Political thoughts
89 theses under this subject heading
Necmeddîn-i Dâye'nin siyasete dair görüşleri
İslam siyaset düşüncesi bağlamında yapılan araştırmalar içinde üzerinde en az çalışma yapılan alan tasavvuftur. İlgili literatüre katkıda bulunmak amacıyla hazırladığımız bu çalışma Mermûzât-ı Esedî Der Mezmûrât-ı Dâvûdî adında müstakil bir siyasetnâme kaleme alan Kübrevî şeyhi Necmeddîn-i Dâye'nin (654/1256) siyasete dair görüşlerini incelemek için hazırlanmıştır. Çalışmamız giriş ve sonuç bölümleri dışında iki bölümden oluşmaktadır. Necmeddîn-i Dâye'nin Siyasete Dair Görüşlerini Oluşturan Etkenler başlığını taşıyan bölümde Dâye'nin yaşadığı dönemdeki tasavvuf-siyaset münasebetlerine değinilmiş, ardından siyasete dair görüşlerinin oluşmasını etkileyen hayat hikayesine, siyaset bağlamında incelenebilecek eserlerine ve Osmanlıdaki çevirilerine yer verilmiştir. Necmeddîn-i Dâye'nin Siyasete Dair Görüşleri başlıklı sonraki bölümde ise Dâye'nin siyasete dair görüşleri mebde'-meâş-meâd olmak üzere üç kategoride incelenmiştir. Mebde' bölümünde Dâye'nin siyasete dair görüşlerini etkileyen ontolojik ve epistemolojik temelleri; meâş bölümünde Dâye'de devlet, yönetici ve toplum oluşumları; son olarak meâd bölümünde Dâye'nin toplumsal akıbeti nasıl işlediği incelenmiştir. Sonuç bölümünde ise Dâye'nin görüşleri üzeri ve özellikle Mermûzât'ında kullandığı metot ve üslup dikkate alınarak bir siyasetnâme metnini "sûfî" kılan unsurların neler olduğuna dair tespitlerde bulunulmuştur. Bu çalışma sonucu Mermûzât'ın müstakil bir sûfî siyasetnâme olduğu kanaatine ulaşıldığı gibi daha önce Dâye'nin ulaşılamadığı eserler hakkındaki birtakım yanlış bilgileri ilgili yazmalara ulaşmak suretiyle düzeltilmiştir.
Necip Fazıl Kısakürek'te İslam inkılabı ve gençlik kadrosu
Türkiye'de siyasi düşüncenin oluşumunda edebiyatçı fikir ve dava insanlarının önemi büyüktür. Kaleme aldığı eserleri, yazdığı yazılarıyla, çıkardığı dergi ve gazeteleriyle, ülkenin birçok şehrinde hatta yabancı ülkelerde verdiği konferansları ve kurmuş olduğu "Büyük Doğu Cemiyeti" ile geniş bir etki alanı oluşturan Necip Fazıl Kısakürek tiyatro, şiir, sanat, kültür, politika gibi farklı alanlarda eserler vermiş nadir sanatçı ve düşünürlerden biridir. Necip Fazıl Kısakürek Türkiye Cumhuriyeti'nin çağdaşlaşmacı laik hükümetinin seçilmiş bursiyeri olarak Fransa'da eğitim gördü. Fakat Türkiye'ye döndükten sonra Batı medeniyetini de Türkiye Cumhuriyeti'nin Batı'yı destekleyen fikri yapısını da sert bir şekilde eleştirerek, batılılaşmaya karşı İslamcı alternatifi destekleyenlere öncü oldu. Necip Fazıl Kısakürek eserlerinde, hitaplarında ve konferanslarında sıklıkla ülkenin içinde bulunduğu durumu ve buna neden olan etkenleri ele almış ve kendi inandığı değerler çerçevesinde çözüm önerilerinde bulunmuştur. Necip Fazıl gerek hitaplarında, gerek konferanslarında gerekse kitaplarında etkileyici bir üslup kullanır ve bu nedenle kitleleri peşinden sürüklemeyi başarmış bir karakterdir. Gençliğin yetişmesi için büyük çaba sarf eden Necip Fazıl geçmişinden kopmayan fakat onlarla aynı hatalara düşmeyecek, hesap soracak ve hesap verecek, maneviyat sahibi, gözükara, aşk ve vecd sahibi, aksiyoner bir nesil yetiştirmek gayesini gütmüştür. Necip Fazıl sistematikleştirdiği İslam'ı esas olan İnkılabın yönleri, bu inkılapla tesis etmek istediği devlet yapısı ve temel prensipleri üzerindeki bir inceleme yapılarak aynı zamanda yetiştirmek istediği ideal nesil/gençlik hakkındaki düşüncelerine yer verilmiştir.
Türkiye'nin ilk kadın milletvekillerinden Benal Nevzat Arıman'ın siyasi, kültürel ve toplumsal faaliyetleri
Yaradılış, kadın ve erkekten oluşan iki türü kapsamaktadır. Bu iki tür sayesinde aileler, toplumlar, uluslar oluşmuştur. Gelişmeler ve toplumsal ilerlemeler hiçbir zaman sadece bir türün çabasıyla değil, bu iki türün ortak çabasıyla gerçekleşmiştir. Fakat ne yazık ki ortak ilerleme sonucu gelişen toplumlarda bir tür haklarını hemen ve doğrudan elde ederken, diğer tür haklarını kazanmak için kuvvetli mücadeleler vermek zorunda kalmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde kadınların, ilk Türk devletlerinden Cumhuriyete uzanan geniş dönemde ne tür haklara sahip oldukları, zamanla hangi hakları elde edip hangi hakları kaybettikleri, haklarını kazanmak için verdikleri mücadeleleri ve bu mücadelelerinin sonucunda hangi kazanımları elde ettiklerine değinmeye çalışılmıştır. Çalışmanın ikinci kısmı yani asıl çalışma konumuz olan, 5 Aralık 1934 anayasa düzenlemesiyle siyasi hayata katılma hakkı kazanan Türk kadının, ilk genel seçimlerle parlamentoya giren 18 kadından biri olan, İzmir Milletvekili Benal Nevzat Arıman'ın Türk Siyasal ve toplumsal alanda yerini ortaya çıkarmaktır.
Türkiye'de milliyetçi ve İslâmcı dergilerde Japon imgesi, 1939-1989
Bu tezin amacı, 1939-1989 arasında Türkiye'de milliyetçi ve İslâmcı dergilerde Japon imgesini incelemektir. Türkiye'de Japonlara atfedilen imgelerin sadece Batılılaşmadan modernleşme ile ilgili olduğu ileri sürülmüştür. Aslında Japonlara atfedilen imgeler oldukça zengindir. Tezin konusunu milliyetçi ve İslâmcı dergilerde Japonlara atfedilen imgeler oluşturmaktadır. Tezin kapsamı 1939-1989 arasında çıkmış milliyetçi ve İslâmcı dergilerle sınırlı tutulmuştur. Milliyetçi ve İslâmcı dergilerin işlediği Japon imgeleri arasındaki benzerlik ve farklılıkların işlendiği tez, aynı zamanda dergilerin imgebilim açısından yeterli veri sunan kaynaklar olduğunu göstermeyi amaçlamıştır. Milliyetçi ve İslâmcı dergilerde Japonlara atfedilen imgeler şu şekilde kategorize edilebilmektedir: Adanmış savaşçı, Garplılaşmış Asyalı, Garplılaşmadan muasır, manevi örnek, erişilmemiş ideal, Almanya'nın ikizi, tavizsiz milliyetçi, Müslüman adayı, örnek kadın. Bu tezin iddiası, milliyetçi ve İslâmcı yazarların Türk modernleşmesinde görmek istediklerini veya istemediklerini bahsedilen imgeler üzerinden anlatmalarıdır. Türk modernleşmesinin militarizm damarı adanmış savaşçı imgesini, "yaralı bilinç" damarı Garplılaşmış Asyalı ve Garplılaşmadan muasır imgelerini, özcülük damarı manevi örnek imgesini, alarmizm damarı erişilmemiş ideal ve Almanya'nın ikizi imgelerini, iktisadî milliyetçilik damarı tavizsiz milliyetçi imgesini, "muktedir mühtedi hayali" Müslüman adayı imgesini, toplumsal cinsiyet damarı örnek kadın imgesini ortaya çıkarmıştır. Dikkate alınan dergilerde adanmış savaşçı ve Garplılaşmış Asyalı haricindeki imgeler her zaman pozitif bir bağlamda işlenmiştir. Adanmış savaşçı imgesinin istisnai olarak negatif kullanımlarına rastlanmaktadır. Garplılaşmış Asyalı imgesi ise ya nötr ya da negatif bir bağlamda işlenmiştir.
Bir on altıncı yüzyıl Osmanlı aliminin gözüyle siyaset: Taşköprizade Ahmed'in (ö. 968 / 1561) yönetim üzerine söylemi
This thesis focuses on the theme of rulership in the discourse of the Ottoman scholar Taşköprizade Ahmed (d. 968/1561), who lived during the reigns of Selim I (1512-20) and Süleyman (1520-1566). Through an analysis of his three works, which might be regarded as ethical, philosophical and sufi texts, this thesis sheds light on Taşköprizade's political and moral teachings within the context of the mid-sixteenth century Ottoman Empire. In terms of intellectual context, Taşköprizade not only continued the akhlāq tradition by composing a commentary to Ījī's text but also provided one of the most elaborate classifications of the sciences of rulership in his encyclopedia of sciences. The central argument of the thesis is that Taşköprizade's foremost scholarly model and main source of inspiration in formulating his views on rulership was Abū Ḥāmid al-Ghazālī. Envisioning an ideal ruler to be an ascetic, Taşköprizade embraced and reappropriated many aspects of Ghazālī's discourse on rulership, namely, the degrees of government, the emphasis on knowledge in rulership, the ideal relationship between scholars and sultans as well as the high standards of piety for rulers. Taşköprizade's second source in formulating his views on rulership was Ibn al-'Arabī, whose symbolic language helped Taşköprizade make a direct correlation between the government of self and the government of human community. Notwithstanding his peculiar discourse, Taşköprizade can be situated among the sixteenth-century Ottoman political writers who maintained a moral-philosophical approach to rulership.
Media's effect on political opinions during Arap Spring in comparison to Israel occupation in Palestine
In my thesis, I focused on social media's ability to change political views, ideas, and opinions, due to the growing role of social media during the last decade (10 years), and about its important role worldwide. And to clarify the main idea, I have included examples from Arab countries like Tunisia, Egypt, Syria and for sure, the Palestinian media. It seems that awareness has increased among people on social media, where young people are exchanging cultural, literary and political views, and it has recently been settled that social networking sites have become, for many young people in the Arab region, a free space dedicated to exchanging their opinions to demand improvement of the political, economic and social conditions, hence the establishment of pages opposing the regimes, which were organized in Tunisia, Egypt, Yemen and Syria, reaching other Arab countries. As a result, some politicians used these means to communicate with people and build a direct relationship with them because social networking sites are considered the most important engine in mobilizing the masses and shaping public opinion. Even the regimes tried to control social networking sites, but all in vain, because social media is not centralized and cannot be controlled on the spot. Next in the paper, I talked about the Palestinian media, about its origins and its role in reporting facts and about the injustice practiced against it, and that with unlimited support from the United States of America and Western countries, the media of the occupation, with all its means, falsifies facts and conveys an image that serves its goals and its colonial regime. Influencers, journalists, and media pioneers have worked to highlight the facts, and convey them as they are, reviewing the crimes of the Israeli occupation, in their various forms and types, such as killing, displacement, demolishing homes, and committing massacres. The investment in social media platforms, as a means of media opposition, also contributed to exposing the traditional media supporting Zionism, which led Western and American colonial countries to restricting Palestinian content on social media.
Hannah Arendt'in siyasal düşüncesinde iktidar ve siyasal şiddet ilişkisi
Hannah Arendt, Hitler Almanya'sında yaşamış bir Yahudi olarak şiddetin gerçek yüzünü yaşamıştır. Bu nedenle şiddeti meşru görmesi mümkün değildir. Arendt'in felsefesi karşılıklı saygıya ve herkesin kendini ifade edebileceği özgür ortamlara dayanan bir zeminde gelişmiştir. Dolayısıyla Antik Yunan siyasal yaşantısı Arendt'in özlem duyduğu bir temeldir. Çünkü orada insanlar konuşarak ve eylemde bulunarak kendini ifade edebiliyorlardı. Nitekim Arendt şiddeti konuşma güçsüzlüğü olarak tanımlayacak ve ona göre şiddet dilsizdir. Bu çalışmanın amacı, Hannah Arendt'in şiddet kavramsallaştırmasından yola çıkarak şiddetin iktidar ve siyasalla olan ilişkisini ele alıp çözümlemektir. Şiddet teması, tarihsel anlamda güncelliğini korumakla birlikte siyasal alanla olan ilişkisi hep tartışma konusu olmuştur. Arendt de şiddet temasını şiddet-iktidar, şiddet-otorite, şiddet-savaş gibi temalar üzerinden karşılaştırmalı olarak ele alır. Çünkü şiddet, modern dünyada normal bir olgu olarak kabul edildiği için kitle toplumlarının oluşmasına neden olmuştur. Bu anlamda şiddet yaşamın gerçekleri gibi algılanır. Bütün bunlar bağlamında Arendt'in felsefi görüşleri temel alınarak siyasal iktidarın şiddeti tekeline alıp meşrulaştırmaya çalışması incelenecektir.
Ergun Göze'nin hayatı ve fikirleri
Bir giriş ve üç bölümden oluşan bu çalışma, Türk siyasal hayatında Ergun Göze'nin nasıl bir domino taşı olduğunu göstermek, onun kalemiyle iktidar-muhalefet ilişkilerindeki konjenktürel durumu anlatabilmek ve Türk demokrasisinin geçirdiği sıkıntıları anlatabilmeyi amaçlamıştır. Bu çerçevede, önce tek partili dönemden çok partili döneme kadar geçen sürede iktidar-muhalefet ilişkisinin almış olduğu biçim, kısaca gözden geçirilmiştir. Daha sonra birinci bölümde Ergun Göze'nin fikirsel arka planını oluşturan kültürel çevresinden, ailesinden, sosyal havzasından, meslekî hayatına ve entelektüel motivasyonuna etki eden olaylara, Bir taraftan, Türkiye'de demokrasinin kurumsallaşmaya başladığı dönemde toplumsal ve siyasal dinamiklere vurgu yapılmış, gazetesindeki köşesinde karşılaştığı polemiklerden, bu polemikler sonucu hukuksal davalarından ve bu dönemde demokrasi vurgusu yapan kişilerin ve kuruluşların sözlerinde ne kadar samimi olduğu konusu, açıklığa kavuşturulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ise Ergun Göze'nin fikir hayatını şekillendiren ideolojik, kültürel, dinî ve sosyolojik hareketlerin neler olduğunu ve onu etkileyen düşünürler gözden geçirilmiştir. Bu fikrî hareketlerin arka planına inerek hangi siyasal ortamların süzgecinden geçerek bu fikri hareketlere destek verdiği tahlil edilmiştir. Üçüncü bölümde Ergun Göze'nin Türk siyasetinde önemli rol oynayan siyasî kişiliklerle ilgili görüşleri, bu siyasî kişiliklere dönemin şartları içinde neden karşı çıktığı açıklanmaya çalışılmıştır. Ayrıca bu siyasî kişiliklerin en faal olduğu dönemde Türk siyasi hayatında yaşanan önemli gelişmeler anlatılarak Türk siyasetindeki darbeler tarihi özetlenerek bu darbeleri olgunlaştıran siyasi, ekonomik ve toplumsal nedenler açıklığa kavuşturulmuştur.
Eşref Edip Fergan'ın siyasi düşüncesi ve Türk siyasal hayatındaki yeri
One of the most significant movements in the field of political thought in Turkey is Islamism. This movement developed and turned into an important movement of thought after the 2nd Constitutional Monarcy in the Ottoman Empire. An important figure of this movement was Eşref Edip Fergan. He started his career as an author and journalist in the 2nd Constitutional Monarcy era with the periodical Sıratımüstakim, which was to be later named "Sebilürreşad", and continued his career after the founding of Turkish Republic. Despite the fact that he did not appear in a prominent position in the context of political thought and political history, Eşref Edip Fergan was nevertheless an important figure who continued to communicating his thoughts about Turkish political life until his death in 1971. This study deals with the political thought of Eşref Edip Fergan, and his life in Turkish political life. It aims to reveal the life and mentality of Eşref Edip Fergan, and his political, social, and philosophical perspective in different periods. The study is based on an analysis of works in political thought and political history, including primarily the works of Eşref Edip Fergan. Keywords: Eşref Edip, Islamism, Sıratımüstakim, Sebilürreşad, Turkish Politics
Understanding of political and moral thought of Benjamin Constant in his historical and intellectual context
Benjamin Constant (1767-1830) was a Swiss-French philosopher in the late eighteenth and early nineteenth century. As well as one of the France's leading writers, Constant was also a journalist and an active politician. The importance of Constant stems from the fact that he was the first thinker in France who used the term 'liberal' to describe his political stance. Constant constructed his ideas mainly on liberty, more specifically individual liberty, and opposition to despotism and absolute authority. Although he experienced the Age of Enlightenment, he got inspired by romanticism and therefore he did not only eulogize pure reason, but also he embraced the importance of sentiments. In this context, this thesis was a descriptive study which is mainly based on literature review and Constant's own works. It was aimed to analyze Constant's political and moral philosophy in his intellectual and historical context from a liberal perspective. It was focused on his intellectual biography and his thoughts on the concepts of liberty, sovereignty, constitutional order, commerce, romanticism and religion. It was reached the conclusion that Constant's ideas were a composition of republican, conservative and liberal values and because he modified or reconstructed his ideas in accordance with social structure and conditions of the period, he was a pragmatic liberal. Finally, there were no sufficient studies on Constant in Turkey. Therefore, it is thought that this thesis contributed to the literature of political theory by introducing Constant's philosophy in details. Keywords: Benjamin Constant, Liberalism, France, Liberty
From ethics oriented politics to power oriented politics in 21st century: A discussion on introducing Dyadic Power Theory approach to political thought
Politics has been moralized since modern societies took place in the relations of power. Thus, it has become impossible to think politics without ethics or moral that limit our perspective towards it. However, the power is the missing point in the most of social science analysis. Its nature is so different that the will to power helps people to overpass material conditions. The willingness to power can be classified a kind of materialism as much as spiritualism. The point is that Foucauldian relations of power or Nietzschean will to power cannot be reduced to regular philosophical school. Indeed, they are the base of an alternative school in philosophy that we named it power first approach in politics. Ethics is a power technic that castrates people will to power by re-producing them as moral subject. Thus, ethics is tasked to fix fluidity of power here. How the process of subjectivation of people is going on also an important part of this research. Dyadic Power Theory is also studied because of its originality to re-think of power outside of social and ethical norms. Furthermore, the intensification of relations of power made us see the psychological character of power that reduce ethics role in politics. Thus, it is necessary to re- think of every social form from the power perspective and to initiate a debate over a post-society concept. This thesis consists of review of western political philosophy, it is a theoretical study at the basis of descriptive analysis. KEY WORDS: Politics, Ethics, Power, Subject, Self, Post-Society, Dyadic Power Theory, Psychopower, Psycho-politics
Ali Nazimâ ve II. Meşrutiyet devri siyasi politikalarının çocuk edebiyatına etkisi
Bu çalışmada öncelikle geç dönem Osmanlı'sında yetişmiş bir eğitimci-yazar olan Ali Nazimâ'nın biyografik bilgileri ve sayıca çok fazla olan eserleri derlenerek, bu eserler üzerine kısa açıklamalarda bulunulmuştur. Ardından onun 1912 tarihli, çocuklar için yazdığı, 200 hikâyeden meteşekkil ve bu tez çalışması için Latin harflerine aktarılmış olan Hazine-i Kıraat Yahut Çocuklara İki Yüz Hikâye isimli eserine II. Meşrutiyet Devri siyasi politikalarının yansımaları tespit edilmiştir. Çalışma yapılırken her bir metinden tek tek yola çıkılarak genel kanaatlere ulaşılmaya çalışılmış, tümevarım yöntemi uygulanmıştır. Doğrudan politik olduğu düşünülen hikâyelerde ise yakın okuma yapılarak analizin niteliğinin artırılması hedeflenmiştir. Sonuçta, İttihat ve Terakki hükümetinin yaymak istediği politik görüşlerin izlerine açık biçimde metinlerde rastlanmış ve dönemin yaratmak istediği "makbul vatandaş" kimliği ortaya konmuştur. Ayrıca hikâyelerin geneline hâkim olan ahlaki öğüt verme kaygısının amaçsız olmadığı tespit edilmiştir. Çalışmanın nihayetinde, II. Meşrutiyet Devrinde çalışkan, sabırlı, itaatkar, ticarete meyilli ve zengin olmaya arzulu yahut tarımda kendini geliştirmiş modern bireylerin inşası için çabalandığı ve çocuk edebiyatının politik amaçlar için kullanıldığı tezi ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Ali Nazimâ, Hazine-i Kıraat yahut Çocuklara İki Yüz Hikâye, II. Meşrutiyet, çocuk edebiyatı, makbul vatandaş
Teksas Tribün Grubu taraftarları ve milliyetçilik ilişkisi üzerine bir inceleme
Bu araştırmanın genel amacı, Teksas Tribün Grubu alt kültürünün bir boyutunu oluşturan Teksas Tribün Grubu taraftarlarının milliyetçilik ile olan ilişkisini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda Tribün Grubu taraftarlarının siyasi tutumları ve milliyetçilik eğilimleri aydınlatılmaya çalışılmıştır. Araştırmada nicel veri toplama yöntemlerinden faydalanılmıştır. Nicel veriler açık ve kapalı uçlu sorular ile milliyetçilik ölçeğinden yararlanılarak Teksas Tribün Grubu taraftarlarından toplanmıştır. Araştırma sonucunda Teksas Tribün Grubu'nun Türkçülük ve İslam merkezli milliyetçilik anlayışlarına sahip olan çoğunluğu genç, bekâr, eğitimli erkeklerden oluşan ve büyük bir kısmı Bursa'da doğmuş ve memleketini Bursa olarak belirten bireylerden oluştuğu belirlenmiştir. Elde edilen verilere göre eğitim durumu, yaş, meslek ve siyasi tutumların milliyetçilik eğilimlerini belirleyici etkenlerden olduğu görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Alt Kültür, Milliyetçilik, Teksas Tribün Grubu, Futbol, Taraftar.
Siyasal düşünceler bakımından Adalet Ağaoğlu romanları
Edebiyat ile siyaset, birbirlerine oldukça yakın iki çalışma alanıdır. Buna rağmen, her ikisi arasındaki bağı güçlendirecek nitelikteki çalışmaların azlığı dikkat çekmektedir. Akademik düzeyde ise edebiyatın siyaset yahut siyasetin edebiyatına dair hemen hiç çalışma bulunmamaktadır.?Siyasal Düşünceler Bakımından Adalet Ağaoğlu Romanları? adlı bu çalışma edebiyat ve siyaset arasındaki ilişkiyi güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Tez, Giriş hariç, genel hatlarıyla yedi bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm: Adalet Ağaoğlu Romanlarının Olay Örgüsü; İkinci Bölüm: Adalet Ağaoğlu Romanlarının Ortak Özellikleri; Üçüncü Bölüm: Sosyal Hayatın Dönüştürücüsü Olarak İdeolojiler ve Siyasi Partiler; Dördüncü Bölüm: Siyasetin Gölgesi Olarak Sosyal Hayat; Beşinci Bölüm: Isıtan Değil Yakan Güneş Olarak Siyasal Ortam; Altıncı Bölüm: Adalet Ağaoğlu Romanlarında Siyasal Sınıflar; Yedinci Bölüm: Adalet Ağaoğlu Romanlarında Geleneğe Bakış adını taşımaktadır.Çalışma, edebiyat ve siyaset arasındaki ilişkilerin teorik çerçevesinin kurulması ve bu ilişkiye pratik zemin oluşturma anlamında bir ilk adım olarak düşünülürse amacına ulaşmış demektir.
Necip Fazıl Kısakürek'in Büyük Doğu İdeolocya Örgüsü'nün yapısal unsurlarının analizi
Türk siyasal hayatı, çok renkli tartışmalara ve simalara sahne olmuştur. Bu renkli simalardan birisi de Necip Fazıl Kısakürek'tir. Necip Fazıl Kısakürek'in fikirleri ve şiirleri Türkiye'de muhafazakâr ve milliyetçi siyaset geleneklerine sahip çevreler tarafından çok sık kullanılmaktadır. Bunun yanında genelde Türk sağının özelde de muhafazakâr-milliyetçi siyaset merkezlerinin kullandığı siyasal paradigmaların çoğunun kaynağının Necip Fazıl Kısakürek olduğu gözlemlenmektedir. Bu tezde Necip Fazıl Kısakürek'in siyasi hayatı, siyasal fikirleri ve ideal devlet ve toplum düzeni olarak ileri sürdüğü Büyük Doğu Devleti'nin yapısal unsurları analiz edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kavramlar: Necip Fazıl Kısakürek, Büyük Doğu İdeolocya Örgüsü, Başyücelik Devleti, İslamcılık, Muhafazakârlık, Milliyetçilik
Milliyetçi bir entelektüel olarak Durmuş Hocaoğlu'nda devlet ve siyaset düşüncesi
Durmuş Hocaoğlu entelektüel ve milliyetçi bir düşünürdür. Milliyetçi düşüncenin entelektüel ve felsefi bir bilgi birikimi olması gerektiğini savunmaktadır. Hocaoğlu geçmişin tecrübeleri ile devlet ve siyasete yön verici nitelikte düşünceler ortaya koymuştur. Türkiye Cumhuriyeti'ni ileriye taşıyacak temel kaynağın felsefe ve Batı düşüncesinin Türk-İslam düşüncesi şeklinde yorumlanması gerektiğini ifade etmektedir. Hocaoğlu'nun devlet ve siyaset düşüncesinde bir "grand teori" arayışı görünmektedir. Düşünür teori arayışını devletin problemli alanlarındaki kavramları tespit ederek ve onların içini güncelleyerek oluşturmuştur. Bu kavramlar aydın-entelektüel, milliyetçilik ve laikliktir. Örnek olarak Hocaoğlu'nun aydın veya laiklik kavramını tam olarak anlamadan ve o kavrama yüklediği anlamları bilmeden devlet ve siyaset düşüncesi tam olarak anlaşılamaz. Dolayısıyla amaçladığı ve tahayyül ettiği devlet ve toplum yapısı için bu kavramlara farklı bir bakış açısıyla çözümler getirmiştir. Anahtar Kelimeler: Aydın-Entelektüel Tartışması, Milliyetçilik, Laiklik, Durmuş Hocaoğlu, Devlet, Siyaset
Ütopyacı bir Aydın'ın biyografisi: Şevket Süreyya Aydemir
Şevket Süreyya Aydemir (1897-1976) was one of the most prominent intellectuals in Turkish political thought in the Republican period. Besides his voluminous biographical masterpieces about the historical figures of the Turkish history, he was also known as an ideologue of Kadro (Cadre) Movement, one of the writers of Yön (Direction) Journal. Leaving a mark in the history of Turkish political thought thanks to writing on social, political and economic issues in Turkey, Aydemir personally witnessed the events of the period and sometimes he was even one of the people taking parts in the incidents. The aim of this study is to contribute to the literature on Turkish political thought with an intellectual biography of Şevket Süreyya Aydemir who is a well-known author and thinker. Aydemir's social circle, family, education as well as the developmental process of his thoughts are analyzed within the framework of Turkish political life. Even though Aydemir's ideological stance was inconsistent, it is argued here that Aydemir is a utopian intellectual who had followed world events with a critical eye, determined the needs of the society he lived in, and formulated systematic solutions that were realizable.
The effects of post-M&A cultural change in organizations on individual and organizational performance: Moderated by personality and political skill
With unremitting change and intense competition, nowadays companies in Turkey are increasingly turning to be users of M&A as a tool to grow, build synergy, attain local/global presence, enter into new sectors, or achieve economies of scale and scope. However, it is too bad that they are usually not very good at wielding this tool successfully. Previous research yielded that good management of change related with human side of M&As, particularly the culture factor, has deterministic role in achievement of post-M&A success. Based on this backdrop, the major aim of the current study is to examine the effects of post-M&A culture change on individual and organizational performance outcomes. The secondary aim of the study is to examine the moderating effect of personality and political skills on the relationship between post-M&A culture change and individual performance. Survey method was used to gather responses of a purposeful convenience sample of employees (N=154), which went through an M&A process. An organizational culture inventory (DOCS), a personality inventory (NEO), a political skills inventory, and questions assessing perceptions of employees about pre and post-M&A organizational and individual performance were used to gather data. The findings of this study indicate that the strength of organizational culture significantly changes after M&As. However only an insignificant difference is found between the self-ratings for individual performance before and after M&A. Perceptions of pre and post-M&A organizational performance are not significantly different, either. Among the five personality dimensions, in the pre-M&A period only openness dimension and in the post M&A period only extraversion dimension act as a moderators, and they interacts only with adaptability culture subtype. Political skills do not turn out to be a significant moderator. The results are discussed and suggestions for future research are made in the light of limitations of previous study.
Türk siyasal hayatında Celâl Bayar'ın söylemsel açıdan rolü ve etkisi (1946-1960)
Bu çalışmada; Celâl Bayar'ın, Türk siyasi tarihinde, tarihin devlet toplum dikotomisi olarak okunduğu ve "sivil toplumculuk" olarak adlandırılabilecek olan yaklaşımı daha çok Cumhuriyet Halk Partisi'ne karşı Demokrat Parti çatısı altında muhalefet ettiği dönemdeki söylev ve demeçlerinde bir "söylem" haline getirdiği anlatılmıştır. Aynı tarihsel süreçte, Celâl Bayar'ın Cumhuriyet Halk Partisi'ni "devlet partisi", Demokrat Parti'yi ise "millet" partisi olarak konumlandırarak devlet-millet ayrımına dayanan bürokratik bir devlet söyleminin yaygınlık kazanmasında da etkili olduğuna değinilmiştir. Nihayetinde, Celâl Bayar'ın siyasal söyleminin analizi tezin konusunu oluşturmaktadır. Söz konusu çalışma, Celal Bayar'ın siyasal söylemine Türk siyasi hayatı içerisinde açıklık kazandırmak ve bu anlamda gelecek dönemlere bıraktığı mirası ortaya koymak düşüncesiyle yazılmıştır. Çalışmada ilk olarak söylem kavramının tanımlanması ve analizi ele alınmıştır. Daha sonra, Celâl Bayar'ın Türk siyasi hayatındaki önemine vurgu yapılmış; üçüncü bölümde ise, Celâl Bayar'ın söylev ve demeçleri üzerinden söylem analizleri dönemin koşullarına değerlendirilmiştir. Çalışmanın planında, ikinci bölüm haricinde, belirli bir tarihsel düzen takip edilmemiş daha çok Demokrat Parti'nin kuruluşundan sona ermesine kadar olan süreç inceleme alanı olarak değerlendirilmiştir. Araştırma yöntemi olarak hipotezli sınama, araştırma tekniği olarak ise konuyla ilgili yazılmış literatür taraması yapılması tercih edilmiştir. Celâl Bayar'ın biyografisinden ve dönemin gazetelerinde derlenen söylev ve demeçlerinden yararlanılmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER Celâl Bayar, Söylem, Demokrat Parti, Sivil Toplum, Devlet
Bir siyasi düşünür olarak Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Yakup Kadri Karaosmanoğlu Türk Edebiyat Tarihinin En önemli isimlerinden birisidir. Türkiye'de İmparatorluktan cumhuriyete doğru yaşanan hızlı dönüşümü birbirinden değerli edebi eserlerle gözler önüne sermiştir.Türk toplumunun hafızasında usta bir edebiyatçı olarak yer edinen Yakup Kadri Karaosmanoğlu aynı zamanda yarım asırlık siyasal bir yaşamı olan bir siyasetçidir.Onun bu yönünün arka planda kalması ve yeterince incelenmemesi önemli bir eksiklik olarak görülmektedir.Yakup Kadri Karaosmanoğlu tüm yaşamında gerek siyasi temalı romanları ve gerek siyasi faaliyetleri ile bir siyasal yaklaşımın savunucusu olmuştur.Bu siyasal yaklaşım Otoriter Modernleşmedir.Batı modernleşmesi kendi tarihi, ekonomik ve sosyal koşulların bir araya gelmesiyle yüzyıllara yayılan bir süreçte liberal öğretiler doğrultusunda bir bakıma evrim yoluyla gerçekleşmiştir.Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve onun gibi düşünen aydınlar modernleşmenin radikal bir yorumunun savunuculuğunu yapmışlardır. Geri kalmış toplumu,pozitivist öğreti doğrultusunda devlet gücüyle yeniden düzenlemeyi amaçlayan bu yaklaşım siyaset bilimi literatüründe otoriter modernleşme olarak adlandırılmaktadır.Sürecin antidemokratik, antiliberal, otoriter ve elitist yapısı, savunucuları tarafından ileri bir topluma geçmenin ara dönemi olarak mazur görülmektedir.Toplum üzerinde modernleştirici bir programla vesayet kuran siyasal elitlerle dönüşüm sırasında ortaya çıkan soyo-psikolojik sarsıntılar siyasal gerilimlerin başlıca unsuru olmaktadır.Tüm yaşamını imparatorluktan cumhuriyete yaşanan hızlı dönüşümün içinde geçiren Yakup Kadri Karaosmanoğlu`nun radikal modernleşme doğrultusundaki siyasal faaliyetleri ve bu süreçle ilgili inişli çıkışlı düşünceleri mercek altına alınmıştır. Bu araştırmada onun pozitivist,elitist,otoriter,antiliberal düşünceleri değerlendirilmiş ve 1930'larda totaliter ideolojiye bakış açısı ele alınmıştır.Anahtar Kelimeler: Elitizm, Kemalizm, Siyasi Düşünür, Siyasi Elitizm.
Frantz Fanon in the context of colonial discourse
The aim of this thesis is to investigate the historical formation process of the colonial discourse and literature of the colonial discourse and to discuss the results of colonial discourse in the context of Frantz Fanon's idea. The colonialism, which began in the 16th century, influenced the regions, continents and communities all over the world not only in terms of economic, political and military but also culturally and psychologically. In this respect, colonialism developed a discourse of supremacy and categorized the colonies with the pejorative discourse such as underdeveloped, inferior, savage, barbarian or unhuman. Colonial discourse was transformed into a systematic narrative in the 19th century, when colonialism gained speed. The discourses of Eurocentrism, orientalism and racism provided legitimacy to colonialism. In this context, colonial discourse, which is the legitimizing power of colonialism, has caused serious psychological traumas as much as military, political and economic effects. As a result of these traumas, the colonized people began to see themselves as inferior and tried to internalize the master role of the colonizer. Analyzing the discursive, ideological and psychopathological systematic violence of colonialism in Algeria, Frantz Fanon is an activist and critical thinker who influences the colonized people during and after the decolonization process. In this context, Fanon conducted psychoanalysis studies showing the psychological and mental effects of colonialism. Addressing the destructive and alienating effect of colonial discourse in the colonizer-colonized context, Fanon revealed the intricate relationship of the colonial system.
Namık Kemal'in düşüncesinde siyaset ve teknik ilişkisi
The Ottoman nineteenth century is faced with complex confusion in terms of determining a paradigm. The period called Tanzimat contains several complex structures and narratives. Because of that one of the critical questions of the late Ottoman political and intellectual history is the characterization problem of Ottoman modernization experience in the nineteenth century. There are some tendencies of interpretation to the Ottoman nineteenth century, but mainstream viewpoints are so far explaining a Tanzimat phenomenon. While developing technic, at the same time, the politics and social life in the Ottoman Empire were transformed. Technic was a dominating instrument on the politics, which was beyond the mechanic. By this means, Namik Kemal was a unique figure handling the relationship of the politics and technic in the Ottoman nineteenth century. In this study, several concepts like knowledge (ilim), technic (fünûn), education (maarif), progress (terakki) in Namik Kemal's thought are reference points understanding the relationship of the politics and technic. This study offers to draw a brief portrait of the Ottoman nineteenth century following selected keynotes and events, and then it determines to the position of Namik Kemal with the perspective of the politics and technic.
İktibas dergisinde ümmet
This study focuses on the community project in İktibas journal, which defines itself as radical Islamist. It would be a proper choice to examine this community project under the headline of ummahism. Just like the most similar community project of nationalism, ummahism arises from the need and search for a new community in the modern world. Again like nationalism, ummahism has three main goals: defining the community, distinguishing the other, and describing the state. Therefore, this study will examine how the concept of the ummah as a community is perceived, how the other of ummah is determined, and what kind of a state this ummahist community project was developed to constitute a ground for. İktibas is chosen as the core of this study; because, its founder Ercümend Özkan is the first radical Islamist throughout the Turkish Republican history who carried out a series of actions that aimed at overthrowing the regime and reestablishing the caliphate. For the same reason, only the issues of the journal published when Özkan was alive (1-193) were included in the scope of the study. Key Words: İktibas, Ummah, Nation, Us versus Other, Islamic State, Democracy, Laicism, Contemporary Islamic Political Thought
Halide Edib Adıvar'da Cumhuriyet döneminin siyasal eleştirisi
Cumhuriyet döneminin önemli edebiyatçılarından biri olan Halide Edib Adıvar, 1882-1964 yılları arasında yaşamış ve tarihin önemli anlarına şahitlik etmiş bir yazardır. Adıvar, yazarlığının yanında öğretmen, gazeteci, asker ve siyasetçi gibi unvanlara da layık görülmüştür. Ancak, edebiyatçı kimliği ve milli mücadeledeki katkılarıyla anılmak yerine daha çok siyasi düşünce yapısı üzerinden gündeme gelmiş ve farklı kesimlerin eleştirilerine maruz kalmıştır. Bu nedenle bu çalışmanın temel amacı Halide Edib'in Cumhuriyet dönemindeki siyasal eleştirisini incelemek ve siyasi düşünce yapısıyla ilgili ortaya atılan çok sayıda görüş farklılığına onun gözünden cevap verebilmektir. Bu çalışma kapsamında bulunduğu sosyal çevre ve eğitim hayatının onun siyasi düşünce yapısı üzerindeki etkilerini anlamak adına ilk bölümde Halide Edib'in hayatına yer verilmiştir. İkinci bölümde Cumhuriyet dönemindeki genel siyasi ve toplumsal görünüm üzerinde durularak 1918- 1945 yılları arasını kapsayan önemli siyasi olaylar incelenmiş ve Halide Edib'in bu durumlara karşı yaklaşımı önemli bir kaç olay üzerinden ele alınmıştır. Çalışmadaki son bölümde Halide Edib'in eserleri değerlendirilerek Cumhuriyet dönemindeki siyasi düşünce yapısı aydınlatılmaya çalışılmıştır. Ayrıca Halide Edib'in siyasi düşüncesiyle ilgili farklı görüşler bir arada verilmeye çalışılmış ve bu konudaki yeni eleştirel yaklaşımların önünün açılması sağlanmıştır. Halide Edib'in milliyetçi bir tavır sergilediği, Mandacılığı savunduğu ancak bu konudaki fikirlerinin zamanla değiştiği, inkılapların bazılarına olumlu yaklaştığı birçoğunu ise erken verilmiş kararlar olarak değerlendirdiği, Cumhuriyet'i zaruret olarak görse de demokrat bir Cumhuriyet istediği aksi takdirde uzun yıllar süren bir parti diktatörlüğünden başka bir şey olmayacağına inandığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Cumhuriyet, Halide Edib Adıvar, Mandacılık, Miting, Siyasal düşünce