Yüksek LisansAçık Erişim

Anadolu'da insan topluluklarının hareketleri, kültürel etkileşimi ve mekansal etkileri: Tarihsel bir okuma

Bu tez size mi ait?

Bu kayıt toplu arşivden geldi. Sizinse profilinize bağlayın.

2018
0 görüntülenme
0 i̇ndirme

Özet (TR)

Bu tezin amacı Anadolu'da oluşan insan hareketlerinin, kültür oluşumları ve yerleşmeler üzerindeki etkilerini incelemek ve tarih içinde birbirleri ile etkileşimlerini ortaya koymaktır. Bu etkileşimleri ortaya koyarken de Anadolu'da doğan ve gelişen yerleşmelerin bu kültürlerden nasıl etkilendiğini, farklılaştığını ve evrimleştiğini incelemektir. Bu amaçla tarihsel kaynaklar, yerleşme tipolojileri, ticaret faaliyetleri ve yolları, göç hareketleri araştırılmış, Paleolitik dönemden Cumhuriyet dönemine kadar geçen sürede, insan topluluklarının Anadolu'da oluşturduğu kültür ve yerleşim izlerinin nasıl bir tarihsel etkileşim içinde olduğu incelenmiştir. Anadolu'da ilk kez ortaya çıkan insan topluluklarının hareketlerine bağlı olarak ortaya çıkan kültür ve kültür ürünlerinin daha iyi anlaşılabilmesini sağlayacak olan şey bu süreçte yaşanan kültürel evrimin, etkileşimin ve değişimin nasıl bir seyir izlediğini bilmekten geçmektedir. Mağaralardan ilk kalıcı barınaklara ve köylere geçişin; hayvan ve bitkilerin evcilleştirilmesinin, köy yerleşmelerinden ilk kentlere geçişin, ilk ticaretin temellerinin atılışının, ilk paranın icadının, ilk ticaret kolonilerinin kuruluşunun, ilk büyük kentlerin ve tapınakların ortaya çıkışının Anadolu coğrafyasında gerçekleşmiş olması; tüm bu insan topluluklarının hareketlerinin ve fiziki-coğrafi şartlar temelinde oluşturdukları kültürün kronolojik olarak incelenmesini zorunlu kılmaktadır. Bu kronolojik inceleme kültürel bir evrimin var olduğunu, bu kültürel evrimin içinde ise ana temelin basitten karmaşık olana doğru gelişim olduğunu ortaya koymaktadır. Bu sebeple bilim ve bilim felsefesi içindeki "İnsan ve Kültür" ilişkisini anlamaya, tanımlamaya, temellendirmeye yönelik geliştirilen tüm kuramlar arasında kronolojik bir okuma yapabilmeye olanak sağlayan "Kültürel Evrim" kuramı çerçevesinde bilgilerin değerlendirilmesi bu çalışmanın ana fikrini oluşturmaktadır. Kültürel evrimin varlığı aynı zamanda Anadolu kültür birikimini, kültürel evrim süreci içerisinde "palimpsest" bir yapıya dönüştürmüştür. Bu sebeple Anadolu kültür birikiminin, kültürel evrim süreci içerisinde evrilerek dönüştüğü yapıyı izlemek için "Birikimli ve Mekansal Palimpsest" kavramsal çerçevesinden bir bakış açısı benimsenmiştir. Palimpsestler maddi dünyanın evrensel bir olgusudur ve üst üste çakışan bir dizi kategoriden oluşur. Gündelik kullanımda, birbirini izleyen faaliyetlerin üst üste çakıştırılması esnasında önceki maddi izlerin kısmen silinmesi olarak tanımlanır. Palimpsest kavramı, bir yönüyle en yeni dışındaki tüm bilgilerin silinebileceğini ve kaybolabileceğini ve tahrip olacağını ortaya koyarken diğer yandan da birbirini izleyen ve kısmen korunan faaliyetlerin birikimini ve dönüşümünü içermesi itibariyle iki yönlü bir kavramdır. Bu nedenle de sonuçta ortaya çıkan bütünlük kendisini oluşturan parçaların toplamından çok daha büyüktür. Anadolu coğrafyasında, insan hareketleri sonucu üretilmiş kültür ve kültür ürünlerinin ve insan yerleşmelerinin ortaya çıkışını birikimli ve mekansal palimpsest kavramsal çerçevesinden tarihsel süreçle değerlendiren çalışmada, "Kültür, Yerleşme, Ticaret ve Göç" olguları açıklanarak tüm bu olguların etkileşimlerinin hayat bulduğu Anadolu coğrafyasının maddi ve bugüne taşıdığı tarihsel-coğrafi mirasına açıklık getirilmeye çalışılmıştır. Kültür toplum bilim açısından sözlük anlamıyla; tarih döngüsü içinde insan tarafından yaratılan her türlü değerlerle bunları kullanmada, sonraki kuşaklara iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların tümü olarak tanımlanır. Kültür kavramının varlığının birincil ön şartı insan ve insan topluluklarının varlığıdır. Kültürü var eden şey insanın ve tarih içinde oluşturduğu insan topluluklarının kendisidir. Bu çalışma kapsamında kültür için yapılmış olan "kültür, bir toplumun hayat biçimidir" (Linton, 1965) ile "kültür, toplumdaki geçmiş davranışların biriktirilerek aktarılan sonucudur" (Carr, 1943) tanımları benimsenmiştir. Çünkü çalışma kapsamında insan-kültür ikilisinin oluşturduğu, birbirini doğuran, besleyen ve dönüştüren etkileşim kadar kültürün tarihsel olarak oluştuğu coğrafya ve süreç içinde aktarılabilir olması da büyük önem taşımaktadır. Bugün bir Anadolu Kültürü'nden ve izlerinden bahsetmek imkanı varsa bunu sağlayan temel unsur, insan topluluklarının ürettiği kültür birikimlerinin gerek somut gerek soyut olarak bir sonraki sürece aktarımı olmuştur. Kültür kavramının varlık sebebinin ön şartı, insanın varlığıdır. İnsan olmadan kültür kavramından bahsedebilmek imkansızdır. İnsan, dünyadaki tüm hayatı içerisinde kültür olgusunu var edebilme gücü ve imkanı kazanabilmiş tek canlıdır. Milyonlarca yıllık sürdüğü varsayılan biyolojik evrimin son 12 bin yılı; insanın sadece biyolojik sınırlarını zorlayıp keşfetmesinin dışında kültürel olarak muazzam bir sıçrama yaptığı değişimi de barındırmaktadır. Mağaradan kendi inşa ettiği barınaklara, barınaklardan şehirlere, şehirlerden başka gezegenlere yolculuk yapmaya, yapay zeka yapabilme eşiğine uzanan bu değişimin temeli; insanın yaşadığı biyolojik evrim kadar kültürel bir evrimin varlığını da kaçınılmaz olarak ortaya koymaktadır. İnsan ve kültür ilişkisi bir "DNA"nın iki sarmalı gibidir. Bu benzetme insan-yerleşme ilişkisi için kullanılmış olsa da yerleşmelerin insanın oluşturduğu kültürün bir ürünü olduğunu dikkate aldığımızda, aynı değerlendirmeyi insan ve kültür ilişkisi için yapabilmek de mümkün olacaktır. Bu doğrultuda, biyolojik olarak gelişmişe doğru evrilen insanın, kültürel olarak gelişmişe evrilmesi ve somut gerçeklerin soyutlamasına doğru sınırlı, kestirilemez bir kültürel evrim yaşaması kaçınılmazdır. Bu sebeplerle birlikte çalışmada "kültürel evrim" modeli esas alınmıştır. Kültürel evrim modelinin esas alınmasının yanı sıra çalışmanın dayandığı bir diğer esas da insan topluluklarının kültürel birikiminin aktarılması sırasında birikimli palimpsest kavramı ile de açıklanan "kültürel katmanlar" oluşturmasıdır. Kültürel katmanlaşmanın ana esası, egemen kültürün yayıldığı alan üzerinde, farklı kültür katmanlarının da egemenlik alanı oluşturmaya başlaması ile ortaya çıkan çatışma alanının kültür alanında izler bırakmasına dayanır. Anadolu tüm bu kavramsal çerçevede, tüm bu etkenlerin bir çatışma alanına dönüşmüştür. Bu çatışma alanında karşı karşıya gelen kültürel katmanlar bazen geride bırakılan izin ana karakterini oluşturmuş, bazen diğer egemen kültürlerin hakimiyet alanları içerisinde daha silik hale gelmesine sebep olmuştur. Anadolu Erken Neolitik Çağ'dan, modern devlet yapısının kurulduğu Cumhuriyet Dönemi'ne kadar bu tür kültürel katmanların izlerini taşımaktadır. Anadolu, bu kültür katmanlarının birbirlerinin üzerine yığıldıkları alanların mekansal palimpsestlerin izlerini taşıdığı gibi, bu izlerin bir parşömen üzerine yazılan yazının silinip yeniden yazılması gibi kültürel bellek alanları ile doludur. İnsan-kültür ilişkisinin ortaya çıkışı ile birlikte insan-yerleşmeler ilişkisi de insan hareketlerinin temelini oluşturmaktadır. Yerleşmeler insan topluluklarının ürettiği en güçlü kültür ürünüdür. Anadolu'daki insan topluluklarının oluşturduğu "insan yerleşimleri"nin evrimi de gerek insanın yaşadığı gerek ürettiği kültürün evrimi ile paralellik göstermiştir. Ağaçlardan mağaraya, mağaradan köylere ve kentlere uzanan bu gelişim sürecinde, insan topluluklarının ürettiği somut ve soyut tüm kültürel ürünlerin temeli, temeli olduğu kadar çatısı da "yerleşmeler" olmuştur. İnsanların barınma–korunma ihtiyacı ile ilk defa ortaya çıkan köyler, zaman içerisinde yeni işlevsel hücrelerin eklenmesi ile büyümeye başlamış, büyürken de yeni fonksiyonlar kazanmaya başlamıştır. Anadolu coğrafyası insanlığın ilk göründüğü zamanlardaki mağaralarında, ilk barınaklarında, ilk köylerin ve köyden kente geçen yerleşmelerin izlerini barındırdığı gibi, bu mirası sonraki dönemlere taşımayı bilmiş bir coğrafyadır. Tüm bu insan-kültür, insan-yerleşmeler etkileşiminin mümkün olmasını sağlayan şey ise insan hareketleri olarak tanımlayabileceğimiz göç olgusu olmuştur. Göç olgusu bu çalışma konusunun ana temelini oluşturmuştur. Öyle ki insan-kültür ilişkisi veya insan-yerleşmeler ilişkisinin öncesinde, kültürün de yerleşmelerin de ortaya çıkmasını sağlayan ortamın ilk şartı insanın varlığı ise ikinci şartı da hiç şüphesiz insanın bir yerden bir yere hareket etmesi anlamına gelen göçtür. Anadolu, tüm bu kavram ilişkileri içerisinde tarihsel olarak göç hareketleri, kültür, yerleşme izleri ve ticaret ilişkileri içerisinde üst üste yığılan katmanlardan oluşan bir potaya dönüşmüştür.

Yazar

Atilla Şahlanoğlu

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Atilla Şahlanoğlu (Yüksek Lisans Tezi). Anadolu'da insan topluluklarının hareketleri, kültürel etkileşimi ve mekansal etkileri: Tarihsel bir okuma, 2018, İstanbul Technical University.

Anahtar Kelimeler

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

İstanbul Technical University tezlerinden daha fazlası