Opposition
88 theses under this subject heading
Yöneticilerin kayırmacı davranışlarının, örgütsel muhalefet üzerindeki etkisi
Etkili örgütlerin oluşturulması son dönemde birçok araştırmanın temel konusu olmuştur. Örgütlerin etkililiği birçok değişkenle doğrudan ya da dolaylı bir şekilde ilişki içerisindededir. Bu değişkenler arasında bulunan kayırmacılık ve örgütsel muhalefet kavramları araştırmacının dikkatini çekmiş olup, bu iki kavramına ilişkin her hangi bir araştırmanın, ulaşılan kaynaklar doğrultusunda yapılmadığı görülmüştür. Kısaca kayırmacılık; birine herhangi bir konuda öncelik ve ayrıcalık tanıma, haksız yere, yasa ve kurallara uymaksızın kayırma, arka çıkma; belli bir birey, küme, düşünce ya da uygulamayı, bir başkasıyla karşılaştırıp aralarında bir seçim yapmak gerektiğinde nesnellikten uzaklaşıp yan tutmadır. Örgütsel muhalefet ise örgüt içerisindeki bazı uyuşmazlıkların ve aykırı görüşlerin dile getirilmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu araştırmanın amacı yöneticilerin kayırmacı davranışlarının örgütsel muhalefet üzerine etkisini ortaya koymaktır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden betimsel-ilişkisel tarama modelinde bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Siirt il merkezindeki ilk-orta ve lise düzeyi resmi okullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmada seçkisiz olmayan örneklem yöntemlerinden uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada 15 maddeden oluşan kayırmacılık tutum ölçeği (KTÖ) ve yedi alt boyuttan 67 maddeden oluşan örgütsel muhalefet ölçeği (ÖMÖ) kullanılmıştır. Elde edilen veriler R. 3.3.1 programında (R Core Team, 2016) organize edilmiştir. Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) MPlus 7 programında gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre yöneticilerin kayırmacı davranışları ile örgütsel muhalefet arasında tüm boyutlarda pozitif yönde anlamlı ve orta düzeyde ilişkilerin olduğu görülmüştür. Ayrıca yöneticilerin kayırmacı davranışları örgütsel muhalefetin önemli bir yordayıcısı olduğu da araştırma sonucunda bulgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kayırmacılık, Örgüt, Okul Yöneticisi, Muhalefet, Örgütsel Muhalefet.
Türkiye'de 1950-1960 dönemi demokratikleşme süreci
Eski Yunan'da ortaya çıkan demokrasi kavramı, Amerikan ve Fransız devrimlerinden sonra toplumların gündemini teşkil eden en önemli konulardan biri olmuştur. Dönem koşullarına ve ülkelere göre değişiklik gösteren demokratikleşme süreci, Türk demokrasi tarihinde oldukça zorlu bir süreçten geçmiştir. Kurtuluş Savaşı döneminde saltanatın kaldırılmasıyla birlikte cumhuriyetin ilan edilmesi ve 1945 yılına kadar hedefine ulaşmamış olsa da çok partili hayata geçiş denemeleri Türkiye Cumhuriyeti'nin demokrasi isteğini açıkça ortaya koymuştur. 14 Mayıs 1950 seçimleri ise Türk demokrasi tarihinin önemli bir dönüm noktası olmuş ve 1946 yılında kurulan Demokrat Parti, 27 yıl aralıksız iktidarda olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin yerini almayı başarmıştır. Kurulduğu günden itibaren dikkatleri üzerine çeken Demokrat Parti, 1950-1960 yılları arasında arka arkaya üç seçim kazanarak 10 yıl iktidarda kalmıştır. Türkiye'nin siyasi tarihi açısından büyük önem taşıyan bu yıllarda Demokrat Parti'nin muhalefet ve basın ile olan ilişkileri sıklıkla tartışılmıştır. Özellikle iktidarlığının son döneminde bu ilişkilerde yaşanan gerginlik 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesine zemin hazırlamış ve Demokrat Parti'nin iktidarlığını darbe sonucu kaybetmesi Türkiye'nin demokratikleşme sürecinde olumsuz etkiler bırakmıştır. Bu bağlamda, 1950-1960 döneminde gerçekleştirilen siyasi ve hukuki faaliyetler başta olmak üzere demokrasinin gelişimi ve sürekliliği adına önem arz eden iktidar-muhalefet ilişkileri ve basına yönelik uygulamalar çalışmada ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Çok Partili Hayata Geçiş, İktidar, Muhalefet, Basın, 27 Mayıs 1960 Askeri Müdahalesi
Öğretmenlerin politik yetileri ile örgütsel muhalefet düzeyleri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin politik yetileri ile örgütsel muhalefet düzeyleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Araştırma örneklemini 2015-2016 eğitim-öğretim yılında İzmir ilindeki ortaokullarda görev yapan 400 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veriler, Atay (2009) tarafından Türkçeye uyarlanan Politik Yeti Ölçeği ve Özdemir (2010) tarafından geliştirilen "Muhalif Davranışlar Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde; frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Verilerin analizinde ilişkisiz t testi, tek yönlü varyans analizi ve Pearson Momentler Çarpımı katsayısı ve Regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenlerin politik düzeyleri çok yüksek düzeydedir. Bununla birlikte öğretmen görüşlerine göre içtenlik boyutu; iletişim kurma yeteneği, kişilerarası etki ve sosyal beceriklilik boyutlarına oranla daha yüksektir. Politik yeti görev değişkenine göre incelendiğinde, tamamına yönelik yönetici ve öğretmen görüşleri arasında anlamlı bir farklılık görülmüştür. Öğretmenlerin politik yeti düzeyleri tüm alt boyutlarında ve toplamında cinsiyet, kıdem, mezuniyet durumu, okulda çalışan öğretmen sayısı ve aynı okuldaki çalışma süresi değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaşmamaktadır. Öğretmenlerin muhalif davranışları orta düzeydedir. Bununla birlikte muhalif davranışlara yönelik açık muhalefet boyutu; haber uçurma ve örtük muhalefet boyutlarına oranla daha yüksektir. Öğretmenlerin muhalif davranış düzeyleri tüm alt boyutlarında ve toplamında öğretmen görüşleri öğretmenlerin cinsiyet, kıdem, mezuniyet durumu, okulda çalışan öğretmen sayısı ve aynı okuldaki çalışma süresi değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaşmamaktadır. Yine araştırma sonuçlarına göre, öğretmenlerin politik yetileri ile örgütsel muhalefet düzeyleri arasında olumlu yönde anlamlı ilişki olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Politik Yeti, Örgütsel Muhalefet
Okul yöneticilerinin liderlik tarzları ile öğretmenlerin örgütsel muhalefet algıları arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı Ortaokullardaki Okul Yöneticilerinin Liderlik Tarzları ile Öğretmenlerin Örgütsel Muhalefet Algıları Arasındaki İlişkiyi ortaya koymaktır. Araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın evrenini 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Uşak ilindeki ortaokullarda görev yapan 3300 öğretmen, örneklemini ise 309 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada "Okul yöneticilerinin Liderlik Tarzları" ve "Örgütsel Muhalefet" algıları ile ilgili veriler toplanmıştır. Verilerin analizi SPSS paket program ile yapılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde; frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Daha sonra veriler ilişkisiz t-testi, anova, korelasyon ve basit doğrusal regresyon analizine tabi tutulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, okul yöneticilerinin en çok kullandıkları liderlik tarzının etkileşimci liderlik tarzı olduğu; en az sahip oldukları liderlik tarzının ise otoriter liderlik tarzı olduğu anlaşılmaktadır. Öğretmenlerin okul yöneticilerinin liderlik tarzlarına yönelik görüşleri cinsiyetleri açısından farklılaşmaz iken, mesleki kıdemlerine, çalıştıkları okuldaki öğretmen sayısına ve aynı okuldaki çalışma süresine göre farklılaşmaktadır. Araştırmaya göre öğretmenlerin örgütsel muhalefeti orta düzeydedir. Öğretmenler örgütsel muhalefet tarzı olarak haber uçurmayı, açık ve örtük muhalefete göre daha fazla gerçekleştirmektedirler. Öğretmenlerin cinsiyetlerine, çalıştıkları okuldaki öğretmen sayısına ve aynı okuldaki çalışma sürelerine göre örgütsel muhalefetin nedenlerine ve muhalefet şekillerine ilişkin algı düzeyleri farklılık göstermemektedir. Mesleki kıdemlerine göre ise öğretmen görüşleri örgütsel muhalefetin nedenlerine ve şekillerine göre farklılaşmaktadır. Öğretmenlerin örgütsel muhalefetin haber uçurma, açık ve örtük muhalefet şekillerini gerçekleştirme düzeyleri ile okul yöneticisinin otoriter liderlik tarzı algıları arasında anlamlı olumlu yönlü düşük bir korelasyon ilişkisi tespit edilmiştir. Bunun yanında okul yöneticilerinin demokratik, dönüşümcü, serbest bırakıcı ve etkileşimci liderlik tarzlarına yönelik algıları arasında anlamlı bir korelasyon ilişkisi tespit edilmemiştir Son olarak araştırmada okul yöneticilerinin liderlik tarzlarının bazılarının öğretmenlerin muhalefet davranışlarını yordadığı sonuçlarına ulaşılmıştır.
Türkiye'de mukaddesatçı anti-Kemalizm (1945-1960)
Kendilerini dini anlam dünyasında konumlandıran ve başlarda kendilerini milliyetçi-mukaddesatçı ya da daha çok mukaddesatçı olarak tanımlayan İslamcı aydınların ve tarikat çevrelerinin Kemalizm'i algılama biçimleriyle ortaya çıkan anti-Kemalizm, bir zihniyet, söylem ve faillikle Kemalizm'in ima ettiği bütün anlamlara, alanlara ve uygulamalara karşı olmayı içerir. Anti-Kemalizm, dinsel aidiyetlerin, temaların ve dilin ağır bastığı bir faillikle Kemalist modernleşemeye karşı mukaddesatçı muhalefet olduğu gibi, aynı zamanda o, Kemalizm'e karşı mukaddesatçı ideolojik iktidar talebinin adıdır. Bu muhalefetin örneklerini Nakşibendilik, Süleymancılık, Nurculuk ve Ticanilik gibi tarikatlarda ve Mustafa Sabri, Eşref Edip, Osman Yüksel Serdengeçti ve Necip Fazıl Kısakürek gibi dönemin aydınlarında görmek mümkündür. Anti-Kemalizm, ülke içinde ve dışında üretilmiş ve 1945 yılına dek açıkça ortaya çıkmamıştır. Ancak, çok partili sisteme geçişle birlikte Atatürk devrimlerine karşı mukaddesatçı anti-Kemalist faaliyetler alenileşmeye başlamıştır. Anti-Kemalizm'in oluşumuna katkı yapan mukaddesatçı kanaat önderlerinin bıraktığı ideolojik miras, ilerleyen yıllarda post-Kemalizm'in de etkisiyle, toplumsal sorunların temel sebebinin Cumhuriyet modernleşmesi olduğu yönünde bir mukaddesatçı bilincin inşasına neden olmuştur. Bu bilinçle üretilen eleştiriler, Cumhuriyet öncesi ve 1950 sonrasını da belirleyen kültürel sürekliliğin ve bu arada iktidarda olan siyasal faillerin sorumluluğunu görmezden gelmeyi beraberinde getirdiği için, Tek Parti döneminin ve Kemalizm'in, bütün siyasal ve sosyal sorunların tek müsebbibi olarak okunması gibi seçmeci bir geçmiş okumasını doğurmuştur. Bu süreçte mukaddesatçılık, kendine uygun bir muhayyilenin oluşmasında, Kemalizm karşıtlığı içeren kitapların, dergilerin ve risalelerin oluşturduğu işlenmemiş büyük anti-Kemalist bir külliyatın üretilmesini sağlamıştır. Tez çalışmamızda bu külliyattan faydalanarak 1945-1960 yılları arasında, mukaddesatçı yapıların ürettiği anti-Kemalizm ve bu çerçevede dolaşıma sokulan mukaddesatçı ideolojik miras ortaya konulmaya çalışılacaktır. Bu sayede mukaddesatçı anti-Kemalizm'in, Türkiye'nin siyasal ve toplumsal yaşamını bugün dahi belirleyen ideolojik mirasının oluşumu ve içeriği biraz da olsa anlaşılabilecektir.
Cultural hegemony under totalitarian regimes: The Syrian cinema post 2011
Due to the lack of independent and private cinema in Syria, the government has taken control of the media in general and the cinema industry in particular. The government uses media, particularly cinema, to polish its image and establish the collective awareness of citizens in a way that serves its objectives of influencing the largest segment of the population. Like any other totalitarian regime, the Syrian regime aspiration to invest in cinema is obvious, as it seeks to polish its image through it, and to constitute the collective awareness of citizens in a way that serves its objectives in influencing the largest segment of society. While remaining in power for over 50 years (since 1970), the Assad regime (the Baath Party), represented by its institutions, controlled all aspects of life, using ideology and sovereignty as an excuse to impose this control. Economy, politics, literature, art, and even cinema, were the tools of the Syrian government to control and increase power, so this research focuses on the cinema and politics, and the way to impose ideology and power over art; use it to serve the ruler, especially after 2011, and the popular protests that erupted against the regime. In return, the government screened a series of films to serve its point of view. The final result I have reached is that the filmmakers raised political issues indirectly and directly by raising the value of the ruling regime and decreasing the value of the opposition. Keywords: Hegemony, Totalitarian regime, Politics, Ruling regime, Opposition.
Parlamento dışı muhalefet
Siyasi iktidara yönelik karşı çıkışları ifade eden siyasi muhalefetin türlerinden biri olan parlamento dışı muhalefet, siyasi partiler dışındaki kişi ve grupların birtakım faaliyetlerini kapsamaktadır. Siyasi partiler vasıtasıyla yapılan muhalefete göre daha kolay gerçekleşen bu muhalefet türünde, kişilerin herhangi bir partiye mensup olması gerekmemektedir. Bu yönüyle parlamento dışı muhalefet ile birlikte, belli bir siyasi görüşü olan ancak bir siyasi partiye girmekten çekinen kişiler de siyasi hayatın içinde yer almıştır. Diğer yandan muhalefetin çoğu zaman aracısız yani doğrudan kişi ve gruplarca aktif bir rol üstlenerek gerçekleştirilmesi, bürokratik engeller olmadan halkın sesinin sorumlu makamlara ulaştırılması parlamento dışı muhalefete olan ilgiyi artırmıştır. Bunun sonucunda siyasi muhalefet, sadece siyasi partiler tarafından yapılan ve sadece parlamentolarda görülen bir konu olmaktan çıkarak toplumun her kesiminde söz konusu olabilen bir olgu haline gelmiştir. Siyasi muhalefet ve dolayısıyla parlamento dışı muhalefet, insanların düşüncelerini açıklamaktan çekinmediği ve insanlara hak ve özgürlükler tanıyıp güvence altına alan bir sistemde kendisini ifade edebilmektedir. Bu koşulları sağlayan demokratik rejimlerde azınlık durumunda bulunan kişi ve gruplar, çoğunluk haline gelebilmekte ve düşüncelerini özgürce belirtebilmektedir. Bunun yanında halkın siyasi olaylara karşı bilinçli olması, ülke gündemini yakından takip etmesi, yani toplumda belli bir siyasi kültürün oluşması da parlamento dışı muhalefetin varlığı için gerekli bir koşul olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada öncelikle parlamento dışı muhalefetin, siyasi muhalefet içindeki konumu belirlenmiş, devamında da parlamento dışı muhalefet kavramı açıklanmıştır. Bu açıklamalar yapılırken parlamento dışı muhalefetin tarihsel süreç içinde nasıl ortaya çıktığı ifade edilmiştir. Daha sonrasında parlamento dışı muhalefet odağı olan kişi, grup ve topluluklar incelenerek, ortaya koydukları muhalif faaliyetler belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Siyasi muhalefet, parlamento dışı muhalefet, demokrasi, baskı grupları, medya.
Demokrat Parti Döneminde Malatya'da muhalif basın: Malatya Postası ve Yeni Malatya Postası örnekleri
Malatya, tarihi dönemlerden günümüze kadar Doğu Anadolu'nun önemli bir merkezi olma özelliğini sürekli muhafaza etmiştir. Bu durum Osmanlı'dan Cumhuriyete böyle devam edegelmiştir. Bu çalışmada Malatya'nın 1952-1960 arası dönemi incelenmiştir. Bu araştırmanın temel amacı, cumhuriyet tarihinde ve çok partili hayata geçişte büyük önemi haiz Demokrat Parti'nin Malatya basınına yansımalarıdır. 1950-1960 arasında gerçekleştirilen üç seçimin sonucuna göre, iktidar partisi Demokrat Parti Malatya'da başarılı olamamıştır, hatta milletvekili dahi çıkaramamıştır. Bu durum Malatya ilindeki muhalefeti anlamlandırmak adına muhalif gazetelerin incelenmesini zorunlu kılmaktadır. Çalışmaya konu olan yerel gazeteler Malatya Postası ve Yeni Malatya Postası isimli iki yerel gazetedir. Birinci bölümde çalışmanın kuramsal altyapısı oluşturulmak suretiyle basının modern demokrasilerde dördüncü güç olması gerçeği üzerinde durulmaktadır. İkinci ve üçüncü bölümlerde Cumhuriyet Halk Partisi içerisindeki muhalif bir hareket olarak ortaya çıkan Demokrat Parti'nin kurulması, seçim zaferleri ve on yıllık genel panoramasının yanında DP-basın ilişkilerine değinilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise Demokrat Parti dönemi; yerel gazete haberleri, yorumlar, köşe yazıları, demeçler üzerinden değerlendirilmiştir. Gazetelerin sert bir muhalefet yapmasına rağmen ulusal meselelerde milli bir duruşla yayın yaptığı, basım, dizgi ve teknik düzen gibi yönlerden amatör bir düzeyde oldukları ve gazete sahip ve yazarlarının genellikle partili olmaları nedeniyle politik bir duruş sergiledikleri sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Malatya, Demokrat Parti, Yerel Basın, Malatya Postası, Yeni Malatya Postası
Ortaokullarda örgütsel muhalefet: Tetikleyen konular, nedenleri ve sonuçları
Kamu ortaokullarında görev yapmakta olan öğretmenlerin örgütsel muhalefet davranışlarını tetikleyen nedenler, muhalif davranış biçimleri ve muhalefetlerinin sonuçlarını ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilen araştırmada karma yöntemin açıklayıcı ardışık deseni tercih edilmiş, araştırmanın ilk aşamasında nicel yöntemler kullanılmıştır. Nicel yöntemler sonucunda elde edilen verilerin nasıl ortaya çıktığını açıklayabilmek ve detaylandırabilmek amacıyla ikinci aşamada nitel yöntemler kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda çalışma evrenini 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Aydın ilinin Söke ilçesinde kamu ortaokullarında görev yapmakta olan 425 öğretmen oluşturmaktadır. Nicel yöntemin betimsel tarama modeli kullanılan bu boyutta veri toplama aracı olarak Özdemir (2010) tarafından geliştirilmiş olan "Örgütsel Muhalefet Ölçeği" kullanılmıştır. Öğretmenlere dağıtılan ölçek formlarından 220'si dönmüş, bunların da 4'ü geçersiz sayılmıştır. Böylelikle 216 katılımcının verisi analize dahil edilmiştir. Araştırmada elde edilen nicel verilerin analizinde SPPS 22.0 programından yararlanılmıştır ve parametrik testler kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise araştırmacı tarafından hazırlanan örgütsel muhalefetin nedenlerine, muhalif davranış türlerine ve sonuçlarına ilişkin 10 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formundan yararlanılmıştır. Çalışma grubunu ise ortaokullarda görev yapmakta olan 10 öğretmen oluşturmuştur. Bu öğretmenlerin belirlenmesinde maksimum çeşitlilik ve kartopu örneklem alma yöntemlerinden yararlanılmıştır. Nitel verilerin analizinde tümdengelimci veri analizi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda öğretmenlerin en yüksek algı düzeyinin muhalefetin nedenleri alt ölçeğinde olduğu tespit edilmiştir. Ardından sırasıyla muhalefetin sonuçları ve muhalif davranış türleri gelmektedir. Muhalefetin nedenlerine ilişkin yapılan analizlerde öğretmenlerin en sık yönetsel nedenlerden ötürü muhalefet ettikleri ve bu durumu oluşturan en güçlü tetikleyicinin öğretmenlerin kararlara katılımının sağlanmaması olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin muhalif davranış türlerinden en sık tercih ettiği davranışın dikey muhalefet, en seyrek tercih ettiği davranışın ise haber uçurma olduğu görülmüştür. Öğretmenler görüşlerini en sık doğrudan okul yöneticileriyle paylaşmayı tercih etmektedirler. Öğretmenlerin muhalif davranışlarının sonucunda yöneticinin misillemesiyle karşılık buldukları, okul yöneticilerinin ise muhalif davranışlar karşısında görmezden gelmeyi veya kendisine destek aramayı tercih ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlere göre örgütsel muhalefetin okul açısından hem olumlu hem de olumsuz sonuçları olduğu, muhalefet sonucunda etik dışı davranışların son bulacağı, okulun etkililiğinin artacağı ancak muhalefetin işbirliği ve huzur ortamına zarar verebileceği tespit edilmiştir. Demografik değişkenler doğrultusunda bekar öğretmenlerin evli öğretmenlere göre yönetsel nedenlerle daha fazla muhalefet ettiği, sendikalı öğretmenlerin sendikaya üye olmayan öğretmenlere göre daha fazla dikey muhalefet ve haber uçurma davranışını tercih ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Muhalefetin öğretmen açısından sonuçlarına bakıldığında 32-36 yaş grubunda olan öğretmenlerle 37-41 yaş grubunda olan öğretmenler arasında ve 42-46 yaş grubunda olan öğretmenler arasında anlamlı fark tespit edilmiştir. 40 ve daha fazla öğretmenin görev yaptığı okullarda çalışan öğretmenlerle 28 ve daha az sayıda öğretmenin görev yaptığı okullarda çalışan öğretmenler arasında da anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında okulların tarafsız ve demokratik ilkeler doğrultusunda etkili yöneticiler tarafından yönetilmesi gerekliliği konusunda önerilerde bulunulmuştur. Öğretmen boyutunda ise katılımcı iklim algısının oluşturulması ve örgütsel özdeşleşmenin güçlendirilmesi, tartışmacı tutumun geliştirilmesi için öneriler sunulmuştur.
Türk aydın profilinin siyasi iktidar ile olan ilişkisinin incelenmesi (1920-1930)
Aydın kavramı tarih boyunca dinamik bir gelişim süreci izlemiş, her dönem farklı bir aydınsal işlev daha fazla ön plana çıkmıştır. Dreyfus Davası'nın dönüm noktası olarak kabul edildiği tarihten itibaren modern aydının öne çıkan rolleri arasına eleştirellik, muhaliflik rolü de eklenmiştir. Böylelikle, aydın ve siyasi iktidar arasındaki mevcut ilişkiler de daha farklı bir hal almaya başlamıştır. Değişen bu ilişkiler ağı, modernleşme adımlarının atıldığı Osmanlı Devleti'nde de karşılık bulmuş, devlet eli ile başlatılan Türk modernleşmesini yürüten bürokrat aydın kesim ile bu kesimin attığı adımları eleştiren muhalif aydın gruplar ortaya çıkmıştır. Muhalif gruplar, önce bürokrat aydınları sonra Padişah'ı ve siyasi yapıyı eleştirerek, hürriyet ve meşrutiyet taleplerini dile getirmişlerdir. Osmanlı Devleti'nin nasıl kurtulacağı sorusuna verilen çeşitli cevaplar etrafında şekillenen muhalif hareketler Cumhuriyet Dönemi'ne kadar devam etmiştir. Aydınları, Cumhuriyet Dönemi'nde de siyasi iktidara yakın ve muhalif aydınlar olmak üzere iki farklı grup halinde değerlendirebilmek mümkündür. Çalışmada, sınırları çizilen dönem ve bu dönemin sahip olduğu özellikler doğrultusunda aydınların siyasi iktidar ile olan ilişkileri incelenecek, Cumhuriyet Dönemi aydınının muhalif, eleştirel yönden nasıl bir görüntü sergilediği değerlendirilecektir. Ayrıca, aydınların muhalif, eleştirel yönlerini etkileyen unsurların da üzerinde durulmaya çalışılacaktır. Bu doğrultuda, 1920-1930 dönemi içerisinde siyasi iktidar ile farklı ilişkiler geliştirmiş olan aydınlar ele alınmıştır. Siyasi iktidar ile yakın ilişkilere sahip aydınlardan: Falih Rıfkı Atay, Yunus Nadi Abalıoğlu ve Yahya Kemal Beyatlı isimleri ele alınırken, siyasi iktidar ile dalgalı ilişkilere sahip olan muhalif aydınlardan: Halide Edip Adıvar, Hüseyin Cahit Yalçın ve Ahmet Emin Yalman isimleri üzerinde durulmuştur.
Muhalefet yıllarında İsmet İnönü: 1950-1960
Çalışmada, çok partili siyasal hayata geçiş sonrası 1950 Genel Seçimlerini kaybedip, ?Benim en büyük yenilgim, en büyük zaferimdir? diyen Türkiye Cumhuriyeti'nin İkinci Adamının, muhalefet yıllarında izlediği politika incelenerek, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi'nin bir dönemine ışık tutmak amaçlanmıştır.Tarih, yalnızca okunmakla, bilinmekle değil, değerlendirmeler ve bu değerlendirmelerden çıkarılacak derslerle önem kazanmaktadır. Önce asker sonra da siyasetçi olarak ülkesine hizmet veren, çok partili siyasal hayatın kurulmasına doğrudan etki eden İsmet İnönü'nün, muhalefet konumuna geçtikten sonra zor şartlar altında verdiği demokrasi ve partisini ayakta tutma mücadelesinin irdelenmesi, demokrasimizin emekleme devresindeki iktidar-muhalefet ilişkilerinin çözümlenmesi ve demokrasinin de doğru yorumlanması açısından büyük önem taşımaktadır.
Türkiye'de sivil muhalefet: Kadro hareketi (1932-1934)
Türk İnkılâbının ideolojisini ortaya koymak amacıyla yayınlanan Kadro Dergisinde(1932-1934) ortaya çıkan görüşler Kadro hareketini meydana getirmiştir. Kadro Hareketi Türk İnkılabının ideolojisini ortaya koyarken Türkiyenin siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik durumu ile alakalı görüş ve önerilerini ortaya koymuştur. Kadrocular rejimin politikalarını desteklerken, aynı zamanda birçok konuda muhalif görüşleriyle ön plana çıkmışlardır. Özellikle ekonomik ve siyasi konulardaki muhalif yanları ağır basmaktadır. Atatürk dönemi Türk siyasi hayatına önemli bir yere sahip olmuşlardır.
İktidar muhalefet haberlerini merkez-çevre çatışması bağlamında okumak
Bu çalışmanın amacı, iktidar muhalefet haberlerini merkez-çevre çatışması bağlamında okumaktır. Bu bağlamda, CHP ile AKP arasındaki polemikler merkez-çevre çatışması bağlamında incelenmiştir. Cumhuriyet, Hürriyet, Vatan, Star, Yenişafak ve Zaman gazeteleri çalışma kapsamında incelenmiştir. Bahsi geçen gazeteler, eleştirel söylem çözümlemesi yöntemine göre incelenmiştir. Çalışma, birinci bölümde Türkiye siyasetinde belirleyici olan merkez-çevre çatışmasına odaklanmıştır. Bu bağlamda, modernleşme ve batılılaşma olguları incelenmiştir. Çalışmada, Osmanlı-Türkiye modernleşmesinde basının rolüne de değinilmiştir. Bu bağlamda, modernleşme sürecinde basının önemi öne çıkarılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, Türkiye basınından seçilen gazeteler eleştirel söylem çözümlemesi yöntemine göre incelenmiştir. Elde edilen bulgular, çalışmanın birinci bölümünde yer alan kuramsal kısım bağlamında değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, gazetelerde yer alan iktidar muhalefet polemiklerinin nasıl bir söylemle haberleştirildiği incelenmiştir. Farklı ideolojik referanslı 6 gazetede yer alan polemik haberlerinde, CHP ile AKP arasında merkez-çevre çatışması okumasına olanak veren polemiklerin yaşandığı görülmüştür. Cumhuriyet gazetesi iktidara muhalif bir haber söylemi kurmuştur. Hürriyet ve Vatan gazeteleri her iki tarafın söylemlerini yeniden üretmiştir. Star, Yenişafak ve Zaman gazeteleri ise iktidarın söylemlerini destekler bir eğilim göstermiştir. Sonuç olarak, güncel siyasetten hareketle CHP-AKP arasındaki polemik konularının merkez-çevre çatışması okumasına olanak verdiğini ve incelenen gazetelerdeki söylemlerden hareketle merkez-çevre çatışmasının devam ettiğini söylemek mümkündür. Anahtar kelimeler: İktidar, muhalefet, merkez, çevre, modernleşme, batılılaşma, basın.
Sinemada bir tür olarak güldürünün iktidar ve muhalefet ile ilişkisi: Arzu Film örneği
Güldürünün, iktidar ve muhalefet ile ilişkisine, ilk çağ filozoflarından bu yana belirli ölçülerde değiniler olmuştur. Güldürünün bu ilişkisine dair düşünce ve çalışmaları, temel olarak iki grupta toplamak mümkündür. Bunlardan ilki; güldürüyü, muhalefetin iktidara yönelttiği bir eleştiri silahı olarak görürken, diğer gruptakiler; güldürünün, iktidar tarafından kendisi için daha ciddi bir tehlike oluşturabilecek toplumsal muhalefeti, etkisiz hale getirme aracı olduğunu iddia etmektedirler. Türk sinemasının önemli güldürü filmlerine imza atmış olan Arzu Film şirketinin, güldürü türünde çektiği filmler, Türkiye'de toplumsal muhalefetin en gelişkin ve etkin olduğu 1968-1980 yılları arasında gösterime girmiştir. Bu doğrultuda, Arzu Film'in belirtilen yıllar arasında çekmiş olduğu güldürü türündeki filmlerinin, iktidar ve muhalefet ile olan ilişkisi açısından çözümlenmesi hedeflenmektedir. Anahtar Kelimeler: Güldürü, Türk sineması, İktidar, Muhalefet, Arzu Film.
1950`den günümüze parlamento dışı muhalefet açısından Türkiye`de aydınlar
1950*DEN GÜNÜMÜZE PARLAMENTO DIŞI MUHALEFET AÇISINDAN TÜRKİYE'DE AYDINLAR Doktora Tezi; Yazan: Ahmet KARADAĞ İnönü Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Yönetimi Anabilim Dalı (Eylül, 2002) ÖZET ve ANAHTAR SÖZCÜKLER Araştırmanın konusunu, Türk aydınlarının, parlamento dışı muhalefet açısından değerlendirilmesi oluşturmaktadır. Bu bağlamda, önce, parlamento dışı muhalefet kavramının alt kavramları belirlenmiş, daha sonra, parlamento dışı muhalefet kavramının alt kavramları olarak belirlenen cumhuriyet, demokrasi, seçim, asker-siyaset ilişkisi, kamusal alan ve düşünce özgürlüğü yönünden aydınların görüş ve düşünceleri değerlendirilmiştir. Araştırma konusu aydınlar, cumhuriyeti, sadece dar anlamda bir yönetim biçimi olarak kabul etmektedirler. Bu bakımdan, aydınların görüş ve düşüncelerinde cumhuriyetçiliğin felsefesine, özgürlük ve eşitlik değerine ilişkin görüş ve düşüncelere rastlanmamaktadır. Demokrasi açısından, aydınların görüş ve düşünceleri arasında önemli farklılıklar bulunmakladır. Soysal, Başgil, Aybar ve Selçuk demokrasiyi evrensel bir değer olarak kabul edip, demokrasiyle ilgili olarak şu değerleri öne çıkarmaktadırlar: Seçim, hukuksal güvenceye kavuşturulmuş bir özgürlükler düzeni, siyasal yelpazenin açık ve geniş olması, demokratik siyasal kültür, etkin bir parlamento ve laiklik. Velidedeoğlu, Toker ve Özden'in demokrasi ile ilgili görüş ve düşüncelerinde demokratik öğeler yanında demokratik olmayan öğeler de bulunmaktadır. Avcıoğlu ise, demokrasiye araçsal bir bakış açısı geliştirmekte, ekonomik kalkınma ve ilerici güçler açısından olumsuz sonuçları olması ve burjuva sınıfının siyasal sistemi olması nedeniyle demokrasiye karşı çıkmaktadır. Seçim konusunda, aydınlar, seçimin pragmatik bir kullanılmasına karşı çıkmaktadırlar. Bunu sağlayacak o|demokratik siyasal kültür açısından ifade ettiği anlamın anlaşılabilmesidir. Ama, aydınların seçim konusundaki çalışmaları daha çok seçim sonuçlarının yorumlanmasında yoğunlaşmaktadır. Asker-siyaset ilişkisi konusunda, çalışma konusu aydınlar faydacı bir görüşe sahiptirler. Bu bağlamda, Soysal, Aybar, Velidedeoğlu ve Özden faydalı buldukları 27 Mayıs darbesini olumlu bulurlarken, Soysal ve Velidedeoğlu 12 Mart muhtırası ile 12 Eylül darbesini faydasız bulmaktadırlar. Toker, muhtıra ve darbeleri, askerlerin, cumhuriyeti koruma görevi olarak kabul etmektedir. Başgil ve Selçuk ise, askeri müdahalelere tıkanan siyasetin neden olduğu görüşünde birleşmektedirler. Kamusal alan yönünden, kimi aydınların görüşleri liberal kuramla örtüşürken, kimi aydınların ise, devletçi ve temsili kamuyu öne çıkaran görüşleri bulunmaktadır. Düşünce ve ifade özgürlüğü ile ilgili olarak, Soysal, Başgil, Aybar, Selçuk ve Avcıoğlu düşünce ve ifade özgürlüğüne yasak konulamayacağı görüşündedirler. Bunlara göre, düşünce ve ifade özgürlüğü mutlak bir özgürlük olup, sadece doğal sınırlama nedenleriyle sınırlanabilir. Velidedeoğlu, Özden ve Toker'de ise, düşünce özgürlüğünün sınırlandırılması açısından bir alt sınır sorununun varlığı göze çarpmaktadır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Cumhuriyet, demokrasi, kamusal alan, siyasal muhalefet, parlamenter muhalefet, parlamento dışı muhalefet, aydın.
Laclau ve Mouffe'un radikal demokrasi teorisinde muhalefet olanakları
Liberalizm'in birey, evrensellik, temsil ve katılım ekseninde; Marksizm'in sınıf siyaset ve pratikler perspektifinde yaşadıkları krizler, toplumların üzerindeki iktidar baskılarının artmasına yol açmıştır. Siyasal alandaki devletin lehine genişleyen boşluğu doldurabilmesi için yeni bir özneye ihtiyaç duyulmaktadır. Aranan yeni özne, çatışmalarına rağmen farklılıkların eklemlenmelerinden ortaya çıkacaktır. Muhalifi inşa etmenin yöntemini bize Laclau ve Mouffe'un Agonistik Radikal Demokrasi Teorisi verir. Bu çalışma I. bölümünde Agonistik Radikal Demokrasi Teorisi'nin, içinden türediği krizleri ortaya koymayı amaçlar. II. bölümde birey, kolektif ve toplumun kimlikleri incelenecektir. Ardından yeni bir özne konumu olarak "Radikal Muhalif"i ortaya çıkaran yöntem ve ortaya çıkış koşulları değerlendirilecektir. Eşdeğerlik Zinciri, bir topluluğun üyelerinin bazı etik- politik ilkeler üzerinde anlaşmalarıyla kurulur. Bu üyelerin özelliği birbirinden oldukça farklı kimliklere de sahip olabilmeleridir. Böylece teorinin inşa ettiği muhalif özne artık tikel ve özcü bir kimlik değildir. Yeni bir hegemonik özne konumunun inşa edildiği bu süreçte zorunluluk kategorilerinin hiçbiri işlemez. Sürece olumsal bir yapılanma hakimdir. Bu yeni örgütlenme sürecinde bütün katılımcıların kimlikleri hegemonik kimliğe uyarlanır. Bu yapılanmada, toplumsal farklılıkların yeni bir biçimde, çatışmalarını sürdürerek bir çatı altında birleşmeleri tasarlanır. Anahtar Kavramlar: Muhalefet, Eşdeğerlik Zinciri, Hegemonik Eklemlenme, Radikal Muhalif
Serbesti gazetesi ve Ahrar Fırkası
Toplumda meydana gelen gelişmelere paralel olarak siyaseti etkileyen önemli unsurlar da değişim göstermiştir. Dolayısıyla öncelikle siyasi yönü olmak üzere, sosyal, ekonomik ve hukuki açılardan ele alınabilecek basın faaliyetleri de gelişme göstermiştir. Bu sürecin önemli bir parçası olan Serbesti gazetesi, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin siyasi duruşuna ve uygulamalarına karşı tepki olarak ortaya çıkmıştır. Bu gazetenin yayın hayatına başladığı yıllarda başka bir karşı fırka olan Ahrar Fırkası da kuruluşunu tamamlamış ve siyaset sahnesindeki muhalefet rolünü icra etmeye başlamıştır. Ancak kısa bir süre sonra meydana gelen 31 Mart Vakası hem Serbesti gazetesi hem de Ahrar Fırkası için zor günlerin başlamasına sebep olmuştur. 31 Mart Vakası'ndan sonra Ahrar Fırkası, vakanın tetikleyicileri olarak görülen Volkan Gazetesi ve Serbesti gazetesi bocalama dönemine girmiştir. Özellikle Volkan Gazetesi muharrirleri, Serbesti gazetesi muharrirleri ve ile birlikte Ahrar Fırkası mensupları tutuklanarak çeşitli cezalara çarptırılmışlardır. Çalıştığımız tezde Serbesti gazetesinin ortaya çıktığı süreçten başlamak suretiyle basın alanındaki muhalefeti ve bu gazete ile birlikte muhalif saflarda olan diğer gazeteleri özet halinde ele aldık. Serbesti gazetesini incelerken Hakkı Tarık Us koleksiyonunda ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Atatürk Kitaplığı'nda bulunan Serbesti gazetesinin nüshalarından yararlandık. Bunun yanında muhalefetin en önemli ayağı olan fırka konusunda da muhalefet fikrinin ortaya çıkmasından başlayıp ilk muhalif oluşumlara değindik. Daha sonra muhalif yönü kadar ortaya koymuş olduğu Âdem-i Merkeziyet fikri ile de adından söz ettiren Prens Sabahaddin ve Ahrar Fırkası'nı ele aldık. Yine Ahrar Fırkası'nı değerlendirirken diğer fırkaları da değerlendirme olanağı bulduk. Tezin önemli bir kısmı İttihat ve Terakki'ye muhalif olarak ortaya çıkan ve gerek basın alanında, gerekse siyasi anlamda oluşan muhalefetin incelenmesi şeklinde ortaya konulmuş oldu. Anahtar Kavramlar: Serbesti gazetesi, Ahrar Fırkası, Mevlânzâde Rıfat, Hasan Fehmi, Prens Sabahaddin
Demokrat Parti Dönemi ile Demokrat Parti'nin basın ve muhalefetle ilişkileri (1950-1955)
1923 yılında Cumhuriyet ilan edildiğinden bu yana çok partili hayata geçiş denemeleri yaşandı. Atatürk'ün ideolojisi olan çok partili sisteme geçip ülkeyi sadece tek partiyle yönetmemek ve demokrasiyi daha iyi yaşamak için çok partili hayata geçiş şarttı. Önce 1924'te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ile daha sonra da 1930'da kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası ile çok partili düzene geçiş denemeleri yaşandı ancak çok partili hayata geçmek için gerekli ortam olmadığı için başarılı olunamadı çünkü CHP dışında kurulan diğer partiler inkılâplara ve cumhuriyete karşı olan insanların bir araya geldiği bir düzen haline geldi. 1945 yılında çok partili düzene yeniden geçildi ve 1946 yılına gelindiğinde CHP içinden çıkanlar Demokrat Parti'yi kurdu ve CHP'ye iyi bir muhalefet partisi oldu. DP ve CHP arasında büyük bir ayrım yoktu. Sadece Demokrat Parti'nin CHP'den ayrılan en önemli iki söyleminden biri ekonomide liberalizmi savunması diğeri ise demokrasi söylemleri oldu. 1950 seçimlerinde de Demokrat Parti'nin seçimi kazanmasıyla çok partili hayata geçiş sağlandı ve artık yaklaşık 27 yıl süren tek parti dönemi son buldu ve DP'li yıllar başladı. Bu tez çalışmasında da 1950-1955 yılları arasında Demokrat Parti dönemi, Demokrat Parti'nin basın ve muhalefetle olan ilişkileri incelendi. Anahtar Kelimeler: Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Parti, basın, muhalefet
Local administration policies on the basis of Turkey's local elections (2014): A comparative study of ruling–main opposition parties
In countries such as Turkey, where political parties and electoral systems are observed to impact the national political programs, negative or positive influence on local politics is purported to be the probable consequence. It has been observed that localization, which is coming more into the forefront especially in line with the recent developments, increments the importance of local administration structures, where concepts such as accountability and improvement of service quality have become the homesite for democracy. As for the social requests emanating from daily needs, while result-oriented services carried out via the local governments have turned out to be more valuable because of the principle of affinity to the citizen, the existence of a ruling party and an opposition party that will inspect this ruling party, which in turn, will accelerate public administration through structural reforms is deemed among significant factors in determining local policies. Under these circumstances, the objective of this study is to determine the contributing causes in implementing or targeting to implement local administration policies from the ruling and main opposition parties' perspectives within the scope of the 2014 Local Elections, in addition to the historical development of the local administrations.
Liberal opposition in Turkish political life in the late Ottoman empire and the role of Prince Sabahattin
The milestone reforms of the Ottoman Empire are the Tanzimat, the First and Second Constitutions. The Tanzimat Charter made Ottomanism the dominant ideology, paved the way for secularisation and led to the cultivation of an illuminated youth idealizing the concepts of equal citizenship, freedom and constitution. Consequently, it both contributed to the intellectual accumulation of the Ottoman intelligentsia and formed the basis of their political opposition. The first intellectual opposition, Young Ottomans, were the pioneers of the process concluding with the declaration of Kanun-i Esasi. Young Turks' struggle for the restoration of the suspended constitution, resulted in the declaration of the Second Constitution in 1908. The main objective of Young Turks fighting against Abdülhamit's absolutism, was the reestablishment of the constitutional monarchy. Once this was achieved, former divisions reappeared within the movement. This time, other Young Turks began to oppose the vanguard of the revolution, the Committee of Union which had now become the dominant and despotic power. The most influential figure among the opponents was undoubtedly, Prince Sabahattin, the sultan's nephew and ardent opponent, who also inspired other CUP opponents. The aim of this study is to analyze Sabahattin, always a subject of political polarization in Turkish political literature, objectively, to determine the intellectual foundations of his opposition and to interrogate the scientific basis and applicability of the social reforms he defended. Other opponent parties discussed in connection with Sabahattin's views has helped us determine the liberal positioning in that period. Key Words: Liberalism, Tanzimat Period, Kanun-i Esasi, The Second Constitution, Prince Sabahattin, Committee of Union and Progress, Decentralisation, Private Enterprise
Müslüman, proleter, muhalif: Türkiye'de Anti-Kapitalist Müslümanlar
Bu çalışmada, Türkiye'de yeni bir muhalefet kategorisi olmaya aday Anti-Kapitalist Müslümanlar'ın söylem ve eylemlilikleri tartışılmaktadır. Çalışmanın amacı, Anti-Kapitalist Müslümanlar'ın ortaya çıkışının Siyasal İslam'ın dönüşüm süreçleriyle ne derece ilişkili olduğunu belirlemek ve bu hareketin nasıl bir söylem geliştirdiğini ortaya koymaktır. Buradan hareketle, İslami hareketlerin ve İslamcılığın Türkiye'de 20. Yüzyılın ikinci yarısından sonraki gelişimi ve sonrasında yaşadıkları dönüşümler irdelenmektedir. Çalışmada, özellikle 2002'de iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi(AKP) ile birlikte yaşanan değişim ve bu partinin neo-liberal politikalarının, Anti-Kapitalist Müslümanlar'ın bir muhalefet kategorisi olarak ortaya çıkması üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Öte yandan çalışmada, bu hareketin farklı coğrafyalardaki dinsel muhalif hareketlerle karşılaştırmalı analizi de yapılmaktadır. Anti Kapitalist Müslümanlar ismiyle, üçü İstanbul'da ve biri Tokat'ta olmak üzere, temel muhalif söylem ve eylemleri İslami bir kapitalizm eleştirisi üzerine şekillenmiş toplam dört ayrı grup ifade edilmektedir. Her ne kadar bu hareketler birbirlerinden bağımsız olarak görünseler de, birbirleriyle düşünsel ve yer yer eylem düzeyinde geçişlilik örnekleri sunmaktadırlar. Bu dört grup da İslami bir muhalefeti kapitalizm karşıtlığı temelinde sergilemektedir. Çalışmanın vardığı en önemli sonuç, bu hareketin Müslümanlar arasında sınıf temelli ideolojik bir ayrışmayla ortaya çıktığıdır. Bu çalışmada, sözü edilen dört gruptan 5'i kadın toplam 25 kişi ile yapılan yüz yüze derinlemesine mülakatlardan elde edilen verilerden de yararlanılmıştır. Araştırmada, yarı-yapılandırılmış görüşme formuna dayalı derinlemesine mülakat tekniği kullanılmıştır. Anahtar kelimeler:İslamcılık, İslamcılığın dönüşümü, AKP, Anti-Kapitalist Müslümanlar, İslam ve sol ilişkisi.
İkinci Meşrutiyet ve Mütareke döneminde Serbesti gazetesi (1908-1920)
II. Meşrutiyet'in ilanından sonra, 16 Kasım 1908 tarihinde yayına başlayan Serbesti gazetesi, döneminin en şiddetli muhalefetini yaparak ön plana çıkmıştır. Gazete, meşrutiyetin ilanından önceki 33 yılı bir esaret olarak değerlendirmiş, bu sebeple her fırsatta Sultan II. Abdülhamid ve istibdat olarak değerlendirdiği dönemini eleştirmiştir. Meşrutiyetin ilanından sonraki dönem için de bazen ülkeyi doğrudan yöneten, bazen de dolaylı olarak yönetime müdahale eden İttihat ve Terakki Cemiyeti'ni hedef almıştır. Üstelik Cemiyet'e yönelttiği eleştiriler daha şiddetli ve daha keskin olmuştur. Gazetenin İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne yönelttiği eleştiriler, Cemiyet'in gazeteye gönderdiği tehdit mektuplarıyla karşılık bulmuşsa da Serbesti eleştiriden geri durmamıştır. Bu muhalefet, tarihe ilk basın şehidi olarak geçen Hasan Fehmi'nin öldürülmesine sebep olmuş, devamında ise 31 Mart Vakası'yla sonuçlanmıştır. Dolayısıyla 31 Mart Vakası'nda Serbesti'nin yayın politikası önemli bir kilometre taşı olmuştur. Serbesti gazetesi, Balkan Harbi sıralarında orduya ve askere ciddi anlamda destek vermiştir. Fakat Milli Mücadele döneminde aksi istikamette hareket ederek Kuvâ-yi Milliye, Mustafa Kemal Paşa ve onun yol arkadaşlarına olanca gücüyle saldırmış; bağımsızlık mücadelesinin karşısında durmuştur. Kürt milliyetçiliğinin en ateşli savunucularından olan gazete, Kürtlere yeni ve müstakil bir kimlik oluşturmada büyük çaba harcamış; aynı zamanda bağımsız bir Kürt devleti kurulması için çok çalışmıştır. Bunların yanında, Serbesti yayın hayatında kaldığı on bir yılı aşkın sürede, eğitim, adalet, hürriyet ve temel insan hakları gibi konuları işlemiş, ülkede meydana gelen kanunsuz eylemlere, yolsuzluklara sütunlarında çokça yer vermiştir. Bu çalışmanın amacı, Serbesti gazetesinin ilk çıktığı günden, son sayısına kadar geçirdiği aşamaları, düşünce dünyasındaki değişimleri ve neden bu derece şiddetli bir muhalefete ihtiyaç duyduğunu anlatmaktır. Bu kapsamda gazetenin elde edilen tüm sayıları dikkatli bir incelemeye tabi tutulmuş, bunun yanında dönemin diğer gazeteleri ve arşiv belgeleri de değerlendirilmiştir. Netice itibarıyla, Serbesti'nin muhalefet politikasının altında yatan temel faktörler ortaya çıkarılmış, tarihe damga vuran önemli olaylarda Serbesti'nin ne derece etkisinin olduğu anlatılmıştır.
Cumhuriyet Halk Partisi Tek Parti Dönemi (1923-1945) parti içi muhalefet
Özet Birinci bölümde, TBMM'nin Nisan 1920'den Mayıs 1923'e kadar olan çalışmalarını ve muhtelif hareketleri inceledim. Ankara'da toplanan Meclis bir yandan işgalci güçlere karşı Kurtuluş Savaşım yürütürken diğer yandan da yeni devletin kuruluş temelleri atılmaktaydı. Ulusal duyguların yoğunlaştığı bu dönemde meclisteki muhalefet bazı milletvekillerinin kişisel çabalan şeklinde ortaya çıkarken daha sonra siyasi grupların kurulmasıyla grup muhalefetine dönüşmüştür. ikinci bölümde, Türkiye'yi modernleştirecek kanunları hızla çıkarmaya başlayan Meclis'teki muhalefeti ve muhalefetin gücünü kırmak için gösterilen çabalan araştırdık. 1924 yılında ittifak fırkayı içindeki parti içi muhalefet gelişerek Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'm kurmuştur. Ancak, Türkiye'nin çok kritik bir döneminde kurulan bu partinin Şeyh Sait isyanı ile ilgisi nedeniyle Bakanlar Kurulu tarafından kapatılmıştır. Üçüncü bölümde ise, Meclis'in 1927-1931 dönemindeki muhalefeti gözler önüne serdik. Türkiye'nin tek partili görünümünden rahatsız olan ve muhtelif bir partinin yararına inanan Atatürk'ün izniyle Serbest Cumhuriyet Fırkası (1930) kurulmuştur. Meclis içi ve meclis dışı muhtelif gruplan birleştiren SCF'nın hızla güçlenmeye başlaması iktidar partisi olan CHP ile arasındaki siyasal gerginliği artırmıştır. Öncelikle 1930'daki belediye seçimlerinde seçim karşıtlarının desteğini almasının eleştirilere neden olması kurucusu tarafından SCF'nın kapatılmasına neden olmuş. Bundan sonra gücü iyice zayıflayan muhalefet 1945 'e kadar siyasal bir partinin çatısı altında birleşememiştir. n
دور الحجاج بن يوسف الثقفي في القضاء على مناوئين الحكم الاموي ( 65 هـ - 95هـ )
The thesis dealt with the concepts of the emirate and the caliphate, and how they were during the Umayyad rule in the Umayyad Caliphate, focusing on the Caliphate's nature and geographical area, which continued to expand gradually reaching the borders of China and France, on its successors and the durations of their rule, according to their chronology in rule, and on the Caliph Abdul-Malik bin Marwan, who gave alHajjaj a high place in his state. Furthermore, the thesis describes al-Hajjaj, on how he became one of the most prominent leaders and princes in the Umayyad dynasty at the time, and how his severity and cruelty suppressed many revolutions and eliminated all those who stood against the Umayyad dynasty. It also discusses the most important event in the history al-Hajjaj, which was his argument with Abdullah bin Al-Zubayr (may God be pleased with him) about the dreadful events that occurred in the Sacred House of God. The thesis also includes the most remarkable sayings, both praise and slander, about alHajjaj, by relying on reliable and sober historical sources. Additionally, it states the researcher's opinion, with all impartiality and objectivity, after an image was formed by the researcher about the person of Al-Hajjaj bin Youssef Al-Thaqafi. The thesis was concluded by mentioning several findings and recommendations reached by the researcher, through what he studied about al-Hajjaj and the historical era at that time. Keywords: Haccac b. Yusuf, Kufe, Basra, Emeviler, Abdülmelik b. Mervan.