Kentsel dönüşüm
140 theses under this subject heading
Türkiye'de kentsel dönüşüm ve güvenlik siyaseti: Gaziosmanpaşa Sarıgöl Mahallesi
Türkiye'de 2000'li yıllardan itibaren artan kentsel dönüşüm uygulamaları öncelikli olarak kent yoksullarının yaşadığı gecekondu mahallelerine odaklanmış ve bu mahallelerin yeniden inşası başlıca hedef haline gelmiştir. Geçmişte gecekondu mahallelerini göz ardı eden yönetimsel bakış açısının yerini kentsel dönüşümle düzenleme, ıslah etme, yenileme kavramlarına bırakması gecekondu mahallelerinde köklü değişimlerin yaşanmasına ve bu mahallelerin yeniden inşa sürecine girmesine neden olmuştur. Düzenleme ve ıslah etme anlayışının odak noktası ise belli etnik kimliklerin, işçilerin ve marjinal olarak tanımlanan grupların yaşam alanları olmuştur. Bu çalışma, afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi hakkındaki kanun kapsamında dönüşüm alanı ilan edilen gecekondu mahallelerini irdeleyerek kent yoksullarının yaşadığı mahallelerin damgalanması ve suçlulaştırılması üzerinden güvenlik siyaseti ile kentsel dönüşüm arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Örnek mahalle olarak seçilen İstanbul Gaziosmanpaşa Sarıgöl mahallesinde yarı yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilmiş ve kentsel dönüşüm öncesi, kentsel dönüşüm süreci ve sonrası araştırılmıştır. Kentsel dönüşümün hedeflediği yenileme, rehabilitasyon kavramları da irdelenerek Sarıgöl'deki kentsel dönüşümün mahalle halkı üzerindeki etkisi ele alınmıştır.
Kentsel dönüşüm sürecinde asbest maruziyetinin iş sağlığı ve güvenliği açısından incelenmesi
Ülkemiz deprem kuşağında yer alması sebebiyle kullanım ömrünü tamamlayarak riskli yapıya dönüşen yapıların yıkım ve yenilenmesi gerekmektedir. Riskli binaların yıkım işlemleri 6306 sayılı Afet Riskli Yapıların Yenilenmesi Hakkındaki Kanun ile yapılmaktadır. Ülkemizde asbestin yapılarda kullanılmasının yasaklanması 2010 yılında çıkarılan "Bazı Tehlikeli Maddelerin, Müstahzarların ve Eşyaların Üretimine, Piyasaya Arzına ve Kullanımına İlişkin Kısıtlamalar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" ile sağlanmıştır. Bu tarihten önce yapılan yapıların yıkım işlemlerinde asbestin çevresel maruziyet oluşturması kaçınılmazdır. Bu çalışmanın amacı; riskli yapıya dönüşen binaların Kentsel Dönüşüm Kanununa göre yıkıp yenilenmesi sırasında iş sağlığı ve güvenliği esasları dikkate alınarak asbest zararının önlenebilmesi için yapılması gereken çalışmaların belirlenmesi ve asbest maruziyetinin olası zararları hakkında bilgi vermektir. Çalışmada kentsel dönüşüm geçirmesi planlanan ve ülkemizin başta İstanbul olmak üzere birçok ilinden toplam 16597 adet yapıdan alınan 25396 adet numunenin asbest analiz sonuçları incelenmiştir. İncelenen test sonuçlarından asbest bulunan binalarda yıkım, söküm ve tadilat işlemleri sırasınca iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri ve bu tedbirlerin iş sağlığı ve güvenliği açısından önemi anlatılarak asbest maruziyetinin en aza indirilmesi amaçlanmıştır. Asbestin neden olduğu olumsuz kalıcı etkilerin neler olabileceği ve insan sağlığının asbestten nasıl korunması gerektiği çalışma içinde anlatılmıştır. Özellikle kentsel dönüşüm işlemleri, tadilat işlemleri gibi yıkım ve söküm gerektiren işlemlerde asbestin zararlarına karşı iş sağlığı ve güvenliği için alınması gereken önlemler belirtilmiştir.
Riskli alanlarda inşa edilen kentsel dönüşüm binaların mühendislik özelliklerinin biyoharmolojik incelemesi: Elazığ kent merkezi örneklemi
Bu tez çalışmasında riskli alanlarda kentsel dönüşüm sonrası inşa edilen binaların mühendislik özelliklerinin biyoharmoloji bilimi esaslarına göre incelenmesi amaçlanmıştır. Tez kapsamında incelenen mahallelerin kentsel dönüşüm strateji belgeleri, zemin ve geoteknik raporları, kullanıcı memnuniyet düzeyleri ve genel mühendislik özellikleri biyoharmolojik uygunluk değerlendirme kriterlerine göre incelenmiştir. Çalışmanın bulguları beş ana başlıkta açıklanmıştır. Bunlar, kentsel dönüşüm strateji belgesinin değerlendirilmesi için hazırlanan değerlendirme formu mahallelerde uygulanmıştır. Zemin raporu verileri DeepSoil programı ile doğrusal olmayan zaman tanım alanında yöntemi ile analiz edilmiş ve zeminlerin deprem etkisi altında dinamik davranışları incelenmiştir. Bina kullanıcılarının memnuniyet düzeyinin belirlenmesi için anket hazırlanmış ve sahada uygulanmıştır. Anket verilerinin analizinde Ki-kare testi ve keşfedici faktör analizi kullanılmıştır. Geliştirilen hipotezlere göre kullanıcı memnuniyet düzeyi Hoc, Hoy, Hohhs, Hoed, Homçd, Hoeoms değişkenlerine bağlı, Homd değişkeninden bağımsızdır hipotezi kabul edilmiştir. Binaların genel mühendislik özelliklerinin belirlenmesinde özel ölçek geliştirilmiş ve binalarda uygulanmıştır. Binaların biyoharmolojik özelliklerini belirlemede 600 sorudan oluşan değerlendirme formu kullanılarak BUD puanları hesaplanmış ve Abdullahpaşa 379.72, Sürsürü 377.85, Mustafapaşa 313.93 ve Rüstempaşa 336.16 puanlarını almışlardır. Sonuç olarak, dört mahallenin kentsel dönüşüm strateji belgesi değerlendirme formu puanlarına göre orta derecede başarılı, dört mahallenin parsel bazındaki zemin raporlarının standart, yönetmelik ve ilgili literatürle uygun olduğu, binaların genel mühendislik özellikleri puanlarına göre orta düzeyli binalar oldukları, incelenen binaların taşıyıcı elemanlarının beton dayanım sınıflarının SonReb yöntemiyle yapılan deneysel çalışma sonucunda dört mahalledeki binaların beton sınıfı C30-35 grubunda yer aldığı ve incelenen binaların BUD sertifika puanlarına göre Abdullahpaşa ve Sürsürü binalarının iyileştirilmeli ve standartlara yakın, Mustafapaşa ve Rüstempaşa binalarının iyileştirilmeli ve standartlardan uzak binalar oldukları anlaşılmıştır.
Kent planlamasının bir aracı kentsel dönüşüm, kent olgusu ve sosyo-ekonomik değerlendirme: Diyarbakır örneği
Plansız yapılaşma ve çarpık kentleşme günümüzün en büyük sorunlarından bir tanesidir. Gerekli düzenleme ve planlamaların yapılmaması halinde, gelecek nesiller için de büyük bir problem halini alacaktır. Plansız yapılaşma sonucu ortaya çıkan gecekondu alanları ve kenar mahalleler, sağlıksız kent ortamlarının oluşmasına ve yaşam standartlarının düşmesine neden olmaktadır. Şehirlerin yaşanılabilir hale getirilmesi için düzenli kent planları hazırlanmalı, gerekli alt ve üst yapı çalışmaları yapılmalı, parklar, yeşil alanlar ve oyun bahçeleri oluşturulmalıdır. Diyarbakır gibi hızla büyüyen ve göç alan bir şehirde, nüfus artışı ile orantılı olarak, çarpık kentleşmenin ve çöküntü alanların oluşması kaçınılmaz bir durumdur. Çöküntü alanların yeniden kazanımı ile sosyal yaşam kalitesinin arttırılması, kentsel dönüşüm ve kent bilincinin yerleşmesiyle mümkündür. Dönüşüm sadece fiziki yapının yenilenmesi olarak algılanmamalı bölgenin daha yaşanılır hale getirilmesi amaçlanmalıdır. Kentsel dönüşüm uygulamaları planlanırken, uygulamaya ihtiyaç duyulan bölgelerin seçiminde rant kaygısından ziyade bölgenin ihtiyacı gözetilmelidir. Bu bilgilerden hareketle, çalışmamızda araştırma bölgesindeki mevcut durumun belirlenmesi ve kent bilincinin ölçülmesi amaçlanmakta, bilincin arttırılması ve daha iyi bir çevre oluşturulması için yapılması gerekenler, öneri olarak sunulmaktadır.
Kentsel dönüşüm projelerinin mekânsal etkilerinin coğrafi açıdan analizi (Bursa ili Nilüfer ilçesi Ataevler Mahallesi örneği)
Kentler, var olduklarından bu yana mekânsal değişim ve dönüşüme uygun, canlı organizmalar olarak gelişimlerini sürdürmektedirler. Kentlerin dinamik yapısından kaynaklanan bu durum, insanoğlunun öteden beri yaşadığı mekânları, coğrafi çevre unsurlarına koşut olarak değiştirme ve şekillendirme gayesinin başlıca gerekçelerinden biri sayılabilir. 20. yüzyılda dünya nüfusundaki patlama ve kentsel nüfusta gerçekleşen artışla birlikte; planlama çalışmalarının yetersiz kalması, mekânsal sorunların baş göstermeye başlaması, kentsel alanları; mekânsal, sosyo-ekonomik açıdan yeniden canlandırma fikirleri; mekânın yeniden üretilmesi ve tasarlanması olayını gündeme getirmiştir. Bu süreci, genel olarak kentsel dönüşüm uygulamalarının arka planı olarak ifade etmek mümkündür. Bu sürecin yanı sıra küreselleşme ile gelen mekânsal ve sosyo-ekonomik atmosfer, modern manada kentsel dönüşümün ortaya çıkışını kolaylaştırmış ve kentsel mekânların gelir unsuru olarak görüldüğü bir dönem yaşanmaya başlamıştır. Kentsel alanlardaki kapitalist peyzajdan da okunabilen bu durum, küreselleşmenin kentsel mekânlara bir armağanı olarak da kabul edilebilir. Nihayetinde bu çalışmada, ekonomik ömrünü tüketmiş ve zamana karşı direncini kaybetmiş, Ataevler Mahallesindeki konut alanlarının parçacıl olarak yıkılıp yeniden inşa edildiği kentsel yenileme uygulamaları ele alınmıştır. Araştırma, mahallede 2016 yılında Umut Sitesinin yıkımı ile başlayan sürecin, arazideki mekânsal ve sosyo-ekonomik sonuçlarını ortaya koymayı hedeflemektedir. Kentsel yenileme uygulamaları ile arazide meydana gelen değişim ve dönüşümü odağına alan bu araştırma, bilimsel araştırma yöntemi açısından nitel yöntemle tasarlanmıştır. Ayrıca çalışma, coğrafi metodoloji açısından ise kentsel coğrafyanın bilim dünyasına kazandırdığı bir bakış açısı olan kentsel morfolojik yaklaşım ile arazideki kentsel dönüşüm uygulamalarını incelemeyi de amaçlamaktadır. Öte taraftan saha gözlemleri, mahalle sakinlerine uygulanan yarı yapılandırılmış görüşme formları ve literatür taramaları ile araştırmaya yön verilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda çalışmada ulaşılan bazı sonuçlara bakıldığında depreme dayanıksız dört, beş katlı içe dönük site alanlarının yıkılarak yerlerine sekiz, on katlı dışa kapalı çok katlı konut alanlarının inşa edildiği görülür. Bu durumun getirdiği nüfus artışı ile birlikte arazideki mevcut olgun nüfusun yerini, genç nüfusa bırakma eğiliminde olduğu tespit edilmiş, yenilenen binalarla birlikte ticari mekânlarda artış yaşandığı buna karşıt olarak kentsel yenileme uygulamaları sonucunda konutlar haricinde diğer kentsel donatı alanlarında herhangi bir gelişmenin yaşanmadığı ortaya konulmuştur.
Kentsel dönüşümün toplumsal dönüşüme etkisi: Diyarbakır Sur örneği
Nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan kentlerde, sanayileşmenin etkisiyle yoğunlaşma ve hareketlilik meydana gelmiştir. Bu hareketliğin sebep olduğu kentleşme toplumsal ve mekânsal bozukluklara sebep olmuş ve dönüşüm ihtiyacını beraberinde getirmiştir. Bu ihtiyaç doğrultusunda kentsel dönüşüm projeleri meydana gelmiş, soylulaştırılma ile sonuçlanmıştır. Bu doğrultuda, bu tez kentlerde gerçekleştirilen kentsel dönüşüm faaliyetlerinin Diyarbakır özelinde toplum-mekân ilişkisi üzerine ele alınmıştır. Bu çalışma, Diyarbakır Suriçi bölgesinde gerçekleştirilen kentsel dönüşüm projesinin mekânsal dönüşüm, toplumsal dönüşüm, soylulaştırma gibi etkilerini değerlendirmektedir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden derinlemesine mülakat tekniği ile görüşmeler yapılarak veriler elde edilmiştir. Elde edilen veriler ışığında Suriçi bölgesinde gerçekleştirilen kentsel dönüşüm ile gerçekleşen yer değiştirmelerin toplumsal dönüşüme sebebiyet verdiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Kentsel Dönüşüm, Toplumsal Dönüşüm, Soylulaştırma
Kent olgusu, Türkiye'de kentsel dönüşüm ve kentsel dönüşümde bilgi merkezleri
Toplumsal ve sosyal yaşamın bir parçası olan kentler, oluştukları andan itibaren toplumsal süreç ve değişkenlerini etkileyen ve onlardan en çok etkilenen unsurlardan biri olarak günümüzdeki formlarına ulaşmışlardır. Özellikle Sanayi Devrimi, kentlerde sosyal, kültürel ve toplumsal birçok değişikliğin çıkış noktasını oluşturmuş, kent ve insan ilişkisi ilerleme kaydetmiş, kentleşme ve kentli olmak önem kazanmış, genel yönelime dönüşmüştür. Türkiye özelinde 1950'li yıllardan itibaren iç göç hareketleri ile birlikte nüfus kentlerde yoğunlaşmaya başlamış kentleşme hız kazanmış, kentler yaşamın her yönü üzerinde doğrudan etkili karmaşık ve dinamik sistemler haline dönüşmüşlerdir. Kentleşmenin hız kazanması ve kentlerde artan konut, alt yapı, ulaşım gibi teknik ve sosyo/kültürel problemler, kentsel dönüşüm kavramının ortaya çıkmasına ve önem kazanmasına neden olmuştur. Kentsel dönüşüm uygulamalarında gereken önemi bulamamış olmasına rağmen, kentlerin kültürel ve sosyal sorunlarını çözüme kavuşturacak en önemli unsur sosyal donatı alanlarıdır. Bilgi merkezlerinin en yaygın ve toplumsal anlamda en bilinen türü olan kütüphaneler, sosyal donatı alanlarının içerisinde yer almaktadır. Kent yaşamında, toplumsal ve kültürel uyum probleminin önüne geçerek ortak bir kent kültürünün benimsenmesini, sundukları hizmetlerle kentli olmayı ve kente uyum sağlamayı kolaylaştıran kütüphaneler kentsel dönüşüm projelerinde yeterince dikkate alınmamaktadır. Aynı zamanda çalışmanın varsayımını da oluşturan bu tablo, araştırmanın da çıkış noktasıdır. Bu çalışmada, Türkiye'de kentsel dönüşüm projelerinde sosyal donatı alanı olarak kütüphanelerin uygulama içerisindeki payının ortaya konması amaçlanmıştır. Söz konusu amaç doğrultusunda, ülkemizde kentsel dönüşüm projelerinin planlayıcısı ve yürütücü konumunda olan TOKİ'nin kamuoyu ile paylaştığı resmi bilgiler dikkate alınmış ve kentsel dönüşüm projeleri incelenmiştir. Elde edilen verilere göre, Türkiye'de kentsel dönüşüm uygulamalarında (toplam 3.387 uygulama) sosyal donatı alanlarına yer verilse dâhi (%42,60), sosyal donatı unsuru olarak kütüphanelerin kentsel dönüşüm projeleri içerisindeki payı (%1,09) kabul edilebilir değildir. Dünyada en yoğun kentsel dönüşüm uygulamasının yürütüldüğü ülkelerden biri olmamıza karşın, araştırma kapsamında elde edilen rakamlar ve ayrıntıları, dönüşüm uygulamalarında sosyal donatı alanlarının, özellikle de kütüphanelerin çok akla getirilmediği gerçeğine somutluk kazandıran çalışma, bu soruna dikkat çektiği ve sorunun çözümünde dikkate alındığı ölçüde başarılı olmuş olacaktır.
Kentsel dönüşüm projelerinin çevresindeki yerleşmelere sosyal ve fiziksel etkileri: Bursa Küplüpınar Mahallesi üzerinden bir değerlendirme
Günümüzde pek çok kent, büyümenin getirmiş olduğu kaotik yapı sonucunda dönüşüm yaşamaktadır. Dönüşümü hızlandıran/tetikleyen ve kaçınılmaz kılan fiziksel, sosyal ve ekonomik yetersizlikler bulunmaktadır. Köhneme olarak tanımlanan bu durum sadece mekansal büyümeye bağlı olarak değil, parçacıl ve birbiriyle ilişkilendirilmeyen plan kararları sonucu da ortaya çıkabilmektedir. Köhneme bölgelerinde, kamu girişimleri yardımları ile değişen sosyo-ekonomik ve fiziksel şartlara uygun olarak yeniden canlandırmayı hedefleyen kentsel dönüşüm projeleri planlanmaktadır. Dönüşüm süreçlerinde kent dokusunun fiziki çevre yapısı, sosyo-ekonomik yapısı ve sosyo-kültürel yapısına yönelik değişimler dolaylı olarak kentsel kimliği de etkilemektedir. Kentsel dönüşüm projeleri sosyal donatı alanlarının artması, altyapının iyileştirilmesi, farklı sektörler ve istihdamın kazandırılması, arazi ve emlak değerlerinin yükselmesi ve güvenli alanlar oluşturması gibi pozitif etkiler sağlarken çevresinde kentsel kimlik ve aidiyet duygusunu geliştirmeye yönelik stratejiler de geliştirmelidir. Aksi takdirde özgünlüğü yok sayan, birbirine özdeş tasarımlara başvuran projelerle, tepeden inmece kimlikliklere bürünen kentler meydana gelmektedir. Sürdürülebilir kentlerin oluşturulabilmesi için kentsel dönüşüm projeleri çevresindeki yerleşmeler üzerinde meydana getireceği etkiler dikkate alınarak ve alanın sahip olduğu kentsel kimlik ögeleri doğrultusunda planlanmalıdır. Bu çalışmada, Bursa'nın merkezinde yer alan ve 2000 yılı sonrası farklı türdeki kentsel dönüşüm projeleriyle dönüşmekte olan bir bölgenin kıskacında kalan Küplüpınar Mahallesi'nde ortaya çıkan fiziksel ve sosyal köhneme süreçleri ile bu süreçlerin yarattığı dönüşüm beklentisinin, bölgenin kimliği ve sosyal yapısı üzerindeki etkilerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Kentsel dönüşüm uygulamalarının çevresine olan etkilerini odağına alan bu çalışma, bilimsel araştırma yöntemi açısından nitel yöntemler kullanılarak geliştirilmiştir. Bu kapsamda mahallede ikamet eden veya geçmiş yıllarda ikamet etmiş bireylerle anket ve derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen veriler SPSS ve QDA Miner Lite yazılımlarında analiz edilmiştir. Öte saha araştırmaları, arazi kullanım analizleri ve literatür taramalarıyla araştırmaya yön verilmeye çalışılmıştır. Bulgulara göre, belki de kentsel dönüşüm uygulanmayacak, kendi özgün dokusu ile varlığını sürdürecek olan Küplüpınar Mahallesi'nde kentsel dönüşüme yönelik beklentinin olması mahallenin büyük bir bölümünün fiziksel ve sosyal anlamda köhnemeye başlamasını beraberinde getirdiği ortaya konmuştur. Aynı zamanda, çevresindeki alanlardaki bu dönüşümün, mahallenin oluşumunda ve gelişiminde etkin olan kimliğinin de tahrip olmasına yol açtığı ve parçacıl, birbiriyle ilişkilendirilmeden ve geçmiş kimlik ögeleri dikkate alınmadan uygulanan projelerin çevresindeki yerleşmelerde yeni sorunlara (nüfus kaybı, komşuluk ilişkilerinin kaybı, güvensizlik gibi) yol açtığı tespit edilmiştir.
Kentsel dönüşüm projelerinin coğrafi bilgi sistemi (CBS) ile incelenmesi (Kırıkkale/merkez örneği)
Bu tez çalışmada, Kırıkkale il merkezinde yapılan kentsel dönüşüm projelerinin Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) ile incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma 3 aşamada yapılmıştır. İlk aşamada, Kırıkkale merkez sınırları içerisinde bulunan riskli yapıların bilgileri ve verileri ilgili kurum ve kuruluşlardan temin edilmiştir. İkinci aşamada, elde edilen bilgiler ışığında merkez ilçede riskli yapıların en fazla olduğu mahalle belirlenmiş ve mahalle hakkında veriler toplanmıştır. Üçüncü aşamada, mahallenin uydu görüntüleri ve CBS kullanılarak haritalama işlemi yapılmıştır. Çalışma sonucunda, riskli yapı sayısı en yüksek olan mahallenin Çalılıöz mahallesi olduğu görülmüştür. Kentsel dönüşüm sonrasında mahallenin yapı ve nüfus yoğunluğunun arttığı, bu durumun sosyal donatı yetersizliğine neden olduğu görülmüştür.
Kırşehir/Kaman'da uygulanan kentsel dönüşüm projesinin yapı bağlamında irdelenmesi ve coğrafi bilgi sistemi (CBS) ile analizi
Bu tez çalışmasında, Kırşehir ili Kaman ilçesinde yapılan kentsel dönüşüm uygulamasının yapı bağlamında irdelenmesi ve Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) ile analiz edilmesi hedeflenmiştir. Bu hedef doğrultusunda, kentsel dönüşüm uygulaması alanına ait tüm veriler temin edilmiştir. CBS yöntemi kullanılarak yıl bazında değerlendirme yapılmıştır. 6306 sayılı kanun "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi" kapsamında yapılan bu dönüşümün kentin sosyal, kültürel ve ekonomik özellikleri bağlamında ilçe üzerindeki etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmanın başlıca amacı, afet riski taşıyan yapıların coğrafi konumları ve öznitelik verilerinin birlikte değerlendirilmesidir. Çalışmada, kentsel dönüşüm uygulama alanı içerisindeki yapılar ve nitelikleri detaylı bir şekilde irdelenmiştir. Kentsel dönüşüm sonrası yapılan yapılar yerinde incelenmiş ve belgelenmiştir. Çalışmada sonuç olarak, kentsel dönüşüm uygulama alanı içerisinde bulunan eğitim yapıları, ibadethane, banka, sanat merkezi gibi farklı nitelikte çok sayıda yapının yıkıldığı tespit edilmiştir. Yıkılan bu yapıların yerine sadece konut ve işyeri yapıldığı görülmüştür. Sağlık, eğitim, sanat merkezi gibi sosyal ve kültürel donatıların kaldırılıp yerine sadece konut ve işyeri yapılması sosyal ve kültürel donatı ihtiyacını doğurduğu anlaşılmıştır. Kentsel dönüşüm uygulama alanı içerisindeki tek katlı, iki ya da üç katlı yapıların yıkılıp yerine zemin+6 kattan oluşan blok formunda yapılar yapılmıştır. Uzaktan algılama yöntemi ile alınan uydu görüntülerinde, zaman içerisinde, Kaman ilçesi ve kentsel dönüşüm alanı çevresinde yapı yoğunluğunun arttığı görülmüştür. İlçenin eski yüzünün yenilenmesi açısından kentsel dönüşüm uygulamalarının devam etmesi önerilmiştir.
Türkiye'de konut sektöründeki dönüşümün kent kültürüne etkileri: Diyarbakır Fırat Mahallesi örneği
Konut Olgusu, geçmişten günümüze kadar insan hayatını birçok yönden etkilemiştir. Özellikle sanayileşme ile birlikte 1950'li yıllarda kentlere yapılan göçler sonrasında ortaya çıkan konut sorunu kentleri fiziksel ve toplumsal anlamda etkilemiştir. Kentleşme hareketinin hız kazanması ve iktisadi politikalarının gelişmesi konut sektöründe bir takım dönüşümleri meydana getirmiştir. Sektördeki dönüşüm bireylerin yaşam tarzını yansıtacak biçimde konut alanlarını ortaya çıkarmıştır. Bu konut alanlarından biri olan güvenlikli siteler 1980'li yıllardan sonra ortaya çıkmaya başlamıştır. Güvenlikli siteler kullanıcılarına özel bir alan oluşturarak birçok konuda avantaj sağlamıştır. Aynı zamanda kentsel mekân üzerinde toplumsal ve fiziksel anlamda bir etki yaratarak kent bütünlüğünün oluşmasını engellemiştir. Çalışmada, Diyarbakır ilinde yeni konut alanlarından biri olan güvenlikli sitelerin bireylerin yaşamında ortaya çıkardığı değişikliklerin kent kültürü üzerindeki etkisi tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Kent, Konut, Site, Dönüşüm.
Kentsel dönüşümün mekânsal ve toplumsal yansımaları: Gaziantep Nuri Pazarbaşı mahallesi örneği
Dünya nüfusunun yarısından fazlasını barındıran kentlerde, nüfus artışına paralel olarak yapılı çevre üretimi hızlanmıştır. Yapılı çevre üretiminin sermaye ile olan ilişkisi, toplumsal ve mekânsal olarak bir dönüşümün ortaya çıkmasına neden olmuştur. Özellikle neo-liberal ekonomi politikaları ile birlikte sermayenin ulus ötesi dolaşımının sağlanması, kent mekânının sürekli yeniden üretime tâbi tutulmasını gerektirmiştir. Kentlerde yapılı çevrenin inşası kentsel dönüşüm projeleri ile yoğunluk kazanırken soylulaştırılma ve yerinden edilmeler ile sonuçlanmaktadır. Kentleşme süreci, sermaye ve yapılı çevre üretimi bağlamında ele alındığında 'sermaye çevrimlerinin' ekonomik krizleri ötelemesi kent-sermaye ilişkisinde büyük öneme sahip olmuştur. Bu bağlamda, bu tez çalışması kentleşme sürecinde yapılı çevrenin inşasında önemli bir yere sahip olan kentsel dönüşüm projelerinin Gaziantep özelinde toplum-mekân çerçevesinde ele almayı amaçlamaktadır. Bu araştırma, Gaziantep Nuri Pazarbaşı Mahallesinde gerçekleştirilen kentsel dönüşüm projesinin soylulaştırma, yerinden edilme, mekânsal dönüşüm, toplumsal dönüşüm ve rant boyutları ile tartışmaktadır. Bu çalışma nitel araştırma yöntemlerinden derinlemesine mülakat ile gerçekleştirilerek Nuri Pazarbaşı Mahallesinden veriler elde edilmiştir. Elde edilen bulgular, Nuri Pazarbaşı mahallesinde mekânsal dönüşüm ile birlikte yerinden edilme ve rant olgusunun ortaya çıktığını ve toplumsal dönüşümün gerçekleştiği sonucunu ortaya çıkarmıştır.
Kent ve mimarlığın stratejik taktik ve operasyonel düzeylerde tartışılması
Teknolojinin hızla gelişmesi, dijital tabanlı tasarım yöntemlerinin sınırlarının genişletilmesi, farklı üretim modelleri ve yeni mekan alternatiflerinin hızla üretilmesi, kentlerin ve gündelik yaşam pratiklerinin, hızlı dönüşümünü başlatır ve güçlendirir. Kentlerde, biçimsel olarak yaşanan bu dönüşüm, aynı zamanda, sosyo-psikolojik ve sosyo-kültürel anlamda, bir değişimi hızlandırır. Modernizmle birlikte gelen yabancılaşma, yersizleşme kavramlarının metropol kentlerle birlikte gelişmesi, kentlerin sosyal/psikolojik değişiminin sonucudur. Biçimsel anlamda da yeni mekan arayışları, kuramsal alanda ve pratik alanda karşımıza çıkmaktadır.Bir mimari probleme/duruma karşı, bugün, "pozisyon alınmalı"dır. Günün değişen ve dönüşen yapısı ile mücadele etmek için, "alternatif/yaratıcı fikirler ve stratejiler" üretilmeli; kentlerin dönüşüm ve yenileme sürecine katkı sağlayabilecek alanlarda tasarımlar geliştirilmeli; biçimsel tasarımın önerilmesinden ziyade, kentsel planlamanın stratejisini/metadolojisini/kuramsal alt yapısını oluşturmak amaçlanmalıdır. Bu anlamda, kentsel/mimari tasarımın geleceğini öngörebilmek için, bugün, bitmiş projeler ya da çalışmalar sunmanın yerine stratejiler geliştirmenin, stratejik planlamanın önemi vurgulanmalıdır.Çağımızda gerçekleşen her türlü değişim ve dönüşüm, mimarlık pratiğini doğrudan etkilemekte olup, bu değişim ile baş etmenin yollarından birisinin de, mimari tasarıma, tasarlama ve representasyonuna stratejik yaklaşılması ve taktikler geliştirerek tasarım stratejilerinin oluşturulması; bu taktik ve stratejik kararların da operasyona dönüştürülmesinin sağlanması olduğu düşünülmektedir.Bu tez kapsamında, kavram olarak strateji, mimarın ve paydaşlarının elindeki bir tasarım aracı iken, taktikler ise, mimarın stratejilere ulaşmak için kullandığı araçlar olup, aynı zamanda, kent kullanıcısının zaman içerisinde geliştirdiği kamusal alanı kullanma biçimleridir. Kavramsal olarak operasyon/operatif olan ise, tasarım sürecinin ve mekanı tarifleyecek eylemin tasarlanması ve tasarımın eyleme geçirilmesidir.Günümüzde "Stratejik Mimarlık" başlığı altında tartışılan "mimarlıkta stratejik planlama ve tasarlama" açılımlarının geliştirilmesi yönünde çalışmalar yapılmalıdır. Bu çalışmada, günümüz kentlerinin kontrolsüz, önü alınamaz şekilde, biçimsiz ve içerikten yoksun, kendi halinde gelişmesi ile mücadele etmenin, salt stratejik tasarlama ile yapılamayacağı öngörülmektedir. Eksik kalan stratejik planlama ve tasarlama çalışmalarının tamamlanması ve geliştirilmesi için, yeni kentsel tasarlama taktikleri geliştirerek, geleceğe dönük stratejileri daha özgün ve başarılı kılacak operatif yaklaşımların geliştirilmesinin gerekliliği vurgulanmalı; stratejik, taktik ve operatif düzeylerde kent ile mücadele edilmeli; kente müdahalenin bu bağlamda tartışılması gerektiği benimsenmelidir.Anahtar Kelimeler : Stratejik, taktik, operatif, kentsel gelişim düzeyleri
5393 sayılı Belediye Kanunu uyarınca kentsel dönüşüm ve yargısal denetimi
Çalışmamızda 5393 sayılı Belediye Kanunu uyarınca yapılan kentsel dönüşüm ve gelişim çalışmaları irdelenmiştir. Birinci bölümde; kentsel dönüşüm kavramının tanımı, amacı, çeşitleri ile kentsel dönüşümün tarihçesine değinilmiştir. İkinci bölümde; kentsel dönüşüm ile ilgili genel hukuki düzenlemeler temelinde bir inceleme yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise; 5393 sayılı Belediye Kanunu çerçevesinde yapılan kentsel dönüşüm çalışmaları ile ilişkili olarak; imar planları, parselasyon, kamulaştırma vb. uygulamalara değinilmiştir.
Ekolojik kent teorisi-Ankara örneği
Cumhuriyet'in kurulması ve Ankara'nın başkent olarak seçilmesi ile birlikte Türkiye'de kentleşme süreci bağlamında adımlar atılmıştır. 1923-1930 yılları arasında Lörcher ve Jansen kent planları ile Ankara kenti planlı bir kent haline getirilmeye çalışılmıştır. 1950'li yılların ardından köyden kente yaşanan yoğun göç kent planlarında tahmin edilen nüfus sayısının çok üzerinde bir rakama ulaşmış ve kent planları işlerliğini kaybetmiştir. Köyden kente yaşanan yoğun göç gecekondulaşma, çarpık kentleşme, trafik, alt yapı sorunları gibi soruların gündeme gelmesine neden olmuştur. Park, Burgess, McKenzie Şikago kentinde yoğunlaşan siyahi göçü incelemiştir1920'li yıllarda yaşanan siyahi göç Şikago'da fiziksel, mimari, sosyal, ekonomik ve kültürel değişimlerin yaşanmasına neden olmuştur. Şikago kentinde yaşanan bu değişimler Park, Burgess, Mckenzie tarafından incelenmiştir. Yapılan incelemeler ve tespitler sonucunda Ekolojik Kent Teorisi ortaya çıkmıştır. Akademik çalışmada ilk olarak Ekolojik Kent Teorisi ve Ankara'nın özellikle 1923'den sonraki tarihsel, mekansal ve sosyolojik değişimi incelenmiştir. Bu incelemeler neticesinde Şikago'da yaşanan siyahi göç ile 1950'li yıllardan sonra Ankara'ya kırdan kente olan göç karşılaştırılmıştır. İki göç hareketinde hem Şikago'da hem de Ankara'da mekansal, sosyal, ekonomik, fiziksel, kültürel benzer sonuçlara neden olduğu görülmüştür. Bu saptamalar sonucunda Ekolojik Kent Teorisi bağlamında Ankara'nın kentsel gelişimi incelenmiştir. Tezin amacı; Ekolojik Kent Teorisi öğretisiyle Ankara'nın kentleşme sürecinin açıklanmasıdır. 1920'li yıllarda Şikago'ya yaşanan siyahi göç Şikago'da mekânsal, mimari, ekonomik, toplumsal ve kültürel değişimler meydana gelmiştir. 1950'lerden sonra Ankara'da yaşanan yoğun göç dalgası ile Şikago kentinde yaşanan değişim süreçleri incelenerek benzerlikler ve farklılıklar ortaya konulmuştur.
Kentsel dönüşüm uygulamalarının finansmanı ve bir uygulama
Dünyada, öne çıkan uygulama araçları ve hedefledikleri alanlara göre ismi değişmekle birlikte 18. yüzyılın ortalarından itibaren kentsel dönüşüm uygulamaları görülmektedir. Başlangıcından günümüze gelene kadar kentsel dönüşüm kavramı, sosyal, ekonomik ve çevresel başlıklarda gruplanabilecek bütüncül bir kentsel faydayı amaçlamaktadır. Geç şehirleşen Türkiye'de kentsel dönüşüm uygulamalarının kavramsal olarak olgunlaşması 2000'li yılları bulmuştur. Türkiye'de gerçekleştirilen dönüşüm uygulamalarının bütüncül bir yaklaşımdan uzak olduğu, ekonomik getiriyi hedeflediği, çevresel ve sosyal faydayı amaçlamadığı eleştirileri hakimdir. Ekonomik getiri odaklı dönüşüm uygulamalarının kentsel mekânda gözlenen sosyal ve çevresel sorunları ortadan kaldırmadığı, yaşam alanlarının niteliğini artırmadığı görülmektedir. Bunun aksine yapı ve nüfus yoğunluğunu artırarak ve kent yoksulluğunu derinleştirerek bu sorunları derinleştirmektedir.
Kentsel yenilemede bir araç olarak kentsel dönüşüm projeleri ve ilgili idari yargı kararları
İnsanların bir arada yaşama gereksiniminden doğan kentte yaşananekonomik, sosyal ve politik değişimler kentteki yaşamı da sürekli olaraketkilemektedir. Kentsel dönüşüm de bu değişimlere cevap vermek amacıylaözellikle 20. yüzyıldan itibaren kent planlamanın gündeminde yer almıştır.Kentsel dönüşüm kentsel alanın farklı yöntemlerle dönüştürülmesiniamaçlayan ve içerisinde birçok farklı aktörü barındıran çok boyutlu birkavramdır. Sanayi Devrimi ile birlikte Batı ülkelerinde oluşan işçi sınıfınınbarındığı çöküntü alanlarının iyileştirilmesi, 2. Dünya Savaşı sonrası tahripolan Avrupa kentlerinin yeniden inşası ve son yıllarda işlevini yitirmiş sanayialanlarını yeniden değerlendirme girişimleri kentsel dönüşümün değişendünya koşullarına bağlı olarak gösterdiği gelişimi ortaya koymaktadır.Köhneleşen kent merkezleri, fonksiyonunu yitiren sanayi alanları, afet riskitaşıyan yerleşim bölgeleri, gecekondu alanları, tarihi konut alanları kentseldönüşüm olgusunun uygulama alanları olarak karşımıza çıkmaktadır.Zamanla amaçları, organizasyon ve yönetim modelleri değişime uğramıştır.Türkiye'de ise kentsel dönüşüm olgusu, son yıllarda yıpranan kentselalanların dönüştürülmesinde sıkça kullanılan bir araç haline gelmiştir. Buçalışma, kentsel dönüşümün fiziksel, ekonomik ve sosyal boyutlarının vekentsel dönüşüme ilişkin Türkiye'deki idari yargı mercilerinin verdiği kararlarınirdelenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Araştırma kapsamında, kentseldönüşüm sonucunda mekânda sadece fiziksel değişmeler değil, ekonomik,kültürel ve sosyal değişmelerin de olduğu üzerinde durulmuştur. Tezaraştırmasında kullanılan yöntem; literatür araştırmasından, konu ile ilgilimahkeme kararlarının incelenmesinden ve deneyimlere dayananyorumlardan oluşmaktadır.320Anahtar Kelimeler:1. Kent2. Kentsel dönüşüm3. Dönüşüm Projeleri4. Kentsel Yenileme
Ankara'da kentleşme sürecinde konut sorunu
Çalışmamızın konusu, 13 Ekim 1923'te başkent ilan edilmesinden sonra, hızlı bir şehirleşme sürecine giren Ankara'nın konut sorunudur. Ankara'nın şehirleşme süreci, XX. yüzyılın ilk çeyreğinde ticaret ve sanayi alanındaki gelişmelerden ziyade devletin merkezi olması sebebiyle hız kazanmıştır. Genç Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti olan Ankara'nın devletin destek ve yardımıyla, hızlı ve planlı bir gelişme seyri içine girmesi arzu edilmiştir. Bu amaçla şehrin sağlıklı ve planlı şekilde gelişmesi için yarışmalar tertip edilmiş, planlar hazırlatılmıştır. Ankara için ilk plan denemeleri 1924 ve 1925 yılında Dr. Carl Ch. Lorcher'e hazırlatılmış, ancak söz konusu planın sadece Yenişehir ile ilgili kısmı gerçekleştirilebilmiştir. Daha sonra şehrin imarı ve gelişmesinde 1928 yılında birincilik ödülünü kazanan Hermann Jansen planı esas alınmıştır. Hava koridorları ve yeşil alanların da yer aldığı Jansen planına 1932 yılından itibaren zaman zaman müdahalelerde bulunulmuş; ekonomik kaynak yetersizliği ve arsa spekülasyonları sebebiyle bu planda da arzu edilen sonuca ulaşılamamıştır. 1957 yılında Türk mimarlar Nihat Yücel ve Raşit Uybadin'in planı uygulamaya konulmuştur. Son olarak Ankara Metropoliten Alan Nazım Plan Bürosu, (AMANPB) 1970-1975 yılları arasında ayrıntılı araştırmalar neticesinde 20 yıllık bir zaman dilimini kapsayan ?Ankara 1990 Nazım Planı?nı hazırlamış ve 1982 yılında metropoliten ölçekteki bu plan onaylanarak yürürlüğe girmiştir. Halen Ankara'da yeni planın hazırlanmasıyla ilgili çalışmalar sürdürülmektedir.İnsani gelişme endeksinin temel bileşenlerinden birini de konut standardı teşkil etmektedir. İnsanlık tarihi kadar eski olan konut sorunu çok yönlü ve çok değişkenlidir. Barınma, korunma huzur ve refah içinde yaşamanın temel gereklerinden olan konut, aynı zamanda yatırım aracı ve meta olma bakımından mimar, mühendis, şehir ve bölge plancıların ilgi alanına girmektedir. Birçok ülkede hızlı kentleşme süreci ile sosyal ve ekonomik hayatın kentlerde yoğunlaşması, kaynak kullanımının ve büyüme sorunlarının mekân boyutunu da ön plana çıkarmıştır. Son elli yılda ekonomi bilimi içinde kent ekonomisi alt bilim dalı olarak gelişmeye başlamıştır. Bu bakımdan çalışmamızda Ankara'da üretilen konutların sayısına, niteliğine ve maliyet hesaplarına da yer verilmiştir.Cumhuriyetin ilan edilmesinden günümüze kadar varlığını başkentte hissettiren konut sorunu, Ankara'nın tarihi, kentleşme olgusu ve gecekondu problemleri çerçevesinde ele alınmaya çalışılmış; konuyla ilgili kaynaklardan yararlanmak suretiyle değerlendirilmiştir. Pek çok şehirde olduğu gibi Ankara'da da hızlı ve çarpık kentleşmenin yanı sıra, iç göç ve nüfus hareketlerinin doğurduğu bir başka konut türü de gecekondulardır. Arsa ve yapı kooperatifleri, toplu konut, ev kredileri gibi konut edindirme yöntemlerinin sorunu çözmediği ilk yıllarda, şehrin dar gelirli yeni sakinleri konut ihtiyacını Ankara'yı çevreleyen tepelere yasal olamayan şekilde inşa ettikleri gecekondularla gidermeye çalışmış, bu da şehrin dokusunu bozmuştur. Son yıllarda kentsel dönüşüm projeleriyle Ankara'da gecekondular ortadan kaldırılmaktadır. Kentsel dönüşüm projeleri doğrudan uygulandığı, tarihi dokuyu bozmadığı, çirkin ve plansız betonlaşmaya yol açmadığı sürece olumlu karşılanması gereken bir girişimdir.Ne yazık ki Türkiye'de şehirleşme veya modernleşme, sağlıksız bir betonlaşma biçiminde algılanmıştır. Modernleşme, çoğu zaman, apartmanlaşma, yer altından ve köprü üzerinden motorlu taşıtların geçmesi, plansız yapılaşma ve mimarî üsluptan yoksun kentleşme olarak yorumlanmıştır. Ankara'da konut açığını kapatma çalışmaları esnasında çıkarılan yasalar çerçevesinde devletin sağladığı imkânlarla modernleşme hedeflenirken, olumlu gelişmelerin yanı sıra pek çok yanlışlıklar da yapılmıştır. Türkiye'de pek çok yerleşim biriminde olduğu gibi Ankara'da da modernleşme uğruna tarihi zenginlikler arzu edilen ölçüde korunamamıştır. Tezimizde, bu konular bütün boyutlarıyla ele alınıp işlenmeye çalışılmıştır.
Türkiye'de kentsel dönüşümün gelişimi, hukuki yapı ve uygulamadan kaynaklanan sorunlar
Yapılan tüm literatür taramaları, toplanılan tüm veriler ve bu perspektifte gerçekleştirilen analizler; insanların kentsel mekana ve hayat tarzına eğiliminin Türkiye'de de arttığını göstermiştir.Bu açıdan eserdeki genel varsayımlar Türkiye ölçekli kabul edilmiş ve dönüşüm odaklı yasal mevzuatın irdelenmesi amaçlanmıştır. Kentsel dönüşüm, sosyo-ekonomik bağlamda çöküntüye uğrayan kentlerin/kentsel mekanların yaşanılabilir düzeye çıkarılabilmesini sağlamak maksadıyla ortaya çıkan ve muhteviyatında; halkı, finansal kuruluşları, hukukçuları, tasarımcıları, mühendisleri, akademisyenleri ve nihayetinde yöneticileri barındıran bir olgudur.Bu eser, bünyesinde bu kadar çok dinamiği aynı anda ve bir arada barındıran bir yapı olan ketsel dönüşüm olgusu hakkında bilgi edinmek isteyen ilgili tüm kişi ve kuruluşlara rehber olması maksadıyla hazırlanmıştır.Kentsel dönüşüm olgusunun idarelerce oy maksimizasyonu; baskı gruplarınca rant fırsatı olarak değerlendirilmesi, kentsel dönüşümün özüne aykırı sonuçlar yaratarak; dönüşümün fiziksel çevrenin yanında kent tarihini ve kentli kimliğini koruma misyonu yok edilmiştir.Dönüşüm olgusu yönetişim ilkesi gereğince tüm resmi ve sivil otoritelerle halkın ortak bir paydada buluşacağı, genel geçerliliği kabul edilmiş yasal bir zemine oturtulmalıdır. Aksi takdirde kentsel sorunlar kısa vadede mekansal değişiklik yaşayacak, uzun vadede ise toplumun tümünün ortak yarası haline dönüşecektir.Bu açıdan, idarelerce kentsel dönüşüm evresinde, halkın ihtiyaçlarıyla örtüşmeyen, halkın katlımı sağlanmadan, kamu yararı kaygısı taşımayan kararlar alınması sorunsalı; halka rağmen, halk için alınan kararların geçerliliğini daha dönüşümün ilk evresinde yok hükmünde bırakmıştır.Anahtar Sözcükler1. Kentsel Dönüşüm2. Katılım3. İmar Affı4. Rant5. Göç
Büyükşehir belediyelerindeki kentsel dönüşüm uygulamaları incelemesi: Tekirdağ örneği
Büyükşehir Belediyelerindeki Kentsel Dönüşüm Uygulamaları İncelemesi: Tekirdağ Örneği başlıklı bu çalışma bir deprem ülkesi olan Türkiye'deki büyükşehir belediyelerindeki uygulamaları örneklem sahası üzerinde araştırmaktadır. Araştırma sahası olarak seçilen Tekirdağ, Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde bulunması nedeniyle yüksek deprem riski taşıyan bir şehirdir. Özellikle şehrin tarihi merkezi olan Süleymanpaşa ilçesi afetlere dirençsiz yapı stoğuyla ve sahip olduğu yüksek deprem riskiyle dönüştürülmesi gereken bir sahadır. Araştırmada Tekirdağ şehrinin genel coğrafi özelliklerine değinilerek gelişim süreci incelenmiştir. Bununla birlikte şehrin beşeri ve ekonomik nitelikleri ortaya konularak fonksiyonel nitelikleri ortaya konulmuştur. Araştırmanın ikinci aşamasında ülkemizdeki kentsel dönüşüm politikaları ve bu politikaların yasal zeminleri incelenerek kuramsal çerçeve ortaya konulmuştur. Yine büyükşehir belediyelerinin kentsel dönüşümdeki yasal konumları, rolleri, yükümlülüklerinin neler olduğu incelenmiştir. Son dönemde yürürlüğe giren kanunların büyükşehir belediyelerine olan etkileri incelenmiştir. Araştırmanın diğer bölümlerinde 2012 yılında büyükşehir statüsü kazanan Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi'nin kentsel dönüşüm politikaları ve projeleri incelenmiştir. İlin büyükşehir statüsüne ulaşmasıyla birlikte kentsel dönüşüm sürecinin yürütülebilmesi adına idari yapılanmasının oluşturulduğu görülmektedir. Ayrıca şehrin yüksek riskli alanlarının belirlenmesi adına İstanbul Teknik Üniversitesi ile işbirliği yapılarak Süleymanpaşa Deprem Master Planı'nı hazırlandığı görülmektedir. Yine, şehrin afetlere dayanıklı hale getirilmesi için 2021 yılında Altınova Kentsel Dönüşüm Sahası' ilan edildiği görülmektedir. Araştırma kapsamında kentsel dönüşüm sürecinin her iki paydaşı olan karar vericiler ve kent sakinleriyle yapılan mülakatlarla paydaşların beklentileri ve öncelikleri araştırılmıştır. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi'nin kentsel dönüşüm stratejisinde, yerinde dönüşüm uygulamalarına önem verilmekte olduğu görülmekle birlikte bu tutumun halk tarafından da desteklenmekte olduğu izlenilmiştir. Bu tutum geçmiş dönemlerde farklı kurumların projelerinin nihayete ermeyişi karar vericilerin mevcut stratejilerini şekillendirdiğini göstermektedir. Diğer yandan dönüşüm sahalarının seçiminde risk faktörleri ve zemin özellikleri çalışmanın odak noktalarını oluşturmasının gerekliliği vurgulanmaktadır. Sonuç olarak bu tez araştırması kapsamında, şehrin kentsel dönüşüm süreci çok yönlü olarak incelenmiştir. Hâlihazırda yapılan ve yapılması muhtemel kentsel dönüşüm çalışmalarında, yerleşim yerlerinin riskli alanlardan uzaklaştırılması, alüvyonal alanlar gibi yüksek risk taşıyan bölgelerin yapılaşmaya kapatılması gerektiğini vurgulamaktadır. Ayrıca, dönüşüm projelerinin hızlandırılması için nüfus yoğunluğu yüksek mahallelerin öncelikli olarak ele alınması gerektiği ortaya konulmaktadır.
Türkiyede kentsel dönüşüm projeleri (Altındağ Belediyesi örneği)
Türkiye'de Kentsel Dönüşüm Projeleri (Altındağ Belediyesi Örneği)? Çalışmamızda da belirtildiği gibi Türkiye, yaşamakta olduğu kentleşme sorunları sebebi ile hem sektörel açıdan hem de sosyal açıdan birçok etkiye maruz kalmaktadır. 1950'li yıllardan itibaren çoğalan göç unsuru, kentsel sorunların oluşumundaki ana neden olarak göze çarpmaktadır. Göçle beraber ortaya çıkan ekonomik ve sosyal problemler, kişilerin yaşam mekânlarına da yansımış ve gecekondulaşma, hızlı bir şekilde ilerlemeye başlamıştır. Dolayısıyla gecekondulaşma, beraberinde kalitesiz yaşam mekânları'nı getirmiştir. Yukarıda değinilen unsurlara paralellik oluşturması açısından, bu çalışmada; Ankara iline bağlı Altındağ Belediyesi araştırma alanı olarak seçilmiştir. Çalışma alanları; doğal ve tarihî değerlerin varlığı bakımından zengin bir niteliğe sahiptir. Ancak, gelişigüzel ve plânsız yapılanmanın etkisi altında olduğu için de yaşanabilirliği olan bir kent mekânı görünümünde bulunmamaktadır. Bu sorun, özellikle seçtiğimiz bölgede açıkça görülmektedir.Bunun yanında, Altındağ Belediyesinin mahalleleri gelişmişlik bakımından kente biraz daha yakın nitelikli yerleşimler olarak göze çarpmaktadır. İncelenen bölgelerde, öncelikle yapılması gerekenlerin başında, kişilerin yeni yaşam alanlarına taşınmaları için gerekli yatırım ve kaynak tespitlerinin yapılması gelmekte ve alan sakinlerine sağlıklı ve her tür donatının mevcut durumda olduğu, yeni yaşam mekânları sağlamak, dönüşüm çalışmalarının esas hedefini oluşturmaktadır.Bu çalışmanın amacı; dönüşüm projelerinin, yenileme projeleri kapsamındaki işlevlerinin anlatıp, dünyadan ve ülkemizden örneklerle karsılaştırılması ve sürdürülebilirliklerinin yanında, uygulanabilirliklerinin de ne oranda olduğunun incelenmesidir. Buna bağlı olarak; Altındağ Belediyesi tarafından seçilen pilot bölgeler, kentsel yenileme ve dönüşüm konuları bakımından incelenmiş ve ?Altındağ Belediyesi Kentsel Dönüşüm Projesi? çalışmasının, dünyadaki ve ülkemizdeki diğer dönüşüm çalışmalarına benzer bir politikayla yürütüldüğü sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Sözcükler:1.Kentsel Yenileme2. Kentsel Dönüşüm3. Altındağ4. Ankara.
Halkla ilişkiler ve kentsel dönüşüm örnek inceleme: Çinçin Bağları (Gültepe) Kentsel Dönüşüm Projesi
Bu tez çalışması, yapımına 2006 yılında başlanan Çinçin Bağları Gültepe Kentsel Dönüşüm Projesi'nden hareketle, kentsel dönüşüm süreci ile halkla ilişkiler arasında bağ kurmaktadır. Tezin birinci bölümünde, kentsel dönüşüm sürecinin gerçekleştirilmesine neden olan kentleşme, göç ve gecekondulaşma olguları tarihsel bir süreç içerisinde değerlendirilirken; ikinci bölümde, kentsel dönüşüm ilgili alanda yarı yapılandırılmış mülakat tekniği ile Altındağ Belediyesi ve ilgili departmanları, sivil toplum kuruluşlarını temsilen Ankaram Platformu, mahallede güç kullanma yetkisini elinde bulunduran Altındağ İlçe Emniyet Müdürlüğü ve Seğmenler Polis Karakolu ve alanda ikamet etmiş ve etmekte olan 30 kişi ile yapılan görüşmelerden elde edilen bilgiler ve belediyeye ait Altındağ Gazetesi ile belediye tarafından çıkartılan kitapçıklardan elde edilen bulgularla analiz edildi. Çalışmada, projeden yola çıkılarak halkla ilişkiler ve katılım bağlamında nelerin nasıl yapıldığı ve ne tür uygulamaların var olduğu tespit edildi ve betimlendi. Ayrıca uygulamaların eksik ve aksak yönlerinden hareketle nelerin yapılabileceği konusunda önerilerde bulunuldu.
Türkiye'de kentsel dönüşüm uygulamalarında intibak sorunu
Türkiye'de Kentsel Dönüşüm Uygulamalarında Kente İntibak Sorunu başlıklı bu çalışmanın amacı; kentlerin fiziki ve sosyal açıdan çöküntü alanı haline gelmiş kısımlarında yaşayan kesimin kentsel dönüşüm projeleri neticesinde kente intibaklarının gerçekleşip gerçekleşmediğini ortaya koymaktır.Bu kapsamda öncelikle kentleşme literatüründe yer alan temel kavramlara ve kentsel dönüşümün kuramsal çerçevesine yer verilmiş; daha sonra kente intibak sürecinde rol oynayan faktörler üzerinde durulmuştur.Çalışmada genel olarak yerli ve yabancı literatür kullanılmıştır. Buna ilave olarak çalışmanın son bölümünde, Türkiye ölçeğindeki kentsel dönüşüm uygulamalarından biri olan Dikmen Vadisi Kentsel Gelişim ve Dönüşüm Projesi örnek proje olarak seçilmiş ve burada bir alan araştırması yapılmıştır.Anahtar Sözcükler:1)Kentleşme2)Göç3)Gecekondu4)Kentsel Dönüşüm5)İntibak
Yerel yönetimler ve kentsel dönüşüm: Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi örneği
Kentlerin gelişmeye başlaması ve bu gelişimde insan gücüne olan ihtiyacın artmasıyla birlikte insanlar kırsal alanlardan kentlere göç etmeye başlamışlardır. Bu göç süreci ilk zamanlar kentlerin insan ihtiyacını karşılaması yönüyle olumlu karşılansa da gerek kentlerde ulaşılabilen imkânlar, gerekse kentlerdeki yaşamın cazibesi insanların akın akın bu alanlara gelmesine neden olmuştur. Zaman içinde artan nüfus hareketi ise ihtiyacın ve arzın üstüne çıkmıştır. Kentlere gelen bireylerin yaşadıkları sorunların başında ise barınma sorunu gelmektedir. Bu sorunun ortaya çıkması ve gelişmesi ile kentsel dönüşüm kavramı da gündeme gelmiştir. Nitekim kentlerin aşırı nüfuslanması nedeniyle kent dokusu içinde yetersiz kalan barınma imkânlarının kentlerin etrafında plansız yapılanmalarla giderilmesi sonucunda meydana gelen çarpık kentleşmelerin düzenlenmesi amacıyla ortaya çıkan bir kavramdır. Gecekondulaşma şeklinde ortaya çıkan ilk çarpık yapılanmalar, tek tek yapılardan zamanla mahallelere ve hatta semtlere kadar ilerlemişlerdir. Bu denli sayıları artan yapılar, sayılarıyla doğru orantılı olarak meydana getirdikleri sorunların da artmasına neden olmuşlardır. Bu sorunların başlıcaları gerek alt yapı eksikliklerinden kaynaklı sağlık sorunları, gerek hizmetlerin yeterince götürülememesinden kaynaklı eksiklikler ve gerekse kentin dokusunda oluşturulan bozulmalardır. Kentlere yapılan göçler engellenemeyince zamanla sorunların çözümü için farklı yollar denenmesi hususu gündeme gelmiş ve kentsel dönüşüm uygulamalarının önem seviyesi artmıştır. Kentsel dönüşüm kavramı kentlerin dokularıyla ilgili olsa da esasında kentlerde barınan insanların doğrudan etkilendiği bir uygulama çeşididir. Bu nedenle kentsel dönüşümün odak noktasında insan vardır. Ancak yapılan dönüşüm faaliyetleri gözlemlendiğinde maalesef insan faktörünün pek de göz önüne alınmadığı görülmektedir. Bunun yanı sıra dönüşüm faaliyetleri salt yapılaşma olarak algılanmakta ve kavramın özünden uzaklaştırılmaktadır. Özellikle kentsel dönüşüm adı altında lüks yapıların meydana getirilmesi dönüşüm esnasında malları kamulaştırılan bireylerin tekrar aynı yerde mülk edinmesini zorlaştırmakta ve mağdur olmalarına neden olmaktadır. Ayrıca halkın dönüşüm konusunda bilinçlendirilmemesi ve kentsel dönüşüm konusundaki yasal karmaşıklıklar da uygulamaların tam anlamıyla yapılmasını ve istenen verimin alınmasını engellemektedir. Anahtar Kelimeler: Kentsel Dönüşüm, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Kentsel Yapılanma Süreci, Türkiye'de Kentsel Dönüşüm, Dünya'da Kentsel Dönüşüm