Tarım politikaları

Bu konu başlığı altında 91 tez

DoktoraAçık ErişimTR

Avrupa Birliği Çiftlik Muhasebe Veri Ağı (FADN) sisteminin Türkiye'deki tarımsal işletmelerde uygulanabilmesi için model önerisi

Avrupa Birliği'nde Ortak Tarım Politikası' nın yürütülebilmesi için bir veri tabanının kurulması ihtiyacı 1965'li yıllarda hissedilmeye başlanmış ve bu amaçla, Avrupa Birliği Tarım Muhasebesi Veri Ağı (FADN) oluşturulmuştur. FADN, İngilizce'de Farm Accountancy Data Network (FADN) olarak ifade edilmektedir. Bu kavram Türkçe'ye Çiftlik Muhasebe Veri Ağı (ÇMVA) olarak tercüme edilmiştir. Türkiye'de Çiftlik Muhasebe Veri Ağı sistemi yıllar önce kurulmaya başlanmış ancak tam bir netice alınamamıştır. Oysa bu sistem Türkiye için önemlidir ve tarım politikalarının yönlendirilmesi için bu sistemin kurulması gerekmektedir. Günümüzde, Çiftlik Muhasebe Veri Ağı Sistemi konusunda Türkiye'de 12 pilot ilde kuruluş çalışmaları başlatılmış, ancak önceki çalışmalar gibi tam bir başarı elde edilemeden sekteye uğramaması için çalışmaların yürütülmesinin ve başarısının geniş bir işbirliği ve katılım gerektirdiği gözlenmiştir. Türkiye'de uygulanan muhasebe sisteminde FADN sisteminden elde edilen verilerin doğru kullanımı için değişime gidilebilir. Bu nedenle, tarıma özel bir muhasebe sistemi ihtiyacı doğabilir, diğer bir ifadeyle, bu çalışmada, belki de şu an uygulanmakta olan tekdüzen hesap planının değişime uğrayabileceği veya tamamen tarıma özel bir muhasebe sistemi kurulması gerekliliğinin yakın zamanda ihtiyaç olarak karşımıza çıkabileceği kanaatine varılmıştır. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için çiftçilerin kayıt tutma alışkanlığı edinmesi ve bu kayıtların uzmanlar veya muhasebeciler eliyle değerlendirilerek analiz ve değerlendirmeleri yapacak olan kurumlara iletilmesi gerekmektedir. Bu çalışma; FADN Sisteminin temel unsurları, FADN'nin Avrupa Birliği'ndeki tarım işletmelerinde uygulanışı, FADN sisteminde işletme seçimi, Avrupa Birliği'nde FADN uygulamaları, Türkiye'de uygulanan Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) ve yetersizlikleri, FADN Sisteminin Türkiye'ye Sağlayacağı Faydalar, FADN sisteminin uluslararası muhasebe standartları ve Türk vergi normları ile uyumluluk düzeyi, Çiftlik Muhasebe Veri Ağı (ÇMVA) kurulum modeli, modelin uygulanma süreçleri, modelin envanter işlemleri, modelin muhasebe işlemleri, FADN sistemi hesap planı, FADN sisteminin çıktıları ile masraf, maliyet, gelir ve brüt kâr ve Standart Çıktı (SO) hesaplama yöntemi, gerçek tarımsal işletmelerine ait mali tabloların hazırlanması konu başlıklarından oluşmaktadır.

Avrupa BirliğiMuhasebeMuhasebe+6
Teoman Akpınar
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de tütün pazarının ekonometrik analizi

Tütün, ülke ekonomisine katkısı açısından önem taşıması, üretiminde ve pazarlanmasında sorunların bulunması nedeniyle uzun dönemde geniş kapsamlı değerlendirlmesi gereken bir endüstri bitkisidir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de önemli bir endüstri bitkisi olan tütünün, ekim alanı, üretim, verim ve dış ticaretindeki mevcut durumunu ve değişimi ortaya koymak, tütün üretimine yönelik uygulanan tarım politikalarını incelemek, tütün ihracatını arttırıcı, ithalatı azaltıcı politika önerileri geliştirmektir. Çalışmada tütün pazarının 1980-2020 yılları arasındaki değişimi ele alınmıştır. Tütün pazarı kısmi denge analizi ile incelenmiş ve 2020 – 2025 yılları için üretim, tüketim ve dış ticaret verileri tahmin edilmiştir. Çalışmada ikincil verilerden yararlanılmış olup 1980-2020 yıllarını kapsayan zaman serileri kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre tütün üretim miktarının 2025 yılı iitibariyle 59 bin ton'a gerileyeceği buna karşılık tütün tüketim miktarının 105 bin ton'a ve ithalat miktarının 96 bin ton'a yükseleceği tahmin edilmiştir. Bununla birlikte tütün ihracat miktarında anlamlı bir değişim olmadığı gözlemlenmiştir. Tütün önemli bir endüstri ürünü olup sadece sigara imalatında değil birçok kozmetik ürünün imalatında da kullanılmaktadır. Ayrıca tütün önemli bir ihraç ürünüdür. Bu nedenle üretim tahminleri göz öünde bulundurularak ekiliş alanları yeniden planlanmalıdır. Mevcut kota sınırlaması %30'larda iken üretim ise %20'nın altında yapılmaktadır. Üretimin kota sınırlamasındaki orana ulaşabilmesi için çiftçiye mazot, gübre, ilaç gibi girdi desteği verilmeli ve sözleşmeli alımlardaki destekleyici politikaların genişleterek teşvik edilmelidir. Anahtar Kelimeler: Tütün Üretimi, Kısmi Denge Analizi, Tarım Politikaları

Kısmi denge analiziTarım politikalarıTütün ürünleri
Salih Çağlıyan
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'nin Avrupa Birliği ortak tarım politikasına entegrasyon süreci

Bir ülkede tarımsal yapılanma, yaşamsal faktörlerin temeli olan gıda ihtiyacının giderilmesi, giyim sektörüne katkı sağlaması ve sanayi platformunu doğrudan etkilemesi bakımdan büyük bir öneme sahiptir. Sanayileşmenin büyük ilerlemeler kaydetmesi ile birlikte, tarımsal girişimler yerine sanayi odaklı girişimler daha cazip hale gelse de, tarımsal faaliyetler önemini hiçbir zaman yitirmemiştir. Bu önemin uzun vadede karşılık bulması için de ülkeler, çeşitli tarımsal destekleme politikalarına entegre olacak bir süreç içerisinde kendilerine yer bulmaya çalışmıştır. Birçok ülkenin tarımsal alanlarının daha elverişli bir hale gelmesi için ulusal ve uluslararası çeşitli tarım politikaları meydana gelmiştir. Bu vesile ile özellikle Avrupa Birliği (AB) ortak tarım politikası içerisinde coğrafya avantajına sahip olan ülkelerin entegrasyon süreçleri söz konusu olabildiğinde, ilgili ülkelerdeki üretim hacimlerinin artması ve dışa bağımlılıkların azalması anlamında çok önemli kazanımları ortaya çıkacaktır. Günümüzde ise sürdürülebilir ve teknoloji odaklı girişimlerin yer aldığı görülmektedir. Ülkemizde uygulanan tarım politikaları belirlenirken de, geçmişteki tecrübelerden ders alınıp stratejik planların bu doğrultuda yapılması, Türkiye'nin geleceği açısından büyük önem arz etmektedir. Bu sebeple geniş bir perspektiften bakıldığında sürdürülebilir ve uygulanabilir politikaların yürürlüğe konması, Türkiye'nin AB'ye adaptasyon sürecini de kolaylaştıracaktır. Ancak Türkiye'nin AB tarım politikalarına dahil olabilmesi oldukça zorlu bir sürece işaret etmektedir. Çalışmada bu zorlu sürecin başarıyla gerçekleşebilmesi için detaylara, istatistiki veriler çerçevesinde işaret edilmeye çalışılmış ve bir dizi öneriler sunulmuştur.

Avrupa BirliğiAvrupa Birliği Ortak Çevre PolitikasıTarım+2
Fahri Karbuz
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de fındık üretimi ve dış ticaretinin ekonometrik analizi

Türkiye, uygun iklim ve toprak yapısı ile Dünya fındık üretiminde birinci sırada yer almaktadır. Türkiye'de fındık tarımının yapıldığı ana bölge Doğu Karadeniz bölgesidir. Ülke ekonomisi acısından son derece stratejik öneme sahip olan fındık Doğu Karadeniz bölgesinde yaşayan insanlar içinde başlıca geçim kaynağı olmuştur. Bu çalışmanın amacı önemli bir ihraç ürünü olan fındığın dikim alanı, üretim miktarı, verim ve dış ticaretindeki mevcut durumunu ve fındık üretiminde uygulanan tarım politikalarını incelemek, fındık sektöründe yaşanan sorunları ortaya koymak ve fındık piyasası ile ilgili politika önerileri geliştirmektir. Çalışmada zaman serileri analizinden yararlanılarak fındık piyasası incelenmiştir. Fındık pazarının 1990-2020 yılları arasındaki durumu incelenmiş ve 2021-2030 yılları arasındaki durumu tahmin edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre Türkiye'de 2020 yılında 734.537 hektar olan fındık dikim alanlarının 2030 yılında 935.512 hektar olacağı tahmin edilmiştir. Fındık veriminin 92,73 kg/da kadar yükseleceği, verim ve dikim alanına bağlı olarak üretim miktarımız 2030 yılında 867.593 ton olacağı öngörülmüştür. 2020 yılında 624.412 ton olarak gerçekleşen fındık ihracatının ise 2030 yılında 737.140 ton olması beklenmektedir. Çalışma sonucunda önümüzdeki yıllarda fındık arzındaki artışa karşılık ihracatın ve iç tüketimin yeteri kadar artış göstermemesi nedeniyle denge fazlasının ortaya çıkacağı tahmin edilmiş ve 2030 yılı itibariyle 11.867 ton stok olacağı tahmin edilmiştir. Stokların ülke ekonomisine katkı sağlayabilmesi için mevcut fındık işleme tesislerin kapasitelerinin arttırılması ve yeni girişimlere olanak verecek politikaların hayata geçirilmesi gerekmektedir. İşlenmiş ürünlerin Dünya pazarlarında kabul görmesi ve Türk fındığını bir Dünya markası olmasına yönelik çalışmalara öncelik tanınmalıdır. Anahtar Kelimeler: Fındık Üretimi, Tarım Politikası, Kısmı Denge Analizi, Zaman Serileri Analizi

DengeDış ticaretEkonometrik analiz+3
Seda Nur Ünver
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de tarım ürünlerinde biyoetanol üretiminin değerlendirilmesi

Günümüzde enerji kaynaklarına olan bakış açısı; dünya nüfusunun hızlı bir şekilde artması, hammadde maliyetlerindeki değişimler, küresel enerji talebinin önlenemez yükselişi ve bunlarla bağlantılı olarak sınırlı durumdaki fosil kaynak rezervlerinin azalması gibi nedenlerden dolayı her geçen gün değişmektedir. Son yıllarda etkileri ağırlaşan küresel ısınma, iklim değişikliği, sera gazı miktarı, çevre felaketleri vb. nedenlerle dünyanın ömrü hızla tükenmektedir. Bu etkilerin tehdit edici boyutlara ulaşmasıyla birlikte, fosil yakıtların yerine ikame edilebilen, küresel ısınmanın olumsuz etkilerini azaltmaya yardımcı olan ve yüksek oranda ısı tutabilme kabiliyetine sahip olan yenilenebilir enerji kaynakları, başka bir ifadeyle "çevre dostu" yakıtlar dünyanın gündemine girmiştir. Biyoyakıtlar, genellikle ülkelerin sahip oldukları yerli hammaddelerden elde edildiği için dışarıdan herhangi bir hammadde tedarikine ihtiyaç duyulmamaktadır. Biyoetanol üretiminde dünyada en çok tercih edilen hammadde ürünleri mısır, şeker kamışı, şeker pancarı ve buğdaydır. Türkiye'de ise biyoetanol üretim iznine sahip kuruluşlarda hammadde ürünü olarak şeker pancarı, buğday ve mısır kullanılmaktadır. Bu çalışmada, bahsedilen tarımsal ürünlerin hem dünyada hem de Türkiye'deki üretim, tüketim ve dış ticaret verileri incelenmiş ve elde edilen bulgular ışığında, hammadde olarak kullanımlarının tarım sektörü üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra Türkiye'de şeker pancarı, buğday ve mısırdan biyoetanol üretim maliyetleri, hem güncel hem de geçmiş yıllara ait ürün fiyat ve masrafları göz önüne alınarak hesaplanmıştır. Yapılan hesaplamalar sonucunda, 2022 yılında hammadde masraflarına göre biyoetanol üretim giderleri; şeker pancarında 2,65 TL/lt, mısırda 3,26 TL/lt ve buğdayda 5,10 TL/lt olarak hesaplanmıştır. Geçmiş yıllara ilişkin maliyet hesaplamalarında ise, bulunan cari fiyatlar deflatör uygulanarak reel fiyatlara çevrilmiştir. Çalışmada ayrıca, biyoetanol politikaları ve mevzuatına yer verilmiş, Türkiye için alternatif ve sürdürülebilir biyoenerji seçenekleri sunulmuş ve tarım politikalarının bugünü ve geleceği açısından çözüm yolları ortaya konulmuştur.

BiyoetanolBuğdayMısır+3
Halil Ergüçlü
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bölgesel kalkınmada tarım sektörünün önemi: Siirt ili örneği

Tarım, insanların ekosistemlerini yönetmeleri ve evcilleştirilmiş türlerin biyolojik döngülerini kontrol etmelerini ifade eden bir süreçtir. Tarım sayesinde toplumlar için yararlı yiyecekler ve diğer kaynaklar üretilebilir. Toprağın ekimi ile ilgili tüm know-how ve aktiviteleri, doğal çevre üzerindeki tüm çalışmaları belirler, canlıları (bitkiler, hayvanlar) yetiştirmeyi ve toplamayı mümkün kılar. Dünyanın dört bir yanındaki kırsal alanlarda tarım, baskın arazi kullanımını ve kırsal alanların yaşayabilirliğinin önemli bir bileşenini temsil etmektedir. Tarım ve ilgili faaliyetler kırsal yaşamın temel dokusunu oluşturur. İstihdam ve iş fırsatları, altyapının ve çevrenin kalitesi açısından kırsal bölgelerin genel durumuna önemli ölçüde katkıda bulunur. Bununla birlikte, ekonomik olarak gelişmiş ülkelerin çoğunda, tarım çeşitlendirilmiş bir kırsal ekonominin nispeten küçük bir kısmını oluşturmaktadır ve buna ek olarak, tarımın ulusal zenginlik ve istihdam oranı açısından önemi, çoğu bölgede azalmaktadır. Bu durum, ülkelerde kırsal kalkınmada tarımın potansiyel rolünü azaltmaz, ancak istihdam ve ekonomik ilerleme için kalıcı beklentiler sunabilecek alternatif ekonomik faaliyetlerin katkısı da dahil edilmelidir. Bu çalışma bağlamında bölgesel kalkınma sürecinde Siirt ilinde tarım sektörü inceleme konusu yapılmıştır. Siirt ilinde tarım son derece önemli bir sektör olarak değerlendirilmekle birlikte, bu önemin yeterli ölçüde kullanılamadığı anlaşılmaktadır.

Bölgesel kalkınmaEkonomik etkiEkonomik kalkınma+6
Menal Aktaş
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1980 sonrası neo-liberal politikaların Türk tarımına etkileri ve Türkiye'de köycülüğün evrimi

Türkiye sahip olduğu jeopolitik konumunun getirmiş olduğu sayısız avantajlar açısından tarımsal üretimde öncü ülkeler sınıfında bulunmaktadır. Bu gerçekten hareketle Türkiye'de tarım sektörünün geliştirilmesi ülke sanayisinin geliştirilmesi kadar önem arz eden bir meseledir. Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren Halkçılık ilkesinin temel başlıklarından biri olan "Köycülük" ideolojisi ve onun siyasal yansımaları ise bu minvalde geliştirilmiş siyasi, ekonomik ve sosyal boyutları olan mühim politik motiflerden biridir. Dünya ölçeğinde 1980 sonrası gelişen neo-liberal politikalar hemen her alanda etkili olan büyük değişimlere yol açmıştır. Kısaca liberalizmin küreselleşmesi olarak izah edebileceğimiz neo-liberal politikalar, 70'lerin sonlarından itibaren birbiri ardınca yükselen sanayi devrimleri eşliğinde suni ve sentetik bir dünya inşa etmiştir. Türkiye tüm dünyanın aktığı bu yöne 1980 sonrası yöneldiği neo-liberal politikalar nihayetinde dâhil olmuştur. Türkiye'nin, 1980 sonrası neo-liberal politikalara geçiş süreci iktisadi, siyasi ve sosyal hemen her alanda büyük dengesizlikler doğurmuştur. 1980 sonrası gelişen bu neo-liberal politikalar nihayetinde Türkiye; iktisadi kalkınma bağlamında tarım endüstrisi gelişmiş köyler, sosyal bağlamda yerleşik, uzmanlaşmış ve her anlamda refah seviyesi yükselmiş bir köy toplumu inşa edemediği gibi, yerleşik, uzmanlaşmış ve her anlamda refah seviyesi yükselmiş bir şehir toplumu da inşa edememiştir. Anahtar Kelimeler: Neo-Liberalizm, Türkiye'de Tarım Politikaları, Köycülük

1980 sonrasıEkonomik etkiKöycülük+6
Gökçehan Efser Çakıroğlu
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şanlıurfa ilinde badem üretiminin sosyo-ekonomik analizi

Bu tez çalışması, Şanlıurfa ilinde badem üretimi gerçekleştiren çiftçilerin sosyo-demografik ve ekonomik yapılarını incelemek, üretim sürecinde karşılaştıkları temel sorunları belirlemek ve üretici birliklerine yönelik tutumlarını analiz etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın temel materyalini, 2024 yılı içerisinde Şanlıurfa ilinde badem üretimi yapan 87 üreticiyle yüz yüze gerçekleştirilen anket çalışmasından elde edilen birincil veriler oluşturmuştur. Ayrıca, konuyla ilgili çeşitli akademik kaynaklar ve resmi istatistiklerden elde edilen ikincil verilerle analiz süreci desteklenmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen bulgulara göre, üreticilerin büyük çoğunluğunun lise ve üzeri eğitim seviyesine sahip olduğu, ortalama hane halkı büyüklüğünün 4.65 kişi, çiftçilik deneyim süresinin ise 24.41 yıl olduğu belirlenmiştir. Ortalama badem ekim alanı 123.46 dekar olarak tespit edilirken, ağaç başına verim 3.22 kg düzeyinde gerçekleşmiştir. Üreticilerin "badem üretiminden yeterli düzeyde kâr elde ettiklerine" ilişkin algıları görece düşük seviyedeyken, üretici birliklerinin kurulması durumunda başarılı olacağı yönündeki inançları görece yüksektir. Üreticilerin en çok karşılaştıkları sorunlar arasında yüksek girdi maliyetleri, hastalık ve zararlılarla mücadele, teknik bilgi eksikliği, sulama problemleri ve pazarlama güçlükleri öne çıkmaktadır. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında, badem üretiminin sürdürülebilirliğini artırmak amacıyla; üreticilere yönelik teknik yayım hizmetlerinin güçlendirilmesi, sulama altyapısının geliştirilmesi, üretici birliklerinin kurulmasının desteklenmesi ve bölgeye özgü tarımsal destekleme politikalarının oluşturulması gerekliliği ortaya konulmuştur. Ayrıca, çalışmanın yalnızca Şanlıurfa iliyle sınırlı olması ve örneklem büyüklüğünün sınırlılığı gibi bazı kısıtlılıkları bulunduğundan, gelecekte farklı bölgelerde daha geniş örneklemlerle benzer araştırmaların yapılması önerilmektedir.

BademTarım ekonomisiTarım politikaları+1
Fatma Durap
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Antalya Ovası'nda tarımın yapısal değişiklikleri

Araştırma konusu olarak Antalya Ovası'nda yer alan tarım arazileri ve bu arazilerde yetiştirilen tarım ürünlerinin zaman içerisinde fizikî ve beşeri unsurlar neticesindeki değişimi incelenmiştir. Sahada, iklim ve toprak özellikleri tarımsal üretime elverişli olmasına rağmen, şehirleşme ve turizm faaliyetlerinin artmasına bağlı olarak tarımsal alanlar daralmış, nüfus miktarının artması ile de ürünlere olan talep artarak, birim alandan yüksek oranda faydalanma arayışları artmıştır. Antalya Ovası'nda, iklimin ılıman geçmesi ve don olaylı gün sayısının az olması sebebi ile yılda birden fazla ürün alınabilmektedir. Bu doğal ortam teknoloji ve ulaşım sistemlerinin gelişmesi ile de seracılık faaliyetlerini desteklemiş ve geleneksel ürünlerden günümüz ihtiyaç ve taleplerine göre bir dönüşüm yaşanmıştır. Fakat tarım toprakları erozyon tehlikesi ile karşı karşıyadır ve ilin tarım arazilerinin bir kısmı özellikle sulamanın yetersiz olduğu alanlarda (Konyaaltı ve Kepez) nadasa bırakılmaktadır. Ülkemizde tarımsal desteklemeler ve kooperatifleşme ile tarımsal üretimde artışlar sağlanmaya çalışılmıştır. Buna ilave olarak örtüaltı üretimde, kış aylarında meydana gelen olumsuz hava koşullarının etkisinin, devlet desteği ile giderilmeye çalışılması çiftçiler için olumlu bir adım olarak görülmüştür. Araştırma sahasında tarım sektörü çalışanlarının çoğunluğunu artık yaşlı nüfus oluşturmaktadır. Bu da Antalya tarımının yaşadığı, şehrin yapısına uygun olan, yapısal dönüşümlerden bir diğeridir. Genç nüfus daha çok eğitim ve turizm sektörüne yönelmiş, bu durum da tarımın gelecekte ki devamlılığının sağlanmasında tehlikeler ortaya çıkarmıştır. Ancak devletin genç çiftçilere destekleri ve hibeleri ile bu problemler aşılmaya çalışılmaktadır.

AntalyaAntalya OvasıOva+5
Canan Aydoğmuş
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Avrupa Birliği ortak tarım politikasının Türkiye'nin tarım politikasına etkilerinin Merkezi Doğu Avrupa ülkeleri deneyimleri çerçevesinde değerlendirilmesi: Buğday, şeker ve pamuk piyasaları

Türkiye'de tarım politikalarını yönlendiren ve reforme edilmesine etki eden dışsal etkenlerin başında Avrupa Birliği'ne (AB) tam üyelik için gerçekleştirilen Ortak Tarım Politikasına (OTP) uyum çalışmaları gelmektedir. AB-Türkiye ilişkilerinin temelini oluşturan Ankara Anlaşmasının imzalandığı 1963 yılından günümüze kadar uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen, Türkiye'nin AB üyeliğine ilişkin belirsizlik devam etmekte olup; çeşitli kurumlar ve çalışmalarda tam üyelik, tam üyelikten farklı ayrıcalıklı ortaklık veya Gümrük Birliği (GB) güncellemeleri gibi görüşler sunulmaktadır. Bu tezin amacı, AB'ye aday ülke olan Türkiye'nin üyelik durumunda uyum sağlamak zorunda kalacağı OTP temelinde, Türkiye'ye üretici refahı, tüketici refahı açısından ürün bazında bir refah artışı kazandırıp kazandırmayacağı hususunun farkların farkı yöntemi kullanılarak incelenmesidir. Tezde, Türkiye'nin olası AB üyeliğinin buğday, şeker ve pamuk piyasalarına olan refah etkilerinin, Birliğe son genişleme dalgası ile üye olan Merkezi ve Doğu Avrupa Ülkelerinin (MDAÜ) deneyiminin incelenmesi suretiyle ortaya konulması hedeflenmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre, AB'ye girişin MDAÜ için şekerde dış ticaret dengesinin olumlu, pamukta ise olumsuz yönde etkilendiği, buğdayda kayda değer bir farklılaşma olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. AB ortak gümrük mevzuatının belirlediği liberalizasyon koşullarının MDAÜ ülkeleri bakımından farklı tarımsal ürünler özelinde değişik sonuçlar doğurduğu açıktır. Dolayısıyla tarımsal ürünler için liberalizasyon neticesinde ticaret yaratıcı etkilerin, ürün bazında refah artırıcı etkileri değişkenlik göstermektedir. Bu durum, Türkiye'nin seçilmiş stratejik ürünler açısından her ürün gurubuna göre farklı politikalar geliştirmesi gereğini ortaya koymuştur. Böylece, GB'nin güncellenerek ilave alanlarda serbest ticaret anlaşmalarının devreye sokulmasını öngören senaryo en uygun seçenek olup dikkat edilmesi gereken husus, ülke içi fiyat düşmeleri karşısında doğacak olan üretici refah kaybındaki düşmenin gelir ve girdi desteği başta olmak üzere çeşitli destek mekanizmalarının devreye sokularak tazmin edilmesi gereğidir.

Avrupa BirliğiBuğday piyasasıDoğu Avrupa+6
Tuğba Koşal
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Politics of food security: Foreign agro investments

Food is one of the primary needs of human beings, if not the most important one. History witnessed numerous conflicts, wars, catastrophes derived from food. Therefore, food is power and the natural subject of politics and international relations. In mid-20th century, over-population and problem of feeding this increasing population became obvious. In order to increase the food production and solve hunger problem, a major leap called Green Revolution has started. In a result agricultural production significantly increased world-wide in a few decades. Even though, increasing food production provides hope to feed ever-increasing world population, major food crises display that supply is not adequate for hunger problem. Major food crises and hunger problems present a new concept to politics and international relations; food security which is a complex phenomenon that has many dimensions. Especially after the 2008 food crisis, foreign agro investments gained more importance and interest in foreign agricultural land boomed. It is estimated that almost eighty million hectares of land is subjected to foreign agro investments. However, when the recent trends, situation and implications of projects are analysed it appears that foreign agro investments turn into a powerful tool for neo-colonial land grabbing.

SecurityFood safetyFood products+7
Onur Çelik
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimEN

The politics of uncertainty in a global market: The hazelnut exchange and its production

The dissertation examines the hazelnut market in Turkey and explores the interaction between the market agents. It reveals how this interaction relates to the presence, production and circulation of forms of uncertainty. It also ascertains what uncertainty means in market settings and what role production, representation, dissemination and limiting of uncertainty play in market relations.In market relations, intentionally or unintentionally, individuals try to forecast, value, prevent and qualify (as risk or loss) uncertainties. They assume that they can perceive, measure and avoid uncertainties on the basis of probabilities, level of knowledge about unknowns or ability to overcome. As such, uncertainty is assumed to be given yet with inadequate attention into its constitutive dynamics, actors of its making and its role in the market creation. The dissertation examines how uncertainties are constructed and what role this construction plays in constituting the market exchange and relations. The conclusions reached are that economizing uncertainty becomes a market device in production, exchange, circulation, pricing and policy making.The dissertation starts with an analysis of the market reform policies and agricultural transformation in Turkey. Next, it traces the processes of the production and calculation of hazelnuts, examining how hazelnuts are produced and measured under uncertainty, and how uncertainty is created in the calculation of hazelnuts. It then explains exchange relations and price politics created at different spheres and with different expectations. After that, it explores the struggles and controversies among market groups over the production, calculation, exchange and pricing of hazelnuts and policy making. Subsequently, it analyzes what the politics of uncertainty means and how it is produced in the market setting.Following uncertainties and observing their making in markets require a research program that draws on literatures concerning economics, political science and sociology. The research program includes the discussion of material things, individuals, formal and informal institutions and prices as well as their interactions. The research was based primarily on qualitative interviews, participant observations, case studies and document analysis conducted between 2006 and 2009.

UncertaintyPrice policiesHazelnut+3
Ebru Tekin Bilbil
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Farmer support regime and political economy of agricultural reform: Transformation of Turkish agricultural policy in the post-2000 era

This thesis analyzes the changing dynamics in post-2000 agricultural policy making in Turkey in terms of populist electoral tradition in relation to the international and domestic policy dynamics. The focus of the study is early 2000s when the reform moves gained a renewed pace as a result of the international pressures? winning leverage over the incumbent governments of the era following the 2001 economic crisis. The thesis takes a snapshot of the trajectories in agricultural policy making and reform efforts in the sector and reveals the changing nature of governmental policy attitude towards agriculture in the early 2000s While analyzing the evolution of the agricultural support regime and policy making in Turkey of the Justice and Development Party (AKP) government era, starting from 2002 until 2011, the international and domestic roots of the reform move and the erratic governmental policy and discourse changes towards the agricultural sector are traced.The main hypothesis of the thesis is that the early years of the AKP rule do not exemplify a deviation from populist policy tradition in Turkish agriculture but was more of an ?obligated? policy transfer to save the day. The initial reason for AKP?s seemingly leading away from populist-corporatist electoral tradition in agriculture was mainly because of the AKP?s weak capacity in handling electoral promises and populist legacy while trying to adhere to its promises to international pressure groups and lack of an innovative and comprehensive policy alternative rivalling the reform designs of the World Bank and IMF. However, once it gained more political power with the help of a more stable economic and political environment and ensured some space to wriggle out of IMF constraints, the initial determination for reform on part of the AKP government did not last long and agricultural policy making started to move back again on the populist-corporatist electoral track with the introduction of agricultural policies deviating from the IMF and the WTO principles and original aims of the WB backed ARIP. In the end, the populist tradition in agriculture survived a new wave of reform pressure striking a happy medium with the old and new policies for the sake of the new giving way to a hybrid and disorienting agricultural regime with the future prospects of hatching into new and more radical policy reforms.

Political economicsAgricultural policiesAgricultural reform+3
Ayşe Koçak
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The transformation of agricultural structures through government policies in Edirne province between 1939 and 1960

This thesis aims to deal with the period from the Second World War to the beginning of the 1960s, and analyze the transformation of agricultural structures in Edirne, a border province, which was situated near a battle fields and was an agricultural province due to its large size of fertile and irrigable lands. Similarly, this study analyses the agricultural transformations with the Second World War and the Marshall Plan that supervened. The thesis takes into consideration of the historical conditions of the time, international developments, and the domestic policy of Turkey and the geographical position of Edirne province. Edirne province has borders with both Greece and Bulgaria was influenced by the foreign policy of Turkish Republic. This influenced the socio-economic life of Edirne province. In this sense, the agricultural transformation of Edirne provinces and its socio-economic life indicates to what extent the government policies were influential in the agricultural sector. This thesis aims to explain the influence of historical conditions, agricultural politics and social life; and it emphasizes geographic features, the relations of production, and more importantly the roles of peasants in crop preferences and active participation in production process. Due to its proximity to Istanbul and Europe, the flat land structure, the Thracian People's demands for economic development government policies were influential. Edirne was a border province that experienced much more economic poverty than the average of Turkey during Second World War. Besides, Edirne was agricultural province which entered into a process of economic development with the commodification of agricultural structures and market oriented production and the Marshall Plan. As for the state, just as this thesis study aims to explain the transformation of agriculture in Edirne and its social influence, it highlights the agricultural transformation of Edirne province which reflected the developmental process of Turkish agriculture by taking into consideration of statistical comparisons with the average of Turkey.

State policiesTransformationEdirne+6
Okan Ceylan
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVID-19 pandemi sürecinde tarım politikalarının üreticiler açısından değerlendirilmesi: Ankara ili Beypazarı ilçesi araştırması

Dünya, birçok ülkeyi ve neredeyse tüm sektörleri etkileyen COVID-19 salgını nedeniyle küresel bir krizle karşı karşıya kalmıştır. Bu çalışma, pandemi sürecinde Ankara'nın Beypazarı ilçesindeki tarım politikalarını değerlendirmeyi, sorunları tespit etmeyi ve üretime yönelik önerilerde bulunmayı amaçlamaktadır. Ayrıca, üreticilerin sosyoekonomik özelliklerini, tarımsal üretimi etkileyen faktörleri, pazarlama yapılarındaki değişimi ve bilgi düzeylerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaçlara ulaşmak için Beypazarı'nda yoğun üretim yapılan 10 köyden Tesadüfi Tabakalı Örnekleme Yöntemi ile 77 işletme seçilmiştir. Anketler yüz yüze görüşmelerle gerçekleştirilmiş, pandemi sürecinde tarım politikalarının değerlendirilmesine ilişkin veriler toplanmış ve verilerin değerlendirilmesinde Basit Aritmetik Ortalama yöntemi kullanılmıştır. Pandeminin Beypazarı'ndaki üreticiler üzerindeki etkisini ve karşılaşılan sorunları belirlemek için Likert Ölçeği kullanılmıştır. Sonuç olarak, işletmelerde ortalama arazi genişliğinin 158.66 dekar olduğu, üreticilerin %68.33'ünün pandemi döneminde tarımsal destek miktarını yeterli bulduğu, işletmelerin üretim sırasında karşılaştığı en önemli sorunun girdi maliyeti olduğu ve işletmelerin ihtiyaç duyduğu en önemli girdinin sermaye olduğu tespit edilmiştir. Bu dönemde üretimin sürdürülebilirliği için uygulanan sokağa çıkma yasağından muaf tutulma ve faizsiz kredi imkanlarından yararlanma gibi uygulamalar sayesinde tarımsal üretimin kesintiye uğramadan devam ettiği tespit edilmiştir. Araştırma neticesinde elde edilen bilgilere göre, pazarlama zincirindeki aksaklıklara ve döviz kurlarındaki artışlara bağlı olarak artan maliyetlere karşı üreticiler korunmalıdır.

COVID 19Tarım politikalarıTarımsal üretim
Cansu Kadakoğlu
Ankara University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tarımsal desteklemelerin hayvancılık işletmelerinin ekonomik sürdürülebilirliğine etkisi (Bolu ili Seben ilçesi örneği)

Bu çalışmanın amacı, hayvancılık işletmelerinin yararlandığı tarımsal desteklerin bu işletmelerin ekonomik sürdürülebilirliğine olan etkilerinin ortaya konulmasıdır. Tarımsal desteklerin amaçlarından biri, işletmelerin ekonomik olarak sürdürülebilirliğinin sağlanması ve üretime devam etmesidir. Araştırma bölgesinde tarımsal desteklerin işletmelerin sürdürülebilirliğine olan etkisi araştırılmıştır. Çalışmada Bolu ili Seben ilçesinde 5 adet ve/veya daha fazla büyükbaş hayvan yetiştiriciliği ile küçükbaş hayvan yetiştiriciliği faaliyetlerini sürdüren 121 hayvancılık işletmesi araştırma kapsamına alınmıştır. Araştırmaya katılan işletmelerin belirlenmesinde tam sayım yönteminden ve araştırma verilerinin toplanmasında yüz yüze anket uygulamasından yararlanılmıştır. Çalışma kapsamında işletmelerin sosyo- ekonomik özellikleri, geçimlilik ihtiyaçları, tarımsal desteklemelerin durumu, üretim faaliyet sonuçları ve işletmelerinden memnuniyet durumları değerlendirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS paket programı kullanılmış ve ki kare, frekans dağılımı, çapraz tablolardan yararlanılarak veriler ortaya konulmuştur. İncelenen işletme gelirlerinin; işletmenin amortisman giderlerinin, işletmenin sermaye faizinin, işletmenin hane halkı harcamalarının ve üretim masraflarının (aile işgücü ücret karşılığı hariç) toplamına eşit veya fazla olması sonucunda işletmelerin ekonomik sürdürülebilirliklerinin olduğu kabul edilmiştir. Çalışmaya katılan işletmelerin üretim döneminde 79.004 TL tarımsal gelir elde ettikleri tespit edilmiştir. Tarımsal desteklemelerinin tarımsal gelir içerisinde ki payının % 22,3 olduğu, işletme masraflarının % 5,4'lük oranına denk geldiği hesaplanmıştır. Araştırma bulgularına göre tarımsal desteklemeler olmadan hayvancılık işletmelerinin ekonomik olarak sürdürülebilir olmadığı tespit edilmiştir. Çalışmada tarımsal desteklemelerin artması ile işletmelerin tarımsal gelirlerinin artmasına bağlı olarak, tarımsal faaliyetlerin devam edebilmesi ve ekonomik sürdürülebilirliğin sağlanmasına katkı yapacağı sonucuna ulaşılmıştır.

Hayvancılık işletmeleriSürdürülebilir tarımTarım politikaları+2
Faruk Çetin
Ankara University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The impact of climate change on Turkish agriculture: An analysis of crop yields and acreage decisions

This study construes the impact of climate change on crop (barley, corn, sunflower, wheat) acreage and yield by focusing on the Turkish districts between the period 2009-2017. After detecting spatial autocorrelation among districts with local Moran's I test, this study establishes implications of spatial autoregressive with spatially autocorrelated errors model (SARAR). Estimation results reveal that except for barley acreage model, overheating and over-precipitation are not harmful. In this context, the climate impact on crop production is moderate. Moreover, the study controls input and output prices. Empirical findings illustrate that even if price vector is not statistically significant for every crop model, when the analysis excludes the price vector, the effect of climate vector is overestimated. Results of this study indicate that climate variables have direct but limited effect on crop acreage and yield and that there are several reasons such as production decisions, agricultural policy and producers household characteristics which influence agricultural production.

AgricultureAgricultural economyAgricultural industry+6
Elif Çatmakaş
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Agroparkların kuruluş süreçleri: Aydın Agropark'la ilgili kuramsal bir çalışma

Bu çalışmanın temel amacı, Aydın ilinde Agropark oluşturulmasına yönelik kuramsal bir model geliştirilmesidir. Çalışmanın bu amacı doğrultusunda ilk önce, Agroparkın kuramsal çerçevesi ve yapılandırılması konuları ele alınmış ikinci olarak, Aydın İlinde Agropark kurulmasına olanak sağlayan özelliklerin analiz edilmesine çalışılmış ve son olarak da Aydın İlinde Agropark oluşum sürecinin tasarımı ve yönetimi faaliyetleri ortaya konulmuştur. Türkiye'de Agropark oluşumu ve yönetimi konularında bugüne kadar yapılan çalışmaların oldukça sınırlı sayıda olduğu görülmekte, hazırlanılan bu yüksek lisans teziyle ilgili alanda önemli bir bilgi açığının giderilmesine katkıda bulunulmaktadır. Çalışmanın, Aydın İli tarım sektöründe kümelenme stratejilerinin uygulanmasında ve potansiyel inovasyon kaynaklarının etkili bir şekilde sektörün gelişimine yönlendirilmesinde önemli bir unsur olduğu anlaşılan Agroparkın kurulması ve yönetilmesi konularında sektör liderleri ve araştırmacılar için düşük maliyetli, zaman kazandırıcı çabalar sergilenmesine hizmet etmesi beklenmektedir

AgroparkAydınEkonomi+6
Yalçın Efe Ören
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1980 sonrası türk tarım politikası: Kamu yönetimi açısından bir araştırma

Tarımın önemi, tarım kesiminin üstlendiği görevlerden kaynaklanmaktadır. İnsanoğlunun beslenme gereksinimini karşılamak tarımın en önemli işlevi olup, bunu sanayi kesimine hammadde üretmek, mili gelir, dış satım ve istihdama olan desteğiyle ülkenin kalkınmasına katkı sağlamak, toplum sağlığını korumak ve çevresel (ekolojik) dengeye katkıda bulunmak gibi pek çok görev izlemektedir. Tüm bu görevlerinden dolayı tarım sadece ekonomik bir etkinlik olmaktan çıkmış, sosyal ve kültürel önemi olan toplumsal bir süreç halini almıştır.Tarihsel süreçte ülkeler, gerek sosyal, gerekse stratejik kaygılarla gıda güvenliklerini sağlayabilmek için çeşitli tarımsal politikalar uygulamışlardır. Küreselleşme süreciyle birlikte gelişmiş ülkelerce uygulanan ve az gelişmiş ve gelişmekte olan ülke tarımlarını hedef alan müdahaleci politikalar sonrasında bu ülkelerin tarımları ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakılmıştır. Ülkemiz de gelişmekte olan bir ülke olarak tarım konusunda kendi kendine yetme özelliğini kaybetmiş, yapısal sorunlarını halletmeden ve hazırlığını tamamlamadan küresel sürece eklemlenmiştir.Tarihsel sürece bakıldığında; II. Dünya Savaşı'yla birlikte başlayan tarım kesimine yönelik koruyucu politikaların, sosyal devlet anlayışı gereği 1980'lere kadar uygulandığı, 1980 sonrası dönemde ise yerini büyük ölçüde dış dinamiklerden kaynaklanan, ulus devleti hedef alan ve tarım kesimini yıpratmaya yönelik politikalara bıraktığı görülmektedir. Bu nedenle 1980 sonrası süreçte tarım sektörü yapısal sorunlarının yanında pek çok olumsuzlukla karşı karşıya kalmış ve çöküş sürecine girmiştir.Bu araştırmada 1980'den günümüze Türk tarımının geldiği nokta ortaya konulmakta, küresel sermayenin uygulayıcısı konumundaki Uluslararası Para Fonu, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü ve Avrupa Birliği ile ilişkiler; müzakereler ve belgeler ışığında irdelenmektedir. Ayrıca araştırmanın ilerleyen bölümlerinde tarım kesiminin sorunları ve bu sorunlara yönelik geliştirilen çözüm önerilerine yer verilmekte, ulusal tarım politikasının gerekliliği ve Türkiye'de uygulanması önerilen ?sürdürülebilir köylü tarımcılığı? üretim modeli üzerinde durulmaktadır.

KüreselleşmeTarımTarım politikaları
Hatice Şebnem Bayramoğlu
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de ve Avrupa Birliği'nde tarımsal örgütlenme modelleri

Avrupa Birliğinde ve Türkiye'de Tarımsal Organizasyonlar tezimin konusu, Sosyal Bilimlerde bilimsel disiplin ışığı altında organizasyonun anlamını tanımlamak ve Türkiye'deki tarımsal organizasyonlar ile birlikte Avrupa Birliği ülkelerindeki tarımsal örgüt modellerine kısa bir bakış yapmaktır.Bu yolla, araştırmacılar ve karar vericiler, Türkiye'de ve ABD'deki tarımsal yapıları kıyaslayabileceklerdir. Çalışmanın ışığında öncelikle tarımsal alandaki sorunlar tespit edilerek, tezin sonucunda bunlara çözüm önerileri sunulacaktır.Tarım sektörü, nüfusun yiyecek ihtiyaçlarını karşılamak, endüstriye hammadde sağlamak, nüfusun bir kısmını istihdam etmek gibi nedenlerle bir ülkenin ekonomisinde anahtar sektör rolündedir. Ekonomik bir sektör olarak tarım sektörünün etkinliği ve üretkenliğini artırmak, tarımsal organizasyonların makro ekonomi üstündeki etkinliğine bağlıdır.Diğer tarafları tarımsal örgütler kırsal kalkınma üzerinde de doğrudan katkıya sahiptir. Türkiye'deki tarımsal organizasyonların sayıları ve nüfusa oranla üretici kesimin bunların ortaklığı, AB üyesi ülkelere yaklaşmaktadır. Fakat Türkiye'deki bu organizasyonlar, koordinasyon eksikliği ve organizasyon bozukluğu gerekçeleri ile Avrupa'daki benzerleri kadar etkin değildir. Bu çalışma ?Türkiye'deki tarımsal örgütlerin Avrupa Birliği'ndeki örgütlerle neden eşdeğer olmadığı? sorusuna cevap bulmayı amaçlamaktadır. Düşünüldüğü gibi, bu çalışmada tespit ve tavsiyeler bulunmaktadır. Bu çalışmada tarihsel araştırma metodu ve tanımlayıcı araştırma metodu kullanılmıştır.

TarımTarım ekonomisiTarım kooperatifleri+5
Ali İlker Karlık
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
30
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küresel ısınmanın Türkiye'de tarım sektörü üzerine etkisi: Bir ARDL modeli uygulaması

Atmosferdeki sera gazı yoğunluğunun artması ile yer küre ve denizlerde meydana gelen sıcaklık artışlarına küresel ısınma denilmektedir. Küresel ısınma sonucunda ortaya çıkan iklim değişikliği tarım sektörünü olumsuz etkilemektedir. Bu çalışmada, 1985-2016 zaman periyodunda küresel ısınmanın Türkiye'de tarım sektörü üzerine etkilerinin ortaya koyulması amaçlanmıştır. Bu amaçla, tarımsal GSYH, buğday üretimi, mısır üretimi, çeltik üretimi değişkenlerinin her biri ile ortalama sıcaklık, toplam yağış, toplam karbondioksit miktarı arasındaki ilişki ARDL modeli ile yıllık veri seti kullanılarak tahmin edilmiştir. Elde edilen tahmin sonuçlarına göre, tarımsal GSYH ile karbondioksit ve yağış miktarı arasında negatif bir ilişki vardır. Sıcaklık ile tarımsal GSYH arasında negatif bir ilişki bulunamamıştır. Buna karşın, iklim değişikliğinin genel etkisi negatif yöndedir. Yapılan analizlerde çeltik üretimi ile sıcaklık ve yağış değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamazken, karbondioksit miktarının çeltik üretimi üzerinde olumsuz bir etkisi olmadığı ortaya çıkmıştır. Mısır üretimi ile iklim değişikliği ilişkisi incelendiğinde ise kısa dönemde yağış ve karbondioksit miktarının üretimi negatif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Buna karşın uzun dönemde mısır üretimi ile iklim değişikliği arasında anlamlı bir sonuç bulunamamıştır. Buğday üretimi ile sıcaklık, yağış ve karbondioksit değişkenleri arasında ise bir eşbütünleşme ilişkisi olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Küresel Isınma, İklim Değişikliği, Tarım Sektörü, ARDL.

ARDL Sınır TestiEkonomik etkiIsınma+7
Buşra Temur
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mesleki ve teknik Anadolu liselerinde tarım bölümünü seçen öğrencilerin beklentilerinin değerlendirilmesi üzerine bir araştırma: Bursa ili örneği

Verimi yüksek, yoğun ve başarılı bir ekonominin altyapısını oluşturan en önemli unsurlardan biri donanımlı, gelişime açık, başarılı ve yaratıcı iş gücü ile olacağı bilinmektedir. Bunun yolu da en ince ayrıntısına kadar düşünülüp planlanmış mesleki formasyondan geçmektedir. Kişiye seçeceği meslek dalıyla alakalı tarım, sanat, teknik, otomotiv, endüstri sanayisi gibi bilgi, beceri ve kabiliyeti kazandırmak, seçtiği dalda kendini geliştirmeyi planlamak, mesleki ve teknik eğitimin ana yapı taşını oluşturmaktadır. Mesleki eğitim bireylerin kişisel gelişimi, mesleki yeterlilik ve toplumda yer edinmesi için önemli bir geçiş kapısıdır. Mesleki ve teknik liselerinin kuruluş amacına yönelik olarak; ülkenin ve bulunduğu yörenin değişen şartlarına uyum sağlayabilen, problemle karşılaştığı zaman analitik düşünebilen, analiz edip doğru çözümler bulan, sorumluluk alabilecek mesleki donanıma sahip, iyi düzeyde iletişim kurabilen takım çalışmalarına uyumlu, seçmiş olduğu branşta yenilikleri takip eden, donanımlı ve vasıflı ara eleman yetiştirmektir. Bu araştırma meslek liselerinde tarım bölümünü tercih eden öğrencilerin demografik yapısını, öğrencinin sahip olduğu demografik yapının okula karşı tutumlarını ne düzeyde etkilediği, Türk eğitim sisteminde tarım meslek liselerinin bulunduğu konumu değerlendirilmesi, nitelikli eleman olarak kendilerini geliştirmeleri için imkânların sağlanma durumlarını ve öğrencilerin meslek seçimi yeterliliğinin ne düzeyde olduğunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu hedef doğrultusunda 113 öğrenciye anket uygulanmıştır. Anket sonucunda edindiğimiz veriler tanımlayıcı istatistik ve Ki-kare hipotez yöntemleri kullanılarak yorumlanmıştır. Tarım bölümünü seçen öğrencilerin tutumları irdelenerek ortaya çıkan durumlar sonuç bölümünde belirtilmiştir.

Lise öğrencileriMeslek liseleriTarım politikaları+3
Veysel Kiremitçi
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İkinci Meşrutiyet Dönemi tarım politikaları ve basına yansımaları

Çalışmada; II. Meşrutiyet'in tarım sektörüne etkisi, hükümetlerin izledikleri politikalar, siyasi partilerin ortaya koyduğu vaatler ve basında işlenen zirai meseleler üzerinden değerlendirilmesi amaçlanmıştır. II. Meşrutiyet dönemi ve tarımı konu edinmiş birçok telif eserlerden, arşiv kaynaklarından, meclis zabıtlarından, zirai meselelerin tartışıldığı dergilerden elde edilen bilgiler kullanılmıştır. Çalışmada, araştırma metotlarından kaynak tarama ve mukayeseli tarih yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın yazım sürecinde kaynaklar incelenip okunup not alınarak yazıma uygun hale getirilmiştir. Tarım temelli bir ekonomiye sahip olan Osmanlı İmparatorluğu, her daim ziraatın geliştirilip, ilerlemesi için çalışmıştır. Modernleşmenin başladığı 19. asır, bu bağlamda önemli girişimlerin bulunulduğu bir dönem olmuştur. Bu dönemde ortaya koyulan çalışmalar, II. Meşrutiyet devrinde de geliştirilerek devam ettirilmesi hedeflenmiştir. Bilhassa II. Meşrutiyet devri hükümetleri ve siyasi partileri, programlarını ve vaatlerini bu yolda şekillendirmiş ve zirai alanda eksik gördüklerini geliştirip tamamlamaya çalışmıştır. Sadece hükümetler ve partiler değil devrin basın kaynakları da zirai meseleleri konu edinmiştir. Nitekim basında işlenen zirai meseleler, bu sektörde var olan eksiklikleri, bu eksiklikleri gidermeye yönelik çalışmaları ve sektörü modernleştirmeye yönelik yapılacakları göz önüne sermiştir. Tüm bu çabalara rağmen II. Meşrutiyet devrinde baş gösteren siyasi karışıklıklar, hazırlanılan programların, çalışmaların ve ortaya koyulan vaatlerin gerçekleştirilmesine engel olmuştur. Her şeye rağmen bu dönemde ortaya koyulan çalışmalar, gösterilen çabalar, Cumhuriyet devrinin tarım sektörünü geliştirmeye yönelik ortaya koyulacak politikaları etkilemiş ve bu politikalara bir temel olmuştur.

BasınGazetelerMeşrutiyet II+6
Şaziye Duygu Alpaslan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tarımsal destek uygulamaları: IPARD desteklerinin Kütahya tarımına etkisi

Bu çalışmada; Türkiye ekonomisinde önemli bir yere sahip olan tarım sektörüne yönelik yapılan desteklemeler ve Avrupa Birliği destekleme programı olan IPARD, Kütahya örneğinde incelenmiştir. Tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Türkiye tarımı ve şimdiye kadar uygulanan tarım politikaları ele alınmıştır. Bu bölümde Türkiye tarımı ekonomik yönden ele alınmış olup ekonomi açısından ne denli önemli olduğu incelenmiştir. İkinci bölümde AB'de tarım ve tarım politikaları ele alınmıştır. Bölümün devamında ise Türkiye tarımı ile AB tarımı karşılaştırılarak uyum sürecinden bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde tezin konusu olan IPARD ve tezin uygulama alanı olan Kütahya ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Son bölümde IPARD'ın Kütahya'daki uygulaması; büyükbaş süt üretimi ve et tavukçuluğu üretimi ile tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliğine yönelik destekleri ve tarımsal eğitime sağladığı katkılar boyutunda incelenmiştir. Çalışmada bir taraftan; AB fonları ile Türkiye tarımının sorunlarının çözülmeye çalışılması anlatılırken, diğer yandan bu tür programların şimdiye kadar Türkiye'de uygulanmaması eleştirel bir bakış açısıyla ele alınmıştır. IPARD'ın Kütahya ili tarımına katkıları incelenmiş olup, ulaşılan olumlu yansımalar sonucunda benzer desteklerin yaygınlaştırılarak sürdürülmesi gerekliliği vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Tarım, IPARD, Kütahya.

Avrupa BirliğiIPARDKütahya+3
Adem Fidan
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00

İlgili konular