Ankara Hacı Bayram Veli University
Discipline

Public Finance

Ankara Hacı Bayram Veli University

1,130

Archived Theses

1

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Vergi-harcama teorileri: G-7 ülkeleri üzerine ampirik bir analiz

Bu çalışmada G-7 ülkelerinde 1965-2021 dönemi için kamu gelirleri, vergi gelirleri ve kamu harcamaları verileri kullanılarak vergi-harcama teorilerinin geçerliliği araştırılmıştır. Vergi-harcama teorileri üzerine yapılan literatür incelemesi sırasında nedensellik ilişkisinin tespiti adına kurulan hipotezlerde gelir kavramını temsilen kimi zaman kamu gelirlerinin kimi zamanda vergi gelirlerinin değişken olarak kullanıldığı tespit edilmiştir. Her ne kadar kamu gelirlerinin büyük çoğunluğu vergilerden oluşuyor olsa da bu iki kavram oransal olarak benzer makroekonomik büyüklükleri ifade etmemektedir. Dolayısıyla geliri temsilen kullanılan değişkenlerin sonuca etkileyebilir ve yanlış politika önerilerinin geliştirilmesine neden olabilir. Ayrıca bahsi geçen değişkenler arasında geçici ve kalıcı nedensellik ilişkilerinin ortaya koyulması da önemlidir. Buna göre, G-7 ülkeleri bazında zaman alanı ve frekans alanı nedensellik testi kullanılarak vergi-harcama ve gelir-harcama hipotezleri test edilmektedir. Çalışma bulgularından elde edilen sonuçlara göre, analiz sürecinde makroekonomik değişkenlerin ve metodolojik yöntemlerin değişmesi elde edilen bulguları farklılaştırmaktadır.

Burcu Balsever
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu ekonomisi ve çevre üzerine üç deneme

Dünya tarihsel ortalamaların oldukça üzerinde hızla ısınmaya devam etmektedir. Bu ise telafisi oldukça zor olan ekolojik dengesizlik gibi çevresel sorunlara bir diğer ifadeyle küresel ısınma ve iklim değişikliği problemlerine neden olmaktadır. Daha somut bir ifadeyle sürdürülebilirlik açısından çoğu ülke sürdürülmesi mümkün olmayan ekolojik açıklara sahiptir. Bu ise biokapasite düzeyinin ekolojik talebi karşılamaktan oldukça uzak olduğu anlamına gelmektedir. Dolayısıyla içinde bulunduğumuz yüzyılın en büyük sorunlarından biri çevresel sürdürülebilirliktir. Çevresel sorunlarla mücadele etmek ve çevresel sürdürülebilirliği sağlamak adına gerek ulusal gerekse de uluslarararası düzeyde birtakım çevre politikası aksiyonları alınmaktadır. Bu kapsamda kamu ekonomisi araçlarının önemi ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı seçili kamu ekonomisi araçlarının çevresel kalite ve çevresel sürdürülebilirlik üzerindeki etkililiğini ampirik kanıtlarla ortaya koymaktır. Çalışmada çevre vergileri, çevresel regülasyonlar ve çevresel koruma harcamalarının ekolojik ayak izi ve yük kapasitesi faktörü gibi çevresel kalite ve çevresel sürdürülebilirlik göstergeleri üzerindeki etkisi üç ayrı bağımsız deneme çerçevesinde analiz edilmektedir. İlk denemede diğerlerine nazaran göreli olarak daha katı bir çevre vergisi politikası izleyen 10 OECD ülkesinde çevre vergileri, ekonomik büyüme, yenilenebilir enerji ve çevresel teknolojinin ekolojik ayak izi üzerindeki etkisi güncel panel zaman serisi teknikleri kullanılarak araştırılmıştır. Seriler arasında uzun dönem eşbütünleşme ilişkisi tespit edilmiş ve uzun dönem katasayılar AMG tahmincisiyle hesaplanmıştır. Elde edilen bulgular çevre vergileri ve yenilenebilir enerjinin ekolojik ayak izini azalttığını, ekonomik büyümenin ekolojik ayak izini arttırdığı ve son olarak çevresel teknolojinin istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi olmadığına işaret etmektedir. Dolayısıyla çevre vergileri ve yenilenebilir enerji çevresel kirliliği azaltarak çevresel baskıyı hafifleten etkili politikalarken ekonomik büyüme süreci tam tersi bir etkide bulunmaktadır. Çevresel teknoloji ise beklentinin aksine çevre üzerinde etkili bir politika aracı değildir. Elde edilen bulgular DCCE ve CS-ARDL yöntemleriyle sağlamlık analizine tabi tutulmuş ve bulguların geçerli olduğu belirlenmiştir. İkinci denemede ise emsallerine ve içinde bulunduğu gruba nazaran daha farklı bir patika izleyen Türkiye'de çevresel regülasyonlar, ekonomik büyüme ve yenilenebilir enerjinin ekolojik ayak izi ve yük kapasitesi faktörü üzerindeki etkileri EKC ve LCC hipotezleri çerçevesinde analiz edilmektedir. Yöntemsel olarak Fourier temelli ekonometrik metodoloji takip edilmiştir. Çevresel regülasyonlar hem genel olarak hem de kompozisyon olarak ayrı ayrı modellerde incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, Türkiye'de uygulanan piyasa temelli çevresel regülasyonlar hem çevresel baskıyı hafifletme hem de çevresel sürdürülebilirliği sağlamada etkili politikalardır. Diğer yandan teknoloji destek ve komuta ve kontrol regülasyonları her iki gösterge üzerinde etkili politikalar değildir. Yenilenebilir enerji politikalarının ise hem çevresel kirliliği azaltıcı hem de çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlayan bir rolü belirlenmiştir. Son olarak Türkiye'de EKC ve LCC hipotezlerinin geçerliliği lehinde kanıtlara ulaşılmıştır. Bu kapsamda gelir düzeyi belirli bir noktaya kadar çevresel kaliteyi azaltmaktayken dönüm noktasının ardından çevresel kaliteyi arttırmaktadır. Elde edilen bulgular Fourier temelli yöntemlerle sağlamlık analizine tabi tutulmuş ve bulguların geçerli olduğu ortaya koyulmuştur. Üçüncü denemede ise gerek OECD gerekse AB ülkeleri arasında daha katı bir çevre koruma harcaması ve kaynak vergisi politikası güden Hollanda için inceleme yapılmıştır. Bu bağlamda çevre koruma harcamaları, kaynak vergisi, hükümet etkinliği, ekonomik büyüme ve yenilenebilir enerjinin çevresel sürdürülebilirlik üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Yöntemsel olarak Fourier temelli ekonometrik metodoloji takip edilmiştir. Elde edilen bulgular, Hollanda'da uygulanan çevresel koruma harcamaları ve kaynak vergisi çevresel sürdürülebilirliği sağlamada etkili politikalar olduğunu ima etmektedir. Benzer şekilde yenilenebilir enerji politikaları ve hükümet etkinliğinin düzeyi çevresel sürdürülebilirliğe pozitif yönde katkı sağlamaktadır. Son olarak ekonomik büyüme süreci ise çevresel baskıyı arttırarak çevresel açıdan sürdürülebilirliği olumsuz yönde etkilemektedir. Ulaşılan bulgular Fourier temelli yöntemlerle sağlamlık analizine tabi tutulmuş ve bulguların geçerli olduğu belirlenmiştir. Çalışma sonucundan elde edilen bulgular seçili kamu ekonomisi araçlarının çevre kirliliğini azaltıcı ve çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlayıcı rolünü kanıtlamaktadır.Böylesi bir bulgu, iklim değişikliğiyle mücadelede kamu ekonomisi araçlarının veya bir diğer ifadeyle devletlerin önemli bir belirleyici olduğunu ima etmektedir. Ayrıca kurumsal kapasitenin vekili olarak kullanılan hükümet etkinliğinin çevre politikalarının başarısını arttırdığı düşünülmektedir. Yine çevre dostu yenilenebilir enerjinin çevre kalitesinin iyileştirici rolü ile ekonomik büyüme sürecinin arzu edilmeyen bir şekilde çevre kalitesini olumsuz yönde etkilediği teyit edilmiştir.

Çevre vergisi
Oğuzhan Bozatlı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Elektronik ticaretin vergilendirilmesinde sorunlar ve çözüm arayışları

Esra Gençay
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye`de vergi aflarının vergilemede etkinlik ve adalet üzerindeki etkileri

ÖZETVergi sistemlerinin oluşmasında en önemli kavramlar adalet ve etkinliktir.Adalet ve etkinliğin olmadığı vergi sistemlerinde başarı neredeyse imkansızdır.Adalet kavramı vergiciliğin tarihinin başlangıcından bu yana tartışılmıştır.Temel vergilendirme ilkelerinden olan adalet ilkesi çeşitli nedenlerden ötürüzedelenebilir. Bu etkenlerden biri de vergi affıdır. Vergi afları mükelleflerarasında eşitsizlik yaratacağından vergilemede adalet ve eşitlik ilkelerinetamamıyla ters düşmektedir.Vergilemede etkinlik kavramı mali ve idari etkinlik olarak karşımızaçıkmaktadır. Etkinlik Dünya'da çeşitli ülkelerde süregelen çalışmalardaperformans ölçüm modelleri yardımıyla ölçülmeye çalışılmış fakat tamanlamıyla başarılamamıştır. Vergilemede mali etkinlik açısından vergiafları,vergi gelirinin arttırılmasında kısa dönemde gelir artışı sağlasa da uzundönemde vergiye gönüllü uyumu azaltacağından vergiden kaçınmaya nedenolur. Denetimin etkinliğini azaltır. Vergi gelirinin uzun vadede azalmasına nedenolur.Bu çalışmada, vergi aflarının teorik temelleri ele alınmış, Türkiye veDünya uygulamalarından bahsedilmiş, vergi aflarının adalet ve etkinliküzerindeki etkisi ele alınmıştır. Türkiye'de vergi aflarının vergi gelirleri üzerindeyaptığı değişiklikler ele alınmıştır. Vergi aflarının vergi adaleti ve mükellefdavranışları üzerinde yaptığı olumsuz etki Manisa Merkez İlçe'de 240 gelirvergisi mükellefine yapılan anket çalışmasıyla analiz edilmiştir. Çalışmamız da ;vergi aflarının adalet ve etkinlik üzerinde olumsuz etki oluşturduğu savımızanket çalışması ile de desteklenmiştir.

Güneş Çetin
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Küreselleşme sürecinde IMF istikrar politikalarının etkinliği "Türkiye örneği"

ÖZET³.UHVHOOHúPH VUHFL YH ,0) LVWLNUDU SROLWLNDODUÕQÕQ HWNLQOL÷L´ DGOÕ GRNWRUD WH]LQGH|QFHOLNOH NUHVHOOHúPH ROJXVX GLNNDWH DOÕQDUDN L]OHGL÷L VUHo WDNLS HGLOPLúWLU.UHVHOOHúPH EXJQ KHU DODQOD LUWLEDWODQGÕUÕODQ |QHPOL ELU NDYUDP RODUDN NDUúÕPÕ]GDGXUPDNWDGÕU .UHVHOOHúPHQLQ EX WH] LoHULVLQGH HVDV DOÕQDQ WDQÕPÕQGDQ KDUHNHWOHHNRQRPLN ER\XWX |QH oÕNDUÕOPÕúWÕU 7H]LQ DGÕQGD LIDGH HGLOHQ YXUJXODU VÕUDVÕ\OD WH]LQVLVWHPDWL÷L HVDV DOÕQDUDN LQFHOHQPLúWLU øON |QFH NUHVHOOHúPHQLQ JHOGL÷L ER\XW GLNNDWHDOÕQDUDNEXQXQODEHUDEHUONHOHULQNHQGLLoSD]DUODUÕQÕGÕúGQ\DLOHHQWHJUHoDEDODUÕGD\LQHEXoDOÕúPDLoHULQGH|QFHOLNOLNRQXRODUDNLQFHOHQPLúWLU.UHVHOOHúPHYXUJXVXQGDQVRQUD ,0) JHoPLúL GH HVDV DOÕQDUDN EXJQ XODúWÕ÷Õ QRNWD\D NDGDU RODQ VHUYHQLDUDúWÕUÕOPÕúWÕU g]HOOLNOH ¶OL \ÕOODUÕQ RUWDVÕQGDQ LWLEDUHQ KÕ]ODQDUDN JQP]H NDGDUJHOHQNUHVHOOHúPHVUHFL\OHEHUDEHUXOXVODUDUDVÕNUL]OHUHNDUúÕ|QHVUOHQ,0)o|]P|QHULOHULQGH GDKD |QFHNL X\JXODPDODUGDQ D\UÕODQ |QHPOL DQOD\Õú YH WXWXPODUJ|]OHPOHQPLúWLU,0) GDKD |QFH |GHPH JoO÷QH GúHQ ONHOHUH PDOL GHVWHN VD÷OD\DUDN |GHPHOHUGHQJHVLQGH UDKDWODPD VD÷ODUNHQ LQFHOHQHQ G|QHPGH EX NODVLN J|UHYLQL DúDUDN DGHWDONHOHULQHNRQRPLOHULQLGÕúGQ\D\DHQWHJUHHWPH\HYD]LIHOLNRQXPDJHOPLúWLU8OXVDOHNRQRPLOHULQ NUHVHOOHúPHVL \D GD ELU EDúND GH\LúOH OLEHUDOOHúWLULOPHVL DQOD\ÕúÕQÕQgerisinde QHROLEHUDO HNRQRPLN J|Uú \DWPDNWDGÕU %XJQ LWLEDUL\OH NUHVHOOHúPH YH\DOLEHUDOOHúPH GH\LQFH ONHOHULQ SL\DVD PHUNH]OL HNRQRPLN VUHFH GDKLO ROPDODUÕDQODúÕOPDNWDGÕU+HQ]EXVUHoWDPDPODQPDPÕúWÕU,0)LOHELUOLNWHJQGHPHJHOHQELUEDúND NRQX LVH HNRQRPLN LVWLNUDU YH\D LVWLNUDUVÕ]OÕN ROPDNWDGÕU *HOLúPHNWH RODQONHOHULQPDUX]NDOGÕNODUÕNUL]OHUYHEXQODUODEDúDoÕNPD\D \|QHOLN GX\GXNODUÕ GHVWHNNUHVHOOHúPH VUHFLQGH \R÷XQODúPÕú J|]NPHNWHGLU $QFDN JHOLúPHNWH RODQ ONHOHUGHNUL]OHUHNDUúÕX\JXODQDQ,0)SURJUDPYHSROLWLNDODUÕX\JXODQGÕ÷ՁONHOHUDUDVÕQGDEDúDUÕEDNÕPÕQGDQ ED]Õ IDUNOÕOÕNODUÕ LoHUPHNWHGLU .ODVLN ,0) LVWLNUDU SROLWLNDODUÕ LNWLVDWoÕODUDUDVÕQGD GD J|Uú IDUNOÕOÕ÷ÕQD VHEHS ROPDNWDGÕU .ÕVDFD JHOLúPHNWH RODQ ONHOHU YH EXDUDGD 7UNL\H¶GH X\JXODQDQ VRQUDVÕ ,0) LVWLNUDU SROLWLNDVÕ X\JXODPDODUÕQÕQHWNLQOL÷LED]ՁONH|UQHNOHULQGHQKDUHNHWOHDUDúWÕUÕOPDNWDGÕU

Cuma Çataloluk
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Vergi Hukukunda kamu alacaklarının korunması

Sosyal refah devleti anlayışının sonucu olarak artan kamu hizmetleri, kamu harcamalarının da artmasına neden olmaktadır. Devlet, kamu hizmetlerini yerine getirmek için gerek duyduğu finansmanı kamu gelirleri ile sağlamaktadır. Bu nedenle kamu alacaklarının zamanında ve eksiksiz tahsil edilmesi, kamu hizmetlerinin aksamaması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda, kamu alacaklarının tahsili özel alacaklardan farklı olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile düzenlenmektedir.6183 sayılı Kanun'da kamu alacaklarının tahsilinde etkinliğin sağlanması ve kamu alacaklarının korunması amacıyla bazı uygulamalar öngörülmektedir. Buna göre, kamu alacaklarının korunması ve güvence altına alınması bakımından başlıca yöntemler; teminat, ihtiyati haciz, ihtiyati tahakkuk, rüçhan hakkı, iptal davası ve sorumluluk gibi müesseseler olarak karşımıza çıkmaktadır.Bu çalışmada, Türk Vergi Hukukunda kamu alacaklarını doğrudan koruma altına alan müesseseler ile dolaylı olarak koruma altına alan müesseseler incelenmiş ve uygulamada karşılaşılan durumlar hakkında bilgi verilerek tartışmalı konuların çözümü noktasında öneriler sunulmuştur.

Alacak hakkıKamu alacaklarıKamu hizmetleri+7
Ali Sağır
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Sürdürülebilir kalkınmada çevresel kamu mali politikalarının etkileri: Seçilmiş OECD ülkeleri üzerine ampirik bir analiz

Sürdürülebilir kalkınma kavramı; çevre, ekonomi ve sosyal boyutuyla geniş bir alanı kapsamaktadır. Günümüzde sürdürülebilir kalkınmanın, ekonomik boyutundan ziyade çevresel boyutu üzerinde durulmaktadır. Özellikle son yıllarda iklim değişiklikleri ve küresel ısınma gibi olumsuz gelişmeler ile çevresel sürdürülebilirlik için yapılabileceklerin daha fazla ön planda olduğu görülmektedir. Küresel arenada birçok ülkenin, sürdürülebilirlik için çevre sorunlarını önlemeye yönelik faaliyetlerde bulunduğu bilinmektedir. Bu çalışmada, günümüzde sürdürülebilir kalkınmanın çevresel olarak sağlanması konusunda yaşanan endişeler doğrultusunda, çeşitli kamu mali politikalarının çevre sorunlarını gidermede ne derece etkili olduğunu ampirik olarak araştırmak ve elde edilecek sonuçların ışığında, bazı mali politika önerilerinde bulunmak amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda 24 OECD ülkesi için 1995-2021 döneminde kamu mali politika araçlarının çevresel sürdürülebilirlik üzerindeki etkisi ampirik olarak araştırılmıştır. Çalışmada çevre vergileri, çevre koruma harcamaları gibi mali araçların çevre kirliliğinin bir göstergesi olan ekolojik ayak izi üzerindeki etkileri farklı modeller ile analiz edilmiştir. Daha açık bir ifade ile bu çalışmada çevre vergileri, çevre koruma harcamaları, ekonomik büyüme ve yenilenebilir enerji tüketiminin ekolojik ayak izi üzerindeki etkiler araştırılmıştır. Ampirik araştırma sonuçları çevre vergileri ve yenilenebilir enerjinin ekolojik ayak izini azalttığına, ekonomik büyümenin ekolojik ayak izini artırdığına ve son olarak çevre koruma harcamalarının istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olmadığına işaret etmektedir. Dolayısıyla çevre vergileri ve yenilenebilir enerjinin çevresel kirliliği azaltarak çevresel sürdürülebilirliğin sağlanmasına katkılarının olduğunu söyleyebiliriz. Daha açık bir ifade ile ampirik sonuçlar, seçilen mali araçlardan çevre vergilerinin çevre kirliliğini azaltıcı ve çevresel sürdürülebilirliği sağlayıcı etkisini kanıtlamaktadır. Bu sonuç, kamu mali araçlarından çevre vergilerinin çevresel sürdürülebilirliğin sağlanmasında önemli olduğunu göstermektedir. Sonuçlara göre yenilenebilir enerjinin de çevre sorunlarını iyileştirici bir etki yaratarak çevresel sürdürülebilirliğin sağlanmasında etkili olduğunu söylemek mümkündür. Yine ampirik sonuçlara göre ekonomik büyümenin çevresel kirliliği arttırarak çevresel sürdürülebilirliğin sağlanmasını engellediğini; çevre koruma harcamalarının ise beklenenin aksine çevre üzerinde etkili bir politika aracı olmadığını söylemek mümkündür.

Kamu maliyesiSürdürülebilir gelişmeÇevresel sürdürülebilirlik
Esin Güzhan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Elektrikli otomobillere yönelik mali teşvikler: Türkiye ve seçilmiş ülke uygulamalarının karşılaştırılması

Küresel iklim değişikliği, fosil yakıtlara bağımlılık ve şehirlerde artan hava kirliliği, ulaşım sektöründe temiz enerjiye dayalı çözümleri zorunlu hâle getirmiştir. Elektrikli otomobiller, düşük emisyon seviyeleri ve yüksek enerji verimliliği avantajlarıyla bu dönüşümün merkezinde yer almaktadır. Ancak elektrikli araçlardaki yüksek satın alma maliyeti, sınırlı menzil ve yetersiz şarj altyapısı gibi engeller, elektrikli otomobillere yönelimi sınırlı kılmaktadır. Bu nedenle de çoğu ülkede mali teşvik politikaları oluşturulmaktadır. Bu çalışma, elektrikli otomobillere yönelik mali teşvik politikalarını Türkiye ile seçilmiş ülkeler üzerinden karşılaştırmalı olarak incelemektedir. Çalışmada seçilmiş ülkelerde uygulanan vergi indirimleri, alım hibeleri, düşük faizli kredi imkânları ve şarj altyapısı yatırımları gibi çeşitli teşvik mekanizmaları incelenerek, Türkiye'deki durum değerlendirilmiş ve Türkiye için mali teşvik önerileri sunulmuştur. Türkiye'nin elektrikli otomobillere yönelik mevcut teşvik sistemi değerlendirildiğinde, uluslararası uygulamalarla karşılaştırıldığında kapsam ve süreklilik açısından sınırlı olduğu tespit edilmiştir. Türkiye'de daha çok üretime yönelik destekler olduğu, bu desteklerin proje bazlı uygulandığı ve diğer ülkeler ile kaşılaştırıldığında sahipliğe ve kullanıma yönelik desteklerin sınırlı kaldığı görülmüştür. Özellikle doğrudan alım hibeleri, uzun vadeli finansman destekleri ve yaygın şarj altyapısının geliştirilmesi konularında iyileştirmelere ihtiyaç duyulduğu görülmüştür. Bu kapsamda, Türkiye'nin elektrikli araçlara yönelik teşvik politikalarının hem kapsam hem de süreklilik bakımından güçlendirilmesi gerektiği önerilmektedir.

Elektrikli otomobillerMali teşvik sistemi
Sema Özdemir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi Yargılama Hukukunda re'sen araştırma ilkesinin kapsamı ve işlevi

Taraflarca hazırlanma ilkesinin geçerli olduğu medeni yargılama hukukundan farklı olarak, ceza yargılamasında ve idari yargılama hukukunda re?sen araştırma ilkesi geçerlidir. Özellikle idari yargı içinde yer alan vergi yargılamasında tarafların eşit olmadığı varsayımı altında, mükellef/sorumlu olan davacı tarafın ulaşmasının mümkün olmadığı bazı bilgi ve belgelerin yargı gücünün kullanılarak temin edilebilmesini ya da kamu düzeninden olan ancak tarafların mevcut bilgi ve görgüsüyle her zaman tespit edemediği hukuka aykırılıkların yargı yerince tespitine imkan sağlayan ilke ?re?sen araştırma? ilkesidir. Vergi yargı organları, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu?nun 20. maddesinin 1. fıkrasında yer alan ?Danıştay ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yaparlar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler?? hükmüne göre, davayı sevk ve idare etmekle, her türlü incelemeyi ve araştırmayı kendiliğinden yapmakla görevlendirilmektedir.Çalışmada belirtilen özellikleri nedeniyle re?sen araştırmanın, vergi uyuşmazlıklarının yargısal çözümünde önemli bir yere sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple çalışmamızda, re?sen araştırma ilkesinin vergi yargılama hukukundaki yeri ve uygulamada çıkan sorunlar: Adil yargılanma hakkına ve yargılama hukukuna hakim olan ilkeler ile vergi yargısından beklenilen işlevler ve erkler ayrılığı hususları göz önünde bulundurularak incelenmiştir. Bu incelemeler sonucunda, aynı zamanda bir yetki olan re?senaraştırmanın yargı yerlerince kanuni sınırlarının dışında kullanılması; bu ilkenin kendisiyle ilgisi bulunmayan yargılama faaliyetlerine gerekçe edilmesi; bazı kanuni sınırların da bu ilkenin uygulanabilirliğinin önünde engeller oluşturması, gibi temel sorunların varlığıyla karşılaşılmıştır.Nihayetinde yapılan bu tespitlere göre, özellikle çalışmada ayrıntılı bir şekilde değinilen ulusal ve uluslararası yargılama hukuku ilkelerine ve işlevlerine ulaşmak adına, ideal hukuk ve pozitif hukuk kuralları bakımından çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler:1. Hukuk Devleti, 2. Re?sen Araştırma, 3. Yargılama Hukuku, 4. Adil Yargılanma, 5. Kapsam

Adil yargılanmaHukuk devletiResen araştırma+3
Recep İbiş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de global vergi yükü ve vergi yüküne etki eden faktörlerin OECD ülkeleri ile karşılaştırmalı olarak analizi

Türkiye'de global vergi yükü ve vergi yüküne etki eden faktörlerin belirlenmesi bu çalışmanın ana amacını oluşturmaktadır. Diğer taraftan vergi yükü ve vergi yüküne etki eden faktörler değerlendirilirken OECD ülkelerinden örneklerle uluslararası karşılaştırma yapma imkanı sunulması amaçlanmaktadır. Bu amaçla birinci bölümde vergi yüküne ilişkin temel tanımlardan sonra OECD ülkelerinde vergi yükü ve vergi yüküne etki eden faktörlerden bahsedilmiş, ikinci bölümde ise birinci bölüme paralel şekilde Türkiye'de vergi yükü ve vergi yüküne etki eden faktörler incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Türkiye-OECD vergi yükü değerlendirmesi yapıldıktan sonra Türkiye'deki temel sorunlar ile vergi yükünün artırılmasına ilişkin önerilere yer verilmiştir. Sonuç olarak tüm bu değerlendirmeler ışığında Türkiye'de vergi yükü düşük olup, artırılması gerekmekle birlikte temel sorun doğru politika bileşenleri ile birlikte algının yönetilmesi olarak karşımıza çıkmaktadır.

OECD ülkeleriVergi bilinciVergi gelirleri+6
Zahide Erdoğan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de akaryakıt üzerindeki vergiler ve analizi

Petrol, önemli bir enerji kaynağıdır. Teknolojik gelişmelere paralel olarak petrole olan bağımlılık ve talep her geçen gün artmaktadır. Özellikle akaryakıt ürünleri gerek üretim gerekse tüketimde vazgeçilmezdir ve tüm sektörlerde temel girdi konumundadır. Özellikle de ulaştırma sektörü akaryakıta bağımlı olarak faaliyet göstermektedir. Keza dünya ham petrol tüketiminin yarıdan fazlasını ulaşım amaçlı akaryakıt ürünleri oluşturmaktadır. Akaryakıt hem ekonomik hem de çevresel gerekçelerle vergilendirilmektedir. Dünyada farklı oranlarda ve biçimlerde vergilendirilen akaryakıt, Türkiye?de bütçelerin önemli bir gelir kaynağıdır. Özellikle akaryakıttan alınan ÖTV ve KDV, yüksek vergi hasılatı sağlamaktadır. Bu vergiler akaryakıt üzerinde önemli bir vergi yükü de oluşturmaktadır. Türkiye akaryakıt vergilerinden dolayı, dünyada en pahalı akaryakıt kullanan ülkeler arasında yer almaktadır. Yüksek vergi yükü, beraberinde pek çok sosyal ve ekonomik olumsuzluğu da getirmektedir. Anahtar Kelimeler: 1. Akaryakıt 2. KDV 3. ÖTV 4. Vergi Yükü 5. Kayıt Dışılık

AkaryakıtKatma değer vergisiOECD ülkeleri+1
Cem Barlas Arslan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de motorlu taşıtların vergilendirilmesinin analizi ve değerlendirilmesi

Motorlu taşıtlar gerek harcamalar üzerinden alınan ÖTV ve KDV gibi vergilerin, gerekse servet üzerinden alınan bir vergi olan MTV?nin kapsamında vergiye tabi tutulmaktadır. Çalışmanın amacı, motorlu taşıtlardan alınan söz konusu vergilerin ve vergi benzeri diğer ödemelerin incelenmesi ve değerlendirilmesidir. Amaç doğrultusunda motorlu taşıtların kapsamı ortaya konulup, bazı AB ülkelerinde motorlu taşıtların vergilendirilmesi incelenmiş; ülkemizde uygulanan ÖTV, KDV ve MTV ile motorlu taşıtlardan alınan benzer ödemeler analiz edilerek değerlendirilmiştir. Çalışma çerçevesinde motorlu taşıtların vergilendirilmesinde çeşitli açılardan karşılaşılan sorunlar ortaya konularak çözüm önerileri geliştirilmiştir. Bu doğrultuda özellikle vergi ilkelerine uygun bir şekilde vergilemenin sağlanması bakımından motorlu taşıtların kapsamının doğru biçimde belirlenmesi, çifte vergilemenin önlenmesi ve vergileme kriterlerinin gözden geçirilerek AB uygulamasına da paralel biçimde çevreye duyarlılık ilkesi benimsenerek vergileme yoluna gidilmesi gerektiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. Motorlu Taşıtlar Vergisi 2. Özel Tüketim Vergisi 3. CO2 Emisyonu 4. Çevre Kirliliği 5. Avrupa Birliği

Merve Ahsen Demir
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de banka kredileri üzerindeki vergi yükünün ve ekonomik etkilerinin incelenmesi ve değerlendirilmesi

Bankalar, mevcut kaynaklarını ve piyasadan sağladıkları mevduat vb. kaynakları piyasa olanaklarına göre değerlendirerek karını maksimize etmeye ve rakipleri ile rekabet etmeye çalışırlarken, kısacası ekonomik birimlerin ihtiyaç duyduğu finansal araçları sunarak fonksiyonlarını yerine getirirken bir yandan da devletin kamusal nitelikli vergi ve mali yük ve ödevlerine maruz kalmaktadır. Bankaların gelirleri; kaynaklarını plase ederek kazandıkları faiz geliri ve bankacılık hizmet gelirleri olan operasyonel gelirlerden oluşmaktadır. Birer ticari işletme olan bankalar, karlarını maksimize edebilmek için kaynak maliyetlerini minimize ve gelirlerini maksimize etmek durumundadırlar. Tamda bu noktada devletin bankalara yüklediği vergi ve mali yüklerle karşılaşmaktadır. Karşılaştıkları bu yükler, bankaların operasyonel maliyet ve yüklerini artırdığı gibi, bir yandan da kaynak maliyetini ve piyasa ürün (kredi) fiyatlarını yükseltmektedir. Bankalar bu yüklerin bir kısmını direkt müşterilerden tahsil ederek, bir kısmını da verginin yansıması kuralları çerçevesinde, piyasa şartlarının elverdiği ölçüde ürün fiyatlarına yansıtarak karını artırmaya çalışırlar. Ancak, globalleşen dünyamızda finans piyasasında, vergi ve mali yükler açısından yükü fazla olan piyasalardan, gerek iç gerekse dış piyasalara kaçış meydana gelmektedir. Dolayısıyla tasarrufların doğru kanallara yönelmesi ters yönde etkilenmektedir. Finans piyasası üzerine yüklenen vergi ve mali yükler, kredi fiyatlarını her halde etkileyeceğinden, enflasyon, yatırımlar, ekonomik büyüme, ekonomik büyüme ve daralma, bütçe gelirleri ve sektörel birçok olumsuz yansımalar meydana getirir. Para politikası aracı olarak kullanılan bazı vergi ve mali yükler bu maksatla kullanılabilmektedir. Çalışmamızda bankacılık sektörü üzerindeki vergi ve mali yükler ortaya konularak, bunların kredileri üzerine nasıl yansıtıldığı ve bunun ülke ekonomisi üzerine etkileri araştırılmış ve ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Çalışmamız sonucunda; bankacılık sektörü, dolayısıyla banka kredileri üzerinde çok fazla vergi ve mali yük olduğu, bu durumun bankacılık sektörünü gerek operasyonel olarak gerekse kredi fiyatlaması açısından çok fazla etkilediği ortaya çıkmaktadır. Bankaların kaynak amaçlı gönüllü tahsilatları da eklendiğinde devletin topladığı vergi ve mali yükler tamamen bankalar üzerinden tahsil edileceği düşünülebilir. Krediler üzerine yansıyan söz konusu vergi mali yüklerin azaltılması, ülke ekonomisi ve yatırımlar üzerinde olumlu etkilerinin olacağı muhakkaktır. Oluşan vergi kaybı ise genişleyen ekonomi, artan yatırımlar ve istihdam sonucunda telafi edilebileceği düşünülmektedir. Mali işlemlerden alınan vergilerin indirilmesi yoluyla fon edinme maliyetlerinin düşürülmesi, bütçe dengesi gözetilmek kaydıyla, kısa vadede sonuç verebilecek bir önlem olarak görünmektedir. Anahtar Kelimeler: 1. Banka ve Krediler 2. Vergi ve Mali Yük 3. Vergi ve Mali Yük Yansıması 4. Kredi de fiyatlama 5. Ekonomik etkiler

Sadık Ünlü
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal bütçe harcaması olarak yükseköğretim ve ekonomik kalkınma ilişkisi

80'li yıllardan günümüze kadar geçen sürede bilgi toplumu ve bilgi teknolojileri yapılarının gelişmesi, ekonomik kalkınmanın beşeri sermaye ve teknoloji ile birlikte anılmasına sebep olmuştur. Yükseköğretim sektörü, bilginin üretilmesi ve donanımlı bir işgücünün oluşturulmasına yaptığı katkı ile ekonomik kalkınma sürecinde belirleyici bir role sahiptir. Ekonomik kalkınma yoksunluğu, toplumlarda başta işsizlik ve yoksulluk olmak üzere pek çok sosyal dışlanmanın kaynağını oluşturur. Sosyal yapılarda ortaya çıkan risk ve ihtiyaçları takip eden, dinamik yapıya sahip sosyal devletlerin, ekonomik kalkınma problemine çözüm üretmek amacına yönelen sosyal bütçe uygulamaları, bilgi toplumu yapısının gerekliliklerini gözetmek durumundadır. Çalışmanın amacı, yükseköğretimin kamusallığı bağlamında sosyal bütçe öğesi olma niteliğini ve yükseköğretim sektörü Ar-Ge harcamalarına yönelen finansman kaynakları farklılıklarını dikkate alarak tespit etmektir. Bu bağlamda yükseköğretim Ar-Ge harcamalarının finansman kaynağı farklılıklarına göre toplam faktör verimliliğine olan etkisi ekonometrik tahmin yöntemleri ile tespit edilecektir. Ekonometrik analizde ise 2000-2017 yılları arası, toplam 27 ülke örneği veri setine sahip, panel veri analizi uygulanmıştır. Ekonometrik model, eşbütünleşme ve hata düzeltme modeli ile tahmin edilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre yükseköğretim Ar-Ge harcamaları içerisinde kamusal kaynaklarının payının artması, toplam faktör verimliliğini etkilememektedir. Özel sektör ve yurtdışı fon kaynaklı yükseköğretim Ar-Ge harcamaları ise toplam faktör verimliliğine olumlu etki etmesine rağmen istatiksel anlamlılık tespit edilememiştir.

Araştırma-geliştirmeEkonomik kalkınmaOECD ülkeleri+4
Serdar Dumlupınar
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Katılım finansında kamusal müdahale yöntemi olarak kamu girişimciliği ve yeni bir model önerisi

Kişi ve kurumların finansmana erişim ihtiyacı, finansal sistemlerin kurulmasını zorunlu kılmıştır. Finansal sistemde kredi (borç) sistemi ve ortaklık sistemi olmak üzere iki tip finansman modelinden bahsedilebilir. Geleneksel finans anlayışı daha çok borç sistemine dayanmakta olup, aynı zamanda sistemin sürekli kriz üretmesinin de başlıca nedenleri arasındadır. Katılım finans anlayışının ortaklık finansmanını teşvik eden yapısı, ekonomik sistemin sürekli kriz üretmesine yönelik önemli bir çözüm sunmaktadır. Mevcut katılım finans uygulamaları daha çok kredi sistemini çağrıştırsa da, katılım finansın özündeki mesaj, ortaklık sistemine işaret etmektedir. Ancak mevcut katılım finans uygulamalarına bakıldığında, "kopyala-yapıştır" anlayışının ötesine geçilemediği ve öze değil şekle odaklanıldığı görülmektedir. Dolayısıyla, bu çalışmada finans teorisinin üç temel sac ayağı olan bankacılık, sigortacılık ve sermaye piyasaları özelinde bu taklitçi yapıya yönelik tespitler, piyasa başarısızlıkları dikkate alınarak sunulacaktır. Akabinde, faiz ile kar payı arasındaki korelasyonu kıran ve kar payının, faiz yerine ticari karı kıstas (benchmark) ölçüsü olarak kullandığı ve kredi sistemi yerine ortaklık sistemine dayalı bir model önerilecektir. Bu modelin işlerliği devletin düzenlemesine ve desteğine ihtiyaç duymaktadır. Kurulacak sistemin temelinde devlet yer alacaktır. Dolayısıyla, önerilecek sistemin kamu ekonomisi ilkelerini benimsemesi ve kamusal müdahale yöntemlerinden kamu girişimciliğine dayanması gerekecektir.

Devlet müdahalesiKamu girişimciliğiKatılım bankacılığı+2
Yasin Laçinbala
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Mükellef hakları ve yükümlülüklerinin bilinmesinde ve korunmasında Vergi İletişim Merkezi Müdürlüğünün önemi

İnsanlık tarihinde eski çağlardan beri bulunan vergi kavramı, günümüz toplumları açısından da önemli bir kavram olmaya devam etmektedir. Vergi koyma ve toplama yetkisini elinde bulunduran otorite ile vergi vermekle yükümlü olan mükellefin ilişkisi pek çok düzenlemeye konu olmuştur. Bu kapsamda; mükellef hak ve sorumlulukları ile çeşitli ilkeler ortaya konmuş, kanun, tüzük, genelge veya özelge gibi yasal düzenlemeleri yapılmış ve bunların yanı sıra, vergi idareleri ve bu idarelere bağlı çeşitli kurumlar oluşturulmuştur. Çağımızda yaşanan sosyal ve ekonomik gelişmeler doğrultusunda yaygınlaşmaya başlayan mükellef odaklı bakış açısı ise vergi idarelerini daha açık, erişilebilir ve mükellefle güven temelinde ilişki kuran kurumlar olmaya yönlendirmektedir. Vergi İletişim Merkezi (VİMER), ülkemizde bu tür bir anlayışın sonucu olarak oluşturulmuş olan bir kurumdur. Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı olarak faaliyette bulunan VİMER temelde bir iletişim merkezidir. VİMER ile sunular hizmetler sayesinde mükelleflere kesintisiz hizmet sunulmasının yanı sıra, vergilerin zamanında, doğru ve kolay bir biçimde ödenmesi amaçlanmaktadır. Bu çalışmada mükellef hakları ve yükümlülüklerinin bilinmesinde ve uygulanmasında VİMER'in öneminin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda VİMER, i) bir iletişim merkezinin bileşenleri, ii) mükellef hakları, iii) mükellef sorumlulukları ve iv) diğer ülkelerdeki vergi iletişim merkezleri açılarından ele alınmıştır.

Mükellef haklarıVergi mükellefiVergi İletişim Merkezi+2
Elif Cansu Kesim
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Vergi incelemesinde kurumsal etkinlik değerlendirmesi: Türkiye için bir model önerisi

Verginin, demokrasinin bir aracı olmaya başlaması ile birlikte, doğru miktarda verginin ödenmesi daha fazla önem arz etmeye başlamıştır. Modern vergi sistemleri beyan esasına dayanmaktadır. Bu esasın önemli bir unsuru da mükellef tarafından beyan edilen ve ödeneceği bildirilen verginin doğruluğunun araştırılmasıdır. Vergi incelemesi, mükellef tarafından ödenmesi gereken verginin doğruluğunun araştırılması, tespit edilmesi ve sağlanması eylemini içeren faaliyetler bütünüdür. Bütün ülkeler etkin bir vergi inceleme sistemi uygulamaya koymayı amaçlamaktadırlar. Etkin bir vergi inceleme sistemi, bu faaliyetten amaçlanan sonucun gerçekleştirilmesini sağlayacaktır. Vergi incelemesinden amaç, inceleme ile mükelleflerin vergi kaçırma faaliyetlerine engel olma ve bu anlamda caydırıcılıktır. Kamu alanında geçerli olan etkinliğin ölçülmesi sorunu, vergi incelemesinde etkinliğin ölçülmesin konusunda da karşımıza çıkmaktadır. Bu etkinliğin varlığı konusunda, denetim elemanı sayısı, inceleme sonuçları gibi çeşitli istatistikler kullanılmakla birlikte her bir istatistiği çevreleyen unsurların dikkate alınması gerekmektedir. Vergi incelemesinde etkinlik bir sistem konusudur. Mevcut durumda Türkiye'de vergi inceleme sisteminde değişiklik yapılması gerekmektedir. Var olan durumu değerlendirdiğimizde, Türkiye'de vergi inceleme sistemi, denetim biriminin kendi planlamasını yapamayarak iş yükü altında ezildiği, standart iş yapış tarzına sahip olunmayan, mükelleflerin her bir müfettişin farklı uygulamalarına muhatap olabildiği, bireysel nitelikte, öngörülemez ve maliyetli bir süreç olduğu hususları karşımıza çıkmaktadır. Bütün bu sorunların çözümü bütüncül bir konsept değişikliğini gerektirmektedir. Konsept değişikliğinde ana unsur teknoloji kullanımı olmalıdır. Teknolojik gelişmelerle birlikte vergi inceleme sisteminin müfettiş odaklılıktan sistem odaklı hale gelen, ekip çalışmasına yatkın, bilgi işlem teknolojileri konusunda da yetkin denetim elemanlarının olduğu, kurumsal, öngörülebilir ve daha az maliyetli bir sisteme dönüşmesi gerekmektedir. Ayrıca "her işe uygun" denetim elemanı yaklaşımından, uzmanlaşmanın geçerli olduğu bir sisteme geçilmesi, vergi kaybının yüksek olduğu sektörler ile vergi gelirininin önemli kısmını ödeme kapasitesi olan büyük mükelleflere odaklanılan, standart denetimlerin farklı bir birim tarafından gerçekleştirildiği, teknoloji yoğun bir denetim modeli kurgulanması gerekmektedir.

DenetimKurumsal etkinlikVergi denetimi+3
Hüseyin Karakum
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık politikası aracı olarak sigaranın vergilendirilmesi: Türkiye uygulamasının analizi ve değerlendirilmesi

Tütünün ilk kullanımı tıbbi, tedavi edici ve keyif verici amaçlarla olmuştur. Ancak zamanla sigara olarak tüketilmeye başlanması ile birlikte sağlığa zararları anlaşılmış ve sigara tüketimi mücadele edilmesi gereken bir alan haline dönüşmüştür. Sigara tüketimi sadece tüketen bireye değil yaydığı negatif dışsallık ile topluma da bir maliyet yüklemektedir. Sigara tüketimi birçok hastalık için risk faktörü olup, her yıl 8 milyon insan sigara tüketimi nedeni ile hayatını kaybetmektedir. Sigaraya olan talebinin azaltılmasında birçok farklı politika önlemi bulunmaktadır. Sigara üzerinden alınan vergilerin arttırılması da bu politika önlemlerinden birisidir. Sigaranın vergilendirilmesinde sadece ad valorem vergi, sadece spesifik vergi veya her iki vergi türünün ortak kullanıldığı yapılar söz konusudur. Türkiye en çok sigara tüketilen 10 ülke arasında yer almakta olup, sigaranın vergilendirilmesinde 2003 yılından itibaren karma bir yapı hakimdir. Bu yapı Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) adı altında minimum tabanlı bir spesifik vergi ve ad valorem vergiden oluşmaktadır. Ayrıca sigara üzerinden Katma Değer Vergisi (KDV) alınmaktadır. Sağlık politikası aracı olarak sigaranın vergilendirilmesinde ilk amaç sigara tüketimini azaltmak iken ikinci amaç ise toplam vergi gelirini koruyabilmektir. Bu sayede elde edilen gelir de sağlık harcamalarının finansmanı veya sigara ile mücadelede kullanılabilecektir. Bu çalışmada WHO TaXSiM modeli kullanılarak Türkiye'de sigaranın vergilendirilmesi ile ilgili farklı vergi oranlarının (ad valorem, spesifik, KDV) simülasyonu yapılmıştır. Oluşturulan senaryolarda ad valorem vergi oranının düşürülüp, spesifik vergi tutarlarının (maktu ve asgari maktu vergi) ve KDV'nin yükseltilmesi ile sigara tüketimi azaltılırken toplam vergi gelirinin ise arttırılabileceği görülmüştür.

BenzetimKatma değer vergisiSağlık politikası+4
Arzu Polat
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

AİHM ve AYM kararları çerçevesinde mülkiyet hakkı ile vergilendirme ilişkisinin değerlendirilmesi

Bu çalışma ile öncelikli olarak mülkiyet hakkının tarihçesi incelenerek tarih boyunca kişilerin bir şekilde mülkiyete sahip olduğu, ancak bu hakkın sınırsız olmadığı ve mülkiyet hakkına çeşitli sınırlandırmaların getirildiği sonucuna ulaşılmıştır. İkincil olarak verginin tarihçesi mülkiyet hakkı bağlamında ele alınmış ve vergi ile mülkiyetin tarih boyunca aldığı biçimlerden bağımsız olarak verginin her halükarda mülkiyet hakkı açısından bir sınırlandırma/müdahale olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tarih boyunca vergiler kişilerin mülklerinden bir şekilde alınmış, günümüzde de alınmaya devam etmektedir. Üçüncül olarak tarih boyunca vergi nedeniyle yaşanan tecrübeler neticesinde adil bir vergilendirmenin yapılabilmesi için geliştirilen ve maliye teorisi tarafından sistemleştirilen vergilendirme ilkeleri mülkiyet hakkı bağlamında ele alınmış ve mülkiyet hakkına yapılan vergisel müdahalelerin meşru sınırlar içerisinde kalıp kalmadığının test edilmesinde kullanılan ve AİHM ile AYM yargılamaları ile geliştirilen (hukukilik/kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük olmak üzere) üç kriter ile arasındaki ilişki incelenmiştir. Son olarak ise üç kriter, AİHM ve AYM kararları ışığında açıklanmıştır. Tez kapsamında ulaşılan sonuç vergilendirmenin mülkiyet hakkına her halükarda bir sınırlandırma teşkil ettiği, bu nedenle yapılan vergilendirmenin mülkiyet hakkına haksız bir müdahale teşkil etmemesi için dikkate alınabilecek iki araç olduğu, bunların vergilendirme ilkeleri ve üç kriter olduğudur. Yapılan vergilendirme hem vergilendirme ilkeleri yönünde hem de üç kriter yönünden test edildiğinde benzer sonuçları vereceği, vergilendirme ilkeleri ile üç kriter arasında hem amaçsal olarak hem de tarihsel olarak bir uyum söz konusu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Anayasa MahkemesiAnayasa hukukuAvrupa insan hakları hukuku+7
Furkan Buyan
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu hizmetlerinden memnuniyet ile vergi uyumu arasındaki ilişki: Geçici koruma altındaki Suriyeli sığınmacılar üzerine bir araştırma

Türkiye, jeopolitik ve tarihi konumu dolayısıyla yoğun göç alan ülkelerden birisidir. Bu noktada Suriye'de 2011 yılında başlayan iç savaş nedeniyle 6,8 milyon kişi yerinden edilmiş, dünya tarihindeki en büyük kitlesel göç hareketlerinden birinin yaşanmasına neden olmuştur. Bu göç hareketinden en çok etkilenen ülke ise Türkiye olmuştur. Türkiye yerinden edilen Suriyeli sığınmacıların yarısından fazlasına ev sahipliği yapmaktadır. Bu durum, eğitim, sağlık, barınma, sosyal hizmetler vb. gibi birçok ihtiyacı da beraberinde getirmekle birlikte, ihtiyaçların giderilmesi amacıyla kamusal nitelikte hizmetlerin üretiminin gerçekleştirilmesini de zorunlu kılmaktadır. Kamusal nitelikteki hizmetlerin üretimi ise önemli düzeyde kamu harcamasının yapılmasını beraberinde getirmekte olup, çalışmada söz konusu hizmetlerin sunumunda gerçekleştirilen harcamalar veriler ekseninde değerlendirilmiştir. Çalışmanın konusu, Türkiye'de yaşayan geçici koruma altındaki Suriyeli sığınmacıların kamu hizmetlerinden memnuniyet düzeyleri ile vergi uyumları arasındaki ilişkinin analiz edilmesidir. Çalışmanın temel amacı ise Türkiye'deki geçici koruma altındaki Suriyeli sığınmacıların vergi uyumlarının artırılmasında kamu hizmetlerinden memnuniyetlerinin rolünü, hangi kamusal hizmetlerden memnuniyetin vergi uyumunu artırmada önemli olduğunun tespit edilmesidir. Çalışmanın politika yapıcılarına ve literatüre katkı sağlaması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda Türkiye'de çalışan 892 geçici koruma altındaki Suriyeli sığınmacıya anket uygulanmıştır. Analiz bulgularına göre, sağlık kuruluşları, eğitim, sağlık, güvenlik güçleri, iş piyasası, tercümanlık, belediye, sosyal yardım ve mahkeme ve adli sistem hizmetleri ile vergi uyumu arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir.

Fonksiyonel maliyeKamu maliyesi
Kübra Sayaner Ak
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu harcamalarının gelir eşitsizliği üzerine etkisi: OECD örneği

Gelir dağılımı, toplumsal refahı ve sosyal istikrarı doğrudan etkileyen temel bir gösterge olmakla birlikte adil bir dağılım, ekonomik eşitsizliklerin azaltılmasına olanak sağlayarak toplumsal barışı ve sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etmektedir. Gelirin birincil dağılımında ortaya çıkan eşitsizliklerin neden olduğu dağılım sorunsalı, toplumun bazı kesimlerinin fırsat ve kaynaklara daha fazla erişmesine, kalan kesimin ise yoksulluk ile karşı karşıya kalmasına neden olabilmektedir. Bu durumda kamu müdahaleleri aracılığıyla gelirin yeniden dağılımı sağlanarak eşitsizlik sorununa müdahale etmek mümkündür. Çalışmada 2008-2022 dönemini kapsayan yıllık veriler kullanılarak seçilmiş 32 OECD ülkesinde kamu harcamalarının gelir dağılımı üzerindeki etkisi sistem GMM tahmincisi kullanılarak dinamik panel veri metoduyla analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular kamu harcamalarındaki 1 birimlik artışın, gelir eşitsizliğinde yaklaşık %0.107'lik bir azalma meydana getirerek eşitsizliği anlamlı bir şekilde iyileştirdiğini göstermektedir. Çalışmada ayrıca gelir eşitsizliğini etkileyecek olan diğer makroekonomik faktörlerden olan kişi başı gelir, işsizlik ve dış ticaret verilerinin gelir eşitsizliği ile ilişkisi de incelenmiş, kişi başı gelir ve işsizlik oranlarındaki artışın gelir eşitsizliğini anlamlı bir şekilde derinleştirdiği gözlemlenmiştir. Buna karşın dış ticaretin gelir eşitsizliğini azaltmaya yönelik etkisi görülmüş olsa da istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Çalışma, kamu harcamalarının gelir eşitsizliklerini azaltma konusunda önemli bir araç olduğunu ancak kişi başı gelir ve işsizlik gibi diğer faktörlerin de gelir dağılımı üzerinde belirleyici rolünü göstermektedir. Elde edilen sonuçlar literatürde yapılan birçok çalışmayı destekler nitelikte kanıtlar sunmakla birlikte literatüre katkı sağlamayı hedeflemektedir.

Başar Arslantürk
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yeşil kamu alımları: Avrupa Birliği ve Türk ihale mevzuatı çerçevesinde bir değerlendirme

Kamu ihaleleri, kamunun mal ve hizmet ihtiyacı ile yapım işlerine yönelik gereksinimlerinin karşılanmasına yönelik işlemlerdir. Yaklaşık son otuz yıla kadar daha çok bu klasik fonksiyonu özelinde değerlendirilen kamu ihaleleri, günümüzde kamu politikası aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu kapsamda değerlendirilen eğilimlerden biri olan yeşil kamu alımları yaklaşımı, kamu ihale süreçleri içerisine çevresel sürdürülebilirlik faktörünün entegre edilmesi anlayışıdır. Başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere birçok ülke, bu anlayışın yaygınlaştırılmasına yönelik politika önlemlerine sahiptir. Bu çalışmanın amacı, Türk ihale sisteminde yeşil kamu alımlarına yönelik mevcut düzenlemelerin incelenmesi ve ihale sürecine çevresel kriterlerin entegre edilmesi noktasında politika önerileri sunulmasıdır. Bu kapsamda çalışmanın ilk bölümünde yeşil kamu alımlarına yönelik teorik bilgiler sunulmuştur. İkinci bölümde, yeşil kamu alımları noktasında başarılı bir aktör olarak gösterilen Avrupa Birliği'ndeki mevzuat incelenmiş ve uygulama örnekleri ile yeşil kamu alımlarının ihale sürecine entegre edilmesine yönelik mekanizmalara yer verilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise öncelikli olarak Türk kamu ihale mevzuatı içerisinde yeşil kamu alımları yaklaşımına yönelik düzenlemelerin mevcudiyeti ele alınmıştır. Daha sonra ise Türk ihale mevzuatına yeşil kamu alımları yaklaşımının entegre edilmesine yönelik söylem ve politika içeren belgelere yönelik doküman incelemesi yapılmıştır. Çalışma sonucunda, Türkiye'de kamu ihalelerinin çevresel politikaları destekleme noktasında yetersiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu kapsamda Avrupa Birliği mevzuatı ve uygulamaları emsal alınarak Türk ihale mevzuatına yönelik politika önerileri sunulmuştur.

Halime Avcı Yıldız
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışmaya teşvik mi, bağımlılık mı? OECD ülkelerinde sosyal yardım politikalarının istihdam etkisi

İşsizliğe yönelik sosyal yardım politikaları, refah devletlerinin hem sosyal koruma hem de işgücü piyasası hedeflerini aynı anda gözetmek zorunda olduğu temel politika alanlarından biridir. Bu politikalar, bireyleri işsizlik riskine karşı koruyarak gelir kaybını telafi etmeyi amaçlarken, aynı zamanda istihdam davranışları üzerindeki olası etkileri nedeniyle çalışmaya teşvik mi, yoksa bağımlılık mı yaratmaktadır? sorusunu gündeme getirmektedir. Özellikle sosyal yardımların bireyleri istihdamdan uzaklaştırabileceği ya da işgücü piyasasına dönüşü geciktirebileceği yönündeki tartışmalar, bu politikaların etkinliğinin ampirik olarak sorgulanmasını gerekli kılmaktadır. Bu çalışma, 2000–2021 dönemi için 33 OECD ülkesinde, işsizliğe yönelik sosyal harcamaların istihdam üzerindeki uzun dönem etkisini incelemektedir. Analizde öncelikle ülkeler arası karşılıklı etkileşimleri dikkate almak amacıyla yatay kesit bağımlılığı test edilmiş, ardından bu bağımlılığı dikkate alan CIPS panel birim kök testi ile serilerin durağanlık özellikleri incelenmiştir. Değişkenler arasındaki uzun dönemli ilişki Gengenbach–Urbain–Westerlund (GUW) eşbütünleşme testi ile analiz edilmiş, uzun dönem katsayıları ise Augmented Mean Group (AMG) tahmincisi kullanılarak elde edilmiştir. Bu yöntemsel çerçeve, ülkeler arasında heterojen uzun dönem ilişkilerin varlığını dikkate alan bir analiz sunmaktadır. Panel geneline ilişkin bulgular, işsizliğe yönelik sosyal harcamaların istihdam üzerinde uzun dönemde negatif ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Sosyal harcamalara ait uzun dönem katsayısının -2.199 olması, OECD ülkeleri genelinde bağımlılık hipotezinin baskın olduğunu ortaya koymaktadır.

Selen Pesen
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bölgesel kalkınmada organize sanayi bölgelerinin rolü: Zonguldak iline yönelik bir analiz

Sanayi devrimi ile birlikte gelişmiş, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeler, gelişmişlik düzeyi ile birlikte toplumsal bütünlüğünü de etkileyebilen bölgelerarası gelişmişlik farkının azaltılmasına yönelik sanayileşme hareketlerine büyük önem vermişlerdir. Sanayinin hızlı bir şekilde gelişmesi sonucunda bazı bölge ve merkezlerde plansız çoğalan işletme sayısı ve karmaşık yapıda kümeleşen sanayi bölgeleri kent merkezlerinin içerisinde kalmış ve bu durum birçok problemi de beraberinde getirmiştir. Bu problemleri ortadan kaldırmak, bölgeler arasındaki gelişmişlik farkını azaltmak amacı, sanayi faaliyetlerinin planlı bir şekilde, belirlenen alanlarda, organize bir yapıda toplanması gerekliliği ve önemini ortaya çıkarmıştır. Organize olmuş ve belirli bir plan içerisinde oluşturulmuş sanayi bölgelerinin uluslararası rekabet gücü, teknolojik gelişim, yerel kaynakların değerlendirilmesi, istihdam ve üretimde artış, bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılması gibi birçok konuda kalkınmaya etki etmektedir. Sanayinin planlı bir yapıda oluşturulması girişimlerine bağlı olarak Organize Sanayi Bölgesi kavramı ortaya çıkmış, ilk kez ABD'de özel sektörün kar elde etmesi, İngiltere'de bölgelerarası gelişmişlik düzeyindeki farklılıkların azaltılması ve istihdamın arttırılması amacı ile kurulan bölgeler, organize sanayi bölgeleri uygulamalarının ilk örnekleridir. Türkiye'de, 1962 yılında Bursa OSB'nin kurulmasıyla organize sanayi bölgesi uygulamaları başlamış ve gelişerek devam etmiştir. Bu çalışmada bölgesel kalkınma kavramı ve organize sanayi bölgeleri kavramları açıklanmış, OSB'lerin bölgesel kalkınmaya etkisi yerel veriler çerçevesinde incelenmiş ve son olarak Zonguldak ilindeki organize sanayi bölgelerine ait veriler dış ticaret, istihdam, üretim, faaliyet alanı gibi ekonomik göstergeler açısından irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Organize Sanayi Bölgesi, Sanayileşme, Kümelenme, Kalkınma

Bölgesel kalkınmaMekansal kümelenme
Cihangir Aktaş
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu harcamalarının ve vergilerin iç göç üzerindeki etkileri: Türkiye örneği

Göç olgusu, yalın bir tabirle bireylerin yaşadıkları bölgeden başka bir yerleşim bölgesine gitmesiyle ortaya çıkan nüfus hareketleridir. Nüfus hareketlerinin kalkınma süreci başta olmak üzere birçok alanda önemli etkileri vardır. Göç, bireysel çıkar motivasyonu ile hareket edildiği varsayımı altında göçmen için faydalı olsa da bir bütün olarak topluma faydalı olmayabilir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde göç, şehirlerin kalabalıklaşmasına, işsizlik sorunlarına ve bölgesel dengesizliklere neden olabilmektedir. Dolayısıyla iç göçün belirleyicileri incelenmesi gerekli bir konudur. Bu çalışmada, kamu harcamaları ve vergilerin iç göç üzerindeki etkileri, Türkiye'deki Düzey 2 bölgeleri açısından incelenmiştir. 26 Düzey 2 bölgesine ilişkin olarak yapılan dinamik panel veri analiz sonuçlarına göre, kamu harcamaları ile iç göç arasında istatistiksel olarak açıdan anlamlı bir ilişki kurulamamış iken; vergi gelirleri ile iç göç arasında ise negatif bir ilişki tespit edilmiştir. Kamu harcamalarına fonksiyonel sınıflandırma açısından bakıldığında ise güvenlik ve savunma harcamaları ile net göç hızı arasında ters yönlü bir ilişki bulunmuştur.

GöçlerKamu harcamalarıPanel veri modelleri+4
Furkan Tosuner
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Engellilere yönelik kamusal hizmetler: Zonguldak ili memnuniyet algısı

Türkiye'de engelli bireylere yönelik sunulan kamusal hizmetler ile bu hizmetlerin sosyal alanda uygulanabilirliği konusunda farklı sorunlar yaşanmaktadır. Gerek merkezi gerekse de yerel idareler engelli bireylerin sosyal hayata katılımlarını amaçlayan kamusal politikalar yürütmüştür. Bununla birlikte günümüzde engellilere yönelik kamusal politikaların etkin bir şekilde yürütülmesi büyük önem arz etmektedir. Başka bir anlatımla engelli bireylerin diğer tüm insanlar gibi mesleki eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve siyasal haklardan tam ve eşit şekilde yararlanabildiği ve toplumsal yaşam alanındaki tüm hizmetlere kolaylıkla ulaşabildiği bir ortamın oluşturulması gerekmektedir. Türkiye'de engellilerle ilgili son yıllarda yapılmış hukuki düzenlemeler dikkate alındığında, engellilere yönelik fırsat eşitliği sağlamak adına kamu idarelerine birçok yasal yükümlülüğün getirildiği görülmektedir. Birçok hukuki düzenlemeye karşın engellilerin yaşadığı sorunların devam ediyor olması, bu sorunların sadece düzenleme boyutundaki eksiklikten kaynaklanmadığını göstermektedir. Bu itibarla engellilere yönelik kamusal politika düzenlemelerinin sosyal hayatta kararlılıkla uygulanması bu politikaların etkinliği açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Zonguldak iline ait seçili bazı belediyelerin Zonguldak'ta ikamet eden engelli bireyler için uyguladığı yerel kamusal hizmetlerden memnuniyet derecesini ölçmek amacıyla Mayıs-Temmuz 2019 tarihlerinde yapılan anket çalışmasına yer verilmiştir.

Engelli kişilerEngelli ortamKamu hizmetleri+3
Elif Kırıkoğlu
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal belediyecilik: Zonguldak Belediyesi örneği

Günümüzde birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkede belediyeler sosyal belediyecilik anlayışı ile sosyal politikada etkin rol oynamaktadır. Sosyal belediyecilik, toplumdaki dezavantajlı grupları (yoksul, yaşlı, engelli, hasta, kadın, çocuk vb. kişileri) korumak, toplumun refahını arttırmak, toplumun sosyalleşmesine katkı sağlamak, yerel ekonominin gelişmesi ve yerel kalkınmayı sağlamak amacıyla belediyelere birçok konuda görev ve sorumluluk veren bir anlayıştır. Bu tezin amacı, Zonguldak Belediyesi'nin sosyal belediyecilik anlayışı kapsamında yaptığı hizmetlerin ortaya koyulması, bu hizmetlerden yararlananların bu hizmetler hakkındaki değerlendirmeleri ve vatandaşların Zonguldak Belediyesi'nin sosyal belediyecilik faaliyetlerinden memnuniyetlerinin belirlenmesidir. Çalışmada Zonguldak Merkez ilçesi mahallelerinde ikamet eden vatandaşlara yönelik anket çalışmasının verileri IBM SPSS Statistics 22 programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Bu çalışmada frekans ve çapraz tablo (crosstab) analizleri yapılmıştır. Sosyal yardım ve hizmetlerden yararlanan katılımcılar, bu faaliyetleri değerlendirirken, başarılı seçeneğini daha yüksek oranda işaretlemişlerdir. Bunun yanı sıra katılımcılar Zonguldak Belediyesi'nin sosyal belediyecilik kapsamındaki faaliyetlerini yetersiz bulduklarını belirtmiştir. Yine katılımcıların belediyenin hizmetlerinden haberdar olamaması ve vatandaşların belediyenin hizmetleri hakkında yeterli bilgiye sahip olmaması gibi sorunlar da tespit edilmiştir.

BelediyelerRefah devletSosyal devlet+3
Kubilay İşgör
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bağımlı nüfusun kamu maliyesi üzerine etkisi: OECD örneği

Nüfus yaş yapısındaki değişimin yarattığı nüfus yaşlanması, mali sürdürülebilirlik üzerinde önemli etkilere sahiptir. Azalan işgücü sonucu daralan vergi tabanı kamu gelirlerinde azalma yaratırken, artan yaşlı bağımlı nüfus kamu gider kalemlerinde (sağlık, sosyal güvenlik, emeklilik, tıbbi bakım vb.) artışlara sebep olmaktadır. Bu doğrultuda çalışma, nüfus yaş yapısındaki değişim neticesinde gerçekleşen yaşlı bağımlılık oranı artışının kamu mali sistemi üzerindeki etkisine yönelik nicel bir analiz gerçekleştirmektedir. Analiz, nüfus yaş yapısındaki değişimin kamu gelir ve gider kalemlerinde gözlemlenen maliyet ve gelir değişimleriyle oluşturulmuş metodolojiye dayanmaktadır. Araştırmada, dinamik panel veri analizi sistem-GMM yaklaşımı benimsenmiştir. Analiz sonuçlarına göre; yaşlı bağımlı oranı ile bütçe açıkları arasında %1 düzeyde pozitif bir ilişki mevcuttur. Diğer taraftan yaşlı bağımlılık oranlarının kamu harcamalarını pozitif yönde etkilediği ve anlamlı ilişki içerisinde olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Nüfus Yaş Yapısı, Yaşlanma, Bütçe Açıkları, Mali Sistem, Bağımlılık Oranları

BağımlılıkBütçe açıklarıDemografi+6
Hanifi Kaymak
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de post Keynesyen istihdam modelinin geçerliliği

Post Keynesyen ekonomi, neoklasik analize bir tepki olarak ortaya çıkmış olan bir düşünce okuludur. Keynes'in Genel Teori'sine dayanan bu yaklaşımda, ekonominin değişen ve büyüyen doğası, ekonomik süreçteki aktörlerin davranış kalıplarına dayalı olarak analiz edilmektedir. Ekonomik olayların analizi tarihsel süreç, belirsizlik, bölüşüm ve efektif talep gibi ilkeler bağlamında ele alınmaktadır. Post Keynesyen iktisatçılar, istihdam düzeyinin efektif talep ile artacağı görüşünü temel almaktadır. Bu kapsamda çalışmada, 2003-2020 yılları arasında Türkiye verileri ile Post Keynesyen ekonomik görüş çerçevesinde istihdam analizi yapılmıştır. Çalışma, birim ücret başına otonom harcamalar ve istihdam arasındaki ilişkinin nedenselliğini araştırmaktadır. Toda-Yamamoto nedensellik analizi sonucuna göre birim ücretlerden istihdama doğru bir nedensellik ilişkisi bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Efektif Talep, Reel Ücretler, İstihdam, İşsizlik, Emek Piyasaları

Post-Keynesyen ekonomiÜcretİstihdam+3
İlayda Aydın
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı gelişmekte olan ülkelerde ve Türkiye'de ekonomik krizler ile iç-dış borçlanma ilişkisi

1929 Büyük Buhranı ve sonrasında yaşana ekonomik krizler, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerini olumsuz etkilemiştir. Genellikle siyasi, ekonomik ve teknolojik değişimlerin etkileriyle ortaya çıkan ekonomik krizler, üretimde azalma, işsizlikte artış, enflasyon, deflasyon veya stagflasyon şeklinde kendini göstermiştir. Ekonomik kriz dönemlerinde değişime uğrayan diğer önemli makroekonomik değişken, iç ve dış borçlanmadaki artıştır. Bu bağlamda çalışmanın konusu, bazı gelişmekte olan ülkelerde iç ve dış borçlanmayı etkileyen faktörleri ve Türkiye'de bu faktörlerden ekonomik krizler ile iç-dış borçlanma ilişkisini ele almasıdır. Çalışmanın amacı, bazı gelişmekte olan ülkelerde iç ve dış borçlanmayı etkileyen faktörler ve Türkiye'de ekonomik krizler ile iç ve dış borçlanmanın etkileşiminden hareketle ilerde yaşanabilecek ekonomik krizleri ve/veya borçlanma krizlerini önceden tahmin edebilmektir. Bu çalışma, bazı gelişmekte olan ülkelerde iç ve dış borçlanmayı etkileyen faktörleri ve Türkiye özelinde ekonomik krizler ile iç ve dış borç ile ilişkini ele alması bakımında literatüre katkı sağlayacaktır. Değerlendirmelere göre bazı gelişmekte olan ülkelerde iç ve dış borçları etkileyen faktörler; kamu kesimi açıkları, faiz oranı, enflasyon oranı ve döviz kuru, yatırım-tasarruf açıkları, finansal kesimin büyüklüğü, ekonomik büyüme ve ekonomik krizlerdir. Türkiye'de 1990 sonrası yaşanan ekonomik krizler için, 1994 ekonomik kriz yılı öncesi iç ve dış borç miktarı artmış, 1994 yılında azalmış ve kriz sonrası tekrar artış göstermiştir. 2001 krizinde dış borç miktarı iç borç miktarına oranla kriz öncesi dönemde azalmış 2001 yılı ve sonrasında artmıştır. 2008 küresel krizinde ise iç borç ve dış borç miktarı kriz yılı öncesi, 2008 yılı ve kriz yılı sonrasında artış yaşandığı söylenebilir.

BorçlanmaDış borçlanmaEkonomik kriz+2
Cansu Aydın
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Belediye tarafından sunulan hizmetlerin memnuniyet derecesinin mükelleflerin vergi uyumuna etkisi: Sancaktepe ilçesi örneği

Vergi uyumu, uzun yıllardır sosyal bilimler alanın inceleme konusu olmaktadır. Vergi uyumuna yönelik çalışmalar incelendiğinde, ilk çalışmalarda İnsanlar neden vergi kaçırır? sorusuna cevap aranırken, son yıllarda ise İnsanlar niçin vergi öder? sorusuna cevap aranmaktadır. İnsanların vergi kaçırma nedenleri ya da gönüllü uyum nedenleri üzerinde birçok faktörün etkili olduğu görülmektedir. Mükellefler, kendilerine tahakkuk edilen vergileri gönüllü bir şekilde herhangi bir etkilenme ve baskı hissetmeden ödemesine gönüllü vergi uyumu denilmektedir. Bu kapsamda vergi uyumunu etkileyen, hem içsel hem de dışsal faktörler bulunmaktadır. Bunlar sırasıyla; ekonomik faktörler, sosyo-psikolojik faktörler ve vergi yönetimiyle ilgili faktörlerdir. Bu çalışmanın konusu, belediye hizmetlerinin vergi uyumu üzerindeki etkileridir. Bu bağlamda, İstanbul ili Sancaktepe Belediyesi örneklem olarak seçilmiştir. Sancaktepe ilçesine bağlı 19 mahallenin nüfusları oranında katılımcı sağlanıp, toplamda 500 kişiye anket çalışması yapılmıştır. Çalışmanın amacı, belediyeler tarafından sunulan hizmetlerin vergi uyumu üzerindeki etkilerinin ne derece ve ne yönde olduğunun tespitinden hareketle, vergi uyumunun artırılmasına yönelik öneriler geliştirmektir. Bulgulara göre, belediye tarafından sunulan hizmetlerden sosyal hizmetlere yönelik faaliyetler ve ulaşım hizmetleri vergi uyumunu yüksek oranda pozitif yönde etkilediği söylenebilmektedir.

Belediye hizmetleriBelediyelerToplumcu belediyecilik+3
Fırat Genç
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Dindarlık ve vergi uyumu: Zonguldak örneği

Devletlerin en büyük gelir kalemi olan vergilerin öneminin artması ile birlikte, verginin zamanında ve gerektiği gibi ödenmesi yani vergiye uyum kavramı da önemli hale gelmektedir. İnsanların dini inançlarını yaşam tarzlarına yansıtmaları olarak tanımlanan dindarlığın, vergi uyumu üzerindeki etkisi ve aralarındaki ilişki yapılan çalışmalarda görülmektedir. Türkiye'de nüfusun büyük bir kısmının Müslüman olması, yani nüfusun büyük çoğunluğunun tek bir dini gruba mensup olması Türkiye'de vergi uyumunun sağlanmasında dindarlığın önemli bir konumda olabileceğini göstermektedir. Genel olarak Türkiye'de yapılan çalışmalar, vergi uyumu ve dindarlık özelinde değil de vergi uyumu etkileyen bütün faktörler ele alınarak yapılmıştır. Bu çalışma Zonguldak ilinde yaşayan bireylerin vergi uyumu ve dindarlık seviyelerini ölçecek, dindarlık seviyelerine göre vergi uyumlarındaki farklılıkları istatistiksel olarak inceleyerek, bu alandaki boşluğun giderilmesine katkı sağlayacaktır. Çalışmanın verileri Zonguldak ilinin merkez ilçesinde 409 kişiye anket yöntemi uygulanarak elde edilmiştir. Çalışma verilerinin değerlendirilmesinde SPSS programı kullanılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda Zonguldak ili merkez ilçede katılımcıların dindarlık seviyelerinin, vergi uyumuna bakış açısını olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.

DindarlıkVergi ahlakıVergi uyumu+2
Hanife Zararcı
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık sektöründe Baumol Maliyet Hastalığı hipotezinin geçerliliği

Sağlık, bir ülkedeki yaşam standartlarının önemli bir göstergesidir. Uygun sağlık hizmetlerinin sağlanmasıyla, bir ülkenin nüfusu daha iyi bir sağlığa sahip olabilir. Böylece ulusun beşerî sermayesi güçlenebilir ve buna bağlı olarak ülkenin üretkenliği artarak ekonomik büyümeye katkı sağlanabilir. Sağlık hizmetlerinin bu önemi, sağlık harcamalarına olan gereksinimin artmasına neden olmuştur. Nitekim sağlık harcamalarının GSYİH içindeki payı çoğu OECD ülkesinde artmaktadır. Sağlık harcamalarının artması ise beraberinde verimlilik tartışmalarını ve sağlık harcamalarının makroekonomik etkilerine yönelik tartışmaları gündeme getirmiştir. Bu tartışmalar ağırlık olarak, Baumol'un dengesiz büyüme modeline dayalı olarak ele alınan Baumol etkisi ve bu etkinin sağlık sektörüne yansıması şeklindedir. Bu kapsamda sağlık harcamalarındaki artışların muhtemel sebeplerden biri, sağlık hizmetlerindeki emek verimliliğinin genel ekonomiden daha yavaş büyümesi durumudur. Bu çalışmada, 36 OECD ülkesinin 2000-2018 yıllarına dayalı bir panel veri setini kullanılarak sağlık harcamalarındaki Baumol etkisi tahmin edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada, Baumol etkisinin örneklemdeki ülkeler açısından geçerli olduğuna ilişkin ampirik kanıtlara ulaşılmıştır.

Baumol maliyet hastalığıMaliyetSağlık harcamaları+2
Biritan Güneş
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu İhale Kurulu kararları çerçevesinde ihale iptal nedenleri ve çözüm önerileri

İdareler tarafından ihalelerin itirazsız tamamlanması, kamu kaynaklarının verimli kullanılmasına ve ihtiyaçların uygun koşullarda ve zamanında karşılanmasına olanak sağlamaktadır İhale sırasında hukuka aykırı işlem veya eylemlerden dolayı mağdur olduğunu veya zarar göreceğini iddia eden aday veya istekliler, kamu ihale kurumuna şikayette ve itirazda bulunabilmektedir. Kamu İhale Kurum, iddiaların hukukun temel ilkelerine aykırı olup olmadığını inceledikten sonra ihale sürecine ilişkin bir karar vermektedir. Belirli bir olayın soyut temel ilkeler çerçevesinde değerlendirilmesi, Kamu İhale Kurumunun çalışma ilkesinin temelini oluşturur. Bu nedenle idareler tarafından gerçekleştirilen her türlü idari işlemin kanunun temel ilkelerine aykırılığı nedeniyle şikayet konusu olabileceği ve ihalelerin iptaline yol açabileceği bilinmektedir. Türkiye'de kamu kurumları tarafından gerçekleştirilen ihalelerinin yüzde otuzu ihale saatinden sonra iptal edilmektedir. İtirazlar nedeniyle iptal edilen veya ertelenen mal ve hizmet ihaleleri idareyi ve dolayısıyla devleti ek maliyet ve külfetlere maruz bırakmaktadır. Herhangi bir nedenle iptal edilen ihale, öncelikle ihaleyi gerçekleştiren idarelerin ihtiyacının karşılanmasında gecikmelere neden olmakla birlikte, ihale sürecinde görev alan komisyon üyelerinin ihale sürecinde harcadıkları emek ve mesai çalışmaları ile istekli olarak ihaleye iştirak eden firmaların doğrudan ve dolaylı maliyetlerinin karşılıksız kalmasına sebebiyet vermektedir. Bu çalışma ile kamu ihale kurulu tarafından iptal edilen kararlar esas alınarak, ihalelerin iptaline neden olan etmenlere ilişkin ihlallerin, paydaşların yararlanabileceği şekilde tanımlanması ve sınıflandırılması ile literatüre katkı sağlanacaktır. Ayrıca bu sınıflandırmadan elde edilen bulgulardan hareketle, ihale sürecinde yer alan kişi ve kurumların benzer uygulamalardan dolayı karşılaşabilecekleri sorunların giderilmesi, azaltılması veya önlenmesi amacıyla öneriler ve değerlendirmeler yapılmaktadır. Çalışma kapsamında ihalelerin iptaline veya düzeltici işleme neden olan etmenlerin başında idari şartname, teknik şartname ve aşırı düşük açıklamanın yer aldığı görülmektedir.

Hukuka uygunlukKamu alımlarıKamu ihalesi+3
İhsan Öztunç
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de gelir vergisi ve sosyal transfer harcamalarının gelir dağılımına etkisi: Mikro veri analizi

Günümüz toplumlarının yüzleştiği, ekonomik etkilerinin yanı sıra çeşitli sosyal problemleri beraberinde getiren gelir dağılımı ve gelirin yeniden dağılımında uygulanan gelir vergisi ve sosyal transfer politikalarının incelenmesi çalışmanın odak noktasını oluşturmaktadır. Bu bağlamda, Türkiye'de gelir vergisi ve sosyal transfer harcamalarının 2010-2017 yılları arasında gelir eşitsizliğini düzeltici etkisi incelenerek, konuya çözüm önerisi getirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada, TÜİK Hanehalkı Bütçe Anketleri'nde yer alan fert mikro veri seti kullanılmıştır. Mikro veri analizi 112.608 hane ve aynı hanelerde yer alan 311.162 ferdi kapsamaktadır. Anketlerde kişilerin brüt gelirlerine ilişkin bilgi yer almadığından, brüt ve kullanılabilir gelir hesaplaması çalışma dâhilinde yapılmıştır. Bireylerin birincil, vergi sonrası ve ikincil gelirlerinin dağılımı hesaplanarak gerçekleştirilen çalışmada, vergi ve sosyal transfer politikalarının gelirin yeniden dağılımına etkisi; yüzde paylar analizi, Gini katsayısı, Lorenz eğrileri ve Lorenz eğrilerinden türetilen yoğunlaşma eğrileriyle incelenmiştir. Çalışma sonucunda Türkiye'de uygulanan vergi ve sosyal transfer politikalarının gelir dağılımında adaleti artırdığı görülmesine rağmen, yıllar itibarıyla gelir eşitsizliğinin seyrinde dikkate değer bir değişikliğin gerçekleşmediği söylenebilir. Kamu transfer politikalarının yeniden dağıtıcılığının vergilerden daha etkin olduğu görülmüştür. Gelirin yeniden dağılımında yüzde paylar analizine göre hem %20'lik hem de %10'luk dilimler incelendiğinde, en yoksul kesimin gelirden elde ettiği payın azaldığı görülmektedir. Gelirin yeniden dağılımında Gini katsayılarına göre, 2017 yılı gelir eşitsizliğinin en az olduğu yıl olarak dikkati çekmekte iken, gelir dağılımının en bozuk olduğu yıllar 2014 ve 2015'tir.

Fonksiyonel gelir dağılımıGelir vergisiKamu harcamaları+5
Arınç Boz
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Demokrasi ve vergileme ilişkisi

Tezde öncelikle vergi ve demokrasi kavramları üzerinde durularak verginin tarihsel gelişim sürecine değinilmiştir. Böylelikle vergilendirme yetkisine değinilmiş ve bu yetkinin sınırlandırılmasında toplumların yaşadığı demokratik unsurların etkisine ve pek tabi bu sınırlandırmanın demokratik toplum üzerinde yarattığı etki üzerinde durulmuştur. Bu perspektifle çalışmada demokrasi ve vergi kavramı arasındaki ilişki üzerinde daha net durularak modern demokrasi bağlamında konu irdelenmiş ve özü itibariyle vergileme ile demokrasi arasındaki etkileşimin boyutları tartışılmıştır. Demokrasi ve vergilendirme arasında ortaya konulmaya çalışılan bu ilişki neticesinde devamla demokratik toplumlarda vergilendirmenin ve vergi gelirlerinin nasıl şekillendiği üzerinde durulmuş ve demokrasinin bir siyasal rejim olarak vergi hasılatı üzerindeki etkileri üzerinde demokrasi endekslerinden ve örnek alınan vergi ölçütleri üzerinden incelenmeye çalışılmıştır. Söz konusu bu perspektifle çalışmanın bütününde tüm diğer unsurlar sabitken, demokratik indeksleri yüksek olan toplumların vergi gelirlerinde de aynı oranda başarılı oldukları görülmüştür.

DemokrasiDemokrasi endeksiDemokratik toplum+3
Muzaffer Önder
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk Vergi Sistemi'nin algılanan karmaşıklık düzeyinin ölçümü: Bir karma yöntem araştırması

Vergi karmaşıklığı, ortaya çıkardığı etkiler nedeniyle mükellefler, vergi idaresi ve politika yapıcılar tarafından önemli bir olgu olarak görülmektedir. Bu tez araştırmasının amacı, vergi karmaşıklığı algısını belirleyen faktörleri saptamak ve bir endeks geliştirerek Türk Vergi Sistemi'nin algılanan karmaşıklık düzeyini ölçmektir. Tez araştırmasında keşfedici sıralı karma yöntem deseninden yararlanılmıştır. İlk aşama olan nitel araştırmada, yarı-yapılandırılmış görüşmeyle muhasebe meslek mensupları, vergi dairesi çalışanları, maliye alanında araştırma yapan akademisyenler ve vergi hukukunu ilgilendiren konularda hizmet veren avukatların oluşturduğu genel evrenden seçilen 26 katılımcıdan veri toplanmıştır. Nitel araştırmayla vergi karmaşıklığı algısını belirleyen 10 ana yapı ve 28 alt yapı bulunmuştur. Nitel araştırma bulgularına dayalı olarak "Öner Vergi Karmaşıklığı Algısı Endeksi (ÖVKAE)" geliştirilmiştir. Türk Vergi Sistemi'nin algılanan karmaşıklık düzeyini ölçmek üzere nicel araştırma yürütülmüştür. Aynı genel evrenden seçilen 529 katılımcıdan anket vasıtasıyla veri toplanmıştır. Nicel araştırma sonucunda tüm katılımcıların "genel vergi karmaşıklığı algısı" skorlarının ortalaması 0,69 olarak bulunmuş, dört meslek grubu tarafından da Türk Vergi Sistemi'nin yüksek düzeyde karmaşık olarak algılandığı tespit edilmiştir. Ayrıca katılımcıların mesleğine göre endeks skorları arasında anlamlı farklılıklar olduğuna ilişkin bulgulara ulaşılmıştır. Bu araştırma, Türkçe literatürde vergi karmaşıklığı konusunda karma yöntem araştırması yürütme, vergi karmaşıklığı algısını belirleyen faktörleri nitel araştırmayla açığa çıkarma, ulusal vergi karmaşıklığı algısı endeksi olma, Türk Vergi Sistemi'nin algılanan karmaşıklık düzeyini ölçme ve mesleğe göre karşılaştırma bakımından ilk olma özelliklerini taşımaktadır.

Karma yöntemlerKarmaşıklıkTürk vergi sistemi+4
Seda Öner
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de vergi şeffaflığının BEPS eylem planları ve danıştay kararları çerçevesinde değerlendirilmesi

Küreselleşmeyle birlikte sermaye hareketlerinin hızlanması çok uluslu şirketlerin vergilendirilme(me) sorunları uluslararası alanda vergi uyumsuzluklarını ve zararlı vergi rekabetini beraberinde getirmiş ve devletlerin vergi tabanlarının aşınmasına ve vergi geliri kaybına neden olmuştur. Dünya çapında kamu politika yapıcıları koordinasyon çabalarını üstlenmiş ve vergi şeffaflığını dolayısıyla çokuluslu şirketlerin daha başarılı bir şekilde vergilendirilmesini hedefleyen reformlar ortaya çıkarmaya çalışmışlardır. Bu koordinasyon çalışmalarının başında ise OECD yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı OECD'nin hazırladığı BEPS eylem planlarının ve bu kapsamda yapılan düzenlemelerin vergi şeffaflığına sağladığı katkının incelenmesi, uygulama süreci, Türkiye'nin bu uygulamalar karşısında aldığı aksiyonların ve attığı adımların incelenmesidir. Bu inceleme kapsamında Danıştay'da görülen örnek vergi davalarının OECD eylem planlarında bahsi geçen uluslararası vergi sorunları çerçevesinde vergi şeffaflığı açısından değerlendirilecektir. Vergi şeffaflığına ilişkin uluslararası alanda çok sayıda çalışma yapılmasına rağmen ulusal alanda sınırlı sayıda çalışma yapılmıştır. Ulusal alanda yapılan çalışmaların azlığı, konuyla ilgili boşluk ve Türkiye'nin hem vergi şeffaflığı sürecindeki yerinin ortaya konulması hem de konunun mahkeme kararlarıyla desteklenmesi çalışmayı diğer çalışmalardan ayıracaktır. Çalışma nitel araştırma çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada vergi şeffaflığıyla ilgili oluşturulacak zemin için doküman analizi yöntemi seçilirken son bölümde incelenecek mahkeme kararları için hukuk metodolojisinden yararlanarak dava analizi (case analysis) yöntemi kullanılmıştır.

DanıştayEylem planıOECD BEPS+7
Ebru Demirkıran Ada
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Belediyelerde dış borçlanma süreci: İstanbul Büyükşehir Belediyesi örneği

Belediyelerin nüfus, kentleşme ve ulaşım gibi hizmetlerinin zaman içerisinde artması nedeniyle hizmetlerin gerçekleştirilmesinde yaşanan güçlükler dış borçlanma ihtiyacını ortaya çıkartmıştır. Mevcut gelir kaynaklarıyla giderlerini karşılamakta güçlük yaşayan belediyelerin dış finansman kaynaklarından borç alarak yatırımlarını hayata geçirebilmesi ve bu yatırımlar için kullanılacak dış borçlanma araçlarının etkin yönetilmesi önemlidir. Belediyelerin dış borçlanma sürecini sağlıklı yürütmesi, belediyelerin borç krizleri ve temerrüte düşme risklerini ortadan kaldırabilecektir. Bu bağlamda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin bütçe dengesi ve dış borçlarının gelişiminden hareketle mali yapısının güçlendirilmesi, dış borçlarının azaltılması ve sürdürülebilir olması için öneriler geliştirmek amaçlanmıştır. Ayrıca 4 farklı büyükşehir belediyesinin dış borçları ile kıyaslama yapılarak, dış borç stokları karşılaştırmalı analiz edilmiştir. Yapılan çalışma ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yüksek finansman kaynağı gerektiren yatırımlarını dış borçlanma yoluyla karşılamasının, gelir ve gider dengesi özelinde yönetilebilir olduğu tespit edilmiştir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin dış borç stoku içerisinde gelirlerinin oranı yüzde 63 ve giderlerinin oranı yüzde 58 olarak gerçekleşerek, borçlanma payının yüksek olduğu gözlenmiştir. 2002-2022 yılları arasında Hazinenin garantisi altında sağlanan dış borç stoku tutarlarının, mahalli idareler içerisindeki İstanbul Büyükşehir Belediyesi payının yüzde 8,7'den yüzde 0'a indiği görülmüştür. Bu durum ise, belediyenin borçlanma araçlarında farklı alternatiflere yönelmesine neden olmuştur. Hazine garantisiz kredi anlaşmalarının sektörel dağılımında ise, dış borç yatırımlarının yüzde 72'si ulaşım sektörü kaynaklı eğilim göstermiştir. Ek olarak, kredi derecelendirme kuruluşları tarafından verilen kredi notlarının ülke kredi notları ve inceleme konusu olan diğer belediyelerle benzer özellik taşıdığı görülmüştür.

BelediyelerBütçeBütçe gelirleri+5
Burcu Mete
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk vergi sisteminde vergi adaletinin sağlanmasında Katma Değer Vergisinde kişiselleştirme

Türk Vergi Sistemi'nde vergiler, verimlilik ve adalet gibi bazı vergilendirme ilkeleri doğrultusunda tahsil edilmektedir. Bu vergilendirme ilkelerinden en önemlisi adalettir. Mükellefler, gelir ve servet üzerinden direkt olarak alınan dolaysız ve harcamalar üzerinden alınan dolaylı vergi türleriyle vergilendirilmektedir. Dolaylı bir vergi türü olan katma değer vergisi, kişilerin ödeme gücüne göre ayarlanmayan ve herkesten eşit olarak alınan vergilerdir. Mükellefler arasında vergi yükünün dengesiz dağılmasına neden olan KDV, adalet ilkesi ile bağdaşmamaktadır. Vergi sisteminde özellikle 1980 yılından sonra yapılan vergi politikaları, dolaylı vergi oranlarında önemli artışlara neden olmuştur. 1985 yılında KDV'nin yürürlüğe koyulması ile vergi sisteminde dolaylı vergilerin ağırlığı artış göstermiştir. Çünkü KDV, vergi gelirlerinin büyük bir çoğunluğunu oluşturmaktadır. Çalışmada Türk Vergi Sistemi'nde KDV vergi adaleti açısından incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Değerlendirmede katma değer vergisinin kişiselleştirme problemi üzerinde durulmuştur. Vergi adaletinin sağlanmasında KDV'nin kişiselleştirmesine ilişkin sunulmuş öneriler incelenmiştir. Son olarak Kanada çözümü ve Kaldor'un kişisel harcama vergisi modelinden etkilenerek, vergi sisteminde vergi adaletini sağlamak için gelir endeksli kişisel katma değer vergisi önerisi sunulmaya çalışılmıştır.

Vergi adaleti
İrem Külekçi
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 1980 sonrası dönemde dış borçlanma ile cari işlemler açığı ilişkisi

Dış borçlanma hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin başvurduğu önemli bir finansman aracıdır. Borçlanma, devlet fonksiyonlarının artmasıyla ve uluslararası finansal ilişkilerin gelişmesiyle birlikte ekonomik ve sosyal amaçlara ulaşabilmek için başvurulan bir gelir kaynağı olmanın yanı sıra günümüzde sürekli başvurulan bir araç haline gelmiştir. II. Dünya savaşı sonrasında uluslararası piyasalarda yaşanan serbestleşmeyle birlikte dışa açılma süreci, cari işlemler açığı sorununu ortaya çıkartmaktadır. Cari işlemler açığı sorunu, gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerin en önemli sorunları arasında yer almaktadır. Türkiye için cari işlemler açığı sorunu, özellikle, 24 Ocak 1980 Kararlarının alınmasıyla birlikte artmıştır. 1989 yılında 32 Sayılı Karar'ın yürürlüğe koyulmasıyla birlikte özel sektörün borçlanmasının önünün açılması cari işlemler açığını daha da önemi hale getirmiştir. Türkiye ekonomisi için cari işlemler açığı, önemli makroekonomik göstergelerden birisidir. Bu bağlamda çalışmanın konusu, Türkiye'deki dış borçlanma ile cari işlemler açığı ilişkisinin ele alınmasıdır. Bu çalışma, Türkiye'deki dış borçlanma ile cari işlemler açığı ilişkisini ele alması bakımından literatüre katkı sağlayacaktır. Çalışmada, 1933-1979 ve 1980-2021 dönemlerinde dış borç stoku/GSYİH ile cari işlemler dengesi/GSYİH'nin birbirine paralel bir şekilde hareket ettiği değerlendirilmiştir. Ampirik çalışmalar, bu durumu destekler niteliktedir. Anahtar Kelimeler: Dış Borç, Ödemeler Dengesi, Cari İşlemler Bilançosu, Cari İşlemler Açığı

1980 sonrasıCari açıkCari işlemler+5
Özlem Tiryaki
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Zekâtın kurumsallaşması ve Türk vergi sistemine dâhil edilmesi

Zekâtın vergi sistemleri içerisinde konumunu konu alan çalışmalar son yıllarda artış göstermekle birlikte Türkiye'de az sayıda çalışmada ele alınmıştır. Zekâtın harcama kalemleriyle transfer harcamalarının benzeştiği noktalarının bulunması bu konuyu daha önemli hale getirmektedir. Araştırma, Türkiye'de zekâtın kurumsallaşması ve zekât ödemelerine sağlanabilecek vergisel avantaj/avantajları ve zekât potansiyelini konu edinmektedir. Araştırmada nitel yöntem, yarı yapılandırılmış mülakat tercih edilmiştir. Bu doğrultuda, zekât veren 22 gelir vergisi mükellefiyle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların zekâtı nasıl tanımladıkları, zekât verirken kullandıkları yöntemler, zekâtın vergi sisteminde tanımlanmasına ve kurumsallaşmaya bakış açıları, zekât için sağlanabilecek vergisel avantajlara dair düşünceleri, Türkiye'deki zekât potansiyeline ve bu potansiyelin yoksulluk üzerindeki etkisine dair sorular sorulmuştur. Katılımcıların 14'ü zekâtın kurumsallaşmasını gerekli görmektedir. Tüm katılımcılar, kurumsal yapının güven ve şeffaflık ilkelerini sağlaması gerektiğini vurgulamıştır. 22 katılımcıdan 13'ü kurumsallaşmanın devlet tarafından, 10'u ise devlet eliyle kurulan farklı bir sistemin uygulanması gerektiğini ifade etmişlerdir. Katılımcıların beşi ise kurumsallaşmanın olmaması gerektiğini ifade etmiştir. 12 katılımcı zekâtın Türk vergi sisteminde tanımlanmasını istediklerini ancak vergisel avantajların sağlanması konusunda tereddüt ettiklerini; sekiz katılımcı ise vergisel avantajın sağlanması gerektiğini vurgulamıştır. Katılımcıların tamamı zekâtın kurumsallaşması neticesinde Türkiye'deki yoksulluğu azaltıcı yönde etkisi olduğunu ifade etmişlerdir. Çalışmanın literatüre diğer katkısı ise 2011-2022 yılları için zekât potansiyeli hesaplaması yapmasıdır. Bu hesaba göre, zekât potansiyeli GSYİH'da yüzde 1.7 ile yüzde 3 arasında paya sahiptir.

Türk vergi sistemiZekat
Esra Berika Dönmez
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sukuk piyasasına hakim olan ülkeler özelinde sukuka yönelik vergilendirme rejimi

Din, yalnızca inanç ve ibadetlerle sınırlı kurallar sistemi değildir. İslam dini de diğer dinlerde olduğu gibi yaşamın farklı alanlarına yönelik hükümler içermektedir. Bu alanlardan biri de finastır. Temelde faiz yasağı üzerine kurgulanan İslami finans sistemi, geçmişten günümüze kadar gelen süreçte önemli aşamalar kaydetmiştir. Müslüman nüfusunun artışı, İslami farkındalığın artması, Müslümanların gelir seviyesindeki iyileşmeler, Müslümanların finans sistemine entegre olma isteği gibi temel nedenler İslami finansın gelişimini desteklemiştir. İslami finansa olan ilgiyle beraber yeni finansman kaynakaları da ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu kaynaklardan biri de faizsiz bono olarak adlandırılan sukuktur. Nispeten yeni bir finansman aracı olan sukuk, konvansiyonel finans araçlarına alternatif bir enstürman olma noktasında önemli gelişimler kaydetmiştir. Günümüzde Müslüman nüfusun yoğun olduğu bölgelerin yanı sıra uluslararası borsalar da işlem görmeye başlayan bu enstürman giderek yaygınlaşmaktadır. Ancak sukuk piyasasındaki bu gelişime rağmen henüz daha birçok ülkenin sukuka ilişkin yasal çerçevenin oluşturulması noktasında yetersiz kaldığı bilinmektedir. Özellikle sukukun kendine has yapısı nedeniyle diğer finansal araçlardan farklı bir vergilendirme rejimine tabi tutulması noktasındaki düzenlemeler yetersizdir. Bu çalışmanın odak noktası sukuk piyasasına yönelik vergilendirme rejiminde yaşanan gelişmelerin incelenmesidir. Bu kapsamda sukuk piyasasında önde gelen ülkelerdeki yasal çerçeve ve vergilendirme rejimleri incelenmiş, Türkiye ve diğer ülkelerdeki durum hakkında karşılaştırmalar yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda Türkiye'nin sukuk açısından benimsemiş olduğu tarafsız vergilendirme rejimi olumlu olarak değerlendirmekle birlikte bu noktada tarafsız vergilendirmenin ötesinde sukuka yönelik olarak geleneksel tahvillerden farklı teşvik politikalarının oluşturulması önerilmiştir.

Meltem Polat
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kripto paralar ve vergilendirme sorunları ülke örnekleri

Kripto paralar dünya ekonomisinde gittikçe alanını büyüten varlıklardır. Buna bağlı olarak, toplumlar üzerindeki etki alanları da genişlemekte ve regüle edilmesi gereğini doğurmaktadır. Benzer biçimde, kripto paraların vergilendirilmesi gerekliliği de kaçınılmazdır. Bu doğrultuda, kripto paraların yapısı, regüle edilebilirliği ve mevcut durumlarda vergilendirilip vergilendirilmediği tez boyunca tartışılmıştır. Kripto paraların merkeziyetsiz ve takibi zor doğası nedeniyle, vergilendirilmesi güçtür. Bu durum, her ülke için kripto paraların vergilendirilmesi konusunda farklı bakış açılarının oluşmasına sebebiyet vermiştir. Bu sebeplerden ötürü, kripto paraların vergilendirilmesi konusu ülke örnekleri bağlamında ele alınmıştır. Mevcut örneklerden yola çıkarak kripto paraların ortak bir regülasyonunun imkansıza ne kadar yakın olduğu ve ülkelerin bu konu hakkındaki yaklaşımlarının farklı olduğu ortaya çıkmıştır.

Sinem Kolay
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital dönüşümün vergi idaresine sağladığı faydalar: Ülke örnekleri

Vergi idaresi, gelirlerin toplanması ve vergi kanunlarının uygun şekilde işlemesinden sorumlu olan organdır. İdarenin geleneksel yapısında vergi mükelleflerinin bulunması, bilgilerinin toplanması ve vergisel işlemlerinin takibi önemlidir. Fakat gün geçtikçe artan vergi mükellefi sayısı düşünüldüğünde geleneksel vergi idaresinin tüm bu işlemleri ve daha fazlasını yapabilmesi neredeyse imkânsız bir hal almaktadır. Bulunduğumuz 21.yy'da pek çok yeni teknoloji hayatımızın her alanında kendini göstermiştir. Bu teknolojiler 3D yazıcılar, Yapay zekâ, BİT'ler, Blokzincir teknolojileri vb. teknolojilerdir. Bu teknolojilerin hayatımıza entegrasyonuyla birlikte hem toplum hem kamu ve özel kuruluşlar teknolojilerin imkanlarından yararlanmak durumunda kalmışlardır. Şüphesiz bu kurumlardan biri de vergi idaresidir. Vergi idaresinin dijitalleşmesiyle birlikte idareye pek çok açıdan fayda sağlanmıştır. Her ülkede yaşanan dönüşüm farklı olsa da vergi idaresinin dijitalleşmesinde asıl odak nokta vergi idaresinin şeffaflığının sağlanması, idare ile mükellef arasında güven ortamı sağlanması ve mükellefin vergiye uyumunun artırılması önem arz eden konular olmuştur. Vergi idarelerinin dijitalleşmesi hem mükellefin uyumu hem de zaman kayıplarının önüne geçilmesi açısından önemlidir. Bu çalışmada dijital dönüşüm ve dijital dönüşüm bağlamında vergi idaresinin dönüşümü anlatılacaktır.

Sayısal dönüşümSayısallaştırmaTürk vergi sistemi
Fatma Nur Bardi
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 1980 sonrası dönemde iç borçlanma enflasyon ilişkisi

İç borçlanma, günümüzde, maliye politikalarında sıkça başvurulan bir araç haline gelmiştir. Bu durum, iç borçlanmanın nedenlerinin ele alınması ihtiyacını doğurmuştur. Enflasyon, iç borçlanma nedenleri arasında öne çıkan ve çağımızın güncel meselelerinden birisidir. İç borçlanma ve enflasyon, tarihsel süreç içerisinde ekonomik, siyasi, küresel ve olağanüstü sayılabilecek gelişmelerden ve farklı dinamiklerden etkilenmiştir. Çalışmada iç borçlanma ile enflasyon ilişkisi, teorik düzeyde ve ekonomik gelişmeler ışığında ele alınmıştır. Bazı ampirik çalışmalarda iç borçlanmanın enflasyon üzerinde, enflasyonun iç borçlanma üzerinde arttırıcı bir etkisi olduğu, bazı çalışmalarda iç borçlanmanın enflasyonu arttırdığı, bazı çalışmalarda ise iç borçlanma ile enflasyon arasında ilişki olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada, Türkiye'de 1980 sonrası dönemde iç borçlanma ile enflasyon ilişkisi, oransal analiz yöntemi ve ekonomik gelişmeler ışığında yorumlanarak analiz edilmiştir. Çalışma kapsamında yapılan değerlendirmeler, literatürü destekler nitelikte olup, iç borçlanma ile enflasyonun birlikte arttığı yılların olduğu, enflasyon ve iç borçlanmayı etkileyen faktörlerin incelenmesinin önem arz ettiğini göstermektedir. Teorik yaklaşımlar, ampirik çalışmalar ve yaşanan ekonomik gelişmeler, iç borçlanma ile enflasyon arasında ilişkinin varlığını ve etkilendikleri ortak durumları ortaya koyar niteliktedir.

Ali Aslan
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Çevre duyarlılığı ile çevre vergileri uyumu ilişkisi: Türkiye ve İngiltere örnekleri

Bu çalışmanın konusu, çevre duyarlılığı ile çevre vergileri uyumu ilişkisinin analiz edilmesidir. Bu kapsamda çalışmanın problem cümleleri; bireylerin çevre duyarlılığının onların çevre vergilerine olan uyumunu etkileyip etkilemediği ve kontrol değişkeni olarak katılımcıların demografik özellikleri ile, çevre duyarlılığı ve çevre uyumu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olup olmadığı şeklinde ifade edilebilir. Çevreye ilişkin tüketici duyarlılığının ve çevre vergilerine uyumlu vatandaşların artması; daha temiz yaşanabilir bir çevre, sağlıklı bir toplum, kaynakların israf edilmediği üretim yöntemi, refah seviyesinin yükseldiği bir ekonomi ve kaynakların yeni yatırımlara aktarıldığı bir anlayışın geliştirilmesi üzerinde büyük bir etkiye sahip olacaktır. Dolayısıyla bireylerin çevre duyarlılığı ve çevre vergileri uyumu arasındaki ilişkiyi konu edinen bu bilimsel çalışmanın; tüketicilere, işletmelere, ülke ekonomisine ve yaşanabilir temiz bir çevrenin oluşmasına önemli katkıları olacağı düşünülmüştür. Çalışmanın uygulama bölümündeki veriler anket yöntemi ile elde edilmiş ve bu ankete katılanlar basit tesadüfi örneklem yöntemiyle seçilmiştir. Çalışmanın evreni Türkiye'de ve İngiltere'de yaşayan 18 yaş üstü kişilerdir. Çalışmada kullanılan anketin ilk bölümünde katılımcıların demografik özellikleriyle ilgili sorular, ikinci bölümde Çevreye İlişkin Tüketici Duyarlılığı Ölçeği ve üçüncü bölümde Sürdürülebilir Ambalaj Duyarlılığı Ölçeği sorularına yer verilmiştir. Analizler sonucunda; katılımcıların çevre dostu ürün algısı ve gelir düzeylerinin; vergi duyarlılıklarını ve vergi uyumuna olan tutumlarını etkilemediği tespit edilmiştir. Ayrıca sürdürülebilir ambalaj tutumu konusunda bilinçli olan katılımcıların, çevrenin korunmasında duyarlı davrandıkları tespit edilmiştir.

Serkan Timur
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İnşaat sektöründeki kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınmasına yönelik çözüm önerileri

İnsanlığın yerleşik hayata geçişinden itibaren inşaat işleri hep hayatımızda var olmuştur. Tarih boyunca hep var olan inşaat işleri teknolojini gelişmesiyle birlikte çeşitlilik kazanmıştır. Sektörün kazandığı bu çeşitlilik ülke ekonomisi içerisindeki payının artmasına ve kendisi dışında pek çok sektörü doğrudan ve dolaylı. İnşaat sektörü çimento, beton, demir gibi sektörleri doğrudan etkilerken ortaya çıkardığı yapı sebebiyle bölgede yeni iş imkanları sağlayarak dolaylı etkiye de sebep olmaktadır. Ekonomi içerisindeki doğrudan payı %5,12 civarında iken dolaylı yollarla bu pay %30lara çıkmaktadır. Bu denli bir büyüklüğe sahip olan sektörün vergilendirilmesi ile ilgili ciddi problemler yaşanmaktadır. Vergi sisteminin karışıklığı sektörün olumsuz etkilenerek kayıt dışına çıkmasına sebep olmaktadır. İnşaat sektöründe temelde vergilendirme problemleri ile başlayan bir kayıt dışılık problemi ortaya çıkmıştır. Çalışmanın 3. Bölümünde inşaat sektöründe kayıt dışılık ile ilgili bir nitel veri analizi bulunmaktadır. Araştırmada inşaat sektöründe faaliyette bulunan vergi mükellefleri ve mali müşavirleri ile görüşmeler gerçekleştirilerek sektörün kayıt dışılık problemleri ele alınmış ve bu problemlerin çözümüne ilişkin önerilerde bulunulmuştur.

Zeynep Başpınar
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık hizmetlerinin sunumunda liyakat

Devletin, kamusal mal ve hizmet üretiminde önemli bir yeri olan yöneticileri siyasi, ideolojik, dini ya da başka herhangi bir sebeple ayırmadan eşitlik ilkesi temelinde seçmesi gerekmektedir. Literatürde bunun en etkili yolunun liyakat ilkesinin dikkate alınmasının olduğu ileri sürülmektedir. Zira liyakat ilkesi, görevi başarıyla yapabilme gücü, başarılı olma karşılığında hak etme, işin ehline verilmesi, layık olanın göreve gelmesi, hakkı olanın makam edinmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu ilke uyarınca bu kişilerin bir takım liyakat kriterlerine sahip olması öngörülmektedir. Ancak aynı kişinin özelliklerinde herhangi bir değişiklik olmaksızın bazılarına göre liyakatli bazılarına göre ise liyakatsiz olarak görülebilmektedir. Bunun nedeni liyakat kavramının oldukça muğlak ve soyut bir kavram olmasından ileri gelmektedir. Dolayısıyla liyakat kavramının sahip olduğu muğlaklığı azaltmak ve mümkün olduğunca herkesin aynı şeyi anladığı bir somutlaştırmaya ihtiyaç bulunmaktadır. Liyakat kavramı literatürde, genellikle, alt başlıkları ve unsurları kapsamında ele alınmaktadır. Bu çalışmada, liyakat kavramından ne anlaşılması gerektiği ve kamu zararına neden olabilecek sağlık hizmetleri yöneticilerinin seçiminde etkili olan liyakat unsurlarının ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda sağlık hizmetleri paydaşlarıyla yarı yapılandırılmış yüz yüze mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Değerlendirmelere göre genellikle faydacı ve idealist felsefelerden beslenen liyakate yönelik anlayış farklılıklarının olduğu görülmüştür. Faydacı felsefeden beslenen liyakat anlayışının objektif, idealist felsefeden beslenen liyakat anlayışının ise daha çok sübjektif unsurlardan oluştuğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Liyakat, Yönetim, Sağlık Hizmetleri Yönetimi

Erdem Dibek
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası ticari uyuşmazlıkların çözümünde Dünya Ticaret Örgütüne şikâyet mekanizmasının incelenmesi

Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması'nın (GATT) yerini DTÖ'nün almasıyla birlikte uluslararası ticaretin kuralları Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) tarafından düzenlenmekte ve bu kurallara uyum aynı kuruluş tarafından denetlenmektedir. Bu çerçevede üye devletlerarasındaki ticari anlaşmazlıkların çözümlenmesini teminen, DTÖ kapsamında bir Anlaşmazlıkların Halli Mekanizması (AHM) oluşturulmuştur. Bu çalışmada, AHM'nin işleyişi ve Türkiye'nin söz konusu mekanizmayı kullanım durumu ile sistemi en fazla kullanan bazı ülkeler incelenmiştir. DTÖ'ye üye devletlerarasındaki ticari anlaşmazlıkların çözümü sürecinde uygulanan usul ve esaslar, kuruluş anlaşmasının 2 no.lu ekinde yer alan Anlaşmazlıkların Halli Mutabakat Metni'ne (AHMM) dayanmaktadır. Söz konusu hükümler, GATT dönemi ile karşılaştırıldığında üye devletler açısından bağlayıcı ve otomatik bir mekanizma oluşturmuştur. Bu sistem içerisinde uluslararası ticari anlaşamazlıkların çözümü için danışma görüşmeleri, panel süreci, temyiz süreci, tavsiye ve kararların uygulanması olmak üzere dört aşamadan oluşan bir süreç bulunmaktadır. Anılan süreçlere ilişkin istatistiki veriler incelendiğinde, AHM'nin üye ülkeler tarafından etkin bir şekilde kullanıldığı görülmüştür. DTÖ'nün kurucu üyeleri arasında yer alan Türkiye, AHM kapsamında toplam 18 anlaşmazlıkta doğrudan taraf olarak yer almıştır. Bu anlaşmazlıklara ilişkin veriler istatistiksel olarak değerlendirildiğinde, Türkiye'nin sistemi etkin bir şekilde kullandığı, yükümlülüklerine uygun hareket ederek belirlenen makul sürelerde kararlara uyum sağladığı gözlenmiştir. Diğer taraftan, Avrupa Birliği (AB)'ne uyum çerçevesinde yapılan bir düzenlemeye ilişkin olarak ortaya çıkan anlaşmazlıkta DTÖ, Türkiye'nin DTÖ kurallarına aykırı hareket ettiği yönünde karar vermiştir. Bu husus hem Türkiye'nin AB ile tam üyelik müzakerelerinde hem de diğer ikili ve bölgesel anlaşmalarda DTÖ anlaşmalarından kaynaklanan yükümlülüklerin göz önünde bulundurması gerektiği sonucunu ortaya çıkarmıştır. Sistemi en fazla kullanan ülkelerin dünya ticaretinde söz sahibi ülkeler olduğu ve sistemi çoğunlukla birbirlerine karşı kullandıkları gözlemlenmiştir. Bununla birlikte DTÖ sisteminin ve anlaşmazlıkların halli sisteminin gelişmekte olan ve azgelişmiş ülkelerce de kullanımının zamanla arttığı ve ticaretlerine olumlu yansıdığı sonucuna varılmıştır.

Dünya Ticaret ÖrgütüTicari uyuşmazlıklarUluslararası uyuşmazlıklar+3
Ramazan Işık
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00