
112
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Öğrencilerin öğretim elemanlarından algıldıkları mobbing düzeylerinin örgütsel adalet algı düzeyleri üzerine etkisi
Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin ve öğretim elemanlarının maruz kaldıkları mobbing (psikolojik taciz) davranışlarıyla örgütsel adalet algı düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırmanın evrenini, Kayseri ve Uşak İlleri 2014 –2015 eğitim öğretim yılı 29 Öğretim Elemanı 268 öğrenci oluşturmaktadır. Mobbinge (Psikolojik tacize) maruz kalanları belirlemek üzere Einarsen (1996) tarafından geliştirilmiştir. Ölçeğin orijinal Norveççe formu 21 maddeden oluşmaktadır. Mobbingi ölçmek için Cemaloğlu (2007) tarafından Türkçe'ye 21 soruluk ölçek olarak, üç ayrı dil uzmanından yardım alınarak uyarlanan olumsuz davranışlar ölçeği (NAQ) kullanılmıştır. Öğretim elemanları ve öğrencilerin örgütsel adalet algılarını ölçmek üzere, Niehoff ve Moorman (1993) tarafından geliştirilen Örgütsel Adalet Ölçeği'nden (JusticeScale) yararlanılmıştır. Öğretim elemanlarının olumsuz davranışlara maruz kalma düzeyi ile örgütsel adaletin adil etkileşim boyutu arasında negatif yönde ve düşük düzeyde anlamlı bir ilişki görülmüştür. (p<0,05, r=-0,37) Buna göre öğretim elemanlarının maruz kaldıkları olumsuz davranışların düzeyi arttıkça örgütsel adalet algıları düşük düzeyde de olsa azalmaktadır, diyebiliriz. Araştırmaya katılan öğrencilerin örgütsel adalet ölçeğinin Adil Etkileşim Boyutu ile ilgili sorulara verdikleri cevaplara göre 1. Sınıf öğrencileri ile 4. Sınıf öğrencileri ve 2. Sınıf öğrencileri ile 4. Sınıf öğrencileri arasında anlamlı farklar görülmüştür. Tablo 17'deki Tukey testi sonuçlarına göre 4. Sınıf öğrencilerinin adil etkileşim boyutu ile ilgili algı düzeyleri 1. Sınıf ve 2. Sınıf öğrencilerine göre anlamlı bir şekilde daha yüksek çıkmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin olumsuz davranışlar ölçeği ile ilgili sorulara verdikleri cevaplara göre Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği, Spor Yöneticiliği, Antrenörlük ve Rekreasyon bölümünde öğrenim gören öğrencilerin algıları arasında anlamlı farklar görülmüştür. Tukey testi sonuçlarına göre; Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği öğrencilerinin olumsuz davranışlar ile ilgili algı düzeyleri spor yöneticiliği ve rekreasyon bölümü öğrencilerine göre anlamlı şekilde daha yüksek çıkmıştır. Antrenörlük bölümü öğrencilerinin olumsuz davranışlar ile ilgili algı düzeyleri spor yöneticiliği ve rekreasyon bölümü öğrencilerine göre anlamlı şekilde daha yüksek çıkmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin örgütsel adalet ölçeğinin adil etkileşim boyutu ile ilgili sorulara verdikleri cevaplara göre Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği öğrencileri ile Rekreasyon bölümünde öğrenim gören öğrencilerin algıları arasında anlamlı fark görülmüştür. Tablo 19'deki Tukey testi sonuçlarına göre Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği öğrencilerinin adil etkileşim boyutu ile ilgili algı düzeyleri Rekreasyon bölümü öğrencilerine göre anlamlı bir şekilde daha yüksek çıkmıştır.
Sosyal problem çözme becerisi ve zaman yönetiminin fiziksel aktivite seviyesine etkisi
Bu çalışmanın amacı sosyal problem çözme becerisi ve zaman yönetiminin fiziksel aktivite seviyesine etkisinin incelenmesidir. Araştırmaya toplam 1535 kişi katıldı. Katılımcıların 709'u (%46.2) erkek, 826'sı (%53.8) kadındır. Veri toplama aracı olarak Katılımcı Bilgi Formu, Fiziksel Aktivite Anketi, Zaman Yönetimi Ölçeği ve Sosyal Problem Çözme Envanteri kullanıldı. Bulgular incelendiğinde katılımcıların %29.6'sı inaktif, %51.9'u minimum aktif ve %18.4'ü çok aktif düzeydedir. Katılımcıların sosyal problem çözme becerilerinden probleme olumlu yönelim ve rasyonel problem çözme alt boyutu iyi seviyede iken, Probleme olumsuz yönelim, dikkatsiz/dürtüsel problem çözme ve kaçınan tarz problem çözme becerileri ise düşük seviyededir. Katılımcıların zaman yönetimi orta düzeydedir. Katılımcıların fiziksel aktivite düzeyleri ile sosyal problem çözme toplam puanları arasında pozitif yönde ilişki bulunmaktadır (p<0.05). Katılımcıların fiziksel aktivite düzeyleri ile zaman yönetimi toplam puanları arasında pozitif yönde bir ilişki bulunmaktadır (p<0.05). Alt boyutlar incelendiğinde şiddetli fiziksel aktivite düzeyi ile zaman planlaması arasında, zaman tutumları arasında ve zaman yönetimi arasında pozitif yönde, zaman harcattırıcılar boyutunda ise negatif yönde ilişki bulunmaktadır. Katılımcıların orta derecede fiziksel aktivite düzeyleri ile zaman planlaması becerileri arasında, zaman tutumları becerileri arasında ve zaman yönetimi toplam puanları arasında pozitif yönde bir ilişki tespit edilmiştir. Katılımcıların yürüme düzeyleri ile zaman tutumları arasında ve zaman yönetimi toplam puanı arasında pozitif yönde bir ilişki bulunmaktadır. Ayrıca katılımcıların fiziksel aktivite düzeyleri park alanları ve spor salonuna yakınlığına göre değerlendirdiğimizde, evinin yakınında park alanı ve spor salonu bulunanların toplam fiziksel aktivite düzeyleri evinin yakınında park alanı ve spor salonu bulunmayanlara göre anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Katılımcıların fiziksel aktivite düzeylerini telefonda vakit geçirme süresinin etkileme durumu değişken olarak değerlendirildiğinde Yürüme ve toplam genel puan boyutlarına bakıldığında ise telefonda vakit geçirmenin fiziksel aktivite faaliyetleri üzerine üst düzey bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Katılımcıların fiziksel aktivite düzeyleri televizyon izleme süresi değişkenine göre incelendiğinde Toplam fiziksel aktivite puanlarına bakıldığında ise günlük 0-60 dakika televizyon izleyen öğrencilerin fiziksel aktivite düzeylerinin günlük daha fazla televizyon izleyenlere göre anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu bulunmuştur (p<0,05). Katılımcıların fiziksel aktivite düzeyleri cinsiyet değişkenine göre değerlendirildiğinde şiddetli fiziksel aktivite (p<0,000), orta derecede fiziksel aktivite (p<0,002) ve yürüme alt boyutlarında (p<0,011), ayrıca toplam fiziksel aktivite puanında (p<0,000) erkek bireylerin düzeylerinin kadın bireylere göre anlamlı bir şekilde yüksek olduğu tespit edilmiştir (p>0,05). Sonuç olarak; sosyal problem çözme becerisi ve zamanın doğru yönetilmesi fiziksel aktiviteyi doğrudan etkileyebilmektedir. Ayrıca park alanı ve spor salonuna yakın bir mesafede yaşayan bireylerin fiziksel aktivite seviyelerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Telefon kullanımının fiziksel aktivite üzerine üst düzey bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Televizyon izleme süresi arttıkça fiziksel aktivite seviyesinin ise azaldığı anlaşılmıştır. Cinsiyet faktörü açısından bir değerlendirme yapıldığında ise tüm kategorilerde erkek bireylerin kadın bireylere oranla daha fazla aktif olduğu tespit edilmiştir.
Genç erkek futbolcularda farklı iki dikey sıçrama testi ile sprint ve yön değişim zamanı arasındaki ilişki
Güç üretiminin hızlanma, maksimum hız ve çeviklik nitelikleri için bir temel sağladığına inanılmaktadır. Bu çalışma ile genç futbolcularda, dikey sıçrama performansları ile ivmelenme, maksimal hız ve yön değişim performansları arasındaki ilişki incelendi. Çalışmaya, Uşak ilinde farklı amatör kulüplerde futbol oynayan, düzenli antrenman yapan, gönüllü 77 sağlıklı erkek sporcu katıldı. Katılımcıların sıçrama performansları, Aktif Sıçrama (AS) ve Skuat Sıçrama (SS) testleri ile hız değerleri, 10 m ve 30 m testleri ve çeviklik değerleri, 505 çeviklik ve T-test ile belirlendi. Tüm parametreler arasındaki ilişki Pearson Korelasyon Analizi ile değerlendirildi. Sporcuların AS ve SS ile 505 Çeviklik test değerleri arasında negatif yönde zayıf bir korelasyon olduğu tespit edildi (p=0.00). Anaerobik güç ile çeviklik performansları değerlendirildiğinde, Aktif Gmaks ile Skuat Gmaks ve T-test değerleri arasında negatif yönde zayıf bir korelasyon tespit edilirken, 505 Çeviklik testi değerleri arasında ise negatif yönde orta bir korelasyon tespit edildi (p=0.00). AS ile 10 m ivmelenme testi ve 30 m maksimal hız değerleri arasında negatif yönde orta bir korelasyon olduğu tespit edilirken (p=0.00), SS ile 10 m ivmelenme testi arasında negatif yönde zayıf bir korelasyon (p=0.01), 30 m maksimal hız testi arasında ise negatif yönde orta bir korelasyon olduğu tespit edildi (p=0.00). Anaerobik güç ile hız testleri arasındaki ilişki incelendiğinde, Aktif Gmaks ile 10 m ivmelenme testi arasında negatif yönde zayıf bir korelasyon (p=0.01), Skuat Gmaks ile 10 m ivmelenme testi arasında negatif yönde zayıf bir korelasyon (p=0.03) olduğu tespit edildi. Aktif Gmaks ve Skuat Gmaks ile 30 m maksimal hız testi değerleri arasında ise negatif yönde orta bir korelasyon olduğu bulundu (p=0.00). Sporcuların 10 m ivmelenme test değerleri ile 505 Çeviklik test ve T-test değerleri arasında negatif yönde orta bir korelasyon, 30 m maksimal hız testi değerleri ile 505 Çeviklik testi ve T-test değerleri arasında ise negatif yönde orta-güçlü bir korelasyon olduğu tespit edildi (p=0.00). Sonuç olarak, bu çalışma amatör futbolcularda gücün hız yeteneği üzerinde olumlu etkileri olabileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Futbol, çeviklik, güç, yön değişimi, doğrusal hız
Beden eğitimi dersinde verilen ev ödevlerinin çocukların karakter gelişimine etkisi
Bu araştırmanın amacı Beden Eğitimi dersi kapsamında verilen ev ödevlerinin öğrencilerin karakter gelişimine etkisinin olup olmadığının belirlenmesidir. Araştırmanın örneklemi 2016-2017 eğitim öğretim yılında Aydın'ın Efeler ilçesinde bulunan bir ilköğretim okulunda 5. sınıfta öğrenim görmekte olan 3 farklı sınıftan rastgele seçilmiş 100 (n=59 kız ve n=41 erkek) öğrenciden oluşmaktadır. Öğrenciler deney (n=50) ve kontrol (n=50) olmak üzere 2 gruba ayrılmıştır. Deney grubunda yer alan öğrencilere beden eğitimi dersi ilköğretim 5. sınıf müfredatına ek olarak hiçbir ekipman gerektirmeyen, öğrencilerin evde yapabileceği 8 haftalık (haftada 3 gün 1'er saat) şınav, mekik, squat, plank vb. hareketlerden oluşan egzersiz programı ev ödevi olarak verilmiştir. Kontrol grubunda yer alan öğrenciler beden eğitimi dersi dışında herhangi bir aktiviteye katılmamışlardır. Deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin karakterlerinin belirlenmesinde Martin J. Lee ve ark. (2000) tarafından geliştirilerek, Frogozo (2006) tarafından modifiye edilen "Youth Sports Value Questionnaire" (Genç Sporcular Değer Anketi) kullanılmıştır. Anket Yalız (2011) tarafından Türkçeye uyarlanmıştır. Anket 8 haftalık egzersiz programı öncesinde ve sonrasında uygulanmıştır. Anketlerden elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programında 0.05 anlamlılık düzeyinde ve %95 güven aralığında değerlendirilmiştir. Yapılan istatistiki analizlerde deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin ön test puanları arasında deney grubundaki öğrenciler lehine anlamlı bir farklılığın olduğu (p=0.032; p<0.05); bu farklılığın son testte daha da arttığı (p=0.001; p<0.05) bulgusuna ulaşılmıştır. Elde edilen bu bulgu doğrultusunda beden eğitimi dersinde öğrencilere ev ödevi olarak verilen şınav, mekik, squat, plank vb. hareketleri barındıran egzersiz programının öğrencilerin karakter gelişimine katkı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle ilköğretim okullarında öğrenim gören öğrencilere ek hiç bir araç ve beceri gerektirmeyen basit hareketler ödev olarak verilmelidir. Böylece öğrencilerde istenilen davranış değişikliklerinin sağlanabileceği öngörülmektedir.
Futbolcu ve sedanter bireylere pilates topu ile uygulanan 10 haftalık core antrenmanın denge performansına etkisi
Bu çalışmanın amacı, futbolcu ve sedanter bireylere pilates topu ile uygulanan 10 haftalık Core antrenmanın denge performanslarına etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya 18-25 yaş arası 20 sedanter ve 22 futbolcu olmak üzere toplam 42 erkek birey dâhil edilmiştir. Grup 1: Futbol antrenmanlarına ek olarak Core antrenmanı (60dk/2gün/10hafta) uygulanan futbolcu deney grubu (Yaş: 18.09 ± 0.30, Boy: 174,72 ± 4.33, Kilo: 67.27 ± 6.90, BKİ: 21.99 ± 1.56). Grup 2: Futbol antrenmanları dışında herhangi bir uygulama yapılmayan futbolcu kontrol grubu (Yaş: 18.01 ± 0,60, Boy: 172,09 ± 7.46, Kilo: 67.36 ± 7.08, BKİ: 22.72 ± 1.62). Grup 3: Yalnız Core antrenmanı uygulanan (60dk/2gün/10hafta) sedanter deney grubu (Yaş: 21.30 ± 0.82, Boy: 175,90 ± 5.06, Kilo: 73.80 ± 7.89, BKİ: 23.88 ± 2.78). Grup 4: Hiçbir uygulama yapılmayan sedanter kontrol grubu (Yaş: 19.80 ± 1.22, Boy: 171,00 ± 3.39, Kilo: 67.60 ± 7.42, BKİ: 23.13 ± 2.54). Grupların "Statik Denge Ön test", değerlerinde anlamlı bir farklılık bulunmazken, (p>0.05) son test değerlerinde "Grup 1 ile Grup 2", "Grup1 ile Grup 3", "Grup 1 ile Grup 4", arasında anlamlı bir farlılık tespit edilmiştir (p<0.05). Grupların zamana bağlı "Statik Denge", değerleri incelendiğinde ön test ve son test değerleri karşılaştırıldığında "Grup 1 ile Grup 3" arasında, "Grup 1 ile Grup 4" arasında anlamlı farklılık belirlenmiştir (p<0.05). Grupların"Dinamik Denge Ön Test", puan ortalamaları incelendiğinde "Grup 1 ile Grup 2", "Grup 1 ile Grup 4", "Grup 2 ile Grup 3", "Grup 3 ile Grup 4" arasında anlamlı farklılık bulunurken, son test değerlerinde ise "Grup 1 ile Grup 2", "Grup 1 ile Grup 3", "Grup 1 ile Grup 4" arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (p<0.05). Grupların zamana bağlı "Dinamik Denge" değerleri incelendiğinde ön test ve son test değerleri karşılaştırıldığında ise "Grup 1 ile Grup 2" arasında, "Grup 2 ile Grup 3" arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p<0.05). Sonuç olarak; Core antrenmanın futbolcular ve sedanter bireylerin denge performansları üzerinde olumlu etkisi olduğu görülmüştür.
İzmir ilindeki profesyonel liglerde mücadele eden futbol, basketbol, voleybol ve hentbol branşlarındaki erkek sporcuların saldırganlık düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırma İzmir ilindeki profesyonel liglerde mücadele eden Futbol, Basketbol, Voleybol ve Hentbol branşlarındaki erkek sporcuların saldırganlık düzeylerini incelemek amacıyla planlanmıştır. Yöntem: Çalışma kapsamında toplam 158 (Futbol:46, Basketbol:38, Voleybol:29, Hentbol:45) erkek sporcu ile çalışılmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından oluşturulan 10 maddelik 'Kişisel Bilgi Formu' ve İpek İLTER (Kiper)(1) tarafından geliştirilen 30 maddelik 'yıkıcı saldırganlık', 'atılganlık' ve 'edilgen saldırganlık' olmak üzere üç alt boyutlu 'Saldırganlık Envanteri' kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma grubunun kişisel özelliklerine ilişkin analizinde büyük çoğunluğunun (%69, n=109) 18-25 yaş aralığında, %83.5(n=132)'inin boylarının 1,80m'nin üzerinde ve yine büyük çoğunluğunun (%65.2 n=103) üniversite mezunu olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya katılan sporcuların %29.1'ini futbol , %24.1'ini basketbol, %18.4'ünü voleybol, % 28.5'ini hentbol branşı oluşturmaktadır. Branşlara göre bakıldığında sadece atılganlık alt boyutunda futbol ile voleybol arasında anlamlı bir fark belirlenmiştir( F =3.206; p=0.025; tukey=0.015). Sporcuların anne- baba eğitim durumlarına göre saldırganlık düzeyleri incelendiğinde, üniversite mezunu annelerin ve babaların çocukları ile lise mezunu anne-babaların çocukları arasında atılganlık alt boyutunda anlamlı bir fark bulunmuştur (anne eğitim: F=2.601; p=0.038; tukey=0.035) (baba eğitim: F=4.611; p=0.02; tukey=0.02). Sporcuların düzenli kitap okuma alışkanlığına göre saldırganlık alt boyutları incelendiğinde atılganlık alt boyutunda anlamlılık bulunmuştur (t=2.196; p=0.030). Sonuç: Sonuç olarak; saldırganlık düzeylerine göre bakıldığında branşların genel saldırganlık düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Sadece futbol oynayanların, voleybol oynayan sporculara göre daha atılgan oldukları belirlenmiştir. Üniversite mezunu anne ve babaların sporcu çocukları, lise mezunu anne ve babaların çocuklarına göre daha atılgan oldukları tespit edilmiştir. Düzenli kitap okuma alışkanlığına sahip sporcuların da düzenli kitap okumayan sporculara göre daha atılgan oldukları belirlenmiştir. Anahtar kelimeler; profesyonel lig, saldırganlık, sporcu.
El kas kuvvetinin diğer kas gruplarıyla ilişkisi
Elimizin günlük yaşam faaliyetlerimizi gerçekleştirebilmesi ve en yüksek verimde kullanılabilmesi için el kas kuvvetinin değeri önemlidir. El kavraması günlük hayatımızda kullandığımız önem taşıyan bir fonksiyondur ve vücut sağlığında önemli bir göstergedir. Bu tez çalışmasında, el kas kuvvetinin diğer kas gruplarıyla ilişkisinin incelemesi kapsamında araştırma yapılmıştır. Araştırmada, 18-25 yaş aralığındaki gençlerde el kas kuvvetinin diğer kas grubuyla ilişkisi olup olmadığını incelemek için, çalışmaya herhangi bir kas iskelet patolojisi bulunmayan 25 kadın ve 25 erkek toplam 50 birey alınmıştır. Ölçümler tek fizyoterapist tarafından yapılmıştır. Ölçümlerde el kavrama kuvveti için; Jamar marka, parmak kavrama kuvveti için; Jamar marka pinchmetre, diğer kas grupları için MicroFed2 marka kas kuvvet ölçüm cihazı kullanılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen bulgulara göre; kadın, dominant tarafta, erkeklerde dominant ve non dominat tarafta el kas kuvveti ile bazı kas grupları arasında anlamlı bir korelasyon saptanırken, kadın non dominat tarafta koreslayon saptanamamıştır.
Life kinetik egzersizlerinin hafif düzeyde zihin yetersizliği bulunan bireylerin görsel bellek, algı, dikkat, koordinasyon ve denge becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, life kinetik egzersizlerinin hafif düzeyde zihin yetersizliği bulunan bireylerin görsel bellek, algı, dikkat, koordinasyon ve denge becerilerine etkisinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini hafif düzey zihin yetersizliği bulunan 10-14 yaş arası toplam 18 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Deney grubuna 10 hafta (40 dk./3 gün/10 hafta), Lutz (2014)'un life kinetik egzersizleri uygulanırken, kontrol grubuna ise herhangi bir uygulama yaptırılmamıştır. Ölçme araçları olarak, d2 dikkat testi, Benton görsel bellek testi, Frostig görsel algı testi, Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlilik Testi-İkinci Versiyonu (BOT-2) kullanılmıştır. Gruplar arası normal dağılan verilerin karşılaştırılması Independent Samples T-test ile, normal dağılmayan verilerin karşılaştırılması Mann-Whitney U testiyle değerlendirildi. Gruplar içi ön ve son teste göre normal dağılan verilerin karşılaştırılmasında Paired Samples T-testi ve normal dağılmayan verilerin karşılaştırılmasında Wilcoxon testi kullanıldı. Gruplara göre Benton Görsel Bellek ve Algı, Çift Yönlü Koordinasyon, El-Kol Koordinasyonu ve Denge son test değerleri arasında anlamlı fark bulunurken (p<0.05), İşlenen Toplam Madde Sayısı (TN), Atlanan Doğru Harf Sayısı (E1), Yanlış İşaretlenen Harf Sayısı (E2), Ham Hata Puanı (E), İşlenen Toplam Madde Sayısı-Ham Hata Puanı (TN-E), Dalgalanma Oranı (FR), Konsantrasyon Performansı (CP), Göz-Motor Koordinasyonu, Şekil Zemin Ayırımı, Şekil Sabitliğinin Algılaması, Mekanda Konumun, Mekan İlişkilerinin Algılaması ve Frostig Görsel Algı Toplam değerleri arasında anlamlı fark bulunmamıştır (p>0.05). Deney grubu ön ve son teste göre Benton Görsel Bellek, TN, E, TN-E, CP, Göz-Motor Koordinasyonu, Şekil Zemin Ayırımı, Frostig Görsel Algı Toplam, Çift Yönlü Koordinasyon, El-Kol Koordinasyonu, Denge değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilirken (p<0.05), diğer parametrelerde fark gözlenmemiştir (p>0.05). Kontrol grubu ön ve son teste göre tüm parametrelerde anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0.05). Hafif düzey zihin yetersizliği bulunan bireylere düzenli olarak yaptırılan life kinetik egzersizlerinin görsel bellek, algı, dikkat, koordinasyon ve denge gelişimlerine pozitif yönde katkı sağladığı söylenebilir.
Fitness ve doğa yürüyüşü ile birlikte uygulanan diyetin hafif kilolu bireylerin fiziksel uygunluklarına etkisi
Kalori kısıtlaması veya egzersizin sağlık riski üzerinde olumlu etkileri olduğu artık kabul edilmektedir. Fakat kalori kısıtlaması ile birlikte farklı egzersiz tiplerinin hangisinin vücut parametreleri üzerinde daha etkili olabileceği ve sağlık risklerini ne kadar etkilediği açık değildir. Yapmış olduğumuz çalışmanın amacı da 12 haftalık kalori kısıtlaması ile birlikte farklı egzersiz programlarının (Fitness & doğa yürüyüşü) hafif kilolu genç erkek yetişkinlerde vücut parametreleri üzerindeki etkilerinin araştırılmasıdır. Çalışma öncesi 60 fazla kilolu sağlıklı genç yetişkin erkek (22-29 yaş arası) 3 gruba ayrıldı: Grup 1: Diyet+Fitness Egzersiz Grubu; Grup 2: Diyet+Doğa Yürüyüş Grubu; Grup 3: Sadece Diyet Grubu. Egzersiz gruplarına 12 hafta boyunca haftada 3 gün ve 60 dakika olacak şekilde (60dk\3gün\12Hafta) egzersiz yaptırıldı. Sadece diyet uygulayan gruba herhangi egzersiz uygulaması yaptırılmadı. 12 haftalık çalışma sonunda, farklı egzersiz türlerinin vücuda yönelik antropometrik etkileri, kas kuvveti ve 6 dk yürüyüş performansındaki değişiklikler incelendi. Bulgular incelendiğinde 12 hafta sonunda vücut ağırlığı değişimi, beden kütle indeksi farklılığı, vücut yağ ağırlığı kaybı ve vücut yağ oranında tüm grupların öntest ve sontest parametreleri arasında farklılıklar tespit edilmiştir (p>0.05). İskelet kas ağırlığında Grup 1'in değerleri artarken grup 2 ve 3'te düşme görülmüştür. Bazal Metabolizma Grup 1'de korunurken, en fazla düşüş Grup 3'teydi. Sonuç olarak; kalori kısıtlaması fazla kilolu erkek bireylerde kilo kaybına yol açmakla birlikte, yürüyüş ve direnç egzersizleyle bu kayıplar arttılabilmektedir. En fazla kayıp direnç egzersiz grubunda olurken, bu grupta kas kuvvetinin korunurken aynı zamanda bazal metabolizma hızıda kas kuvvetiyle birlikte korunmakta, kilo kaybının artışına yol açmaktadır.
Çocuklarda egzersizle oluşturulan hafif dehidrasyonun motor beceri ve bilişsel performansa etkileri
Egzersizin motor beceri ve bilişsel performans üzerindeki etkisi aynı zamanda hidrasyon durumuna duyarlıdır. Beyin işlevinin dehidrasyon nedeniyle bozulabileceği ve sonuç olarak motor beceri ve bilişsel performansta bozulmaya yol açabileceği varsayılmaktadır. Ancak araştırmaların çoğu, genellikle sıcakta egzersiz yapan genç sağlıklı yetişkinler üzerinde yürütülmüştür. Araştırma sonuçlarının tutarsız olması da herhangi bir sonuca varılmasını engellemektedir. Bulgular tutarlı olsa bile, yorgunluk ve artan sıcaklık gibi kafa karıştırıcı değişkenler, bu bulguları yorumlamayı engellemektedir. Ayrıca çocuklar üzerinde bu alanda çok az çalışma yapılmıştır. Bu sebeple veriler oldukça az ve yetersizdir. Araştırmamızda egzersizle tetiklenen hafif dehidrasyonun günlük hayatında rutin fiziksel aktivite yapan/yapmayan çocuklarda motor beceri ve bilişsel performans üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçladık. Çalışmaya yansız atama yoluyla gruplardan biri fiziksel olarak aktif (haftada 150 dk fazla egzersiz yapan) (n:57), diğeri sedanter (n:55) olmak üzere toplan 12-13 yaş grubu 112 çocuktan oluşan 2 grup dâhil edildi. Çalışmada; hidrasyonlu ve hafif dehidrasyonlu olarak değerlendirmek için tekrarlanan ölçümlerle dengelenmiş bir tasarım uygulandı. Hidrasyon durumlarını dengelemek amacıyla 12 saatlik hidrasyon programı uygulandı. Hidrasyonlu ölçümlerden sonra çocuklara, normal oda sıcaklığında (sıcaklık: 21±0.5 °C; nem: %45-50) yaklaşık doksan dakika orta yoğunlukta aralıklı egzersiz yaptırılarak hafif dehidrasyon oluşturuldu. Hidrasyon/Dehidrasyon durumunu belirlemek için idrar rengi, renk skalasından belirlendi. Ayrıca vücut ağırlığı değişimleri kullanıldı. Hidrasyon ve Hafif dehidrasyon durumunda çocuklara, Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlilik Testi (BOT-2) ve d2 dikkat testi uygulandı. SPSS paket programda farklılıkları belirlemek için Repeated Measures ANOVA testi, anlamlı sonuçlar bulunduğunda ikinci seviye olarak Bonferroni post-hoc testi yapıldı. Hidrasyonlu/Dehidrasyonlu gruplar ayrı ayrı incelendiğinde İnce Motor Beceri Hassaslığı, İnce Motor Beceri Bütünleşmesi, El Hüneri ve Çift Yönlü Koordinasyon, Denge, Koşma hızı ve Çeviklik, El kol koordinasyonu, Güç ve BOT-2 Toplam ön-sontest karşılaştırılmasında anlamlı fark tespit edilemedi (p>0.05). Bilişsel performans yönünden Odaklanmış Dikkat, İşlem Hızı, Doğruluk, Konsantrasyon Performansı ve Dikkat Süresiaçısından her iki grupta anlamlı düşüşler tespit edildi (p<0.05). Sonuç olarak hafif dehidrasyon çocuklarda öğrenme için gerekli bilişsel performansını tehlikeye attı. Ancak motor beceriler hafif dehidrasyondan etkilenmedi.
Beden eğitimi ve sporda multidisipliner yaklaşım: Matematik dersi örneği
Bu çalışmada, Disiplinler arası öğretim anlayışıyla oyun formunda düzenlenen Beden eğitimi ve spor derslerinin, öğrencilerin, bazı matematik kazanımları ve beden eğitimi ile matematik dersine karşı tutumları üzerinde etkileri incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, İzmir ili Ferit Bahriye Ergil Ortaokulunun 5. sınıflarında okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Bu öğrencilerden 97 tanesi kontrol grubunu (51 kız – 69 erkek ), 120 tanesi de deney grubunu (44 kız – 53 erkek) oluşturmaktadır. Katılımcılara sırasıyla "Beden eğitimi dersi tutum ölçeği" ( Güçlü ve Güllü 2009), "Matematik Tutum Ölçeği" (Önal 2013) ve matematik dersi kazanım testi uygulanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel model kullanılmıştır. Tüm öğrencilere (kontrol-deney grubu) ilk olarak ön testler uygulanmıştır. Testler uygulandıktan sonra 8 hafta boyunca Beden eğitimi ve spor derslerinin ilk ders saatlerinde araştırma uygulaması gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubundaki öğrencilere beden eğitimi müfredatına uygun olarak oyunsal formda uygulamalar yapılmıştır. Buna karşılık; deney grubundaki öğrencilere ise benzer oyunların matematik kazanımlarına yönelik özel olarak uyarlanmış oyun formları uygulanmıştır. 8 hafta sonunda tüm öğrencilere (kontrol-deney grubu) son test uygulanmıştır. Veriler IBM SPSS Statistic 20 programı ile incelenmiştir. Kontrol grubunun (t=-2.60, p=0.011*) ve deney grubunun (t=-6.17, p=0.000***) matematik kazanımlarında gelişme kaydedilmiştir. Buna karşın, incelenen etki büyüklükleri neticesinde deney grubundaki (etki büyüklüğü d=0.66 ) matematik kazanımlarının, kontrol grubuna (etki büyüklüğü d=0.24 ) göre daha yüksek seviyede olduğu saptanmıştır. Araştırma sonunda, multidisipliner yaklaşım ile gerçekleştirilen beden eğitimi dersleri ve matematik derslerinin, öğrencilerin matematik kazanımlarını arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Disiplinler arası öğretim modeli ile gerçekleştirilen bu tarz çalışmaların ders programlarına eklenmesi önerilmektedir.
Beden eğitimi öğretmenlerinin mesleğe yönelik davranış ve yaşantı modellerinin incelenmesi (İzmir İli örneği)
Amaç: Bu çalışmanın amacı, beden eğitimi öğretmenlerinin mesleğe yönelik davranış ve yaşantı modellerini belirlemek ve farklı değişkenler açısından incelemektir. Yöntem: Çalışmaya 2012-2013 eğitim-öğretim yılında İzmir'de görev yapan 98'i (%54.7) erkek, 81'i (%45.3) kadın öğretmenden oluşan 179 beden eğitimi öğretmeni katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Mesleğe Yönelik Davranış ve Yaşantı Modelleri Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler güvenilirlik analizi, tanımlayıcı analiz, bağımsız örneklem t testi, ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan beden eğitimi öğretmenlerin 91'i (%50.8) Tip "G" (Güzel Sağlık), 33'ü (%18.4) Tip S (Sakınmacı Davranış), 45'i (%25.1) Tip A (Aşırı Bağlılık) ve 10'u (%5.6) Tip B (Burnout-Tükenmişlik) davranış ve yaşantı modelindedir. Sonuç: Beden eğitimi öğretmenlerinin mesleğe yönelik davranış ve yaşantı modelleri cinsiyete, medeni duruma, çocuk sayısına, çalıştığı kurum türüne, spor okulu görevine, yaşa ve mesleki deneyime göre farklılık göstermektedir.
Beden eğitimi ve spor derslerinde akran ve öz-değerlendirmenin öğrencilerin öz-düzenleme, duyuşsal ve psikomotor beceri gelişimine etkisi
Öz-değerlendirme ve akran değerlendirme, öğrenme için değerlendirme anlayışının uygulanmasında kullanılan beş strateji arasındadır. Öz-değerlendirme ve akran değerlendirmeyi kullanarak işlenen beden eğitimi derslerinin öğrencilerdeki etkilerini ayrıştırmak, öğretmenlerin derslerinde farklı öğrenci ihtiyaçları için farklı stratejiler üretmelerini sağlayabilmesi açısından önemlidir. Bu nedenle bu çalışma, beden eğitimi derslerinde kullanılan öz-değerlendirme ve akran değerlendirmenin, öğrencilerin beceri öğrenimi, öz-düzenleme, motivasyon, temel psikolojik ihtiyaçların tatmini, beden eğitimine ilişkin tutum, öz-yeterlik, motivasyonel iklim ve sosyal beceri düzeylerine etkilerini karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Araştırma grubunu, öz-değerlendirme ve akran değerlendirme (10'ar kız, 5'er erkek) deney gruplarına rastgele atanan sekizinci sınıf öğrencilerinden (XYaş=13,96 yıl) oluşan iki sınıf oluşturmaktadır. Müdahale programının beden eğitimi ders planları, öz-değerlendirme ve akran değerlendirme ölçme araçları, çalışma başlamadan önce araştırmacı, uygulama öğretmeni ve uzman akademisyen tarafından hazırlanmıştır. Her iki deney grubunda da aynı materyal ve öğretim yöntemleri ile 80 dakikalık ders saatinde, yedi haftalık voleybol ünitesi işlenmiştir. Ancak gruplarda sadece ölçme ve değerlendirme uygulamaları (öz ya da akran değerlendirme) farklılaştırılmıştır (Her iki deney grubunda her ders ortalama 2,6'şar kez ölçme). Aynı ölçme araçları, öz-değerlendirme deney grubunda öğrencilerin kendi performanslarını değerlendirecekleri biçimde, akran değerlendirme deney grubunda ise öğrencilerin akranlarını değerlendirecekleri biçimde hazırlanmıştır. Deneysel sürecin başında ve sonunda öğrencilerin beden eğitimi ve spor derslerinde temel psikolojik ihtiyaç tatminleri, motor becerilerde öz-düzenlemeli öğrenme stratejileri, beden eğitimine ilişkin motivasyonları, beden eğitimi sınıflarında öğrenme ve performans yönelimleri, genel öz- yeterlikleri, sosyal becerileri, beden eğitimine ilişkin tutumları ve voleybolda parmak pas ve manşet pas becerileri ölçülmüştür. Deney gruplarının müdahale programından etkilenme düzeylerinin karşılaştırılmasında 2x2 ANOVA kullanılmıştır. Bulgular, öz- düzenlemeli öğrenmenin; görev değeri, akran öğretimi ve yardım arama bileşenlerinin, öğretmen kaynaklı öğrenme yöneliminin, parmak pas ve manşet pas becerilerine ilişkin son-test puanlarında iki deney grubunda da anlamlı artış olduğu görülmüştür. Ancak deney gruplarının, bu değişkenlerin son-testlerindeki artışları arasında anlamlı fark olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Öz-değerlendirme, akran değerlendirme, hedef yönelimi, öz- düzenleme, voleybol becerisi, beden eğitimi ve spor
Otizm spektrum bozukluğu tanısı konmuş çocuklarda fiziksel aktivite müdehalesinin beyin ve bilişsel gelişim üzerindeki etkileri: bir EEG çalışması
Bu çalışmanın amacı farklılıkla öğrenme yaklaşım temelli fiziksel aktivite müdahalesinin otizm spektrum bozukluğu belirtilerine, tekrarlayıcı davranış değişimine ve beyin aktivasyonuna etkisinin belirlenerek incelenmesidir. Bu araştırmanın modeli nicel ve deneysel araştırma desenlerinden kontrol gruplu ön ve son test desendir. Araştırmanın örneklemi, İstanbul Anadolu Yakasında özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine kayıtlı olan OSB tanısı konmuş çocuklardır. Örneklem grubunu amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örneklemi yoluyla seçilen 21 OSB'li çocuk oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Gilliam Otistik Bozukluk Derecelendirme Ölçeği-2 (GOBDÖ-2-TV), Tekrarlayıcı Davranışlar Ölçeği-Revize-Türkçe Versiyonu (TEDÖ-R-TV) ve Elektroensefalografi (EEG) aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın alt problemlerinin çözümlenmesinde Spss 27 ve Fourier dönüşümü ile bağımlı gruplarda t testi ve bağımsız gruplarda t testi analizinden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında, deney grubunda kompulsif (zorlantılı) davranışlar, sosyal etkileşim, TEDÖ-R-TV ve GOBDÖ-2-TV'in toplam puanlarında anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Bununla birlikte deney grubunda frontal bölgesinin teta ve gama bant gücünde, parietal oksipital bölgesinin düşük alfa bant gücünde ve orta hattın gama bant gücünde anlamlı farklılık olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Otizm spektrum bozukluğu, otizm belirtileri, fiziksel aktivite, farklılıkla öğrenme yaklaşımı, EEG, beyin gelişimi, bilişsel gelişim
Beden eğitimi öğretmenlerinin öğretme-öğrenme anlayışları ile mesleki doyum düzeylerinin incelenmesi
Yapılan bu çalışmada beden eğitimi öğretmenlerinin öğretme-öğrenme anlayışları ile mesleki doyum düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya Afyonkarahisar ve Muğla illerinde bulunan ilköğretim ve liselerde görev yapan 129 kadın ve 181 erkek olmak üzere toplam 310 beden eğitimi öğretmeni katılmıştır. Araştırmanın veri toplama sürecinde "Kişisel Bilgi Formu", "Öğretme ve Öğrenme Anlayışları Ölçeği" ve "Minnesota İş Doyum Ölçeği" kullanılmıştır. Veri analiz sürecinde ise SPSS 22.0 programında One Way ANOVA, Independent Samples test analizi, Pearson Korelasyon analizi ve Çoklu Doğrusal Regresyon analizinden faydalanılmıştır. Çalışmanın sonunda araştırmaya katılan öğretmenlerin öğretme-öğrenme süreci ölçeğinde yapılandırmacı anlayış düzeylerinin yüksek seviyede olduğu, geleneksel anlayış düzeylerinin ise orta düzeyin altında olduğu bulunmuştur. Öğretmenlerin mesleki doyumlarının ise orta seviyenin üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin öğretme-öğrenme anlayışlarının yaş grubu, cinsiyet, medeni durum, mesleki kıdem, öğretim durumu, okulun bulunduğu yerleşim yeri, görev yapılan okul türü, haftalık ders saati, mesleği isteyerek seçme durumu, okul yönetiminden yeterli destek alma durumu ve öğretmenlik gelirini yeterli bulma durumlarına göre anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir (p>0.05). Öğretmenlerin mesleki doyum düzeylerinin ise sadece medeni durum, mesleği isteyerek seçme, okul yönetiminden destek alma, öğretmenlik gelirini yeterli bulma ve haftalık ders saati değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur (p<0.05). Bunun yanında öğretmenlerin öğretme-öğrenme anlayışları ile mesleki doyum düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu görülmüştür (p<0.05). Sonuç olarak, beden eğitimi öğretmenlerinde öğretme-öğrenme anlayışlarının mesleki doyum üzerinde belirleyici olduğu söylenebilir. Anahtar kelimeler: Beden eğitimi öğretmenleri, öğretme-öğrenme anlayışı, mesleki doyum
Dijital göçmen beden eğitimi öğretmenlerinin COVID-19 pandemi sürecindeki dijital dönüşüm üzerine görüşleri
COVID-19 pandemisi, eğitim dahil birçok alanı olumsuz etkilemiş ve beden eğitimi dersleri de dahil olmak üzere birçok uygulama ağırlıklı ders zorlu bir süreç yaşamıştır. Bu noktada, bu süreci deneyimleyen öğretmenlerin özellikle dijital dönüşüm konusundaki görüşlerinin oldukça değerli olduğu düşünülmektedir. Araştırma, beden eğitimi öğretmenlerinin pandemi sürecinde dijital becerileri ne kadar etkili kullandıklarını ve karşılaştıkları zorlukları da ele almaktadır. Bu nedenle, araştırma, beden eğitimi öğretmenlerinin uyguladığı dijital dönüşüm stratejilerine odaklanmaktadır. Bu araştırmada, beden eğitimi öğretmenlerinin COVID-19 pandemisi sürecinde dijital dönüşüm konusundaki deneyimlerini incelemek amaçlanmıştır. Araştırma grubunu Denizli ilindeki devlet okullarında görev yapmakta olan, 42 yaş üstü beden eğitimi öğretmenleri oluşturmuştur. Çalışmada katılımcılar ile 2022-2023 bahar yarıyılında sanal ortamda Zoom uygulaması üzerinden bireysel görüşmeler yapılmıştır. Araştırmada yorumlayıcı fenomenoloji deseni kullanılmış. Örneklem seçerken ise amaçlı örnekleme stratejilerinden kartopu ve ölçüt örneklem yöntemi tercih edilmiştir Veriler yarı-yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır. Toplanan veriler tematik içerik analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda katılımcıların neredeyse tamamının öğrencilere ulaşmak da sorun yaşadığı tespit edilmiştir.. Araştırmada ortaya çıkan diğer bir önemli sonuç, öğretmenlerin ve öğrencilerin teknolojik araçları kullanmadaki yeterlilik durumunun değişkenliği ve motivasyon eksikliği gibi faktörlerin eğitime yansımasıdır. Bu çalışma, beden eğitimi öğretmenlerinin pandemi sürecinde dijital dönüşüm konusundaki görüşlerini ortaya koyarak, dijital teknolojilerin eğitimdeki önemine dair bir farkındalık oluşturabilir. Öğretmenler arasındaki yeterlilik değişkenliği bulgusuna dayanarak öğretmenlerin teknoloji kullanımı konusunda daha fazla eğitim almaları gerektiği sonucuna, öğrencilerin teknolojik araçları kullanmadaki yeterlilik durumlarının artırılması için çözümler üretilmesi gerektiği sonucuna varılabilir Öğretmenlerin dijital çağa ayak uydurma konusunda daha fazla desteklenmeleri ve hizmet içi eğitimlerin artırılması bu sürecin başarılı bir şekilde yürütülmesi için gereklidir. Dijital çağda doğup büyüyen dijital yerli çocuklara eğitim veren dijital göçmenlerin de kazanması gereken özellikler belli aralıklarla test edilmeli, çıkan sonuca göre yönlendirilmelidir. Anahtar kelimeler: Beden eğitimi öğretmeni, COVID-19 pandemisi, dijital dönüşüm, uzaktan eğitim.
İnformel öğrenme perspektifinden Beden Eğitimi ve Spor dersinde dijital dönüşüm
Bu çalışmanın amacı, Beden Eğitimi Öğretmenlerinin neden İnformel öğrenmeyi tercih ettiği, beden eğitimi/spor dersinde dijital dönüşüm ve teknolojik yetkinlik ile ilgili deneyimlerini ayrıntılı incelemektir. Araştırma, olgubilim(fenomenoloji) deseni kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya, informel öğrenmeyi tercih eden altı Beden Eğitimi ve Spor öğretmeni gönüllü olarak katılmıştır. Veri toplamak amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılarak görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşme kayıtları, MAXQDA programı kullanılarak tematik içerik analizi yapılarak kategorize edilmiştir. Tematik içerik analizi sonucunda, mesleki öğrenme ve dijital dönüşüm olmak üzere iki ana tema altında bulgular elde edilmiştir. Mesleki öğrenmeye ilişkin bulgular, kişisel gelişim, formel ve informel öğrenme ve mesleki yetkinlik alt temaları olarak ortaya çıkmıştır. Dijital dönüşüme ilişkin alt başlıklar ise dijital okuryazarlık, kullanılan Web 2.0 araçları ve dijital çağda değişen beden eğitimi öğretmeni özellikleri olarak belirlenmiştir. Araştırmada, beden eğitimi ve spor öğretmenleri öğrenci ihtiyaçlarına daha etkili bir şekilde yanıt vermek için informel öğrenmeyi tercih etmektedirler. Bunun nedeni, bu şekilde güncel bilgilere ve araştırmalara hızlı erişim sağlamalarının yanı sıra zaman tasarrufu yapmalarının da mümkün olmasıdır. Formel eğitime karşı çıkmadıkları aksine geliştirilerek seviye branşlara göre belirlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmadan edinilen bilgilere göre teknolojik yetkinliğin meslektaşlarına ve öğrencilerine olumlu yönde katkıları bulunmaktadır. Senkron ve Asenkron olarak kullanılan Web 2.0 araçları öğrencileri motive ettiği gibi aynı zamanda dersin verimli işlenmesine katkı sağlamaktadır. Beden eğitimi öğretmenlerinin içinde bulunduğumuz dijital çağa uyum sağlaması gerektiği ve bununla birlikte kendini güncelleyen yenilikleri takip eden ve bunları öğrencilerine en doğru şekilde aktaran öğretmen profili olması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Beden Eğitimi ve Spor Dersi, Dijital Dönüşüm, Öğrenme, İnformel Öğrenme
Ortaöğretim öğrencilerinin beden eğitimi dersi sportmenlik davranışlar sergileme düzeylerinin incelenmesi (Denizli ili örneği)
Bu araştırma lise öğrencilerinin beden eğitimi derslerindeki sportmenlik davranışlarını incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma Denizli ilindeki 33 lisenin çeşitli sınıflarında öğrenim gören 1295 kadın ve 826 erkek öğrenciden oluşan bir örnekleme odaklanan nicel bir çalışmadır. Araştırmada, Koç tarafından 2013 yılında geliştirilen ve öğrencilerin sportmenlik davranışlarının sıklığını ölçen "Beden Eğitimi Dersi Sportmenlik Davranışı Ölçeği (BEDSDÖ)" kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu ölçek "Uygun Davranışların Sergilenmes (UDS)i" ve "Uygunsuz Davranışlardan Kaçınma (UDK)" olmak üzere iki ana faktörden ve toplam 22 maddeden oluşmaktadır. Bu ölçekten alınan yüksek puanlar daha iyi sportmenlik düzeylerine işaret etmektedir. Bulgular, öğrencilerin UDS alt boyutunda aldıkları toplam 42.44^lük ortalama puanına göre genel olarak uygun sportmenlik davranışlar sergilediği görülmüştür. UDK alt boyutunda aldıkları 46.30'lük yüksek ortalama ise uygunsuz davranışlardan kaçındıklarını, sportmenlik davranışlarına uygun hareket ettiklerini göstermektedir. Cinsiyet, sınıf, okul türü, ebeveyn eğitimi ve okul takımlarına veya spor kulüplerine katılım gibi çeşitli demografik değişkenlere dayalı olarak sportmenlik davranışındaki farklılıkları incelemek için Mann-Whitney U testleri ve Kruskal Wallis testleri dahil olmak üzere istatistiksel analizler yapılmıştır. Öğrencilerin cinsiyete dayalı sportmenlik puanlarında önemli farklılıklar olduğunu ve kadınların genellikle daha yüksek düzeyde uygun sportmenlik davranışları sergilediğini göstermektedir. Kadınlar genellikle daha yüksek düzeyde duyarlılık ve empati gösterme eğilimindedir. Anahtar Kelimeler: Sportmenlik davranışı, sportmenlik, beden eğitimi, ortaöğretim
Beden eğitimi ve spor derslerinde "öğrenme için değerlendirme" yaklaşımının kullanımına ilişkin öğretmen ve öğrenci algılarının değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, beden eğitimi ve spor derslerinde öğrenme için değerlendirme yaklaşımının kullanımına ilişkin öğretmen ve öğrenci algılarını değerlendirmektir. Küme örnekleme yöntemiyle Ankara, Antalya, Bursa, Denizli ve Gaziantep'te belirlenen ortaokul ve liselerde görev yapan 137 beden eğitimi öğretmeni ve bu öğretmenlerin derslerine giren 3390 öğrenciden veri toplanmıştır. Veriler Öğrenme İçin Değerlendirme Öğretmen Ölçeği ve Öğrenme İçin Değerlendirme Öğrenci Ölçeği aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız gruplarda t-testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Öğrenme için Değerlendirme Öğrenci ve Öğretmen Ölçeklerinin beden eğitimi ve spor dersleri için 12 maddelik kısa formları oluşturulmuş, geçerlik ve güvenirlikleri değerlendirilmiştir. Bulgular, izleme alt boyutunda ortaokul öğrencilerinin puanlarının lise ve Anadolu lisesi öğrencilerinin puanlarından daha yüksek olduğunu; beşinci sınıf öğrencilerinin yedinci, sekizinci, 10., 11. ve 12. sınıf öğrencilerinden daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Dokuzuncu sınıf öğrencileri, sekizinci, 10. ve 12. sınıf öğrencilerine göre daha yüksek izleme puanlarına sahiptir. Yönlendirici destek alt boyutunda ise lise öğrencileri, özellikle dokuzuncu sınıf öğrencileri, ortaokul öğrencilerinden; Anadolu ve fen lisesi öğrencileri ise ortaokul öğrencilerinden daha yüksek puana sahiptir. Ayrıca dokuzuncu sınıf öğrencileri, beşinci, altıncı, yedinci, sekizinci ve 12. sınıf öğrencilerine göre daha yüksek yönlendirici destek puanına sahiptir. Fen lisesi öğretmenlerinin yönlendirici destek puanı, Anadolu lisesi ve ortaokul öğretmenlerinden daha yüksektir. Bulgular doğrultusunda, beden eğitimi öğretmenlerinin derslerde öz-değerlendirme, öğrenme günlüğü, yapılandırılmış geri bildirim, açık yönergeler ve somut rehberlik içeren öğretim uygulamalarına ağırlık vererek öğrencilere rehberlik etmeleri önerilmektedir. Ayrıca, öğretmenlerin bu yaklaşımları etkili kullanabilmeleri için hizmet içi eğitimlerle desteklenmeleri önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Öğrenme için değerlendirme, beden eğitimi ve spor, öğretmen algıları, öğrenci algıları
Spor yapan ve yapmayan çocukların benlik saygısı ve evrensel ahlaki değerlerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, spor yapan ve yapmayan 11, 12, 13 yaşındaki çocukların benlik saygısı ve evrensel ahlaki değerlerinin karşılaştırılmasıdır. Bu araştırmada, Rosenberg tarafından geliştirilip Çuhadaroğlu tarafından Türkçeye uyarlanan Benlik Saygısı Ölçeği, Umar ve Kanger tarafından geliştirilen Evrensel Ahlaki Değerler Ölçeği kullanılmıştır. Evrensel Ahlaki Değerler Ölçeği bilişsel, duygusal ve davranışsal olarak üç alt faktörü içermektedir. Çalışma evrenini, 11-12-13 yaş grubu, Denizli ve Uşak illerindeki 2023-2024 öğretim yılında, resmi ve özel ortaokullarda eğitim gören toplam da 53306 çocuk kapsamaktadır. Örneklem ise Uşak, Denizli illerinden uygun örnekleme yöntemi ile ulaşılan gönüllü 820 çocuk katılımcıdır. Araştırmaya 852 katılımcı katılmış ve 32 katılımcının işaretlemelerinin sistematik yapılması nedeniyle araştırmaya dahil edilmemiştir. Araştırma bulgularına göre, spor yapan ve yapmayan çocukların benlik saygısı ve evrensel ahlaki değerleri arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Takım sporu yapan, bireysel spor yapan ve spor yapmayan çocukların benlik saygısı ve evrensel ahlaki değerlerinde anlamlı fark bulunmamıştır. Yapılan spor branşına göre, benlik saygısı ve evrensel ahlaki değerlerde anlamlı fark bulunmamıştır. Çocukların cinsiyetine göre yapılan analizlerinde, benlik saygısında erkekler lehine anlamlı fark bulunmuştur. Evrensel ahlaki değerlerler ve alt boyutları olan bilişsel, duygusal ve davranışsal boyutların hepsinde kadınlar adına anlamlı fark bulunmuştur. Benlik saygısı ile evrensel ahlaki değerler pozitif, düşük düzeyde, anlamlı ilişki içindedir. Aile eğitimi, bulunulan ortamın ahlaki ikliminin doğru olması ve felsefeyle ahlakın iç içe öğretilmesinin önemi gibi bazı önerilerin benlik saygısı ve evrensel ahlaki değerlerin kazanımına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Denizli yöresi halk oyunlarının sporcuların fiziksel uygunluk ve öznel iyi oluş düzeyleri üzerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Denizli Yöresi halk oyunlarının sporcuların fiziksel uygunluk ve öznel iyi oluş düzeyleri üzerine etkilerinin incelenmesidir. Araştırma grubu 2024 yılında Kale ve Pamukkale ilçesinde yaşayan halk oyunları çalışmasına katılmak isteyen 100 (50 kız, 50 erkek) gönüllü sporcudan oluşmuştur. Çalışmaya katılan sporcular 14-17 yaş aralığında daha önce halk oyunları eğitimi almamış kişilerdir. Denizli Yöresi Halk Oyunları eğitimi kapsamında 12 hafta süren bu çalışmada, 'yüz yüze' ve 'gösterip yaptırma' methodları kullanılmıştır. Sporcuların fiziksel uygunluk parametreleri sonuçları ve öznel iyi oluş durumları anket sonuçları, etkinlik programına başlamadan önce ve 12 haftalık eğitim programından sonra olarak iki aşamada değerlendirilmiştir. Verilerin normal dağılım göstermesine istinaden (p>0,05), çalışmanın ölçüm ve değerlendirmesi için 'Independent Samples T-testi', 'Paired Samples T-testi' kullanılmıştır. Çalışmaya katılan kız ve erkek sporcuların ölçümü yapılan fiziksel uygunluk parametrelerinin ve öznel iyi oluş düzeylerinin ortalamalarının geneline bakıldığında ortalamalarda artış olmuş; vücut kitle indeksi hariç tüm sonuçlarda istatiksel olarak anlamlı fark tespit edilmiştir(p<0,05). Çalışmadan elde edilen verilerin sonuçları Denizli Yöresi halk oyunlarının sporcuların fiziksel uygunları ve öznel iyi oluş düzeylerini geliştirdiğini göstermiştir.
Ergenlerin fiziksel aktivite düzeyinin dijital oyun bağımlılığı algılarına etkisi: Ebeveyn algılarının düzenleyici rolü
Bu araştırmanın iki temel amacı bulunmaktadır. Bu araştırmanın birinci amacı, ergenlerin kendi algılarına ve ebeveynlerinin onlara ilişkin algılarına göre dijital oyun bağımlılığı düzeyleri ile ergenlerin fiziksel aktivite düzeylerini belirleyerek bu değişkenler arasındaki ilişkileri incelemektir. İkinci amaç ise, ergenlerin fiziksel aktivite düzeyleri ile dijital oyun bağımlılığı algıları arasındaki yordayıcı ilişkiyi ve bu ilişkide ebeveynlerin dijital oyun bağımlılığına yönelik algılarının düzenleyici rolünü ortaya koymaktır. Araştırma, betimsel ilişkisel tarama modeli çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklem grubu ortaöğretim (lise) kademesinde 9,10,11 ve 12.sınıf düzeyinde öğrenim gören (436 kız, 340 erkek) 776 öğrenciden ve 764 öğrenci velisinden oluşmaktadır. Bu araştırmada gönüllü öğrencilere dijital oyun bağımlılık düzeylerini ölçme amaçlı İnternet Oyun Oynama Bozukluğu Ölçeği–Kısa Form ve fiziksel aktivite seviyelerini ölçme amaçlı ise Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ) uygulanmıştır. Ebeveynlerin algılarını ölçme amacıyla Aile Temelli Oyun Bağımlılığı Ölçeği (Gaming Disorder Scale–for Family) uygulanmıştır. Bulgulara göre; öğrencilerin İnternet Oyun Oynama Bozukluğu Ölçeği ve ebeveynlerin Oyun Bağımlılığı Ölçeği Aile Formu puan ortalamalarının yüksek düzeyde olmadığı saptanmıştır. Ergenlerin dijital oyun bağımlılığı düzeylerinin cinsiyet değişkeninde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar gözlemlenmiştir. Teknolojik araçlara ve internete kolay erişim sağlayan öğrencilerin ve kolay erişim sağlayamayan öğrencilerin internet oyun oynama bozukluğu ölçeği–kısa formu ortalama değerlerinde istatiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Ergenlerin kendi algılarına göre dijital oyun bağımlılığı, ebeveynlerinin algılarına göre çocuklarının dijital oyun bağımlılığı ve ergenlerin fiziksel aktivite düzeyleri arasındaki ilişkiler çoklu düzenleyicilik yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Ergenlerin fiziksel aktivite düzeyi, kendi algılarına göre dijital oyun bağımlılıkları ve ebeveynlerin çocuklarına ilişkin dijital oyun bağımlılığı algıları arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla Pearson korelasyon testi uygulanmıştır. Öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyi ile kendi algılarına göre dijital oyun bağımlılığı düzeyi arasında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p <0.01). Düzenleyici değişken olan ebeveyn algılarına göre; ergenlerin dijital oyun bağımlılığı puanlarının düşük ve orta seviyelerde olduğu durumlarda, fiziksel aktivitenin ergenlerin dijital oyun bağımlılığına ilişkin algıları üzerindeki etkisinin arttığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Dijital Oyun Bağımlılığı, Fiziksel Aktivite, Ergenlik, Ebeveyn Algısı
Öğrenme için değerlendirmenin beden eğitimi ve spor derslerinde öğrencilerin motivasyonel çıktılarına etkisi ve öğretmen deneyimleri
Öğrenme için değerlendirme (ÖİD), öğrencilerin ve öğretmenlerinin, öğrencilerin öğrenme süreçlerinde nerede olduklarına, nereye gitmeleri gerektiğine ve oraya en iyi nasıl ulaşacaklarına karar vermek için kullanacakları kanıtları arama ve yorumlama sürecidir. Kalıcı öğrenmenin gerçekleşmesi için ÖİD'in, iletişim, uygulama ve gözleme dayalı ölçme sonuçlarının öğretmen, öğrenci ve akran tarafından günlük öğretim sürecinde kullanılması önemlidir. Bu çalışmanın iki amacı vardır. Birinci amacı, beden eğitimi ve spor derslerinde ÖİD'in öğrencilerin motivasyonel düzenlemeleri, motivasyonel stratejileri, özerklik desteği algıları, temel psikolojik ihtiyaç tatminleri ve tehditleri üzerine anlamlı düzeyde etkisi olup olmadığını belirlemektir. Çalışmanın ikinci amacı ise ÖİD uygulamalarını derslerinde kullanan beden eğitimi öğretmenlerinin deneyimlerini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma grubu, devlet liselerinde görev yapan 11 öğretmen ile bu öğretmenlerin dokuzuncu ve onuncu sınıflarından seçilen birer şubedeki öğrencilerden oluşmaktadır. Çalışmaya, deney grubunda yer alan 180 öğrenci (86 kadın, 94 erkek) ile kontrol grubunda yer alan 157 öğrenci (91 kadın, 66 erkek) olmak üzere toplam 337 öğrenci dahil edilmiştir. Deney grubu öğretmenleri, deneysel süreç başlamadan önce ÖİD stratejileri ile ilgili uygulamalarını kapsayan üç günlük hizmet içi eğitime katılmışlardır. Deneysel süreç bir eğitim-öğretim dönemi boyunca (14 hafta) sürmüştür. On dört haftalık müdahale programının ilk haftasında öğrenci ve veli onamları alınmış, ikinci haftasında ön testler uygulanmış, son haftasında son testler uygulanmış, kalan 11 hafta ise deneysel süreç yürütülmüştür. Deney grubu sınıflarında ÖİD stratejileri uygulanırken, kontrol grubu sınıflarında değer biçmeye yönelik ölçme değerlendirme uygulanmıştır. Deney grubu öğretmenlerinin ÖİD stratejilerinin beden eğitimi ve spor derslerinde kullanımı konusunda deneyimlerini belirlemek için deneysel süreç boyunca ders sonu değerlendirme toplantıları yapılmış, öğretmenler ve araştırmacı günlük tutmuş ve deneysel süreç sonunda öğretmenlerle yapılandırılmış bireysel görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Nicel verilerin analizinde 2x2 faktöriyel ANOVA, nitel verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Bulgular, ÖİD stratejileri ile ders işlenen deney grubu öğrencilerinde içsel motivasyon, özdeşimle düzenleme, içsel değer, bilişsel strateji kullanımı, öz-düzenleme, yeterlik ihtiyacı tatmini ve özerklik desteği algıları son test puanlarının ön test puanlarına göre arttığını ortaya koymuştur. Beden eğitimi öğretmenlerinin ÖİD stratejileri deneyimi üzerine toplanan nitel verilere yapılan içerik analizi sonucunda 1) Öğretmenlerin ÖİD uygulamalarının başında yaşadığı zorluklar, 2) ÖİD stratejilerinin öğrenciler üzerindeki olumlu etkisi, 3) Öğretmenlerin, ÖİD stratejilerinin uygulanabilirliğini kabul etmesi şeklinde üç temaya ulaşılmıştır. Sonuç olarak, araştırmadan elde edilen nitel ve nicel bulgular, ÖİD stratejilerinin hem öğretmenler hem de öğrencilerde farklı açılardan olumlu etkiler yarattığını ortaya koymuştur. Bu nedenle beden eğitimi ve spor derslerinde öğretmenlerin ÖİD stratejilerini kullanmaları önerilmektedir.
Fitness egzersizi yapan bireylerin covid-19'a yakalanma kaygıları, sportif sorunlarla başa çıkma becerileri ve ilişkili faktörler
Bu çalışmada Fitness egzersizi yapan bireylerin covid-19'a yakalanma kaygıları, sportif sorunlarla başa çıkma durumları ve ilişkili faktörlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Fitness egzersizi yapan bireylerin covid-19'a yakalanma kaygıları, sportif sorunlarla başa çıkma durumları ve ilişkili faktörlerin düzeylerinin belirlenmesi ilişkisel tarama modeli kapsamında incelenirken, katılımcıların yaş, cinsiyet, eğitim durumu, Medeni durum, maddi durum, haftalık egzersiz yapma sıklığı, Spor geçmişi, covid olma durumu gibi değişkenler açısından farklılaşıp farklılaşmadığı genel tarama modeli kapsamında ele alınmıştır. Araştırma evrenini Antalya ilinin merkezinde bulunan spor merkezlerinde düzenli olarak fitness yapan 18-55 yaş aralığındaki bireyler oluşturmuştur. Anket uygulaması katılımcılara yüz yüze yaptırılmıştır. Çalışmada verilerin toplanması üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgiler tablosu, ikinci bölümde Smith, Schutz, Smoll ve Ptacek (1995) tarafından geliştirilen ölçek, Türk kültürüne uyarlama çalışması Özcan (2017) tarafından yapılan Sportif Sorunlarla Başa Çıkma Becerileri Testi (ACSI-28) ve üçüncü bölümde Demir, Cicioğlu ve İlhan'ın 2020 yılında geçerlik ve güvenirlik çalışmasını yaptığı "Sporcuların Yeni Tip Koronavirüse (Covid-19) Yakalanma Kaygısı Ölçeği (SYTKYKÖ)" ölçeği kullanıımıştır. Verilerin analizinde SPSS 25.00 paket programı kullanılarak %95 güven aralığında ve 0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Yapılan araştırmanın sonunda edinilen bulgular sonucu Tablo 4 inceleme sonuçlarına göre sporcuların yeni tip koronavirüse yakalanma kaygıları ile sportif sorunlarla başa çıkma becerileri arasında anlamlı ve pozitif ilişki olduğu ve katılımcıların kişisel özellikleri ve sporcuların yeni tip koronavirüse yakalanma kaygıları ile sportif sorunlarla başa çıkma becerileri arasında anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir (p<0.05).
Futbolculara uygulanan eksantrik ve konsantrik antrenmanların bazı motorik özellikler ve kalp atım hızı değişkenliği üzerine etkilerinin incelenmesi
Sporcuların mevcut kuvvet değerlerini belirlemek ve elde edilen kuvvet değerlerinin geliştirilmesine yardımcı olmak için uygulanan kuvvet antrenman programları optimun sporsal verim için oldukça önemlidir. Amaç: Bu bağlamda çalışmanın amacı "futbolculara uygulanan eksantrik ve konsantrik antrenmanların bazı motorik özellikler ve kalp atım hızı değişkenliği üzerine etkilerinin incelenmesidir." Yöntem: Çalışmaya katılan deneklerin yaş ortalamaları (x̄ ± SS, EKS; n = 10; yaş: 21.7 ± 1.70 yıl; boy: 178.90 ± 7.32 cm; vücut ağırlığı: 81.20 ± 10.03 kg; BMI 24.93 ± 2.37 kg /m2; KON; n = 10; yaş; 21.9 ± 1.72, yıl; boy: 175.90 ± 5.62 cm; vücut ağırlığıi: 73.23 ± 10.35 kg; BMI 23.75 ± 2.83 kg /m2) üniversite takımında futbol oynayan 20 üniversite öğrencisi gönüllü olarak katıldı. Sporcular antrenman protokollerine göre rastgele EKS ve KON olarak iki gruba ayrıldı. 12 hafta süresince haftada 2 gün, 7 saat üzeri (4-5 birim) futbol antrenmanına ek olarak EKS ve KON grubu kuvvet antrenmanı yaptılar. Tüm sporcuların birinci gün; (leg extantion, lying leg curl, machine abduction, machine adduction) kuvvet testleri (1RM testi) sırasıyla uygulanmıştır. İkinci gün, tüm sporcuların boy uzunluğu, vücut ağırlığı, denge, reaksiyon zamanı, dikey sıçrama ve (20m) sürat koşu performans testleri 12 haftalık çalışmanın başında ve sonunda yapıldı. Bulgular: Verilerin analizi sonucunda, EKS kuvvet antrenman grubu deneklerinin KON kuvvet antrenman gruplarının gruplar arası ilk ve son ölçümlerine ait maksimal kuvvet (1RM testi) lying leg curl, machine abduction, machine adduction, denge ve dikey sıçrama değerlerinde istatistiksel olrarak anlamlı fark bulundu (p < .05). (1RM testi) leg extantion, sürat (20m), reaksiyon (basit reaksiyon zamanı ve seçili reaksiyon zamanı) ve Kalp atım hızı değişkenliği SDNN (ms), RMSSD (ms) ve Mean HR (beats per min) performans testlerinde gruplar arasında istatiksel açıdan anlamlı fark görülmedi (p> .05). EKS kuvvet antrenman grubu deneklerinin KON kuvvet antrenman gruplularının gruplar içi ilk ve son ölçümlerine ait (1RM testi) leg extantion, lying leg curl, machine abduction, machine adduction, denge ve dikey sıçrama değerlerinde istatistiksel olrarak anlamlı fark bulundu (p < .05). (20m) sürat koşusu, reaksiyon (basit reaksiyon zamanı ve seçili reaksiyon zamanı) ve Kalp atım hızı değişkenliği SDNN (ms), RMSSD (ms) ve Mean HR (bpm) performans testlerinde gruplar içi istatiksel açıdan anlamlı fark görülmedi (p> .05). Sonuç: 12 haftalık EKS ve KON kuvvet antrenman programlarında, EKS kuvvet antrenman grubunun futbolcuların (alt ekstremitelerinin) bazı fiziksel uygunluk özelliklerinden maksimal kuvvet (1RM testi) lying leg curl, machine abduction, machine adduction, denge ve dikey sıçrama üzerinde daha etkili olduğu görülmüştür. Bu çalışmadan elde edilen bulgulara göre, yıllık futbol antrenmanın bir parçası olarak kuvvet antrenmanlarının, sporsal performansın sürdürülebilirliği ve sürdürülmesi konusunda sahip olduğu eşsiz güç vurgulanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kuvvet, antrenman, futbol, dikey sıçrama, denge
Sporcularda akut yüklenme sonrası bioimpedans analiz yöntemiyle ölçülen vücut kompozisyonu parametrelerinin yüklenme skorları ile ilişkisinin araştırılması
Bu çalışmanın amacı, sporcularda akut yüklenme sonrası bioimpedans analiz yöntemiyle ölçülen vücut kompozisyonu parametrelerinin yüklenme skorları ile ilişkisinin araştırılmasıdır. Bu çalışmaya, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Özel Yetenek Sınavına katılan sporcular arasından rastgele örneklem yöntemiyle seçilen, yaş ortalamaları 18,791±1,257, ağırlık ortalamaları 53,381±7,677 kg ve boy ortalamaları 164,682±5,225 cm olan 111 bayan, yaş ortalamaları 19,095±1,305, ağırlık ortalamaları 66,790±12,283 kg ve boy ortalamaları 176,286±6,623 cm olan 105 erkek olmak üzere toplam 216 sporcu dahil edilmiştir. Tanita MC-780 bioimpedans cihazı kullanılarak sporcuların yağsız kütle, total kas kütlesi, total yağ oranı, total vücut sıvısı, hücre içi sıvı, hücre dışı sıvı, bazal metabolizma hızı, obezite derecesi, bel kalça oranı, bel boy oranı, protein, mineral, fiziksel inceleme, iskelet kası ve düz kas oranları belirlendi. Varyans analizi sonuçlarına göre yağ kütlesi % (p< 0.002), total yağ oranı %(p< 0.002) , total vücut sıvısı %(p< 0.001) ve total kas kütlesi % (p< 0.004) değişkenleri bakımından puan seviyeleri arasında çok anlamlı düzeyde farklılıklar bulunmuştur. Kruskal-Wallis H testi sonuçlarına göre Total yağ oranı kg değişkeni bakımından puan seviyeleri arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p=0.005). Mineral % değişkeni bakımından puan seviyeleri arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p=0,024). Sonuç olarak; Yüksek yüklenme skorlarına sahip sporcuların orta ve düşük yüklenme skorlarına sahip olan sporculara oranla yağ kütlesi % ve total yağ oranı % değişkenleri hariç diğer değişkenler bakımından daha iyi vücut kompozisyonu değerlerine sahip oldukları görülmüştür. Vücut yağ yüzdelerinin düşük olması, yağsız kütlenin yüksek olması, kas kütlesinin fazla olması, vücut su oranının yüksek olması sporcuların performansını artırırken sağlıklarını korumalarına da yardımcı olabilir.
Spor yapan ve yapmayan ortaokul öğrencilerin hırs düzeyleri ile bilişsel zekâ düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı belirlenen bazı soruları cevaplamaktır. Bilişsel zekânın, spor aktivitesi yapan ortaokul öğrencilerinin hırs düzeyinde pozitif veya negatif bir ilişkisi varmıdır? Şirgat şehrindeki ortaokul öğrencileri arasında bilişsel zekâ farklılıkları var mıdır? Şirgat şehrindeki ortaokul öğrencileri arasında hırs düzeyinde farklılıklar var mıdır? Araştırmanın amacı spor aktivitesi yapan ortaokul öğrencilerinin hırs düzeylerinin araştırılması ve seviye belirlenmesi olarak tasarlanmıştır. Ayrıca alt problemler incelendiğinde şu cevapları bulmak amaçlanmıştır. Spor aktivitesi uygulayan ortaokul öğrencileri arasında hırs düzeyi ile bilişsel zekâ arasındaki ilişkiyi belirlemek amaçlanmıştır. Spor aktivitesi uygulayan ortaokul öğrencileri arasında bilişsel zekâ derecesini belirlemek, spor aktivitesi yapan ortaokul öğrencileri arasında hırs ve bilişsel zekâ düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Şirgat şehrinde spor aktivitesi yapan ortaokul öğrencilerinin hırs düzeyleri ile bilişsel zekâları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Ghatfan ortaokulu, Al-Şirgat ortaokulu, Ahmed Bin Hanbal okulu, Al-Buweeb okulu olmak üzere her birinde ortaokul öğrencilerinin bilişsel zekâlarında farklılıklar vardır. Okulların her birinde öğrencileri arasında hırs düzeyinde farklılıklar olduğu görülmüştür. Ghatfan okulu, Al Şirgat okulu, Ahmed Bin Hanbal okulu, Al Bweeb okulundaki öğrencilere araştırmacı tarafından, betimleyici yaklaşımda araştırmanın niteliğini doldurmak için anket yöntemi ve korelasyon ilişkileri ile birlikte kullanmıştır. Çünkü metodolojik formül, betimleyici yaklaşımın anket yönteminde ve korelasyon ilişkilerinde kullanılmasını gerektirmektedir. Çünkü araştırmanın yöntem ve metodolojisine ve araştırmada objektif, net sonuçlar vermek için özel başlığına ve araştırma topluluğuna ve örneklemine yönelik araştırma metodolojisine uymaktadır. Tanımlayıcı yaklaşımın seçileceği alan, spor aktivitesi yapan ortaokul öğrencileri arasında hırs düzeyini ve bilişsel zekâ ile ilişkisini belirlemek için araştırmacı tarafından seçilmiştir. Örneklere uygulanacak anket yöntemi kullanılarak seçilmiş ve araştırma topluluğuna uygulanmıştır. Bu çalışma 2022-2023 akademik yılında gerçekleştirilmiştir. Temmuz 2023, 52 Sayfa. Anahtar Kelimeler: Spor, Hırs, Zekâ, Bilişsel Zekâ.
Genç kadın voleybolcularda core antrenmanlarının çeviklik, patlayıcı kuvvet ve denge parametreleri üzerine etkisi
Amaç: Bu çalışma 14-18 yaş genç kadın voleybolcularda core antrenmanlarının çeviklik, patlayıcı kuvvet ve denge parametreleri üzerine etkisini belirlemeyi amaçlamıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Aydın Gençlik Hizmetleri Spor Kulübü'nde voleybol oynayan 20 gönüllü sporcu katılmıştır. Tüm voleybolculara çalışmanın başında (ön testlerde) dikey sıçrama, yaylanarak sıçrama, pro-agility çeviklik testi ve dinamik denge testleri uygulanmıştır. Sporcular kura yöntemi ile seçilerek çalışma ve kontrol grubu olarak ikiye ayrılmıştır. Çalışma grubunu oluşturan 10 sporcu voleybol antrenmanlarına ek olarak 8 hafta core antrenmanlarına katılmıştır. Kontrol grubunu oluşturan 10 sporcu ise sadece voleybol antrenmanlarına devam devam etmiştir. Core antrenmanları 8 hafta boyunca haftada 3 gün olacak şekilde voleybol antrenmanlarından önce uygulanmıştır. 8 haftanın sonunda core antrenmanlarının çeviklik, patlayıcı kuvvet ve denge parametreleri üzerine etkisini belirleyebilmek amacıyla ön testte uygulanan testler tüm katılımcılara tekrar edilerek analiz edilmiştir. Çalışmanın istatistiksel analizlerinde öncelikle verilerin normal dağılımlarının belirlenmesinde Kurtosis-Skewness testi kullanılmıştır. Grup içi ve gruplar arası karşılaştırılmaların yapılması için eşleştirilmiş paired-samples t test ve bağımsız iki örneklem independent-samples t testi yapılmıştır. Çalışma süresince anlamlılık düzeyi 0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışma ve kontrol grubu son test karşılaştırılmasında denge hassasiyeti indeksi, statik dikey sıçrama (cm), yaylanarak dikey sıçrama (cm) ve pro-agility çeviklik testi (sn) parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,01). Sonuç: Voleybol antrenmanlarına ek olarak uygulanan core antrenmanlarının çeviklik, patlayıcı kuvvet ve denge performansları üzerine olumlu yönde etkisi görülmektedir. Anahtar kelimeler: Core Antrenmanı, Çeviklik, Denge, Patlayıcvı Kuvvet, Voleybol
Ortaokul beden eğitimi dersi fiziksel gelişim performanslarının okul spor takımlarında yer alabilme durumuyla karşılaştırılması
Amaç: Bu çalışmanın amacı ortaokullarda ki beden eğitimi dersi uygulamalarının öğrencilerin okul spor takımlarında oynayabilecek fiziksel performans düzeyine ulaşabilmelerinde ne derecede etkili olabileceğine ilişkin, ders dışında bir spor etkinliğine katılma, spor takımlarında yer alma ve başarılı olabilme parametrelerini ortaya koymaktır. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın örneklemini İzmir ili Bornova ilçesindeki iki ortaokul oluşturmuştur. Bu okullardan 2016-2017 Öğretim yılı Bahar (2.Dönem), 2017-2018 Güz (1.Dönem) ve 2017-2018 Bahar (2.Dönem) Eğitim ve öğretim yıllarına ait 718 ortaokul öğrencisinin beden eğitimi dersine ilişkin beden eğitimi öğretmeni tarafından yapılmış fiziksel ölçümlerin üç yarıyıllık verileri kullanılmıştır. Bulgular: Okul takımında yer alan öğrencilerin fiziksel performans test skorlarının okul takımında yer alamayan sporculara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sonuçlar: Okul spor takımlarında yer alan erkek ve kız öğrencilerin fiziksel gelişimi, okul spor takımlarında yer almayan öğrencilere göre daha hızlı gelişim göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Beden Eğitimi, Fiziksel Uygunluk, Fiziksel Performans, Okul Sporları
10-13 yaş grubu çocuklarda gözler kapatılarak yapılan psikomotor beceri öğretiminin niteliksel öğrenmeye etkileri
Amaç: Bu çalışmanın amacı, bir spor tekniğinin bileşenleri olan temel sportif becerilerin öğretiminde görsel enformasyonların, gözleri örtülerek engellendiği bir öğrenme ortamında yapılan çalışmanın, öğrenme çıktıları olan temel hareket becerilerinin niteliksel analizinin yapılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Basketbol topunu; yerinde durarak, yürüyerek, koşarak vb. top sürme (dripling), topu duvara, duvardaki bir hedefe, belirlenen bir çembere atma-tutma vb. becerileri (manipulatif) uygun koordinasyon ve postürde yapamayan 10-13 yaş grubu çocuklar deney (gözler kapalı) ve kontrol (gözler açık) gruplu çalışmaya alınmıştır. 8 hafta boyunca haftada iki kez (toplam 80 dk.) her iki gruba aynı beceri öğretimi aynı alıştırmalarla yaptırılmıştır. Dördüncü haftada ara test, sekizinci haftada son test değerlendirmeleri yapılmıştır. Bulgular: Ara test ve son test olarak saptanan bulguların istatistiksel analizlerine bakıldığında basketbolda top sürme tekniğinin alt becerilerinin öğrenimi, görme duyusu engellenen grup lehine anlamlı düzeyde farklılıklar ortaya koymuştur. Sonuçlar: Eğitimde farklı teknik kullanılmasının ("görme" duyusunu engelleme) öğrencilerin temel hareket becerilerinin gelişiminde daha etkili olduğu görülmüştür. Öğrencilerin gözleri kapatılarak yapılan çalışmalar sonucunda öğretilmesi hedeflenen hareket becerilerinin daha hızlı ve nitelikli bir öğrenmeyi sağladığı, eğitimde zamandan tasarrufa ve daha hızlı beceri kazanımına neden olabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gözler kapatılarak eğitim, Eğitimde görsel enformasyon, Kapalı gözlerle hareket eğitimi, Eğitimde duyu bütünleme
Modern olimpiyatlara katılan ve Türkiye'yi temsil eden kadın sporcuların katılım sürecine etki eden etmenler:1988-2012
Amaç: "Modern Olimpiyatlara Katılan ve Türkiye'yi Temsil Eden Kadın Sporcuların Katılım Sürecine Etki Eden Etmenler 1988-2012" başlıklı çalışmamızda olimpiyat oyunları sürecinde kadın sporcu sayısında gözle görülür bir artış olmuştur. Bu artışın nedenlerinin irdelenmesi bu çalışmanın amacıdır. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma betimsel bir çalışma olup, Türkiye'deki kadınların olimpiyat oyunları üzerinden spora katılımlarının artmasının nedenlerini sorgulamak için yaptığımız bir çalışma olup, içerik analizi yapılarak bulgular değerlendirilmiştir. Öncelikle bir kaynak taraması yapılmış, konuya ilişkin kadın katılımını arttıran etmenler belirlenmiştir. Örneklem grubundaki kişilerle yapılan görüşmeler ve onların yaklaşımları üzerine betimsel tasarımlar oluşturulmuştur. Bulgular: Olimpiyatlara katılımda sağlanan artışın ülkemizdeki kadın sporu ve kadının yaşam mücadelesi içindeki yerini göstermesi açısından değerlidir. Kadınların Modern Olimpiyat Oyunları'na kabul edilmesi büyük mücadeleler sonrası gerçekleşmiştir. Oyunların ilk yıllarında "antik dönemde olduğu gibi" kadınlar, erkek işi olduğu varsayılan spordan uzak tutulmuştur. Bunun üzerine kadınlar kendi oyunlarını düzenlemişler ve bu konuda ısrarcı olmuşlardır. Sporu erkekler gibi yapabildiklerini göstermişler ve böylelikle sporun tüm alanlarında kendilerini kabul ettirmeyi başarmışlardır. Zaman, gelişmeler ve bilim bu konuda kadınları haklı çıkarmıştır. Sonuç olarak: Kadınların sporda daha fazla yer almaları konusunda verdikleri mücadeleye ek olarak Uluslar arası Siyaset ve Spor Siyasetindeki bazı köklü değişimler IOC'nin profesyonelliği yeniden tanımlaması, kadınlara örgütsel yapısı, içinde yer vermesi ve daha ilerisi kadınlara pozitif destek sunması sonucunda oyunlardaki kadın varlığı belirgin şekilde artmıştır. Böylece spora ve olimpiyatlara yeni bir renk ve coşku kazandırmıştır. Bugün artık kadınlar olmadan spor düşünülemez. 2012 Londra Oyunlarında erkeklerin %81'i kadar kadın yarışmıştır. Yaşamın her alanında kadın hareketi (Feminizm) erkek egemenliğini ve önyargıları kırmaya devam etmektedir. Bireysel ve ortak karar vermede özgürlüktür. Spor kadınları kısıtlayıcı kıyafetlerden, davranışlardan, yasalardan ve kadının yarışamayacağı, kazanamayacağı inancından özgürleştirdi ve özgürleştirmeye devam ediyor.
Spor yöneticilerinin başarı ihtiyaçları güdüsü ve gelişimlerine yönelik verilen zorlu görevlerin yönetsel yetkinliklerine etkileri
Özet Amaç: Bu çalışmanın amacı: Türkiye'deki spor federasyonlarında görev alan üst ve orta seviyedeki spor yöneticilerinin başarı ihtiyacı güdüsü (BİG) ve yöneticilerin gelişimlerine yönelik verilen zorlu görevlerin (YG), yönetsel yetkinlik (YY) düzeylerini ortaya çıkarmaktı. Gereç ve Yöntem: Çalışmanın gerçekleştirilmesinde Türkiye'deki Spor Federasyonlarının merkez teşkilatlarında başkan, başkan yardımcısı, yönetim kurulu üyesi, bağlı ve yan kurullarda görev alan farklı mevkilerdeki (üst ve orta) spor yöneticilerinden veri toplanmıştır. Veri toplama aşamasında web tabanlı online form ve anketlerin araştırmacı tarafından yüz yüze doldurtulması yöntemleri kullanılmıştır. Spor yöneticilerinin yönetici yetkinliklerini belirlemek için kullanılan ölçek Ko ve ark. (2011) yetkinlik algısı çalışmasından uyarlanmıştır (21). Ko ve ark. (2011)'nın yetkinlik algısı ölçme aracı 11 alt ölçekten (Yönetim Teknikleri, Sporla İlgili Teoriler ve Temeller, Servis Sağlama ve Geliştirme, Yabancı Dil ve Öğrenme Yeteneği, Liderlik, Finans, Ekonomi ve Analitik Yetenekler, İletişim, Politik/Siyasi Farkındalık, Muhasebe ve Risk Yönetimi, Bilgi Yönetimi ve Teknolojileri, Yönetim Teorileri ve Bilgi Yönetimi) ve toplamda 70 maddeden meydana gelen ve cevap seçeneğinde 7'li Likert derecelendirme seçeneği kullanılan bir ölçektir. Yöneticilere verilen gelişimlerine yönelik zorlu görevlerle ilgili verilerin toplanmasında McCauley (1994)'un "Developmental Challenge Profile" ölçeğinde istifade edilmiştir. Bu ölçek toplamda 50 maddeden ve 10 alt ölçeğinden istifade edilmiştir. Araştırmanın amacı doğrultusunda 10 alt ölçekten 5 tanesi; örgüte yeni yön verme, alışılmadık sorumluluklar, zor şartlarda karar verme, kültürler arası çalışabilme alt ölçekleri kullanılmıştır. Bu alt boyutlar 25 maddeden meydana getirilen 7'li Likert cevaplama seçeneği kullanılan bir ölçekle belirlenmiştir. Bir diğer ölçme aracı olarak yöneticilerin Başarı İhtiyacı Güdülerini belirlemede Heckert ve ark. (1999) 'nın başarı ihtiyacı alt ölçeği 5 maddeden ve 5'li Likert derecelendirme seçeneği ile meydana gelmektedir. Bulgular: Ölçme aracının güvenirliği SPSS 22.00 programıyla, geçerliği ise LISREL 8.15 programı ile gerçekleştirilmiştir. Yapılan doğrulayıcı faktör analizi, güvenirlik ve geçerlik analizleri sonucunda yönetsel yetkinlik (YY) ölçeği 5 alt boyut 31 madde, yöneticilerin gelişimlerine yönelik verilen zorlu görevler (YG) ölçeği 5 alt boyut 16 madde ve başarı ihtiyacı güdüsü (BİG) alt ölçeği ise 5 maddeden meydana gelmiştir. Analizler sonucunda, yöneticilerin gelişimlerine yönelik zorlu görevlerin alt boyutları olan alışılmadık sorumluluklar (negatif yönlü), yönetim alanın genişliği ve kültürlerarası çalışabilme başarı ihtiyacı güdüsü aracılığı ile spor yöneticilerinin yönetsel yetkinleri üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Bu araştırmada spor yöneticilerinin yönetsel yetkinlikleri ile ilgili güvenilir ve geçerli bir model sunulmuştur. Bu modele göre, spor yöneticilerin alışılmadık sorumluluklar karşısında başarı ihtiyacı güdülerinin olumsuz etkilendiği söylenebilir. Bununla birlikte yönetim alanının genişliği ve kültürlerarası çalışabilme olanaklarının arttırılması, spor yöneticilerinin yönetsel yetkinlik düzeylerinin artmasında etkili olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Spor yönetimi, yönetsel yetkinlik, zorlu görevler, başarı ihtiyacı.
Eli̇t ve eli̇t olmayan futbol oyuncularının karar verme performanslarının karar verme hızı ve veri̇len kararın doğruluğu açısından karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı, elit ve elit olmayan futbolcuların karar verme performanslarının arasındaki farklılığı saptamaya yöneliktir. Bu konu ile ilgili literatürün taranması ve altı deneyimli futbol antrenörleriyle yapılan görüşmeler neticesinde, futbol oyunundaki 10 hücum pozisyonu oluşturuldu. Bu pozisyonların fotoğrafları slayt olarak çekildi. Bu slaytlar, slayt makinasının yardımıyla ekrana yansıtıldığı anda dijital kronometre, otomatik olarak çalışmaya başladı ve bu görüntüler 5 sn. süreyle deneğe gösterildi. Denekler cevaplarını, ayağında top olan oyuncu için mümkün olduğunca hızlı ve doğru bir şekilde, şut, pas, dribbling, çalım ve orta olarak sese duyarlı mikrofona söyledikleri anda dijital kronometreyi durdurdular. Kararın doğruluk ve hızı bağımlı değişkenlerdi. Değerlendirmede doğru cevaplar için 1 puan, yanlış cevaplar için 0 puan verildi. Deneklerin (N=40) karar verme performansları, hem dinlenme hem de bisiklet ergometresinin efor esnasında test edildi. Bu çalışmaya yaşları 19 ve 29 yaş arasında olan 20 erkek profesyonel sporcu ve 20 erkek amatör sporcu katıldı. Araştırmanın istatiksel analizleri için Mann Whitney U ve Student T testleri kullanıldı. Bu çalışmanın geçerlilik ve güvenirlilik testleri, orijinal çalışmayı yapan Mc. Morris , T ve Grayton, J tarafından kendi çalışmalarında yapılmıştır. Araştırma sonunda, elit ve elit olmayan futbolcuların kararların hızı arasında istatiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunmamıştır(p>0.05). Fakat eforlu testte (eforsuz testte göre) her iki grubun karar hızlarında bir iyileşme tespit edilmiştir. Bunun yanında her iki grubun karar doğrulukları arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır.(p>0.05) Ayrıca her iki grubun eforsuz test karar doğruluklarının, eforlu teste göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Sporcu, Öncelleme, Algılama, Karar Verme, Sportif Başarı, Futbol
Üst düzey sporcularda zeka düzeyi ile sosyal uyum arasındaki ilişkinin araştırılması
ÖZET Bu çalışmanın amacı, izmir ve Manisa illerinde farklı spor branşlarıyla uğraşan üst düzey sporcuların zeka düzeyleri ile sosyal uyumları arasındaki ilişkinin saptanmasına yöneliktir. Üst düzey sporcuların sosyal uyumlarını saptamak üzere Sosyal Uyum Envanteri, zeka düzeylerini saptamak üzere R.B. Cattel testi uygulanmıştır. Araştırmaya 18-30 yaşlar arasında n=66 (erkek) üst düzey sporcu katılmıştır. Araştırma verilerinin değerlendirilmesi SPSS 9.05 istatistik programında yapılmıştır. Elde edilen veriler Paired Samples Test ve Varyans analizi kullanılarak değerlendirilmiştir. Verilerden elde edilen bulgular sonucunda zeka düzeyi ile sosyal uyum arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu saptanmıştır (p< 0.05) Anahtar kelimeler: Üst düzey sporcu, sosyal uyum, zeka düzeyi,
Sportif başarının yükseltilmesinde kulüp ikliminin rolünün araştırılması (II. Lig 2. Gurup- III. Lig 6. Gurup Futbol Kulüpleri örneği)
II ÖZET Araştırmanın amacı "sportif başarının yükseltilmesinde kulüp ikliminin roKfnün araştırılarak bu yönde kulüplere bilimsel yaklaşımlar sunabilmek ve ışık tutabilmektir. Araştırma; "Giriş, Kuramsal Açıklamalar, Araştırmanın Yöntemi, Bulgular, Sonuç ve Tartışma" konularını içeren dört bölümden oluşmuştur. Araştırmanın evrenini 2000-2001 sezonunda Türkiye deplasmanlı futbol liginde yer alan II. Lig ikinci gurup ve III. Lig altıncı guruptaki 28 takım, örneklemi ise belirlediğimiz guruplarda yer alan 10 takım oluşturmaktadır. Bu çalışmada spor psikolojisi doktora öğrencilerinin (Benjamin SCHENDER ve De COTİS) uyarladığı örgütsel iklim anketi veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS Ver.8.0 programında yapılmıştır. Kullanılan test yöntemleri: Geçerlilik ve güvenirlik için Alpha (Cronbach) yöntemi, Bağlantıların saptanması için Korelasyon (Bivariate, iki yönlü Spearman rho metodu) testi, Ortalamalar arasındaki farkların belirlenmesi için ise One Way ANOVA testi gibi testler kullanılmıştır. Sonuç ve tartışma bölümünde ise araştırma sonucunda elde edilen bulgular tartışılarak kişisel öneriler getirilmiştir. Kulüp ikliminin sportif başarıya etkisini araştırdığımız çalışmamızda; elde ettiğimiz önemli bulguları şöyle özetleyebiliriz. Takımların sportif başarıları ile kulüp iklimi (Güven, Algı, İletişim, Ödül-Ceza, Katılım) arasında istatistiksel bakımdan herhangi anlamlı bir ilişki yoktur. Ancak; ödül-ceza boyutu hariç kulüp iklimini oluşturan boyutların aralarında birbirleriyle olumlu yönde ilişkilerinin bulunduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler : Sportif Başarı, Kulüp İklimi, Katılım, Güven, İletişim, Algı, Ödül-Ceza.
Egzersiz uygulanan ratlarda koenzim Q10'nun kalp üzerine koruyucu etkisi
Bu çalışmanın amacı; Treadmil egzersizi uygulanan ratlarda, Q10 takviyesininkalp üzerine koruyucu etkisini (TNF-α, 1L-1β, leptin, Kardiyotrofin-1, Troponin-I ve Troponin-T) ortaya koymaktır. Çalışma; Fırat Üniversitesi Hayvan Deneyleri Etik Kurulu (FÜHADEK) onayı alındıktan sonra (Tarih: 27.12.2017, Toplantı: 2017/24, Karar No: 291 ve Protokol No: 2017/131) yürütüldü. Araştırmada kullanılan ratlar, Fırat Üniversitesi Deneysel Araştırmalar Merkezinden (FÜDAM) temin edildi. Araştırmada her grupta 7 adet olmak üzere toplam 42 adet 8 haftalık yaşta erkek Wistar albino ırkı rat kullanıldı. Gruplar; Grup 1 (Kontrol), Grup 2 (Koenzim Q10), Grup 3 (Egzersiz), Grup 4 (Egzersiz + Koenzim Q10), Grup 5 (Akut Egzersiz), 6 (Akut Egzersiz+Koenzim Q10). Uygulama sonunda, hayvanlar anestezi altında servikal dislokasyon yolu ile dekapite edilerek kas örnekleri alındı. Kesilen hayvanlardan alınan dokular analiz edilinceye kadar derin dondurucuda (Hettich, Almanya) -80 °C'de muhafaza edildi. Muhafaza edilen örnekler Süpernatant TNF-α, 1L-1β, leptin, Kardiyotrofin-1, Troponin-1 ve Troponin-T analizleri yapılmak üzere tüplere alındı. Protein konsantrasyonu Lowry prosedürüne göre çalışan Sigma (St. Louis, MO, ABD) protein testi kiti kullanılarak Western Blot metodu ile belirlenmiştir. Verilerde gruplar arasındaki farklılıkları ortaya koymak için SAS paket programında bulunan PROC GLM prosedürü kullanılarak analiz edilmiştir. İstatistiksel anlamlılık p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Bu çalışmada; egzersiz ve Koenzim Q10 takviyesine bağlı olarak TNF değeri kronik egzersize bağlı olarak düşüş göstermiş ancak akut egzersiz sonucundada yükselme olarak yanıt göstermiştir. Koenzim Q10 takviyesi TNF-α, değeri üzerinde düşüşilesonuçlanmıştır. Kalp 1L-1β düzeylerinde; gruplar bakımından Kronik egzersiz grubu ile Kronik egzersiz+Koenzim Q10 grubunun değerleri diğer gruplara göre farklılık göstersede bu değişiklik tam olarak ilişkilendirilememiştir. Leptin parametresi bakımından, kronik ve akut egzersiz uygulaması yapılan grupların değerleri diğer gruplara göre farklıydı. Kardiyotrofin-1 değerinin akut egzersize bağlı olarak yükseldiği Koenzim Q10 takviyesi uygulamasın Kardiyotrofin değerini düşürdüğü ve kronik egzersizin herhangi bir değişikliğe sebep olmadığı tespit edilmiştir. Troponin-I'e bakıldığında; yapmış olduğumuz uygulamaya bağlı olarak kronik egzersizin etkisinin olduğu ancak akut egzersizin daha fazla etkili olduğu tespit edilirken Koenzim Q10 uygulaması Troponin-I seviyesini baskılayarak bazal seviyelerde tuttuğunu söyleyebiliriz. Troponin T seviyesinin Koenzim Q10 ve Kronik egzersiz uygulaması sonucu düşüşe sebep olurken akut egzersizin Troponin T seviyesini yükselttiğini söyleyebiliriz. Sonuçta; TNF-α seviyelerinde değişiklik olması Yag yüzdesinde meydana gelen azalmaya bağlı olduğu düşünülmektedir. 1L-1β seviyesindeki azalmanın egzersizin metabolizma üzerindeki olumlu katkılarının bir sonucu olduğu, Enerji dengesi ve vücut yağ kütlesi üzerinde oluşturduğu güçlü etkilerin leptin salgılanmasında da değişiklik oluşturabileceği, Troponin değerlerindeki bu artışı kalbin fizyolojik hipertrofisi sonucu ortaya çıkan bir durum olarak ifade edebiliriz. Mevcut literatürler ışığında egzersiz fizyolojisi ve spor bilimleri alanında katkı sağlayacağını düşündüğümüz Egzersiz ve Koenzim Q10 arasındaki ilişkiyi ortaya koymak için farklı egzersiz uygulamalarının farklı araştırma gruplarına yönelik incelendiği çalışmalara ihtiyaç olduğu aşikârdır.
Okul spor yarışmalarına aktif olarak katılan ve katılmayan bireylerin öfke düzeylerinin değerlendirilmesi
Araştırma betimsel tarama modelinde olup amacı, okul spor yarışmalarına aktif olarak katılan ve katılmayan bireylerin öfke düzeylerini değerlendirerek, aktif spora katılımın öfke düzeyleri üzerinde etkisinin olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırmanın evrenini 2017-2018 eğitim ve öğretim yılında Antalya il merkezi, merkez ilçelerinden ulaşılabilirlik ve ilçelerini temsil ettiği düşünülen 5 ortaokul, örneklem grubu ise bu ortaokullarda öğrenim gören 500 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada verilere Smith Furlong ve Bates (2000) tarafından geliştirilen Çok Boyutlu Okul Öfke Ölçeği ile ulaşılmıştır. Ölçeğin cronboach alfa güvenirlilik katsayısı bu çalışma için 0.83 olarak hesaplanmıştır. Bu değerde araştırmacılara göre oldukça yüksek bir değerdir. Ölçek örneklem grubuna tesadüfi yöntemle konu hakkında bilgi verilerek doldurtulmuştur. Ölçeğe toplam 500 katılımcı cevap vermiştir. Katılımcılardan 198'i erkek, 302 kişi ise kadındır. Elde edilen veriler değerlendirmek üzere bilgisayar ortamına aktarılarak uygun istatistiki programla analizleri yapılmıştır. İstatistik işlemi olarak crosstabs, chi-square ve frekans (%) teknikleri kullanılmıştır. Farklılıkların tespiti için 0,05 güven aralığı kabul edilmiştir. Her bir soru önermesine verilen cevap dağılımlarına da göre de yorumlar yapılmıştır. Elde edilen veriler soncunda okul spor yarışmalarına katılan bireylerin öfke düzeylerinin, okul spor yarışmalarına katılmayan bireylere oranla daha olumlu etkilenip, öfke düzeylerinin daha düşük olduğu söylenebilir.
Oyun eğitiminin üniversite öğrencilerinin öznel iyi oluş ve öz yeterlik inançlarına etkisi
Araştırma oyun eğitimi programının üniversite öğrencilerinin öznel iyi oluş ve genel öz yeterlik inançları üzerine etkisini belirlemek amacı ile yapılmıştır. Çalışmaya Acıpayam Meslek Yüksek Okulu'nda öğrenim gören 234 öğrenci (141 kadın; 93 erkek) katılmıştır. Araştırma grubunu öznel iyi oluş toplam puanı (ÖİOTP) ve genel öz yeterlik toplam puanı (GÖZTYP) en düşük olan ve çalışmaya gönüllü olarak katılmak isteyen 37 öğrenci (çalışma n=20; kontrol n=17) oluşturmaktadır. Araştırma verileri Tuzgöl-Dost (2004) tarafından geliştirilen Öznel İyi Oluş Ölçeği ve Aypay (2010) tarafından Türkçe'ye uyarlaması yapılan Genel Öz Yeterlik Ölçeği ile toplanmıştır. Bu ölçekler çalışma ve kontrol grubuna oyun eğitimi uygulama programı sonrasında tekrar uygulanmıştır. Ayrıca çalışma grubundan oyun eğitimi programı sonlandıktan bir ay sonra tekrar izleme ölçümü alınmıştır. Verilerin analizinde SPSS 25.00 paket programı kullanılmıştır. Normal dağılıma uygunluğun incelenmesinde Shapiro-Wilk testi kullanılmıştır. Parametrik test varsayımları sağlandığında bağımsız grup farklılıkların karşılaştırılmasında iki ortalama arasındaki farkın önemlilik testi, parametrik test varsayımları sağlanmadığında ise bağımsız grup farklılıkların karşılaştırılmasında Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Bağımlı grup karşılaştırmalarında parametrik test varsayımları sağlandığında Tekrarlı Ölçümlerde Varyans Analizi ve İki Eş arasındaki farkın önemlilik testi, parametrik test varsayımları sağlanmadığında ise Friedman Testi kullanılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre oyun eğitimi programı sonrasında çalışma grubunun ÖİOTP ve GÖZYTP ön-son test puanları değişimleri istatistiksel olarak anlamlıdır. Kontrol grubunun ÖİOTP ve GÖZYTP ön-son test puanları değişimleri istatistiksel olarak anlamlı değildir. Oyun eğitimi programı sonrası çalışma ve kontrol grubunun ÖİOTP ve GÖZYTP ön-son test puanlarından elde edilen fark değerleri incelendiğinde çalışma grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı fark belirlenmiştir. Bu durumun nedeni; oyun eğitimi programının grup oyunları ve bireysel beceri geliştirecek uygulamalar içermesi ve bu uygulamaların kısa aralıklarla, çeşitlendirilerek planlanmasından kaynaklanmış olabilir. Ayrıca öğrencilerin oyunlardan birini başaramasa bile diğerini başararak kendini daha yeterli hissetmeleri sağlanmış olabilir. Sonuç olarak; uygulanan oyun eğitimi programının öğrencilerin öznel iyi oluş ve genel öz yeterlik puanlarına olumlu etkisi olduğu söylenebilir.
15-17 yaş grubu erkek basketbolcularda seçilmiş fiziksel ve motorik özelliklerin basketbolda sıçrayarak şut isabetine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı 15-17 yaş grubu erkek basketbolcularda seçilmiş fiziksel ve motorik özelliklerin basketbolda sıçrayarak şut isabetine etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya Isparta ilinde okul müsabakalarında ilk üç dereceye giren, takımlarında lisanslı olarak basketbol oynayan 15-17 yaş arasında 44 erkek sporcu katılmıştır. Çalışmada sporcuların sıçrayarak şut atışı ile boy uzunluğu, vücut ağırlığı, vücut kitle indeksi, esneklik, dikey sıçrama, bacak kuvveti, dayanıklılık ve denge özellikleri arasındaki ilişkiye bakılmıştır. Çalışma verilerinin değerlendirilmesinde SPSS 22 paket programı kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediğine bakılarak, veriler arasındaki ilişki Pearson Korelasyon analizi ile aşamalı (stepwise) regresyon analizi yapılmıştır. Analizler sonucunda Sıçrayarak şut atışı ile vücut ağırlığı, vücut kitle indeksi, esneklik, dikey sıçrama, dayanıklılık (VO2 max) ve statik denge arasında ilişki bulunmuştur. Sonuç olarak sıçrayarak şut atışı; vücut ağırlığı, vücut kitle indeksi, esneklik, dikey sıçrama, dayanıklılık (VO2 max) ve statik dengeden etkilenebilir diyebiliriz.
Investigation of participation in sport and the effect of selected variables on peer bullying
The aim of this study is to investigate the effect of participation in sport and selected variables on peer bullying. A total of 618 people aged 14-18 participated in the study. The adolescent form of peer bullying determination scale developed by Ayas and Pişkin (2015) was used to measure participants' levels of peer bullying. The study data was analyzed using the SPSS 23.0 (Statistical Packet for Social Sciences) Program. As a result of the study data, it was found that sedentary bullying levels were significantly higher compared to the active ones. Again, the rates of peer bullying of licensed athletes were significantly lower than those without licensed. When peer bullying was evaluated by gender, men had higher levels of peer bullying than women. Those who spent 11 hours and above in the virtual environment had higher levels of verbal bullying than those who spent 10 hours and below. Consequently, it can be said that the level of peer bullying is affected by participation in sports and various selected features.
An investigation of sports disabilities in football players
The aim of this study is to identify the injuries that occur in football players. In this context, can be reached in various regions of Turkey's 46 amateur teams are determined. The teams were contacted at regular intervals in the 2018-2019 season and the injuries that occurred were questioned. Information about the type, type, place of occurrence and duration of disability occurred. The injured athletes were waited until the end of 21 days from the injury and they were informed about the severity of the injury. The injuries that occurred occurred were transferred to the electronic medium by encoding and statistical evaluation was evaluated in SPSS 22 package program. The most injury to the players was seen in the foot-ankle followed by the knee and calf, respectively. The most common ankle injury is sprain, while knee and calf strain. Consequently, lower extremity studies should be given more importance to minimize injuries in football players and protective measures should be increased in the lower limbs.
MAKÜ Spor Bilimleri Fakültesi ile MAKÜ Güzel Sanatlar Bölümündeki öğrencilerin değer yönelimlerinin karşılaştırılması üzerine araştırma
Bu araştırmanın amacı, spor bilimleri fakültesi öğrencileri ile eğitim fakültesi güzel sanatlar eğitimi bölümünde öğrenim gören öğrencilerin değer yönelimlerini yaş, bölüm, cinsiyet ve aylık ortalama gelir düzeyleri değişkenlerine göre anlamlı şekilde farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Araştırmada bilimsel araştırma modellerinden betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim öğretim döneminde Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Spor Bilimleri Fakültesi ve Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümünde aktif olarak öğrenim görmekte olan ve araştırmaya gönüllü olarak katılım gösteren 311 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma amacına yönelik olarak araştırmacı tarafından demografik bilgilerin belirlenmesi amacı ile hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile araştırma amacına yönelik olarak "Bireysel Değerler Envanteri" kullanılmıştır. Bireysel değerler envanterinin güvenilirlik katsayısı cronboach alfa ile hesaplamış .77 olarak tespit edilmiştir. Verilerin istatistiksel analizinde Spss 25.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise betimsel istatistiklerde frekans, yüzde, kullanılmış, gruplar arasında ki farkların belirlenmesi amacı ile t-tesi ve tek örneklem varyans analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarında ise cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık görülmemişken, bölüm, yaş, aylık ortalama gelir düzeyleri değişkenlerinde bireysel değerler yönelimlerinde anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir.
11-14 yaş grubu spor faaliyetine katılan adolesan bireylerin spora katılım tutumları ile yaşam kaliteleri arasındaki ilişkinin incelenmesi "Denizli ili örnek çalışma"
Sporun her kesimden ve her yaştan bireyler tarafından yapılmasının önemi büyüktür. Özellikle de belediyelerin yapmış olduğu spor faaliyetlerinin her kesime ve her yaştaki bireyin katılımına uygun olması spora yönelik tutum ve yaşam kalitesinin belirlenmesi açısından oldukça önemlidir. Bu sebeple araştırma "11-14 yaş grubu spor faaliyetine katılan adelosan bireylerin spora katılım tutumları ve yaşam kalitelerinin incelenmesi" amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Denizli ilindeki Denizli büyükşehir belediyesinin ve Merkezefendi belediyesinin düzenlemiş olduğu spor faaliyetlerine katılan çocuklardan oluşmaktadır. Araştırma grubu ise gönüllülük esasına göre 11-14 yaş aralığındaki bu spor faaliyetine katılan 384 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu ve spora yönelik tutum ve yaşam kalitesi ölçeği kullanılmıştır. Veri toplama araçları örneklem grubuna konu hakkında bilgi verildikten sonra doldurulmuştur. Ankete 213 kadın, 171 erkek olmak üzere toplam 384 öğrenci cevap vermiştir. Elde edilen veriler istatistik işlem için bilgisayar ortamında, uygun istatistik programa aktarılmıştır. İstatistik işlem olarak betimsel istatistik, bağımsız gruplarda t testi ve pearson korelasyon analizi işlemleri yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesi 0,05 anlamlılık düzeyi kabul edilerek yorumlar yapılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler sonucunda, "belediyelerin spor faaliyetine katılan bireylerde spora yönelik tutum ve yaşam kalitesinin yüksek olduğu, spora yönelik tutum ve yaşam kalitesinin cinsiyet ve spor türü değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık olmadığı ancak spora yönelik tutum ve yaşam kalitesinin spora katılım yılı değişkeni açısından 0,05 manidarlık düzeyinde anlamlı farklılıkların olduğu görülmüştür. Ayrıca spora yönelik tutum ve yaşam kalitesi arasında yüksek düzeyde pozitif ve anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür.
Toplumsal değişim sürecinde geleneksel ve dijital oyunlara yönelik çocuk ve ebeveyn görüşlerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı Burdur ilinde yaşayan çocuk ve ebeveynlerin geleneksel ve dijital oyunlarla ilgili görüşlerinin anlamlı olarak değişip değişmediğini belirlemektir. Nicel tarama modelinin kullanıldığı araştırmada veri toplama aracı olarak uzman görüşlerine göre geliştirilen anket formu kullanılmıştır. Çalışma evrenini Burdur ili, il merkezi ve köyleri, Bucak, Ağlasun, Tefenni ilçe merkezleri ve köylerinde yaşayan çocuklar ve bu çocukların ebeveynleri oluşturmuştur. Bu evrenden kolay ulaşılabilirlik ve gönüllük esasına göre çalışma örneklemi seçilmiştir. Örneklemde Burdur il merkezi ve köylerinden 236, Bucak ilçesi ve köylerinden 114, Ağlasun ilçesi ve köylerinden 57, Tefenni ilçesi ve köylerinden 146 olmak üzere toplam 556 katılımcı yer almıştır. Katılımcıların görüşleri kişi sayısı ve yüzde verilerek analiz edilmiş ve bu görüşler arasında anlamlı fark olup olmadığı parametrik olmayan testlerden ki-kare testiyle belirlenmiştir. Çalışma sonunda ebeveynlerin geleneksel, çocukların dijital; kadınların geleneksel, erkeklerin ise dijital oyunları tercih ettikleri ortaya çıkmıştır. Ayrıca ebeveynlerin geleneksel oyunları açık alanlarda, doğal materyalleri kullanarak, mahalle arkadaşları ve kardeşleriyle, 5 saatten fazla oynadıkları belirlenmiştir. Çocukların ise kapalı mekânlarda, hazır materyalleri kullanarak, sırasıyla okul-mahalle arkadaşları ve kardeşleriyle oynadıkları ve oyuna 4 saatten az zaman ayırdıkları tespit edilmiştir. Katılımcılar oyun oynarken zaman, araç-gereç ve oyun arkadaşı bulma konusunda benzer sorunları yaşarken; ebeveynlerin mekân bulma sorununu daha fazla yaşadıkları ortaya çıkmıştır. Katılımcılar toplumsal yaşam biçimindeki değişmelerin ve teknolojik gelişmelerin çocukların geleneksel oyunları tanımalarına ve oynamalarına engel olduğunu; mahalle ve sokak oyunlarının oynanmasını kısıtladığını ifade etmiştir. Ayrıca bu değişim ve gelişmelerin çocukları dijital oyunlara sevk ettiği, dijital bağımlılığa sebep olduğu, bu durumun da çocukların ders başarılarını, fiziksel, sosyal ve psikolojik sağlıklarını olumsuz yönde etkilediği ortaya çıkmıştır.
Türkiye'deki oryantiring sporcularının karşılaştığı temel sorunlar üzerine bir araştırma
Aratr??m ada oryantiring sporcularn?n? kalr?a ?t??? t? e mel sorunlar ?s aptamak amaçlanmtr??.? Aratr??m ann? evrenini Türkiye'de oryantiring yapan bireyler olut?u rmaktadr?. Bu aratr??m ann? örneklemini ise, 1. Kademe Antalya yamr?? a sn?a katl?an sporcular olut?u rmaktadr?. Aratr??m a sonucunda; Oryantiring sporu yapan bireylerin ei?t im düzeylerinin yüksek olduu?, · Federasyon yalr?a? rn ?n? ve kategorilerin yeterli bulunduu?, · Antrenörlerin her konuda yeterli olduu?, · Sporcularn? çou?n luu?n un oryantiring renk kodunu bilmedikleri, · Oryantiring kulüplerinin sporculara sal?a d?m?? addi destei?n yetersiz olduu?, · Ülkemizdeki oryantiring harita saysn??n? , kalitesinin ve güncellii?n in istenen düzeyde olma,d? ?? · Oryantiring sporcularn?n? oryantiring malzeme fiyatlarn?n? yüksek, çei?tl erin az bulduu? ve ulam? akta sk?n? t ?çe ktikleri, · Yararlanl?ac ak kitap, dergi ve kaynaklarn? yetersiz olduu?, · Sporcular, die?r sporcularn? adil olmadk?l arn? ?d üü?n mektedirler, sonuçlarn?a varl?mtr ??.? Please purchase PDFcamp Printer on http://www.verypdf.com/ to remove this watermark. iii Aratr??m a sonunda ortaya çk?a n sorunlara dayal ?o larak u? öneriler sunulabilir: · Yapl?an bu çaml?? a nn? oryantiring hakemlerine, idarecilerine ve oryantiring kulübü yöneticilerine uygulanmasn?n? fayda sal?a yaca ?d? ü ü?n ülmektedir. · Yapl?an bu aratr??m a oryantiring haritalar,? h arita çizicileri ve oryantiring malzemeleri konusunda aratr??m ann? genil?e tilerek devam etmesine fayda sal?a yacaktr?. · Bundan sonraki aratr??m alar gelecekte düzenlenecek olan ulusal ve uluslararas ?y amr?? a lar için de faydal ?o lacaktr?. · Yapm?t??z ? b u çaml?? a da yazl ?es er eksii? ortaya konmut?u r. Ülkemizde belli aralk?l arla çk?a cak bir dergi bize bu konuda fayda sal?a yacaktr?
Sporcularda vücut kompozisyonu ile denge parametreleri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı; Sporcularda vücut kompozisyonu ile denge parametreleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Çalışmaya son bir yıl içerisinde cerrahi müdahale görmemiş 6 erkek – 6 kadın milli atlet, 7 erkek - 7 kadın milli kayakçı, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesinde öğrenim gören 14 erkek - 11 kadın sedanter yine okul takımlarında oynayan 28 erkek - 9 kadın futbolcu, 8 erkek - 6 kadın hentbolcü olmak üzere toplam 77 sporcu 25 sedanter dahil edilmiştir. Katılımcılara ilk olarak boy ve kilo ölçümü yapıldı. Sonra sırasıyla vücut kompozisyonu ölçümü, deneklerin denge platformuna uyum sağlamaları için deneme ölçümleri, son olarak denge ölçümleri yapılarak çalışma sonlandırıldı. Vücut kompozisyonuna ilişkin veriler, Bodystat®1500 Vücut Analizi (Impedansmeter) cihazı kullanılarak, Denge ölçümüne ilişkin veriler ise TecnoBody Pro-Kin Type B 252 Test Cihazı kullanılarak elde edildi. Bu araştırma AİÇÜ, BESYO, Fizyoloji Labaratuvarında yapılmıştır. İstatistiksel değerlendirme SPSS 22.0 (SPSS Inc., Chicago, IL, USA) programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerler olarak sunulmuştur. Normallik sınaması Shapiro-Wilk testi ile gerçekleştirilmiştir. Ölçümü yapılan parametreler arasındaki ilişkinin tespit edilmesinde korelasyon analizi uygulanmıştır. Normal dağılım gösteren parametrelerde Pearson korelasyon katsayısı ve normal dağılım göstermeyen parametrelerde Spearman korelasyon katsayısı dikkate alınmıştır. Sonuçlar %95 güven aralığında değerlendirilip, p<0.05 değeri anlamlı kabul edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre; çalışmaya katılan sporcu ve sedanterlerin çift ayak statik denge testi ortalama değerleri incelendiğinde; sporcuların sedanterlerden daha iyi olduğu görülmektedir. Dinamik denge değerleri ise erkek sporcuların erkek sedanterlerden daha iyi olduğu, kadın sporcu ve kadın sedanterlerin değerlerinin birbirine çok yakın olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca deneklerin vücut kompozisyonu incelendiğinde; Sporcuların vücut yağ oranı, vücut yağı, yağsız kütle, bazal metabolik hız, impedans değerlerinin sedanterlere göre daha az olduğu, vücut sıvısının ise sedanterlerin sporculardan daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca sporcuların vücut yağ yüzdesi, yağ miktarı, kuru kütle, yağsız kuru kütle, vücut sıvısı, bazal metabolik hız, vücut kitle indeksi, impedans değerleri ile statik ve dinamik denge arasında ilişkinin olmadığı tespit edilmiştir. Araştırmanın sonucunda; Sporcularda statik denge değerleri sedanterlerden daha iyi olduğu, Dinamik denge değerleri ise erkek sporcuların erkek sedanterlere göre daha iyi olduğu, fakat kadın sporcuların kadın sedanterlerle birbirine çok yakın olduğu tespit edilmiştir. Sporcuların vücut yağ oranı, vücut yağı, yağsız kütle, bazal metabolik hız ve impedans değerlerinin sedanterlere göre daha az olduğu, vücut sıvısının ise sedanterlerin sporculardan daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Vücut kompozisyonu ile statik ve dinamik denge arasında ilişkinin olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Sporcu, Vücut kompozisyonu, Statik denge, Dinamik denge
14 haftalık fiziksel aktivite programının 10 - 12 yaş görme engelli çocuklar üzerindeki etkileri
Bu arastırmanın amacı, fiziksel uygunluk ve denge özellikleri yönündengörme engelli çocukların gören akranları ile aralarındaki farklıkları belirlemekfiziksel aktivite programının fiziksel uygunluk ve denge özellikleri üzerindekietkisini incelemektir.Bu arastırmaya 10-12 yas arasında, görme engeli dısında baska hiçbir engeliolmayan, dogustan ya da dogumdan ilk bir yıl içinde görme engeli tanısı almıs olan19 (Deney: 8; Kontrol: 11) görme engelli çocuk ve karsılastırma grubu olarak 10gören çocuk alınmıstır.Fiziksel aktivite programı 14 haftalık süre ile haftada 3 gün sıklıklauygulanmıstır. Arastırmaya katılan çocuklara 14 haftalık fiziksel aktiviteprogramının öncesinde ve sonrasında Brockport Fiziksel Uygunluk testleri, posturalStabilite Degerlendirme testleri ve Çocuklar için Fiziksel Aktivite Formuuygulanmıstır.Bu çalısmanın sonucu olarak gören çocuklar (karsılastırma grubu), sag ve solkavrama kuvveti ve 20 m PACER yönünden deney grubundan sag el kavramakuvveti, sol el kavrama kuvveti, 20 m PACER, esneklik ve gövde kaldırmatestlerinde kontrol daha yüksek performans degerlerine sahip bulunmuslardır.(p<0.05).14 haftalık fiziksel aktivite programı sonunda, deney grubunda zaman içindeBMI de azalma, boy, sag ve sol el kavrama kuvvetlerinde, mekik 20 m PACER vekollar bükülü asılmada artma gözlenmistir (p<0.05). Agırlık, TR F, Calf F, otur-erisve postural stabilite ve gövde kaldırma parametrelerinde zamana baglı degisiklikgörülmemistir.Deney, kontrol ve karsılastırma gruplarının ön test ve son test farklılıklarıincelendiginde sol kavrama kuvveti açısından deney grubunun gören gruptan dahabüyük kazanç elde etmistir (p<0.05).Deney grubu kontrol ve karsılastırma grubu ile karsılastırıldıgında dengeperformansında önemli bir artıs göstermistir. Boy, Agırlık, BMI, CLF, TR, PençeKuvveti Sag, Mekik ve 20 m PACER parametreleri açısından grupların gösterdikleridegisimler istatistiksel olarak önemli bulunmamıstır (p>0,05) (Çizelge 4.9) Fizikselaktivite formunun istatistiksel degerlendirmesi gruplar arasında farklılık olmadıgını ,tüm grupların ve ailelerinin fiziksel aktiviteye katılım düzeylerinin düsük oldugunuortaya koymaktadır. .Anahtar kelimeler: Görme engelli çocuk, Fiziksel Aktivite, FizikselUygunluk, Postural Stabilite
Farklı ısınma yöntemlerinin okçulukta atış performansına etkisi
Bu araştırma farklı ısınma yöntemlerinin okçulukta atış performansına etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma deneysel araştırma modeline uygun olarak düzenlenmiştir. Bu çalışmaya Sakarya ilinde okçuluk sporu yapan 10 erkek ve 5 bayan olmak üzere 15 sporcu (Yaş: 17,8 ± 2,4 yıl; Boy: 170,5 ± 6,5 cm; Ağırlık: 62,8 ± 9,4 kg) katılmıştır. Çalışmada sporculara 5 dakika hafif tempoda koşu yaptırıldıktan sonra statik ve dinamik ısınma protokollerinde belirlenen 3 farklı hareket 3 set halinde 30 saniye germe ve 20 saniye dinlenme süresi aralığıyla uygulanmıştır. Isınma protokollerinin her biri 15 dakika 30 saniye sürmüştür. Araştırmada verilerin elde edilmesi amacıyla ısınma protokollerinden sonra alınan sonuçları karşılaştırmak için Friedman testi, gruplar arasındaki farkı bulabilmek için ise Wilcoxon işaretli sıralar ( Wilcoxon Signed Rank ) testi uygulanmıştır. Çalışmada elde edilen veriler değerlendirildiğinde ilk 10 atışta ısınma protokolleri arasında atış performansında anlamlı bir fark bulunmazken ilk 20 ve toplam 30 atış değerlerinde anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,05). Dinamik ısınma yöntemi okçulukta atış performansının düşmesine neden olurken statik ısınma yöntemi atış performansında bir değişikliğe sebep olmamaktadır. Anahtar Kelimeler: Performans, Okçuluk, Isınma.
Tüketicilerin spor sponsorluğu algıları ve sponsorluğun tüketici davranışlarına etkileri (Sakaryaspor Kulübü örneği)
Bu çalışmanın amacı Sakarya ilinde yaşayan Sakaryaspor kulübü taraftarlarının sporda sponsorluk hakkındaki algıları ve sponsorluğun tüketici davranışları üzerine etkilerinin olup olmadığını incelemektir. Sakaryaspor taraftarlarının, spor sponsorluğu algılarını belirlemek ve taraftarların tutumlarındaki sponsor firmanın ürünlerini ne kadar benimseyip, ilgilendikleri ve kullandıkları belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca sponsorluğun tarihten günümüze kadar olan geçiş sürecinden, faydalarından, amaçlarından, Türkiye'deki yeri ve işleyişi incelenmiş ve pazarlamanın bir dalı olan sponsorluğun tüketiciler üzerindeki etkilerine dair gerekli literatür taraması yapılmıştır. Bu araştırmada, orjinalini Speed ve Thompson (2000) tarafından geliştirilen, Türkiye'de geçerliği ve güvenirliği Alay (2004) tarafından yapılmış olan Sponsorluk Değerlendirme Ölçeği (SDÖ) kullanılmıştır. Araştırmaya 700 kişi katılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde betimleyici istatistik, T-testi, One Way ANOVA, Korelasyon ve Regresyon testleri yapılmış ve SPSS (Statistical Package for Social Sciences) paket programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda; Sakarya ilinde yaşayan ve anket çalışmasına katılan Sakaryaspor futbol taraftarlarının, Sakaryaspor kulübüne sponsor olan Özgüllü markasını %84 oranında bildikleri sonucu çıkmıştır. Ürünle ilgilenme toplam değişkenliğinin sadece %2'sinin taraftarların etkinliğe yönelik tutumlarından kaynaklandığı bulunmuştur. Yapılan bu çalışma kadın taraftarların spor sponsorluğu ile algılarının erkek taraftarlara göre daha düşük olduğu söylenebilir. Ürünle ilgilenme, ürünü benimseme ve ürün kullanımı üzerinde sponsor-etkinlik uyumu, sponsorun imajı ve firmanın sponsorluk yapma sıklığı ve seçiciliğinin ortak etkisinin olduğu görülmektedir. Aylık geliri "1500 TL ve altı" olan taraftarların spor sponsorluğu ile ilgili algıları aylık geliri 1501 TL ve üzeri olan taraftarlara göre daha düşük olduğu ve taraftarların eğitim ve medeni durumlarına göre spor sponsorluğu algılarının değişmediği tespit edilmiştir.
Lisanslı olarak spor yapan ve spor yapmayan ortaöğretim öğrencilerinin özkontrol ve özyönetim düzeyleri
Bu çalışmanın amacı, lisanslı olarak spor yapan ve spor yapmayan öğrencilerin öz-kontrol ve öz-yönetim düzeylerini tespit etmektir. Bu araştırmanın örneklemi 2015-2016 Eğitim Öğretim Yılı Bahar Dönemin 'de Düzce İli, Merkez İlçede ortaöğretim 9. 10. 11. ve 12. sınıf düzeyinde öğrenim gören ve lisanslı olarak takım sporu ve bireysel spor yapan 355 öğrenci ve bu öğrencileri istatiksel olarak karşılaştırmaya uygun sayıdaki spor yapmayan 337 olmak üzere toplam 692 öğrenci oluşturmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı Mezo, (2009) tarafından geliştirilen ve Akın; Demirci ve Çardak (2012) tarafından Türkçeye uyarlanan öz-kontrol ve öz-yönetim ölçeği kullanılmıştır. Verileri analiz etmek için SPSS paket programından yararlanılmıştır, kişisel bilgilerin analizi için yüzde ve frekans değerlerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın alt problemlerine ilişkin verilerin analizinde ise öncelikle grupların normal dağılıp dağılmadığını görebilmek için Kolmogrow Simirnov testi yapılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edildikten sonra parametrik testlerden bağımsız gruplar t testi, tek yönlü varyans analizi ve veriler arasında fark bulunması durumunda Tukey ve Dunnet- C testilerinden yararlanılmıştır. Bu araştırmanın sonunda, lisanslı olarak spor yapan öğrencilerin spor yapmayanlara göre öz-kontrol ve öz-yönetim algılarının spor yapanlar lehine anlamlı düzeyde farklılaştığı, ayrıca cinsiyetin, yapılan spor branşının ve lisanlı spor yapma yılının öğrencilerin öz-kontrol ve özyönetimlerini anlamlı düzeyde etkilediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelime: Özkontrol, Özyönetim, Spor, Lisanslı Sporcu