Problem davranış

98 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Zihinsel yetersizliği olan kaynaştırma öğrencilerinin pragmatik dil becerileri ile sosyal becerileri, problem davranışları ve akademik yeterlilikleri arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, kaynaştırma ortamında öğrenim gören zihinsel yetersizliği olan ilkokul öğrencilerinin pragmatik dil beceri düzeyleri ile sosyal becerileri, problem davranışları ve akademik yeterlilikleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak ve bu ilişkinin yordayıcı olabilecek değişkenlerini belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, Eskişehir ili Tepebaşı ve Odunpazarı ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilkokullarda görev yapmakta olan sınıflarında zihinsel yetersizlik tanılı öğrenci bulunan 47 ilkokul öğretmeni oluşturmaktadır. Öğretmenlere, sınıfa ve kaynaştırma ortamında öğrenim gören zihinsel yetersizliğe ilişkin bilgileri elde etmek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen "Demografik Bilgi Formu" kullanılmıştır. Kaynaştırma ortamında öğrenim gören zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin pragmatik dil becerileri, "Pragmatik Dil Becerileri Envanteri – Türkçe Versiyonu/PDBE- TV" ve sosyal becerileri, problem davranışları ve akademik yeterlilikleri "Sosyal Beceri Derecelendirme Sistemi/SBDS" kullanılarak ölçülmüştür. Araştırmanın sonucunda, kaynaştırma ortamında öğrenim gören zihinsel yetersizliği olan ilkokul öğrencilerinin pragmatik dil becerilerinin, sosyal becerilerinin ve akademik yeterliliklerinin normal gelişim gösteren akranlarından düşük olduğu, problem davranışlarının ise normal gelişim gösteren akranlarından yüksek olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte, pragmatik dil becerileri ile sosyal beceriler arasında yüksek düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu ve sosyal becerilerin pragmatik dil becerileri üzerinde önemli (anlamlı) birer yordayıcı olduğu ortaya çıkmıştır. Bulgular tartışılmıştır. Anahtar sözcükler: Kaynaştırma, Zihinsel Yetersizlik, Pragmatik Dil Becerileri, Sosyal Beceriler, Problem Davranış, Akademik Yeterlilik

Akademik başarıDil becerileriKaynaştırma eğitimi+7
Üzeyir Emre Kıyak
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kaynaştırma uygulamalarına devam eden işitme kayıplı öğrencilerin sosyal uyumlarının incelenmesi

Araştırmanın amacı kaynaştırma uygulamalarına devam eden işitme kayıplı öğrencilerin sosyal uyum düzeylerinin ve uyum düzeylerini etkileyen etmenlerin belirlenmesidir. Amaç doğrultusunda karma yöntem kullanılmış, araştırma açımlayıcı sıralı desen olarak desenlenmiştir. Araştırmanın ilk kısmında sınıfında işitme kayıplı öğrenci bulunan, ilkokulda sınıf ve İngilizce öğretmenlerine, ortaokuldaysa Matematik ve Türkçe öğretmenleriyle çalışılmıştır. Sonuçta 75 öğretmene ulaşılmış, öğretmenlerden Güçler ve Güçlükler Anketi ve Sosyal Beceri Derecelendirme-Öğretmen Formlarını doldurmaları istenmiştir. Araştırmanın ikinci kısmında, ilk kısmındaki veriler sonucunda belirlenen 20 öğretmen ile yarı-yapılandırılmış görüşmeler yürütülmüştür. Ölçeklerden ve görüşmelerden elde edilen sonuçlar, işitme kayıplı öğrencilerin sınıflarda gruba girememe, kavga etme ve yalnız kalma gibi uyum sorunları yaşadıklarını göstermektedir. Öğrencilerin gösterdikleri problem davranışlar ve sosyal yönden eksikliklerinin olması uyum sorunları yaşamalarına neden olmaktadır. Yaşadıkları bu uyum sorunları sonucunda kendilerini grubun dışında bırakmaktadırlar. Öğretmenler işitme kayıplı öğrencilerinin en az bir yakın arkadaşı olduğunu belirtseler de genellikle yalnız olduklarını ortaya koymaktadırlar.

Karma yöntemlerKaynaştırma eğitimiProblem davranış+4
Ebru Özdemir
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin problemli internet kullanımları ile akılcı olmayan inançları ve yetersizlik duygusu arasındaki ilişkiler

Bu araştırmada ilk olarak üniversite öğrencilerinin problemli internet kullanım düzeylerinin nasıl bir dağılım gösterdiğini incelemek amaçlanmıştır. İkinci olarak üniversite öğrencilerinin problemli internet kullanım düzeylerinin internet kullanım amacına göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Üçüncü olarak ise cinsiyet, yetersizlik duygusu ve akılcı olmayan inançlar değişkenlerinin problemli internet kullanımını yordama gücünü ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Anadolu Üniversitesi'nin çeşitli fakültelerinde örgün öğrenim gören 1229 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri Ceyhan, Ceyhan ve Gürcan (2009) tarafından geliştirilen 'Problemli İnternet Kullanımı Ölçeği, Yurtal (1999) tarafından uyarlanan 'Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği' ve Akdoğan (2012) tarafından geliştirilen 'Yetersizlik Duygusu Ölçeği' ile toplanmıştır. Verilerin analizinde betimleyici istatistikler, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Korelasyon Analizi ve Doğrusal Hiyerarşik Regresyon Analizi teknikleri kullanılmıştır. Bu araştırmada katılımcıların problemli internet kullanımının düşük düzeyde olduğu bulunmuştur. Ayrıca interneti sosyal medya ve oyun oynamak amacıyla kullanan katılımcıların problemli internet kullanım düzeyinin interneti akademik faaliyetler için kullananlara göre daha yüksek olduğu ortaya koyulmuştur.Yapılan regresyon analizinde ise yetersizlik duygusunun cesaretin kırılması ve kendi değerini yadsıma boyutlarının problemli internet kullanımı yordayan en güçlü değişkenler oldukları belirlenmiştir. Bunu akılcı olmayan inançların onaylanma isteği, suçlama eğilimi ve mükemmeliyetçilik boyutları ile erkek olmak izlemektedir. Öte yandan bu araştırmada yetersizlik duygusunun yararsız üstünlük çabası boyutu ile akılcı olmayan inançların yüksek beklentiler, aşırı kaygı ve duygusal sorumsuzluk boyutlarının problemli internet kullanımını yordamadığı ortaya koyulmuştur.

Akılcı olmayan inançlarBilgisayar kullanımıEğitim psikolojisi+7
Merve Aydın
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde internet ve problemli internet kullanım davranışının incelenmesi

Araştırmada, ergenlerin genel internet kullanım davranışlarının, internet ortamında oyun oynama davranışlarının betimlenmesi ve bu davranışlar bakımından problemli internet kullanım düzeylerinin önemli bir farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, araştırmada genel internet kullanım süresi, internette oyun oynama süresi, problemli internet kullanım düzeyi ile genel erteleme ve akademik erteleme arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Son olarak ise ergenlerin internet hakkındaki görüşlerinin nitel olarak betimlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu toplam 1088 lise öğrencisinden oluşmuştur. Araştırmanın verilerini toplamak için "Problemli İnternet Kullanım Ölçeği-Ergen", "Genel Erteleme Ölçeği", "Akademik Erteleme Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Anketi"nden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre ergenlerin günlük internet kullanım süresi 30 dakika ile 15 saat arasında, ortalaması saat olarak 3.42'dir. Ergenlerin internet kullanım süresi arttıkça problemli internet kullanım düzeyleri de artmaktadır. Ergenler en çok cep telefonu ile internet kullanmaktadır. Ayrıca cep telefonu ile kullanan ergenler, taşınabilir bilgisayar ile kullananlara göre daha yüksek problemli internet kullanım düzeyine sahiptirler. Ergenler interneti en çok eğlenmek-vakit geçirmek için kullanmaktadır. Ayrıca eğlenmek-vakit geçirmek ile iletişim kurmak amaçlı internet kullanan ergenlerin problemli internet kullanım düzeylerinin bilgi elde etmek amaçlı internet kullananlara göre daha yüksek problemli internet kullanım düzeyine sahip oldukları belirlenmiştir. İkiden fazla kişiyle oynanan oyunları oynayanların problemli internet kullanım düzeyleri tek ve iki kişiyle oynanan oyunları tercih edenlere göre daha yüksek bulunmuştur. Araştırmada internette günlük ortalama oyun oynama süresi ile genel erteleme düzeyi arasında, problemli internet kullanımı ile genel erteleme düzeyi arasında ve günlük ortalama internette oyun oynama süresi ile akademik erteleme düzeyi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki elde edilmiştir. Problemli internet kullanımı ile akademik erteleme düzeyi arasında ise pozitif yönde - anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, ergenlerin interneti en çok bilgi elde etme aracı olarak gördüğü belirlenmiştir. Ergenler internetin en çok olumlu yönünün bilgi elde etmeyi sağlaması olduğunu ve en çok olumsuz yönünün ise boşa zaman kaybettirmesi olduğunu ifade etmişlerdir.

Akademik ertelemeErgenlerLise öğrencileri+5
Aykut Günlü
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Otizmi olan çocukların etkinlikler ve ortamlar arası geçişlerini kolaylaştırmada hazırlayıcı videoların etkisi

Okulöncesi dönemdeki çocuklar okul içi geçişler sırasında bağımsız geçiş davranışları sergilemekte zorlanmakta ve bir okul gününün %20-35'ini geçişler sırasında harcamaktadırlar. Geçişler, öğretim etkinliklerine oranla daha az yapılandırılmış oldukları ve çocuklardan beklenen davranışları açık biçimde ortaya koymadıkları için çocukların problem davranış sergiledikleri bir zaman dilimi olmaktadır. Geçişleri kolaylaştırmak üzere kullanılabilecek çeşitli stratejiler vardır ve bunlardan biri de hazırlayıcı videodur. Hazırlayıcı video, çocukları bir etkinliğe, göreve, geçişe ya da stresli duruma hazırlamak ve çocuklarda çevresel değişikliklere bağlı olarak ortaya çıkan kaygının neden olduğu problem davranışları önlemek amacıyla kullanılan bir stratejidir. Hazırlayıcı videoda, geçişlerden önce çocuklara, geçiş yapılacak etkinlik ve ortam ile geçiş sürecinde sergilenecek davranışları gösteren videolar izletilir ve ardından çocuklardan geçişi gerçekleştirmeleri beklenir. Bu araştırmada da yaşları 4-6 arasında değişen, otizmi olan çocukların etkinlikler ve ortamlar arası geçişler sırasındaki; bağımsız geçiş davranışlarını arttırmada, harcadıkları süreyi kısaltmada ve sergiledikleri problem davranışları azaltmada hazırlayıcı videoların etkililiği incelenmiştir. Araştırmada ayrıca araştırmanın amaçlarının önemine, araştırmada kullanılan stratejinin uygunluğuna ve araştırma bulgularının anlamlılığına ilişkin aştırmaya katılan çocukların anne-babalarının ve çocukların devam ettikleri birimde eğitim hizmeti veren personelin çalışmaya ilişkin görüşleri belirlenmiştir. Araştırma tek denekli deneysel modellerden A-B-A-B modeli kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmada, geçişler sırasında sergilenen bağımsız geçiş davranışlarını kaydetmek üzere kontrollü olay kaydı tekniği, harcanan süreyi kaydetmek üzere bekleme süresi kaydı tekniği ve problem davranışları kaydetmek üzere serbest olay kaydı tekniği kullanılmıştır. Uygulama oturumlarında geçişe ilişkin hazırlayıcı video her geçiş öncesinde grup düzenlemesi biçiminde çocuklara izletilmiş ve hazırlayıcı videoyu izlemelerinin ardından çocuklardan geçişi sergilemeleri beklenmiştir. Çocukların bağımsız geçiş davranışları sözel olarak pekiştirilirken, problem davranışları görmezden gelinmiştir. Araştırmada gözlemciler arası güvenirlik ve uygulama güvenirliği verileri toplanmış ve yüksek güvenirlik bulguları elde edilmiştir. Araştırma bulguları, hazırlayıcı videoların otizmi olan çocukların etkinlikler ve ortamlar arası geçişler sırasındaki; bağımsız geçiş davranışlarını arttırmada, harcadıkları süreyi kısaltmada ve sergiledikleri problem davranışları azaltmada etkili olduğunu; araştırmaya katılan çocukların anne-babalarının ve çocukların devam ettikleri birimde eğitim hizmeti veren personelin araştırmanın amaçlarının önemine, araştırmada kullanılan stratejinin uygunluğuna ve araştırma bulgularının anlamlılığına ilişkin görüşlerinin olumlu olduğunu ortaya koymuştur. Araştırma bulguları alanyazına dayalı olarak tartışılmış, uygulamaya ve ileri araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Otizm, Problem davranışlar, Geçiş, Geçiş stratejileri, Hazırlayıcı video.

EtkinlikEğitim stratejileriGeçişken bellek+7
Emrah Gülboy
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Erken çocuklukta okul çaplı olumlu davranış desteği modelinin etkililiği

Bireyin çocukluk yıllarındaki davranışları ilerleyen yıllardaki davranışlarının ve sosyal gelişiminin temelini oluşturmaktadır. Bu nedenle, çocuklara uygun davranışların kazandırılması, sosyal becerilerinin desteklenmesi ve problem davranışlarının erkenden azaltılması son derece önemlidir. Bu nedenle araştırmacılar, çocukların problem davranışlarına etkili çözümler getirecek kanıt temelli müdahale arayışları içerisindedir. Alanyazında, erken çocuklukta özel eğitime yönelik birçok program bulmaktadır ancak "Olumlu Davranış Desteği (ODD)" yaklaşımının 2000'li yılardan itibaren yaygın olarak uygulanan bir müdahale programı olduğu görülmektedir. ODD, çocuğun bulunduğu çevrede, eğitim sisteminde, eğitimcilerin yaklaşımlarında olumlu yönde değişiklikler yaparak çocuğun yaşam kalitesini yükseltmeyi, çocuğun olumlu davranışlarının ödüllendirilmesi gibi uygulamalar yaparak çocuğun problem davranışlarını azaltmayı ve uygun davranışlarını artırmayı hedeflemektedir. ODD kapsamında yer alan bu uygulamaların bir okulun tamamını kapsayacak şekilde planlanıp uygulanmasına "Okul Çaplı Olumlu Davranış Desteği" uygulamaları denilmektedir. Bu araştırmada, "Erken Çocuklukta Okul Çaplı Olumlu Davranış Desteği (EÇODEM)" müdahalesinin çocukların problem davranışlarını azaltma ve önleme ile uygun davranışlarını ve sosyal beceri düzeylerini artırmaya yönelik etkililiği değerlendirilmiştir. EÇODEM dört ana aşamada ve 14 adımda gerçekleştirilmiştir. Araştırma Eskişehir'de bulunan bir bağımsız anaokulunun yöneticileri, öğretmenleri, yardımcı personelleri, tanılı ve tanısız tüm çocukları ve birincil bakıcıları ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sürecinde nicel ve nitel veriler aynı zamanda toplandığı için karma yöntem araştırma modeli çeşitlerinden "yakınsayan paralel karma yöntem" deseni benimsenmiştir. Araştırmanın nicel ve nitel bulgularına göre, EÇODEM uygulamaları ile tanılı ve tanısız çocukların problem davranışlarında anlamlı düzeyde azalma ve sosyal beceri düzeyinde ise artma tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Davranış problemi, Duygu ve davranış bozukluğu, Olumlu davranış desteği, Okul çaplı olumlu davranış desteği, Erken çocukluk

Erken çocuk eğitimiEğitim programlarıOkul hayatı+5
Meral Melekoğlu
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Anne baba davranışları ile çocuklarda gözlenen problem davranışlar arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırmanın amacı ebeveyn davranışları ile çocuklarda görülen problem davranışlar arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma verileri 2018-2019 eğitim öğretim yılında Şanlıurfa'nın Birecik ilçesinde, ilkokula devam etmekte olan 125 kız ve 125 erkek öğrencinin anne ve babalarından toplanmıştır. Verilerin toplanabilmesi amacıyla; "Kişisel Bilgi Formu", "Alabama Ebeveyn Davranışları Ölçeği" ve "Conners Anababa Derecelendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde ilişkisiz örneklemler için t-testi, tek faktörlü ANOVA, Mann Whitney U testi ve Pearson Basit Doğrusal Korelasyon analizlerinden yararlanılmıştır. Bulgular çocuklardaki davranış sorunlarının cinsiyete, anne babanın eğitim durumuna ve ebeveynlerinin kendi çocukluklarındaki aile ortamlarına göre değiştiğini göstermektedir. Annelerin çocukla ilgilenme ve olumlu ebeveynlik davranışları ile çocukların davranış sorunları arasında negatif korelasyon; zayıf ebeveyn takibi, tutarsız disiplin ve dayakla cezalandırma davranışı ile çocukların davranış sorunları arasında pozitif korelasyon gözlenmiştir. Babaların çocukla ilgilenme davranışı ile çocukların davranış sorunları arasında negatif korelasyon; zayıf ebeveyn takibi, tutarsız disiplin ve dayakla cezalandırma davranışı ile çocukların davranış sorunları arasında pozitif korelasyon; olumlu ebeveynlik davranışı ile çocukların davranış sorunları arasında ise anlamlı bir ilişkinin olmadığı gözlenmiştir. Ayrıca anne ve babaların ebeveynliğe ilişkin davranışları arasındaki farklılıklar incelendiğinde annelerin ebeveynliğe ilişkin istendik davranışlarda daha yüksek puan ortalamalarına sahip oldukları görülürken, çocuklarının davranış problemlerine yönelik algılamaları açısından ise bir farklılık gözlenmemiştir. Anahtar kelimeler: Çocuklar, Davranış Problemleri, Ebeveyn Davranışları.

Ana-baba tutumuEbeveyn davranışıProblem davranış+4
Pınar Güler
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim I. kademe öğretmenlerinin sınıf içi problem davranışlara yönelik müdahalelerinin incelenmesi

ÖZET İLKÖĞRETİM I. KADEME ÖĞRETMENLERİNİN SINIF IÇI PROBLEM DAVRANIŞLARA YÖNELİK MÜDAHALELERİNİN İNCELENMESİ Ahmet ATÇI Yüksek Lisans Tezi, Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı DanışmanYrd. Doç. Dr. Meral ATICI Nisan,2004, 90 sayfa Bu araştırmada; ilköğretim I. kademe 4. ve 5. sınıf öğretmenlerinin sınıflarında karşılaştıkları problem davranışlar ve bu davranışlara karşı müdahalelerinin neler olduğu incelenmiştir. Ayrıca problem davranışların, okulun sosyo-ekonomik düzeyine, sınıf düzeyine, öğretmenin deneyimine ve sınıftaki öğrenci sayısına göre farklılaşıp farklılaşmadığına bakılmıştır. Ayrıca problem davranışlara müdahalelerin öğretmenin cinsiyetine ve deneyimine göre değişip değişmediği, problem davranışı yapan öğrencinin cinsiyetinin ve basan durumunun öğretmenin müdahalesini etkileyip etkilemediği ve öğretmenlerin problem davranışlarla başetmede okul psikolojik danışmanıyla ne tür işbirliği yaptığı da incelenmiştir. Araştırmanın çalışma evrenini, 2003-2004 eğitim öğretim yılında Adana İli Yüreğir ve Seyhan ilçelerindeki ilköğretim okullarında görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Bu çalışmada olasılık temelli olmayan örneklem tekniklerinden amaçlı örneklem tekniği kullanılmıştır. Amaçlı örneklem tekniklerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi yoluyla alt, orta ve üst sosyo-ekonomik düzey 9 okuldan 16 sınıf öğretmeni araştırmaya katılmıştır. Araştırma için gerekli olan veriler nitel araştırma yöntemlerinden gözlem ve görüşme yoluyla toplanmıştır. Gözlem ve görüşmeler araştırmacı tarafından geliştirilen yan yapılandırılmış gözlem ve görüşme formu kullanılarak gerçekleştirilmiştir. 16 öğretmenin sınıfında toplam 48 gözlem yapılmış ve öğretmenlerle de birer kez görüşülmüştür.Verilerin içerik analiziyle çözümlenmesi sonucunda, söz almadan konuşma ve arkadaşıyla konuşma sınıflarda en çok gözlenen problem davranışlar olarak ortaya çıkmıştır. Bunun yanında gürültü yapma, derse ilgisizlik, yerinden kalkıp dolaşma ve sesli parmak kaldırma da sınıflarda sıkça gözlenmiştir. Arkadaşıyla kavga etme, başkasının eşyasına zarar verme ve araç gereç getirmeme davranışları en az gözlenen problem davranışlardır. Okulun sosyo-ekonomik düzeyine, sınıfın düzeyine, öğretmenin deneyimine ve sınıftaki öğrenci sayısına göre problem davranışlarda büyük farklılıklar görülmemekle birlikte bütün sınıflarda söz almadan konuşma ve arkadaşıyla konuşma en çok gözlenen problem davranışlar arasında yer almaktadır. Emir verme, işaret kullanma ve görmezden gelme öğretmenlerin problem davranışlarla baş etmede en çok kullandıkları yöntemlerdir. Bununla birlikte öğretmenler tarafından sıkça kullanılan yöntemler; göz iletişimi kurma, ismini söyleme, azarlama, soru sorma, tehdit etme, fiziksel yakınlık, mizah kullanma ve eleştirmedir. Problem davranışlara müdahaleler, öğretmenin cinsiyetine ve deneyim yılına göre benzerlik göstermekle birlikte bazı faklılıklarda vardır. Anahtar Kelimeler: İstenmeyen Davranış, Müdahale Stratejisi, Sınıf Yönetimi

Problem davranışSınıf içi davranışlarSınıf öğretmenleri+4
Ahmet Atcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

6-18 yaş zihinsel özürlülerde okuldaki problem davranışların kaynaklarını belirleyen bir ölçek (Motivation Assessment Scale-Mas) uyarlama çalışması

ÖZET Bu araştırma, 6-18 yaş zihinsel özürlülerin okulda görülen problem davranışlarının kaynaklarını belirleyecek bir ölçeği (Motivation Assessment Scale-MAS) Türk kültürüne uyarlamak amacıyla yapılmıştır. Araştırma Adana, Ankara, Hatay ve İçel illerinde Milli Eğitim Bakanlığı' na bağlı özel ve resmi 9 özel eğitim kurumuna devam eden 210 öğrenci ile yapılmıştır. Ölçeğin geçerlik ve güvenirliğini test etmek için yapılan analizlerde ölçeğin orjinalindeki gibi dört faktörden oluştuğu görülmüştür ve her faktör bir altölçek olarak adlandırılmıştır. 1. altölçek Kendine Uyarıcı Yaratma, 2. altölçek Zor Görevden Kaçma, 3. altölçek Dikkat Çekme, 4. altölçek İstediğini Elde Etme faktörlerini kapsamaktadır. Yapılan ayırdedici geçerlik çalışmasında her alt ölçeğin ayırdedici olduğu bulunmuştur. Ölçeğin altölçekler dikkate alınarak test-tekrar test devamlılık katsayıları hesaplanarak ölçekten alınan puanların zamana bağlı olarak değişmediği bulunmuştur. Ayrıca değerlendiriciler arası güvenirlik hesaplanarak ölçeğin değişik değerlendiricilerin kullanımına uygun olduğu tespit edilmiştir. Ölçeğin, yapılan analizlerle eğitilebilir / öğretilebilir zihinsel özür düzeyinde 6-12 / 13-18 yaş grubunda, kız ve erkek öğrenciler için geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu saptanmıştır. VI

Davranış biçimleriProblem davranışZihinsel engelli çocuklar+2
Sema Çam
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerin problemli internet kullanımı, evlilik uyumu, eş tükenmişliği ve temel psikolojik ihtiyaçlarının karşılanma düzeylerinin incelenmesi

Evli bireylerin problemli internet kullanımı, evlilik uyumu, eş tükenmişliği ve temel psikolojik ihtiyaçların karşılanma düzeyi arasındaki ilişkinin incelendiği bu araştırmada; bu değişkenler arasındaki ilişki bazı değişkenler açısından da analiz edilmiş temel psikolojik ihtiyaçların karşılanma düzeyi ile eş tükenmişliği arasındaki ilişkide evlilik uyumunun aracı rolü de incelenmiştir. Betimsel bir çalışma olarak ilişkisel tarama modeline göre desenlenen bu çalışmanın örneklemi, Osmaniye'de ikamet eden 348 evli bireyden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak; Problemli İnternet Kullanımı Ölçeği (Ceyhan, Ceyhan ve Gürcan, 2007); Evlilikte Uyum Ölçeği (Locke ve Wallace, 1959; Tutarel-Kışlak, 1999); Eş Tükenmişlik Ölçeği (Pines, 1996; Çapri, 2008) ve Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği (Deci ve Ryan, 2000; Kesici vd., 2003) kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılarak, evli bireylerin sosyo-demografik özelliklerine ilişkin veriler elde edilmiştir. Araştırma sonucunda; problemli internet kullanımı ölçeğinden elde edilen toplam puanların, cinsiyet ve günlük internet kullanım süresi açısından; sosyal fayda/sosyal rahatlık alt boyutu puanlarının, eşin eğitim durumu ve algılanan sosyo-ekonomik düzey (SED) açısından; aşırı kullanım alt boyutu puanlarının da, eşin günlük internet kullanım süresi açısından anlamlı derecede farklıklaştığı; evlilik uyumu ölçeğinin tarz alt boyutu puanlarının, günlük internet kullanım süresi açısından anlamlı derecede farklıklaştığı; eş tükenmişliği ölçeğinden elde edilen toplam puanların, cinsiyet, algılanan SED, kendisinin günlük internet kullanım süresi ve eşin günlük internet kullanım süresi açısından anlamlı derecede farklıklaştığı; temel psikolojik ihtiyaçların karşılanma düzeyine ölçeğinin ilişki ihtiyacı alt boyutu puanlarının eğitim durumu açısından; Yeterlik alt boyutu puanlarının algılanan SED açısından anlamlı derecede farklılaştığı görülmüştür. Ancak araştırmada kullanılan ölçekler ve ölçeklere ait alt boyutlara ait puanların, yaş, evlilik süresi, çocuk sayısı, interneti kullanma süresi, günlük internet kullanımı saatleri değişkenleri açısından farklılaşmadığı görülmüştür. Ayrıca, problemli internet kullanımı ile eş tükenmişliği; evlilik uyumu ile temel psikolojik ihtiyaçların karşılanma düzeyi arasında pozitif yönde; evlilik uyumu ile eş tükenmişliği, eş tükenmişliği ile temel psikolojik ihtiyaçların karşılanma düzeyi arasında negatif yönde anlamlı ilişkilere rastlanmış; evlilik uyumu, temel psikolojik ihtiyaçların karşılanma düzeyi ve problemli internet kullanımının; eş tükenmişliğinin toplam varyansının %42,8'ini açıkladığı ve evlilik uyumunun, temel psikolojik ihtiyaçların karşılanma düzeyi ile eş tükenmişliği arasındaki ilişkide kısmî aracılık rolü olduğu görülmüştür. Araştırmanın sonuçları, ilgili literatür eşliğinde tartışılmış ve yorumlanmıştır. Bunun yanı sıra elde edilen sonuçlar doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur.

Evli çiftlerEvlilik uyumuProblem davranış+6
Gülşah Candemir Karaburç
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim sınıflarındaki otizm spektrum bozukluğu olan öğrencilerde istenmeyen davranışların incelenmesi

Bu araştırma, özel eğitim sınıflarında eğitim gören otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan öğrencilerin, sergiledikleri istenmeyen davranışları derinlemesine incelemek amacıyla bütüncül tek durum desenine göre planlanan bir durum (örnek olay) çalışmasıdır. Araştırmanın çalışma grubu, 2016-2017 Eğitim-Öğretim yılında İzmir ili Konak ilçesine bağlı bir devlet ortaokulunun özel eğitim sınıfında öğrenim gören otizm spektrum bozukluğu tanısı olan 8 öğrenci ile bu öğrencilerin velileri (8 veli) ve özel eğitim öğretmenlerinden (3öğretmen) oluşturmuştur. Bu çalışmada otizm spektrum bozukluğu yaşayan öğrencilerin sınıf içerisindeki istenmeyen davranışlarının incelenmesinde gözlemler yapılmış, bu çocukların gösterdiği davranışların nedenleri ve sonuçları irdelenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın verileri; yarı-yapılandırılmış görüşme formları ve öğrenci gözlemleri yapılarak toplanmıştır. Çalışmada gözlem ve görüşmelerden elde edilen verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Bunun için öncelikle elde edilen tüm veriler bilgisayar ortamına aktarılmış ve ham veri metinleri elde edilmiştir. Ardından bu metinler üzerinde kodlama çalışması yapılmıştır. Araştırmada ulaşılan bulgulara göre; OSB olan öğrencilerin sergiledikleri istenmeyen davranışlar, isteklerinde ısrarcı olma, öğretmeni umursamama, dersten kaçma, sürekli bahaneler uydurma, öğretimin akışını engelleme, öğretmeni taklit etme ve saldırgan davranışlar sergileme olarak belirlenmiştir. Öğretmenler ile yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen verilere göre OSB'li öğrencilerin sergiledikleri istenmeyen davranışlar şu şekilde sıralanmıştır; öğretmenin verdiği komutları yerine getirmeme, sırasında oturmama, öğretmeni dinlememe, okuldan kaçma, ödevlerini yapmama, öfke nöbetleri geçirme, ağlama, arkadaşlarına ve öğretmenine şiddet içeren sözler söyleme, şiddet uygulama, arkadaşları ile alay etme ve yalan söyleme davranışlarıdır. Velilerle yapılan görüşmeler sonucunda OSB'li öğrencilerin göstermiş oldukları istenmeyen davranışlar; anne babayı duymazdan gelme, umursamama, sorumluluklarını yerine getirmeme, ağlama, arkadaşlarına, kardeşlerine ve aileye şiddet içeren sözler söyleme, fiziksel şiddet uygulama, ödevlerini yapmama, isteklerinde ısrarcı olma, yalan söyleme ve arkadaşları ile dalga geçme şeklinde sıralanmıştır. OSB'li öğrencilerin istenmeyen davranışlarını artıran faktörlere yönelik olarak öğretmen ve velilerle yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen bulgulara göre; öğrencinin özel eğitim uygulamalarından yeteri kadar faydalanamadığı, öğrenciyle alay edilmesi, ergenlik dönemi, aile ortamındaki baskı, okul ortamının fiziksel yetersizliği (spor, müzik vb etkinlikler için uygun ortamların olmaması) ve ailelerin çocuklarıyla yeteri kadar ilgilenmemeleri, otorite boşluğu, parçalanmış aile yapısı ve anksiyete, isteklerinin yerine getirilmemesi, öğrenciye kötü davranılması ve olumsuz eleştirilmesi nedeniyle öğrencinin yanlış yapmaktan korkması şeklinde sıralanmıştır. Sonuç olarak öğretmen ve velilerin OSB'li öğrencilerin istenmeyen davranışlarına yönelik olarak kullandıkları stratejiler; öğretmen, aile, okul idaresi, yakın çevredeki kişilerle (yardımcı personel, diğer sınıf öğretmenleri, okul kantini çalışanları, vb.) işbirliği içinde olmak, aile bireylerinden yardım almak, ortam ve materyal değiştirmek, sınıf ve öğrenme ortamında problem davranışa sebep olan değişkenleri kaldırmak, davranışı analiz ederek altında yatan sebebe yönelik yöntem geliştirmek, çocuğa kurallar koymak, davranışı görmezden gelmek, tepki vermeden davranışın sönmesini beklemek, uzmanlardan(psikiyatrist, psikolog vb) yardım almak ve öğrenciyi spor-müzik vb faaliyetlere yönlendirmek şeklinde sıralanmıştır. Anahtar kelimeler: Otizm spektrum bozukluğu, istenmeyen (problem) davranışlar, özel eğitim sınıfı

Otistik çocuklarOtizm spektrum bozukluğuProblem davranış+3
Hülya Tırpan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Ergenlerde problemli internet kullanımını önlemeye yönelik bilişsel-davranışçı temelli psikoeğitim çalışmasının etkisi

Bu araştırmada ergenlerde (ergen eğitimi) problemli internet kullanımını önlemeye yönelik bilişsel davranışçı temelli psikoeğitim çalışmasının etkililiğini ve bu öğrencilerin ailelerinin (aile eğitimi) internet bağımlılığı ve güvenli internet kullanımı konusunda eğitim alıp almamasının problemli internet kullanımı üzerinde fark yaratıp yaratmadığını değerlendirmek amaçlanmıştır. Aynı zamanda hem aileye hem de ergene verilen eğitimin (aile-ergen eğitimi) öğrencilerin problemli internet kullanımına ortak etkisi değerlendirilmiştir. Araştırmanın katılımcıları Hatay ili İskenderun ilçesine bağlı bir lisede 2017-2018 öğretim yılında öğrenimlerine devam eden dokuzuncu ve onuncu sınıf öğrencileri arasından seçilmiştir. Bu öğrencilerden Genelleştirilmiş Problemli İnternet Kullanım Ölçeği 2 (Caplan, 2010)'den yüksek puan alan ve araştırmaya katılmaya gönüllü 28 öğrenci çalışmaya alınmıştır. Öğrenciler belirlendikten sonra bu öğrencileri içerisinden aile eğitimi grubuna katılmaya gönüllü 14 anne/baba ile internet bağımlılığı ve güvenli internet kullanımı konusunda bilgilendirici eğitim çalışmaları yapılmıştır. Ergenlerle (14 öğrenci) internet bağımlılığını önlemeye yönelik bir psikoeğitim çalışması ve ailelerle (14 anne/baba) ise internet bağımlılığını önleme ve güvenli internet kullanımı konusunda bir bilgilendirme programı yürütülmüştür. Sadece ergenin eğitim alıp ailesinin eğitim almadığı grup olan "ergen eğitimi grubu" nda 6, sadece ailenin eğitim alıp ergenin eğitim almadığı grup olan "aile eğitimi grubu" nda 6, hem ailesi hem de ergenin kendisinin eğitim aldığı grup olan "aile-ergen eğitimi grubu" nda 8 öğrenci yer almıştır. Ergenin de ailesinin de eğitim almadığı grup olan "kontrol grubu" nda ise 8 öğrenciden oluşmuştur. Araştırma yarı deneysel desende olup, deneysel desenin türlerinden biri olan "öntest-sontest kontrol gruplu deneysel model" kullanılmıştır. Ayrıca araştırmada nicel araştırma yöntemiyle elde edilen sayısal verilerle birlikte oturumlarda uygulanan dokümanlar ve ailelerle yapılan görüşmelerden elde edilen nitel veriler kullanılarak yöntem üçgenlemesi yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Genelleştirilmiş Problemli İnternet Kullanım Ölçeği 2 (GPİKÖ 2), Kişisel Bilgi Formu, Öğrenci Görüşme Formu, Anne/Baba İçin Nitel Görüşme Formu, Oturum Sonu Süreç Değerlendirme Formu, Gruba İlişkin Ölçümler Gözlem Formu ve Grup Sürecinin Genel Değerlendirilmesi Formu kullanılmıştır. Araştırmada ergen eğitimi grubu öğrencilerine 10 oturumluk bir psikoeğitim çalışması yapılırken kontrol grubuna müdahale edilmemiştir. Oturumlar başladıktan iki hafta sonra aile eğitimlerine de başlanmış ve iki hafta arayla üç oturumluk bilgilendirme eğitimleri verilmiştir. Ailelere ve öğrencilere verilen eğitim bittikten sonra öğrencilere GPİKÖ 2 tekrar uygulanmış ve bir ay sonra izleme çalışması yapılmıştır. Araştırmada aile-ergen eğitimi, ergen eğitimi, aile eğitimi ve kontrol gruplarından GPİKÖ 2 ile toplanan öntest ve sontest verileri Mann Whitney-U ve Kruskal Wallis-H testi kullanılarak çözümlenmiştir. Aile-ergen eğitimi, ergen eğitimi ve aile eğitimi gruplarından GPİKÖ 2 ile toplanan verilerin kalıcılığını belirlemek için ise Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Araştırmada Anne/Baba İçin Nitel Görüşme Formu, Oturum Sonu Süreç Değerlendirme Formu, Gruba İlişkin Ölçümler Gözlem Formu ve Grup Sürecinin Genel Değerlendirilmesi Formu ile toplanan nitel veriler için ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular incelendiğinde aile-ergen eğitimi grubu ile kontrol grubu öğrencilerinin "GPİKÖ 2" toplam puanı ile "online sosyal etkileşim tercihi" ve "duygu düzenleme" alt ölçeklerinden aldıkları puanların aile-ergen eğitimi grubu lehine farklılaştığı ve bu durumun izleme testinde de devam ettiği bulunmuştur. Ergen eğitimi grubu ile kontrol grubu öğrencilerinin "GPİKÖ 2" toplam puanı ile "olumsuz sonuçlar" alt ölçeğinden aldıkları puanların ergen eğitimi grubu lehine farklılaştığı ve bu durumun izleme testinde de devam ettiği görülmüştür. Aile eğitimi grubu ile kontrol grubu öğrencilerinin "olumsuz sonuçlar" alt ölçeğinden aldıkları puanların aile eğitimi grubu lehine farklılaştığı ve bu durumun izleme testinde de devam ettiği belirlenmiştir. İnternet bağımlılığını önleme psikoeğitim çalışmasına katılan katılımcıların oturumlardaki yaşantılarına ilişkin görüşleri incelendiğinde her oturumun amacına ulaştığı, öğrencilerin internet kullanımlarını azaltma ve interneti daha bilinçli kullanma konularında çalışmayı faydalı buldukları görülmüştür. Aile eğitimi almaya gönüllü olan ailelerle yapılan odak grup görüşmesi sonucunda interneti problemli kullanan ergenlerin ailelerine yönelik verilen eğitimin etkili olduğu, ailelerin aldıkları eğitimden memnun kaldıkları ve çocuklarıyla daha etkili iletişim kurdukları görülmüştür. Eğitim sonrası aile-çocuk arasındaki iletişim güçlenince de çocukların internet kullanımlarında azalma olduğu gözlenmiştir. Araştırmadan elde edilen bu sonuçlar doğrultusunda internet bağımlılığını önleme konusunda aileye ve öğrenciye birlikte eğitim vermenin problemli internet kullanımını azaltmada daha etkili olduğu söylenebilir.

Bilişsel davranış terapileriBilişsel davranışlarBilişsel değerlendirme sistemi+7
Özge Canoğulları Ayazseven
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin akademik başarı, siber aylaklık, problemli ı̇nternet tüketimi ve ı̇nternet katılım profillerinin ı̇ncelenmesi

Bu çalışma, ortaöğretim öğrencilerinin akademik başarıları, siber aylaklık, problemli internet kullanımı ve internet katılım profillerini incelemeyi amaçlayan bir araştırmadır. Mevcut literatürde, seçilen değişkenlerle ilgili olarak lise öğrencilerinden oluşan çalışma grupları için yapılan çalışmalar kısıtlıdır. Bu durum, lise öğrencilerinin akademik başarıları, siber aylaklık, problemli internet kullanımı ve internet katılım profillerinin anlaşılmasını ve bu bağlamda destekleyici politikaların oluşturulmasını engellemektedir. Araştırmada, öğrencilerin akademik başarıları, siber aylaklık, problemli internet kullanımı ve internet katılım profilleri, cinsiyet, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, ders çalışma süresi ve akıllı telefon kontrol sıklığı gibi bağımsız değişkenler temel alınarak karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Ayrıca, araştırmanın bağımlı değişkenleri arasındaki ilişkiler de değerlendirilmiştir. İlişkisel tarama modeline dayalı olarak yürütülen bu nicel araştırma, Kırşehir ilindeki özel ve devlet ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören lise öğrencilerini kapsamaktadır. Maksimum çeşitlilik örneklemesi ve gönüllü katılım esasıyla, 598 lise öğrencisi çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışma grubu, çoğunlukla (%54,7) Anadolu Liselerinden oluşurken, sınıf düzeyi dağılımında en yüksek oran (%42) 11. sınıf öğrencilerine ve en düşük oran (%11) 12. sınıf öğrencilerine aittir. Cinsiyet dağılımında ise erkek öğrenciler (%58) biraz daha fazladır. Veri toplama sürecinde, öğrencilere sınıf ortamında kağıt-kalem formunda bir veri toplama aracı sunulmuştur. Problemli İnternet Kullanımı ve İnternet Katılım Profili değişkenleri için ölçümler, Şimşek ve Akbulut (2022) tarafından geliştirilen Likert tipi ölçeklerle gerçekleştirilmiştir. Siber aylaklık düzeylerini belirlemek amacıyla araştırma kapsamında bir Likert tipi ölçek geliştirilmiştir. Geçerlik ve güvenirlik bulguları, veri toplama araçları bölümünde raporlanmıştır. Araştırma sorularına ilişkin bulguların elde edilmesi için SPSS (v.26) ve Lisrel (v.8.80) yazılımları kullanılmıştır. Ölçümlerin geçerliğine ilişkin kanıt elde etmek amacıyla açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi teknikleri uygulanmıştır. Güvenirlik için Cronbach Alfa iç tutarlılık katsayıları raporlanmıştır. Bağımsız değişkenlere göre bağımlı değişkenler arasındaki farkların incelendiği durumlarda gerekli varsayımlar karşılandığından t-testi ve tek yönlü ANOVA analizleri raporlanmıştır. Çalışma sonuçları, lise öğrencilerinin cinsiyet, anne eğitim düzeyleri, baba eğitim düzeyleri, ders çalışma süresi ve akıllı telefon kontrol sıklıklarına göre akademik başarı, siber aylaklık, problemli internet kullanımı ve internet katılım profillerindeki farklılıkları ortaya koymuştur. Bulgular, erkek öğrencilerin kız öğrencilere göre daha yüksek düzeyde problemli internet kullanımı, pasif tüketim ve siber aylaklık davranışlarına sahip olduğunu göstererek, cinsiyete özgü internet kullanım davranışlarının var olabileceğini ortaya koymuştur. Ayrıca, öğrencilerin ders çalışma süresi ve akıllı telefon kontrol sıklığı, siber aylaklık ve problemli internet kullanımı ile negatif ilişkili bulunmuştur. Sonuçlar, internet kullanım davranışlarını düzenleyebilen öğrenciler ile okul dışında 2 saatten fazla süre ders çalışan öğrencilerin, akademik başarılarının yüksek olduğunu göstermiştir. Araştırma sonuçları, lise öğrencilerinin internet kullanımı ve akademik başarıları arasındaki ilişkileri anlamak için önemli sonuçlara ulaşılmasını sağlamıştır. Elde edilen sonuçlar temelinde politika yapıcılara, okul yöneticilerine, öğretmenlere, velilere ve diğer paydaşlara yönelik öneriler geliştirilmiştir. Öğrencilerin bilinçli ve sorumlu internet kullanımını desteklemek için politikalar ve eğitimler geliştirilmeli; ebeveynler, çocuklarının internet kullanımını denetleyerek onların akademik başarılarını desteklemelidir. Okul yöneticileri ve öğretmenler, problemli internet kullanımını ve siber aylaklığı azaltacak etkinlikler ve rehberlik hizmetleri sunmalıdır. Eğitim paydaşlarının işbirliği ile öğrencilere sağlıklı dijital alışkanlıklar kazandırılmalı ve akademik başarılarının artırılması hedeflenmelidir.

Akademik başarıAkıllı telefonlarKullanıcı profili+6
Mahmut Sami Sarıyıldız
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sorun davranış gösteren öğrencilerin öğretmenlerine yönelik bilişsel kurguları: Bir repertuar ağı çalışması

Bu araştırma sorun davranış gösteren öğrencilerin öğretmenlerine yönelik bilişsel yapılarını belirlemeyi ve öğretmenlerini ideal olarak nasıl gördüklerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmanın katılımcıları özel bir okulda görev yapan öğretmenler ile yaş ortalaması 10 olan ve dördüncü sınıfa devam öğrencilerdir. Katılımcı öğrencilerin belirlenme sürecinde, öğretmenlere "İstenmeyen Davranış Tarama" listesi doldurtulmuş ve böylece öğretmen görüşlerine dayalı sorun davranış gösteren 30 öğrenci belirlenmiştir. Araştırma sürecinin devamında dördüncü sınıf derslerine giren 26 öğretmene Çocuk Sevme Ölçeği ve Öğretmen Yeterlik Ölçeği uygulanarak, ham puanları listelenmiştir. Araştırmanın son aşamasında ise sorun davranış gösteren öğrencilerin, öğretmenlerine yönelik bilişsel kurgularını açığa çıkartmak adına Repertuar Ağı yöntemi uygulanmıştır. Verilerin analizinde, bilgisayar tabanlı analiz programı olan İdiogrid veri analizi programı kullanılmıştır. Araştırmanın modeli, idiyografik (iç geçerliği öncelleyen), tarzda bir nicel vaka analizidir. Araştırma, öğretmenlerin ideal öğretmene olan öklit uzaklık katsayısı, ideal-ideal olmayan öğretmenler için kullanılan kişisel yapılar ile ideal/ideal olmayan öğretmenlerin her iki ölçekten aldıkları puanları ortaya çıkarmayı hedeflemiştir. Araştırma sonucu, sorun davranış gösteren öğrenciler genel olarak öğretmenlerini ideal görmekle birlikte, araştırmaya katılan sadece 4 öğrencinin öğretmenini ideal öğretmen elementi ile bire bir eşleştirdiğini göstermiştir. Genel olarak ideal öğretmene yönelik kullanılan yapıların daha çok sevgi temalı olduğu, öğretmenin duyuşsal bileşen boyutuna dikkat çekildiği tespit edilmiştir. İdeal olarak görülen öğretmenlerin ölçek sonuçlarına bakıldığında Çocuk Sevme Ölçek sonuçlarının yüksek olduğu, ancak Öğretmen Yeterlik Ölçek sonucunun değişkenlik gösterdiği tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan 6 öğrenci öğretmenlerini ideal olmayan öğretmen olarak görmektedir. Paralel olarak bu öğrenciler için kullanılan yapıların olumsuz kişilik özellikleri ile temsil edildiği görülmüştür. İdeal olmayan öğretmenlerin ölçek sonuçlarına bakıldığında Çocuk Sevme Ölçek sonuçlarının düşük olduğu, ancak Öğretmen Yeterlik Ölçek sonucunun aynı şekilde değişkenlik gösterdiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak Sorun Davranış Gösteren öğrencilerin, kendileri ile olumlu iletişim kuran, kendilerini seven öğretmenleri ideal olarak gördükleri, ideal öğretmenlerin Çocuk Sevme Ölçek sonuçlarının yüksek olduğu, ideal olmayan öğretmenlerin ise Çocuk Sevme Ölçek sonuçlarının düşük olduğu söylenebilir. Sonuçta öğrencilerin önceliğinin alan yeterliliği yada mesleki uzmanlıktan öte sevgi ihtiyacı olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Repertuar ağı tekniği, sorun davranış, ideal öğretmen, Çocuk Sevme Ölçeği, Mesleki Yeterlik Ölçeği.

Mesleki yeterlilikProblem davranışRepertuvar Grid Yöntemi+7
Semiha Bağış
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Problemli akıllı telefon kullanımı ve kendini sabotaj ilişkisinde öz düzenlemenin aracı rolünün incelenmesi

Bu araştırmada öz düzenlemenin problemli akıllı telefon kullanımı ve kendini sabotaj arasındaki ilişkide aracı rolünün olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırma 2017-2018 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Hasan Kalyoncu Üniversitesi'nde öğrenim görmekte olan 379 lisans öğrencisine Öz Düzenleme, Akıllı Telefon Bağımlılığı ve Kendini Sabotaj ölçeklerinin uygulanması ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre öz düzenlemenin problemli akıllı telefon kullanımı ve kendini sabotaj arasındaki ilişkide aracılık rolü bulunmaktadır. Öz düzenleme ile kendini sabotaj ve problemli akıllı telefon kullanımı arasında negatif, kendini sabotaj ile problemli akıllı telefon kullanımı arasında ise pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunmaktadır. Araştırmada ayrıca akıllı telefon bağımlılığı ölçeği alt boyutlarından alınan puanların cinsiyete ve akıllı telefonun birincil kullanım amacına göre anlamlı ölçüde farklılaştığı; bunun yanı sıra cinsiyete göre akıllı telefonların birincil kullanım amaçlarının da farklılaştığı bulunmuştur. Sosyal medyanın, akıllı telefonların birincil kullanım amaçları arasında problemli akıllı telefon kullanımı ile en çok ilişkili bulunan kullanım amacı olduğu görülmektedir. Araştırmada akıllı telefonlarda hangi uygulamaların en sık kullanıldığına dair bilgiler de elde edilmiştir. Anahtar kelimeler: Problemli akıllı telefon kullanımı, öz düzenleme, kendini sabotaj, bağımlılık, akıllı telefon uygulaması

Akıllı telefonlarKendini sabotajProblem davranış+3
Mahmut Yay
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerindeki problemli internet kullanımı, algılanan anne baba tutumları ve kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin problemli internet kullanım düzeyleri, algılanan anne baba tutumları ve kişilik özellikleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini 2019-2020 eğitim öğretim yılında, Hasan Kalyoncu Üniversite'sinde okuyan 258' i kadın, 161' i erkek, toplam 419 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, Problemli İnternet Kullanım Ölçeği, Anne-Baba Tutum Ölçeği ve Beş Faktör Kişilik Envanteri Kısa Formu (Big Five Personality Inventory-Short Form) ve Genel Bilgi Formu uygulanarak toplanmıştır. Elde edilen veriler, bağımsız örneklem t- Testi ve Tek Yönlü Varyans analizi (ANOVA) testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Algılanan Anne Baba Tutumları, Beş Faktör Kişilik Özellikleri ve Problemli İnternet Kullanımı arasındaki ilişki Pearson Korelasyon analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Anne Baba Tutum Ölçeği puanları ile Beş Faktör Kişilik Ölçeği puanlarının Problemli İnternet Kullanım Ölçeği puanlarını yordama düzeyini belirlemek için Çoklu Regresyon yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Anne baba tutumlarının kişilik özelliklerini ne düzeyde yordadığını incelemek amacıyla regresyon analizi yapılmıştır. Regresyon analizi sonuçları değerlendirildiğinde; problemli internet kullanımını, kişilik özelliklerinden özdisiplin/sorumluluk ve duygusal dengesizlik alt boyutlarının yordadığı, anne baba tutumlarından ise; koruyucu-istekçi ve otoriter anne-baba tutumu alt boyutlarının yordadığı bulunmuştur. Anne baba tutumu alt boyutlarının kişilik özellikleri alt boyutlarını yordayıp yordamadığına bakıldığında sonuçların şu şekilde olduğu görülmüştür; özdisiplin/sorumluluk, deneyime açıklık ve uyumluluk alt boyutlarını, demokratik tutumun yordadığı, koruyucu-istekçi ve otoriter anne baba tutumlarının yordamadığı görülmüştür. Duygusal dengesizlik alt boyutunu, demokratik ve koruyucu-istekçi anne baba tutumlarının yordadığı ancak otoriter anne baba tutumunun yordamadığı görülmüştür. Dışadönüklük alt boyutunu ise, anne baba tutumlarının yordamadığı bulunmuştur. Elde edilen bu veriler, ilgili literatürde yer alan çalışmalar doğrultusunda tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Anne baba tutumları, Problemli internet kullanımı, Kişilik özellikleri

Ana-baba tutumuKişilik özellikleriProblem davranış+5
Beyza Kapudere
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Çocukların duygu düzenleme becerileri ve problem davranışları ile öğretmen ve ebeveynlerinin duygu düzenleme ve öğretmenlerin sınıf yönetimi becerilerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; okul öncesi dönem çocuklarının duygu düzenleme becerileri ve problem davranışları ile öğretmen ve ebeveynlerin duygu düzenleme becerileri ve öğretmenlerin sınıf yönetimi becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelindedir. Bu araştırmanın evrenini Siirt il merkezinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmi veya özel okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan bütün okul öncesi öğretmenleri, okul öncesi eğitim kurumuna devam eden çocuklar ve bu çocukların ebeveynleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Millî Eğitim Bakanlığına bağlı Siirt İl merkezindeki resmi veya özel okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan 142 okul öncesi öğretmeni ile her öğretmenin sınıfından basit rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 687 çocuk ve 618 ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırmada nicel veri toplama aracı olarak öğretmenler ve çocuklar için ayrı hazırlanmış kişisel bilgi formu ile çocukların duygu düzenleme becerilerinin değerlendirilmesi amacıyla Çocuk Duygu Düzenleme Ölçeği, yetişkinler için bilişsel duygu düzenleme becerilerini ölçmek amacıyla Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği, okul öncesi dönem çocuklarının problem davranışlarının belirlenmesi amacıyla Problem Davranış Ölçeği ve öğretmenlerin sınıf yönetimi becerilerine ilişkin algılarını saptamak için ise Sınıf Yönetimi Beceri Düzeyi Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre okul öncesi öğretmenlerinin cinsiyet, yaş, hizmet süresi, eğitim düzeyi, mezuniyet alanı, sınıf mevcudu, çalışma statüsü ve okul türü değişkenlerine göre bilişsel duygu düzenleme ve sınıf yönetimi becerilerinde anlamlı bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Fakat öğretmenlerin duygu düzenleme becerileri ile sınıf yönetimi becerilerinin pozitif yönlü ilişkiye sahip olduğu ve bilişsel duygu düzenleme becerilerinin sınıf yönetimi becerilerini yordadığı belirlenmiştir. Ebeveynlerin bilişsel duygu düzenleme becerilerinin cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, sosyo-ekonomik düzey ve çocuk sayısı ile ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır. Çocukların duygu düzenleme becerileri ile problem davranış düzeyinin cinsiyet, ebeveynin eğitim düzeyi, ebeveynin yaşı, ailedeki çocuk sayısı ile ilişkili olduğu görülmüştür. Ayrıca ebeveynlerin bilişsel duygu düzenleme becerileri ile çocukların problem davranışları arasında ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Çocukların duygu düzenleme becerileri ile problem davranışları arasında ilişki tespit edilmiş ve duygu düzenleme becerilerinin problem davranışları yordadığı bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar çerçevesinde önerilere yer verilmiştir.

Duygu düzenlemeEbeveynlerOkul öncesi eğitim+5
İdris Kara
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklarda mizaç ile sosyal yetkinlik ve sorun davranış arasındaki ilişkide ebeveynin duygu sosyalleştirme uygulamalarının aracı rolü

Bu çalışmanın amacı, 3-6 yaş arası çocukların mizaç özellikleri ile sosyal yetkinlikleri ve sorun davranışları arasındaki ilişkide ebeveyn duygu sosyalleştirme uygulamalarının aracı rolünün incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubu 122'si kız, 91'i erkek toplam 213 çocuktan oluşmaktadır. Çocukların annelerine Kişisel Bilgi Formu, Çocuklar için Kısa Mizaç Ölçeği (ÇKMÖ), Çocuğun Olumsuz Duygularıyla Başa Çıkma Ölçeği (ÇODBÇÖ), ve Sosyal Yetkinlik ve Davranış Değerlendirme Ölçeği-30 (SYDD-30) uygulanmıştır. Araştırmada kullanılan değişkenlerin birbiri ile ilişkisini görebilmek için Pearson Korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Ebeveyn duygu sosyalleştirme uygulamalarının aracı rolü Hayes tarafından geliştirilen SPSS makrosunun 3.4.1 versiyonu ile incelenmiştir. Araştırmada kullanılan ölçeklerin; cinsiyet değişkeni için incelenmesinde Mann Whitney U testi; annenin yaşı, babanın yaşı, çocuğun yaşı, annenin eğitim düzeyi, babanın eğitim düzeyi, çocuğun doğum sürecinin zorluk derecesi ve ailenin aylık toplam gelir düzeyine göre incelemesinde Kruskall Wallis testi uygulanmıştır. Analizler sonucunda, çocukların bazı mizaç özellikleri ile sosyal yetkinlikleri ve sorun davranışları arasında bazı ebeveyn duygu sosyalleştirme uygulamalarının aracı rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mizaç, duygu sosyalleştirme, sosyal yetkinlik, sorun davranış

Duygu sosyalizasyonuEbeveynlerMizaç+5
Nurşin Çetiner
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerinde çalışan personelin problemli internet kullanımı düzeylerinin problem çözme becerisi üzerine etkisi (Manisa örneği)

Bu çalışma temel amacı, Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerinde çalışan personelin problem çözme becerisi ile problemli internet kullanım durumlarının araştırılmasıdır. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden "betimsel ve ilişkisel tarama modeli" kullanılmıştır. Araştırma, Manisa'da Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerinde çalışan, 157 personelin (53 kadın, 104 erkek) katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından hazırlanan "demografik bilgi formu" ile birlikte, "İnternet Bilişsel Durum Ölçeği" ve "Problem Çözme Envanteri" kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan ölçeklerin güvenirliği Cronbach's Alpha ile ölçülmüştür. Skewness ve Kurtosis değerlerine göre normallik dağılımı yapılmıştır. Bağımsız iki grubun karşılaştırıldığı durumlarda nonparametrik testlerden Mann Whitney–U Testi, bağımsız ikiden çok grubun karşılaştırıldığı durumlarda ise Kruskal Wallis–H Testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre; Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerinde çalışan personelin internet kullanımının problemli olduğuna ulaşılmıştır. Problem çözme becerileri konusunda kendilerini tam olarak yeterli görmedikleri belirlenmiştir. Problemli internet kullanımı ile problem çözme becerisi arasında pozitif yönlü ilişki olduğu katılımcıların problemli internet kullanımı düzeyi arttıkça problem çözme becerisinde kendilerini yetersiz gördükleri belirlenmiştir. Problem çözme becerisinin katılımcıların problemli internet kullanımına etki ettiği saptanmıştır. Yapılan veri analiz sonuçlarına göre problem çözme becerisinin alt boyutu olan kaçıngan yaklaşım ile cinsiyet değişkeni arasındaki istatistiksel olarak anlamlı fark vardır. Problemli internet kullanımı ve alt boyutu olan azaltılmış dürtü kontrolü ile yaş değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık vardır. Problemli internet kullanımının alt boyutlarından olan azaltılmış dürtü kontrolü ile eğitim durumu değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık vardır. Problem çözme becerisi ve alt boyutları olan düşünen-değerlendirici-planlı yaklaşım, kendine güvenli yaklaşım ve kaçıngan yaklaşım ile gelir değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı fark vardır. Ayrıca problemli internet kullanımı ve alt boyutları ile problem çözme becerisi ve alt boyutları arasındaki ilişki incelendiğinde aralarında pozitif yönlü orta düzeyde ilişki vardır. Problemli internet kullanımı alt boyutlarından yalnızlık-depresyon-dikkat dağıtma problem çözme becerisine etki ettiği tespit edilmiştir.

Gençlik merkezleriGençlik ve Spor Genel MüdürlüğüProblem davranış+4
Şahan Balaban
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Öz belirleme kuramına dayalı grupla psikolojik danışma programının ergenlerin problemli internet kullanımı düzeyine etkisi

Bu çalışmanın amacı, öz-belirleme kuramına dayalı grupla psikolojik danışma programının öğrencilerin problemli İnternet kullanımı düzeyleri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma grubu 9., 10., ve 11. Sınıftan 11 deney ve 11 kontrol olmak üzere 22 öğrenciden oluşmaktadır. Çalışmada ön test – son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Çalışma da kullanılan veri toplama araçları "Problemli İnternet Kullanımı-Ergen", "İhtiyaç Doyumu Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" dur. Deney grubuna 8 haftalık grupla psikolojik danışma programı uygulanırken, kontrol grubuna bu süreçte hiçbir işlem uygulanmamıştır. Çalışmanın veri analizinde "ANCOVA Testi" ve "Bağımsız Örneklemler için T-Testi" kullanılmıştır. Bu araştırma sonucunda, deney grubundaki öğrencilerin almış oldukları problemli İnternet kullanımı puan ortalamalarının, kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde düşük olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte deney grubunun, problemli İnternet kullanımı düzeyinin ön test ve son test puanları incelendiğinde deneysel işlem sonrası problemli İnternet kullanımı puanlarının düştüğü görülmektedir. Ayrıca öz belirleme kuramına dayalı grupla psikolojik danışma programı uygulandıktan sonra öğrencilerin ihtiyaç doyumu düzeyinin yükseldiği görülmüştür. Araştırma sonucunda kontrol grubunun ise, deneysel işlem öncesi problemli İnternet kullanımı puan ortalamalarının deneysel işlem sonrasında manidar bir düşüş göstermediği tespit edilmiştir. Bu bulgulara göre, uygulanan öz-belirleme kuramına dayalı grupla psikolojik danışma programının öğrencilerin problemli İnternet kullanımı düzeyleri ve psikolojik ihtiyaç doyumu üzerinde etkili olduğu saptanmıştır.

ErgenlerGrupla psikolojik danışmaLise öğrencileri+5
Aysel Kadı Dönder
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Ebeveyn merkezli psikolojik danışmanın çocukların problem davranışları, ebeveyn stresi ve çocuk-ebeveyn ilişkisine etkisi

Bu araştırmanın amacı, tez kapsamında geliştirilen "Ebeveyn Merkezli Psikolojik Danışma" yaklaşımının çocukların problem davranışları, ebeveyn stresi ve çocuk-ebeveyn ilişkisi üzerindeki etkisini incelemektir. Bu amaçla araştırmada 'tek grup ön test-son test deneysel desen' modeli kullanılmış, deneysel müdahale kapsamında çocukları problem davranışa sahip 5 ebeveyn ile 74 saat psikolojik danışma oturumu gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında gerçekleştirilen psikolojik danışmaların tamamında araştırmacı tarafından geliştirilen psikolojik danışma yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırmaya katılan ebeveynlerin algıladıkları stres seviyesini belirlemek amacıyla Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ), çocukların sahip olduğu problem davranış düzeyini ölçmek amacıyla da Güçler ve Güçlükler Anketi (GGA) kullanılmıştır. Çocukların sahip olduğu davranışların sıklığı ile davranışlara ayrılan sürenin ölçümünde ise Davranış Kayıt Çizelgesi (DKÇ) kullanılmıştır. Çocuk-ebeveyn ilişkisindeki kabul düzeyi ise Ebeveyn Kabul-Ret Ölçeği (EKRÖ) aracılığı ile ölçülmüştür. Ölçümlerin tamamı ebeveyn tarafından doldurulan formlar aracılığı ile elde edilmiştir. Araştırma sonuçları, geliştirilen ebeveyn merkezli psikolojik danışma yaklaşımının çocukların problem davranışlarının azalmasında, ebeveyn-çocuk ilişkisindeki kabul düzeyinin artmasında ve ebeveynin algıladığı stres seviyesinin azalmasında etkili olduğunu göstermiştir. Buna ek olarak danışma sonrasında çocukların ebeveyni ile geçirdiği sürenin anlamlı biçimde arttığı, çocuk ile ebeveynin daha nitelikli vakit geçirmeye başladığı ortaya çıkmıştır. Geliştirilen psikolojik danışma yaklaşımının çocuğun oyun oynamaya, eğitsel uğraşlara ve teknolojik araçlara ayırdığı sürede ise anlamlı bir değişime yol açmadığı görülmüştür.

Ebeveyn kabul veya reddiEbeveyn-çocuk ilişkisiEbeveynler+5
Çağrı Utkan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Koçluğa dayalı sosyal duygusal öğrenme öğretmen mesleki gelişim programının öğretmen-çocuk ilişkisi ile çocukların sosyal yetkinlik ve problem davranışlarına etkisi

Bu araştırmada, düşük ekonomik yaşam şartlarına sahip çocuklara eğitim veren okul öncesi öğretmenlerinin sınıflarındaki çocukların sosyal duygusal gelişimini destekleme kapasitelerini arttırmak ve istenmeyen davranışları azaltmak üzere uygulanan mesleki gelişim programının etkililiği incelenmiştir. Bu doğrultuda, okul öncesi öğretmenlerine eğitim atölyeleri ile birlikte sunulan koçluk desteğinin, öğretmenlerin çocuklara yönelik davranışları, çocuk ile kurduğu ilişkiyi algılama biçimi, öğretmen-çocuk etkileşiminin niteliği ile çocukların sosyal yetkinlik ve problem davranışları üzerindeki etkisi sınanmıştır. Ön test-son test kontrol gruplu deneysel deseninin kullanıldığı araştırmanın katılımcılarını deney grubunda 10, kontrol grubunda 10 olmak üzere toplam 20 okul öncesi öğretmeni ve bu öğretmenlerin sınıflarında eğitim almakta olan 48-72 aylık 175 çocuk (91 deney grubu, 84 kontrol grubu) oluşturmuştur. Araştırmanın amacı doğrultusunda, gerçekleştirilen öğretmen eğitim atölyelerinde kullanılmak üzere Amerika Birleşik Devletlerinde geliştirilen Reaching Educators and Children (REACH) programının Türkiye için uyarlaması gerçekleştirilmiştir. Uyarlanan program aracılığıyla deney grubunda yer alan öğretmenlere iki haftada bir olmak üzere toplam altı öğretmen eğitim atölyesi sunulmuştur. Bununla birlikte, öğretmenlerin atölye çalışmalarında öğrendikleri stratejileri sınıf içinde uygulamalarını desteklemek için her bir öğretmenin sınıfında haftada bir kez olmak üzere toplam 12 koçluk oturumu gerçekleştirilmiştir. Araştırmada kullanılan koçluk protokolü, etkililiği çeşitli deneysel çalışmalar aracılığı ile ortaya konulmuş olan Classroom Check Up (CCU) temelinde hazırlanmış ve uygulanmıştır. Kontrol grubunda yer alan öğretmenlere ise herhangi bir müdahalede bulunulmamış olup halihazırda yaptıkları uygulamalara devam etmeleri istenmiştir. Araştırma verileri deneysel uygulamanın öğretmenlerin olumlu, olumsuz ve sosyal duygusal gelişimi destekleme davranışları ile çocukların istenmeyen davranışları üzerindeki etkisini belirlemek üzere "Yapılandırılmış Öğretmen-Çocuk Davranış Gözlem Aracı", öğretmenlerin çocuklar ile kurduğu ilişkiyi algılama biçimlerini belirlemek üzere "Öğrenci-Öğretmen İlişki Ölçeği", öğretmen-çocuk etkileşiminin niteliğini belirlemek üzere "Sınıf Değerlendirme Puanlama Aracı" ile çocukların sosyal yetkinlikleri ile duygusal ve davranışsal sorun belirtilerini değerlendirmek üzere "Sosyal Yetkinlik ve Davranış Değerlendirme-30 Ölçeği" aracılığıyla toplanmıştır. Bununla birlikte, uygulanan mesleki gelişim programının sosyal geçerliğini belirlemek üzere deney grubunda yer alan öğretmenler ve okul yöneticilerinden "Sosyal Geçerlik Anketi" doldurmaları istenmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen veriler tekrarlı ölçümler için iki yönlü ANOVA testi ile çözümlenmiştir. Sosyal geçerlik verilerinin analizinde ise ortalama, frekans ve yüzde değerleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, uygulanan mesleki gelişim programının deney grubunda yer alan öğretmenlerin sınıflarındaki çocuklara yönelik davranışlarını anlamlı düzeyde iyileştirdiği tespit edilmiştir. Buna göre, deney grubunda yer alan öğretmenlerin olumlu ve sosyal-duygusal gelişimi destekleme davranışlarının arttığı, olumsuz davranışlarının ise azaldığı belirlenmiştir. Uygulanan mesleki gelişim programının deney grubundaki sınıfların öğretmen-çocuk etkileşim niteliğini anlamlı düzeyde arttırdığı saptanmıştır. Deney grubunda yer alan sınıfların duygusal destek, sınıf organizasyonu ve eğitimsel destek niteliğinin arttığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte, deney grubunda yer alan öğretmenlerin sınıflarındaki çocuklar ile kurduğu yakın ilişki algısının arttığı, çatışmalı ve bağımlı ilişki algısının ise azaldığı belirlenmiştir. Ayrıca, deney grubundaki çocukların sosyal yetkinliklerinin arttığı, kızgınlık-saldırganlık ile anksiyete-içe dönüklük puanlarının azaldığı bulunmuştur. Müdahalenin sınıf genelinde gözlenen istenmeyen davranış sıklığını azalttığı tespit edilmiştir. Son olarak, müdahaleye katılan öğretmenler ve bu okulda görev yapan yöneticilerin uygulanan mesleki gelişim programına ilişkin yüksek düzeyde memnuniyet bildirdikleri belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Sosyal-duygusal öğrenme, öğretmen-çocuk etkileşimi, öğretmen-çocuk ilişkisi, problem davranış, koçluk.

Eğitim programlarıKoçlukMesleki gelişme+6
Rabia Özen Uyar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli kardeşi olan sağlıklı çocukların davranışlarının ve etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi

Giriş-Amaç: Engelli bir çocuğun kardeşi olmak, olumlu duygu ve davranışlardan olumsuz boyuta kadar uzanan çeşitli duygusal ve davranışsal tepkilere yol açmaktadır. Bu araştırma, engelli kardeşi olan sağlıklı çocukların davranışlarını ve etkileyen faktörleri değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı ve analitik nitelikte olan araştırma, Nisan-Eylül 2014 tarihleri arasında iki Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezine kayıtlı engelli çocukların anneleri (n=135) ve yaşları 0-24 arasında N=198 sağlıklı kardeşten, yaşları 7-18 arasında olan ve çalışmaya katılmayı kabul eden n=154 sağlıklı kardeş ile yürütülmüştür. Verilerin toplanmasında; "Aile Tanıtım Formu", "Schaffer Kardeş Davranışı Değerlendirme Ölçeği (SKDDÖ)", "Kardeş Problemleri Anketi" kullanılmıştır. Veriler, NCSS (Number Cruncher Statistical System) 2007 programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırma kapsamına alınan annelerin yaş ortalaması 38.22±5.12, %83'ü ilköğretim mezunu, %92,6'sı ev hanımıdır. Sağlıklı kardeşlerin %55,1'i erkek ve %88'i öğrencidir. Yaşları 1,5-27 arasında olan engelli kardeşlerin ise, özel eğitime başlama yaşı 1 ile 19 yaş arasında, %54,1'inin ikinci çocuk, %55,6'sının erkek, çoğunun (%42,2'si) zihinsel engelli, %18,5'inin birden fazla engele sahip olduğu saptanmıştır. Annelerin %71,1'inin, sağlıklı kardeşlerin ise %88,9'unun engel ile ilgili eğitim almadıkları bulunmuştur. Yapılan analizler sonucunda, 15 yaş üzeri sağlıklı kardeşlerin engelli kardeşleriyle daha az problem yaşadıkları belirlenmiştir (p=0.02; p<0.05). SKDDÖ'i alt boyutlarına göre sağlıklı kardeşin eğitim durumu "Nazik Olma Boyutu"nu (p<0.05); yaşı ve cinsiyeti "Uzak Durma-Çekinme Boyutu'nu" (p<0.001); engelli kardeşin ise engel derecesi ve görünür engelinin varlığı "Nazik Olma" ve "Uzak Durma-Çekinme" Boyutlarını, özel eğitime başlama yaşının "Birliktelik-İlgili Olma Boyutu"nu, doğum sırasının "Empati Boyutu"nu etkilediği belirlenmiştir (p<0.05). Annelere göre de sağlıklı kardeşin eğitim durumunun, yaşının, cinsiyetinin ve engel ile ilgili eğitim alma durumunun ölçek alt boyutlarını etkilediği bulunmuştur. Annelerin engel ile ilgili eğitim alma, çalışma ve gelir durumunun da ölçek alt boyutlarını anlamlı etkilediği görülmüştür. Anlamlılık p<0,01 ve p<0,05 düzeylerinde değerlendirilmiştir. Sonuç: Araştırma sonucunda, engelli kardeşi olan sağlıklı çocukların davranışlarının birçok faktörlerden etkilendiği saptanmıştır. Sorunların niteliksel çalışmalarla da değerlendirilmesi önerilmektedir.

Engelli çocuklarHemşirelerHemşirelik+3
Gülşah Hür
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Tip 1 diyabetli kardeşi olan sağlıklı çocukların davranışlarının ve etkileyen faktörlerin incelenmesi

Amaç: Bu araştırma, Tip 1 Diyabetli kardeşi olan sağlıklı çocukların davranışlarının ve etkileyen faktörlerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: İlişkisel tarama ve analitik türde olan araştırma, üç hastanenin Çocuk Endokrin Polikliniklerinde kayıtlı Tip 1 Diyabetli çocukların anneleri (n=147) ve sağlıklı kardeşlerden (N=634) yaşları 7-18 arasında olan, herhangi bir kronik hastalığı olmayan ve çalışmaya katılmayı kabul eden n=147 sağlıklı kardeş ile yürütülmüştür. Verilerin toplanmasında; "Çocuk ve Aile Tanıtım Formu", "Kardeş Problemleri Anketi", "Schaeffer Kardeş Davranışı Değerlendirme Ölçeği (SKDDÖ)-Kardeş ve Anne Formları" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, ortalama±standart sapma ve yüzde dağılımları, Kruskal Wallis, Mann Whitney U ve Ki-kare testleri kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan sağlıklı kardeşlerin yaş ortalaması 12,30±3,4 olup, %54,4'ü kız, %53.1'i diyabet yönetimi konusunda eğitim aldığı saptanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, diyabet yönetimi konusunda eğitim almış olan sağlıklı kardeşlerin Tip 1 diyabetli kardeşleriyle daha az problem yaşadıkları belirlenmiştir (p=0.025; p<0.05). Sağlıklı kardeşlere göre; SKDDÖ'i alt boyutlarına göre sağlıklı kardeşin Diyabet yönetimi konusunda eğitim alma durumu "Nazik Olma Boyutu"nu, "Birliktelik-İlgili Olma Boyutu"nu ve "Fiziksel Saldırganlık Boyutu"nu etkilediği (p<0.05); Tip 1 Diyabetli kardeşin okula gitme durumu "Birliktelik-İlgili Olma Boyutu"nu, eğitim durumu "Uzak Durma-Çekinme Boyutu"nu, "Birliktelik-İlgili Olma Boyutu"nu ve "Empati Boyutu"nu etkilediği belirlenmiştir (p<0.05). Annelere göre ise, SKDDÖ'i alt boyutlarına göre sağlıklı kardeşin yaşadığı yerleşim yeri "Birliktelik-İlgili Olma Boyutu"nu, diyabet yönetimi konusunda eğitim alma durumu "Nazik Olma Boyutu"nu, "Birliktelik-İlgili Olma Boyutu"nu ve "Fiziksel Saldırganlık Boyutu"nu etkilediği (p<0.05); diyabetli kardeşin okula gitme durumu "Birliktelik-İlgili Olma Boyutu"nu, eğitim durumu "Birliktelik-İlgili Olma Boyutu"nu ve "Fiziksel Saldırganlık Boyutu"nu, kan şekeri ölçümünü ve insülin uygulamalarını kendi kendine yapabilme durumu "Birliktelik-İlgili Olma Boyutu"nu etkilediği saptanmıştır (p<0.05). Anlamlılık p<0,05, p<0,01 ve p<0,001 düzeyinde değerlendirilmiştir. Sonuç: Araştırma sonucunda, Tip 1 diyabetli kardeşi olan sağlıklı çocukların davranışlarının diyabet yönetimi konusunda eğitim alma durumuna göre değiştiği, ayrıca birçok faktörden de etkilendiği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Tip 1 Diyabetli Çocuk, Sağlıklı Kardeş, Hemşirelik

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 1Hemşirelik+5
Hasret Yağmur Sevinç
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2016
00

Related subjects