar Karl May'ın üslubuna uygun olarak kaleme aldığı "In Mekka" adlı Almanca eserin, günümüze Çiğdem Canan Dikmen tarafından Türkçeye nasıl aktarıldığını çeşitli dilsel boyutlarının yanı sıra, oryantalizm yönüyle de ortaya çıkarmaktır. Böylece, hem bu tür yapıtların üzerine dikkat çekmeyi, hem de çeviri araştırmalarına ve yabancı dil öğretimine mütevazi bir katkıda bulunmayı hedefledim. Bu araştırmada, başta Koller'in gerçek (dinamik) çeviri eleştirisi yaklaşımı olmak üzere, muhtelif çeviri ve eleştiri kuramlarından, ayrıca nesnel ve öznel birikimlerden de yararlanmak suretiyle bir çalışma gerçekleştirildi. Bu çerçevede, yazın çevirisi ve sorunları ele alındıktan sonra, kaynak metnin yazarı, yapıtı ve çağı hakkında bilgiler verildi, yazar ve eserinin oryantalizmle bağlantısı gösterilmeye çalışıldı. Kaynak ve hedef dil metinlerinin karşılaştırılmasının ardından analiz edilen çeviri metninin değerlendirilmesi yapıldı. Ayrıca, kaynak ve erek metinlerden, yabancı dil öğretimine özgün katkı sağlayacağı düşünülen bazı kesitler seçilerek önerildi. Anahtar kelimeler: Çeviribilim, yazın çevirisi, eş değerlilik, çeviri eleştirisi, oryantalizm.
Buddhacarıta (giriş-metin-çeviri-dizin-tıpkıbasım)
Buddhacarita Buda'nın yaşamının anlatıldığı Hint şair Aşvaghosha tarafından Sanskritçe yazılan destandır. Bu destan daha sonra Çin ve Tibet dillerine bu dillerden de Eski Uygur lehçesine çevrilmiştir. Eski Uygur lehçesinde Buddhacarita adlı esere ait iki nüsha bulunmaktadır. Bu nüshalardan bir tanesi Radloff tarafından USp. içerisinde neşredilen iki varak, diğeri ise Berlin Bilimler Akademisinde korunan blok basmalardır. Bizim üzerinde çalıştığımız eser, Berlin Bilimler Akademisinde korunmakta olan 19 adet blok basma üzerinedir. Tez, altı bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde eser, yazar, eserin nüshaları ve eser üzerine yapılan çalışmalar tanıtılmıştır. Metin bölümünde Eski Uygur lehçesinden çeviri yazı aktarımı yapılmış ve Türkiye lehçesine aktarılmıştır. Ardından Sanskritçe ve Çince asılları metne konularak Türkçe tercümesi de eklenmiştir. Dizin bölümünde metinde geçen kelimeler alfabetik sıraya göre dizilmiş ve kelimelerin geçtiği satırlar gösterilmiştir. Çalışmanın sonuna da eserin tıpkıbasımı konulmuştur. Anahtar Sözcükler: Buddhacarita, Budizm, Eski Uygur lehçesi, Buda, Sanskrit ve Çin Dili.
Retranslation and cultural transfer: The comparative analysis of the Turkish and French translations of Chinua Achebe's Things Fall Apart within the framework of Aixela's translation strategies
This study aims to observe the role of retranslation on cultural transfer, its advantages and inconvenients within the framework of Aixela's Culture-Specific Items (CSI) translation strategies. To achieve our primary and prominent objective, the focal point of our study is the book called Things Fall Apart of Chinua Achebe first published in 1958 which is a great reference of postcolonial literature. The first Turkish translation of Anjel Selveroğlu is known as Ruhum Yeniden Doğacak published in 1983 and the second Turkish version Parçalanma by Nazan Arıbaş, published in 2007. On the other side, two French translations, the first entitled Le Monde s'effondre by Michel Ligny in 1966 and the second Tout s'effondre by Pierre Girard in 2013 have also been analyzed. Aixela's translation strategies of CSIs (1996) and Antoine Berman's Retranslation Hypothesis constituted the theoretical framework of this thesis and gave us necessary tools to analyze the translation of cultural elements. The Retranslation Hypothesis helped us to verify if retranslations or the latter written versions of Things Fall Apart are translated closer to the source text. Through this study, it is essential to note that the transfer of cultural elements is a mean to establish the reality and to identify the real identity of the colonized nations in a different language, thus the book Things Fall Apart. The main strategies used by the Turkish and French translators are evaluated in the cultural transference context. Through the analysis that we have done, we remarked that Berman's Retranslation Hypothesis has been verified in the second Turkish translation where the translator Erbil has applied more strategies from Conservation category. However, this hypothesis has not been verified in the second French translation. Indeed, the first French translator Ligny has adopted more Conservation strategies than the second translator Girard, contrary to what could be expected according to the Retranslation Hypothesis.
F.M.Dostoyevski'nin Karamazov Kardeşler adlı romanının Rusçadan Türkçeye çevirilerinde kültürel unsur aktarımında kullanılan çeviri stratejileri
Edebi eserler ait olduğu toplumun kültürel özelliklerini yansıtmakta ve kültür aktarımında önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle, iki farklı kültür, toplum ve dil arasında köprü işlevi gören edebi çeviri söz konusu olduğunda kültürel unsurlar büyük öneme sahiptir. Ancak edebi çeviri sürecinde çevirmen, özellikle kültürel unsurların aktarımında, iki dilin ve kültürün birbirinden farklı olmasından dolayı birtakım çeviri sorunlarıyla karşılaşmaktadır. Bu nedenle, kültürel unsurların bir dilden farklı bir dile aktarılması işleminde, çevirmenin hangi çeviri tekniklerini kullandığı, hangi çeviri stratejisini benimsediği önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışmanın amacı F. M. Dostoyevski'nin 1880 yılında yayımlanan "Karamazov Kardeşler" adlı eserinde yer alan kültürel unsurların Rusçadan Türkçeye yapılan iki çevirisine ne şekilde aktarıldığını ve çevirmenlerin hangi çeviri stratejilerini benimsediğini tespit etmektir. Bu amaçla, kaynak metinde yer alan kültürel unsurların ne şekilde aktarıldığının incelemesi için "Karamazov Kardeşler" eserinin 2001 yılında Ergin Altay tarafından yapılan Türkçeye çevirisi ve 2016 yılında Nihal Yalaza Taluy'un güncellenmiş haliyle yayımlanan çevirisi karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Her iki çevirinin analizi yapılırken, kültürel unsurların sınıflandırılmasında Bulgar çeviri kuramcısı S. İ. Vlahov ve dilbilimci S. P. Florin'in "Çeviride Çevrilemeyenler" (1980) kitabında yer alan "nesneye göre sınıflandırma" ölçütü dikkate alınmıştır. Kültürel unsurların aktarımında her iki çevirmenin tercih ettiği çeviri teknikleri Fransız-Kanadalı dilbilimci J. P. Vinay ve çevirmen J. Darbelnet'in "Deyiş Karşılaştırması" (Stylistique Comparée) yaklaşımı çerçevesinde belirlenmiştir. Bu tekniklerin yetersiz kaldığı durumlarda kültürel unsurlar ek çeviri tekniklerine (çıkarma, açıklama vb.) başvurularak incelenmiştir. Her iki çevirmenin çeviri sürecinde makro düzlemde hangi çeviri stratejilerini benimsedikleri, Friedrich Schleiermacher'in "yerlileştirme" ve "yabancılaştırma" stratejisi ayrımına göre saptanmıştır. Yapılan inceleme sonucunda, çevirmen Taluy'un kaynak metin odaklı bir çeviri anlayışı benimseyip "yabancılaştırma" stratejisini benimsediği, çevirmen Altay'ın ise erek okur odaklı çeviri anlayışına sadık kalıp "yerlileştirme" stratejisini tercih ettiği tespit edilmiştir.