Uluslararası terörizm

78 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

DEAŞ ve PKK/KCK'nın 2015-2020 yılları arasında Türkiye'ye yönelik algı yönetimi faaliyetlerinin karşılaştırmalı değerlendirilmesi

Terörizm kavramı korku, ideoloji, strateji ve güç kullanımı gibi olgular ekseninde geniş bir tanım yelpazesine sahiptir. Terörizm ve insanlığın terör algısı tarih boyunca çeşitli değişimler ve dönüşümler geçirmiştir. Terör ve terörizm kavramlarında yaşanan tanım çeşitliliği terör örgütlerinin küresel ölçekte faaliyet yürütmelerine zemin hazırlamış ve terörizmin etki alanının sınırlandırılması neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Terör örgütlerinin yapıları, farklı ideolojileri benimsemiş olmalarına rağmen genel anlamda benzerlik göstermektedir. Tarihsel süreç içerisinde terör örgütlerinin ideoloji ve yapılarının yanı sıra motif olarak kullandıkları yöntemler de oldukça benzerlik göstermektedir. Çeşitli ideolojik ve siyasal nedenlerle eylemlerini faaliyete geçiren terör örgütleri algı yönetimi faaliyetlerini propaganda aracılığıyla yürütmektedirler. Türkiye kuruluşundan itibaren terörizm tehdidine maruz kalmıştır. Jeopolitik ve jeostratejik konumu nedeniyle her dönem farklı amaçlarla varlığını sürdüren terörizm tehdidine karşı önlemler alarak güvenlik politikalarını şekillendirmektedir. Terör örgütlerinin uygulamış olduğu algı yönetimi faaliyetleriyle taraftar toplamak ve aynı zamanda kendilerini kamuoyu huzurunda meşru göstermek amaçlanmaktadır. Bu çalışmada terörizm, algı yönetimi ve propaganda kavramları detaylı olarak ele alınmış ve terörizmin tarihsel arka planı araştırılmıştır. Çalışma boyunca terör örgütlerinin yapısı incelenerek PKK/KCK ve DEAŞ terör örgütlerinin 2015-2020 yılları arasında Türkiye üzerinde gerçekleştirdikleri propaganda faaliyetleri açıklanmıştır. Bu kapsamda terör örgütlerinin propaganda faaliyetlerine karşı Türkiye'nin terörle mücadele yöntemleri incelenmiştir. Bu çalışmanın amacı, 2015-2020 yılları arasında PKK/KCK ve DEAŞ terör örgütlerinin Türkiye'ye yönelik algı yönetimi faaliyetlerinin analizini incelemek ve karşılaştırmaktadır. Çalışmanın önemini ise PKK/KCK ve DEAŞ terör örgütlerinin fiziksel saldırılarının yanı sıra algı yönetimi faaliyetlerini kullanması sonucunda Türkiye üzerinde bırakılan etkileri ortaya koymak ve Türkiye'nin mücadelesinin ortaya koyulması oluşturmaktadır. Sonuç olarak terör eylemlerinin tamamlayıcısı olarak gerçekleştirilen propaganda faaliyetlerinin karşılaştırmalı değerlendirilmesi yapılacaktır.

Algı yönetimiIŞİDKCK+6
Çağrı Buğra Çoban
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yumuşak güç kavramının devletler ve terör örgütleri tarafından kullanımı: IŞİD Örneği

Yumuşak Güç kavramı 1990'lı yılların başlarında ortaya çıkan bir olgu olup siyasi literatürde yerini almıştır. Günümüze kadar tam anlamıyla kavramsal bir çerçeveye oturtulamayan Yumuşak Güç, Uluslararası Siyaset sahnesinde belirleyici bir unsur olarak yerini almıştır. Devletler yüzyıllardan beri süregelen sert güce dayanan yaptırım güçlerinin yerine yumuşak güç kavramını kullanmışlardır (Machiavelli, 2013). Bu gücü propaganda, medya v.b. gibi teknikler aracılığı ile etki altına almak istedikleri alanlarda uygulamışlardır. 11 Eylül saldırıları sonrası ABD ve Müttefikleri tarafından teröre karşı başlatıldığı iddia edilen savaş uzun yıllardır sürmekte ve somut bir sonuca ulaşamamıştır. Bu durum terörist grupların birer örgüt gibi çalışmayıp birer devlet gibi çalışmasından kaynaklanmaktadır. Devletlerin kullanmış olduğu yumuşak güç unsurları terör örgütleri tarafından uluslararası militan kazanma aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Çalışmamızda devletler ve terör örgütleri bağlamında bu araçların IŞİD özelinde nasıl kullanıldığı incelenecek ve çözüm yollarına yönelik teoriler değerlendirilecektir. Anahtar Kelimeler: Yumuşak Güç, Propaganda, Uluslararası Terör, Medya

Algı yönetimiIŞİDMedya+6
Abdülbaki Bilgin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kadın militan kimliği ve psiko-sosyal nedenler

Dünya tarihinin çok eski zamanlarından beri insanlar toplulukları parçalamak için çeşitli eylemlerde bulunmuşlardır. Bu eylemler devlet yapısının ortaya çıkmasıyla beraber otoriteye başkaldırıya dönüşerek çeşitli sebeplerle terör eylemleri ortaya çıkmıştır. İlk terör örgütlerinden bu zamana kadar örgütlerde farklı eylem tipleri görülmüştür. Fransız İhtilali ve Sanayi İnkılabından sonra değişen dünyada terör örgütleri de farklılaşmıştır. Bu farklılaşma yalnızca ideolojik veya eylemsel olarak değil, aynı zamanda militanlarının özellikleri bakımından da gözlenmiştir. Ülkemizde 80'li yıllardan beri faaliyet gösteren PKK'da kadın militanlar incelenmiştir. Özellikle 90'lardan sonra örgütün içindeki kadın varlığı, kadınların üzerine düşen görevler incelenmiştir. Kadınların örgüt içinde faal olarak görev almasının sebepleri ve sonuçları, kadın militan kimliğinin psiko-sosyal nedenleri üzerine bir değerlendirme yapılmıştır.

KadınlarKimlikKimlik algısı+7
Hayriye Nisa Aydemir
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

TE-SAT raporları çerçevesinde Avrupa Birliği'nin terörizm olgusuna bakışı

Bir olgu olarak terörizm, insanlık tarihi kadar eskidir. 11 Eylül 2001 tarihinde Dünya Ticaret Merkezi (DTM) ve Pentagon binasına yönelik düzenlenen terör saldırıları ile birlikte terörizm, küresel bir boyut kazanmıştır. 1960 ve 1970'li yıllardan itibaren ise bu olgu, hem Avrupa hem de Avrupa Birliği (AB) için de ciddi bir tehdit oluşturmaya başlamıştır. Bu olgu, tüm insanlık için küresel bir tehdit olarak günümüzde de varlığını sürdürmeye devam etmektedir. 11 Eylül saldırılarından önce, AB ve üye devletleri, terör tehditlerine karşı tam anlamıyla hazırlıklı değillerdi. Ancak, 1990'lı yıllardan sonra AB üye devletleri arasında terör konusunda iş birliği ve koordinasyonu sağlamak amacıyla AB tarafından "Avrupa Birliği Kolluk Kuvvetleri İş Birliği Ajansı (Europol)" kurulmuş ve bu kurum, 1999 yılında tam anlamıyla faaliyete geçmiştir. AB, Madrid (2004) ve Londra (2005) terör saldırılarının ardından yeni, potansiyel ve küresel terör tehditleriyle yüzleşmek zorunda kalmıştır. Bu tür tehditlerin üstesinden gelebilmek için AB bir araç olarak çeşitli stratejiler, programlar, planlar ve belgeler geliştirmiştir. AB'nin terörle mücadele politikalarındaki temel araçlarından biri ise, Europol tarafından 2007 yılından itibaren yayımlanan "Terörizm Durum ve Eğilim Raporları (TE-SAT Raporları)" olmuştur. Bu Yüksek Lisans Tezinin amacı, AB'nin terörizme bakış açısını TE-SAT Raporları çerçevesinde ortaya koymaktır. Bu Raporlar, AB'nin yıllık terörizm durumunu ve eğilimlerini göstermek için AB üye devletleri ve diğer ilgili aktörler tarafından sağlanan nitel ve nicel verilerden oluşmaktadır. Bu Raporlar'ın terörle mücadeledeki kilit rolü, Europol'ün AB'nin terörle mücadele politikaları özelindeki iş birliği ve koordinasyon işlevini yansıtmasıdır.

Avrupa BirliğiAvrupa güvenlik sistemiGüvenlik+7
Burak Adıyaman
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Terör örgütlerinin algı yönetimi faaliyetleri, PKK örneği

Türkiye'de terörizm uzun yıllar ülke gündemini meşgul etmiş ve halen de etmektedir. Ülke enerjisini terörizme harcayarak siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik alanda hedeflerinin gerisinde kalmıştır. Türkiye'nin terörle mücadelesi güvenlik boyutunda etkili düzeydedir ancak terörle mücadelede çok boyutlu ve etkin mücadeleyi sürekli kılamaması nedeniyle terör, Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri olmaya devam etmektedir. Terörizmin değişen dünya şartlarına göre nasıl bir değişim ve dönüşüm geçirdiği, iletişim ve teknolojiden yararlanma kabiliyetleri, propaganda ve algı yönetimi faaliyetlerini kullanma biçimleri ele alınmıştır. PKK/KCK Terör örgütü özelinde terörizmin psikolojik boyutu ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışmada PKK/KCK Terör örgütü hakkında temel bilgilere yer verilmiş, ayrıntılara girilmemiştir. PKK/KCK Terör örgütünün propaganda ve algı yönetimi faaliyetlerindeki amacı, stratejileri, araç ve yöntemleri ele alınmıştır. Nitel ve Nicel araştırma yöntemleri ile ikincil kaynaklardan yararlanılmıştır. PKK/KCK Terör örgütü ile ilgili olarak alan çalışmalarından örnek olay/durum/tutumlarla, algı yönetimi faaliyetlerinin toplumsal hayata yansımaları ele alınmıştır. Anahtar kelimeler: Pkk, Terör, Propaganda, Algı Yönetimi

Algı yönetimiPKKPropaganda+5
Hilmi Telci
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

50 yıllık iç savaştan barış görüşmelerine giden mücadele: FARC ve Kolombiya örneği

Terörizmle mücadele içerisinde olan devletler, Soğuk Savaş döneminin bitimine kadar mücadele yöntemi olarak çoğunlukla askeri unsurlara odaklanmışlardır ve terörizme etki eden diğer unsurları görmezden gelmişlerdir. Bu nedenle terörizmle mücadele konusunda başarıya ulaşmada zorlanmışlardır. Diğer bir ifadeyle, terörizmle mücadelede başarıya ulaşılabilmesi için halk-askeri mücadele-siyasi iradenin birlikte uyum içerisinde çalışması gerektiğinin göz ardı edilmesi Kolombiya örneğinde olduğu gibi diğer pek çok ülkede de terör sorunun yıllarca sonlandırılamamasına neden olmuştur. Bu çalışma içerisinde öncelikle savaş ve güvenlik kavramları tanımsal olarak ele alındıktan sonra tezin teorik yapısını oluşturmak adına kuramsal olarak savaşın değişen yapısı, özellikle Soğuk Savaş dönemi ve sonrası dönem içerisinde değişen güvenlik ve tehdit algısı incelenecektir. Daha sonra ise terör, gerilla, azınlık konularına yönelik genel bir çerçeve çizilecek olup, Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri(FARC) ve Kolombiya örneğinde yaklaşık 50 yıldır süren iç çatışma sürecini ve Kolombiya'nın bu örgütle olan mücadelesine odaklanılarak hem çatışma sürecini hem de son dönemde başlayan barış görüşmelerini etkileyen faktörler incelenecektir. Bu çerçevede, hem devlet başkanlarının rolü gibi iç faktörlerin hem de uluslararası örgütler ve diğer devletler gibi dış faktörlerin Kolombiya ve FARC arasında süren bu çatışmaya ve son dönem barış görüşmelerine ne derece etki ettiği konusu incelenecektir. Kolombiya'da 1600'lü yıllarda ortaya çıkan ayrımcılık, ötekileştirme sorununun 1900'lere gelindiğinde öncelikle siyasi yaşamın sonrasında ise sosyal ve ekonomik hayatın istikrarsız bir hal almasına ve bunların neticesinde terör sorunun ortaya çıkmasına ortam hazırladığı fakat bu sorunun çözüm süreçlerinde hem iç hem de dış faktörlerin önemli rol oynadığı savunulabilir. İç faktör olarak, yönetime gelen devlet adamlarının çatışma sürecinin sonlandırılması adına ilk başlarda izlediği sadece askeri unsurlarla ülke içindeki sorunları sonlandırma çalışmaları FARC'ın ortaya çıkmasına neden olduğu gibi, son dönemde çatışma sürecini sonlandırma adına anayasal çalışmalar gibi daha demokratik çözüm yollarının devlet adamlarınca tercih edilmesi bugünkü barış görüşmelerine gelinmesi hususunda önemli katkı sağlamıştır. Dış faktör olarak ise, küreselleşen dünya nedeniyle hem çatışma sürecinin ortaya çıkması ve devam etmesi hem de çözüm sürecinin başarılı şekilde devamı için sadece uluslararası sisteme egemen olan devletler değil aynı zamanda bölge devletleri de bu sorunun çözümünde önemli unsur oluşturmaktadır. Buna ek olarak uluslararası örgütler ve devletler Soğuk Savaş sonrası değişen güvenlik algısı ve yeni tehdit unsurları karşısında, var olan çatışma sürecinin sonlanmasına ve barış görüşmeleri sürecinin kesintisiz olarak devamında ve de kalıcı barışın oluşması adına önemli bir unsur olarak görülmektedir.

BarışFARCKolombiya+6
Ömer Gedik
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

IŞİD Terör Örgütü'nün Türkiye'ye yönelik propaganda faaliyetleri ve yabancı teröristler

Günümüzde kavramsal olarak tanım sorunu yaşayan terörizmin varlığını devam ettirebilmesi adına yaşadığımız yüzyıla özgü bir takım yöntemler belirlediği dikkat çekmektedir. Özellikle bilgi teknolojileri çağında yaşadığımız düşünüldüğünde İslami referanslı radikal terör örgütlerinin gelişen teknolojiyle birlikte etkinlik alanlarını sanal ortamlara taşıdıklarını görmekteyiz. İşte bu bağlamda IŞİD'in dijital dünyayı Türkiye merkezli propagandasını oluşturması bakımından nasıl kullandığına dikkat etmek gerekmektedir. Çünkü terör örgütlerine insan kaynağı akışını sağlayan temel argüman propagandadır. Günlük hayatta sıkça kullandığımız sosyal medya bir zaman sonra terör örgütlerinin elinde çok tehlikeli bir silah haline dönüşebilmektedir. Bu bağlamda örgütün Türkiye propagandasını internet ortamında yayınladığı ve içeriğini modern kültür kodlarına göre dizayn ettiği 7 sayılık dijital Konstantiniyye Dergisi oluşturmaktadır. Örgütün dergi içeriğinde referans aldığı temel İslami kavramlardan olan cihat, hicret, şehitlik düşünüldüğünde karşımızda selefi ideolojinin yansımalarıyla sistematize olmuş bir terör örgütünün yer aldığını söylemek yanlış olmaz. Bütün bunların yanında örgütün önemli bir seviyede insan kaynağını oluşturan yabancı teröristlerin radikalleşme süreçleri üzerinde de bu propaganda yönteminin son derece önemli olduğu söylenebilir. Sorunun doğru analiz edilerek çözümün de bu bağlamda geliştirilmesi tıpkı çilingir misali kilidin yapısına uygun anahtar üretilmesi bakımından önemlidir.

IŞİDKonstantiniyye dergisiPropaganda+7
Özkan Dede
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

PKK'nın hâkimiyet stratejisinde şiddet kullanımı

Terör ve terörizm genel olarak baskı ve korku ile güvensizlik atmosferi oluşturarak halkı siyasi otoriteyekarşı caydırmaya çalışmaktır. Bu güvensizlik ortamında hem açık amaçlarını hem de gizli amaçlarına ulaşabilmek için şiddet kullanımını tercih eden bu tip illegal organizasyonlar hem halka hem de siyasi otoriteye karşı bu yöntemi kullanmaktadır. Bu açıdan bakıldığı zaman Türkiye Cumhuriyeti'nin uzun yıllardır karşı karşıya kaldığı terörizm faaliyetleri birçok olumsuz sonuçlara sebep olmuştur. Terör örgütü PKK'nın Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik yapısını, birlik beraberliğini, ekonomisini ve huzur ortamını hedef alan birçok eylemi olmuştur. Örgüt zaman içerisinde bu tür terör eylemlerini gerçekleştirerek silahlı mücadelenin yanında siyasallaşma çabasının da olduğugörülmektedir. Örgüt silahlı eylemler ve baskılar neticesinde baskı altında tuttuğu bölge halkının desteğini alarak siyasi anlamda amaçlarına ulaşmaya hedeflemiştir. Terör örgütü bu siyasallaşma sürecinde ortaya çıktığı coğrafyanın etnik anlamda temsilcisi olduğunu öne sürerek Kürt kökenli vatandaşları etkisi altına almaya çalışmıştır.

BiyoterörEgemenlikPKK+5
Mahmut Arslan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin 2015-2020 yılları arasında Suriye'nin kuzeyine gerçekleştirdiği askeri operasyonların kuvvet kullanma hukuku bağlamında değerlendirilmesi

Küreselleşen dünyada birçok yeni tehdit ortaya çıkarken eski tehditler de etkisini artırarak devletler için bir sorun olmaya devam etmektedir. Güncel dünya düzeninin ve uluslararası siyasetin en sarsıcı tehditlerinden olan uluslararası terörizm, hem devletler hem de bireyler için tehdit düzeyini giderek artıran bir sorundur. Devletler, uluslararası örgütler ve diğer aktörler uluslararası terörizmle etkin yollar aracılığıyla mücadele etmektedir. Özellikle devletler, hem tek başlarına bir aktör olarak hem de uluslararası örgütler aracılığıyla uluslararası terörizmle birlikte mücadele etmektedirler. Terörizm kavramının ortak bir tanımı dahi yapılamamışken terörizmle mücadele konusunda aktörlerin de doğal olarak farklı fikirleri mevcuttur. Devletler uluslararası terörizmle mücadelede egemenliklerini, vatandaşlarını ve topraklarını korumak için askeri operasyonlar gerçekleştirmekte ve bunu hukuki gerekçelere dayandırmaktadırlar. Zira bir devletin uluslararası arenada gerçekleştirdiği tüm faaliyetlerin temelinde hukuka uygunluk yatmaktadır. Bu bağlamda kuvvet kullanma hukukunun tartışmalı doğası da incelenmesi gereken diğer bir önemli konu olarak öne çıkmaktadır. Bu nedenle devletlerin gerçekleştirdiği sınır ötesi askeri operasyonların hukuki zeminleri de kuvvet kullanma hukuku bağlamında incelenmelidir. Bu hususta terörizmle mücadele kapsamında askeri harekât gerçekleştiren ülkelerden biri olan Türkiye, Suriye'nin kuzeyine beş askeri operasyon gerçekleştirmiştir. Bu kapsamda Türkiye'nin, Suriye'nin kuzeyine gerçekleştirdiği beş askeri operasyonun hukuki zeminlerinin araştırılması bu tezin temelini oluşturmaktadır. Tezin Türkiye'nin gerçekleştirdiği bu beş askeri operasyonun hukuki zeminine katkı sunması amaçlanmaktadır. Gerçekleştirilen bu beş operasyonun kuvvet kullanma hukuku bağlamında değerlendirilmesi ve operasyonların hukuki zeminlerinin araştırılması Türkiye'nin gelecekte uluslararası arenadaki faaliyetlerine de katkı sağlayacaktır.

Askeri harekatlarKuvvet kullanmaKuzey Suriye+7
Simay Sultan Doğan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Terörün dönemsellik bağlamında trendleri: PKK örneği

Tarihsel süreçte güvenlik terimine farklı anlamlar yüklenildiğini görmekteyiz. Günümüzde ise küreselleşmenin de etkisiyle kavramın yeni çeşitleriyle karşılaşmaktayız. Bu kavramın değişmesinin yanında terör unsurlarının da değiştiğini yeni yöntemler geliştirerek taktik değişikliğine gittikleri ortadadır. Tabi bu taktik değişikliğine karşı, devletlerin buna nasıl karşılık verdiği, klasik yöntemlerle mi yoksa Türkiye'nin de yaptığı gibi yeni yöntemlerle mi mücadele verdiği önemlidir. Çalışmada PKK'nın Türkiye'nin güvenliğinin bozulmasında bir paravan olarak nasıl kullanıldığını araştırarak; Türkiye'de ki hangi gelişmelerin PKK'nın kullanılmasına sebep olduğu araştırılmıştır. İç güvenlikle birlikte ülke güvenliğine de olumsuz sonuçları sebep olan PKK'yı, PKK'yla mücadelede değişen, yerlileşen ve millileşen silah envanteriyle birlikte konsept; sorunun arkasındaki asıl amacın devletin güvenliğinin ve bekasının hedef alındığı araştırılmıştır. PKK'nın, Türkiye'nin ulusal ve bölgesel alanda daha etkin ve bağımsız kararlar alan bir devlet olmasının engellenmesinde kullanıldığı ortaya konulmuş olup, konu dünya konjonktürüyle birlikte incelenmiştir. Anahtar kelimeler: PKK/KCK, Proje Örgüt PKK, PYD/YPG, PKK'ya Verilen Dış Destek

DönemselleştirmeKürtlerPKK+5
Ali Yıldırımoğlu
Hasan Kalyoncu University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadele: Basel Anti-Para Aklama (AML) Endeksi çerçevesinde bir değerlendirme

Küreselleşme, hızlı gelişen ve değişen finans piyasası, teknolojik ilerlemeler yeni aklama türlerini ortaya çıkarmış, suç örgütleri her geçen gün faaliyetlerini arttırarak toplumları ve ülkeleri tehdit eder boyutlara gelmiştir. Bu durum ülkelerin ekonomik istikrarsızlıklarının yanında; yozlaşma, yolsuzluk, adaleti sağlayamama, kaynakların etkin kullanılamaması ve gelir adaletsizliğine de neden olarak ülkelerin kalkınmasında büyük engel teşkil etmektedir. Günümüzde genel olarak ortaya koyulan çalışmalar ve gündeme gelen konular kara para aklama ve terörizmin finansmanının sadece ekonomik bir konu olmadığını göstermektedir. Bu nedenle aklama ve terörizmin finansmanı ile mücadelede ekonomik olarak alınacak önlemlerin yanında hukuk, özgürlük, şeffaflık, yolsuzluk gibi konularda da önlemler alınarak mücadelenin yürütülmesi beklenmektedir.

FinansmanKara paraKara para aklama+3
Yusuf Yeşilkaya
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
10
Master'sOpen AccessTR

Terörle mücadele bağlamında barış anlaşması ve askeri güç kullanımı çözümleri analizi: FARC-LTTE örnekleri

Terörizm, genel itibariyle devletlerin iç güvenliğini tehdit eden bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Terör sorunu ile karşı kaşıya kalan ülkeler, bu sorunu öncelikle askeri yöntemlerle çözmeye çalışmaktadırlar. Askeri yöntemlerin yanında terör sorununu çözmek için müzakere yöntemini uygulayan ülkelerde kullanılmaktadır. Terörle mücadeledeki en önemli kırılma noktası 11 Eylül terör saldırılarıdır. 11 Eylül, terörle mücadelede dünyada terör karşıtı bir yapının oluşmasına neden olmuştur. Kolombiya ve Sri Lanka devletleri, terörle mücadelede kendi çözüm yöntemlerini uygulamış iki devlet olarak ön plana çıkmaktadır. İki ülkede öncelikli olarak terör sorununu çözmek için müzakere yöntemini denemişlerdir. Fakat müzakere yöntemi iki ülke için aynı sonucu vermemiştir. İki ülkenin şartları ve sürece etki eden faktörler bu ülkeleri farklı yöntemlere yöneltmiştir. Kolombiya ve FARC müzakereler sonunda barış anlaşması imzalamıştır. Anlaşma ile FARC silah bırakmış ve siyasal hayata katılmıştır. Barış anlaşması aynı sorunu yaşayan ülkeler için barış adına umut olmuştur. Sri Lanka hükümeti, Tamil Kaplanlarını silahlı mücadele sonunda tasfiye etmiştir. "Sri Lanka Modeli" olarak adlandıran bu model terörle mücadelede örnek oluşturmuştur. Sri Lanka Modeli beraberinde insan hakları ihlalleri tartışmalarını da getirmiştir. Tamil Kaplanları sona ermiş fakat Tamil sorunu çözülememiştir. Terörizmle mücadelede kalıcı barış için sorunun kaynağı bilinmelidir. Sorunun kaynağı ortadan kaldırılmazsa terörün tekrarlanma olasılığı bulunmaktadır. Bu tez, seçilen vakaların karşılaştırmalı analizini yapmaktadır. Ayrıca Tamil Kaplanları ve FARC sorununun çözüm metotları ve sonuçlarına odaklanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Terörizm, Savaş, Barış, FARC, LTTE, Etnik Çatışma

Etnik çatışmalarFARCGüç kullanımı+7
Emin Arslan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Terör, PKK ve dış destek

Özellikle 2.dünya savaşından sonra dünya dengelerindeki değişim ve uluslar arası ilişkilerde farklılaşmalar sıcak savaşların yerini soğuk savaşlara bırakmasına neden oldu. Soğuk savaşın gereği olarak ortaya çıkan psikolojik savaş ve bu savaşın vazgeçilmez unsuru, düşük yoğunluktaki çatışmalar, Amerika' ya yapılan saldırı ile ?Küresel Terör? şeklini aldı. Bu gün Terörizm tüm devletler, etnik yapılar ve toplumun tamamını tehtid eden çok önemli bir sorundur. Türkiye' de Terörün sebebi içinde bulunduğu koşullardan kaynaklanmaktadır ve dışarıdan desteklenmektedir. Bu çalışma Kürdistan işçi partisi (PKK) Terör örgütünün düşüncelerini, örgütsel yapısını ve siyasal şiddet stratejisini inceleyecektir. Kürt milliyetçiliğinin üzerine oturduğu, sosyal, ekonomik ve siyasi faktörler bağlamında son dönemde bu fikir sahipleri PKK Terör örgütünün ve uluslar arası güçlerle ilişkilerini de göz önüne alarak Tarihsel süreci anlatılmaktadır.

Dış destekKürtlerPKK+6
İhsan Bozkurt
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Siber güvenlik ve terörizmin evrilişi: Türkiye üzerine etkileri

Günümüzde siber ortamda yapılan eylem ve saldırılar sonucunda ortaya çıkan büyük zararlar, siber güvenliğin önemini artırmaktadır. Siber alanda sadece terör örgütleri değil, devletlerde bu alanda faaliyet yürütmektedirler. Siber ortamda devletlerin önemli kritik altyapılarına yapılan saldırılar ile büyük maddi kayıplar ve toplumsal alanda huzursuzluk ve korku yayarak çöküntüler hedef alınmaktadır. Bu faktörler, önümüzdeki dönemde devletler arasında yaşanacak savaşlar ve mücadelelerin siber ortamda oluşmasına neden olacaktır. Klasik Uluslararası İlişkiler, reel dünyayı ve bu dünyadaki ilişkileri incelemekte olup, siber alan ve bu alandaki uluslararası ilişkiler genel olarak gözardı edilmektedir. Bu maksatla, bu çalışmada temel olarak siber alan ve bu alandaki faaliyetlerin önemi anlatılmaktadır. Siber alandaki gelişmeler uluslararası ilişkilere farklı bir yönden bakılmasını sağlayacaktır. Bu çalışmanın ilk bölümünde, güvenlik kavramı ve dönüşümü, siber alan, siber terörizm ve siber savaş ile ilgili kavramsal bilgiler anlatıldıktan sonra, ikinci bölümde siber terörizm ve güvenlik unsurları, üçüncü bölümde siber alanda kullanılan siber silah türleri örneklerle açıklanmakta olup, dördüncü bölümde ise siber terörizmle mücadele ve alınacak tedbirler ile Türkiye'nin siber güvenlik politikaları değerlendirilmektedir. Anahtar Sözcükler: Siber Alan, Siber Güvenlik, Siber Terörizm, Siber Saldırı, Siber Savaş, Küreselleşme.

Siber güvenlikSiber saldırıSiber savaş+3
Dilaver Gedik
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası bir terör örgütü olarak PKK ve Türkiye'nin mücadele politikaları üzerinden bir inceleme

Terörizm, geçmişten günümüze kadar varlığını sürdürerek devam etmiştir. Terör örgütleri kendi ideolojilerini ve varlıklarını kabul ettirmek için bir mücadele içerisine girmişler ve devletleşme amacı gütmüşlerdir. Dünya'nın kuruluşundan bu yana terör örgütleri farklı ülkelerde, farklı isimler altında terör eylemlerini günümüze kadar sürdürmelerine rağmen, 11 Eylül 2001'de ABD'de ki ikiz kulelere yapılan saldırılardan sonra uluslararası terörizme bakış açısı farklı boyutlara ulaşmıştır. Dünya üzerinde ki teknolojik gelişmelerin sürekli ilerleyerek devam etmesi, terörizm ile mücadele etmenin ve işbirliği olmadan bir ülkenin bu konuda başarıya ulaşmasının zorluklarını gözler önüne sermiştir. Terör örgütleri gelişen teknolojik ilerlemeler ekseninde kendilerini yenilemişler ve daha farklı ve daha etkili terör saldırıları düzenlemeye başlamışlardır. Bu ve daha birçok nedenlerden dolayı,terörizm ile mücadele de uluslararası işbirliğinin zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Türkiye, otuz yıldan uzun bir süredir çeşitli terör örgütlerinin saldırılarına uğramış ve bu saldırılar günümüze kadar devam ederek gelmiştir. Türkiye üzerine terör saldırıları düzenleyen örgütlerinin başında PKK gelmektedir. Türkiye'nin konumu itibari ile dünya üzerinde stratejik bir noktada bulunması, bu saldırıların temel kaynağını oluşturmuştur. Türkiye gelişen teknolojisi ve ekonomisi çerçevesinde, terörizmle yapılan mücadele de daha güçlü bir duruma gelmiştir. Son zamanlarda teröre karşı daha etkili sonuçlar alınmaya başlanmış ve PKK terör örgütüne akan finansın önü büyük ölçüde kesilmeye başlanmış ve aynı zamanda askeri önemli operasyonlarda etkisini göstermeye başlamıştır. Çalışma, ulusal ve uluslararası bir sorun olan terörizm kavramını, terör örgütlerinin yapısını, finans kaynaklarını, devletleşme çalışma ve girişimlerini, PKK terör örgütünün Türkiye'de yaptığı terör eylemlerini, terörizm ile mücadelede neler yapılabileceğini değerlendirmektedir.

PKKTerör örgütleriTerörizm+2
Gökmen Erdem
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Terör kaynaklı iç göç: Nusaybin'den Mardin'e göç edenler üzerine bir araştırma

PKK terör örgütünün çatışma ortamını kırsaldan kentlere taşıması hem toplum hem de kamu güvenliği açısından tehlike arz etmiştir. Bu dönemde can ve mal güvenliği kalmayan, yaşam imkânları kısıtlanan insanlar göç etmek mecburiyetinde kalmışlardır. Hendek/barikat eylemleri nedeniyle yaşanan göç her ne kadar can güvenliği tehlikesini ortadan kaldırmış olsa da, aslında farklı birçok probleminde ortaya çıkmasına neden olmuştur. Çalışma, hendek/barikat eylemleri nedeniyle göç etmek zorunda kalan insanların yaşadıklarını ve hissettiklerini sosyolojik açıdan anlamayı ve açıklamayı amaçlamaktadır. Hendek/barikat eylemleri nedeniyle göç etmek zorunda kalan insanların yaşadıklarına ışık tutmayı amaçlayan bu çalışma, olaylar nedeniyle Nusaybin'den Mardin'e göç edenler arasından 380 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Bu 380 kişiye 67 sorudan oluşan bir anket formu uygulanmıştır. Çalışma neticesinde elde edilen görüşme verileri de ayrıca değerlendirmeye alınmıştır. Çalışma sonucunda, göç etmek zorunda kalan insanların maddi-manevi yönden, konut bulma açısından ve psikolojik bakımdan ciddi anlamda çok büyük sorunlar yaşadıkları bulgularına ulaşılmıştır. Göç edenlerin, genel anlamda yaşananların sorumlusu olarak PKK terör örgütünü gördükleri saptanmıştır. Yaşanan olayların kişilerin gerek siyasi görüşlerinde, gerek hayata bakış açılarında, gerek yaşam standartlarında kısacası hayatlarının birçok alanında büyük değişikliklerin yaşanmasına neden olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca göç edenlerin büyük çoğunluğunun, çatışmalar sona erdiğinde ve yaşam koşulları normale döndüğünde eski yerleşim yerlerine geri dönmek istediği anlaşılmıştır.

DışlanmışlıkGöçlerMardin+7
Murat Sarı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Dini terör çerçevesinde El-Kaide'nin yeri ve uluslararası eylemlerinin değerlendirilmesi

El-Kaide, eylemleri ve yapılanma stratejisiyle terörizm tarihinde yeni bir çağ başlatmıştır. El-Kaide'nin etkilerinin ilerleyen zamanlarda da insanoğlunun sorunlarından biri olarak devam edeceği değerlendirilmektedir. Devletler, bu etkiyi azaltmak için terörizmle mücadele etmenin temel taşları olan Uluslararası Hukuk kurallarını ve Uluslararası Yargı organlarını oluşturmalıdır.Çalışmamızda; Terörizm her hangi bir dinden kaynaklanır mı? El-Kaide militanları dini görevlerini mi yapmaktadır? Vehhabilik mezhebi terörün kaynağımıdır? El-Kaide eylemleri sonucu ne hedeflemektedir? Sorularına cevap aranmıştır.Din terör bağıntısının net olarak ortaya konması için tarihte din adına terör uyguladığını iddia eden örgütler incelenmiştir.El-Kaide'nin; Vehhabilik mezhebi üzerinden İslam dini ile olan bağlantısını ortaya koymak amacıyla ideologlarının iddiaları Ayet ve Hadislerle karşılaştırılmıştır.Sonuçta; Tarihte, pek çok grubun, tek Tanrılı ve çok Tanrılı dinler adına terörizm stratejisini uyguladığı tespit edilmiştir. Ancak bütüncül bakıldığında ve bu dinlerin takipçilerinden çok azının terör faaliyetlerinde bulunduğu değerlendirildiğinde hiçbir dinin terörizme kaynaklık ettiğinin iddia edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.İslam dini ve Vehhabilik mezhebi ile El-Kaide bağlantısı incelendiğinde; Örgütün pek çok iddiasının Ayet ve Hadislerle çelişmesi ayrıca milyarlara ulaşan inanan arasında terörist faaliyetlerde bulunanların sayısının çok düşük olması nedeniyle aralarında doğrudan bir bağın olmadığı anlaşılmıştır.Son olarak örgütün; eylemleriyle maddi zarar peşinde olmadığı, amacının batı toplumu ile Müslüman dünyayı karşı karşıya getirmek olduğu sonucuna varılmıştır.

DinDini çatışmalarEl Kaide+6
Osman Şen
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan güvenliği ve terörizm

Güvenlik, uluslararası ilişkiler disiplininin en temel kavramlarından biridir. Bununla birlikte güvenlik kavramının ne olduğuna ilişkin üzerinde uzlaşı sağlanan bir tanım yapılabilmiş değildir. İnsan güvenliği, insanı ve insan onurunu tüm düşüncelerin merkezine oturtmaktadır. İnsan güvenliği kavramı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın 1994 İnsani Kalkınma Raporu sayesinde kurumsallaşmış ve korkudan arınma, yoksulluktan arınma ve onurlu yaşama özgürlüğü bileşenleri etrafında şekillenmiştir. Rapor, insan güvenliğinin 7 ayrı unsurunu listelemiştir: Ekonomik güvenlik (gelir sigortası), gıda güvenliği (gıdadan fiziksel ve ekonomik faydalanma imkânı), sağlık güvenliği (salgın hastalıklardan korunma), çevre güvenliği (hijyenik su kaynağı, temiz hava ve bozulmamış toprak sisteminden faydalanma imkânı), birey güvenliği (fiziki şiddet ve tehditlerden korunma), toplum güvenliği (kültürel benliğin/kimliğin güvenliği) ve siyasi güvenlik (insanın temel hak ve özgürlüklerinin korunması). Terörizm, öncelikli olarak bireyleri, dolayısıyla insan güvenliğini hedef alan bir tehdittir. Doğası gereği terörizmi tanımlamak güçtür. Terörizm sözcüğü, tanımını tartışmasız zorlaştıran duygusal, kültürel ve siyasal ilişkilerle doludur. "Birinin teröristi, diğerinin özgürlük savaşçısıdır." söylevi hâlen geçerliliğini korumaktadır. Terörizm siyasal hedeflerine ulaşmak için şiddete başvurur. Anarşizm ile aynı olarak düşünülebilse de her ikisi de çok farklı kavramlardır. Anarşizm bir ideoloji iken, terörizmin bir ideolojisi yoktur. İdeoloji sadece terörizm unsurlarından birisidir. ABD'ye yönelik 11 Eylül saldırıları, terörizm ve tarihinde yeni bir sayfa açmıştır. Bu çalışmada, insan güvenliği ve terörizm kavramları detaylı olarak açıklanmıştır. Anahtar Sözcükler: İnsan Güvenliği, Güvenlik Genişlemesi, Terörizm, Terörle Mücadele Çelişkisi, Güvenlik-Özgürlük İkilemi.

GüvenlikTerörTerörizm+5
Duygu Çağla Bayram
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Terörizme karşı uluslararası hukuk bağlamında alınan tedbirlerin incelenmesi

Bu çalışma uluslararası alanda küreselleşme vasıtasıyla hızla şekil değiştiren, devletler arası mücadelede asimetrik bir güç haline gelen terör ve terörizm kavramının, hukuki bir perspektiften ele alınıp irdelenmesiyle birlikte tespit ve çözüm ortaya koymaya çalışmıştır. Tezin amacı terör tarihi açısından hukuki bir çerçevede tanımlama yapılamamasının nedenleri ile birlikte, ortaya bir tanım konması nihayetinde çerçeve bir kararla yaptırımların ortak bir platformda hukuka uygun şekilde oluşturulması konusunu irdelemektir. Çalışmanın ilk bölümünde terörün, insanlık tarihi kadar eski oluşu, yılların değişkenliği ve nihayetinde evrim geçirmesi ile dünya genelinde şiddetini her dönem giderek artması sonucunda ortaya çıkan sorunlara değinilecek akabinde terör konusunun başında gelen tanım sorununa hukuki ve doktrinsel açıdan irdelenmeye başlanacaktır. Ardından terör ve terörizmin hangi amaç doğrultusunda yapıldığı sorusuna cevap aranırken uluslararası arenada terörizmin değişimi ile yeni terörizm olgusu ele alınacaktır. İkinci bölümde terör olaylarının yayılmasını hızlandıran ilk etmen olan küreselleşme olgusunun doktrinsel olarak ele alınacak ve tarihi gelişimi açısından incelenecektir. Küreselleşmenin çevre ülkeler açısından gelişmelerine yardımcı olan bir kavram mı olduğu yoksa üzerilerinde baskı kuran hegemonik bir kavrama mı dönüştüğü konusu ile bu süreç sonucunda kurulan düzenin küresel terörizme nasıl yol açtığı ve bunu hangi etmenlerle başardığı konusu incelenecektir. Üçüncü bölümde terörle mücadele konusunda uluslararası alanda hukuki incelemeler yapılarak bu bağlamda hukukun yetersiz kaldığı yerler tespit edilip küresel terörle mücadele de hukuki işbirliğinin önemi konusu vurgulanacaktır.

GüvenlikGüvenlik politikalarıGüvenlik önlemleri+6
Ferdi Tayfur Güçyetmez
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası Hukukta suçluların iadesi ve siyasi suç istisnasının uluslararası terörizmle mücadeledeki etkisi

Uluslararası Hukukta Suçluların ?adesi ve Siyasi Suç ?stisnasının Uluslararası Terörizmle Mücadeledeki EtkisiTerörizmle mücadelede önemli bir unsur olarak algılanan siyasi suç istisnasının ve suçluların iadesi kurumunun incelenmesi tezin konusunu olu?turmaktadır.Tezin amacı, uluslararası terörizm suçlarını siyasal suç saymak, bu suçları i?leyenlere siyasal sığınma hakkı vermek veya onları iade etmemek hususlarının uluslararası terörizmle mücadeleyi hangi ölçüde ve ne yönde etkilediğini irdelemektir.Son zamanlarda özellikle yurt dı?ına kaçan terör suçlularının ülkemize getirilmesi yönündeki çabalar ve bu konuda kar?ıla?ılan güçlükler ülke gündemini sıklıkla me?gul etmeye ba?lamı?, bunların terör suçlusu değil siyasi suçlu olarak kabul edilmesi, yargılanmak üzere iade edilmemesi yada hiç yargılanmadan cezasız kalmaları kamu vicdanını rahatsız etmi?tir. Bunun dı?ında konu hukuki boyutuyla hiç ele alınmamı?tır.Hazırladığımız tez neticesinde kısaca ?unları söyleyebiliriz. Dünyanın hızla globalle?mesine rağmen, hukuki yaptırım gücünün münhasır devletlerin tekelinde ve sınırları içinde hapsedilmesi ba?ka bir ülkede bulunan sanığın yargılanmasını bulunduğu ülkenin takdirine bırakmaktadır. Ayrıca bu durum devletlere keyfi davranma fırsatı vermekte ve sadece bulundukları ülkeler için değil tüm dünya için tehlike arz eden teröristlere serbest kalma imkânı vermektedir.Ülkeler kısır çeki?me ve menfaatleri bir yana bırakıp siyasi suçluların iadesinde ortak bir bakı? açısı yakaladıkları takdirde terörizm ile daha etkin258mücadele edebileceklerdir. Terör suçluları Milletlerarası kurulacak bir mahkemede yada suç i?ledikleri ülkelerin mahkemesinde yargılanmalıdır. Suçun kanıtlanması husussu göz önüne alındığında suçlunun kendi ülkesinde yargılanması daha isabetli görünmektedir. Günümüzde global bir tehlike halini almı? olan uluslararası terörün önlenebilmesi, devletler arasında ?sıkı bir i?birliği? yapılması ile sağlanabilir. Bu nedenle, terör suçlarının önlenmesini sağlamak üzere, Devletlerarasında bilgi deği?imi, terörün önlenmesi konusundaki ?denenmi? mücadele yöntemlerinin? kar?ılıklı olarak öğrenilmesi ve görevlilerin eğitimi, ne kadar önemli ise suçluların iadeside en az onlar kadar belki daha da önemli bir husustur.Teröristlerin nereye giderlerse gitsinler yakalanıp suç i?ledikleri yerlere getirilip yargılanacaklarını, yâda en azından yakalandıkları yerlerde yargılanarak i?ledikleri terör suçlarının yanlarına kar kalmayacağını bilmelerinin terörizmin önlenmesinde çok etkili olacaktır.Anahtar Kelimeler1. Suçlu2. ?ade3. Terörizm4. Suçluların ?adesi5. Siyasi Suç

Siyasi suçlarSuçluların iadesiTerör+4
Kürşat Çevik
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası terörizmin egemenlik-otorite ilişkisi açısından analizi: Lübnan 1967-2006

Bu çalışmada, Lübnan'da egemen güç olarak devletin, otoritesini kuramayarak başarısız olması sonucunda ülkede oluşan otorite boşluğunun transnasyonel terörizmin yeşermesine meydan vererek, ülkede devlete meydan okuyan bir başka gücün; Hizbullah örgütünün çıkmasının analizi yapılmaktadır.Çalışma, üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümü, modern devletin oluşumuyla beraber ortaya çıkan egemenlik kuramları ve egemen devletin sahip olduğu otorite kavramı üzerinde teorik çalışmaları içermektedir. Bu bölümde, egemenliğin kurucusu Jean Bodin'in yanı sıra Thomas Hobbes, John Locke ve Jean Jacques Rousseau'nun egemenlik kuramlarına yer verilmiştir. Ardından, günümüz egemenlik tartışmaları ve tipolojik yaklaşımlar konu edilmiştir. Siyasal otorite ve toplumsal rıza ilişkisi güç, kuvvet ve düzen konularına değinilmiştir. Bu bölümde son olarak başarısız devletler ele alınmıştır. Devletlerin ülke içinde otorite kuramamalarının sonucunda başarısız olarak nitelendirilmeleri ve bu duruma yol açan nedenler ve sonuçta meydana gelen, tehdit niteliğinde ulusal ve uluslararası sorunlar ortaya konmuştur.Çalışmanın ikinci bölümü, Osmanlı devletinin idaresinden itibaren günümüze kadar Lübnan'ın siyasi tarihini içermektedir. Bu bölümde, Lübnan'da devletin otoritesini yitirmesi sonucu meydana gelen olaylar; farklı din ve mezhep grupları tarafından kurulan silahlı örgütler ve çatışmaları, iç savaş, ülkenin de facto bölünmesi, Suriye'nin ülkeye askeri ve siyasal açıdan müdahale etmesi, Filistin varlığının ülkedeki özerkliği, ülkenin İsrail-Filistin anlaşmazlığına müdahil edilmesi ve bölgede ve dünyada terörizm ihraç eden ülke konumuna gelinmesi ve sonunda Hizbullah'ın devlet içinde devlet pozisyonunu alması detaylı olarak anlatılmaktadır.Üçüncü ve son bölümde ise, başarısız devlet Lübnan'da terörist yapılanma, dini söylemle meşrulaştırılmış terörizm ekseninde ele alınarak Hizbullah örgütünün analizi yapılmıştır. Hizbullah örgütünün kuruluşu, Suriye ve İran ile ilişkileri, siyasallaşması ve Lübnan topraklarında İsrail ile savaşması ve ülke içinde geldiği konum, Lübnan devletinin otorite zafiyeti açısından ortaya konulmuştur.Anahtar Sözcükler: Uluslararası Terörizm, Egemenlik, Otorite, Lübnan, Hizbullah

EgemenlikHizbullahOtorite+1
Serpil Güdül
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Terörün küreselleşmesi ve AB'nin terörle mücadele politikasındaki dönüşüm

Bu tezin amacı; terörizm kavramının tanımlanması temelinde, özellikle günümüz itibariyle söz konusu olmaya başlayan ?küresel terörizm? olgusunun ele alınması ve değişen terörizm ve terörizmle mücadele algısı çerçevesinde, ?Avrupa Birliği'nin Terörle Mücadele Politikası?nın dönüşüm değişim sürecinin değerlendirilmesidir. Çalışmanın temel çıkış noktasını, terörizm ve terörizmle mücadelede farklılaşan ve öngörülen uluslararası politikalar ile özellikle 11 Eylül Saldırıları sonrasında, Avrupa Birliği'nin terörizmle mücadele konusunda gündeme getirdiği güvenlik politikalarıdır.Çalışma; özellikle 11 Eylül Saldırıları sonrasında, Avrupa Birliği'nin Terörle Mücadele Politikası'nda, bir anlamda köklü değişimlerin öngörüldüğü ve yaşandığı varsayımına dayanmakta ve öncelikli olarak da, bu varsayım doğrultusunda ?terör?, ?terörizm? ve ?küresel terörizm? kavramlarının açıklığa kavuşturulması adına değerlendirmelere yer vermektedir. Son Bölüm'de de; ?Terörün Avrupa'daki Tarihi?, ?Avrupa Ülkeleri ve Terörizmle Mücadele Politikaları?, ?Terörizmle Mücadele Politikası'nın İlk Dönemi (1970 ? 2001)?, ?2001 Sonrası Gerçekleşen ve Küresel Etkilere Sahip Terör Olayları ve Avrupa Birliği'nin Değişen Terörle Mücadele Politikası ? Türkiye İle İlişkiler? bağlamında ele alınmıştır.

Avrupa BirliğiKüreselleşmeTerör+3
Hasan Kasımoğlu
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Düşük yoğunlukta çatışma

AskerlikDüşük yogunluklu çatışmalarDüşük yogunluklu çatışmalar+4
Sadi Çaycı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1989
00
DoctorateOpen AccessTR

İnsan haklarının korunması bağlamında Avrupa Konseyi Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada Avrupa Konseyi Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesi ve Ek Protokol'ü insan haklarının korunması bağlamında değerlendirilmiştir. Çalışmanın kapsamı Avrupa Konseyi Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesi, Ek Protokol'ü ve İnsan Hakları ve Terörle Mücadele Hakkındaki İlkeler ile sınırlıdır. Çalışmanın birinci bölümünde genel olarak kavramsal çerçeve çizilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda çalışmanın birinci bölümünde terörün tanımı, tarihçesi ve dönüşüm etapları, özellikleri, nedenleri, çeşitleri ve mukayeseli hukukta terörle mücadele stratejisi konuları ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde Avrupa Konseyi Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesi ve Ek Protokol'ünde yer alan düzenlemeler ile Bakanlar Komitesi'nin İnsan Hakları ve Terörle Mücadele Hakkındaki İlkeler adlı kararı birlikte irdelenmiştir. İrdelemenin asıl amacı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları bağlamında Bakanlar Komitesi'nin kararında yer alan insan haklarına ilişkin ilkelerin Avrupa Konseyi Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesi ve Ek Protokol'ünde düzenlenip düzenlenmediğini tespit etmektir. Çalışmanın üçüncü bölümünde Avrupa Konseyi Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesi ve Ek Protokol'ündeki düzenlemeler insan hakları bağlamında irdelenmiştir. Çalışmanın sonuç bölümünde ise insan haklarının korunması bağlamında Avrupa Konseyi Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesi ve Ek Protokol'ündeki eksiklikler veya yetersizlikler tespit edilmiş ve bunlara ilişkin çözüm önerileri sunulmuştur. Böylece uluslararası ceza hukukunda insan haklarının korunması bağlamında terörle mücadeleye katkıda bulunulacağı öngörülmektedir. Anahtar Sözcükler Uluslararası Terörizm, Avrupa Konseyi Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesi, İnsan Hakları, Terörle Mücadele.

Avrupa insan hakları hukukuUluslararası terörizm
Burak Kaya
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Related subjects