Yüksek LisansAçık Erişim

Kentsel dönüşüm alanlarında yaşayan farklı hak sahiplerinin uzlaşma eğilimleri: Gaziosmanpaşa/Sarıgöl Mahallesi örneği

Bu tez size mi ait?

Bu kayıt toplu arşivden geldi. Sizinse profilinize bağlayın.

2016
0 görüntülenme
0 i̇ndirme

Özet (TR)

Kentsel mekânlarda zaman içinde meydana gelen fiziksel, sosyal, ekonomik ve çevresel şartların sebep olduğu köhneme sürecine giren bölgelerde kalıcı çözümler sağlamaya çalışan kentsel dönüşüm uygulamaları; temelde bir süreci ifade eder ve bu çok aktörlü süreçte kamu, özel sektör ve alanda yaşayan sakinler bu sürecin omurgasını oluşturmaktadır. Sosyal, fiziksel, ekonomik ve politik dinamiklerin iç içe geçtiği kent mekânı; zaman içerisinde politik ve sosyo-ekonomik dinamikler ile dönüşüme uğramaktadır. Kent mekânında gerçekleşen dönüşümlerin sonucunda köhneleşen bölgeler ortaya çıkmış ve müdahale edilmesi gereken alanlar haline gelmiştir. Türkiye'de 1950'ler sonrası başlayan hızlı kentleşme ve sanayileşme süreci beraberinde göç ve kentlerde gelişen yasadışı konut alanları ile sonuçlanmıştır. Dolayısıyla 1980'li yıllardan günümüze kadar kentlerde konut ihtiyacı karşılanamadığından, kaçak yapılaşma önemli derece de artmıştır. Bu alanlardaki yasadışı yapılaşma ve görüntü kirliliğinin önlenmesi ve bu alanların kentlere tekrardan kazandırılması için kentsel dönüşüm zorunlu hale gelmiştir. Özellikle 2000 sonrası planlama çalışmaları da bu sorunun çözümüne yönelik gündemi oluşturmaktadır. Yapılan yasal ve yönetsel düzenlemeler ile kentsel dönüşüm kavramı ele alınmış ancak uygulamada karşılaşılan güçlüklere yönelik çözüm yolları yeterince tanımlanmamıştır. Bu sürecin yansımalarının en iyi okunduğu ilçelerden biri de Gaziosmanpaşa ilçesi olmuştur. Ulusal politikaların ışığında ve İstanbul özelinde değerlendirildiğinde öncelikle merkez ilçelere yapılan yatırımlar sebebiyle uzun süre ihmal edilmiş ve katlanarak artan, uzun vadeye yayılmış bu sorunların yerleşmeye verdiği mekânsal zararlar kadar sosyal boyutu da içine alan karmaşık, sorunlu bir ilçe haline gelmiştir. Bu sebeple müdahale edilmesi gereken bir alan haline gelmiştir. Aslında temel problem olarak sağlıksız yapı stoku, suçla özdeşleşmiş, marjinalleşmiş, gelir seviyesi düşük bulunan mahallelerin kentsel dönüşüme konu olması mahallelerin sahip olduğu dinamikler gerekçe olarak gösterilerek meşruiyet kazandırılmaktadır. Bu faktörler aslında birçok gecekondu alanının kentsel dönüşüm kapsamında ele alınmasında nedensellik altyapısını oluşturmaktadır. Bu şekilde kentsel alanlardaki dönüşüm faaliyetlerinde kamusal güç kullanma ve yıkımı meşrulaştırıcı bir etken olarak sunulmaktadır. Bu sürecin devamı olarak da alanda gerçekleşen uzlaşma sürecinde yaşayanların mülkiyet hakkı üzerindeki yasal belirlilikleri ölçüsünce farklı modeller ve yaptırımlar uygulanmakta veya mülk sahiplerinin kendi hakları ölçüsünce eğilimlerine izin verilmektedir. Oldukça derin ve dinamik bir süreci ifade eden uzlaşma kavramı aktarılırken; kentsel dönüşümün uygulandığı alanda yaşayan farklı mülkiyet sahipliği olan kişiler ele alınmışlardır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'nin en büyük metropoliten kenti İstanbul'un Gaziosmanpaşa ilçesine bağlı, Sarıgöl Mahallesi'nde gerçekleştirilen ve Türkiye'nin en büyük yerinde dönüşüm projesi olduğu iddia edilen Sarıgöl kentsel dönüşüm projesi üzerinden alanda yaşayanların mülkiyet desenine bağlı sonuçların analiz edilmesi ve değerlendirilmesidir. Böylece uzlaşma aşamasındaki eğilimlerin anlamlı bir farklılığı olup olmadığı araştırılmıştır. Uzlaşma sürecindeki eğilimlerin test edilmesi için nitel ve nicel gözlemlerin yanı sıra anketler ve derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiş ve araştırma sorusuna yönelik değerlerin ölçümlenmesi sağlanmıştır. Ülkemizde süregelen yukarıdan aşağıya planlama sisteminin neden olduğu sorunlar, belli ortak kriterlere göre seçilmiş örnek kentsel dönüşüm alanları üzerinde yapılan çalışmalarda hem planlama süreci ve hem de alanda yaşayan aktör davranışları ile incelenmiştir ve söz konusu bu alanlar ile Sarıgöl Mahallesi'nde gerçekleşen uzlaşma süreci karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, kentsel dönüşüm uygulamaları sonunda mülkiyet sahipliliğinden kaynaklanan durumundan ötürü bazı grupların kaybettiği gözlenmiştir. Mülkiyet üzerindeki yasallık düzeyi yani "hak sahipliği" olarak nitelendirilen kavram, kentsel dönüşüm projelerinde alanda yaşayanları kategorize ederek sürecin yönetiminden, projedeki hakediş oranlarına kadar birçok konuda belirleyici olmaktadır. Alanda yaşayanların sürece ne derece müdahil olacakları sahip oldukları belgeye göre değişkenlik göstermektedir. Bu doğrultuda gecekondu bölgelerinin diğer dinamikleri dışlanarak, kentsel dönüşüm sadece mülkiyetteki yasallık düzeyine dayalı bir kurgu üzerinden ilerlemektedir. Türkiye´de gerçekleşen kentsel dönüşüm uygulamalarında uzlaşma sürecinin alanda yaşayan aktörler üzerinden tartışıldığı bu çalışmada, Gaziosmanpaşa Sarıgöl Mahallesi'nde kentsel dönüşüm kapsamında boşaltılan bir kentsel alan ele alınmıştır. Seçilmiş olan bu alan üzerinde yapılan çalışmalarda hem uzlaşma süreci hem de süreç içinde aktörlerin eğilimleri incelenmiştir. Teorik olarak alanda gerçekleşen uzlaşma süreciyle alanda hak sahibi olan tüm paydaşların projeyi sahiplenmesi ve kamu ve yerel halk arasında güven ortamı oluşması; böylece kentsel dönüşüm projesinde katılımcı, şeffaf bir süreç izleyerek, sağlıklı bir tabana oturtmak amaçlanmıştır. Ancak uygulamada durum daha farklı ilerlemiştir. Mahalle sakinlerinin karar alma süreçlerine katıldığını söylemek mümkün değildir. Mevcut bir model vardır ve alanda yaşayanlar mülkiyet durumlarına göre bu modeldeki dağıtımdan paylarını almaktadır. Yani hak sahiplerinin sürece katılımı, onlara önerilen teklifleri kabul etmeleri ya da bu tekliflere itiraz etmeleri ile sınırlıdır. Alanda uzlaşmacı bir yaklaşım ile sürecin yürütüldüğü vurgulansa da aslında saha görüşmelerinde elde edilen sonuca göre uzlaşının olmadığı açıkça görülmektedir. İzlenen yöntem hak sahiplerini zorunlu kılma üzerine temellenmiştir. Kuralları kamu aktörü tarafından belirlenmiş bir modele göre yürütülen bir süreç olduğu ancak bunun tam anlamıyla uzlaşma ilkelerini sağlayan bir model olmadığı gözlenmiştir. Sonuç olarak bu çerçevenin ortaya koyduğu kentsel dönüşüm uygulamalarının, gecekondu yerleşimleri için ciddi bir tehdit kaynağı olduğudur. Kentsel dönüşüm ile mahallenin fiziksel ve sosyal sorunlarına çözüm olacağı inancı kalmamaktadır. Mülkiyet ilişkileri ile alanda yaşayan sakinleri baskı altına alan bir kentsel dönüşüm uygulaması gerçekleştirilmektedir. Sarıgöl gibi enformel yerleşmelerde yaşayanların dayanışma ağları içinde yaşadıkları alana ilişkin sorunları çözmeleri, mekana olan aidiyet hissini kuvvetlendirmiş ve yaşadıkları mekanla özdeşleşmelerini sağlamıştır. Tapulu, tapu tahsis belgeli ve tapusuz bireylere yönelik geliştirilen politikalarla mülkiyete yönelik yasal statülerin anlamı değişirken, dolaylı yoldan mahallelinin kentsel belleği de yok olmaya başlamaktadır.

Yazar

Kübra Özcivan

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Kübra Özcivan (Yüksek Lisans Tezi). Kentsel dönüşüm alanlarında yaşayan farklı hak sahiplerinin uzlaşma eğilimleri: Gaziosmanpaşa/Sarıgöl Mahallesi örneği, 2016, İstanbul Technical University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

İstanbul Technical University tezlerinden daha fazlası