Akdeniz University
Anabilim Dalı

Tarımsal Yapılar ve Sulama Anabilim Dalı

Akdeniz University

283

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
DoktoraAçık ErişimTR

Sanayi atığı perlitin tarımsal yapılar için üretilecek betonda puzolan olarak kullanılabilirliğinin araştırılması

Ülkemiz ayçiçeği ve ayçiçeği yağı üretiminde dünyada önemli bir yere sahiptir. Her yıl rafine ayçiçeği yağı üretiminde filtrasyon aşamasında atık perlitler çeşitli üretim tesislerinden elde edilmektedir. Yağlı perlit atıkları lisanslı geri kazanım tesislerine gönderilmektedir. Bu geri kazanım çalışmaları sonrasında geri kazanım tesislerinde alınamayan miktarda yağ içeren atık perlitler tehlikesiz atık depolama tesislerinde vahşi depolama ile depolanarak bertaraf edilmektedir. Benzer şekilde şarap üretimi sırasında da durultma ve süzme işlemleri sırasında mikronize genleştirilmiş perlit ortaya çıkmaktadır. Buradan ortaya çıkan perlit atıkları da aynı şekilde tehlikesiz atık depolama tesislerinde depolanmaktadır. Bu iki üretim alanında ortaya çıkan atık perlitler herhangi bir şekilde değerlendirilmemektedir. Ham perlitin yüksek sıcaklıklarda genleştirilmesi ile elde edilen genleştirilmiş perlitin puzolanik etkisinin incelenmesi ile ilgili birçok çalışma yapılmıştır. Bu araştırmada atık perlitlerin puzolanik özellikleri incelenerek, beton üretiminde kullanılmaları durumunda betonun fiziksel ve mekanik özellikleri üzerine etkileri araştırılmıştır. Rafine ayçiçeği yağı üretiminde ve şarap üretiminde ortaya çıkan atık perlitler temin edilerek çalışmada kullanılacak puzolanik etki gösterecekleri uygun dane dağılımına getirilmiş ve etüvde kurutulmuşlardır. Daha sonra çalışmada bitkisel yağ üretiminden ortaya çıkan atık perlit ile 20 adet, şarap üretiminden ortaya çıkan atık perlit kullanılarak 20 adet olmak üzere çimento miktarına ağırlık yüzdesi olarak %0, %5, %10, %15 ve %20 oranlarında atık perlit ile çimento yer değiştirilerek 10 ± 1 cm çökme değeri baz alınarak 200 kg/m3 ve 300 kg/m3 çimento kullanılarak beton üretimleri gerçekleştirilmiştir. Taze beton numuneleri üzerinde çökme deneyi, sertleşmiş beton numuneleri üzerinde birim ağırlık deneyi, su emme deneyi, basınç dayanımı deneyi, yarmada çekme dayanımı deneyi, donma çözünme deneyleri yapılmış, elektron mikroskopu ile SEM görüntüsü çekilmiştir. Yapılan deneyler sonucunda elde edilen sonuçlar istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiştir. Her iki perlit atığının %5, %10, %15 ve %20 oranlarında atık perlitin çimento ile yer değiştirerek kullanılması ile atık kullanmadan üretilen betonlara göre 7, 28 ve 90 günlük beton basınç dayanımlarında düşüş olmaktadır. Kimyasal katkı kullanılarak üretilen betonlarda kimyasal katkı kullanılmadan üretilen betonlara göre her iki atık perlit çeşidi ile üretilen betonlarda daha yüksek basınç değerleri elde edilmiştir. Üretilen betonlarda atık perlit kullanım oranı arttıkça yarmada çekme dayanım değerlerinde azalma oluşmaktadır. Yapılan değerlendirme sonucu 200 kg/m3 ve 300 kg/m3 çimento kullanılarak yapılan beton üretiminde bitkisel yağ üretimi sırasında ortaya çıkan atık perlitin maksimum %5 oranında, şarap üretimi sırasında ortaya çıkan atık perlitin beton üretiminde %15-%20 aralığında kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.

Erdal Öztok
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Farklı bitki gelişim modelleri ile iklim değişikliğinin buğday çeşitlerinde verim ve bazı fizyolojik parametrelere etkisinin belirlenmesi

İklim değişikliği dünyadaki tüm sektörleri etkilemekte olup bu sektörler arasında en kırılgan ve en çok etkilenen ise tarımsal üretimdir. Küresel iklim olaylarında özellikle yağış azalışları ve yüksek sıcaklıklardan en çok etkilenme potansiyeline sahip tarım sektörü iklim değişikliğinin şiddetli etkilerini yakından hissetmektedir. Küresel sıcaklık artışları tarımsal üretimi giderek daha fazla olumsuz şekilde etkilemektedir. Olumsuz etkiler hem üreticileri hem de tarımsal hasılayı etkileyerek ülke ekonomisinde de etkilerini göstermektedir. Farklı bitki gelişim modelleri tarımsal ürünlerin yetiştirme faaliyetleri doğrultusunda verimlerini tahmin edebilme kabiliyetlerine sahiptir ve araştırmacılar tarafından pek çok çalışmada kullanılmaktadır. Bu çalışmada da dört farklı buğday çeşidi (Esperia, Altındane, Şehzade, Taner) kullanılarak kısıtlı sulama uygulamaları ile bitki verim, kalite ve fizyolojik parametrelerin değişimleri incelenmiştir. Deneme süresince deneme alanındaki meteoroloji istasyonundan iklimsel veriler alınarak bitki su tüketimi hesaplanmış, farklı sulama konuları ve çeşitler arasındaki farkların fizyolojik verileri ne şekilde etkilediği belirlenmiştir. Bitki gelişim modelleri (DSSAT ve AquaCrop) ile üç farklı küresel iklim modeli (HadGEM, MPI ve GFDL) IPCC'nin farklı Temsili Konsantrasyon Rotaları (RCP 4,5 ve 8,5) senaryoları dikkate alınarak buğday bitkisinin gelecek yıllardaki verimi tahmin edilmiştir. Geleceğe ilişkin yapılan simülasyonda üç farklı dönem (2024-2040, 2041-2070 ve 2071-2098) dikkate alınmıştır. Araştırma sonuçlarına göre hem RCP 4.5 hem de RCP 8.5 senaryolarında buğday çeşidi gözetmeksizin verimler tüm periyotlarda azalışlar olabileceği tahmin edilmiştir.

İsmail Çinkaya
Selçuk University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Konya ili Selçuklu ilçesi süt sığırı barınaklarının yapısal analizi

Bu araştırmada, Konya ili Selçuklu ilçesindeki süt sığırı barınaklarının yapısal özellikleri incelenmiş eksiklikler tespit edilmiş ve çözüm önerileri sunulmuştur. Araştırma kapsamında, bölgeyi temsil eden 20 süt sığırı işletmesi, karar örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Araştırma bulgularına göre, işletmelerin büyük bir kısmında buzağı, doğum ve hasta hayvan bölmeleri bulunmadığı görülmüştür. Ayrıca, yalnızca 3 işletmede silaj, 5 işletmede kaba yem deposu ve yalnızca 2 işletmede gübre deposu olduğu tespit edilmiştir. Bazı bağlı duraklı barınaklarda ise idrar kanalı olmadığı ve taban eğimlerinin yetersiz olduğu gözlemlenmiştir. Hayvan başına düşen ortalama yemleme uzunluğunun 1,34 m olduğu ve bu değerin yeterli olduğu tespit edilmiştir. Bağlı duraklı barınaklardaki aydınlatma oranının %0,34 ile %1,34 arasında değiştiği ve aydınlatmanın yetersiz olduğu görülmüştür. Havalandırma bacası bulunan barınaklarda, hayvan başına düşen ortalama baca alanının 190,61 cm² olduğu ve bu alanın da yetersiz olduğu saptanmıştır. Ayrıca, incelenen barınak yapılarının ortalama ısı iletim katsayısının 1,889 kcal/m²/°C/h olduğu belirlenmiş ve bu değerin yeterli olmadığı sonucuna varılmıştır. Araştırma sonucunda, tespit edilen sorunları çözmeye ve işletme koşullarını iyileştirmeye yönelik çeşitli öneriler sunulmuştur.

Ahmet Gökce
Selçuk University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güney sudan'ın su kaynakları, sektörel kullanımı ve sulamadaki uygulama sorunları; juba örneği

Küresel nüfus artışı, özellikle Afrika'da, sınırlı tarım arazisi, kıt temiz su kaynakları ve artan gıda talebi gibi zorlukların giderek daha belirgin hale gelmesiyle, gıda güvenliği ve sürdürülebilir tarımı etkilemektedir. Birleşmiş Milletler, Afrika'da önemli bir nüfus artışı öngörmektedir ve bu da genişletilmiş gıda üretimi ve sulama sistemlerine yönelik daha yüksek bir talebe yol açacaktır. Bu çalışmada, Juba'daki sulama kooperatiflerinin karşılaştığı yönetim, yasal, idari ve finansal zorluklar incelenmiştir. Veri toplamak için çiftçilere su kullanımı, sulama verimliliği ve tarımsal uygulamalarla ilgili anketler verilmiş, alınan yanıtlar, eğilimleri belirlemek ve sonuçlar çıkarmak amacıyla SPSS kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgulara dayanarak, Güney Sudan'daki tarımsal verimliliği ve su yönetimini iyileştirmeye yönelik çözümler önerilmiştir. Yaklaşık 13 milyon nüfusa sahip olan Güney Sudan, su dağıtımı sorunları, yetersiz altyapı ve verimsiz sulama sistemleri gibi önemli zorluklarla karşı karşıyadır. Beyaz Nil, Sobat Nehri, Bahr el Gazal ve geniş Sudd bataklıkları gibi bol su kaynaklarına sahip olmasına rağmen, bu engeller nedeniyle ülke gıda güvensizliği yaşamaktadır. Güney Sudan'ın toplam yüzölçümü yaklaşık 658.842 km²'dir ve arazi kullanımı şu şekilde dağılmaktadır: tarım arazisi (%4,3), ormanlar (%32,6), çalılar (%39,3), otsu bitkiler (%22,8), kentsel/endüstriyel alanlar (%0,1), kaya ve toprak alanları (%0,2) ve su alanları (%0,7) şeklindedir. Güney Sudan, kişi başına yıllık 3.936 m³ ile su kaynakları açısından zengin olmasına rağmen, çiftçiler yetersiz sulama, kötü arazi yönetimi ve düşük su verimliliği gibi kritik sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Bu da tarımsal verimliliği engellemekte ve ciddi gıda kıtlıklarına yol açmaktadır. Güney Sudan'ın önemli tarımsal potansiyele sahip olduğunu, ancak topraklarının büyük kısmının kullanılmadığını göstermektedir. Ülke, altyapı eksiklikleri, düzensiz su dağılımı ve geleneksel tarım yöntemlerine olan bağımlılıkla karşı karşıya olup, bu durum modern tarım uygulamalarına erişimi sınırlamaktadır. Çalışmaya katılan çiftçilerin %62'si yağmurlama sulamayı tercih ederken, %23'ü yüzey sulamasını tercih etmektedir. Sadece %15'lik bir kesim damla sulamayı tercih yöntemi olarak seçmiştir. Pivot sulama uygulayan çiftçi yoktur. Çiftçilerin kooperatif işletmeciliğinden memnuniyetleri genelde olumsuz düzeydedir. Şöyleki; Yönetim kategorisinde, katılımcıların %20'si bunu çok kötü, %26'sı kötü, %32'si yeterli, %6'sı mükemmel ve %16'sı da iyi olarak değerlendirmiştir. Denetim konusunda ise %38 çok kötü, %28 kötü, %20 yeterli ve %14 iyi değerlendirmesi yapmıştır. Sulama Planları ile ilgili olarak da, %12'si çok kötü, %30'u kötü, %42'si yeterli ve %16'sı iyi olarak değerlendirmiştir. Öneriler arasında kırsal altyapıya büyük yatırımlar yapılması, su yönetim sistemlerinin iyileştirilmesi, çiftçilerin eğitim seviyelerinin artırılması ve iklim dayanıklı tarım uygulamalarının teşvik edilmesi yer almaktadır. Çalışma, sürdürülebilir arazi ve su yönetimi ihtiyacını vurgulamakta ve Güney Sudan'daki gıda güvenliği sorunlarını ele almak için bölgeye özgü stratejiler önerilmektedir. Ayrıca, hükümet politikalarının özel sektör yatırımlarını teşvik etmesi ve yerel çiftçileri desteklemek için tarımsal pazarlama ve dağıtım sistemlerini güçlendirmesi gerektiği önemle vurgulanmaktadır.

Isabel Karlo Arıgo Wanı
Selçuk University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ankara yenimahalle -Batıkent çevresindeki bir halk parkında kullanılan basınçlı sulama sistemlerinin değerlendirilmesi

Bu tez çalışması Ankara ili Yenimahalle ilçesi Batıkent bölgesinde Haydar Aliyev halk parkında bulunan basınçlı sulama sistemlerini değerlendirmek ve mevcut şartlarda bitkilere yağmurlama ve damla sulama sistemleri ile sezonluk uygulanan su miktarları belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Ayrıca, parkta damla sulama sistemlerinde damlatıcı su uygulama performansı da belirlenmiştir. Bu amaçla, Eş Su Uygulama sınıfı göstergesi olarak Homojenlik Katsayısı (CU) ve Eş Su Uygulama Katsayısı (EU) değerleri hesaplanmış; bu değerlere göre damlatıcı su uygulama sınıfı tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda; damla sulamada işletme basıncı 1.75 kg/cm2 olarak ölçülmüştür. Ortalama damlatıcı debisi 5 L/h olarak hesaplanmıştır. CU değeri yaklaşık %81 ve buna göre damlatıcı eş su uygulama sınıfı İYİ olarak belirlenmiştir. EU değeri ise yaklaşık %50 ve buna göre damlatıcı homojen su uygulama sınıfı ZAYIF olarak bulunmuştur. Damlatıcı su uygulama performansının genel olarak beklenenden (%90 veya daha yüksek) daha düşük olduğu; bunun sebepleri olarak da sistemdeki planlama zayıflıkları, sistemdeki kaçaklar ve bazı damlatıcılardaki kısmi veya tam tıkanmalar gösterilebilir. Yağmurlama sulama sistemi ile sezonluk uygulanan sulama suyu miktarı 1566 mm; damla sulama sistemi ile uygulanan sulama suyu miktarı ise 1382 mm civarında hesaplanmıştır. Tez çalışması sonucunda son yıllarda iklim değişikliğinin olumsuz etkisinin bir sonucu olarak Ankara ili gibi yarı-kurak iklim çevrelerinde peyzaj alanlarında yüksek su tüketen çim bitkisi ekim alanlarının azaltılması ve kurakçıl bitkilerin söz konusu alanlarda yaygınlaştırılması güçlü bir şekilde tavsiye edilebilir. Bu araştırma açıkça göstermiştir ki kurak ve yarı-kurak alanlarda özellikle sulamada su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı olmazsa olmaz bir zorunluluktur.

Gülsüm Dereli
Selçuk University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kisitli sulama koşullarinda, farkli seviyelerdeki sulama suyu tuzluluğunun karnabaharin morfo-fizyolojik ve biyokimyasal özelliklerine etkisi

Kuraklık ve tuzluluk sorunu, tarımsal üretimin geleceği için, küresel ölçekte hayati önem taşımaktadır. Her bitkinin yetiştirildiği bölgede, bu stres faktörlerine tolerans düzeylerinin belirlenmesi, gıda güvenliği ve doğru planlama için etkili bir stratejidir. Yapılan bu çalışmada, Konya koşullarında, farklı sulama suyu tuzluluğunun ve su kısıdı düzeylerinin, serada yetiştirilen karnabahar bitkisinin, morfo-fizyolojik ve biyokimyasal özelliklerine olan etkisi araştırılmıştır. Denemede, 5 farklı NaCl konsantrasyonu ile 3 farklı sulama seviyesini içeren toplam 15 deneme konusu tesadüf parsellerinde faktöriyel deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Sonuç olarak, en yüksek bitki başına su tüketimi (ET, evapotranspirasyon) 4915 ml/bitki ile T1S1 konusunda hesaplanmıştır. Genel olarak hem su stresi hem de NaCl dozlarının artması ET'yi azaltmıştır. Tuzluluk stresi stoma iletkenliği, yaprak oransal su içeriği (YOSİ), klorofil ve karotenoid içeriklerini azaltırken, membran zararlanması ve protein değerlerini artırmıştır. Kuraklık stresi ise, yaprak sıcaklığı, klorofil, karotenoid, protein ve prolin miktarlarını artırırken; stoma iletkenliğini beklendiği gibi önemli derecede azaltmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler bir arada değerlendirildiğinde, farklı parametrelere göre değişmekle birlikte, sulamada 4.0 dS/m'nin üzerinde EC değerine sahip suların kullanılması karnabahar bitkisinde önemli negatif etkiler göstermiştir. Kısıtlı su kaynağına sahip bölgelerde sulama suyundan tasarruf sağlamak amacıyla karnabaharda %25 su kısıtı yapılması hem su kaynaklarının korunması hem de sürdürülebilir bir sulama yönetiminin sağlanması açısından önemli bir strateji olarak önerilmiştir.

Ayman Osman Wıdaa Osman
Selçuk University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Konya bölgesinde farklı planlama sistemli kümeslere sahip yumurta tavukçuluğu işletmelerinde enerji etkinlik parametrelerinin ve karbon ayak izinin belirlenmesi

Son yıllarda iklim değişikliği ve küresel ısınmaya neden olan karbon ayak izinin etkileri oldukça önemli bir konudur. Hayvancılık sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde üretimden, enerji kullanımından ve gübre yönetiminden kaynaklı karbon salınımları gerçekleşmektedir. Bu salınımların sebep olduğu etkilerin bilinmesi, oluşabilecek zararlı etkilerin ortadan kaldırılması veya azaltılmasına yönelik uygulamaların geliştirilmesi; çevrenin korunması ve hayvancılık faaliyetlerinin daha sağlıklı yürütülebilmesi açısından oldukça önemlidir. Bu araştırma, Türkiyede yumurta tavukçuluğu yetiştiriciliğinde 3. Sırada yer alan Konya bölgesinde faaliyet gösteren farklı planlama sistemli kümeslere sahip yumurta tavukçuluğu işletmelerinde enerji etkinlik parametrelerinin ve karbon ayak izinin belirlenmesi amacıyla, 2023-2024 yılları arasında Konya Bölgesinde yürütülmüştür. Araştırmada, Konya ilinde farklı planlama sistemli (yüksek ve düşük kapasiteli zenginleştirilmiş kafes sistemli, klasik kafes sistemli ve serbest dolaşımlı yer sistemli) kümeslere sahip 12 adet yumurta tavukçuluğu işletmelerinde enerji bütçesi (enerji girdileri ve enerji çıktıları) hesaplamaları yapılarak enerji etkinlik parametrelerinin ve buna bağlı olarak "enerji kaynaklı karbon ayak izi değerleri"nin hesaplanması ve karşılaştırılması, Konya bölgesinde faaliyet gösteren yumurta tavukçuluğu işletmelerinden kaynaklı karbon ayak izi değerlerinin IPCC yaklaşımına göre TİER1 Metotu kullanılarak hesaplanması ve toplam karbondioksit salınım değerlerinin yoğunluk haritasının oluşturulması, Konya bölgesinde faaliyet gösteren araştırma amacına uygun olarak seçilen 12 adet yumurta tavukçuluğu işletmelerinden kaynaklı CH4 ve N2O salınımlarının ve karbondioksit eşdeğerlerinin (karbon ayak izinin) IPCC yaklaşımına göre TİER1 ve TİER2 Metotları ile hesaplanması ve karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırma 3 farklı aşamada yürütülmüştür. Araştırmanın birinci aşamasında; Konya Bölgesinde farklı planlama sistemli kümeslere sahip yumurta tavukçuluğu işletmelerinden, araştırma amacına uygun olarak belirlenen 12 adet yumurta tavukçuluğu işletmesinin (37 kümes ve işletmede bulunan 2.664.624 adet tavuk) enerji verileri araştırma materyali olarak kullanılmıştır. İncelenen işletmelerdeki enerji girdisi (yem, elektrik, makine, dizel, yağ ve insan iş gücü) ve enerji çıktısı (yumurta, çıkma tavuk eti ve gübre) verileri bir yıl süreyle (1 Eylül 2023 - 30 Ağustos 2024) toplanarak kayıt altın alınmıştır. Araştırmanın bu aşamasında (1) çalışmanın yürütüldüğü yumurta tavukçuluğu işletmelerinde; enerji etkinlik parametreleri, "enerji kaynaklı karbon ayak izi" ve toplam karbondioksit salınım miktarının hesaplanması gerçekleştirilmiştir. Hesaplamalarda 1 kg yumurta üretimi ve 1000 adet tavuk esas alınmakla birlikte enerji çıktısı olarak, gübre ve çıkma tavuk eti miktarlarıda enerji etkinlik parametrelerinin hesaplanmasında kullanılmıştır. Araştırmanın yürütüldüğü işletmelerde enerji etkinlik parametreleri olarak; Enerji kullanım etkinliği (EKE), Net Enerji Üretimi (NEÜ), Enerji Verimliliği (EV), Yumurta Üretim Enerjisi (YÜE) ve Yumurta Üretim Değeri (GVAP) hesaplanmıştır. Araştırmada seçilen yumurta tavukçuluğu işletmeleri kümes planlama sistemleri dikkate alınarak; yüksek kapasiteli zenginleştirilmiş kafes sistemli kümesli işletmeler (I.Grup), düşük kapasiteli zenginleştirilmiş kafes sistemli kümesli işletmeler (II.Grup), klasik kafes sistemli kümesli işletmeler (III.Grup) ve serbest dolaşımlı yer sistemli işletmeler (IV.Grup) olarak 4 grupta değerlendirilmiştir. Araştırma tesadüf parselleri deneme deseninde yürütülmüştür. Enerji verilerinin grup karşılaştırılmasında Tukey testi uygulanmıştır. Araştırmanın ikinci kategorisinde, Konya Bölgesinde faaliyet gösteren tüm yumurta tavukçuluğu işletmelerinden kaynaklı karbon ayak izi değerlerinin Uluslararası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) yaklaşımına göre TİER1 Metotu kullanılarak hesaplanması için; Konya Bölgesinde bulunan tavukçuluk işletmelerinin envanteri çıkarılmıştır. İlgili Kamu ve özel kuruluşlarla görüşülerek Bölgede faaliyet gösteren yumurta tavukçuluğu işletmelerine ait veriler (işletme özellikleri, kümes planlama sistemleri, hayvan sayıları, gübre yönetim uygulamaları,.. ) alınmıştır. TİER metotları kullanılırken IPCC 2023 klavuzunda yer alan Türkiye'nin ve araştırmanın yürütüldüğü Konya bölgesinin iklim özellikleri, hayvan türü, üretim verimliliği ve gübre yönetimi gibi işletmenin ve hayvancılık faaliyetlerinin özelliklerine göre önerilen değerler kulanılarak hesaplanmış, işletmelere ve işletmelerdeki hayvanlara ait karbon ayak izi miktarları belirlenmiştir. Ayrıca, araştırma bölgesi olan Konya İli ve İlçeleri için detaylı karbondioksit salınım miktarı (küresel ısınma potansiyeli) yoğunluk haritası oluşturulmuştur. Araştırmanın üçüncü aşamasında, Konya bölgesinde faaliyet gösteren araştırma amacına uygun olarak seçilen farklı planlama sistemli kümeslere ve farklı kapasitelere sahip 12 adet yumurta tavukçuluğu işletmelerinden kaynaklı CH4 ve N2O salınımlarının ve karbon ayak izi değerlerinin (karbondioksit eşdeğerlerinin) IPCC yaklaşımına göre TİER1 ve TİER2 Metotları ile hesaplanması ve karşılaştırılması gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, araştırmanın yürütüldüğü I.Grup işletmelerin 1000 tavuk başına toplam enerji girdisi 717948±180129 MJ (ortalama±standart sapma) ile en düşük değere (F=0.87; P>0.05) sahipken toplam enerji çıktısı 1571438±51798 MJ ile IV.Grup işletmelerde daha yüksek hesaplanmıştır (F=0.59; P>0.05). Bu durum, yeni kurulacak yumurta tavukçuluğu işletmelerinde daha etkin enerji girdi kullanımı için, yüksek kapasiteli zenginleştirilmiş kafes sistemli kümesli işletmelerin kullanımının daha faydalı olacağını göstermektedir. Ayrıca, doğrudan enerji girdilerinden elektrik tüketiminin I. grupta 9,44×10⁶ ± 0,96×10⁶ MJ ile en yüksek değere sahip olduğu belirlenmiştir (F=53,54; p<0,001). İşletme dolaylı enerji girdileri içerisinde yer alan su enerjisinin; I. grupta 6,72×10⁷ ± 1,27×10⁷ MJ ile en düşük değere sahip iken IV. grupta ise 3,06×10⁶ ± 0,92×10⁶ MJ ile en yüksek değere sahip olduğu tespit edilmiştir (F=18,82; p=0,001). Araştırmanın yürütüldüğü yumurta tavukçuluğu işletmelerinin enerji etkinlik parametreleri; en yüksek EKE, NEV (1000 tavuk için), EV ve GVAP değerleri İşletme-2 ve İşletme-3 için hesaplanmış olup sırasıyla 2.79 ve 2.97, 975.215,10 MJ/1000 tavuk ve 941.853,19 MJ/1000t tavuk, 38,25 kg/100 MJ ve 37,89 kg/100 MJ, 615,10 kg/100€ ve 606,11 kg/100€ değerlerindedir. Ayrıca, incelenen işletmeler içersinde en düşük YÜE değerleri 2,61 MJ/kg ve 2,64 MJ/kg ile sırasıyla aynı işletmeler için hesaplanmıştır. Bu durum, yumurta tavukçuluğu işletmelerinde enerji etkinliği yönünden en faydalı barınak planlama sisteminin ve işletme kapasitesinin, zenginleştirilmiş kafes sistemli kümesli ve yüksek kapasiteli (400.000-800.000 tavuk) işletmelerde yetiştiricilik yapılması olduğunu göstermektedir. Çalışma sonucunda, yeni kurulacak yumurta tavukçuluğu işletmelerinin hayvan refahının daha yüksek olduğu zenginleştirilmiş kafes kümes sistemli kurulması ve kapasitelerinin 400.000-800.000 adet tavuk olacak şekilde planlama yapılmasının daha faydalı olacağı tavsiye edilmektedir. Bununla birlikte, işletmelerde kullanılan teknoloji düzeyinin yüksek olmasının enerji verimliliğini olumlu yönde desteklediği belirlenmiştir. Araştırmanın sonucunda enerji kaynaklı karbon ayak izi; 0,40 - 0,77 kg CO₂e /kg yumurta, 43,07 – 94,38 kg CO₂e /kg tavuk eti ve 79,68 – 160,45 kg CO₂e /tavuk değerleri arasında ölçülmüştür. Araştırmanın yürütüldüğü işletmelerde enerji kaynaklı karbon ayak izi değerleri; en düşük İşletme-2 ve İşletme-3 de ölçülmüş olup sırasıyla 0,41-0,40 kg CO₂e /kg yumurta, 50,23-43,07 kg CO2 e/kg tavuk eti, 85,40-79,68 kg CO₂e /tavuk değerlerindedir. Çalışmada en yüksek enerji kaynaklı karbon ayak izi değerleri ise İşletme-1 ve İşletme-12 de hesaplanmış olup aynı değerler sırasıyla; 0,77-0,68 kg CO₂e /kg yumurta, 94,38-75,13 kg CO₂e /kg tavuk eti, 160,45-135,23 kg CO₂e /tavuk'dur. Bu durum, yumurta tavuğu yetiştiriciliğinde enerji kaynaklı karbon salınımının azaltılması amacıyla zenginleştirilmiş kafes sistemli kümeslerde yetiştiricilik yapılmasının yanı sıra işletme kapasitesinin 400.000-800.000 adet tavuk arasında tutulmasının daha faydalı olacağını göstermektedir. Çalışmada en yüksek salınım değerleri 800.000 tavuk kapasitenin üzerinde kapasiteye sahip zenginleştirilmiş kafes sistemli kümesli İşletme-1 de ve serbest dolaşımlı yer sistemli kümesli İşletme-12'de hesaplanmıştır. Araştırmada işletme kapasitesindeki azalmaya bağlı olarak enerji kaynaklı karbon ayak izi değerinde azalma görülmekle birlikte İşletme-12 de yüksek olması kapasitesinin çok düşük olmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Bu durumda karbon salınım değerinin azaltılmasında işletme kapasitesinin 400.000-800.000 baş tavuk değerleri arasında tutulmasının daha faydalı olacağı önerisini desteklemektedir. Konya Bölgesinde (İli ve ilçeleri) 7,25 milyon adet yumurta tavuğundan kaynaklanan yıllık toplam 4.5 Gg (4,5 milyon kg) CO₂e salınımı (CH₄: % 57; N₂Odirect: % 18.7; N₂Ouçucu hale gelme: % 36) değerleri hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda Konya Bölgesindeki yumurta tavukçuluğu işletmelerinin tamamında yetiştirilen hayvanlar dikkate alınarak TİER1a metoduna göre karbon ayak izi; 0,62 kg CO₂e /tavuk, 4,13 kg CO₂e /kg gübre olarak hesaplanmıştır. Konya bölgesi için 2024 yılına ait küresel ısınma potansiyeli yoğunluk haritası oluşturulmuştur. Konya Bölgesinde 2024 yılı yumurta tavukçuluğu işletmelerinin gübre yönetiminden kaynaklı yaklaşık 4,5 Gg CO₂/yıl salınım gerçekleştiği hesaplanmıştır. Konya Bölgesinde Karatay, Meram, Kulu, Selçuklu, Akşehir ilçelerinin yumurta tavukçuluğu yetiştiriciliğinden kaynaklı CO₂ salınım miktarlarının yüksek olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın yürütüldüğü 12 adet yumurta tavukçuluğu işletmelerinden TİER1a metotuyla hesaplanan karbon ayak izi; 0,58-0,62 kg CO₂e/tavuk, 2,57-57,96 kg CO₂e/kg gübre, 0,32-0,39 kg CO₂e/kg tavuk eti ve 0,0026-0,0031 kg CO₂e/kg yumurta değerleri arasında hesaplanmıştır. Aynı işletmelerde TİER2 metoduna göre karbon ayak izi; 0,32-0,41 kg CO₂e/tavuk, 2,57-57,96 kg CO₂e/kg gübre, 0,18-0,23 kg CO₂e/kg tavuk eti ve 0,0013-0,0019 kg CO₂e/kg yumurta değerleri arasında hesaplanmıştır. TİER2 metotu TİER1a metoduna göre ülkeye, iklime, hayvan yetiştiricilik sistemine ait verilerle hesaplama yaptığı için karbon ayak izi değerlerinin TİER2 daha düşük olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle, üretim sistemlerinden kaynaklı özellikle hayvan yetiştiricilik sistemlerinden kaynaklı karbon ayak izi değerlerinin ve küresel ısınma potansiyelinin belirlenmesinde TİER2 metodunun kullanılması tavsiye edilmektedir. Bu konuda yapılacak olan çalışmaların bölge ve ülke ölçeğinde desteklenmesi tavsiye edilmektedir.

IPCC
Yasemin Kocaman
Selçuk University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Konya ilindeki bazı sulama göletlerinin hazne hacimlerinin netcad ile belirlenerek proje ve reel durumdaki hacimlerinin karşılaştırılması ve mevcut sulama durumlarının değerlendirilmesi

Bu çalışma, Konya ilinde yer alan bazı sulama göletlerinin mevcut durumu ile projelendirilmiş veriler arasındaki farkların belirlenmesi ve sulama performanslarının değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında Konya İl'inde yer alan 10 adet (İlmen Göleti, Üzümlü Göleti, Çakıllar Göleti, Mehmetali Göleti, Doğanhisar Yenice-3 Göleti, Süleyman Yaylası Göleti, Seydişehir Yenice Göleti, Çatak Göleti, Eldeş Göleti ve Bulcuk Göleti) sulama göletinin, drone (İHA) teknolojisi kullanılarak yüksek çözünürlüklü hava fotoğrafları ve sayısal yüzey modelleri elde edilmiş; bu veriler NETCAD yazılımı aracılığıyla analiz edilerek göletlerin reel hazne hacimleri belirlenmiştir. Elde edilen hacim değerleri, proje aşamasında öngörülen hacimlerle karşılaştırılarak, zaman içerisinde meydana gelen değişiklikler değerlendirilmiştir. Ayrıca, sulama performansı değerlendirme ölçütlerinden "Toplam Su Temini Oranı (TSTO), "Sulama Oranı (SO)" ve "Sulanan Birim Alan Üretim Değeri (SBAÜD)" belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, TSTO ve SO değerlerine göre, incelenen 10 göletten 7'sinde %100 ve üzeri değerler hesaplanırken, 3'ünde (Doğanhisar Yenice-3 Göleti, Süleyman Yaylası Göleti, Çatak Göleti) %79.52 ila %85.69 arasında değerler hesaplanmıştır. 10 göletten 2'sinin, ölçülen hacminin, proje değerinden yaklaşık %10 daha az olduğu belirlenirken, diğerlerinde proje değerlerine eşit ya da daha fazla bir hacim hesaplanmıştır. Ayrıca göletlerin güncel sulama kapasiteleri ve bölgedeki sulama durumu incelenerek, mevcut su miktarının tarımsal üretim üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, sulama göletlerinin etkin yönetimi ve gelecekte yapılacak yeni gölet projelerinde dikkate alınması gereken hususlar bakımından önemli bilgiler sunmaktadır.

Ahmet Çelik
Selçuk University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sera yetiştiriciliğinde farklı renklerdeki örtü malzemelerinin gelişim üzerine etkileri: Marul örneği

Bu tez çalışması, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Tarımsal Araştırma ve Uygulama Merkezi deneme alanında kurulmuş 3 adet, 6 m2 taban alanı ve 2 m yan yüksekliği bulunan plastik örtülü seralarda yürütülmüştür. Çalışma 2018 yılı Nisan ayında başlamış, Haziran ayı sonunda tamamlanmıştır. Seralarda sıcaklık, nem, ışınım enerjisi ve marul bitkisinin gelişim parametreleri ölçülmüştür. Bunun için her serada, sıcaklık, nem ve ışınım enerjisi değerlerini elde etmek için sensörler yerleştirilmiştir. Sıcaklık ve nem ölçümleri 24 saat boyunca, ışınım enerjisi değerleri ise gündüz 10.00 ve 16.00 saatleri arasında ölçülmüştür. Bu değerler KOS (kontrol sera) serasında 202–890,8 W.m-2, MS (mavi sera) serasında ise 179–606,7 W.m-2, KS (kırmızı sera) serasında ise 212,6–770,1 W.m-2 arasında değiştiği belirlenmiştir. Marul bitkisinin gelişim değerlerini inceleyebilmek için yaş ağırlığı, boyu, gövde uzunluğu, yaprak sayısı, baş çapı, acılaşma düzeyi ve sapa kalkma oranları incelenmiştir. Bitki yaş ağırlığı, baş çapı, yaprak sayısı, boyu, gövde uzunluğu, acılaşma düzeyi ve sapa kalkma değerlerinin KOS serasında yüksek olduğu belirlenmiştir. MS ve KS seraları arasında değerler incelendiğinde, bitki boyu ve acılaşma oranlarının KS serasında yüksek olduğu, yaş ağırlığı, baş çapı, yaprak sayısı, gövde uzunluğu ve sapa kalkma değerlerinin MS serasında KS serasına göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Marulda acılaşma düzeyinin ve sapa kalkma oranlarının düşük olması arzulanan bir kalite özelliğidir. Acılaşma düzeyinin en düşük olduğu MS serası, sapa kalkma oranın en az olduğu sera ise KS olduğu belirlenmiştir. Yörede üretimde acılaşma ve sapa kalkma oranlarının marul bitkisi için renkli örtü malzemesi kullanılarak elde edileceği kanısına varılmıştır. Sonuç olarak, yaprak sayısı, baş çapı, ağırlık gibi verim değerleri kontrol serasında daha yüksek bulunmuştur. Dolayısıyla yörede üretim yapacak işletmelerin acılaşma veya sapa kalkma istekleri renkli sera örtü malzemeleri kullandıklarında gerçekleşeceği kanısına varılmıştır.

Dalga ışınımıMarulPlastik seralar+5
Funda Tunçbilek
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı toprak nemi düzeylerinin lisianthus'ta verim ve bazı kalite parametrelerine etkisi

Bu çalışma, lisianthus (Eustoma grandiflorum Raf. Shinn.) bitkisinde farklı sulama aralıkları (SA1: 2 gün ve SA2: 4 gün) ve toprak nem düzeylerinin (S1=S1 ×1.00, S2= S1×0.75, S3= S3×0.50 ve S4= S1×0.25) verim ve kalite parametrelerine olan etkisini belirlemek amacıyla 2014 yılında yürütülmüştür. Araştırmada, Eustoma grandiflorum Raf. (Shinn.) türüne ait 'Arena White' beyaz renkli, katmerli çiçeklere sahip çeşit kullanılmıştır. Deneme konularına uygulanan sulama suyu miktarı 180.25-493.58 mm, ölçülen bitki su tüketimi ise 283.13-493.58 mm arasında değişmiştir. Farklı toprak nem düzeyleri lisianthus bitkisinde çiçek sapı uzunluğunu, çiçek sapı kalınlığını, dal ağırlığını, çiçek sayısını, kuru madde oranını, yaprak alan indeksini ve boğum sayısını istatistiksel olarak önemli düzeyde etkilemiştir. Çalışmada çiçek sapı uzunluğu, çiçek sapı kalınlığı, bitki ağırlığı, çiçek sayısı, kuru madde oranı, yaprak alan indeksi ve boğum sayısı sırasıyla 46.40-77.76 cm, 3.86-6.09 mm, 34.99-70.14 g, 5.21-8.57 adet/dal, % 12.57-% 15.48, 1.10-3.91 cm2/cm2 ve 7.03-9.39 adet/dal arasında değişmiştir Araştırma sonucunda pazarlanabilir verim ve en önemli kalite parametresi olan çiçek boyu uzunluğu göz önüne alındığında, tarla kapasitesinden eksilen nemin tamamının iki ya da dört gün aralıklarla uygulandığı S1 sulama programı deneme koşullarında en uygun sulama programı olarak belirlenmiştir.

Muhammet Böcek
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Isparta ilindeki soğuk hava depolarında kullanılan yapı malzeme özelliklerinin enerji kullanımına etkilerinin değerlendirilmesi

Enerji üretimi ve aynı zamanda üretilen enerjinin etkin ve verimli bir şekilde kullanılabilmesi, günümüz mühendisliğinin en önemli çalışma konuları arasında yer almaktadır. Elma depolama amaçlı kullanılan soğuk hava deposu tesislerinde depolama sezonu boyunca yoğun bir enerji kullanımının olduğu göz önüne alınacak olursa, soğuk hava depolarında kullanılan yapı ve yalıtım malzemesi özelliklerinin enerji verimliliği açısından önemi gün geçtikçe daha da artmaktadır. Yüksek lisans tezi çalışmasında, Isparta ili ve ilçelerinde faaliyette bulunan ve elma depolama amacıyla kullanılan 83 adet soğuk hava deposu işletmesinin tamamı araştırma kapsamına alınmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda Isparta ilinde elma muhafaza amaçlı kullanılan soğuk hava depolarının % 51,81'de yapı ve yalıtım malzemesi olarak PU panelin (poliüretan panel) kullanıldığı belirlenmiştir. Poliüretan panel günümüzde, soğuk hava deposu tesislerinde kullanılan en etkin ve verimli yalıtım malzemesi olarak bilinmektedir. Geriye kalan eski tip yalıtım malzemesine sahip depolar % 48,19 gibi yüksek bir orana sahiptir. Eski tip yalıtım malzemesine sahip soğuk hava depolarının oranının fazla olması aynı zamanda bölgede depoculuk işletmelerinde kullanılan enerji miktarını da artırmaktadır. Eski tip soğuk hava depolarının duvarlarındaki yalıtım malzemelerinin, PU panel ile değiştirilmesiyle her depolama sezonunda 110.621,53 TL, tavanlarındaki yalıtım malzemelerinin, PU panel ile değiştirilmesiyle her depolama sezonunda 227.349,08 TL olmak üzere toplamda 337.970,61 TL enerji tasarrufu sağlanabileceği hesaplanmıştır. Anahtar Kelimeler: Depo, Yalıtım malzemesi, Enerji, Yapı malzemesi, Elma 2019, 57 sayfa

ElmaEnerjiSoğuk hava deposu+3
Sezgin Çankaya
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bursa ili merkezi biyogaz tesisleri planlama modelinin geliştirilmesi

Fosil kaynaklarını kullanarak enerji üretimi, günümüzde üzerinde en fazla tartışılan konularından birisidir. Bu kaynakların hızla tükeniyor olması ve çevre üzerindeki olumsuz etkileri, dünyamızı temiz ve yenilenebilir alternatif enerji kaynakları bulmaya yönlendirmektedir. Bu nedenle hayvansal ve zirai atıkların değerlendirilerek enerji üretimi öne çıkan alternatif enerji kaynaklarından birisi olarak kabul edilmektedir. Yapılmış olan bu çalışmada, Bursa ilinin büyükbaş hayvancılık potansiyelini kullanarak üretilebilecek enerji miktarı belirlenmiş ve aynı zamanda bu üretim için gereken yatırım maliyeti hesaplanmıştır. Bu hesaplamayı yapabilmek amacıyla bölgesel planlama modeli geliştirilmiştir. Model çıktı sonuçlarına göre, büyükbaş hayvanların atıklarını kullanarak tüm Bursa üretilen toplam biyogazın yıllık 67.844.375 m3 olduğu ve biyogaz kaynaklı toplam elektrik üretiminin ise yıllık 127.762.290 kWh olduğu hesaplanmıştır. Planlama modelinin yapmış olduğu çözümleme sonucunda, Bursa ilinin M.Kemalpaşa ilçesinde 3 adet C tipi, Karacabey ve Yenişehir ilçelerinde 2'şer adet C tipi, Gemlik, İnegöl ve Osmangazi ilçelerinde 1'er adet C tipi, Orhaneli ilçesinde 1 adet D tipi, olmak üzere toplamda 11 adet biyogaz tesisi kurulumunun gerektiği belirlenmiştir. Böylece tüm Bursa ilinde üretilen 1.692.720 ton büyükbaş hayvan gübresinin tamamı işlenerek biyogaza dönüştürülebilecektir. Ayrıca Bursa ilinde üretilen tüm gübrenin değerlendirilebilmesi ve enerjiye çevrilebilmesi amacıyla kurulacak 11 adet biyogaz tesisinin toplam yatırım maliyetinin 316.400.000 TL olduğu hesaplanmıştır. Kurulması öngörülen biyogaz tesislerinin toplam ilk yatırım maliyetinin geri alma süresinin 5,19 yıl olduğu belirlenmiştir.

BiyogazBüyükbaş hayvanlarEnerji+3
Fatma Karadağ
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Seralarda kullanılan insect tülün iç ortam koşullarına etkisinin belirlenmesi: Biber bitkisi örneği

Bu tez çalışması seralarda havalandırma açıklıklarına yerleştirilen insect tülünün hava iç ortam koşullarından sıcaklık, nem ve ışınım enerjisi üzerine ne derece etkili olduğu, biber bitkisi ve biyolojik mücadelede kullanılan ajanların bu olaydan ne derece etkilendiği belirlenmiştir. Çalışma Kasım 2017-Mayıs 2018 tarihleri arasında Antalya ili Kumluca ilçesinde 2 adet cam sera ve 2 adet plastik sera olmak üzere toplamda 4 adet serada yürütülmüştür. Cam seralardan; cam kontrol serası (CKS), cam tül serası (CTS), plastik seralardan; plastik kontrol serası (PKS), plastik tül serası (PTS) olarak isimlendirilmiştir. Seralarda sıcaklık, nem ve ışınım enerjisi değerleri ölçülmüştür. Bunun için her serada, sıcaklık, nem ve ışınım enerjisi ölçen sensörler yerleştirilmiştir. Araştırma sonucunda sıcaklık değerlerine göre; biber gelişimi için önerilen sıcaklık değerleri sadece Ocak ayında uygun olduğu ve Şubat ayında önerilen değerlerin çok altında kaldığı belirlenmiştir. Bu ayların dışında ölçümü yapılan diğer aylarda havalandırma açıklıklarında kullanılan insect tül seralarının (PTS-CTS) ortalama sıcaklık değerleri kontrol seralarına (PKS-CKS) göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Nem değerleri sonuçları incelendiğinde seralarda insect tül kullanımının kontrol seralarına göre düşük olduğu görülmüştür. Ocak ve Mayıs ayları dışında kalan diğer aylarda ölçümü yapılan ışınım enerjisi değerlerine göre; havalandırma açıklıklarında kullanılan insect tül seraları (PTS-CTS) kontrol seralarına (PKS-CKS) göre daha düşük olduğu belirlenmiştir. Dolayısıyla insect tül kullanımı ışınım enerjisi miktarını düşürdüğünü söyleyebiliriz. Biyolojik Mücadelede ajanlarının, Şubat ayı haricindeki ölçümü yapılan diğer tüm aylarda ortalama sıcaklık değerleri sonuçlarına göre; yüksek sıcaklığa dayanıklı olan bio ajanlarından Amblyseius swirski ve Orius Leavigatus gelişiminin yavaşladığı, Phytoseiulus persimilis gelişimi için ise (30oC ve üzeri) uygun bir ortam olduğunu ve yumurtalarının daha kısa sürede çıkış yaptığı söyleyebiliriz. Aphidius colemani'nin gelişimi için en uygun ortalama sıcaklık değerlerine sadece Ocak ayında rastlandığını ve diğer aylarda bu ajanın gelişiminin yavaşladığı, parazitoit bir böcek olduğundan parazitleme oranının düştüğünü söyleyebiliriz. Sonuç olarak; insect tül kullanılan seralarda sıcaklık değerleri yüksek, ışınım enerjisi değerleri kontrol seralarına oranla daha düşük olduğu belirlenmiştir. Ancak insect tülün kullanılması sera içerisindeki sıcaklığın yükselmesine neden olduğu için bazı bio ajanları için olumlu bir gelişme yaratabilecektir. İnsect tül kullanan üreticilerin sıcaklık ve ışınım enerjisindeki bu olumsuzlukları göz önüne alınarak üretim yapmaları gerektiği düşünülmüştür.

Aytekin Oçak
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Burdur-Yeşilova-Sazak köyü arazi toplulaştırma projesinin metrik indeksler kullanılarak değerlendirilmesi

Bu araştırma, Burdur Yeşilova Sazak köyü arazi toplulaştırma projesinin metrik indeksler kullanılarak değerlendirilmesi amacı ile yürütülmüştür. Bu amaçla, toplam parsel sayısı, ortalama parsel büyüklüğü, toplulaştırma oranı, toplulaştırma katsayısı, toplam kenar, kenar yoğunluğu, şekil indeksi, fraktal boyut, ortalama şekil indeksi, alan ağırlıklı ortalama şekil indeksi ve çift logaritmalı fraktal boyut indeksi kullanılmıştır. Belirtilen bu indeksler proje sahasının tamamında ve hisseli parseli olmayan işletmelerde değerlendirilmiştir. Araştırma sahasında, 2 280 olan parsel sayısı toplulaştırma projesiyle 841'e düşmüştür. Ortalama parsel büyüklüğü proje alanının tamamında toplulaştırma ile birlikte 1.98 da'dan 5.11 da'a, hisseli parseli olmayan işletmelerde ise 2.09 da'dan 4.95 da'a yükselmiştir. Ortalama parsel sayısı toplulaştırma ile tüm proje alanında 7.33'den 2.7'ye hissesiz işletmelerde ise 5.31'den 2.07'ye gerilemiştir. Toplulaştırma oranı ve toplulaştırma katsayısı ise sırasıyla % 63.11 ve % 36.97 olarak gerçekleşmiştir. Toplam kenar uzunluğu tüm proje alanında toplulaştırma ile birlikte 451 467 m'den 262 298 m'ye, hissesiz işletmelerde ise 112 941 m'den 66 483 m'ye düşmüştür. Kenar yoğunluğu tüm proje alanında 998 m/ha'dan 609 m/ha'a, hissesiz işletmelerde 1 101 m/ha'dan 824 m/ha'a inmiştir. Şekil indeksi tüm proje alanında toplulaştırmayla birlikte 1.23'den 1.31'e hissesiz işletmelerde ise 1.23'den 1.34'e yükselmiştir. Fraktal boyut indeksi toplulaştırma sonrasında tüm proje alanında 1.42'den 1.38'e, hissesiz işletmelerde ise 1.42'den 1.34'e düşmüştür. Ortalama şekil indeksi araştırma alanının tamamı için toplulaştırma ile 1.37'den 1.35'e inerken, hissesiz işletmelerde 1.31'den 1.34'e yükselmiştir. Alan ağırlıklı ortalama şekil indeksi ise toplulaştırma ile birlikte tüm proje alanında 1.4'den 1.3'e düşerken hissesiz işletmelerde 1.33'den 1.35'e yükselmiştir. Çift logaritmalı fraktal boyut indeksinin ise toplulaştırma ile tüm proje alanında 1.5'den 1.3'e, hissesiz işletmelerde 1.3'den 1.1'e düşmüştür. Araştırma sonunda, kullanılan indekslerden sadece kenar yoğunluğu, fraktal boyut ve çift logaritmalı fraktal boyut indeksinin toplulaştırma projesinin değerlendirilmesinde kullanılabileceği anlaşılmıştır.

Ömer Cebeci
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aydın-Koçarlı-Yeniköy arazi toplulaştırma projesinin toplu damla sulamada proje maliyetine etkisi

Bu çalışmada, Aydın Koçarlı Yeniköy arazi toplulaştırma projesi toplu damla sulama sisteminde proje maliyetine etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla, arazi toplulaştırma öncesi ve sonrası için damla sulama sistemi tasarımı yapılmış ve bu projelerin, 2019 fiyatlarına göre proje keşif bedeli, tesis masrafı ve tesis+yatırım masrafı açısından değerlendirilmiştir. Ayrıca toplulaştırmanın parsel sayıları ve ortalama parsel büyüklüklerine etkisi de incelenmiştir. Arazi toplulaştırma projesi sonucunda, parsel sayısı 411'den 444'e yükselmiş ve ortalama parsel büyüklüğü 9.25 dekar'dan 5.83 dekar'a düşmüştür. Toplulaştırma oranı -%8 olarak gerçekleşmiştir. Toplulaştırma ile birlikte hidrant sayısı % 37, toplam boru uzunluğu ise % 28 oranında azalmıştır. Keşif bedeli toplulaştırma öncesinde 6832034 TL iken toplulaştırma sonrasında 5300925 TL'dir. Proje keşif bedelindeki azalma % 22 olmuştur. Proje tesis masrafı ve tesis masrafı+yatırım masrafı toplulaştırma öncesinde sırasıyla 7856839 TL ve 17795740 TL iken bu değerler toplulaştırma sonrasında 6096064 TL ve 13807584 TL olarak gerçekleşmiştir. Sonuç olarak bu çalışma ile, arazi toplulaştırmasının diğer pek çok tarımsal altyapı yatırımında olduğu gibi damla sulama sisteminin proje ekonomisi üzerinde belirgin bir olumlu etkisinin olduğu saptanmıştır.

Şimal İl Görgün
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sera yetiştiriciliğinde farklı renklerdeki sera örtü malzemelerinin bitki gelişimine etkileri: Turp örneği

Bu tez çalışması, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Tarımsal Araştırma ve Uygulama Merkezi deneme alanında bulunan taban alanı 6 m2 ve yan yüksekliği 2 m olan 4 adet yay çatılı plastik seralarda yürütülmüştür. Bu amaçla LED aydınlatmalı sera (LED), Kırmızı renkli (KS) sera, Mavi renkli sera (MS) ve şeffaf örtü malzemesine sahip seralar (KOS) materyal olarak kullanılmıştır. Çalışma Şubat, 2019 - Mayıs, 2019 tarihleri arasında tamamlanmıştır. Araştırmada, sera içi sıcaklık, nem, ışınım enerjisi değerleri ölçülerek, farklı renkteki örtü malzemesinin turp bitkisinin gelişim parametrelerine etkileri belirlenmeye çalışılmıştır. Bu ölçümlerin yapılabilmesi için seraların içerisine sensörler yerleştirilmiştir. Işınım enerjisi ölçümleri güneşlenme süresi göz önüne alınarak saat 10:00-16:00 saatleri arasında ölçülmüştür. Sıcaklık ve nem ölçümleri ise 24 saat boyunca kayıt altına alınmıştır. Sıcaklıkla ilgili olarak KOS, MS, KS ve LED seralarından elde edilen değerler incelendiğinde, turp bitkisinin yetiştirme dönemince en yüksek sıcaklık değeri LED serasında olduğu belirlenmiştir. Ortalama sera iç ortam sıcaklık değerlerinin üretim süresince LED serasında 13oC ile 16oC, KOS'ta 6.5oC ile 15oC, MS'de 6oC ile 14oC ve KS'de ise 6.5oC ile 12.2oC arasında değiştiği belirlenmiştir. Işınım enerjisi değerleri, LED aydınlatmalı serada 26-1053 W.m-2 arasında, KOS'ta 21.1-856.6 W.m-2, MS'de 17.9-680.3 W.m-2, KS'de ise 14.3-633.1 W.m-2 arasında değiştiği belirlenmiştir. Turp bitkisinin gelişim parametrelerini inceleyebilmek için kök ağırlığı, boyu, gövde uzunluğu, yeşil aksam boyu, kök çapı incelenmiştir. Kök ağırlığı LED serasında (P<0.05), bitki kök uzunluğu (P<0.05), ve yeşil aksam uzunluğu KS'de, bitki kök çapı ve yeşil aksam ağırlığı da KOS'da (P<0.05) daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak gerek sıcaklık gerekse ışınım enerjisi değerleri açısından Mavi serada turp bitkisinin gelişiminin en kötü olduğu kanısına varılmıştır. Özellikle de MS'de turp bitkisinin görüntü olarak diğer serada yetişen bitkilerden daha farklı göründüğü belirlenmiştir. Turp bitkisinin gelişimi dört serada ele alındığında, bitki kök ağırlığı ve kök çapı ve yeşil aksam ağırlığı açısından KOS'un, boy ve gövde boy uzunluğu açısından ise KS'nin tavsiye edilebileceği kanısına varılmıştır. MS serasında gelişmeler göz önüne alındığında ise mavi renk uygulamasının turp yetiştiriciliği için uygun olmadığı kanısına varılmıştır.

Zeynep Hansa Eğilmez
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Acıpayam sulama birliği performansının değerlendirilmesi

Çalışma, Denizli ilinde bulunan, Acıpayam sulama şebekesinde yapılmıştır. Acıpayam sulamasının brüt sulama alanı 11 269 hektar net sulama alanı ise 10 300 hektar'dır. Acıpayam Sulama Şebekesi 1997 yılında işletmeye açılmış olup, işletme bakım ve yönetim sorumluğu Acıpayam Sulama Birliğine devredilmiştir. İzleme ve değerlendirme son yıllarda yönetim işleminin bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Bu kapsamda; Acıpayam Sulama Birliğinin mevcut durumu göz önünde bulundurularak, sulama şebekesinin su dağıtım, mali ve üretim performansı gibi bazı performans göstergelerinden faydalanılarak sulama şebekesinin mevcut durumunun tespitinin yapılması amaçlanmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre su dağıtım performansı; sulama birliği sorumluluk sahası içerisinde bulunan su kullanıcılarına 2007-2018 yıllarına ilişkin toplam dağıtılan sulama suyu miktarı 11 330 000-57 190 000 m3/yıl, birim alana dağıtılan yıllık sulama suyu miktarı 1 100- 5 552 m3/ha, birim sulanan alana dağıtılan yıllık sulama suyu miktarı 4 747-9 793 m3/ha, yıllık su temini oranı % 0.59-1.19, mali performans olarak; yatırım masrafının geri dönüşüm oranı % 74-143, birim alana düşen işletme bakım yönetim masrafı 129.4-355 TL/ha, su kullanım hizmet bedeli toplama performansı % 46.9-99.8, üretim performansı olarak; yıllık toplam tarımsal üretim değeri 10 229 658-25 817 050 $, birim sulama alanından elde edilen gelir 993-2 507 $/ha, sulanan birim alandan elde edilen gelir 1 866-5 134 $/ha, şebekeye alınan birim sulama suyundan elde edilen gelir 0.245-1.082 $/m3 olarak bulunmuştur.

Ayşe Cengiz
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sera yetiştiriciliğinde led aydınlatma ve renkli örtü malzemelerinin bitki gelişimine etkileri: Domates (Solanum Lycopersium) örneği

Bu tez çalışması, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Tarımsal Araştırma ve Uygulama Merkezi deneme alanında bulunan taban alanı 18 m2 ve yan yüksekliği 2 m olan 4 adet yay çatılı plastik seralarda gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, renkli sera örtü malzemesinin ve Led ışık kaynağının domates bitkisinin yetiştirilmesi sırasında bitki gelişim parametreleri ile hasat değerleri üzerine etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Bunun için şeffaf örtü malzemesine sahip kontrol serası (KN), kırmızı sera (KR), mavi sera (MV) ve şeffaf örtü malzemesine sahip yapay led aydınlatması bulunan led sera (LD) kullanılmıştır. Çalışmada domates (Solanum Lycopersium) bitkisi materyal olarak kullanılmıştır. Çalışma Mayıs 2019- Eylül 2019 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Tüm fenolojik evreler boyunca, KN, KR, MV ve LD seralarında ortalama sıcaklık değerleri sırasıyla 24.1, 23.2, 23.4 ve 23.4 oC olarak kaydedilmiştir. Sera içi ortalama sıcaklık değerleri incelendiğinde KR ve MV serasında renkli örtü malzemesinin kullanımı gün ışığının sera iç ortamını ısıtması bir miktar engellenerek KN serasına göre yaklaşık 1°C düşük sıcaklık değeri ele edilmiştir. Deneme süresince ortalama oransal nem değerleri KN, KR ve MV seralarında sırasıyla, %57.7, %53.5, %49.4 olarak ölçülmüştür. Toplam 4 ayrı serada, sera içerisinde ölçülen toplam ışınım enerjisi değerleri, denemeler süresince saat 10.00 ile 16.00 aralığında 1 dakika ölçüm aralıklarında kaydedilmiştir. Sera çeşidine göre ölçülen, tüm fenolojik evrelerde elde edilen ortalama ışınım enerjisi değerleri KN serasında 517.1 W m-2, KR serasında 418.2 W m-2, MV serasında 502.2 W m-2 ve LD serasında 560.8 W m-2olarak ölçülmüştür. En yüksek ışınım enerjisi değeri yapay aydınlatma sistemine sahip olan LD serasında ölçülmüştür. Sera örtü malzemesi rengi ve yapay aydınlatma sisteminin karşılaştırıldığı çalışmada, bitki boyu, bitki gelişim göstergeleri ve hasat verileri kıyaslanmıştır. Kontrol serasına göre en yüksek gelişim ve verim değerleri KR ve MV serasında kaydedilmiştir. Bitki boyları incelendiğinde MV serasında bulunan domates bitkisinin boyları tüm fenolojik evrelerde diğer seralarda yetişen bitki boylarından yüksek düzeyde olup hasat sonunda ölçülen ortalama bitki boyları sırasıyla MV: 183 cm, KR: 177 cm, KN:174 cm, LD: 165 cm olarak ölçülmüştür. Benzer şekilde alan verimleri sıralandığında, MV: 7.58 ton da-1, KR: 5.39 ton da-1, KN: 4.66 ton da-1, LD: 4.48 ton da-1 olarak gerçekleşmiştir. Buna göre bitki boy gelişimi ve alan verimi arasında doğru ortantıya sahip bir ilişki bulunmuştur. Sonuç olarak domates bitkisinin örtü malzemesinin mavi renkte kullanıldığında verim, dane kütlesi ve bitki yeşil aksam gelişimini olumlu yönde etkileyeceği düşünülmektedir. Ayrıca, örtü malzemesi kırmızı renkte kullanılırsa domates bitkisi için sıcaklık ve ışınım enerjisi değerlerini azaltacağı kanısına varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sera, Domates, LED, Renk, Fenolojik evre

Eren Çetin
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karma programlama yöntemi kullanılarak Isparta ili merkezi biyogaz tesisleri planlama modelinin geliştirilmesi

Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ve çeşitlendirilmesi, ülkelerin enerji politikaları içerisinde önemli bir yere sahip konularından birisidir. Fosil kaynaklarında meydana gelen azalma ile birlikte bu kaynaklardan elde edilen yakıtların çevre üzerindeki olumsuz etkileri günümüz dünyasını yenilenebilir ve sürdürülebilir enerji kaynaklarında çalışmalar ve araştırmalar yapmaya yönlendirmektedir. Bitkisel ve hayvansal atıkları kullanarak biyogaz ve elektrik enerjisi üretimi, yenilenebilir ve sürdürülebilir enerji kaynağı konusunda önemli alternatif olarak bilinmekte ve değerlendirilmektedir. Yüksek lisans tezi kapsamında Isparta ilinde büyükbaş hayvanların atıkları kullanılarak üretilebilecek biyogaz ve elektrik enerjisi kapasitesi belirlenmiş ve aynı zamanda yatırım ve ulaştırma maliyeti hesaplamaları da yapılmıştır. Bu hesaplamaları yapabilmek amacıyla karma programlama yöntemi kullanılarak bölgesel merkezi biyogaz tesisleri planlama modeli geliştirilmiştir. Planlama modelinin çözümü için Lingo paket programı kullanılmıştır. Planlama modeli sonuç çıktılarına göre; büyükbaş hayvanlardan elde edilecek olan yıllık 1.063.400 ton atığın kullanılması ile birlikte Isparta bölgesinde 42.636.755 m3 biyogaz ve 77.994,58 MW elektrik enerjisi üretiminin mümkün olduğu belirlenmiştir. Bu elde edilen hayvansal atıkların değerlendirilebilmesi amacıyla Isparta yöresinde yıllık atık işleme kapasitesi 58.400 ton, 105.000 ton ve 150.000 ton olan biyogaz tesislerinden çeşitli ilçelere 8 adet tesisin kurulması gerektiği belirlenmiştir. Bu tesislerin kurulumu için gerekli olan yatırım maliyetinin 228.085.650 TL ve yatırım geri kazanım süresinin 4,81 yıl olduğu hesaplanmıştır.

BiyogazBüyükbaş hayvanlarEnerji+3
Yalçın Gönbe
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Antalya ili keçi işletmelerinin barındırma olanaklarının belirlenmesi ve hayvan refahı açısından değerlendirilmesi

Koyun ve keçi yetiştiriciliği coğrafi ve iklimsel şartların uygunluğu sebebiyle ülkemizde tercih edilen bir hayvancılık kolu olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle meraya dayalı olarak yapılan ve yem masraflarını minimize eden, yüksek döl verimine sahip küçükbaş hayvan yetiştiriciliği kar marjı yüksek bir yetiştiricilik çeşidi olarak bilinmektedir. Ülkemizde keçi yetiştiriciliğinin en yoğun olarak yapıldığı yer Akdeniz Bölgesi'dir ve Akdeniz Bölgesi'nde bulunan Mersin ve Antalya illeri keçi yetiştiriciliğinde ön plana çıkmaktadır. Yüksek lisans tezi kapsamında, Antalya ilinde keçi yetiştiriciliği yapılan işletmelerin genel özellikleri, yapısal durumları, hayvan refahı ve sağlığı uygulamaları araştırılmıştır. Bu amaçla istatistiksel yöntem kullanılarak belirlenen 95 adet işletme araştırmaya dahil edilmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda işletme sahiplerinden %62,11'inin ilköğretim, %28,42'inin lise ve %9,47'sinin üniversite mezunu olduğu belirlenmiştir. Keçi yetiştiriciliği yapan işletmelerin %75,79'u yetiştiriciliği ana geçim kaynağı olarak ve %24,21'i ek gelir kaynağı olarak yapmaktadır. İşletmelerin %72,63'ünde kapalı ağıl sistemi kullanılırken %27,37'sinde açık ağıl sistemi tercih edilmektedir. Ağılların %98.95'sinin projesinin bulunmadığı ve sadece %1,05'inin projesinin olduğu belirlenmiştir. Ağıl yapılarında genellikle yöreden kolayca temin edilebilen ve yatırım maliyeti düşük naylon ve taş gibi yapı malzemelerinin kullanıldığı tespit edilmiştir. Yörede keçi yetiştiriciliğinin merada otlatma yöntemiyle yapılmasından ve barındırma koşullarındaki olumsuzluklardan dolayı keçilerde topallık, sarkık ve kör meme gibi meme anomalilerinin sıkça yaşandığı belirlenmiştir.

AntalyaHayvan barınaklarıHayvan refahı+2
Ercan Soydinç
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sera koşullarında farklı sulama suyu düzeyleri ile solucan gübresi dozlarının uygulandığı fesleğen (Ocimum basilicum L.) bitkisinin su-verim fonksiyonlarının belirlenmesi

Bu çalışma, farklı sulama suyu düzeyleri ile solucan gübresi (vermikompost) dozlarının uygulandığı fesleğen bitkisinin su-verim fonksiyonlarını belirlemek amacı ile Isparta ili, Sütçüler ilçesi, Çandır köyünde kurulan plastik serada yer alan saksılarda yürütülmüş olup, yetiştirme ortamı olarak toprak kullanılmıştır. Çalışmada, farklı solucan gübresi dozları (V0; solucan gübresi kullanılmayan, V1; 100 kg/da ve V2; 200 kg/da) ile her solucan gübresi dozu için mevcut toprak nemini saksı kapasitesine çıkarmak için ihtiyaç duyulan suyun %100 (tam sulama, I100), %75, %50, %25 (kısıtlı sulama I75, I50, I25) ve %0'nın (susuz, I0) uygulandığı farklı sulama suyu düzeyi konuları yer almıştır. Konulara uygulanan sulama suyu miktarı, en yüksek I100V0 konusunda 1699.56 mm ve en düşük I0 konularında 27.66 mm arasında gerçekleşmiştir. Konulara ilişkin en yüksek ve en düşük bitki su tüketimi (ET) değerleri sırasıyla, 1681.96 mm (I100V0) ve 59.30 mm (I0V2) olarak belirlenmiştir. Çalışmada, verimin artan sulama suyu düzeyi ile paralel olarak arttığı gözlenmiştir. Aynı sulama suyu düzeyinde solucan gübre dozları arasında önemli bir fark bulunmazken, sulama suyu düzeylerinin verimleri arasında istatistiksel olarak önemli farklılıklar belirlenmiştir (P<0.01). Elde edilen değerlere göre, en yüksek yeşil herba verimi I100V2 konusundan 6823.58 kg/da, en düşük ise I0V0 konusunda 51.02 kg/da olarak elde edilirken, en yüksek ve en düşük kuru herba verimleri I100V2 ve I0V0 konularından sırasıyla 889.47 kg/da ve 39.86 kg/da olarak elde edilmiştir. Konulardan elde edilen uçucu yağ oranı %0.42-%1.00 arasında değişirken, rakamsal olarak en yüksek uçucu yağ oranı I75V2 konusundan elde edilmiştir. Uçucu yağların ana bileşenleri linalool (% 41.07-56.23), eugenol (%9.9-14.57) ve 1,8-cineole (%10.04-14.64) olarak bulunmuştur. En yüksek ve en düşük su kullanım randımanları (WUE) sırasıyla 449.08 kg/da-mm (I50V2) ve 85.01 kg/da-mm (I0V0) olarak hesaplanmıştır. En yüksek sulama suyu kullanım randımanı (IWUE) I50V2 konusunda 444.21 kg/da-mm, uygulanan sulama suyun bitki su tüketimi karşılama yüzdesi (IRc) ise I100V2 konusunda %101.21 olarak bulunmuştur. Konulara ilişkin verim tepki etmeni (ky) 1.07 olarak belirlenmiştir.

Muhtasım Toprak
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fao-aquacrop (Ver. 6.1) modeli kullanılarak farklı sulama, tuzluluk ve ekim tarihleri senaryolarında buğday verim tahmini

Bu çalışmada AquaCrop 6.1 versiyonu kullanılarak, kurak ve yarı kurak iklim bölgelerinde, farklı yetiştirme stratejileri altında yetiştirilen kışlık buğdayın verim ve biyokütle değerleri tahmin edilmiştir. Deneme konularını, 26 farklı sulama stratejisi (S1 den S26 ya kadar), 5 farklı sulama suyu tuzluluk düzeyleri (T1=0.5 dS/m, T2=2.5 dS/m, T3=5 dS/m, T4=10 dS/m, T5=15 dS/m) ve 3 farklı ekim tarihleri (E1=15 Ekim E2=15 Kasım E3=15 Aralık) oluşturmaktadır. Modelden elde edilen tahmin sonuçlarına göre kışlık buğday için bu bölgede en düşük verim 5.15 t/ha değeri ile gelişme dönemi boyunca sulama suyu uygulaması yapılmayan S23 (S0-0-0) konusunda elde edilmiştir. En yüksek dane verimi (7.42 t/ha) ise sapa kalkma, başaklanma ve süt olum dönemlerinde tam sulama yapılan S1 (S100-100-100) konusunda elde edilmiştir. Tuzluluk konularına göre, sulama suyu tuzluluk değeri arttıkça dane veriminde ve biyokütle değerinde düşüşler olmuştur. T1, T2 ve T3 konularında dane ve biyokütle veriminde büyük bir farklılık görülmezken T4 ve T5 konularında düşüş olduğu saptanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre kışlık buğdayda en iyi verim 15 Ekim tarihinde yapılan uygulamada elde edilmiştir. Buğday ekiminin Eylül ayında yapılması toprak nem düzeyinin tohum çimlenmesi açısından yeterli olmaması nedeniyle verim ve biyokütle değerleri daha düşük bulunmuştur. Kurak ve yarı kurak bölgelerde farklı yetiştirme senaryoları altında verimi optimize edecek parametrelerinin belirlenmesinde AquaCrop modeli karar vericiler için faydalı bir araç olarak kullanılabilir.

Ömür Ayhan
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı renkteki gölgeleme filelerin örtüaltı yapısının iç iklim etmenleri ile marul bitkisinin (Lactuca sativa L.) verim ve kalite parametrelerine etkisinin belirlenmesi

Bu tez çalışması, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Tarımsal Araştırma ve Uygulama Merkezi deneme alanında kurulmuş 4 adet, genişliği 3 m, uzunluğu 4 m ve çatı mahya yüksekliği 2 m olan yay çatılı plastik örtülü yüksek tünellerde yürütülmüştür. Çalışmada marul (Lactuca sativa L.) bitkisi materyal olarak kullanılmıştır. Çalışma, Nisan-Haziran 2021 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, marul bitkisinin örtüaltında yetiştirilmesinde, %55 gölgeleme oranına sahip renkli gölgeleme filesi kullanımının bitki gelişim parametreleri ile hasat değerleri üzerine etkisi araştırılmıştır. Bunun için gölgeleme filesi kullanılmayan kontrol (K), kırmızı fileli (KF), mavi fileli (MF) ve yeşil fileli (YF) yüksek tüneller kullanılmıştır. Sıcaklık, nem ve ışınım enerjisi değerleri saatlik ölçülmüştür. Saatlik ortalama ışınım enerjisi değerleri incelendiğinde, büyükten küçüğe doğru sırasıyla K>KF>MF>YF olduğu belirlenmiştir. En yüksek ışınım enerji değerleri K yüksek tünelde 708 W.m-2, KF yüksek tünelde 578 W.m-2, MF yüksek tünelde 491 W.m-2 ve YF yüksek tünelde 337 W.m-2 olarak ölçülmüştür. En yüksek sıcaklık değerlerinin ise K yüksek tünelde 38.8°C olduğu anda KF yüksek tünelde 37.7°C, MF yüksek tünelde 36.5°C ve YF yüksek tünelde 35°C ölçülmüştür. En düşük bağıl nem değeri K yüksek tünelde %20.7 olduğu anda KF yüksek tünelde %22.7, YF yüksek tünelde %29.1 ve MF yüksek tünelde %32 ölçülmüştür. Bitki verim, baş çapı, boy, gövde uzunluğu ve yaprak sayısı MF yüksek tünelde en yüksek değerde ölçülmüştür. Bitki gövde kalınlığı değeri ise en yüksek K yüksek tünelde ölçülmüştür. Bitki verim değerleri, MF yüksek tünelde 4.363 ton.da-1, YF yüksek tünelde 4.203 ton.da-1, KF yüksek tünelde 3.703 ton.da-1, K yüksek tünelde 3.303 ton.da-1 olarak ölçülmüştür. Sonuç olarak, araştırma konularına göre değerlendirildiğinde mavi renkli gölgeleme filesi kullanımının marul bitkisinin verim ve kalite parametrelerine önemli bir etkisi olduğuna sonucuna ulaşılmıştır.

Gölgeleme elemanlarıIspartaMarul+3
Birand Özsoy
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı sulama suyu düzeylerinin yem pancarının verim ve kalite parametrelerine etkisi

Çalışma, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Tarımsal Araştırma ve Uygulama Çiftliği'nde 2021 yılında farklı sulama suyu düzeylerinin yem pancarının verim ve kalite parametrelerine etkisini belirlemek amacıyla tesadüf bloklar deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Çalışmada Rota çeşidi yem pancarı kullanılmıştır. Sulama suyu miktarının belirlenmesinde Penman-Monteith yöntemine göre hesaplanan kıyas bitki su tüketimi (ETo) dikkate alınmış, on günlük kıyas bitki su tüketimi toplamının beş farklı oranı (S1: ETo×1.20, S2: ETo×0.90, S3: ETo×0.60, S4: ETo×0.30; S5: ETo×0.00) sulama suyu olarak uygulanmıştır. Denemede damla sulama yöntemi kullanılmıştır. Deneme konularına uygulanan sulama suyu miktarları 131.9 mm – 643.6 mm arasında, bitki su tüketimi (ET) ise 337.1 mm – 782 mm arasında değişmiştir. Deneme konularına göre yaş yaprak verimi, 570 – 1788.1 kg/da, yaş yumru verimi, 1865.7 – 7838.8 kg/da, toplam yaş verim, 2435.8 – 9626.9 kg/da, yaprak kuru madde verimi, 134.1 – 255.5 kg/da, yumru kuru madde verimi 469.9 – 1247.6 kg/da, yumru boyu, 12.2 cm – 25.4 cm, yumru çapı, 6.5 – 12.4 cm arasında değişmiştir Verim tepki etmeni (ky) 1.04 olarak hesaplanmıştır. Su kullanım randımanı 72.3 – 145.0 kg/ha/mm arasında iken sulama suyu randımanı 111.7 – 157.5 kg/ha/mm arasında belirlenmiştir. Deneme koşulları için yeterli sulama suyu koşullarında S2 konusu en uygun sulama programı olarak belirlenmiştir. Kısıtlı sulama suyu koşullarında ise kıyas bitki su tüketiminin %60'ının ya da %30'unun uygulandığı S3 veya S4 konularının sulama programı olarak kullanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır.

Su kısıtıSulamaSulama programlaması+2
Emmanuel Hakıruwızera
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Burdur-Çavdır-Küçükalan basınçlı sulama sisteminin COPAM yazılımı ile performans analizi

Bu çalışmada, Burdur Çavdır Küçükalan basınçlı sulama sisteminin performans analizini yapmak için COPAM (Sınıflandırılmış Karakteristik Eğriler Modeli) bilgisayar yazılımı kullanılmıştır. Bu yazılım yardımıyla debi – su kaynağı kotu, bağıl basınç açısından yetersiz hidrantların tespiti, hidrant güvenilirliği, farklı kaynak yüksekliklerinde hidrantların yeterliliği, mevcut koşullarda boru çaplarının yeninden belirlenmesi, hesaplanan boru çaplarına göre sulama sisteminin eski ve yeni maliyetinin karşılaştırılması gibi analizler yapılmıştır. Çalışma sonunda, sulama sisteminin mevcut koşullarda % 90'lık bir verim ile çalışabileceği belirlenmiştir. Çalışmada ayrıca, sistemde bulunan 42 adet hidrantın 2'sinde hem bağıl basınç açısından yetersizlik olduğu hem de güvenilirlik değerlerinin '0' olduğu saptanmıştır. Mevcut koşullarda boru çapları açısından yapılan değerlendirmede ise 26 boru hattında daha küçük çaplı borular kullanılması gerekirken (6818.50 m) 2 noktada ise daha büyük çaplı boruların kullanılması gerektiği (491.40 m) saptanmıştır. COPAM yazılımıyla hesaplanan boru çaplarının kullanılması durumunda, bağıl basınç eksikliği olan hidrant sayısı 1'e düşmüştür. Yapılan maliyet analizinde ise COPAM yazılımı ile belirlenen boru çaplarının kullanılması durumunda proje maliyetinden 57262.49 $ tasarruf edilebileceği saptanmıştır. Sonuç olarak, basınçlı sulama sistemlerinin performans analizinde COPAM programının kullanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır. COPAM veya benzeri programların kullanılması durumunda, projelerin yatırım maliyetlerini düşürerek verimliliklerini yükseltmek mümkün olabilecektir. Bu nedenle COPAM veya benzeri programların basınçlı sulama sistemlerinin değerlendirilmesi amacıyla ilgili kurumlar tarafından kullanılması gerektiği düşünülmektedir.

Basınçlı sulama sistemleriBurdurPerformans
Can Özkaya
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Isparta ekolojik koşullarında farklı sulama suyu düzeylerinin patates (Solanum tuberosum l.) bitkisinin yumru gelişimi ve kalitesi üzerine etkileri

Bu çalışma Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Tarımsal Araştırma ve Uygulama Çiftliği'nde 2021 yılında farklı sulama rejimlerinin Agria patates (parmak patates, sanayilik) çeşidinin yumru verimi ve kalite parametreleri üzerindeki etkisini incelemek amacıyla tesadüf bloklar deneme deseninde üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Çalışmada damla sulama yöntemi kullanılarak beş farklı sulama suyu düzeyi (S1: Yedi günlük ETo toplamının %120'si kadar sulama suyu uygulama, S2: Yedi günlük ETo toplamının %90'ı kadar sulama suyu uygulama, S3: Yedi günlük ETo toplamının %60'ı kadar sulama suyu uygulama, S4: Yedi günlük ETo toplamının %30'u kadar sulama suyu uygulama, S5: sulamasız uygulama) uygulanmıştır. Uygulanan sulama suyu miktarları konulara göre 85.66-639.26 mm arasında ve bitki su tüketimleri ise 296.54-825.15 mm arasında değişmiştir. Patatesin bitki boyu 48.43-70.67 cm arasında, ana sap sayısı 2.83-4.47 adet arasında, yaprak alan indeksi 1.00-3.03 arasında, ocak başına yumru sayısı 5.39-8.04 adet arasında, ocak başına yumru verimi 304.27-1089.30 g/ocak arasında, ortalama yumru ağırlığı 58.01-135.71 g arasında, toplam yumru verimi 12.96-46.11 t/ha arasında, pazarlanabilir yumru verimi 6.37-40.59 t/ha arasında, amorf yumru oranı %1.53-18.18 arasında, çatlak yumru oranı %3.74-8.66 arasında, yumru özgül ağırlık değeri 1.06-1.08 g/cm3 arasında, nişasta oranı %13.29-15.39 arasında, kuru madde oranı %17.74-21.06 arasında ve briks değerleri %4.98-5.79 arasında değişmiştir. Verim tepki etmeni (ky) 1.19 olarak hesaplanmıştır. Su kullanım randımanı 43.69-55.88 kg/ha/mm arasında ve sulama suyu kullanım randımanı değerleri ise 32.34-51.86 kg/ha/mm arasında değişmiştir.

IspartaPatatesSolanum tuberosum+3
Yasemin Beyza Şahin
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Aspir (carthamus tinctorius L.)'de malç uygulamalarının ve farklı gelişme dönemlerinde uygulanan su kısıtının verim ve kalite parametrelerine etkisi

Bu denemede, aspir bitkisinde yetişme dönemi boyunca uygulanan malç uygulamalarının kısıtlı sulama koşulları altında bitkinin verim, kalite ve su kullanım özelliklerine etkisi incelenmiştir. Deneme, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Eğitim, Araştırma ve Uygulama Çiftliği'nde tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Denemede, üç farklı malç uygulaması (M0, M1, M2) ve on farklı sulama konusu (I1, I2, I3, I4, I5, I6, I7, I8, I9, I10) değerlendirmeye alınmıştır. Deneme sonuçlarına göre; en yüksek bitki su tüketimi (ET) birinci ve ikinci yılda M0I1 kombinasyonunda sırasıyla 797.31 mm ve 687.10 mm, en düşük ET birinci ve ikinci yılda M1I8 kombinasyonunda sırasıyla 314.82 mm ve 247.82 mm olarak ölçülmüştür. En yüksek tane verimi birinci yılda M0I1 kombinasyonunda 1077.02 kg da-1, ikinci yılda ise M1I1 kombinasyonunda 740.01 kg da-1 olarak belirlenmiştir. En yüksek yağ verimi birinci yılda M0I1 kombinasyonundan 339.07 kg da-1, denemenin ikinci yılında ise M1I10 kombinasyonundan 202.39 kg da-1 olarak elde edilmiştir. Malç uygulamaları ve sulama konularının palmitik asit oranı üzerindeki etkisi istatistiksel olarak önemli bulunmazken, en düşük stearik asit oranı birinci yılda M2I2 kombinasyonunda, ikinci yılda ise I1 ve I7 sulama konularında, en yüksek oleik asit oranı birinci yılda M2I7 kombinasyonunda, ikinci yılda ise M2I5 kombinasyonunda, en yüksek linoleik asit oranı ise birinci yılda M1I9, ikinci yılda ise M1I7 kombinasyonunda tespit edilmiştir. Denemenin birinci yılında plastik malç uygulamaları verim parametrelerinde artış sağlamasına rağmen yüksek maliyetli olması karlılığı sınırlandırmıştır. Denemenin ikinci yılında ise iklim koşulları ve düşük satış fiyatları nedeniyle her konuda ekonomik kayıp yaşanmıştır.

AspirMalç uygulaması
Emre Topçu
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nanomateryal (ZnO) uygulamasının tuzlu sulama suyu ile yetiştirilen marul (Lactuca sativa) bitkisinin gelişim ve verimine etkisi

Bu araştırmada, Nano Çinko Oksit (ZnO) nanopartiküllerinin (Np1: 50 ppm, Np2: 100 ppm, Np3: 300 ppm), farklı tuzluluk düzeylerine sahip sulama sularıyla (T1: çeşme suyu 1.2 dS/m, T2: 2 dS/m, T3: 4 dS/m) birlikte uygulanmasının, marul (Lactuca sativa) bitkisinin yaş ve kuru ağırlık verimi üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışma, tesadüf parselleri deneme desenine uygun olarak faktöriyel düzende ve üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Toplamda 36 parsel değerlendirmeye alınmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; sulama suyu tuzluluğu ile bitki yaş ve kuru ağılıkları arasında önemli ve negatif bir ilişkinin olduğu bulunmuştur. Tuzluluk uygulamaları arasında en yüksek yaş ve kuru ağırlık değerleri, sırasıyla 155 g/bitki ve 14 g/bitki ile T1 uygulamasında elde edilmiştir. Nano çinko oksit uygulamaları bakımından ise en yüksek yaş ve kuru ağırlıklar, sırasıyla 201 g/bitki ve 16.85 g/bitki ile NP3 uygulamasında belirlenmiştir. Bitki yaş ağırlıkları açısından elde edilen verilere yapılan varyans analizi sonucunda sulama suyu tuzluluğu-nanomateryal interaksiyonu istatistik olarak önemli bulunmuştur. Tuzluluk seviyeleri arttıkça nano çinko oksit etkisinin azaldığı saptanmıştır. T1NP3 konusunda 201 gr/bitki değeri ile en yüksek yaş ağırlık değeri elde edilmiştir. Bitki kuru ağırlığı bakımından konular istatistiksel olarak değerlendirildiğinde sulama suyu tuzluluğu nano çinko oksit düzeyi arasında önemli düzeyde bir ilişki olmadığı belirlenmiştir. Yine nano çinko oksit ortalamaları arasındaki istatistik farklar da önemli bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Sulama suyu tuzluğu, Nano teknoloji, Nano Çinko Oksit (ZnO), Marul (Lactuca sativa), Yedikule marul, Verim

Damla sulamaSulu tarımSürdürülebilir tarım+2
İbrahim Yavuz
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Biyokömür ve malç uygulamalarının kısıtlı sulama koşullarında domatesin verim ve kalite özelliklerine etkisi

Bu çalışmada, sürdürülebilir tarım uygulamaları kapsamında farklı sulama düzeyleri, biyokömür dozları ve malç uygulamalarının domates meyvesinin verim, kalite ve besin içeriği üzerindeki etkileri incelemiştir. Araştırma, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma alanında yapılmıştır. Çalışmada 3 farklı sulama konusu (I100: Tam sulama, I75: %25 su kısıtı ve I50: %50 su kısıtı) dört farklı biyokömür dozu (B0: 0 t/ha, B1: 10 t/ha, B2: 20 t/ha ve B3: 30 t/ha) ve iki farklı malç uygulaması (M0: Malçsız ve M1: Malçlı) yer almıştır. Araştırma sonuçlarına göre; bitki su tüketimi (ET) en yüksek M0B3I100'de (2191.5 mm), en düşük M1B0I50'de (808.7 mm); WUE en yüksek M1'de (26.2 kg/m3), en düşük ise M0'de (22.3 kg/m3) belirlenmiştir. Deneme konuları içerisinde en fazla verim M0B3I100'den (42.86 t/ha) elde edilirken en az verim ise M1B3I50'den (15.71 t/ha) elde edilmiştir. Biyokömür uygulamaları toplam verimi %7.99 ile %9.44 arasında artırmış, malç ve biyokömürün birlikte kullanımı ise %0.20 ile %12.03 arasında artırmıştır. Sonuçlar, tam sulamanın (I100) en yüksek verimi sağladığını, ancak kısmi su stresinin (I75 ve I50) bitkilerde metabolik stresi artırarak likopen, C vitamini ve flavonoid gibi sekonder metabolitlerin üretimini desteklediğini göstermiştir. Biyokömür uygulamaları, toprak özelliklerini iyileştirerek su tutma kapasitesini artırmış ve meyve kalitesini önemli ölçüde yükseltmiştir; en yüksek biyokömür dozu (B3) özellikle flavonoid, likopen ve karoten miktarlarında belirgin artışlar sağlamıştır. Malç uygulamaları, toprak nemini koruyarak su kullanım verimliliğini artırmış ancak kalite parametreleri üzerindeki etkileri sınırlı kalmıştır. Sulama, biyokömür ve malç faktörleri arasındaki etkileşimler, besin içeriği ve renk yoğunluğunu artırmada sinerjik etkiler yaratmıştır. Bu bulgular, sulama yönetimi, biyokömür ve malç uygulamalarının entegre edilmesinin, sürdürülebilir kaynak kullanımı ve domates yetiştiriciliğinde kaliteyi artırma potansiyelini ortaya koymaktadır.

BiyokömürDomatesMalç uygulaması+1
Esengül Demirel
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eğirdir-boğazova elma bahçelerindeki damla sulama sistemlerinin hidrolik açıdan değerlendirilmesi

Bu çalışma Türkiye'nin en önemli elma üretim bölgelerinden biri olan Isparta ili Eğirdir İlçesi Boğazova'da bulunan Balkırı, Eyüpler, Kırıntı, Tepeli ve Yukarıgökdere köylerindeki elma bahçelerinde damla sulama sistemlerinin hidrolik performanslarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla belirtilen bu köylerde parseller büyüklük grupları göz önüne alınarak yöreyi temsil edecek şekilde toplam 58 adet parsel seçilmiştir. Seçilen bu parsellerde bulunan damla sulama sistemlerinde lateral debi değişimi (qdeg), lateral basınç değişimi (hdeg), damlatıcı debi değişim katsayısı (CV), Christiansen eşdağılım katsayısı (CU), dağılım üniformitesi (DU), damlatıcı debi üniformitesi (EU), istatistiksel eşdağılım (Us) ve sistem yayılım üniformitesi incelenmiştir. Araştırma sonucunda, lateral debi değişimi (qdeg) %9.1-55.6 arasında, lateral basınç değişimi (hdeg) %8.3-77.5 arasında, damlatıcı debi değişim katsayısı (CV) %6-53.5 arasında, Christiansen eşdağılım katsayısı (CU) %60.4-95.3 arasında, dağılım üniformitesi (DU), %34.4-92.6 arasında, damlatıcı debi üniformitesi (EU), %18.7-88.6 arasında, istatistiksel eşdağılım (Us), %46.5-94 arasında ve sistem yayınım üniformitesi (Eua) ise %35.4-90.0 arasında belirlenmiştir. Parsel gruplarının lateral debi değişimi (p<0.05) ve lateral basınç değişimi (p<0.01) üzerindeki etkisi önemli iken, diğer hidrolik parametreler üzerindeki etkisi önemsiz bulunmuştur.

Damla sulamaElma
Ahmed Muse Jılaow
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Afyonkarahisar yöresinde bulunan seralarda kullanılan jeotermal ısıtmada karşılaşılan sorunlar

Bu çalışmada, Afyonkarahisar ilinde bulunan seraların jeotermal kaynaklarla ısıtılmasında karşılaşılan sorunlar incelenmiş ve bu seraların mevcut durumları ile yapısal özellikleri ortaya konulmuştur. Araştırmanın ana materyalini tam sayım yöntemi ile belirlenen 43 sera üreticisi ile yüz yüze yapılan anketler oluşturmaktadır. Verilerin analizi için parametrik olmayan yöntemlerden Kruskal-Wallis ve Mann-Whitney U testleri kullanılmıştır. Sayım ile elde edilen verilere ise Khi-kare testi uygulanmıştır. Elde edilen verilere göre örtü altı yetiştiricilikte en sık karşılaşılan sorunların ısıtma, sulama ve havalandırma sorunları olduğu belirlenmiştir. Örtü altı yetiştiricilikte karşılaşılan bu sorunlar, cinsiyet, eğitim, işletme kuruluş tarihi ve işletme büyüklüğüne göre değişiklik göstermektedir. Jeotermal ısıtmada en sık karşılaşılan sorunlar ise bakım maliyetlerinin artması, jeotermal suyun sıcaklık ve kimyasal bileşenlerindeki dalgalanmaların üretimi olumsuz etkilemesi ve jeotermal suyun kimyasal özelliklerinin seradaki ekipmanlara zarar vermesidir. Jeotermal ısıtmada en sık karşılaşılan bu sorunlar yaş, deneyim, işletme kuruluş tarihi ve işletme büyüklüğüne göre değişiklik göstermektedir. Jeotermal enerjinin en önemli avantajlarının yenilenebilir ve sürdürülebilir enerji kaynağı olması; çevre dostu olması ve düşük karbon emisyonu sağlaması iken en önemli dezavantajları ise başlangıç maliyetlerinin yüksek olması ve jeotermal kaynakların bölgesel sınırlamasının olmasıdır (belli coğrafi bölgelerde daha yoğun olması). Jeotermal enerjinin bahsedilen avantajları cinsiyet, yaş, deneyim süresi ve işletme kuruluş tarihine göre değişiklik gösterirken; dezavantajları deneyim süresi ve işletme kuruluş tarihine göre değişiklik göstermektedir.

AfyonkarahisarJeotermal enerjiSeracılık
Evren Kaymak
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Meteorolojik kuraklık eğiliminin alansal ve zamansal yayılımının farklı yöntemlerle değerlendirilmesi: Şanlıurfa örneği

Küresel ısınma iklim değişiminin en önemli nedenleri arasında sayılmaktadır. Son yıllarda sellerin, taşkınların, kuraklık vb. doğal afetlerin frekansını ve şiddetini artırması iklim değişikliğinin işareti olarak değerlendirilmektedir. Bu kapsamda; 19.242 km² 'lik yüz ölçüme sahip Şanlıurfa ilinde yürütülen çalışmada; De Martonne (IDM), De Martonne-Gottman (IDMG) ve Erinç (Im) yöntemleriyle meteorolojik kuraklığın 2 farklı periyotta alansal ve zamansal yayılımının belirlenmesi amaçlanmıştır. İl sınırları içerisinde ve il sınırları dışında bulunan 12 meteoroloji gözlem istasyonundan aylık temin edilen uzun yıllar toplam yağış (mm), ortalama sıcaklık (ºC) ve ortalama maksimum sıcaklık (ºC) serileri temel materyal olarak kullanılmıştır. Her istasyon için üç yöntem kullanılarak yıllık kuraklık indeks değerleri hesaplanmıştır. Hesaplanan kuraklık indeks serilerinde eksik yılları olan istasyonlar ve tam seriye sahip istasyonlar arasında korelasyon ve regresyon analizi ile eksik yıllar tamamlanmıştır. Atatürk barajının su tutmaya başladığı 1991 yılı 2.dönemin başlangıç yılı alınarak istasyonlara ait seriler 1. periyot (1961-1990) ve 2. periyot (1991-2020) olacak şekilde 2 farklı zaman ölçeğine bölünmüştür. İstasyonları temsil eden kuraklık indeks serilerinin medyan değerleri kullanılarak Ters Uzaklık Yöntemi ile 200x200 m çözünürlükte 2 farklı periyot için Şanlıurfa'nın IDM, IDMG ve Im yıllık iklim sınıfı haritaları üretilmiştir. Sonuç olarak; IDM, IDMG ve Im yöntemlerine göre Şanlıurfa ilinde meteorolojik kuraklığın alansal ve zamansal yayılımının güneyden kuzeye doğru olduğu; 2. Periyotta kuraklık şiddetinin güneyde arttığı, yöntemler arasında anlamlı bir fark olmadığı bulunmuştur. Atatürk, Birecik ve Karkamış barajlarının güneyden kuzeye doğru olan kuraklık yayılımını engelleyemediği saptanmıştır

Tuba Yücel
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Referans bitki su tüketiminin ve net sulama suyu ihtiyacının coğrafi bilgi sistemi ile haritalanması

Su kaynaklarını yönetme ve geliştirme projelerinde, kullanılan en önemli parametrelerden biri de bitki su tüketim miktarlarıdır. Bu araştırmada, uzun yıllar günlük iklim serileri kullanılarak Şanlıurfa ili için on günlük periyotlarda günlük ortalama referans bitki su tüketiminin (ETo) alansal ve zamansal değişiminin belirlenmesi ve yetişticiliği yapılan pamuk ve mısır bitkisinin on günlük periyotlarda net sulama suyu ihtiyacının(dnet) alansal ve zamansal değişiminin belirlenmesi amaçlanmıştır. Amaç kapsamında, Şanlıurfa il sınırları içinde ve il sınırları dışında bulunan toplam 11 adet meteoroloji gözlem istasyonundan uzun yıllar (2000-2021) günlük temin edilen; minimum ve maksimum sıcaklık (⁰C), güneşlenme süresi (saat), ortalama nispi nem (%) ve rüzgar hızı (m/s) verileri temel materyal olarak kullanılmıştır. FAO tarafından geliştirilen Cropwat 8.0 yazılım programı yardımıyla her istasyon için Penman-Monteith yöntemi ile uzun yıllar on günlük ortalama referans bitki su tüketimi (mm) değerleri hesaplanmıştır. Elde edilen on günlük ortalama ETo değerleri esas alınarak coğrafi bilgi sistemi ortamında ters uzaklık yöntemi kullanılarak Şanlıurfa ili için tüm aylara ait on günlük periyotlarda ortalama referans bitki su tüketimi ve bir sulama sezonu için pamuk ve mısır bitkisine ait on günlük periyotlarda net sulama suyu ihtiyacının belirlendiği haritalar oluşturulmuştur. Çalışma sonuçlarına göre, aylık ortalama ETo değerleri on günlük periyotlarda; 7,67 mm ile 89,20 mm arasında değişim göstermiştir. İlin, güney ve güneydoğusunda ETo değerlerinde önemli artışlar meydana gelirken, Atatürk, Birecik ve Karkamış barajının etkisi altında bulunan kuzey ve güney batı kesimlerinde ETo değerlerinde azalma olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte bir sulama sezonu boyunca pamuk ve mısır bitkilerinde en yüksek dnet değeri pamuk bitkisi için on günlük periyotlarda Temmuz ayının üçüncü periyodunda 112,78 mm olarak tespit edilirken, mısır bitkisi için Ağustos ayının üçüncü on günlük periyodunda 92,90 mm olarak tespit edilmiştir. Çalışmada sonucunda elde edilen ETo değerlerinin, bölgenin bitki desenine ait bitki su tüketimin (ETc) belirlenmesinde ve yetiştiriciliği yapılan pamuk ve mısır bitkilerinin bir sulama periyodunda net sulama suyu ihtiyaçlarının dikkate alınması önerilmektedir. Aynı zamanda çalışmanın literatüre katkı sağlaması düşünülmektedir.

İsmail Hakkı Ürün
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Harran Ovasında damla sulama yöntemiyle sulanan birinci ürün mısırın (Zea mays L.) sulama programının belirlenmesi

Mısır, dünya genelinde hem insan beslenmesi hem de hayvan yemi olarak stratejik bir öneme sahip olup, suya yüksek talebi nedeniyle tarımsal üretimde etkin su yönetimi gerektiren bir bitkidir. Sulama aralıkları ve sulama suyu seviyeleri, mısırın büyüme, verim ve sulama suyu üretkenliği üzerinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışma, 2022 yılında Harran Ovası koşullarında yürütülmüştür. Araştırma tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Araştırmada, ana konular iki farklı sulama aralığı (4 gün (D4) ve 8 gün (D8)), alt konular ise açık su yüzeyi buharlaşmasının dört farklı seviyesi (I1 (K=1.15), I2 (K=1.00), I3 (K= 0.75) ve I4 (K= 0.50)) oluşturmuştur. Çalışma sonunda sulama suyu miktarı (IW), bitki su tüketim miktarı (ETc), suüretkenliği (WP), sulama suyuüretkenliği (IWP), bitki boyu, koçan çapı ve ağırlığı, koçandaki dane sayısı, 100 dane ağırlığı ve dane verimleri irdelenmiştir. Konuların sulama suyu miktarı 445.0-859.1 mm arasında, bitki su tüketim miktarları 515.6-937.3 mm arasında, su üretkenliğini (WP) 0.23-0.96 kg m⁻³ arasında, sulama suyu üretkenliğinin (IWP) ise 0.26-1.04 kg m⁻³ arasında değişmiştir. Sulama gün aralığı, sulama suyu seviyesi ve bunların etkileşimlerinin, verim ve verim bileşenleri üzerindeki etkileri istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. En yüksek verim ve verim bileşenleri, D4I1 konusundan elde edilmiştir. Buna karşın, en düşük verim ise, pan katsayısının 0.50 ve sulama aralığının 8 gün olduğu D8I4 konusundan elde edilmiştir.

Büşra Kardaş
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı sulama düzeylerinin damla sulama yöntemi ile yetiştirilen karpuzun verim ve kalitesine etkisi

Bu çalışma, yarı kurak iklim koşullarında damla sulama yöntemi ile yetiştirilen karpuz için uygun sulama programının belirlenmesi amacı ile 2021 yılında Midyat'ta yürütülmüştür. Çalışma tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme deseninde 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Damla sulama sisteminin kullanıldığı bu çalışmada, ana konuları iki farklı sulama aralığı (D1: 3 gün; D2: 6 gün) ve alt konuları ise dört farklı sulama düzeyi oluşturmuştur. Sulama düzeylerini oluşturmasında Class A Pan kabından olan açık su yüzeyi buharlaşmasının farklı oranları I1:%50, I2:%75, I3:%100 ve I4:%125 esas alınmıştır. Araştırmada bitki yetiştirme sezonu süresince D1 konularına 15'i konulu olmak üzere toplam 22 kez su uygulanırken, D2 konuları ise 7'si konulu olmak üzere 14 kez sulanmıştır. Deneme sonuçlarına göre farklı sulama aralıklarının, sulama düzeylerinin ve her ikisinin etkileşiminin karpuz verimi üzerinde önemli etkisi olmuştur. En yüksek verim 7 380 kg da-1 ile D1-I4 konusundan elde edilmiştir. Bu konuya 721.9 mm sulama suyu uygulanmış ve su tüketimi 716.9 mm olmuştur. Uygulanan sulama suyu miktarları karpuzun tüm kalite kriterlerinin (meyve Ağırlığı (MA), meyve sayısı (MS), meyve kabuk kalınlığı (MKK), meyve eni (ME), meyve boyu (MB), suda çözünebilir kuru madde miktarı (SÇKM), meyve hacmi (MH)) üzerine önemli etkisi (0.01≤P) olurken, sulama gün aralığı ise MKK ile SÇKM dışında diğer kalite kriterlerini önemli düzeyde (0.01≤P veya 0.05≤P) etkilemiştir. Deneme konularının su kullanım randımanları (WUE) 10.88 kg m -3 ile 7.34 kg m -3 arasında, sulama suyu kullanım randımanları (IWUE) ise 10.33 kg m -3 ile 7.00 kg m-3 arasında değişmiştir.

Damla sulamaKaliteMardin-Midyat+2
Murat Anık
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Harran ovası koşullarında damla sulama yöntemiyle sulanan ayçiçeği (Helianthus annuus L.) için uygun sulama programının belirlenmesi

Bu çalışma, yarı kurak iklim koşullarında damla sulama yöntemi kullanılarak 2022 yılında Harran Ovası'nda yürütülmüştür. Araştırma tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre 2 ana ve 4 alt konu olarak 3 tekerrür olacak şekilde yürütülmüştür. Çalışmada ana konu olarak iki farklı sulama aralığı (D4: 4 gün; D8: 8 gün) ve alt konu olarak 4 farklı sulama seviyesi (I1: %125, I2: %100, I3: %75, I4: %50) kullanılmıştır. Çalışmada farklı sulama aralığı ve sulama seviyelerinin bitki üzerindeki verim ve kalite parametreleri incelenmiştir. Araştırma süresi boyunca D4 konularına 12' si konulu olmak üzere toplamda 16 kez su uygulanırken, D8 konularına 6'sı konulu olmak üzere toplamda 10 kez su uygulanmıştır. Deneme konularına uygulanan sulama suyu miktarı 418 mm – 785.3 mm arasında değişirken, konuların su tüketim değerleri 458.9 mm – 927.1 mm arasında farklılık göstermiştir. Uygulanan sulama suyunun incelenen fiziksel parametreler üzerinde olumlu etki ettiği gözlemlenirken, yağ oranı için olumlu yönde aynı etkiyi ettiği söylenemez. En yüksek tohum verimi (354.7 kg da-1), bin dane ağırlığı (61.2 g da-1), tabla başına verim (7.5 g tabla-1), tabla çapı (23.7 cm), bitki boyu (125.6 cm), ham yağ verimi (117.2 kg da-1) ile 4 gün sulama aralığında, sulama seviyesinin %125 olduğu (D4-I1) konusundan elde edilmiştir. Yağ oranı ise (%42.2) en yüksek değeriyle 8 gün sulama aralığında ve %50 sulama seviyesinin uygulandığı (D8-I4) konusundan elde edilmiştir.

Bilgen Bilgiseven
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Topraksız çilek yetiştiriciliğinde farklı yetiştirme ortamları ve sulama programlarının verim ve su tüketimine etkileri

Sera topraksız çilek yetiştiriciliğinde farklı sulama programlarının ve bitki yetiştirme ortamlarının bitki gelişimi, verim, meyve kalitesi ile bitki su tüketimi ve su kullanım randımanı değerleri üzerine etkilerinin saptanması amacı ile Kasım 2017-Haziran 2018 döneminde yürütülen çalışmada Rubygem çilek çeşidi kullanılmıştır. Araştırmada sulama uygulamaları, sera içine gelen güneş radyasyonu birikimli değerlerine göre gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla 2 farklı sulama başlangıç değeri (1 ve 3 MJ/m2) seçilerek gün içerisinde sulamalar yapılmıştır. Deneme, bölünmüş parseller deneme desenine göre 4 tekerrürlü olarak (n: 27 bitki) kurulmuştur. Ana parselde sulama, alt parselde ise ortam konusu yer almıştır. İki farklı yetiştirme ortamı (Hindistan cevizi torfu ve perlit) yatay saksılara doldurulmuş ve her saksıya 3 bitki dikilmiştir (6.15 bitki/m2). Yetiştirme ortamı ve sulama programının verim, bitki gelişimi ve su tüketimi üzerine etkisi önemli bulunmuş, Hindistan cevizi torfu ve gün içersinde sık aralıklarla yapılan sulamaların (1 MJ/m2) daha iyi sonuç verdiği belirlenmiştir. Meyve kalitesi üzerine ortamların etkisi önemsiz bulunurken, sulama aralığının arttırıldığı ve bitkinin belirli ölçüde su stresine sokulduğu koşullarda (3 MJ/m2) SÇKM, TA, vitamin C ve fenolik madde aktivitesinin arttığı saptanmıştır. Araştırma konuları arasında sulama suyu kullanım randımanları ve su kullanım randımanı yönünden önemli farlılıklar bulunmamasına karşın 1 MJ/m2 x Hindistan cevizi torfunun kullanıldığı konulardan daha yüksek randıman değerleri elde edilmiştir.

Şeyda Sevinç
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı su kısıt düzeylerinin börülce genotipinde bazı bitki kalite özellikleri üzerine etkisi

Birçok ülkede yaygın olarak yetiştirilen börülce, baklagiller arasında ekonomik yönden önemli bir yere sahiptir. Özellikle az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde öncelikli bitkisel protein kaynağı olarak değerlendirilen börülcede, bazı genotiplerin kurak koşullara dayanıklı olduğu bildirilmektedir. Bu çalışmada, verim ve kalite özellikleri yönünden umutvar olarak kabul edilen bir börülce genotipinin, kısıtlı sulama koşullarında yetiştirilme olanakları araştırılmıştır. Bu amaçla farklı su uygulama düzeylerinin, bitki gelişimi, verim ve kalite özellikleri üzerine etkisi incelenmiştir. 2014-2016 yılları arasında yürütülen araştırmada, kullanılabilir nem kapasitesinin tüketilmesine izin verilen bölümlerinin farklı olduğu üç sulama konusu uygulanmıştır. Bunlar sırasıyla; 1- Tam sulama (A0 konusu): kullanılabilir nem kapasitesinin %25'inin tüketilmesi durumunda sulamanın yapılması, 2- Kısıt I (A1 konusu): kullanılabilir nem kapasitesinin %50'sinin tüketilmesi durumunda sulamanın yapılması, 3- Kısıt II (A2 konusu): kullanılabilir nem kapasitesinin %75'inin tüketilmesi durumunda sulamanın yapılması uygulamalarıdır. Her sulamada topraktaki nem içeriği tarla kapasitesi düzeyine tamamlanmıştır. Deneme süresince topraktaki nem değişimi, sensörler yardımıyla birer saatlik zaman aralıklarında izlenmiştir. Veri sağım işlemi arazide düzenli aralıklarla bilgisayar yardımıyla gerçekleştirilmiştir. Denemede damla sulama yöntemi uygulanmıştır. Kısıtlı sulama uygulamalarının bitki verim ve kalite özellikleri üzerine etkisini tanımlayan veriler, bazı farklı araştırma sonuçlarıyla paralellik gösterirken, bazı sonuçlara göre ise daha yüksek bulunmuştur.

Damla sulama sistemiNem sensörleri
Kıvanç Manav
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Standart yağış evapotranspirasyon indisi ile ege bölgesinde kuraklık analizi

Bu çalışmada, Ege Bölgesi'nde tarımsal kuraklığın zamansal ve mekânsal değişimi (1975-2014 yılları arasında) Standart Yağış Evapotranspirasyon İndisi (SPEI) ile incelenmiştir. SPEI değerlerine göre, istasyon bazında 1, 3, 6, ve 12 aylık zaman ölçeklerinde 2007 yılı, 24 aylık zaman ölçeğinde 2008 yılı çok şiddetli kuraklıkların (SPEI≤-2) çoğunlukla kaydedildiği yıllar olmuştur. En kurak periyot 2005-2014 arasındaki 10 yıllık dönem olarak elde edilmiştir. Farklı zaman ölçeklerinde SPEI değerleri sırasıyla Afyon, Çeşme, Nazilli, Bergama ve İzmir istasyonlarında en düşük değerleri alırken, 2007 yılı tüm zaman ölçeklerinde kuraklık sınıflaması bakımından çok şiddetli kuraklıkların görüldüğü yıl olarak kayda geçmiştir. SPEI değerlerine ait Modifiye Mann-Kendall trend testi sonuçlarına göre; Nazilli, Sultanhisar, Denizli, Dikili, Gediz, Kütahya, Simav ve Tavşanlı istasyonlarında azalan yönde (kurak) önemli trendin varlığı tüm zaman ölçeklerinde elde edilirken; Güney, Emirdağ ve Salihli istasyonlarında birkaç zaman ölçeğinde azalan yönde önemli trend bulunmuştur. Mekansal analiz için IDW yöntemi ile SPEI değerlerine ait Sen'in Eğim Tahmincisi haritaları oluşturulmuştur. Tahmin haritaları üzerinde kuraklık eğilimleri incelenmiş ve Denizli, Kütahya ve Aydın illerini içine alan İç Ege bölgesi ile Dikili ve İzmir arasında kalan kıyı Ege kesiminde negatif eğim değerleri görülmüştür.

Şener Özçelik
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Zeytin ağaçlarında su stresinin belirlenmesinde bitki özsu akış hızı ve stoma iletkenliği tekniklerinin kullanımı

Çalışma, 2018 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı, Bornova Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde, yetişkin Memecik çeşidi zeytin ağaçlarında yürütülmüştür. Çalışmada, kısıtlı sulama koşullarında zeytin ağaçlarında sulama öncesi ve sonrası stoma iletkenliği (gs) ile bitki özsu akışının mevsim içindeki değişimleri izlenmiştir. Ayrıca, yağışa dayalı (K1) ve kontrol (K2) konularında dönem içerisinde 4 farklı günde iki saat arayla stoma iletkenliği (gs) ölçümleri yapılmış olup stoma iletkenliğinin gün içerisindeki değişimi gözlemlenmiştir. Sulama konuları K1: Yağışa dayalı, K2: 7 günde bir 0-90 cm toprak derinliğinde eksilen nemin tarla kapasitesine getirilmesi, K3: K2 konusuna uygulanan su miktarının %66' sının uygulanması ve K4: K2 konusuna uygulanan su miktarının %33' ünün uygulanması şeklinde oluşturulmuştur. Çalışma süresince (01/06/2018-30/09/2018) konulara uygulanan sulama suyu miktarı, 0 ile 911 mm arasında değişmiştir. Bitki su tüketim değerleri ise 132 ile 894 mm arasında değişiklik göstermiştir. Çalışmada sulama öncesi stoma iletkenliği verilerinin sezon ortalamaları, K1, K2, K3 ve K4 konuları için sırasıyla 179.6, 275.6, 250.2 ve 242.4 mmol m-2 s-1 olarak bulunmuştur. Sulama sonrası stoma iletkenliğinin sezon ortalamaları, K2, K3, K4 konuları için sırasıyla 330.7, 293.3 ve 245.1 mmol m-2 s-1 olarak bulunmuştur. Çalışmada elde edilen verilere göre stoma iletkenliği değerlerinde konular arasındaki fark istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Bitki özsu akış ölçümlerinin sezon ortalamaları, K1, K2, K3, K4 konuları için sırasıyla 0.035, 0.080, 0.069 ve 0.054 ml cm-1 dak.-1 olarak hesaplanmıştır. Bitki özsu akış hızı ile stoma iletkenliği arasında sulama öncesi ve sulama sonrası değerlerinde pozitif doğrusal bir ilişkinin (R2= 0.603), (R2= 0.555) olduğu gözlemlenmiştir. Çalışmanın sonucu olarak; zeytin ağaçlarında su stresinin belirlenmesinde, stoma iletkenliği (gs) ve bitki özsu akış hızı ölçüm değerlerinin kullanılabileceği söylenebilir. Anahtar sözcükler: Zeytin, Bitki özsu akışı, Stoma iletkenliği, Su stresi, yaprak porometresi

Ongun Uçkay
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı arazi koşulları için projelendirilen mikro-sulama sistemlerinin ekonomik analizi

Bu çalışmada toprak üstü ve toprak altı damla sulama sistemleri ile ağaç altı mikro sulama sistemleri, büyüklükleri ve eğim koşulları farklı olan arazilerde farklı ekim-dikim aralıklarına sahip bitkilerin yetiştirildiği koşullarda projelendirilmiştir. Çalışma kapsamında gerçek proje uygulamaları yapılan 15 – 120 dekar aralığında 4 ayrı arazi büyüklüğü için farklı projeler üretilmiştir. Çalışmada aynı arazilerin tek yönlü olarak % 5 eğimli olması koşulu ve dikim düzeninin değiştiği meyve bahçeleri için ayrı projeler olmak üzere toplam 40 sulama sistemi projesi hazırlanmıştır. Çalışmadan sağlanan bulgular değerlendirildiğinde; tüm koşullarda arazi büyüklüğü arttıkça birim alan başına düşen toplam maliyetler azalmıştır. Toprak üstü damla sulama sistemlerinde eğimli arazi koşullarında eğimsiz koşullarına göre toplam maliyetler ortalama olarak %25-%29 arasında artmıştır. Tarla bitkilerinin yetiştirildiği koşullardaki sistemlerin toplam maliyetleri meyve ağaçlarının bulunduğu sistemlere göre % 80 daha yüksek olmuştur. Toprak altı damla sulama sistemlerinin maliyetleri toprak üstü damla sulama sistemlerine göre ortalama olarak %19 daha yüksek bulunmuştur. Toplam maliyetler içerisinde boru ve başlık maliyetleri %45-%80 arasında değişmiştir. Mini yağmurlama başlıklarının kullanıldığı sistemlerde eğimin maliyetler üzerine önemli bir etkisi görülmemiştir. Toprak altı ve toprak üstü damla sulama sistemlerinin maliyetleri mini yağmurlama başlıklarının kullanıldığı sistemlere göre sırasıyla %67 ve %42 daha yüksek bulunmuştur.

Edipcan Arkan
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kısıtlı sulama uygulanan zeytin ağaçlarında sulama zaman planlamasında bazı bitkiye dayalı izleme tekniklerinin kullanılabilirliği

Bu çalışma 2014 ve 2015 yıllarında Tarım ve Orman Bakanlığı, Bornova Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde, Memecik çeşidi zeytin ağaçlarında yapılmıştır. Çalışmada; farklı kısıtlı sulama stratejilerinde zeytin ağaçlarında bitki su stres indeksi (CWSI), ksilem su potansiyeli (ΨS) ve stoma iletkenliğinin (gs) mevsim içerisindeki değişimleri incelenmiş; stres koşullarındaki davranışları ve aralarındaki ilişki irdelenmiştir. Ayrıca, olgunluk indeksi, et/çekirdek oranı, nem ve yağ oranı gibi bazı meyve özellikleri belirlenerek, farklı stres koşullarında ağaçların tepkileri analiz edilmiştir. Konulara uygulanan toplam sulama suyu miktarı 78 mm ile 661 mm; bitki su tüketim değerleri ise 197 mm ile 740 mm arasında değişiklik göstermiştir. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, fizyolojik parametrelerde konular arasında istatistiksel olarak önemli fark bulunmuştur. Öte yandan meyve özeliklerinde istatistiksel olarak konular arasında önemli fark bulunmamıştır. Bazı fizyolojik parametreler arasındaki ilişkilere bakıldığında, aralarında anlamı ilişki olduğu gözlemlemiştir. R2 değerleri 0.30 ve 0.68 arasında değişmiştir. Çalışma sonucunda verim değerlerine ilişkin elde edilen bulgular göz önüne alındığında, su kaynağının kısıtlı olduğu durumlarda çekirdek sertleşmesi, meyve büyümesi ve yağ birikimi aşamalarında olmak üzere 0 – 90 cm toprak derinliğindeki eksilen nemin %50'sini dikkate alarak 3 kez sulama yapılması önerilmiştir. Öte yandan, sulama programının oluşturulmasında, bitki su stres indeksi (CWSI), ksilem su potansiyeli (ΨS), taç sıcaklığı (Tc-Ta) ve stoma iletkenliği (gs) gibi bazı fizyolojik ölçümler kullanılabilir. Sulama zamanının programlanması açısından, ksilem su potansiyeli için 2.80 MPa, stoma iletkenliği için 348 mmol m-2s-1 ve bitki su stres indeksi için 0.18 değerleri eşik değer olarak önerilmektedir.

Bitki su tüketimiSu stresi
Nıma Pouyafard
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Süt sığırcılığı işletmelerinde üretim yapılarının bilgisayar yardımıyla en uygun biçimde konumlandırılması

Bu çalışmada, ilk olarak değerlendirme ölçütlerine (işletme avlusunda yol, eğim, bakı, kış rüzgârı ve yaz rüzgârı yönleri) göre bir süt sığırcılığı işletmesi avlusunda yer alacak konut, barınak, süt sağım tesisi, yem deposu, hangar ve gübre deposu yapılarının yangın, koku, hijyen ve iş verimliliği bakımından en uygun şekilde konumlandırılmasına yönelik MS Office Excel tabanlı bir bilgisayar programı geliştirilmesi amaçlanmıştır. Daha sonra, araştırma alanında seçilen örnek süt sığırcılığı işletmeleri için geliştirilen programın ürettiği avlu plânları ile bu işletmelerin mevcut avlu plânları karşılaştırılmıştır.Bu kapsamda, araştırma alanı Küçük Menderes Havzası'nda faaliyet gösteren 500, 1500 ve 4500 baş kapasiteli 3 farklı süt sığırcılığı işletmesinin değerlendirme ölçütlerine ilişkin arazi verileri ile mevcut avlu plânları belirlenmiş, geliştirilen programın ürettiği avlu plânları ile mevcut avlu plânları karşılaştırılmış ve temel teknik esaslara göre değerlendirilmiştir. Geliştirilen program, süt sığırı işletmelerinin çevreye verilecek zararın kontrol altına alınabileceği ve daha ekonomik bir işletmeciliğin yapılabileceği sürdürülebilir bir hayvancılık için gerekli altyapının düzenlemesine rehber olacaktır. Bu programın daha kapsamlı çözüm önerileri sunması için esas alınan değerlendirme ölçütlerinin çeşitlendirilmesi gerekir. Bu konuda ilgili kurum ve kuruluşlar ile üniversitelerin birlikte yürüteceği çalışmalar önemli katkılar sağlayacaktır.

Ateş Tekdal
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı dolaylı nem ölçme aletlerinin menemen uluslararası tarımsal araştırma ve eğitim merkezi toprak koşullarında kalibrasyon eğrilerinin belirlenmesi

Toprak neminin belirlenmesi tarımsal araştırmalarda temel bir ihtiyaçtır ve son yıllarda toprak neminin belirlenmesi için toprak nemini dolaylı ölçen birçok cihaz kullanılmaktadır. Bu çalışmada toprak nem içeriğinin belirlenmesinde yoğunlukla kullanılan nötronmetre, kapasitans sensör ve tansiyometre aletlerinin kalibrasyon eğri ve eşitliklerinin çıkarılması amaçlanmıştır. Bu amaçla, Menemen Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü arazisinde 6*6 m boyutlarında bir deneme parseli oluşturulmuş ve etrafı 70 cm yüksekliğinde seddeler ile çevrilmiştir. Daha sonra söz konusu bu parsele, 105 cm derinliğini doygun hale getirecek miktarda su verilmiş ve haftada iki defa aletlerle ve gravimetrik olarak nem ölçümleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, gravimetrik nem değerlerine en yakın sonuçları sırasıyla nötronmetre, kapasitans sensör ve tansiyometre aletleri vermiştir.

Sinan Aras
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Uzaktan algılama tekniği kullanılarak Kavakdere Vadisi tarım alanlarında SEBAL modeli ile tahminlenen bitki su tüketimlerinin haritalanması

Bu çalışma, günlük ve aylık tahmin edilen gerçekleşen bitki su tüketimleri (ETa) ile potansiyel bitki su tüketimleri (ETc) arasındaki ilişkileri ürün bazında ortaya koyup bu ilişkileri değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada, 2013 ve 2014 yılları Mayıs-Ekim dönemine ait ETa değerleri, Landsat 8 OLI-TIRS uydu verileri kullanılarak SEBAL (Surface Energy Balance Algorithm) modeli ile tahmin edilmiş; ETc değerleri ise Seferihisar meteoroloji istasyonunda elde edilen iklim verileri kullanılarak FAO-PM yöntemi ile hesaplanmıştır. Çalışma sonucunda, Günlük ETa ile ETc değerleri arasındaki ilişkinin r değerleri 2013 yılında narenciye için 0.84, bağ için 0.86, zeytin için 0.85 olurken, 2014 yılında bu değerler sırasıyla 0.87, 0.89 ve 0.93 olmuştur. ETa'nın ETc'ye oranı olan RET değerleri, 2013 yılı için 0.53-0.95 arasında olurken 2014 yılında 0.45-0.87 arasında olmuştur. Aylık maksimum ETa ve ETc değerleri, 2013 yılında sırasıyla 105 mm (narenciye) ve 192 mm (bağ); 2014 yılında ise sırasıyla 115 mm (narenciye) ve 168 mm (bağ) olmuştur. Her iki yılda da en yüksek değerler Temmuz ayında gerçekleşmiştir. Sonuç olarak, bu çalışma ile SeferihisarKavakdere Vadisi bitki deseninin hemen hemen tamamını oluşturan narenciye, bağ ve zeytinin bitki su tüketimleri uzaktan algılama verilerine dayalı SEBAL modeliyle belirlenmiştir.

Tuğba Yıldırım
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sanayi tipi domates bitkisinde su-verim ilişkilerinin belirlenmesi üzerine bir araştırma

Dünya'da tatlı su kaynakları gün geçtikçe azalmaktadır. Bu durum Türkiye için de geçerlidir. Sorunun çözümüne yönelik özellikle tarımsal üretimde suyu daha etkin kullanabilmek için çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Ülkemiz açısından önemli bir üretim alanına sahip olan sanayi domatesinde yapılan bu çalışma da bunlardan biridir. İzmir-Bornova koşullarında 2017 yılı yaz döneminde yürütülen çalışmada su-verim ilişkilerinin yanı sıra; bazı meyve kalite özellikleri, bitki gelişim parametreleri, verim tepki faktörü, su kullanım randımanı ve sulama suyu kullanım randımanı değerlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada Kendras F1 çeşidi materyal olarak alınmış ve tesadüf blokları deneme deseni uygulanmıştır. Sulama suyu miktarının belirlenmesinde A-sınıfı buharlaşma kabından yararlanılmış ve I125, I100, I75, I50 (%125, %100, %75, %50) sulama konuları uygulanmıştır. Yapılan değerlendirmelerden, uygulanan sulama suyu miktarı arttığında verimin de arttığı sonucuna varılmıştır. Buna karşılık, sulama suyu miktarındaki azalmaya bağlı olarak titre edilebilir asitlik, suda çözünebilir kuru madde miktarı, meyve kuru ağırlığı, meyve sertliği, meyve kabuğundaki renk (a*/*b) ve pulptaki EC değerlerinde artışlar ortaya çıkmıştır. Elde edilen sonuçlara göre yıllar bazında değişmekle birlikte verim x kalite (briks) değeri ile çiftçiye ekonomik olarak daha çok gelir getireceği görüşünden hareketle, ele alınan sulama uygulamalarından I75 konusunun çiftçiler için daha avantajlı olacağı sonucuna varılmıştır.

Umut Suzan
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kısıtlı sulama koşullarında zeytin ağaçlarında özsu akışı ve stoma iletkenliğindeki değişimin belirlenmesi

Çalışma, 2017 yılında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Bornova Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde, Memecik çeşidi zeytin ağaçlarında yürütülmüştür. Çalışmada, kısıtlı sulama koşullarında zeytin ağaçlarında stoma iletkenliği (gs) ve bitki özsu akışı değişimleri izlenmiştir. Bu amaçla; konular, K1: Susuz; K2: 7 günde bir 0-90 cm toprak derinliğinde eksilen nemin tarla kapasitesine getirilmesi; K3: K2 konusuna uygulanan su miktarının %66'sının uygulanması ve K4: K2 konusuna uygulanan su miktarının %33'ünün uygulanması şeklinde oluşturulmuştur., Çalışma süresince (01/06/2017-30/09/2017) konulara uygulanan sulama suyu miktarı, 0 ile 912.3 mm arasında değişmiştir. Bitki su tüketimi değerleri ise 90.5 ile 850.5 mm arasında değişiklik göstermiştir. Araştırmada, ortalama stoma iletkenliği (gs) değerleri K1 konusu için 293.83 mmol m-2 sn-1, K2 konusu için 382.62 mmol m-2 sn-1, K3 konusu için 371.50 mmol m-2 sn-1, K4 konusu için 293.57 mmol m-2 sn-1 olarak elde edilmiştir. Çalışmada elde edilen verilere göre stoma iletkenliği değerlerinde konular arasındaki fark istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Ortalama bitki özsu akış değerleri ise K1 konusu için 0.054 ml cm-2 dak.-1, K2 konusu için 0.091 ml cm-2 dak.-1, K3 konusu için 0.073 ml cm-2 dak.-1, K4 konusu için 0.065 ml cm-2 dak.-1 olarak elde edilmiştir. Stoma iletkenliği ve bitki özsu akışı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki (r2= 0.528) bulunmuştur. Elde edilen veriler ışığında; zeytin ağaçlarının su stresinin belirlenmesinde, stoma iletkenliği (gs) ve bitki özsu akışı ölçüm değerlerinin kullanılabileceği ifade edilebilir.

Erkal Ertem
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ürkmez toplu basınçlı sulama sisteminin performansının değerlendirilmesi

Bu çalışma, Küçük Menderes Sulama Birliği hizmet alanında yer alan, sulama alanı 370 ha olan Ürkmez toplu basınçlı sulama sisteminin performansının belirlenmesi ve değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada sulama sisteminin 2015 yılına ilişkin performansları; bağıl basınç açığı, hidrant güvenilirliği, hidrant duyarlılığı, bağıl hacim, bağıl frekans, bağıl gecikme, güvenilirlik ve eşitlik göstergelerine göre belirlenmiş ve değerlendirilmiştir. Ürkmez Toplu Basınçlı Sulama Sistemi, çalışma kapsamında ele alınan 30 adet hidrant üzerinden değerlendirildiğinde; "bağıl basınç açığı", "hidrant güvenilirliği", "hidrant duyarlılığı", "bağıl frekans" ve "bağıl gecikme" göstergelerine göre söz konusu bu hidrantların %80'ininden fazlası "iyi" sınıfında yer alırken; "bağıl hacim" göstergesine göre ise tamamı "kötü" sınıfında yer almıştır. "Güvenilirlik" göstergesine göre sistem performansı; "bağıl hacim" yönünden "orta"; "bağıl gecikme" ve "bağıl frekans" yönlerinden ise "kötü" sınıfında yer alırken "eşitlik" göstergesine göre ise; "bağıl hacim" ve "bağıl gecikme" yönlerinden "orta"; "bağıl frekans", "bağıl basınç açığı" ve "hidrant duyarlılığı" yönlerinden ise "kötü" sınıfında yer almıştır.

Samer Al Khaled
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Topraksız tarım ortam kültüründe kök bölgesi nem algılayıcıları ile sulamanın yönetimi ve yapay sinir ağları ile bitki su tüketiminin tahminlenmesi

Bu çalışma topraksız tarım ortam kültürü sulama yönetiminde, kök bölgesi nem algılayıcılarnın ve yapay sinir ağlarının kullanım olanaklarını araştırmak amacıyla 2011-2013 yıllarında 2 ilkbahar ve 2 sonbahar üretim dönemi olmak üzere toplam 4 üretim döneminde gerçekleştirilmiştir. Kapalı besleme sistemi kullanılarak yapılan domates (cv. Duru) yetiştiriciliğinde, 2 farklı yetiştirme ortamı (perlit ve cocopeat) ve 2 sulama konusu (Tam: %20, Kısıt: %50) oluşturulmuş ve kök bölgesi nem algılayıcıları ile sulamalar otomatik olarak yönetilmiştir. Tüm dönemler için kullanılan sulama suyu miktarı, bitki su tüketimi, verim gibi parametreler ölçülerek değerlendirilmiştir. Araştırma verileri değerlendirildiğinde, ortam kültüründe, algılayıcılar ile yetiştirme ortamına ilişkin uygun sulama eşikleri belirlenerek su-besin maddesimdem önemli oranlarda tasarruf sağlanabileceği, verim kaybı ve çevresel etkinin en aza indirilebileceği ortaya konulmuştur. Sulama yönetimi için kullanılan bir diğer yöntem de bitki su tüketiminin tahmin edilmesidir. Deneme süresince bitki su tüketimi (ETc), bitki katsayısı (Kc) ve iklim verileri günlük olarak belirlenmiş ve bazı ampirik eşitliklerin (FAO-PM ve Hargreaves) ortam kültüründe yetiştirilen domatesin bitki su tüketimini tahminindeki başarısı incelenmiştir. Elde edilen veriler ile genelleştirilmiş regresyon modelleri (GRM) ve yapay sinir ağı (YSA) modelleri oluşturulmuş ve ETc tahminindeki başarısı ampirik eşitlikler ile kıyaslanmıştır. YSA modellerinin, ETc tahmininde başarıyla kullanılabileceği görülmüştür. Parsele ve bitkiye özel eğitilen YSA modeli, gerçek bitki su tüketimini basit bir sıcaklık-nem algılayıcısı ile bitki katsayısına ihtiyaç duymadan, FAO-PM eşitliğinden daha başarılı tahmin etmiştir. YSA modellerinin, ileriye dönük tahminlemedeki başarısı da incelenmiş ve otomasyona dahil edilerek kullanılabileceği de oluşturulan modeller ile görülmüştür.

Ulaş Tunalı
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimTR

Süt sığırcılığı işletmelerinin mimari tasarımına yönelik bir uzman sistem geliştirilmesi

Ülkemiz süt sığırcılığı işletmelerinin genelinde sürü yönetim uygulamaları ve altyapı olanakları, hayvan refahı ve etkin işgücü kullanımı bakımından yetersiz olupişletmelerin verimliliği düşüktür.Bu nedenle, üretim verimliliği yüksek ve sürdürülebilir bir süt sığırcılığı işletmesi için barınakların ve diğer servis yapılarının, doğru sürü akım ve yönetim planına uygun biçimde hayvanların biyolojik ve çevresel isteklerini göz önüne alacak, hayvan davranışlarına uyumlu olacak ve etkin iş gücü kullanımını sağlayacak mimari tasarımlarına gereksinim duyulmaktadır. Bu çalışmada, ılıman iklim koşullarında yeni kurulacak bir süt sığırcılığı işletmesinde sözkonusu yönetsel ve yapısal gereksinimleri karşılayabilmek, mevcut bir işletmede ise bu gereksinimlerinkarşılanma durumunubelirleyebilmek amacıyla "Süt Sığırcılığı İşletmeleri Mimari Tasarım Programı" (SSMTP) isimli bir uzman sistem programı geliştirilmiştir.Geliştirilen program için, ilk olarak birbirleri ile girdi-çıktı ilişkileri sağlanmış 10 ayrı modüloluşturulmuştur. Bunlar;1) Sürü akım planı, 2) Sürü yönetim planı, 3) Genç hayvan bölmelerinin mimari tasarımı, 4) Sağmal inek bölmelerinin mimari tasarımı, 5) Özel bölmelerin mimari tasarımı, 6) Barınak sistemlerinin mimari tasarımı, 7) Sağım ünitesinin mimari tasarımı, 8) Gübre deposunun mimari tasarımı, 9) Yem depolarının mimari tasarımı ve 10) Süt sığırcılığı işletmesindeki yapıların işletme merkezindeki konumlarının belirlenmesi modülleridir. Sonra her bir modül için mimari tasarıma yönelik algoritmalar geliştirilmiştir.Daha sonra uzman sistem, nesne tabanlı bir programlama dili olan Visual Basic 6.0 kullanılarak 15 adet arayüzden oluşan bilgisayar programı haline dönüştürülmüştür. Program girdilerini;kullanıcıdan istenen sağmal hayvan sayısı ve sağım süresi, çıktılarını ise; sürü akım ve yönetim planları ile barınaklar ve diğer servis yapılarının mimari detayları oluşturmaktadır. Son olarak, geliştirilen program 250 baş sağmal sayısı ve 3 saatlik sağım süresinegöreörnek bir işletme için uygulanmıştır. Bu uygulamadan elde edilen çıktılar kullanılarak örnek işlemenin mimari planlarıAutoCAD 2017 programı yardımıyla çizilmiştir. Anahtar sözcükler:Süt sığırcılığı, hayvan refahı, mimari tasarım, uzman sistem.

İlkay Alkan
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00