
32
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Web destekli örnek olay yönteminde çoklu bakış açısı ve yüz yüze etkileşimin öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, web destekli örnek olay yönteminde çoklu bakış açısı ve yüz yüze etkileşimin öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerine etkisini incelemektir. Araştırmada tek gruplu tekrarlı ölçümler deseni kullanılmıştır Araştırmaya Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü'nde 2010-2011 Güz döneminde 2. Sınıfta okuyan ve Öğretim İlke ve Yöntemleri dersi alan 65 öğrenci katılmıştır. Uygulama toplam 7 hafta sürmüştür.Öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerinin ölçülmesi için ?Bütüncül Eleştirel Düşünme Dereceleme Ölçeği? (Facione ve Facione, 1994) kullanılmıştır. Araştırmacı ve öğretim teknolojileri alanında doktora sahibi üç uzman, uygulamaya katılan öğrencilerin yanıtlarını puanlamışlardır. Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesinde aritmetik ortalama, standart sapma, frekans, yüzde, ilişkili örneklemler (Tekrarlı ölçümler) için Tek faktörlü ANOVA (One-Way ANOVA for Repeated Measures) kullanılmıştır.Araştırma bulgularına göre, öğrencilerin eleştirel düşünme becerileri ortalama puanları arasında, çoklu bakış açılarını içeren ortamda çalıştıktan sonra anlamlı bir fark olduğu görülmektedir ([F(1?63)=416,502, p<,05]). Benzer biçimde, yüz yüze sınıf etkileşiminin ardından, öğrencilerin eleştirel düşünme becerileri ortalama puanları arasında anlamlı bir fark olduğu görülmektedir ([F(1?63)=187,091, p<,05]). Bu bulgular, örnek olay yöntemi içerisinde çoklu bakış açılarının ve yüz yüze etkileşimin öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerini etkilediğini göstermektedir. Çoklu bakış açısı ve yüz yüze etkileşim, öğrencilerin eleştirel düşünme becerileri ortalama puanları arasında ise cinsiyet ve mezun olunan lise türüne göre anlamlı bir fark yaratmamıştır.
Öğretim etkinlikleri kuramına göre tasarlanan öğretim yazılımı ve uyarlanabilir alıştırma yazılımının akademik başarıya etkisi
Bu araştırma, Öğretim Etkinlikleri Kuramına (ÖEK) göre tasarlanan öğretimyazılımı ve öğrenme stillerine uyarlanabilen alıştırma yazılımının öğrencilerinakademik başarılarına olan etkisini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırmadeseninin iki bağımsız ve bir bağımlı değişkeni vardır. Bilgisayar destekli öğretimyöntemi ve bilgisayar destekli alıştırma yöntemi bağımsız değişkeni, akademikbaşarı ise bağımlı değişkeni oluşturmuştur.Kara Harp Okulu birinci sınıfında okuyan ve Bilgisayar Programlama Dersinialan 130 öğrenci 4 ayrı grupta çalışmaya katılmıştır. Birinci gruptaki 31 öğrenciÖEK'na göre tasarlanan öğretim yazılımı ve öğrenme stillerine göre uyarlanabiliralıştırma yazılımını; ikinci gruptaki 38 öğrenci ÖEK'na göre tasarlanan öğretimyazılımı ve geleneksel alıştırma yazılımını; üçüncü gruptaki 29 öğrenci gelenekselöğretim ve alıştırma yazılımını; dördüncü gruptaki 32 öğrenci ise geleneksel öğretimyazılımı ve öğrenme stillerine göre uyarlanabilir alıştırma yazılımını kullanmışlardır.Araştırmanın alt amaçları doğrultusunda istatistiksel çözümlemelerdeparametrik olmayan yöntemler kullanılmıştır. Kullandıkları öğretim yazılımına göreoluşturulan çalışma gruplarının akademik başarı puanları arasında anlamlı bir farkınolduğu görülmüştür. Bu fark, ÖEK'na göre tasarlanan öğretim yazılımının lehinedir.Öğrenme stillerine göre uyarlanabilir alıştırma yazılımı, akademik başarı puanlarıarasında anlamlı bir fark yaratmamıştır. Araştırmada kullanılan öğretim ve alıştırmayazılımları açısından öğrenme stillerinin, öğrencilerin akademik başarılarına etkisibulunmamıştır.
Ayrıntılama kuramına dayalı bir öğretimde bellek destekleyicilerin öğrencilerin başarılarına ve öğrenmenin kalıcılığına etkisi
Bu arastırmanın amacı; ögretimi ayrıntılama kuramı uyarınca ve kuramın önerdigi bilissel strateji uyaranları kısmında bellek destekleyicilere yer verilerek olusturulan tasarımın, basarıya ve kalıcılıga etkisini arastırmaktır. Arastırmanın çalısma grubunu, 2006?2007 yarıyılında Ahi Evran Ün. Egitim Fak. Sosyal Bilgiler Ögretmenligi üçüncü yarıyıl programında bulunan ?Türk Dili I: Ses ve Sekil Bilgisi? dersini alan iki subede 54 ögrenci olusturmaktadır. Arastırmada öntest-sontest-izleme testi kontrol gruplu desen kullanılmıstır. Gruplara uygulama öncesinde öntest, uygulama sonunda sontest, bitiminden üç hafta sonra da kalıcılık testi uygulanmıstır. Öntest ve kalıcılık testi için aynı test kullanılmıs, sontest olarak ise denk farklı bir test kullanılmıstır. Deney grubunda ögretimi ayrıntılama kuramı ve bellek destekleyiciler kullanılarak hazırlanan power point sunusu kullanılmıs, kontrol grubunda ise geleneksel yöntem kullanılmıstır. Yapılan varyans ve kovaryans analizleri sonucunda deneysel yöntemin, bilgi ve kavrama düzeylerinde basarıya ve bilgi düzeyindeki kalıcılıga, geleneksel ögretim yaklasımına göre daha çok katkı sagladıgı, ancak uygulama ve analiz düzeyinde basarıya ve kavrama, uygulama ve analiz düzeyinde kalıcılıga katkısının geleneksel yöntemden farklı olmadıgı bulunmustur. Bu bulgular ısıgında sunlar önerilmistir: 1.Özellikle bilgi ve kavrama basamaklarındaki ögrenmeyi gerçeklestirmek ve bilgi basamagında kalıcılıgı saglamak üzere bellek destekleyiciler ile birlikte ögretimi ayrıntılama kuramına dayalı yaklasım tercih edilmelidir. 2.Ögrencilerin hatırlamakta güçlük çektikleri içeriklerde bellek destekleyicilerin özellikle bilgi ve kavrama düzeylerinde kullanılması, ögrenme düzeylerine katkı saglayabilir. 3.Benzer sekilde bellek destekleyiciler, farklı derslerde sunularak ve bellek destekleyicilere yönelik daha fazla alıstırma yaptırılarak arastırma tekrarlanmalıdır.
Kriter esaslı testlerde bulanık mantık ile ölçüm yönteminin uyarlamalı bilgisayar testlerinde kullanılması
Bu araştõrmada, öğrenci yeterliliklerinin belirlenmesinde bulanõk mantõk hesaplama yöntemi kullanõmõnõn kazanõm ölçmesine katkõsõ ve bu ölçme yönteminin uyarlamalõ bilgisayar testlerinde kullanõlabilirliği araştõrõlmõştõr. Ayrõca, birden fazla kazanõm ile ilişkili olan sorularõn öğrenci yeterliliği ölçmesine etkisi de incelenmiştir. İlköğretim yedinci sõnõf Fen Bilgisi ders müfredatõndan seçilen yedi adet kazanõmõn ölçülmesini hedefleyen sorular, öncelikle ilişkili olduklarõ kazanõmlar ile bulanõk değerlikler kullanõlarak eşleştirilmiş ve bu değerler öğrenci kazanõmõ ölçülmesinde kullanõlmõştõr. Araştõrma uygulamasõnda kontrol gruplu ön test-son test deneme modeli kullanõlmõştõr. Sorular öğrencilere, bu araştõrma için geliştirilen uyarlamalõ bilgisayar test uygulamasõ aracõlõğõ ile sorulmuştur. Uyarlamalõ bilgisayar test uygulamasõ, deney gruplarõndan birinde orta zorluk seviyesinden başlatõlmõş, diğer deney grubunda ise başlangõç zorluk seviyesi her öğrenci için kendisi tarafõndan belirlenmiştir. Bulanõk mantõk değerliklerinin netleştirilmesinde ise En yüksek değer merkezi ile Ağõrlõk merkezi yaklaşõmlarõ karşõlaştõrõlarak öğrenci kazanõm yeterliliği ölçülmesinde bu yaklaşõmlarõn uygunluğu yorumlanmõştõr. Sonuç olarak; Özellikle otomatik sistemler aracõlõğõ ile kendi kendine öğrenme ve uzaktan öğretim tekniklerinde öğrenci kazanõmlarõnõn ölçülmesinde ve öğrenciye geri bildirim sağlanmasõnda etkin olarak kullanõlabileceği değerlendirilen uyarlamalõ testlerde, bulanõk mantõk değerliklerinin kullanõlmasõnõn mümkün olduğu, bu yöntemin soru bankasõ oluşturulmasõnda ve öğrenci başarõsõnõn yorumlanmasõnda uyarlamalõ test amaçlarõnõ desteklediği değerlendirilmiştir.
Açıköğretim lisesi mesleki açık öğretim programı öğrencileri ile kız meslek liseleri öğrencilerinin akademik başarılarının karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı, AÖL Mesleki Açık Öğretim Programı öğrencileri ile KML öğrencilerinin akademik başarılarını değerlendirerek karşılaştırmaktır. Araştırmanın evreni, 1999 - 2000 eğitim öğretim yılı ikinci yarıyılında Ankara il merkezi MEB Kız Teknik öğretim Genel Müdürlüğü'ne bağlı Zübeyde Hanım KML Giyim Bölümüne devam eden öğrenciler ile aynı okulda AÖL-MAÖP Giyim Bölümüne devam eden öğrencilerden oluşmaktadır. MAÖP'dan giyim bölümüne devam eden 25 öğrencinin hepsi araştırma kapsamına alınmıştır. KML'den giyim bölümüne devam eden öğrencilerden kura yoluyla her sınıftan bir şubenin bir grubu olmak üzere toplam üç grup öğrenci seçilerek araştırma örneklemine alınmıştır. Bu özelliklere göre belirlenen MAÖP'dan 25, KML'den 36 olmak üzere toplam 61 öğrenci araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmada öğrencilerin bilişsel davranışlarını ölçmek amacıyla kullanılan "Bilgi Düzey Belirleme Testi", KML eğitim-öğretim programlarından döneme ait programlar belirlenerek, giyim öğretim programda yer alan amaçlar doğrultusunda hazırlanmıştır. Hazırlanan testin ön denemesi yapılarak geçerliliği ve güvenilirliğini sağlanmıştır. Birinci sınıflar için 55, ikinci sınıflar için 70, üçüncü sınıflar için 80 sorudan oluşan bilgi düzey belirleme testi örnekleme giren öğrencilere dönem başında ön test, dönem sonunda son test olarak uygulanmıştır. Öğrencilerin ön test ve son test puanları hesaplanarak MAÖP öğrencileri ile KML öğrencilerinin bilişsel davranışlardaki başarılarının karşılaştırılmasında kullanılacak veriler elde edilmiştir, öğrencilerin psikomotor davranışlarını ölçmek amacıyla "Ürün Değerlendirme Ölçekleri" ve "Süreç Değerlendirme Ölçekleri" kullanılmıştır, öğrencilerin dönem içinde ilk kez uyguladıkları ürünler belirlenerek birinci sınıflarda bluz, ikinci sınıflarda ceket ve elbise, üçüncü sınıflarda ise pantolon ürünü işlemlere göre ayrılarak 100 puan üzerinden her bir işlemin ağırlığına204 göre 2-18 arasında. değişen, puanlar, verilerek. "Ürün. Değerlendirme -Ölçekleri hazırlanmıştır. Süreç değerlendirme ölçekleri ise her bir işleme düşen puan, ağırlığına göre işlem basamaklarına dağıtılarak hazırlanmıştır. Bilgi düzey belirleme testi, ürün değerlendirme ölçekleri ve süreç değerlendirme ölçekleri ilgili kaynaklardan yararlanılarak ve uzman görüşü alınarak araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Hazırlanan bu ölçeklere göre örnekleme giren öğrencilerin psikomotor davranışları, dönem boyunca haftalık ders saatlerinde araştırmacı, bir uzman ve sınıf öğretmeninden oluşan üç kişilik bir değerlendirme grubu tarafından gözlem yapılarak değerlendirilmiştir. Araştırmada MAÖP öğrencileri ile KML öğrencilerinin bilişsel ve psikomotor başarıları karşılaştırılırken bağımsız gruplarda t-testi, birbiriyle olan ilişkilerine bakılırken korelasyon tekniği kullanılmış, anlamlılık düzeyi 0.05 ve 0.001 olarak alınmıştır. Araştırmada elde edilen bulgu ve yorumlara göre; * Örnekleme giren öğrencilerin kişisel özellikleri ile ilgili olarak; 1. MAÖP öğrencileri genelde 19-35 yaş grubunda, çoğunluğu bekar ve çalışmayan, bulundukları programa kendi istekleri ile gelen, yüksek öğrenime gitmek isteyen öğrencilerdir. KML öğrencileri ise, çoğunluğu 14- 18 yaş grubunda, bekar ve çalışmayan, çoğunluk olarak bulundukları programa kendi istekleri ile gelmeyen ve yüksek öğrenime gitmek istemeyen öğrencilerden oluşmaktadır. * Örnekleme giren öğrencilerin bilişsel davranış başarılan ile ilgili olarak; 2. MAÖP öğrencileri ile KML öğrencilerinin ön bilgi düzey belirleme test puanları arasında 1. sınıflarda MAÖP öğrencilerinin lehine anlamlı bir fark vardır. 2. ve 3. sınıflarda iki grup arasında ön bilgi düzey belirleme test puanlarında anlamlı bir fark yoktur.205 3. MAÖP öğrencileri ile KML öğrencilerinin son bilgi düzey belirleme test puanları arasında 1. sınıflarda MAÖP öğrencilerinin lehine anlamlı bir fark vardır. 2. ve 3. sınıflarda iki grup arasında son bilgi düzey belirleme test puanlarında anlamlı bir fark yoktur. 4. MAÖP öğrencilerinin ön ve son bilgi düzey belirleme test puanlan arasında anlamlı bir fark yoktur. 5. KML öğrencilerinin ön ve son bilgi düzey belirleme test puanları arasında son test lehine anlamlı bir fark vardır. * Örnekleme giren öğrencilerin psikomotor davranış başarıları ile ilgili olarak; 6. MAÖP öğrencileri ile KML öğrencilerinin psikomotor davranış puanları arasında 1. ve 3. sınıflarda MAÖP öğrencilerinin lehine anlamlı bir fark vardır. 2. sınıflarda ise anlamlı bir fark yoktur. * örnekleme giren öğrencilerin bilişsel ve psikomotor davranış başarılarının arasındaki ilişki ile ilgili olarak; 7. MAÖP öğrencilerinin bilgi düzey belirleme test puanları ile psikomotor davranış puanlan arasında 3. sınıflarda anlamlı bir ilişki vardır. 1. ve 2. sınıflarda anlamlı bir ilişki yoktur. 8. KML öğrencilerinin bilgi düzey belirleme test puanlan ile psikomotor davranış puanları arasında 2. sınıfların ikinci ürününde ve 3. sınıflarda anlamlı bir ilişki vardır. Diğer sınıflarda anlamlı bir ilişki yoktur.206 Elde edilen bu sonuçlara göre KML öğrencilerinin programa girişte MAÖP öğrencilerine göre daha az bilgiye sahip oldukları görülmüş, fakat dönem sonunda KML öğrencilerinin MAÖP öğrencilerinden daha fazla ilerleme kaydettikleri belirlenmiştir. MAÖP öğrencilerinin ön test - son test ortalamalarında anlamlı bir farkın olmaması programda öğrencilerde bilişsel davranışlarda ilerleme olmadığının göstergesidir. Dönem sonunda 2. ve 3. sınıflarda iki grup adına bilişsel davranışlarda anlamlı bir fark bulunmamış, psikomotor davranışlarda ise genel olarak MAÖP öğrencilerinin daha başarılı oldukları görülmüştür.
Okul öncesi çocukların sosyal-duygusal öğrenme becerilerinin bilgi işlemsel düşünme etkinlikleriyle geliştirilmesi
This qualitative case study aimed to explore how preschool children's participation in Computational Thinking (CT) activities facilitated the development of Social-Emotional Learning (SEL) skills. The study was conducted in an early childhood education center with four children aged 4–5. Over eight weeks, participants engaged in CT activities designed based on Positive Technological Development (PTD) and SEL frameworks. The first four weeks involved unplugged activities, while the following four weeks incorporated plugged-in activities. Data was collected through video recordings of the class sessions and analyzed using thematic analysis. The findings indicated that CT activities supported the development of key SEL skills such as self-awareness, social awareness, relationship skills, self-management, and responsible decision-making. These skills emerged through three interconnected characteristics of CT activities: collaborative design, the nature of teacher guidance, and step-by-step progression. Collaborative tasks helped children work together, solve problems, and make group decisions. Teacher guidance supported emotional expression, encouraged children to notice others' feelings, and helped them communicate and cooperate. Step-by-step activities allowed children to focus on small parts of a task, reflect on their actions, and manage their emotions. The findings suggest that when carefully designed and implemented, CT activities offer a developmentally appropriate and engaging context for nurturing social-emotional skills in early childhood.
Eğitsel robotik kodlama bağlamında okul öncesi çocukların uzamsal becerilerinin incelenmesi
An Exploratory Study of Young Children's Spatial Skills in the Context of Educational Robotics This qualitative study explored young children's spatial skills in the context of educational robotics. The study aimed to investigate two research questions: (1) How do 5-6 years-old pre-school children's spatial skills emerge when they engage with programmable robot toys? (2) How do 5- to 6-year-old pre-school children use spatial vocabulary while interacting with programmable robot toys over a semester? Data were collected through video recordings of young children participating in an 11-week robotics curriculum that included both unplugged and plugged-in activities. These video recordings were analyzed through multimodal analysis with the lens of embodied learning. Five themes emerged from the data analysis: (a) Robotic activities encourage preschool children's use of spatial skills while planning their robotic programming; (b) Designing tangible materials for plugged-in robotic activities supports preschool children's use of spatial skills; (c) Robotic activities enable preschool children to use spatial skills while solving problems in the programming phase; (d) Unplugged robotic activities that focus on different spatial concepts prepare preschool children for plugged-in activities more; (e) Providing a context, robotic activities facilitate preschool children's frequent use of specific spatial vocabulary. The findings suggest that engaging with educational robotics in the context of embodied learning not only enhance preschool children's spatial skills but also enriches their spatial vocabulary.
Üretken yapay zekanın altıncı sınıf öğrencilerinin sera etkisi konusundaki bilimsel argümantasyon kalitesini artırmadaki rolünün incelenmesi
This case study aimed to explore how a learning module designed based on the Argument-Driven Inquiry (ADI) instructional model with generative AI integration facilitated sixth-grade students' written scientific argument quality in the context of the greenhouse effect, their interaction with the chatbot, and their perceptions of this experience. Conducted after school hours at a public middle school in Mersin, Turkey, the study involved five high-achieving sixth-grade students over three weekly 120-minute sessions. During each session, participants investigated different aspects of the greenhouse effect results, engaging in various simulations, text materials, and chatbot interactions to form their scientific arguments. Data, including participants' written scientific arguments, chatbot conversation logs, and perception forms, were analyzed using content analysis to assess argument quality and participant experiences. Findings showed that the chatbot's feedback and guidance improved argument quality, particularly in refining claims, evidence, and reasoning. Although participants initially struggled with interpreting complex responses, the chatbot generally produced contextually appropriate responses. Participants reported enhanced topic understanding and new knowledge acquisition. Due to technological limitations at the school, the small sample size led the study to focus on individual written argumentation, offering deep insights into chatbot efficacy while limiting the transferability of findings to larger populations.
Examining sense of community in an online course in a COVID-19 semester: A case study
The purpose of this case study was to understand the development of sense of community in a fully online course and examine how the course elements supported the community-building processes. The instrumental case study design is used in order to deeply understand students' sense of community built in the course and the role of course elements in the community-building processes. The case was selected using purposeful critical sampling since the course was offered in the first online semester following the emergency remote teaching period (Spring 2020) in the COVID-19 pandemic era. Three datasets were collected: the SCI-2 survey at the end of the semester, and semi-structured interviews at mid-semester and at the end of the semester. The findings showed that the four community elements, reinforcement, influence, membership, and shared emotional connection, were all present in this course, although with varying degrees. The SCI-2 results were consistent with the qualitative data. The qualitative data also showed that the adapted course elements for online modality supported the community building processes.
Tepegöz saydamları ile döner levhanın öğrenmedeki etkililiği (uygulamalı bir karşılaştırma)
BÖLÜM IV ÖZET, YARGI VE ÖNERİLER özet Bu araştırma tepegöz saydamları ile döner levhanın öğrenme sürecindeki "etkililiğinin arasında herhangi bir farkın olup olmadığını ortaya koymak amacıyla gerçek leştirilmiştir. Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yabancı Diller Bölümü'nde okuyan ve "Eğitim Teknolojisi" dersini 1987-1988 Öğretim yılında ilk defa alan öğrencilerin evrenini oluşturduğu bu araştırmanın örneklemini ise bu evrenden değişkenlik katsayısı hesaplaması yoluyla seçilen İngilizce 3 / A, İngilizce 3/B ve Almanca 3/B sınıfları oluşturmuştur. Deneysel çalışma 65 üçüncü sınıf öğrencisinin oluşturduğu biri kontrol; ikisi deney olmak üzere üç grup üzerinde yürütülmüştür. Kontrol grubun daki öğrencilere yazı tahtası kullanılarak öğretim yapılır ken; deney gruplarından birincisine araştırmacı tarafından üretilen(36 adet) tepegöz saydamı ile, ikincisine ise yine araştırmacı tarafından hazırlanan bir döner levha ile öğretim yapılmıştır. 6162 Öğretimi yapılacak ünite olarak Yeamans'ın yazdığı ve Akif Ergin'in Türkçe]. eştirdiği "Eğitimde Projeksiyon Makinaları" kitabının "Projeksiyon Sistemleri", Slayt Projektörü" ve "Opak Projektör" üniteleri seçilmiştir (Yeamans, 1987). Ünitelerin öğretimine geçilmeden önce, her üç gruba da "Projeksiyon Sistemleri" başarı testi öntest olarak verilmiştir. Daha sonra iki ders saati (90 dakika) boyunca -konu ile ilgili- öğretim yapılmış ve öğretim sonrasında öntest olarak verilen başarı testi, sontest olarak uygulanmıştır. Hem öntest hem de sontest için, deneklere tanınan süre otuz dakikadır. Araştırmada bağımsız değişken öğretim yöntemi, bağımlı değişken ise öğrenme sürecindeki etkililik olmuş tur. Gruplara uygulanan yöntemlerin etkililiğini belirleye bilmek amacıyla. öntest-sontest olarak verilen sınavdan öğrencilerin aldıkları puanlar, birlikte değişke çözümle mesi ( covariance ) analizi ile ilişkilendirilmiştir. Yapılan bu işlem sonucunda grup ortalamalarının önemli ölçüde farklı olduğunun belirlenmesi nedeniyle; bu farklılığın hangi gruptan kaynaklandığını bulabilmek için Tukey analiz tekniği uygulanmıştır. Araştırmada varılan sonuçlar şunlardı r: 1. Hazırlanan tepegöz saydamları ile öğretim gören deney I grubunun öğretimin gerçekleştirilmesi63 sonrasında verilen "Projeksiyon Sistemleri" başarı testinden aldığı puanların ortalaması, geleneksel yöntem kullanılarak öğretim gören kontrol grubunun aynı testten aldığı puanların ortalamasından yüksek çıkmıştır. Ortalamalar arasında 0.05 düzeyinde anlamlı bulunan bu farkın, tepegöz saydamları kullanılarak öğretim gören grubun konuyu daha iyi öğrenmiş olmasından kaynaklandığı söylenebilir. 2. Hazırlanan döner levha ile öğretim gören deney II grubunun öğretimin gerçekleştirilmesi sonrasında verilen "Projeksiyon Sistemleri" başarı testinde aldığı puanların ortalaması, geleneksel yöntem kullanılarak öğretim gören kontrol grubunun aynı testten aldığı puanların ortalamasın dan yüksek çıkmıştır. Ortalamalar arasında 0.05 düzeyinde anlamlı bulunan bu farkın, döner levha kullanılarak öğretim gören grubun konuyu daha iyi öğrenmiş olmasından kaynaklan dığı söylenebilir. 3. Hazırlanan tepegöz saydamları ve hazırlanan döner levha ile öğretim yapan deney I ve deney II grupları nın öğretimin gerçekleştirilmesi sonrasında verilen "Projek siyon Sistemleri" başarı testinde aldıkları puan ortalama ları birbirine eşit çıkmıştır. Bu durumun, kullanılan yöntemlerin öğrenmedeki etkililiğinin aynı düzeyde olmasın dan kaynaklandığı söylenebilir. Yargı Bu araştırmada gerçekleştirilen deneysel çalışma sonucunda hazırlanan tepegöz saydamları ve döner levha64 ile öğretim gören deney I ve deney II gruplarının başarı testinden aldıkları puan ortalamaları ( 68 ve 67), geleneksel yöntemin uygulandığı grubun aynı testen aldığı puan ortala- masmdan(55) daha yüksek çıkmış; ancak anılan her iki deney grubunun puan ortalamaları eşit düzeyde kalmıştır. Tepegöz saydamları kullanılarak yapılan öğretim ile döner levha kullanılarak yapılan öğretim arasında, diğer koşullar eşit tutulmak kaydıyla, öğrenme sürecindeki etkililik açısından herhangi bir farkın olacağını söylemek güçtür. Buna karşın, bu araştırmanın sınırlılıkları içinde, her iki yöntemle yapılan öğretimin, geleneksel yöntemle yapılan öğretime oranla öğrenme sürecinde etkililiği sağlamada daha üstün olduğu söylenebilir. Öneriler Yapılan bu araştırmayla ilgili olarak şu öneriler getiri lebilir : 1. Tepegöz saydamlarına ve döner levhaya ilgi ve dikkati üzerlerinde toplaması, dolayısıyla da öğretim etkinliklerine katılan öğrencinin başarısını ve buna bağlı olarak eğitimin verimliliğini artırması nedeniyle öğrenme-öğretme sürecinde yer verilmelidir. 2. Türkiye'deki değişik tür ve düzeyde okulların herbirinde bir ya da birkaç tepegöz projektör bulundurulmalı ve bu araçlar öğretmenlerin hizmetine sunulmalıdır.65 3. Tepegöz projektörden öğretmenlerin etkin bir biçimde yararlanmasını sağlamak için, tepegöz saydamları serileri hazırlayacak birimler oluşturulmalı ve sözü edilen bu birimler tarafından, eğitimin değişik tür ve düzeyindeki kurumlarının gereksediği tepegöz saydamları üretilmelidir. 4. Çeşitli olanaksızlıklar nedeniyle eğitim araç ve yöntemlerinden yararlanamayan öğretmenler, öğretim etkinliklerinde kendilerinin hazırlayabileceği döner levhalar ile öğretim yapmaya güdülenmeli ve bu konuda bilgilendirilmelidirler. 5. Öğretmenlere öğretim etkinliklerinde önemli olanın mutlaka karmaşık ve elektrikli araçların kullanılmasının değil; o öğretim etkinliğini destekleyecek en uygun aracın seçilmesi olduğu kavratılmalı ve basit eğitim araçları olan tepegöz saydamları ile döner levhalardan gerektiği biçimde yararlanabilmeleri için, gerekli bilgiler ile donatılmaları sağlanmalıdır. 6. Bundan sonra da tepegöz saydamları ve döner levha larla ile ilgili değişik nitelikli çalışmalar yapılmalı ve özellikle aşağıda belirtilen şu noktalar ele alınmalı dır: a. Tepegöz saydamlarının ve döner levhanın öğrenme sürecindeki etkililiği ile diğer araçların ( slayt projek törü, hareketli film projektörü, opak projektör vb.) yarattığı etkililik arasında bir fark var mıdır?66 b. Tepegöz projektör ve/veya döner levha ile öğretim gören grupların aldığı sonuca, bu araçlar kullanıl madan öğretim gören grubun da ulaşması için daha ne kadar öğretim süresine gereksinme vardır? c. Diğer öğretim alanlarında ( Matematik, Yabancı Dil vb.) ve düzey lerde ( ilkokul, ortaokul vb.) üretilecek tepegöz saydamları ve döner levhanın öğrenmedeki etkililiği ne olacaktır? d. Değişik tür ve düzeyde görev alan öğretmenlerin tepegöz saydamları ve döner levhalardan yararlanma derecesi nedir? e. Tepegöz saydamlarının farklı kullanım yöntemleri (yalın, katlamalı ve hareketli) ile döner levha arasında öğrenme sürecindeki etkililik açısından bir fark var mıdır? f. Tepegöz saydamlarının farklı kullanım yöntemleri (yalın, katlamalı ve hareketli) arasında öğrenme sürecin deki etkililik açısından bir fark var mıdır?
Exploring middle school mathematics teachers' digital competencies after the pandemic: A mixed-method study
This explanatory sequential mixed-method study aims to explore middle school mathematics teachers' digital competencies in the post-pandemic era, with a particular emphasis on exploring possible reasons stemming from their experiences during the COVID-19 pandemic. The study involved 44 participants for the quantitative and 10 participants for the qualitative phase. This research examines the digital competency levels and potential variations based on gender, educational background, and teaching experience. It also explores the participants' perceptions and practices related to digital competencies. Digital competency scale for educators and semi-structured interviews were used to collect data. The findings indicated that female participants had higher scores than males in all areas of the DigCompEdu framework except the Area 6, participants with a master's degree had higher scores than those with a bachelor's degree in the Professional Engagement area, and the year of teaching experience did not yield in any significant differences. Most participants perceived their digital competencies to be higher than their actual levels, and their experiences during the COVID-19 pandemic had varied effects including using more digital technologies for instruction and communication and their self-confidence. This study contributes to the literature by providing empirical data on middle school mathematics teachers' digital competency levels via in-depth analysis of both quantitative and qualitative data. The implications for research and practice, suggestions for curriculum designers and mathematics educators, and possible future directions for research are also discussed.
A mixed-method study: Pre-service teachers' learning of block-based programming and computational thinking
The purpose of this explanatory sequential mixed-method study is to examine the effect of pair programming on pre-service teachers' computational thinking skills and coding achievement and to explore pre-service teachers' learning experiences of programming. The participants were 36 pre-service teachers who took the Instructional Technologies and Material Development course at Boğaziçi University. Online tasks and activities were designed on a web-based block coding platform (Scratch) and given to the two sections of the course. In the sections, the experimental group completed the Scratch tasks in pairs and, the control group completed the same Scratch tasks individually. The analysis showed that there was no statistically significant difference between the computational thinking skills scores and coding achievement test scores of the experimental group and the control group. However, when the pre-test and post-test results were compared within each group, the experimental and the control group significantly increased their computational thinking and coding achievement. The themes that emerged in the qualitative analysis, on the other hand, showed the importance of pair programming. This study underscored the benefits of pair programming in early error detection, increasing coding quality, facilitating knowledge transfer, enhancing problem-solving, and developing creativity. This study contributes significantly to the literature by emphasizing the importance of programming instruction given to pre-service teachers by using pair programming.
Online metacognitive scaffolding in the context of academic English writing: A qualitative study
This qualitative study investigated the application of metacognitive skills and strategies among university students throughout the academic writing process. The study aimed to answer three research questions: (1) What metacognitive skills and strategies do participants apply throughout the academic writing process? (2) How did online metacognitive support modules affect the participants' use of metacognitive strategies throughout the academic writing process? (3) How do participants' use of metacognitive skills and strategies throughout the academic writing process contribute to their overall writing achievement? Data were collected through student writing output and artifact-based interviews. Seven themes emerged from the data analysis, including the influence of confidence, prior knowledge, affect, self-concept, audience perception, time allocation, and judgments of sophistication on metacognitive processes. The findings suggest that metacognitive support can help improve writing performance, particularly among students with lower levels of confidence in academic writing. The implications of these findings on instructional design and instruction are discussed. Further research is recommended to test the efficacy of specific metacognitive supports using design-based research and incorporating quantitative data. Overall, this study contributes to a better understanding of metacognitive processes in academic writing and provides insights into effective metacognitive support.
Integrating mathematics and ICT objectives for algorithmic thinking, problem solving skills, and epistemological beliefs
This mixed method study assessed the effectiveness of an integrated Mathematics and ICT curriculum designed according to the problem-based Arc of Learning framework, for student learning, and investigated its effects on the 5th-graders' problem-solving and algorithmic thinking skills, as well as mathematics-related epistemological beliefs. PBL activities were developed by the researcher that integrated two units in the mathematics curriculum, and one unit in the ICT curriculum. The participants were 5th-grade students (n=23) in the experimental group while 6th graders (n=21) in the control group and 193 5th-8th graders comprised the participants for the investigation of the middle schoolers' mathematics-related epistemological beliefs. Quantitative data were collected through Mathematics Oriented Epistemological Beliefs Scale (MOEBS); algorithmic thinking and problem-solving skills test (ATPS test), and mathematics and ICT unit tests. The qualitative data were collected through weekly assignments and students' artifacts during the implementation. The results indicated that the students improved their ATPS skills at the end of the implementation. They also increased their Mathematics and ICT unit exam scores. The qualitative data supported the results from the quantitative data by showing that the students who increased their ATPS scores significantly also improved their scores in the Math and ICT unit exams. An examination of student artifacts in group work provided evidence for the learning process and the improvement the students experienced throughout the 5-week program. As for epistemological beliefs, no significant difference was found before and after the implementation in the MOEBS scores.
Using unplugged and block-based activities through video conferencing to develop secondary schoolers' computational thinking skills
The aim of this study is to design, develop, and evaluate a learning module that brings together unplugged computing with block-based activities to develop Computational Thinking (CT) and arouse interest in computer science, especially for children from socioeconomically disadvantaged backgrounds. A mixed method study was used to investigate quantitative and qualitative data. Participants of the study were secondary school students (n=62) from different public schools. 8-week learning module consists of 8 unplugged and 7 block-based activities that were implemented through video conferencing. A CT skills test consisting of 12 questions selected from Bebras tasks and 3 questions developed by the researcher, the Self-Efficacy Perception Scale for Computational Thinking Skills developed by Gülbahar et al., (2018) and the rubrics for the assessment of the students' final Scratch projects were used as data collection instruments. Feedback questionnaires and interviews with mentors were carried out for examining the students' learning. The results showed a statistically significant increase in the students' CT skills and self-efficacy perceptions. Based on an analysis of the Scratch projects, most frequent components were events, conditional statements, and loops and the overwhelming majority of the students used an incorporated theme in their projects, which were also functional. The qualitative findings demonstrated that the majority of the students learned about Computer Science, and gained new skills such as basics of coding, and coding in Scratch.
Mathematics teachers' epistemological beliefs and technology acceptance in emergency remote teaching during the Covid-19 pandemic
This explanatory sequential mixed-method study examined middle school mathematics teachers' emergency remote teaching (ERT) experiences in the Covid-19 pandemic in terms of their mathematics-oriented epistemological beliefs and technology acceptance levels. Quantitative data collected through Mathematics Oriented Epistemological Beliefs Scale (MOEBS) and Technology Acceptance Measure for Teachers Scale (T-TAM). Data from both scales are used to form four case groups. Participants (n=39) are invited to interviews based on their case groups. Qualitative data collected through semi-structured interviews and Concerns Based Adoption Model (CBAM) is used as a framework while collecting and analyzing the interview data. The results indicated that there is a positive but not statistically significant correlation between the mathematics-oriented epistemological beliefs and technology acceptance levels of middle school mathematics teachers. It is shown that teachers' concerns about ERT practice are coherent with their MOEBS and T-TAM scores. Addition to concerns, teachers' needs are mentioned to guide in-service training programs such crisis and future applications.
The effects of block-based visual programming on mathematical problem solving and computational thinking
The study investigated whether students spent more time and resources on other aspects of mathematical problem solving when computers reduced their computational load. It was also investigated whether those students using the computational environment would show improvements in their computational thinking. A four-step framework of problem-solving Wolfram recommended suggests computers doing the computations would give more opportunity for the problem solver to concentrate on other traditionally less emphasized steps. In order to investigate Wolfram's idea, 32 seventh and 36 eighth grade students were selected from an urban secondary school and randomly assigned to four different groups, namely the seventh-grade control group, the eighth-grade control group, the seventh-grade experimental group, and the eighth-grade experimental group. Experimental groups used block-based visual programming software to solve the given problems, while control groups used paper and pencil to solve the given problems. It was also expected that using the computational environment would reflect in the experimental group's computational thinking scores. Before the treatment was conducted, all participants were given the same block-based visual programming training to eliminate the training factor. The results showed that, as expected, experimental groups, who used block-based visual programming software for formulation and calculation, spent most of their time in formulating the problems and very little time for calculations. The control groups, on the other hand, spent most of their time in calculating the problems and relatively less time for formulation.
Facilitating the online inquiry process for limited English users through an online search-and-find tool
This study explores the effects of educational software based on scaffolding design principles. Online Search-and-Find Tool (OSFT) was designed to help English Language Learners (ELL) refine what they intend to search, reflect on what they find and increase the quality of the information. The study was conducted in a computer laboratory with a total of 56 preparatory students in a university. While the experimental group participated in the study by engaging with a full-fledged version of the OSFT, the control group completed the study by using a stripped-down version of the tool without any scaffolding except the basic instructions to carry out the task. The scores of both groups' online information synthesis tasks were compared. Additionally, their online reading habit and online information search strategy scores were correlated with the task scores. The experimental groups' answers to the OSFT questions/instructions and their feedback for the tool were analyzed. The results showed that the experimental group did not significantly outscore the control group in their tasks and there was not any significant correlation between both groups' task scores and their online reading habit and online information search strategy scores. However, the feedback from the experimental group indicated that the OSFT was well-received. The findings did not provide support for the use of an online search and find a tool designed by scaffolding principles during the online inquiry by university-level ELLs. Recommendations are offered to improve the tool and implement it into university level curriculums.
Impact of digital escape room games on English prep students' academic success, motivation, and communication
This study aims to investigate the impact of educational digital escape room games on the academic performance, motivation, and communicative openness of students at a preparatory school during a fully online module. The study's participants were 30 prep school students who were enrolled in a private university in Istanbul during the spring semester of the 2022–2023 academic year. While the control group studied the topic using textbooks and online worksheets in a similar manner, the experimental group played 5 different instructional digital escape room games for 40 minutes each over the course of 5 weeks in the study, which was performed fully online. In order to collect data from the participants, a language achievement test, a motivation survey, a self-efficacy survey, and a willingness to communicate survey were used in the study. For the quantitative data, 2X2 mixed ANOVA was used. For the follow-up, Benferroni corrected between subject and paired samples t-test were employed by using SPSS 26.0 statistical package program. When the quantitative data were analyzed, there was no significant difference in the students' academic performance, motivation, self-efficacy, and willingness to communicate between the experimental group and the control group. Keywords: Educational Digital Escape Room Games, Game-Based Learning, Escape Room, Distance Learning
Fen bilimleri derslerinde uygulanan robotik & kodlama destekli STEM etkinliklerinin ilkokul öğrencilerinin fen eğitimi motivasyonlarına ve robotik tutumlarına etkisi
Bu araştırmanın amacı, ilkokul 3. sınıf öğrencilerine fen bilimleri derslerinde STEM ve robotik kodlama etkinlikleri ile verilen eğitimin, öğrencilerin dersteki motivasyon ve tutumu üzerindeki etkisini incelemektir. Eğitim MEB müfredatına uygun olarak tasarlanmıştır. Hazırlanan bu eğitim 3. sınıf fen bilimleri dersinde kuvvet ve hareket konusu ile eş zamanlı olarak yürütülmüştür. Eğitim içeriğinde kuvvet ve hareket konusuyla ilişkilendirilmiş STEM ve robotik kodlama etkinlikleri yer almaktadır. Müfredat, konu uzmanları ve sınıf öğretmenleri ile iş birliği içinde dikkatlice tasarlanmış ve uygulanmış, kuvvet ve harekete odaklanan STEM ve robotik programlama etkinliklerinden oluşmaktadır. Eğitim, uygulanacak sınıf düzeyinde 6 hafta sürmüştür. Eğitim haftada 1 ders şeklinde tasarlanmıştır. Çalışma, özellikle nicel araştırma bağlamında çok katılımcı kesitsel bir yapı kullanarak, tek grup ön test ve tek grup son test tasarımı ile yarı deneysel bir model izlemektedir. Araştırmacılar katılımcıları uygun örnekleme yöntemleri kullanarak seçilmiştir. Yapılan araştırma, İstanbul şehrinde Çekmeköy ilçesinde mevcut olan bir ilkokulda planlanmış ve 2021-2022 eğitim öğretim yılında gerçekleşmiştir. Araştırmaya 3. sınıfta eğitim gören 8-9 yaş grubu öğrenciler katılmıştır. Araştırma MEB müfredatı ile uyumlu ve eş zamanlı olarak planlanmıştır. Araştırma için planlanan eğitime 3. sınıf öğrencilerinden toplam 51 kişi katılmıştır. Eğitim sürecindeki tüm uygulamaların neticesinde, öğrencilerin fen bilimleri dersine olan motivasyonları ve robotik etkinliklere yönelik tutumları eğitim öncesi ve sonrası değerlendirmeler sonucunda pozitif şekilde artış olmuştur. Bahsi geçen bu artış fen eğitiminde motivasyon sağlayan istatistiksel bulgularda anlamlı bir sonuç bulunmamıştır. Uygulamada robotik etkinlikleri tutum ölçeği için de sayısal şekilde anlamlı bir neticeye ulaşılamamıştır. Edinilen sonuçlar dahilinde araştırma, çalışma yapılan alanda yapılacak olan yeni araştırmaların üretilmesi konusunda yardımcı olabilir.
Perceptions of EFL teachers toward gamification and its relationship with their teaching styles
In recent years, there has been a notable increase in research on cyber incivility and its effects, which encompass low-intensity deviant online behavior leading to psychological distress, reduced work satisfaction, and decreased organizational commitment among individuals and organizations. This study aims to address the gap in research regarding the influence of English as a Foreign Language (EFL) teachers' teaching styles on their perceptions and attitudes towards integrating gamification in their classrooms. The study adopts a quantitative research approach and involves a questionnaire survey with 380 EFL teachers from private and public schools in Istanbul, Turkey. The findings indicate that EFL teachers generally hold positive perceptions towards gamification in their teaching. The analysis reveals that a significant proportion of teachers agree that gamification enhances motivation, engagement, recognition, and learning outcomes in EFL classrooms. Notably, male teachers and those with higher educational degrees, particularly PhD holders, tend to perceive higher motivation, engagement, recognition, and learning outcomes compared to their counterparts. Additionally, teaching experience is positively associated with teachers' perceptions of gamification. The study also examines EFL teachers' perceptions of different teaching styles. The expert teaching style receives diverse opinions, while the formal authority teaching style shows varying levels of influence. The personal model teaching style receives generally positive responses, although with some variations. The facilitator teaching style elicits mixed responses, and the delegator teaching style is generally well-received. The study emphasizes the need for further exploration and understanding of these teaching approaches in the context of EFL education. Keywords: EFL, Teachers' Perceptions, Gamification, Gaming Elements, Teaching Styles
Lise öğrencilerinin dijital tükenmişlik algısı ve geometriye yönelik tutumları arasındaki ilişkinin çeşitli demografikler açısından incelenmesi
Taranan Türkçe alanyazında geometriye yönelik tutum ve dijital tükenmişlik olguların farklı araştırmalara sıklıkla konu edinildiği gözlenmiş olup uzaktan eğitim kapsamında dijital tükenmişlik algısı ve geometriye yönelik tutum arasındaki ilişkinin incelenmediği saptanmıştır. Bu durum araştırma konusunun belirlenmesine katkı sağlamıştır. Dolayısıyla bu araştırmada lise öğrencilerinin dijital tükenmişlik algısı ve geometriye yönelik tutumları arasındaki ilişkinin çeşitli demografik bilgiler ışığında incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda araştırma, 2020-2021 eğitim öğretim yılı bahar döneminde İstanbul'da bulunan özel bir ortaöğretim kurumunda kayıtlı 406 lise öğrencisiyle yürütülmüştür. İlişkisel tarama modeli kapsamında gerçekleşen çalışmada veri toplama aracı olarak "Demografik Bilgi Formu", "Dijital Tükenmişlik Ölçeği (DTÖ)" ve "Geometriye Yönelik Tutum Ölçeği (GYTÖ)" ile oluşturulan, toplam 81 sorusu sayısına sahip form kullanılmıştır. Araştırma neticesinde GYTÖ ve DTÖ arasında düşük düzeyde negatif yönlü ilişki saptanmıştır. Kız öğrencilerin erkek öğrencilere oranla daha yüksek dijital tükenmişlik algısına sahip olduğu, onuncu sınıf öğrencilerinin on ikinci sınıflardan daha yüksek mental yorgunluk yaşadığı, geometriye yönelik tutumlarda fen lisesi öğrencilerinin Anadolu lisesi öğrencilerinden; Fen bölümü öğrencilerinin TM bölümü öğrencilerinden daha yüksek puan ortalamalarına sahip olduğu, anne eğitim durumunun GYTÖ ve DTÖ üzerinde etki yaratmadığı ancak babası üniversite ve lisansüstü mezunu olan öğrencilerin kendini yeterli görme ve geometriden hoşlanma GYTÖ alt boyutu hariç tüm alt boyutlarda ve genel boyutta daha yüksek puan ortalamalarına sahip olduğu saptanmıştır. Araştırmanın uzaktan eğitim, dijital tükenmişlik algısı ve geometriye yönelik tutumları ortaya koymasının yanı sıra Türkçe alanyazına katkı sunarak gelecek araştırmalara ışık tutması beklenmektedir. Gelecek araştırmalarda uzaktan eğitimin dijital tükenmişlik algısı yaratmaksızın geometriye yönelik tutumlar üzerinde pozitif yordayıcı etki göstermesi için gerekenlerin çalışılması önerilmektedir.
Öğretmenlerin meraklılık düzeylerinin ve Web 2.0 araçları kullanım yetkinliklerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Teknoloji, eğitim alanında yer almaya başladıktan sonra öğretmenler teknolojik araçları kullanarak dersin işleyişini sürdürme ve yeni materyaller hazırlama konusunda deneyim kazanmıştır. Her türlü içeriğin yüklenebildiği, kullanıcıların aktif bir şekilde bu içeriklerle ve birbirleriyle etkileşime geçebildiği internet tabanlı uygulamalar Web 2.0. araçları olarak adlandırılmaktadır. Bu araçların eğitim sürecinde etkili bir şekilde kullanılabilmesi her şeyden önce öğretmenlerin bu araçları kullanma konusunda yetkinleşmesiyle mümkündür. Bu doğrultuda, öğretmenleri Web 2.0. araçlarını kullanma konusunda teşvik eden değişkenlerden birinin meraklılık, özellikle de bilgiyi öğrenme arzusu olarak tanımlanan epistemik merak, olduğu düşünülmektedir. Bu araştırmada, öğretmenlerin meraklılık düzeyleriyle Web 2.0. araçlarını kullanma yetkinlikleri arasında bir ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla İstanbul'da farklı ortaokullarda görev yapan 366 öğretmene ulaşılmıştır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Web 2.0 Araçları Kullanımı Yetkinliği Ölçeği (WAKYÖ; Çelik, 2020) Erwin (1998) tarafından geliştirilen Meraklılık Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma bulguları, haftalık ders saati, kıdem yılı ve katıldıkları eğitim sayısı gibi özelliklerle birlikte ele alındığında öğretmenlerin meraklılık düzeylerinin yüksek olmasının Web 2.0. araçlarını kullanım yetkinliklerini arttırdığını göstermiştir. Bununla birlikte, öğretmenlerin yalnızca derinlik veya genişlik türündeki merak düzeylerinin yüksek olmasının Web 2.0. araçlarında yetkinleşme düzeyini negatif bir şekilde yordadığı görülmüştür.
İlkokul öğrencilerinin mizaç türleriyle dijital oyun bağımlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bağımlılık, bir madde, davranış veya aktiviteye karşı aşırı bir istek ve bu isteği kontrol edememe durumunu ifade eder. Bağımlılık, fiziksel, zihinsel veya duygusal düzeyde olabilir ve bireyin günlük yaşamını olumsuz etkileyebilir. Mizaç, bir kişinin kişiliği ve duygusal yapısı hakkında fikir veren özellikleri ifade etmektedir. Ayrıca mizaç insanların içsel özelliklerini ve dışa vurdukları davranışları tanımlamak için kullanılmaktadır. Kişinin mizacının sosyal, duygusal ve bilişsel çeşitli özellikleri ile ilişkili olduğu görülmektedir. Bu bakımdan araştırmada öğrencilerin oyun bağımlılığının bireylerin mizaç özellikleri ile ilişkisinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu bağlamda araştırmada betimsel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Antalya ilinde faaliyet gösteren Özel bir okulda öğrenim gören ilkokul öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında, okulda öğrenim gören bütün ilkokul öğrencilerine ulaşılarak veri toplanması amaçlanmaktadır. Bu bakımdan araştırmada örneklem sınırlaması yapılmamıştır. 2022-2023 eğitim öğretim yılı itibariyle okulda 250 İlkokulu öğrencisinin bulunduğu tespit edilmiştir. Araştırma kapsamında evrenin tamamına ulaşılmaya çalışılmış fakat okuldan ayrılmalar, devamsızlık ve isteksizlik gibi durumlar nedeniyle 236 öğrenciye ulaşılarak veriler elde edilmiş ve değerlendirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Bilgisayar Oyunu Oynama Düzeyi Ölçeği ve Çocuklar İçin Mizaç Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde nicel veri analiz yöntemleri kullanılacaktır. Bu kapsamda veriler SPSS24 veri analiz programı ile analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılım göstermesine bağlı olarak veriler parametrik istatistiksel yöntemlerden bağımsız örneklem t testi ve ANOVA testi analizleri ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerin en fazla sahip oldukları mizaç türünün yardımsever destekleyici şefkatli ve neşeli yenilikçi meraklı maceracı şeklinde ortaya çıktığı belirlenmiştir. Öğrencilerin oyun bağımlılığı düzeylerinin düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Erkek öğrencilerin kız öğrencilere göre oyun bağımlılık düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin sınıf düzeyine göre oyun bağımlılığına ilişkin toplam puanlarda farklılık bulunmamasına rağmen 4. sınıf düzeyindeki öğrencilerde oyuna bağımlı olma ve oyundan kendini alamama, 1. sınıf düzeyindeki öğrencilerde ise bilgisayar oyunu oynarken görevlerini aksatma durumlarının daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin anne baba birliktelik durumu bakımından oyun bağımlılığı puanlarında anlamlı farklılık meydana gelmediği görülmüştür. Öğrencilerin oyun bağımlılığı ölçeğinin toplam puanları ve alt boyutları bakımından öğrencilerin mizaç tipleri arasında anlamlı farklılık meydana gelmemiştir.
Eğitim alanında yapılan yapay zeka çalışmalarının sosyal ağ analizi ile incelenmesi
Yapay zekâ, endüstrinin tüm alanlarında etkisini gösterirken, eğitim sistemlerinin nitelikli insan gücü yetiştirmeye olan bakışını değiştirmiştir. Eskilerde kol gücü, fiziksel aktivitelerin daha yoğun ve uzun saatler sürmesi beklentisi, yerini dijital okuryazarlık, yaratıcılık, yenilikçi ve eleştirel düşünme, analiz, sentez ve değerlendirme becerilerine sahip bireylere bırakmıştır. 21.yy becerileri adı altında tanımlanan bu özelliklerin, iş dünyası çalışanlarında daha fazla tercih edilirliğinin artması ile de devletlerin gelecekteki kalkınma planları ve eğitim sistemlerini düzenlerken, istediği bu özelliklere sahip bireyleri yetiştirebilmek için yapay zeka sistemlerini eğitime entegre ederek hedeflediği insan kalitesi ve sistemine çok daha hızlı ulaşabilecektir. Bu çalışmada eğitim alanında yapılan tüm yapay zekâ çalışmalarının sosyal ağ analizi ile incelenmesi yapılmıştır. Bu kapsamda Bahçeşehir Üniversitesi Dijital Kütüphanesi içerisinde bulunan tüm veri tabanlarında tam metin erişimi olan eğitim ve yapay zekâ anahtar kelimeleri taratılmıştır. Bu tarama esnasında hakemli dergiler ve akademik dergiler kriterleri seçilerek 1975 ve 2022 yıllarında yayınlanan 374 adet makaleye ulaşılmıştır. Sistematik analiz yöntemi ile çalışmanın adı, yılı, yazarı, yayınlandığı veri tabanı ve dergi, yazarın bulunduğu üniversite, ülke, kullanılan dil ve kaynakçasına ait bilgiler toplanmıştır. Toplanarak analiz edilen bu bilgilerin UCİNET programı ile sosyal ağ analizi yapılmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda en fazla çalışmanın 2019 yılında, International Journal of Artificial Intelligence in Education dergisinde, ERIC veri tabanında olduğu gözlemlenmiştir. Ağ analizi ölçümleri incelendiğinde Carnegie Mellon University'nin daha çok çalışmasının yayınlandığı, yayınlanan makalelerin büyük çoğunluğunun İngilizce olduğu ve Amerika Birleşik Devletleri'nde olduğu belirlenmiştir. Elde edilen SAA sonuçlarının gelecekte yapılacak çalışmalar için önemli bir kılavuz olacağı düşünülebilir. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Yapay Zekâ
Oyun tasarımı anahtarı modeline göre okul öncesi öğrencilerine yönelik kural bilinci üzerine eğitsel bir kutu oyunu tasarlanması uygulanması ve değerlendirilmesi
Bu tez çalışması, "Oyun Tasarımı Anahtarı Modeli" yöntemi ile tasarlanan bir kutu oyununun okul öncesi öğrencilerin kural bilinci düzeylerine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada tasarım ve geliştirme yöntemi kullanılmıştır. Nitel yöntem verilerinde "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" ve "Gözlem Notları" verileri toplanarak içerik analizi yapılmıştır. Nicel yöntem verilerinde ise "Kişisel Bilgi Formu" ve "Kural Bilinci Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma 2021-2022 eğitim öğretim dönemi arasında Samsun ilinin İlkadım ilçesine bağlı örgün eğitim veren özel bir okulun Okul Öncesi 5 yaş kademesine bağlı 57 öğrencinin katılımı ile gerçekleşmiştir. Araştırma sürecinde, kontrol grubuna kazanım doğrultusunda hazırlanmış okul öncesi etkinlikleri; deney gruplarına ise "Oyun Tasarımı Anahtar Modeli" ile tasarlanmış kutu oyunu oynatılmıştır. Araştırma süresince tüm istatistiksel işlemler SPSS 20 programında gerçekleştirilmiştir. Deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin oyun tasarımcısı, okul öncesi öğretmeni değerlendirmelerine dayalı "Kural Bilinci Ölçeği" puan ortalamalarındaki zaman içerisindeki değişimini incelemek amacıyla bağımlı örneklemler için t-testi kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin oyun tasarımcısı, okul öncesi öğretmeni değerlendirmelerine dayalı "Kural Bilinci Ölçeği" ön test toplam puan ortalamalarındaki farklılıkları incelemek amacıyla ise tek yönlü kovaryans analizi (ANCOVA) kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; okul öncesi öğretmenleri ve oyun tasarımcısı değerlendirmelerinde ön test puanlarına ilişkin farklılıklar bulunmasına rağmen, tutarlı bir şekilde her iki değerlendirici de deney grubunda yer alan öğrencilerin kurallara uyma bilincinde zaman içerisinde anlamlı ve olumlu bir değişim olduğunu bildirmiştir. Bu bulgular, oyun tasarımı anahtarı modeline göre kuralları öğretmek için tasarlanmış kutu oyununun okul öncesi çocuklarının kural bilincinin gelişiminde yararlı bir etkinlik olduğunu göstermektedir.
Students' perceptions and experiences about face-to-face and online education during pandemic
This study aims to obtain an in-depth description about the effectiveness of face-to-face and online and hybrid education based on students' and the teacher's experiences using the respective platforms, their perceptions about the participation levels, views regarding assessments and feedback and opinions, preferences, assumptions, and recommendations based on the three educational platforms. Data were gathered utilizing test instruments in the form of open-ended questionnaires. The data was then processed based on the focus of this study. An in-depth descriptive qualitative analysis was performed based on the data results to gain a deeper understanding of what students and the instructor feel about face-to-face and online platforms. The findings of the study showed that students and teacher supported the face-to-face educational platform, and they had positive views regarding it. The students and instructor did appreciate the online platform in the Covid-19 period and one of the factors was the opportunity to be able to continue education under such unusual circumstances, however, the implementation of online learning during the Covid-19 period was deemed ineffective by the teacher and most of the students. Keywords: Face-to-face Learning, Online Learning, Face-to-face Teaching, Online Teaching
Türk dili ve edebiyatı büyük kitle dersinde çoklu ortam tasarım ilkelerinin öğrencilerin başarısına etkisi
Bilgisayar ve internetin hızlı değişimi ile birlikte günümüz teknolojileri aktif olarak gelişmekte ve yön değiştirmektedir. Eğitim alanı bu teknolojiye yetişmekte zorlanmaktadır. Bir ülkede eğitimin gelişmişlik düzeyi o ülkenin gelişmişlik düzeyini göstermektedir. Bu amaçla eğitim teknolojilerinin verimli, etkili bir şekilde gelişmesini sağlamak adına deneysel tasarıma uygun bir araştırma yapılmıştır. Araştırmada çoklu ortam tasarımları göz önüne alınarak hazırlanmış eğitim videolarına yer verilmiştir. Araştırmada başarıya etkisi araştırılan çoklu ortam ilkeleri; resim ilkesi, alt yazı ilkesi, dikkat çekme ilkesidir. Bu çoklu ortam ilkelerinin seçilme sebebi, eğitim materyali olarak kullanılan videolarda sıklıkla kullanımlarına rastlanılmış olmasıdır. Çalışmanın uygulanması için ders videosuna alternatif olarak kullanılabilecek video tasarımları hazırlanmıştır. Bu araştırma çoklu ortam tasarım ilkelerinin başarıya etkisi gözlemlemek üzere planlanmıştır. Böylece eğitime katkı sağlanacağı düşünülmektedir.
Exploring the impact of social cues in multimedia learning design on eap classes: An investigation of the personalization and voice principles
This study investigates whether the use of high social cues (the personalization and voice principles) affects the achievement of EAP learners on how to write a response paper. These principles suggest that people learn better when a multimedia presentation includes high social cues (a conversational speaking style, polite wording, and an appealing voice) (Mayer, 2020). The study comprised 221 EAP students in Turkey at a private university. It was conducted with two groups who received multimedia presentations with narration that included either high social cues or low social cues (formal speaking style, direct commands, and a monotonous voice). A pretest and posttest were implemented to evaluate the effect of each style, and the results were compared. The results demonstrated no significant difference between the two styles regarding learning. However, both groups had significantly higher scores after multimedia presentations.
Acil uzaktan öğretim döneminde ortaokul öğrencilerinin çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluk düzeyleri ile transaksiyonel uzaklık algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Covid-19 salgınında gerçekleştirilen acil uzaktan öğretim döneminde ortaokul öğrencilerinin çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluk düzeyleri ile transaksiyonel uzaklık algıları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda araştırmada nicel yöntemlerden korelasyonel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu pandemi döneminde uzaktan öğretim ile öğrenim görmüş uygun örnekleme yöntemi ile seçilmiş olan 221 ortaokul öğrencisi oluşturmuştur. Karma Öğrenme Ortamlarında Transaksiyonel Uzaklık Algısı Ölçeği ve Çevrimiçi Öğrenmeye Hazırbulunuşluk Ölçeği kullanılarak veri toplama işlemi gerçekleştirilmiştir. Transaksiyonel uzaklık algısının tüm boyutları için öğrenen kontrolü anlamlı yordayıcı bulunmuştur. Transaksiyonel uzaklık algısı boyutlarından diyalog, yapı esnekliği ve içerik organizasyonu boyutlarında öğrenen kontrolü ve çevrimiçi iletişim özyeterliği anlamlı yordayıcı olarak bulunmuşken; bilgisayar internet özyeterliği, öz-yönelimli öğrenme, öğrenme için motivasyon anlamlı yordayıcı olarak bulunmamıştır. Yine transaksiyonel uzaklık algısı boyutlarından öğrenci kontrolü ve özerklik boyutunda öz-yönelimli öğrenme ve öğrenen kontrolü anlamlı yordayıcı olarak bulunmuştur ancak bilgisayar internet özyeterliği, öğrenme için motivasyon, çevrimiçi iletişim özyeterliği anlamlı yordayıcı olarak bulunmamıştır.
Ters yüz öğrenme ortamında yürütülen yazma dersinde sorgulama topluluğu oluşturmanın üniversite öğrencilerinin paragraf yazma becerilerine etkisi
Bu çalışma, ters yüz öğrenme ortamında yürütülen yazma dersinde sorgulama toplulukları oluşturmanın üniversite isteğe bağlı İngilizce hazırlık sınıfı öğrencilerinin paragraf yazma becerilerine olan etkisini araştırmak için yapılmıştır. Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulunda gerçekleştirilen araştırma 17 kişilik deney grubu ve 17 kişilik kontrol grubu olmak üzere toplam 34 katılımcıdan oluşmaktadır. Çalışmanın uygulama süreci 8 hafta sürmüştür. Çalışmada nicel ve nitel araştırmaların bir arada kullanıldığı karma yöntem deseni kullanılmıştır. Araştırmada nicel bölümünde nicel araştırma modellerinden öntest-sontest denkleştirilmemiş kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın nitel bölümü ise yapılandırılmış ders gözlem formundan elde edilen verilerden oluşmuştur. Araştırmada deney ve kontrol gruplarına öntest ve sontest olarak akademik paragraflar yazdırılmış ve bu paragraflar Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Ölçme ve Değerlendirme Birimi tarafından hazırlanan Akademik Paragraf Değerlendirme Kriteri kullanılarak değerlendirilmiştir. Elde edilen verilerin analizi sonucunda, yazma öncesi aşamasında, teorik bilgileri ters yüz öğrenme yoluyla sınıf dışında öğrenen ve derste sorgulama toplulukları oluşturup sürekli pratik yapma fırsatı olan deney grubundaki öğrencilerle, geleneksel sınıf ortamında teorik bilgileri alan ve kalan kısıtlı zamanda bireysel olarak pratik yapan kontrol grubundaki öğrencilerin paragraf yazma becerileri kıyaslandığında istatiksel olarak anlamlı bir fark olduğu görülmüştür.
Exploring the effect of mobile-assisted task-based language learning on vocabulary achievement and student attitude
This study explores the effect of mobile-assisted task-based language learning on vocabulary achievement and student attitude among English as a Foreign Language (EFL) students in Content and Language Integrated Learning (CLIL) Science Lessons. For this purpose, the researcher employed a quasi-experimental research design. During the first semester of the 2022-2023 academic year, 34 fourth graders from a private school in Istanbul participated in the study. The experimental group received six different mobile-assisted task-based activities and a one-page worksheet as homework over six weeks, while the control group completed only the one-page worksheet. Vocabulary achievement tests and a student attitude questionnaire were used to collect data for the quantitative study. Paired sample t-tests and descriptive analyses were conducted using the SPSS 27.0 statistical package program. There was a significant difference in vocabulary achievement between the experimental and control groups. In addition, it had a positive effect on student attitudes and sparked their interest in learning the target language. Based on the findings, it can be concluded that mobile-assisted task-based activities have a positive effect on both vocabulary achievement and student attitude among primary EFL students participating in CLIL Science Lessons.