Work environment

Bu konu başlığı altında 147 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hemşirelerin çalışma ortamı algıları ile iş stresi kaynaklı işte varolamama durumu arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Giriş ve Amaç: Bu çalışma hemşirelerin çalışma ortamı algıları ile iş stresi kaynaklı işte varolamama durumu arasındaki ilişkiyi belirlemek amacı ile tanımlayıcı tipte yapıldı. Gereç ve Yöntemler: 29.11.2023 – 11.12.2023 tarihleri arasında Ankara Bilkent Şehir Hastanesi-Çocuk Hastanesi'nde çalışmaya katılmaya gönüllü, hemşire ünvanına sahip ve yatan hasta hizmetlerinde çalışan 405 hemşireyle gerçekleştirildi. Verilerin toplanmasında "Hemşirelere yönelik tanıtıcı bilgi formu" ile "Hemşirelik İş İndeksi-Hemşirelik Çalışma Ortamını Değerlendirme Ölçeği (Hİİ-HÇODÖ)" ve "Stresle İlişkili İşte Varolamama Ölçeği" kullanıldı. Çalışmada elde edilen veriler IBM SPSS Statistics 25 (SPSS Inc., Chicago, IL) programında analiz edildi. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiksel metotlar (sayı, yüzde, minimum, maximum, medyan, ortalama, standart sapma), bağımsız örneklem t Test, Tek Yönlü Varyans Analizi (F testi), Bonferroni çoklu karşılaştırma testi, Pearson Korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizi kullanıldı. Bulgular: Hemşirelerin çalışma ortamı algılarının ortalamanın biraz üzerinde (2,30±0,55), stresle ilişkili işte varolamama durumlarının da ortalama düzeyde (17,69±5,63) olduğu belirlendi. Hİİ-HÇDÖ alt boyutlarından en yüksek puanı "Kaliteli Bakım İçin Gerekli Hemşirelik Kaynakları" (2,56±0,58), en düşük "İnsan Gücü ve Diğer Kaynakların Yeterliliği" alt boyutunun (1,77±0,55) aldığı bulundu. Demografik verilerden yaş, çalıştığı bölüm ve pozisyon, bölümde çalışma süresi arasında sadece Hİİ-HÇODÖ kapsamında, cinsiyet açısından da sadece stresle ilişkili işte varolamama ölçeğinde farklılık saptandı (p< 0.05). Her iki ölçekte; meslekte çalışma süresi, çalışma şekli, haftalık çalıştığı ortalama saat, genel sağlık durumu, çalıştığı birimi isteyerek seçme, stres durumu ve birim memnuniyeti açısından fark bulundu (p< 0.05). Stresle İlişkili İşte Varolamama Ölçeği ile Hİİ-HÇODÖ arasında anlamlı negatif yönlü ve orta düzey bir ilişki olduğu tespit edildi (r=-0,441, p=0,000). Hİİ-HÇODÖ alt boyutlarının tümü ile Stresle İlişkili İşte Varolamama Ölçeği arasında anlamlı negatif yönde, "Hemşirelerin Yönetime Katılması ve Temsil Gücü" (r=-0,429, p=0,000) orta düzey; "Kaliteli Bakım İçin Gerekli Hemşirelik Kaynakları" (r=-0,370, p=0,000), "Yönetici Hemşirelerin Tutumu ve Liderlik Özellikleri" (r=-0,379, p=0,000), "İnsan Gücü ve Diğer Kaynakların Yeterliliği" (r=-0,371, p=0,000) ve "Hekim Hemşire Meslektaş İletişimi" (r=-0,317, p=0,000) nin zayıf düzeyde olduğu saptandı. Hemşirelerde çalışma ortamı algısının iş stresi kaynaklı işte varolamama durumunda meydana gelen değişimin %19,2'sini açıkladığı bulundu (R2 =0,192). Sonuç: Hemşirelerin olumlu çalışma ortamı algılarının iş stresi kaynaklı işte varolamama durumlarını azalttığı sonucuna ulaşıldı. Anahtar kelimeler: Çalışma ortamı, algı, hemşireler, iş stresi, işte varolamama

AlgıHemşirelerPresenteeizm+2
Saniye Taşkın Baladura
Trakya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çalışma ortamı ile hemşirelerin seslilik davranışı arasındaki ilişkide güvenlik ikliminin aracı rolü

Bu tanımlayıcı ilişkisel araştırmanın amacı, çalışma ortamı ile hemşirelerin seslilik davranışı arasındaki ilişkide güvenlik ikliminin aracı rolünü incelemektir. Araştırma Ankara Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde bulunan bir eğitim ve araştırma hastanesi ile iki üniversite hastanesinde yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini bu hastanelerde en az altı aydır çalışan 419 hemşire oluşturmuştur. Veriler, Kişisel Bilgiler Formu, Hemşirelik İş İndeksi-Hemşirelik Çalışma Ortamını Değerlendirme Ölçeği, İşgören Sesliliği Ölçeği ve Güvenlik İklimi Ölçeği ile toplanmıştır. Çalışma verileri değerlendirilirken; sıklıklar, tanımlayıcı istatistikler, Pearson Korelasyon katsayısı, Bağımsız Örneklem t Testi, ANOVA, Tukey Testi ve Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan hemşirelerin, Hemşirelik İş İndeksi-Hemşirelik Çalışma Ortamını Değerlendirme Ölçeği puanlarının ortalaması 2,39±0,43 iken İşgören Sesliliği Ölçeği puan ortalamaları 20,04±5,44 ve Güvenlik İklimi Ölçeği puan ortalamaları ise 57,22±15,65'tir. Çalışma ortamı ile seslilik davranışı arasında istatistiksel olarak anlamlı orta düzeyde pozitif yönlü ilişki bulunmuştur (r=0,349, p<0,05). Çalışma ortamı ile güvenlik iklimi arasında istatistiksel olarak anlamlı orta düzeyde pozitif yönlü ilişki bulunmuştur (r=0,596, p<0,05). Seslilik davranışı ile güvenlik iklimi arasında istatistiksel olarak anlamlı orta düzeyde pozitif yönlü ilişki bulunmuştur (r=0,429, p<0,05). Çalışma ortamının hemşirelerin seslilik davranışı üzerindeki etkisine, güvenlik ikliminin kısmi aracılık etkisinin olduğu ancak düzenleyici etkisinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçları ışığında, çalışma ortamının iyileştirilmesi, hemşirelerin seslilik davranışının geliştirilmesi ve olumlu güvenlik iklimi oluşturulmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Güvenlik iklimiHemşirelerHemşirelik+3
Rumeysa Boztoprak
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Esnek çalışmanın bir türü olarak uzaktan çalışma ve İstanbul Aydın Üniversitesi'nde konuyla ilgili bir araştırma

Bu çalışmada esnek çalışma da dikkate alınarak, iş tatmini konusu ele alınmıştır. Katılımcıların cinsiyetleri, eğitim durumları ile medeni halleri gibi demografik unsurlarına göre iş tatminleri ve iş tatmini faktörlerinin farklılık gösterip göstermedikleri irdelenmiştir. Esnek çalışma kapsamında uzaktan eğitim dikkate alınarak, bir vakıf üniversitesinde yer alan ve hem sınıf ortamında hem de uzaktan eğitim yoluyla ders veren öğretim elemanlarından bu kişilerin demografik özellikle ve iş tatminleriyle ilgili veriler toplanmıştır. Elde edilen verilerin güvenilirlik analizlerini takiben, gerek sınıf ortamında ve gerekse uzaktan eğitim yoluyla ders vermekten duyulan iş tatminlerinin istatistiksel yapılarını ortaya çıkarmak için keşfedici faktör analizleri yapılmıştır. Daha sonra her bir demografik unsura göre ortaya çıkan iş tatmini faktörlerinin farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. O halde araştırmanın amacıiş tatmini faktörlerinin demografik unsurlarla olan ilişkilerini ortaya çıkarmaktır. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre sınıf ortamında ders vermekten duyulan iş tatmini üç; uzaktan eğitim yoluyla ders verme görevinden duyulan iş tatmini ise dört adet faktöre dayanmaktadır. Katılımcıların iş tatmini faktörleri neredeyse hiçbir demografik özelliklerine göre farklılık arz etmemektedir. Ulaşılan bir başka sonuca göre katılımcılar orta düzeyde iştatmini duyarlarken, bazı faktörler açısından ise iyi düzeyde tatmin olmaları söz konusudur. Anahtar kelimeler: Esnek çalışma, iş tatmini, iş tatminini etkileyen faktörler, yükseköğretim

Esnek çalışmaEsnek çalışma saatleriEvde çalışma+5
Esra Şimşek
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadın eğitim yöneticilerinin çalışma ortamları ve kariyer engellerine ilişkin bir araştırma

Bu araştırmada kadın eğitim yöneticilerinin çalışma ortamları ve kariyer engelleri incelenmiştir. Nitel türlü bu araştırma 2013/2014 eğitim öğretim yılını kapsamaktadır. İstanbul ili, Başakşehir İlçesinde görev yapan 10 erkek, 10 kadın toplam 20 Eğitim yöneticisi ile görüşülmüştür. Görüşmeler yüz yüze/mülakat şeklinde yapılmıştır. Görüşme formu araştırmacının kendisi tarafından düzenlenmiş ve uzman görüşleri dikkate alınarak geliştirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular şu şekildedir. Yöneticiler 26-51 yaş ve üstünde, 14 evli, 2 boşanmış ve 4 bekâr, 0-4 arası değişen sayıda çocuk sahibi, ön lisans-lisan-yüksek lisans mezunu, 5-25 ve üstü mesleki kıdemlerde bulunmaktadırlar. Ayrıca evli olan erkek yöneticilerin eşlerinden 1 ortaokul, 1 lise, 5 lisans ve 1 yüksek lisans mezunu olduğu, 4 öğretmen, 2 ev hanımı, 1 laborant, 1 işsiz olduğu görülmüştür. Erkek yöneticilerden; 5'i eşinin yöneticiliğini destekleyeceğini, 4'ü desteklemeyeceğini, 1'i şartlı destekleyeceğini söylemiştir. Erkek yöneticilerden daha önce kadın yönetici ile çalışanların tamamı süreç ile ilgili olumlu dönüt vermiştir. Kadın yöneticilerden; 5'i cinsiyet eşitsizliği durumuna maruz kaldığını söylerken diğer 5'i böyle bir duruma maruz kalmadığını belirtmiştir. Herhangi bir cinsiyet eşitsizliği durumuna maruz kalırlarsa şikâyet edip etmeyecekleri sorulduğunda 6'sı edeceğini, 3'ü etmeyeceğini, 1'i ise şikâyet ettiğini ama sonuç alamadığını söylemiştir. Yöneticiler; arkadaş ve müdür teşviki, kariyer yapma isteği, mesleki yıpranmışlık (öğretmenlikten bıkma), kendi idarecilerini beğenmeme, şartların zorlaması gibi sebeplerle yöneticiliğe geçtiklerini söylemişlerdir. Yöneticilikte en fazla karşılaşılan sorun olarak; velilerle, personelle, amirlerle yaşanan sıkıntılar dile getirilmiştir. Kadın yöneticiler erkeklerden farklı olarak uzun mesai ve işi öğrenme aşamasında yaşadıkları sorunları ifade etmişlerdir. Hepsinin ortak olarak söylediği ise yöneticilik sonrası özel hayattaki kısıtlanmadır. Kadın yöneticilere pozitif ayrımcılık uygulanıp uygulanmaması konusunda 8 erkek, 8 kadın yönetici pozitif ayrımcılığın kadınlara ev-aile sorumluluklarından dolayı uygulanması gerektiği söylemişlerdir. Aile sorumluluklarının kadınların kariyeri için engel olup olmadığı sorusuna 6 kadın, 4 erkek yönetici "evet engeldir" derken 3 kadın 3 erkek yönetici "hayır değildir" demiştir. Geriye kalanlar "eşler destek olursa engel değildir" cevabını vermişlerdir. Araştırmanın dikkate değer diğer bazı bulguları ise şu şekildedir. Erkek yöneticilerin çoğunluğu kadın yöneticiyi kurum için bir avantaj olarak görmektedirler. Kadını yöneticilikten uzak tutan sebepler arasında "erkek hegemonyası" kadınlar tarafından kabul edilirken hiçbir erkek yönetici öyle bir durumu dile getirmemiştir. İş yaşamında özellikle yönetici kadınlara karşı çeşitli engellemeler yapılıp yapılmadığı sorusuna "evet yapılıyor" diyen 6 kadın, 4 erkek yönetici vardır. Erkek yöneticilerden 1'i bu soruya cevap vermemiştir. Geriye kalanlar engelleme yapılmadığı görüşündeler. Fakat her iki cinsiyette ortak görüş kadınları kariyerden uzak tutan, kadının aile sorumlulukları ve toplumsal bakış açısı olduğudur. Sonuç olarak, kadın yöneticilerin belirli bir oranda çeşitli engellemeler ile karşılaştıkları bir gerçektir. Fakat bu durum daha çok bireysel ya da kurumsaldır. Yani bu durum kadının çalıştığı kurum ile ve de o kurumdaki mesai arkadaşları ile ilgili bir durumdur, Kız Meslek/Teknik liselerinde bu engellemelerin olmaması gibi. Tamamen gerçek olan ise toplumsal bakışın kadın yöneticiye karşı hala geleneksel tutum içerisinde olduğudur. Anahtar Sözcükler kadın yönetici, kariyer engelleri, erkek yönetici, cam tavan, cinsiyet eşitsizliği

Cam tavan sendromuCinsel ayrımcılıkEğitim yönetimi+4
Songül Yiğit
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çalışma ortamı koşullarının işçi sağlığı ve güvenliğine etkisi

Bu araştırmanın amacı, çalışma ortamı koşullarının iş sağlığı ve güvenliği (İSG) açısından çalışanların fiziksel ve psikolojik sağlıklarına olan etkilerinin araştırılmasıdır. Araştırmada çalışma koşulları ile çalışanların fiziksel ve psikolojik sağlıkları arasındaki ilişkiyi araştırmak için tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul İl'inde çalışan tekstil işçileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise 410 işçi oluşturmaktadır. Araştırmada "Kişisel Bilgi Formu", "Çalışma ortamı Ölçeği" ve "Fiziksel ve Psikolojik Sağlık Belirtileri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, çalışma ortamı koşullarının düzeyleri belirlenmiştir. Çalışanların çalışma ortamından kaynaklanan etkilerin fiziksel ve psikolojik ruhsal sağlık belirtilerinin düzeyi ise ortalamanın altı olarak saptanmıştır. Araştırma sonunda çalışanların çalışma koşulları ile fiziksel ve psikolojik sağlık belirtileri arasında pozitif yönde orta ve kuvvetli düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Çalışma koşullarından sıcaklık, nem ve gürültüye maruz kalmak, zararlı maddeler ile ilişki, fiziksel çaba ve monotonlaşma tekstil çalışanlarının fiziksel sağlık belirtilerini %66,7 etkilerken, psikolojik sağlık belirtileri ise nem ve gürültüye maruz kalmak ve fiziksel çaba, görevin karmaşıklığı ve ergonomik olmayan koşullar tarafından %66,0 düzeyinde etkilenmektedir. Çalışanların cinsiyet, yaş, eğitim, medeni durum, çalışma yılı, işletmede çalışma yılı, kaza geçirme ve kaza tehlikesi geçirme durumları ile çalışma ortamı koşulları, fiziksel ve psikolojik sağlık belirtilerinde farklılıklar tespit edilmiştir. Araştırmada ulaşılan sonuçlara uygun olarak önerilere de yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı ve güvenliği, İşçi Sağlığı, Çalışma Ortamı

Çalışma koşullarıÇalışma ortamlarıİş güvenliği+2
Yağmur Altınarık
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVID-19 pandemi döneminde hemşirelerin çalışma ortamlarının iş doyumları üzerine etkisi

Amaç: Bu araştırma Covid-19 pandemi döneminde hastanelerde çalışan hemşirelerin çalışma ortamının iş doyumu üzerine etkisini tespit etmek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Gereç-Yöntem: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı olarak yapılan bu araştırma, Ocak-Ekim 2021 tarihleri arasında hastanelerde çalışan 152 hemşire oluşturmaktadır. Araştırma verileri, "Tanıtıcı Bilgi Formu", "Hemşire İş Doyum Ölçeği (HİDÖ)" ve "Hemşirelik İş İndeksi-Hemşirelik Çalışma Ortamını Değerlendirme Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Hemşire İş Doyum Ölçeği toplam puanının (3,07±0,50) yüksek düzeyde olduğu, Hemşirelik İş İndeksi Toplam puanının ise (2,28±0,40) orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Hemşire İş Doyum Ölçeği Toplam puanı ile Hemşirelik İş İndeksi Toplam puanı arasında pozitif yönlü istatistikçe anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Pandemi servisinde çalışma, gece çalışma ve hasta sayısının yüksek olması iş doyumunu etkilemektedir. Sonuç: Sonuç olarak hemşirelerin çalışma ortamları iş doyumları üzerinde etkilidir.

COVID 19HemşirelerHemşirelik+3
Yasemin Yolay
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir üniversite hastanesinde ameliyathanede çalışan hemşirelerin çalışma ortamı ve koşullarının psikolojik sağlamlıkları üzerine etkileri

Bu çalışma, ameliyathanede çalışan hemşirelerin çalışma ortamı ve koşullarının psikolojik sağlamlıkları üzerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı bir araştırma olarak yapılmıştır. Çalışmanın verileri Kasım 2020 ve Haziran 2021 tarihleri aralığında, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinde çalışan ameliyathane hemşirelerinden tam sayım yöntemiyle elde edildi (n=108). Araştırma verileri, hemşirelerin psikolojik sağlamlık düzeylerini etkilediği düşünülen hemşirelerin sosyo-demografik, çalışma ortamı ve koşullarını içeren literatür doğrultusunda hazırlanan sorulara ilişkin "Bilgi Formu" ve hemşirelerin psikolojik sağlamlık düzeylerini belirlemek için "Connor-Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin istatistiksel değerlendirilmesinde SPSS 15.0 for Windows programı kullanıldı. Bağımsız grupların sayısal değişkenlerinin karşılaştırmaları normal dağılım koşulu sağlandığında iki grupta Student t testi, ikiden fazla grupta OneWay ANOVA testi ile normal dağılım koşulu sağlanmadığında ise iki grupta Mann Whitney U testi, ikiden fazla grupta Kruskal Wallis testi ile yapıldı. İkiden fazla grupta alt grup analizlerinde nonparametrik testlerden Mann Whitney U testi kullanılarak, Bonferroni düzeltmesi ile yorumlandı. Örnekleme alınan 108 hemşirenin cinsiyet, yaş, aile tipi, medeni durum, eğitim durumu, meslekte çalışma yılı, ameliyathanede çalışma yılı, nedeni ve görevi, haftalık çalışma saati ve şekli, vakalar arasında dinlenme vaktinin olma durumu, ameliyathanedeki günlük vaka sayısı, çalışılan ortamda maruz kalınan riskler Connor-Davidson Psikolojik Sağlamlık ve alt ölçekleriyle karşılaştırılmıştır. Araştırmamızdan elde edilen sonuçlara göre; cinsiyet (p=0,018; p<0.05), medeni durum (p=0,049; p<0.05), meslekte çalışma yılı (p=0,027, p=0,026; p<0.05), ameliyathanede çalışma nedeni (p=0,047; p<0.05) ile Connor-Davidson Psikolojik Sağlamlık arasında istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde ilişki bulunmuştur. Çalışmamızda, CD-RISC-25 Ölçek ve Alt Ölçek Puan Ortalamalarının Katılımcıların sosyo-demografik özellikleri ve çalışma koşulları ile ilişkisine bakıldığında; CD-RISC-25 ölçeği toplam puan ortalamasının meslekteki çalışma süresi ve ameliyathanede çalışma süresi ile pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu tespit edildi. Cerrahi dumana maruziyet ile azim ve kişisel yetkinlik, manevi eğilim, Connor-Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği puan ortalamaları arasında pozitif yönde, kemoterapi ilaçlarına maruziyet ile Negatif Olaylara Tolerans puan ortalamaları arasında negatif yönde, göze hasta salgısı sıçraması ile manevi eğilim puanı arasında pozitif yönde istatistiksel açıdan anlamlı ilişki bulunmuştur (p=0,008, p=0,003, p=0,013, p=0,014, p=0,013; p<0.05). Çalışmamızda ameliyathane hemşirelerinde psikolojik sağlamlık orta düzey (66,9±13,6) olarak bulunmuştur.

Ameliyathane hemşireliğiAmeliyathanelerHastaneler-üniversite+3
Duygu Güzelli
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İtfaiyecilerde mesleğe bağlı kas-iskelet sistemi hastalıklarının çalışma koşullarıyla olan ilişkisi

Bu çalışma itfaiyecilerde mesleğe bağlı kas-iskelet sistemi hastalıkları gelişim riskini belirlemek ve bu durumun çalışma ve iş koşullarıyla ilişkisini araştırmak amacıyla Ağustos 2021- Kasım 2021 tarihleri arasında İstanbul İtfaiye İstasyonları'nda çalışan çalışmaya katılmayı kabul eden 111 itfaiye çalışanı dahil edilmiştir. Araştırmada kullanılacak olan sorgulama ölçekleri Google Form'a kaydedilip elektronik ortamda iletişim ağı Whatsaap ile katılımcılara ulaştırılmıştır. Çalışmaya katılan itfaiyecilerin demografik bilgileri alınmıştır. İtfaiyecilerin kas-iskelet sistemini değerlendirmek için Kas İskelet Sistemi Sağlık Sorgulaması (KİSS-SS) Ölçeği, iş ve çalışma koşullarını değerlendirmek için İtfaiyecilerin İş ve Çalışma Ortamı ile İlgili Anket Formu kullanılmıştır. Elden edilen veriler sonucu meslekte çalışma senesiyle, kas-iskelet sistemi hastalıkları arasında ilişki, istatiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0,05). İtfaiyecilerde İş ve Çalışma Ortamı ile İlgili Anket Formu'nun ilk dört sorusu ile Kas-İskelet Sistemi Sağlık Sorgulaması (KİSS-SS) Ölçeği arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak, itfaiyecilerde mesleğe bağlı kas-iskelet sistemi hastalıklarının iş koşullarıyla arasında bir ilişki yoktur ve mesleğe bağlı kas-iskelet sistemi hastalıklarının görülme sıklığı yoktur. İtfaiyecilerde meslekte çalışma süresi arttıkça mesleki kas-iskelet sistemi hastalıkları artmamaktadır. İtfaiyecilerin görev unvanına göre kas-iskelet sistemi en fazla etkilenen itfaiye erleridir. Anahtar Kelimeler: Kas İskelet Sistemi Hastalıkları, İtfaiyeciler, Çalışma Yılı, KİSS-SS, İtfaiyecilerde İş ve Çalışma Ortamı ile İlgili Anket Formu

AnketlerKas-iskelet ağrısıKas-iskelet hastalıkları+5
Halide Yasemin Seller
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

İşle ilişkili astım ve silikozis tanılı hastalarda oksidatif stres parametrelerinin ve genotoksik etkilerin değerlendirilmesi

Astım, dünyada yaklaşık 300 milyondan fazla insanı etkileyen küresel bir sağlık sorunudur. Erişkin başlangıçlı astımların yaklaşık %10-33'ü işle ilişkili astımdır. Silikozis ise çalışma hayatında silika maruz kalımı sonucu ortaya çıkan akciğerde nodüllerin oluşumu, pulmoner fibrozis ve fonksiyonel kayıplara neden olabilen bir mesleki akciğer hastalığıdır. Silikozis, özellikle gelişmekte olan ülkelerde halen en önemli halk sağlığı sorunlarından biridir. Bu çalışmada, iki meslek hastalığında ortaya çıkabilecek oksidatif stres, inflamasyon ve genotoksisite parametrelerindeki olası değişiklikleri belirlemek, bu hastalıkların erken tanısı ve hastalıkların önlenmesi süreçlerine katkı sunmak amaçlanmıştır. Ankara Mesleki ve Çevresel Hastalıklar Hastanesi'ne başvuran gönüllü 24 işle ilişkili astım (İİA), 23 silikozis tanılı hasta ile 27 maruz kalım öyküsü olup hastalığı olmayan ve 38 sağlıklı gönüllüden kan ve bukkal epitel sürüntü örnekleri alınmıştır. Serumda oksidatif stres biyogöstergeleri olan süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT) ve glutatyon peroksidaz (GPx) enzim aktiviteleri ile malondialdehit (MDA) düzeyleri, inflamasyon biyogöstergeleri olan interlökinlerden (IL) IL-17, IL-23 ve IL-27 düzeyleri ölçülmüştür. Bukkal epitel sürüntü numunelerinde mikroçekirdek (MÇ) sıklığı, serumda 8-OHdG düzeyleri hesaplanarak olası genotoksik hasar değerlendirilmiştir. Serum SOD, KAT, GPx, MDA, 8-OHdG, IL-17, IL-23 ve IL-27 düzeylerinin maruziyet, İİA, silikozis gruplarında kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı yüksek olduğu bulunmuştur. Hasta grubunun bukkal epitel hücrelerindeki MÇ sıklığı kontrol grubuna göre anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Bu sonuçların hem hasta grubunda hem de maruz kalımı olan grupta, yüksek olması erken dönem biyogöstergeleri olabileceğini ve erken dönemde önlemlerin alınması için yol gösterici olacağını göstermektedir.

AstımGenotoksisiteOksidatif stres+3
Özlem Kar Kurt
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Bir üniversiteye bağlı üçüncü basamak hastanelerde çalışan tıpta uzmanlık öğrencilerinin ve hemşirelerin çalışma koşullarının, algılanan stres düzeyinin ve pandeminin; aile ve çocuklarıyla olan yaşamlarına yansımalarının değerlendirilmesi

Bu araştırma Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanelerinde Temmuz-Eylül 2021 aylarında çalışmakta olan 101 hemşire ve 198 asistan hekimle yürütülmüştür. Bu çalışmada sağlık çalışanlarının pandemi sürecindeki çalışma koşulları, stres durumları ve aile yaşamlarına yansıması araştırılmıştır. Katılımcıların %66,2'si asistan hekim, %33,8'i hemşirelerden oluşmaktadır. Katılımcıların %66,2'si kadın, %33,8'i erkektir. Katılımcıların yaş ortalaması 32,2±6,8, ortanca değeri 30 olup yaş aralığı 24 ile 57 arasında değişmektedir. Hemşirelerin %60,4'ü ve tıpta uzmanlık öğrencilerinin %57,6'sı "08.00-17.00" mesai düzeninde çalışmaktadır; tıpta uzmanlık öğrencilerinin %11,6'sı nöbet ertesi gün mesai şeklinde çalışmakta, hemşirelerde böyle bir çalışma düzeni bulunmamaktadır (p<0,001). Katılımcıların %33,1'i kendisinin, %52,1'i birinci derece ve %26,1'i ikinci derece yakınlarının COVID-19 tanısı aldığını belirtmiştir. Tıpta uzmanlık öğrencilerinin %33,3'ü ve hemşirelerin %28,6'sı pandemi döneminde çocuklarına aşı yaptırmakta gecikme yaşadıklarını belirtmiştir (p>0,05). Tıpta uzmanlık öğrencilerinin Algılanan Stres Ölçeği'nden aldıkları puan ortalaması hemşirelerden yüksek bulunmuştur (p<0,001). Hemşirelerin COVID-19 Hanehalkı Çevre Ölçeği çatışma alt boyutundan aldıkları puan ortalaması Tıpta uzmanlık öğrencilerinden daha yüksek bulunmuştur (p=0,005). Katılımcılardan evli olanların Algılanan Stres Ölçeği'nden aldığı puan ortalaması 28,9±7,8 bekar katılımcılara göre daha düşük (30,8±7,7) bulunmuştur (p=0,03). Katılımcıların son 1 aylık çalışma düzenine göre Algılanan Stres Ölçeği'nden aldıkları puan ortalaması değerlendirildiğinde; en yüksek puan ortalamasına sahip grubun nöbet ertesi mesai (36 saat) şeklinde çalışanlar olduğu bulunmuştur (p=0,01). Katılımcılardan pandemi süresince çalıştıkları birimler ile Algılanan Stres Ölçeği'nden aldıkları puan ortalamaları karşılaştırıldığında; COVID-19 hastalarına hizmet veren yoğun bakım ünitesinde (p=0,002), diğer servis/ poliklinikler (p=0,02) ve yönetim (p=0,01) biriminde çalışanlar bu birimlerde çalışmayanlardan daha yüksek puan almıştır. Son 1 aydır nöbet ertesi mesai (36 saat) şeklinde çalışmak, mesai ile çalışmaya göre 1,688 kat yüksek stres düzeyi ile ilişkili bulunmuştur (p=0,04).COVID-19 hastalarına hizmet veren yoğun bakım ünitesinde çalışan kişilerin çalışmayanlara göre yüksek strese sahip olma durumları 1,748 kat bulunmuştur (p=0,03).Katılımcılardan çocuğu olanlarınCOVID-19 Hanehalkı Çevre Ölçeği Çatışma alt boyutundan aldıkları medyan puan, çocuğu olmayanlardan daha yüksektir ve aralarındaki fark istatistiksel olarak da anlamlıdır (p=0,002). Pandemide iş yükünde artış olduğunu düşünenler medyan puanı en yüksek gruptur. Gruplar arasındaki bu fark istatistiksel olarak da anlamlı bulunmuştur (p<0,001). Sağlık çalışanlarının pandemi sürecindeki çalışma koşulları stres düzeylerini etkileyen önemli bir faktördür. COVID-19 pandemisinden elde edilen deneyimlerle, gelecekte sağlık çalışanlarının stresini azaltmaya yönelik önlemler alınarak hastane pandemi planları oluşturulmalıdır.

Aile içi iletişimAile içi şiddetCOVID 19+7
Fahriye Has Akdağ
Hacettepe University
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVID pandemisinde odyologlar: Rehabilitasyon merkezi ve işitme cihazı merkezinde çalışma şartlarının değerlendirilmesi

Bu çalışmada 2019 yılı Aralık ayında başlayan ve ardından tüm dünyayı etkileyen COVID-19 küresel pandemi sürecinde Türkiye'deki rehabilitasyon merkezinde ve işitme cihazı merkezinde çalışan odyologların ve uzman odyologların çalışma şartlarındaki değişikliklerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma için İstanbul Gelişim Üniversitesi Etik Kurulu'ndan onay alınmıştır. Veri toplamak amacı ile bir anket formu oluşturulmuştur. Google anket online sistemi ile anket soruları yanıtlanmıştır. Çalışmaya katılım şartı işitme cihazı merkezinde veya rehabilitasyon merkezinde çalışan odyolog veya uzman odyolog olmaktır. Anket, özel sektörde (işitme cihazı merkezi ve rehabilitasyon merkezi) çalışmakta olan 252 Odyolog tarafından yanıtlanmıştır. Google formunu göndermek için tüm soruların cevaplanması zorun olduğundan eksik yanıtlar yoktur. Araştırmanın saha uygulamasında toplanan yanıtlar SPSS for Windows 24.00 programı kullanılarak analiz edilmiştir. 17 maddeden oluşan "COVID-19 Pandemisinde Odyologlar: Rehabilitasyon Merkezi ve İşitme Cihazı Merkezinde Çalışma Şartlarının Değerlendirilmesi" ölçeğinde total Cronbach's alpha değeri (0,841) bulunduğundan "yüksek güvenilirlik" düzeyindedir. Faktör analizi sonucu oluşan 4 ana alt boyuta ait puanların demografik özelliklere göre karşılaştırılmaları Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve bağımsız örneklem t testi ile incelenmiştir. Çalışamaya katılan odyologların büyük bir kısmı 1 yıl veya daha az çalışma tecrübesine sahip ve yine büyük oranda rehabilitasyon merkezinde çalışmaktadır. Pandemi dolayısıyla çalışma sırasında neredeyse tüm odyologlar kişisel korunma ekipmanları ve dezenfektan ürünleri kullanmıştır. Pandeminin olumsuz etkilerinden; 1 yıldan fazla çalışan grup, 1 yıl ve daha az süreyle çalışan gruba göre daha fazla etkilenmiştir. Yine bu süreçte işitme cihazı merkezinde çalışmakta olan odyologlar, rehabilitasyon merkezinde çalışmakta olan odyologlara göre daha yüksek olumsuz etkilenme görülmüştür. Pandemiye özel alınan önlemler doğrultusunda tüm grupların memnuniyetleri birbirlerine yakın bulunmuştur. Ancak olumsuz etkileri yaş grupları bazında incelendiğinde 24 ve 25 yaş grubunda diğer yaş gruplarına daha yüksek bulunmuştur. Okul sıralarında öğrendiğimiz teknik bilgilerin insanlara yarar hale dönüştüğü yer olan çalışma sahaları, pandemi ile tüm meslek grupları için zorlayıcı hale gelmiştir. Özellikle sağlık sektörü gibi hasta ile birebir ilgi gerektiren alanlarda enfeksiyon riski ile çalışmak hem psikolojik hem fizyolojik olarak yorucu olmuştur. Odyologlar ise bu riskli çalışma alanında diğer tüm sağlık çalışanları gibi yoğun ve hatta alanları dışında çalışmalar yapmışlardır. Küresel COVID-19 salgını tüm dünyada etkisini sürdürürken, sağlık çalışanlarının bilgi düzeylerinin artırılması kritik önem taşımaktadır. Sağlık çalışanlarının enfeksiyondan korunması, yeterli bilgi ve koruyucu ekipmanların varlığı ile sağlanabilir. Anahtar Kelimeler: Odyoloji, Odyolog, COVID-19, Pandemi Çalışma Şartları

COVID 19PandemilerRehabilitasyon merkezleri+3
Halime Kadim
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İş ortamında sağlık odaklı liderliğin niteliksel analizi: Türkiye – Almanya örneklemi

Bu tez çalışmasıyla yapı sektöründeki iş kazalarının önüne geçmek için firmalardaki iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının iş güvenliği kültürüne dönüşme aşamasında iş ortamında sağlık odaklı liderliğin düzeyi ölçülmeye çalışılmıştır. Unutulmamalıdır ki liderlerin ve çalışanların sahiplenmediği bir faaliyetin firma içerisinde hayat bulması beklenemez. 2012 yılında yayınlanan "6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun ve beraberinde çıkartılan yönetmeliklerin bir anda firmalarda eksiksiz uygulanabilmesi çok kolay olmamaktadır. Bu yeni mevzuat düzenlemelerine karşı öncelikle direncin kırılması sonrasında sürecin kabullenilmesi ve içselleştirilmesi firmaların ortak izlediği bir süreç olarak karşımıza çıkmakta ve iş güvenliği kültürünün ve sağlık odaklı liderliğin kurum içerisinde olgunlaşmasına sebep olmaktadır. Bu çalışma ile iş hayatında iş güvenliği kültürüne katkıda bulunulması ve iş kazalarını önlemede iş ortamında sağlık odaklı liderliğin iş ortamında yaşa özgü özelliklerinin ve etkisinin incelenmesi, öteki yandan iş kazaları hakkında gelecekte araştırma yapacak tüm bilim insanlarının çalışmalarına ışık tutmaya yardımcı olmak amaçlanmıştır.

LiderlikÖlçeklerİnşaat sektörü+6
Yusuf Öncel
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kauçuk hamur üretim işçilerinde çalışma analizi ile ergonomik risk faktörlerinin incelenmesi

Bu çalışma kauçuk hamur üretim işçilerinin kas-iskelet sistemi bozukluklarını (KİSB), iş-aktivite risk analizlerini ve psikolojik durumlarını değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Çalışma kauçuk hamur üretim bölümünde 114 işçisi bulunan bir fabrikada, gönüllülük esasına göre seçilen 88 işçi ile gerçekleştirilmiştir. İşçilere bu çalışma için özel tasarlanan; içeriğinde demografik bilgileri, eğitim durumlarını, çalışma sürelerini, kronik hastalıkları ve ergonomik çalışma koşulları hakkındaki bilgilerini sorgulayan anket uygulanmıştır. Sonrasında işçilerin KİSB değerlendirmeleri Genişletilmiş Nordick Kas İskelet Sistemi Anketi (GNKİSA) ile; aktivite ve risk analizleri Hızlı Tüm Vücut Değerlendirmesi (REBA) ile; psikolojik durumları ise Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ile değerlendirilmiştir. Sonuçlar değerlendirildiğinde kauçuk hamur üretim işçilerinin çoğunun (%87,4) vücudunun en az bir bölgesinde rahatsızlık tanımladığı, en sık boyun (%44,3), bel (%42,9) ve sırt (%26,2) rahatsızlıkları yaşadığı, en az ise kalça-uyluk (%3,7) rahatsızlıkları olduğu görülmüştür. İşçilerin çok az bir kısmının (%3,4) yüksek ve çok yüksek risk seviyesinde çalıştığı tespit edilmiştir. Psikolojik değerlendirmede ise çoğu işçide (%83) hiçbir psikolojik etkilenim olmadığı bulunmuştur. Sonuçlar ilişkisel olarak değerlendirildiğinde ise; REBA, BDÖ, GNKİSA, ergonomik çalışma koşullarını bildiğini ifade edenler arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır (p>0,05). Eğitim düzeyi yüksek olan işçilerin ergonomik çalışma koşullarını bildiğini ifade ettiği (p<0,05) görülmüştür. BDÖ'ye göre depresyon bulguları olan işçilerin, depresyon bulgusu olmayan işçilere göre daha az rapor aldığı tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç olarak işçilerde KİSB'leri etkileyen problemlerin sadece iş yerlerine ya da iş yerlerindeki ergonomik uyuma bağlı olmadığı, teknolojik iş yerlerinde bile çalışanlarda KİSB'lerin görülebileceği kanısına varılmıştır. İşçilerin değerlendirildiği çalışmalarda, çalışma hayatındaki faktörlerin dışında diğer performans alanlarının da değerlendirilmeye katılmasının daha ileri çalışmalar için önemli olacağı düşünülmüştür. Anahtar kelimeler: Ergonomik risk faktörleri, işçilerde kas iskelet problemleri, kauçuk hamur

ErgonomiKas-iskelet hastalıklarıKas-iskelet sistemi+5
Yavuz Sultan Selim Kavrık
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hacettepe Üniversitesi'nde çalışan idari personelin toplumsal cinsiyet konusunda algı ve görüşlerinin çalışma yaşamında karşılaştığı sorunlarla ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışma Hacettepe Üniversitesi'nde çalışan idari personelin toplumsal cinsiyet konusunda algı ve görüşlerinin çalışma yaşamında karşılaştığı sorunlarla ilişkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma, tanımlayıcı tipte epidemiyolojik bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini Hacettepe Üniversitesi Beytepe ve Sıhhiye Yerleşkesi'nde çalışan 3025 kadın ve 2582 erkek idari personel oluşturmaktadır. Birimlere göre ağırlandırarak minimum örneklem büyüklüğü hesaplanmıştır. Böylece araştırmaya; 169 kadın ve 140 erkek, toplamda 309 kişi katılmıştır. Araştırmada veriler, sosyo demografik özellikleri, çalışma yaşamında karşılaştığı sorunlarla ilişkili sorulardan oluşan anket formu ve "Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği" (TCRTÖ) ile toplanmıştır. Araştırmanın bulguları "Ki Kare, Kruskal-Wallis testi ve Mann-Whitney U testi" ile değerlendirilmiştir. Bu çalışmada kadınlar erkeklere göre daha fazla çalıştığı birimden uzak kalmak zorun kalmıştır. Bunun nedeni ise genellikle hamilelik ve çocuk bakımı olduğu bulunmuştur. Kadın katılımcıların erkeklere göre daha fazla ayrımcılık/yıldırma yaşadıkları tespit edilmiştir. Ayrıca iş ve kişisel yaşam sorumlulukları arasında kadın katılımcıların erkeklere kıyasla daha fazla bölünme yaşadıkları tespit edilmiştir. Kadın katılımcıların eşlerinin evdeki sorumluluklarla ilgili harcadıkları zamanın ise erkek katılımcıların eşlerine oranla daha az olduğu bulunmuştur. Kadın katılımcıların TCRTÖ'den aldıkları puan ortalaması 161,6 iken, erkek katılımcıların 138,1 olarak bulunmuştur. Sonuç olarak; Kadınların erkeklere göre daha eşitlikçi tutuma sahip oldukları bulunmuştur. Ayrıca ayrımcılık/yıldırma yaşama, iş ve kişisel yaşam sorumlulukları arasında bölünme yaşama, evli olan katılımcıların eşlerinin ev işleri sorumluluğu alma, evli olan katılımcıların eşlerinin çocuk bakımı zaman harcamaları kadınların aleyhine istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05).

AlgıCinsel kimlikToplumsal cinsiyet+3
Simge Yılmaz
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir işyerinde açık plan ofiste çalışanların psikososyal etkenlerle karşılaşma ve genel sağlık durumlarının değerlendirilmesi

Bu çalışma ile, sağlıklı bir çalışma hayatının önemli bir etkeni olan çalışma ortamları için son yıllarda yoğun olarak tercih edilen açık plan ofis çalışma düzeninin, psikososyal etkenler ve mental sağlık durumu yönünden bir bütün olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Tanımlayıcı tipte olan çalışmanın verileri, Ankara'da yer alan bir işyerinin 3 farklı binasında bulunan 311 ofis çalışanının her biri için hazırlanan anket formları ile toplanmıştır. İsveç iş-yükü-kontrol-sosyal destek ölçeği ile Genel Sağlık Anketi-12 kullanılmış, elde edilen bulguların bağımsız gruplar arası karşılaştırmaları yapılmıştır. Verilerin analizi, bilgisayar ortamında istatistik yazılım programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırma grubunun %59,0'ı 4 ve üzerinde kişinin bir arada çalıştığı açık plan ofislerde, %41,0'ı ise 2-3 kişilik paylaşılan ofislerde çalıştığı saptanmıştır. Çalışanların %49,4'ü yüksek iş baskısı, %50,6'sı düşük iş baskısı grubunda yer almıştır. Çalışanlar arasında iş yükü yüksek ve iş kontrolü düşük olan %22,2'sinin iş stresi olduğu ortaya konulmuştur. Çalışanların %47,4'ünün mental sağlık durumunun kötü, %52,6'sının iyi olduğu saptanmıştır. Çalışma ortamındaki kişi sayısına göre, çalışanların iş baskısı ve mental sağlık durumu karşılaştırıldığında, 4 ve üzerinde kişinin bir arada bulunduğu ofis çalışanlarının, 3 ve altında kişinin olduğu ofislerdeki çalışanlara göre, daha yüksek iş baskı düzeyine ve yüksek GSA puanına bağlı olarak daha kötü mental sağlık durumuna sahip oldukları saptanmıştır. Çalışanların çalışma alanları ile ilgili memnuniyet düzeyleri iş baskısı ve mental sağlık yönünden incelendiğinde, çalışma ortamından daha memnun çalışanların daha düşük iş baskı düzeyine ve daha iyi mental sağlık durumuna sahip oldukları ve çalışanlara sağlanan sosyal desteğin de iş baskı düzeyinin azaltılmasının yanı sıra mental sağlık durumuna da pozitif yönde katkı sağladığı bilgisi elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Açık Plan Ofis, Genel Sağlık Anketi, Psikososyal Etkenler, İş Baskısı, İş Sağlığı ve Güvenliği

AnketlerPsikososyal etkilerPsikososyal nedenler+6
Gözde Yurttagül
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ankara'da pediatri araştırma görevlilerinin çalışma yaşamı özellikleri ve işle ilgili yaşam kalitesi ve bilinçli farkındalık düzeyi değerlendirilmesi

Bilinçli farkındalık yargısız olarak mevcut anın farkındalığı olarak tanımlanır, iyilik hali ve çalışma yaşamı ile arasındaki ilişki son yıllarda farklı boyutları ile incelenmekte ve müdahalelere konu olmaktadır. Türkiye'de pediatri asistanlarında bilinçli farkındalık çalışılmamıştır ve iş ile kişisel yaşam arasındaki etkileşimin karmaşıklığı göz önüne alındığında bu etkileşimin değerlendirilmesi önemlidir. Bu kesitsel araştırmada Ankara'daki pediatri asistanlarının sosyodemografik özellikleri, sağlık durumu, iyilik durumu, işle ilgili yaşam kalitesi ve bilinçli farkındalık durumunun kişisel bildirime dayalı olarak ilgili ölçekler ve değişkenler doğrultusunda hazırlanan anket aracılığı ile araştırılmış ve bu özellikler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Ankara'da altı üniversite ve dört eğitim ve araştırma hastanesinde eğitimine devam eden tüm pediatri asistanları demografik özellikler, sağlık durumu, iyilik durumu (Ruh Sağlığı Sürekliliği Kısa Formu), iş baskısı (İsveç İş Yükü-Kontrolü-Destek Ölçeği), çalışma yaşamı kalitesi (İşle İlgili Yaşam Kalitesi Ölçeği) ve bilinçli farkındalık (Bilinçli Farkındalık Ölçeği) durumunu ölçen anket formları doldurmak üzere çalışmaya davet edilmiştir. Toplam 486 pediatri asistanından 355'i (tamamlanma yüzdesi 73) anket formlarını tamamlamıştır. Değişkenler içinde cinsiyet (kadın olma), düzenli alkol kullanımı, herhangi bir sağlık yakınması ve kronik hastalık varlığı, düzenli ilaç kullanımı, gelir yeterliliği puanı düşük, toplam iyilik ve çalışma yaşamı kalitesi düşük olanlarda bilinçli farkındalık puanı daha düşük saptanmıştır. Pearson ve Spearman korelasyon katsayıları bilinçli farkındalık ve toplam iyilik puanı, çalışma yaşamı kalitesi puanı, iş kariyer memnuniyeti puanı ve çalışma koşulları puanları arasında düşük-orta düzeyde pozitif bir ilişki olduğunu göstermiştir.

AnkaraDoktorlarFarkındalık+4
Eda Karadağ Öncel
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İstanbul'da ev işinde çalışan Filipinli kadın işçilerin yaşam kalitesi ve iş koşullarının belirlenmesi

Amaç: İstanbul'da ev işlerinde çalışan Filipinli kadınların yaşam kalitesini ve çalışma yaşamına ilişkin sorunlarının yaşam kalitesine etkisini belirlemek. Gereç ve yöntem: Kesitsel bir araştırma planlanıp yürütülmüştür. Türkiye'de bulunan Filipinlilerin "Filipino Community Turkey" isimli örgütün kayıtlarına göre İstanbul'da Filipinli ev işlerinde çalışan kadınlar, yaklaşık 1200 civarındadır. İstanbul'da yaşayan 1200 Filipinli ev işlerinde çalışan kadın evren kabul edilerek, bilinmeyen prevalans (%50) ve desen etkisi 1, %5 hata payı ile minumum görüşülmesi gereken kişi sayısı EPI Info ile 292 olarak hesaplanmıştır. Bu kadınların izin günlerinde toplantılarında bir araya geldiklerinde yüz yüze görüşülerek 2 bölümden oluşan anket formu doldurulmuştur. Bağımlı değişken yaşam kalitesini belirlemek üzere SF36 yaşam kalitesi ölçeği kullanılmıştır. Bağımsız değişkenleri belirlemek (sosyodemografik özellikler, çalışma koşulları, istismar maruziyetini ve gelecek planları) için literatürden faydalanılarak 20 soruluk bir anket oluşturulmuştur. Filipinli kadınların yaşam kalitesi puanı ile demografik özellikleri ve çalışma koşulları ilişkisi t- testi ve ANOVA analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Kadınların SF36 alt ölçeklerden aldıkları puanlar; fiziksel sağlık; 60.19±27.65, fiziksel rol kısıtlılıkları: 54.71±38.00, ağrı: 68.85±20.54, genel sağlık:65.70±17.00, canlılık:56.11±15.36, sosyal fonksiyonlar: 62.24±17.97, emosyonel rol kısıtlama: 57.76±40.94, mental sağlığı:58.60±20.50, canlılık: 56.11±15.36 olarak hesaplanmıştır. Yaş grubu, eğitim durumu, medeni hal, çalışma süresi, ev işçisi olarak çalışma sebebi gibi değişkenler fiziksel rol kısıtlılığı, canlılık, duygusal sorunlara bağlı rol kısıtlılığı, ruh sağlığı ve genel sağlık durumu gibi SF-36 alt ölçek puanlarını etkilediği anlaşılmıştır. Çalışma koşulları ve işlerinin doğası, verilen işin miktarı, işverenle yaşamak, özel oda, maaş miktarı fiziksel rol kısıtlılığı, canlılık, ruh sağlığı, genel sağlık durumu ve ağrı durumu alanlarını etkilemektedir. Beslenme, sağlık sigortası, giyim, eğitim ve kişisel hijyen malzemeleri gibi ihtiyaçların karşılanmaması fiziksel rol kısıtlılığı, canlılık, duygu durumu ve ruh sağlığı, fiziksel durum ve ağrı durumu alanlarını etkilemektedir. Uzun çalışma saatleri, tatil yapamama, iş kontratlarının sözlü yapılması ve işverenlerin tutumu duygusal sorunlar bağlı rol kısıtlılığı, ruh sağlığı ve ağrı durumu alanlarında farklılıklara sebep olmaktadır. Maaş kısıtlanması, hastayken çalıştırılma ve maaşın geç ödenmesi gibi ekonomik sömürülere uğrama ve yaşanan sömürüleri paylaşmama hali fiziksel rol kısıtlılığı, ruh sağlığı, beden sağlığı ve ağrı durumu alanlarını etkilemektedir Sonuç: İstanbul'da yaşayan Filipinli ev işçisi kadınların yaşam kalitesini, sosyodemografik özelliklerinin ve çalışma koşullarının, istismar maruziyetlerinin yaşam kalitelerini etkilediği saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Filipinli Kadinlar, İstanbul, SF-26, Yaşam Kalitesi, Ev İşinde Çalişan Kadın, SF36.

Kadın işçilerKadınlarSF-36 Sağlık Taraması+6
Datu Abdulshattar Iı Zaılon
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İş sağlığı hizmetlerinde çalışan diğer sağlık personelinin iş yaşamı kalitesi ve ilişkili faktörlerin incelenmesi

İşyerlerinde çalışan diğer sağlık personelinin iş yaşamı kalitesi ve ilişkili faktörleri incelemek amacıyla yürütülen bu tanımlayıcı alan araştırması 01.02.2018 - 01.05.2018 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırma kartopu örnekleme tekniği ile ulaşılabilen İzmir merkez olmak üzere Ankara, İstanbul, Manisa, Aydın, Kocaeli, Denizli ve Antalya illerinde ortak sağlık güvenlik birimlerine bağlı ya da bağımsız bir şekilde kurumlarda diğer sağlık personeli olarak çalışan sağlık memuru, acil tıp teknisyeni, hemşire ve çevre sağlığı teknisyenlerinden oluşan 168 gönüllü katılımcı ile yüz yüze görüşme ve e-mail yoluyla görüşülerek yürütülmüştür. Veriler araştırmacılar tarafından oluşturulan Katılımcı Tanıtıcı Bilgi Formu ile Şirin ve Sökmen (2011)'in Türk toplumuna uyarladığı ''Hemşirelik İş Yaşamı Kalitesi Ölçeği'' (HİYKÖ) kullanılarak etik izinler alınarak toplanmıştır. SPSS 22.0 for Windows (Statistical Package for Social Science for Windows) paket programı kullanılarak p<0,05 anlamlılık düzeyinde istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Katılımcıların %61,3'ü kadın, %61,9'unun mesleği hemşire, %37,5'inin eğitimi lisans ve üstü düzeydedir. Katılımcıların HİYKÖ toplam puan ortalaması 114,79±22,47'dir. Toplam ölçek ve alt boyut puan ortalamalarına göre iş yaşamı kalitesi konusunda görüşlerinin ''kararsızım'' düzeyinde olduğu ve toplam ölçek puan ortalamasının ölçekten beklenen ortalamanın üzerinde olduğu belirlenmiştir. Araştırmada sosyodemografik özelliklere göre bekar ve çocuğu olmayan katılımcıların HİYKÖ toplam ölçek puan ortalamaları en düşüktür. Katılımcıların iş yaşamı kalitesi ile ilişkili olan yordayıcı değişkenlerin analizine göre HİYKÖ toplam puan ortalamasına etki eden en önemli faktörler sırasıyla; yaptıkları işten memnuniyet durumu (β=0,229), aldıkları ücretten memnuniyet durumu (β=0,198), iş stresi yaşama sıklığı (β=0,160), işten ayrılma niyeti (β=0,150) ve işyerinde çalışan diğer sağlık personeli sayısı (β=0,136) olarak belirlenmiştir. Bu araştırma bulguları ışığında; işyerlerinde çalışan diğer sağlık personelinin iş yaşamı kalitesi ve ilişkili faktörlerin belirlenmesine yönelik daha geniş ve evreni temsil eden örneklem grubu üzerinde araştırmaların yürütülmesi ve iş yaşamı kalitelerini artırmaya yönelik kanıta dayalı çalışmaların planlanması, işten ve maaştan memnuniyetin arttırılması yönünde kalite çalışmalarının ve politik düzenlemelerin yapılması önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı Hemşireliği; Diğer Sağlık Personeli; İş Yaşamı Kalitesi

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+4
Ekrem Açık
Ege University
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The implementation of biophilic design aspects in wokplaces: Reducing the stress in today's office

In recent years, wellness in the workplace has supported and become an essential priority for employees worldwide. stress nowadays has become a common issue in our modern society mainly due to stressors, heavy competition, modern and rapid technological changes, and its effects on employees' productivity and their annual absence rate. Hence, workplace design can play an essential part in supporting employee well-being and play a significant role in an overall physical and psychological well-being program. The evidence for the positive effects of indoor plants on workers' emotional states, personal health, work engagement, and overall opinions of their working environment is expanding, which in turn has an impact on worker productivity. The study aims to examine the relationship between indoor potted plants and employees' stress issues in the workplace and how the workplace environment design affects the employees. Furthermore, how nature can heal by integrating the biophilic design in the interior space so that the individual can release the negative symptoms of health caused by the work and workplace. In order to investigate the potential effects of indoor plants on employees' physical and psychological well-being, reducing stress, and views of their workplace connected with nature as a whole, this study uses an experimental methodology, using four questionnaires to investigate the level of employee's stress and mental-wellbeing level in addition to their connection to nature before exposing employees to plants and after.

Work environmentJob stress
Lına Salem
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İş yaşam kalitesinin işten ayrılma niyeti üzerine etkisi: Sağlık sektöründe bir uygulama

Küreselleşme ile birlikte, sağlık sektöründe çalışan sağlık çalışanlarından beklentiler artmıştır. Sağlık hizmetleri sektörünün özel sağlık kurumları nedeni ile rekabet açısından daha yoğun hale gelmesi, sağlık çalışanlarının yüksek stres ve ağır iş koşulları altında çalışmak zorunda kalmalarına neden olmuştur. Buna istinaden sağlık sektöründeki işverenler sağlık hizmetlerinde etkinliği ve verimliliği sağlayabilmek için; sağlık çalışanlarının mutlu, huzurlu ve iş yaşam koşullarından memnun bir şekilde çalışmalarını sağlamayı hedeflemişlerdir. Bu çalışmanın amacı, sağlık hizmetlerinin bel kemiği olarak kabul edilen hemşirelerin iş yaşam kalitesinin işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmada farklı demografik özelliklere sahip hemşirelerin, uygulanan ankete vermiş oldukları cevaplar incelenmiştir. Hemşirelik İş Yaşam Kalitesi Ölçeği ve İşten Ayrılma Niyet Ölçeği kapsamında geliştirilen anket sorularına verilen cevaplar kapsamında elde edilen verilerin analizinde SPSS (Statistical Package for Social Sciences) 20 paket programı kullanılmıştır. Veri girişleri yapıldıktan sonra tanımlayıcı istatistiksel analizler, sosyo-demografik özellikler ve çalışma özellikleri üzerinde durulmuştur. Kategorik değişkenlerin analizinde ki-kare, bağımsız gruplar için t-testi veya Mann-Whitney U testi kullanılarak değişkenlerin normallik varsayımına uyumu kontrol edilmiş, gruplar arasında sürekli değişkenler açısından istatistiksel anlamlı farklılıklar test edilmiştir. Alt boyut puanlarının toplam ölçek puanı ile iki ölçeğin toplam puanları arasındaki ilişki incelenirken korelasyon analizi yapılmış ve Pearson korelasyon katsayısı verilmiştir. İşten ayrılma niyetini etkileyen risk faktörleri belirlenirken Lojistik Regresyon Analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda hemşirelerin iş yaşam koşullarının işten ayrılma niyeti üzerinde etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: İş Yaşamı Kalitesi, İşten Ayrılma Niyeti, Sağlık Sektörü

Sağlık sektörüYaşam kalitesiİş ortamı+2
Seval Selvi
Avrasya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hekimlerin meslekli risklerinin iş stresine etkisi (Bir eğitim ve araştırma hastanesi örneği)

Bu çalışma; Sağlık Bilimler Üniversitesi Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan Hekimlerin karşılaştıkları risk ve tehlikelerin iş stresine etkisini belirlemek üzere kesitsel, tanımlayıcı olarak planlanmıştır." "Araştırmanın evrenini Eylül - Ekim 2017' de araştırmanın yapıldığı hastanede görev yapan hekimler(190 kişi) oluşturmuştur. Evrenin tümü araştırma kapsamına alınmışgeçici görevli-yıllık izinli olanlar ve anket doldurmayı reddedenler dışında 160 hekime ulaşılmıştır.Verilerin analizi frekans, t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve korelasyon analizi kullanılarak yapılmıştır." "Araştırma kapsamına alınan hekimlerin % 38.8'i kadın, % 61.2'si erkek olup yaş ortalamaları 41.0±8.0 (Min:25, Max:65)'dır. Kurumda çalışmaktan memnun olmayan hekimlerin anksiyeteleri, memnun olanların ise iş güvenliği daha yüksek saptanmıştır." "Araştırmanın yapıldığı hastanede iş güvenliğinin sağlandığı ancak hekimlerin hafif düzeyde anksiyete yaşadıkları bulunmuştur."

DoktorlarGüvenlikSağlık personeli+4
Özgür Gülcan
Avrasya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Riskli birimlerde çalışan hemşirelerin psikolojik sağlamlıklarının değerlendirilmesi

Çalışma, riskli birimlerde çalışan hemşirelerin psikolojik sağlamlıklarının değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı tipte yapıldı. Araştırma, Rize İli merkez ve ilçelerinde yer alan hastanelerin ameliyathane, yoğun bakım ve acil servis gibi riskli birimlerinde çalışan toplam 181 hemşire ile gerçekleştirildi. Araştırmada veriler, kişisel bilgi formu ve Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği kullanılarak toplandı. Veriler, SPSS 15.0 paket programı kullanılarak analiz edildi. Verilerin değerlendirilmesinde, yüzdelik, ortalama, minimum ve maksimum değerler, t testi ve tek yönlü ANOVA testi kullanıldı. Araştırma sonucunda bekar hemşirelerin gelecek algısı boyutunda daha yüksek psikolojik sağlamlık düzeyine sahip oldukları; mevcut biriminde uzun süre çalışan hemşirelerin, mevcut birimde yeni başlayan hemşirelere göre psikolojik sağlamlık düzeylerinin yüksek olduğu; bir ay içinde tutulan nöbet sayısının hemşirelerin yapısal stil alt boyutunda psikolojik sağlamlıkları üzerinde etkisi olduğu; çalıştığı birimle ilgili eğitim alan hemşirelerin psikolojik sağlamlıklarının toplam boyut, kendililik algısı boyutu ve aile algısı boyutlarında yüksek olduğu; hemşirelikten memnun olanların psikolojik sağlamlıkları toplum boyutta ve kendilik algısı, gelecek algısı, yapısal stil, sosyal yeterlik, aile uyumu ve sosyal kaynaklar alt boyutlarında yüksek çıktığı tespit edildi. Sonuçlar literatür çerçevesinde tartışıldı ve gelecekte yapılacak araştırmalara ışık tutması bakımından önerilerde bulunuldu.

Acil hemşirelikHemşirelerHemşirelik+6
Eda Çolak Sarı
Avrasya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geleceğin sağlık profesyonellerinin uygulamadaki yaşadıkları risklerin kaygı düzeyine etkisi (Trabzon ili örneği)

Bu araştırma Avrasya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü 3. ve 4. sınıflarında eğitim gören öğrencilerin, uygulamaları esnasında maruz kaldıkları tehlikeleri ve riskleri belirlemek ve bu tehlikelerin kaygı düzeylerine üzerine etkisini saptamak,bu risklerden etkilenme derecesini en az düzeye indirerek hemşirelik öğrencilerin kaygı düzeylerini azaltmak için öneriler geliştirmeyi amaçlamaktadır. Kesitsel, tanımlayıcı tipte olan çalışmanın evrenini Eylül-Ekim 2017' de araştırmanın yapıldığı Üniversitenin Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik bölümünde uygulamalara daha çok katılmış 3. ve 4. sınıflarında eğitim gören öğrenciler (110 kişi) oluşturmaktadır. Araştırma yapılan tarihlerde derslere aktif katılan 109 öğrenciye ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri; sosyo-demografik özellikler, çalışma ortamı kaynaklı risk ve tehlikeler algısı, iş sağlığı ve güvenliği(İSG) uygulamaları ile Sağlık Çalışanlarının Güvenliği Ölçeği ve Beck Anksiyete Ölçeği sorularından oluşan anketin direkt gözlem altında uygulanmasıyla toplanmıştır. Verilerin analizi frekans, t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve korelasyon analizi kullanılarak yapılmıştır. Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin %20.2'si (22 kişi) erkek, %79.8'i (87 kişi) kadın olup yaş ortalamaları 21.8±1.85 (Min:19, Max:30)'tir. 3.sınıf öğrencilerin BAÖ puan ortalamaları (t=2.3, p=0.02), 4. sınıf öğrencilerin ise SÇGÖ puan ortalamaları (t=-2.2, p=0.02) daha yüksek bulunmuştur. Öğrencilerin SÇGÖ ile BAÖ arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır (r=-0.33, p=0.001). Bu araştırmada uygulama yapan 3. ve 4. sınıf öğrencilerin uygulama yaptıkları hastanede iş güvenliğinin sağlandığı ancak orta düzeyde anksiyete yaşadığı saptanmıştır.

AnksiyeteProfesyonellikRisk faktörleri+5
Ziynet Günaydın
Avrasya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okullarda iş güvenliği iklimi (Rize ili Ardeşen örneği)

Bu çalışmada Rize ili Ardeşen ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okullarda çalışan öğretmenlerin Güvenlik iklimi algı düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Kesitsel, tanımlayıcı tipte yapılan çalışmanın evrenini Ardeşen Milli Eğitim Bakanlığına bağlı çalışan öğretmenler oluşturmaktadır. Çalışmada bir örneklem alınmamış olup, evrenin tamamına ulaşılması hedeflenmiştir. Çalışmanın yapıldığı tarihlerde çalışan 500 Öğretmenden 406 kişiye (Katılım oranı:%81,2) ulaşılmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu ile toplanmıştır. Anket formu; sosyo-demografik veri formu, öğretmenlerin çalışma koşullarına ilişkin sorular ve Güvenlik iklimi ölçeği bulunmaktadır. Elde edilen verilerin çözümlenmesin frekans, aritmetik ortalama, standart sapma ve yüzde gibi betimsel istatistiklerden yararlanıldı. Öğretmenlerin çalışma koşulları ve sosyo demografik bilgilerinin güvenlik iklimi algı düzeyi üzerine etkisinin değerlendirilmesinde normal dağılım sağlandığı durumlarda t testi ve tek yönlü varyans analizi kullanıldı. Normal dağılım sağlanmadığı durumlarda ise nonparametrik testlerde kruskal Wallis ve Mun vitney U testleri kullanıldı. Sayısal değişkenler ile güvenlik iklimi ölçeği puanın ilişki analizinde spearman korelasyon analizi kullanıldı. Çalışmaya katılan öğretmenlerden erkek olanların kadınlara göre güvenlik iklimi algı düzeyi anlamlı düzeyde daha yüksek çıkarken (P<0,05), diğer sosyo demografik değişkenler ile güvenlik iklimi arasında herhangi bir ilişki görülmemiştir. Öğretmenlerden idareci olanlar ve lisede çalışan öğretmenlerin güvenlik iklimi algı düzeyleri diğer öğretmenlere göre daha yüksek düzeyde çıkmıştır. Öğretmenlerde İSG eğitimi almış olmaları daha yüksek güvenlik iklimi algı düzeylerine sahip olmalarına katkı sunan en önemli unsur olarak öne çıkmaktadır. Bunun yanında, yaptıkları işten memnun olan öğretmenlerin daha yüksek güvenlik algı düzeyine sahip oldukları tespit edilmiştir. Öğretmenlerin iş memnuniyeti ve çalışma koşulları güvenlik iklimini olumsuz etkileyen temel faktörlerdir. Güvenlik iklimi, Öğretmen, çalışma koşulları, Ölçek

Güvenlik iklimiOkullarRize-Ardeşen+6
Tülay Demir
Avrasya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00

İlgili konular