
1.062
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Doğu Karadeniz Bölgesi yaprak lahana (Brassica oleracea var. Acephala) üretim alanlarındaki kist nematodları (Heterodera spp.)'nın tespiti ve bulaşıklık durumunun belirlenmesi
Bu çalışma, Doğu Karadeniz Bölgesi yaprak lahana (Brassica oleracea var. acephala) üretim alanlarindaki kist nematodları (Heterodera spp.)'nın tespiti ve bulaşıklık durumunun belirlenmesi amacıyla 2021-2022 yıllarında gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla 2021 ve 2022 yıllarında Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin illerini kapsayan 5 il'e ait 56 ilçeden 77 örnekleme yapılmıştır. Toprak örnekleri yaprak lahana bitkisi kök civarından alınmıştır. Nematodlar, Cobb's elek yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen nematodların morfolojik karekterleri ve moleküler analizler kullanılarak teşhisleri gerçekleştirilmiştir. Moleküler analiz için, 28S ribozomal RNA'nın (rRNA) (ITS1, 5.8S, ITS2) gen bölgesini kapsayan ribozomal DNA bölgesi, TW81/AB28 primer setleri kullanılarak ve 28S ribozomal RNA'nın (rRNA) D2-D3 genişleme bölgeleri, D2A/D3B primer setleri kullanılarak amplifiye edilmiştir. Ayrıca Heterodera carotae Jones, 1950 için türe özgü primer seti olan (Car-F/Car-R) kullanılarak mitokondriyal DNA'nın (mtDNA) Sitokrom Oksidaz I (cox1) bölgesi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda Doğu Karadeniz bölgesi yaprak lahana yetişen alanlarda kist nematodlarından H. carotae, H. cruciferaee Franklin, 1945 ve H. fici Kirjanova, 1954 türleri teşhis edilmiştir. Çalışmada yaprak lahana üretimi yapılan alanlarda Giresun ili %35.29'luk bulaşıklık oranı ilk sırada gelmekte olup bunu %21.05 bulaşık oranı ile Trabzon ve Ordu illeri, %13.33 ile Rize ili takip etmiştir. Artvin ilinde ise alınan örneklerden kist nematoduna rastlanmamıştır. Tespit edilen türler içersinde en yaygın tür %76.4 oranı ile H. cruciferae tespit edilmiş olup, bunu %17.6 ile H. carotae, %5.8 ile Heterodera fici türleri takip etmiştir.
Tuckerella japonica (Acari: Tuckerellidae)'nın Doğu Karadeniz Bölgesi çay üretim alanlarındaki dağılımı, popülasyon değişimi ve zarar şeklinin tespiti
Camellia sinensis (Theales: Theaceae), çay, yapraklarını dökmeyen çalı veya küçük ağaç formunda bir bitkidir. Tuckerella japonica (Trombidiformes: Tuckerellidae), çay dahil çeşitli tarımsal ürünlerde zararlı olabilen bir akar türüdür. Bu çalışma, Türkiye'de Doğu Karadeniz Bölgesi çay bahçelerinde T. japonica'nın yayılışını, popülasyonunu ve zarar şeklini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Türün dağılımını tespit için, Artvin, Giresun, Ordu, Rize ve Trabzon illeri çay bahçelerinde sörveyler gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, bölgede toplam 32 ilçede bulunan 205 adet çay bahçesi, 2021-2023 yılları arasında örneklenmiştir. Ayrıca, Rize ilinde, 2022 ve 2023 yılarında T. japonica'nın Türk Muradiye-10 ve Japon Saekari ve Samidori çay klonları üzerindeki popülasyon değişimi belirlenmiştir. Çalışmada akarın çay yapraklarının fizikokimyasal ve klorofil içeriğine etkisi ile hücresel boyuttaki dal zararı da tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda Ordu ili hariç, örneklenen tüm illerde T. japonica tespit edilmiştir. Tür popülasyonunun Rize ilinde genellikle TemmuzAğustos ve Ekim aylarında en yüksek seviyesine ulaştığı belirlenmiştir. Sonuçlar, 1, 5, 10, 15 akar/bitki seviyesindeki yoğunluklarda 45 günlük akar beslenmesinin yaprak klorofil içeriğini etkilemediğini göstermiştir. Ancak aynı yoğunluk ve sürelerde yaprak toplam polifenol, su ekstraktı, kafein ve toplam kül miktarlarında azalma, kuru madde ve ham selüloz içeriğinde ise artış belirlenmiştir. Ayrıca T. japonica beslenmesi sonucunda çay dallarında, hücre çevresinde lignin, süberin birikiminden, hücresel bozulma ile hücre bölünmelerine kadar varan zararlanmaların gerçekleştiği de gözlenmiştir.
Madımak (Polygonum cognatum Meissn.) ekstraktı kullanılarak yeşil olarak sentezlenmiş gümüş nanopartiküllerin optimizasyonu ve bazı Phytophthora türlerine karşı antifungal aktivitesi
Mevcut çalışmada, indirgeyici ajan olarak madımak (Polygonum cognatum Meissn.) bitki ekstraktları kullanılarak gümüş (Ag) nanopartiküller (NP'ler)'in mikrodalga destekli yeşil sentezi gerçekleştirilecektir. Gümüş nanopartiküllerin sentez sürecini etkileyen bağımsız değişkenleri optimize etmek için Yanıt Yüzeyi Metodolojisi (Response Surface Methodology, RSM) yöntemi kullanılacaktır. Optimum koşullarda sentez edilen AgNP'lerin seçilen spektral pik absorbans değerleri 200-700 nm dalga boyu aralığında çalışan UV-Vis spektrofotometre ile belirlendikten sonra, Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ve Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopisi (FT-IR) kullanılarak karakterize edilecektir. Sentez edilen AgNP'lerin antifungal aktiviteleri bazı Phytophthora (P. cactorum, P. capsici, P. cinnomami, P. citrophthora, P. palmivora ve P. nicotianae) türlerine karşı in vitro testler ile değerlendirilecektir. Böylece bu çalışma sonucunda sentetik fungisitlere alternatif olarak kullanılabilecek yeşil sentezlenmiş AgNP'ler ile Phytophthora türlerine karşı daha etkin ve ekonomik bir mücadele yöntemi geliştirilmeye çalışılacaktır.
Un biti, tribolium castaneum (herbst) (coleoptera: tenebrionidae)'un bazı baklagil unları üzerindeki gelişiminin araştırılması
Tahıl ve tahıl ürünleri insanların beslenmesinde önemli bir yere sahiptir, ancak glüten hassasiyeti olan bireylerde çölyak hastalığına yol açmaktadır. Baklagillerden elde edilen unlar, zengin vitamin, mineral ve protein içerikleri ile glütensiz diyetlerde önemli bir yer tutar. Ancak, diğer depolanmış ürünlerde olduğu gibi baklagil unlarının da kalitesini ve miktarını olumsuz etkileyen etkenlerden birisi de depolanmış ürün zararlılarıdır. Bu zararlılar arasında, un biti Tribolium castaneum (Herbst) (Coleoptera: Tenebrionidae)'da ekonomik kayıplara yol açmaktadır. Bu çalışmada, glütensiz diyetlerde yaygın olarak kullanılan bakla [Vicia faba L. (Fabaceae)], bezelye [Pisum sativum L. (Fabaceae)], börülce [Vigna unguiculata (L.) Walp. (Fabaceae)], fasulye [Phaseolus vulgaris L. (Fabaceae)], mercimek [Lens culinaris Medik. (Fabaceae)], nohut [Cicer arietinum L. (Fabaceae)] ve soya fasulyesi [Glycine max (L.) Merr. (Fabaceae)] unlarında, T. castaneum'un 65 gün sonunda döl verimi, ölüm oranı ve pupa ağırlığı laboratuvar koşullarında incelenmiştir. Çalışma sonucunda T. castaneum'un döl verimi 168.40±12.22 birey olarak en fazla nohut ununda sayılmış, ölüm oranı en fazla mercimek (%100) ile bezelye (%98±0.02) unlarında hesaplanmıştır. Elde edilen T. castaneum pupaları arasında en ağır 2.27±0.10 mg ile börülce ununda bulunmuş olup, soya fasulyesinde 2.14±0.03 mg olarak tartılan pupa ağırlığı ile arasında istatistiki fark yoktur. En hafif pupa ise 2.00±0.03 mg olarak nohut ununda tartılmıştır. Bununla birlikte, nohut ununda ölüm gözlenmemiş olup fasulye ile mercimek unlarında T. castaneum gelişimi görülmemiştir. Çalışılan baklagil unları arasında T. castaneum'un gelişimine bakıldığında en uygun konukçunun nohut unu olduğu değerlendirilmektedir. Elde edilen sonuçlara göre depolanmış baklagil unlarında T. castaneum'a karşı oluşturulacak entegre mücadele programları için temel olduğu düşünülmektedir.
Ordu ili çilek üretim alanlarında bitki zararlısı ve faydalı akar türlerinin tespiti ile Phytonemus pallidus fragariae Zimmermann (Trombidiformes: Tarsonemidae) ve phytoseiid predatörlerinin yaşam çizelgesi ve biyolojik mücadele olanaklarının araştırılması
Fragaria ×ananassa, çilek, Rosaceae familyasından çok yıllık bir bitkidir. Phytonemus pallidus fragariae (Trombidiformes: Tarsonemidae), çilekte zararlı bir akar türüdür. Neoseiulus californicus (Mesostigmata: Phytoseiidae) önemli predatör akar türlerinden biridir. Bu çalışma temel olarak, Ordu ili kültür ve yabani çilek alanlarındaki akar türlerinin tespiti ile P. p. fragariae ve N. californicus'un yerli ve ticari popülasyonlarının yaş ve döneme özgü, iki eşeyli yaşam çizelgesi parametreleri ve P. p. fragariae'nin biyolojik mücadele olanaklarını belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Bu kapsamda 2021-2024 yılları arasında Ordu ilinin 13 ilçesinde, yabani ve kültür çilek alanlarında sörvey çalışmaları gerçekleştirilmiştir. P. p. fragariae ile N. californicus'un yerli (NCY) ve ticari (NCT) popülasyonlarının yaş ve döneme özgü, iki eşeyli yaşam çizelgesi parametreleri Albion, Monterey ve San Andreas çilek çeşitleri üzerinde belirlenmiştir. Ayrıca aynı çeşitlerin yapraklarında non-glandular ve glandular trikomların sayı ve uzunlukları da tespit edilmiştir. P. p. fragariae'nin yaprak yaşı, yüzeyi ve kısımlarına göre dağılımı ile trikomların ilişkisi de saptanmıştır. Ayrıca, 2023 ve 2024 yıllarında Albion, Monterey ve San Andreas çilek çeşitleri üzerinde, P. p. fragariae mücadelesinde ticari ve yerli N. californicus'un 1:10 ve 1:20 (Avcı: Av) salım oranlarında etkinliği araştırılmıştır. Araştırma sonucunda kültür ve yabani çilek alanlarında 9 familyaya ait toplam 35 farklı akar türü tespit edilmiştir. En yoğun ve yaygın bitki zararlısı tür P. p. fragariae olurken, en yoğun ve yaygın predatör tür N. californicus olmuştur. Çalışma süresince yabani çileklerde herhangi bir P. p. fragariae bireyine rastlanılmamıştır. Örneklenen kültür çilek alanlarının %42.8'inin P. p. fragariae ile bulaşık olduğu belirlenmiştir. Zararlı en fazla genç yapraklarda bulunmuş, bunu sırasıyla meyve, çiçek ve orta yaşlı yapraklar izlemiştir. Akarın yaşlı yaprakları tercih etmediği görülmüştür. Yaşam çizelgesi sonuçlarına göre, P. p. fragariae'nin ergin öncesi toplam gelişme süresi, dişi bireylerin yaşam süreleri, ortalama döl süresi en uzun Albion çeşidinde bulunmuştur. N. californicus'un ticari ve yerli popülasyonunun ergin ömrü, ovipozisyon süresi ve dişi başına bırakılan yumurta sayıları en yüksek Albion'da belirlenmiştir. NCT'nin biyolojik performansı her üç çilek çeşidinde NCY'ye göre daha yüksek bulunmuştur. Hem P. p. fragariae'nin hem de predatörlerin net üreme gücü (R0), kalıtsal üreme yeteneği (r) ve üreme gücü sınırı (λ) açısından çilek çeşitleri arasında farklılık bulunmamıştır. Trikom yoğunluğu ile P. p. fragariae sayısının pozitif ilişkili olduğu belirlenmiştir. Ancak trikom uzunluğu ile P. p. fragariae sayısı negatif ilişkilidir. Biyolojik mücadele çalışmaları, N. califronicus'un 1:10 ve 1:20 salım oranlarında P. p. fragariae popülasyonunu etkili bir şekilde kontrol edebildiğini göstermiştir. Etkinlik açsından gerek ticari ve yerli popülasyonlar gerekse çilek çeşitleri arasında istatistiki bir farklılık yoktur. Çalışma sonuçlarının çilek yetiştirilen alanlarda örnekleme ve mücadele programlarının oluşturulması açısından oldukça önemli olduğu düşünülmektedir.
Doğu karadeniz bölgesi fındık depo zararlıları ve doğal düşmanlarının belirlenmesi ile laboratuvar koşullarında Plodia interpunctella (Lepidoptera: Pyralidae)'nın bazı fındık çeşitlerindeki biyoekolojik özellikleri, kalite üzerindeki etkileri ve fosfin direncine karşı değiştirilmiş atmosfer uygulamalarının değerlendirilmesi
Fındık, Türkiye'nin tarımsal üretim ve ihracatında önemli bir yere sahip olan, hem çerezlik tüketim hem de işlenerek katma değer sağlayan bir tarımsal üründür. Bu çalışmada, depolama sürecinde fındıkta görülen zararlılar ve doğal düşman türlerinin belirlenmesi, laboratuvar koşullarında Plodia interpunctella (Hübner) (Lepidoptera: Pyralidae)'nın bazı önemli fındık çeşitlerindeki biyoekolojik özelliklerinin ortaya konulması, bu türün fındık kalitesi üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi ve fosfin direncine karşı değiştirilmiş atmosfer uygulamalarının etkinliğinin araştırılması amaçlanmıştır. Birinci bölümde, Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki (Ordu, Giresun ve Trabzon) fındık depolama alanlarının zararlı ve faydalı faunaları belirlenmiştir. İkinci kısımda ise, önemli bir depolanmış ürün zararlısı olan P. interpunctella'nın, bölgede yaygın olarak üretilen Çakıldak, Mincane, Palaz ve Tombul fındık çeşitleri üzerindeki yaşam çizelgesi ile tüketim ve atık üretim parametreleri incelenmiştir. Üçüncü bölüm, P. interpunctella'nın aynı fındık çeşitlerinde beslenerek neden olduğu kimyasal kalite değişimlerini içermektedir. Dördüncü ve son bölümde ise, Doğu Karadeniz Bölgesi'nden toplanan P. interpunctella popülasyonlarının fosfin direnç seviyeleri incelenmiş ve fosfin dirençli popülasyonlara karşı azot ile modifiye edilmiş atmosfer uygulamalarının etkinliği, farklı sıcaklıklar ve uygulama sürelerinde, yumurta ve larva dönemlerinde değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, Haziran 2022 - Kasım 2023 tarihleri arasında gerçekleştirilen sörveylerde, 94'ü sanayi kuruluşu, 69'u tüccar deposu ve 11'i üretici ambarı olmak üzere toplam 174 örnekleme yapılmıştır. Örneklerde, Coleoptera ve Lepidoptera takımına ait 10 familyadan toplam 21 zararlı tür tespit edilmiştir. Bu türlerden 11 tanesi depolanmış fındık zararlısıdır. En yaygın zararlılar Cadra cautella (Walker) (Lepidoptera: Pyralidae) (%55.8), P. interpunctella (%50.5), Tribolium confusum Jacquelin du Val (Coleoptera: Tenebrionidae) (%17.2) ve Carpophilus dimidiatus (Fabricus) (Coleoptera: Nitidulidae) (%16.7) türleri olmuştur. Faydalılar arasında ise Habrobracon hebetor (Say) (Hymenoptera: Brachonidae), Venturia canescens (Gravenhorst) (Hymenoptera: Ichneumonidae) ve Blattisocius tarsalis (Berlese) (Mesostigmata: Blattisociidae) türleri belirlenmiş, en yaygın tür H. hebetor (%24.7) olarak kaydedilmiştir. Plodia interpunctella'nın farklı fındık çeşitleri üzerindeki gelişim süreleri karşılaştırıldığında, en uzun toplam yaşam uzunluğu Mincane çeşidinde (51.88 gün) gözlenmiştir. Yaşam çizelgesi parametreleri arasında net üreme gücü (R0), kalıtsal üreme yeteneği (r) ve üreme gücü sınırı (λ) bakımından çeşitler arasında farklılık görülmemiştir. En düşük R0 değeri Çakıldak'ta (45.19), en yüksek ise Tombul'da (55.09) tespit edilmiştir. Yürütülen 120 günlük projeksiyonlar sonucunda, popülasyon büyüklüğü en yüksek Tombul çeşidinde, en yüksek tüketim ve atık üretimi ise Mincane çeşidinde hesaplanmıştır. Plodia interpunctella'nın fındıkta neden olduğu kimyasal değişimler incelendiğinde, bulaşık fındıklarda aynı çeşitlerin kontrol grupları ile kıyaslandığında nem oranının arttığı, protein ve kül oranlarının ise azaldığı gözlenmiştir. Ayrıca, peroksit ve serbest yağ asitliği gibi istenmeyen parametrelerde artış, antioksidan aktivitede ise azalma tespit edilmiştir. Yağ asitleri kompozisyonunda ciddi değişiklikler gözlenmemiş olmakla birlikte, P. interpunctella'nın beslendiği fındıklarda aterojenisite ve trombojenisite gibi sağlık açısından olumsuz parametrelerde artış eğilimi saptanmıştır. Serbest aminoasit kompozisyonu ise oksidatif bozulma ve protein yıkımını işaret etmiştir. Fındık depolama alanlarından toplanan P. interpunctella popülasyonlarında larva ve yumurta döneminde fosfine karşı direnç tespit edilmiştir. Fosfin direnç çalışmaları sonucunda Ordu ilinden elde edilen bir popülasyonun hem larva hem de yumurta döneminde (Or5) ve Giresun ilinden toplanan bir popülasyonun yumurta döneminde (Gir2) fosfin direnci gözlenmiştir. Fosfin dirençli P. interpunctella popülasyonların mücadelesi için %99 azot ile modifiye edilmiş atmosfer uygulamalarının etkisi değerlendirilmiş ve 30°C'de 2.5 günlük azot uygulamasının yumurta döneminde %100 ölüme neden olduğu belirlenmiştir. Larva döneminde ise 30°C'de en az 3 günlük azot uygulamasının tüm bireyleri öldürdüğü bulunmuştur. Bütün bu çalışmalar, fındığın depolama sürecinde zararlıların etkilerini detaylı bir şekilde ortaya koyarak, depolanmış fındıklarda zararlılarla mücadele yöntemlerinin geliştirilmesine önemli katkı sunmaktadır.
Fındıkta tahripkar külleme hastalığı etmeni Erysiphe corylacearum'un bazı çevre dostu ürünler ile mücadelesi üzerinde çalışmalar
Bu çalışma, fındıkta E. corylacearum'un neden olduğu külleme hastalığına karşı, bitki hastalıklarıyla mücadelede çevre dostu olarak bilinen ürünlerden Kekik uçucu yağı, Laminarin içeren ticari bir ürün (Laminar), Bacillus subtilis içeren ticari bir ürün (Serenade), Kitosan içeren bir formülasyon (Chitligsan) ve Süt (Pınar)'ün etkinliğini belirlemek amacıyla sera ve laboratuvar koşullarında yürütülmüştür. Bu ürünlerle karşılaştırma yapabilmek için hastalığa karşı ülkemizde ruhsatlı klasik fungisitlerden biri Collis SC kullanılmıştır. Ürünler Program A (yapay inokulasyon öncesi koruyucu bir uygulama ile başlayan program) ve Program B (yapay inokulasyon sonrası ilk belirtiler görüldükten sonra ilk uygulamaların yapıldığı program) olarak iki ayrı program dahilinde yürütülmüştür. Laboratuvar çalışmasında ise yaprak diskleri üzerinde, ürünlerin farklı dozlarının konidi çimlenmesini engelleme oranları ve konidi çimlenmesini %50 düzeyinde engelleyen etkili konsantrasyonları (EC50) hesaplanmıştır. İlk değerlendirme tarihinde Program A'da Collis %97.82 etkinlik derecesine sahipken bunu istatiksel olarak aralarında fark olmayan Laminarin (%59.96) ve Kekik uçucu yağı (%59.94) izlemiştir. B. subtilis (%53.85), Süt (%41.83) ve Kitosan (%32.31) etkinlik açısından Collis'den farklı ve kendi aralarında aynı istatistiki grup içerisinde yer almıştır. Program B'de ise en yüksek etkili Collis'i (%90.94) B. subtilis (%70.24) ve Kitosan (%52.66) izlemiştir. İkinci değerlendirme tarihinde Program A'da en düşük değerli Kitosan (%43.33) haricindeki uygulamalar en yüksek etkinlik değerli Collis (%97.61)'den farklı bulunmamışlardır. Program B'de Kitosan (%76.88) ve B. subtilis (%74.52), Collis (%77.62) ile aynı etkinlik grubunda yer almışlardır. Etkinlikler açısından, Program A ve Program B sadece ikinci değerlendirme tarihindeki Süt uygulamasında farklılık göstermiş olup (sırasıyla %66.28 ve %19.68) diğer uygulamalar açısından benzer sonuçlar vermiştir. Laboratuvar çalışmasında farklı dozlarda Kekik uçucu yağı %83.41- %92.01, Kitosan %39.00-%68-27, Süt %32.51-%72.62, B. subtilis ise %75.99 - %88.89 ve Laminarin %40.01-%69.64 oranında konidi çimlenmesini engellemiş, ürünlerin dozları arttıkça konidi çimlenmesini engelleme oranında da artış gözlenmiştir. Ürünlerin EC50 değerleri kekik uçucu yağı için 0.02 µL/mL, Kitosan için 0.22 mL/mL, Süt için 0.07 mL/mL, B. subtilis için 0.001 mL/mL ve Laminarin için 0.43 µL/mL olarak tespit edilmiştir.
Fındıkta botrytıs cınerea ve trıchothecıum roseum'a karşı bazı bitki uçucu yağlarının ın vıtro antifungal etkinliklerinin belirlenmesi
Botrytis cinerea ve Trichothecium roseum fındıkta özellikle meyve ve çotanaklarda hastalık oluşturarak verim ve kalite kayıplarına neden olmaktadır. Bu çalışmada kekik (Thymus vulgaris L.), nane (Mentha piperita L.), lavanta (Lavendula angustifolia Mill.), adaçayı (Salvia officinalis L.) ve defne (Laurus nobilis L.) uçucu yağlarının söz konusu bu etmenlere karşı hem değme hem de buhar fazında antifungal etkileri in vitro koşullarda araştırılmıştır. Bitki uçucu yağlarının buhar fazında misel gelişimi ve konidi çimlenmesi üzerine etkilerinin belirlenmesi için 15, 30, 60, 90, 120 μL/petri dozları kullanılırken, değme etkilerinin belirlenmesi için ise 1, 2, 4, 6, 8 μL/ml dozlar kullanılmıştır. Kekik uçucu yağı için iki alt doz daha (buhar fazı için 3.75 ve 7.5 μL/petri, değme etkisi için 0.25 ve 0.50 μL/ml) denemeye katılmıştır. Uçucu yağların fungusların misel gelişimi ve konidi çimlenmesini engelleme oranları (%) ve sonrasında EC50 değerleri hesaplanmıştır Rutin 5 dozda her uygulamada %100 etkinlik gösteren kekik uçucu yağı B. cinerea konidi çimlenmesine 3.75 μL/petri dozunda da yine %100 değme etkinliği göstermiştir. Defne uçucu yağının her iki etmenin konidi çimlenmesini değme fazında engellemedeki etkinliği en yüksek dozlarda %100 olurken buhar fazında ise 3. dozlarda en yüksek etkinlik sağlanmıştır. Lavanta değme etkisinde T. roseum konidi çimlenmesini 3. dozda engellerken B. cinerea için 5. dozda etkinlik %92.33 olmuş misel gelişimleri açısından ise her iki fazda da 3. dozlarda %100 etkinlik tespit edilmiştir. Nane uçucu yağı ilk 2 dozda hem değme hem de buhar fazında %100 etkinlik gösterirken konidi çimlenmesine etkinliği de 2. dozda %100'e ulaşmıştır. Adaçayı uçucu yağı diğer yağlara oranla etkinlik açısından daha düşük değerler vermiştir ancak en yüksek dozda tüm uygulamalarda %100 etkinliğe ulaşılmıştır. Her iki etmenin misel gelişimini engellemede buhar fazında kekik ve nane uçucu yağları düşük dozlarda bile yüksek etkinlik gösterdiği için EC50 değeri hesaplanamazken, bu değer konidi çimlenmesi açısından sırasıyla B. cinerea için 3.30 ve 3.09, T. roseum için 0.07 ve 3.96 olarak belirlenmiştir. Değme fazında kekik uçucu yağının her iki etmenin misel gelişimi açısından EC50 değerleri sırasıyla 0.18 ve 0.14 μL/ml iken konidi çimlenmesi için de değerler hesaplanamamıştır. Buhar fazında nane uçucu yağının B. cinerea'nın misel gelişimi ve konidi çimlenmesi açısından EC50 değerleri hesaplanamazken diğer uçucu yağlar için bu değerler 2.26-6.20 olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Botrytis cinerea, Trichothecium roseum, Uçucu Yağlar, Fındık
Patlıcan üretim alanlarındaki canavar otu (Phelipanche ramosa (L.) pomel.) na karşı mücadele stratejilerinin araştırılması
Bu çalışma, İzmir İli Menemen İlçesi Görece beldesinde üretici tarlasında yürütülmüştür. Patlıcanda sorun olan canavar otu ile mücadelede fiziksel, kimyasal ve alternatif mücadele yöntemlerinin etkisi araştırılmıştır. Denemede polietilen malç, zeytin karasuyu, prina, brassicacea atıkları, gübre (azotlu gübre + tavuk gübresi + kükürt) ve sulfosulfuron (% 75 WG) aktif maddeli herbisit kullanılmıştır. Tesadüf blokları deneme desenine göre dört tekerrürlü yürütülen araştırmada; canavar otu görülmeye başladıktan on beş gün başlamak üzere, 7-10 gün aralıklarla 4 kez sayım yapılmış, kuru ağırlıkları tespit edilmiştir. Deneme sonucunda canavar otu ile mücadelede; fiziksel mücadele yöntemlerinden malç uygulaması % 98,93, kimyasal mücadele yöntemlerinden sulfosulfuron (%75 WG) aktif maddeli herbisit % 85,00, alternatif mücadele yöntemlerinden zeytin prina uygulama % 48,37 zeytin karasu uygulama % 54,64, brasssica atıkları uygulama % 31,81, gübre (azotlu gübre + tavuk gübresi + kükürt) uygulaması % 58,88 oranında etkili bulunmuştur. Uygulamalardan en iyi sonucu malç ve sulfosulfuron aktif maddeli herbisit uygulamaları vermiş ve bunu sırasıyla gübre, zeytin karasuyu, prina ve bassicaceceae uygulamaları izlemiştir. Anahtar Sözcükler: Patlıcan, canavar otu, yabancı ot, mücadele, alternatif mücadele.
Leptinotarsa decemlineata (SAY) (Coleoptera: Chrysomelidae) (patates böceği)'nın patates bitkisinde beslenme davranışı ve zarar miktarı üzerine araştırmalar
Bu çalışmada Leptinotarsa decemlineata (Say) (Coleoptera: Chrysomelidae)'nın beslenme davranışının ve birey sayısı ile zarar miktarı arasındaki ilişkinin ortaya konması amaçlanmıştır. Denemeler L. decemlineata bireyleri kullanılarak, sıcaklığın 25±1°C, orantılı nemin %55±5 olduğu ve 16 saat aydınlık 8 saat karanlık koşullarının sabit tutulduğu iklim odasında yapılmıştır. L. decemlineata'nın beslenme davranışı ile ilgili denemeler böceğin tüm larva dönemleri ile genç erkek bireyler, preovipozisyon dönemindeki dişi bireyler ve ovipozisyon dönemindeki dişi bireyler için patates bitkisi üzerinde ayrı ayrı ve tek birey ile yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre 1 saatlik gözlem süresi içerisinde, toplam beslenme süresi en uzun süren, ortalama 3.284,00±1,03 sn ile dördüncü dönem larvalar olmuştur. Ovipozisyon dönemindeki dişiler ortalama 786,00±1,12 sn ile bu süreyi en kısa sürede tamamlayan bireyler olmuştur. Bir beslenmenin süresi ortalama 716,06±85,93 sn süreyle en uzun olarak ikinci larva dönemindeki bireylerde görülmüştür. Bu süre en kısa olarak ortalama 257,52±24,24 sn ile birinci larva dönemindeki bireylerde sürmüştür. Beslenme sayısı değerlerine bakıldığında bu sayı ortalama 5,00±0,07 ile en fazla birinci larva döneminde görülmüştür. En az beslenme sayısı ise ortalama 1,70±0,10 ile ovipozisyon dönemindeki dişi bireylerde kaydedilmiştir. Zarar miktarı çalışmalarında L. decemlineata'nın farklı biyolojik dönemlerindeki bireylerinin patates bitkisinin koparılmış yaprakları üzerinde 4 saat tutulması sonucu tükettikleri alanlar hesaplanmıştır. Bu çalışmalardan elde edilen sonuçlara göre tüketilen alan bakımından 328,39±41,21 mm2 ile dördüncü dönem larvalar ilk sırada yer almıştır. Bu biyolojik dönemdeki bireyleri 317,54±36,40 mm2 ile preovipozisyon, 281,75±16,51 mm2 ile ovipozisyon, 280,41±26,01 mm2 ile genç erkek ve 119,02±20,26 mm2 ile üçüncü larva dönemindeki bireyler takip etmiştir. Tükettiği alan 20,94±2,99 mm2 olan ikinci dönemdeki larvalardan sonra, 7,47±0,79 mm2 alan tüketen birinci larva dönemindeki bireyler en az alan tüketen bireyler olmuşlardır. Ayrıca zarar miktarı ile ilgili çalışmalar sonucunda L. decemlineata'nın birey sayısı ile yaptığı zarar miktarı arasında bir korelasyon olduğu ortaya konulmuştur.
Ceviz bakteriyel yanıklığı etmeni Xanthomonas arboricola Pv. juglandis izolatlarının virulenslik ve bakıra dayanıklılık açısından değerlendirilmesi
Xanthomonas arboricola pv. juglandis (XAJ)'in neden olduğu ceviz bakteriyel yanıklığı ve XAJ'nin bazı funguslarla birlikte oluşturduğu ceviz uç nekrozu (BAN), ceviz yetiştirilen alanlarda önlem alınmadığı takdirde erken meyve dökülmelerine neden olmaktadır. Bu tez çalışmasında; daha önce ceviz yetiştiriciliği yapılan farklı bölgelerden izole edilen, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bakteriyoloji laboratuvarı stoklarında bulunan XAJ izolatlarının virulenslikleri ve bakır dayanıklılığı açısından testlenmesi amaçlanmıştır. In vitro testlerden elde edilen sonuçlar doğrultusunda, bakıra en tolerant bulunan XAJ izolatlarının 0,8 mM ve 1 mM MIC değerlerini, en duyarlı bulunanların ise 0,1 mM MIC değerlerini aldığı saptanmıştır. In vitro koşullarda bakıra tolerant ve duyarlı olarak seçilen XAJ izolatlar ham ceviz meyvelerine uygulandığında, in vitro ve in vivo test sonuçları birbiriyle uyumlu bulunmuştur. Ancak, bakıra tolerans gösterren XAJ izolatlarının virülensliklerinin düşük olduğu saptanmıştır. Bakıra tolerant ve duyarlı olarak belirlenen XAJ izolatları, bakır dayanıklılığından sorumlu olan copA ve copB genlerinin varlığı açısından PCR ile moleküler açıdan testlenmiş, ancak, bu genlerinin varlığı saptanamamıştır.
Bazı pamuk çeşitlerinde emici böceklerin popülasyon değişimleri ile verim ve kaliteye etkilerinin belirlenmesi
Bu çalışma ile Ege Bölgesi'nde yaygın olarak üretimi yapılan erkenci ve geççi pamuk çeşitlerinde zararlı emici böceklerin populasyon değişimleri saptanarak söz konusu böceklerin farklı çeşitlerdeki tercihlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. 2014-2016 yılları arasında gerçekleştirilen çalışmada pamuk çeşitlerinin tüylülük özellikleri ile emici böceklerin zararlı yoğunluğu arasındaki ilişkilerin ortaya konmuştur. Emici böceklerin verim ve kaliteye etkileri belirlenerek zararlıların daha az tercih ettiği çeşitlerin belirlenmesi ile gereksiz ilaçlamaların azaltılması hedeflenmiştir. Çalışmada; Özbek105, GSN12, Carmen, Claudia, Gloria, Flash, PG2018, Carizma çeşitleri kullanılmıştır. Denemelerde emici böceklerden Thysanoptera takımının Thripidae familyasına bağlı Thrips tabaci Lind., Frankliniella intonsa Tryb, F. occidentalis (Perg), Hemiptera takımının Aphididae familyasına bağlı Aphis gossypii Glov, Cicadellidae familyasına bağlı Asymmetrasca decedens (Paoli), Aleyrodidae familyasına bağlı Bemisia tabaci Genn, Miridae familyasından Creontiades pallidus Rumb. türlerine rastlanmıştır. Farklı çeşitlerde yapılan sayımlarla T. tabaci, F. occidentalis, F. intonsa A. decedens, B. tabaci türlerinin populasyon değişimleri arasında farklılık bulunmuştur (P<0,05). T. tabaci ve B. tabaci tüylü olarak belirlenen Özbek105 GSN12 ve PG2018 çeşitlerini tercih ederken, tüysüz çeşitleri (Gloria, Claudia Carmen ve Flash) tercih etmemişlerdir. T. tabaci'nin en yüksek birey sayısı Özbek105 çeşidinde (2014 yılı 2.1 birey/ yaprak, 2015 yılı 0.9 birey/ yaprak, 2016 yılı 2.5 birey/ yaprak), en düşük Claudia çeşidinde (2014 yılı 0,9 birey/ yaprak 2015 yılı 0.4 birey/ yaprak 2016 yılı 1.1 birey/ yaprak) saptanmıştır. B. tabaci ortalama birey sayısı ise en yüksek GSN12 çeşidinde (2014 yılı 5 birey/ yaprak, 2015 yılı 3,7 birey/ yaprak, 2016 yılı 6,3 birey/ yaprak), en düşük Claudia çeşidinde (2014 yılı 1,4 birey/ yaprak, 2015 yılı 0,9 birey/ yaprak, 2016 yılı 2 birey/ yaprak) belirlenmiştir. F. occidentalis'in populasyon değişimi orta ve tüylü çeşitlerde en yüksek görülmesine karşın, populasyon yüksekliğinin çiçeklerin oluşma zamanı ile ilgili olduğu kanısına varılmıştır. Zararlılardan A. decedens'in en yüksek birey sayısı tüysüz çeşitlerden Gloria ve Claudia çeşitlerinde (2014 yılında 2,6 ve 2,7 birey/yaprak, 2015 yılında her iki çeşittede 6,5 birey/yaprak, 2016 yılında 3 ve 3.4 birey/yaprak) saptanırken, zararlı tüylü çeşitleri (Özbek105 ve GSN12) ise çok tercih etmemiştir (2014 yılı 0,9 birey/ yaprak, 2015 yılı 2,7 birey/ yaprak, 2016 yılı 0,6 birey/ yaprak). A. gossypii denemenin gerçekleştirildiği üç yılda da EZE'ne ulaşmaması ve populasyonun çok düşük olması dolayısıyla çeşit tercihi belirlenememiştir. C. pallidus için çeşitler arasında fark bulunamamıştır. Populasyon değişiminin izlendiği ilaçsız parseller ile verim ve kaliteye etkinin değerlendirildiği ilaç uygulanan parsellerde ise çeşitlerin dekar başına kütlü pamuk verimi her üç yıl için belirlenmiş ve aralarında istatistiki olarak fark olduğu tespit edilmiştir. Denemenin gerçekleştirildiği 2014 yılında verim, ilaçlanan ve ilaçlanmayan parsellerde sırasıyla en düşük 171,13 kg/da, ve 99,48 kg/da ile Gloria, en yüksek 318 kg/da ve 268,60 kg/da PG2018 çeşidinde elde edilmiştir. 2015 yılında ilaçlanan parsellerde verim 244,60 kg/da ile Carmen çeşidinde en düşük, 350,5 kg/da ile Flash en yüksek, ilaçlanmayan parsellerde 124,70 kg/da ile Claudia çeşidinde en düşük, 221,04 kg/da ile en yüksek Özbek105, çeşidinde saptanmıştır. 2016 yılında ise ilaçlanan ve ilaçlanmayan parsellerde sırasıyla en düşük 287,55 kg/da ve 138,225 kg/da ile Carmen en yüksek 525,75 kg/da ile PG2018, 274,72 kg/da ile Carizma çeşidinde elde edilmiştir. Ayrıca denemelerde emici böceklere karşı ilaçlama yapılan ve yapılmayan parsellerde, ekimi yapılan 8 farklı çeşidin lif kalite özellikleri belirlenerek değerlendirilmiştir. Mikroner, lif uzunluğu ve SCI bakımından ilaç uygulanan ve uygulanmayan parsellerde çeşitler arasında bir fark bulunmazken, lif olgunluğu ve mukavemeti farklı bulunmuştur (P<0,05). Anahtar Sözcükler: Pamuk, Gossypium hirsitum, Emici Böcekler, Populasyon Değişimi, Verim, Kalite,
Bazı biber çeşitlerinin Cucumber mosaic virus (CMV) ile Tobacco mosaic virus (TMV) enfeksiyonlarına karşı reaksiyonlarının ve virüslerin biber gelişme parametrelerine olan etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmada Cucumber mosaic virus (CMV) ve Tobacco mosaic virus (TMV) adlı etmenlerin üretimde kullanılan Sweet Ruby F1, Ergenekon F1, Asena F1, Yalova Çorbacı 12, BT İnce Sivri 016 ve Gizem Tatlı Sivri ticari çeşitlerindeki etkileri araştırılmıştır. Fide döneminde mekanik olarak CMV ve TMV izolatları ile inokule edilen tüm çeşitlerde virüslere özgü belirtiler ortaya çıkmıştır. Biber bitkilerindeki belirtilere göre hesaplanan % hastalık indeksi CMV için % 44,44-66,67 ve TMV için % 69.44-94,44 arasında değişmiştir. İnokulasyondan sonra 2., 4., ve 6. haftalarda bitkilerden alınan örneklerde, TMV konsantrasyonunun Ergenekon F1 ve Sweet Ruby F1 , CMV konsantrasyonunun ise Asena F1 ve Gizem Tatlı Sivri çeşitlerinde en düşük düzeyde olduğu görülmüştür. CMV ve TMV izolatlarının yaprak, gövde, kök ve meyve özelliklerini içeren bitki gelişim parametreleri üzerinde denemedeki biber çeşitlerinin sağlıklı bireylerindekine oranla genel olarak azalmaya neden olduğu tespit edilmiştir.
Entomopatojen bakteri içeren bazı biyopreparatların Culiseta longiareolata (Macquart) (Diptera: Culicidae) larvalarına etkinliğinin belirlenmesi
Bu tez kapsamında Türkiye'de sivrisinek larva mücadelesinde ruhsatlı bakteri içerikli iki biyosidal ürün ile Türkiye'den izole edilen üç yerel izolatın Culiseta longiareolata (Macquart) (Diptera: Culicidae) larvalarına etkileri ve yerel izolatların sivrisinek mücadelesinde kullanım olanakları araştırılmıştır. Denemelerde 2018 yılında Muğla ilinden toplanan C. longiareolata yumurtaları Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü'ndeki iklim odalarına getirilerek, 27±1°C sıcaklık, % 70±5 orantılı nem ve 12:12 saat fotoperiyota sahip laboratuvar koşullarında yetiştirilmiştir. Geç üçüncü dönem C. longiareolata larvaları ile yapılan denemelerde Bacillus sphaericus içeren VectoLex WDG ve Bacillus thuringiensis var. israelensis içeren VectoBac 12 AS ticari preparatlarının arazi dozları, arazi dozlarının yarı ve çeyrek dozları ile Prof. Dr. Recep Kotan (Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü, Erzurum)'dan temin edilen B. sphaericus içeren bir, Bacillus thuringiensis var. kenyae içeren iki yerel izolatın % 1-10'luk dozları araştırmaya konu olmuştur. Sonuç olarak; laboratuvar koşullarında ruhsatlı biyopreparatların önerilen arazi dozlarında ve arazi dozlarının yarısında C. longiareolata'ya karşı % 100 etkili olduğu ve Türkiye'den izole edilen B. sphaericus içeren yerel izolatın önerilen doz ve daha alt dozlarında C. longiareolata'ya karşı % 100 etkili olduğu görülmüştür. Anahtar sözcükler: Culiseta longiareolata, Bacillus sphaericus, Bacillus thuringiensis var. israelensis, Bacillus thuringiensis var. kenyae, larvisit.
Güneydoğu Anadolu Bölgesinde depolanmış tarımsal ürünlerde bulunan akar türleri ve önemli zararlı türün biyolojisi üzerine çalışmalar
Bu çalışma 2013-2015 yıllarında Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin Diyarbakır, Mardin, Batman ve Adıyaman illerinde yürütülmüştür. Çalışma kapsamında bu illerde bulunan depolanmış buğday, arpa, mısır, kırma, nohut, mercimek, çeltik, kuru kayısı, kuru incir, kepek, kuru üzüm, pamuk tohumu ürünlerinden alınan örneklerde bulunan akar türleri araştırılmıştır. Toplanan örnekler ortalama %21 oranında bulaşık bulunmuştur. Yapılan teşhisler sonucunda 3 takım, 19 familya ve 22 cinse ait 28 akar türü tespit edilmiştir. Bu türlerden Paraneognathous wangae (FanveLi) (Prostigmata; Caligonellidae), Brachytydeus armindae (Momen ve Lundqvist, 2005) (Prostigmata: Tydeidae), Brachytydeus maga Kuznetzov (Prostigmata; Tydeidae), Tydeus plumosus Karg (Prostigmata; Tydeidae) türleri ülkemiz akar faunası için yeni kayıt olarak literatüre kaydedilmiştir. Önemli zararlı tür olarak şeçilen Tyrophagus similis Volgin, 1949 (Astigmata: Acaridae)'in 15, 20 ve 25ºC sıcaklıklarda ve %75 orantılı nem koşullarında biyolojisi çalışılmış ve yaşam çizelgesi verileri tespit edilmiştir. Elde edilen verielere göre T. similis'in gelişme eşiği C = 7,07 ºC ve termal sabitesi ThC = 266,6 gün-derece olarak belirlenmiştir. Ayrıca Diyarbakır'da özel sektöre ait bir un fabrikasının iki ayrı deposu ve oluşturulan temsili depoda depolanmış buğdayda yığının farklı derinliklerinde akar popülasyonlarının mevsime bağlı olarak popülasyon yoğunluğu değişimi incelenmiştir. Elde edilen veriler zararlı türlerin daha çok ürünün 0-50 cm üst kısmında bulunduğunu, buna karşın faydalı türlerin üst ve 50-100 cm'lik orta bölümde yoğunlaştığı tespit edilmiştir.
Herbisitlere alternatif olan alevleme ve mekanik mücadele yöntemlerinin ayçiçeğinde yabancı otlar üzerindeki etkisinin araştırılması
Bu çalışma alevleme ve çapalamanın ayçiçeğinde yabancı otlar üzerinde etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Arazi denemesi İnönü Üniversitesi Ziraat Fakültesi araştırma alanında 2017 yılında kurulmuştur. Deneme konuları, sürekli yabancı otsuz, sürekli yabancı otlu kontrol ile çapalamanın farklı kombinasyonları (sıra arası, sıra üzeri) ve alevlemeyi içermektedir. Deneme Tesadüf Blokları Deneme Desenine göre kurulmuştur. Ayçiçeğinin 2-4 yapraklı olduğu dönemde alevleme uygulaması bir defa yapılmış ve propanın dozu, 60 kg/ha olarak alınmıştır. Çapa uygulaması ise, 2 - 4 yapraklı ve 4-6 yapraklı dönemlerde birer kez, 2 - 4 ve 10 - 12 yapraklı dönem ile 4 - 6 yapraklı ve 10 - 12 yapraklı dönemlerde ise ikişer kez uygulanmıştır. Deneme sonunda, ayçiçeğinde uygulamaların yabancı otlara etkisinin yanında, ayçiçeğinin bin dane ağırlığı, dane verimi, tabla çapı ve bitki boyuna olan etkilerine bakılmıştır. En yüksek ayçiçeği dane verimi sürekli yabancı otsuz kontrol (588 kg/da)' den elde edilirken, bunu iki kez çapa (579 kg/da) uygulaması takip etmiştir. En düşük verim ise (455 kg/da) sürekli yabancı otlu kontrol parselinden sağlanmıştır. En yüksek tabla çapı (18.83 cm) iki kez çapa yapılan parselden sağlanmıştır. Bitki boyunda en yüksek değer (168.43 cm) iki defa çapalamadan elde edilirken, bunu yabancı otsuz kontrol (164.73 cm) uygulaması takip etmiştir. Ayçiçeğinde yabancı ot mücadelesinde alevleme + çapalama uygulamasının alevlemeye göre verimi artırdığını, böylece özellikle organik tarımda kullanılabileceğini önerebiliriz. Anahtar Kelimeler: Ayçiçeği, alevleme, yabancı ot kontrolü, çapalama
Malatya bölgesi önemli biber ekiliş alanlarında görülen virüs hastalıklarının belirlenmesi ve moleküler olarak tanılanması
Malatya ili Battalgazi ve Arapgir ilçelerinde yetiştirilen biber alanlarındaki Patates X virüsü (Potato virus X, PVX), Patates Y virüsü (Potato virus Y, PVY) ve Biber ılımlı benek virüs (Pepper mild mottle virus, PMMV)'lerinin saptanması ve moleküler teşhislerinin yapılması amacıyla 2016 ve 2017 yılllarında survey çalışmaları yürütülmüştür. Arazi çalışmalarında biberlerde virüs simptomlarına benzer kloroz, yaprak deformasyonu ve beneklenme gibi belirtiler gösteren ve göstermeyen toplam 140 biber örneğine internal kontrol primerleri kullanılarak RT-PCR testi uygulanmıştır. Yürütülen moleküler test çalışmaları sonucunda toplanan biber örneklerinde herhangi bir virüse rastlanılmamıştır. Çalışma kapsamında virüslerin moleküler yöntemler ile araştırılmasında pozitif kontrol olarak kullanılan iki PVY izolatının (PVY-1 ve 2) moleküler karakterizasyonu gerçekleştirilmiştir. Bu izolatların genomunda sırası ile PVY-1 için 359 bp, PVY-2 için ise 398 bp uzunluğundaki nükleotid dizileri tespit edilmiştir. DNA baz dizileri ile amino asit dizileri belirlenen PVY izolatlarınınMK833915 ve MK833916 erişim numaraları ile Gen Bankasına kayıtları yapılmıştır. Gen Bankasında yürütülen nükleotid dizisi karşılaştırma çalışmalarında PVY-1 ve PVY-2 izolatlarının en çok PVYNTN ırkı ile benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir. Bilgisayar programı yardımı ile gerçekleştirilen filogenetik analiz çalışmaları sonucunda PVY-1 ve PVY-2 izolatlarının dünyadaki diğer izolatlar ile sırası ile %94 ve %95 oranında benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir.
Diyarbakır ili domates üretim alanlarındaki bazı virüslerin moleküler yöntemler ile araştırılması ve virüs izolatlarının moleküler karakterizasyonu
Diyarbakır ili domates üretim alanlarında Domates sarı yaprak kıvırcıklık virüsü (Tomato yellow leaf curl virus, TYLCV), Patates Y virüsü (Potato virus Y, PVY), Domates mozaik virüsü (Tomato mosaic virus, ToMV), Domates lekeli solgunluk virüsü (Tomato spotted wilt virus, TSWV) ve Domates halkalı leke virüsü (Tomato ringspot virus, ToRSV)'nün belirlenmesi amacıyla 2018 yılında sürvey çalışmaları yürütülmüştür. TYLCV'nin varlığını araştırmak için PCR yöntemi, PVY ve ToMV'nin varlığını araştırmak için Multipleks RT-PCR yöntemi, TSWV ve ToRSV'nin varlığını araştırmak için ise RT-PCR yöntemi kullanılmıştır. Domates üretim alanlarında virüs belirtisi gösteren ve göstermeyen toplam 278 adet yaprak örneği rastgele toplanmıştır. Moleküler yöntemler ile testlenen örneklerin 56 (%20.1)'sının virüs ile enfekteli olduğu tespit edilmiştir. Testlenen örneklerin 41'inin ToMV (%14.7), 21'nin PVY (%7.6) ve 6'sının ise ToMV+PVY (%2.2) ile bulaşık olduğu saptanmıştır. Çalışma kapsamında yürütülen moleküler testler sonucunda domates örneklerinde TYLCV, TSWV ve ToRSV enfeksiyonları tespit edilmemiştir. Diyarbakır ili domates üretim alanlarında tespit edilen PVY ve ToMV izolatlarından 4'er tanesi rastgele seçilerek kılıf protein genleri karakterize edilmiş ve Gen bankası kayıtları yapılmıştır. ToMV izolatları dünyadaki diğer izolatlar ile nükleotit düzeyinde %99-100 arasında benzerlik gösterirken, PVY izolatları %88-99 arasında değişen oranda benzerlik göstermiştir. Yürütülen bu çalışma ile ToMV ve PVY Diyarbakır ili domates üretim alanlarında ilk defa rapor edilmiştir.
Avcı böcek, nesidiocoris tenuis reuter (Hemiptera: Miridae)'e bazı pestisitlerin tarla koşullarında yan etkilerinin araştırılması
Birçok faydalı böcekte olduğu gibi avcı böcek, Nesidiocoris tenuis'e pestisitlerin yan etkileri, büyük oranda laboratuvar denemeleri ile belirlenmektedir. Ancak laboratuvar denemeleri ile tarla koşullarında yapılan denemelerin sonuçları birbiri ile her zaman paralellik göstermemektedir. Bu nedenle yan etki denemelerinin tarla koşullarında yapılması önemlidir. Bu çalışmada örtüaltı domates yetiştiriciliğinde biyolojik mücadele uygulamalarında kullanılan avcı böcek N. tenuis'e spinetoram, chlorantraniliprole+abamectin, chlorantraniliprole+thiamethoxam, emamectin benzoate ve dimethoate (standart toksik) etken maddeli 5 farklı pestisitin yan etkileri kontakt toksite testleri ile araştırılmıştır. Pestisit uygulamaları yapıldıktan sonra 1, 4, 7, 14, 21 ve 28. günlerde avcı böcek sayımları yapılmıştır. Kontakt etki denemesinde spinetoram, %32.27, ortalama ölüm oranı ile zararsız veya az zararlı (N) olarak sınıflandırılmıştır. Chlorantraniliprole+abamectin %57.84 ölüm oranı ile orta derecede zararlı (M) olarak sınıflandırılmıştır. Chlorantraniliprole+thiamethoxam ise etkisini 7. günden itibaren hızlı bir şekilde arttırmış ve bu günden itibaren ortalama %55.21 ölüm oranı ile orta derecede zararlı (M) olarak belirlenmiştir. Emamectin benzoate ve dimethoate ise %79.06 ve 97.15 ölüm oranları ile zararlı (T) sınıfında yer almıştır. Rezidüyel etki denemesinde ise, orta derecede zararlı ve zararlı sınıfında yer alan 3 farklı pestisitin 7 ve 14 günlük kalıntılarının N. tenuis üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Yirmi sekiz gün sonunda, chlorantraniliprole+abamectin'in 14 günlük kalıntısında herhangi bir olumsuz etki görülmezken, 7 günlük kalıntıda %37.50 ölüm görülmüştür ve her iki kalıntı süresi de zararsız veya az zararlı (N) olarak sınıflandırılmıştır. Chlorantraniliprole+thiamethoxam'ın hem 7 hemde 14 günlük kalıntısı %100 etki ile zararlı (T) sınıfında yer almıştır. Emamectin benzoate'da ise 7 günlük kalıntıda ölüm oranı %31.3 iken 14 günlük kalıntıda ise bu oran beklenenin aksine daha yüksek olmuş ve %75.0 ölüm oranı ile zararlı (T) sınıfında yer almıştır.
Malatya ili bağlarında gövde fungal hastalıklarının morfolojik ve moleküler yöntemlerle belirlenmesi
İklim ve toprak istekleri yönünden çok seçici olamayışı, değerlendirme şekilleri ve çeşit açısından zengin olması nedeniyle Asma (Vitis vinifera) dünyada en yaygın ve en eski kültür bitkilerinden biridir. Bağcılık için dünyanın en elverişli üretim alanlarından biri olan ülkemiz zengin asma gen potansiyeline sahiptir. Bitkisel üretimde önemli bir yere sahip olan bağcılık, günümüzde üretimden pazarlamaya kadar geçen süreç içerisinde bir çok sorunla karşı karşıyadır. Bu sorunlar içerisinde üretimi sınırlandıran fungal hastalıklar önemli yer tutmaktadır. Çalışmada Malatya ili bağ alanlarında kurumalara sebep olan gövde fungal etmenlerinin saptanması amaçlanmıştır. Bu amaçla Malatya ilinde bağcılığın yoğun olduğu Arapgir, Yeşilyurt, Battalgazi ve Darende ilçelerinde vejatasyon peryodu dikkate alınarak iki farklı dönemde örnekleme yapılmış ve hastalık belirtisi görülen bitkilerden numuneler alınmıştır. Çalışmada toplamda 2400 da'lık alanda survey yapılmıştır. Survey sonucu 69 adet enfekteli bitki örnekleri alınmış ve bu bitki örneklerinden 240 adet fungal izolat elde edilmiştir. Fungal izolatların tanısı morfolojik özelliklerine ve moleküler yöntemlere göre yapılmıştır. Moleküler tanılamada ITS, β-Tubulin, LSU ve TEF-1α primerleri kullanılarak sekans analizleri yapılmıştır. Sekans analizleri sonucu elde edilen dizilerin moleküler tanılamaları NCBI'ın web sayfası ile BLAST analiz programı kullanılarak genbank veri tabanında mevcut olan türlerle benzerlik oranına bakılarak moleküler tanılamaları yapılmıştır. Tanılama çalışmaları sonucunda Botryospharia spp., Phaeomoniella chlamydospora, Fomitiporia mediterranea, Cytospora viticola, Neoscytalidium dimidiatum, Neoscytalidium novaehollandiae, Dothiorella spp., Lasiodiplodia spp. hastalık etmenleri ve birçok saprofit fungus saptanmıştır. Çalışmada Türkiye'de bağlarda ilk kez tespiti yapılan Cytospora viticola ile Neoscytalidium dimidiatum'a ait seçilen birer izolatın patojenite denemeleri yapılmıştır. Teşhisleri yapılan patojenlerden Cytospora viticola bağlarda Amerika kıtasından sonraki ilk tespitidir. ANAHTAR KELİMELER: Bağ, Malatya, gövde, fungal, patojen
Elazığ ve Malatya illerinde, Akdeniz meyvesineği'nin bazı biyo-ekolojik özelliklerinin belirlenmesi
Akdeniz meyvesineği, Ceratitis capitata (Wiedemann) (Diptera: Tephritidae) birçok meyve türünün ana zararlısı konumundadır. Bu çalışma ile 2017- 2018 yıllarında Elazığ ve Malatya illerinde Akdeniz meyvesineği'nin yayılışı, ergin popülasyon değişimleri ile kışı geçirme durumu araştırılmıştır. Elazığ ilinde Merkez ilçe, Baskil ve Sivrice ilçeleri bulaşık bulunurken, Keban ilçesinde zararlı saptanmamıştır. Malatya ilinde ise Battalgazi, Yeşilyurt, Akçadağ, Kale, Yazıhan, ve Pütürge ilçeleri bulaşık olarak bulunurken, Arapgir ilçesinde ise bulunmamıştır. Malatya ili Battalgazi ilçesinde, tuzaklarda ilk ergin bireyler 2017 yılında Ağustos ayı sonunda, 2018 yılında ise haziran sonunda görülmüştür. Tuzaklarda yakalanan en fazla ergin sayısı ise 2017 ve 2018 yıllarında sırasıyla 17 Kasım (365 adet/tuzak) ve 31 Ağustos (804 adet/tuzak) tarihlerinde belirlenmiştir. Elazığ ili merkez ilçesinde 2018 yılında Akdeniz meyvesineği ilk kez 28 Haziranda görülmüş ve 2 Ağustos tarihinde 250 adet/tuzak ile en yüksek yoğunluğa ulaşmıştır. Baskil ilçesinde ise zararlı ilk olarak 5 Temmuz tarihinde görülürken, tuzakta yakalanan en yüksek ergin sayısı 486 adet/tuzak (13 Eylül) olmuştur. Akdeniz meyvesineği'nin, 2017 yılında armut ve şeftali meyvelerinde, 2018 yılında ise armut, elma, ayva, nar, şeftali, hünnap ve trabzon hurması meyvelerinde varlığı tespit edilmiştir. Akdeniz meyvesineği'nin örnekleme yapılan meyve türlerinde %0.0 - %53.3 oranında zarar verdiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte yürütülen çalışmalarda Elazığ ve Malatya illerinde arazi şartlarında zararlının kışı geçiremediği tespit edilmiştir.
Kayısıda neoscytalidium dimidiatum (Penz.) crous & slippers 'a karşı invitro kimyasal mücadele olanaklarının araştırılması
Türkiye kayısı yetiştiriciliği ve üretimi bakımından dünyada ilk sırada bulunmaktadır. Türkiye'nin kayısı üretiminin yarısından fazlası ise Malatya ilinden karşılanmaktadır. Ancak kayısı üretimini olumsuz yönde etkileyen don, dolu gibi iklimsel etmenlerin yanı sıra birçok zararlı ve hastalık da bulunmaktadır. Özellikle son yıllarda kayısı alanlarında görülen kısmi dal kurumaları ve ani kurumalar giderek artmıştır. Çalışmada Malatya ili kayısı bahçelerinde kısmi dal kurumaları ve ani kurumalara sebep olan fungal etmenlerden biri olan Neoscytalidium sp.'nin kimyasal mücadele olanaklarının invitro çalışmalarla saptanması amaçlanmıştır. Bu amaçla Malatya ilinde kayısı bahçelerinden alınarak morfolojik ve moleküler teşhisi yapılmış olan Neoscytalidium sp.'nin Kale 4-C izolatı kullanılmıştır. Neoscytalidium dimidiatum Kale 4-C izolatının Azoxystrobin 250g/l, Trifloxystrobin %50, Tebuconazole %25, Floupyram 200 g/l+Tebuconazole 200 g/l, Cyprodinil+fludioxonil %37,5+25, %70 Thiophanate-Methyl ve 400 g/l Fosforoz Asit etken maddeli fungisitlerin 0 (kontrol), 0.01, 0.03, 0.1, 1, 3, 10, 30 ve 100 μg/ml dozlarının uygulandığı PDA besi ortamlarındaki miselyal ve konidi gelişimleri incelenmiştir. Yapılan çalışma neticesinde Floupyram 200g/l+Tebuconazole 200g/l ve Cyprodinil+fludioxonil %37,5+25 etken maddeli fungisitlerin ise etmenin miselyal ve konidi gelişmesini iyi derecede engellediği ve ruhsatlı kimyasal mücadelesi olmayan etmene karşı ümitvar olduğunu göstermiştir.
Farklı illerdeki tarla sarmaşığı (Convolvulus arvensis) tohumlarının çimlenme biyolojisi, moleküler özellikleri ile farklı sıcaklık ve karbondioksit konsantrasyonlarındaki değişimlerinin araştırılması
Bu çalışma, tarımsal alanlarda önemli derecede zararlı bir yabancı ot olan tarla sarmaşığı (Convolvulus arvensis L.) tohumlarının çimlenmesini sağlamak için dormansi kırma (sülfürik asit, giberellik asit, hidroklorik asit, mikrodalga, soğuk-sıcak uygulamaları) yöntemleri, çimlenme sıcaklığı, farklı sıcaklık (gece/gündüz 16/26 °C, 19/29 °C ve 22/32 °C) ve karbondioksit (400, 600, 800 ve 1000 ppm) ortamlarında bitki gelişimi ve moleküler benzerliklerini (filogenetik) belirlemek amacıyla 2018 ve 2019 yıllarında Malatya Turgut Özal Üniversitesi Ziraat Fakültesine ait karbondioksit uygulama serası ve laboratuvarlarda yürütülmüştür. Çalışmada ana materyal olan tarla sarmaşığı tohumları, Türkiye'nin 16 ilinden (Adana, Ankara, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Hatay, İzmir, Karaman, Kayseri, Konya, Malatya, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdağ ve Uşak) toplanmıştır. Dormansi kırma çalışması için Malatya'dan toplanan tarla sarmaşığı tohumları kullanılmış ve en iyi çimlenme 20 °C ile 27 °C iklim kabinlerinde yapılan çalışmada sülfürik asit 60 dk (%65/20 °C) ve 0 gün 90 °C sıcak su (%87.5/27 °C) uygulamalarından elde edilmiştir. Çimlenme sıcaklığı, farklı sıcaklık ve karbondioksit (CO2) ortamlarında bitki gelişimi ve filogenetik çalışmaları 16 ilden toplanan tohumlar ile gerçekleşmiştir. Çimlenme sıcaklığında en uygun çimlenmenin illere göre değişmekle beraber 10-40 °C arasında olduğu belirlenmiştir. Sera çalışmasında ise karbondioksit değerinin arttırılması tarla sarmaşığının gelişimlerinde (bitki/kök uzunluk, bitki/kök yaş ve kuru ağırlık) değişkenlik göstermiş olup sıcaklık artışının ise tarla sarmaşığı gelişiminde pozitif yönde bir etkisi olduğu saptanmıştır. Filogenetik çalışmalarda Türkiye'deki C. arvensis türünün kendi aralarında yakın fakat dünyadaki C. arvensis türü ile uzak gruplar oluşturduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Convolvulus arvensis, dormansi, çimlenme sıcaklığı, karbondioksit, filogenetik analiz
Malatya ve Elazığ illerindeki arı virüslerinin RT-PCR yöntemi ile tespiti ve moleküler karakterizasyonlarının yapılması
Yürütülen bu çalışma ile Malatya ve Elazığ illeri bal arılarında enfeksiyona yol açan Deforme kanat virüsü (Deformed wing virus, DWV), Siyah kraliçe hücre virüsü (Black queen cell virus, BQCV), İsrail akut felç virüsü (Israeli acute bee paralysis virus, IAPV), Akut arı felç virüsü (Acute bee paralysis virus; ABPV), Torba yavru çürüklüğü virüsü (Sacbrood virus, SBV) ve kaşmir arı virüsü (Kashmir bee virus, KBV)'un varlıkları ve yaygınlıkları RT-PCR yöntemi ile araştırılmış, tespit edilen virüs izolatlarının moleküler karakterizasyonları gerçekleştirilmiştir. Malatya ve Elazığ illerindeki farklı arılıklardan toplam 147 adet bal arısı örneği toplanmıştır. Kovana giriş çıkış yaptığı tespit edilen ve potansiyel vektör olabileceği tahmin edilen Thomisidae, Tettigonidae, Mantidae, Lygaeidae, Reduvidae ve Vespidae familyalarından 40 farklı böcek örneği ve 4 adet parazit vektör akar Varroa örneği toplanmıştır. Örneklerde araştırılan tüm virüslerin var olduğu saptanırken, bazı örneklerde karışık enfeksiyonlar tespit edilmiştir. Tespit edilen arı virüsleri arasında Malatya ilinde en yaygın sırasıyla %32 ile DWV, %17,8 ile ABPV, %16 ile BQCV, %5,9 ile SBV, %2,3 ile IAPV, %1,1 ile KBV olmuştur. Elazığ ilinde ise %12,6 DWV, %6,3 ile ABPV ve %1,5 ile BQCV olarak tespit edilmiştir. Bu çalışmada tespit edilen tüm virüslerin varlığı Malatya ve Elazığ illeri için ilk kayıt niteliğindedir. ANAHTAR KELİMELER: Bal arısı, Virüs, Türkiye, DWV, BQCV, ABPV, IAPV, SBV, KBV
Malatya, Elazığ ve Adıyaman illeri badem (Prunus dulcis Mill.) ve ceviz (Juglans regia L.) üretim alanlarında Peach latent mosaic viroid (plmvd) etmeninin araştırılması ve moleküler karakterizasyonu
Malatya, Elazığ ve Adıyaman illeri badem ve ceviz üretim alanlarında Peach latent mosaic viroid (PLMVd)'inin belirlenmesi amacıyla 2019-2020 yıllarında survey çalışmaları yürütülmüştür. Badem ve ceviz üretim alanlarından rastgele toplam 530 yaprak örneği toplanmış ve total RNA izolasyonları gerçekleştirilmiştir. PLMVd'nin toplanan örneklerdeki varlığını araştırmak için ters transkriptaz polimeraz zincir reaksiyonu (reverse transcriptase polymerase chain reaction, RT-PCR) yöntemi kullanılmıştır. RT-PCR yöntemi ile testlenen badem örneklerinin hiçbirinde PLMVd infeksiyonuna rastlanmamıştır. Testlenen ceviz örnekleri içerisinde Malatya ili Hekimhan ilçesinden alınan örneklerin tamamında (10 örnek, H izolatları) ve Elazığ ili Keban ilçesinden alınan örneklerden sadece birinde (25 örnek, K1 izolatı) PLMVd'nin varlığı tespit edilmiştir. PLMVd-K1 izolatı ve rastgele seçilen H1, H2 ve H3 izolatlarının tüm genomları, bir TA klonlama vektörü olan pGEM-T Easy vektöre aktarılarak klonlanmıştır. Saflaştırılan rekombinant plazmidler, üniversal SP6 ve T7 primerleri ile çift yönlü olarak dizilenmiş ve elde edilen PLMVd dizileri CLC Mainworkbench programında üst üste çakıştırılmış (contig) ve referans dizi baz alınarak manuel olarak düzeltilmiştir. Elde edilen konsensus dizilerine göre; PLMVd-K1 (MW294170), -H1 (MW294171), -H2 (MW294172) ve -H3 (MW294173) izolatlarının 338 bp uzunluğunda oldukları tespit edilmiştir. RNA katlanma analizlerinde, tespit edilen dört PLMVd-ceviz izolatının da referans PLMVd izolatının (M83545) oluşturduğu gibi dallanmış küre şekilinde ikincil yapı oluşturdukları görülmüştür. Cevizlerde tespit edilen PLMVd izolatlarının dünyanın farklı coğrafi bölgelerinde tespit edilen 20 farklı PLMVd izolatının nükleotid dizileri ile %96.7-99.1 arasında benzerlik gösterdiği belirlenmiştir. Malatya-Hekimhan ve Elazığ illeri ceviz üretim alanlarında PLMVd infeksiyonlarının varlığı ilk defa bu çalışma ile ortaya konmuştur.
Farklı su ve besin kaynaklarının Dolycoris baccarum (L.) (Hemiptera: pentatomidae)'un gelişme ve üreme gücüne etkisi
Dolycoris baccarum (L.) (Hemiptera: Pentatomidae) özellikle tahıllar, ayçiçeği, mercimek ve tütün gibi bitkilerin tohumlarında emgi yaparak beslenen polifag bir zararlıdır. Bu zararlı aynı zamanda, tahıllarda önemli zararlı olan Süne, Eurygaster integriceps Put. (Hemiptera: Scutelleridae)'nin yumurta parazitoidi Trissolcus semistriatus Nees (Hymenoptera: Scelionidae)'un ara konukçuları arasında yer almaktadır. Bu çalışmada, D. baccarum'un farklı su ve besin kombinasyonları üzerinde biyolojik parametreleri incelenmiştir. Böylece zararlının kitle üretimine katkı sağlamak hedeflenmiştir. Çalışmada 3 farklı su kaynağı [su (S), taze fasulye meyvesi (TF) ve buz çiçeği dalları (BÇ)] ve bunların besinle [ayçiçeği (AYÇ), soya fasulyesi (SF) ve yer fıstığı (YF) tohumları] kombinasyonları uygulama konuları olarak ele alınmıştır. Deneme, 25℃ sıcaklık, %60 oransal nem ve 14:10 saat aydınlık: karanlık koşullarında, tesadüf parselleri deneme desenine göre 20 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Çalışma sonucunda, toplam nimf gelişme süreleri en kısa TF+AYÇ ve TF+SF grubunda görülmüş ve sırasıyla 23.0 ve 23.5 gün olarak gerçekleşmiştir. En yüksek toplam yumurta verimi ise TF+AYÇ, TF+YF ve BÇ+YF uygulamalarından sırasıyla, 122.2, 106.0 ve 104.2/dişi olarak elde edilmiştir. Benzer şekilde, en yüksek kalıtsal üreme yeteneği ve net üreme gücü aynı su ve besin kombinasyonlarından elde edilmiştir. Kalıtsal üreme yeteneği sırasıyla 0.063, 0.066 ve 0.064, net üreme gücü ise 36.65, 26.50 ve 26.05 olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte, farklı su ve besin uygulamaları arasında, zararlının yumurta verimi, kalıtsal üreme yeteneği ve net üreme gücü üzerine etkisi açısından herhangi bir istatistiksel farklılık saptanmamıştır. Çalışma sonucunda, D. baccarum'un kitle üretiminin TF+AYÇ, TF+YF ve BÇ+YF uygulamaları ile başarıyla gerçekleştirilebileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Farklı sıcaklıklar ve arttırılmış karbondioksit gazı (CO2) düzeyinin şeftali yaprakbiti [Myzus persicae (Sulzer) (Hemiptera: Aphidae)]'nin biyolojisi üzerine etkilerinin araştırılması
Artan endüstriyel ve antropojenik faaliyetler 1980'li yıllardan itibaren atmosferde sera gazlarının çoğalmasına neden olmuştur. Bu durum dünya üzerinde bir sera etkisi oluşturarak küresel ısınmaya neden olmaktadır. Günümüz koşullarında kaçınılmaz olan bu ekolojik felaketin tarımsal üretim açısından özellikle böcek faunası üzerine etkilerinin araştırılması zorunlu hale gelmiştir. Gerçekleştirilen bu çalışma ile küresel ısınmanın neden olduğu sıcaklık ve artan CO2 değerlerinin Myzus persicae (Sulzer) (Hemiptera: Aphididae)'nin biyolojisi üzerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma farklı CO2 düzeyleri (400, 600, 800 ve 1000 ppm) ve sıcaklık derecelerine (26/16 – 29/19 – 32/22℃, Gündüz/Gece Sıcaklık Değerleri) sahip sera odalarında gerçekleştirilmiştir. Her odada stok kültürler oluşturulup, 2 nesil devamlılığı sağlandıktan sonra patlıcan bitkileri üzerinde oluşturulan her bir hücre içerisinde 1 adet 0-24 saat (yaş) M. persicae bireyi olacak şekilde bırakılmıştır. Bireyler günlük olarak takip edilmiş, gömlek değiştirme durumları, verdiği yavru sayıları ve yaşam süreleri 24 saatte bir kayıt altına alınmıştır. Buradan elde edilen verilerden yaşam çizelgeleri oluşturulmuştur. Bu sonuçlara göre en kısa toplam gelişme süresi 32/22℃ sıcaklık ve 600 ppm CO2 düzeyinde 5.35 gün olarak görülmüştür. En yüksek yavru sayısı ise 29/19℃ sıcaklıkta 1000 ppm CO2 düzeyinde 87.88 yavru ve 400 ppm CO2 düzeyinde 87.00 yavru belirlenmiştir. Ergin ömrünün en uzun olduğu bireyler (28.82 gün) ve toplam yaşam süresinin en uzun olduğu bireyler (35.25 gün) ise 29/19℃ sıcaklık ve 400 ppm CO2 düzeyinde tespit edilmiştir. En yüksek net üreme gücü (R0) (80.300) ve kalıtsal üreme yeteneğinin (rm) (0.344) 29/19℃ sıcaklık ve 800 ppm CO2 düzeyinde belirlenmiştir. Döl süresinin (T0) en uzun olduğu bireyler (15.271) 29/19℃ sıcaklıkta ve 1000 ppm CO2 düzeyinde tespit edilmiştir. Elde edilen bu verilerle, farklı sıcaklık ve arttırılmış CO2 gazı düzeylerinin M. persicae'nın gelişme süresi, yavru sayısı ve yaşam çizelgesi parametrelerini etkilediği belirlenmiştir.
Malatya ili meyve ağaçlarında şerbetçi otu cücelik ve şeftali latent mozaik viroidlerinin araştırılması ve tespit edilen izolatların moleküler karakterizasyonu
Şeftali latent mozaik viroidi (PLMVd), Kuzey ve Güney Amerika, Avrupa, Asya ve Avustralya dahil olmak üzere dünya çapında şeftali ve nektarinlerde yüksek enfeksiyon oranları ile görülen bir viroid etmenidir. Malatya ilindeki bir ceviz bahçesinden alınan semptomsuz on iki ceviz bitkisine ait yaprak örneklerinden total genomik RNA, ticari bir RNA izolasyon kiti kullanılarak ekstrakte edilmiştir. PLMVd genomunu, uçtan uca çoğaltan spesifik primer çifti kullanılarak ters transkriptaz polimeraz zincir reaksiyonu (reverse transcriptese polymerase chain reaction, RT-PCR) yöntemi ile amplifiye edilmiştir. RT-PCR yöntemi ile test edilen 12 ceviz örneğinin 4'ünde PLMVd infeksiyonu tespit edilmiştir. Yaklaşık 0.34-kb uzunluğunda elde edilen DNA fragmentleri pGEM-T Easy vektörüne klonlanmış ve kompetan hücre Escherichia coli JM109 suşuna transforme edilmiştir. Saflaştırılan plazmidler çift yönlü olarak dizilenmiştir. Nükleotid dizisi tespit edilen PLMVd ceviz Malatya 1 (Erişim no: MN857143) ve Malatya 2 (Erişim no: MN857144) izolatlarının ülkemizde ve diğer ülkelerde şeftali, nektarin ve kirazlarda tespit edilen PLMVd izolatları %96.6-98.8 ile %97-98.8 benzerlik (Erişim no: MN857144) gösterdiği tespit edilmiştir. Yürütülen bu çalışma ile dünyada ilk kez cevizde (Juglans regia L.) PLMVd enfeksiyonları tespit edilmiş olup cevizin PLMVd için alternatif bir konakçı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bu çalışma ile Malatya ilinde tespit edilen iki farklı PLMVd izolatının moleküler özellikleri de rapor edilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Viroid, ceviz hastalığı, RT-PCR, yeni konak
Lavanta, defne ve nane uçucu yağlarının ekin kambur biti [Rhyzopertha dominica (Fabricius) (Coleoptera: Bostrichidae)]'ne karşı insektisit etkilerinin belirlenmesi
Bu çalışmada, Laurus nobilis L. (Lauraceae), Mentha piperita L. ve Lavandula x intermedia Emeric ex Loisel. (Lamiaceae) bitkilerinden elde edilen uçucu yağların önemli depolanmış ürün zararlısı olan Ekin Kambur Biti (Rhyzopertha dominica (Fabricius, 1792) (Coleoptera: Bostrychidae)'ne karşı fumigant ve repellent etkisi belirlenmiştir. Deneme 27±1°C sıcaklık, %50±10 nem ve karanlık şartlardaki iklim odalarında gerçekleştirilmiştir. Uçucu yağların R. dominica'nın larva, pupa ve ergin dönemine karşı fumigant etki denemesi, 5 farklı uygulama konsantrasyonu (1, 5, 20, 50 ve 200 μl/L hava) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Yapılan fumigant etki denemelerinde, zararlının 3. larva dönemine karşı en yüksek fumigant etki L. nobilis uçucu yağının 200μl/L konsantrasyonunda %100 olarak tespit edilmiştir. Ergin döneme karşı yapılan çalışmada ise hem L. nobilis hem de M. piperita uçucu yağının 200μl/L konsantrasyonu %100 ölüme neden olmuştur. Bununla birlikte pupa dönemine karşı yürütülen çalışmalardan yeterli etki elde edilememiştir ve en yüksek etki 200μl/L konsantrasyonda L. nobilis'te %49 olarak belirlenmiştir. Repellent etki denemeleri, petri ve kutulu test ünitesi denemesi olmak üzere 2 farklı metotla yürütülmüştür. Petri metodunda 0.038, 0.192 ve 0.769 μl/cm2'lik konsantrasyonlar filtre kağıdına uygulanmıştır. Kutulu test ünitesi metodunda da, uçucu yağların 3 konsantrasyonu kullanılmıştır (8.33, 41.67 ve 166.67 μl/L) Repellent etki her iki metotta 1, 3, 6 ve 24 saatte yapılan sayımlarla belirlenmiştir. Her iki deneme yönteminde de en yüksek repellent etki M. piperita uçucu yağında meydana gelirken, en az repellent etki L. intermedia uçucu yağında gözlenmiştir. Çalışmada ayrıca uçucu yağların buğday tohumlarının çimlenmesine etkileri de belirlenmiştir. Farklı konsantrasyonlarda 48 saat süreyle uçucu yağa maruz kalmış buğday tohumlarının çimlenme testlerinde herhangi bir olumsuzluk saptanmamıştır. Bu çalışma sonucunda elde edilen veriler doğrultusunda fumigant etki denemelerinde L. nobilis uçucu yağının, repellent etki denemelerinde M. piperita uçucu yağının depolanmış ürün zararlılarına karşı ileride etkili bir bio-insektisit olarak değerlendirilebileceği düşünülmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Rhyzopertha dominica, Mentha piperita L., Laurus nobilis L., Lavandula intermedia x Emerica x Loisel,fumigant,uçucu yağ
Diyarbakır ilinde mercimek ürününe karışan yabancı ot tohumlarının belirlenmesi
Çalışma Diyarbakır ilinde mercimeğe karışan yabancı ot tohumlarını ve üreticilerin mercimek tarımında yabancı ot yönetimine yaklaşımını belirlemek amacıyla 2019 yılında yürütülmüştür. Bu amaçla Diyarbakır iline bağlı Merkez (Kayapınar, Sur, Yenişehir, Bağlar) ve Ergani, Bismil, Silvan, Kocaköy, Hazro, Eğil, Çermik, Hani, Dicle, Çınar olmak üzere toplam 14 ilçede 150 tarım işletmesinden hasat sonrası depolanmış mercimek ürününden 1 kg'lık numuneler alınmıştır. Örnekleme yapılan işletme sahiplerinin 69'u ile yüz yüze 38 sorudan oluşan anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda, Diyarbakır ilinde mercimek ürününe 12 familyaya dahil 27 cinsine ait 29 yabancı ot türüne ait tohumların karıştığı belirlenmiştir. Rastlama sıklıklarına göre çok yaygın (ÇY) olan türler sırasıyla Boynuzlu yoğurt otu (Galium tricornotum Dandy) (%98.00), Tarla düğün çiçeği (Ranunculus arvensis L.) (%92.66), Kendi gelen buğday (Triticum sp.), Pelemir (Cephalaria syriaca L.) (%72.66), Yabani hardal (Sinapis arvensis L.) (%67.33), Trakya hardalı (Neslia apiculata Fisch.) (%64.00) ve Duvar arpası (Hordeum murinum L.) (%62.66) olarak tespit edilmiştir. Mercimeğe karışan yabancı ot tohumları arasında ilk sırayı 774.78 adet/kg ile Serçe dili (Stellaria media (L.) Vill)'nin aldığı belirlenmiştir. Bunu sırasıyla Yabani hardal (S. arvensis) (365.67 adet/kg), Boynuzlu yoğurt otu (G. tricornotum) (364.42 adet/kg), Dilkanatan (Galium aparine L.) (331.12 adet/kg) ve Tarla düğün çiçeği (R. arvensis) (320.67 adet/kg) takip etmiştir. Ürüne karışma miktarı ve karışma oranı bakımından ilk sırayı Serçe dili (S. media) (9.84 g/kg ve %0.98) almakta ve bunu sırasıyla Boynuzlu yoğurt otu (G. tricornotum) (7.09 g/kg ve %0.70), Tarla düğün çiçeği (R. arvensis) (6.67 g/kg ve %0.66) ve Dilkanatan (G. aparine) (5.56 g/kg ve %0.55) türleri izlemiştir. Üreticilerle yapılan anket çalışmalarında mercimek alanlarında yabancı otların %75.36 oranında sorun oluşturduğu tespit edilmiştir. Yabancı otlar içerisinde en fazla sorun oluşturan türün %53.62 ile Yabani hardal (S. arvensis), %47.83 ile Yabani yulaf türleri (Avena spp.)'nin olduğu belirlenmiştir. Mercimek üreticilerinin %82.61 yabancı otların kontrolünde kimyasal mücadele yöntemini seçtikleri belirtmiştir. Üretim sezonunda yabancı otlara karşı üreticilerin %28.99'u bir kez, %71.01'i ise iki kez herbisit uygulaması yaptıklarını bildirmişlerdir. ANAHTAR KELİMELER: Anket, Diyarbakır, mercimek, ürüne karışma, yabancı ot tohumu
Avcı böcek, Nesidiocoris tenuis reuter (Hemiptera: Miridae)'e bazı pestisitlerin subletal etkilerinin araştırılması
Çalışmada abamectin, spinetoram, pyriproxyfen ve chlorantraniliprole etken maddeli 4 farklı pestisitin LC30 değerlerinin, örtüaltı domates yetiştiriciliğinde Tuta absoluta ile biyolojik mücadelede kullanılan avcı böcek Nesidiocoris tenuis'in bazı biyolojik parametrelerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. N. tenuis'in ikinci dönem nimfleri için abamectin, spinetoram, pyriproxyfen ve chlorantraniliprole'ün LC30 değerleri sırasıyla 1.795, 16.988, 1812.172 ve 5042.087 mg(ak.mad.)/l olarak belirlenmiştir. Daha sonra abamectin ve spinetoram için belirlenen LC30 değerleri N. tenuis'in ikinci dönem nimflerine uygulanmıştır. Pyriproxyfen ve chlorantraniliprole'un belirlenen LC30 değerleri tavsiye dozundan yüksek olduğu için, bu insektisitlerde tavsiye dozları (sırasıyla 50 ve 35 mg(ak.mad.)/l kullanılmıştır. Uygulama yapılan bireylerin günlük olarak canlılık durumu, ergin döneme ulaştıklarında ise ergin ömür uzunluğu ve yavru sayıları izlenmiştir. Toplam nimf gelişme süresi bakımından her iki cinsiyette de abamectin hariç kontrol (su) uygulaması ile diğer insektisit uygulamaları arasında herhangi bir istatistiksel farklılık bulunmamıştır. Kontrol grubu bireylerinde bu süre 9.54 gün olarak belirlenirken, abamectinde ise bu süre erkeklerde 10.67 gün, dişilerde 10.75 gün olarak gerçekleşmiştir. TPOP (Toplam preovipozisyon süresi (Yumurta döneminden itibaren)) verilerine bakıldığında abamectin hariç diğer uygulama grupları kontrol grubu bireyleri (15.85 gün) ile aynı istatistiksel grupta yeralırken, abamectin bu süreyi (17.18 gün) önemli ölçüde arttırmıştır. Kalıtsal üreme yeteneği (r) en düşük 0.180 gün-1 ile abamectinde görülürken, en yüksek 0.219 gün-1 ile chlorantraniliprole'de belirlenmiştir. Benzer durum artış oranı sınırı (λ) için belirlenmiş, her iki insektisit için bu değerler sırasıyla 1.197 ve 1.245 gün-1 olarak saptanmıştır. Net üreme gücü (R0) ve brüt üreme oranı (GRR)) değerleri arasında herhangi bir istatistikel farklılık belirlenmemiştir. Ortalama döl süresi (T), spinetoram ve abamectin'de sırasıyla 22.39 ve 23.15 gün olarak gerçekleşmiş, kontrole (21.27 gün) göre önemli oranda süre uzamıştır.
Organik tarımda ruhsatlı bazı fungisitlerin Neoscytalidium dimidiatum'a karşı etkinliklerinin araştırılması
Türkiye'nin en önemli kayısı üretim merkezi Malatya ili'dir ve yaklaşık 8 milyon kayısı ağacı varlığı ile toplam kayısı üretiminin %46.2'sini karşılamaktadır. Kayısının başkenti olan Malatya ili kuru kayısı ihracatının ise %80'ini karşılamaktadır. Neoscytalidium dimidiatum (Penz.) Crous & Slippers Malatya ili kayısı bahçelerinde ani sürgün kurumaları ve geriye doğru ölümlere sebep olmaktadır. Çalışmada ruhsatlı bir kimyasal mücadelesi olmayan patojen fungus Neoscytalidium dimidiatum organik tarımda kimyasal ve biyolojik mücadele olanaklarının invitro çalışmalarla saptanması amaçlanmıştır. N. dimidiatum Kale 4C izolatının miselyal gelişimine fungal biyokontrol ajanları Trichoderma viride ve Trichoderma harzianum, bakteriyel biyokontrol ajanları Bacillus amyloliquefaciens, Bacillus subtilis ve Pseudomonas fluorescens, organik tarımda kullanımına izin verilen Gülleci bulamacı, Bakır oksit, Bakır hidroksit, Bakır oksiklorür, Bordo bulamacı ve Çay ağacı yağı etkisi araştırılmıştır. Araştırmada biyolojik preparatlar içerisinde T. viride preparatının radyal gelişmeyi engelleme yüzdesi %81.71 olarak tespit edilmiştir. Kimyasal pestisitler içerisinde ise Gülleci bulamacı %1'lik doz da patojeni %86.85 engellemiştir. Sonuç olarak, Trichoderma türlerinin ve Gülleci bulamacının N. dimidiatum (Penz.) Crous & Slippers 'a karşı yüksek düzeyde etkinlik gösterdiği ilk kez bu çalışma ile ortaya konulmuştur. Elde edilen sonuçlar biyolojik aktiflerin ve Gülleci bulamacının hastalık etmenine karşı kullanılma potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir. ANAHTAR KELİMELER: Neoscytalidium, Kayısı, Organik tarım, Biyolojik kontrol, Trichoderma
Avcı akar Amblyseius swırskii athias-henriot (Acarına: Phytoseiidae)'ye karşı bazı pestisitlerin yarı tarla koşullarında yan etkilerinin araştırılması
Turunçgil tarımı ülkemiz açısından büyük bir öneme sahiptir. Fakat turunçgil tarımı yapılan alanlarda yetiştiricilik ile ilgili sorunların yanında hastalık, zararlı ve yabancı ot gibi olumsuz faktörler de bulunmaktadır. Ülkemizde turunçgil bahçelerinde bugüne kadar 80'nin üzerinde zararlı tür tespit edilmiş olup bunlarla beslenen 150'den fazla faydalı tür bulunmaktadır. Bu faydalı türlerden biri de ülkemizde bazı firmalarca pazarlanıp doğaya salınan "Amblyseius swirskii" dir. Bu tez çalışmasında bazı BKÜ(Bitki Koruma Ürünleri) nin yarı tarla koşullarında A.swirskii'ye yan etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Denemede 5 bitki( Biber, patlıcan, turunçgil, yaprak güzeli, zakkum) üzerinde A.swirskii 'ye karşı, 2 insektisit(Spirotetramat, dimethoate), 2 akarisit (Spirodiclofen ve abamectin) ve 1 organik insektisit(Portakal yağı) uygulanmıştır. Deneme 5 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. A.swirskii üretimi sırasında besin olarak Kuru meyve akarı (Carpoglyphus lactis (L)+çam poleni verilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen veriler Henderson-Tilton'a göre %ölüm oranları hesaplanıp IOBC'nin belirlediği sınıf değerleri esas alınarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak portakal yağı %50'nin altında ölüm oranına neden olup 2 sınıf değeri alarak "az zararlı" olarak belirlenmiştir. Spirotetramat %41.25'in üzerinde ölüm oranına neden olup 3 sınıf değerini alarak "orta derecede zararlı" olarak kabul edilmiştir. Spirodiclofen ve abamectin ise birinci gün dışında sayım yapılan tüm günlerde (3,7,10,14) genel itibariyle %50'nin üzerinde ölüm oranına neden olup 3 sınıf değerini "orta derecede zararlı" ve 4 sınıf değerini alarak "zararlı" olarak belirlenmiştir. Karşılaştırma ürünü olarak kullanılan dimethoate etken maddesi ise %100 etki göstermiş olup 4 sınıf değerini alarak "zararlı" olarak kayıt edilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: IOBC, Henderson-Tilton, BKÜ, Yarı tarla meodu, Amblyseius swirskii
Pamuk üretim alanlarında sorun olan domuz pıtrağı (Xanthium strumarium L.)'nın bazı biyolojik özellikleri ve mücadele olanaklarının araştırılması
Bu çalışma pamuk alanlarında sorun olan domuz pıtrağı (Xanthium strumarium L.)'nın bazı biyolojik özellikleri ve mücadele olanaklarının araştırılması amacıyla 2020-2022 yılları arasında yapılmıştır. Çalışma kapsamında Güneydoğu Anadolu Bölgesinde pamuk üretim alanlarında yapılan sürveyler sonucunda domuz pıtrağının rastlanma sıklığı Şanlıurfa'da %84.7, Diyarbakır'da %83.3, Mardin'de %79 ve Batman'da %56 olarak bulunmuştur. Tohumların bazı biyolojik özelliklerinin belirlenmesi çalışmalarında; domuz pıtrağının toprakta optimum çıkış derinliğinin 2-10 cm olduğu ve tohumların çimlenme sıcaklıklarının illere göre değişmekle beraber minimum 5 °C, optimum 15-35 °C ve maksimum 40 °C olduğu belirlenmiştir. Tarla denemelerinde ise, trifloxysulfuron sodium'un farklı dozlarının (1, 1.5 ve 2 g/da) domuz pıtrağının kontrolünde %90'nın üzerinde etkili olduğu, fluometuron'un farklı doz (200, 250 ve 300 ml/da) uygulamaların da ise etkinliğinin düşük olduğu belirlenmiştir. Farklı sıcaklık (26, 29 ve 32 °C) ve CO2 (400, 600, 800 ve 1000 ppm) uygulamalarının domuz pıtrağının gelişimi ve herbisit duyarlılığının belirlenmesi çalışmalarında; yüksek sıcaklık ve CO2 seviyelerinde domuz pıtrağının bitki boyu, yaş ve kuru ağırlık değerlerinde artış olduğu, yüksek CO2 seviyelerinde trifloxysulfuron sodium'un etkisi artarken, fluometuron'un etkinliğinde önemli bir değişikliğin olmadığı saptanmıştır. Domuz pıtrağının teşhis çalışmalarında; morfolojik olarak X. orientale türüne ait bir alt tür, X. strumarium türüne ait iki alt tür tespit edilmiştir. Moleküler çalışmalarda ise ITS4 ve ITS5 primerleri ile Xanthium cinsine ait türlerin ve alt türlerinin ayırt edilemediği belirlenmiş, ayrıca Türkiye'nin 26 ilinden alınan domuz pıtraklarının birbirleriyle olan benzerlik ve farklılıkları filogenetik olarak ortaya konulmuştur.
Buğday (Triticum aestivum L.)'da yabancı ot kontrolü için kritik periyodun belirlenmesi ve yabani hardal (Sinapis arvensis L.)'ın mücadele olanaklarının araştırılması
Yapılan bu araştırma ile buğdayın yabancı otlara karşı kritik periyodunun belirlenmesi, buğday alanlarında sorun olan Sinapis arvensis L.'in alt türlerinin ve bu alt türlerin herbistlere tepkisinin araştırılması, S. arvensis'in biyolojik bazı özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Buğdayın kritik periyodunun belirlenmesinde çalışmalar 2020-2021 yıllarında Diyarbakır ilinde gerçekleştirilmiştir. S. arvensis'in alt türlerinin belirlenmesinde Türkiye'nin 7 coğrafi bölgesini temsilen 28 ilde toplam 84 ilçenin buğday alanlarından S. arvensis tohumlarının örneklemesi yapılmıştır. Klasik ve moleküler (rDNA ile cpDNA) yöntemlerle S. arvensis'in alt türleri ile bu alt türlerin sera koşullarında herbisitlere tepkisi ve tohumların çimlenme biyolojisi araştırılmıştır. Çalışmalar sonucunda; yabancı otlara karşı %5 verim kaybında, buğdayın kritik periyodu yağışlı geçen iklim koşullarında 35-75 DAE, kurak geçen iklim koşullarında ise 11-93 DAE olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, Zadoks-30'un 2020 yılında 01.03.2020 tarihine, 2021 yılında ise 16.03.2021 tarihine tekabül ettiği belirlenmiştir. S. arvensis'in alt türlerinden S. arvensis subsp. arvensis, S. arvensis subsp. allionii ve S. arvensis subsp. schkuhriana tespit edilmiş olup, bu alt türler arasındaki filogenetik ilişkiler ortaya konmuştur. Florasulam, Bromoxynil + MCPA, Dimethyl amin tuzundan oluşan aktif maddelere karşı S. arvensis'in alt türlerinin farklı seviyelerde herbisitlerden etkilendikleri ve bu aktiflere karşı alt türlerin kontrol edilebilir olduğu belirlenmiştir. S. arvensis'in çimlenme sıcaklığının, illere ve alt türlere göre değişmekle birlikte genel olarak minimum 2 -5 °C, optimum 10-25 °C, maksimum 35 °C olduğu belirlenmiştir. S arvensis'in alt türlerinin belirlenmesiyle ilgili çalışmaların devam ettirilmesi; belirlenen alt türlerin dayanıklılık durumunun araştırılması önerilir.
Malatya ili armut üretim alanlarında görülen fitoplazma hastalıklarının moleküler yöntemler ile araştırılması
Malatya ili armut üretim alanlarındaki fitoplazma hastalıklarının belirlenmesi amacıyla 2020 yılında sürvey çalışmaları yürütülmüş ve Malatya ilinde armut üretimi yapılan lokasyonlardan fitoplazma etmenlerine özgü belirtiler gösteren ve göstermeyen toplam 301 adet bitkiden rastgele yaprak örnekleri alınmıştır. Toplanan numunelerden total DNA izolasyonları ticari bir kit yardımı ile gerçekleştirilmiştir. Örneklerdeki muhtemel fitoplazma etmenlerini araştırmada, R16mF2/R16mR1 ve R16F2n/R16R2 üniversal primerlerin kullanıldığı Nested-polimeraz zincir reaksiyonu (Nested PCR) yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada Malatya ili armut üretim alanlarından toplanan örneklerin hiçbirinde fitoplazma etmeni saptanmamıştır.
Malatya ili kale ilçesindeki farklı ekolojik lokasyonlardaki kayısı bahçelerindeki yabancı ot türlerinin belirlenmesi
Kayısı, Malatya ilinde tarımsal üretim ve ekonomik açıdan çok büyük bir öneme sahiptir. Yabancı otlar ise diğer bitkisel yetiştiriciliklerde olduğu gibi kayısı yetiştiriciliğinde de mücadele edilen en büyük sorunlardan bir tanesidir. Malatya ili Kale ilçesinde Temmuz 2020-Haziran 2022 yılları arasında yürütülen bu çalışmada kayısı bahçelerinde sorunlara neden olan yabancı ot türlerini, bunların genel kaplama alanlarını, rastlama sıklıklarını ve gelişim dönemlerini tespit ederek kayısı yetiştiriciliği yapan çiftçilerin yabancı ot mücadelesinde doğru yöntem ve uygulama zamanını belirlemesine katkıda bulunmaktır. Bu çalışma kapsamında Malatya ili Kale ilçesinde farklı rakım ve lokasyonlarda yer alan 6 farklı kayısı bahçesinde sürvey yapılmıştır. Her kayısı bahçesine rastlantısal olarak dört adet bir m2'lik çerçeve atılarak çerçeveler içerisindeki yabancı ot türleri sayılmış ve kaplama alanları belirlenmiştir. Yapılan çalışmalar neticesinde 30 familyaya ait 32 tanesi monokotiledon, 74 tanesi ise dikotiledon olmak üzere toplam 106 tane yabancı ot türü tespit edilmiştir. Tespit edilen bu yabancı ot türleri arasında yoğunluk bakımından en fazla rastlananlar Ranunculus repens L., Ranunculus bulbosus L., Poa bulbosa L., Sanguisorba minor Scop., Cynodon dactylon (L.) Pers., Euphorbia rigida M.Bieb., Senecio vulgaris L., Xeranthemum cylindraceum Sm. iken yoğunluk bakımından en çok rastlananlar Bromus tectorum L., Medicago sativa L., Chenopodium album L., Cynodon dactylon (L.) Pers., Euphorbia rigida M.Bieb., Setaria viridis (L.) P.Beauv. ve Poa trivialis L. olmuştur. Benzerlik indeksleri bakımından en yüksek benzerlik oranına sahip bahçeler ise 2020-2021 yaz döneminde Bent (908 m) ve Çanakçı (1330 m) mahallerinde bulunan kayısı bahçeleri olurken, benzerlik 0,703 olarak tespit edilmiştir. Ayrıca yükselti azaldıkça yabancı ot türlerinin yoğunluklarının, yükselti arttıkça ise yabancı ot türlerinin çeşitliliğinin arttığı saptanmıştır.
Malatya ili şeker pancarı (Beta vulgaris L.) ekim alanlarında bulunan yabancı ot türlerinin ve bazı mücadele yöntemlerinin etkinliğinin belirlenmesi
Bu çalışma 2020-2021 yıllarında Malatya ili ve ilçelerinde sürvey ve Doğanşehir ilçesinde tarla denemesi olarak yürütülmüştür. Bölgede toplam 82 şeker pancarı ekimi yapılan 3024 dekar alanda sürvey yapılmıştır. İki yılda toplam 25 familyaya ait 92 farklı türe rastlanmıştır. 2020 yılında çok rastlanan ilk beş tür; Amaranthus retroflexus L.(%76.19), Salsola ruthenica Iljin (%76.19), Convolvulus arvensis L. (%71.43), Chenopodium album L. (%69.05), Amaranthus albus L. (%61.90) olduğu tespit edilmiştir. Genel yoğunluk bakımından Amaranthus retroflexus L. (2.95 adet/m2), Heliotropium europaeum L. (2.75 adet/m2), Salsola ruthenica Iljin (2.27 adet/m2), türleri ''B'' seviyesinde, Convolvulus arvensis L. (1.88 adet/m2), Agropyron repens L. P. Beauv.(1.46 adet/m2) türleri ''C'' seviyesinde tespit edilmiştir. 2021 yılı yılında çok rastlanan ilk beş tür (ÇR); Chenopodium album L.(%95.00), Amaranthus retroflexus L. (%85.00), Convolvulus arvensis L. (% 82.50), Salsola ruthenica Iljin (% 80.00), ve Heliotropium europaeum L. (%60,00) olarak bulunmuştur. Genel yoğunluk bakımından Amaranthus retroflexus L. (5.06 adet/m2), ''A'' seviyesinde, Convolvulus arvensis L. (2.44 adet/m2), ''B'' seviyesinde ve Chenopodium album L. (1.63 adet /m2), Amaranthus albus L. (1.39 adet /m2), Cynodon dactylon L. Pers. (1.08 adet/m2) türleri ''C'' seviyesinde saptanmıştır. Şeker pancarı verimi ise 2020 yılında T1 (Yabancı otlu kontrol) uygulamasında 483.75 g/adet ile en düşük bulunurken en yüksek verim T2 (yabancı otsuz kontrol) uygulamasında 2393.75 g/adet ile bulunmuş ve bunu 1864.38 g/adet ile T7 (700 g/l metamitron + 1 kez el çapası) ve 1708.75 g/adet ile T8 (700 g/l metamitron + 2 kez el çapası) uygulamaları izlemiştir. 2021 yılında ise T1 (Yabancı otlu kontrol) uygulamasında 366.25 g/adet ile en düşük bulunurken en yüksek verim T2 (yabancı otsuz kontrol) uygulamasında 2122.50 g/adet ile bulunmuş ve bunu 1702.50 g/adet ile T8 (700 g/l metamitron + 2 kez el çapası) ve 1587.50 g/adet ile T7 (700 g/l metamitron + 1 kez el çapası) uygulamaları izlemiştir. 2020 yılında uygulamaların T1 uygulamasına göre verimi %67.57 ile %394.83, 2021 yılında ise %95.56 ile %479.52 arasında verimi arttırdığı saptanmıştır. Deneme alanlarındaki yabancı otlarının kaplama alanlarını 2020 yılında %100.00 oranı ile T2, %50.63 oranı ile T8 ve %34.18 oranı ile T7 uygulamaları azaltırken, 2021 yılında %100.00 oranı ile T2, %82.03 oranı ile T7 ve %72.50 oranı ile T8 uygulamalarının azalttığı bulunmuştur. Yabancı ot kuru ağırlıklarını 2020 yılında %100.00 oranı ile T2, %96.37 oranı ile T8 ve %91.05 oranı ile T7 uygulamaları azaltırken, 2021 yılında ise %100.00 oranı ile T2, %70.63 oranı ile T10 (el çapası + 100 g/l Clopyralid + 100 g/l Propaquizafop) ve %69.35 oranı ile T11 (700 g/l metamitron + 1 kez planet traktör çapa) uygulamalarının azalttığı belirlenmiştir. Sonuç olarak; yaygın tür olarak A. retroflexus, S. ruthenica, C. arvensis, C. album, A. albus ve H. europaeum türleri belirlenmiştir. Yoğun tür olarak ise A. retroflexus, H. europaeum, S. ruthenica, C. arvensis, A. repens, A. albus, C. dactylon türleri belirlenmiştir. Şeker pancarında yabancı ot mücadelesinde sadece çıkış öncesi veya çıkış sonrası herbisit uygulamalarının yeterli etkiyi sağlamadığı ancak çıkış öncesi herbisit ve bir veya iki kez el çapası uygulamalarının birlikte kullanıldığında daha etkili olduğu bulunmuştur. ANAHTAR KELİMELER: Şeker pancarı, yabancı ot, herbisit, el çapası
Farklı zamanlarda hasat edilen iki farklı satureja hortensisgenotiplerinden elde edilen uçucu yağların yabancı ottohumlarının çimlenmeleri üzerine etkileri
Uçucu yağların allelopatik özellikleri farklı şekillerde ortaya çıkmaktadır. Bunlardan en önemlisi bitki tohumlarının çimlenmesini engellemesidir. Lamiaceae familyasına ait Satureja hortensis L. (Dağ kekiği) bitkisi uçucu yağ bakımından zengindir. Çalışmada, Satureja hortensis bitkisinin 2 genotipine ait uçucu yağlarının farklı biçim dönemlerinden (Çiçeklenme başlangıcı, çiçeklenme ortası ve çiçeklenme sonu) elde edilen uçucu yağlarının farklı dozları (0.5, 1, 2, 4, 8 ve 16 μl/petri) elde edilmiştir. Bu çalışmada, elde edilen bu uçucu yağlar yabancı otlardan dev horozibiği (Amaranthus palmeri L.), yabani yulaf (Avena fatua L.), semizotu (Portulaca oleracea L.) ve yabani hardal (Sinapis arvensis L.) ve kültür bitkilerinden ise tere (Lepidium sativum L.), makarnalık buğday (Triticum durum L.) ve biber (Capsicum annuum L.) tohumlarının çimlenmesine olan etkisi araştırılmıştır. Denemede uçucu yağ dozlarının çimlenmeyi olumsuz yönde etkilemesinde A. palmeri ve P. oleracea tohumlarında en yüksek etki 2 μl/petri, A. fatua tohumlarında 4 μl/petri ve S. arvensis'te ise 8 μl/petri olarak belirlenmiştir. Uçucu yağ dozlarının etkilerinde ise A. palmeri, P. oleracea, A. fatua ve S. arvensis tohumları üzerinde en yüksek LD50 değerleri sırasıyla 0.159 belirlenirken, en yüksek LD90 değerleri ise yine sırasıyla 0.547 olarak belirlenmiştir. Uçucu yağ dozlarının kültür bitkisi ve yabancı ot tohumlarında doz artışına bağlı olarak çimlenmeyi engellediği görülmüştür. ANAHTAR KELİMELER: Satureja hortensis, biyo-herbisit, uçucu yağ, kültür bitkisi, yabancı ot tohumları
Hatay ili kayısı (Prunus armeniaca L.) yetiştirme alanlarında zararlı, lepidoptera takımına giren türlerin ve popülasyon gelişimlerinin belirlenmesi
Bu çalışmada, Hatay ilinde yetiştirilen kayısılarda zararlı, Lepidoptera takımına giren türlerin ve popülasyon gelişimlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma 2018 yılında Antakya, Kırıkhan, Kumlu ve Arsuz ilçelerinde birer tane olmak üzere toplam dört bahçede gerçekleştirilmiştir. Gözlemler çiçeklenme başlangıcından hasat sonrasına kadar olan zaman periyodunda yapılmış, türlerin belirlenebilmesi amacıyla feromon tuzakları ve besi tuzakları da kullanılmıştır. Çalışmada zararlı tür olarak Anarsia lineatella Zell. çalışılan bölgedeki tüm ilçelerde tespit edilmiş olup en fazla yoğunluk Antakya ilçesinde, en az yoğunluk ise Kırıkhan ilçesinde belirlenmiştir. 2019, 36 Sayfa. Anahtar Kelimler: Kayısı, Anarsia lineatella, Hatay, Türkiye.
Hatay ilindeki iyi tarım uygulamaları yapılan ceviz bahçelerinde elma içkurdu, Cydia pomonella L. (Lepıdoptera: tortrıcıdae)'nın kitlesel tuzaklama ile kontrolü ve zarar oranının belirlenmesi
Çalışma 2018-2019 yıllarında Hatay ilindeki iyi tarım uygulamaları yapılan ceviz bahçelerinde elma içkurdu, Cydia pomonella L. (Lepidoptera: Tortricidae)'nın kitlesel tuzaklama ile kontrolü ve zarar oranının belirlenmesi için yapılmıştır. Çalışma Hatay ilinin Yayladağı ilçesi Kışlak köyündeki iyi tarım uygulamaları yapılan 312.43 dekarlık ve 3,928 adet Chandler ceviz çeşidine sahip ceviz bahçelerinde yürütülmüştür. Çalışmada delta tuzak ve elma içkurdu feromonu kullanılmıştır. Tuzaklar ceviz ağaçlarının 1.5 m yüksekliğine asılmış ve feromon kapsülleri her 40 günde yenileri ile değiştirilmiştir. Birinci yılda yapılan çalışmada örnekleme süresince 50 delta tuzak tarafından toplam 235 adet elma içkurdu ergini yakalanmıştır. Tuzaklar tarafından yakalanan erginlerin ortalama populasyon yoğunluğı 4.61 olarak belirlenmiştir. İkinci yılda yapılan çalışmada örnekleme süresince 50 delta tuzak tarafından toplam 70 adet elma içkurdu ergini yakalanmıştır. Tuzaklar tarafından yakalanan erginlerin ortalama populasyon yoğunluğı 1.4 olarak belirlenmiştir. Birinci yılda 38,400 ceviz meyvesi hasat edilmiş olup, 100 adet ceviz meyvesinde elma içkurdu'nun zararına rastlanmıştır. Çalışma kapsamında elma içkurdu'nun zarar oranın 0.26 olarak belirlenmiştir. İkinci yılda 443,100 ceviz meyvesi hasat edilmiş olup, 9,065 adet ceviz meyvesinde elma içkurdu'nun zararına rastlanmıştır. Çalışma kapsamında elma içkurdu'nun zarar oranın 2.04 olarak belirlenmiştir.
Maviyemişlerde (Vaccinium spp.) blueberry mosaıc assocıated vırus (BLMAV)'un Olpidium türleri ile taşınabilme durumunun ve hastalığın epidemiyolojisindeki olası rollerinin araştırılması
Maviyemiş (Vaccinum spp.) üretim ve tüketimi ülkemizde son yıllarda yaygınlaşmaya başlamış olup dünya çapında uzun yıllardır bilinen ve tüketilen önemli bir üründür. Maviyemiş bitkilerinde verim ve kaliteyi olumsuz yönde etkileyen en önemli virüslerden birisi de ilk kez 2014 yılında tanımlanan "maviyemiş mozaikle ilişkili virüs (bluberry mosaic assciated virus) (BlMaV)" olup ülkemizde varlığı ilk kez 2015 yılında bildirilmiştir. BlMaV'nin taşınmasına yönelik son yıllara kadar net bir bilgi bulunmamakla birlikte dahil olduğu Ophiovirus cinsine ait virüsler toprak kökenli bir fungus olan Olphidium spp. ile taşındığı için bu virüsün de potansiyel vektörünün bu fungus cinsi olduğu varsayılmış ve ilk bulgular 2017 yılında yayınlanmıştır. Bu çalışmada, Rize ilindeki yabani ve kültür maviyemiş plantasyonlarında BLMaV ile enfekteli olan bitkilerin kök ve rizosferinde virüsün olası vektörü olan Olpidium spp.'nin varlığının araştırılması, morfolojik ve moleküler yöntemlerle tanılanması ve BLMaV'nin taşınmasındaki potansiyel rollerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Rize iline ait 3 farklı lokasyondan toplanan yabani ve kültüre alınmış maviyemiş bitki örnekleri BlMaV'nin RNA3 genini çoğaltan primerler kullanılarak yapılan RT-PCR analizlerinde, testlenen örneklerdeki BlMaV enfeksiyon oranı kültür maviyemişlerinde %83, yabani maviyemişlerde ise %55 olarak tespit edilmiştir. BlMaV pozitif bulunan lokasyonlardan (İkizdere'den 5, Demirkapı'dan 10, Anzer-Çiçekli'den 7 ) yabani plantasyonlardan 17, İkizdere'de bulunan kültüre alınmış maviyemiş bitkilerinin rizosferinden ise 5 bitki ve toprak örneği alınmıştır. Bu topraklara Olpidium spp için tuzak bitki olarak marul ve BlMaV'nin taşınabilirliğinin gösterilmesi için ise in vitro'da yetiştirilmiş maviyemiş bitkileri dikilerek taşıma denemeleri kurulmuştur. Her iki bitki türünde de dikimden 4 hafta sonra alınan kök örneklerinin mikroskop altında morfolojik incelenmesi sonucu Olpidium türlerine ait dinlenme sporları gözlenmiş ve sonuçlar PCR analizleri ile desteklenmiştir. Her iki bitkinin kökleri kullanılarak yapılan multipleks ve türe spesifik PCR analizleri sonucunda sadece Olpidium virulentus türü tespit edilmiştir. Deneysel taşıma denemelerinde tuzak bitki olarak kullanılan marul ve virüsün konukçusu olan maviyemiş fidelerinde BlMaV'nin RT-PCR analizleri ile testlenmesi sonucunda kültüre alınan maviyemişlerin rizosferinden alınan topraklara dikilen in vitro maviyemiş fidelerinde enfeksiyon oranı %100, marullarda ise %80 olarak bulunmuştur. Yabani maviyemiş plantasyonlarından alınan BlMaV ile enfekteli topraklara dikilen in vitro maviyemiş fidelerinin BlMaV ile enfeksiyon oranı %95, marullarda ise %62 olarak tespit edilmiştir. Bu çalışma sonucunda ülkemizin en önemli maviyemiş üretimi yapılan Rize ilinde 3 farklı lokasyonda BlMaV'nin potansiyel vektörü olarak bildirilen O. virulentus gerek morfolojik gerekse moleküler yöntemlerle tespit edilmiş ve bu fungus türü ile BlMaV'nin deneysel olarak marul ve maviyemiş fidelerine başarıyla taşındığı ortaya çıkarılmıştır. Bu çalışma ülkemizde BlMaV'nin taşınmasına yönelik ilk çalışma olmasının yanı sıra BlMaV'nin deneysel konukçusu olarak marul dünyada ilk kez bu çalışma ile saptanmıştır. 2020, 56 sayfa Anahtar Kelimeler: Vaccinum spp., Rize, bluberry mosaic assciated virus, Olphidium spp.
Karpuz bakteriyel fide yanıklığı hastalığının (Acidovorax citrulli) biyolojik mücadelesinde endofit ve epifit bakterilerin etkinliklerinin araştırılması
Karpuz, ülkemizde üretimi en fazla yapılan ürünlerden biri olup, dünya karpuz üretiminde Türkiye 3. sıradadır. Son yıllarda, anormal yağışlar ve yüksek sıcaklık dalgalanmaları nedeniyle oluşan yüksek fungal ve bakteriyel hastalık oranları, karpuz bitkilerinde ciddi kısıtlamalar meydana getirmektedir. Tohum kaynaklı Acidovorax citrulli (Ac)'nin neden olduğu karpuz bakteriyel fide yanıklığı (meyve lekesi olarak da bilinen) dünya karpuz üreticileri için ciddi bir tehdit durumundadır. Bu çalışma, epifit ve endofit bakteri izolatlarının izole edilmesi, tanılanması ve Acidovorax citrulli'ye karşı antagonistik potansiyellerinin araştırılması, ayrıca hastalık etmeni üzerine etkileri ile bakteriyel izolatların siderofor, proteaz, amonyum, indol-3-asetik asit (IAA) üretimi ve fosfor çözünürlüğü gibi bitki büyüme parametrelerinin kalitatif ve kantitatif olarak belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Antalya iline bağlı 8 lokasyondan alınan sağlıklı karpuz ve yakın akraba bitki türlerinin farklı kısımlarından toplam 432 endofit ve epifit bakteri izole edilmiştir. Bunlar arasında, temsili olarak 37 adet bakteri izolatı çeşitli testlere dayanılarak seçilmiştir. Bu izolatlar, ayrıca kültürel ve morfolojik karakterizasyon, MALDI-TOF MS ve bazı izolatlar da ayrıca 16S rRNA gen sekans analizlerine dayanılarak tür düzeyinde tanılanmıştır. Bu 37 izolat, antagonistik ve bitki büyümesini teşvik eden inceleme değerlendirme sistemi kullanılarak Ac'ye karşı biyokontrol etmeni olma potansiyellerine göre derecelendirilmiştir. 37 izolat arasında, 13 izolat in vitro ikili kültür testlerinde potansiyel antagonistik aktivite göstermiştir. Sonuçlar, test izolatlarının 1.24 ila 8.16 arasında antagonistik indeks (AI) değerlerine sahip olduğunu göstermiştir. En etkili bakteriyel izolatlar, Paenibacillus polymyxa KMEn1 ve Brevibacillus brevis BTCPI olarak tespit edilmiş, bu izolatları Brevibacillus brevis (7.04 AI değeri) ve Bacillus velezensis (5.28 AI değeri) takip etmiştir. Ochrobactrum intermedium, Brevibacillus formosus, Stenotrophomonas maltophilia, Bacillus pumilus ve Bacillus amyloliquefaciens izolatları, değişen oranlarda in vitro antagonistik etkinlik sergilemiştir. Tüm izolatlar, siderofor, proteaz, amonyum ve indol-3-asetik asit üretimi ve fosfor çözünürlüğü gibi test edilen mekanizmaların enaz birini üretmiştir. In vitro testlerde Acidovorax citrulli'ye karşı yüksek engelleme etkinliği gösteren 8 antagonist izolat in vivo denemeler ile karpuz üzerinde biyokontrol etkinliği ve bitki büyümesini teşvik edici etkinliği açısından değerlendirilmiştir. Özellikle, karpuz tohumlarının en güçlü izolatlarla muamele edilmesi, fide yanıklığı hastalığının %10.13 ile %79.75 arasında değişen oranlarda önemli derecede baskılanması ile sonuçlanmıştır. En güçlü antagonist izolatlar olarak P. polymyxa KMEn1, Brevibacillus brevis GSEp3, Bacillus amyloliquefaciens BT113 ve P. polymyxa BTCPI, in vivo koşullarda sırasıyla %79.75, %59.49, %44.30 ve %40.51 oranlarında hastalığı baskılayarak en yüksek biyokontrol etkinliği göstermiştir. Tüm izolatlar, ayrıca patojen uygulanan kontrol bitkilerine kıyasla karpuz bitkilerinin büyümesini artırmıştır. Bu çalışmada tanımlanan P. polymyxa KMEn1, Brevibacillus brevis GSEp3, Bacillus amyloliquefaciens BT113 ve P. polymyxa BTCPI isolatları tarafından sergilenen biyokontrol ve bitki büyümesinin desteklenmesi aktiviteleri, bu izolatların birer biyokontrol bakteriyel eleman olarak potansiyel açıdan yüksek oranda uygunluklarını vurgulamaktadır.
Fasulye hale yanıklığı hastalığının (Pseudomonas syringae pv. phaseolicola) biyolojik mücadelesinde endofit bakterilerin etkinliklerinin araştırılması
Fasulye (Phaseolus vulgaris L.) içerdiği önemli protein ve besin maddeleri açısından insan beslenmesinde büyük öneme sahip önemli bir baklagil bitkisidir. Son yıllarda yaşanan anormal iklim koşulları ve düzensiz yağışlar nedeni ile hastalık sıklıkla karşılaşılır hale gelmiştir. Fasulye Hale Yanıklığı, tohum kaynaklı bir patojen Pseudomonas syringae pv. phaseolicola (Psp) etmeninin neden olduğu, ülkemiz ve Dünya fasulye üretimi için büyük tehdit oluşturan bir hastalıktır. Bu çalışmanın amacı; (1) fasulye üretiminin yoğun olarak yapıldığı alanlardan elde edilen bitki gelişimini teşvik eden endofit bakterilerin (endofit) izolasyonu ve tanımlanması; (2) endofitlerin hastalık etmenine in vitro ve in vivo koşullarda oluşturdukları antagonistik etkinin ortaya konulması; (3) siderofor, proteaz, amonyum üretimi, indole-3 acetic acid (IAA) üretimi ve fosforu çözme özellikleri gibi antagonistik ve bitki gelişimini teşvik edici (PGP) mekanizmaların kalitatif ve kantitatif olarak tespit etmektir. Niğde, Konya, Eskişehir, Burdur ve Ankara illerinden toplanan sağlıklı fasulye bitki örneklerinden toplam 343 farklı endofit bakteri (EB) izole edilmiştir. İzole edildiği bölge, bitki aksamı, morfolojik ve biyokimyasal özellikleri, patojenisite tesleri ve MALDI-TOF analizleri sonucunda 56 farklı EB izolatı temsili olarak seçilmiş ve ikili kültür testleri ile hastalık etmeni Psp'ya karşı in vitro antagonistik etkinlikleri belirlenmiştir. EB izolatlarının ikili kültür testlerinde antagonisitk etkinliklikleri 1.22-4.85 indeks değerleri arasında değişiklik göstermiştir. Test edilen 56 EB izolat arasında, 14 izolat yüksek engelleme etkisi [Antagonistik indeks değeri>3.0], 20 izolat orta düzeyde engelleme etkisi [Antagonistik indeks 2.0-3.0], 22 izolat ise düşük engelleme etkisi [Antagonistik indeks<2.0] göstemiştir. EB izolatları arasında en yüksek antagonistik etkiyi 4.85 antagonistik index değeri ile Pseudomonas gessardii N35.1 izolatınca gösterilmiş olup bu izolatı sırası ile Arthrobacter ilicis N11.3, Stenotrophomonas sp B6.6, Achromobacter spanius B1.1, Pseudomonas putida K15.1 ve Arthrobacter gandavensis N19.1izolatları takip etmişlerdir. Testlenen 56 EB izolatından, 54 EB izolatı siderofor üretimi, 23 EB proteaz üretimi ve 12 EB farklı değerlerde fosforu çözme etkinliği göstermiştir. Tüm izolatlar farklı konsanstrasyonlarda IAA üretmiştir. 56 izolat arasından seçilen 32 antagonist EB izolatı koparılmış meyve testi ve saksı testlerinden oluşan in vivo testlemelere alınmıştır. Seçilen izolatlar arasından Pseudomonas gessardii N35.1, Arthrobacter nicotinovorans B11.2, Stenotrophomonas sp B6.6, Arthrobacter ilicis N11.3, Achromobacter spanius B1.1, Pseudomonas putida K15.1 ve Arthrobacter gandavensis N19.1 izolatları Psp etmeninin meyvelerde ve yapraklarda oluşturduğu hastalık belirtilerini baskılamada değişen değerlerde olmakla beraber yüksek etkinlik göstermişlerdir. Stenotrophomonas sp E13.1, Pseudomonas gessardii N35.1 ve Arthrobacter nicotinovorans B11.2 izolatları kaplama yapıldıkları tohumlarda bitki gelişimini önemli ölçüde teşvik etmişlerdir. Bu çalışma ile EB izolatları arasında yer alan Pseudomonas gessardii N35.1, Arthrobacter nicotinovorans B11.2, Stenotrophomonas sp B6.6, Arthrobacter ilicis N11.3, Achromobacter spanius B1.1, Pseudomonas putida K15.1 ve Arthrobacter gandavensis N19.1 izolatları göstermiş oldukları yüksek biyo-kontrol ve bitki gelişimini teşvik özellikleri ile fasulye hale yanıklığı hastalığı ile mücedelede biyo-kontrol etmeni olarak kullanılabilme potansiyeline sahip izolatlar olarak değerlendirilmiştir.
Hatay ilinde zeytin dal kanseri (Pseudomonas savastanoi pv. savastanoi) hastalığının tespiti ve biyolojik mücadele olanaklarının araştırılması
Bu çalışma ile Hatay ili zeytin üretim alanlarında zeytin dal kanseri hastalığının yaygınlık ve bulunma oranları belirlenmiş ve sağlıklı zeytin ağaçlarının kök ve sürgünlerinden izole edilen epifit ve endofit bakteriler ile Pseudomonas savastanoi pv. savastanoi'nin biyolojik mücadele olanakları araştırılmıştır. Hastalığın en yüksek yaygınlık oranı %90 ile Samandağ, İskenderun ve Arsuz ilçelerinde belirlenmiş olup, Hassa, Kırıkhan, Reyhanlı ve Kumlu ilçelerinde ise hastalık saptanmamıştır. Hastalığın enfekteli bahçelerdeki bulunma oranları ise %4.5-75 arasında değişiklik göstermiştir. Taze urlardan izole edilen hastalık etmeninin tanısı Gram boyama, LOPAT testleri, MALDI-TOF ve moleküler yöntemler ile yapılmıştır. Yapılan testler sonucu toplam 14 izolat Pseudomonas savastanoi pv. savastanoi olarak tanılanmıştır. Biyolojik mücadele çalışmalarında 218 epifit ve 144 endofit olmak üzere toplam 362 bakteri izole edilmiş ve MALDITOF-MS ile tanılanmıştır. Antagonistik etkinin (A-indeks) belirlendiği ikili kültür denemelerinde 81 epifit ve endofit bakteri izolatı patojen gelişimini farklı oranlarda engellemiştir. En yüksek engelleme oranı 5.24 A-indeks değeri ile Bacillus megaterium HZEP7 izolatında belirlenirken bunu sırası ile Bacillus subtilis HZEN1 (4.85) ve Pseudomonas koreensis HZEN27 (4.83) izolatları izlemiştir. İn vitro etki mekanizmalarının belirlenmesi çalışmalarında epifit ve endofit bakterilerin indol asetik asit (IAA) üretimi, siderofor üretimi, fosfor çözme potansiyellerinin belirlenmesi, proteaz üretimi ve amonyak üretimi gibi mekanizmaları incelenmiştir. İn vivo testlerde kullanılacak izolatlar yüksek antagonistik etki, düşük IAA üretimi ve diğer etki mekanizmalarında göstermiş oldukları etkiye göre belirlenmiş olup, Bacillus subtilis HZEN1, Bacillus megaterium HZEP7, Pseudomonas koreensis HZEN27 ve Bacillus pumilus HZEP29 izolatları havuç dilimleri ve fidan inokulasyonu ile biyokontrol etkinin belirlenmesi çalışmalarına seçilmiştir. Havuç dilimleri inokulasyonu ile biyokontrol etkinin belirlenmesi testlerinde, en yüksek engelleme % 98,78 ile Bacillus subtilis HZEN1 izolatında belirlenirken bunu sırası ile Bacillus megaterium HZEP7 (%94.49), Pseudomonas koreensis HZEN27 (%92.09) ve Bacillus pumilus HZEP29 (%90.26) izolatları izlemiştir. Fidan inokulasyonu testlerinde havuç dilimlerine benzer şekilde tüm bakteri izolatları ur oluşumunu engellemiş olup en yüksek engelleme %78.72 ile Bacillus subtilis HZEN1 izolatında belirlenirken bunu sırası ile Bacillus megaterium HZEP7 (60.87), Pseudomonas koreensis HZEN27 (46.09) ve Bacillus pumilus HZEP29 (44.87) izolatları izlemiştir. Bakır sülfat uygulamasında ise ur oluşumu %48.23 oranında engellenmiştir. Elde edilen sonuçlar Bacillus subtilis HZEN1, Bacillus megaterium HZEP7, Pseudomonas koreensis HZEN27 ve Bacillus pumilus HZEP29 izolatlarının zeytin dal kanseri hastalığı ile mücadelede biyokontrol etmeni olarak kullanılabileceğini göstermiştir.
Adıyaman ili badem ağaçlarında önemli prunus virüslerinin DAS-ELISA ve RT-PCR analizleri ile saptanması ve karakterizasyonu
Dünyada ve ülkemizde ekonomik önemi yıldan yıla artan badem ağaçlarında ekonomik kayıplara yol açan virüsler içerisinde elma mozaik virüsü (ApMV), prunus nekrotik halkalı leke virüsü (PNRSV), erik cücelik virüsü (PDV) şarka virüsü (PPV) ve elma klorotik yaprak leke virüsü (ACLSV) en yaygın görülenlerdir. Ticari amaçla yapılan badem yetiştiriciliği Adıyaman ili için yeni bir ürün olmakla birlikte kapama bahçelerin sayısı her geçen gün artmakta ve üretim de teşvik edilmektedir. Bu çalışma kapsamında Adıyaman ilinde badem bahçelerinde ApMV, ACLSV, PDV, PNRSV ve PPV'nin varlığı Double Antibody Sandwich–Enzyme Linked Immuno Sorbent Assay (DAS-ELISA) ve Ters Traskripsiyon-Polimeraz Zincir Reaksiyonu (RT-PCR) yöntemleri ile araştırılmış, belirlenen bazı izolatların biyolojik ve moleküler karakterizasyonu yapılmıştır. Badem ağaçlarında görülen bu 5 virüsün varlığını belirlemek amacıyla yapılan DAS-ELISA testleri sonucunda 34 tane örnek PDV ile enfekteli bulunmuş ancak ACLSV, ApMV, PNRSV ve PPV tespit edilememiştir. RT-PCR analizleri ile testlenen 110 badem örneğinde sadece PDV'üne ait beklenen uzunluktaki (756 bp) DNA fragmenti 34 örnekte çoğaltılırken, testlenen örneklerde yine ApMV, ACLSV, PNRSV ve PPV saptanamamıştır. Testlenen badem örneklerinin PDV ile enfeksyion oranı %30.90 olarak saptanmıştır. RT-PCR yöntemiyle çoğaltılan PDV izolatları doğrudan dizilenerek nükleotid ve kodladıkları amino asit dizileri analiz edilerek Adıyaman'dan elde edilen PDV izolatlarının birbirleriyle ve Gen Bankasına kayıtlı diğer ülkelerin izolatlarıyla karşılaştırması yapılmış ve benzerlik oranları ile filogenetik ilişkileri ortaya konulmuştur. PDV izolatlarına ait NJ (Neighbor Joining) dendogramı incelendiğinde Adıyaman PDV badem izolatlarının birbirine çok benzediği ve filogenetik ağaçta aynı grup içinde yer aldığı, gen bankasına kayıtlı diğer PDV izolatlarından ayrı bir grupta kümelendiği belirlenmiştir. Yapılan bu çalışma ile PDV ilk kez Adıyaman ili badem plantasyonlarında saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Adıyaman, badem, DAS-ELISA, RT-PCR, sekans analizi, virüs
Doğu Akdeniz Bölgesi zygaenıdae (lepıdoptera) türlerinin morfolojik ve moleküler yöntemlerle tanılanması
Bu çalışma kapsamında Doğu Akdeniz Bölgesi'ndeki Zygaenidae türlerinin morfolojisi ve sistematiği araştırılmış, türlerin moleküler tanılaması yapılarak filogenetik soy ağacı oluşturulmuş ve feromonlar kullanılarak da bazı türlerin popülasyon takipleri yapılmıştır. Örneklemeler Adana, Mersin, Hatay, Kahramanmaraş ve Osmaniye illlerinde, 2017 ve 2018 yıllarının mayıs-eylül aylarında gerçekleştirilmiştir. Atrap, gözle kontrol metodlarıyla ve feromonlar kullanılarak Procridinae altfamilyasından beş, Zygaeninae altfamilyasından sekiz olmak üzere 13 tür belirlenmiştir. Theresimima ampellophaga (Bayle-Barelle, 1808), Adscita (Adscita) obscura (Zeller, 1847), Jordanita (Tremewania) notata (Zeller, 1847), J. (Praviela) anatolica (Naufock, 1929), J. (Solaniterna) subsolana (Staudinger, 1862) (Procridinae); Zygaena (Mesembrynus) diaphana Staudinger, 1887, Z. (M.) graslini Lederer, 1855, Z. (M.) punctum Ochsenheimer, 1808, Z. (Agrumenia) olivieri Boisduval, 1828, Z. (A.) carniolica (Scopoli, 1763), Z. (A.) viciae ([Denis & Schiffermüller], 1775), Z. (A.) loti ([Denis & Schiffermüller], 1775), ve Z. (Zygaena) filipendulae (Linnaeus, 1758) (Zygaeninae) türleri belirlenmiştir. Feromon tuzaklarla yapılan çalışmada Procridinae altfamilyası için 2-dodecenoic asit esterleri ve 2-butanol izomerleri; Zygaeninae altfamilyası için (Z)-9-tetradesenyl asetat, (Z)-11-hexadecenyl asetat ve (Z)-11-tetradecenyl asetat içeriklerine sahip feromonlar kullanılmıştır. Feromonlarla A. obscura ve J. anatolica türleri yakalanmıştır. Moleküler tanılama çalışmaları kapsamında; 11 türün filogenetik soyağacı oluşturulmuştur. Bu amaçla DNA ekstraksiyonunda Qiagen DNeasy ve Macherey Nagel Nucleospin insect DNA izolasyon kitleri kullanılmış ve ikinci kitle daha başarılı sonuçlar elde edilmiştir. PCR analizlerinde mtCOI ve nEF1-alfa gen bölgelerini çoğaltan primerler kullanılmıştır. Zygaenidlerin tür düzeyinde tanılamasında, bu iki gen bölgesinden mtCOI gen bölgesi başarılı olmuştur.
Akhardal (Sinapis alba L.) tohumlarının bazı biyolojik özelliklerinin ve tohum çimlenmesine bitki ekstraktlarının allelopatik etkilerinin saptanması
Bu çalışma Şanlıurfa ve Hatay illerinden toplanan akhardal (Sinapis alba L.) tohumlarındaki dormansinin kırılması, bunların minimum, optimum ve maksimum çimlenme sıcaklıklarının belirlenmesi ve bu tohumların çimlenmesi üzerine bazı bitki uçucu yağ ve özütlerinin allelopatik etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yapılan laboratuvar çalışmalarında Hatay ve Şanlıurfa illerinden 2019 yılında toplanan Sinapis alba tohumlarına ait minimum, optimum ve maksimum çimlenme sıcaklıklarının, sırasıyla; Hatay örnekleri için 2 °C, 15-20 °C ve 35 °C olduğu; Şanlıurfa örnekleri için 2 °C, 20 °C ve 35 °C olduğu belirlenmiştir. Dormansi kırma çalışmalarına yönelik olarak yapılan çalışmalarda en etkili uygulama H2SO4'de 15 s bekletme ve 1 dk zımparalama ile elde edilmiştir. Tohumların sıcak/soğuk suda bekletilmesi şeklinde yapılan uygulamanın dormansinin kırılmasındaki etkisi düşük bulunmuştur. Ayrıca, Ailanthus altissima (Mill.) Swingle, Inula viscosa L., Inula graveolens L., Datura stramonium L., Phoenix dactylifera L. ve Washingtonia filifera bitkilerinden elde edilen özütlerin akhardal tohumlarının çimlenmesine allelopatik etkileri araştırılmıştır. Uygulamaların tamamında bitki özütlerinin uygulama dozu artıkça S. alba tohumlarının çimlenme oranları azalmıştır. Benzer şekilde, Origanum onites L., Origanum vulgare L., Origanum syriacum L., Origanum majorana L., Origanum minutiflorum O. Schwarz and P.H. Davis, Salvia officinalis L., Salvia fruticosa L., Salvia tomentosa Miller, Salvia palaestina Bentham, Lavandula officinalis L, Lavandula angustifolia Miller, Rosmarinus officinalis L, Micromeria fruticosa L. bitkilerinden elde edilen uçucu yağların farklı dozlarına maruz bırakılmış Sinapis alba L. tohumlarının çimlenmelerini farklı oranlarda etkilemiştir. Uygulamaların tamamında uçucu yağların uygulama dozu artıkça S. alba tohumlarının çimlenme oranı azalmıştır.
Akdeniz bölgesi tarım alanlarında bulunan akşamsefası (Ipomoea spp.) ve tarla sarmaşığı (Convolvulus spp.) türlerinin yaygınlıkları, yoğunlukları, biyolojileri ve mücadele olanaklarının belirlenmesi
Bu çalışma, Akdeniz Bölgesinde tarım alanlarında Convolvulus ve Ipomoea türleri arasında yaygınlık ve yoğunluğu en yüksek olarak belirlenen Convolvulus arvensis L. (CONAR) ve Ipomoea triloba L. (IPOTR)ˈnın biyolojileri, alternatif mücadele olanaklarını ve pamuk tarlalarında mücadelesine yönelik en etkili ve ekonomik uygulamaları belirlemek amacıyla yapılmıştır. Surveylerde 46 farklı üründe 581 tarlada sayımlar yapılmış ve Akdeniz bölgesi genelinde Convolvulaceae familyasına ait Convolvulus arvensis L. (CONAR), C. scammonia L., C. stachydifolius Coisy, C. betonicifolius Mill., C. galaticus Roston. ex Choisy, Ipomoea triloba L. (IPOTR), I. hederacea (Linn) Jacq., and I. purpurea (L.) Roth. gibi 8 farklı yabancı ot türleri belirlenmiştir. Bölge genelinde CONAR (%52.32) ve IPOTR (%9.12) rastlama sıklığı en yüksek olan türler olarak saptanmıştır. CONAR ve IPOTR tohumlarında var olan dormansiˈnin kırılmasında en iyi sonuç %96.4-100 çimlenme oranıyla H2SO4 uygulamasından elde edilmiştir. CONAR tohumlarının minimum, optimum ve maksimum çimlenme sıcaklıkları sırasıyla; 10 °C, 20-30 °C ve 40 °C, IPOTR tohumlarının ise 10 °C, 25-30 °C ve 40 °C olarak belirlenmiştir. Her iki türün tohumlarında en iyi çıkışın 2 cm derinlikte gerçekleştiği ve çimlenme oranının CONAR için %84.0, IPOTR için %96.8 oranında olduğu belirlenmiştir. CONAR tohumlarının topraktaki yaşam süreleri, toprağın 10 ve 20 cm derinliklerinde 6. ayda %90.10 ve %87.5 olarak belirlenirken, 30. ayda %15.4 ve %9.5 olarak saptanmıştır. IPOTR tohumlarının topraktaki yaşam süreleri, toprağın 10 ve 20 cm derinliklerinde 6. ayda %93.9 ve %85.2 olarak belirlenirken, 30. ayda %10.1 ve %7.6 olarak saptanmıştır. Kanyaşˈdan elde edilen Sorgaabˈın IPOTR ve CONARˈın bitki yaş ağırlığına etki oranı %5.5-16.0, bitki kuru ağırlığına etki oranı ise %6.6-15.4 olduğu saptanmıştır. Sorgaab uygulamasının pamuk bitkisinin gelişiminde herhangi bir fitotoksisiteye sebep olmadığı belirlenmiştir. Yabancı otlarla mücadele çalışmaları Adanaˈnın Ceyhan ve Yüreğir ilçelerinde pamuk tarlalarında 2018- 2019 yıllarında yapılmıştır. Mücadele çalışmalarında %85 Pyroxasulfone (PYRS) %75 Trifloxysulfuron sodium (TRFS), 383 g/l Pyrithiobac-sodium (PYBS), 480 g/l Glyphosate isopropylamine tuzu (GLYI), 915 g/l S-metolachlor+ 45 g/l Benoxacor)+el çapası (SMEÇ), Frezeli ara çapa mak.+ sıra üzeri el çapası (FÇEÇ) uygulamaları kullanılmıştır. CONAR türüne karşı yapılan mücadele uygulamaları içerisinde en yüksek etki oranı PYBS (2 kez) uygulamasından (%76.0) elde edilmiş olup bunu, %72.0 etkinlikle TRFS (2 kez), FÇEÇ ve GLYI uygulamaları izlemiştir. IPOTR türüne karşı en yüksek etkinlik TRFS (%90.75) ve PYBS (%90.17) aktif maddeli herbisitlerin 15 gün arayla 2 kez uygulanmalarında kayıt edilmiştir. CONARˈın mücadelesine yönelik yapılan ekonomik analiz çalışmalarında, TRFS (2 kez uygulaması), PYBS (1 ve 2 kez uygulaması) ve FÇEÇ uygulamalarının pamuk ürününden en yüksek net gelir elde edilen uygulamalar olduğu belirlenmiştir. IPOTRˈnin mücadelesine yönelik çalışmalarda en yüksek net gelir FÇEÇ uygulamasından elde edilmiş olup, bunu YOZK, SMEÇ ve TRFS (2 kez) uygulamaları takip etmiştir.
Amaranthus palmeri'nin mücadelesinde kullanılabilecek herbisitlerin belirlenmesi
Bu çalışmada Türkiye'de ilk defa Adana'nın Doğusu, Osmaniye ve Hatay bölgesinde görülen ve istilacı potansiyele sahip Amaranthus palmeri yabancı otunun mısır, yer fıstığı, soya fasülyesi ve turunçgil alanlarında kullanılan bazı çıkış öncesi (Oxyfluorfen, Pendimethalin+ Terbuthylazine) ve çıkış sonrası (Glufosinate-ammonium, Glyphosate, Nicosulfuron, 2,4-D, Bentazon, Bentazone + İmazamox) herbisitlerle mücadelesinin araştırılması amaçlanmıştır. Sera koşullarında yürütülen bu çalışmalarda kullanılan herbisitler kullanım dozları esas alınarak Amaranthus palmeri'ye karşı uygulanmıştır. Çalışmada çıkış öncesi herbisitler kuru ve nemli toprak koşulunda; çıkış sonrası herbisitler ise Amaranthus palmeri'nin erken ve geç gelişme dönemi olmak üzere iki farklı koşulda uygulanmıştır. Çalışma sonucunda her iki çıkış öncesi uygulanan herbisitin de her iki toprak nemi koşulunda yeterli etki gösterdiği tespit edilmiştir. Çıkış sonrası herbisitlerde ise; herbisitlerin Amaranthus palmeri'nin erken gelişme döneminde uygulanmasında en yüksek etki Glufosinate-ammonium, glyphosate ve 2,4-D'de görülmüştür. Diğer herbisitlerde kontrole göre etki görülse de mücadele için yeterli etki elde edilememiştir. Herbisitlerin Amaranthus palmeri'nin geç gelişme döneminde uygulanmasında ise etki oldukça düşük kalmıştır. Sonuç olarak olası bir Amaranthus palmeri istilasında yabancı otu kontrol edebilmek ve istilasını önleyebilmek amacıyla kullanılabilecek ikisi çıkış öncesi, üçü çıkış sonrası olmak üzere 5 herbisit tespit edilmiştir.