Time

217 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Akut iskemik inmede hastaneye başvuru süresini etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi

Bu araştırmada akut iskemik inme tanısı ile hastaneye yatan hastalarda ilk şikayetlerin başlamasından hastaneye başvuruya kadar geçen süre ve bu süreyi etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Haziran 2019- Ekim 2019 tarihleri arasında bir devlet hastanesinin nöroloji servisinde tedavi gören 111 iskemik inme hastası ile yürütülmüştür. Veriler hasta ve yardım arama davranışında bulunan kişilerin sosyodemografik özellikleri, inme risk faktörleri ve inme belirtileri bilgilerini kapsayan "Hasta Bilgi Formu" ile "Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü İnme Skalası (NIHSS)" ve "Sağlık Algısı Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir.Çalışmadaki hastaların yaş ortalaması 68,24±11,15 yıl olup, %50,5'i kadındır. İnme belirtilerinin başlamasından sonra hastaların %72,1'i iki saat içinde hastaneye ulaşmıştır. Hastanın gelir durumunun orta düzeyde olması, belirti başlangıç zamanını hatırlaması, hastaneye gelmeye/yardım çağırmaya karar verme süresinin kısa olması, hastaneye gelmeye/yardım aramaya karar verdikten sonra hastaneye ulaşım süresinin kısa olması, hastaneye başvuru saatinin 08.00-17.00 arasında olması, yardım çağrısında bulunan bireyin evli olması, gelir durumunun orta düzeyde olması halinde hastaneye erken başvuru daha fazladır (p<0,05). Hastanın inme belirtilerini bilmesi, hipertansiyon ve diyabet hastalığının olması, warfarin kullanması, ilk belirtilerin hasta tarafından farkedilmesi, belirtiler başladığında hastanın yalnız olması, NIHSS puanının yüksek olması, inmenin anlama güçlüğü belirtisi ile başlaması halinde hastaneye başvuruda daha fazla gecikme yaşanmıştır (p<0,05). Yardım arama davranışında bulunan bireylerin sağlık algıları hastaneye erken başvuru yapanlarda farklı bulunmamıştır (p>0,05). Anahtar kelimeler: İnme, hastane öncesi dönem, hemşirelik, sağlık algısı

AlgıHasta başvurusuHemşirelik+2
Ebru Macit
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı yem bezelyesi (Pisum arvense L.) çeşitlerinde bazı morfolojik ve kimyasal özelliklerin zaman ve toprak üstü biomasına bağlı olarak değişimi

Bu araştırma, Tekirdağ ili Şarköy ilçesi Eriklice mahallesi üretici arazisinde 2020-2022 yılları arasında iki yıl süreyle, Ateş ve Töre yem bezelyesi çeşitlerinde bazı morfolojik ve kimyasal özelliklerin zaman ve toprak üstü biomasına bağlı olarak değişiminin belirlenmesi amacıyla, susuz koşullarda, tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Araştırmada yem bezelyesinde, bitki boyu (cm), yan dal sayısı (adet), ana sapta yaprak sayısı (adet), yaprak/sap oranı, toprak üstü bioması (mg), ham protein oranı (%), ham selüloz oranı (%), NDF (%), ADF (%), kalsiyum (%), magnezyum (%), fosfor (%), potasyum (%) ve tetani oranının zaman ve toprak üstü biomasına bağlı olarak değişimleri belirlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, ham protein oranı, ham selüloz oranı, NDF, ADF ile mineral madde içeriği (kalsiyum, magnezyum, fosfor ve potasyum oranları) ve tetani oranı bakımından yem bezelyesinin hayvanlar için dengeli yem verebileceği ve bu sonuçların regresyon denklemleri ile açıklanabileceği sonucuna varılmıştır.

Morfolojik özelliklerPisum arvenseRegresyon+3
İbrahim Avkıran
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk romanında kronotop kavramı (1870-1928)

Bu çalışmada Türk romanı kronotop kavramı odağa alınarak ele alınmaktadır. Çalışmaya 1937-1938 yılları arasında Mikhail Bakhtin tarafından yazılan "Romanda Zaman ve Kronotop Biçimleri-Tarihsel Bir Poetikaya Yönelik Notlar" başlıklı makale referans çerçevesi olarak hizmet etmektedir. Bakhtin'in öldüğü yıl olan 1975'te yayımlanan bu makale ancak 1981'de İngilizceye çevrilerek yazıldığından neredeyse yarım yüzyıl sonra akademik çalışmalarda hak ettiği ilgiyi görmüştür. Aradaki zaman kaybı göz önüne alındığında sanat ve edebiyat çalışmalarında zaman-uzam üzerine yapılan araştırmaların yeni başladığı söylenebilir. Kronotop kavramı kesin, eksiksiz bir tanımlama olarak görülmemekle birlikte anlatılarda yer alan zaman-mekân birliğini ayrılmaz bir bütünlük içerisinde değerlendirmenin önemini anlamaya yardımcı bir argüman olarak değerlendirilmektedir. Tarihsel bir kronotopun parçası olan yazar, kurgusal dünya ve karakterlerin hayatları zaman-uzamların kaynaştığı eksende birleşerek anlatı çok katmanlı bir hâle gelmektedir. Türk romanında yer alan kronotopların yazarların dış dünyayla kurduğu ilişki ve kurgusal dünyanın kendi içindeki etkileşimini içeren bir dizi özelliğin somut imgesel birimlerle bütünleştirilerek ele alınması tarihsel özgüllüğe sahip farklı kronotopik düzenlemeleri ortaya çıkaracaktır. Bu çalışma 1870-1928 yılları arasında yayımlanan romanlarda yer alan kronotoplar ile bunlar arasındaki etkileşimi ortaya çıkararak belirli bir eser ya da yazara ait yapılan çalışmalardan farklı olarak Türk romanının belli bir dönemine özgü kronotopları bütünsel olarak irdelemektedir.

Bakhtin, MikhailKronotopRoman+3
Gülben Sevgi
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Genç yetişkinlerde sirkadyen ritmin zaman algısı üzerindeki etkisi

Bu tez çalışmanın amacı, sirkadyen ritmin zaman algısı üzerindeki etkisini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, davranışsal ve fizyolojik yöntemlerin kullanıldığı birbirini tamamlayıcı nitelikte üç deney tasarlanmıştır. Deney 1'de genç yetişkinlerde kronotip türü, uygulama zamanı ve hedef sürenin, Deney 2A ve 2B'de ileriye ve geriye dönük zamanlama paradigmaları ve uygulama zamanının zaman algısı üzerindeki etkisi ile tüm deneylerde vücut ısısı ve sosyal jet lag ile zaman algısı arasındaki ilişki incelenmiştir. Ek olarak, tez kapsamında Münih Kronotip Anketi'nin (MKA-TR) kültürümüze uyarlama, geçerlik ve güvenilirlik çalışmaları yapılmıştır. Deney 1'de 4 farklı hedef süre (1 sn, 5 sn, 10 sn ve 15 sn) için İleriye Dönük Zamanlama Paradigmasında Süre Üretimi Görevi (n=33); Deney 2A'da 10 sn hedef süresi için İleriye ve Geriye Dönük Zamanlama Paradigmalarında Süre Üretimi Görevi, Süre Yeniden Üretim Görevi ve Sözel Süre Tahmini Görevi (n=26); Deney 2B'de farklı kronotipteki katılımcılara 3 sn hedef süresi için Süre Yeniden Üretim Görevi ve Sözel Süre Tahmini Görevi (n=25) uygulanmıştır. Tüm deneylerde vücut ısısı ölçümü kızılötesi temassız termometreyle alınmıştır. Katılımcıların kronotiplerini ve sosyal jet lag değerlerini belirlemek üzere Sabahçıl-Akşamcıl Anketi ve MKA-TR uygulanmıştır. Sonuç olarak tez çalışması kapsamında yer alan üç deneye ilişkin genel bulgular; uygulama zamanının genç yetişkinlerde (ara tip ve akşamcıl tip) saniye düzeyindeki kısa sürelerin (1 sn ve 3 sn) farklı paradigma/görevlerdeki zaman algısı üzerinde etkili olduğunu göstermektedir. Buna karşın, tüm deneylerde sabahtan akşama doğru vücut ısısında anlamlı bir artış ve 1 saatten fazla sosyal jet lag görülmesine rağmen; zaman algısı ve vücut ısısı ile sosyal jet lag arasında olduğu varsayılan ilişki gösterilememiştir. Anahtar Sözcükler Zaman Algısı, İleriye Dönük Zamanlama Paradigması, Geriye Dönük Zamanlama Paradigması, Sirkadyen Ritim, Vücut Isısı, Sosyal Jet Lag, Münih Kronotip Anketi

Genç yetişkinlerSirkadiyen ritimZaman+2
Şengül Erdoğan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bellek ve yeniden inşa: Şimdi ve burada

Günümüz sanatında bellek kavramı, bireysel kimlik arayışlarını biçimlendiren unsurların başında gelmektedir. Sanat aracılığıyla bellekte değişip dönüşen geçmiş deneyimlerimiz, bugünde yeni bir okuma sunmaktadırlar. Bu çalışmanın amacı, var olduğumuz sürece canlı kalan bellek kavramının süreçlerini irdelerken, aynı zamanda zihnimizin gizil odalarını keşfettikçe ortaya çıkan farklı anlatım biçimlerini sorgulamaktır. Çalışmanın birinci bölümünde geçmiş zaman kavramı bir arayış biçimi olarak incelenmiş, zihnimizin mahremiyet alanı olan belleğin depolama ve yeniden inşa etme rolü bağlamında kavranmaya çalışılmıştır. Bellek aracılığıyla üretilen sanat eserinin; deneyimler, dramatik bağlantılar, tarihsel ve toplumsal belirleyicilerle ilişkileri kurularak yeni verilere ulaşılmaya çalışılmıştır. Nostalji olanaklarının algılanan geçmiş imgesi üzerindeki diyaloğu sorgulanıp, biçime dönüşen üslubu tartışmaya açılmış; anımsamanın bireysel ve kolektif deneyim süreçleri, felsefi yansımaları ve psikolojik etmenleri sorgulanmıştır. İkinci bölümde ise şimdi ve burada duyumsanan ve ifadeye ihtiyaç duyan imgenin mekandan ayrı düşünülemeyen yapısı ve anımsamanın kaçınılmaz biçimi olan unutma eylemi farklı bakış açıları ve yapıt örnekleri bağlamında kavramsal bir çerçevede incelenmiştir. Tüm bu araştırmalar doğrultusunda üretilen çalışmalar imge-mekan-zaman bağlamında sorgulanmaya açılmıştır.

BellekGüncel sanatMahremiyet+7
Rabia Uluşanver
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Entropi kavramını yapıbozum sanat yaklaşımı üzerinden incelenmesi

Evrendeki her varlığın bir sonu vardır. Doğa bu düzeni sağlamak için her varlığa bir zaman sınırı vermiştir. Bozulma, çürüme ve yok olma, verilen bu zamanın sınırının son aşamalarıdır. Çürüme, bozulma ve yok oluş varlıkların enerjisinin tükenmesiyle oluşurken bir düzensizlik oluşturur. Termodinamik ise tükenmeyle beraber oluşan düzensizliği belirtmek için entropi kavramını kullanan bilim dalıdır. Entropide bir madde düzensizliğe giderken bir enerji artışı görülür ve bunun ileriye doğru giden bir yönü olduğunu söylenir. Bu artışı belirlerken, sonucunda işe dönüştürülemeyen bir enerji miktarının da olduğunu belirten termodinamik kavramdır. Birinci bölümde, entropi kavramı incelenerek, zaman ilişkisi tartışılmıştır. Entropi termodinamiğin yasalarından biridir. Zamanla beraber ilerleyen entropi artışı her koşulda ileriye akar. Bu bir oluş içerisinde olmaktadır ve bu oluşun sonu bozuluştur. Kapalı ve açık sistemler zamanın oluştuğu süreçte varlığını sürdürür. Düzensizliği artarak bozulur evrendeki varlığı son bulur. Entropi, düzen ve düzensizlik arasındaki artışı ölçen yöntemdir. Düzenden düzensizliğe gidiş süreci entropi kavramı üzerinden incelenmiş olup İkinci bölümde, entropi kavramının yapıbozum olgusuyla bağlantısı ele alınmış ve sanatla bağlantısı irdelenmiştir. Üçüncü bölümde, konu bağlamında farklı sanat akımlarına öncülük eden sanatçılar seçilerek incelenmiştir. Söz konusu sanatçıların ortak yaklaşımları yapıbozum tekniğini kullanmaları olup eserleri entropik açıdan incelenmektedir. Son olarak dördüncü bölümde ise, entropi ve yapıbozum kavramlarının araştırılması üzerine edinen birikimlerden sanatsal araştırma ve uygulamalar yapılmıştır. Bu uygulamalar entropinin içerisinde yer alan düzen, düzensizlik, karşıtlık ve nihai son kavramları üzerinden irdelenip kişisel olarak yorumlanmıştır.

DüzenDüzensizlikEntropi+4
Elif Akca
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Gündelik yaşamda zaman algısı ve nesneleşen özne

Gündelik yaşam, bireyin hayat düzenini oluşturduğu, eylemlerini belirli zaman dilimi içinde gerçekleştirdiği hareketlilikten oluşmaktadır. Bu hareketlilik ev ortamında, iş hayatında ve boş zamanlarda yapılan aktiviteleri kapsamaktadır. Gündelik yaşamdaki krizlerin etkisiyle öznede izolasyon süreci hakim olmuştur. Bu krizler ise beklenmedik durumun ortaya çıkması ve planlanmış bir aktivitenin engellenmesi durumunu akıllara getirmektedir. Çalışma raporunda anlatılmak istenen, beklenmedik kriz olarak görülen pandemi ve bunun beraberinde gelen 'izole' olma sürecidir. Bu sürecin kişiye psikolojik olarak etkisi ifade edilmiştir. Bundan dolayı bireyin, kendini özne gibi hissetmemesi durumu söz konusudur. Pandemi, can kayıplarını, ekonomik krizleri, iş kayıplarını, eğitim ve sosyal hayatı vs. etkileyerek insan hayatında unutulmayacak izler bırakmıştır. Bu doğrultuda, pandeminin getirdiği yeni düzen, sıradan olan gündelik yaşamı değiştirmiştir. Bu durum insanların evlerinde daha çok vakit geçirmesini gerektirmiştir. Evde sürekli kalan ve sosyalleşemeyen bireyin kendine karşı ve çevresine karşı yabancılaşması incelenmiştir. Nesnelere kişilik özelliği yükleyerek sosyalleşme çabasının giderilmesi beklenmiştir. Evde bulunan gündelik kullanım nesneleri hem kişinin kendi ruh halini ifade etme aracı olmuş hem de aile bireylerinin nesnelerde vücut bulması o an ki psikolojinin etkisini açıklanmasında etkili olmuştur. Nesne, duyular ile algılanabilen, zaman içinde somut varlığı olan, bilincin ayırt ettiği sürece öznede yer alan bir kavramdır. Nesneye bakış, öznenin onu belirlemesi ve ona anlam katması ile oluşmaktadır. Özne ilk olarak nesneyi algılamasıyla ona anlam vermektedir, böylece aralarındaki ilişki açığa çıkmaktadır. Ancak bu anlam, öznenin önyargılarını, deneyimlerini nesneye atfederek nesne ile ilişki kurması ile gerçekleşmektedir. Bu sayede öznenin yüklediği anlamlar sayesinde nesne, öznenin zihinsel dünyasında bir varlık kazanmaktadır. Böylece kişilerin nesneye bakış açıları onlara yüklediği anlamlardan dolayı kişiden kişi değişiklik gösterebilmektedir. Önceliklerin değiştiği, hayata karşı anlam aramanın ve yeni ilişkilerin doğması bu çalışma raporunun çıkış noktasını oluşturmaktadır. Bu krizler ve izolasyon süreci ise öznede zaman algısının değişmesine yol açmıştır. Zaman algısının da değişime uğramasıyla özne kendini nesnede var etmektedir. İzolasyon süreci ardından gündelik yaşam eski haline dönmüş ve birey, kendini nesnede var etmemiştir. Anahtar sözcükler: Özne, Benlik, Nesne, Gündelik Yaşam, Zaman Algısı.

Benlik kavramıGünlük yaşamGünlük yaşam aktiviteleri+4
Esra Polat
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kazakça sıfat-fiillerde zaman ve görünüş

Kazakçadaki -GAn, -AtIn ve -Ar sıfat-fiil biçim birimleri zaman ve görünüş işlevlerine sahiptir. Birbiriyle bağlantılı olan bu iki kategori içinde zaman, konuşma noktası temelliyken görünüş, öznel bakış açısı temellidir. Yan tümce içinde gözlemlenen ve bağlama göre ele alınan bu yapıların üst tümce ile kurdukları ilişki karmaşıktır. Bu çalışmada Kazakça tümceler üzerinden sıfat-fiillerin zaman ve görünüş işlevleri incelenecektir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde çalışmanın konusu, amacı, araştırma yöntemleri, sınırlılıkları ile zaman, görünüş, kılınış kategorileri üzerinde durulacaktır. İkinci bölümde ise Kazakçadaki sıfat-fiil biçim birimlerin (-qan, -ken, -ğan, -gen; -ar/ -er/ -r; -atın/ -etin/ -ytin/ -ytın) zaman ve görünüş işlevleri örneklerle ele alınacaktır. Çalışma sonuç bölümü ile bitirilecektir.

Dil bilgisi-eylemDil bilgisi-sıfatDil bilgisi-sıfat-eylem+3
Dilara Dolkun
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Örtük bilgi ve örtük bilginin doğal karar verme sürecinde kullanımı: bir alan araştırması

Bu doktora tezinin konusu örtük bilgi ve örtük bilginin doğal karar verme sürecinde kullanımıdır. Çalışmada, örtük bilgi unsurlarının (meslekî yetenek, meslekî bilgi ve meslekî tecrübenin) varlığının farkındalığı, özellikleri ve kaynakları meslekî tecrübe, yaş, cinsiyet ve coğrafi bölgelere göre farklılık gösterip göstermediği yönüyle araştırılmış; örtük bilgi, mesleğe özgü bir düşünme biçimi olarak ve bilgi aşama sırası (BAS) kapsamında incelenmiş; doğal karar verme sürecinde örtük bilginin nasıl kullanıldığı (zaman baskısı ve yüksek risk altında vb.) araştırılmıştır. Araştırma için hazırlanan soru kâğıdına Türkiye'de 7 coğrafi bölgeden (40 il) 505 veteriner hekim tarafından katılım sağlanmış ve Ankara'da (Türkiye) 39 katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Araştırma sonucunda; örtük bilgi varlığının farkındalığına ilişkin görüşler arasında cinsiyet, yaş ve meslekî tecrübe yönüyle sayımsal olarak anlamlı bir fark bulunmamış (p > 0,05); örtük bilgi unsurlarından meslekî bilginin sözle anlatılmasının zor olmasına ilişkin görüşler arasında cinsiyet değişkenine göre sayımsal olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p < 0,05). Doğal karar verme sürecinde örtük bilginin, karar sürecinde eksik bilginin tamamlanması; deneyime dayalı karar verilmesi; yüksek riskten ziyade zaman baskısı altında karar alınması; mevcut bilgiler (belirtik ve örtük) birbiriyle çelişik olduğunda bir izleme kararı verilmesi gerektiğinde kullandığı görülmüştür. Araştırma bulguları ışığında, örtük bilginin özellikler temelinde yeni bir tanım önerisi yapılmış; belirtik ve örtük özellikte adımlar içeren yeni bir bilgi aşama sırası (BAS) önerilerek bilgi dağı (BD) eğretilemesiyle (metaforuyla) açıklanmış ve ters bilgi aşama sırası (TEBAS) olarak çözümlenmiştir. Ayrıca gelecekteki çalışmalar için yeni araştırma önerileri sunulmuştur.

Açık bilgiBilgiBilgi hiyerarşisi+5
Çağnur Handan Kurtuluş
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu hastanelerinde zaman etkenli faaliyet tabanlı maliyetleme

Kaynakların etkin kullanımına yönelik hem kamuda hem de özel sektörde çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar son dönemde özellikle doğru maliyet bilgilerinin elde edilmesi ve bu elde edilen bilgilerden hareketle maliyetlerin yönetilmesine yöneliktir. 1980'li yıllardan itibaren yoğun olarak kullanılmaya başlanan ve günümüzde çeşitli uygulama zorlukları nedeniyle terk edilen faaliyet tabanlı maliyetlemenin eksikliklerini ortadan kaldırmak üzere geliştirilen zaman etkenli faaliyet tabanlı maliyetleme, doğru maliyet bilgilerinin elde edilmesinin yanı sıra kurumların kaynaklarının ekin kullanılmasına da yönelik çalışmalardan biridir. Zaman etkenli faaliyet tabanlı maliyetlemeye ilişkin hem akademik alanda hem de uygulamada oldukça fazla çalışmaya rastlanmaktadır. Çalışmamızda, kaynakların etkin kullanımında özellikle pratik kapasiteyi hesaplamaya dahil eden zaman etkenli faaliyet tabanlı maliyetlemenin bir kamu hastanesinde uygulanabilirliğini belirlenmeye çalışılacak ve elde edilen sonuçlar geleneksel hacim tabanlı maliyetlemeden elde edilen sonuçlarla kıyaslanacaktır.

Aktiviteye dayalı muhasebeDevlet hastaneleriEtkinlik+4
Abdulvahap Çetiner
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of effective project management on time quality and cost: The case of contracting firm in the Middle East

The study focuses on the importance of project management planning and its impact on the three main components (cost, time and quality) that determines projects' success. The sample included ten (head managers, project managers and senior engineers) in three contracting companies in the Middle East (Jordan and Palestine) for a period of nine months starting March till the end of December 2017. The findings show that most of the interviewees agreed on the importance of planning in companies before starting any project and they emphasized on the importance of having a planned time schedules which includes all the critical and none critical tasks that should be done in the implementation phase to submit a project on time without any delays. As for the quality 60% consented on the necessity of having a clear plan which has an understandable requirements and standards for the project in order to be followed by the workers, and they also mentioned the importance of doing frequent inspections by project managers and senior engineers on the delivered product and service to achieve a project with the highest quality. In the last question 80% said that a planned project management can affect the project budget without exceeding the specified budget if it was followed with three main factors which are monitoring, controlling and following up, they also insisted on the importance of having an experienced project manager who can set a plan concerning the project's cost and also find quick solutions for any error that may occur in project implementation. In the light of these findings the researcher shed the importance of having a skilled project management system that works effectively on project plans to achieve the project objectives according to the required time cost and quality, the researcher recommended that companies should do consequent train workshops to their managers and employees and also ask their managers to prepare a statistical databases on previous projects in order to use them in the future project. Companies should allocate a special section in the company to study and understand the project and all the important documents in order to determine the projects objectives clearly to strengthen the quality of the project shorten the duration of implementation as well as minimizing the cost.

QualityCostContracting sector+2
Nura Izzat Yaseen Waarı
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal mekanda görsel okunaklılık

Sanayi devrimiyle başlayan köylerden kentlere göçle birlikte kentler hızla değişip büyümeye başlamıştır. Bu hızlı değişimle mekanların ihtiyaçları artmış; bu ihtiyaçları karşılamak için de; mekan ve zaman hissini güçlendirmek, ilişkileri iyileştirmek ve hayatı basitleştirmek gereksinimi doğmuş, bunun için de mekan grafiklerinden yardım alınması zorunlu hale gelmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde geçmişten günümüze kurumsal mekanların gelişimi ve kurumsal mekanın oluşturulmasında dikkat edilmesi gereken hususlar ele alınırken; ikinci bölümde görsel okunaklılığın gerekliliği ve çevre işaretlerinin önemine vurgu yapılmıştır. Ayrıca son yıllarda önemi git gide artan yaşlılar ve fiziksel engelliler için işaret sistemlerinden bahsedilmiştir. Son bölümde, tez çalışmasındaki bilgiler ışığında oluşturulmuş 5 mekanın incelemesi bulunmaktadır. Randall Çocuk Hastanesi, Boston Çocuk Hastanesi, Osmanlı Bankası Müzesi, Sakıp Sabancı Müzesi, Dubai Uluslararası Havalimanı'nda yapılmış mekan grafikleri, yönlendirme, bilgilendirme ve sergileme tasarımları da sunulmuştur

Bilgilendirme tasarımıGrafik sanatlarGörsel okuma+7
Berna Yan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin zaman perspektikleri ile ruh sağlıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin zaman perspektiflerinin ruh sağlıklarına etkisi incelenmiştir. Araştırmaya 18-40 yaş arası 49'u kadın, 51'i erkek 300 üniversite öğrencisi dahil edilmiştir. Araştırmada öğrencilere zaman perspektifi ile ruh sağlığı arasındaki ilişkiyi ölçmek için Zimbardo Zaman Perspektifi Envanteri Kısaltılmış Form ve Kısa Semptom Envanteri uygulanmış, ayrıca yaş, cinsiyet gibi demografik bilgilerin olduğu Kişisel Bilgi Formu'nu doldurmaları istenmiştir. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 16 paket programı kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemede Pearson Momentler Korelasyon Tekniğinden yararlanılmıştır. Zaman Perspektiflerinin, Psikolojik Belirtileri yordayıp yordamadığını belirlemek için Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Cinsiyet değişkenine ilişkin farklılıkları belirlemek amacıyla Bağımsız Örneklem T-Testi kullanılmıştır. Zaman pespektiflerinin ruh sağlığna etkisine yönelik yapılan analizler sonucunda depresyon, anksiyete ve somatizasyon alt boyutlarının görülmesinde geçmişe olumlu, geçmişe olumsuz ve şimdide kaderci zaman perspektiflerinin etkisi olduğu, şimdide hazcı ve gelecek zaman perspektiflerinin bu üç alt boyuta etki etmediği saptanmıştır. Olumsuz benlik alt boyutunun görülmesinde geçmişe olumlu ve geçmişe olumsuz zaman perspektiflerinin etkisi olduğu, şimdide kaderci, şimdide hazcı ve gelecek zaman perspektiflerinin etki etmediği belirlenmiştir. Hostilite alt boyutunun görülmesinde şimdide kaderci, şimdide hazcı, geçmişe olumlu, geçmişe olumsuz zaman perspektiflerinin etkisi olduğu, gelecek zaman perspektifinin ise etki etmediği bulunmuştur. Cinsiyete göre farklılaşma testlerinde zaman perspektiflerinde herhangi bir fark bulunamazken, psikolojik belirti boyutlarından depresyon, anksiyete ve somatizasyonun kadınlarda daha çok görüldüğü tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Zaman Perspektifi, Ruh Sağlığı, Psikolojik Belirtiler

Psikolojik belirtilerRuh sağlığıRuh sağlığı+5
Şeyma İzmitli
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlanma ve zaman algısı

Son yıllarda insan yaşam süresinin artması ve bu süreçte yaşanan sorunlar önem kazanmaya başladı. Bu çalışmada Türkiye'de ve dünyada yaşlanma, yaşlanmanın çeşitleri ve teorileri, zaman, algı, bellek zaman ilişkisi, algıyı etkileyen faktörler ile yaşlanma algısı açıklanarak yaşlanma sürecinde zaman algısındaki değişim incelendi.Yaşımız ilerledikçe nasıl oluyor da zamanın daha hızlı geçtiğini algılamaya başlıyoruz? Beynimizin hangi bölgeleri bu değişimde rol oynuyor? Farklı yaşlardaki deneklere uygulanan zaman tahmin deneyi zamanın geçiş hızının yaşlanmaya bağlı olarak değiştiğini ortaya koydu.Çalışmada 20, 40, 60 ve 80 yaşındaki 16 birey ile görüşüldü. Bu bireyler verilen süreyi herhangi bir zaman ölçme aracı olmaksızın kullandı. Elde edilen tahmin sürelerinin ortalaması saniye cinsinden `yaşlanma ve zaman grafiği' üzerinde tespit edildi.Yaşlar ile zaman algısı arasında istatistiksel olarak fark olup olmadığı varyans analizi ile incelendi. Gruplar arasında veri sayısı az olduğundan parametrik olmayan yöntem olan Kruskal-Wallis H varyans analizi yöntemi kullanıldı. Bu yönteme göre denek sayısının az olmasına bağlı olarak yakın yaşlarda zaman tahmin algısında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (Ki-kare=7.61, serbestlik derecesi=3, p=0.055).Bu yüzden her bir yaş grubu için ikili karşılaştırma yapıldı. İkili karşılaştırmada her yaşın, diğer yaşlarla arasında ilişki olup olmadığı Mann-Whitney U testi ile incelendi. Buna göre 20-60 yaş ve 20-80 yaş arasında istatistiksel olarak anlamlı farkın olduğu tespit edildi.

AlgıBellekBellek türleri+3
Recai Yahyaoğlu
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Graham Priest'te dialetik mantık ve zaman metafiziği bakımından sonuçları

Felsefe tarihine baktığımızda Aristoteles'in ortaya koyduğu haliyle çelişmezlik ilkesinin, düşüncenin ve hatta varlığın temel ilkesi olarak kabul edilip bu anlamda ortodoksiyi oluşturduğunu görürüz. Aristoteles, varlığın en temel ilkesi olarak gördüğü çelişmezlik ilkesinden hareketle kuvve-fiil, fiil-tamamlanmış fiil gibi ayrımlar yaparak değişim içerisindeki nesnenin varoluşunu incelemiştir. Çelişmezlik ilkesi de nesnenin belirleniminin temel ilkesi olmuştur. Ancak bu ilkeye bağlı olarak zaman, özellikle de zamanın kesiti olarak ân düşünülmeye çalışıldığında çelişkilerle karşılaşıldığı görülür. Çelişmezlik ilkesine bağlı kalınan çerçevede zamanın kavramsal düzeyde açıklanamadığı tespit edilmiştir. 20. yüzyılda ortaya çıkmaya başlayan –klasik olmayan mantıklardan olan–tutarlı-ötesi mantıklar çelişmezlik ilkesinin belirli durumlarda geçerli olmadığını iddia etmektedir. Tutarlı-ötesi mantıklardan en radikal olanı ise düşüncenin sınır durumlarında ortaya çıkan bazı çelişkilerin doğru ve gerçek olduğunu savunan dialetik mantıktır. 1970'lerde Graham Priest ve Richard Routley'in ortaya koyduğu, Priest tarafından geliştirilen dialetik mantık son yıllarda akademide hem mantık düzeyinde hem de metafiziksel imaları itibariyle etkisini göstermektedir. Çelişmezlik ilkesine bağlı kalındığı için klasik mantıkta kavramsallaştırılamayan zamanın dialetik mantık içerisinde kavram düzeyinde açıklanıp açıklanamadığı tezin ana konusunu oluşturmaktadır. Bu konu incelenirken öncelikle Aristoteles düşüncesinden hareketle klasik mantıkta zaman konusunda karşılaşılan güçlükler ortaya konulmuş, ardından dialetik mantığın gerekçelendirilmesine ve temellendirilmesine yer verilmiştir. Nihayetinde ise dialetik mantığın zaman metafiziğini nasıl ele aldığı aktarılmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda, dialetik mantığın önemli imkânlar barındırdığı ama zaman metafiziği konusunda henüz bu imkânları kullanmadığı, dialetik mantıktan metafiziğe geçiş sürecinin Priest'te yeterince hazırlanmadığını ve dialetik mantıktan metafiziğe geçişin transandantal bir bakış açısı gerektirdiği tespit edilmiştir.

DiyalektikFelsefeMantık+3
Ebubekir Muhammed Deniz
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Varlık ve Zaman'da dünya kavramı

Alman filozof Heidegger, varlığın anlamı sorusunu ancak dünya kavramının sorgulanması üzerinden sormanın mümkün olduğu tezi ile varlığı yeniden felsefenin temel meselesi haline getirirken, aynı zamanda o zamana kadarki dünya tanımlarından çok farklı bir dünya tasavvuru öne sürmüştür. Konstrüktivist felsefeye göre varolanları kendisi kuran özne, Heidegger'e göre varlığın kendine açımlandığı ve varlığı anlayan tek varolan, insandır. İnsan, varlığı anlayarak varolmaktadır. Bu nedenle Heidegger insanı Dasein olarak adlandırır. Varlığın anlamının araştırılması Dasein'ın varoluşunun araştırılmasını gerektirmektedir. Dasein'ın temel varoluşsal hali ise dünya-içrevarolma'dır. Dasein, dünyadan ayrı bir biçimde varolamayacağı gibi dünya da Dasein olmaksızın varolmayacaktır. Heidegger, Dasein olmaksızın diğer varolanların değil, "dünya"nın varolmayacağını ifade etmektedir. Bu, onun dünya anlayışının kavranmasında oldukça önemli bir çıkış noktasıdır. Bu tezde Heidegger'in Varlık ve Zaman'da bir fenomen olarak ele aldığı dünya, dünyaya dair öne sürdüğü dört tanımın her birinin bir başlık altında incelenmesi ile ortaya konacaktır. Heidegger'e özgü olan üçüncü ve dördüncü tanım; çevreleyen dünya ve dünyanın dünyeviliği tezin odağında bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Dasein, Dünya, Varlık, Varolan, Dünya-içre-Varolma, Çevreleyen Dünya, Dünyevilik

DünyaFelsefeHeidegger, Martin+3
Ayşe Nur Koç
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kant'ta alt-üst sorunu ve şematizm

Bu tez, Kant'ın şematizm olarak adlandırdığı, düşünsel kavramların duyusal görünümlere nasıl uygulanabileceğini açıklamaya çalıştığı edimi konu edinmektedir. Şematizm, düşünürler tarafından genellikle eleştirilmiş veya anlaşılmaz bulunmuştur ancak eleştirel felsefenin oldukça önemli bir yönünü oluşturur. Söz konusu çalışmada, şematizmin temsiller arasındaki geçişlerle nasıl anlaşılabileceği; duyusallık ile anlama yetisi ve anlama yetisi ile akıl arasındaki ilişkiyi nasıl oluşturduğu gösterilecektir. Bu ilişki, anlama yetisinin duyusallıktan gelen malzemeyi nasıl kurduğu, aklın ise anlama yetisinden gelen bilgileri nasıl düzenlediğiyle ilgilidir. Bununla birlikte, temsiller arasındaki olası geçişlerin farklı (gidimli, belirleyici, düşünümsel, benzetimli) şematizm türlerine nasıl olanak sağladığı gösterilmeye çalışılacaktır. Göreceğiz ki şematizm, matematiği ve fizyolojiyi (fizik ve metafizik) zamansallığa dayanarak temellendirir.

Hayal gücüKant, ImmanuelSubsumption+2
Ahmet Karaca
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

El Greco ve Francis Bacon'ın "varlık ve zaman" bağlamında deformasyon ilkesine yönelik bir analoji

Bu çalışmada, deformasyon ilkesinin El Greco ve Francis Bacon'ın elinde nasıl sanatsal bir ifade aracı olarak kullanıldığı ve bunların kullanım yöntemleri incelendi.Çalışmada incelemeye alınan iki sanatçının sanatsal bakış açılarının birbirleriyle hem benzer, hem de farklı dayanakları olduğu görüldü. Bu bağlamda, kendi zamanlarında, dâhil oldukları Maniyerizm ve Modern dönemlere ait üslup geleneklerine bağlı işler üreten El Greco ve Francis Bacon'ın, dönemleriyle bağlantılı temel üsluplar da ana hatlarıyla ele alındı.Yapıtlarının incelenmesi ile Bacon'ın, resimlerinde Varlık ve Zaman kavramı ile örtüşen, deformasyonun hangi formlarını kullandığı ve bunları kullanmasının altında yatan amaçlar incelendi. Yine Bacon'ın çalışmaları da Varlık ve Zaman kavramıyla ilintili olarak Deformasyon Analojileri'nin (Örnekleme) ifade araçlarınıne derece temsil ettiği, özellikle geleneksel unsurların kullanımının hangi amaca, ne kadar ulaşılmasını sağladığı incelemeye çalışılmıştır.Sonuç olarak, görüldüğü üzere, hem yaşadıkları hem de sonraki dönemleri üslup ve biçim açısından etkilemiş iki sanatçının deformasyonu başat bir anlatım aracı olarak kullandıklarını söyleyebiliriz.

Bacon, FrancisDeformasyonEl Greco+3
Ekber Sürsal
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Yılmaz Erdoğan'ın romanlarında temalar

Bu çalışmamızda Yılmaz Erdoğan'ın romanlarını yapı, tema, iç ve dış unsurlar olarak ele almaya ve yine romanları anlatıcı, bakış açısı, vaka- olay örgüsü, kişiler, zaman, mekân, dil-üslup ve anlatım teknikleri başlıkları altında analiz edip yapısal açıdan incelemeye çalıştık. Bu kapsamda çalışmanın birinci bölümünde Yılmaz Erdoğan'ın hayatı, eserleri ve roman özetlerini ele aldık. Bu kısmı Yılmaz Erdoğan'la röportaj yaparak oluşturduk. Eserlerini ise roman, hikâye, şiir ve antoloji başlığı altında dört kısma ayırdık. İkinci bölümde Yılmaz Erdoğan'ın romanlarının yapı bakımından inceledik. Bu kısmı iç unsurlar; anlatıcı ve bakış açısı, vaka- olay örgüsü, kişiler, zaman ve mekân ve anlatım teknikleri; anlatma ve gösterme teknikleri, geriye dönüş tekniği, mektup tekniği, tasvir tekniği, iç monolog tekniği başlığı altında ikiye ayırdık. Üçüncü bölümde ise Yılmaz Erdoğan'ın romanlarında öne çıkan temalardır. Bunları yedi başlık altında topladık: Bunalım ve karmaşa, tarih, özlem, din, gelenek, aşk ve tabiat. Romanlarında temalardan ulaştığımız sonuçlardan bazıları şöyledir: Özlem: Yılmaz Erdoğan'ın romanlarında özlem teması, sıla özlemi, sevgiliye ve çocukluğa özlem olmak üzere üç şekilde işlenir. Genellikle geçmişe gidilir ve her zaman özlemle hatıralarını kalplerinin bir köşesinde yaşatırlar. Tabiat: Yılmaz Erdoğan'ın romanlarında tabiat konusu genellikle gezilerde öne çıkar. Ekiple gidilen yerlerdeki kırlar, ovalar, dağlar sıklıkla söz edilir. Tabiata açılmak romanlarda önemli bir yer tutar. Aşk: Yılmaz Erdoğan'ın romanlarında aşk konusu duygu boyutunda yaşanır, cinsellik yoktur. Romanların sonunda sevenler kavuşur. Tarih: Yılmaz Erdoğan romanlarında tarih teması Türk milletinin tarihinde yer alan önemli şahsiyetlerden yola çıkılarak anlatılır. Yazar, geçmişin hikâyelerini bugünün meseleleriyle bağlantılı olarak işler. Bu şekilde dün ve bugün bütünleşir, geçmişin üzerinden şimdinin okumasını ve sorgulamasını yapar. Gelenek: Romanlarda gelenek teması, kültürel değerlerimizi anlatarak okuru bilinçlendirmek amacıyla ele alınır. Din: Romanlarda din temasını bazen birilerine dua ederken; bazı romanlarında da çocuklara okudukları ninnilerde görürüz. Yılmaz Erdoğan'ın romanlarında uzun yıllardan beri var olan ve süzülerek gelen inanç ve geleneği birleştirir. Tarih temasını romanlarında anlatırken Türk milletinin tarihteki kahramanlıkları ve çekilen acıları milli duygu ve birlik ile işler. İncelemeye çalıştığımız romanlarda yazarın değinmiş olduğu millî, İslamî ve tarihî olaylar ve değerler bize yol gösterici olmuş ve yazarın oluşturduğu gelenekçi tavrı, romanların dünyasına adım atmamızı sağlamıştır. Romanlarında öne çıkan bunalım ve karmaşa, özlem, tabiat, aşk, tarih, gelenek ve din gibi temalar üzerinden romanlarını analiz ederek kullandığı anlatım tekniklerini de incelemeye çalıştık. Anahtar Kelime: Anlatıcı, Anlatım Teknikleri, Zaman, Mekân, Şahıs, Dil ve Üslup,

Anlatım teknikleriDilErdoğan, Yılmaz+7
Merve Nur Yıldırım
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Marcel Proust'un "Geçmiş Zamanın Peşinde"adlı yapıtının Paul Ricoeur'ün zaman kavramı bağlamında incelenmesi

Bu çalışmanın amacı Marcel Proust'un Geçmiş Zamanın Peşinde adlı yapıtını, Paul Ricoeur'ün zaman kavramı bağlamında incelemektir. Proust, Geçmiş Zamanın Peşinde adlı eserinde, çocukluğuna dair anılarını ve bu anıların kendisinde bıraktığı izleri derin betimlemelerle anlatmaktadır. Onun için sonradan hatırlanan bütün göstergeler birer anlam içerir. Proust, bu anlamları bulurken aynı zamanda geçmişe dönmek istemekte ve zamanı yeniden yakalamanın çabasına girmektedir. Onun için hatırlanan andan alınan duygu, zamanı yeniden yakalamanın ölçütüdür, ancak kaybettiği, yani herhangi bir duygu hissetmediği anların çoğunluğu da onda içsel bir rahatsızlık uyandırır. Paul Ricoeur, Zaman ve Anlatı eseri başta olmak üzere birçok eserinde insan hafızasının zamanla ilgisini alır. Ricoeur'ün değindiği temel konulardan olan tarih anlatımı ve kurmaca anlatım kavramları da zaman, hafıza ve unutuş ile doğrudan ilişkilidir. Ricoeur bu ilişkiden dolayı Proust'un anlatı biçimine değinmiş ve onun tekniğini çözümlemeye çalışmıştır. Nitekim Proust'un çocukluk anılarının üzerine kurmacanın da eklemlenmesiyle birinci anlatıcı kaleminden aktarılan Geçmiş Zamanın Peşinde, Ricoeur'ün zamanla ilgili oluşturduğu söylemleri, kendi edebi derinliğinde barındırmaktadır.

FelsefeFelsefe tarihiFelsefeciler+3
Hasan Bayam
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kişilik özellikleri ve zaman hırsızlığı ilişkisi: Tra1 ve TRB2 bölgeleri otel işgörenleri üzerinde bir araştırma

Bu araştırmanın amacı, kişilik özellikleri ile zaman hırsızlığı arasındaki ilişkiyi ve etki düzeyini tespit etmektir. Bu kapsamda araştırmanın evrenini TRA1(Van, Muş, Hakkâri, Bitlis) ve TRB2 (Erzurum, Erzincan, Bayburt) bölgelerinde bulunan 4 ve 5 yıldızlı otel işgörenleri oluşturmaktadır. Bu doğrultuda evreni oluşturan otel işgörenlerine anket uygulanmıştır. Çalışma kapsamında öncelikle kişilik özellikleri ve zaman hırsızlığı kavramlarına ilişkin gerekli alan yazın taraması yapılmıştır. Akabinde TRA1 ve TRB2 bölgelerinde faaliyet gösteren dört ve beş yıldızlı otel işgörenlerinin, katılımlarının sağlandığı kişilik özellikleri ve zaman hırsızlığı davranış eğilimlerini ölçmeye yönelik ifadeleri içeren anket uygulanmıştır. Söz konusu anket uygulaması ile aynı zamanda; araştırmanın amaçları dâhilinde katılımcıların kişilik özellikleri ile zaman hırsızlığı eğilimleri arasında nasıl bir ilişki olduğu saptanmıştır. Devamında katılımcıların kişilik özelliklerinin zaman hırsızlığı eğilimleri üzerindeki etkisi de ölçülmüştür. Veri toplama aracı olarak kullanılan anket formu, geçerlilik ve güvenilirliği test edilmiş ölçeklerden oluşturulmuş olup, toplam 386 işgörene uygulanmıştır. Araştırma sonucunda otel işgörenlerinin genel olarak kişilik özellikleri ve zaman hırsızlığı eğilimleri arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Ancak işgörenlerin kişilik özelliklerinin zaman hırsızlığı davranışları üzerinde düşük düzeyde anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Diğer bir ifade ile otel işgörenlerinin sahip olduğu kişilik özelliklerinin zaman hırsızlığı eğilimleri üzerinde etkili olduğu sonucu elde edilmiştir.

KişilikKişilik özellikleriOtel personeli+5
Ayça Sena Önalan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kişiselleştirilmiş tekliflere yönelik psikolojik reaksiyonu etkileyen faktörlerin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, web siteleri üzerinde yapılan kişiselleştirilmiş tekliflere yönelik psikolojik reaksiyonu etkileyen faktörlerin incelenmesidir. Bu kapsamda algılanan kişiselleştirme, gizlilik endişesi, web sitesi itibarı ve zaman baskısı faktörlerinin psikolojik reaksiyon üzerindeki etkileri, demografik özellikler kontrol edilerek, araştırılmaktadır. Çalışma tüketicilerin online alışverişte karşılaştıkları kişiselleştirilmiş teklifler bağlamında yürütülmüştür. Gerekli veri, 269 katılımcıdan online anket yöntemiyle sağlanmıştır. Hipotezlerin test edilmesi amacıyla Hiyerarşik Regresyon Analizi kullanılmıştır. Analiz sonucunda; gizlilik endişesi, web sitesi itibarı ve zaman baskısının psikolojik reaksiyon üzerinde istatiksel olarak anlamlı bir etkisi olduğu ortaya konmuştur. Bunun yanında, gizlilik endişesi ve zaman baskısı psikolojik reaksiyonu olumlu etkilerken; web sitesi itibarının psikolojik reaksiyonu olumsuz etkilediği tespit edilmiştir.

GizlilikKişiselleştirmePsikolojik reaksiyon kuramı+5
Tuğba Kurtkan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Biyopolitik bir araç olarak zaman: İktidar, beden ve teknoloji

Foucaultcu bir anlamda ifade etmek gerekirse, iktidar ve zaman ilişkisinin sürekli bir üretim ve yeniden üretim meselesi olduğu söylenebilir. Bu açıdan zaman, iktidar ilişkileri tarafından yönetilmesi, idare edilmesi ve düzenlenmesinden ötürü bir araç olarak görülebilir. İktidar ilişkilerinin kesintisiz kurulumu aynı zamanda o ilişkiyi kuran, bozan ve yeniden kuran bedeni imler. Bu noktada iktidar yapıları bedene nüfuz eder. Cinsellik ve sömürgecilik bu nüfuz etme biçimlerinin doğrudan örnekleri olarak görünürlük kazanır. Biyo-iktidarın bedene nüfuz etmesi açısından bir araç olarak öne çıkan teknoloji; gerek zaman algısında değişimlere sebebiyet vermesi, gerekse de bu değişimler üzerinden bir öznellik inşasına yol açması bakımından önemlidir. Biyo-iktidar tam anlamıyla bedene nüfuz edemediği zamansallıklar, iktidar ilişkilerine yönelik direnç potansiyelleri olarak görülebilir. Bundan dolayı biyopolitika okumaları bağlamında kapitalizm meselesi, teknoloji ve zaman ilişkisi üzerinden görünür hale gelir. Bu çalışma, zamanın biyopolitik bir araç olma vasfını iktidar, beden ve teknoloji tartışmaları üzerinden ortaya koymaktadır.

BedenBiyopolitikaKapitalizm+3
Ali Erdem Başçoban
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Spor örgütlerinde çalışan bireylerin zaman yönetimi becerileri ile iş-yaşam dengeleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırmada spor örgütlerinde çalışanların zaman yönetimi becerileri ve iş-yaşam dengesi arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinin, genel tarama modellerinden nedensel tarama modeli ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul Avrupa bölgesi görev yapan antrenör ve spor yöneticileri oluştururken, örneklem grubunda ise Beyoğlu ve Kağıthane ilçelerinde çalışan 258 yönetici ve antrenör oluşturmaktadır. Spor eğitmenlerinin zaman yönetimi ve iş-yaşam dengesi düzeylerinin tespiti ve kavramlar arasındaki ilişkinin incelenmesi için 2 ayrı ölçek; Zaman Yönetimi Ölçeği ve İş-Yaşam dengesi Ölçeği faydalanılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler açık kaynak kodlu istatistik programı olan Jamovi programıyla analize tabi tutulmuştur. Anket çalışmamıza katılan çalışanların ölçek sorularına verdiği cevaplara bakıldığında zaman yönetimi ölçeğine verilen cevaplarda, yaş, cinsiyet, çalışma pozisyonu ve iş tecrübesi değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar tespit edilememiştir (p>0,05). Buna karşın medeni durum, eğitim düzeyi, haftalık çalışma saatleri ve aylık gelir düzeyinde anlamlı düzeyde farklılıklar saptanmıştır (p<0,05). İş-yaşam dengesi ölçeğine verilen cevaplarda, medeni durum, yaş, iş tecrübesi değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar tespit edilememiştir (p>0,05). Buna karşın cinsiyet, çalışma pozisyonları, eğitim düzeyi, haftalık çalışma saatleri ve aylık gelir düzeyinde anlamlı düzeyde farklılıklar saptanmıştır (p<0,05). Araştırma katılanların ölçek sorularına verdiği cevaplarda ise Zaman Yönetimi ve İş-yaşam Dengesi ölçekleri arasında orta düzeyde pozitif yönde ilişki tespit edilmiştir (p<0,05; r=0,647) Zaman Yönetimi ile İş-Yaşam dengesi arasında yapılan regresyon analizinde orta düzeyde, pozitif yönde ilişki bulunmuştur. (p<0,05; r=-0,642). Araştırma sonucundaki bulgular sadece spor örgütleriyle ile sınırlı olduğu için Zaman Yönetimi ile İş-Yaşam dengesi başka meslekler dallarında da araştırılması ve ölçekler arasındaki ilişki düzeyleri ve karşılaştırmalar yapılması önerilmektedir.

SporSpor teşkilatlarıZaman+2
Emre Güvenç
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00

Related subjects