Yabancı sermaye
98 theses under this subject heading
Doğrudan yabancı sermaye yatırımları ile ekonomik kalkınma ilişkisi
II. Dünya savaşından itibaren önem kazanan kalkınma ekonomisinde azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin kalkınmayı başarabilmeleri için çeşitli teoriler ortaya atılmıştır. Fakat tüm teorileri baktığımızda, bu ülkelerin genel sorununun sermaye yetersizliği olduğu konusunda bir fikir birliği söz konusudur. Bu çalışmada, 1990-2019 dönemlerine ait yıllık veriler ile 88 ülkenin kalkınma endeksi ile doğrudan yabancı yatırımlar arasındaki nedensellik ilişki araştırılmıştır. Yapılan nedensellik sonuçlarına göre, düşük gelir ve alt orta gelir düzeyini kapsayan gelir grubu için içeriye doğrudan yabancı yatırımların ülkelerin kalkınma düzeylerinin bir nedeni olmadığı görülmektedir. Fakat üst orta gelir ve yüksek geliri kapsayan gelir grubu için içeriye yapılan doğrudan yabancı yatırımların ülkelerin kalkınma düzeylerinin nedeni olarak görülmektedir. Diğer bir değişken olan dışarı yapılan doğrudan yabancı yatırımların düşük gelir ve alt orta gelir grubu için ülkelerin kalkınma düzeyinin nedeni olarak görülmemektedir. Fakat üst orta gelir ve yüksek geliri kapsayan gelir grubu için dışarıya yapılan doğrudan yabancı yatırımların ülkelerin kalkınma düzeylerinin nedeni olarak görülmektedir. Son değişken Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (yüzdelik değişim) her iki gelir grubu için kalkınma düzeylerinin nedeni olarak görülmektedir.
Foreign direct investment and macroeconomic stability: The Turkish case
This study investigates the relationship between foreign direct investment (FDI) and macroeconomic stability for Turkey. To represent the macroeconomic stability, two main variables are examined. The first of these is inflation rate that represents the economic stability in real sector and the second one is real exchange rate representing the stability in the financial sector. In addition to these variables; market size, openess to trade and financial development variables are used as control-transmission variables. Used data are mothly and include the term from 2003 January to 2015 April. Emprical methods used in the study are unit root tests, cointegration analyses, VECM model and Granger causalitytest. Obtained emprical results show that fluctuations in inflation and real exchange rate have a negative and permanent effect on FDI which means that instabilities occured in real and financial markets negatively affect the inward FDI. Therefore, Turkey which has enough potential to attract FDI, has to provide stabilitiy in its macroeconomic indicators to attract more amount of FDI.
Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının istihdam üzerine etkisi: 1970-2005 Türkiye üzerine bir uygulama
Günümüzde gelişmekte olan ülkelerin temel hedefi; kendi ekonomik göstergeleri ile kalkınmayı sağlamak, böylece gelişmiş ülkeler seviyesine gelerek varlıklarını sürdürmeyi amaçlamaktır. Kalkınma; düzenli yatırım, istikrarlı enflasyon yapısı ve ülkedeki işsizlik problemlerinin çözülmesiyle, yani istihdam faktörüyle sağlanabilir. Gelişmekte olan ülkelerde yüksek enflasyon, yüksek faiz, mali kaynak sıkıntıları kişileri ve kurumları çözüm arayışlarına yönlendirmiş, dışa açılma ve pazar arayışları ile birlikte yeni ekonomik alanlar bulunmaya, yatırımlar ile birlikte küresel bazda yüksek kazançlar oluşturulmaya yönelmiştir. Küreselleşen dünya düzeninde yerel şirketlerin yerini dünya şirketleri almış, dünya ortak bir Pazar haline gelmiş, şirketlerde bu pazarda yerlerini alma gayretine girmişlerdir. Küreselleşme ile birlikte yabancı sermaye yatırımlarının önemi artmıştır; bununla beraber doğrudan yabancı yatırımlarının avantajları ve dezavantajları tartışılmaya başlanmıştır.Doğrudan yabancı yatırımlarının avantaj ve dezavantajları üzerine tartışmalar yaşansa da yabancı sermaye yatırımları sürekli olarak artmaktadır. Günümüzde, az gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkelerde, doğrudan yabancı yatırımları finansal ve ekonomik hayatın önemli bir temel taşı olmuştur. Bu çalışmada doğrudan yabancı yatırımlarının çeşitleri, avantaj ve dezavantajları araştırılmaya çalışılmış, ülke ekonomileri üzerine etkileri özetlenmiştir.Araştırmamızın birinci bölümünde Doğrudan yabancı yatırımları'nın tanımı, kapsamı, teorileri, belirleyicileri ve etkilerinin incelemesi yapılmış, Türkiye'deki Doğrudan yatırımların tarihçesi üzerine kısa olarak değinilmiştir.İkinci bölümde İstihdam kavramı açıklanmaya çalışılmış, istihdam teorilerine ve türlerine değinilmiş, Türkiye'deki gelişimine ve genel görünümüne kısaca yer verilmiştir.Üçüncü bölüm ve son bölümde 1970-2005 yılları arasında Türkiye'deki doğrudan yabancı yatırımlarının istihdam üzerinde her hangi bir etki yaratıp yaratmadığı test edilmiştir. Çalışmada en küçük kareler yöntemi uygulanmıştır. İstihdam ve gayri safi milli hâsıladan, doğrudan yabancı yatırımlara doğru bir pozitif etkiye rastlanmıştır
Türkiye'nin sanayileşme süreci ve doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının sanayi ihracatı ve GSMH'ya etkisi 1983-2000 yılları üzerine bir uygulama
Sanayileşme olgusu iktisat tarihi içerisindeki etkisi dikkate alındığında, tarihin akışını değiştiren, iktisadi değişkenlere bağlı olarak ülkeler arasında değişikliklere ve gruplaşmalara neden olan kritik bir eşik olarak kabul edilmektedir. Özellikle sanayi devrimi ile birlikte ülkelerin refah düzeylerindeki artışlar, ülkelerin hemen hemen tamamının sanayileşme üzerine odaklanmasına neden olmuştur. Bu paralelde Türkiye'nin de temel hedefi dış dünya ile ilişkilerini sekteye uğratmadan sanayileşmek ve bunun sonucunda gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşmak olmuştur. Bu süreçte iktisadi dönemlerin konjonktörüne uygun olarak yeni değişkenler devreye girmiş ve olayların gelişiminde ve değişiminde etken rol oynamıştır. Bu değişkenlerin önde gelenlerinden bir tanesi de küreselleşme ile birlikte önem kazanan doğrudan yabancı sermaye yatırımları olmuştur.Bu çerçevede, bu çalışmanın temel amacı, liberal ekonomiye geçişte ciddi katkılar sağlayan doğrudan yabancı sermaye yatırımları ile ihracat ve GSMH arasındaki ilişkinin 1983 ile 2000 yılları arasında Türkiye için analiz edilmesidir.Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm sanayileşme stratejileri çerçevesinde Türkiye'nin sanayileşme sürecinin irdelenmesini kapsarken, ikinci bölümde doğrudan yabancı yatırımların kapsamı ve temel bilgiler ile doğrudan yabancı yatırımların gelişimi hakkında gelişmelere yer verilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise doğrudan yabancı yatırımların sanayi ihracatı ve GSMH üzerindeki etkileri ekonometrik tekniklerle test edilmiştir.
Dolaylı yabancı yatırımların ekonomiye etkisi: Türkiye örneği
Dünya genelinde, 1980'li yıllarda dünya gündemini yoğun bir şekilde meşgul eden konu finansal serbestleşme ve küreselleşme kavramıydı. Yaşanan bu süreçte; gelişmekte olan ülkeler(GOÜ) kalkınmalarını gerçekleştirebilmek için dış finansal kaynaklara duydukları gereksinim, gelişmiş ülkelerin kendi sermayelerine daha karlı yatırım olanakları yaratma istekleri ve finansal serbestleşmeye yönelik politikaların genel olarak benimsenmesi, uluslararası sermaye hareketlerinin büyük bir hız kazanarak önemli boyutlara ulaşmasına neden olmuştur.Bu çalışmanın amacı, özellikle küreselleşmeyle birlikte yatırımcıların, portföy çeşitlendirmesi yapmak ve riski azaltmak amacıyla portföylerine yabancı hisse senetlerini dahil etmesiyle birlikte, Türkiye ekonomisinde de 24 Ocak 1980 Kararları ile dışa açılma ve serbestleşme süreciyle devam eden ve 1989 yılında sermaye hareketleri üzerindeki bir takım kısıtlamaları kaldırarak, uluslararası finansal sermaye akımlarına açılmasıyla, Türkiye ekonomisine girmiş olan dolaylı yabancı yatırımlarının (tahvil ve hisse senedi bazında), seçilmiş makroekonomik değişkenler üzerindeki etkisini ekonometrik yöntemler çerçevesinde analiz etmektir.Çalışmanın birinci bölümünde genel olarak yabancı sermaye kavramı açıklanmıştır. Bu bölümde, yabancı sermaye kavramsal olarak tartışıldıktan sonra sınıflandırılması ve türleri hakkında bilgi verilmiştir. Bu tür sermaye girişinin nedenleri ve ülke ekonomilerine etkileri yine birinci bölüm içerisinde alt başlıklar olarak incelenmektedir.Çalışmanın ikinci bölümünde ise, dolaylı yabancı yatırımların; tanımı, çeşitleri, nedenleri alt bölüm olarak incelenmektedir. Ayrıca dünyadaki dolaylı yabancı yatırımların yıllar itibariyle gelişimi, ülke ekonomilerine etkileri açıklanmıştır. Bu bölümde, Türk finans piyasalarının dışa açılım süreci, Türkiye'ye yönelik dolaylı yatırımları, bu yatırımların nedenleri ve etkileri alt başlıklar olarak incelenmektedir.Çalışmanın üçüncü bölümünde, sermaye hareketleri çerçevesinde Türkiye'ye gelen hisse senedi ve tahvil bazındaki portföy yatırımlarının; seçilmiş makroekonomik değişkenler(kişi başına milli gelir, GSYIH, fiziksel yatırımlar, dış ticaret, ithalat, ihracat ve faiz) üzerindeki etkileri, 1989-2007 yıl aralığında çoklu regresyon analizi yardımıyla test edilmiştir ve yapılan analiz sonucunda dolaylı yabancı yatırımların söz konusu göstergeler üzerinde(faiz dışında) olumlu yönde etki yarattığı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Dolaylı Yabancı Yatırımlar, Ekonomi, Türkiye.
Dolaysız yabancı sermaye yatırımlarına yönelik vergi teşvik politikaları: Türkiye örneği
Dolaysız yabancı sermaye yatırımları, genel olarak yatırım yapılan ülkelerde kalkınma ve gelişme sağlamaktadır. Bu sebeple de ülkeler açısından önemli bir dış kaynak olarak görülmektedir. Bu doğrultuda ev sahibi ülke dolaysız yabancı sermaye yatırımlarını ülkeye çekmek amacıyla çok sayıda teşvik politikası uygulamaktadır. Uygulanan bu politikalar hem ev sahibi ülkenin gelişmesi açısından hem de yatırımcının kazanç sağlaması açısından önemli görülmektedir. Özellikle sanayileşmiş ve sanayileşmekte olan ülkeler arasında tasarruf-sermaye yetersizliği nedeniyle var olan kalkınmışlık farkı dolaysız yabancı sermaye yatırımları ile giderilmeye çalışılmaktadır. Sanayileşmekte olan ülkeler genellikle sermaye kıtlığı yaşadıkları için uzun vadede dolaysız yabancı sermaye yatırımlarına daha çok önem vermektedirler. Bu amaçla da teşvik politikaları uygulamaktadırlar. Son yıllarda ön planda olan teşvik politikası ise vergi teşvik politikasıdır. Bu politika ile sanayileşmekte olan ülkelerde yatırımlar özendirilerek ülkenin gelişmesini sağlamak ve ülkeye teknoloji transferi, yönetim bilgisi götürmek amaçlanmaktadır. Bu tez, Türkiye'nin gelişme sürecinde dolaysız yabancı sermaye yatırımlarının önemini vurgulamak ve bu gelişmeye katkıda bulunacak şekilde dolaysız yabancı sermaye yatırımlarına yönelik uygulanan vergi teşvik politikalarındaki eksiklikleri tespit etmek ve bu eksiklikleri ortadan kaldıracak çözüm önerileri sunmayı amaçlamaktadır. Yapılan bu araştırmada, dolaysız yabancı sermaye yatırımlarının Türkiye'de hangi alanlarda daha çok önem arz ettiğinin ve bu yatırımlar için ülke yöneticilerinin yapması gereken uygulamalarının belirlenmesi temel öneme sahiptir. Türkiye'de dolaysız yabancı sermaye yatırımlarının istenilen düzeyde olmaması ve bu sorunun sonucu olarak dolaysız yabancı sermayeyi çekmek amacıyla uygulanılması gereken politikaların belirlenmesi Türkiye'nin ekonomik gelişimi açısından son derece önemlidir. Türkiye'nin ekonomik gelişimini sağlamak açısından dolaysız yabancı sermaye yatırımlarını ülkeye çekmek amacıyla uygulanan teşvik politikalarının yeterli olup olmadığı, yeterli değilse neler yapılması gerektiği ortaya konulmalıdır. Bu bağlamda yapılan bu çalışmada, Türkiye'nin dolaysız yabancı sermaye yatırımlarına yönelik vergi teşvik politikaları incelenmektedir. Son yıllarda Türkiye uygulamış olduğu politikalarla yabancı yatırım konusunda iyi bir düzeye gelmektedir. Ancak bu durum, istenilen seviyede olmamaktadır. Bu yönüyle çalışma, Türkiye'nin yabancı yatırımları çekmek amacıyla alması gerektiği önlemleri açıklamaktadır. Ayrıca Türkiye'de dolaysız yabancı sermaye yatırımlarının tarihsel gelişimi de 1980 öncesi ve 1980 ve sonrası şeklinde bir ayrıma gidilerek incelenmektedir.Anahtar Kelimeler: Dolaysız Yabancı Sermaye Yatırımları, Vergi Teşvik Politikaları, Çokuluslu Şirketler
Uluslararsı sermaye akımları ve sermaye kontrolleri üzerine bir deneme
Ill ÖZET Asya Kriziyle birlikte sermaye kontrollerine olan ilgi artmıştır. Bu amaçla, sermaye giriş ve çıkışına uygulanan kontrollerin etkileri incelenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde uluslararası para sisteminin gelişimi özetlenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde sermaye kontrollerinin amaçlan ve etkinliği incelenmiştir. Tobin vergisi önerisi ise yine bu bölümde Çalışmanın son bölümünde ise, Türkiye'de 1980'lerde başlayan ekonomik reform süreciyle ilgili detaylı bilgi verilmektedir. Anahtar kelimeler: Sermaye Kontrolleri, Kısa Vadeli Spekülatif Akımlar, Global Vergiler
Yabancı sermaye hareketlerinin ekonomik büyümeye etkisi: Türkiye üzerine bir uygulama
Ülke ekonomilerinin istikrarlı bir kalkınma düzeyine erişmek için ihtiyaç duydukları yatırımların kaynağı tasarruflardır. Gelişmekte olan ülkelerde ise tasarruf oranları düşüktür. Bu nedenle ekonomik kalkınmalarını sağlayabilmek için yabancı sermaye'ye başvurmaktadırlar.Türkiye'de Ekonomik kalkınmasını gerçekleştirebilmek için 1989 yılında 32 sayılı kararname ile yabancı sermaye hareketlerini serbestleştirmiş, fakat buna rağmen yeterince yabancı sermaye çekememiştir. Giriş yapan yabancı sermaye içinde de doğrudan yatırımlara ait payın düşük kaldığı, sermaye girişlerinin büyük bir bölümünün spekülatif nitelikli sıcak para ve borç yaratan öğelerden oluştuğu görülmektedir. Bu tür sermaye girişleri ise ekonomik büyümeyi olumsuz etkilemektedir.Bu yüksek lisans tezinde amaç, Ülkemize giren farklı yapıdaki yabancı sermaye hareketlerinin ekonomik büyümeye etkilerini ADF birim kök testi ve Granger nedensellik testini kullanarak test etmektir. Yapılan Granger nedensellik testlerine göre Portföy yatırımları (PYSA)'dan, gayri safi sabit sermaye yatırımlarına (SSSA), cari işlem dengesi (NXSA), toplan yurtiçi tasarruflar (SSA), ithalat (MSA), ihracat(XSA) ve ara malı ithalatı (MRSA) arasında tek yönlü nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Fakat en güçlü ilişki (PYSA)'dan, (SSSA)'ya doğrudur. Bu testlerde hem GSYİH'ya oranlanmış, hem de GSYİH'ya oranlanmamış serilerde PYSA'dan, SSSA'ya doğru % 95 olasılıklı nedensellik vardır. Bu sonuç SSSA yatırımlarının, PYSA'ya (özelikle spekülatif nitelikli kısa vadeli sıcak para) bağımlı hale geldiğini göstermektedir. Nitekim yetersiz yurtiçi tasarruflara rağmen, yatırımlar PYSA'nın giriş yaptığı dönemlerde artmış, çıkış yaptığı dönemlerde ise azalmıştır. Fakat yüksek reel faiz ve düşük döviz kuru kullanılarak, yoğun bir şekilde girişi sağlanan bu sermaye türü, faizlerinin geri ödeme dönemlerinde ekonomiye büyük yük getirmekte, spekülatif nitelikli olması nedeniyle de herhangi bir olumsuzluk durumunda çıkış yaparak ekonomik krizlere neden olmaktadır. Spekülatif nitelikli sermayenin ulusal ekonomiye yoğun şekilde girmesi, yüksek reel faiz, siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklarla birleşerek, doğrudan yatırımları dışlamıştır. Spekülatif nitelikli sermaye girişleri ile açıkların finanse edilmesi, ekonomik sorunlar için geçici bir çözümdür.Anahtar Kelimeler: Ekonomik Büyüme, Tasarruf, Sabit Sermaye Yatırımı, Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları, Portföy Yatırımları, Cari Açık
Yabancı sermayeli bankaların Türk bankacılık sektörüne etkilerinin değerlerndirilmesi
Dünya'da hızlanan küreselleşme akımlarıyla beraber mal ve hizmetler sınır ötesine hareket etmeye başlamış ve uluslar arası yatırımlar özellikle gelişmekte olan ülkelerde 1990'lı yıllarla beraber önemli derecede artış göstermiştir. Mal ve hizmet hareketlerinin uluslar arası nitelik kazanması mali piyasaların da dış piyasalara açılımını zorunlu hale getirmiş, mali piyasaların en önemli oyuncusu olan bankalar da dünyadaki trende, öncesinde müşterilerini memnun etmek sonrasında etkin ve karlı olabilmek üzere uymuşlardır. Uluslar arası bankacılık yatırımlarının ulusal piyasalarda artış göstermesinin karşılıklı pozitif etkileri olmakla beraber, ev sahibi ülkeler açısından bazı sakıncaları da olabilmektedir. Ekonomik ve finansal istikrara katkı sağlanması, yeni bankacılık ürünlerinin ve teknolojilerinin artması, gözetim ve denetim uygulamalarının gelişmesi, kalitenin yükselmesi yabancı bankaların başlıca önemli avantajları olarak görülmektedir. Finansal sistemde daha fazla yabancı varlığının başlıca muhtemel sakıncaları olarak da küçük ve orta ölçekli işletmelerin kredi imkânlarından dışlanabilmesi, yerel bankaların daha riskli alanlarda faaliyet gösterme ihtimalleri, yabancı bankaların kriz dönemlerinde ulusal piyasadan çıkabilmeleri ve ulusal politikalara uymayabilmeleri gösterilebilir. Özellikle kriz dönemlerinde yabancı bankaların davranışlarında değişiklik görülebilmekte, ulusal piyasalara muhtemel etkileri daha şiddetli veya farklı yönde olabilmektedir. Bu çalışmada yabancı bankaların, bankacılık sektörünün finansal yapısı üzerindeki etkilerinin incelenmesinde finansal oran göstergeleri kullanılarak, zaman içindeki değişimlerin banka grupları bazında gözlenmesi amaçlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Yabancı Bankacılık Yatırımları, Kriz, Finansal Rasyolar
Türkiye'nin uluslararası rekabet gücü ve doğrudan yabancı sermaye açısından değerlendirilmesi
Daralan pazar ekonomileriyle birlikte gelişen ülke pazarları, diğer bir deyimle küresel pazarlardaki firmalar gerek bulundukları ülkelerde, gerekse de yaşamlarını sürdürmeyi arzuladıkları ülkelerde birçok rakiple karşı karşıya kalmaktadır. Bu durum günümüzde `küresel rekabet' diye adlandırılmaktadır. Yaşamlarını sürdürmek ve devamlılıklarını sürekli kılmak isteyen firmalar, küresel rekabetin getirdiği olumlu ve olumsuz sonuçlara katlanmak zorunda kalmaktadır.Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere bakıldığında küresel rekabet açısından farklı durumların görüldüğü tespit edilmiştir. Gelişmiş ülke pazarlarında rekabet unsurlarının sert oluşunun yanında rakip firmaların çokluğundan ve pazardaki tüketicinin doygunluğundan dolayı firmaların beklentilerinin karşılanmadığı görülmektedir. Bu sebeple firmalar doğrudan yabancı sermaye yatırımları aracılığıyla adı `küresel pazar' olarak da adlandırılan gelişmekte olan ve az gelişmiş ülke pazarlarına nüfus etme çabasındadırlar. Gelişmekte ve az gelişmiş ülkelere bakıldığında ise durum farklı bir şekilde göze çarpmaktadır. Küresel pazar yaklaşımının artması ile ortaya çıkan doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının, bu ülkelerde yeni teknoloji kullanımını özendirmesi, sıcak para akışının hızlandırması, bunun yanında ülke ekonomisinde faaliyet gösteren firmaların rekabet güçlerini arttırmak adına dünyayı takip etme isteği uyandırması ve sadece kendi pazarlarının durumunu değil, diğer ülke ekonomilerinin de durumunu öğrenme arzusuyla birlikte kendini geliştirme isteği uyandırması gibi firmaların rekabet yarışına büyük katkısı bulunmaktadır.Doğrudan yabancı sermaye yatırımına ve küresel rekabet gücüne genel olarak bakıldığında ise, doğrudan yabancı sermaye yatırımcılarının getirdikleri bilgi, teknoloji, eğitim seviyesi artışı, kalite gibi faydalarla gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerin gelişmelerinin hızlanması ve küresel rekabet gücünü yakalamaları adına olumlu etkileri olduğu görülmektedir. Bu suretle doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ülke ekonomilerinin rekabet gücü açısından hayati önem taşıdığından da bahsedebiliriz.Anahtar kelimeler: Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları, Rekabet Gücü, Küresel Rekabet
Yolsuzluk ve yabancı sermaye ilişkisi: Panel veri analizi
Bu çalışmada yolsuzluk ile yabancı sermaye akımları arasındaki ilişki incelenmiştir. Kuramsal çalışmalara göre yolsuzluk iktisadi işleyişi olumsuz ya da olumlu etkileyebilmektedir. Yolsuzluk kaynak israfına yol açabilmekte veya bürokratik çalışmaları hızlandırarak iktisadi faaliyetleri hızlandırabilmektedir. Yabancı sermaye kazanabileceğini düşündüğü ülkeleri tercih etmektedir. Dolayısıyla yolsuzluğun şiddeti yabancı sermaye akımını etkileyebilir. Bu çerçevede çalışma 2000-2016 yılları arası, seçilen 35 ülke üzerinden oluşturulmuştur. Çalışmada panel regresyon analizi ve Granger nedensellik testi yöntemleri kullanılmıştır. Panel regresyon analizi tahmin sonucunda modeli oluşturan 35 ülke için yolsuzluktaki artışın doğrudan yabancı yatırımları olumlu etkilediği, toplam yabancı sermaye yatırımlarını olumsuz etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Yolsuzluk ve portföy yatırımları arasında ise istatistiki olarak ilişki bulunamamıştır. Granger nedensellik testi sonuçlarında yolsuzluk ve toplam sermaye arasında nedensellik ilişkisinin olmadığı, yolsuzluktan doğrudan yabancı yatırımlara doğru tek yönlü nedensellik ilişkisinin olduğu ve yolsuzluk ile portföy yatırımları arasında çift yönlü nedensellik ilişkisinin olduğu tespit edilmiştir. Buradan yolsuzluğun tüm yabancı sermaye türleri üzerinde etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. En güçlü ilişki yolsuzluk ile doğrudan yabancı sermaye arasında bulunmuştur.
The importance and determinants of foreign direct investment for African countries
The purpose of this thesis is to investigate the importance and the determinants of FDI inflows to Africa. The determining variables used for this thesis includes GDP which is a proxy for market size, trade which is also a proxy for openness to trade, nominal exchange rate and natural resources. This thesis used a regression analysis on a panel data of 10 countries for the period of 2001 to 2016. The empirical results for FMOLS indicated that all variables are statistically significant at 5 percent level of significance. However, DOLS empirical results indicated that natural resources do not affect the inflow of FDI to African countries. There is need to further exploit data to find more information about the determinants of FDI flows to African countries as it is an essential component for the economic growth. In addition, there is need for Africa to create a good business environment with less instability of macroeconomic indicators such as exchange rate and inflation. There is also need for Africa to shift from the mineral extraction sectors to the industrial sector; this will help to diversify the economy. This thesis brings understanding that, some investors are not resource seeking rather have different investment objectives such as market seeking. This is shown by the results presented by both FMOLS and DOLS for natural resources. Keywords: Africa, foreign direct investment, natural resources, theories of foreign direct investment.
Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı sermayeli bankalarda finansal performansın belirleyicileri: Ekonometrik bir analiz
Bu çalışmada Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı sermayeli bankalarda finansal performansın belirleyicileri; 14 bankanın, 2007-2017 dönemi yıllık verileri kullanılarak, panel veri analizi yöntemiyle araştırılmıştır. Çalışmada serilerin durağanlıkları LLC ve IPS panel birim kök testleriyle incelenmiş ve bütün serilerin I(1) düzeyinde durağan oldukları belirlenmiştir. Modellerde yer alan seriler arasında eşbütünleşme ilişkisinin varlığı, Perron (2004) yöntemiyle araştırılmış ve serilerin eşbütünleşik oldukları tespit edilmiştir. Seriler arasındaki uzun ve kısa dönem analizleri panel FMOLS yöntemiyle yapılarak; sermaye yeterlilik oranı, mevduatlar, takibe düşen krediler, likidite ile net faiz gelirlerinin, yabancı sermayeli bankalarda finansal performansın en önemli belirleyicileri oldukları ve araştırma modellerinde hata düzeltme mekanizmasının çalıştığı tespit edilmiştir. Yapılan Granger panel nedensellik testinde ise; bankaların aktif kârlılığını etkileyen faktörlerin -sırasıyla- sermaye yeterlilik oranı, likidite oranı ve özel karşılıklar sonrası net faiz geliri; özsermaye kârlılığını etkileyen faktörlerin ise -sırasıyla- sermaye yeterlilik oranı ve likidite oranı olduğu tespit edilmiştir.
Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının belirleyicileri: Gelişmekte olan ülke örnekleri ve Türkiye
Küreselleşmenin bir ürünü olan ve gelişmekte olan ülkeler tarafından sermaye yetersizliğini gidermek için kilit rol oynayacağı öngörülen doğrudan yabancı sermaye yatırımları (DYY), günümüzde hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin ev sahipliği yapabilmek için rekabet ettikleri bir yatırım türü olarak kabul edilmektedir. Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının sağladığı avantajlar sadece düşük maliyetli üretim olmaktan ziyade ev sahibi ülkeye istihdam, teknoloji ile yönetim bilgisini de getirmekte ve teknolojinin yayılma etkisiyle birlikte başta bulunduğu endüstri olmak üzere ülke genelinde birçok avantajlar sağlamaktadır. Bu nedenle doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının belirleyicileriyle olan ilişkisinin detaylı şekilde araştırılması amaçlanmış, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ülkelere giriş ve çıkışlarında ortak parametrelerin etkileri bir arada incelenmiştir. Çalışmada doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ülkelere giriş ve çıkışlarının belirleyicilerine yönelik analizler, gelişmekte olan ülkeler ve Türkiye olmak üzere iki ayrı kategoride incelenmiştir. 16 gelişmekte olan ülke için 1996-2016 yıllık veriler doğrultusunda panel veri yöntemi kullanılarak yapılan analizler sonucunda piyasa büyüklüğü, döviz kuru, ticari açıklık, işgücü verimliliği, yolsuzluk ve politik risk ile DYY girişleri arasında pozitif yönlü ilişki bulunurken faiz oranı ile DYY girişleri arasında negatif yönlü ilişki bulunmaktadır. Benzer şekilde piyasa büyüklüğü, döviz kuru, ticari açıklık, işgücü verimliliği, yolsuzluk ve politik riskteki artışlar ülkelerden DYY çıkışlarına sebep olurken faiz oranında ki artışlar DYY çıkışlarını azaltmaktadır. Türkiye için 1986-2015 döneminde zaman serisi yöntemi kullanılarak yapılan analizler sonucunda piyasa büyüklüğü ve döviz kuru ile DYY girişleri arasında pozitif; faiz oranı ile DYY girişleri arasında negatif yönlü ilişki bulunmaktadır. Benzer şekilde piyasa büyüklüğü ve döviz kuru ile DYY çıkışları arasında pozitif; faiz oranı ve dışa açıklık ile DYY çıkışları arasında negatif yönlü ilişki bulunmaktadır. Ayrıca doğrudan yabancı sermaye yatırımlarından kişi başına düşen gayrisafi yurtiçi hasılaya doğru ve döviz kurundan doğrudan yabancı sermaye yatırımlarına doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi bulunmaktadır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre gelişmekte olan ülkelerin uluslararası sermayeden beklediği payı alabilmesi için başta ekonomik istikrarı sağlayacak değişkenler olmak üzere politik faktörleri de göz önünde bulundurarak uygun yatırım ikliminin oluşumunu sağlaması gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Doğrudan yabancı sermaye yatırımı, yolsuzluk, gelişmekte olan ülkeler, politik risk
Yabancı sermaye akımlarının gelişmekte olan ülkeler üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi
Liberalleşme hareketleri;yatırım amacıyla bir ülkeden başka bir ülkeye akan sermaye ile başlamaktadır. 19. yy'dan itibaren gelişmiş ülkeler tarafından başlatılan liberalleşme hareketleri ile yaşanan sosyal, ekonomik ve kültürel değişim, dünya düzeninde yeni bir çağın başlamasına neden olmuştur. Gelişmiş ülkeler budeğişim sonucunda yaşanan rekabet ile daha düşük maliyet elde edebilmek için ucuz işgücüne ve hammaddeye ulaşma çabası ile yeni yatırım alanları arayışına girmişlerdir. Gelişmiş ülkelerin ileri teknolojisi, yönetim bilgisi, pazarlama stratejisi ve üretim faktörlerinden yararlanmak amacıyla yabancı sermayeye sıcak bakan gelişmekte olan ülkeler, yabancı sermayeyi çekebilmek için uygun bir ortam yaratmaya çalışmışlardır. Bunun için ihtiyaç duydukları sermayeyi borçlanmak yerine vergi politikaları, sübvasyonlar, altyapı gibi alanlarda yatırımlar yaparak elde etmişlerdir. Bu çalışmada gelişmekte olan ülkelerin yabancı sermayeyi çekmek için uyguladıkları stratejiler ve bu stratejiler sonucunda yabancı sermayenin ülke ekonomileri üzerindeki etkileri üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde çalışmanın amacı ve önemi anlatılmış, ikinci bölümde yabancı sermayenin tanımı, belirleyicileri ve teorileri açıklanmıştır. Üçüncü ve dördüncü bölümlerde de yükselen ekonomiler üzerindeki etkileri tablo ve grafiklerle anlatılmaya çalışılmıştır.
Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı yatırımların linder hipotezi ve çekim modeli çerçevesinde incelenmesi
Bu çalışmada, Türkiye'ye gelen Doğrudan Yabancı Yatırımların (DYY) Linder hipotezi ve çekim modeline uygun hareket edip etmediği incelenmiştir. Çalışmada kurulan modelde 2007- 2017 yılları arasında Türkiye'ye en çok DYY gönderen 44 ülkenin verileri kullanılmıştır. Modelin analizinde bir dinamik panel veri analizi tahmincisi olan sistem Genelleştirilmiş Momentler Yöntemi (GMM) tahmincisi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda Türkiye'ye gelen DYY, kendi dinamiklerine göre, Linder hipotezi ve çekim modeli ile anlamlı bir ilişki içerisinde çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Doğrudan Yabancı Yatırımlar (DYY), Çekim Modeli, Linder Hipotezi, Dinamik Panel Veri Analizi, Sistem GMM Tahmincisi
Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının çevre üzerinde etkisi: Türkiye için kirlilik sığınağı hipotezi
Gelişmekte olan ekonomilerde kalkınmanın önündeki en önemli engellerden biri yetersiz sermaye birikimidir. Küreselleşme ile birlikte gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye hareketlerinin hız kazanması, bu ülkelerin ekonomik ilerlemelerine önemli bir katkı sağlamıştır. Doğrudan yabancı yatırımlar (DYY), cari işlemler dengesizliğinin giderilmesi, ihracat pazarlarının geliştirilmesi, teknoloji transferi, personel yönetim becerilerinin geliştirilmesi ve yeni iş alanları oluşturarak işsizliğin azaltılmasına katkı sağlamaktadır. Ancak son yıllarda DYY' ın çevre üzerinde etkilerine yönelik tartışmalar yapılmaktadır. Literatürde DYY' nin çevre üzerindeki etkilerine yönelik iki farklı görüş vardır. Kirlilik Sığınağı Hipotezi, katı çevresel düzenlemelerden kaçan çok uluslu şirketlerin, kirli endüstrilerini DYY yoluyla gelişmekte olan ülkelere kaydırdıkları yönünde bir görüştür. Bu görüşe göre, ev sahibi ülkeler kirli endüstriler için bir kirlilik cenneti haline gelmektedir. İkinci görüş ise DYY' nin ev sahibi ülkenin teknoloji ve bilgi yayılmasına katkı sağlayacağı ve bu sayede yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını artacağını savunan Kirlilik Hale Hipotezidir. Bu sayede DYY, ev sahibi ülkenin çevresel kalitesini olumlu yönde etkileyecektir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye' ye yönelik DYY' nin çevre kalitesi üzerindeki olası etkilerini incelemektir. Çalışmada öncelikle DYY kavramına yönelik teorik bilgilendirme yapılmaktadır. İkinci bölümde çevre-iktisat ilişkisine yönelik yaklaşımlar ve Uluslararası çevre anlaşmalarına dair bilgiler yer almaktadır. Üçüncü bölümde ise Türkiye' de DYY' nin çevre üzerindeki etkisi ekonometrik olarak analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular Türkiye' de Kirlilik Sığınağı Hipotezi' nin geçerli olduğu yönündedir.
Doğrudan yabancı yatırımların cari açık üzerindeki etkisi (2000-2018): Türkiye örneği
Bu çalışmada doğrudan yabancı yatırımların cari açık üzerindeki etkisi 2000-2018 yılları baz alınarak araştırılmıştır. Türkiye'nin 2000:Q1- 2018:Q4 dönemi verileri kullanılarak doğrudan yabancı yatırım ile cari açık arasındaki ilişki, Granger Nedensellik analizi ile uzun ve kısa dönem analizleri yardımıyla test edilmiştir. 2000 sonrası uygulanan Güçlü Ekonomiye Geçiş programının da etkisiyle ülke ekonomisindeki cari açık seyri günümüze yakın yılların verileri kullanılarak analiz edilmiş ve literatüre güncel bir çalışmanın eklenmesi amaçlanmıştır. Yapılan analiz bulgularına göre, cari açıktan doğrudan yabancı yatırımlara tek yönlü bir nedensellik bağı tespit edilmiştir. Ayrıca cari açığı etkileyen ve dış ticaret kalemlerinden olan ihracat ve ithalat değişkenleri de analize dahil edilmiş olup her ikisinin de cari açığı etkilediği ve bu değişkenlerden cari açığa bir nedensellik bağının olduğu ampirik olarak desteklenmiştir. Bu analizinde sonuçlarına paralel olarak; cari açık, doğrudan yabancı yatırımlar, ithalat ve ihracat verileri arasında iki eşbütünleşme ilişkisi bulunmuş olup, cari açık ile doğrudan yabancı yatırımlar ve ihracat arasında pozitif, ithalat arasında negatif ilişkiye ulaşılmıştır. Uzun ve kısa dönem analizleri sonucu literatürü destekler nitelikte bulunmuş ve sapmaların 2,5 ( ortalama 6 ay) dönemde ortadan kalkarak uzun dönem dengesine ulaşacağı tespit edilmiştir.
Ulusal ve küresel kriz dönemlerinde yabancı sermaye sahipliğinin firmaların performansı üzerine etkisi: Türkiye örneği (1995-2017)
Firmaların sahiplik yapıları halka açık veya kapalı, özel veya kamu, yerli veya yabancı olarak gruplandırılabilir. Mülkiyet yapısı ile kontrol arasında doğrudan bir ilişki vardır. Günümüzdeki firmalar daha rekabetçi bir yapı için dış pazarlara açılarak dış firmalarla iş birliği yaparlar, hatta birleşirler. Bu c amacı yabancı sahipliğin olduğu Türkiye'de faaliyet gösteren firmaların özellikle kriz dönemlerinde verdikleri tepkileri araştırmaktır. Dolayısıyla, bu tezde İstanbul Sanayi Odası (ISO) verilerinden elde edilen İmalat Sanayi sektöründeki 1995-2017 yılları arasında faaliyet gösteren "En Büyük 500" firmanın, 2001 ve 2008 kriz dönemlerindeki yabancı sermaye, istihdam, ihracat ve satış sonrası büyüme performansları Alvarez ve Gorg'un 2007 yılında Şili için yapmış olduğu ve ekonometrik altyapı kullanılarak incelenmiştir ve dengeli panel oluşturulmuştur. Bu çalışmanın asıl amacı Türkiye de faaliyet gösteren, yabancı mülkiyetli firmaların kriz dönemlerindeki performanslarını incelemektir Bulgularımız, çoğunluk yabancı mülkiyeti ile firmaların performansları arasında pozitif bir ilişki bulan önceki çalışmaların bulguları ile örtüşmektedir2001 krizinden firmalar olumlu etkilenirken 2008 krizinden olumsuz etkilenmişlerdir. Bir diğer ifade ile 2001 krizini şirketler fırsata çevirebilmişlerdir. Ancak kriz zamanlarında %50 ve %50'den fazla yabancı sermayeli şirketlerin 2001 ve 2008 krizlerinden olumsuz etkilendikleri görülmektedir. 2001 krizini, 2008 krizine göre daha zor yönettikleri görülmektedir. Anahtar kelimeler: doğrudan yabancı yatırımlar, imalat, finansal krizler, Türkiye, firma davranışları
Ekonomik büyüme ve göçmen dövizleri: Orta Asya ülkeleri analizleri
Bu çalışmada temel amacı, yabancı yardım ve doğrudan yabancı yatırım gibi diğer dış sermaye kaynaklarıyla karşılaştırıldığında, Sovyet sonrası devletler arasında işçi dövizlerinin ekonomik büyüme ve yoksulluğun azaltılması üzerindeki etkisini değerlendirmektir. Bu yazıda, seçilmiş beş eski Sovyet sonrası cumhuriyette ekonomik büyüme ve yoksulluk tahminleri üzerine bir panel veri seti kullanılmıştır. Çalışma beş Orta Asya ülkesini kapsamaktadır: Kazakistan, Kırgız Cumhuriyeti, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan. Orta Aya ülkelerinin 2000 ve 2018 dönemindeki panel verileri kullanılarak, işçi dövizlerinin ekonomik büyüme üzerindeki etkilerini analiz edilmektedir. Bağımlı ve bağımsız değişkenler kullanılarak sabit ve tesadüfi etkilere yer verilmiştir.
Doğrudan yabancı sermaye yatırımları üzerinde vergi rekabetinin etkisi ve Türkiye örneği
Küreselleşme süreciyle üretim faktörlerinin mobilitesi artması ile birlikte, gelişmiş ülkeler pazar payını korumak ve genişletmek isterken, gelişmekte olan ülkeler ise sermaye açığını kapatarak ekonomik büyümeye katkı sağlamak amacıyla yabancı sermaye faktörünü kullanmışlardır. Bu durum yatırımı çeken ülkelerin, vergi politikalarında önemli değişikliklere neden olmuştur. Bu nedenle vergi rekabetine ilişkin belirgin bir teşvik türü olan vergi indirimleri, yatırım politikası aracı olarak büyük önem taşır hale gelmiştir. Çünkü vergi sitemi yoluyla yapılacak değişiklikler, hükümetlerin kolayca uygulayabilecekleri ve kısa sürede tepki verecek değişkenlerden oluşmaktadır. Bu çalışma ile Türkiye'de uygulanan teşvik politikaları ve vergisel teşviklerin yabancı sermayeli şirketlerin yatırım kararını belirlemesindeki etkileri incelenmiştir. Bu kapsamda çalışmanın amacı, Türkiye'de DYY yatırım kararlarında vergi ve vergi teşviklerinin yatırım kararları üzerindeki etkinliğinin tespit etmektir. Çalışma ile Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı sermayeli firmaların 1980'li yıllardan itibaren gelişimi ele alınmıştır. Özellikle 2000'li yıllardan itibaren yaşanan önemli artışların vergi rekabeti kavramı ile birlikte ele alınarak, vergi teşvikleri ile olan bağlantısı ortaya çıkarılmıştır. Çalışmanın birinci bölümde Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımlarının yapılanma süreci, dünya ve Türkiye'deki gelişimi, ikinci bölümde uluslararası vergi rekabetinin oluşumu ve özellikleri aktarılmıştır. Üçüncü bölüm ise Türkiye'nin gelişen vergi rekabeti ortamına uyum süreci ele alınarak, kurumlar ve gelir vergisinde yapılan değişikliklerin, ülkemize fiili giriş yapan DYY'lerin ülkesel bazda değerlendirmeleri, firma sayıları, bölgesel ve sektörel dağılıma etkilerini içermektedir.
Gelişme sürecinde olan ülkelerde doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını belirleyen temel unsurlar: Türkiye örneği
Ekonomik, siyasal ve sosyal boyutlarıyla etkili olan küreselleşme sürecinin ortaya çıkardığı en önemli olgulardan biri, genellikle gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere yapılan orta ve uzun vadeli sermaye ve teknoloji getiren doğrudan yabancı yatırımlardır. Doğrudan yabancı yatırımlar (DYY), ülkelerin ekonomilerini ayakta tutan temel taşlardan birini oluşturmakta, ekonomik büyüme ve kalkınmanın gerçekleştirilmesi için gerekli ve önemli bir araç olarak kabul edilmektedir. Araştırmanın amacı, gelişmekte olan ülkelere yapılan doğrudan yabancı yatırımları çeken belirleyicilerin neler olduğunun kuramsal ve amprik bir çerçevede açıklanmasıdır. Girişi takip eden ilk bölümde DYY kavramının tanımı ve nedenleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde DYY'nin dünyada ve Türkiye'deki görünümüne dair bilgiler verilip, DYY'nin temel belirleyicileri irdelenmiştir. Son bölümde literatürün incelenmesinin ardından ülkelerin çektikleri DYY miktarlarını belirleyen ekonomik, politik ve yatırım ortamına ilişkin faktörlerden hangilerinin, DYY'yi ne yönde etkilediğine dair ekonometrik model oluşturulmuştur. 18 gelişmekte olan ülkeye ait DYY girişleri üzerinde etkili olduğu düşünülen 12 farklı değişken, 1996–2014 dönemi için panel veri yöntemiyle analiz edilmiştir. Yapılan çalışma ışığında, yolsuzluk kontrolü, dışa açıklık oranı, teknoloji, toplam işgücü ve hukukun üstünlüğü değişkenlerinin DYY girişlerini olumlu yönde etkilediği görülürken, borç stoğu, gayri safi sabit sermaye ve alt yapı değişkenin ise DYY girişlerini olumsuz yönde etkilediği sonucuna varılmıştır.
Bağımsızlık sonrası Azerbaycan'da doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının gelişimi
Gelişmekte olan ülkelerde yaşanan tasarruf yetersizliği, iktisadi büyümenin önündeki en büyük engellerden biri olarak kabul edilmektedir. Bu yüzden doğrudan yabancı sermaye yatırımları, gelişmekte olan ülkelerde kalkınmanın ve ekonomik büyümenin sağlanmasında önemli bir rol oynamaktadır.1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılması sonrasında, Azerbaycan bağımsızlığını kazanmış ve merkezi planlamaya dayalı ekonomiyi terk ederek piyasa ekonomisi şartlarına göre belirlenen reformlar yapmıştır. Bu reformlardan en önemlisi yabancı sermayenin ülkeye girişini sağlayan "Asrın Mukavelesi"dir. Ülkenin sahip olduğu petrol ve doğal gaz kaynakları yabancı sermayenin ilgisini çekmiş ve doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ülke ekonomisine akımını başlatmıştır. Bu çalışmanın amacı, bağımsızlık sonrası Azerbaycan ekonomisinin, piyasa ekonomisine geçiş sürecinde uyguladığı politikaları ve yabancı sermaye yatırımlarının yıllar itibari ile ülke ekonomisinde gelişimini araştırmaktır. Bu tez iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının teorik alt yapısı, sınıflandırılması, çokuluslu şirketler ele alınmıştır. Daha sonra, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının belirleyicileri ve doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ekonomik etkileri araştırılmıştır. İkinci bölümde, öncelikle doğrudan yabancı yatırımlarının dünyadaki genel görünümü incelenmiştir. Son olarak, Azerbaycan Cumhuriyeti hakkında genel bilgiler verilerek, Azerbaycan'ın piyasa ekonomisine geçiş süreci ve yatırım iklimi ve Azerbaycan ekonomisine yapılan yatırımlar araştırılmıştır. Azerbaycan ekonomisinin bağımsızlık sonrası ekonomik görünümü ve Azerbaycan ekonomisine yönlendirilen yatırımların gelişimi, resmi rakamlardan faydalanılarak tarafımca oluşturulan tablolar ve grafikler ile incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları, Piyasa Ekonomisine Geçiş Süreci, Bağımsızlık Sonrası Uygulanan Reformlar, Asrın Mukavelesi.
Uluslararası sermaye akımlarının Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri
Gelişmekte olan ülkelerde yetersiz olan yurtiçi tasarruf oranları istenilen büyüme oranlarına ulaşılmasının önünde bir engel teşkil etmektedir. Bu engeli aşmak için bu ülkeler yabancı yatırımları ülkelerine çekmek istemektedirler. Türkiye'de benzer bir yol izleyerek yabancı sermaye yatırımlarının yetersiz yurtiçi tasarruflara eklenerek yatırımları ve buna bağlı olarak da büyüme oranlarını hızlandıracağı umulmaktadır. Bu amaçla Türkiye, yabancı sermayeyi ülkemize çekmek için yabancı yatırımlar üzerindeki engelleri kaldırmakta ve teşvikler vermektedir. Fakat bugüne kadar olan tecrübeler, bu sürecin istenildiği ölçüde istikrarlı bir büyüme yaratmadığını göstermektedir.Çalışmamızın birinci bölümünde, doğrudan yabancı sermaye yatırımları ve portfolyo yatırımları açıklanacaktır. Çalışmamızın ikinci bölümünde de, gelişmekte olan ülkeler ve Türkiye açısından uluslararası sermaye akımları değerlendirilecektir.Çalışmamızın son bölümünde ise, ülkemize gelen yabancı sermayenin ülke ekonomisi üzerindeki etkileri incelenecek ve yabancı sermayenin ülkemize giriş ve çıkışlarında ekonomi üzerinde yarattığı etkiler değerlendirilmeye çalışılacaktır. Bu bölümün sonunda ise, yabancı sermayeyi ülkemize çekmek istememizin altında yatan tasarruf-yatırım-büyüme ilişkisinin beklenen ölçüde büyüme oranları üzerinde etkisi olup olmadığı ekonometrik analiz yöntemiyle araştırılacaktır.