Will

Bu konu başlığı altında 55 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokul Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretim programında irade eğitimi ve öğretmen görüşlerinin değerlendirilmesi

Dünya üzerinde artan çeşitli bireysel ve toplumsal sorunlar, davranışlar üzerindeki kontrolsüzlük, şiddetin ve hoşgörüsüzlüğün ciddi boyutlara ulaşması çocuk ve genç nesilleri ciddi anlamda etkilemektedir. Çeşitli ülkelerde, uluslararası organizasyonlarda ve Türkiye'de pek çok din eğitimcinin ve ailelerin bireyin yaşam kalitesini azaltan, kişiyi ve toplumu mutsuz eden bu sorunlardan kurtulmak için etkili bir din eğitimi ve ahlaki değerler eğitimi alanında önemli çalışmalar yapmasını sağlamıştır. Zira ülkemizde artan bireyselleşme, kontrolsüz özgürlüğün oluşması gibi hususlar, içsel denetim yapan iradenin eğitimini önemli hale getirmiş ve bireysel ve toplumsal anlamda daha da giderek hissedilir olmuştur. Çalışmamızın amacı; irade eğitimini gelişim ve eğitim yönünden inceleyip, ortaokullarda uygulanmakta olan Ortaokul Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretim Programının irade eğitimine nasıl katkı sağladığını ve öğretim süreçlerinde nasıl yer aldığını incelemek ve öğretmen görüşleri açısından değerlendirerek irade eğitimine katkı sağlayabilecek uygulamalar için öneriler geliştirmektir. Çalışmamızda nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi ve yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Çalışmamız giriş ve dört ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde literatüre dayalı olarak irade kavramının tanımı, temel bileşenleri ve modern psikolojinin yaklaşımları ve gelişim kuramları ile açıklanmaya çalışılarak kavramsal bir çerçeve oluşturulmuştur. İkinci bölümde eğitim ve irade ilişkileri ve öğretim ortamlarında irade eğitimi konuları çerçevesinde eğitim boyutlarıyla ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Ortaokul Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretim Programı ve ders kitaplarının irade eğitimine katkısı açısından incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise Ortaokul Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretim Programının irade eğitimine katkısı DKAB öğretmenlerinin görüşlerinden yararlanılarak değerlendirilmiştir. Çalışmamızın sonuç bölümünde, elde ettiğimiz bulguların yanı sıra bu bulgulara dayanarak yaptığımız öneriler de sunulmuştur.

Branş öğretmenleriDers kitaplarıDin eğitimi+6
Büşra Doğan
Hitit University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Aile eğitiminde Kur'an-ı Kerim müfredatı, model olarak Lokman'ın Hutbesi

Bu araştırmada aile terbiyesi konusunda Kur'ân metodunun bir örneği olduğu için Lokman'ın oğluna olan öğütleri incelenmiştir. Bu çalışmanın önemi, Kur'an-ı Kerim'in insanı terbiyeye, iyileştirmeye teşvik etmesi ve Lokman'ın öğütlerinin ümmetin vicdanındaki yerinden kaynaklıdır. Allah Lokman'a hikmet, ince düşünce ve ahlaken değerli olan her şey hakkında yüksek bir anlayış vermiştir. Onun oğluna öğütleri bugün dünyanın teoriler üreterek ahlak problemlerini halletmeye çalıştığı yüksek bir ahlak örneğidir. Lokman Peygamber'in hayatı ve kitaplardaki Lokman hakkındaki bulgular değerlendirilirken betimleyici metodun tarihsel kısmı kullanılmıştır. Araştırılan problemin hallinde en faydalı yöntem olması sebebiyle betimleyici metodun analitik tümevarımcı kısmı vasiyetlerin tahlil edilip, eğitici prensiplerin çıkarılmasında tercih edilmiştir. Araştırmada ulaşılan neticelerden önemlileri şunlardır: Kur'an-ı Kerim, eğitim politikaları, planları ve programlar belirlenirken ahlakla ilgili çağdaş meydan okumalara karşı koymak için başvurulması gereken bir kaynaktır. Çünkü Kur'ân'ın eğitici metodu her zaman ve mekânda geçerlidir. Lokman'ın vasiyetleri, aile eğitimi ve ahlak konusunda söylenenlerin en kısa ve özlülerindendir. Bu nedenle, Lokman'ın tavsiyeleri benzersiz bir eğitim modeli ve İslam terbiyesinin temel esaslarındandır. Onun öğütleri, ahlakı toplumda yerleştirmek için oluşturulan programların her bir için güçlü bir genel felsefe oluşturabilecek birçok değer ve ilkeyi içermektedir. Bu vasiyetler günümüzde zayıflatılan, insafsızca saldırılan tevhit, anne babaya iyi davranma, namaz, emri bi'l-maruf nehy-i ani'l-münker, tezkiye ve adab-ı muâşeret gibi temel ahlaki değerlere odaklanmaktadır. Bunların her birisi gizli bir hazine olup, yok olmaları, topluma zarar verir. Lokmanın tavsiyelerinde nasihat eden baba ve Allah yoluna davet edenler için tevazu, yumuşaklık sevgiyle öğretmeye dayalı belirgin bir üslup görülmektedir. Bu üslup, Lokman'ın sözlerini en beliğ, diyalog ve yumuşaklığın en ince yöntemleriyle nakleden ilahi hitap kaynaklıdır.

Hussein Ali Hussein Al-mousa
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Şafiî Fikhin'da Feraiz ve vasiyetlerin hükümleri (mukayeseli araştırma

Farâiz ve miras ilmi, diri ve ölülerin haklarının teyidi olup, ilmin yarısı sayılır. Bu çalışma, İmam Beğavî'nin Tehzîb isimli eserinde yer alan ferâiz ve vasiyet hükümlerine ışık tutmaktadır. Ferâiz ve vasiyetin manası, mirastaki şer'î payların beyanı, Kitap ve sünnet tarafından açıklanmayan miras hükümlerinde alimlerin ihtilafı ve konuyla ilgili fakihlerin içtihatlarıyla ilgili bilgi verilirken mezkûr konulara değinilmiştir. Çalışmanın amaçlarına ulaşabilmesi için İmam Beğavî'nin şahsi ve ilmi hayatı, yaşadığı dönemde meydana gelen siyasi, ekonomik ve kültürel olaylar anlatılırken betimleyici tarihsel metot kullanılmıştır. Aynı şekilde kitap ve metodu hakkında bilgi verilmiştir. Kitaptaki miras meselelerinin bir araya getirilmesi, konuyla ilgili alimlerinin görüşlerinin nakledilmesi, nakillerin analiz edilip, doğrusunun tercih edilmesi, şeriatın ruhu ve genel maslahata muvafakat konularında analitik yöntem tercih edilmiştir. Araştırmada ulaşılan neticelerden önemlileri şunlardır: Miras meselelerin aslına inilmiş, Kur'ân ve sünnet delillerine değinilmiş, cumhur ulema yanında İbadiye ve İmamiyye mezheplerine mensup alimlerin görüşlerine de yer verilmiştir. Şâfiî mezhebinin görüşlerine muhalif olsa dahi delile göre tercih yapılmıştır. Örneğin vasiyyetin manası konusunda Hanefilerin görüşlerini tercih etmiştir. Ana baba bir öz kardeşlerin, 1/3 hissede anne bir kardeşle ortak olması tercih ettiği görüşlerdendir. O bu meseleyi anne baba yönüyle ölüye ulaşmaları ve yakınlığın gücü ile ta'lil etmiştir. Istılahların açıklanmasında lügat yönünü ihmal etmemiş, garib kelimeleri sözlüklerden yardım alarak açıklamış, sonrasında ıstılahı beyan etmiştir. Ayrıca kitabında zikrettiği çok sayıda görüş ve iktibas, ilminin bolluğu, bilgi kaynaklarının çeşitliliğine delalet etmenin yanında kitabı araştırmaya değer, miras hukukunun asli kaynaklarından biri haline getirmiştir. Anahtar Kelimeler: Miras, Ferâiz, Vasiyet, Begavî, et-Tehzîb

Thakır Mohammed Mahmood Al-warıdı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbn Hazm'da irade ve insanın hürriyeti problemi

?İbn Hazm'da İrade ve İnsanın Hürriyeti Problemi? isimli tezimizin konusu, İbn Hazm'ın Kelam ilminin konuları kapsamına giren ve hem kelamcıları hem de filozofları ilgilendiren irade ve insanın hürriyeti meselesindeki görüşlerinin araştırılmasıdır. Bu sebeple İbn Hazm'ın görüşlerini hem kelamcılar hem de filozoflarla karşılaştırmalı olarak incelemeye çalıştık.Birinci Bölüm'de Endülüs'ün siyasî, dinî, sosyo-kültürel yapısı, İbn Hazm'ın hayatı, siyasî, ilmî ve mezhebî şahsiyeti, usulü ve Endülüs'ün İbn Hazm üzerindeki etkileri gibi konuları ele almaya gayret ettik.İkinci bölümde ise ?İbn Hazm'da İrade ve İnsanın Hürriyeti Problemi? başlığı altında öncelikle araştırmamızın temel kavramları olan irade ve hürriyet kavramlarını inceledik. Yine bu bölümde irade ve hürriyet probleminin felsefede nasıl ele alındığını, İslam felsefesinde konunun nasıl değerlendirildiğini, kelam ekollerinin konuya nasıl yaklaştıklarını göstermeye çalıştık. Bu bölümü incelerken hürriyet problemi ve bu problemi yakından ilgilendiren irade, kudret-istitâat, fiil, kaza ve kader gibi konulara özellikle İbn Hazm'ın bakışına kelam ekollerinin görüşleriyle karşılaştırmalı olarak yer vermeye çalıştık.Anahtar Kelimeler: İbn Hazm, İrade, Fiil, İnsan Hürriyeti, Kelam.

FelsefecilerKelamÖzgürlük+3
Şule Burcu Çam
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Vasiyetle ilgili rivayetlerin değerlendirilmesi -Sahih-i Buharî özelinde-

İslam literatüründe Kur'an-ı Kerim'den sonra en önemli kitap kabul edilen Sahih-i Buhâri, kendi dönemi ve kendisinden sonraki dönemlerde Müslümanlara dinî alanda ışık tutmuştur. Sahîh-i Buhâri'nin diğer hadis kitaplarından daha güvenilir kabul edilmesinin sebebi, müellifinin sened ve metinlerin tespitinde gösterdiği titizliktir. Bu nedenledir ki üzerinde çok fazla şerh ve inceleme yapılmış; yapılmaya da devam edilmektedir. Sahih'in tamamı ve belli bölümleri incelemeye tabi tutulmuş ve üzerinde çok sayıda çalışma yapılmıştır. Ancak bizim tespit ettiğimiz kadarıyla, müstakil olarak vasiyet konusu üzerinde, diğer konulara nispeten çok fazla çalışılmamıştır. Bu nedenle Sahîh-i Buhâri'nin vasiyet bölümünün incelenmesini kararlaştırdık. Günümüzde vasiyet konusu tam olarak bilinmemektedir. Vasiyet konusundaki hadis çalışmaları diğer konulara göre geride kalmış, istenilen seviyeye ulaşamamıştır. Konumuzu Sahih-i Buharî özelinde yapmamızın sebebi ise Sahih-i Buhâri'nin Kur'an-ı Kerim'den sonra en güvenilir kaynak olması ve içinde vasiyet konusu ile ilgili yeterince rivayetin bulunmasıdır. Bu çalışma giriş, onu takip eden üç bölüm ve sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı ve önemi üzerinde durulmuştur. Onu takip eden birinci bölümde; Buhâri'nin hayatı, ilmi kişiliği anlatılmış; Sahih-i Buharî hakkında bilgi verilmiştir. Aynı zamanda 'vasiyet' kelimesinin tahlili yapılmıştır. İkinci bölümde; vasiyet bölümünün bâb başlıkları, senedlerin incelenmesi, râvi şeceresi, âli-nâzil isnad ve konu bakımından hadisler değerlendirmeye alınmıştır. Üçüncü bölümde ise önce Kütüb-i Sitte'nin diğer müellifleri hakkında kısa bilgiler verilmiş daha sonra vasiyet bölümleri karşılaştırılmıştır. Sonuç bölümünde ise genel değerlendirme yapılmıştır.

Kütüb-i SitteRivayetlerSahih-i Buhari+2
Dursun Aykut
Yozgat Bozok University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eş'arîlik ve Schopenhauer düşüncesinde irade anlayışı

Tez çalışmasının temel amacı Kelâm ilmindeki irade anlayışı ile Schopenhauer'in irade felsefeni inceleyerek karşılaştırmalı bir analiz yapmaktır. Çalışmada Kelâm düşüncesinde tarihsel olarak ortaya çıkan Kelâmî mezheplerin irade ve irade özgürlüğü düşünceleri literatür taraması yapılarak incelenmiştir. Kelâmî yaklaşımlar temelde üç farklı kategoride irade konusunu tartışmışlardır. Birinci yaklaşıma göre insanın özgür iradesi yoktur. İnsan ancak Allah'ın dilemesi ve O'nun izin verdiği kadar eylem ve davranışlarda bulunur. Bu görüş Cebriyye ekolünde katı bir şekilde savunulmuştur. Daha ılımlı savunucusu ise Eş'arî geleneğidir. İkinci görüş, Mu'tezilî düşünce tarafından temsil edilmektedir ve insan fiillerinde tam bir özgürlük vardır. Aksi takdirde insanın yapıp etmelerinde ahlaki bir sorumluluk yüklenemez. Aynı zamanda insan Allah'ın vermiş olduğu akıl ile seçebilme kudretine sahiptir. Üçüncü görüş Mâtürîdî düşünce mensuplarınca savunulmaktadır. Onlara göre insan davranışları bir taraftan Allah'ın insana verdiği cüz'î iradesinin etkisi altındadır. Diğer taraftan Allah'ın iradesinin insanda bulunmasını takdir etmesi dolayısıyla insani seçimler küllî iradeye bağlıdır. Schopenhauer'in düşünceleri modern Batı düşünce geleneğinde hâkim olan idealist ve realist fikri ekollerden ayrı düşünülebilir. Schopenhauer, Batı aydınlanmasının aklı ön plana çıkartan insan davranışı açıklamalarına karşılık, aklın yerine sezgi, karakter ve diğer irrasyonel motivasyonlara daha fazla değer vermiştir. Schopenhauer aynı zamanda çağının ana akım deist düşünce kültürü yerine, kendisinin ateist temellere dayalı düşüncesini yerleştirmeye çalışmıştır. Bu anlamda Schopenhauer'e göre bütün olayların müsebbibi her şeyin üstünde ve her şeyi kontrol edebilen güç, mutlak iradedir. İrade insan davranışları da dahil olmak üzere evrendeki her şeyi kendi amacına uygun olarak kontrol ve idare etmektedir. Bu nedenle insanın irade özgürlüğünden söz edilemez. Kelâmî düşüncede ve Schopenhauer felsefesinde iradeye yönelik açıklamalar bazı noktalarda paralellik göstermektedir. Ancak Kelâmî düşüncede Allah'a atfen yapılan açıklamalar, Schopenhauer'de metafizik bir olgu olarak irade olgusuna dayanılarak yapılır. Bununla birlikte irade kavramı ve uzantıları Kelâm ilminin açıklamaları ile Schopenhauer'in açıklamalarının ortak birçok noktada buluştuğu görülür. Tez çalışması öncelikle Kelâmî düşüncedeki irade kavramını ele aldıktan sonra Schopenhauer'in düşüncelerine yer vermiştir. Yapılan araştırma sonucunda, iki görüş arasında ortak ve zıt görüşlerin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Schopenhauer, Kelâm, irade, irade özgürlüğü, istitaat, kesb, küllî irade, cüz'î irade, determinizm

DeterminizmEş`ariKelam+5
Rüveyda Şıvgın
Yozgat Bozok University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslam Hukukunda vasiyet

Çalışmamızda, vasiyetin tanımı, çeşitleri ve geçerli bir vasiyet olması için, vasiyetin tarafları ve konusu olan mûsi, mûsa leh ve mûsa bihte olması gereken şartlar üzerinde ayrıntılı durulmuştur. Bunun yanında vasiyeti ifsat eden nedenler ve vasiyetten rücû şekillerine değinilerek, mer'i hukukun hükümlerine de atıflar yapılmıştır.

Vasiyetİslam Hukukuİslamiyet
Adem Albayrak
Yozgat Bozok University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Narrative terapi temelli grupla psikolojik danışma programının ergenlerin irade ve kaygı düzeylerine etkisi

Bu araştırmada, 'Narrative Terapi Temelli Grupla Psikolojik Danışma Programının Ergenlerin İrade ve Kaygı Düzeylerine Etkisi' ni incelemek amaçlanmıştır. Araştırmanın uygulaması; 2017-2018 eğitim-öğretim yılında, İstanbul ili Kağıthane ilçesinde bulunan Ebu Hureyre Kız Kuran Kursu' nda öğrenim gören 15-17 yaş aralığındaki öğrencilerle gerçekleştirilmiştir. Çalışma, basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle belirlenmiş her biri kız öğrenci olan toplam 16 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında; kişisel bilgi formu, katılımcıların irade düzeylerini ölçmek için Öz Düzenleme Ölçeği ve kaygı düzeylerini ölçmek için Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeği kullanılmıştır. Deneysel desen kullanılarak gerçekleştirilen bu araştırma, Narrative Terapi Temelli Grupla Psikolojik Danışma Programının uygulandığı bir deney grubu ve hiçbir işlem yapılmayan kontrol grubu olmak üzere toplam 2 çalışma grubundan oluşmaktadır. Araştırma sonucunda; Narrative Terapi Temelli Grupla Psikolojik Danışma Programının uygulandığı deney grubunda yer alan ergenlerin, Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeği'nden aldıkları puanların kontrol grubunda yer alanlara göre anlamlı düzeyde azaldığı görülmüştür. Ayrıca, beklenenin aksine deney ve kontrol gruplarının öz düzenleme becerileri arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır. Anahtar Kelimeler: Narrative Terapi, İrade, Kaygı, Öz Düzenleme, Öz Denetim

Grupla psikolojik danışmaKaygıÖlçekler+3
Merve Koca
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Resmi Vasiyetname

Miras bırakanın yapabileceği ölüme bağlı tasarrufların türleri vardır. Bunların bir kısmını vasiyetnameler oluşturmaktadır. Vasiyetname de kendi içinde çeşitlidir. Mirasbırakanın ölümünden sonraki emir ve isteklerini açıklayabileceği vasiyetname türlerinden biri de resmi vasiyetnamedir. Resmi vasiyetname, iki tanığın katılmasıyla resmi memur tarafından düzenlenen vasiyetnamedir. Bu vasiyetnamenin düzenlenmesine, memur yanında iki tanığın katılması zorunludur. Vasiyetnamenin mutlaka kanun tarafından belirlenmiş yetkili memur vasıtasıyla yapılması gerekir. Bu çalışmada, genel olarak ölüme bağlı tasarruflara, bu tasarruflar arasında bulunan resmi vasiyetnameye ve türlerine ve son olarak resmi vasiyetnamenin sona ermesi hallerine yer verilmiştir.

MirasMiras hukukuResmi kararlar+3
Muhammed Aydın
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Talcott Parsons'ın sosyal eylem teorisinde iktisat biliminin metodolojisi ve ona yönelik eleştiriler

Talcott Parsons; Marshall, Pareto, Durkheim ve Weber'in teorilerine dayanarak eylem teorisinin geniş çaplı çalışmalarında faydalanabilecek "sosyal eylemin referans çerçevesi" olarak bilinen basit teorik yapıyı geliştirdi. Referans şeması basitçe sabit üç öğeden oluşur. Amaç, durum ve normlar. Durum amaç için olası araçlar ve koşulları içermektedir. Koşulların varlığı gerekli olası araçların normlara göre dönüşümüne adanmış çabayı ima eder. Çaba çoğunlukla idealist düşünce tarafından yadsınırken, Klasik İktisat'ta normlar ya ihmal edilir ya da koşullar içerisinde ele alınırlar. Parsons'ın "Crousoe İktisadı"nın eleştirisi değerli bir katkı olmakla birlikte, onun iktisatta "rasyonellik normu" analizi bir tür basitleştirme olarak değerlendirilmelidir. Rasyonellik normu bireylerin beklentilerini ya da eylemlerini piyasa koşullarına uyumlandırma sürecinde hata yapabileceklerini iddia eder. Arz ve talep dengesi bu tür ayarlamaların bir sonucudur. Parsons basit Hobbesçu modeli karmaşık klasik modelin temeli olarak değerlendirmiştir. Bu tür bir görüş modelin temel öğelerini ihmal etmeyi gerektirir: (1) Özel mülkiyet, (2) sosyal sınıflar, (3) etkin bir aktör olarak devlet, (4) rasyonellik normu ve (5) maliyet. Metodolojik olarak, bu öğelerin göz ardı edilmesi Parsons'ı Klasik İktisat'ı az sayıda değişken ile analiz etmeye itmiştir. Böylece Parsons tarafından analitik gerçekçiliğin hatalı uygulaması önemli yanlış anlaşılmalara ve yanılgılara neden olmuştur.

Eylem teorisiKlasik ekonomiParsons, Talcott+1
Ata Devrim
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadının fiillerinde irade hürriyeti

Yakın dönem kelamcıları, kadın meselesini onun hakları, statüsü, varlığı, değeri üzerinden ele almıştır. Daha önce kadının fiillerinde irade hürriyeti açısından konu ele alınmadığı için böyle bir çalışmaya gereksinim duyulmuştur. İslâm toplumlarında kadına biçilen roller erkeğe biçilen rollerden daha farklı işlenmiştir. Birtakım İslâmi öğretilerle iradesi sınırlandırılan kadın, sosyal alanda kendini ifade edememiştir. Bu sebeble İslâm'ın daha doğru anlaşılmasını sağlayabilmek adına birtakım izahlarla konu ele alınmıştır. Çalışmada dini öğretilerde yer alan problemli yaklaşımlara hukuk, sosyo-kültürel ve din anlayışları perspektifinden yaklaşılarak kadına verilen sorumluluk, rol-model ve fiil ehliyeti meselesi aydınlığa kavuşturulmaya çalışılmıştır.

FiilFiil ehliyetiKadınlar+6
Fatma Betül Temel
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Daniel Dennett ve özgür irade

Daniel Dennett özgür irade üzerine ileri sürdüğü düşünceleriyle günümüzde materyalist felsefede hem eleştirilen hem de hayranlık duyulan aynı zamanda batı felsefesinde bilişsel bilim, bilim felsefesi ve zihin felsefesi konularıyla öne çıkan önemli felsefecilerden biridir. Zihin felsefesinde önemli çalışmaları olan Dennett, bilinç üzerine yaptığı çalışmalarla ses getiren biri olmuştur. Doğaüstü bir güce inanmadan ve düalist bakış açısına sahip olmadan insanın özgür iradeye ve ahlaki sorumluluğa sahip olabileceğini ileri sürmüştür. Özgür iradeyi çeşitli yanılsamalardan kurtarmaya çalışan Dennett, özgür iradeyi evrimsel bir bilinç üzerine inşa etmeye çalışmıştır. Deterministik bir evren anlayışına rağmen insanın bir bilince ve iradeye sahip olduğunu ileri süren teorisiyle günümüzde özgür irade tartışmalarının odağında yer almıştır. İnsanın bir kukla olmadığını ve eylemlerinde de gerekli sorumluluğu taşıdığını ileri sürmüştür. Bilinç Açıklanıyor, Özgürlük Alanı ve Özgürlüğün Evrimi gibi önemli eserleri kaleme alarak bilinç ve özgür irade teorisini temellendirmiştir. Bu doğrultuda çalışmanın giriş bölümünde özgür irade probleminin önemi ve amacı vurgulanmıştır. İkinci bölümde düşünce tarihinde özgür iradenin yeri tespit edilmiştir. Üçüncü bölümde özgür iradenin çağdaş felsefedeki yaklaşımlarına değinilmiştir. Dördüncü bölümde ise Daniel Dennett'ın özgür irade yaklaşımı kendi bakış açısı bağlamında incelenmiştir.

Dennett, DanielFelsefeFelsefeciler+2
Mekiye Demir
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

İslam Hukukunda sübjektif gayenin akitlerin hukuki sonuçlarına etkisi

Bu çalışmada, akdi inşa eden tarafların sübjektif gayelerinin akitlerin hukuki sonuçlarına etkisi, İslam hukuku açısından ele alınmaktadır. Batı hukuk sistemlerinde hukuk-ahlak ilişkisi çerçevesinde ele alınan bu problem, çeşitli nazariyelere konu olmuştur. Oluşum ve gelişim şartları itibariyle genel teoriler geliştirme eğiliminde olmayan klasik İslam hukuku eserlerinde ise bu konunun teorik alt yapısı "niyet", "kasıt", "makâsıdu'l-mükellef" terimleri etrafında şekillenmiştir. Çağdaş İslam hukuku araştırmacıları ise pozitif hukuk çalışmalarının etkisiyle "tarafları akit yapmaya sevk eden şahsî gaye" anlamında "sebep" ve "bâis" kavramlarını kullanmayı tercih etmişlerdir. Objektif geçerlilik şartlarını taşıyan bir akdin, tarafların şer'an meşru ve muteber kabul edilmeyen maksat ve niyetleri sebebiyle hükümsüz bırakılıp bırakılamayacağı şeklindeki tartışma, klasik fıkıh eserlerinde nehyin fesada delâleti meselesi ile itibâru'l-meâl delili ve sedd-i zerâi kaidesi çerçevesinde ele alınmıştır. Ayrıca diyânî hüküm-kazâî hüküm ve uhrevî hüküm-dünyevî hüküm şeklindeki ikili hüküm anlayışı da birçok mevzuda tarafların gerçek niyetini tespit etmeye dayalı tartışmalara dayanmaktadır. Fakihler, tarafların şahsî gayelerinin akit ve diğer hukukî işlemlerin uhrevî hükmü üzerinde etkili olduğu hususunda ittifak halindedir. Fakat hangi şartlar altında bunların dünyevî hükmü üzerinde etkili olacağı hususunda aralarında ihtilaf vardır. Mâlikî ve Hanbelî mezhepleri bu hususta sübjektif kriterleri esas almışlardır. Onlara göre taraflardan birini hukuki muamelede bulunmaya sevk eden şahsi gaye, şer'î esaslara aykırı olduğu takdirde, akdi hükümsüz bırakır. Bunun için söz konusu gayeyi, karşı tarafın bilmesi veya bilme imkânının olması yeterlidir. Hanefî ve Şâfiî mezhepleri ise daha objektif kriterler belirlemişlerdir. Onlara göre tarafların şahsî gayelerinin akitler üzerinde etkili olabilmesi için ya irade beyanında şart koşma şeklinde sarahaten zikredilmiş olması ya da akdin mahallinin tabiatından anlaşılabilir nitelikte olması gereklidir. Bu hususta Zâhirîler, irade beyanını esas alan bir yaklaşıma sahiptir. Zeydî fakihlerin görüşleri ise bazı meselelerde Hanefîler, bazı meselelerde ise Şâfiîler ile benzerlik taşımaktadır. Caferî fakihler de genellikle objektif kriterleri esas almışlardır.

GayeNiyetlerSebep+3
Zuhal Dağ
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nurettin Topçu'da var olma iradesi

Bu çalışma Topçu'nun irade düşüncesini inceleme amacı taşımaktadır. Bu anlamda ilk olarak iradenin tanımından yola çıkılmış, felsefe tarihinde irade hakkındaki farklı bakış açıları incelenmiştir. Topçu'nun irade düşüncesinin mistik bir irade anlayışı çerçevesinde geliştiği gözlenmiş ve bu noktadan hareketle Topçu'da iradenin seyri anlamında, iradenin, fertte, devlette, millette, sanatta, dinde ve son tahlilde ahlakta aldığı şekiller gözler önüne serilmiştir. Son tahlilde Topçu'nun iradeye bakış açısının varoluşsal bir bakış açısıyla paralellik arz ettiği üzerine vurgu yapılmıştır.

Benlik kavramıTopçu, NurettinVaroluşçuluk+1
Ramazan Karaman
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebu'l-Muin En-Nesefi'ye göre insan fiillerine ilişkin meseleler

İnsanın yaratılışı kadar fiillerinin temelini teşkil eden irade ve gücün varlığı ve şekli de düşünce tarihi boyunca hem merak uyandırmış hem de tartışma konusu olmuştur. Kur'an ve Hadis'te yer alan ifadelerden bazıları insanın irade ve kudret sahibi olduğunu ifade ederken diğer bazı ifadeler insanın sahip olduğu iradenin ilahi irade ve kudret tarafından belirlendiği anlamını çağrıştırmaktadır. Bunun yanında kaza ve kader, ecel ve rızık konuları için de aynı şeyi söylemek mümkündür. Ancak adı geçen konularda yapılan tartışmalar neticesinde elde edilen bilginin çok olması bu konuları açıklığa kavuşturmak açısından önemli bir mirasımızdır. Ebu'l-Muin en-Nesefi'nin bu miras içerisindeki payı büyüktür. Bu nedenle biz onun insan fiillerine ilişkin görüşlerini araştırmak istedik. Elde ettiğimiz verilerin bu mirasa katkı sağlayacağını umarız. Anahtar Kelimeler: Fiil, İrade, Kaza, Kader, Ecel, Rızık

Ebu`l-Muin en-NesefiKaderKaza+5
Rahim Çetin
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnsan iradesi ve kader ilişkisi

Kader konusu, İslam düşünce sistemi içerisinde en çok tartışılan konulardan birisidir. Diğer toplum ve inançlarda da üzerinde düşünülen kader konusu hakkında oldukça farklı fikirler ileri sürülmüştür.Kader konusu birçok kavramla birlikte ele alınmıştır. Bu kavramların en önemlilerinden birisi ise iradedir. Kaderin insan iradesine bir etkisinin olup olmadığı düşünülmüş ve bunun hakkında farklı fikirler ileri sürülmüştür. Bazıları insanın kader karşısında herhangi bir şekilde hareket alanının olmadığını, kişinin bütün fiillerinde mecbur olduğunu söylerken kaderin olmadığını, bazıları da insanın fiillerinde tamamen özgür olduğunu söyleyen görüşler ortaya çıkmıştır. Halbuki Allah'ın ilminde bulunan bilgilerin insanlar tarafından bilinmemesi, herhangi bir zorlayıcılığı ortadan kaldırmaktadır. Bununla birlikte, insan iradesinin ve fiillerinin güç yetiremeyeceği durumlar da meydana gelmektedir.Kader hakkında Kur'an ve sünnete uygun olarak ortaya çıkan görüşlerin tutarlılığı akıl ve mantık açısından da oldukça uygundur. Diğer aşırı görüşlerin ise aslında siyasi kargaşa ortamından beslendiği görülür. Kader konusunun insan iradesi açısından ele alınması konunun anlaşılmasına oldukça fayda sağlayacaktır.

Kaderİradeİslamiyet
Tuba Altuncu
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Vasiyetnamenin iptali davası

Çalışma konumuzun öznesi olan vasiyetnameler tek taraflı, kimseye yöneltilmesine gerek olmayan ve serbestçe geri alınabilen hukuki işlemlerdir. Türk Medeni Kanunu, vasiyetnameleri resmi vasiyetname, el yazılı vasiyetname ve sözlü vasiyetname olmak üzere üç tür olarak düzenlemektedir. Miras bırakanın ölüme bağlı son arzularını olabildiğince ayakta tutmayı hedefleyen kanun koyucu, vasiyetnamenin geçersizliğini iptal edilebilirlik yaptırımına tabi tutmuştur. Çalışmamızın asıl konusunu oluşturan vasiyetnamenin iptali davalarında kanunun öngördüğü sınırlı sayıdaki iptal sebepleri olan ehliyetsizlik, kanuna ve ahlaka aykırılık, irade sakatlıkları ve şekle aykırılık sebeplerinden birine dayanılarak sakat olan vasiyetname mahkeme kararıyla iptal ettirilip hükümsüz hale getirilebilmektedir. Yaptığımız çalışmanın amacı vasiyetnamenin iptali davasının sebeplerini, hukuki niteliğini, usul ve esasa dair özelliklerini, kanunda öngörülen süreleri açıklamaktır. Ayrıca vasiyetnamenin iptali davasının benzer davalar olan vasiyetnamenin tenfizi davası, miras sebebiyle istihkak davası ve tenkis davalarıyla benzerlikleri ve farklılıkları belirlenerek netlik sağlanacaktır. Ek olarak hukuk camiasının kullanımına sunulmak üzere akademik bir eserin ortaya konulması da bir diğer amaçtır. Çalışma, ölüme bağlı tasarruflardan sadece vasiyetnamelerin iptalinin incelenmesi yönüyle diğer çalışmalardan ayrışmaktadır. Çalışma, sağlar arası işlemler ile ölüme bağlı tasarruflar için kanun koyucunun öngördüğü geçersizlik yaptırımlarının farklarını açıkça ortaya koyması, iptal sebeplerinin değerlendirilmesi, yaptırımlar için yeni öneriler içermesi, iptal davasının usul ve esasa ilişkin özelliklerinin incelenmesi ve iptal davasını benzer davalarla karşılaştırması bakımından önemlidir.

Medeni hukukTürk Medeni KanunuVasiyet+5
Cem Soyupak
Çağ University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Din görevlilerinin bir afet biçimi olarak deprem hakkındaki algıları: Tatvan ilçesi örneği

Bu çalışmanın temel amacı Bitlis ili Tatvan ilçesinde Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde çalışan imam ve Kur'an kursu öğreticilerinin bir afet biçimi olan depremi nasıl anlamlandırdıklarını ve algıladıklarını öğrenmeye çalışmaktır. Çalışmada depremin; kader, tevekkül, irade ve sorumluluk gibi dini kavramlarla ilişkisi tartışılmış ve bir durum tespiti yapılmak istenmiştir. Bu araştırmada nitel araştırma yöntem ve tekniklerinden yararlanılmıştır. Bu kapsamda 9 imam ve 6 kadın Kur'an kursu öğreticileri olmak üzere 15 kişi ile görüşme/mülakat gerçekleştirilmiştir. Tezin amacına uygun yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmış, konu bağlamında 5 temel ve 17 alt soru olmak üzere 22 soru ile din görevlilerinin deprem hakkındaki düşüncüleri/algıları anlamaya çalışılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda görüşme yapılan katılımcılar; kader ve tevekkül kavranmalarının toplumda bağlamından koparılarak Allah'ın tavsiye ettiği sorumluluk bilincinden soyutlanarak kullanıldığını ifade etmişler. Ayrıca din görevlilerine deprem hakkındaki görüşleri sorulmuş, yapılan görüşme sonucunda din görevlilerinin bir kısmı depremin daha çok ceza, uyarı ve imtihan gereği meydana geldiğini belirtirken bir kısmı da depremin İlahi Kanunlar/Adetullah kapsamında meydana geldiğini ifade etmişlerdir. Depremlerin Adetullah Kanunu gereği meydana gelmesinin olağan olduğu ve önemli olan Allah'ın vermiş olduğu akıl ve irade ile insanların sorumluluklarının bilincinde olması, depreme karşı gerekli önlem ve tedbirleri alınması gerektiğini belirtmişler. Zira dini inanç bağlamında din görevlilerinin kader ve tevekkülün insana bir sorumluluk yüklediği vurgusu yaptığı görülmüştür. Yapılan görüşmelerde bazı din görevlilerinin deprem gibi olayların afete dönüşmesinde insanların sorumsuzluğu ve tedbirsizliklerinin neden olduklarını belirttiği tespit edilmiştir.

AfetlerDepremDin+4
İkram Batır
Bitlis Eren University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu kapsamında sözlü vasiyetname

4721 sayılı TMK. m. 539-541 arasında düzenlenen ve şekli anlamda bir ölüme bağlı tasarruf türü olan sözlü vasiyetname; el yazılı ve sözlü vasiyetname düzenlenmesine engel, olağanüstü durumlar içinde olan mirasbırakanın başvurabileceği bir yoldur. Ölüme bağlı tasarruf, kişinin ölümünden sonra malvarlığına ne olacağını belirlemesine olanak veren bir hukuki işlem türüdür. Sözlü vasiyetnameyi el yazılı ve resmi vasiyetname şekillerinden ayıran en önemli özellik, bu türe sadece her iki türde de vasiyetname yapma imkanından mahrum olan kişilerin başvurabilecek olmasıdır. Sözlü vasiyetnamenin bu özelliği bile tek başına onun önemini açıklar mahiyettedir. Çünkü Kanun koyucu bu yolla son anlarını yaşayan kişiye, olağanüstü şartlar altında da olsa terekesinin kaderini belirleme imkanı vermekte ve onun arzularına verdiği değeri göstermektedir.

Medeni KanunSözlü vasiyetnameTürk Medeni Kanunu+3
Sema Aydın
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Descartes'in etik anlayışı

Bu çalışmanın amacı Onyedinci yüzyılın en önemli filozoflarından biri olan Descartes?ın etik anlayışını incelemektir. Birinci bölümde, etiğin ardalanı olarak filozofun fizik ve metafizik üzerinde durduk ve filozofun yöntemini ortaya koyduk. Metafizik başlığında ruhun varlığı, ruh ve beden hakkında filozofun dualist yaklaşımı, Tanrı kavramı ve Tanrı ile duyulur dünyanın varlığının kanıtlanması konularını ele aldık. İkinci bölümde ihtirasları, bunların iki ayrı töz olarak ruh ve beden arasındaki iletişimde nasıl ortaya çıktıklarını, çeşitlerini, etkilerini ve etik manada nasıl kontrol edilebileceklerini açıklamaya gayret ettik. Üçüncü bölümde ise, düşünürün ahlak konusunda, tüm kitaplarında ve değişik zamanlarda öne sürdüğü görüşlerinin bir incelemesini yaptık. Bu başlığın ilk konusu olarak, filozofun ahlak görüşlerinde başat bir yer tutan irade kavramının inceledik. Filozofun Geçici Ahlak ve Yetkin Ahlak Kurallarını ve bunların aralarındaki benzerlik ve farklılıkların ayrıntılı bir analizi ile, ahlakın temel kavramları olan bilgelik, mutluluk ve erdem kavramlarını inceledik. Son olarak da Descartes Ahlakı?nın toplumsal boyutuna değindik. Sonuç bölümünde, Descartes?in etik anlayışıyla ilgili olarak bu çalışmada ulaşılan sonuçları ortaya koyduk. Anahtar Kelimeler: Etik, Fizik, Metafizik, Geçici Ahlak,Yetkin Ahlak, İrade, Hata

AhlakDescartesEtik+3
Nilifer Ünaldı
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aristoteles'te ve Fârâbî'de özgür irade

Hürriyet (özgürlük) kavramı, herkes için kabul gören ortak bir tanımı ifade etmemektedir. Hürriyetin müşterek bir kavramsal tanımının yapılamıyor olması, onun duygusal bir yaşam durumunu karşılıyor olmasından kaynaklanmaktadır. Bu ?yaşama hali? kendisini ?seçme? ve ?eylem? unsurlarıyla ortaya koyabilmektedir. Her insan, hürriyetinin bilincine ?eylem?de varmaktadır. Çünkü hürriyeti elinden alındığı an insan, hürriyetsizliğinin verdiği rahatsızlık durumunu yaşamakta ve hürriyetin öneminin farkındalığını duymaktadır. Yine de sözü edilen bu durum, ?seçme?nin insan hürriyeti adına göz ardı edilebilir bir evre olduğu biçiminde yanlış anlaşılmamalıdır. Gerek, ? seçme? gerekse ? eylem? hürriyetin anlamsal iki ayrı önemli evresini oluşturmaktadır. Seçme hürriyeti; tercihi ifade etmektedir. Tercih, iradeyle gerçekleştirilen bir seçim durumudur. Ancak ?irade? tercihe göre çok daha kapsamlı bir kavramdır. Çünkü tercih, yalnız düşünen insana özgüdür. Dolayısıyla irade özgürlüğüne sahip olan insan ancak tercihte bulunabilmekte, seçim hürriyetine sahip olabilmektedir. Yine insan, elinde olan şeyler üzerine enine boyuna düşünerek tercih etmektedir. Aristoteles?te ve Fârâbî?de iradî özgürlük önce teolojik, daha sonra da beşeri zemininde değerlendirilmektedir. Filozoflarımız adına konunun teolojik düzlemde değerlendirilmesi, onların metafizik algılarının incelenmesini zorunlu kılmaktadır. Filozoflarımız için Metafiziğin bilgisi en üstün bilgidir. Çünkü Metafizik, en üstün varlık olan Tanrı?yı konu almaktadır. Bu bağlamda özgür irade ay-üstü âlemde önce Tanrısal Varlık (irade-i küllî) adına değerlendirilmelidir. Daha sonra da özgür irade hiyerarşik düzlemde epistemolojik ve ontolojik olarak Tanrı?dan daha aşığı da yer alan ay-üstü varlıkları adına değerlendirilir. Bu anlamda ay-üstü eylemde ?mutlak determinizm? görülmektedir. Konu ay-altı âlemi adına değerlendirildiğinde ay-altı âlemi varlıklarının içerisinde de bir hiyerarşik dizilim söz konusu olmaktadır. Bu dizilim çevresinde en üstte düşünen bir varlık olması bakımından insan olmak üzere, sırasıyla hayvan, bitki ve cansız varlıklara uzanan bir yapı görülmektedir. Dolayısıyla söz edilen bu ay-altı âlemi varlıkları adına iradî özgürlük değerlendirilmektedir. Ancak ay-altı dünyada, ay-üstü alemi kadar katı bir determinizm değil, ?ılımlı determinizm? görülmektedir. Çünkü düşünen bir varlık olması bakımından insan yalnız iradi bir varlık değil (irade-i cüzî), tercih eden bir varlıktır. O, tercihini iyi yönde kullanabileceği gibi kötü yönde de kullanabilmektedir. Ancak insanın doğuştan sahip olduğu istidatlarını iyi yönde kullanabilmesi için iradi bir eğitime ihtiyacı vardır. Bu iradi eğitimi insana sunacak olan kişi ise, seçkin bir kişi olmakla, ?ilk yönetici? olmalıdır. O; hikmet sahibi, bilge kişidir. Bu anlamda ilk yönetici, insanı Tanrısal mutluluğa, gerçek mutluluğa ulaştıracak olan kılavuzdur. Her insanın ilk yönetici olması imkan dahilin de olmadığı gibi, her insanın doğuştan yalnız iyi istidatla donatılmış olması da söz konusu değildir. İnsanda doğuştan hem iyi; hem de kötü istidatlar vardır. Yalnızca Tanrısal varlık, özü gereği iyiliğe sahip olmakta, O; kötü olma zıtlığını içermemektedir. Oysa insanda iyilik ile kötülük iki zıt güç olarak bulunmaktadır. Önemli olan onun iyi olan istidatını ortaya çıkarabilmesidir. Beşeri mutluluk, Tanrısal iradeye bağlı olarak gerçekleşmektedir. Ancak tercihini kötü yönde kullanarak kötü eylemde bulunmak da insana özgü bir durumdur. Dolayısıyla beşeri düzlemde ?zorunlu bir determinizm? den söz edilememektedir. Anahtar Kelimeler: Hürriyet (Özgürlük) , İrade, Tanrısal İrade, Tercih (Seçim), Beşeri Mutluluk, İstidat, İlk Yönetici (Hikmet Sahibi, Bilge Kişi), Mutlak Determinizm, Ilımlı Determinizm, Ay-üstü Alemi, Ay-altı Alemi, Metafizik.

AristotelesDeterminizmDin felsefesi+5
Nagihan Seyhan
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
20
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elmalılı Hamdi Yazır'da irade-meşîet kavramı

Biz bu çalışmamızda, ?Elmalılı Hamdi Yazır?da İrade-Meşîet Kavramı?nı konu olarak ele almaya çalıştık. Çalışmamızın asıl amacı Elmalılı?da irade ve meşîet kavramlarının nasıl anlaşılıp ele alındığını incelemektir. Bu amaçla, kendisi tarafından yazılmış olan Hak Dini Kur?an Dili adlı tefsirini ve Fransız Paul Janet ve Gabriel Sailles?in din felsefesi usu¬lüne dair yazdıkları ve müellifimizin de Türkçe?ye çevirerek uzun bir önsöz eklediği el-Metâlib ve?l-Mezâhib adlı eserlerini inceleyip, konumuzun kapsamı çerçevesinde, Yazır?ın bakış açısını belirlemeye çalıştık. Ayrıca metin içersinde, diğer Kelamla ilgili eserlerden, dipnotlar şeklinde değerlendirmelere de yer vermeye gayret ettik. Araştırmamızda, Mâtürîdî ekolüne mensup bir düşünür olarak Elmalılı, irade ve meşîeti, tefsirinin pek çok yerinde, diğer bazı âlimler gibi yer yer aynı anlamda kullanmıştır. Bununla beraber ilâhi meşîeti, ilâhi iradenin tekvinî irade boyutu olarak ele aldığından, bazı âyet tefsirlerinde Mâtürîdî?den farklı değerlendirmiştir. Anahtar Kelimeler: İrade, Meşîet, Hidâyet, Dalâlet, Tekvin, Akıl, Kalb, İhtiyar, Kesb, Fiil.

Hak Dini Kur`an DiliKur'an-ı KerimMeşiet+4
Hüsna Çelebi
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslam Hukukuna göre boşamada irade ve beyan uygunluğu

ÖZET "İslâm Hukukuna Göre Boşamada İrade ve Beyan Uygunluğu" isimli Yüksek Lisans Tez çalışmasında evlilik sözleşmesinin ortadan kaldırılması olan boşamayı ele aldık. Genel olarak tek taraflı irade beyanıyla meydana gelebilen ve bir ıskat tasarrufu olarak kabul edilen boşamada irade ve beyan uygunluğunu ve bunun sonuca tesirini inceledik. Amacımız, konu hakkında klasik kaynaklarda bulunan bilgileri doğru şekilde anlamak, yeni bir sistem içerisinde ele almak ve mukayese imkanı sunmaktır. Çalışmamızın giriş bölümünde boşamanın tanımını, boşama yetkisine sahip olanları, tarafların ehliyetini ve boşamanın geçerliliğini kısaca belirttik. Geçerli bir boşamanın ortaya çıkış ihtimallerini farklı görüşlere de yer vererek üç başlık altında ele aldık. Bunlar, boşamanın tek taraflı irade beyanıyla olması, boşamanın mahkemede olması ve boşamanın şahitler huzurunda olmasıdır. Birinci bölümde boşamanın çeşitlerini farklı açılardan ele aldık. Bu bölümde, dönülebilir olup olmamasına göre, sünnete uygunluğuna göre, hükmünün gerçekleştiği an itibariyle ve mükellefin sorumluluğu itibariyle olmak üzere boşamanın çeşitlerini inceledik. Bilhassa bid'î boşamanın geçerliliğini, İslâm hukukçularının farklı görüşlerini de gözönüne alarak incelemeye çalıştık. İkinci bölümde "boşamada irade ve beyan uygunluğunu" inceledik. Bu bölümün birinci başlığı altında, niyetin tanımını, önemini tasarruflardaki rolünü ve boşamadaki etkisini inceledik. İkinci başlık altında boşama iradesini beyan şekillerini ve bu konulardaki farklı görüşleri ele aldık. Üçüncü başlık altında irade ve beyanın birbirine uygun olabilmesi için gerekli şartları, irade ile beyanın birbirine uymadığı veya iradenin oluşumunda sakatlandığı bazı halleri araştırdık. Bu bölümün dördüncü başlığı altında ise daha ziyade irade ve beyanın birbirine uygun olmaması halinde veya irade beyanına aykırı bir durum ortaya çıkması halinde söz konusu olan diyâneten ve kazaen hüküm vermeyi tanıttık. Hanefiler hariç tutulacak olursa İslâm hukukçularının pek çoğu, boşama beyanının geçerli olabilmesi için gerçek anlamda boşama iradesinin bulunmasını şart koşarlar. Hanefiler ise boşamada irade ile beyan arasındaki uygunluk şartını her zaman aramazlar. Ayrıca, İslâm hukukçuları, boşama yetkisine sahip olan şahsın tek taraflı irade beyanıyla boşama meydana getirebilmesi için hukuki işlem meydana getirebilme ehliyetine sahip olması şartını ararlar. IX

BeyanBoşanmaİrade+1
Yılmaz Fidan
Karadeniz Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2001
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nurettin Topçu'da irade kavramı

Bu çalışmanın amacı Nurettin Topçu'da irade kavramının içeriğini ortaya koymaktır. Nurettin Topçu, XX. Yüzyılda ülkemizin yetiştirdiği en önemli fikir, ruh ve gönül adamıdır. O, aynı zamanda Fransa'da felsefe tahsili yapmış, sistematik düşünceye sahip bir ahlâkçıdır. Nurettin Topçu, Avrupa'da kaldığı yıllarda Blondel, Bergson ve Massignon gibi batılı düşünürlerle tanışmış ve onların düşüncelerinden etkilenmiştir. O, ülkemizde aksiyon felsefesinin öncülüğünü ve Hareket Okulu'nun kuruculuğunu yapmıştır. Ve yine o, Blondel'in Hareket Felsefesi'nden yola çıkarak kendi ahlâk felsefesi olan İsyan Ahlâkı'nı ortaya koymuştur.Düşünürümüze göre, isyan ahlâkı, Allah'ın insanda isyanı olup özgür düşünce ve aşka teslim oluştur. Ona göre isyan ahlâkı, iradenin dâvasıdır. Ona göre gerçek ve tam irade, fertten başlayan, aile ve devlet gibi otoriteleri kabul eden, millet ve insanlık basamaklarından da geçerek Allah'a ulaştıran iradedir.Biz bu çalışmamızda, Nurettin Topçu'da irade kavramının nasıl bir anlam içerdiğini, Topçu'nun iradeye bakışını, onun düşünce sistemindeki yeri itibariyle iradenin fonksiyonunu, önemini ve gayesini ortaya koymaya çalıştık. Bunu yaparken öncelikle mütefekkirimizin fikir dünyasını ve onun kaynağında bulunan dinamikleri belirlemek amacıyla ona ait kapsamlı bir biyografik betimleme yapmaya çalıştık.Daha sonra mütefekkirimizin irade anlayışının farkını ve özelliğini yansıtabilmek adına, genel anlamıyla irade kavramını ve düşünce tarihinde irade ile ilgili görüşler ortaya koyan filozofların konumuzla ilgili tespitlerini ele aldık.Son olarak ise, Nurettin Topçu'nun irade kavramını nasıl tanımladığını, başta insan olmak üzere iradenin millet, devlet ve sanat basamaklarındaki fonksiyonunu ve gayesini ortaya koymaya çalıştık.Anahtar Kelimeler: İrade, Hareket, İsyan, Hürriyet, Sorumluluk, İsyan Ahlâkı

BiyografiTopçu, Nurettinİrade
Muhammet İrğat
Dokuz Eylül University
2011
00

İlgili konular