Psiko-eğitim programı

98 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Bipolar bozukluk hastalarına verilen psikoeğitim sonrası yaşam kalitelerinin ve işlevselliklerinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı bipolar bozukluk tanılı hastalara verilen psikoeğitimin; hastaların işlevselliklerine, yaşam kalitelerine, sosyal destek algılarına, yaşam olayları ile başa çıkma becerilerine ve tedavi uyumlarına etkisini araştırmaktır. Yöntem: Kesitsel nitelikteki bu çalışma 2019-2020 yılında Hatay'da yaşayan 18 yaş üzeri bipolar bozukluk hastalarına yapıldı. Çalışmaya 01 Aralık 2019-01 Şubat 2020 tarihleri arasında Mustafa Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi (HMKÜSUAH) psikiyatri polikliniğine ve servisine başvuran ve dahil edilme kriterlerini sağlayan,-DSM-5'e göre bipolar bozukluk tanısı almış hastalar çalışmaya alınmış olup 42 kişiye ulaşıldı. 42 hastanın tümümün sosyodemografik verileri alındı; plazma ilaç düzeyleri kaydedildi ve ölçekler verildi. Hastalara Bipolar İşlevsellik Ölçeği, WHOQOL-BREF Yaşam Kalitesi Ölçeği, Morisky İlaç Uyum Ölçeği verildi. Hastalar psikoeğitime davet edildi; 42 hastadan 31 hasta psikoeğitime katılmayı kabul etti. Psikoeğitimden 3 ay sonra hastalara (n=31) aynı ölçekler tekrar verildi, en son bakılan plazma ilaç düzeyleri ve bu zaman zarfında olan yeni ataklar, ilaç değişimleri vb. klinik gelişmeler kaydedildi. Bulgular: Araştırmamızdaki 31 hastanın %45,2'si kadın, %54,8'i erkekti. Hastaların yaş ortalaması 34,06±10,2 idi. Hastaların ortalama hastalık süresi 10,26±9,44, ortalama hastalık başlangıç yaşı 23,81±7,71 ve aldıkları ortalama psikiyatrik tedavi süresi 8,10±6,47 yıldı. Hastaların ortalama YMRS puanı 2,61±1,25, ortalama HAM-D puanı 4,19±2,18 ve ortalama CGI-S puanı 4,26±0,51 idi. Hastaların %67,7'si lityum, %16,1'i valproik asit ve %16,1'i hem lityum hem valproik asit kullanmaktaydı. Psikoeğitim öncesi tedaviye uyumlu olmayan 20 hastadan 19'unun (%95,0) psikoeğitim sonrası tedaviye uyumlu hale geldikleri tespit edildi (p<0,001). Psikoeğitim öncesi hastaların Yaşam Kalitesi Anketi'nden aldıkları puan ortalaması 38,61±9,22 iken psikoeğitim sonrası ise 46,81±6,65 olduğu görüldü (p<0,001). Bipolar Bozukluk İşlevsellik Ölçeği'ne göre hastaların psikoeğitim sonrası işlevsellik düzeylerinin psikoeğitim öncesine göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edildi. (p<0,001). Sonuçlar: Hastaların yaşam kalitelerinde; psikolojik sağlıkta ve sosyal ilişkilerde anlamlı derecede yükselme saptandı. Hastaların (damgalanma hissi, içe kapanıklık, ev içi ilişkiler, sosyal ilişkiler) işlevselliklerinde artış, intihar düşüncelerinde, hastaneye yatış süresi ve sayısında azalma saptandı. Hastaların tedavi uyumlarında ve etkin dozda ilaç kullanım oranlarında artış görüldü. Anahtar Kelimeler: Bipolar Bozukluk, psikoeğitim, yaşam kalitesi, işlevsellik, ilaç uyumu.

Bipolar bozuklukPsiko-eğitim programıPsikoloji eğitimi+2
Ahmet Fırıncıoğulları
Hatay Mustafa Kemal University
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Sistemik aile yaklaşımı temelli grup psikoeğitim programının boşanmış bireylerin boşanmaya uyum düzeylerine etkisi

Bu araştırmada, Sistemik Aile yaklaşımına (SAY) dayalı olarak hazırlanan Boşanmaya uyum Grup Psikoeğitim Programının (BUPP) boşanmış kadın ve erkeklerin boşanmaya uyum düzeylerine etkisi ve bu etkinin altı hafta süre ile zamana bağlı kalıcılığı incelemiştir. Araştırma Temmuz-Kasım 2019'da Denizli'de özel bir danışma merkezinde araştırmaya gönüllü olarak katılan boşanmış kadın ve erkeklerden oluşmuştur. Araştırmada deney ve kontrol gruplu ön test-son test ve izleme test modeline dayalı 2x3'lük yarı deneysel desen kullanılmıştır. Deney grubunda 11 (5 erkek, 6 kadın), kontrol grubunda 11 (4 erkek 7 kadın) olmak üzere toplam 22 boşanmış kişi araştırmaya katılmıştır. Katılımcılara araştırma kapsamında geliştirilen Boşanmaya Uyum Ölçeği (BUÖ) ön test-son test ve izleme testi olarak uygulanmıştır. Araştırmada deney grubuna dokuz oturum ve her oturum 120 dakika olan SAY'a dayalı olarak hazırlanan BUPP'ı uygulanırken, kontrol grubuna herhangi bir işlem uygulanmamıştır. Araştırmanın bulguları nicel veriler kullanılarak elde edilmiş ve nitel verilerle desteklenmiştir. Araştırmanın nicel verilerini analiz etmede ANCOVA ve t testi kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları incelendiğinde deney ve kontrol gruplarının ön test-son test ve izleme test puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunduğu ve bu farkın deney grubu lehine olduğu görülmüştür. Sonuç olarak boşanmaya uyum psikoeğitim programının boşanmış kişilerin boşanmaya uyum düzeylerini arttırmada etkili olduğu ve bu etkinin altı hafta boyunca devam ettiği bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Boşanma, boşanmaya uyum, psikoeğitim, boşanmış kişiler, sistemik aile yaklaşımı

BoşanmaBoşanmış ailelerBoşanmış erkekler+4
Nuran Ceren Güzel
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

İyilik Hali Yıldızı Psiko-Eğitim Programının iyilik hali ve psikolojik belirti düzeyleri üzerindeki etkisi

Bu araştırmanın amacı, araştırma kapsamında geliştirilen 10 oturumluk İyilik Hali Yıldızı Psiko-eğitim Programının (İHY-PEP) üniversite öğrencilerinin iyilik hali (genel, fiziksel, duygusal, sosyal, bilişsel ve yaşamı anlamlandırma ve hedef odaklı olma iyilik hali) ve psikolojik belirti düzeyleri üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. Bu amaçla deney, plasebo ve kontrol gruplu ön-test, son-test ve izleme ölçümlü 3x3'lük deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmaya her grupta 12 öğrenci ile başlanmış olup denek kayıpları sonucunda deney grubunda 11 (6 kadın, 5 erkek), plasebo grubunda 9 (5 kadın, 4 erkek) ve kontrol grubunda 11 (5 kadın, 6 erkek) olmak üzere araştırma toplam 31 üniversite öğrencisi ile tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri İyilik Hali Yıldızı Ölçeği, Kısa Semptom Envanteri ve Kişisel Bilgi Anketi aracılığıyla toplanmıştır. Ayrıca araştırmada odak grup görüşmesi ile nitel veriler de toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel bulgular İHY-PEP'nin üniversite öğrencilerinin iyilik hali düzeylerini artırmada anlamlı bir etkisinin olmadığını göstermiştir. Ancak izleme ölçümlerinin ardından deney grubu öğrencilerinin altısının katılımı ile gerçekleştirilen odak grup görüşmesinden elde edilen nitel bulgular öğrencilerin duygularını tanıma, duygularını ifade etme, duygularını kontrol etme, empatik olma, arkadaşlık ilişkilerini geliştirme, zihinsel aktivitelerde bulunma, güçlü ve zayıf yönlerini fark etme, düzenli beslenme, düzenli uyuma ve düzenli spor yapma konularında yeni beceriler kazandıklarına ilişkin görüşlere sahip olduklarını göstermiştir. Bunun yanında, öğrencilerin iyilik hallerini derecelendirdikleri iyilik hali yıldızlarından elde edilen bilgiler de İHY-PEP'nin üniversite öğrencilerinin iyilik hallerinin geliştirilmesinde etkili olduğuna işaret etmiştir. Ayrıca, araştırmanın nicel bulgularına göre İHY-PEP'nin üniversite öğrencilerinin psikolojik belirti düzeylerini düşürmede etkili olduğu ve bu etkinin izleme sürecinde de devam ettiği belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: İyilik hali, Psikolojik belirtiler, Psiko-eğitim, İyilik hali yıldızı modeli.

EğitimEğitim programlarıPsiko-eğitim programı+4
Ahmet Rıfat Kayiş
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip ailelerin katıldıkları aile eğitimi programı sonrasındaki yaşam döngüsüne ilişkin görüşleri

Araştırmanın genel amacı aile eğitim programlarına katılan ebeveynlerin çocuklarına, aile içi ve toplumsal etkileşimlerine ve katıldıkları aile eğitimi programına ilişkin görüşlerini belirlemektir. Araştırmanın katılımcılarını, OSB'li çocuğa sahip altı anne ve iki baba oluşturmaktadır. Fenomenolojik desenle yürütülen bu araştırmanın verileri, nitel veri toplama yöntemlerinden yarı-yapılandırılmış görüşmeler ile toplanmıştır. Veriler içerik analizi tekniğiyle analiz edilmiştir. Veri analizi sonucunda sekiz tema elde edilmiştir. Elde edilen temalar araştırmanın bulgularını oluşturmuştur. Araştırmanın bulgularına göre, aileler sıklıkla çocuklarında problem davranışlarla karşılaştıklarını belirtmektedirler. Aileler, aile eğitim programlarına katılmadan önce kullandıkları davranış problemleri ile başa çıkma yöntemlerinin katıldıkları aile eğitim programı sonrası farklılaştığını ifade etmektedirler. Aileler OSB'li çocuklarıyla iletişim kuramadıklarını, ancak katıldıkları aile eğitimi programı sonrası çocuklarına fırsat sunarak iletişim kurmayı başardıklarını ifade etmişlerdir. Bulgular, ailelerin çocuklarının OSB'li olması nedeniyle eşleriyle olan etkileşimlerinde, toplumsal yaşama katılımlarında çeşitli zorluklarla karşılaştıklarını göstermektedir. Katıldıkları aile eğitimi programı sonrası eşlerin birbirlerine karşı daha anlayışlı oldukları, birçok problemi atlattıkları ve sosyalleşmeye başladıkları gibi olumlu gelişmelerden söz etmişlerdir. ise kendilerini akraba ortamından soyutlamayı tercih ettikleri izlenimi edinilmiştir. Aileler katıldıkları aile eğitimi programıyla ilgili genel görüşlerinin olumlu olduğunu ve yüksek düzeyde yarar sağladıklarını, ancak aile eğitim programlarının daha uzun süreli planlanması gerektiğini belirtmektedirler. Anahtar Kelimeler: OSB'li çocuğu olan aileler, aile eğitimi, aile eğitimi programları, anne-baba görüşleri, yarı-yapılandırılmış görüşme.

Aile eğitimiEğitim programlarıOtistik bozukluklar+4
Selin Gökçe
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerine verilen ruhsal hastalıklara yönelik eğitimin inanca ve sosyal mesafeye etkisi

Çalışma ergenlere verilen ruhsal hastalıklara yönelik eğitimin, ergenlerin ruhsal hastalıklara yönelik inancına ve sosyal mesafelerine etkisini araştırmak amacı ile yarı deneysel ön test-son test kontrol gruplu desen etkisinde planlanmıştır. Araştırma Afyon Dazkırı İlçe Merkezi'nde bulunan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı dört lisede yapılmıştır. Araştırmanın uygulama kısmı 2014-2015 öğretim yılında bahar yarıyılında bu liselerde öğrenim gören araştırmaya katılmayı kabul eden öğrencilerle yürütülmüştür. Çalışmaya alınacak öğrencileri belirlemek amacıyla; Dazkırı ilçesinde öğrenim gören 727 lise öğrencisine Ruhsal Hastalıklara Yönelik İnanç ölçeği ve Sosyal Mesafe ölçeği uygulanmıştır. Ölçeklerden yüksek puan alan 154 öğrenci ile çalışmaya devam edilmiştir. Bu öğrencilerin belirlenmesinde ruhsal hastalıklara yönelik inanç ölçeği puanının yüksekliğine dikkat edilmiştir. Bu öğrenciler basit rastgele tesadüfi örneklem yöntemine göre 78 girişim ve 76 kontrol grubu olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Girişim grubuna ruhsal hastalıklara yönelik verilen eğitime olumlu katkı sağladığı bilinen "Akıl Oyunları" ve "Biz, siz, onlar" filmleri seyrettirilerek ve haftada iki toplamda on saatten oluşan ders anlatımlı ve tartışmalı olarak planlanan ruhsal hastalıklara yönelik bir damgalama eğitimi verilmiştir. Eğitim sonrası girişim ve kontrol grubu karşılaştırılarak eğitimin etkinliği değerlendirilmiş ve önerilerde bulunulmuştur. Etik olarak girişim ve kontrol grubuna eğitimin bitiminden bir ay sonra anketler tekrar uygulanmış ve ardından girişim grubuna verilen eğitimin aynısı kontrol grubuna ve eğitime katılmak isteyen öğrencilere de bir oturum şeklinde verilmiştir. Araştırma bulguları incelendiğinde, damgalama eğitiminin öğrencilerin ruhsal hastalığa yönelik inanç ve sosyal mesafe algılarını olumlu yönde değiştirdiği tespit edilmiştir (p<0,05). Damgalama eğitimi verilen öğrencilerin ruhsal hastalığa yönelik inanç ve sosyal mesafe algıları damgalama eğitimi verilmeyen öğrencilere göre daha olumlu yönde değişmiştir. Ergenlere verilen eğitimler ruhsal hastalığa karşı olan tutumda pozitif yönde etkili olmuştur(p<0,05). Anahtar Kelimeler: Eğitim, Ergen, İnanç, Ruhsal Hastalık, Sosyal Mesafe

ErgenlerLise öğrencileriPsiko-eğitim programı+3
Hatice Çalık Koyak
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bilinçli farkındalık temelli psikoeğitim programının bipolar bozukluk tanılı hastaların algılanan stres düzeyi ve duygu düzenleme stratejilerine etkisi

Bu araştırma, bipolar bozukluk tanılı hastalara verilen bilinçli farkındalık temelli psikoeğitim programının hastaların duygu düzenleme stratejileri ve algılanan stres düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Araştırma ön test- son test kontrol gruplu yarı deneysel model olarak yürütüldü. Gaziantep ilindeki Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerine kayıtlı bipolar bozukluk tanısı almış hastalar araştırmanın evrenini, araştırma kriterlerine uyan 35 deney ve 36 kontrol grubu olmak üzere toplam 71 hasta çalışmanın örneklemini oluşturdu. Bilinçli Farkındalık temelli psikoeğitim programı haftada 2 oturum, toplam 6 oturum olarak grup eğitimi şeklinde uygulandı. Oturumlar 3 haftada tamamlandı.Veriler, Sosyodemografik Bilgi Formu, Bilinçli Farkındalık Ölçeği (BİFÖ), Duygu Düzenleme Anketi (DDA) ve Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ) ile toplandı ve SPSS 22.0 paket program ile analiz edildi. Çalışmaya katılanların; %61,9'u erkek, %86,3'ü evli, %53,5'i 25-44 yaş arasında olduğu, %66,2'sinin bipolar tanısını 20-39 yaşları arasında aldığı belirlendi. Son testte deney grubunun kontrol grubuna göre BİFÖ ve DDA Bilişsel Yeniden Değerlendirme boyutunun ortalamasının anlamlı düzeyde arttığı, ASÖ ve DDA Bastırma boyutunun ortalamasının anlamlı düzeyde azaldığı belirlendi (p<0.05). Grup içi karşılaştırmalarda deney grubunun ön teste göre son test BİFÖ, DDA Bilişsel Yeniden Değerlendirme puan ortalamaları anlamlı düzeyde arttığı, ASÖ ve DDA Bastırma puan ortalamaları anlamlı düzeyde azamıştır (p<0.01). Kontrol grubunun grup içi karşılaştırmalarında ise son testte DDA Bastırma ve ASÖ toplam puan ortalamalarında anlamlı bir değişiklik görülmedi (p>0,05). Bilinçli Farkındalık Temelli Psikoeğitim Programının hastaların bilinçli farkındalığını arttırmada, algılanan stresini azaltmada ve duygu düzenleme stratejilerinde olumlu yönde etkisi olduğu belirlendi. Bipolar bozukluk tanılı hastaların tedavisinde, bilinçli farkındalık temelli psikoeğitim uygulamalarının psikiyatri hemşireleri ve diğer ruh sağlığı profesyonelleri tarafından verilmesi önerilmektedir.

Bilinçli farkındalıkDuygu düzenlemeDuygu düzenleme güçlüğü+3
Songül Nida Kaplan
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yabancı uyruklu öğrenciler ile ev sahibi öğrencilerin sosyal uyumlarında göç travması önleyici psiko-eğitim programlarının etkisi

Göç süreci hem göçmenler için hem de ev sahibi toplum için zorlayıcı unsurlar barındırmaktadır. Çocuklar bu süreçte en fazla olumsuzlukları yaşayan gruplar arasındadır. Geldikleri ülkede dil sorunu, uyum sorunu, eğitim sorunu, ebeveyn kaybı gibi tek başlarına çözmeleri güç problemler yaşamaktadırlar. Bu çalışmada Türkiye'ye göçle gelen okul çağındaki yabancı öğrencilere karşı yerel öğrencilerin empati becerilerini geliştirmeye dönük psiko-eğitim programının geliştirilmesi ve denenmesi amaçlanmıştır. Göç temel kavramları ve göçmen çocukların eğitimi ile devam eden çalışmada psiko-eğitim programına yer verilerek üzerinde durulması gereken bir konu olduğu vurgulanmak istenmiştir. Nicel araştırma yöntemlerinden gerçek deneysel desenin uygulandığı bu araştırmada deney ve kontrol grupları ile çalışma yapılmıştır. Gerçek deneysel desende denek havuzundan grupların yansız ataması sağlanmaktadır (Karasar, 2020). Veri toplama araçları olarak "Çocuk ve Ergenler İçin Empati Ölçeği" ve "Mülteci Öğrencilere Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Çankırı ili merkezinde yapılan bu çalışmada 8 oturum için geliştirilen psiko-eğitim uygulaması gerçekleştirilmiştir. Bu ilkokulda 4. Sınıfa devam eden 74 öğrenciden 14 öğrenci yansız atama ile 2 gruba ayrılmıştır. Kontrol ve deney grubu öğrencilerine 8 oturum sonunda ön test ve son test puanlarında empatik becerilerinde anlamlı bir farklılığın olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Ev sahipliğiEğitim programlarıGöçler+6
Cesur Özdemir
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kabul ve kararlılık yaklaşımına dayalı grup psikoeğitim programının hemşirelerin psikolojik esneklik düzeyleri üzerine etkisi

Kabul ve Kararlılık Terapisi yaklaşımına dayalı grup psikoeğitim programının hemşirelerin psikolojik esneklik düzeyleri üzerine etkisini incelemek amacıyla ön-test son test düzeninde, yarı deneysel olarak yapılan çalışma Mart 2021- Ağustos 2021 tarihleri arasında 60 hemşire (kontrol grubu=30, psikoeğitim grubu=30) ile yürütülmüştür. Veriler Kişisel Bilgi Formu ve Psikolojik Esneklik Ölçeği ile çalışmanın başında, 8 oturumun sonunda ve bir ay sonra olmak üzere yüzyüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzde, ortalama, Kolmogrov-Smirnov, ANOVA, Mann Whitney U ve ki kare testleri kullanılmıştır. Araştırmaya katılan psikoeğitim grubunun yaş ortalaması 28.13±8.05, %70'i kadın, %86.7'sı bekâr, %70'i üniversite mezunu, %83,7'si vardiyalı olarak çalışmakta, %93,7'si haftada 40 saatin üzerinde çalışmakta, %43,3'ü 2 ile 5 yıl arasında mesleki deneyime sahiptir. Kontrol grubundaki katılımcıların yaş ortalaması 28.93±7.30, %76.7'si kadın, % 70'i bekâr, % 66,7'si üniversite mezunu, % 90'ı vardiyali olarak çalışmakta, %96,7'si haftada 40 saatin üzerinde çalışmakta, % 36,7'si 2 ile 5 yıl arasında mesleki deneyime sahiptir. Psikoeğitim grubu katılımcılarının psikolojik esneklik toplam puan ortalamaları incelendiğinde ön test (128.57±21.60), son test (156.93±21.81) ve izlem testi (153.80±16.29) puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardır (F: 38.625 p=0.000). Kontrol grubu katılımcılarının psikolojik esneklik toplam puan ortalamaları incelendiğinde ön test (131.30±17.36), son test (134.80±21.01) ve izlem testi (131.50±16.45) puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktur (F: 0.566 p=0.754). Kabul ve Kararlılık Yaklaşımına dayalı grup psikoeğitim programı hemşirelerin psikolojik esneklik düzeyini arttırmada etkili bir yöntemdir. Hemşirelerde psikolojik esneklik düzeyi arttırılarak stres, tükenmişlik ve duygusal sorunlar gibi olumsuz durumlar önlenebilir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, kabul ve kararlılık terapisi, psikolojik esneklik, psikoeğitim programı

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+3
Demet Yücel
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Depresyon hastalarında psikolojik dayanıklılık odaklı psikoeğitimin etkileri

Çalışma, depresyon hastalarına verilen psikolojik dayanıklılık odaklı psikoeğitimin hastaların depresyon, umutsuzluk, stresle baş etme ve psikolojik dayanıklılık düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla, ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel model olarak yapılmıştır. Kahramanmaraş Necip Fazıl Şehir Hastanesinde depresyon tanısı almış hastalar araştırmanın evrenini, araştırma kriterlerine uyan 30 deney ve 30 kontrol grubu olmak üzere toplam 60 hasta çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Veriler, 'Kişisel Bilgi Formu', 'Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ)', 'Beck Umutsuzluk Ölçeği (BUÖ)', 'Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği (SBÇTÖ)' ve 'Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (YPDÖ)' ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde yüzde dağılımı, ortalama ve standart sapma, bağımlı ve bağımsız gruplarda t-testi ve ki-kare analizi kullanılmıştır. Psikoeğitim haftada bir kez iki oturum şeklinde, toplam 10 oturum olarak uygulanmıştır. Eğitim öncesi deney ve kontrol grubundaki hastaların depresyon düzeylerinin yüksek olduğu, yoğun umutsuzluk yaşadıkları, etkili-aktif başa çıkma stratejilerini az, pasif başa çıkma stratejilerini daha fazla kullandıkları ve psikolojik dayanıklılıklarının orta düzeyde görüldüğü belirlenmiştir. Deney grubunda BDÖ ve BUÖ son-test ortalamalarının ön-teste göre anlamlı düzeyde azalma gösterdiği (p<0.05), kontrol grubunda anlamlı azalmanın olmadığı (p>0.05) saptanmıştır. Deney grubunda SBÇTÖ alt boyutlarından Kendine güvenli, İyimser ve Sosyal destek arama yaklaşımları son-test ortalamalarının ön-teste göre anlamlı düzeyde arttığı ve Çaresiz yaklaşımın azaldığı (p<0.05), kontrol grubunda Sosyal destek arama yaklaşımı hariç anlamlı farklılığın olmadığı (p>0.05) belirlenmiştir. Deney ve kontrol grubunda YPDÖ puan ortalamalarının son-testte ön-teste göre anlamlı farklılığın olmadığı görülmüştür (p>0.05). Sonuç olarak, psikoeğitimin depresyon hastalarının depresyon, umutsuzluk düzeylerini azaltmada, aktif stresle başetme yaklaşımlarını artırmada, pasif başetme davranışlarını azaltmada etkili olduğu, psikolojik dayanıklılık düzeylerinde ise kısmen etkili olduğu belirlenmiştir.

DepresyonPsikiyatrik hemşirelikPsiko-eğitim programı+1
Tuba Gündoğan
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Ergenlerde görülen saldırgan davranışlarda ebeveyn ve ergenlere uygulanan psikoeğitim programının etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, saldırgan davranışları olan ergenlere yönelik "Şiddet ve Saldırganlıkla Baş Etme" programı ve bu ergenlerin ebeveynlerine yönelik "Şiddetsiz Karşı Koyma" ebeveyn programı uygulanmıştır. Bu programların ergenlerde görülen saldırganlık, anne-babalarının ebeveynlik rolüne ilişkin kendilik algıları, aile ilişkileri ve anne-baba stres düzeyleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırma karma desenli bir çalışmadır. Araştırmanın deney grubunda bulunan öğrencilere sistemik aile terapileri kuramlarına dayalı olarak oluşturulan 10 oturumluk 'Şiddet ve saldırganlıkla baş etme psikoeğitim programı' uygulanırken, onların anne-babalarına yönelik 14 oturumluk 'Şiddetsiz karşı koyma ebeveyn programı' uygulanmıştır. Kontrol gruplarına ise herhangi bir işlem yapılmamıştır. Deney grubu öğrencilerine haftada bir olmak üzere ortalama 90 dakika süren 10 oturum uygulanırken, onların ebeveynlerine haftada bir olmak üzere ortalama 90 dakika süren 14 oturum uygulanmıştır. Araştırmanın nicel verileri deney ve kontrol grubunda bulunan öğrencilere uygulanan 'Saldırganlık Ölçeği', ve ebeveynlere uygulanan 'Anne-Baba Stres Ölçeği', 'Aile Değerlendirme Ölçeği' ve 'Ebeveynlik Rolüne İlişkin Kendilik Algısı Ölçeği' aracılığıyla elde edilmiştir. Söz konusu ölçekler deney ve kontrol grubu öğrenci ve anne-babalarına öntest, sontest ve izleme ölçümleri olarak uygulanmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde SPSS 17 paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verileri araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formlarıyla elde edilmiştir. Nitel verilerin analizinde içerik analizi yöntemikullanılmıştır. Bulgular incelendiğinde, ergen ve anne babalarına uygulanan programların ergenlerde görülen saldırgan davranışları azalttığı, ana-babalarının ebeveynlik becerilerini ve aile ilişkilerini geliştirdiği ve anne-baba stres düzeylerini anlamlı derecede düşürdüğü ve bu etkinin uzun süreli olduğu görülmüştür. Bu sonuçlardan hareketle özellikle ergenlere yönelik hizmet veren tüm kurumlarda, bu programların anne-babalarla işbirliği çerçevesinde uygulanması önerilmektedir. Ergenlerde görülen şiddet ve saldırganlık problemlerinin azaltılmasında, yapıcı ve sıcak ilişkilerin kurulduğu aile ortamının oluşturulması ve ebeveynlik becerilerinin geliştirilmesinin faydalı olabileceği düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Şiddet, saldırganlık, şiddet ve saldırganlıkla baş etme programı, şiddetsiz karşı koyma programı, aile ilişkileri

Aile içi ilişkilerBaşa çıkmaEbeveyn-çocuk ilişkisi+6
Suat Kılıçarslan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Ergenlerde problemli internet kullanımını önlemeye yönelik bilişsel-davranışçı temelli psikoeğitim çalışmasının etkisi

Bu araştırmada ergenlerde (ergen eğitimi) problemli internet kullanımını önlemeye yönelik bilişsel davranışçı temelli psikoeğitim çalışmasının etkililiğini ve bu öğrencilerin ailelerinin (aile eğitimi) internet bağımlılığı ve güvenli internet kullanımı konusunda eğitim alıp almamasının problemli internet kullanımı üzerinde fark yaratıp yaratmadığını değerlendirmek amaçlanmıştır. Aynı zamanda hem aileye hem de ergene verilen eğitimin (aile-ergen eğitimi) öğrencilerin problemli internet kullanımına ortak etkisi değerlendirilmiştir. Araştırmanın katılımcıları Hatay ili İskenderun ilçesine bağlı bir lisede 2017-2018 öğretim yılında öğrenimlerine devam eden dokuzuncu ve onuncu sınıf öğrencileri arasından seçilmiştir. Bu öğrencilerden Genelleştirilmiş Problemli İnternet Kullanım Ölçeği 2 (Caplan, 2010)'den yüksek puan alan ve araştırmaya katılmaya gönüllü 28 öğrenci çalışmaya alınmıştır. Öğrenciler belirlendikten sonra bu öğrencileri içerisinden aile eğitimi grubuna katılmaya gönüllü 14 anne/baba ile internet bağımlılığı ve güvenli internet kullanımı konusunda bilgilendirici eğitim çalışmaları yapılmıştır. Ergenlerle (14 öğrenci) internet bağımlılığını önlemeye yönelik bir psikoeğitim çalışması ve ailelerle (14 anne/baba) ise internet bağımlılığını önleme ve güvenli internet kullanımı konusunda bir bilgilendirme programı yürütülmüştür. Sadece ergenin eğitim alıp ailesinin eğitim almadığı grup olan "ergen eğitimi grubu" nda 6, sadece ailenin eğitim alıp ergenin eğitim almadığı grup olan "aile eğitimi grubu" nda 6, hem ailesi hem de ergenin kendisinin eğitim aldığı grup olan "aile-ergen eğitimi grubu" nda 8 öğrenci yer almıştır. Ergenin de ailesinin de eğitim almadığı grup olan "kontrol grubu" nda ise 8 öğrenciden oluşmuştur. Araştırma yarı deneysel desende olup, deneysel desenin türlerinden biri olan "öntest-sontest kontrol gruplu deneysel model" kullanılmıştır. Ayrıca araştırmada nicel araştırma yöntemiyle elde edilen sayısal verilerle birlikte oturumlarda uygulanan dokümanlar ve ailelerle yapılan görüşmelerden elde edilen nitel veriler kullanılarak yöntem üçgenlemesi yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Genelleştirilmiş Problemli İnternet Kullanım Ölçeği 2 (GPİKÖ 2), Kişisel Bilgi Formu, Öğrenci Görüşme Formu, Anne/Baba İçin Nitel Görüşme Formu, Oturum Sonu Süreç Değerlendirme Formu, Gruba İlişkin Ölçümler Gözlem Formu ve Grup Sürecinin Genel Değerlendirilmesi Formu kullanılmıştır. Araştırmada ergen eğitimi grubu öğrencilerine 10 oturumluk bir psikoeğitim çalışması yapılırken kontrol grubuna müdahale edilmemiştir. Oturumlar başladıktan iki hafta sonra aile eğitimlerine de başlanmış ve iki hafta arayla üç oturumluk bilgilendirme eğitimleri verilmiştir. Ailelere ve öğrencilere verilen eğitim bittikten sonra öğrencilere GPİKÖ 2 tekrar uygulanmış ve bir ay sonra izleme çalışması yapılmıştır. Araştırmada aile-ergen eğitimi, ergen eğitimi, aile eğitimi ve kontrol gruplarından GPİKÖ 2 ile toplanan öntest ve sontest verileri Mann Whitney-U ve Kruskal Wallis-H testi kullanılarak çözümlenmiştir. Aile-ergen eğitimi, ergen eğitimi ve aile eğitimi gruplarından GPİKÖ 2 ile toplanan verilerin kalıcılığını belirlemek için ise Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Araştırmada Anne/Baba İçin Nitel Görüşme Formu, Oturum Sonu Süreç Değerlendirme Formu, Gruba İlişkin Ölçümler Gözlem Formu ve Grup Sürecinin Genel Değerlendirilmesi Formu ile toplanan nitel veriler için ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular incelendiğinde aile-ergen eğitimi grubu ile kontrol grubu öğrencilerinin "GPİKÖ 2" toplam puanı ile "online sosyal etkileşim tercihi" ve "duygu düzenleme" alt ölçeklerinden aldıkları puanların aile-ergen eğitimi grubu lehine farklılaştığı ve bu durumun izleme testinde de devam ettiği bulunmuştur. Ergen eğitimi grubu ile kontrol grubu öğrencilerinin "GPİKÖ 2" toplam puanı ile "olumsuz sonuçlar" alt ölçeğinden aldıkları puanların ergen eğitimi grubu lehine farklılaştığı ve bu durumun izleme testinde de devam ettiği görülmüştür. Aile eğitimi grubu ile kontrol grubu öğrencilerinin "olumsuz sonuçlar" alt ölçeğinden aldıkları puanların aile eğitimi grubu lehine farklılaştığı ve bu durumun izleme testinde de devam ettiği belirlenmiştir. İnternet bağımlılığını önleme psikoeğitim çalışmasına katılan katılımcıların oturumlardaki yaşantılarına ilişkin görüşleri incelendiğinde her oturumun amacına ulaştığı, öğrencilerin internet kullanımlarını azaltma ve interneti daha bilinçli kullanma konularında çalışmayı faydalı buldukları görülmüştür. Aile eğitimi almaya gönüllü olan ailelerle yapılan odak grup görüşmesi sonucunda interneti problemli kullanan ergenlerin ailelerine yönelik verilen eğitimin etkili olduğu, ailelerin aldıkları eğitimden memnun kaldıkları ve çocuklarıyla daha etkili iletişim kurdukları görülmüştür. Eğitim sonrası aile-çocuk arasındaki iletişim güçlenince de çocukların internet kullanımlarında azalma olduğu gözlenmiştir. Araştırmadan elde edilen bu sonuçlar doğrultusunda internet bağımlılığını önleme konusunda aileye ve öğrenciye birlikte eğitim vermenin problemli internet kullanımını azaltmada daha etkili olduğu söylenebilir.

Bilişsel davranış terapileriBilişsel davranışlarBilişsel değerlendirme sistemi+7
Özge Canoğulları Ayazseven
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Yatırım modeline dayalı evlilik öncesi ilişki sürdürme becerileri psiko-eğitim grubunun ilişki istikrarına etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada yatırım modeline dayalı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen ilişki sürdürme becerileri psiko-eğitim programının romantik ilişkisi olan üniversite öğrencilerinin ilişki istikrarlarına olan etkisi incelenmiştir. Araştırma 2015-2016 öğretim yılında Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi'nde öğrenimini sürdüren ve çalışmaya katılmaya gönüllü olarak başvuran üniversite öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada öntest-sontest-izleme kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, programa dahil edilen 18 kişi deney grubunda ve 18 kişi de kontrol grubunda olmak üzere toplam 36 kişilik öğrenci grubu oluşturmaktadır. Araştırmada deney grubuna dahil olan öğrencilere Yatırım Modeli'ne (Rusbult,1980) dayalı olarak tanımlanmış ilişki sürdürme mekanizmalarını (Rusbult, Drigotas ve Verette, 1994) temel alan sekiz oturumluk bir psiko-eğitim programı uygulanırken kontrol grubu herhangi bir uygulamaya dahil edilmemiştir. Deney grubuna uygulanan programda üçü davranışsal (uyumsal davranış, özveri göstermeye isteklilik ve affetme) ve üçü bilişsel (bilişsel karşılıklı bağımlılık, pozitif yanılsama ve alternatiflere direnme) olarak tanımlanmış toplam altı ilişki sürdürme mekanizması, her biri bir oturumun konusu olmak üzere aktarılmış ve uygulamaya yönelik örnek ve egzersizlere zenginleştirilmiştir. Uygulanan programın etkililiğini araştırmak amacıyla İlişki İstikrarı Ölçeği (İİÖ) (Rusbult, Martz ve Agnew, 1998), Çift Uyum Ölçeği (ÇUÖ) (Spainer, 1976) ve Çok boyutlu İlişki Ölçeği Ölçeği (ÇBİÖ) (Snell, Schicke ve Arbeiter, 2002) kullanılmış ve bu ölçümler program öncesinde, program sonrasında ve program bitimden üç ay sonra deney ve kontrol grubuna uygulanmıştır. Araştırmanın nitel ölçümleri ise katılımcıların her oturum sonrasında oturumdaki kazanımlarını değerlendirdikleri Oturum Sonu Süreç Değerlendirme Formu (Kivlighan ve Goldfine, 1991) ve program bitiminde genel değerlendirme yaptıkları Grup Sürecinin Genel Değerlendirilmesi Formu (DeLucia-Waack, 2006) kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen bulgular, ilişki sürdürme becerileri psiko-eğitim programının katılımcıların ilişki doyumu düzeylerinin, ilişkiye yaptıkları yatırım düzeylerinin ve genel ilişki istikrarının artmasında; bununla birlikte çift uyumunun, ilişkideki kendi tutumlarının önemini vurgulayan içsel kontrol algısının yükselmesinde ve ilişkide dış faktörlerin etkisini vurgulayan dışsal kontrol algısının azalmasında etkili olduğunu ortaya koymuştur. Üç aylık izleme ölçümleri ise bu etkilerin sürdüğünü, ek olarak katılımcıların cazip alternatiflerle ilgili algılarının da değiştiğini ve mevcut ilişkisi dışındaki seçenekleri daha olumsuz algılamaya başladıklarını göstermiştir. Bu bulgular, evlilik öncesindeki üniversite öğrencilerinin ilişki sürdürme becerileri psiko-eğitim programından ilişki istikrarı ve çift iyi oluşunun iyileştirilmesi ve ilişkide sorumluluk algısı kazanması bakımından etkili olduğunu ortaya koyar niteliktedir. Anahtar kelimeler: İlişki bağlılığı, ilişki istikrarı, yatırım modeli, psiko-eğitim

Evlilik öncesi karşı cins ilişkileriPsiko-eğitim programıYatırım modelleri+4
Dilaram Billur Örnek
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul temelli cinsel istismardan koruma psiko-eğitim programının öğrenciler, öğretmenler ve ebeveynlerin bilgi düzeylerine etkisi

Bu araştırmanın temel amacı 1., 2., 3. ve 5. sınıf düzeyindeki öğrencilere yönelik geliştirilen cinsel istismardan korunma psiko-eğitim programının etkiliğini sınamaktır. Ayrıca ebeveynlerin ve öğretmenlerin cinsel istismara ilişkin bilgi düzeylerinin de sınanması amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Mersin ili Tarsus ilçesinde öğrenim gören 94'ü (69 ilkokul, 25 ortaokul) deney 104'ü (76 ilkokul, 28 ortaokul) kontrol grubu olarak belirlenen 198 öğrenciden oluşmuştur. Araştırmada öğretmen grubu ise Mersin ili Tarsus ilçesindeki bir ortaokulda görev yapan 13'ü kadın 15'i erkek toplam 28 kişiden oluşmaktadır. Çalışmaya 53 ebeveyn katılmıştır (kadın n= 46, erkek n= 7) ve eğitimine katılan ebeveynler arasından gönüllü olan 9 öğrencinin annesi ile yapılan görüşmeler sonucunda nitel veriler toplanmıştır. Bu araştırma kapsamında hem sayısal verilerden hem de nitel verilerden elde edilen sonuçlar kullanıldığı için yöntem üçgenlemesi yapılmıştır. Eğitim programının uygulanmasının öncesinde öntest, sonrasında sontest ve 4 ay sonrasında izleme testi uygulamaları hem deney hem de kontrol grubu öğrencilerine yapılmıştır. Çalışma kapsamında öğretmenlere verilen eğitim öncesinde ve sonrasında öntest ve sontest 4 ay sonrasında ise izleme testi uygulaması gerçekleştirilmiştir. Ebeveynlere yönelik olarak eğitim verildikten ve öğrencilere yönelik programın uygulaması bitirildikten sonra görüşmeler yapılmıştır. Çalışmada araştırmacı tarafından uyarlama çalışması yapılan Çocukların Cinsel İstismar Bilgi Düzeyi Ölçeği (CİBDÖ) ile Öğretmenlerin Cinsel İstismar Durumlarını Bildirme Tutumları Ölçeği (ÖCİBTÖ) ve araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler parametrik testler ve nitel veri analizi aracılığıyla değerlendirilmiştir. Cinsel İstismardan Korunma Psiko-Eğitim Programı (CİKEP) olarak adlandırılan ve beş oturumdan oluşan psiko-eğitim programına katılan 2., 3. ve 5. sınıf düzeyindeki öğrencilerin CİBDÖ puanlarında uygulama öncesi puanlarına göre anlamlı düzeyde yükselme olmuştur. Buna karşın 1. sınıf düzeyindeki öğrencilerin öntest ve sontest puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. 2., 3. ve 5. sınıf düzeyindeki öğrencilerin CİBDÖ puanlarındaki bu artışın dört ay sonra yapılan izleme ölçümlerinde de sürdüğü anlaşılmıştır. Öğretmenlerin ÖCİBTÖ puanlarında ise öntest uygulamasına göre anlamlı düzeyde farklılık olduğu ve bu farklılığın dört ay sonra yapılan izleme testlerinde de sürdüğü anlaşılmıştır. Ebeveynlerle yürütülen çalışma sonunda ise ebeveynler programın faydalı olduğunu bildirmişlerdir. Bulgular cinsel istismarın önlenmesine yönelik yapılabilecek çalışmalar kapsamında ve okul temelli programlar bağlamında tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Öğrenci, Öğretmen, Ebeveyn, Çocuk Cinsel İstismarı, Cinsel İstismardan Korunma Psiko-Eğitim Programı, Okul Temelli Program

Cinsel eğitimEğitim kurumlarıGrup rehberliği+7
Yasin Yılmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Onuncu sınıf öğrencilerinde matematik dersi başarısını arttırmaya yönelik psiko-eğitim programının etkisi

Araştırmanın genel amacı Matematik dersinden başarısız, derse ve dersin öğretmenine yönelik olumsuz algısı olan onuncu sınıf öğrencilerine verilen verimli ders çalışma davranışlarını takip çalışmasıyla desteklenen Bilişsel Davranışçı Yaklaşıma dayalı psiko-eğitim programının öğrencilerin Matematik ders başarısı, derse ve dersin öğretmenine yönelik algıları üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma deneysel bir çalışma olup Adana il merkezinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi bir akademik lisede yapılmıştır. Araştırmanın deney ve kontrol grupları 10. Sınıf düzeyindeki 16 kız, 14 erkek toplam 30 öğrenciden oluşmaktadır. Deney ve kontrol gruplarına öğrenciler 2018/2019 eğitim öğretim yılı birinci dönemin birinci ve ikinci yazılı Matematik ders puanlarının ortalamasına göre eşleştirilerek atanmıştır. Deney grubu öğrencilerine psiko-eğitim programı haftada bir oturum yaklaşık 45-50 dakika olmak üzere toplam sekiz oturum verilmiş ayrıca psiko-eğitim programı dışında haftada bir gün 30-40 dakikalık verimli ders çalışma davranışlarını takip amaçlı üçerli ve dörderli gruplar halinde çalışmalar yapılmıştır. Kontrol grubu öğrencilerine bu süre içerisinde herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Araştırmada veriler, Çermik, Güner ve Yaşar (2014) tarafından geliştirilen Matematik Dersine Yönelik Tutum Ölçeği, Arıcı (2007) tarafından geliştirilen Öğretmene Yönelik Tutum Ölçeği ve başarı ölçümünde öğretmenin Matematik dersi başarı puanlarını ölçmek için hazırladığı testler kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizi SPSS 22.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırmada deneysel işlemin değişkenler üzerinde anlamlı etkisinin olup olmadığının incelenmesinde matematik başarısı ve derse yönelik tutum ölçümlerinde 2×2' lik karışık desen için Varyans Analizi, öğretmene yönelik tutum puanlarının analizinde ise ön test puanları analizlere kovaryat olarak dahil edildiği Kovaryans Analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Matematik dersi ve öğretmenine yönelik olumsuz algısı olan deney grubu öğrencilerinin verimli ders çalışma davranışlarını takip çalışmasıyla desteklenen psiko-eğitim programı sonucunda eğitimin verilmediği kontrol grubu öğrencilerine göre Matematik ders başarı puanlarının arttığı tespit edilmiştir. Ayrıca çalışma sonunda deney grubundaki öğrencilerin Matematik dersi ve öğretmenine yönelik tutumlarının da olumlu yönde etkilendiği bulunmuştur. Araştırma sonuçları alanyazında yer alan araştırmalar ışığında yorumlanmış ve tartışılmış; araştırma bulgularına dayalı olarak uygulamacılara ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.

BaşarıDers çalışma alışkanlıklarıMatematik+5
Demet Şişli
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Psikoeğitimin palyatif bakım vericilerin stresle baş etme ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

Bu araştırmanın amacı; Psikoeğitimin palyatif bakım tedavisi alan hastalara bakım vericilerin stres ile baş etme ve yaşam kalitesi üzerine etkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, ön test - son test deseninde yarı deneysel bir araştırma olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Manisa Devlet Hastanesi Palyatif Bakım Ünitesinde 6 aylık süre içerisinde takip edilen hasta yakınları (N=40) oluşturmuştur. Araştırma, örneklem seçimine gidilmeden evrenin tümü üzerinde gerçekleştirilmiştir. Veriler, yapılandırılmış özellikteki anket aracılığıyla araştırmacı tarafından yüz yüze yöntemle toplanmıştır. Anket, üç bölümden oluşmuştur: ''Bakım verici Tanıtım Formu, ''Yaşam Kalitesi Formu (SF-36)'', ''Stresle Baş Etme Ölçeği''. Verilerin analizi için SPSS24.0 paket programı kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan bakım vericilere verilen psikoeğitim, palyatif bakım vericilerin fiziksel ve zihinsel sağlık durumları ile yaşam kalitelerini istatistiksel olarak anlamlı ölçüde arttırmıştır. Ortalamalar incelendiğinde; fiziksel sağlık durumunun %12,2; zihinsel sağlık durumunun %20,6 ve yaşam kalitesinin genel olarak %15,9 arttığı görülmektedir. Ayrıca, genel olarak stresle baş etme ön test ve son test ortalamaları arasında anlamlı bir fark olduğu görülmektedir 58,83 olan ön test ortalaması %15,7 artış ile 69,76'ya çıkmıştır. Yani, bakım vericilere verilen psikoeğitim palyatif bakım vericilerin stresle baş etme becerilerini anlamlı olarak arttırmıştır. Sonuçlar: Araştırmada bakım vericilere uygulanan psikoeğitimin yaşam kalitesini ve stresle baş etme gücünü yükselttiği görülmüştür. Anahtar Sözcükler:Palyatif Bakım, Bakım Verici, Psikoeğitim, Psikiyatri Hemşireliği.

Bakım verenlerHemşirelerHemşirelik+7
Özge Çetin
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

İlkokul çocuklarına ve annelerine uygulanan duygu düzenleme psikoeğitim programlarının çocukların duygu düzenleme becerilerine etkisi

Bu araştırmanın genel amacı ilkokul çocuklarına ve annelerine uygulanan psikoeğitim programlarının çocukların duygu düzenleme becerileri üzerindeki etkisini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda çocuklara uygulanan duygu düzenleme becerileri psikoeğitim programının, çocukların duygu düzenleme becerileri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bunun yanı sıra çocukların annelerinin kendileriyle eş zamanlı olarak duygu koçluğuna ilişkin eğitim alıp almamasının çocukların duygu düzenleme becerileri üzerinde fark yaratıp yaratmadığı değerlendirilmiş ve ek olarak annelere uygulanan duygu koçluğu psikoeğitim programının annelerin duygu sosyalleştirme davranışlarına etkisi incelenmiştir. Araştırmaya Ankara ili Altındağ ilçesinde ilkokul dördüncü sınıfa devam eden toplam 24 çocuk ve 16 anne katılmıştır. Duygu düzenleme becerileri ile ilgili verilerin toplandığı ve çocukların katılımcısı olduğu iki deney ve bir kontrol grubu oluşturulmuştur. Bu gruplardan hem çocuğun hem de annenin eğitim aldığı "anne-çocuk eğitimi grubu"nda 8 çocuk, sadece çocuğun eğitim aldığı "çocuk eğitimi grubu"nda 8 çocuk, çocuğun ve annenin eğitim almadığı "kontrol grubu"nda 8 çocuk yer almıştır. Anne-çocuk eğitimi grubu ile çocuk eğitimi grubuna on oturumluk "Duygu Düzenleme Becerileri Psikoeğitim Programı" uygulanmış, kontrol grubuna ise herhangi bir deneysel işlem yapılmamıştır. Ayrıca çocuğu eğitim alan 8 anne, altı oturumluk "Duygu Koçluğu Psikoeğitim Programı"nın uygulandığı deney grubunda yer almıştır. Çocuğu eğitim almayan 8 anne ise kontrol grubunda yer almış, bu annelere herhangi bir deneysel işlem yapılmamıştır. Araştırma, ön test-son test kontrol gruplu deneysel modelin kullanıldığı yarı-deneysel bir araştırma desenine sahiptir. Araştırmanın nicel verileri, Shields ve Cicchetti (1997) tarafından geliştirilen "Duygu Ayarlama Ölçeği (Emotion Regulation Checklist)" ve Fabes, Eisenberg ve Bernzweig (1990) tarafından geliştirilen "Çocukların Olumsuz Duygularıyla Baş Etme Ölçeği (Coping With Children's Negative Emotions Scale)" aracılığıyla toplanmıştır. Duygu Ayarlama Ölçeği (DAÖ), çocukların hem anneleri hem öğretmenlerine, çocukların duygu düzenleme becerilerini ölçmek üzere uygulanmıştır. Çocukların Olumsuz Duygularıyla Baş Etme Ölçeği (ÇODBÖ) ise annelerin duygu sosyalleştirme davranışlarını ölçmek üzere anneler tarafından doldurulmuştur. Ölçeklerle toplanan verilerde deney ve kontrol grubundaki çocukların ve annelerin ön test, son test ve izleme testi ölçümleri elde edilmiştir. Araştırmada anne-çocuk eğitimi, çocuk eğitimi ve kontrol gruplarından "DAÖ" ve "ÇODBÖ" ile toplanan ön test ve son test verileri Mann Whitney-U testi kullanılarak çözümlenmiştir. Anne-çocuk eğitimi ve çocuk eğitimi gruplarından toplanan verilerin kalıcılığını belirlemek için ise Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verileri araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu yoluyla deney grubundaki annelerle yapılan odak grup görüşmesi aracılığıyla toplanmıştır. Nitel verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bulguları incelendiğinde, çocukların ve annelerinin eğitim aldığı anne-çocuk eğitim deney grubundaki çocukların anne ölçümlerine dayalı duygu düzenleme becerilerinin kontrol grubuna göre anlamlı derecede artış gösterdiği ve bu artışın kalıcı olduğu bulunmuş; öğretmen ölçümlerine göre ise alınan eğitimler sonucu deney grubundaki öğrenciler ile kontrol grubundaki öğrencilerin duygu düzenleme becerileri arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Sadece çocukların eğitim aldığı çocuk eğitimi deney grubundaki çocukların anne ve öğretmen ölçümlerine göre duygu düzenleme becerilerinde kontrol grubuna göre anlamlı bir değişim olmadığı görülmüştür. Anne-çocuk eğitim grubu ile çocuk eğitimi grubu karşılaştırıldığında, anne ölçümlerine göre çocukların duygu düzenleme becerilerinde anlamlı bir fark olduğu ve bu farkın anne-çocuk eğitimi grubu lehine olduğu görülmektedir. Öğretmen ölçümlerinde ise anne-çocuk eğitimi ve çocuk eğitimi gruplarının duygu düzenleme becerileri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Duygu Koçluğu Psikoeğitim Programı uygulanan deney grubundaki annelerin ÇODBÖ'nün olumsuz tepkiler alt ölçeğinden aldıkları puanların kontrol grubundaki annelerin puanlarına göre anlamlı derecede düşüş gösterdiği ve bu düşüşün kalıcı olduğu bulunmuştur. Deney grubundaki annelerin ÇODBÖ'nün olumlu tepkiler alt ölçeğinden aldıkları puanların kontrol grubundaki annelerin aldıkları puanlara göre anlamlı derecede artış gösterdiği ve bu artışın kalıcı olduğu bulunmuştur. Duygu koçluğu psikoeğitim programının olumlu duygu sosyalleştirme davranışlarını arttırdığı, olumsuz duygu sosyalleştirme davranışlarını azalttığı ve bu değişimlerin kalıcı olduğu ortaya çıkmıştır. Annelerle yapılan odak grup görüşmesinden elde edilen nitel bulgular incelendiğinde, annelerin aldıkları eğitimden etkili iletişim, duygu düzenleme ve sorun çözme alanlarında etkili kazanımlar elde ettikleri, eğitim öncesinde yaşadıkları nahoş duyguların yerini hoş duygulara bıraktığı, oturumlardan hem kendileri hem de çocukları için faydalandıkları, çocuklarının aldığı eğitim sonrasında onlardaki duygu düzenleme, kendini ifade etme, iletişim becerileri ve sosyal beceriler ile sorun çözme becerilerinde artış gözlemledikleri ortaya çıkmıştır. Bu bulgular sonucunda çocuk ve annenin birlikte eğitim almasının çocukların duygu düzenleme becerileri, kendini ifade etme, iletişim becerileri ve sosyal beceriler ile sorun çözme becerilerini arttırmada etkili olduğu söylenebilir. Bulgular alan yazındaki veriler ışığında tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Duygu düzenleme becerileri, duygu sosyalleştirme

AnnelerDuygu düzenlemeDuygu sosyalizasyonu+3
Hasret Topal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Beliren yetişkinlerde bilinçli farkındalık temelli psikoeğitim programının belirsizliğe tahammülsüzlük ve bilişsel esnekliğe etkisi

Bu araştırmada beliren yetişkinlere yönelik hazırlanan Bilinçli Farkındalık Temelli Psikoeğitim Programının bilişsel esnekliğe ve belirsizliğe tahammülsüzlüğe etkisi incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'nin farklı şehirlerinde yaşayan "21-28" yaş arası üniversite 3. ve 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmaya toplamda 4 erkek 14 kadın olmak üzere 18 kişi katılmıştır. Örneklem seçiminde seçkisiz örnekleme yöntemlerinden basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak 9 kişi deney, 9 kişi ise kontrol grubuna atanmıştır. Araştırmada psikoeğitim programından önce kontrol ve deney gruplarına araştırmada kullanılan değişkenlerin ölçümünün yapılması amacıyla ön test yapılmıştır. Programın etkiliğinin değerlendirilmesi amacıyla psikoeğitim programı uygulandıktan sonra katılımcılara son test uygulanarak değerlendirme yapılmıştır. Çalışmada ön test-son test ve kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada katılımcılara "Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği" ve "Bilişsel Esneklik Ölçeği" uygulanmıştır. Deney ve kontrol grubuna ön test yapıldıktan sonra yalnızca deney grubuna 8 hafta boyunca, haftanın 1 günü, 1 saat psikoeğitim programı uygulanmıştır. Programın etkililiğini değerlendirmek amacıyla oluşturulan kontrol gurubuna herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Ardından hem deney hem de kontrol grubundan son test verileri toplanmıştır. Son olarak kontrol grubundan izleme puanları alınarak programın etkililiği değerlendirilmiştir. Araştırmanın verileri ilişkisiz ölçümler için T-testi, ilişkili ölçümler için T- testi ve ilişkili ANOVA ile SPSS 26 paket programı ile analiz edilmiştir Bulgulara göre psikoeğitime katılan beliren yetişkinlerin bilişsel esnekliklerinde artış yaşanırken kontrol gurubundaki katılımcıların bilişsel esneklik düzeylerinde herhangi bir fark görülmediği gözlemlenmiştir. Aynı zamanda deney grubundaki katılımcıların belirsizliğe tahammülsüzlüklerinde de azalma olduğu gözlemlenirken kontrol grubunda anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Deney gurubundaki bilişsel esneklik ön test, son test ve izleme toplam puanları incelendiğinde her üç ölçümünde de artış olduğu gözlemlenirken belirsizliğe tahammülsüzlük ön test, son test ve izleme toplam puanları arasında bir azalma olduğu görülmüştür. Bu bulgulara göre psikoeğitim programının beliren yetişkinlerde bilişsel esneklik ve belirsizliğe tahammülsüzlük üzerinde etkili olduğu söylenebilir.

Belirsizliğe tahammülsüzlükBilinçli farkındalıkBilişsel esneklik+3
Ayşe Alp
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

İlkokul çocuklarında saldırganlıkla baş etmede anne kendine yardım grubu ile çocuklara yönelik psikoeğitim grubunun etkisinin karşılaştırılması

Bu araştırmada saldırgan davranış gösteren çocukların annelerinin oluşturduğu kendine yardım grubu ile yine saldırgan davranış gösteren çocukların oluşturduğu farklı bir gruba uygulanan psikoeğitim programının çocuklardaki saldırgan davranışlar üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırmanın deney 1 grubunda bulunan öğrencilere 8 oturumluk Saldırganlıkla Baş Etme Psiko-eğitim programı uygulanmıştır. Deney 2 grubunu oluşturan öğrencilerin anneleri ile Kendine Yardım Grubu oluşturulmuştur. Kontrol gruplarına ise herhangi bir işlem yapılmamıştır. Öğrencilerin saldırganlık düzeylerini belirlemek amacıyla Saldırganlık Ölçeği kullanılmıştır. Ölçek deney ve kontrol grubu öğrencilerine öntest, sontest ve izleme ölçümleri olarak uygulanmıştır. Araştırmanın verilerinin analizinde SPSS 22 paket programı kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre annelere uygulanan kendine yardım grubunun çocuklara uygulanan psikoeğitim grubuna oranla saldırganlığı azaltmada daha etkili olduğu görülmüştür. Kendine yardım grubu ile psikoeğitim grubu ve kontrol grubu izleme puanları arasında anlamlı fark çıkmamasının pandemiden kaynaklandığı düşünülmektedir. Psikoeğitim grubunun ve kontrol grubunun son test ve izleme puanları incelendiğinde puanlarda çok az artış olmasına rağmen kendine yardım grubunun izleme puanlarında önemli bir artış olduğu görülmüştür. Bu durum yapılan etkili yardımın etkisinin olağanüstü koşullarda azalabileceğini göstermiştir.

AnnelerBaşa çıkmaKendine yardım grupları+4
Asena Baykara
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Dini içerikli psiko-eğitim eklenmiş bilişsel davranışçı grup psikoterapisinin dini içerikli obsesyon ve kompulsiyonları olan hastalardaki etkililiği

Bu araştırmanın amacı Dini İçerikli Psiko-Eğitim -4T Modeli- eklenmiş Bilişsel Davranışçı Grup Terapisinin, dini içerikli obsesyon ve kompulsiyonların tedavisinde etkisinin incelenmesi ve Bilişsel Davranışçı Grup Terapisi ile karşılaştırılarak 4T müdahalesinin anlamlı bir fark oluşturup oluşturmadığını incelemektir. Deneysel desende gerçekleştirilen araştırmada veri toplama araçları olarak, Yale Brown Obsesif Kompulsif Ölçeği, Yale Brown Obsesif Kompulsif Ölçeği İçgörü Maddesi, Brown İnançların Değerlendirilmesi Ölçeği, Beck Depresyon Envanteri, Beck Anksiyete Envanteri, Penn Dinsel Obsesyonlar Envanteri, Obsesif İnançlar Ölçeği ve Düşünce Eylem Kaynaşması Ölçeği kullanılmıştır. Dahil olma ölçütlerini karşılayan 32 hasta OKB belirti şiddetleri, cinsiyet, eğitim, ilaç kullanımı, belirti türleri (otojen-reaktif) kontrol edilerek randomize şekilde BDGT ve 4T Eklenmiş BDGT olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Yapılan analizler sonucunda iki grup müdahalesinin de OKB'nin tedavisinde güçlü şekilde etkili olduğu, bu etkinin 1 aylık izleme sürecinde de devam ettiği, iki grup tedavisi arasında 4T'nin orta düzeyde etkiyle daha iyi içgörü oluşturması dışında anlamlı bir fark bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Grup içi etkilere bakıldığında, genel olarak, 4T Eklenmiş BDGT, içgörü ve obsesif inanç alanlarında daha etkiliyken, BDGT'nin ise hem genel kaygı hem de dini obsesyon/kaygılarda daha etkili olduğu görülmüştür. 4T müdahalesinin yapıldığı haftalarda ise, 4T'nin obsesif inançlara ek olarak obsesif ve kompulsif belirti ve depresif belirtilerde de BDT'ye kıyasla daha etkili olduğu bulunmuştur. 4T'nin tedavi müdahalesi içindeki yerinin arttırıldığı ve bilişsel terapiye eklenmek yerine onun alternatifi olarak ERP'ye eklendiği yeni çalışmalar ilgili etkinin istatistiksel olarak sınanması bağlamında daha faydalı olabilir. Anahtar Kelimeler: Dini içerikli OKB, Bilişsel davranışçı psikoterapi, Grup terapisi, Dini içerikli psiko-eğitim, 4T modeli

Bilişsel davranışlarDini duygularDini eğilimler+7
Taha Burak Toprak
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bilişsel davranışçı yaklaşım temelli psikoeğitim programının lise öğrencilerinin sınav kaygısı, bilişsel esneklik ve dikkat düzeylerine etkisi

Bu çalışmanın amacı sınav kaygısını azaltmaya yönelik hazırlanan bilişsel davranışçı yaklaşım temelli psikoeğitim programının öğrencilerin sınav kaygısı düzeyi, dikkat düzeyi ve bilişsel esneklik düzeyi üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma grubunun 11.sınıfa devam eden deney, kontrol ve plasebo grubu olmak üzere toplamda 36 öğrenciden oluştuğu bu çalışmada ön test-son test uygulamalı 3x2 deneysel desen kullanılmıştır. Veriler "Bilişsel Sınav Kaygısı Ölçeği", "Bilişsel Esneklik Envanteri" ve "D2 Dikkat Testi" ile toplanmıştır. Deney grubuna 10 oturumluk Bilişsel Davranışçı Terapi Temelli Psikoeğitim Programı uygulanırken, plasebo grubuna 6 adet dünya klasikleri kitabı okuma çalışması yapılmıştır. Kontrol grubuna ise herhangi bir işlem uygulanmamıştır. Verilerin analizi "İki Faktörlü ANOVA" ile yapılmıştır. Araştırma sonucunda, deney grubundaki öğrencilerin sınav kaygısı puanlarının kontrol ve plasebo gruplarının puanlarına göre anlamlı düzeyde düşük olduğu görülmüştür. Sınav kaygısı puanlarının düştüğü gözlenen deney grubunun bilişsel esneklik ve dikkat puanları ortalamalarının anlamlı düzeyde arttığı görülmüştür. Deney grubunun bilişsel esneklik ve dikkat puanlarının kontrol ve plasebo gruplarına göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Elde edilen sonuçlar, uygulanan bilişsel davranışçı kurama dayalı psikoeğitim programının öğrencilerin sınav kaygısı, bilişsel esnek ve dikkat düzeyi üzerinde etkili olduğunu göstermektedir.

Bilişsel davranış terapileriBilişsel davranışlarBilişsel esneklik+4
Ömer Faruk Öztürk
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Okulöncesi öğretmenlerine yönelik pozitif genç gelişimi temelli çevrim içi yılmazlık psikoeğitim programının geliştirilmesi

Bu araştırmanın genel amacı, okulöncesi öğretmenlerine yönelik hazırlanan Pozitif Genç Gelişimi Temelli Çevrim İçi Yılmazlık Psikoeğitim Programı'nı geliştirmek ve etkililiğini test etmektir. Araştırmanın çalışma grubu okulöncesi öğretmenlerinden oluşmaktadır. Araştırmada, Yetişkin Yılmazlık Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada, ön test, son test ve kalıcılık ölçümlerinin alındığı; deney ve kontrol gruplu (2x3)'lük karışık desen kullanılmıştır. Deneysel işlem tamamlandıktan sonra uygulanan programın etkili olup olmadığını test etmek için ön test puanlarının ortak değişken olarak ele alındığı 2x2 karışık ölçümler için ANCOVA istatistiği kullanılmıştır. Deney grubuna Okulöncesi Öğretmenlerine Yönelik Pozitif Genç Gelişimi Temelli Çevrim İçi Yılmazlık Psiko-Eğitim Programı (8 oturum) uygulanmıştır. Kontrol grubuna herhangi bir program uygulanmamıştır. Araştırmada programın etkileri hakkında katılımcı görüşlerini incelemek üzere kullanılan, yansıtıcı günlük (katılımcı günlüğü) ve odak grup görüşmelerinden elde edilen veriler için, betimsel analiz yapılmıştır. Buna göre, oturumun etkileri, programın etkisi şeklinde iki ana temaya erişilmiştir. İkinci aşamada, oturumun etkileri ana teması altında yetkinlik, özgüven, ilişkiler, merhamet/önemseme, karakter güçleri, problem çözme ve başa çıkma alt temaları programın etkisi ana teması altında ise, özgüven geliştirme, problem çözme ve yetkinlik becerisi geliştirme, ilişki geliştirme, sosyal ilgi geliştirme ve olumlu sonuçlar alt temaları oluşturulmuştur. Araştırma bulgularına göre, deney grubundaki öğretmenlerin aile ve sosyal ağlar alt boyutu dışında, Yetişkin Yılmazlık Ölçeği ile öz yeterlik, iç kontrol odağı, azim, başa çıkma ve uyum alt boyutlarından aldıkları ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir fark olduğu saptanmış, sonuçlar uygulanan psiko-eğitim programının deney grubundaki öğretmenlerin yılmazlık düzeylerinde artış sağladığını göstermiştir. Ayrıca deney grubundaki öğretmenlerin Yetişkin Yılmazlık Ölçeği ile öz yeterlik, iç kontrol odağı, azim, başa çıkma ve uyum alt boyutlarından aldıkları son test ile kalıcılık testi puanları arasında anlamlı bir fark olmadığı saptanmıştır. Sonuçlar bu etkinin, deney grubuna verilen psikoeğitim sonrasında üç hafta süresince kaldığını göstermiştir. Anahtar Sözcükler: Pozitif Genç Gelişimi, Yılmazlık, Öğretmen Yılmazlığı, Psikoeğitim.

Okul öncesi eğitimOkul öncesi öğretmenlerPozitif Ergen Gelişimi Müdahale Programı+4
Esra Eyyupoğlu Dönmez
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kişiler arası ilişkilerde duygu düzenleme psikoeğitim programının genç yetişkinlerin kişiler arası ilişki boyutlarına ve duygu düzenleme beceri düzeylerine etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, Kişiler Arası İlişkilerde Duygu Düzenleme (KİDD) Psikoeğitim Programının genç yetişkinlerin duygu düzenleme becerileri ve kişiler arası ilişki boyutları üzerindeki etkisini incelemektir. Bu araştırmada karma araştırma yöntemlerinden çok aşamalı desen kullanılmıştır. Araştırmanın birinci aşamasında, genç yetişkin bireylerin kişiler arası ilişkilerinde sıklıkla yaşadıkları duygular, duygu düzenleme tarzları, duygu düzenlemenin/düzenleyememenin etki ve sonuçları, duygu düzenleme konusundaki ihtiyaçları nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılarak incelenmiştir. Doküman analizi çalışmasından elde edilen bulgular, alan yazındaki ilgili yaklaşımlar ve araştırma bulgularından hareketle genç yetişkin bireylere yönelik psikoeğitim programı geliştirilmiştir. Psikoeğitim programı, araştırmacı tarafından farklı yaklaşım ve modeller eklektik ve sistematik bir şekilde bir araya getirilerek geliştirilmiştir. İkinci aşamada, psikoeğitim programının genç yetişkinlerin duygu düzenleme becerileri ve kişiler arası ilişki boyutları üzerindeki etkisini incelemek için nicel araştırma desenlerinden ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Üçüncü aşamada, psikoeğitim programının genç yetişkin bireyler üzerindeki uzun dönemli etkileri nitel araştırma yöntemlerinden odak grup görüşmesi yoluyla belirlenmiştir. Birinci aşamada gerçekleştirilen nitel araştırmada kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi kullanılmış ve araştırmaya 58 kadın (%81,69) ve 13 erkek (%18,31) olmak üzere toplam 71 genç yetişkin katılmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında yapılan nitel araştırmada, çevrimiçi kişiler arası ilişkilerde duygu düzenlemeye ilişkin ihtiyaçları belirleme formu kullanılmıştır. İkinci aşamada yapılan nicel araştırmanın çalışma grubunu belirlemede kriter örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışma, deney grubunda 8 ve kontrol grubunda 12 olmak üzere toplam 20 genç yetişkin ile gerçekleştirilmiştir. İkinci aşamada gerçekleştirilen nicel araştırmada veriler Duygu Düzenleme Ölçeği (DDÖ), Kişiler arası İlişki Boyutları Ölçeği (KİBÖ) ve Duygu Düzenleme Becerileri Ölçeği (DDBÖ) ile toplanmıştır. Üçüncü aşamadaki odak grup görüşmesi, psikoeğitim programı uygulamasını tamamlayan deney grubundaki 7 katılımcıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın son aşamasında ise odak grup görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın birinci ve üçüncü aşamasında gerçekleştirilen nitel araştırmalarda elde edilen nitel veriler, içerik analizi yoluyla analiz edilmiştir. İkinci aşamadaki nicel araştırmanın hipotezlerinin test edilmesinde parametrik olmayan testlerden Fridman testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar testi ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırmanın birinci aşamasındaki doküman analizinden elde edilen bulgular; kişiler arası ilişkilerde yaşanan duygular, duygu düzenleme tarzları, duygu düzenlemenin etki ve sonuçları ve ihtiyaçlar olmak üzere dört kategori altında toplanmıştır. İkinci aşamada yapılan nicel araştırma sonucunda; psikoeğitim programının katılımcıların bilişsel yeniden değerlendirme stratejisini kullanma, kişiler arası ilişkilerdeki empati ve duygu farkındalığı, duygu düzenleme becerileri düzeyini artırmada, bastırma stratejisi kullanma düzeyini azaltmada etkili olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, psikoeğitim programının katılımcıların kişiler arası ilişkilerdeki onaybağımlılık düzeyini azaltmada ve başkalarına güven düzeyini artırmada etkili olmadığı saptanmıştır. Çalışmanın üçüncü aşamasında gerçekleştirilen odak grup görüşmesi sonucunda, psikoeğitim programının duygu düzenleme, kişiler arası ilişkiler ve benlik üzerinde uzun dönemli etkilerinin olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Kişiler arası ilişkiler, duygu düzenleme, genç yetişkin, psikoeğitim programı, karma yöntemi araştırması.

Duygu düzenlemeEğitim psikolojisiGenç yetişkinler+6
Ahmet Togay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Pozitif psikoloji yaklaşımına dayalı psiko-eğitim programının ergenlerin riskli davranışları ve psikolojik esneklikleri üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, Pozitif Psikoloji Yaklaşımına Dayalı Psiko-eğitim Programı'nın (PPYD-PEP) ergenlerin riskli davranışları ve psikolojik esneklikleri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmada karma yöntem araştırmalarından yakınsayan paralel desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel aşamasında 2x3'lük faktöryel desen ve nitel aşamasında ise betimleyici/tanımlayıcı fenomenoloji yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu eş zamanlı/iç içe örnekleme yöntemi ile belirlenen 26 ergen (deney grubu=13, kontrol grubu=13) oluşturmaktadır. Ergenlerin yaşları 14-17 arasında değişmekte olup yaş ortalaması 15.35'tir (Ss= 1.09). Araştırmada, nicel ve nitel yöntemler kullanılarak veriler elde edilmiştir. Araştırmanın nicel verileri Riskli Davranışlar Ölçeği (RDÖ) ve bu araştırma kapsamında Türkçe'ye uyarlanan Çok Boyutlu Psikolojik Esneklik Envanteri Kısa Formu (ÇBPEE-KF) ile toplanmıştır. Nitel veriler ise deneysel işlem sonrasında ergenlerle bireysel görüşmeler yapılarak elde edilmiştir. Nicel verilerin analizinde t-testi, Karışık Ölçümler için İki faktörlü ANOVA, Bonferroni Testi, Mann Whitney U Testi ve Friedman Testi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel bulgulara göre PPYD-PEP'nin ergenlerin RDÖ toplam, antisosyal davranışlar ve intihar eğilimi alt boyut ve psikolojik katılık puanlarını anlamlı düzeyde azalttığı, psikolojik esneklik puanlarını ise arttırdığı belirlenmiştir. Ayrıca bu etkinin üç ay sonra alınan izleme ölçümlerinde de devam ettiği görülmüştür. Buna karşın PPYD-PEP'nin ergenlerin RDÖ alkol kullanımı, sigara kullanımı, beslenme alışkanlıkları ve okul terki alt boyut puanlarını azaltmada anlamlı bir etkisinin olmadığı saptanmıştır. Nitel bulgular ise PPYD-PEP'nin ergenlerin riksli davranışlarının azalmasında ve psikolojik esneklik düzeylerinin arttmasında olumlu etkisinin olduğunu göstermiştir. PPYD-PEP'nin etkililiğini değerlendirmeye yönelik elde edilen nicel ve nitel bulguların birbirini desteklediği belirlenmiştir.

ErgenlerEğitim psikolojisiPozitif psikoloji+3
Ahmet Alkal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Duygusal istismar farkındalığı psiko-eğitim programı'nın üniversite öğrencilerinin romantik ilişkileri üzerindeki etkisi

Bu çalışmanın amacı, 'Duygusal İstismar Farkındalığı Psiko-eğitim Programı'nın üniversite öğrencilerinin şiddeti kabul düzeyleri, duygusal istismar farkındalık düzeyleri, duygusal istismar uygulama ve maruz kalma düzeyleri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim-öğretim yılı Güz yarıyılında Çukurova Üniversitesi'nin farklı bölümlerinde öğrenimlerine devam eden ve çalışmaya katılma konusunda gönüllü olan 30 üniversite öğrencisi (15 deney, 15 kontrol) oluşturmaktadır. Kontrol grubundaki katılımcılara hiçbir deneysel işlem yapılmazken, deney grubundaki katılımcılara haftada bir olmak üzere ortalama 90 dakika süren 9 oturumluk program uygulanmıştır. Araştırmada nitel ve nicel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda yarı-deneysel araştırma desenlerinden öntest-sontest kontrol gruplu model kullanılmıştır Araştırmanın nitel boyutunda ise katılımcılardan odak grup görüşmesi yoluyla program ile ilgili görüşleri alınmıştır. Hem deney hem de kontrol grubundaki katılımcılara uygulama öncesinde öntest, sonlandırmanın ardından sontest ve 3 ay sonrasında da izleme testi yapılmıştır. Sontestin ardından deney grubundaki katılımcılarla odak grup görüşmesi yapılmıştır. Araştırmada 'Çiftler Arası Şiddeti Kabul Ölçeği(ÇAŞKÖ)', araştırma kapsamında geliştirilen 'Romantik İlişkide Duygusal İstismar Farkındalık Ölçeği(RİDİFÖ)' ve Çok Boyutlu Duygusal İstismar Ölçeği (ÇBDİÖ)' ve araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen verilen parametrik olmayan testler ve nitel veri analizi aracılığıyla değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, 'Duygusal İstismar Farkındalığı Psiko-eğitim Programı'nın, deney grubundaki katılımcıların ÇAŞKÖ puanlarını anlamlı azalttığını ve RİDİFÖ toplam, 'İlişkiyi Sürdürme' ve 'İlişkiyle İlgili Yargılar' puanlarını anlamlı düzeyde arttırdığını göstermektedir. "İlişkiyi Yönetme" alt ölçek puanında ise herhangi bir değişim yaratmadığı belirlenmiştir. Bu etkilerin izleme testinde de devam ettiği belirlenmiştir. 'Duygusal İstismar Farkındalığı Psiko-eğitim Programı'nın, ÇBDİÖ puanlarında deney öncesi ve sonrasında yapılan ölçümlerde anlamlı bir farklılık yaratmadığı belirlenmiştir. Ancak izleme ölçümünde ÇBDİÖ'nin uygulama boyutunun 'Kontrol' ve 'Aşağılama' alt ölçek puanlarının ve maruz kalma boyutu toplam puan ve 'Kontrol' alt ölçeği puanlarının artmasında etkili olduğu anlaşılmıştır. Katılımcılar programın kendileri için etkili olduğunu ve program sayesinde duygusal istismar konusunda farkındalıklarını arttırdığını belirtmişlerdir. Bulgular flört şiddetini önlenmesine yönelik yapılabilecek çalışmalar ışığında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Duygusal istismar, şiddeti kabul, psiko-eğitim, üniversite öğrencileri, flört şiddeti, yakın ilişkide şiddet, romantik ilişki

Duygusal ilişkiDuygusal istismarEğitim psikolojisi+4
Sümbül Yalnızca Yıldırım
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Related subjects