Tütün

Bu konu başlığı altında 56 tez

Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi sigara bırakma polikliniklerine başvuran hastalarda başarısızlığa neden olan faktörlerin belirlenmesi

Giriş ve Amaç: Tütün kullanımı, başarısız bırakma girişimi yani nükslerle seyreden, tedavi edilebilir kronik bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Tedavinin başarısını etkilen pek çok faktör mevcuttur. Bu çalışmada sigara bırakma polikliniklerine başvuran kişilerde sigara bırakmada başarısızlığa neden olan faktörlerin belirlenmesi ve ilişkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma 1 Ocak 2016- 15 Haziran 2016 tarihleri arasında yürütülmüş olup vakakontrol tipinde bir çalışmadır. Çalışmaya Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği Kliniği bünyesindeki sigara bırakma polikliniklerine başvurmuş ve en az 6 aydır takip edilen kişiler dâhil edilmiştir. En az 3 aydır sigara içmediği belirlenen kişiler kontrol grubuna seçilmiştir. Veriler hasta dosyalarından elde edilmiş ve elektronik ortama aktarılmış, Statistical Package for Social Sciences Version 15.0 (SPSS 15) programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular:Çalışmaya toplamda vaka grubunu oluşturan 82 kişi, kontrol grubunu oluşturan 116 kişi olmak üzere 198 kişi dâhil edildi. Kadın/erkek oranı 0,33 olarak saptandı. Çalışmaya katılanların yaş ortalaması 43,6 ± 11,6 yıl olarak bulundu. Lojistik regresyon analizinde siga-rayı bırakma deneme sayısının 2'den az olmasının, ek kronik hastalık bulunmasının, günlük içilen sigara miktarının 15'ten fazla olmasının sigara bırakmada başarısızlık riskini artırdığı saptanırken, çocuk sahibi olmanın sigarayı bırakmada başarı şansını artırdığı belirlendi. Sonuç: Sigarayı bırakma her yaş grubu için önem arz etmektedir. Gençlerin sigaraya başla-masını önlemek ve sigara içenlerin bir an önce bırakmasına yardımcı olmak tüm hekimlerin hedefi olmalıdır. Fiziksel bağımlılık skoru yüksek olanlarda farmakolojik tedavi iyi değerlen-dirilmelidir. Daha önce başarısız girişimi olan hastalara ilk denemelerden sonra başarı şansının arttığı anlatılarak motive edilmelidir.

BaşarısızlıkSigara içmeSigarayı bırakma+1
Erdem Bayman
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Flue-cured tipi tütün (Nicatiana tabacum L.) çeşitlerinin Çukurova koşullarına uyum yetenekleri üzerine araştırma

65 ÖZET Bu çalışma ; G-İİ. Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma Alanında 1991 yxlxn da tesadüf blokları, deneme desenine göre üç tekrar! amali, olarak kurulmuş ve yürütülmüştür.. Araştırmada Flue-cured tipi tütün çeşitlerinden Delgold, G80 ve (328 ''in Çukurova bölgesi toprak ve iklim koşullarına uyumu ile verimi ve verim unsurlara. araştırılmıştır. Denemede incelenen özellikler aşağıda özetlenmiştir. 1. Bitki Boyu : Denemede kullanılan tütün çeşitlerin bitki boyları 202.83 -167,50 cm arasında değişmiştir. En yüksek bitki boyu Delgold çeşitinde, en düşük bitki boyu ise G28 çeşidinde saptanmıştır. Bitki, boyu ile toplanı kuru yaprak verimi, yaprak uzunluğu ve yaprak genişliği arasında önemli ve olumlu bir ilişki saptanmıştır. 2. Bitki Başına Yaprak Sayısı : Bitki başına ortalama en yüksek yaprak sayışı Delgold (27.10 adet / bitki ) çeşidinde, en düşük yaprak sayısı ise (26.50 adet/bitki) G28 çeşidinde tesbit edilmiştir. Bitki başına yaprak sayısı ile çiçeklerime gün sayısı arasında önemli ve olumlu ilişki saptanmıştır. 3. Ellere Göre Yaprak Uzunluğu : Delgold çeşitinde en yüksek yaprak uzunluğu 63.73 cm ile 2. elden, en düşük yaprak uzunluğu 48"1B cm ile 6,. elden elde edilmiştir. G80 çetinde en yüksek yaprak uzunluğu G0" 91 cm ile 2. elden, en66 düşük yaprak uzunluğu 48.89 cm ile 6. elden elde edilmiştir. G28 çeşitinde ise, en yüksek yaprak uzunluğu 55. 6 3 cin ile 2. elden, en düşük yaprak uzunluğu ise 47.71 cm ile 6. elden elde edilmiştir. Yaprak uzunluğu ile toplam kuru yaprak verimi, bitki boyu, yaprak genişliği ve yaprak alanı, arasında önemli ve olumlu ilişki saptanmıştır. 4. Ellere Göre Yaprak Genişliği : Delgold çeşitinde en yüksek yaprak genişliği 32.01 cm ile 2. elden, en düşük yaprak genişliği 21. 69 cm ile 6. elden elde edilmiştir. G80 çetinde en yüksek yaprak genişliği 29.99 cin ile 2. elden, en düşük yaprak genişliği 21.32 cm ile 6. elden elde? edilmiştir. G28 çeşitinde ise, en yüksek yaprak genişliği 28.83 cm ile 2. elden, en düşük yaprak genişliği 22.10 cm ile 6. elden elde edilmiştir. Yaprak genişliği ile bitki boyu, toplam kuru, yaprak alanı, ve yaprak uzunluğu arasında önemli ve olumlu korelasyan bulunmuştur. 5. Ellere Göre Yaprak Alanı : Delgold çeşitlinde en yüksek yaprak alanı 1162.61 crn2 ile 2. elden, en düşük yaprak alanı 595.66 crn8 ile 6. elden elde? saptanmıştır. G80 çetinde en yüksek yarn-eık alanı 1150.63 cm8 ile 2.. elde, en düşük yaprak alanı 570.67 crn8 ile 6. elden elde saptanmıştır. G28 çeşitinde ise, en yüksek yaprak alanı 1010.05 crn2 ile 2. elde, en düşük yaprak alanı 650.50 crn8 ile 6. elden saptanmıştır. Yaprak cilanı ile bitki boyu, yaprak uzunluğu, yaprak genişliği yaprak genişliği ve toplam kuru yaprak verimi arasında önemli ve olumlu İlişki saptanmıştır. 6. îlk Çiçeklenme Zamanı : İlk çiçeklerime zamanı yönünden Delgold (59.00 gün) en uzun sürede çiçeklenirken, G28 (58.33 gün) çeşidi en kısa sürede çiçeklenıniştir. İlk67 çiçeklerime zamanı, ile bitki başına yaprak sayısı arasında önemli ve olumlu korelasyon bulunmuştur. 7. Vejetasyon Süresi : En uzun Vejetasyon süresi bakımından GÖO (121.67 gün) çeşidi olurken, en kısa vejetasyon süresi Delgold (120.33 gün) çeşidinde saptanmıştır. 8. Ellere Göre Yaş Yaprak Verimi : Delgold çeşit in de en yüksek yaş yaprak verimi 680.. 83 kg/ da ile 2. elde, en düşük yaş yaprak verimi ise "1.18.. 77 kg/da ile 6. elde saptanmıştır.. G80 çeşitinde en yüksek yaş yaprak verimi 670. G 7 kg/da ile 2. elde, en düşük yaş yaprak verimi ise 117.50 kg/ d a ile 6. elde saptanmıştır. G28 çeşitinde en yüksek yaş yaprak verimi 580.. 83 kg/da ile 2. elde, en düşük yaş yaprak verimi ise 174.17 kg/da ile 6. elde saptanmıştır. Yaş yaprak verimi ile bitki boyu, yaprak uzunluğu, yaprak genişliği, yaprak alanı, toplam yaş ve toplam kuru yaprak verimi arasında önemli ve olumlu korelasyon saptanmıştır. 9. Toplam Yaş Yaprak Verimi : Toplam yaş yaprak verimi en yüksek Delgold (2831.67 kg/da) çeşitinden elde edilirken en düşük toplam yaş yaprak verimi G28 (2617.33 k g / d a ) çeşisinden elde edilmiştir.Toplam yaş yaprak verimi ile yaprak uzunluğu, yaprak genişliği, bitki boyu ve toplam kuru yaprak verimi arasında önemli ve olumlu ilişki saptanmıştır. 10. Ellere Göre Kuru Yaprak Verimi : Delgold çeşitinde en yüksek kuru yaprak verimi 102.12 kg/da ile 2. elde, en düşük kuru yaprak verimi, ise 18.00 kg/da ile 6*.. elde saptanmıştır. G80 çeşitinde en yüksek kuru yaprak68 verimi 100.58 kg/da ile 2. elde, en düşük kuru yaprak verimi ise 17.62 kg/da ile 6. elde saptanmıştır. G28 çeşitinde en yüksek kuru yaprak verimi 87.12 kg/da ile 2. elde, en düşük kuru yaprak verimi ise 24.75 kg/da ile 8. elde saptanmıştır. Kuru yaprak verimi ile bitki boyu, yaprak uzunluğu, yaprak genişliği, yaprak alanı, toplam yaş ve toplam kuru yaprak verimi arasında önemli ve olumlu korelasyon saptanmıştır. 11. Toplam Kuru Yaprak verimi : Çeşitlerin toplam kuru yaprak verimleri 424.75 kg/ da ile 392.60 kg/ da çırasında değişmiştir. En yüksek verim Delgold çeşidinde, en düşük verim ise G28 çeşidinde saptanmıştır. Toplam kuru yaprak verimi ile yaprak uzunluğu, yaprak genişliği, bitki boyu ve? toplam yaş yaprak verimi arasında önemli ve olumlu ilişki bulunmuştur. 12. Toplam Azot Oranı : Azot oranı en yüksek G80 (%2.47) çeşidinde, en düşük Delgold (%2" 02) çeşidinde saptanmıştır.Azot oranı ile protein oranı arasında önemli ve olumlu ilişki bulunmuştur. 13. Toplam Protein Oranı : Çeşitlerin protein oranları %15.44 %12.82 arasında değişmiştir.. En yüksek protein oranı G80 çeşidinde saptanırken, en düşük protein ora n ı D e 1 g o 1 d ç e ş i d inde bu 1 u n muştur. 14. Kül Oranı : En yüksek kül oranı G28 (% 19.00) çeşidinde, en düşük kül oranı ise Delgold (% 16.83) çeşidinde bulunmuştur. Kül oranı ile bitki boyu arasında önemli ve olumsuz korelasyon saptanmıştır. 15. Petrol Eteri Ekstraktı : Petrol eteri ekstratı yönünden çeşitlere ait ortalamalar % 9. 00--ÎK8. 67 arasında değişim göstermiştir. En yüksek petrol eteri ekstraktı Delgold çeşitinde, en düşük G80 çeşitinde saptanmıştır.

Tarla bitkileriTütünÇukurova bölgesi
Doğan Sevgi
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1993
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tütün (Nicotiana tabacum L.) Anter kültüründe genotip ve besi ortamının hoploid bitki oluşumuna etkileri üzerine araştırmalar

V ÖZ Tütün (Nicotiana tabacum L.) anter kültüründe genotip ve besi ortamının haploid bitki oluşumuna etkisini saptamak amacıyla sürdürülen bu araştırmada, Türkiye'nin farklı bölgelerinden toplanan 20 genotipten alınan anterler iki -Farklı besi ortamında (MS ve N^) kültüre alınmıştır. Araştırma sonuçları, reaksiyon gösteren anter oranı ve rejenerasyon oranının büyük ölçüde genotipik etki altında olduğunu, reaksiyon gösteren anter oranı açısından MS ortamının N& ortamına göre daha üstün olduğu, rejenerasyon oranı açısından ise ortamlar arasında istatistiksel olarak önemli bir farklılık olmadıkı ortaya çıkmıştır.

Anter kültürüGenotipHaploit bitki+2
Mehmet Ali Sakin
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1994
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Adana il merkezinde sigara kullanımı ve etkilerinin, sigaraya ve dumana maruziyetin ve tütün kontrol yöntemleri ile ilgili bilgi, tutum ve davranışların telefon surveyi ile saptanması

Tütün kullanımı dünyada ve Türkiye'de önlenebilir hastalık, sakatlık ve ölümlerin en önemli nedenidir. Sigaranın yol açtığı zararlara içmeyenlerde maruz kalmaktadır. Ülkemizde sigara tüketiminin kontrol altına alınarak, özellikle gençlerin korunması amacıyla, 2006-2010 yıllarını kapsayacak şekilde bir ?Ulusal Tütün Kontrol Programı? hazırlanmıştır. Bu program dahilinde sigara içiciliğin sorgulanması, sigara dumanına maruziyet ve tütün kontrol yöntemleri ile ilgili bilgi, tutum ve davranışların saptanması konusunda verilerin toplanması için ulusal ölçekli araştırmalar yapılması gerekmektedir.Bu çalışmada Adana İl Merkezinde Sigara Kullanımı, Sigaraya ve Dumana Maruziyet ve Tütün Kontrol Yöntemleri ile İlgili Bilgi, Tutum ve Davranışlar araştırılmıştır. Araştırma yöntemi olarak 'telefon ile anket' yöntemini kullanılmıştır. Görüşmeler sırasında anket sorularını yöneltmek ve verileri toplamak için "Bilgisayar Destekli Telefon Görüşmesi" sistemi kullanılmıştır. Görüşmeler Çukurova Üniversitesi Telefon ve İnternet İle Saha Araştırmaları Merkezi'nde (TİSAM) gerçekleştirilmiştir.Çalışmada toplam 586 kişiyle görüşme yapılmıştır. Ankete katılım oranı %79,7' dir. Araştırmaya katılan kişilerin yaş ortalaması 38,72±13,10 olarak bulundu.. Örneklemin sigara içme prevalansı %22,7 olarak bulundu. Sigara içme oranı erkeklerde %37,7 ve kadınlarda %14,8 bulundu. Görüşmecilerin % 25,1 ` i 1-10 yıl arası, % 15,3'ü 11-20 yıl arası, %10,9'u ise 20 yıldan fazla süredir sigara içtiğini bildirdi. Sigara içmeyen görüşmecilerin %39,1' i evlerinde, %52,2' si işyerlerinde sigara dumanına maruz kaldığı bulunduÇalışmamız göstermiştir ki; geniş bir coğrafyada fazla sayıda kişiye ulaşılması planlanan saha araştırmalarında telefonla görüşme yöntemini kullanmak maliyet ve zaman kazandıracak uygun bir yöntem olabilir.Anahtar kelimeler:Adana, sigara içiciliği, telefonla anket, maruziyet, prevalans.

AdanaAnketlerBiyoistatistik+4
Evren Aslaner
Çukurova University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Adana il Merkezindeki lise öğrencilerilerinde tütün ve tütün mamullerinin kullanımı

Amaç: Önemli bir toplum sağlığı sorunu olan tütün ve tütün mamulleri kullanımının başlaması genellikle ergen ve gençlik döneminde olmaktadır. Bu çalışmamızda, gençlerin tütün ve tütün mamullerini kullanma sıklıklarını ve ilişkili faktörleri araştırmayı amaçladık.Yöntem: Evrenimiz Adana Büyükşehir Belediyesi sınırları içindeki liselerdir. İlçeler ve liselerin özellikleri dikkate alınarak ve ağırlıklı küme örnekleme yöntemi kullanılarak 2640 öğrenci örnekleme alındı. Okullar rastgele sayılar tablosuna göre belirlendi. Örneğe çıkan şubelerdeki tüm öğrenciler çalışmaya alındı ve 3025 öğrenci çalışmaya katıldı. Dokuz öğrenci, anketlerindeki iç tutarsızlık nedeniyle çalışma dışı bırakıldı. Toplam 3016 öğrencinin anketleri değerlendirildi.Bulgular: Öğrencilerin 1444'ü (% 47,9) erkek, 1572'si (% 52,1) kızdır. Yaş ortalamaları 16,49±1,21 yıldır. Sigarayı deneme oranı % 34,6, halen içenlerin oranı % 14,6 bulunmuştur. Nargile içtiğini belirtenlerin oranı ise % 19'dur. Tütün ve tütün mamullerinin temin edilmesinde, ?bakkaldan satın alma? ilk sırada yer alırken bunu ?açık ve adet olarak satın alma? izlemektedir. Öğrencilerin yaşları, sınıfları, ailelerinin gelir miktarları, harçlık miktarları ve sigara kullanma süreleri arttıkça tütün ve tütün mamullerini kullanma sıklıkları ve miktarları da artmaktadır. Sigaraya başlamada en etkili etkenlerin başında % 30,3 ile arkadaş çevresi, % 21,7 ile sorunlardan uzaklaşma isteği, % 17,1 ile en yakın üç arkadaştan en az birinin sigara içiyor olması gelmektedir.Sonuç: Dünyada önemli bir halk sağlığı sorunu olan tütün ve tütün mamulleri kullanımı ile mücadeleye ergen-gençler henüz sigara ile karşılaşmadan önce başlanmalıdır. Sigara kadar önemli bir diğer sorun, nargile kullanımı olup bu konuda acil önlemler alınması gerekmektedir.Anahtar kelimeler: Ergen-genç, nargile, sigara, tütün ve tütün mamulleri, lise, öğrenciler.

AdanaErgenlerLise öğrencileri+3
Erdem Akter
Çukurova University
2011
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Maraş otu kullanımının mirna ifadesi üzerine etkilerinin incelenmesi

İnsan sağlığı üzerinde önemli olumsuz etkiler gösteren tütün ürünleri, sigara gibi dumanı inhale edilerek ya da yakılmadan dumansız olarak tüketilmektedir. Ülkemizin Güneydoğu Anadolu bölgesinde ve özellikle Kahramanmaraş ilinde dumansız tütün ürünlerinin bir çeşidi olan Maraş otu yaygın olarak kullanılmaktadır. Nicotiana Rustica Linn bitkisinin yapraklarından elde edilen bu ürün ağızda emilerek tüketilmektedir. Çalışmamızda kanserojen etkisi olduğu düşünülen bu ürünün ağız mukozası üzerindeki etkilerinin izlenmesi amacıyla mikroRNA ifadelenme seviyeleri incelenmiştir. Bu amaçla herhangi bir tütün ürünü kullanmayan bireyler ile Maraş otu kullanan bireylerin ağız mukozalarında sürüntü örnekleri alınmış ve let-7a, let-7b ve miR-96 mikroRNA'larının ifadelenme seviyeleri karşılaştırılmıştır. İncelenen tüm mikroRNA'ların Maraş otu kullanımında daha düşük seviyelerde ifadelendiği izlenmekle birlikte kullanmayanlarla arasında istatiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0.05). Kanser ile ilişkilendirilmiş üç mikroRNA'nın farklı seviyelerde ifadelenmesi Maraş otunun ağız mukozasında uygulandığı bölgede kanserojen değişikliklere neden olabileceği ve mikroRNA analizlerinin ağız kanserinin erken teşhisinde önemli yararlar sağlayabileceği düşünülmüştür.

AğızAğız mukozasıAğız neoplazmları+5
Şahin Büyükçıkrıkcı
Gaziantep University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Çukurova Üniversitesi öğrencilerinde sigara içme durumu ve tütün kontrol yasası ile ilgili bilgi, tutum ve davranışları

Amaç: Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinde tütün kullanım yaygınlığı, halen yürürlülükte olan 'Tütün Kontrol Yasası' ile ilgili bilgi, tutum ve davranışlarını değerlendirmektir. Materyal ve Metot: Çalışmamızın evrenini, 2018-2019 akademik yılında Çukurova Üniversitesi'nde öğrenim gören lisans öğrencileri oluşturmuştur. Çalışmamıza; fen bilimleri (mühendislik), sosyal bilimler (eğitim) ve sağlık bilimleri (tıp) fakülteleri dahil edilmiştir. Bu üç fakülte rastgele örneklem yoluyla elde edilmiştir. Veriler anket yoluyla elde edilmiştir. Anketler; öğrencilere sınıflarında, önce açıklama yapıp daha sonra dağıtılarak uygulanmıştır. Veriler bilgisayar ortamına girilip değişkenler arasındaki ilişki incelenmiştir. Parametrik ve parametrik olmayan koşullara göre analizler yapılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Çalışmamıza Çukurova Üniversitesi'nde öğrenim görmekte olan toplam 1412 üniversite öğrencisi dahil edildi. Çalışmamıza katılan öğrencilerin yaş ortalaması 21,78±2,811 (min: 16, max: 57) olarak belirlenmiştir. Öğrencilerden 400'ü ise halen tütün veya tütün ürünü kullandığını ve 326'sı (%23,0) sigara içmekte olduğunu belirtti. Sigara içen öğrencilerinin anne ve babalarının yaşı sigara içmeyenlerden anlamlı olarak yüksekti. Sigara içenler içinde arkadaşları arasında ve yaşadığı ortamda sigara içenlerin bulunma yüzdesi sigara içmeyenlerden anlamlı olarak yüksekti. Katılımcıların %43,2'si Tütün Kontrol Yasası'nın uygulanmadığını belirtti. Sonuç: Öğrencilerin %88'i sigara kullanmaya üniversiteden önce başlamışlardır. Bu yüzden sigara kullanımı ile ilgili mücadeleye ergen-gençler sigara ile karşılaşmadan başlanmalıdır. Tütün Kontrol Yasası'nın kapsamı ve yaptırımları hakkındaki farkındalık oranı çok düşüktür. Ve Tütün Kontrol Yasası ile ilgili farkındalık ve sorumluluk eğitimleri düzenlenmelidir. Anahtar Kelimeler: Sigara Kullanımı, Üniversite Öğrencileri, Tütün Kontrol Yasası.

KanunlarSigara fabrikalarıSigara izmariti+5
Begüm Potuk Bilici
Çukurova University
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Adana ili DR. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Sigara Bırakma Polikliniğine başvuran bireylerin sigaraya yönelik beklentilerinin sosyodemografik değişkenler açısından incelenmesi

Sigara bağımlılığı sosyal, psikolojik, tıbbi ve ekonomik yönleri olan çok yönlü bir problemdir. Dünyada 1,1 milyar tütün kullanıcısı bulunmakta olup tütün kullanıcılarının %85'i sigara kullanıcısıdır. Tütün kullanımı ile başa çıkabilmek için arz ve talep ile mücadelenin yanı sıra tedavi edici yöntemler küresel politika araçları kullanılmaktadır. Sigara kullanıcılarının sigarayı bırakmasını sağlamak amacıyla ülkemizde 2009'da kurulan Sigara Bıraktırma Polikliniklerinin sayısı günümüzde 502'ye ulaşmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte yapılan bu çalışmada Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Sigara Bırakma Polikliniğine başvuran bireylere ait sosyodemografik verilerin, tütün bağımlılığı düzeylerinin ve sigaradan beklentilerin öğrenilebilmesi için "Sosyodemografik Veri Toplama Formu" "Fageström Nikotin Bağımlılık Testi (FNBT)" ve "Sigaradan Beklentiler Ölçeği (SBÖ)" uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Sigara Bırakma Polikliniğine başvuran bireylerin FNBT puan ortalaması ve standart sapması (4,68±2,018) olarak bulunmuştur. Cinsiyet (p=0,280), yaş (p=0,192) ve eğitim durumu (p=0,417) değişkenlerine göre FNBT puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır (p>0,05). Sigara Bırakma Polikliniğine başvuran bireylerin Sigaradan Beklentiler Ölçeği toplam puan ortalaması ve standart sapması 5,36±1,30 olarak bulunmuştur. Sigaradan Beklentiler Ölçeği (SBÖ) sonuçlarına göre, sigara bırakma polikliniğine başvuran bireylerin cinsiyet (p=0,280), yaş (p=0,192) ve eğitim durumu (p=0,417) değişkenlerine göre SBÖ ölçeği puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır (p>0,05). FNBT ile SBÖ ve alt ölçekleri arasındaki korelatif ilişki değerlendirildiğinde sadece iştah/kilo kontrolü alt ölçeği ile FNBT arasında pozitif yönlü ve çok zayıf anlamlı ilişki tespit edilmiştir (p>0,05).. Sigara bağımlılığının bireyler üzerindeki karmaşık etkisi göz önünde bulundurularak Sigara Bırakma Polikliniklerinde SBÖ uygulanması gerekmektedir.

BağımlılıkSigaraSigara içme+3
Kemal Balıca
Çukurova University · Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Erdemsiz mallar üzerindeki özel tüketim vergisinin halk sağlığı üzerindeki etkisi

Tütün ve tütün mamulleri, alkollü içecekler, şekerli-tatlandırıcı meşrubatların kontrolsüz ve zararlı tüketimi ile ilişkili rahatsızlıklar sebebiyle her yıl dünyada milyonlarca insan yaşamını yitirmekte, on milyonlarca insan da kronik sağlık sorunları ile karşı karşıya kalmaktadır. Erdemsiz mallar olarak sınıflandırılan bu ürünlerin tüketimi sebebiyle ortaya çıkan hastalıkların küresel ekonomiye etkisinin ise yıllık 2,9 trilyon ABD doları olduğu tahmin edilmektedir. Bu ürünlerin kontrolsüz tüketimi, ülkelerin özellikle toplumsal sağlığı için büyük bir tehdit oluşturmakta, bunun yanında ekonomik, mali ve sosyal tahribat meydana getirmektedir. Erdemsiz malların bilinçsiz tüketiminin toplumlar üzerinde yarattığı yükler tez çalışmasının problemini oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı, erdemsiz mallar üzerindeki özel tüketim vergisinin halk sağlığı üzerindeki etkinliğini analiz etmektir. Bu amaçla; kanser, obezite, tip-2 diyabet, kalp ve damar hastalıkları, felç, inme gibi halk sağlığını tehdit eden hastalıklar ile ilişkili tüketim ürünleri üzerindeki özel tüketim vergileri arasındaki ilişki incelenmektedir. Bu anlamda çalışmada, Türkiye başta olmak üzere sekiz ülkeyi kapsayan ülke grubu oluşturularak panel veri analizi uygulanmaktadır. Her bir ülke için, 2006-2019 yılları arasında kişi başına düşen tütün ve tütün mamulleri ve alkollü içecekler ÖTV yükleri bağımsız değişken olarak belirlenmektedir. Modelde, ülke gruplarının aynı dönemde yıllık olarak bu ürünlerin tüketimine bağlı hastalıkların oluşturduğu sağlıklı yaşam yılı kaybı ve hastalık yükü (DALY) değerleri de bağımlı değişken olarak yer almaktadır. Analizde, modelde yer alan değişkenler arasındaki korelasyon ilişkilerinin ve katsayıların anlamlı olduğu sonucuna varılmaktadır. Serilerde, yatay kesit bağımlılığı testi sonucunda yatay kesit bağımlılığı bulunmadığı tespit edilmekte ve durağanlığın sınanması için CADF ve CIPS testleri uygulanmaktadır. CIPS testi sonucunda serinin; bağımlı değişken DALY ile alkollü içecekler ÖTV yükü değişkenleri %5 anlamlılık düzeyinde, tütün ve tütün mamullerinde ise %1 anlamlılık düzeyinde durağan olduğu sonucuna varılmaktadır. Durağanlık analizi sonucuna göre panel en küçük kareler yöntemi tercih edilmekte ve model tahmin edilmektedir. Uygulama sonucunda Y(DALY) bağımlı değişkeni ile iki bağımsız değişken arasında %1 anlamlılık seviyesinde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmektedir. Panel sonucunda, ülke gruplarında kişi başına alkollü içecekler ÖTV yükü ile DALY değerleri arasındaki ilişkinin anlamlı ve kuvvetli bir etki yaratmadığı, kişi başına tütün ve tütün mamulleri ÖTV yükü ile DALY değerleri arasında ise anlamlı ve etkin bir ilişki olduğu sonucuna varılmaktadır. Bu durumda ülke grupları için, belirlenen dönemde alkollü içecekler üzerindeki ÖTV uygulamalarının halk sağlığı çıktıları üzerindeki etkisinin zayıf, tütün ve tütün mamulleri üzerindeki ÖTV uygulamalarının ise etkin olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

Alkollü içkilerErdemsiz mallarHalk sağlığı+5
Osman Gülden
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Tütün kullanım bozukluğu olan tıp fakültesi öğrencileri ve araştırma görevlilerinde craving ile oreksin-leptin düzeylerinin ve mizaç-karakter özelliklerinin ilişkisi

Amaç: Tütün kullanım bozukluğu olan bireylerde tekrarlayan sigara kullanımı, genellikle sigara içmeye karşı duyulan aşırı istek (craving) nedeniyle olmaktadır ve cravingin sigara tüketiminde relapslarda en önemli risk etmeni olduğu dile getirilmektedir. Bu nedenle craving durumunun pekişmesinde etkili olabilecek etmenlerin araştırılması önemlidir. Bu araştırmada tütün kullanım bozukluğu olan bireylerde cravingi etkileyebileceğini düşündüğümüz serum oreksin ve leptin düzeyleri ile mizaç ve karakter özelliklerini incelemeyi amaçladık. Yöntem: Örneklem grubunu, CBÜ Tıp Fakültesi öğrencilerinden ve Hafsa Sultan Hastanesi'nde görevli asistanlardan 80 kişi oluşturmuştur. İlk aşamada bu kişiler ile yapılacak görüşmede DSM-V tütün kullanım bozukluğu kriterleri göz önünde bulundurulmuştur. Kontrol grubu CBÜ Tıp Fakültesi öğrencileri ile Hafsa Sultan Hastanesi'nde görevli asistanlar arasından tütün kullanım bozukluğu grubu ile yaş, cinsiyet, vücut kitle indeksi ve eğitim düzeyi açısından eşleştirilmiş 40 sağlıklı gönüllüden oluşmuştur. Her iki gruba da sosyodemografik ve klinik Bilgi Formu, DSM-IV SCID-I Klinik Versiyonu, Madde Aşerme Ölçeği (MAÖ), Fagerstrom Nikotin Bağımlılık Ölçeği, Cloninger Mizaç ve Karakter Envanteri uygulanmış, plazma öreksin ve leptin düzeylerinin belirlenmesi için kan örnekleri alınmıştır. Bulgular:Sigara içen grupta TCI yenilik arayışı toplam puanı (p=0.003) ve NS3 (p=0.003), NS4 (p=0.002) alt ölçek puanları; sigara içmeyen grupta ise kendini yönetme SD2 (p=0.02), SD5 (p=0.01) alt ölçek puanları ve iş birliği toplam puanı (p=0.001) ve C4 (p=0.002), C5 (p=0.001) alt ölçek puanları daha yüksek bulunmuştur. Sigara içme süresi ile NS3 (p=0.03) ve NS-toplam (p=0.09) puanı arasında pozitif korelasyon saptanmıştır. Sigara içen grubun annelerinin daha fazla sigara içtiği saptanmıştır (p=0.024). Sigara içen grupta plazma oreksin düzeyleri daha düşük bulunmuştur (p<0.001). Her iki grupta da leptin düzeyleri kadınlarda daha yüksek bulunmuştur (sigara içen p=0.002, sigara içmeyen p<0.001).Sigara içen grupta oreksin ile TCI-RD1 (p=0.04) arasında pozitif; sigara içmeyen grupta ise oreksin ile HA4 (p=0.006) ve HA-toplam puanları (p=0.02) arasında negatif korelasyon saptanmıştır. Sigara içen grupta leptin ile TCI-NS2 (p=0.03) pozitif; RD1 (p=0.02) arasında negatif korelasyon saptanmıştır.Plazma oreksin düzeyi sigara içmeyenleri ayırt etmede iyi derecede başarı göstermiştir (p=0.001). Sonuç: Bu çalışmanın sonucu olarak sigara içen ve içmeyen gruplar arasında TCI ölçeği alt gruplarında ve oreksin açısından farklılık saptanmıştır. Bu sonuçlar sigaranın bırakılması sonucu ortaya çıkan craving ile mücadele için yol gösterici olacaktır. Ayrıca Türkiye'de sadece nikotin cravingini değerlendiren bir ölçeğin olmaması bir eksiklik olup, bu alanda çalışma yapılması önemlidir.

AşermeBağımlılıkDoktorlar+7
Kadir Aşçıbaşı
Manisa Celal Bayar University
2016
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Manisa ili ilköğretim öğrencilerinde sigara içme prevalansı

AmaçBu çalışmada Manisa ili ilköğretim öğrencilerinde sigara içme prevalansının, içimi etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve Temmuz 2009'da yürürlüğe ?Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun? a karşı öğrencilerin tutumlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır.YöntemTanımlayıcı nitelikteki araştırmanın evrenini 2009-2010 eğitim öğretim döneminde Manisa İli merkez ilköğretim okulları 6-7-8. sınıflarında bulunan 8236'sı kent ve 4937'si gecekondu olmak üzere 13173 öğrenci oluşturdu. Örneklem sayısı, ilimizde daha önce bulunan sigarayı ilk kez deneme prevalansı %17,5 baz alınarak 831 kişi, rastgele seçim yöntemi kullanılarak 6 kent ve 3 gecekondu olmak üzere 9 okul olarak belirlendi. Sigara içme, etkileyen faktörler, sigara içmenin etkileri ve ailelerinin sigara içme durumları gibi soruları içeren anket formu hazırlandı. Belirlenen 9 okuldan toplam 615 öğrenciye anket uygulandı. Araştırmanın verileri SPSS 14.0 bilgisayar istatistik paket programı kullanılarak değerlendirildi. İstatistiksel analizlerde tanımlayıcı istatistikler (yüzde dağılımı, ortalama, standart sapma), ki-kare ve bağımsız gruplarda t testi kullanıldı.BulgularÖğrencilerin %47'si kız idi. Sigara deneme prevalansı %23.5, (kent okullarında %16, gecekondu okullarında %35), sigara içme prevalansı ise %7.1 (kent okullarında %1,7, gecekondu okullarında %15.7) olarak saptandı. Sigara deneme yaşı 10.04 ±2.3 idi. Öğrencilerin %86.6'inin sigara yasağını desteklediği, %43.3'ünün sigara paketleri üzerindeki uyarı yazılarının etkili olduğunu düşündüğü ve %35.2'sinin sigara dumanına pasif maruz kaldıkları saptandı.Erkek cinsiyet, yaş, sosyoekonomik durum, ailenin eğitim durumu, aile bireyi ve en yakın arkadaşın sigara içmesinin öğrencinin sigara içmesinin önemli risk faktörleri olduğu görüldü.SonuçSigara içmeye başlama yaşının erken olması sigarayla mücadele çalışmalarının ilköğretim okullarına ve özellikle sigara içme prevalansının yüksek olduğu gecekondu bölgelerine yoğunlaştırılmalıdır.

ManisaPrevalansSigara dumanı kirliliği+3
Çayan Alkaç
Manisa Celal Bayar University
2011
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Düzce Üniversitesi Tıp fakültesi Sağlık Uygulama ve Araştırma merkezi sigara bırakma polikliniği tedavi etkinliğinin değerlendirilmesi

Amaç: Tütün bağımlılığı ve sigara içiciliği dünya çapında önlenebilir ölümlerin önde gelen nedenidir; kendisine kolay ulaşılabilir olması ve yasal olması nedeniyle kullanımı toplum içinde çok yaygın olan ve tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Sigara ile mücadelede önemli bir yeri olan sigara bırakma polikliniklerinin tedavide başarı oranlarını ciddi şekilde arttırdığı gösterilmiştir. Bu çalışmanın amacı, sigarayı bırakmak için Düzce Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı bünyesindeki Sigara Bırakma Polikliniğine başvuran hastaların demografik ve sosyokültürel özelliklerini incelemek, sigara içme durumunu etkileyen faktörleri, uygulanan sigara bıraktırma tedavilerinin etkinliğini değerlendirmekti. Gereç-Yöntem: Çalışma Ocak 2018 - Aralık 2019 tarihleri arasında Düzce Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim dalı Sigara Bırakma polikliniğinde gerçekleştirildi. Çalışma prospektif, tanımlayıcı ve kesitsel çalışma olarak planlandı. Çalışmaya sigara bırakma polikliniğine başvuran ve tedaviye başlanıp önerilen kontrollere devam eden hastalar dâhil edildi. Hastaların nikotin bağımlılık seviyesinin belirlenmesi amacıyla Fagerstrom nikotin bağımlılık testi uygulandı ve bireylerin demografik özellikleri, sigara içme alışkanlıkları ve uygulanan tedaviler kayıt edildi. Çalışmada 'tekrar başlasa bile en az ≥6ay bırakmayı başaran hastalar sigarayı bırakmış (başarılı)' olarak kabul edildi ve başarılı olanlar ve olmayanlar olarak ayrılan 2 grubun tüm özellikleri karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmaya alınan 427 (başarılı 202, başarısız 225 kişi) hastanın yaş ortalaması sırasıyla başarılı grupta 43,78±12,77, başarısız grupta 41,67±12,91 idi. Gruplar arasında yaş, cinsiyet, medeni durumu, çocuk varlığı, alkol tüketimi ve sigaraya başlama yaşı bakımından farklılık yoktu. Çalışmada Fagerstrom Nikotin Bağımlılık Testinin (FNBT) başarısız grupta anlamlı olarak daha yüksek olduğu belirlendi (başarılı 5 (3), başarısız 6 (2), p<0,001). Hastaların tedavi oranları açısından başarılı grupta Vareniklin + Nikotin replasman tedavisi + Bilişsel davranışçı terapi alanların başarı oranı daha yüksekti (başarılı %5, başarısız 0,5, p=0,046). Ayrıca daha önce sigara bırakmayı denemenin varlığı başarılı grupta anlamlı olarak yüksekti (başarılı %90,6, başarısız %81,8, p=0,009). Sonuç: Çalışmada tedavinin başarıya ulaşmasında; FNBT skorunun, günlük tüketilen sigara adedinin, daha önce sigara bırakmayı denemiş olmanın, yan etki nedeniyle tedavinin yarıda bırakılmasının ve tedavi seçeneğinin etkili olduğu belirlendi. Sigara bırakma tedavisi sırasında hastanın; bağımlılık düzeyi, daha önceki sigara bırakma deneyimleri ve tedavi yan etkileri ile beraber değerlendirilerek desteklenmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Sigara bağımlılığı, önlenebilir olması nedeniyle sigara bırakma tedavisi sırasında her aşamada hastaya verilen destek toplum sağlığını da geliştirecektir. Anahtar Kelimeler: Tütün, Sigara bırakma polikliniği, Vareniklin, Nikotin replasman tedavisi, Bilişsel davranış terapisi

BağımlılıkBilişsel davranış terapileriDüzce+5
Doğukan Danışman
Düzce University
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sigara ile ilgili yazılmış risalelerin İslam Hukuku açısından değerlendirilmesi

Sigara İle İlgili Yazılmış Risalalerin İslam Hukuku Açısından Değerlendirilmesi konulu çalışmamız üç bölümden oluşturuldu. İlk bölümde tütün ve ondan üretilen sigara tanıtıldı. Tütün ve sigaranın tarihi serüveni ele alınarak tezimizin amacına uygun bir zemin oluşturulmaya çalışıldı. İkinci bölümde sigara hakkında İslam âleminde meşhur olan klasik diyebileceğimiz günümüzde de sigara hakkındaki tartışmalarda kendilerine referans olarak atıf yapılan çeşitli dönemlerde kaleme alınmış risâleler ele alındı. Bu risaleleri tanıtarak öncelikle sigaranın dini hükmüne dair müelliflerin görüşlerine yer verildi. Çalışmamızdaki risâleler sigaranın helalliğini savunanlar, haramlığını iddia edenler, tarafsız kalanlar ve farklı yönlerine değinenler olmak üzere dört kısımda değerlendirildi. Bu eserleri yazan müellifler hakkında kısa bilgilere yer verildi. Üçüncü bölümde risalelerde sigaranın haramlığı hakkında dayanak olarak gösterilen gerekçe ve sebepler ele alındı.

DumanKur'an-ı KerimRisale+4
Bilal Aydemir
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Nargile içimine bağlı karboksihemoglobin seviyelerinin değerlendirilmesi

Nargile İçimine Bağlı Karboksihemoglobin Seviyelerinin Değerlendirilmesi ? Giriş Karbon monoksit (CO) zehirlenmesi; sık karşılaşılan, önlenmesi ve tedavisi mümkün olan, ihmal edildiğinde sonu ölümle sonuçlanabilen önemli bir halk sağlığı sorunudur. CO, tüm dünyada zehirlenmeye bağlı ölümlerin önde gelen ajanıdır. Gelişmiş ülkelerde zehirlenme nedenleri daha çok yangın ve intihar iken; ülkemizde genellikle soba, şofben, kombi gibi ısıtma sistemlerinde kullanılan yakıtlardır. Nargile dumanı, yüksek yoğunlukta CO, nikotin, katran ve ağır metaller içerir. Bir nargile içicisi tek bir nargile içimi süresince 0.15-1.0 litre arası duman inhale etmekte ve bu değer ortalama bir sigara içimindeki duman miktarının yaklaşık 100 katı olmaktadır. Çalışmanın amacı; nargile içicilerinde, nargile içimi sonrası karboksihemoglobin (COHb) değerlerini bazal COHb değerleri ile karşılaştırmak ve ortaya çıkan semptomları belirleyerek elde edilen sonuçlarla nargilenin potansiyel CO zehirlenmesi kaynağı olup olmadığını ortaya koyabilmektir. ? Gereç ve Yöntem Çalışma Ankara?da Çankaya ilçesinde Bahçelievler semtinde bulunan ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi (GÜTF) çevresindeki bir nargile kafede Aralık 2012- Ocak 2013 tarihleri arasında yapıldı. Çalışma ?prospektif kesitsel? bir çalışma olarak planlandı. Gönüllülerden nargile içiminin 1. saatinde venöz kan gazı örneği alındı. Nargile içimi sonrası semptomların sorgulandı. Kan gazı örneğinden COHb, pH ve laktat değerleri çalışıldı. Aynı zamanda vital bulgulara da bakıldı. Çalışmaya alınan gönüllülerden, nargile içimi üzerinden en az 24 saat geçtikten sonra ve son 6 saat içinde sigara içmemiş olmak kaydı iletekrar venöz kan gazı alındı. 24 saat sonra alınan kandaki COHb, pH ve laktat değerleri ile vital bulguları, nargile içimi sonrasındaki değerler ile karşılaştırıldı. ? Bulgular Çalışmaya 45 gönüllü katıldı. Sigara içen 24 kişi, içmeyen 21 kişi mevcuttu. Gönüllülerin nargile sonrası ve bazal venöz kan gazı değerleri karşılaştırıldığında nargile içimine bağlı COHb seviyeleri istatistiksel anlamlı yüksek bulundu. Aynı zamanda sistolik kan basıncı ve nabız değerlerindeki nargile içim sonrası yükseklik de istatistiksel olarak anlamlıydı. Sigara içen gönüllü grubunda, nargile içimi sonrası COHb değerleri içmeyen gruba göre anlamlı yüksek bulundu. ? Sonuç Nergile içimi COHb seviyelerinde belirgin yükselmeye neden olmaktadır. Bu yükseklik sigara içen bireylerde daha belirgindir. Anahatar Kelimeler: Nargile, karbonmonoksit zehirlenmesi

KarboksihemoglobinKarbonmonoksit zehirlenmesiNargile+3
Sezin Okdemir
Gazi University
2013
00
DoktoraAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin nargile kullanımları ve kumar oynama durumlarının incelenmesi

Son yıllarda gençlerde yaygın görülen nargile kullanımı ve kumar oynama gibi bağımlılıklar önemli halk sağlığı sorunlarındandır. Bu çalışma, bir üniversitedeki öğrencilerin nargile kullanımını, kumar oynama durumlarını incelemek ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma kesitsel tiptedir. Araştırmanın örneklemini bir üniversitedeki 1724 öğrenci oluşturmuştur. Tabakalı rastgele örneklem yöntemi kullanılmıştır. Veri toplamada Anket Formu ve South Oaks Kumar Tarama Testi (SOKTT) kullanılmıştır. Araştırmadaki veriler SPSS 18.0 programında sayı, yüzde, ortalama, Independent Samples t testi, Anova, Kikare, ve Lojistik Regresyon testleriyle değerlendirilmiştir. Öğrencilerin yaş ortalamaları 23.38±4.98 yıl olup, %57.3'ü erkektir. Nargileye ortalama başlama yaşı 17.84±3.61 yıl olup, nargile içme oranı %20.9'dur. Nargilenin sigaraya göre zararsız olduğunu, bulaşıcı hastalığa neden olmayacağını ve bağımlılık yapmayacağını düşünen nargile kullanıcılarının nargile içme oranları yüksek bulunmuştur (p<0.05). Yaştaki azalma, erkek olma, sigara kullanma ve yakın çevresinin nargile içmesi öğrencinin nargile kullanımını arttırmaktadır (p<0.05). Çalışmada yaşamında en az bir kez kumar oynama %22.8, muhtemel patolojik kumar oynama ise %1.0'dır. Yaşın artması, not durumunun düşüklüğü, alkol kullanma, aile iletişimi iyi olmama ve yaşamından memnun olmama SOKTT puanını arttırmaktadır. Kumar oynama sıklığı, süresi, stratejiyle oynama ve kaybettikçe kazanılabileceğini düşünme durumları öğrencinin patolojik kumar oynama durumunu arttırmaktadır (p<0.05). Sonuç olarak katılımcıların hem nargile içme hemde hayatlarında en az bir kez kumar oynama oranı beşte birden fazladır. Nargile kullananların yaşı ve nargile hakkında bilgi seviyesi düşüktür ve yakın çevrelerinden etkilenmektedirler. Kumar sorunu ise aile iletişimi kötü, alkol kullananlarda ve yaşı büyük olanlarda fazladır. Öğrencilerde nargile içme ve kumar bağımlılığının tehlikeleri konusunda farkındalık oluşturup ilgilerini başka alanlara çekmek için kampanyalar yürütülebilir.

Kumar oynamaNargileTütün+2
Mehmet Ali Şen
Fırat University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tütün dumanına maruz kalan ratlarda ellajik asidin testis dokusundaki antioksidan etkisinin incelenmesi

Tütün dumanında bulunan kimyasalların dokularda oluşturduğu oksidatif stres sonucunda; hücresel metabolizmada bozukluklar, lipit peroksidasyonu, membran geçirgenliğinde artış, protein ve DNA oksidasyonu meydana gelir. Tütün dumanına maruz kalınması sonucunda, birçok dokunun ve organın zarar gördüğü bilinmektedir. Tütün dumanında bulunan ve kan yoluyla vücudun her yerine taşınan toksik maddelerin dokulardaki oksidan - antioksidan sistemler arasındaki dengeyi bozması olasıdır. Bu durumda artan serbest radikaller, doku hasarına yol açacaktır. Ellajik asit nar, çilek, böğürtlen, ahududu ve üzüm gibi birçok bitkide bulunan ve dokuları oksidatif hasara karşı koruması ile tanınan polifenolik bir bileşiktir. Ayrıca antikanserojenik, antiapoptotik ve antiinflamatuvar etkileri de bilinmektedir. Bu çalışmada tütün dumanının testis dokusunda meydana getireceği oksidatif hasara karşı, güçlü bir antioksidan olan ellajik asidin koruyucu etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmamızda 8 haftalık ve ortalama 200±10 g ağırlığında 24 adet erişkin Spraque-Dawley cinsi erkek ratlar kullanıldı. Ratlar; grup I (Kontrol), grup II (Tütün dumanına maruz bırakılan), grup III (Tütün dumanına maruz bırakılan + mısırözü yağı) ve grup IV (Tütün dumanına maruz bırakılan + Ellajik asit) olmak üzere rastgele 4 eşit gruba ayrıldı. Grup II, grup III ve grup IV' deki ratlar, günde iki defa birer saat tütün dumanına maruz bırakıldı. Grup III' deki ratlara tütün dumanına ilaveten ellajik asidi çözmede kullanılan miktarda mısırözü yağı, grup IV'deki ratlara ise tütün dumanına ilaveten mısırözü yağında çözülmüş ellajik asit 12 mg/kg dozunda gün aşırı oral gavaj yoluyla verildi. 12 haftalık deney süresi sonunda tüm gruplardaki ratlar dekapite edildi. Testis dokuları alınarak rutin histolojik takip serilerinden geçirildi. Elde edilen preparatlar H&E, PAS ve Masson'un üçlü boyası ile boyandı. Ayrıca endotelyal nitrik oksit sentaz (eNOS) immünohistokimyasal boyama ve apoptozis için ise TUNEL metodu uygulandı. Kan örnekleri ile biyokimyasal analizler, sperm örnekleri ile de sperm analizleri yapıldı. Tütün dumanı ve tütün dumanı + mısırözü yağı gruplarındaki ratların ortalama vücut ağırlık değişim yüzdesinde, kontrol grubu ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir düşüş gözlendi. Tütün dumanı + ellajik asit grubu ile diğer gruplar arasında ise istatistiksel açıdan fark bulunamadı. Sağ ve sol testis ağırlıkları açısından tütün dumanı + ellajik asit grubunda tütün dumanı grubuna kıyasla istatiksel açıdan anlamlı bir artış gözlendi (p<0,05). Epididimis, prostat bezi ve seminal vezikül ağırlıklarında ise gruplar arası istatistiksel bir farklılık olmadığı tespit edildi. Tütün dumanı + ellajik asit grubundaki ratların rölatif testis ağırlıklarında kontrol grubu ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir artış belirlendi. Sperm yoğunluğu ve sperm motilitesi değerlerinin gruplar arasındaki farkı istatistiksel açıdan anlamsız bulundu. Tütün dumanı uygulamasının kontrol grubu ile karşılaştırıldığında anormal sperm miktarını anlamlı biçimde arttırdığı tespit edildi. Ellajik asit uygulamasının ise anormal sperm miktarını tütün dumanı grubuna kıyasla ciddi anlamda düşürdüğü tespit edildi. Işık mikroskobu altında yapılan histolojik değerlendirmelerde kontrol grubu ile karşılaştırıldığında tütün dumanına maruz bırakılan gruba ait kesitlerde seminifer tübül germinal epitelinde önemli derecede dejenerasyon, seminifer tübülün bazal membranlarında ayrılmalar, vasküler konjesyon, atrofik tübüller, interstisyel alanda ödem, ve bazı tübüllerin lümenlerine dökülmüş immatür hücreler tespit edildi. Tütün dumanı + mısırözü yağı uygulanan gruba ait kesitlerde ise yalnızca tütün dumanına maruz bırakılan grup II ile benzer bulgulara rastlandı. Tütün dumanı ile birlikte ellajik asit uygulanan grupta ise; testis dokusunda germinal epitel dejenerasyonunda, vasküler konjesyonda, interstisyel ödemde belirgin iyileşme ve seminifer tübül bazal membranlarındaki ayrılmalarda azalma gözlendi. Kontrol grubu ile karşılaştırıldığında tütün dumanı ve tütün dumanı + mısırözü yağı gruplarnda TUNEL pozitif hücrelerde anlamlı bir artış vardı. Tütün dumanı + ellajik asit grubunda ise, TUNEL pozitif hücre sayısının kontrol grubu ile benzer olduğu belirlendi. Kontrol grubu ile karşılaştırıldığında tütün dumanı ve tütün dumanı + mısırözü yağı gruplarında eNOS immünreaktivitesi açısından anlamlı bir artış tespit edildi. Tütün dumanı + ellajik asit grubunda ise eNOS immünreaktivitesinde azalma tespit edildi. Malondialdehit (MDA) düzeylerinin kontrol grubuna göre tütün dumanı ve tütün dumanı+ mısırözü yağı gruplarında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde arttığı, ellajik asit uygulamasının ise MDA seviyesini kontrole yakın bir düzeye indirdiği tespit edildi. Katalaz (CAT) ve glutatyon peroksidaz (GSH-Px) enzim aktivitelerinin; kontrol grubuna göre tütün dumanı ve tütün dumanı + mısırözü yağı gruplarında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azaldığı bulundu. Tütün dumanı + ellajik asit grubunda ise hem CAT hem de GSH-Px aktivitelerinin tütün dumanı ve tütün dumanı + mısırözü yağı gruplarına kıyasla istatistiksel olarak önemli düzeyde arttığı tespit edildi. Sonuç olarak yapılan bu deneysel çalışma sonucunda tütün dumanına maruz kalmanın erkek üreme sistemini etkileyerek hasar verdiği tespit edildi. Tütün dumanı maruziyetine karşı koruyucu amaçla kullanılan ellajik asidin ise; antioksidan özelliği sayesinde, tütün dumanının oluşturduğu olumsuz etkileri belirgin biçimde azalttığı gözlendi.

AntioksidanlarBiyokimyaEllajik asit+4
Nalan Kaya
Fırat University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tütün dumanına maruz kalan ratlarda hesperetinin testis dokusundaki antioksidan etkisinin incelenmesi

Tütün, Solanaceae (Patlıcangiller) familyasına ait Nicotiana cinsi içerisinde yer alan oldukça zehirli bir bitkidir. Tütün dumanına maruz kalmanın başta solunum yolu hastalıkları olmak üzere çeşitli kanser türlerine ve kronik kardiyovasküler hastalıklara neden olduğu tespit edilmiştir. Bu hastalıkların genel olarak tütünde bulunan kimyasalların dokularda meydana getirdiği oksidatif stres sebebiyle ortaya çıktığı ileri sürülmektedir. Tütün dumanında bulunan ve kanla taşınan toksik maddelerin oksidan-antioksidan sistem arasındaki dengeyi dokular aleyhine değiştirmektedir. Flavonoidler bitkilerde yaygın olarak bulunan fenolik bileşiklerin geniş bir grubudur. Antioksidan, antimikrobiyal ve antiinflammatuvar özelliklerinin olduğu bildirilmiştir. Hesperetin limon, portakal ve greyfurt gibi turunçgillerde bol miktarda bulunan bir flavonoiddir. Bu çalışmada tütün dumanı maruziyetinin testis dokusunda oluşturacağı hasara karşı hesperetinin koruyucu etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada 8 haftalık ve ortalama 200±10 gr ağırlığında, 24 adet erişkin Spraque-Dawley cinsi erkek ratlar kullanıldı. Ratlar grup I (Kontrol), grup II (Tütün dumanına maruz bırakılan), grup III (Tütün dumanına maruz bırakılan + mısırözü yağı), grup IV (Tütün dumanına maruz bırakılan + hesperetin) olmak üzere rastgele 4 eşit gruba ayrıldı. Grup II, grup III ve grup IV' deki ratlar, günde iki defa birer saat tütün dumanına maruz bırakıldı. Grup IV'deki ratlara, tütün dumanına ilaveten gavaj yoluyla mısırözü yağında hazırlanmış hesperetin gün aşırı 50 mg/kg dozunda uygulandı. Grup III'deki ratlara ise hesperetini çözmede kullanılan miktarda mısırözü yağı gün aşırı gavaj yoluyla verildi. 12 haftalık deney süresi sonunda tüm gruplardaki ratlar dekapite edildi. Testis dokuları çıkarılarak rutin histolojik takip serilerinden geçirildi. Elde edilen preparatlara H&E, PAS ve Masson'un üçlü boyamaları yapıldı. Ayrıca apoptozis için TUNEL metodu ile endotelyal nitrik oksit sentaz (eNOS) immünohistokimyasal boyaması uygulandı. Kan örnekleri ile biyokimyasal analizler, sperm örnekleri ile de sperm analizleri yapıldı. Tütün dumanı ve tütün dumanı + mısırözü yağı gruplarında yer alan ratların ortalama vücut ağırlık değişim yüzdesinde, kontrol grubuna kıyasla anlamlı bir düşüş gözlendi. Tütün dumanı + hesperetin grubunun vücut ağırlığı değişim yüzdesinin ise diğer gruplara kıyasla istatistiksel olarak anlamlı biçimde düştüğü tespit edildi. Sağ testis, sol testis, sol epididimis, sağ epididimis, prostat bezi, seminal vezikül ve rölatif testis ağırlıkları açısından gruplar arasında anlamlı bir fark belirlenemedi. Sperm yoğunluğu ve sperm motilitesi açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmazken, tütün dumanı uygulamasının kontrol grubuna kıyasla anormal sperm oranını önemli bir biçimde arttırdığı tespit edildi. Hesperetin uygulamasının ise anormal sperm oranını düşürdüğü belirlendi. Tütün dumanına maruz bırakılan gruptaki testis dokularında seminifer tübül germinal epitelinde dejenerasyon, atrofik tübüller, vasküler konjesyon, seminifer tübül bazal membranlarında ayrılmalar, interstisyel alanda ödem ve bazı tübüllerde lümene dökülmüş immatür hücreler tespit edildi. Tütün dumanı + mısırözü yağı uygulanan gruptaki bulgular, tütün grubu ile benzerdi. Tütün dumanı ile birlikte hesperetin uygulanan grupta ise testis dokusunda seminifer tübül bazal membran ayrılmalarında, germinal epitel dejenerasyonu, vasküler konjesyon ve interstisyel ödemde belirgin şekilde iyileşmeler gözlendi. Tütün dumanı ve tütün dumanı + mısırözü yağı gruplarında kontrol grubuna kıyasla TUNEL pozitif hücrelerin sayısında anlamlı bir artış bulundu. Tütün dumanı + hesperetin grubunda ise TUNEL pozitif hücre sayısının kontrol grubu ile benzer olduğu gözlendi. Kontrol grubu ile karşılaştırıldığında tütün dumanı ve tütün dumanı + mısırözü yağı gruplarında eNOS immünreaktivitesi açısından anlamlı bir artış tespit edildi. Tütün dumanı + hesperetin grubunda ise eNOS immünreaktivitesinde azalma olduğu gözlendi. Malondialdehit (MDA) düzeylerinin kontrol grubuna göre tütün dumanı ve tütün dumanı+ mısırözü yağı gruplarında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde arttığı, hesperetin uygulamasının ise MDA seviyesini kontrole yakın bir düzeye indirdiği tespit edildi. Katalaz (CAT) ve glutatyon peroksidaz (GSH-Px) enzim aktivitelerinin, kontrol grubuna göre tütün dumanı ve tütün dumanı + mısırözü yağı gruplarında, istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azaldığı gözlendi. Tütün dumanı + hesperetin grubunda ise GSH-Px aktivitesinin tütün dumanı ve tütün dumanı + mısırözü yağı gruplarına kıyasla istatistiksel olarak önemli düzeyde arttığı tespit edildi. Ancak CAT aktivitesi açısından tütün dumanı ve tütün dumanı + mısırözü yağı grubu ile tütün dumanı + hesperetin grubu arasında anlamlı bir fark tespit edilemedi. Çalışmamızın sonucunda elde edilen bulgular ışığında tütün dumanına maruz kalmanın erkek üreme sistemi üzerine olumsuz etkileri olduğu tespit edildi. Hesperetinin ise antioksidan özelliği sayesinde tütün dumanının oluşturduğu olumsuz etkileri belirgin biçimde azalttığı belirlendi.

AntioksidanlarBiyokimyaHesperidin+6
Osman Fatih Yılmaz
Fırat University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2015
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tütün dumanına maruz kalan gebe ratların yavrularında oluşacak akciğer hasarına karşı alfa lipoik asit'in etkilerinin araştırılması

Bu çalışma gebelik döneminde tütün dumanına maruz kalan sıçanların yavrularının akciğerlerinde meydana gelen histolojik ve biyokimyasal değişikliklerin belirlenmesi ve bu değişiklikler üzerine, gebelik süresince uygulanan alfa lipoik asitin koruyucu etkilerinin araştırılması amacıyla yapılmıştır. Çalışmamızda 6 haftalık ve ortalama 160±10 g ağırlığında 24 adet Spraque-Dawley cinsi dişi sıçanlar kullanıldı. Dişi sıçanlar, erkek sıçanlar ile çiftleştirildi ve vajinal smearda spermin gözlendiği tarih embriyonik 0. gün olarak kabul edildi. Gebe sıçanlar grup I (Kontrol), grup II (Tütün dumanı), grup III (Tütün dumanı + Alfa lipoik asit) ve grup IV (Alfa lipoik asit) olmak üzere rastgele 4 eşit gruba ayrıldı. Grup II, grup III'deki dişi sıçanlar, çiftleşmeden önce sekiz hafta ve gebelik süresince günde iki defa birer saat tütün dumanına maruz bırakıldı. Grup III' deki sıçanlara tütün dumanına ilaveten 20 mg/kg dozunda alfa lipoik asit gün aşırı oral gavaj yolu ile verildi. Grup IV 'deki sıçanlara ise belirtilen süre boyunca sadece 20 mg/kg dozunda alfa lipoik asit gün aşırı oral gavaj yolu ile uygulandı. Doğum ile birlikte bütün uygulamalar durduruldu. Postnatal 7. ve 21.günlerde her bir gruptan yedişer adet olacak şekilde yavrular alınarak vücut ağırlıkları ölçüldü. Deney süresi sonunda tüm gruplardaki yavru sıçanlar dekapite edildi. Sıçanların akciğerleri alınarak, ağırlıkları tartıldı. Akciğerin bir kısmı alınarak rutin histolojik takip serilerinden geçirildi. Elde edilen preparatlar H&E, PAS ve Masson'un üçlü boyası ile boyandı. Ayrıca surfaktan protein A (SP-A), vasküler endotelyal büyüme faktörü (VEGF), kaspaz-3 immünohistokimyasal boyamaları ve apoptozisin belirlenmesi için de TUNEL metodu uygulandı. Akciğer doku örneklerinin diğer bir kısmı ile de biyokimyasal analizler yapıldı. Tütün dumanı grubuna ait postnatal 7 günlük sıçan vücut ağırlıklarında kontrol grubuna göre anlamlı bir azalma olduğu gözlendi (p<0.05). Diğer gruplar arasında ise anlamlı bir fark bulunmadı. Rölatif akciğer ağırlıklarında ise tütün dumanı grubunda kontrole göre anlamlı bir artış (p<0.05) , tütün dumanı+ALA grubunda ise tütün grubuna göre anlamlı bir azalma olduğu gözlendi (p<0.05). Tütün dumanı grubuna ait postnatal 21 günlük sıçan vücut ve rölatif akciğer ağırlıklarında kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı bir değişiklik gözlenmedi (p>0.05). Işık mikroskobu altında yapılan histolojik değerlendirmelerde kontrol grubu ile karşılaştırıldığında tütün dumanı grubuna ait postnatal 7 ve 21 günlük akciğer kesitlerinde inflamatuar hücre artışı, hemorajik alanlar, ödem, interalveoler septal kalınlaşma, bazı bronş ve bronşiyol epitellerinde dejenerasyon, lümene dökülen epitel hücreleri ve hiyalin membran oluşumları izlendi. Tütün dumanı+ALA grubuna ait akciğer kesitlerinde bu histopatolojik bulgularda azalma olduğu gözlendi (p<0.05). Bu grupta hiyalin membran oluşumlarına ise rastlanılmadı. RAC metodu ile yapılan morfometrik ölçümlerde postnatal 7 ve 21 günlük kontrol ve ALA grubuna ait sıçan akciğer kesitlerindeki alveol sayılarının yakın olduğu gözlendi (p>0.05). Tütün dumanı grubuna ait alveol sayılarında kontrol grubu ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir azalma olduğu belirlendi (p<0.05). Tütün dumanı + ALA grubunda ise tütün dumanı grubu ile kıyaslandığında alveol sayılarında istatistiksel olarak anlamlı bir artış gözlendi (p<0.05). Postnatal 7 ve 21 günlük sıçan akciğer dokularındaki TUNEL pozitif hücre sayıları kontrol grubu ve ALA grubunda benzerdi (p>0.05). Kontrol grubu ile karşılaştırıldığında tütün dumanı grubunda anlamlı bir artış saptandı (p<0.05). Tütün dumanı + ALA grubunda ise tütün dumanı grubu ile karşılaştırıldığında anlamlı bir azalma tespit edildi (p<0.05). Postnatal 7 ve 21 günlük sıçan akciğer dokularındaki hem SP-A hem de VEGF immünreaktivitesinde tütün dumanı grubunda kontrol grubuna göre anlamlı bir azalma (p<0.05), tütün dumanı +ALA grubunda ise tütün dumanı grubuna göre anlamlı bir artış (p<0.05) gözlendi. Kaspaz-3 immünreaktivitesinde tütün dumanı grubunda kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı bir artış (p<0.05), tütün dumanı +ALA grubunda ise tütün dumanı grubuna göre anlamlı bir azalma (p<0.05) gözlendi. Postnatal 7 ve 21 günlük sıçan akciğer doku örneklerindeki malondialdehit (MDA) düzeylerinde tütün dumanı grubunda kontrol grubuna göre anlamlı bir artış (p<0.05), tütün dumanı +ALA grubunda ise tütün dumanı grubuna göre anlamlı bir azalma (p<0.05) belirlendi. Glutatyon (GSH) düzeyi ve superoksit dismutaz (SOD) enzim aktivitelerinde ise kontrol grubuna göre tütün dumanı grubunda anlamlı bir azalma (p<0.05), tütün dumanı + ALA grubunda ise tütün dumanı grubuna kıyasla istatistiksel olarak anlamlı bir artış tespit edildi (p<0.05). Sonuç olarak çalışmamızın bulguları birlikte değerlendirildiğinde, gebelik süresince tütün dumanı maruziyetinin yenidoğan sıçan akciğer dokularında oksidatif hasar oluşturarak akciğer gelişimi üzerinde morfolojik, histopatolojik ve fonksiyonel değişikliklere yol açtığı, güçlü antioksidan özelliği bilinen alfa lipoik asidin maternal kullanımının ise tütün dumanı kaynaklı bu oksidatif hasara karşı yenidoğan akciğer gelişimi üzerine koruyucu etki sağlayabileceği kanaatindeyiz.

AkciğerGebelikOksidatif hasar+3
Elif Erdem
Fırat University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlköğretim 4. ve 5. sınıf öğrencilerinin pasif sigara içiciliğinin zararları konusundaki farkındalıklarının belirlenmesi

İlköğretim 4. ve 5. Sınıf Çocuklarının Pasif Sigara İçiciliğinin Zararları Konusundaki Farkındalıklarının BelirlenmesiYanan bir sigaranın ya da başka bir tütün ürününün ucundan çıkan dumana ve tütün kullanan kişinin nefesiyle dışarıya verdiği dumana çevresel tütün dumanı (ÇTD) denir. ÇTD 4000'in üzerinde bileşenin kompleks karışımıdır. Bu bileşenlerin ise 40'tan fazlası bilinen veya şüphelenilen insan karsinojenidir.Bireyin kapalı alanda içilen tütün dumanına maruz kalması pasif içicilik olarak tanımlanır. Tütün mamulleri sadece kullanıcısının değil, pasif içici durumunda olan kişilerin de sağlığını tehdit eder. Dolayısıyla, çocuklar gibi toplum en duyarlı kesimi ÇTD'dan en fazla etkilenmektedir. Çocuklar, vücut ağırlıklarına göre, yetişkinlerle karşılaştırıldıklarında daha fazla hava solur, çok besin ve su tüketirler.Pasif içiciliğin çocuk sağlığı üzerinde, düşük doğum ağırlığından kansere kadar birçok etkisi vardır. Çocuklar, birçok sağlık problemine neden olan ÇTD maruziyetinin sağlık etkilerinin ne kadar farkında? Bu soruya yönelik olarak Ankara'da ankete dayalı çalışma gerçekleştirdik. Çalışmamız için farklı bölgelerden 1025 öğrenci pasif içiciliğin zararları konusundaki farkındalıklarını belirlemeye yönelik tesadüfi olarak seçildi.Çalışmamızın sonuçlarına göre; öğrencilerin %47'si kız, %53'ü erkektir. Çocukların %19'u köy, %39'u merkez dışı ve %42'si merkez okullarda eğitim görmektedir. Çocukların %65'i pasif içicidir. Çocuklar arasında, pasif sigara içiciliğinin tanımı, korunma stratejileri ve pasif içiciliğin sağlığa zararları konusundaki farkındalık %75'den fazla olsa da, farkındalığı olmayan küçük grup pasif içicilik konusunda fazladan eğitim ve korunma stratejilerinin önemini göstermektedir.

FarkındalıkKarsinojenlerSigara dumanı kirliliği+4
Vuslat Demirdizen
Gazi University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Nikotin yoksunluk semptomları ile ilişkili faktörler ve sigara bırakma üzerine etkileri

Amaç: Sigara bırakma polikliniklerine (SBP)başvuran katılımcılarda nikotin yoksunluk semptomları ile ilişkili faktörler ve sigara bırakma üzerine etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla Ocak 2022 ile Mart 2022 tarihleri arasında SBP'ne başvuran katılımcıların nikotin yoksunluk semptomları ve sigara bırakma başarıları değerlendirilmiştir. Gereç ve Yöntem: Prospektif planlanan çalışmamız Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği SBP'ne ve İzzet Baysal Ruh Hastalıkları Hastanesi SBP'ne Ocak 2022 ile Mart 2022 tarihleri arasında başvuran 102 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara sosyodemografik özellikleri, sigara öyküsü, çevre anamnezi bilgilerini içeren SBP takip formu ve bağımlılık düzeylerini saptamak için Fagerstrom Nikotin Bağımlılık Testi(FNBT),sigara içme arzusu düzeylerini saptamak için Sigara İçme Arzusu Ölçeği(SİAÖ), sigara ile ilgili olumlu ve olumsuz algılarını ölçmek amacıyla Sigara Karar Verme Dengesi Ölçeği, öz yeterliliklerini ölçmek amacıyla Genel Öz Yeterlilik Ölçeği, olaylar karşısındaki stres seviyelerini ölçmek amacıyla Algılanan Stres Ölçeği uygulanmıştır. Katılımcıların 6 ay süreyle sigara bırakma durumları ve nikotin yoksunluk semptomları takip edilmiştir. Bulgular: Çalışmamıza 65'i erkek 37'si kadın 102 katılımcı katıldı.6 ay boyunca sigara kullanmayan kişilerin sigarayı bıraktığı kabul edildi. Çalışmamızda SBP'ne başvuran katılımcıların %28,4 ünün sigarayı bıraktığı izlendi. Sigarayı bırakanlarda FNBT ve SİAÖ puanları anlamlı derecede düşüktü. Sigarayı bırakma isteme nedenlerinde sağlık endişeleri en sık nedenlerdi. Sinirlilik, iştah artışı ve aşırı tütün isteği sık görülen yoksunluk semptomlarıydı. Karar Verme Dengesi Ölçeği ile yoksunluk semptomu varlığı arasında anlamlı ilişki görüldü. FNBT ile konsantrasyonda bozulma, huzursuzluk ve aşırı tütün isteği semptomları arasında ilişki mevcuttu. SİAÖ ile iştah artışı semptomu arasında ilişki görüldü. Karar Verme Dengesi Ölçeği ile sinirlilik ve huzursuzluk semptomları arasında ilişki görüldü. Genel Öz Yeterlilik Ölçeği ile kaygı semptomu arasında ilişki görüldü. Algılanan Stres Ölçeği ile sinirlilik semptomu arasında ilişki görüldü. Sigara bırakma durumu ile ilişkisi olan ölçekler FNBT, SİAÖ ve Sigara Karar Verme Dengesi Ölçeğiydi. Sigara bırakan ve bırakamayan katılımcılar arasında yaş, cinsiyet, medeni durum ve eşlik eden hastalık açısından anlamlı fark izlenmedi. Sonuç: Nikotin yoksunluk semptomları ile ilişkili faktörler ve sigara bırakma üzerine etkileri incelendiğinde FNBT, SİAÖ puanları daha düşük olanlarda ve Sigara Karar Verme Dengesi Ölçeğinin alt ölçeği olan Sigaranın Yararları Ölçeği puanının daha düşük olduğu katılımcılarda sigara bırakma başarısı yüksekti. SİAÖ puanı yüksek olanlarda iştah artışının yüksek olduğu görüldü. Konsantrasyonda bozulma semptomu yaşayanlarda yüksek düzeyde bağımlı olma oranı yüksekti. SBP'ne başvuran hastalarda yoksunluk semptomları ile ilişkili faktörler belirlendikten sonra, sigara bırakma polikliniklerinde daha etkin, hedefe yönelik ve daha başarılı bir yaklaşım ortaya konulabilir. Anahtar kelimeler: Sigara, Nikotin Bağımlılığı, Sigara bırakılması.

BağımlılıkNikotinSigara içme+3
Durmuş Ali Şanlı
Bolu Abant İzzet Baysal University
2022
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Kişilik tiplerinin sigara içme durumu ile ilişkisi: Olgu kontrol çalışması

ÖZET Giriş ve Amaç: Sigara kullanımı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önlenebilir önemli bir sağlık sorunudur. Her geçen gün sigara kullananların sayısı artmakta bu durum da birçok hastalık davetiyesi çıkarmaktadır. Yapılan birçok çalışma sigara kullanımı ve kişilik tipleri arasında bir ilişki olduğunu göstermiş. Bu çalışmanın amacı sigara kullanma durumları ile kişilik tipleri arasındaki ilişkiyi gösterip, sigaranın bıraktırılmasında daha etkin başarılar elde edebilmeye yardımcı olmaktır. Materyal ve Metot: Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanelerinin bütün polikliniklerine herhangi bir sebeple başvuran hastalardan çalışma grubu olarak sigara içen 670 hasta ve kontrol grubu olarak sigara içmeyen 794 hasta toplamda 1464 hasta çalışmaya dâhil edilmiştir. Katılımcılara 23 sorudan oluşan sosyodemografik veri formu ile 44 sorudan oluşan Taştan Kişilik Tipi Anketi uygulanmıştır. Verilerin analizi için SPSS (Statistical Package fort he Social Science) 22.0 programı kullanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların %50'si kadın, %50'si erkekti, kadınların %39,07' si sigara kullanıyorken erkeklerin %52,46'sı kullanıyordu. Kişilik tipi ölçeğine göre katılımcıların %22,1'i iki numaralı kişilik tipi olup bunu %16.7 oranla yedi ve %12,5 oranla dört numaralı kişilik tipleri takip etmekteydi. Sekiz numaralı kişilik tipinde sigara içme oranı %61,4 ve en yüksek iken, bir numaralı kişilik tipinde ise %37,3 ve en düşüktü. Sekiz numaralı kişilik tipindeki bireylerin %40,4'ü sigara dışındaki tütün ürünü kullanıyorken, üç numaralı kişilik tipine sahip bireylerde bu oran %14,2, dokuz numaralı kişilik tipinde %16,1 idi. Sonuç: Bir ve sekiz numaralı kişilik tipine sahip olan katılımcılardaki sigara kullanım durumu istatistiksel olarak anlamlı bulundu, ancak diğer kişilik tipleri ile sigara içme durumu arasında anlamlı bir ilişki bulunamadı. Üç, sekiz ve dokuz numaralı kişilik tipi ile sigara dışındaki tütün ürünü (puro, pipo, nargile) kullanımı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardı. Bütün hasta başvurularında sigara kullanımı sorgulanmalı, hastaya sigara bırakılması önerilmeli ve özendirilmelidir. Hastalar biyo-psiko-sosyal yönleriyle ele alınıp kişilik tipleri de göz önünde bulundurularak sigara bıraktırmada daha etkili çalışmalar ortaya konabilir. Çalışmamızın sonuçlarının daha geniş kapsamlı ve çok merkezli çalışmalarla desteklenmesi bu başarıyı arttırabilir.

Kişilik testleriKişilik tiplemeleriSigara içme+2
Mahmut Yılmaz
Dicle University
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tütün ile mücadelenin erişkin sigara bağımlılarına etkileri

Sigara bağımlılığı gün geçtikçe artmasına rağmen bir taraftan da her ülkenin kendine ait yasalarıyla desteklenen tütünle mücadele çalışmaları başlatılmıştır. Ülkemizde uygulanmaya başlayan 4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun kapsamında yapılan çalışmalar mevcuttur. Çalışmada 4207 sayılı Kanun maddeleri göz önünde bulundurularak, kanun kapsamında yapılan çalışmaların İstanbul Avrupa Yakasında gelişi güzel seçilen sigara içen veya bırakmış olan erişkin bireylere etkileri anket çalışmasıyla incelenmiştir. Anket çalışmalarında 209 kişinin anketleri değerlendirmeye alınmıştır. Ankete katılan bireylerin 110' u erkek, 99'u ise kadındır ve katılımcıların yaş aralıkları, eğitim durumları, medeni durumları, iş durumları, günlük sigara içme oranları, sigaraya başlama yaşları, sigaraya başlama nedenleri, günlük sigara içme durumları, Kanun hakkındaki bilgileri, sigarayı bırakma istekleri ve Kanunun sigara bırakma istekleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Anket çalışması incelemesi sonucunda Kanunun sigara içen bireyler üzerinde etkisi olduğu görülmüş fakat bu etkinin sınırlı olduğu kanaatine varılmıştır.

BağımlılıkKanunlarKötü alışkanlıklar+5
Merve Güler
İstanbul Beykent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

4207 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden sonra kişilerin sigara içme davranışları üzerinde oluşturduğu etkinin saptanması

4207 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden sonra kişilerin sigara içme davranışları üzerinde oluşturduğu etkinin saptanmasıAMAÇ: Ülkemizde, 19 Temmuz 2009 tarihinde yürürlüğe giren, 4207 sayılı yasada değişiklik yapan 5727 sayılı ?Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun? sonrasında İzmir halkının yasa hakkındaki görüşleri, çevresel tütün dumanı maruziyeti, sigara bırakma oranları ve yasa sonrası sigara içme alışkanlıklarında meydana gelen değişimlerin belirlenmesi amaçlandı.YÖNTEM: İzmir nüfusunu örnekleyeceği düşünülen toplam 600 hane Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından, 2 aşamalı sistematik küme örneklemesi yoluyla seçilmiştir. Hanelerde 47 soruluk bir anket çalışması gerçekleştirildi.BULGULAR: Katılımcıların %53,7'si kadın, %46,3'ü erkek olup yaş ortalaması 41,5±15,6'di. Sigara içmekte olan 232 (%39), hiç içmemiş 257 (%42) ve sigarayı bırakmış 111 kişi (%19) bulunmaktaydı; erkekler kadınlara göre daha fazla sigara içiyordu, nikotin bağımlılık düzeyi (NBD) daha yüksek olanlar ve erkekler sigaraya daha erken yaşlarda başlıyorlardı (sırasıyla; p=0.0001, 0.033 ve 0.0001). Sigara dışı tütün ürünleri, en çok erkeklerde, 35 yaş altı ve lise-üniversite mezunlarında kullanılıyordu; en çok tercih edilen ürün nargileydi. Kadınlarda sigara bırakabilme durumu erkeklere göre anlamlı olarak daha fazlaydı (p=0,006). Sigara içmekte olanların %70,7'si sigarayı bırakmayı düşünüyordu. Bilimsel olarak etkili olduğu kanıtlanmış olan yöntemler % 53,8 olarak kullanılmıştı. Sigara içicilerinin %93,9'u evde sigara içiyorken, sigara içmeyenlerin %35,1'i evde, %14,9'u araçta, %14,4'ü iş yerinde pasif maruziyete uğruyordu. 18 yaş altı çocuğu olanların %42,6'sı evdeki çocuklar için pasif maruziyet oluşturuyorlardı. 600 kişinin %98'i yasadan haberdar, % 91,5'i yasayı destekliyordu. Kadınların yasayı destekleme oranı (%95,3) erkeklere göre (%88,5) istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha fazlaydı (p=0,002). Sigarayı bırakmış olanların %42'sı yasayla bunu başarmıştı; içicilerin %36,6'sı ise yasa sonrası bırakmayı düşünmeye başlamıştı. Yasadan sonra sigarayı azaltma ve bırakma; yasayı destekleyenlerde, kadınlarda ve NBD düşük olanlarda yüksekti.Yasayla bırakma/azaltma nedenleri arasında en çok alan kısıtlanması, maddiyat ve pasif maruziyet yer almaktaydı. Kişilerin yasa sonrasında içtikleri sigara sayısında, yasa öncesine göre ortalama 3,19 adet azalma olmuştu. Yasadan sonra kapalı alana gitme sıklığı %62,2'sinde değişmemiş, %27'sinde artmış ve %10,8'inde azalmıştı.Yasanın ihlal edilme oranı % 32,3 (erkeklerde ve NBD yüksek olanlarda fazla) idi, bu kişilerin sadece %21,3'ü uyarılmıştı.Yasayı destekleyenlerin %96,4'ü yasanın başarılı ve yeterli olduğunu düşünüyordu; desteklemeyenler ise yasanın değiştirilmesini istiyorlardı.SONUÇLAR: İzmir halkında sigara içme prevalansı Türkiye ortalamasından yüksekti. Sigaraya başlama yaşı 18 yaşın altında bulunmuştu. Sigara dışı tütün ürünü kullanımı, giderek artmakta olan bir sorundur. Sigara içenlerin büyük çoğunluğu sigarayı bırakmak istediğini ve verilecek tibbi hizmetden faydalanabileceklerini belirtmişlerdi. Bırakmayı denemiş kişilerin küçük bir kısmının destek tedavisi aldığı düşünülürse, doğru bir planlama ile daha çok kişinin sigarayı bırakabileceği öngörülmüştür. Sigarayı bırakmayı düşünenlerin bu kararlarında öncelikle, çoğunluğun haberdar olduğu ve destek verdiği yasanın etkili olduğu gözlendi. Yasanın, özellikle kadınlarda daha etkili olduğu ve sigara içme oranıyla içilen sigara sayısını azalttığı gözlenmiştir. Yasa ile kamusal alanlarda çevresel tütün dumanı maruziyeti önemli oranda engellense de evlerde, araçlarda ve işyerlerinde pasif maruziyetin önüne geçilemediği bir gerçektir.Yasanın zaman zaman ihlal edilmesine rağmen, ihlali gerçekleştirenlerin yeterince uyarılmaması dikkat çekicidir. Sonuç olarak, mevcut yasa ile ülkemizde tütün bağımlılığı konusunda çok önemli adımlar atıldığı saptanmış olup hem yasanın kapsamının genişletilmesi, hem de yaptırımlarının uygulanması konusunda gerekli adımların atılmasıyla beraber çok daha olumlu gelişmeler gözlenebileceğini düşünmekteyiz.

BağımlılıkKanunlarSigara dumanı kirliliği+3
Pakize Ayşe Turan
Dokuz Eylül University
2011
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Tıp öğrencilerinde tütün bağımlılığı ve bırakma girişimleri: Engeller ve başarıyı etkileyen faktörler

Giriş ve Amaç: Tütün bağımlılığı mortalite ve morbidite açısından önemli bir toplum sağlığı sorunudur. Yapılan çalışmalar ülkemizde tütün kullanımı oranının %27,1 olduğunu göstermektedir. Ülkemizde 15 yaş altında sigaraya başlama oranı %16,1, 18 yaş altında ise bu oran %58,7'dir. Bu nedenle erken erişkin dönemde tütün alışkanlığının incelenmesi ve tütünle mücadelenin başlatılması önemlidir. Bu çalışmada sağlıkla ile ilgili bir meslek grubunu seçmiş olan bir grup gencin; sigara kullanma durumunu, başlama nedenlerini, bırakma girişimlerini, girişimlerinin başarı oranları ve nedenlerini, bırakma girişimlerinin önündeki engelleri ve başarısızlık nedenlerini, doktorların öğrencilerin sigara kullanımını sorgulama durumunu belirlemeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Kesitsel analitik bir araştırma olarak planlanan çalışmada, Adnan Menderes Tıp Fakültesinde 2014-2015 yılında okumakta olan 965 öğrencinin 869 u katılmıştır. Katılan öğrencilere 2015 yılı mart ayında hazırlanmış olan anket formu uygulanmıştır. Anket formunda öğrencilerin sigara içme öyküleri, bırakma girişimleri, başarı ve başarısızlık nedenleri sorulmuştur. Elde edilen veriler istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan 869 öğrencinin 225 i (%25,9) tütün mamulü kullanmaktaydı. Düzenli olarak tütün kullanmaya başlama yaş ortalaması 18 olarak bulunmuştur. Düzenli tütün kullanmaya başlama nedenleri arasında merak (s=77; %44), rahatlatıcı ve keyif verici özelliğinin olması (s=27; %15,4), stres ve sorunlar (s=24; %13,7) ilk üç sırada yer almaktaydı. Tütün mamulünün kullanımının arttığı dönemler sıklık sırasına göre sınav zamanı (s=118; %58,4) ve duygusal stres (s=103; %51), azaldığı dönemler ise evde (s=57; %30,5) ve tatilde (s=49; %26,2) olarak bildirilmiştir. Öğrencilerin stresli olduğu dönemlerde tütün kullanımının arttığı, rahatladıkları dönemlerde ise kullanımın azaldığı fark edilmiştir. Sigarayı bırakmayı düşünme nedenleri arasında sağlığa zararlı olduğu için (s=108; %71,1), mali yük getirdiği için (s=67; %44,1) ve ilerde sağlık sorunlarına yol açacağı için (s=63; %41,4) ilk üç sırada yer almaktaydı. Hekimlik mesleğini seçmiş olmak ise sıralamada daha aşağılarda yer almaktaydı. Sigara içen öğrencilerden 99'u (%53,2) son bir yılda en az bir kez sigarayı bırakmayı denediğini belirtmişti. Sigarayı bırakma deneme nedenleri de yine en sık sağlığa zararlı olduğu için (s=77; %66,4), mali yük getirdiği için (s=58; %50), ileride sağlık sorunlarına yol açacağı için (s=47; %40,5) olarak belirtilmişti, hekimlik mesleğini seçmiş olmak (s=18, %15,5) ise sekizinci sırada yer almaktaydı. Sigarayı bırakmayı deneme nedenlerinin başarılı olmasındaki en sık etkenler irade (s=41; %71,9) ve arkadaş desteği (s=12; % 21,1) iken; başarısız olmasındaki en sık nedenler ise sigaraya özlem duyma (s=42; %51,2) ve sınav zamanında ders çalışmada zorlanma (s=28; %34,1) olarak bulundu. Görüştükleri herhangi bir doktorun tütün kullanma durumlarını sorgulamaları ile ilgili soruya ise 149 (%33,9) öğrenci sadece sorulduğunu; sigara kullanan öğrencilerden 58 (%45,3) öğrenci ise doktorun sigarayı bırakmasını önerdiğini belirtmişti. Profesyonel yardım önerisinde bulunulduğunu belirten öğrenci sayısı ise 14 (%30,4) idi. En sık göğüs hastalıkları uzmanları tütün kullanımını sormuş, bırakmayı önermiş ve profesyonel yardım teklif etmişti. Sonuç: Hekimlik mesleğini seçmiş olan öğrencilerimizin; yarısından fazlası tütün mamulü ile karşılaşmıştı. Tütün kullanımı sınav dönemi ve duygusal stresle artarken, stresin azaldığı dönemlerde örneğin evlerinde veya tatillerde azalmaktaydı. Öğrencilerin yaklaşık yarısına herhangi bir sağlık sorunu için gittikleri doktorlar tütün kullanımlarını sormakta ancak çok daha azı bırakmalarını önermekte ve profesyonel yardım tektif etmekteydi. Öneride bulunanların çoğunluğunu göğüs hastalıkları uzmanları oluşturmaktaydı. Aile hekimlerinin sigara kullanımını sorguladığını ancak bırakmak için destek vermeyi önerenlerin çok az sayıda olduğu dikkat çekmekteydi. Anahtar kelimeler: Tıp Fakültesi öğrencileri, tütün kullanımı, tütün bağımlılığı, sigarayı bırakma,

BağımlılıkNikotinSigara içme+3
Mavişe Esra Ünüvar
Aydın Adnan Menderes University
2016
00

İlgili konular