İşe yabancılaşma
Bu konu başlığı altında 55 tez
Sosyal sermaye ve öz-yeterliliğin işe yabancılaşma üzerine etkisi: Sağlık sektöründe bir araştırma
Ekonomide, sosyal ve teknolojik alanda yaşanan değişim ve gelişimlerin örgütleri doğrudan etkilediği bilinen bir gerçektir. Bunun yanı sıra örgütler için vazgeçilmez bir değer olan insan kaynağının kendi içinde yaşamış olduğu olumlu veya olumsuz değişimler en az diğer faktörler kadar örgütleri etkilemektedir. Özellikle örgüt için telafisi zor olabilecek sonuçlara yol açan işe yabancılaşma, değişimin ve gelişimin önünde engel teşkil edecek bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Örgüte doğrudan etkisi olan bireylerin yaşadığı değişimlerde sosyal çevrenin, sosyal ağların ve bireyler arası ilişkilerin başka bir ifadeyle sosyal sermayenin güçlü bir etkisi vardır. Sosyal sermaye bireylerin sahip olduğu sosyal ağ ilişkilerinden ortaya çıkan ve bu sosyal ağlar içerisinde varlık gösteren potansiyel kaynakların tamamı olarak karşılık bulmaktadır. Birey bu potansiyel kaynakları kullanarak hem özel hem de iş yaşamını şekillendirmektedir. Bunun yanı sıra birey de var olan ağ ilişkilerinin gücünün ise bireyin yaşamda karşılaştığı olayların üstesinden gelmede kendi yetenek ve becerilerine inancı olan öz-yeterliliği beslediği düşünülmektedir. Bu çalışmada, sosyal sermaye ve öz-yeterliliğin işe yabancılaşma üzerindeki etkisini ve öz-yeterliliğin, sosyal sermaye ile işe yabancılaşma ilişkisinde aracılık rolünü tespit etmek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda sosyal sermayenin sekiz alt boyutu olan yerel komiteye katılım, sosyal temsilcilik, güven ve güvenlik duyguları, komşuluk ilişkileri, aile ve arkadaş ilişkileri, başkalığa toleranslı olma, yaşamın değeri ve çalışma ilişkileri ile tek boyut olan öz-yeterliliğin işe yabancılaşmanın üç alt boyutu olan güçsüzlük, anlamsızlık ve kendine yabancılaşma üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Araştırmanın amacına bağlı olarak, öncelikle kavramlar ile ilgili geniş bir literatür taraması yapılmış ve teorik bilgiler aktarılmıştır. Daha sonra, birinci elden veri toplama tekniği tercih edilerek, oluşturulan araştırma anketi Adana ili sağlık sektöründe faaliyet gösteren kamu hastaneleri çalışanlarına uygulanmıştır. Araştırmanın analizlerine 462 katılımcıdan elde edilen veriler dâhil edilmiştir. Çalışmada, sosyal sermaye, öz-yeterlilik ve işe yabancılaşma değişkenlerinin demografik gruplar arasındaki farklılıklarını tespit etmek amacıyla yapılan T testi ve Anova analizi sonucunda; çalışanların sosyal sermaye düzeylerinin yaşa göre, öz-yeterlilik inancı algılarının ise görev türü ve eğitim düzeylerine göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla yapılan korelasyon analizi sonucunda; sosyal sermayenin yerel komiteye katılım alt boyutu hariç diğer tüm alt boyutları ile öz-yeterlilik arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, sosyal sermayenin yerel komiteye katılım ve komşuluk ilişkileri alt boyutları hariç diğer tüm alt boyutları ile işe yabancılaşmanın güçsüzlük ve anlamsızlık boyutları arasında negatif yönlü ve anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Sosyal sermayenin yerel komiteye katılım alt boyutu haricindeki tüm alt boyutlarının ise işe yabancılaşmanın kendine yabancılaşma alt boyutu ile negatif yönlü ve anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu bulgulanmıştır. Değişkenlerin birbirleri üzerindeki etkilerin şiddetini ortaya çıkarmak için regresyon analizi yapılmıştır. Sosyal sermayenin yerel komiteye katılım alt boyutu hariç diğer tüm alt boyutlarının (sosyal temsilcilik, güven ve güvenlik duyguları, komşuluk ilişkileri, aile ve arkadaş ilişkileri, başkalığa toleranslı olma, yaşamın değeri ve çalışma ilişkileri) öz-yeterlilik algısını pozitif yönde etkiledikleri; sosyal sermayenin yaşamın değeri ve çalışma ilişkileri alt boyutlarının işe yabancılaşmanın güçsüzlük, anlamsızlık ve kendine yabancılaşma alt boyutlarını negatif yönde ve anlamlı olarak etkiledikleri; sosyal sermayenin komşuluk ilişkileri alt boyutu ise işe yabancılaşmanın güçsüzlük alt boyutunu negatif yönde ve anlamlı olarak etkilediği tespit edilmiştir. Öz-yeterliliğin sosyal sermaye ve işe yabancılaşma ilişkisinde ara değişken rolünü test etmek amacıyla basit arabuluculuk testi yapılmıştır. Sosyal sermaye ve işe yabancılaşma ilişkisinin öz-yeterlilik değişkeninin etkisinde kaldığı bu analiz neticesinde anlaşılmış olup, öz-yeterliliğin bu ilişkide ara değişken olarak kısmi arabuluculuk rolüne sahip olduğu tespit edilmiştir.
Mesleki tükenmişliğin, işe yabancılaşma ve sanal kaytarma ile ilişkisinin incelenmesi: Muhasebe meslek grupları üzerine bir araştırma
Bu çalışma, mesleki tükenmişliğin, sanal kaytarma ve işe yabancılaşma davranışı arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla muhasebe meslek grupları ve büro çalışanları üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma genel tarama niteliğinde gerçekleştirilmiş ve örnekleme ulaşılmasında kolayda örnekleme yönteminden yararlanılmıştır. Araştırma için muhasebe sektörü çalışanları tercih edilmiş ve 239 kişi araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmada gerekli verilerin toplanması için nicel veri toplama tekniklerinden anket yöntemi kullanılmıştır Anketin ilk bölümünde katılımcıları tanımlayıcı demografik sekiz soru (cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim, tecrübe yılı, mesleki unvan, odadaki kişi sayısı ve gelir); diğer bölümlerde ise " Maslach Tükenmişlik Ölçeği", "Sanal Kaytarma Ölçeği" ve "İşe Yabancılaşma Ölçeği" olmak üzere üç ölçek yer almaktadır. Araştırmada elde edilen verilerin analizi SPSS V22.0 paket programında yapılmıştır. Araştırmada yer alan demografik değişkenler ile farklılıkların incelenmesinde ikili grupların karşılaştırılmasında t-testi; çoklu grupların karşılaştırılmasında ise ANOVA testi kullanılmıştır. ANOVA testi uygulanmadan önce grupların homojenliğinin incelenmesi için ise Levene's varyans homojenlik testinden yararlanılmıştır. Homojenlik göstermeyen çoklu karşılaştırmalarda ise Welch veya Brown-Forsythe testlerinden yararlanılmıştır. Araştırma değişkenleri arasındaki ilişkiyi incelemek için serpilme diyagramı yapılmış ve korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda; Tükenmişliğin cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık göstermediği; yaşa göre duygusal tükenmişlik ve duyarsızlaşma boyutlarında; eğitim durumuna göre kişisel başarı boyutunda; tecrübe yılı ve mesleki unvana göre duygusal tükenmişlik ve duyarsızlaşma boyutunda anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür. Sanal kaytarma değişkeninin cinsiyet değişkenine göre e-posta faaliyetleri boyutunda; yaşa, eğitim durumuna, tecrübe yılına, mesleki unvana göre her iki alt boyutta da anlamlı farklılıklar görülmüştür. İşe yabancılaşma değişkeninde ise cinsiyet, eğitim durumu ve tecrübe yılı değişkenlerine göre gruplar arası anlamlı bir farklılık bulunmazken; yaş ve mesleki unvana göre gruplar arası anlamlı farklılıklar olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Korelasyon analizi sonucunda ise, sanal kaytarmanın internette gezinme alt boyutu ile yalnızca duyarsızlaşma boyutu arasında anlamlı bir ilişki olduğu; işe yabancılaşmanın tükenmişliğin bütün boyutları ile anlamlı ilişkisinin olduğu; işe yabancılaşma ile sanal kaytarmanın alt boyutları arasında anlamlı bir ilişki bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Öğretmenlerin öz-yeterlik inançları ile işe yabancılaşmaları arasındaki ilişki
Bu çalışmada öğretmenlerin öz-yeterlik inançları ile işe yabancılaşmaları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modelinde desenlenen araştırmanın örneklemi, Kütahya il merkezinde resmi ilkokul ve ortaokullarda görev yapan 395 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada Öğretmen Öz-Yeterlik Ölçeği ve İlköğretim Okulu Öğretmenlerinin İşe Yabancılaşması Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde; betimsel istatistikler, t testi, ANOVA, Kruskal Wallis H Testi, Mann Whitney U Testi, Pearson korelasyon katsayısı ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Öğretmenlerin öz-yeterlik inançları "oldukça yeterli" düzeydedir. Öğretmenlerin öz-yeterlik inançları evli öğretmenler ve branş öğretmenleri lehine bazı alt boyutlar açısından anlamlı biçimde farklılaşmakta; ancak cinsiyetlerine, kıdemlerine, okullarındaki öğretmen sayısına, öğrenim durumlarına ve okullarındaki hizmet süresine göre anlamlı biçimde farklılaşmamaktadır. Öğretmenlerin en fazla okula yabancılaşma boyutunda "bazen", daha sonra sırasıyla güçsüzlük boyutunda "nadiren", yalıtılmışlık ve anlamsızlık boyutlarında "hiçbir zaman" düzeyinde işe yabancılaşma yaşadıkları belirlenmiştir. Öğretmenlerin işe yabancılaşma düzeyleri erkek, bekar, lisansüstü eğitim alan, 20-39 arası olan okullarda görev yapan ve branş öğretmenleri lehine bazı boyutlarda anlamlı biçimde farklılaşmakta; ancak kıdemlerine ve okullarındaki hizmet süresine göre anlamlı biçimde farklılaşmamaktadır. Öğretmenlerin öz-yeterlik inançları ile işe yabancılaşmaları arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuş ve öz-yeterlik inançlarının işe yabancılaşmalarını anlamlı biçimde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Duygusal emek ile işe yabancılaşma ilişkisinde psikolojik sermayenin etkisi: Otel işletmelerinde bir alan araştırması
Hizmet sektöründe duyguların müşteri etkileşiminde belirleyici bir etken olması sonucu işletmeler; hizmet kalitesinin arttırılması için çalışanlarından fiziksel ve zihinsel çabalarının yanı sıra üretim sürecinde duygusal emeklerini sunmalarını beklemektedirler. Bu çalışmada, müşteri memnuniyetinin rekabette kilit rol oynadığı sektörlerin başında gelen otelcilik sektöründe yer alan şehir otelleri çalışanlarının katılımı ile duygusal emek ile işe yabancılaşma ilişkisinde psikolojik sermayenin düzenleyici etkisinin bulunup bulunmadığı araştırılmıştır. Bu maksatla, Gaziantep, Adana ve Osmaniye illerinde şehir otellerinde çalışan 549 katılımcıdan veri toplanmıştır. Elde edilen bulgulara göre, çalışanların duygusal emek yoğunluğundaki artış, işe yabancılaşmalarını arttırmaktadır. Bunun yanı sıra çalışanların sahip oldukları psikolojik sermayeleri duygusal emek ile işe yabancılaşma arasındaki ilişkide düzenleyici bir rol üstlenmektedir.
Okul öncesi öğretmenlerinin sergilediği duygusal emek davranışları ile mesleğe yabancılaşma düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin sergilediği duygusal emek davranışı alt boyutlarının, işe yabancılaşma davranışı alt boyutları üzerindeki etkisinin incelenmesidir. İlişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışma olan bu araştırmanın çalışma grubunu, Türkiye'deki Resmi Bağımsız Anaokulları'nda, Resmi İlkokula Bağlı Anasınıfları'nda, Özel Okul Öncesi Eğitim Kurumları'nda çalışan 317 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Çalışmanın nicel boyutuna ilişkin veriler; katılımcılara elektronik olarak Google Forms platformu aracılığıyla ve matbu olarak ulaştırılan "Demografik Bilgi Formu", "Duygusal Emek Ölçeği" ve "İşe Yabancılaşması Ölçeği"nden elde edilmiştir. Verilerin analizi SPSS 21 ve AMOS paket programları kullanılarak yapılmıştır. Demografik verilerden ve ölçeklerin alt boyutlarından elde edilen toplam puanlar, Yapısal Eşitlik Modeli, Bağımsız Örneklem T testi, Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Uygulanan analiz sonucunda, araştırmaya katılan okul öncesi öğretmenlerinin derinden rol yapma davranışlarının; güçsüzlüğü, anlamsızlığı, yalıtılmışlığı ve işe yabancılaşmayı pozitif yönde anlamlı olarak etkilediği; samimi davranışlarının ise güçsüzlüğü, anlamsızlığı, yalıtılmışlığı ve işe yabancılaşmayı negatif yönde anlamlı olarak etkilediği tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzeysel rol yapma davranışları ile güçsüzlük, anlamsızlık, yalıtılmışlık ve işe yabancılaşma arasında ilişki olmadığı görülmüştür. Okul öncesi öğretmenlerinin sergiledikleri yüzeysel davranış düzeyi; yaş ve okul türü değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermiştir. 41 yaş ve üstünde olan okul öncesi öğretmenleri ile Özel Okul Öncesi Eğitim Kurumları'nda görev yapan öğretmenlerin daha fazla yüzeysel davranış sergiledikleri sonucuna varılmıştır. Bu sonuçlara ek olarak mesleki deneyimleri 16 yıl ve üstü olan öğretmenler ile Resmi İlkokul Anasınıfı'nda çalışan okul öncesi öğretmenlerinin daha yüksek düzeyde anlamsızlık yaşadıkları tespit edilmiştir.
Örgütsel etik iklimin ögütsel özdeşleşme ve işe yabancılaşma üzerindeki etkisi: Akademisyenler üzerine bir araştırma
İnsanlar günlük yaşamlarında davranışlarına rehberlik edecek olan birçok değere sahiptir. Çalışanlar günlük yaşamlarındaki gibi çalışma yaşamlarında da yaptıkları iş ile ilgili davranışlarına rehberlik eden değerleri takip etmektedir. Çalışanların örgütteki davranışlarına yol gösteren bu değerlerden bir tanesi de etik iklimdir. Etik iklim iş hayatında çalışanların örgütlerine karşı tutum ve davranışlarını etkilemektedir. Özellikle bazı sektörlerde ve meslek dallarında etik duyarlılıktan uzak faaliyet gerçekleştirmek çok mümkün değildir. Bu noktada etik iklim eğitim sektörü içerisinde yer alan etik duyarlılığa sahip akademisyenler için daha büyük bir öneme sahiptir. Etik iklimin olumlu olduğu örgütlerde örgütsel özdeşleşmenin de olumlu olması beklenmektedir. Olumlu olan etik iklimin işe yabancılaşma üzerinde ise olumsuz olarak rol oynaması beklenmektedir. Bu kapsamda çalışmanın temel amacı: örgütsel etik iklimin örgütsel özdeşleşme ve işe yabancılaşma üzerindeki etkisinin ortaya konulmasıdır. Araştırmanın amacı çerçevesinde çalışmanın evrenini Türkiye'deki üniversitelerde çalışan akademisyenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise bu evren içerisinde eksiksiz veri elde edilebilen 411 akademisyen oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri anket yöntemi ile elde edilmiştir. Elde edilen veriler regresyon analizi ile test edilmiştir. Analizler sonucunda etik iklimin özdeşleşme üzerinde pozitif ve anlamlı etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Özdeşleşmeyi pozitif yönlü etkileyen etik iklimin yabancılaşma üzerindeki etkisinin ise negatif yönlü ve anlamlı olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.
İşe yabancılaşma, işyerinde dedikodu, örgütsel sinizm ve örgütsel yapı arasındaki ilişkilerin incelenmesi üzerine bir araştırma
Günümüzde örgütsel verimliliğin ve çalışanların motivasyonlarının artması, örgüt içerisindeki yabancılaşma, dedikodu, sinizm ve örgütsel yapı gibi doğrudan çalışanları ilgilendiren faktörlere bağlanmaktadır. Mevcut çalışmada işyerinde dedikodu, işe yabancılaşma, örgütsel sinizm ve örgütsel yapı arasındaki ilişkilerin açıklanması amaçlanmış, bu doğrultuda iş yerlerinde alınacak önlemlere ilişkin güçlü politikaların oluşturulmasına ön ayak olunması hedeflenmiştir. Çalışma bir kamu kurumundaki 204 çalışan ile yürütülmüştür. Niceliksel yöntem temel alınmış ve çevrim içi anket formu aracılığıyla çalışma verisi elde edilmiştir. Çalışmada gerçekleştirilen çoklu doğrusal regresyon analizi bulguları örgütsel sinizm, işyerinde dedikodu ve merkezileşme derecesinin işe yabancılaşma üzerinde pozitif etkisinin olduğunu göstermektedir. Literatürde daha önce bu değişkenler arasındaki ilişkilerin bir arada incelenmediği görülmektedir. Çalışma bu yönüyle önem arz etmektedir ve literatüre katkı sağlamaktadır.
İlkokullarda ve ortaokullarda görev yapan okul müdürlerinin sosyal adalet liderliği davranışları ile öğretmenlerin işe yabancılaşma düzeyleri arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı ilkokullarda ve ortaokullarda görev yapan okul müdürlerinin göstermiş olduğu sosyal adalet liderliği davranışları ile öğretmenlerin işe yabancılaşma düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Gaziantep İlinde görev yapan 10398 öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmada basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Gaziantep ili Şehitkamil ilçesinde görev yapan 458 öğretmene ölçekler dağıtılmış, toplanan ölçeklerden 23'ü analiz kapsamından çıkarılmış ve 435 ölçekten elde edilen veriler analiz edilmiştir. Araştırmada veri toplama araçları olarak kişisel bilgiler formu, sosyal adalet liderliği ölçeği ve işe yabancılaşma ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler bilgisayar ortamına aktarılarak, sonuçlar SPSS 22 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada uygun olacak analizleri yapabilmek için normallik testleri uygulanmış verilerin normal dağılım gösterdiği bulunmuştur. Değişkenler arasında ilişkiyi ölçmek amacıyla korelasyon analizi, bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken üzerindeki etki düzeyini belirlemek üzere regresyon analizi yapılmıştır. Bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenler üzerindeki etkisini görmek için iki grup var ise Bağımsız Örneklemler t-Testi, ikiden fazla grup var ise One-Way ANOVA testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda öğretmen görüşlerine göre okul müdürlerinin göstermiş olduğu sosyal adalet liderliği davranışları ile öğretmenlerin işe yabancılaşma düzeyleri arasında negatif yönlü, düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Elde edilen regresyon analizi sonuçlarına göre Okul müdürlerinin göstermiş olduğu sosyal adalet davranışlarının öğretmenlerin işe yabancılaşma düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu görülmüştür (F(4-430)=7.718; p<.001). Bulgular regresyon analizinde okul müdürlerinin göstermiş olduğu sosyal adalet liderliği davranışının öğretmenlerin işe yabancılaşma düzeylerindeki değişimi %6.6'sını açıklamaktadır.
İş yerinde yalnızlığın ve işe yabancılaşmanın sanal kaytarma davranışı üzerindeki etkisi
Bu çalışmanın amacı iş yerinde yalnızlığın ve işe yabancılaşmanın sanal kaytarma davranışı üzerindeki etkisini incelemektir. Bu amaca uygun olarak Kastamonu ilinde bulunan 350 kamu ve özel sektör çalışanı ile çalışma yürütülmüştür. İş yerinde yalnızlık, duygusal yoksunluk ve sosyal arkadaşlık boyutlarından oluşmaktadır. İşe yabancılaşma, kuralsızlık ve güçsüzlük şeklinde iki boyut üzerinden incelenmiştir. Sanal kaytarma davranışı, ciddi sanal kaytarma davranışı ve önemsiz sanal kaytarma davranışı olarak ele alınmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular, kuralsızlığın ciddi sanal kaytarma davranışı üzerinde negatif, sosyal arkadaşlığın da önemsiz sanal kaytarma davranışı üzerinde negatif etkisi olduğunu göstermiştir. Bununla beraber, duygusal yoksunluk önemsiz ve ciddi sanal kaytarma davranışlarını pozitif yönde etkilemiştir.
Turizm işletmelerinde sezonluk liderliğin işten ayrılma niyetine etkisinde işe yabancılaşmanın ve işten dışlanmanın aracılık rolü
Turizm sektöründe yaşanan sezonluk olma özelliği turizm konaklama işletmelerinde kısa vadede önemli düzeyde birçok sorunu beraberinde getirmektedir. Bu sorunlardan en önemlisi, elbette, iş görenlerin çalışma koşullarının ortaya çıkardığı olumsuz etkileri belirlemekten geçmektedir. Günümüzde belirgin bir kurumsal yapıya sahip örgütlerde sorunları çözebilmenin en önemli unsuru olarak etkili bir lidere sahip olma özelliği karşımıza çıkmaktadır. Bu çerçevede; turizm konaklama işletmelerinde sezonluk süreçte yaşanan sorunları minimize edebilmek amacıyla sezonluk liderlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışma, bu açıdan ele alındığında turizm sektöründe önemli bir boşluğu doldurabilmek amacıyla farklı bir ihtiyacı gidermek için önem arz etmektedir. Literatür araştırmalarında sezonluk liderlik kavramı yeni bir liderlik çalışması olarak karşımıza çıkmaktadır. Araştırmaya yönelik oluşturulan bu ilişki modeli kaynakların korunması (COR) teori çerçevesinde ele alınmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada uygulama bölgesi olarak sezonluk faaliyetlerin ve sezonluk iş görenlerin yoğun olarak bulunduğu Antalya ilinde faaliyet yürüten beş yıldızlı oteller oluşturmaktadır. Araştırmada katılımcılara yönelik olarak anket uygulaması yapılmıştır. İş görenlerden elde edilen veriler SPSS 22 paket programına girilerek verilerin analiz aşamasında Analysis of Moment Structures (AMOS) veri analiz programı kullanılmıştır. Bu çalışmada değişkenler arası ilişkileri ortaya koymak için yapısal eşitlik modellemesi (YEM) ile test edilmiştir. Yapısal eşitlik modellemesi (YEM) sonucunda elde edilen bulguların işe yabancılaşma ve işten dışlanmanın SEL ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide aracılık etkisi ortaya koyduğu tespit edilmiştir. Literatür araştırmalarında bu çalışmanın konusu yönünden benzeri herhangi bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu açıdan bakıldığında bu çalışmanın alınyazına büyük bir katkısı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler : Sezonluk Liderlik, İşten Ayrılma Niyeti, İşe Yabancılaşma, İşten Dışlanma, COR Teori
İş stresinin işe yabancılaşma üzerindeki etkisinde A tipi kişilik özelliklerinin aracı rolü: Organize sanayi bölgesi örneği
Aracılık rolü modelinin test edildiği bu çalışmada, iş stresinin işe yabancılaşma üzerindeki etkisinde A tipi kişilik özelliklerinin aracı rolü irdelenmiştir. Bu amaçla iş stresi, kişilik özellikleri ve işe yabancılaşma konuları incelenmiştir. Akabinde A tipi kişilik özellikleri ve boyutlarının işe yabancılaşma üzerinde aracılık rolü üstlenip üstlenmediğini belirlemek amacıyla birtakım test ve analizler yapılmıştır. Sırasıyla, iş stresinin işe yabancılaşma üzerine doğrudan etkisi, iş stresinin A tipi kişilik özelliklerine eskisi ve A tipi kişilik özelliklerinin işe yabancılaşma üzerine etkisi test edilmiştir. En son aşamada ise A tipi kişilik özelliklerinin iş stresinde işe yabancılaşmaya aracılık edip etmediği araştırılmıştır. Araştırma kapsamında Isparta Süleyman Demirel Organize Sanayi Bölgesindeki çalışanlara kolayda örnekleme yöntemiyle anket uygulaması yapılmıştır. Anket uygulaması ile 443 çalışandan veri toplanmıştır. Bu toplanan veriler yardımıyla kişilik tipleri ve boyutları ile iş stresinin ve işe yabancılaşmanın derecesi belirlenmeye çalışılmıştır. Bulgular, iş stresindeki artışla birlikte işe yabancılaşma oranında bir artış olduğunu ortaya koymuştur. Araştırma bulguları, iş stresi ile işe yabancılaşma arasındaki ilişkide A tipi kişilik özelliklerinin kısmi aracılık rolü üstlendiğini ortaya koymuştur. Araştırma sonuçları, işletmelerin, çalışanların verimliliğini olumsuz yönde etkileyen iş stresini ve işe yabancılaşmayı en aza indirmek için çeşitli girişimlerde bulunabileceğini göstermektedir. Bu amaçla çalışanların kişilik yapılarının analiz edilmesi, işe alımlarda personel seçim kriterlerinin yeniden belirlenmesi, yeni bir çalışan eğitim modelinin geliştirilmesi gibi girişimler işletmenin verimliliğinin artmasını sağlayacaktır.
Kamuda işgören yabancılaşması ve duygusal örgütsel bağlılık ilişkisi (Adana Sosyal Güvenlik Kurumu örneği)
İşgören yabancılaşması ve duygusal örgütsel bağlılık bilişsel psikolojik bir durum olduğundan sonuçları bireyin iş ve sosyal yaşamını etkileyebilmektedir. Bireye iş yaşamında yüklenen görevler bireyde anlamsızlık duygusu oluşturabilmektedir. Diğer bir ifadeyle işgören yaptığı işin örgüt için anlamını ve önemini kavrayamamaktadır. Bu noktada, anlamsızlık duygusu yaşayan işgörenin kendisine, örgütüne uzaklaşması ve yabancılaşması eğilimini doğurmaktadır. Bu durum işgörenin fizyolojik ve psikolojik refahı ile örgütsel bağlılığını olumsuz yönde etkileyebilmekte ve bunun sonucunda işgörenin işten ayrılma niyeti de artabilmektedir. Örgüte duygusal olarak bağlı olan işgörenler, örgütte kalmaya eğilimlidirler. Dolayısıyla bu çalışmada bireysel ve örgütsel anlamda oldukça önemli sonuçları bulunan işgören yabancılaşması ve duygusal örgütsel bağlılık ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca işgören yabancılaşması ve duygusal örgütsel bağlılık sosyodemografik özellikler açısından incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu Adana ilindeki Sosyal Güvenlik Kurumu beyaz yakalı 332 işgörenden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Yabancılaşma Ölçeği (Dean, 1961; Güğerçin ve Aksay, 2017) Duygusal Örgütsel Bağlılık Ölçeği (Meyer ve Allen, 1991; Wasti, 2000) ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. 332 beyaz yakalıdan elde edilen veriler SPSS 21.0 istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde; tanımlayıcı istatistikler; iki değişkenli gruplar için bağımsız örneklemler t testi; üç ve daha fazla değişken gruplar için ise tek yönlü varyans analizi (Anova) kullanılmıştır. İşgören yabancılaşması ve duygusal örgütsel bağlılık arasındaki ilişkinin tespit edilmesi amacıyla korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, araştırmaya katılan SGK işgörenlerinin yabancılaşması ve duygusal örgütsel bağlılıkları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunamamıştır. Bununla birlikte SGK işgörenlerininin yabancılaşması aylık gelir değişkenine göre; duygusal örgütsel bağlılıkları ise yaş, eğitim, aylık gelir, toplam çalışma hayatı süresi, şimdiki iş yerinde çalışma hayatı süresi ve kurumdaki pozisyon değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar göstermiştir. Anahtar kelimeler: İşgören yabancılaşması, duygusal örgütsel bağlılık, sosyodemografik değişkenler, endüstri 4.0
An investigation of Turkish efl teachers' work alienation during the COVID-19 pandemic
The world has been getting through a global crisis due to the outbreak of coronavirus (COVID-19) pandemic that does not seem to be resolved soon. Among many fields that were affected negatively due to the pandemic, the education field has got severe damage that casts a long shadow despite the precautions and innovations taken to mitigate the impacts of the pandemic. Therefore, in a world where distancing from people is the new normal, the concept of alienation experienced by English as a Foreign Language (EFL) teachers became an area of concern for this study. The motive of this study was born from the puzzle of how the pandemic affected EFL teachers' work alienation and what is the extent of their alienation levels. A mixed-method approach was adopted for the sake of this study. The work alienation scale was distributed to 160 EFL teachers working at primary, secondary, and high school to get a general understanding of teacher alienation, and the same sample did 18 interviews to gain better insight from teachers' perspectives. The data was analyzed using The Statistical Package for Social Sciences software program (SPSS), and the interview data were coded and categorized into themes. The results indicated that EFL teachers experience work alienation in relatively low levels regarding demographic variables and the subdimensions of alienation. Nevertheless, the interview data revealed thought-provoking examples of the severe effects of the pandemic. The findings also suggest the importance of experience in the field regarding work alienation.
Sınıf öğretmenlerinin mesleki yabancılaşma ve motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, sınıf öğretmenlerinin mesleki yabancılaşma düzeyleri ve mesleki motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılında Bolu il merkezine bağlı ilkokullarda sınıf öğretmenliği yapan 196 öğretmen oluşturmaktadır. Ölçme araçları Bolu il merkezindeki Milli Eğitim Müdürlüğü'nün izin verdiği ilkokullarda fiilen görevini yapan sınıf öğretmenlerine uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "İşe Yabancılaşma Ölçeği" ve "İş Motivasyonu Ölçeği" kullanılmıştır. Örneklemin normal dağılıp dağılmama durumuna katılımcı sayısı 50'den fazla olduğu için Kolmogorov- Smirnov testi ile bakılmıştır. Dağılımın normal olmaması nedeniyle analizlerde non-parametrik testler kullanılmıştır. Öğretmenlerin mesleki yabancılaşma ve mesleki motivasyon düzeylerinin cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için Mann Whitney U testi; kıdem ve mevcut okuldaki görev süresine göre farklılaşıp farklılaşmadığını saptamak için ise Kruskal Wallis testi uygulanmıştır. Sınıf öğretmenlerinin mesleki yabancılaşma düzeyleri ile mesleki motivasyon arasındaki ilişkiyi tespit etmek için ise normal dağılım göstermediği için Pearson basit doğrusal korelasyon analizi yapılmış dağılım normal olmadığı için Spearman Brown korelasyon katsayısına bakılmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin mesleki yabancılaşmaları az düzeyinde, mesleki motivasyonları yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Ayrıca sınıf öğretmenlerinin mesleki yabancılaşma ve mesleki motivasyon düzeylerinin cinsiyete göre anlamlı farklılığın olmadığı, mesleki yabancılaşma düzeylerinin kıdem ve mevcut okuldaki görev süresi değişkenine göre anlamlı farklılık gösterdiği, mesleki motivasyon düzeylerinin kıdem ve mevcut okuldaki görev süresi değişkenine göre anlamlı farklılık olmadığı, mesleki yabancılaşma düzeyleri ve mesleki motivasyon düzeyleri arasında negatif yönde, orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. ANAHTAR KELİMELER: Mesleki yabancılaşma, mesleki motivasyon, sınıf öğretmeni
Örgütsel sessizlik, örgütsel adalet ve işe yabancılaşma arasındaki ilişkiler: Hizmet sektöründe bir uygulama
Araştırmada, iş görenlerin örgütsel sessizlik, algıladıkları örgüt ve işe yabancılaşma düzeylerinin belirlenmesi ve bu değişkenler arasındaki ilişkinin ortaya koyulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda hizmet sektöründe faaliyet göstermekte olan bir işletmenin 396 kişiye anket uygulanmıştır. Uygulanan anket formunda örgütsel sessizlik ölçeği, örgütsel adalet ölçeği, işe yabancılaşma ölçeği ve kişisel bilgi formu yer almaktadır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre örgütsel sessizliğin işe yabancılaşma üzerinde anlamlı bir etkisi vardır. Örgütsel sessizlik faktörlerinden kabul edilmiş sessizlik, savunma amaçlı sessizlik, savunma amaçlı seslilik ve örgüt yararına seslilik işe yabancılaşmayı artırırken; kabul edilmiş seslilik ve örgüt yararına sessizlik işe yabancılaşmayı azaltmaktadır. Bununla birlikte katılımcıların algıladıkları örgütsel adaletin de işe yabancılaşma üzerinde anlamlı etkisinin olduğu görülmüştür. Buna göre etkileşim adaleti işe yabancılaşmayı artırırken, prosedür adaleti azaltmaktadır.
Örgüt ikliminin çalışan performansına etkisinde iş yeri yalnızlığı ve işe yabancılaşmanın aracı rolü
Akademisyenlerin örgüt iklimine yönelik algılarının performansları üzerindeki etkisinde iş yeri yalnızlığı ve işe yabancılaşmanın aracı rolünü belirlemeyi amaçlayan bu çalışmada, İstanbul'da çeşitli üniversitelerde görev yapan akademisyenlerden oluşan 400 akademisyene ulaşılmış ve çevrimiçi anket yöntemiyle verler toplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, akademisyenlerin örgüt iklimi düzeyleri ile performansı düzeyleri arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Ayrıca akademisyenlerin, örgüt iklimi düzeyleri ile hem iş yerinde yalnızlık hem de işe yabancılaşma düzeyleri arasında negatif ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak, akademisyenlerin hem iş yerinde yalnızlık düzeyleri hem de işe yabancılaşma düzeyleri ile performans düzeyleri arasında negatif ve anlamlı bir ilişki olduğu gözlemlenmiştir. Öncelikle, Baron ve Kenny'nin Nedensel Adımlar Yaklaşımı, daha sonra ise Normal Teori Yaklaşımı (sobel testi) uygulanarak yapılan aracılık analizinde hem işyeri yalnızlığının hem de işe yabancılaşmanın, örgüt ikliminin çalışan performansına etkisinde aracı rolü olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca, bu aracılık modelleri, çağdaş bir yaklaşım olarak kabul edilen Process Macro kullanılarak Hayes'in 4. modeli ile de doğrulanmıştır. Son olarak, Hayes'in seri aracılık modeli (6. model) yardımıyla, olumsuz algılanan örgüt ikliminin çalışanları işyerinde yalnızlığa sevk ettiği, bunun da işe yabancılaşma düzeylerin artırarak performanslarında düşüşe neden olduğu tespit edilmiştir.
Toksik liderliğin işe yabancılaşmaya ve işten ayrılma niyetine etkisi
İşletmelerde liderlerin çalışanlara yönelik tutumları olumlu ya da olumsuz birçok etkiyi ortaya çıkarmanın yanı sıra işe yabancılaşmaya ve bunun sonucunda çalışanların işten ayrılma niyetine de sebep olmaktadır. Liderlerin küreselleşen dünyada sürekli olarak teknolojik gelişmeler ve değişmelere maruz kalması ve bu durum içerisinde elinde bulundurduğu gücü doğru bir şekilde kullanarak astlarını yönlendirebilmesi oldukça önem arz etmektedir. Liderlerin elde ettiği güç, zamanla toksik olarak nitelendirilen olumsuz davranış biçimleri de ortaya çıkmaktadır. Araştırmanın amacı toksik liderlik davranışının işe yabancılaşmaya ve işten ayrılma niyeti üzerine etkisini incelemektir. Bu bağlamda toksik liderlik davranışı, işe yabancılaşma ve işten ayrılma niyetine yönelik literatür taraması yapılarak araştırmanın teorik kısmı oluşturulmuştur. Literatür taraması ile oluşturulan teorik kısımdan sonra değişkenler belirlenerek aralarındaki ilişki incelenmiştir ve araştırmanın modeli ve hipotezleri oluşturulmuştur. Araştırma beyaz yakalı çalışan statüsündeki çalışanlara anket şeklinde sunularak elde edilen veriler istatistiksel teknikler ile değerlendirilerek analiz edilmiştir. 388 katılımcının yer aldığı anket Kişisel bilgi formu, Toksik Liderlik Ölçeği, İşe Yabancılaşma Ölçeği ve İşten Ayrılma Niyeti Ölçeği şeklinde uygulanmıştır. Ölçekler çevrim içi bir şekilde katılımcılara ulaştırılarak İBM SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda toksik liderliğin işe yabancılaşmaya ve işten ayrılma niyetine anlamlı bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
İşe yabancılaşma ve hemşireler
İŞE YABANCILAŞMA VE HEMŞİRELER Günümüzde çalışma hayatının aktif hale gelmesi ve ekonomik özgürlük isteğinin artması, çoğu bireyin doğal düzenini bozan işe yabancılaşma kavramını önemli hale getirmiştir. Bu çalışmada özellikli olarak hemşirelerde işe yabancılaşmanın nasıl geliştiği ve nasıl önlenebileceği açıklanmaya çalışılmıştır. Bu amaçla Seeman' ın yabancılaşma boyutlandırması esas alınmış, yabancılaşma güçsüzlük, anlamsızlık, normsuzluk, yalıtılmışlık ve kendine yabancılaşma olmak üzere beş başlık altında incelenmiştir. Çalışmada tarihçi metoda bağlı literatür incelemesi tekniğinden yararlanılmıştır. Ayrıca çalışmanın hemşirelerde işe yabancılaşmanın incelendiği bölümlerinde mesleki bilgi, deneyim ve gözlemlere de yer verilmiştir. Çalışma sonucunda, hemşirelerde yabancılaşma duygusu önlenemediğinde bahsedilen beş boyutun da yaşandığı görülmüştür. Hemşirelerde işe yabancılaşma önlendiğinde ise iş tatmin düzeyinin, örgütsel bağlılığın ve motivasyonun artacağı böylelikle işten ayrılmaların önüne geçileceği sonucuna ulaşılmıştır. Kurum açısından incelendiğinde ise sağlık bakım ve hizmet kalitesinin artacağı görülmüştür.
Sağlık çalışanlarında iş stresi ve yabancılaşma (Bir eğitim ve araştırma hastanesi örneği)
Günümüzün en önemli sorunları arasında yer alan stres ve yabancılaşma, çalışma yaşamında etkisi ve sonuçları itibariyle üzerinde durulması gereken bir konudur. Globalleşen dünyada artan nüfusa ve rekabetçi iş yapısına dayalı olarak, ortaya çıkan yeni görev ve görev tanımları, iş hayatındaki stresi ve buna bağlı yabancılaşmayı incelenmesi gereken bir konu olarak öne çıkartmaktadır. Çalışmada, anket metodu ve kaynak taraması esas alınmıştır. Bu anket aracılığı ile araştırmaya katılan sağlık çalışanlarının sosyodemografik özellikleriyle yabancılaşma ve stres düzeyleri arasındaki ilişkiler araştırılmış, sonuçları değerlendirilmiştir. Anket verileri SPSS programında analiz edilmiş ve sosyodemografik değişkenler ile iş stresi ve işe yabancılaşma arasında ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Gece çalışan ve mesleğini gönüllü olarak seçmeyen çalışanların hem iş stresi hem de işe yabancılaşma yaşadığı görülmüştür. Bu sonuçlara göre, sağlıkla ilgili mesleklerin istenerek seçilmesinin teşvik edilmesi ve uygun çalışma koşullarının olmasının sağlık çalışanlarında iş stresinin ve işe yabancılaşmanın önüne geçeceği düşünülmektedir.
İşe yabancılaşma, örgütsel iklim ve koçluğun iş tatminine etkileri üzerine istanbul ilinde ampirik bir çalışma.
Bu yüksek lisans tezinde işe yabancılaşma, örgütsel iklim ve koçluğun iş tatminine etkilerini araştırmaya yönelik bir çalışma hedef alınmıştır. İşe yabancılaşma, örgütsel iklim ve koçluk çalışanın iş tatmini açısından önemli bir yer tutmaktadır. İş tatmini ise çalışanın verimli çalışması için önem taşımaktadır. İş tatminini etkileyen faktörlere ilişkin çalışmalar sürekli artmakla birlikte İstanbul ili için işe yabancılaşma, örgütsel iklim ve koçluğun iş tatminine etkisini inceleyen bir çalışma bulunmamaktadır. Bu nedenle İstanbul ilindeki şirketler üzerinde bu değişkenlere ilişkin ilişkiyi incelemek amacıyla 38 adet soru içeren çok kapsamlı bir anket araştırması yapılmıştır. Araştırmalar sonrasında hazırlanan anket farklı şirketlerde çalışan 207 çalışana uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlarda iş tatminine en çok etki eden faktör ılıman iklim alt faktörü olmuştur. Çalışana değer verilen, yöneticilerle iyi ilişkilerin olduğu örgütlerde çalışanların iş tatmininin arttığı görülmüştür. Yapılan analiz çalışmasıyla, işe yabancılaşma, örgütsel iklim ve koçluğun iş tatminine etkisi araştırılmaya çalışılmış, ortaya çıkan bulgular ışığında araştırmanın sonuçları tartışılmış, hem yöneticiler hem de akademisyenler için öneriler sunulmuştur.
İlk ve ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin yabancılaşma ve örgütsel sessizlik algıları arasındaki ilişki: Aydın ili örneği
Bu araştırmanın amacı, Aydın ili Efeler ilçesinde devlet okullarında çalışan öğretmenlerin, işe yabancılaşmaları ile onların örgütsel sessizlik algıları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın çalışma evrenini; 2014-2015 eğitim öğretim yılında Aydın ili Efeler ilçesindeki 81 devlet okulunda görev yapan 1979 öğretmen oluşturmaktadır. İlkokul ve ortaokul öğretmenlerinin yabancılaşma ile örgütsel sessizlik algılarının ortaya çıkarılmasını amaçlayan bu araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılacaktır. Örneklem büyüklüğünün belirlenmesinde Krejcie ve Morgan tarafından geliştirilen örneklem büyüklüğü belirleme tablosundan yararlanılmıştır (R.V. Krejcie ve D.W. Morgan, 1970: 30). Tabloda evren büyüklüğü 2000 olan durumlar için 322 örneklem sayısının yeterli olduğu belirtilmiş, veri kaybı olasılığı da göz önüne alınarak örneklem büyüklüğünün 777 olmasına karar verilmiştir. Elde edilen veriler SPSS programında çözümlenmiştir. Bu araştırmaya katılan öğretmenlerin yabancılaşma algılarının en yüksek olduğu alt boyutlar normsuzluk ve güçsüzlüktür. Örgütsel sessizlik algısı en yüksek yönetici boyutunda görülmüştür. Araştırmamız sonucunda "Örgütsel Sessizlik Genel" ile "Güçsüzlük", "Normsuzluk", "Anlamsızlık", "Kendine Yabancılaşma", "Okula Yabancılaşma", "Yalıtılmışlık" ve "Yabancılaşma Genel" arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönde orta düzeyde doğrusal bir ilişki bulunmuştur.
The link between work alienation, mental well-being, and trust in manager among employees
The study examines the interaction of mental well-being and trust in manager on the work alienation among employees based on surveys in two countries sample. The data used in this thesis were collected through a questionnaire from 200 employees working in public catering services, 100 employees from Türkiye, and 100 from Kazakhstan. The study utilizes the PLS-SEM technique to reach a path model revealing the direct and indirect relationships between mental well-being, trust in manager, and work alienation. The proposed structural model also examines whether mental well-being acts as a mediator between trust in managers and work alienation. The results suggest that trust in manager indirectly affects work alienation through mental well-being. Although some relationships between the variables in the model were observed to differ in two different samples, the results indicate that trust in manager and mental well-being significantly affect work alienation. Findings also suggest that in both samples, mental well-being affects work alienation significantly.
Öğretmenlerin meslek etik ilkelerine uygun davranma algılarının işe yabancılaşma-yaşam doyumu ve bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırma öğretmenlerin meslek etik ilkelerine uygun davranma algılarının işe yabancılaşma - yaşam doyumu ve bazı değişkenler açısından incelenmesi amacını taşımaktadır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2014/2015 eğitim öğretim yılı içerisinde Sivas il sınırları içinde bulunan resmi anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise de görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırma örneklemini ise evrenden tesadüfî örnekleme yöntemi yardımı ile seçilmiş ve araştırmaya katılma konusunda istekli 397 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma da kişisel bilgi formunun yanı sıra; öğretmenlerin işe yabancılaşma düzeylerini belirlemek amacıyla "İşe Yabancılaşma Öğretmen Ölçeği", öğretmenlerin yaşamlarından aldıkları doyum düzeyini belirlemek amacıyla "Yaşam Doyumu Ölçeği" ve öğretmenlerin mesleğin etik davranışlarını sergileme algılarını belirlemek amacıyla "Öğretmen Etik Davranışlar Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler SPSS 15.00 paket programı kullanılarak çözümlenmiştir. Bu çözümlemede frekans ve yüzde tabloları, madde ortalamaları, Kolmogorov-Smirnov Testi, Mann-Whitney U Testi, Kruskal Wallis-H testi, Spearman Korelasyon Analizi yöntemlerinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular öğretmenlerin kendilerini mesleğin etik ilkelerine uygun davrandıkları yönünde değerlendirdiklerini, orta düzeyde yaşam doyumuna sahip olduklarını, düşük düzeyde işe yabancılaşma yaşadıklarını, cinsiyetlerine göre işe yabancılaşma düzeylerinde herhangi bir farklılaşma olmadığını ve bayan olanlarının erkek olanlarına göre mesleğin etik ilkelerine daha fazla önem verdiklerini göstermektedir. Bunun yanında öğretmenlik meslek etiğine uygun davranma algısı ile işe yabancılaşma arasında negatif yönde; yaşam doyumu ile ise pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Ayrıca öğretmenlerin öğretmenlik meslek etiğine uygun davranma algıları maaş ve emeklerinin karşılığını alıp almadıklarına ilişkin algılarına göre anlamlı düzeyde farklılaşmazken; mesleğin saygınlığı ve mesleklerini değiştirmeye yönelik düşüncelerine göre farklılaştığı bulunmuştur.
Öğretmenlerin mesleki yabancılaşması ve mesleki motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada öğretmenlerin mesleki yabancılaşma ve motivasyon düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi ile bu iki kavram arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini ve örneklemini 2021-2022 eğitim öğretim yılında, Sakarya ilinde devlet okullarında görev yapan öğretmenlerden basit seçkisiz örneklem yöntemiyle seçilen 412 katılımcı oluşturmaktadır. İlişkisel tarama modelinin kullanıldığı bu çalışmada, katılımcıların mesleki yabancılaşma düzeyi "İşe Yabancılaşma Ölçeği" ile mesleki motivasyon düzeyi ise "Öğretmen Mesleki Motivasyonu Ölçeği" kullanılarak ölçülmüştür. Verilerin analizinde katılımcıların mesleki yabancılaşma ve motivasyon düzeylerinin cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu ve okul yöneticiliği yapmış olma durumu değişkenlerine göre farklılaşmasının belirlenmesinde t-testi; çalışılan kademe, kıdem ve kadro durumu değişkenlerine göre farklılaşmasının belirlenmesinde tek yönlü ANOVA; mesleki yabancılaşma ile motivasyon ilişkisinin belirlenmesinde ise Pearson korelasyonu uygulanmıştır. Mesleki motivasyonun mesleki yabancılaşma üzerindeki etkisi regresyon analizi ile incelenmiştir. Katılımcıların mesleki yabancılaşma düzeyinin düşük, mesleki motivasyon düzeyinin ise yüksek olduğu saptanmıştır. Erkek katılımcıların mesleki yabancılaşmanın geneli ve anlamsızlık, yalıtılmışlık, okula yabancılaşma alt boyutlarına ilişkin algılarının kadınlara göre yüksek olduğu belirlenmiştir. Bekar katılımcılarda, lisansüstü eğitime sahip olanlarda, kıdemi 0-5 yıl olanlarda, sözleşmeli ve ücretli çalışanlarda, daha önce okul yöneticiliği yapmamış katılımcılarda yalıtılmışlık algısının daha yüksek olduğu görülmüştür. Lise kademesinde çalışanlarda anlamsızlık; okul öncesi ile ortaokul kademesinde çalışanlarda ise okula yabancılaşmanın en yüksek olduğu tespit edilmiştir. Kadın katılımcıların mesleki motivasyonun geneli ve tüm alt boyutlarına ilişkin algılarının erkeklere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Evli katılımcıların mesleki motivasyon ile fiziki imkânlar ve okul içi faktörler alt boyutuna ilişkin algıları bekarlara göre daha yüksektir. Okul öncesi kademesinde mesleğini icra edenlerin mesleki motivasyonun geneli, fiziki imkânlar, okul dışı faktörler alt boyutuna ilişkin algılarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Eğitim durumu lisansüstü olan katılımcıların fiziki imkânlar alt boyutuna ilişkin algıları diğerlerine göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Kıdemi 21 yıl ve üstünde olanların ve daha önce okul yöneticiliği yapmış olanların fiziki imkânlar, okul içi ve okul dışı faktörler alt boyutlarına ilişkin algılarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Kadro durumu değişkeninin ise mesleki motivasyon ve alt boyutları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. Ayrıca mesleki yabancılaşma ve mesleki motivasyon arasında orta düzeyde negatif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin mesleki motivasyon algısının mesleki yabancılaşma düzeylerinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Öğretmen, Okul Yöneticisi, Mesleki Motivasyon, Mesleki Yabancılaşma.