Uyuşmazlık
170 theses under this subject heading
Türk Hukukunda grev hakkına ilişkin sınırlama ve yasaklar
Grev hakkı, insan haklarına ilişkin ayrımlarda sosyal haklar arasında yer almaktadır. Sosyal hakların büyük çoğunluğunun aksine, grev hakkının devlete olumlu edim yüklemeyen yanı baskındır. Özünde tepkisellik barındıran grev hakkının amacı; işverene baskı uygulayarak çalışma ilişkilerine dair taleplerin yerine getirilmesini sağlamaktır. Bu bağlamda grev hakkı; bağımlı çalışanların işverene karşı emek güçlerini kullanmak suretiyle karşı koymaları anlamına gelmektedir. Sözleşme ilişkisi bağlamında görülmekte olan işin durdurulmasına neden olan grev eylemi; işverenin yanı sıra üçüncü kişileri de etkilemektedir. Üstelik grev; işçi sınıfının en önemli aracı olması nedeniyle siyasi iktidar tarafından da tehdit olarak algılanan bir mücadele aracı niteliğindedir. Özellikle görülmekte olan işin temel nitelik taşıması halinde, grevin belli şartlar çerçevesinde kullanılması şarttır. Tüm bu sebepler grev eyleminin hukuki zemine oturtulmasını ve sınırlarının çizilmesini zorunlu hale getirmiştir. Grevin hak olarak kabulü ve sınırlandırılması, sosyal hakların hukuk dünyasında kabulüyle benzer bir seyir izlemiştir. Önce devletlerin hukuk sistemlerinde hak veya özgürlük olarak yer alan grev; zamanla uluslararası hukukta da hukuki güvence altına alınmıştır. Türk Hukukunda da grev hakkı, işçilere toplu iş uyuşmazlıklarında başvurabilecekleri bir mücadele aracı olarak tanınmıştır. Ancak hakkın kullanılması şekil şartlarına tabi tutulmuş ve greve son çare olarak başvurulması prensibi benimsenmiştir.
İnternet alan adı uyuşmazlıkları ve çözüm yolları: Karşılaştırmalı bir analiz
İnternetin hızlı gelişimi, web sitelerine erişimde belirteç görevi gören alan adlarına ilişkin uyuşmazlıkların artmasına neden olmuştur. Mevcut hukuki düzenlemeler, alan adına ilişkin çıkan farklı uyuşmazlıkların çözümünde yetersiz kalmaktadır. Her geçen gün farklılaşan bu uyuşmazlıklara uygulanabilecek en yaygın çözüm yolları dava açmak veya uyuşmazlık çözüm mekanizmasına başvurmaktır. Bu çalışmada, özel hukuk çerçevesinde hem Türk hem de Amerikan hukukunda alan adına ilişkin hukuki düzenlemeler incelenmektedir. Ayrıca, uyuşmazlıklara uygulanabilecek en genel çözüm yolları ele alınmaktadır. Böylece mevcut çalışma, uyuşmazlıklarla karşı karşıya kalan hak sahiplerine yararlı bilgiler sunmaktadır.
Muhtelifü'l-hadîs ilmi çerçevesinde İbn Huzeyme'nin Sahîh'i
Malum olduğu üzere Muhtelifü'l-hadîs, hadîs ilimleri içerisindeki en zor disiplinlerden biridir. Bununla birlikte, hicrî ikinci asrın son çeyreğinden itibaren bu sahaya dair pek çok kayda değer eser ortaya konmuştur. Bu bağlamda bizim çalışmamızda da; hicrî üçüncü asır âlimlerinden İbn Huzeyme'nin mezkûr disipline ilişkin yorumları, mukayeseli olarak değerlendirmeye tabi tutulmaktadır. Giriş ve üç bölümden oluşan çalışmanın Birinci Bölüm'ünde; İbn Huzeyme'nin hayatı ve ilmî kişiliği ile kavramsallaşma sürecinde Muhtelifü'l-hadîs ilminin gelişim safhaları ele alınmakta; İkinci Bölüm'de, müellifin hadisçi kimliği, gerek senet gerekse metin merkezli tetkîke açılmakta; Üçüncü Bölüm'de ise bu ilme ait kriterler, İbn Huzeyme'nin kullanışı açısından örnekler eşliğinde tespite çalışılmaktadır. Yaşadığı dönem itibarıyla farklı mezhebî eğilimlere mensup ulema tarafından görüş ve eser türünden bu ilme dair oluşmuş birikim yanında, alanın bir diğer otoritesi olan İbn Huzeyme'nin tetkîke konu edilmesi; kendisinin fikir ve tasarrufları üzerinden farklılığını ortaya koyacak ve ilgili disiplin içerisindeki yerinin görülmesine katkı sağlayacaktır. Anahtar Kavramlar: Muhtelifü'l-hadîs, İbn Huzeyme, Teâruz, Müşkil, İhtilâf
Roma hukukunda condictio causa data causa non secuta ve Türk hukukuna etkileri
Roma Hukuku'nda, Modern Kıta Avrupası Hukuku ve Türk Hukuku'nun aksine açıkça bir borç kaynağı olarak iade konusunu düzenleyen genel bir sebepsiz zenginleşme kuralı ve kavramı bulunmamaktadır. Roma Hukuku'nda sebepsiz zenginleşmeden doğan uyuşmazlıklar condictio adı verilen davalar (actio) ile çözüme ulaştırılmıştır. Condictiolar çeşitli türlere ayrılmaktadır. Condictio causa data causa non secuta, gerçekleşmesi beklenen bir amaç uğruna verilen şeyin, amacın gerçekleşmemesi sebebiyle iadesinin sağlanmasına ilişkin condictio türüne verilen isimdir. Condictio causa data causa non secutanın oluşum süreci ile Roma Hukuku'nda kabul edilen sert sözleşmeler sisteminin esneklik kazanma süreci birbiri ile sıkı sıkıya bağlantılı ilerlemiştir. Condictio causa data causa non secutanın, özel bir sebepsiz zenginleşme türü olarak önemi Roma Hukuku'nda her türlü sözleşmeden doğan hakkın dava (actio) ile talep edilebilir olmaması gerçeğinden doğmuştur. TBK. m. 77 ve devamında sebepsiz zenginleşmeden doğan borç ilişkileri düzenlenmiştir. TBK. m. 77/II hükmünde yer alan gerçekleşmeyen sebebe bağlı zenginleşme türü asıl olarak Roma Hukuku'nun condictio causa data causa non secutasının günümüzdeki yansımasını bulmuş halidir. Türk Hukuku'nda gerçekleşmeyen sebebe bağlı zenginleşme taleplerine ilişkin uygulanma alanları ile Roma Hukuku'nun condictio causa data causa non secutasının uygulanma alanları çeşitli noktalarda kesişmektedir.
Türkiye'de vergi uyuşmazlıklarının çözümünde uzlaşma müessesesinin değerlendirilmesi ve öneriler
Türk vergi hukukunda uyuşmazlıkların çözümü için farklı yöntemlerin belirlendiği görülmektedir. İdari aşama ve yargı aşaması olarak sınıflandırılan bu yöntemlerin içerisinde uzlaşma müessesesinin önemli bir fonksiyonu bulunmaktadır. Bununla birlikte devlet tarafından kamu giderlerini karşılamak üzere alınan verginin, toplumsal yaşamı sağlamadaki önemli bir rolü olduğu da yadsınamaz. Bu nedenle, vergi mükellefi ile vergi idaresi arasında vergi miktarı ve cezası üzerinde bir anlaşmaya varılması, kamu yararı gözetilerek genel hukuk kuralları çerçevesinde titizlikle uygulanması gerekmektedir.Bu çalışmada; vergi uyuşmazlıklarının çözümünde uzlaşma müessesesinin Türkiye'deki yapısı incelenmiş, uygulamadaki durumu değerlendirilmiş ve bazı önerilerde bulunulmuştur. Bu kapsamda çalışmanın ilk iki bölümünde vergi uyuşmazlıkları ve uzlaşma müessesesi üzerinde durulmuş, tarhiyat öncesi ve tarhiyat sonrası uzlaşmanın uygulanmasına yönelik literatüre uygun olarak bir alt yapı oluşturulmuştur. Daha sonra Türkiye'deki uzlaşma sistemi, istatistiki veriler, genel hukuk kuralları, vergi denetimleri yönünden ve diğer ülkelerdeki uygulamalar yönünden değerlendirilerek öneriler sunulmuş ve yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Vergi, Uyuşmazlık, Uzlaşma, Tarhiyat Öncesi Uzlaşma, Tarhiyat Sonrası Uzlaşma
Uluslararası uyuşmazlıkların çözümünde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun rolü
Uluslararası Uyuşmazlıkların Çözümünde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun Rolü başlıklı tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, teze yönelik destek nitelikte teorik alt yapı oluşturulmuş ve Birleşmiş Milletler'in yetkileri, görevleri ve kurumsal yapısı ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun kurumsal yapısı özet nitelikte incelenmiş ve Genel Kurul'un uluslararası uyuşmazlıkların çözümüne yönelik etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Bu bölümde ayrıca BM Genel Kurulu'nun yetkileri ve görevleri tez konusuyla ilişkilendirilerek aktarılmıştır. Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise ilk iki bölümdeki açıklamalar, bilgiler ve değerlendirmeler doğrultusunda özellikle uluslararası uyuşmazlıkların çözüm yolları sunulmuş ve Genel Kurul'un uluslararası uyuşmazlıkların çözümünde üstlendiği rol örnek nitelikteki uyuşmazlıklarla açıklanmaya çalışılmıştır.
Kriz yönetimi açısından Doğu Akdeniz deniz yetki alanları uyuşmazlığı
Bu tez çalışmasında, Doğu Akdeniz Deniz Yetki Alanları Uyuşmazlığı kriz yönetimi bağlamında analiz edilecektir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) 2001 yılından itibaren Doğu Akdeniz Deniz Yetki Alanları ile ilgili çalışmalar yapmaktadır. Kıbrıs Adası etrafında Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilan etmiş; Mısır, Lübnan ve İsrail ile MEB Sınırlandırma Antlaşmaları imzalamıştır. İlan ettiği MEB?de Hidrokarbon Arama Ruhsat Sahaları ilan etmiş ve bunları ihaleye açmıştır. İhalelerin ilk sonucu olarak Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli Noble Enerji Şirketi 13. sahada ruhsat sahibi olmuş ve sondaj faaliyetlerine başlamıştır. Türkiye, GKRY?nin fiili durum yaratmasını kıyı devlet olarak hak ve menfaatlerine zarar verdiğini ve Kıbrıs Sorununun çözüm sürecini de olumsuz etkileyeceği için kabul etmemektedir. Türkiye için karar alıcıların algılarına bağlı olarak bir kriz hali alan bu süreçte kriz yönetim stratejileri olarak önce zorlayıcı diplomasi stratejisi kullanılmıştır. Daha sonra değişen uluslararası konjonktür ile beraber misilleme ve zamana yayma stratejisi uygulamasına geçilmiştir. Bu çalışma kriz yönetimi bağlamında Türkiye?nin önce zorlayıcı diplomasi uygulayıp sonra stratejisini daha yumuşa bir söyleme dayanan zamana yayma ve misillemeye kaymasındaki süreci ve nedenlerini açıklamaya çalışmaktadır. Bu bağlamda birinci bölümde kavramsal ve kuramsal kısıma yer verilecektir. Burada uluslararası ilişkiler teorisi olarak Neoklasik Realist çerçeve verilecek ve kriz ve karar almaya ilişkin bilgiler aktarılacaktır. Üçüncü bölümde Türk Dış Politikasında karar alıcıların neler olduğu ve Anayasa?da ya da kurucu yasalarda belirlenen dış politikaya ilişkin görev ve yetkilerine değinilerek Türk dış politikasında karar alma mekanizması hakkında bilgi verilecektir. Son bölümde ise Doğu Akdeniz Deniz Yetki Alanları Uyuşmazlığı?nın arka planı anlatılarak kriz yönetimi bağlamında analizi yapılacaktır. Anahtar Kelimeler: Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Kriz, Kriz Yönetimi, Uyuşmazlık Çözümü, Dış Politika Krizi, Deniz Yetki Alanları
Vergi uyuşmazlıklarına yol açan hallerin tespiti ve muhasebeleştirilmesi
Vergi uyuşmazlıkları, verginin tarafları arasında vergisel yükümlülükler bağlamında ortaya çıkan anlaşmazlıklardır. Vergi incelemeleri sırasında yapılan tespitler ve beyanda yapılan hatalar, vergi uyuşmazlıklarının ortaya çıkmasındaki temel nedenler olup, uyuşmazlıkların çözümlenmesinde tarafların başvurdukları idari ve yargısal çözüm yolları şeklinde iki başlık altında toplanan alternatif çözüm yolları bulunmaktadır. Pişmanlık ve ıslah, uzlaşma, cezalarda indirim ve vergi hatalarında düzeltme, vergi uyuşmazlıklarının çözümünde idari aşamada başvurulan yöntemler olup, vergi mahkemelerinde dava açma ise yargısal çözüm yollarının temelini oluşturmaktadır. Çoğunlukla vergi incelemesi ile ortaya çıkarılan ve idari veya yargısal yollarla çözümlenen vergi uyuşmazlıklarına yol açan muhtemel nedenlerin hangilerinin yaygın olduğunun tespiti, kamu gelirleri içerisinde en önemli gelir türlerinden olan vergilerin etkin bir şekilde toplanmasında son derece önemlidir. Ancak vergi uyuşmazlıklarına yol açan halleri uygulamalı olarak inceleyen çalışmaların oldukça sınırlı olduğu tespit edilmiştir. Literatürdeki boşluğun giderilmesine katkı sağlamayı amaçlayan bu çalışmada, vergi uyuşmazlıklarına yol açan haller ve bunların uyuşmazlığın çözümlenme sürecinde nasıl muhasebeleştirilmesi gerektiği, vergi inceleme raporları üzerinden yapılan bir araştırma ile tespit edilmiştir. Araştırmada, vergi uyuşmazlıklarına yol açması muhtemel nedenlerin en çok "defter ve belgelerin noksan, usulsüz veya karışık olması" ile "fatura ve benzeri evrakların eksik düzenlenmesi veya düzenlenmemesi" olduğu, bu ve benzeri nedenlerle tespit edilen matrah ve vergi farklarının beyan edilen tutarlara, kesilmesi öngörülen vergi cezalarının ise tespit edilen vergi farklarının yaklaşık üç katına ulaştığı belirlenmiştir. Ayrıca, vergi cezalarının vergi mevzuatında kanunen kabul edilmeyen gider olarak değerlendirilmesinin, vergi muhasebesi ile genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine göre yapılan muhasebe kayıtlarında farklılıklara yol açtığı ve vergi muhasebesine göre işletmelerin bu cezaları ortaklardan alacaklar hesabında muhasebeleştirmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Vergi Uyuşmazlıkları, Vergi İncelemesi, Muhasebeleştirme
Afganistan uluslararası ticaretinde ortaya çıkan uyuşmazlıkların hukuki çözümü
Uluslararası ticarette ortaya çıkan uyuşmazlıklarda, devlet yargısı mahkemeler dışında diğer alternatif çözüm yollarının incelenerek, özellikle Afganistan'ın taraf olduğu uluslar arası ticaret ilişkilerinde ortaya çıkan uyuşmazlıklarda tahkim ve arabuluculuk yolu ile çözüm süreçlerinin incelenmesidir.
Yargı kararları ışığında ithalatın vergilendirilmesine ilişkin uyuşmazlıklar ve değerlendirilmesi
Dış ticaretten alınan vergiler, ülkelerarası mal ve hizmetin yer değiştirmesi nedeniyle, ticarete konu olan mal ve hizmetin miktarı veya kıymeti üzerinden alınan ekonomik, sosyal ve mali işlevlerinin yanında önemli bir dış ticaret ve ekonomi politikası aracıdır. Dış ticaret işlemlerini, ağırlıklı olarak ithalat ve ihracat işlemleri oluşturmakla birlikte, ülkemizde ihracatın teşvik edildiği ve daha ziyade ithalat işlemlerinden vergi alındığı göz önüne alındığında; dış ticaret işlemleri üzerinden alınan vergilerle ağırlıklı olarak ithalat işlemleri üzerinden alınan vergiler ifade edilmek istenmektedir. Bu nedenle, tezin konusunu da ithalat işlemlerinden alınan vergiler ve benzeri mali yükümlülükler oluşturmaktadır. Türkiye'de ithalat işlemleri üzerinden başta gümrük vergisi olmak üzere çeşitli isimler altında vergi ve eş etkili mali yükümlülükler alınmaktadır. Vergilendirilme sürecine ilişkin temel düzenleme Vergi Usul Kanunu iken, gümrük vergileri bu kanunun kapsamı dışında tutularak Gümrük Kanunu ile düzenlenmiştir. İthalat işlemlerinden alınan özel tüketim vergisi, katma değer vergisi, damga vergisi gibi vergiler kendi kanunlarında düzenlenmekle beraber, Vergi Usul Kanunu sistematiğine tabidir. İthalat işlemlerinin vergilendirilmesi sürecinde, ithalat işlemlerinin uluslararası hukuk kuralları ile ilişkisinin bulunması, ticari ilişkilerin dinamik yapıya sahip olması, gümrük işlemlerinin teknik bilgiyi gerektirmesi, mevzuatın karmaşık ve dağınık olması gibi sebeplerle çeşitli uyuşmazlıklar ortaya çıkmaktadır. Uyuşmazlıklara ilişkin çözüm yollarının hepsinin yasalarda düzenlenmiş olması mümkün olmadığından, yargı yoluyla çözümüne ilişkin kararların incelenmesi ve değerlendirilmesi, uygulayıcılara yol göstermesi bakımından büyük önem arz etmektedir. Tez konumuz, üç bölüm altında incelenecektir. Birinci bölümde, genel olarak dış ticaret ve vergilendirilmesi, seçilmiş ülkeler çerçevesinde ele alınmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, ithalattan alınan vergi ve eş etkili mali yükümlülüklerin temel vergilendirme aşamalarına yasal mevzuat kapsamında yer verilmiştir. Tezin son bölümünde, gümrük vergisine ilişkin uyuşmazlıkların çözüm süreci, diğer vergilerde oluşan süreçten farklı olduğundan öncelikle zorunlu idari itiraz yolu ve yargı yoluna ana hatlarıyla yer verilmiş, ithalattan alınan vergilere ilişkin uyuşmazlıklara ait yargı kararlarından örnekler verilmek suretiyle uygulama hakkında değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: İthalat, Gümrük Vergisi, Vergi Yargısı, Gümrük Uyuşmazlıkları.
Vergi uyuşmazlıklarının yargı aşamasında çözümlenmesi ve vergi davalarının değerlendirilmesi
Vergi, devletin kamu harcaması yapabilmesi bakımından gerekli olan en önemli finansman kaynağıdır. Bu nedenle verginin adil ve doğru bir şekilde toplanması oldukça önemlidir. Fakat verginin tarafları olan vergi dairesi ve mükellefler arasında hatalar ya da anlaşmazlıklardan dolayı ihtilaf dediğimiz 'vergi uyuşmazlıkları' ortaya çıkar. Bu uyuşmazlıkların verginin kanuniliği ilkesi gereği kanuna dayalı, adalet ilkesi gereği adaletli, doğruluk ilkesi gereği doğru bir şekilde ele alınması için çözüm yolları açılmıştır. Vergi uyuşmazlıklarının idari aşama ve yargı aşaması olmak üzere iki çözüm yolu vardır. Taraflar uyuşmazlığın çözümü için vergi mahkemelerinin iş yükünün arttırılmaması sebebi ile düzenlenen ve barışçıl çözüm yolları olarak adlandırılan idari aşamaya başvurabildiği gibi, yargı aşamasına da başvurabilir. Bu çalışmanın esas amacı vergi uygulamalarından doğan vergi ihtilaflarını ortaya koymak, idari ve yargı olmak üzere çözüm yollarını belirterek mükelleflerin karşılaştığı sorunlar karşısında hangi sorunda nasıl bir yol izleyeceğini belirleyebilmektir. Buna istinaden ilk bölümde; vergi uyuşmazlıkları ve buna neden olan durumlar incelenmiş, ikinci bölümde çözüm yolları verilmiş ve son bölümde de yargı aşaması ele alınarak mükellef ve idare açısından durumuna yer verilmiştir. Bu amaca yönelik olarak Türkiye'de son 20 yıl örneklerine ait Danıştay kararları incelenmiştir. Yıllar itibariyle görülen konuyla ilgili davalar araştırılarak kıyaslama yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda, araştırmayı kapsayan 1998-2018 yılları arasında Türkiye'deki vergi mahkemelerinde açılan ve Danıştay'a intikal eden davalar incelenmiş, mükellef lehine ya da aleyhine verilen kararların karşılaştırılması yapılmıştır.
Ticari uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk
İnsanlar arasındaki etkileşim ve iletişimin hızla artması sonucu uyuşmazlıklar da artmış ve bu uyuşmazlıkların çözümü giderek karmaşık bir hal almıştır. Artan uyuşmazlıklar mahkemelerin iş yükünü de arttırmış, bu sebeple yargı yolu ile uyuşmazlıkların çözümü yetersiz kalmış ve bu durum insanları başka çözüm yolları aramaya yönlendirmiştir. Geçmişten beri insanlar uyuşmazlık çözümünde bilge, güvenilir, objektif ve tarafsız üçüncü kişiler aracılığıyla uyuşmazlık çözümünü benimsemiş ancak bu durum kurumsallaşmamıştır. Nihayet günümüzde, zaten insanlık tarihi kadar eski olan alternatif uyuşmazlık çözüm yolları kurumsallaşmaya başlamıştır. Türk hukuk sistemimizde ilk kez 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile arabuluculuk, bir "alternatif uyuşmazlık çözüm" yolu olarak uygulanmaya başlanmıştır. Sonrasında bu kurum 12.10.2017 tarihinde kabul edilen ve 25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile iş hukuku alanında "zorunlu" olarak uygulanmaya başlanmıştır. Alınan neticeler sonucu 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesi gereğince 01.01.2019 tarihi itibariyle çalışmamızın konusu olan "ticari uyuşmazlıklarda" zorunlu hale gelmiştir. Bu çalışmamızda ticari uyuşmazlıklar için zorunlu hale gelen arabuluculuk kurumuna ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında tüketici uyuşmazlıkları ve çözüm yolları
Bu çalışmada, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında tüketici uyuşmazlıkları ve bu uyuşmazlıkların çözüm yolları incelenmiştir. Öncelikle, tüketici hukukuna ilişkin genel bilgi verilmiştir. Bu doğrultuda, tüketici hukukunun genel kavramlarını teşkil eden tüketici kavramı ile; satıcı-sağlayıcı ve tüketici işlemi kavramları açıklanmıştır. Ardından tüketicinin korunmasının nedenleri, Kanun'un kapsamı ve tüketici hukukunun tarihsel gelişimi üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, çalışmamızın esas konusunu oluşturan tüketici uyuşmazlıkları kavramı belirlenmiştir. Kanun'da düzenlenen tüketici sözleşmelerinden doğabilecek uyuşmazlıklar Yargıtay kararları ışığında tek tek açıklanmış; ayrıca tüketici örgütleri ile Bakanlık tarafından açılabilecek davalar da belirtilmiştir. Üçüncü bölümde ise, tüketici uyuşmazlıklarının çözüm yollarına geniş yer verilmiştir. Bu kapsamda tüketici hakem heyetleri ile tüketici mahkemeleri incelenmiş; bunun yanı sıra hukuk sistemimizde yer alan diğer uyuşmazlık çözüm yollarına başvuru durumları değerlendirilmiştir.
Vergi uyuşmazlıklarının çözümünde alternatif çözüm yolları: Türkiye açısından bir değerlendirme
Devletin egemenlik gücünün göstergesi olarak gerçek ve tüzel kişilerden ödeme güçleriyle orantılı olarak aldığı vergi, kamu harcamalarının temel finansman aracıdır. Vergi bir maliyet unsuru olduğundan mükellefler mümkün olduğunca az vergi ödemek isterken devlet ise vergi hasılatını mümkün oldukça arttırmak istemektedir. Vergi uyuşmazlıkları bu davranış farklılıklarından, mükelleflerin vergi kanunlarına yeterince nüfuz edememelerinden, vergi görevlerini eksik veya yanlış yerine getirmelerinden kaynaklanmaktadır. Vergisel uyuşmazlıkların çözümünde temelde iki yoldan yararlanılmaktadır. Bu yollardan ilki idari (barışçıl) çözüm yolları iken diğer yol ise yargısal çözüm yollarıdır. Son dönemde ise geleneksel çözüm yollarının yanı sıra alternatif çözüm yollarına da başvurulduğu gözlemlenmektedir. Vergisel uyuşmazlıkların çözümünde alternatif çözüm yolları uyuşmazlığın tarafları olan mükellef ile vergi idaresini tarafsız ve bağımsız üçüncü bir kişi/kurum eşliğinde bir araya getirerek uyuşmazlığın hızlı bir şekilde çözümüne imkân vermektedir. Alternatif çözüm yolları özel hukukta yaygın bir şekilde uygulama alanı bulmakta ancak vergi hukukunda bu alanı bulamamaktadır. Ancak vergi uyuşmazlıklarının çözümünde sağladığı avantajlar dikkate alındığında alternatif çözüm yollarının kullanımının artması hem mükellefin hem de idarenin lehine olacaktır. Bu kapsamda çalışmada öncelikle vergi uyuşmazlıklarının çözümünde geleneksel çözüm yolları değerlendirilmesi ve uygulamadaki aksaklıkların tespit edilmesi amaçlanmıştır. İkinci bölümde ise alternatif çözüm yolları tanımlanmış ve örnek ülke uygulamalarından hareketle Türkiye'deki uygulama değerlendirilmiştir. Çalışmanın amacı Türkiye'de vergi uyuşmazlıkların çözümünde alternatif çözüm yollarının uygulanabilirliğini değerlendirmektir. Yapılan değerlendirmede, Türkiye'de vergi uyuşmazlıklarının çözümünde alternatif çözüm yollarının sınırlı bir şekilde kullanıldığı ve bunun nedeninin Türkiye'de alternatif çözüm yollarının kullanımına ilişkin kapsamlı bir mevzuatın bulunmamasından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Vergi, Vergi uyuşmazlıkları, Alternatif Çözüm Yolları, Türkiye'de Alternatif Çözüm Yollarının Uygulanabilirliği
Gümrük vergisi uyuşmazlıklarının idari ve yargısal aşamada çözüm yolları
Gümrük vergisi, gümrüğe tabi olan ticari eşyanın yer değiştirmesi nedeniyle, bu eşyanın miktarı veya değeri üzerinden alınan, ekonomik, sosyal ve mali fonksiyonlarının yanında önemli bir dış ticaret ve ekonomi politikası aracı olan bir vergi türüdür. Aynı zamanda harcamalar üzerinden alınan dolaylı bir vergi türü olan gümrük vergisi, gelir ve kurumlar vergisi gibi belirli aralıklarla alınan bir vergi türü olmadığından, dış ticarete konu olan eşyanın gümrüğe geldiği anda bir defaya mahsus olmak üzere alınmaktadır. Gümrük vergileri, Vergi Usul Kanunu (VUK)'nun ikinci maddesine göre bu kanun kapsamı dışında tutulmuştur. Bu nedenle, gümrük vergilerinin usul ve uygulama esasları 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nda düzenlenmiştir. Bu kanun ile, dış ticarete konu olan eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesine girişinden başlayıp, eşyaya uygulanacak işlemlerin sırasına göre bir sistematik oluşturulmuştur. Diğer tüm vergilerde olduğu gibi gümrük vergisinde de zorunlu aşamalar olan tarh, tahakkuk ve tahsil aşamaları Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'na bağlı ayrı bir kuruluş niteliği olan Gümrükler Genel Müdürlüğü tarafından, Gümrük Kanunu hükümlerine uygun olarak yürütülmektedir. Gümrük vergisinden doğan uyuşmazlıkların çözüm süreci, diğer vergilerde oluşan süreçten farklı bir yapıya sahiptir. Gümrük vergisi uyuşmazlıkları öncelikle idari aşamada çözümlenmek zorundadır. Ancak idari aşamada çözümlenemeyen uyuşmazlıklarda yargı yoluna başvurulabilmektedir. Gümrük vergisinden doğan uyuşmazlıkların yargı aşamasına taşınması halinde, meydana gelen uyuşmazlıkların çözümü için 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) hükümleri uygulanmaktadır. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde genel olarak gümrük vergileri ele alınacaktır. Gümrük vergilerinin sistematiği detaylı bir şekilde incelendikten sonra çeşitli ülke uygulamalarına yer verilecektir. İkinci bölümde, gümrük kabahat ve cezaları incelenip gümrük vergisi uyuşmazlıklarının idari aşamadaki çözüm yolları açıklanacaktır. Çalışmanın son bölümünde ise gümrük vergisi uyuşmazlıklarının yargısal aşamada çözüm yolları incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Gümrük, Gümrük Vergisi, Vergi Yargısı, Gümrük Uyuşmazlıkları.
Gümrük vergileri uyuşmazlıkları ve çözüm yolları
Gümrük vergileri, uluslararası ticarete konu olan eşyalar üzerinden alınan ve günümüzde mali fonksiyonlarının yanı sıra özellikle sosyo-ekonomik ve politik fonksiyonlarıyla öne çıkan önemli bir dış ticaret politikası aracıdır. Vergi Usul Kanunu'nun 2 nci maddesinde "Gümrük ve Tekel İdareleri tarafından alınan vergi ve resimler bu kanuna tabi değildir" hükmüne yer verilmiş ve böylece gümrük vergileri Vergi Usul Kanunu kapsamı dışında bırakılmıştır. Bu çerçevede gümrük vergilerinin usul ve esasları 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nda düzenlenmiştir. Dolayısıyla gümrük vergilerinin tarh, tahakkuk ve tahsil işlemleri de Maliye Bakanlığı'ndan ayrı bir kuruluş olan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından, gümrük mevzuatı hükümlerine uygun olarak yürütülmektedir. Bu kapsamda değerlendirildiğinde gümrük idarelerinin ve gümrük idareleriyle muhatap olan kişilerin 4458 sayılı Gümrük Kanunu'na ve bu Kanun'a dayanılarak çıkarılan tüzük, kararname ve yönetmelik hükümlerine hakim olmaları beklenir. Nitekim gümrük idaresince yapılan işlemlerin yükümlülerce yerinde ve hukuka uygun bulunmaması halinde gümrük idaresinin söz konusu bu işlemlerine karşı idari çözüm yollarına başvurulabilecektir. Dolayısıyla ortaya çözüme kavuşturulması gereken bir gümrük uyuşmazlık konusu çıkacaktır. Gümrük idaresi ile yükümlüler arasında oluşabilecek uyuşmazlıklar genellikle gümrük işlemlerine bağlı idari kararlardan, gümrük vergilerinden ve/veya cezalarından kaynaklanmaktadır. Bu çalışmada ise, gümrük vergilerine ilişkin uyuşmazlık konuları ve çözüm yolları ayrıntılı bir şekilde incelenecektir. Bu kapsamda çalışma, dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde gümrük vergilerinin tanımı, özellikleri, kapsamı ve türleri; ikinci bölümde gümrük vergilerinin sistematik açıklaması ve vergileme süreci; çalışmanın ana kısmını oluşturan üçüncü bölümde ise ilgili Danıştay kararları ışığında gümrük vergisi uyuşmazlıkları ve çözüm yolları incelenecek olup son bölümde fiili uygulamalardan seçilen örnek olaylarla konu desteklenecektir. Anahtar kelimeler: Gümrük vergileri, fonlar, gümrük yükümlülüğü, vergi uyuşmazlığı, uzlaşma, vergi yargısı.
Vergi uyuşmazlıklarının idari aşamada çözüm yollarından biri olarak uzlaşma müessesesi: Manisa örneği
Vergi, devlet ve diğer kamu tüzel kişilerinin hükümranlık gücüne dayanarak ekonomik, mali ve sosyal amaçlı kamu giderlerini finanse etmek için sadece siyasi bir organizasyonun üyeleri olmaları dolayısıyla vatandaşlardan mali güçlerine göre, karşılıksız olarak ve belirli kurallar dahilinde alınması gereken kanuni ve cebri ekonomik değerlerdir.Vergiler, kuşkusuz devletin en önemli gelir kaynağını oluşturmaktadır. Fakat kimi zaman gerek görüş farklılıklarından gerekse uygulama farklılıklarından dolayı uyuşmazlık çıkabilmektedir. Vergi uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde Türk vergi sisteminde idari ve yargısal çözüm yolları olmak üzere iki yol öngörülmüştür. Bu tür uyuşmazlıkların çözümlenebilmesi için mükellef idari çözüm yollarını ya da yargı yolunu seçmede serbesttir. Ancak vergi konusunda bir uyuşmazlık olduğunda bu uyuşmazlığın çözümünde, idari çözüm yollarına (hata düzeltme, pişmanlık ve ıslah, cezalarda indirim, uzlaşma) öncelik verilmesi hem mükelleflerle idare arasındaki uyuşmazlıkları kısa sürede ve az bir maliyetle çözümleyerek sona erdirir hem de idare ve mükellef ilişkilerini olumlu yönde etkiler ve tarafların birbirlerine olan güvenlerini de artırır. Uygulamaya bakıldığında, mükelleflerin çoğunlukla idari bir çözüm yolu olan uzlaşmaya başvurdukları ve bu başvuruların çok büyük bir kısmında da uzlaşmanın sağlandığı görülmektedir.
Devlet memurlarının atama ve görevde yükselmelerinden kaynaklı uyuşmazlıkların yargısal denetimi
Devlet memurlarının atama ve görevde yükselmelerinden kaynaklı uyuşmazlıkların çözümünde idari yargı yerleri hukuka aykırı işlemin, yetki, şekil, konu, sebep ve amaç unsurları açısından hukuka uygunluğunu denetlemektedir. Atama ve görevde yükselmeye ilişkin idari işlemlerin söz konusu unsurlar yönünden hukuka uygunluğunun tespiti açısından idari yargı yerleri belli ölçütlere göre hareket etmektedir. Bir idari işlemin hukuka uygun olması için kamu yararının ve hizmetin gereklerinin gözetilmesi gerektiği gibi, liyakat ve eşitlik ilkeleri ile de bağdaşması şarttır. Bu çerçevede çalışmanın başlıca amacı, devlet memurlarının atama ve görevde yükselmelerinden kaynaklı uyuşmazlıkların tespit edilip, bu uyuşmazlıkların yargısal denetim sonucunda ortaya çıkan içtihatlar ışığında yorumlanmasıdır. Çalışmanın bir ve ikinci bölümlerinde, memurun hukuki niteliği ve diğer kamu görevlileri ile arasındaki fark ortaya konup, memurların hak ve sorumlulukları ile atama ve görevde yükselmelerine ilişkin esaslar ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise yargısal denetimin amaç ve gerekliliği üzerinde durularak, idari yargılamanın özellikleri üzerinde durulmuştur. Son olarak devlet memurlarının atama ve görevde yükselmelerinden kaynaklı en çok uyuşmazlığın yaşandığı hususlar idari yargı içtihatları ve bilimsel görüşler çerçevesinde incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Devlet Memuru, Atama, Görevde Yükselme, Liyakat İlkesi, İdari İşlem, Takdir Yetkisi, Yargısal Denetim.
Mezhepler arası ihtilafların Libya, Mısır ve Katar şahsi haller kanunlarındaki evlilik bölümünün düzenlenmesindeki etkisi (Karşılıştırmalı bir çalışma)
Fakihler, Kur'an-ı Kerim ve sünnet naslarını anlamada farklılık göstermişlerdir. Bunun bir sonucu olarak da dört mezhebin de içinde olduğu farklı mezhepler ortaya çıkmıştır. Her belde halkı muamelelerinde bu mezheplerden birisinin görüşlerini esas almıştır. Ardından dini hükümlerin kanunlaştırma dönemi gelmiş ve hükümler kanun maddeleri halinde düzenlenmiştir. Bu kanunlaştırma başlıklarından birisi de şahsi haller kanunudur. Çalışmanın konusu; şahsi haller kanununda yer alan "nikâh konusundaki beşeri kanunların mezheplerin görüşleri ile karşılaştırması olarak belirlenmiştir. Bunun için dört ülke belirlenmiş ve o ülkelerin mensup olduğu mezhepler esas alınmıştır. Libya şahsi haller kanunu, Mâliki mezhebi ile karşılaştırılmış, Mısır, şahsi haller kanunu, Hanefi mezhebi ile karşılaştırılmış, Katar şahsi haller kanunu, Hanbeli mezhebi ile karşılaştırılmıştır. Çalışma iki bölüme ayrılmış ve birinci bölümde; fıkhî ihtilaf kavramı, kanun ve bunların ortaya çıkışları ele alınmıştır. İkinci bölüm de ise konu ile alakalı fakihlerin ihtilaf ettikleri konular incelenmiş ve bunlar yukarıda bahsi geçen ülkelerin kanunları ile karşılaştırılmıştır. Çalışmada on konu ele alınmıştır. Her bir konuda önce üç mezhebin ihtilaf ettikleri noktalar ayrı ayrı belirtilmiş sonra ülkelerin konu hakkındaki kanun maddesi ayrı ayrı aktarılmış, son olarak da her ülkenin kanun maddesi ile mezhep görüşü karşılaştırılmıştır. Çalışma, ulaşılan sonuçların yer aldığı sonuç bölümü ile tamamlanmıştır. Bu sonçlar arasında en önemlisi şudur: İslam fıknının, şahsi haller kanununun nikâh bölümü üzerinde etkisi olduğu görülmüş ve her ülkenin ülkedeki yaygın mezhep anlayışından etkilendiği ancak bu etki maslahat bulunması durumunda diğer mezhep görüşlerini almaya en teşkil etmedigi görülmüştür. Anahtar Kelimeler: İhtilâf, Fıkıh, Şahsi Haller Kanunu, Nikâh.
Sigorta hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıkların Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde çözümlenmesi
Sigortacılık sektörü; nüfusun artması, teknolojinin gelişmesi ve benzeri birçok sebeple tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızlı bir biçimde gelişme göstermektedir. Sigortacılık alanındaki bu gelişmeye paralel olarak da sigorta hukuku alanında ortaya çıkan sorunlar artmakta ve çeşitlenmektedir. Ne yazık ki devlet mahkemeleri söz konusu uyuşmazlıkların çözümü bakımından karmaşık yargılama süreçleri nedeniyle ve henüz sigortacılık alanında uzman mahkemeler bulunmaması sebebiyle kamuoyu nezdinde beklentiyi karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Bu sorunun çözümü için hukuk sistemimize getirilen sigortacılıkta tahkim müessesesi bu nedenle de ciddi önemi haiz olup işbu çalışmamızda sigorta uyuşmazlıklarının Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde çözümlenmesi hususu incelenecektir. Söz konusu incelemelerde mevzuat, doktrin ve yargı kararlarından faydalanılarak sistemin olumlu ve olumsuz yönleri tespit edilerek çözüm önerileri sunulmaya çalışılacaktır.
Uluslararası ticari uyuşmazlıkların çözümünde Dünya Ticaret Örgütüne şikâyet mekanizmasının incelenmesi
Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması'nın (GATT) yerini DTÖ'nün almasıyla birlikte uluslararası ticaretin kuralları Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) tarafından düzenlenmekte ve bu kurallara uyum aynı kuruluş tarafından denetlenmektedir. Bu çerçevede üye devletlerarasındaki ticari anlaşmazlıkların çözümlenmesini teminen, DTÖ kapsamında bir Anlaşmazlıkların Halli Mekanizması (AHM) oluşturulmuştur. Bu çalışmada, AHM'nin işleyişi ve Türkiye'nin söz konusu mekanizmayı kullanım durumu ile sistemi en fazla kullanan bazı ülkeler incelenmiştir. DTÖ'ye üye devletlerarasındaki ticari anlaşmazlıkların çözümü sürecinde uygulanan usul ve esaslar, kuruluş anlaşmasının 2 no.lu ekinde yer alan Anlaşmazlıkların Halli Mutabakat Metni'ne (AHMM) dayanmaktadır. Söz konusu hükümler, GATT dönemi ile karşılaştırıldığında üye devletler açısından bağlayıcı ve otomatik bir mekanizma oluşturmuştur. Bu sistem içerisinde uluslararası ticari anlaşamazlıkların çözümü için danışma görüşmeleri, panel süreci, temyiz süreci, tavsiye ve kararların uygulanması olmak üzere dört aşamadan oluşan bir süreç bulunmaktadır. Anılan süreçlere ilişkin istatistiki veriler incelendiğinde, AHM'nin üye ülkeler tarafından etkin bir şekilde kullanıldığı görülmüştür. DTÖ'nün kurucu üyeleri arasında yer alan Türkiye, AHM kapsamında toplam 18 anlaşmazlıkta doğrudan taraf olarak yer almıştır. Bu anlaşmazlıklara ilişkin veriler istatistiksel olarak değerlendirildiğinde, Türkiye'nin sistemi etkin bir şekilde kullandığı, yükümlülüklerine uygun hareket ederek belirlenen makul sürelerde kararlara uyum sağladığı gözlenmiştir. Diğer taraftan, Avrupa Birliği (AB)'ne uyum çerçevesinde yapılan bir düzenlemeye ilişkin olarak ortaya çıkan anlaşmazlıkta DTÖ, Türkiye'nin DTÖ kurallarına aykırı hareket ettiği yönünde karar vermiştir. Bu husus hem Türkiye'nin AB ile tam üyelik müzakerelerinde hem de diğer ikili ve bölgesel anlaşmalarda DTÖ anlaşmalarından kaynaklanan yükümlülüklerin göz önünde bulundurması gerektiği sonucunu ortaya çıkarmıştır. Sistemi en fazla kullanan ülkelerin dünya ticaretinde söz sahibi ülkeler olduğu ve sistemi çoğunlukla birbirlerine karşı kullandıkları gözlemlenmiştir. Bununla birlikte DTÖ sisteminin ve anlaşmazlıkların halli sisteminin gelişmekte olan ve azgelişmiş ülkelerce de kullanımının zamanla arttığı ve ticaretlerine olumlu yansıdığı sonucuna varılmıştır.
Profesyonel sporcu sözleşmelerindeki anlaşmazlıklar ve çözüm yolları
Tez çalışmamızda profesyonel sporcu sözleşmelerinin kapsamı, konusu, hukuki ve şekli unsurları, sözleşmelerin tarafları, tarafların hakları ve sözleşmeden doğan yükümlülükleri, profesyonel sporcu sözleşmelerinin sona erme halleri, sona ermenin gerçekleşmesi durumunda ortaya çıkabilecek sonuçlar, profesyonel sporcu sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm yolları ile ülkemizde sportif alanda görevli tahkim mercileri ve bu mercilere yapılacak başvurulara ilişkin kurallar incelenmiştir. Ardından Elazığ ilinde faaliyet gösteren iki adet profesyonel erkek futbol takımı ve iki adet profesyonel kadın basketbol takımı olmak üzere 4 spor kulübündeki sporculardan nicel veri elde etmek için "anket formu" kullanılmıştır. Çalışmanın nitel aşamasındaki grubu ise Elazığ şehrinde görev yapan avukatlardan oluşmaktadır. Yirmi yedi avukattan nitel veriler elde etmek için yarı yapılandırılmış form kullanılmıştır. Çalışmanın nicel aşamasında elde edilen verilerin analizi için lisanslı SPSS 22.0 istatistik programına başvurulmuştur. Demografik bilgilerin ve ankete ilişkin verilerin çözümlenmesinde betimsel (yüzde, frekans) istatistik analizinden yararlanılmıştır. Çalışmamızın nitel aşamasında elde edilen verilerin analizi için lisanslı QSR NVIVO-10 programı kullanılmıştır. Çalışma sonucunda sportif sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların çözümü noktasında katılımcıların ayrıntılı bilgiye sahip olmadıkları görülmüştür. Sporcuların ve spor kulüplerinin sahip oldukları hakları yeterince bilmiyor olması olası ihtilaflarda hak kayıplarını beraberinde getirecektir. Bu nedenle menfi durumların önüne geçilebilmesi için sporcuların, kulüplerin ve menajerlerin spor hukuku konulu programları takip etmesi, federasyonlar ile ortak çalışma yapılması, spor hukuku alanında bilgili hukukçular ile çalışılması vb. önerilerin faydalı olacağı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Spor, Hukuk, Spor Hukuku, Sporcu Sözleşmeleri, Spor Uyuşmazlığı
Müfessirlerin müşkil âyetlere yaklaşımları (Kurtubî ve İbn Kesîr örneği)
Kur'ân ilimlerinin amacı âyetlerde anlatılmak istenen mesajın iyi ve doğru bir şekilde verilmesini sağlamaktır. Kur'ân ilimlerinden olan Müşkilü'l-Kur'ân da bu amaca hizmet etmekte ve bu ilim sayesinde âyetlerde çelişkilerin ve zıtlıkların bulunmadığı ispat edilmiş olmaktadır. Asr-ı Saâdetten günümüze Kur'ân'ın daha iyi anlaşılması için her dönemde birçok çalışma yapılmıştır. İslâm âlimleri, teâruz ve tenâkuz vehmi uyandıran âyetlere değinmiş ve Kur'ân'da böyle bir şeyin bulunmadığını, bunların tamamen insanların yanlış anlayışlarından kaynaklandığını aklî ve naklî delillerle ispat etmeye çalışmışlardır. Onların bu çalışmaları hem İslâm muhaliflerini susturucu bir cevap olmuş hem de müslümanların bu düşüncelerden uzaklaşmasını sağlamıştır. Bu çalışma, Kurtubî'nin yazmış olduğu "el-Câmi'u li Ahkâmi'l-Kur'ân ve'l-Mübeyen limâ Tadammenahû mine's-Sünneti ve Âyi'l-Kur'ân" ve İbn Kesîr'in yazdığı "Tefsîru'l-Kur'ân'il-Azîm" adlı tefsirlerde kelâmî konulardaki müşkil âyetlerin incelenmesidir. Çalışma sonunda Kur'ân'da hakiki anlamda çelişkilerin ve zıtlıkların bulunmadığı, bu yanlış anlaşılmaların tamamen insan kaynaklı olduğu veya İslâm muhalifleri tarafından kasıtlı olarak ortaya atıldığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tefsir, Müşkil, ihtilâf, teâruz, tenâkuz.
Uyuşmazlıkların online çözüm yöntemleri
Uyuşmazlıklar insan ilişkilerinin kaçınılmaz bir sonucudur. Gelişen teknoloji karşında uyuşmazlıklar elektronik ortamda gerçekleşmeye başlamıştır. Elektronik ortamda meydana gelen uyuşmazlıkları çözüme kavuşturmada geleneksel uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin yetersiz kalmaya başlamasıyla dünyada yeni bir arayış başlamıştır. Uyuşmazlıkların Online Çözüm Yöntemleri online ortamda veya online ortam dışında meydana gelen uyuşmazlıkları yine online ortamda çözmek için geliştirilen bir sistemdir.Yukarıda değinilen gelişmeler çerçevesinde iki bölümden oluşan tezimizin ilk bölümünde, Uyuşmazlıkların Online Çözüm Yollarına İlişkin Temel Meseleler ve Genel Açıklamalar başlığı altında, elektronik ticaret ve alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri hakkında genel bilgilere yer verildikten sonra uyuşmazlıkların online çözüm yöntemlerine ilişkin açıklamalar yapılmıştır. Elektronik ticaret hakkında açıklama yapılırken elektronik ticaretin tanımına, taraflarına ve türlerine ilişkin bilgiler verilmiş ve elektronik ticaret sırasında karşılaşılan sorunlar ele alınmıştır. Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemine ilişkin açıklamalarda ise, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi kavramına, çeşitlerine ve alternatif uyuşmazlık çözüm yönteminin devlet yargısı ile olan ilişkisine yer verilmiştir. Uyuşmazlıkların Online Çözüm Yöntemleri başlığı altında ise, uyuşmazlıkların online çözüm yöntemlerine ilişkin genel bir bilgi verildikten sonra online uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin tarihçesi incelenmiştir. Tarihçeye ilişkin bilgileri, Uyuşmazlıkların Online Çözüm Yöntemlerinin Olumlu ve Olumsuz Yönleri ile Uyuşmazlıkların Online Çözüm Yöntemleri Alanında Yapılan Muhtelif Çalışmalara ilişkin bilgiler takip etmektedir. Söz konusu çalışmalarda, Uyuşmazlıkların Online Çözüm Yöntemlerine ilişkin olarak tartışılan konular üzerinde durulmuştur. Bu kapsamda Milletlerarası Ticaret Odası, Elektronik Toplumda Küresel İş Diyalogu, İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Örgütü, Online Tüketici Uyuşmazlık Çözümü, Avrupa Yargı Dışı Ağı, Federal Ticaret Komisyonu, Amerikan Barosu Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Komitesi, Cenevre Üniversitesi Online Uyuşmazlıkları Çözüm Uzman Semineri inceleme konusu yapılmıştır.Tezimizin ikinci bölümünde, uyuşmazlıkların online çözüm süreçleri inceleme konusu yapılmıştır. Bu kapsamda, uyuşmazlıkların online çözüm yöntemleri, online müzakere, online arabuluculuk ve online tahkim olarak üç ayrı sınıfta incelenmiştir. Online müzakere, otomatik müzakere ve destekle müzakere olmak üzere iki ayrı alt başlıkta incelenmiştir. Otomatik müzakerenin tanımı yapıtlıktan sonra bu müzakere türüne örnek olan Cybersettle ve Smartsettle sistemleri incelenmiştir. Destekle müzakere başlığı altında ise bu müzakere türü tanımlanmış; SquareTrade sistemi ve süreçleri hakkında bilgi verilmiştir. Online Arabuluculuk hakkında kısa bir açıklama yapıldıktan sonra online tahkim inceleme konusu yapılmış olup Alan Adı Uyuşmazlıklarının İnternet Sayılar ve İsimler Tahsis Birliği Tarafından Tahkim Usulü ile Çözümlenmesi yöntemi incelenmiştir.Anahtar Sözcükler1. Online Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri (ODR)2. İnternet ve Uyuşmazlıklar3. Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri (ADR)4. Elektronik Ticaret5. Tüketici Uyuşmazlıklar ve ODR