Mutluluk
Bu konu başlığı altında 212 tez
Türkiye'deki çalışma sürelerinin mutluluğa ve gelire etkisi ve dünya ülkeleri ile karşılaştırılması
Bu çalışmada çalışma süreleri, mutluluk ve gelirin iktisadi ilişkileri incelenmiştir. Çalışma sürelerinin mutluluğa ve gelire etkisinin olup olmadığı araştırılmıştır. İktisatta gelirin yanı sıra son dönemlerde refah da önemli bir yer kaplamaktadır. Bu yüzden mutluluğa sebep olan gelir ve gelire bağlı olarak ne kadar kendine boş zaman ayırdıkları incelenmiştir. Çalışmada gelirin mutluluğa etkisi olduğu kesin olarak ortaya çıkmıştır. Kişinin tükettiği zaman kendini mutlu hissediyor mu ? Kişi boş zamanında gelir kazanmadığı bir zaman dilimi ama tükettiği zaman önemlidir. Gelir mutluluk için gerek koşul ama yeter koşul değil. Bu kavramlar ikinci bölümde ikili ikili incelenerek arasındaki ilişki açıklanmaya çalışılmıştır. Son bölümde de veriler incelemiş, Türkiye'nin diğer ülkeler arasındaki yeri saptanmış ve dünya ülkeleri ile karşılaştırılması yapılmıştır.
Türkiye'de eğitim ve sosyal göstergelerin mutlulukla ilişkisi
Bu çalışmada, mutluluk ve sosyoekonomik göstergelerin ilişkisi incelenmiştir. Mutluluğa dair teorik bir alt yapı sunularak, literatür özetlenmiş ve ampirik olarak mutluluğun belirleyicileri araştırılmıştır. Bu amaçla; bireyin yaşı, cinsiyeti, eğitim durumu, medeni durumu, yerleşim yeri, çalıştığı sektör, çalıştığı işteki kariyer basamağı bireysel ve hane halkı geliri gibi faktörler bağımsız değişken olarak seçilmiştir. Kategorik bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişki sıralı logit modelle tahminlenmiş ve bireyin mutluluk düzeyinin belirleyicilerine yönelik değerlendirmeler yapılmıştır. Değişkenlere ilişkin tanımlayıcı istatistikler detaylı şekilde açıklanmıştır. Uygulama bölümünde sosyoekonomik göstergelerin mutlulukla bağlantısını gösteren çapraz tablolara yer verilmiştir. Bağımlı değişken mutluluk ile bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiyi çözümleyen sıralı logit model tahmini ve yorumlarına yine uygulama bölümünde yer verilmiştir. Elde edilen bulgular yardımıyla, bilimsel literatürde yer alan eğitim-mutluluk yaklaşımlarından hangisinin ülkemizde geçerli olduğunun tespitine çalışılmıştır. Bulgular değerlendirildiğinde, kadınların erkeklere göre daha mutlu olduğu, en mutlu yaşın 65 ve üzeri en düşük mutluluk oranı ise 45-54 yaş grubunda olduğu, evli bireylerin nispeten daha mutlu olduğu bulguları saptanmıştır. Eğitim düzeyi değerlendirildiğinde en düşük ve en yüksek eğitim düzeyine sahip bireylerin en mutlu bireyler olduğu gözlenmektedir. Çalışma durumuna bakıldığında, çalışan bireylerin çalışmayanlardan daha mutlu olduğu çalışmayan veya ev işleri ile ilgilenen bireylerin daha mutlu olduğu saptanmıştır. Öte yandan elde diğer diğer bulgulara göre, kamu çalışanlarının özel sektör çalışanlarına göre daha mutlu olduğu, çalışan bireylerden ücretsiz aile işçileri olan bireylerin daha mutlu olduğu görülmüştür. Gelir ve mutluluk incelendiğinde, en yüksek mutluluk düzeyinin en yüksek gelir grubuna ait olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Mutluluk, Yaşam Memnuniyeti, Sübjektif Refah, Eğitim
Kamu harcamaları ve mutluluk: Türkiye örneği
Mutluluk, her bireyin hissettiği bir duygu olup, ölçülmesi ve sayısal veriler ile ifade edilmesi pek mümkün olmayan bir kavramdır. Öte yandan mutluluk geçmişten günümüze herkesin ortak gayesi olmuştur. Bireyler mutlu olmak için birçok çaba sarfetmişlerdir. Göreceli bir kavram olan mutluluğu etkileyen birçok faktör olsa da yapılan araştırmaların çoğunda mutluluk ve ekonomi arasındaki ilişkiye değinilmektedir. Daha önceleri yalnızca psikoloji alanında incelenen mutluluk konusu, son zamanlarda ekonomik açıdan da sıklıkla incelenmeye başlanmıştır. Ekonomik açıdan mutluluk, insanların mutluluklarını artırmak adına devletin uyguladığı ekonomi politikalarını incelemektedir. Bu çalışma ile Türkiye'de uygulanan kamu harcamaları ve mutluluk ilişkisinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda Türkiye'deki kamu harcamaları, Türkiye İstatistik Kurumu'nun yaşam memnuniyeti çerçevesinde yaptığı kamu hizmetlerindeki memnuniyetler ile karşılaştırılarak bir korelasyon analizi yardımıyla kamu harcamaları ve mutluluk ilişkisi değerlendirilmiştir. Yapılan korelasyon analizinde Türkiye İstatistik Kurumu memnuniyet analizi verileri ile eğitim bütçesi, sağlık harcamaları ve milli güvenlik harcamalarının gayri safi yurtiçi hasıla oranı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki gözlemlenmiştir. Toplam kamu harcamalarının gayri safi yurtiçi hasıla oranı ile Türkiye İstatistik Kurumu yaşam memnuniyeti arasında ise istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Ayrıca, mutluluk ile kamu harcamaları ilişkisi seçilmiş bazı G20 ülkeleri ele alınarak grafikler eşliğinde karşılaştırılmıştır.
Öğretmenlerin okul müdürlerinin hizmetkâr liderlik davranışlarına ilişkin algıları ile örgütsel mutlulukları arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin okul müdürlerinin hizmetkâr liderlik davranışlarına ilişkin algıları ile örgütsel mutlulukları arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Mardin ili merkez Artuklu ilçesinde bulunan ilkokul, ortaokul ve lise eğitim kurumlarında görev yapan toplam 2698 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise seçkisiz örnekleme yöntemlerinden tabakalı örnekleme yöntemiyle seçilen 378 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, "Okul Müdürlerinin Hizmetkâr Liderlik Davranışları Ölçeği" ve "Okul Örgütsel Mutluluk Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmada betimsel istatistik, bağımsız örneklem t-testi, ANOVA testi, Tukey testi, Pearson korelasyon analizi ve regresyon analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin örgütsel mutluluk algılarının "yüksek düzeyde'' olduğu tespit edilmiştir. Öğretmen algılarına göre okul müdürlerinin hizmetkâr liderlik davranışlarının yüksek düzeyde olduğu saptanmıştır. Araştırma bulguları, okul müdürlerinin hizmetkâr liderlik davranışları ile öğretmenlerin örgütsel mutluluk algıları arasında pozitif yönde ve yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Yapılan regresyon analizi sonucunda ise okul müdürlerinin hizmetkâr liderlik davranışlarının öğretmenlerin örgütsel mutluluğunu olumlu yönde yordadığı görülmüştür. Araştırma sonuçlarına dayalı olarak önerilerde bulunulmuştur.
Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin örgütsel sinizme ilişkin algılarının örgütsel mutlulukları üzerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenlerinin örgütsel sinizm ve örgütsel mutluluk düzeylerini tespit etmek, örgütsel sinizmin örgütsel mutluluk üzerindeki belirleyiciliğini incelemektir. Ayrıca bu araştırmada Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenlerinin örgütsel sinizm ve örgütsel mutluluk düzeyleri, cinsiyet, medeni durum, okul türü, yaş ve kıdem yılı değişkenleri ile incelenerek elde edilen bulguların ortaya konulması amaç edinilmiştir. Bu amaç doğrultusunda 99'u kadın 219'u erkek olmak üzere toplam 318 Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni gönüllü olarak araştırmaya katılım göstermiştir. Araştırmada ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Örgütsel Sinizm Ölçeği" ve "Örgütsel Mutluluk Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi için Microsoft Excel ve SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizi cronbach alpha iç tutarlık katsayıları incelenmiş ve değerlerin ,76 ile ,91 arasında değişiklik gösterdiği tespit edilmiştir. Verilerin normal dağılım analizi için çarpıklık ve basıklık değerleri kontrol edilmiş ve verilerin normal dağılıma sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu aşamadan sonra ikili grup karşılaştırmalarında T-Testi, iki değişken arasındaki ilişkinin incelenmesi için Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Ayrıca örgütsel sinizmin örgütsel bağlılık üzerindeki yordama gücünü tespit etmek amacıyla Çoklu Doğrusal Regresyon analizi yapılmıştır. Yapılan analiz sonucunda Beden Eğitimi ve Spor öğretmenlerinin örgütsel sinizm ölçeği ve örgütsel mutluluk ölçeğinde cinsiyet, medeni durum, okul türü, yaş ve kıdem yılı değişkenleri arasında anlamlı farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Örgütsel sinizm alt boyutları ile örgütsel mutluluk ölçeği arasında yapılan korelasyon testi bulgularına göre, çalıştığı kurumdan uzaklaşma ile örgütsel mutluluk arasında n negatif yönde orta düzeyde, performansı düşüren etmenler ile örgütsel mutluluk arasında negatif yönde orta düzeyde, okula karşı olumsuz tutum ile örgütsel mutluluk arasında negatif yönde orta düzeyde, çalışanların kararları uygulamalara katılım ile örgütsel mutluluk arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Yapılan Çoklu Doğrusal Regresyon analizi sonucuna göre Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenlerinin örgütsel sinizmin alt boyutlarından çalıştığı kurumdan uzaklaşma, performansı düşüren etmenler, okula karşı olumsuz tutum ve çalışanların kararları uygulamalara katılımı, örgütsel mutluluğu anlamlı düzeyde yordadığı tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda eğitim kurumlarında görülen örgütsel sinizmin örgütsel mutluluğun belirleyicisi olduğu tespitine ulaşılmıştır.
Sınıf öğretmenlerinin kontrol düzeyleri ile ilkokul öğrencilerinin okul mutluluğu arasındaki ilişki
Bu çalışma, sınıf öğretmenlerinin kontrol düzeyleri ile ilkokul öğrencilerinin okul mutluluğu arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma verileri; 2022-2023 eğitim ve öğretim yılında Ankara ili Etimesgut ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilkokullarda çalışan 346 sınıf öğretmeni ve bu öğretmenlerin sınıflarında bulunan 7079 öğrenciden toplanmıştır. Nicel araştırma yaklaşımı kapsamında ilişkisel araştırma yönteminin kullanıldığı bu araştırmada sınıf öğretmenlerinin kontrol düzeyleri sınıf yönetimi kontrol düzeyi belirleme anketi ile öğrencilerin okul mutluluk düzeyi ise ilkokul çocukları için okul mutluluğu ölçeği ile belirlenmiştir. Araştırmanın sonucunda, öğretmenlerin genel olarak etkileşimci (orta düzey kontrol) yaklaşımı benimsedikleri tespit edilmiştir. Öğretmenlerin kontrol düzeyleri cinsiyete, eğitim durumuna, yaş gruplarına, okuttukları sınıf düzeylerine göre farklılık göstermemekle birlikte, erkeklerin müdahaleci yönetim yaklaşımına sahip olma oranlarının kadınlardan daha yüksek olduğu görülmüştür. Eğitim seviyesi arttıkça etkileşimci ve müdahaleci olmayan yönetim tarzının benimseme eğiliminin de arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Genç öğretmenlerin müdahaleci ve müdahaleci olmayan yönetim yaklaşım oranlarının diğer yaş grupların bu kategorilerdeki oranlarına göre daha fazla olması da dikkate değer bir sonuçtur. Öğretmenlerin sınıf içindeki kontrol yaklaşımları ile öğrencilerin mutlu olma durumları arasında manidar bir ilişki bulunamamıştır. Bunun yanında öğretmenlerin cinsiyetleri ile öğrencilerin mutlu olma durumları arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Kadın öğretmenlerin öğrencilerinin, erkek öğretmenlerin öğrencilerine göre daha mutlu olduğu görülmüştür.
Üniversite öğrencilerinin mutluluk, psikolojik sağlamlık ve öz yeterlik düzeylerinin incelenmesi
Psikoloji başta olmak üzere insanı ve toplumu anlamayı kendine amaç edinmiş farklı disiplinler mutluluğu insanlığın ulaşmak istediği en büyük amaç olarak belirlemiştir. Mutluluğa atfedilen bu önem ise mutluluğu yordayan etmenleri araştırmayı önemli kılmaktadır. Bu araştırmanın amacı da üniversite öğrencilerinin mutluluk, psikolojik sağlamlık ve öz yeterlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemi, farklı fakültelerde öğrenimine devam eden, 208 kadın ve 105 erkek olmak üzere toplam 323 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla; Oxford Mutluluk Ölçeği Kısa Formu (OMÖ-KF), Genel Öz Yeterlik Ölçeği (GÖYÖ), Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (KPSÖ) ve Kişisel Bilgi Formu (KBF) kullanılmıştır. Ölçekler yardımıyla toplanan veriler bilgisayara aktarılmış ve SPSS 21.00 paket programıyla analiz edilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, korelasyon analizi tekniklerinin yanı sıra üniversite öğrencilerinin mutluluk, psikolojik sağlamlık ve öz yeterlik düzeylerinin, öğrenim görülen fakülte, sınıf düzeyi ve yaşanılan yere göre farklılaşıp farklılaşmadığı tek yönlü ANOVA analiz edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin mutluluk, psikolojik sağlamlık ve öz yeterlik düzeylerinin cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığını analiz etmek için t testinden yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda üniversite öğrencilerinin mutluluk, öz yeterlik ve psikolojik sağlamlık düzeyleri arasında orta düzeyde anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Öğrencilerin cinsiyetleri, sınıf düzeyleri ve yaşanılan yere göre mutluluk düzeyleri karşılaştırıldığında manidar bir farkın görülmediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda öz yeterlik, psikolojik sağlamlık ve mutluluğu artırmaya yönelik ayrı ayrı çalışmalar yapılıp etkililiği araştırılabilir. Ayrıca psikolojik sağlamlık ve öz yeterlik düzeyleri dördüncü sınıflara nazaran 1-2 ve 3. Sınıf öğrencilerinde daha düşük bulunmuştur. Bu açıdan bakıldığında, üniversitelerin Psikolojik Danışma Birimlerinin özellikle üniversiteye yeni başlayacak öğrencilere yönelik psiko-eğitim programları düzenlemesi faydalı olacaktır.
A comparison regarding the educational system through Dickens and Kingsley Amis
In 'Hard Times' by Charles Dickens, the Gradgrind family and their sorrowful experiences are narrated. Towards the end of the novel, the readers realize that a rational education system as a guideline to reach the ideal of 'Merry England' actually misguides the family members and turns their lives to grief. In this study, various views and examples of 'Hard Times' are provided in order to demonstrate the proposal that education solely cannot always bring people to happiness. 'Lucky Jim', an English Campus Novel written by Kingsley Amis, can present a comparison to the teaching approaches in 'Hard Times'. In the novel, the academics' cruel rivalry can be seen as influential in their moral corruption. In this academic circle, Jim Dixon, an inexperienced history lecturer, presents a free willed, relaxed character as quite contrary to the academic principles of the 'Post War England'. In this thesis, unlike disregarding of such individuality by the contemporary academics, it is stressed that Dixon can overcome the difficulties in his new working place thanks to his distinguishing characteristics, and his sincerity facilitates him in the quest for happiness. As a result of this thesis; it will be predicted that paying attention to such lively people's personalities as Dixon has can be resulted in directly or indirectly a happiness in everyone's life and as an outcome of an analysis; the reader will also be presented what sorts of education method can be effective to have a pleasant life. Keywords: Mechanization, Science, Strictness, Disregard, Alienation, Happiness, Wonder, Self-Realization, Fancy, Imagination.
Özel yetenekli öğrencilerin "Mutluluk" kavramına ilişkin metaforik algılarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı özel yetenekli öğrencilerin mutluluk kavramına ilişkin metaforik algılarının incelenmesidir. Bu araştırmanın örneklemi, Özel Yetenekli olarak tanılanmış 6, 7 ve 8. Sınıfa devam eden 157 öğrencilerden oluşmaktadır. Verilerin elde edilmesinde, Metaforik Algı Formu ve Kelime İlişkilendirme kullanılmıştır. Verilerin incelenmesinde Kesme Noktası tekniği ile birlikte nitel ve nicel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, Özel Yeteneklilerin mutluluk kavramına ilişkin metaforik algılarının sınıf seviyesi ve aile gelir düzeyi arasında düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Özel yetenekli öğrencilerin Kelime İlişkilendirme Testinde sayıca en fazla yazdıkları kelime sırasıyla; aile (27), tatil (21), yemek (21), ders (19), çikolata (18) olarak belirlenmiştir. En fazla kelime yazdıkları anahtar kavram ise "eğlence/hobi" olarak tespit edilmiştir. Özel Yeteneklilerin en fazla metafor ürettikleri kategoriler sırasıyla; fayda sağlayan olarak mutluluk (21), durağan olmayan bir duygu olarak mutluluk (10), bir macera olarak mutluluk (10), çok erken tüketilen olarak mutluluk (8)… belirlenmiş olup araştırmanın bulguları literatür taraması çerçevesinde tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Özel Yetenek, Özel Yetenekli Öğrenci, Mutluluk, Metafor, Mutluluk metaforları,
Annelerin eğitimleri çalışıp çalışmama durumuna göre lise öğrencilerinin duygusal zekȃ mutluluk ve sosyal kaygı düzeylerinin karşılaştırılması
Çevrenin duygusal zekâya olan etkisi onlarca parametreye bağlı olmakla birlikte, bir çocuğun duygusal zekâsının gelişmesinde annenin rolünün önemi yadsınamayacak ölçüdedir. Bu araştırma duygusal zekâyı ölçmekle beraber, lisede okuyan öğrenci gruplarının mutluluk düzeyleri ve sosyal kaygı durumlarını belirlemek amacıyla yapılmış bir çalışmadır. Bu çalışmadaki en önemli husus ankete katılan öğrencilerinin annelerinin çalışan olması ya da olmaması durumu ve bu durumun çocuğun duygusal zekâsına, mutluluğuna ve sosyal kaygıya olan etkisini ve bu değişkenler arasındaki ilişkinin anlaşılmasıdır. Bu amaçla, betimsel tarama yöntemi uygulanan bu çalışmada, Aydın ilinin Nazilli ilçesinde bulunan başarı düzeyleri farklı dört lisede 9, 10 ve 11. sınıflarda öğrenim görmekte olan 311 öğrenci örnekleme alınmıştır. Bu çalışmada literatürde sıklıkla kullanılan dört farklı ölçüm aracı kullanılmıştır. Bunlar; Oxford Mutluluk Ölçeği, Schutte Duygusal Zekâ Ölçeği, Ergenler İçin Sosyal Kaygı Ölçeği ve düzenlenmiş Kişisel Bilgi Formu'dur. Araştırmadan elde edilen istatistiksel bulgulara göre, cinsiyetler arasında sadece duygusal zekâ analizlerinde kızların daha yüksek puanlar aldığı sonucuna ulaşılırken, mutluluk ve sosyal kaygı düzeylerinde anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Öğrencilerin okuduğu okul değişkenine göre duygusal zekâ puan ortalamasının bakıldığında, Duygusal zekâ puan ortalamasının Fen Lisesi öğrencilerinde en yüksek olduğu, Ticaret Lisesi öğrencilerinde ise en düşük olduğu görülmektedir. Yine Okul değişkenine göre Mutluluk düzeyi puanlarına bakıldığında en yüksek puan ortalamasının Anadolu Lisesi öğrencilerinde olduğu görülmektedir. Farklı liselerde okuyan öğrencilerin sosyal kaygı puan ortalamaları arasında ise anlamlı bir farklılık olmadığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Duygusal Zekâ, Mutluluk, Sosyal Kaygı
Üniversite öğrencilerinin yaşam doyumlarının kaygı düzeyleri ile ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin yaşam doyumları ve kaygı düzeylerini; cinsiyet, yaş, okunulan fakülte, sosyoekonomik düzey, anne-bab tutumu, gelecekten beklenti ve dini inanç değişkenlerine göre incelemektir. Araştırmanın örneklemi, 2017-2018 öğreim yılında İstanbul Arel Üniversitesi, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi'nin farklı bölümlerine devam etmekte olan 246 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Öğrencilerin yaşam doyumu düzeyini belirlemek amacıyla Diener ve ark.(1985) tarafından geliştirilen ve Köker (1985) tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan "yaşam doyumu ölçeği"; kaygı düzeylerini belirlemek amacıyla da Beck ve ark. (1988) tarafından geliştirilen ve Ulusoy ve ark.(1998) tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan "beck anksiyete ölçeği"; bağımsız değişkenlerle ilgili bilgileri elde etmek amacıyla da araştırmacı tarafından oluşturulan "kişisel bilgi formu" kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre üniversite öğrencilerinin yaşam doyumu ve kaygı düzeyleri; cinsiyet, yaş, okunulan fakülte, sosyoekonomik düzey, anne-baba tutumu, gelecekten beklenti ve dini inanç değişkenlerine göre değişmektedir. Bulgular doğrultusunda sonuçlar tartışılmış olup önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Yaşam doyumu, Mutluluk, Durumluluk- sürekli kaygı, Üniversite Öğrencileri, İyi oluş.
Çocuklarda anne baba tutumlarının otomatik düşünceler mutluluk ve depresyon düzeyleriyle ilişkilerinin incelenmesi
Bu araştırma çocuklarda anne baba tutumlarının otomatik düşünceler mutluluk ve depresyon düzeyleriyle ilişkilerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini İstanbul ilinden kolayda örnekleme tekniği ile seçilen 10-18 yaş grubu 300 birey oluşturmuştur. Anne baba tutumlarını ölçmek amacıyla Anne Baba Tutum Ölçeği, Mutluluğu ölçmek amacıyla Okul Çocuklarının Mutluluk Envanteri, depresyonu ölçmek amacıyla Çocuklar İçin Depresyon Ölçeği, otomatik düşünceleri ölçmek amacıyla Otomatik Düşünceler Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından hazırlanmış yaş, cinsiyet, aile aylık geliri gibi sosyo-demografik özellikler bilgilerinin edinildiği bir bilgi formu da kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS 23.00 kullanılmıştır. Analiz yöntemi olarak betimleyici istatistikler ile birlikte korelasyon, regresyon, t-test ve ANOVA yöntemlerinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında ve %5 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre demokratik anne baba tutumları mutluluğu artırırken, olumsuz otomatik düşünceleri azaltmaktadır. Otoriter anne baba tutumları ise olumsuz otomatik düşünceleri azaltmaktadır. Olumsuz otomatik düşünceler mutluluğu azaltırken ve depresyonu artırmaktadır. Anahtar kelimeler: Anne baba tutumları, otomatik düşünceler, mutluluk, depresyon
İşyerindeki mutluluğun çalışan yaratıcılığına etkisi: Türkiye'deki lojistik sektörü üzerine bir araştırma
Yaratıcılık, sorunlara; bozukluklara, bilgi eksikliğine, kayıp ögelere, uyumsuzluğa karsı duyarlı olma; güçlüğü tanıma, çözüm arama, tahminlerde bulunma ya da eksikliklere karsı çözümler geliştirme, bu çözümleri değiştirme ya da yeniden sınama, daha sonra da sonucu başkalarına iletmektir. Yaratıcılığın temelinde, akıcı, özgün ve esnek düşünebilme, dolayısıyla sorun çözebilme becerisi yatmaktadır. Akıcı düşünebilmek, kısa sürede, ardı ardına birçok düşünce ve görüş öne sürebilmektir. Küresel rekabet döneminde özellikle çalışma hayatında bireylerin yaratıcı olmaları beklenmektedir. Bunun nedenle bireyden başlayarak tüm örgüte yayılan bir yaratıcı iklim oluşturulması elzem hale gelmiştir. Yaratıcı çalışma ortamı öncelikle bireysel doyum ve mutluluk ile yakından ilişkili görülmektedir. İşyerinde mutlu olan ve tatmin yaşayan çalışanların işyerinin amaç ve hedeflerine uygun yaratıcı ürün ve iş modelleri geliştirdikleri ve böylelikle birey olarak kendilerini gerçekleştirirken örgütlerini de ileriye taşıdıkları birçok çalışmada vurgulanmıştır.
Çalışan mutluluğunun işe ilişkin duyuşsal iyilik algısı ile ilişkisi ve kuşaklar arasındaki farklılıkların incelenmesi
Bu araştırmada işletme performansında ve başarısında önemli bir yere sahip olan çalışanların mutluluğunun, işle ilgili mutlulukları ile ilişkisi incelenecektir. Araştırmanın amacı, çalışanın bireysel olarak mutluluğunun işteki mutluluğunu etkileyip etkilemediğini belirlemek ve farklı kuşaklar üzerinde hangi kriterlerin daha fazla etkili olduğunu ortaya koymaktır. Çalışan mutluluğunun işyerindeki mutluluğa ve dolaylı olarak da performans ve bağlılığa etkisinin olup olmadığı önemlidir. Bir diğer önemli soru ise, çalışan mutluluğunun değişik cinsiyet, medeni durum, kuşak ve eğitim durumuna göre fark edip etmediğidir. Farklı çalışan profiline sahip işletmelerin bu sorunun cevabına göre çalışan profili oluşturma şekilleri değişkenlik gösterebilir. Araştırma anketi, "Oxford Mutluluk Envanteri (OHI)" ve "İşe İlişkin Duyuşsal İyilik Algısı (JAWS)" ölçeklerinde belirlenmiş sorulardan oluşmaktadır. Bu çalışmayı yaparken izlediğimiz yol özetle şu şekilde belirlenmiştir: öncelikle araştırmada incelenecek kavramların tanımlanması ve aralarında olması beklenen ilişki ile ilgili yapılmış çalışmalara değinilerek başlanmış, sonrasında çalışmanın amacı, hipotezleri ve ölçümleme metotları aktarılmıştır. Ölçüm metotları ile toplanan verilerin analizleri ve sonuçları ve de bulguları aktarılıp, araştırma ile ilgili sonuçlar ve araştırma süresinde karşılaşılan öneri ve kısıtlamalar bir sonraki çalışmalara ışık tutması için belirtilmiştir.
Yapılandırılmış grup sanat terapisi programının 15-18 yaş aralığındaki ergenlerin mutluluk düzeyleri, duyguları ifade etme eğilimleri, duygu düzenleme güçlükleri ve psikiyatrik belirtilerine etkisi
Bu çalışmanın amacı araştırmacı tarafından geliştirilen Yapılandırılmış Grup Sanat Terapisi Programının, 15-18 yaş aralığındaki ergenlerin mutluluk düzeyleri, duygularını ifade etme eğilimleri, duygu düzenleme güçlükleri ve psikiyatrik belirtilerine etkisini incelemektir. Araştırmacı tarafından, Gross'un süreç modelinden alınan öncül odaklı stratejiler ve tepki odaklı stratejiler temel alınarak, sanat terapi teknikleriyle oluşturulmuş 11 oturumluk bir program hazırlanmıştır. Program yapılandırılmış sanat terapi tekniklerinin kullanıldığı, stratejilerin öğrenildiği psiko-eğitimsel ve yaşantısal bir örüntü sergilemektedir. Yapılandırılmış grup sanat terapisi programında ergenlerin, sanat materyalleri ve sanat terapi tekniklerini kullanarak duygularını ifade etme eğilimlerinin ve mutluluk düzeylerinin arttırılması, yine program içindeki bilişsel stratejilerin ergenlere öğretilerek duygu düzenleme güçlüklerinin azaltılması hedeflenmiştir. Araştırma, Pendik ilçesinde bulunan Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı Çok Programlı Anadolu Lisesinde öğrenim gören, yapılan değerlendirmeler sonucu duygu düzenleme güçlüğü ve psikiyatrik belirti düzeyi ortalamanın üstünde olan öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Lisenin on, onbir ve onikinci sınıflarında eğitim gören toplam 187 öğrencinin 10 tanesi deney, 10 tanesi kontrol grubuna tesadüfi yöntemle atanmıştır. Veriler; SPSS 21.0 paket programında analiz edilmiş ve araştırma verilerinin analizinde deney ve kontrol grupları arasındaki anlamlı farklılığı belirlemek için Mann Whitney U testi,öntest-sontest puanları arasındaki anlamlı farklılığı belirlemek için Wilcoxon analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda, deney ve kontrol guruplarının son test puanları arasında deney grubu lehine anlamlı bir fark olduğu ve deney grubundaki öğrencilerin ölçeklerden aldıkları deney öncesi ve deney sonrası puanları arasında anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır. Deney grubundaki öğrencilerin psikiyatrik belirti düzeyinde düşmanlık alt boyutu ve duygu düzenleme güçlüğü düzeyinde dürtü alt boyutunun azaldığı, mutluluk düzeyinde pozitif duygu alt boyutunun, duygu ifade eğilimleri düzeyinde pozitif, ve yakınlık boyutunun arttığı bulunmuştur.
Yetişkinlerde bağlanma stillerinin mutluluk, yaşam doyumu ve depresyon ile ilişkisinin incelenmesi
Amaç: Araştırmanın amacı yetişkinlerde bağlanma stilleri, mutluluk, yaşam doyumu ve depresyon arasındaki ilişkiyi incelemektir. Ana hipotez, kaygılı ve kaçıngan bağlanan yetişkinlerin mutluluk ve yaşam doyumu puanlarının düşük, depresyon puanlarının yüksek olmasıdır. Ayrıca kaygılı ve kaçıngan bağlanma modelinin mutluluk, yaşam doyumu ve depresyon üzerinde ve bu değişkenlerle birlikte yordayıcı etkisi olması beklenmiştir. Yöntem: Araştırmaya yaşları 18-64 arasında değişen 255 gönüllü katılmıştır. Araştırmada, kaygılı ve kaçıngan bağlanmayı ölçmek için Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri – II, yaşam doyumunu ölçmek için Yaşam Doyumu Ölçeği, depresyonu ölçmek için Beck Depresyon Envanteri ve Sosyodemografik Özellikler ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 23.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bağımsız Örneklem T- testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) gruplar arası farkları belirlemek, Pearson Korelasyon ve Stepwise Regresyon ise araştırmanın sürekli değişkenleri arasındaki ilişkiyi ve yordayıcılığı belirlemek amacıyla kullanılmıştır. Sonuç: Araştırmanın sonucuna göre, hem kaygılı hem de kaçıngan bağlanma depresyon ile anlamlı derecede pozitif ilişkiliyken, yaşam doyumu ve mutluluk ile anlamlı derecede negatif ilişkilidir. Kaygılı ve kaçıngan bağlanma modelleri, mutluluk ve depresyon üzerinde ayrı ayrı yordayıcı etkiye sahiptir. Buna rağmen, kaygılı ve kaçıngan bağlanma modelleri yaşam doyumu üzerinde, çoklu değişkenlerle birlikte anlamlı bir etkiye sahip değildir. Araştırma bulguları literatür ışığında tartışılmış ve gelecek çalışmalar için öneriler yapılmıştır.
Akademisyenlerin iş yerindeki mutluluklarının eş zamanlı/paralel karma yöntemler araştırması ile incelenmesi
Eşzamanlı paralel karma yöntemler tasarımıyla yapılan bu tez çalışmasında akademisyenlerin iş yerindeki mutlulukları incelenmiştir. Araştırmanın nicel kısmından elde edilen bulgular, akademisyenlerin işteki genel mutluluk düzeyinin orta-yüksek olduğunu, birey-iş uyumunun ve iş yeri arkadaşlığının iş yeri mutluluğuna en çok katkı sunan boyutlar olduğunu göstermiştir. Araştırmanın nitel kısmından elde edilen bulgular ise, akademisyenlerin iyi sayılabilecek bir birey-iş uyumuna sahip olduklarını, takdir ve kişisel başarı duygularını deneyimlediklerini ve kendilerini geliştirme ve performanslarını gösterme fırsatlarına sahip olduklarını göstermiştir. Ayrıca akademisyenlerin mutluluklarının, yaptıkları işin anlamlı ve (topluma ve öğrencilere) faydalı olmasından, iş yerinde kişilerarası ilişkiler kurup sürdürebilmelerinden etkilenmektedir. Karma yöntem bulguları ise, nitel bulgularla nicel bulgular arasında çoğunlukla uyum olduğunu, bununla birlikte bazı bulguları genişlettiğini ve açıkladığını, bazılarının arasında da kısmen çelişkiler bulunduğunu göstermektedir.
Orman endüstri sektöründe çalışanların işte mutlu olmalarının iş sağlığı ve güvenliği performanslarına etkisi
Orman endüstri sektörü, çalışan sağlığı ve güvenliği açısından yüksek riskler barındıran bir çalışma alanıdır. Bu nedenle, iş sağlığı ve güvenliği (İSG) uygulamalarının etkin bir şekilde yürütülmesi, çalışanların hem fiziksel hem de psikolojik iyi oluşlarının sağlanması açısından kritik bir öneme sahiptir. Çalışmada, orman endüstrisinde çalışan bireylerin işte mutlu olmalarının, İSG performanslarına olan etkisi incelenmiştir. Bununla beraber, işte mutluluk kavramının iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarıyla nasıl etkileşimde bulunduğu, çalışanların güvenli çalışma ortamlarına yönelik algılarının iş performanslarına nasıl yansıdığı araştırılmıştır. Araştırma kapsamında, çalışanların iş yerindeki mutluluk düzeylerinin, iş sağlığı ve güvenliği performansları üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla nicel bir araştırma yöntemi benimsenmiştir. Veriler, orman endüstrisinde faaliyet gösteren çalışanlardan toplanmış ve analiz edilmiştir. Analiz sürecinde, istatistiksel değerlendirmeler R Studio programı kullanılarak gerçekleştirilmiş ve yapısal eşitlik modellemesi (YEM) yöntemi ile değişkenler arasındaki ilişkiler detaylı bir şekilde incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda, çalışanların işte mutlu olmalarının İSG performanslarının çeşitli boyutları üzerinde farklı seviyelerde etkili olduğu belirlenmiştir. Çalışmanın bulguları, çalışanların iş yerinde mutlu olmalarının iş sağlığı ve güvenliği performanslarını olumlu yönde etkileyebileceğini göstermektedir. Özellikle, çalışan mutluluğunun iş güvenliği kurallarına uyum, güvenli çalışma alışkanlıkları ve risk algısı gibi unsurlar üzerinde doğrudan etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda, orman endüstrisi gibi riskli sektörlerde, iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının çalışan mutluluğunu artırmaya yönelik stratejilerle desteklenmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Bartın'da yaşayan kadınların psikobiyotik özellik gösteren probiyotik tüketimleri ile mutluluk düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma; Bartın ilinde yaşayan 18 yaş ve üzeri kadınların psikobiyotik özellik gösteren probiyotiklerin tüketim durumları ile mutlulukları arasındaki ilişkiyi saptamak amacıyla planlanmıştır. Araştırma Kasım 2020- Mayıs 2021 tarihleri arasında yüz yüze ve online anket yöntemiyle 310 kadın bireye uygulanarak yapılmıştır. Anket formunun birinci bölümünde demografik bilgiler, probiyotik ürünlerin bilgi ve tutumları, probiyotik ve prebiyotik besinlerin tüketim sıklığı tablosu ve üç günlük besin tüketim kaydı; ikinci bölümünde ise 29 madde ve 6'lı likert tipinden oluşan Oxford Mutluluk Ölçeği bulunmaktadır. Ölçekten 29-174 arası puan alınabilmekte ve 132'den fazla puan alan mutlu olarak değerlendirilmektedir. Verilerin analizi için SPSS 22.0 (Statistical Package for the Social Sciences) paket programı kullanılmıştır. Araştırmaya katılan bireylerin yaş ortalaması 32,83±10,74 yıl olarak tespit edilmiştir. Katılımcıların BKİ değerleri incelendiğinde %62,3'ünün normal ağırlıkta, %11,9'unun ise obez olduğu tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan bireylerin BKİ gruplarına göre mutluluk düzeyleri arasındaki farkın anlamlı olmadığı belirlenmiştir (p>0,05). Çalışma bulgularında, katılımcıların %77,7'sinin probiyotik ürünler hakkında bilgi sahibi olduğu, %59'unun probiyotikli ürünler kullandığı ve %16,4'ünün probiyotik takviye ürün kullandığı saptanmıştır. Çalışmada 25 yaş ve altı kadınların 36 yaş ve üzeri kadınlara göre probiyotik besin tüketim sıklığı istatistiksel olarak daha düşük bulunmuştur (p<0,05). Çocuk sahibi ve medeni durumu evli olan katılımcıların probiyotik besin tüketim sıklığı istatistiksel olarak daha anlamlı bulunmuştur(p<0,05). Katılımcıların %21'inin mutluluk ölçeğinde 132'den fazla puan aldığı belirlenmiştir. Çalışmada probiyotikli ürün ve probiyotik takviye ürünü kullanma durumuna göre mutluluk düzeyleri arasındaki farklar anlamsız bulunmuştur(p>0,05). Çalışmada probiyotik besinlerin tüketim sıklığı ile mutluluk düzeyleri arasında pozitif zayıf bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0,05, r=0,05). Probiyotik besinlerden boza, kombu çayı, şalgam suyu ve salamura besinlerin tüketim sıklığının artması ile mutluluk düzeyi puanlarının arttığı belirlenmiştir (p<0,05). Psikobiyotik özellik gösteren probiyotikler ile daha ileri çalışmaların yapılması hedeflenmelidir. Anahtar Kelimeler: Beslenme, Mutluluk, Probiyotik, Psikobiyotik
Genç yetişkinlerin çocukluk dönemi mutluluk anıları ile psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Araştırma, genç yetişkinlerin çocukluk dönemi mutluluk anıları ile psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek, genç yetişkinlerin çocukluk dönemi mutluluk anıları ve psikolojik iyi oluş düzeylerini tespit etmek ve değişkenlerin, belirlenen sosyo-demografik özelliklere göre anlamlı fark gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evreni ve örneklemini İstanbul ili Beykoz ilçesindeki 18-25 yaşında 377 genç yetişkin birey oluşturmaktadır. Veri toplamada; bireylerin yaş, cinsiyet, eğitim durumu, gelir durumu, annenin eğitim durumu, babanın eğitimi durumu, ebeveynin evlilik durumu, ebeveynin tutumu gibi değişkenlerin etkisini incelemek üzere araştırmacı tarafından hazırlanan "Sosyo-demografik Bilgi Formu", genç yetişkinlerin çocukluk dönemi mutluluk anılarını belirlemek amacıyla, Akın ve ark. (2013) tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılarak Türkçe' ye uyarlanan "Çocukluk Dönemi Mutluluk/ Huzur Anıları Ölçeği" ve psikolojik iyi oluş düzeylerini ölçmek amacıyla, Telef (2011) tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılan "Psikolojik İyi Oluş Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde, araştırmanın alt problemlerine uygun olarak, betimsel istatistiklerde; yüzde, ortalama, standart sapma değerleri kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemede; Skewness, Kurtosis değerleri, ortalama, standart sapma, histogram grafikleri, Kolmogorov-Smirnov normallik testi kullanılmıştır. Değişkenler arası anlamlı fark için; hipotez testlerinden T-Testi ve Varyans Anlizi (ANOVA); veriler parametrik teknikleri kullanmakta elverişli olmadığında testlerin non-parametrik karşılıkları Mann Whitney U- Testi ve Kruskal Wallis H- Testi; değişkenler arası ilişkinin test edilmesinde Spearman Korelasyon tekniği kullanılarak IBM SPSS Statistics 23 paket programıyla analiz edilmiştir. Çalışmada, genç yetişkinlerin çocukluk dönemi mutluluk anılarının, babanın eğitim düzeyine göre farklılaştığı bulunmuştur. Genç yetişkinlerin çocukluk dönemi mutluluk anılarının; yaş, cinsiyet, eğitim durumu, gelir durumu, annenin eğitim durumu, ebeveynin evlilik durumu, ebeveynin tutumuna göre anlamlı farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Genç yetişkinlerin psikolojik iyi oluş düzeyleri, yaş, cinsiyet, eğitim durumu, gelir durumu, annenin eğitim durumu, babanın eğitim durumu, ebeveynin evlilik durumu, ebeveynin tutumuna göre farklılık göstermemektedir. Genç yetişkinlerin çocukluk dönemi mutluluk anıları ile psikolojik iyi oluş düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.
Öğrenen okul ile okul mutluluğu arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, resmî okullarda görev yapan öğretmen görüşlerine göre, öğrenen okul ile okul mutluluğu arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden biri olan korelasyonel (ilişkisel) tarama modeliyle tasarlanmış bir yordama çalışmasıdır. 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Van İli Erciş ilçesindeki resmî okullarda görev yapan öğretmenler araştırmanın evrenini, evrenden basit tesadüfî örnekleme yöntemiyle seçilen 371 öğretmen araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırma verileri, Güçlü ve Türkoğlu (2003) tarafından geliştirilen Öğrenen Organizasyon Ölçeği (ÖOÖ) ile Paschoal ve Tamayo (2008) tarafından geliştirilen ve Arslan ve Polat (2007) tarafından Türkçeye uyarlanan Örgütsel Mutluluk Ölçeği (ÖMÖ) ile toplanmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, standart sapma, yüzdelik değer, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon analizi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, okulun öğrenen okul olma niteliğinin "orta' düzeyde ve okul mutluluğunun "iyi" düzeyde olduğu, öğrenen okul ve alt boyutları ile okul mutluluğu arasında orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu, öğrenen okul alt boyutlarından paylaşılan vizyon, zihnî modeller ve takım hâlinde öğrenmenin okul mutluluğunun anlamlı bir yordayıcısı olduğu bulgularına ulaşılmıştır. Değişkenler bazında öğrenen okul açısından; kişisel ustalık alt boyutunda erkek öğretmenler lehine, paylaşılan vizyon ve sistem düşüncesi alt boyutlarında evli öğretmenler lehine, ölçek toplamı, zihnî modeller, paylaşılan vizyon ve takım hâlinde öğrenme alt boyutlarında sözleşmeli olarak çalışan öğretmenler lehine, ölçek toplamı, zihnî modeller ve paylaşılan vizyon alt boyutlarında ilkokulda çalışan öğretmenler, kişisel ustalık alt boyutunda ise lisede çalışan öğretmenler lehine, ölçek toplamı, zihnî modeller, paylaşılan vizyon ve takım hâlinde öğrenme alt boyutlarında bulunduğu okulda bir yıl çalışan öğretmenler lehine, ölçek toplamı ve tüm alt boyutlarında küçük okulda çalışan öğretmenler lehine ve kişisel ustalık alt boyutunda orta büyüklükteki okulda çalışan öğretmenlere göre büyük okulda çalışan öğretmenler lehine anlamlı farklılıklar vardır. Okul mutluluğu açısından; olumlu duygular alt boyutunda erkek öğretmenler lehine, ölçek toplamı, olumlu duygular ve olumsuz duygular alt boyutunda sözleşmeli olarak çalışan öğretmenler lehine, okul mutluluğu ve tüm alt boyutlarında bulunduğu okulda bir yıl çalışan öğretmenler lehine, ölçek toplamı ve tüm alt boyutlarında küçük okulda çalışan öğretmenler lehine anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler öğrenen okul, okul mutluluğu, öğretmen, okul, mutluluk
Sünnete göre saîd ve şakî mefhumları
Hz. Peygamber kendisine vahyedilen bilgiler ile insanlara inanç, ibadet ve ahlakî ilkeler başta olmak üzere hayatın tüm alanlarında nasıl davranılması gerektiğini bizzat yaşıyarak anlatmış ve bütün insanlar için ideal bir hayat biçimi sergilemiştir. Çalışmamızda, bütün zaman ve mekana hitap eden ve Müslüman için ideal bir yaşam biçimi olan sünneti baz alarak saîd ve şakî kavramlarına tefsir, hadis ve kelâm kaynaklarından istifade ederek açıklık getirdik. Hadis kaynaklarına bakıldığında, Hz. Peygamber'den dünya ve âhiret saâdetine işaret eden birçok rivayet nakledilmiştir. Dünya saâdetine işaret eden rivayetlerde, insanı dünyada mutlu kılan kişisel, psikolojik ve sosyal birçok etken zikredilmektedir. Bunlar; kocası yüzüne baktığında kocasına huzur veren itaatkâr Saliha bir eş, oturmaya müsait geniş bir ev, iyi bir binek, ibadet ile geçirilen uzun ömür, insanı iyiliğe sevk eden iyi bir arkadaş, fitnelerden uzak durmak, kadere rıza göstermek gibi etkenlerdir. Hadislerde âhiret hayatında insanların saîd (cennetlik) ve şakî (cehennemlik) olmak üzere iki gruba ayrıldığı, Allah'ın ezelî ilmiyle daha henüz kişi anne karnında iken kimin saîd veya şakî olduğuna işaret edilmiştir. Bu da kulun fiillerindeki rolü nedir gibi birçok soruyu akla getirir. Bu sorulara cevap bulmak için Kelâm ilminde Allah'ın ezeli ilmine, kader ve kazaya, kulun fiillerindeki rolü gibi konulara açıklık getirdik. Yapılan çalışmanın neticesinde, yaptıklarına karşılık Allah'ın kendisine cennet va'd ettiği kimseye saîd, yaptıklarına karşılık Cehenneme atılan kimseye de şakî denildiği anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Sünnet, Saâdet, Şekâvet, Cennetlik, Cehennemlik, Saîd ve Şakî. Sayfa Adedi :108 Tez Danışmanı: Dr. Öğrt. Üyesi Arif GEZER
Mutluluk iktisadının haz, anlam ve maneviyat boyutlu değerlendirilmesi: Van ili örneği
İktisat genel bir ifade ile bireylerin refahının nasıl artırılacağı sorunsalı üzerinde durmaktadır. Bu ise Neo-klasik iktisat düşüncesi açısından, tüketicilerin fayda maksimizasyonu, üreticilerin ise kâr maksimizasyonu amacıyla hareket etmeleriyle sağlanmaktadır. Üreticiler ile tüketicilerin bunu sağlamaya çalışırken rasyonel davrandıkları kabul edilmektedir. Bu açıdan kısaca serbest piyasa sistemin hazları maksimum kılmakla, insanı mutlu kılabileceği varsayımı üzerinde durduğu ifade edilebilir. Ancak mutluluğun tek kaynağının bu haz duygusuna bağlı olmadığı, bunun yanında hayata ilişkin anlam ve mana boyutlarının da mutluluğu artırıcı etkileri olduğu düşünülmektedir. Easterlin Paradoksu ve Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisinin üst katmanları buna ilişkin bir takım önemli ipuçları sağlamaktadır. Bu açıdan bu çalışma, mutluluğun ekonomik unsurlarıyla birlikte, mana ve anlam boyutlarının da etkisini belirlemek üzere bir alan çalışması sunmaktadır. Van ilinde 18 yaş üstü toplam 420 kişi ile yapılan anket çalışmasında Mutluluk, haz, anlam ve maneviyat boyutlarını ölçmek üzere sınıflandırılmış sorular ile birlikte demografik değişkenlere ilişkin sorular yer almıştır.
Öğretmenlerde çözüm odaklı düşünme ile mutluluk ilişkisinde sürekli umut ve yaşam doyumunun aracı etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada öğretmenlerde çözüm odaklı düşünme ile mutluluk ilişkisinde sürekli umut ve yaşam doyumunun aracı etkisinin belirlenmesine yönelik bir modeli test etmek amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 2020 - 2021 eğitim öğretim yılında Muş İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı Muş merkez ve ilçelerinde bulunan okul öncesi, ilkokul, ortaokul, lise ve Rehberlik ve Araştırma Merkezleri'nde görev yapan 479'u kadın, 307'si erkek olmak üzere toplam 786 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada toplanan veriler, Çözüm Odaklı Düşünme Envanteri, Sürekli Umut Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği ve Oxford Mutluluk Ölçeği Kısa Formu ile elde edilmiştir. İlişkisel tarama modelinde yürütülen araştırmada verilerin analizi için SPSS Statistics 25 ve AMOS 24 programları kullanılmıştır. Araştırma kapsamında önerilen model, yapısal eşitlik modellemesi ile test edilmiş ve kabul edilebilir uyum değerleri ile doğrulanmıştır. Araştırma kapsamında yapılan fark istatistiklerine göre öğretmenlerin çözüm odaklı düşünce ve tüm alt boyutları, sürekli umut, yaşam doyumu ve mutluluk düzeyleri istenilen sosyal ilişkilere sahip olma durumuna göre farklılaşmıştır. Öğretmenlerin çözüm odaklı düşünce alt boyutlarından problemden ayırma, kaynakları harekete geçirme boyutları ile yaşam doyumu düzeyleri cinsiyetlerine göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmıştır. Modelde, çözüm odaklı düşünce ile mutluluk ilişkisinde erkek örnekleminde sürekli umut ve yaşam doyumunun kısmi aracılığı, kadın örnekleminde ise tam aracılık rolü saptanmıştır. Buna göre araştırmada öğretmenlerin çözüm odaklı düşünce düzeyinin sürekli umut ve yaşam doyumu düzeyleri üzerinde, bunların da mutluluk üzerinde anlamlı birer yordayıcı olduğu belirlenmiştir. Çözüm odaklı düşünce ile mutluluk arasında modelde belirlenen dolaylı etkinin anlamlı olduğu bulunmuştur. Bulgular alanyazın kapsamında tartışılmış araştırmacı ve uygulayıcılara çeşitli öneriler sunulmuştur.