
28
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
COVID-19 pandemisinde alınan önlemlerin ülkeler bazında değerlendirilmesi
Bakteri, virüs, mantar veya parazit gibi küçük organizmaların sebebi olduğu hastalıklar bulaşıcı hastalık olarak isimlendirilmektedir. Bulaşıcı hastalıkların dünya çapında etkisinin artması hastalığın salgın olarak nitelendirilmesini beraberinde getirmektedir. Birçok bulaşıcı hastalık ve salgını yaşayan insanoğlu yakın geçmiş tarihte Covid-19 pandemisi ile karşı karşıya kalmıştır Covid-19 pandemisi hayatı olumsuz yönde etkilemiş ve milyonlarla ölüme sebep olmuştur. Ülkeler Covid-19 pandemisinin ilerleyişini yavaşlatmak amacıyla onlarca önlem almışlardır. Önlemlerin başında sokağa çıkma yasağı, maske takma zorunluluğu, uzaktan eğitim ve yurtiçi/dışı ulaşım kısıtlamaları gelmektedir. Fakat alınan önlemler ülkelerin imkanları doğrultusunda farklılaşmış ve alınan önlemler her ülkede aynı etkiye ulaşamamıştır. Bu çalışmada ülkelerin Covid-19 pandemisi sırasında aldığı/almadığı önlemler üzerinden bir değerlendirme yapılmasını amaçlamaktadır. Çok kriterli karar verme yöntemlerinden biri olan ,olasılıklı bulanık kararsız (probablistic hesitant fuzzy) TOPSIS yöntemi kullanılmıştır. Sonuçta alınan önlemler ile hangi ülkenin Covid-19 pandemi sürecini atlatmada daha başarılı olduğunu ve ileride yaşanabilecek olan pandemi koşullarında ülkelerin alabileceği önlemleri ve tedbirleri göstermeyi hedeflemektedir.
Tıbbi cihaz üretimi yapan bir firmada bütünleşik MEREC-CoCoSo yöntemi ile tedarikçi seçimi
Tıbbi cihaz sektörü çeşitli dinamikleri içinde barındıran ve dünyada hızla gelişen bir sektördür. Geliştirilen teknolojiler, sağlık hizmetlerinde teşhis ve tedavi uygulamalarına bağlı olarak devamlı gelişim göstermektedir. Bu değişime ayak uydurabilmeleri, artan rekabet ortamında varlıklarını sürdürebilmeleri için tıbbi cihaz üreticilerinin sürekli iyileştirme faaliyetleri içerisinde olmaları gerekmektedir. Endüstriyel alanda üretim yapan birçok firma için gerekli olan bu durum ürün güvenliği ve kalitesinin direkt olarak insan hayatına etkisi düşünüldüğünde tıbbi cihaz sektöründe daha da önem kazanmaktadır. Tıbbi cihaz üretimi yapan firmalarda ürünün tıbbi cihaz olmasının getirdiği yasal gereklilikler, kalite süreçleri kapsamında standartlar ve yönetmelikler çerçevesinde, onaylanmış kuruluş ve yetkili otoritelerce takip edilmektedir. MDR 2017/45 ile artan maliyetler ve yükümlülükler tıbbi cihaz üreticilerini süreçlerini sorgulamaya itmiştir. Bu çalışmada, tıbbi cihaz üretimi yapan bir firmada müşteri isteklerinin karşılanamadığı tespit edilmiş, teslim sürelerinin arttığı gözlemlenmiştir. Teslim süresinin artış sebepleri üzerinde yapılan değerlendirmede tedarikçi seçiminin etkin yürütülemediği tespit edilmiştir. Bu amaçla, firmanın sektör bilgisi ve odak grup değerlendirmeleri sonucunda 6 tedarikçi ve 6 kriter belirlenmiştir. Ele alınan tedarikçi seçimi probleminde tedarikçilerin sıralanması için yeni nesil çok kriterli karar verme (ÇKKV) yöntemlerinden birisi olan Combined Compromise Solution (CoCoSo) yöntemi önerilmiştir. Tedarikçi seçim kriterlerinin ağırlıklandırılması için de Method Based on Removal Effects of Criteria (MEREC) ağırlıklandırma yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışma ile tıbbi cihazlarda yeni nesil tedarikçi seçimi yöntem uygulaması gerçekleştirilmiştir. Tıbbi cihazlarda tedarikçi seçimi alanında yapılan çalışmaların yetersizliği düşünüldüğünde ilgili çalışmanın literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Askeri alandaki çevresel testler için envanter ihtiyacının belirlenmesi ve işlerin makinelerde çizelgelenmesi
Savunma Sanayiinde yurt içinde yapılamayan testlerin yapılabilirliğinin sağlanması ve üretimden doğrulamaya tüm ihtiyaçların ulusal altyapılarla çözüme ulaştırılması son derece önemlidir. İhtiyaç duyulan testlerde, müşteri ve piyasa istekleri doğrultusunda taleplerin ortaya çıkarılarak test gereksinimlerinin belirlenmesi gerekmektedir. Günümüz rekabet koşullarında işletmeler daha kaliteli hizmeti, daha hızlı bir şekilde müşterilerine sunmayı hedeflemektedirler. Test merkezlerinde, müşterilerden gelen talepler doğrultusunda gerçekleştirilecek olan testlerin zamanında teslim edilebilmesi oldukça önemlidir. Testlerin zamanında teslim edilememesinden kaynaklı üretim sürecinde meydana gelen aksamaların ortadan kaldırılarak, sürecin kesintisiz bir şekilde ilerleyebilmesi için darboğazların tespit edilmesi gerekmektedir. Bu çalışma, Ankara ilinde Savunma Sanayii alanında hizmet veren bir firmada gerçekleştirilmiştir. Çalışma için, müşterilerden bir yıl boyunca gelen askeri alandaki çevresel test talepleri incelenmiştir. İncelemeler neticesinde, savunma sanayii ürünlerinde uygulanması gereken MIL STD 810 standardlarına göre gerçekleştirilecek çevresel testlerin yapılabileceği donanımda bir test laboratuvarı kurulması gerektiği kanaatine varılmıştır. Bu kapsamda, kurulması planlanan çevresel test laboratuvarı için gerekli test cihazları belirlenmiş, verimli bir şekilde işletilmesi için de ayrıca bir çalışma yapılmıştır. Çevresel test laboratuvarının işletiminde, sistemin ilerleyişini aksatan kısıtların tespit edilerek, sürekliliğin sağlanmasını hedefleyen değişen darboğaz yöntemi kullanılmıştır. Yöntemin uygulanması ile darboğazlar tespit edilmiş, işler makinelerde bekleme olmayacak şekilde çizelgelenmiştir. Böylelikle, çevresel test laboratuvarının gelen taleplere çok daha kısa sürede ve etkin bir şekilde cevap verebileceği görülmüştür.
MEREC ve CoCoSo yöntemleri ile buharlı sterilizatörlerin değerlendirilmesi
Tıbbi uygulamalar, gıda sektörü gibi birçok farklı alanda kullanılan buharlı sterilizatörler, mikroorganizmaları yok ederek insan hayatını koruma yönünde kritik bir rol oynamaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte buharlı sterilizatörlerde de önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Farklı firmalar, üstün özelliklere sahip modeller geliştirerek kullanıcıların değişen taleplerine cevap vermektedirler. Bu kapsamda, amaca uygun buharlı sterilizatör seçiminin yapılması oldukça önemlidir. Söz konusu seçimi yapabilmek için de, farklı modellerin ortak kriterler dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmekte ve bu durum seçim sürecini zorlaştırabilmektedir. Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemlerinin kullanımı, karmaşık olan bu seçim sürecini kolay yürütülebilen ve sistematik bir yapıya kavuşturmaktadır. Çalışmada, 7 farklı büyük kapasiteli buharlı sterilizatör modeli, 7 kriter dikkate alınarak değerlendirilmiştir. Buharlı sterilizatör alternatifleri belirlenirken aynı amaca uygun, benzer özelliklere sahip büyük kapasiteli buharlı sterilizatör modelleri seçilmiştir. Ortak kriterlerin belirlenmesi esnasında müşteri beklentileri doğrultusunda tasarım kriterleri dikkate alınmıştır. Buna göre, değerlendirme kriterlerinin önem ağırlıkları Kriterlerin Kaldırma Etkilerine Dayalı Yöntem (Method Based on the Removal Effects of Criteria - MEREC) yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Alternatifleri oluşturan buharlı sterilizatörler ise, Kombine Uzlaşma Çözümü (Combined Compromise Solution - CoCoSo) yöntemi uygulanarak değerlendirilmiştir. MEREC-CoCoSo entegrasyonunun kullanılması ile her bir buharlı sterilizatör alternatifinin, belirlenen ortak kriterlere göre performansı objektif bir şekilde karşılaştırılmış ve en iyi buharlı sterilizatör alternatifi seçilmiştir. Ayrıca, önerilen entegrasyonunun kullanılması ile buharlı sterilizatör seçimi için literatüre yeni bir yaklaşım sunulmuştur. Bu yenilikçi yaklaşım sayesinde, karar verme süreci daha hızlı, kolay ve objektif bir hale getirilmiştir. Böylece, insan sağlığı ve güvenliğini ön planda tutabilmek amacıyla seçim süreci için daha etkin bir yöntem geliştirilmiştir. Çalışmanın bulguları, farklı sektörlerdeki sterilizasyon süreçlerinde dikkate alınabilir ve farklı amaçlarla gerçekleştirilen sterilizatör seçimleri için de bir çözüm sağlayabilir.
Covid-19 sürecinde önleyici davranışlar ile eğitim kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi: Başkent Üniversitesi örneği
Covid-19 pandemisinin oraya çıkışı ile eğitim sektörü etkilenmiş olup eğitim durdurulmadan ve bireylerin hayatları riske atılmadan belirlenen bazı önleyici davranışlar ile eğitime devam edilmiştir. Okulların kapanması ile çevrimiçi eğitim modeli ile eğitime devam edilirken, normalleşme süreci ile eğitim alanlarına geri dönen öğrencilerin maske, mesafe ve hijyen kurallarına uyması beklenmiştir. Bu sebeple Covid-19 pandemi sürecinde alınan önlemlerin eğitim kalitesi üzerindeki etkisini analiz etmek büyük önem taşımaktadır. Bu motivasyon ile yapılan çalışmada Covid-19 sürecinde alınan önleyici davranışların eğitim kalitesini etkileyen faktörleri tespit edilmek amaçlanmıştır. Veri toplama yöntemi olarak çevrimiçi anket uygulaması tercih edilmiştir. 400 kişi ankete katılım göstermiştir. Çevrimiçi anket uygulaması ile elde edilen veriler üzerinde yapısal eşitlik modeli uygulanmıştır. Gerçekleştirilen yapısal eşitlik modeli sonucunda Covid-19 pandemisinde eğitim kalitesini en fazla etkiyi eğitimci tutumu faktörünün etkilediği tespit edilmiştir.
Savunma sanayisinde CRM entegrasyonu ve müşteri memnuniyetinin izlenmesi
Modern savunma sanayisi, dünya genelinde jeopolitik dinamiklerin sürekli değişmesi, teknolojik yeniliklerin hızla gelişmesi ve artan rekabet koşullarıyla şekillenen, son derece karmaşık bir sektördür. Savunma sanayisi firmalarının başarılı olabilmesi için yalnızca yenilikçi ürünler geliştirmesi değil, aynı zamanda bu ürünleri etkili bir şekilde pazara sunması ve müşteri beklentilerini karşılaması da büyük bir önem taşımaktadır. Çok aşamalı satış süreçleri, bu alandaki firmaların, müşterileriyle olan etkileşimlerini ve ilişkilerini daha sistematik bir şekilde yönetmelerine olanak tanır. Bu süreçler, teklif aşamasından sözleşme imzasına ve sonrasında müşteri memnuniyetinin sağlanmasına kadar uzanan bir dizi aşamayı içerir ve her aşamada farklı stratejilerin uygulanmasını gerektirir. Müşteri ilişkileri yönetimi (CRM) sistemleri ise, bu karmaşık süreçlerin yönetimini kolaylaştırarak, firmalara müşteri bilgilerini analiz etme, ihtiyaçlarını anlama ve özelleştirilmiş çözümler sunma imkanı tanır. Bu çalışma, savunma sanayisindeki çok aşamalı satış süreçlerinin CRM ile entegrasyonunu derinlemesine incelemeyi, bu entegrasyonun sağladığı faydaları ve uygulama zorluklarını ele almayı hedeflemektedir. Ayrıca, etkin CRM uygulamalarının savunma sanayisindeki rekabet avantajını nasıl artırabileceği ve müşteri ilişkilerini nasıl güçlendirebileceği üzerine bir perspektif sunacaktır.
Askeri araçlarda süspansiyon sistemi krom kaplama çap ölçümü bulanık süreç kontrolü
Askeri araçların kullanım alanları bakımından zorlu arazi koşullarına dayanıklı olabilmeleri için etkili, kullanışlı ve aracı yol şartlarında aldığı darbelerden koruyabilecek yağ içeren süspansiyon sistemlerine sahip olmaları gerekmektedir. Kullanılan bu endüstriyel yağ zaman zaman paslanma ve korozyona sebep olmaktadır. Bunu önlemek için amortisör millerine krom kaplama uygulanmaktadır. Bu krom kaplama sürecinin ardından, silindirik parçaların çap ölçümleri yapılmakta ve alınan sonuçlar spesifikasyon limitlerine göre büyük olursa, silindirlerin mekanizmasına geçmemesinden, küçük olursa da mekanizma içinde boşluklu yapı oluşmasından dolayı, süspansiyon sistemi mekanizmasında sorunlar meydana getirmektedir. Silindirik parçaların çaplarının spesifikasyon limitleri içinde bulunması ve bu limitlerin etkin ve doğru bir şekilde belirlenmesi önemli bir sorundur. Alınan ölçüm değerlerinin uygunluk seviyesini inceleyebilmek, mümkünse artırabilmek ve sürecin sonraki aşamalarda iyileştirilebileceğini göz ardı etmemek için daha esnek sonuçlar elde edebilmek adına bulanık mantık kavramından yararlanılmıştır. Bu çalışmada, bulanık kontrol kartları kullanılarak çözümlemeler yapılmış ve uygun değerler üyelik fonksiyonlarıyla saptanmıştır. Bu sayede gereksiz yeniden işleme ve gecikme maliyetlerinden kaçınılmıştır. Sürecin gidişatı bulanık kontrol kartından izlenmiş ve olası durumlar incelenerek, iyileştirmeler planlanmıştır.
Tıbbi cihaz sektöründe kullanılan cihazların risk analizinde matematiksel model tabanlı yeni bir yaklaşım
Kalite ve regülasyonların hayati önem taşıdığı tıbbi cihaz sektöründe, son yıllarda ürün kaynaklı hasta güvenliğinin tehlikeye girdiği skandallar sonrasında 2017/745 sayılı Tıbbi Cihaz Regülasyonu yayınlanmıştır. Bu regülasyona uyum süreci özellikle Türk üreticiler için çok önemli bir konudur ve oldukça katı gereklilikler içermektedir. Bu tez kapsamında, 2017/745 Tıbbi Cihaz Regülasyonu, uyum sürecini kolaylaştırabilmek adına 2020 yılında yürürlükten kalkacak olan 93/42/EEC Tıbbi Cihaz Direkti ile karşılaştırılmış, ayrıca Amerika ve Avrupa'da tıbbi cihazların kalite yönetim sistemlerine bir bakış açısı sağlamak amacıyla FDA 21 CFR 820 yönetmeliği ve ISO 13485:2016 standardı karşılaştırması yapılmıştır. Standart ve regülasyonun ortak odaklandığı konu olan risk yönetimi üzerine odaklanılmış ve tez kapsamında risk analizi için yeni bir matematiksel yöntem geliştirilmiştir. Geliştirilen bu yöntem, bir şirkette üretilen tıbbi cihaza uygulanmış ve sonuçlar elde edilmiştir. Cihazın hasta ve kullanıcılar üzerindeki risk faktörlerinin belirlenmesi ve bu risk faktörlerinin önem sıralamasının gerçekleştirilmesi matematiksel model ile yapılmıştır. Bu model ile hasta için oluşabilecek risklerin en aza indirilmesi ve göz önünde bulundurulması gereken risk türlerinin belirlenmesi amaçlanmış olup, yenilenecek risk yönetim standardı ISO 14971 için bir öneri niteliğindedir.
Bir tuğla fabrikasında bulanık kabul örnekleme planlarının uygulanması
Günümüzde sürekli gelişen teknoloji, tüketiciye yüksek kalite beklentisi getirmiştir. Hem üreticiyi hem de tüketiciyi koruyarak kalitenin istenen düzeyde tutulması, güvenilir bir kabul örneklemesi planı ile sağlanabilir. Kabul örneklemesi, ürünün pazara çıkmaya yeterli düzeyde kaliteye sahip olup olmadığına çeşitli testler yardımıyla karar verir. Bu tez çalışmasında bir istatistiksel kalite kontrol tekniği olan kabul örneklemesi, uygulamalı olarak sunulmuştur. Kabul örneklemesinin kavramları ve çeşitleri ayrıntılı olarak işlenmiştir. Uygulama aşamasında tek katlı, çift katlı ve bulanık tek katlı kabul örnekleme planlarına yer verilerek her bir örnekleme planı, üç farklı kesikli olasılık dağılımı kullanılarak oluşturulmuştur. Kullanılan dağılımların kabul olasılığı, ortalama toplam muayene sayısı ve çıkan ortalama kalite değerleri üzerinde yarattığı farklılıklar tablolar üzerinde izlenmiştir. Üretici ve tüketici risklerinin değişiminin ürünün kalitesinde yarattığı fark vurgulanmıştır. Oluşturulan kabul örnekleme planları kendi aralarında karşılaştırılarak söz konusu fabrikanın ürün kalitesinin yükseltilebilmesi, muayene maliyetinin uygun bir seviyede tutabilmesi ve veri ölçümlerinde meydana gelebilecek sorunlara karşı hazırlıklı bulunabilmesi amaçlarıyla örnekleme planları önerilmiştir. Yapılan literatür taraması kapsamında kabul örneklemesinin inşaat sektöründe bir uygulamasına ve hipergeometrik dağılımlı bulanık kabul örneklemesine rastlanmamıştır. ANAHTAR KELİMELER: İstatistiksel Kalite Kontrol, Kabul Örneklemesi, Örnekleme Planı, Bulanık Yaklaşım
Tıbbi cihaz üreten bir firmada risk tabanlı kalite yönetim sisteminin oluşturulması
Tıbbi cihaz üretimi yapan firmalarda Kalite Yönetim Sisteminin kurulması, işletilmesi ve tarihsel gelişimi izlendiğinde zaman içerisinde yasal zorunlulukların getirilmesi insan sağlığını korumak adına atılan önemli adımlardandır. Dünyada, tıbbi cihaz üretim yeri belgelendirme çalışmaları her ne kadar bölgesel standartlara uyum gerektirse de hepsinin temel amacı üretimde kalite yönetim sistemi kurarak insan sağlığını korumaktır. Mevzuata uygunluk, bir kuruluşun başarısının anahtarıdır. Aynı zamanda, farklı ülkelerin yetkili otoriteleri tarafından zorunlu kılınan mevzuatlara uyum sağlanması üreticilerin satış ağlarını geliştirebilmesi için kritik önem taşımaktadır. Bu çalışmada, tıbbi cihaz üretimi yapan bir firmada ISO 13485:2016 Tıbbi Cihazlar İçin Kalite Yönetim Sistemi Standardı ve 21 CFR Bölüm 820 Kalite Sistemi Regülasyonu karşılaştırması yapılarak sistemler birbirine entegre edilmiştir. Entegrasyon incelemesi sonucu, en önemli aşamanın risk değerlendirme olduğu belirlenmiştir. İlgili standartlar kapsamında, risk değerlendirme yöntemleri incelenmiştir. Risk değerlendirme yöntemi olarak Hata türü ve Etkileri Analizi – Failure Mode and Effect Analysis (FMEA) ile Tehlike ve İşletilebilirlik Analizi – Hazard and Operability Analysis (HAZOP) yöntemleri birbirine entegre edilerek süreç bazlı olarak sisteme uygulanmıştır. Belirlenen tüm riskler değerlendirilerek gerekli aksiyonlar alınmıştır ve riskler kabul edilebilir seviyeye düşürülmüştür.
Elektronik kart üretimi yapan bir firmada altı sigma uygulamaları
Günümüzde, gelişen teknoloji ve ülkeler arasındaki sınırların yavaş yavaş ortadan kalkmasıyla birlikte her sektörde dünya çapında bir küresel rekabet ortamı oluşmuştur. Artan ve ağırlaşan bu rekabet ortamında firmaların karlılık oranlarını artırmaları güçleşmiş hatta mevcut karlılıklarını koruyarak ayakta kalmaları için çeşitli önlemler almaları zorunlu hale gelmiştir. Bu nedenle firmalar müşteri memnuniyetini artırmaya yönelmiş ve bu yönde çalışmalar yapmaya başlamıştır. Bu tez çalışmasında, yüzey monte teknolojisi (Surface Mount Technology-SMT) ile elektronik kart üreten bir firmada müşteri memnuniyeti ve karlılık oranını artırmak için kartlarda oluşan hataları azaltmak üzere alınabilecek önlemler incelenmiştir. Hataların kök nedenlerinin tespit edilerek gerekli çalışmaların yapılabilmesi için Altı Sigma metodolojisi ve araçları kullanılmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında, üretimde kullanılan cihazların bakım ve kalibrasyon işlemleri incelenmiştir. İkinci aşamada yapılan bir deney tasarımı çalışması ile üretilen elektronik kartlarda ortaya çıkan hatalarda etkili olan lehim markalarının, fırının en yüksek sıcaklığının ve fırının konveyör hızının en iyi değerleri belirlenmiştir.
Çok değişkenli kontrol grafikleri ve uygulamaları
Kalite kontrol yöntemlerinin sistemli yaklaşımı olarak kullanılan kontrol grafikleri; belirlenen kalite karakteristiklerinden alınan ölçüm sonuçlarını ya da bunlardan üretilen istatistiklerin grafiklere aktarılması ile oluşturulmaktadır. Gerçek hayat problemlerinde birbiri ile ilişkili iki veya daha fazla kalite karakteristiğinin olduğu durumlar kaçınılmazdır. Literatürde çok değişkenli kontrol problemleri çözümünde Hotelling T², MCUSUM ve MEWMA kontrol grafiği yöntemleri öne çıkmaktadır. Bu yöntemler arasından Hotelling T² kontrol grafiği yöntemi, uygulama kolaylığı sebebi ile en çok tercih edilen yöntemdir. Bu kontrol grafiği yöntemi sayesinde çok değişkenli prosesin kontrol altında olup olmadığı hakkında bilgi sağlanırken, bu kontrol dışı durumun hangi kalite karakteristiklerinden kaynaklandığı ile ilgili bilgi sağlanamamaktadır. Bu kontrol grafiği yöntemleri tamamlayıcısı olan ve değişkenliğin tespit edilebilmesi için kullanılan bazı ayrıştırma yöntemleri geliştirilmiştir. Bu yöntemler arasından MYT ayrıştırma yöntemi en yaygın kullanımı olan ve en sağlıklı sonuçların elde edilmesini sağlayan yöntemlerdendir. Bu tez çalışmasında, bir bulaşık makinesi fabrikasında üretilen bulaşıkların yerleştirildiği bulaşık makinesi üst sepetinin müşteri kaynaklı şikayetleri sebebi ile incelenmesi yapılmıştır. Üst sepet kullanımında müşteri geribildirimleri değerlendirilerek kalitesizliğe sebep olan 4 adet kalite karakteristiği belirlenmiştir. Bu kalite karakteristikleri için günlük ölçümler alınarak çok değişkenli kontrol yöntemlerinden Hotelling T² kontrol grafiği yöntemi uygulanarak kontrol dışı durumun tespiti yapılmıştır. Kontrol dışı durumunun yani değişkenliğin hangi kalite karakteristiklerinden kaynaklandığını tespit edebilmek için ise MYT ayrıştırma yöntemi kullanılmıştır.
Tromboliz kateter üretim sürecindeki risklerin KEMIRA-M yöntemi ile önceliklendirilmesi
Risk değerlendirmesi her üretim süreci için olduğu gibi tıbbi cihaz üretim süreçlerinde de önem taşımaktadır. Herhangi bir tıbbi cihazın risk taşıması geri dönüşü olmayan sonuçlar ortaya çıkarabilir. Tıbbi cihazlarda oluşan riskler hastaya, cihazı kullanan operatöre ve çevreye ciddi zararlar verebilir. Bir tıbbi cihazın başarılı bir şekilde hastaya uygulanabilir hale gelmesi oldukça zor ve karışık bir süreçtir. Tüm sürecin titizlik ile yürütülmesi için tıbbi cihazlarda risk yönetimi son derece önemlidir. Bu kapsamda, Uluslararası Standartlar Örgütü (International Standard Organization-ISO) tarafından tıbbi cihazlara yönelik risk yönetimi için ISO 14971 standardı geliştirilmiştir. Sağlık sektöründe tedavi amaçlı kullanılan birçok tıbbi cihaz bulunmaktadır, bu cihazlar arasında kateterler tıpta birçok alanda yaygın bir şekilde kullanılan ekipmanlardandır. Kataterlerin kullanım amaçları ve alanlarına göre farklı çeşitleri olmakla birlikte tromboliz kateterler bunlar arasında en yaygın kullanılan kateter türünü oluşturmaktadır. Bu kapsamda, tüm tıbbi cihazlarda olduğu gibi tromboliz kateter üretiminde de risk analizinin etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi için TS EN ISO 14971 standardından faydalanılmaktadır. Ancak, standardın risk değerlendirmesi amacıyla kullanımını önerdiği yaklaşımın geliştirilmesi gereken yönlerinin olduğu belirlenmiştir. Standart tarafından önerilen risk değerlendirme yaklaşımı, tıbbi cihazlarda ortaya çıkabilecek riskleri sadece şiddet ve olasılık kriterlerine göre nitel bir yapıda olan risk matrisine dayanarak değerlendirmektedir. Oysa ki, farklı nitel ve nicel kriterlerin risk analizinde dikkate alınması yapılan çalışmanın hassasiyetini arttıracaktır. Bununla birlikte, risk değerlendirmesi Çok Kriterleri Karar Verme (ÇKKV) yapısına sahip bir süreçtir. ÇKKV problemlerinde birden fazla alternatif, birden fazla karar verici, birden çok kriter dikkate alınarak değerlendirilmektedir. Buna göre, risk değerlendirmede de birden fazla risk türü ve birden fazla risk kriteri dikkate alınarak bir takım tarafından değerlendirilmektedir. Buna göre çalışmada tromboliz kateter üretim süreçlerinde ortaya çıkabilecek risk türleri yeni nesil bir ÇKKV yöntemlerinden biri olan Modified Kemeny Median Indicator Ranks Accordance (KEMIRA-M) kullanılarak değerlendirilmiştir. KEMIRA-M yönteminde yapısal olarak benzerlik gösteren risk kriterleri ayrı gruplar altında toplanabilmekte, kriter sayısına bağlı olmaksızın değerlendirme yapılabilmekte, nitel ve nicel kriter değerleri bir arada kullanılabilmektedir. Bununla birlikte uzmanların kriter öncelikleri de çözüm sürecine yansıtılabilmektedir. KEMIRA-M'in sağladığı tüm bu avantajların tıbbi cihaz risk değerlendirme sürecine kazandırılması hem uygulayıcılar açısından hem de literatür açısından faydalı olacaktır.
Diyalizde kullanılan arter-ven setlerinde nötrosofik regresyon analizi ile hatalı ürün miktarı tahmini
Böbrek vücuttaki zararlı maddeleri uzaklaştırma, asit baz dengesini düzenleme gibi işlevlerini yerine getiremez ise böbrek hastalıkları oluşmaya başlar. Küresel bir sorun haline gelen böbrek yetmezliğinde, ilerlemeyi geciktirmek ve olumsuz sonuçları önlemek için erken teşhis, hastalığın değerlendirilmesi, önleyici çözümler ve tedavi süreci önemli bir yer tutmaktadır. Diyaliz, böbrek fonksiyonu yetersiz olan bir hastayı desteklemek için kullanılan bir tedavi yöntemi olup bu yöntemin uygulanması için kullanılan mekanizmanın içerisinde arter-ven setleri önemli bir yer tutmaktadır. Çalışma kapsamında diyaliz konusunda kendini kanıtlamış global bir medikal firmada üretilen arter-ven setleri üzerinde çalışılmış olup bu setler altı adet alt üründen oluşmaktadır. Bu alt ürünler; hasta bağlantıları, arter veya ven izolatörü, heparin hattı, enjeksiyon portu, ven kan haznesi ve klemplerdir. Bu çalışmada ,arter-ven setlerinin alt ürünlerine ilişkin hata miktarı tahmini için nötrosofik regresyon analizi kullanılmıştır. Tahmin modelinin oluşturulması için bu alt ürünlerin geçmiş beş yıla yönelik aylık verileri baz alınmıştır. Bu sayede üretilen arter-ven setlerinde nötrosofik regresyon analizi ile gelecek aylara ilişkin hata miktarları tahminleri yapmak amaçlanmıştır. Üretim sonrası yapılacak kalite kontrol süreçlerinde oluşacak hatalı ürünlerin ayıklanması müşteri memnuniyetini beraberinde getirecektir ancak ayrılan hatalı ürün maliyetleri firmaya yansıyacaktır. Oluşturulan tahmini modeller ve hata tahminleri kullanılarak ileriye yönelik üretim ve maliyet planlamalarının yapılmasına olanak sağlanması amaçlanmıştır.
Sağlık kuruluşlarının yeşil hastane ölçütlerine göre değerlendirilmesi
Hızlı nüfus artışı ile birlikte, doğal kaynak kullanımı ve tüketiminin ciddi bir şekilde artması, küresel boyuttaki çevre sorunlarına neden olmuştur. Ortaya çıkan bu sorunların önüne geçilmesi ve doğal kaynakların gelecek nesillere aktarılmasının gerekliliği nedeniyle sürdürülebilirlik ve yeşil yapı uygulamaları büyük önem kazanmıştır. Kesintisiz hizmet veren sağlık sektörü de yüksek miktarda su ve enerji tüketen, yoğun olarak tehlikeli ve tehlikesiz madde kullanan, ciddi bir atık tüketimine sahip olan tesislerden oluşmaktadır. Bu nedenle yeşil hastane kavramı, sağlık hizmetleri sürecindeki kaynak kullanımına alternatifler üretmeyi, kaynakların daha etkin ve verimli kullanılmasını teşvik etmeyi ve çevreye duyarlı bina tasarımlarını gerçekleştirmeyi kapsamaktadır. Buradan hareketle tez çalışmasında, farklı bölgelerde hizmet veren dört sağlık kuruluşunun, yeşil hastane kriterleri açısından karşılaştırılması ve bu kriterlere en uygun olan sağlık kuruluşunun belirlenerek; diğer kuruluşların geliştirilmesi gereken yönlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ankara, Konya, İstanbul ve Alanya illerinde bulunan sağlık kuruluşlarının yeşil hastane kriterleri açısından değerlendirilmesinde; tıbbi atık miktarı, evsel atık miktarı, geri dönüşümlü atık miktarı, tehlikeli atık miktarı, elektrik tüketim miktarı, su tüketim miktarı, temizlikten memnuniyet ve hizmet kalitesi kriterleri ile birlikte, bu değerleri etkileyen yatak sayısı, toplam yüzey alanı, poliklinik sayısı, yatan hasta sayısı ve toplam hasta sayısı kriterleri dikkate alınmıştır. Değerlendirme sürecinde, Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemlerinden biri olan Değiştirilmiş Kemeny Medyan Gösterge Sıralaması Uyumluluğu (Kemeny Median Indicator Rank Accordance-Modified-KEMIRA-M) yönteminden faydalanılmıştır. Çalışmada, KEMIRA-M yönteminin uzmanlar tarafından kriter sıralamalarının belirlenmesi aşamasında söz konusu olan öznelliğin önüne geçilerek, bu aşamanın daha sistematik ve mantıklı bir hale getirilmesi için ENTROPİ ile KEMIRA-M entegre edilmiştir. Bu kapsamda, söz konusu dört sağlık kuruluşu, hem geleneksel KEMIRA-M yönteminin uygulanmasıyla hem de, ENTROPİ-KEMIRA-M entegrasyonunun uygulanmasıyla karşılaştırılmış ve sonuçlar tartışılmıştır. Geleneksel KEMIRA-M ve ENTROPİ-KEMIRA-M entegrasyonunun uygulama sonucuna göre yeşil hastane özelliklerine en yakın sağlık kuruluşunun, Ankara ilindeki hastane olduğu belirlenmiştir. Ayrıca her iki yaklaşımın uygulanması sonucunda, yeşil hastane özellikleri açısından kendisini en fazla geliştirmesi gereken sağlık kuruluşunun İstanbul ilindeki hastane olduğu tespit edilmiştir.
Traktör imalatı yapan bir firmada tedarikçi seçiminin KEMIRA-M yöntemi ile gerçekleştirilmesi
Ürün kalitesi; temin edilen hammadde, yarı mamul ve mamullerin kalite düzeylerine bağlıdır. Bu kapsamda, tedarikçi değerlendirmesinin yapılması ve en iyi tedarikçi/lerin belirlenmesi, üründe istenen kalite seviyesinin yakalanmasında oldukça etkilidir. Tedarikçi değerlendirmesi yapılırken, tedarikçi firmaların performansları belirli kriterler dikkate alınarak değerlendirilir. Değerlendirme süreci, temin edilen parçanın kritiklik derecesine ve olması beklenen özelliklerine göre şekillenir. Temin edilen parçanın kalitesi, üretim hattına girmeden, üretim hattında ve bitmiş üründe olacak şekilde, üç farklı noktada kontrol edilir. Parça kalitesinin değerlendirilmesinde farklı noktalarda dikkate alınan farklı kriterler, tedarikçinin değerlendirmesinde de önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle tedarikçi değerlendirmesi, birden fazla kriteri bünyesinde barındıran, Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yapısına sahip bir süreçtir. ÇKKV, farklı alternatiflerin, birbiriyle ilişkili veya ilişkili olmayan birden fazla kritere göre değerlendirilmesine imkân sağlayarak, en iyi alternatifin seçilmesi ile sonuçlanır. Literatür incelendiğinde, tedarikçi değerlendirmeyi konu alan birçok çalışmada, farklı ÇKKV yöntemlerinden faydalanıldığı görülmektedir. Tez çalışmasında ise, yeni nesil ÇKKV yöntemlerinden birisi olan, Değiştirilmiş Kemeny Medyan Sıralama Uygunluğu (Modified Kemeny Median Indicator Ranks Accordance-KEMIRA-M) yöntemi kullanılarak, traktör imalatı yapan bir fabrikada tedarikçi değerlendirme çalışması gerçekleştirilmiştir. Yapılan literatür araştırmasında, daha önce KEMIRA-M yönteminin traktör imalatı yapan bir firma özelinde, tedarikçi değerlendirmesi amacıyla kullanılmadığı belirlenmiştir. Tez çalışmasında, KEMIRA-M yönteminin tercih edilmesinin birçok nedeni bulunmaktadır. Bu nedenlerden ilki, KEMIRA-M'nin hem nicel hem nitel kriterleri dikkate alabilmesi ve bu özelliğinin, tedarikçi değerlendirmesi için daha detaylı bir analiz imkânı sağlamasıdır. Bir diğeri, KEMIRA-M'de kriter sayısı açısından herhangi bir sınırlama olmamasıdır. Buna göre, tedarikçi değerlendirmesi kapsamında, çok sayıda kriter analize katılabilmektedir. Ayrıca, KEMIRA-M, kriterlerin nicel ve nitel değerleriyle çalışırken aynı zamanda, karar vericilerin de kriter öncelikleri konusundaki düşüncelerini dikkate almaktadır. Özetle, KEMIRA-M ile hem objektif hem sübjektif değerlendirmeler bir arada yapılarak, en iyi tedarikçi belirlenebilmektedir. Tez çalışmasında, KEMIRA-M yönteminin traktör imalatı yapan bir firma için tedarikçi seçiminde kullanılması dışında, farklı tedarikçi değerlendirme kriterlerinin de analizde yer alması, çalışmanın getirdiği yeniliklerden bir diğeridir. Buna göre, gerçekleştirilen tez çalışmasının tedarikçi değerlendirme literatürüne ve traktör imalat süreci için, hem yöntemsel olarak hem de dikkate alınan kriterler açısından katkı sağlayabileceği değerlendirilmektedir.
Web sitesi tasarım kriterlerinin önem derecelerinin bulanık ortamda belirlenmesi
Günümüzde internet, hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olmuş ve gün geçtikçe güçlenen bir iletişim aracı haline gelmiştir. Gelişen teknolojiler ile internet için büyük önem arz eden web siteleri insanların gündelik hayatlarını kolaylaştırmaktadır. Web siteleri insanların sıklıkla, eğlence, finans, eğitim, sosyal gibi birçok konuda ihtiyaçlarını hızlıca karşılamaktadır. Web sitelerinin kullanım amaçları birbirinden farklılık gösterse de bu siteleri hazırlarken dikkat edilmesi gereken ortak kriterler vardır. Bu tez çalışmasında, web sitesi tasarımında kullanılan kriterler belirlenmiştir ve iki ayrı bakış açısından incelenmiştir. Bu gruplar; web sitesi tasarımını gerçekleştiren yazılımcılar ve web sitesini ziyaret eden kullanıcılardır. Yazılımcı tarafındaki karar vericiler web tasarımı konusunda deneyimli ve sektöründe lider üç firma içerisinden beş yazılımcı olarak seçilmiştir. Kullanıcı tarafındaki karar vericiler ise web sitelerini çok sık ziyaret eden kişiler arasından rastgele olarak seçilmiştir. Web sitelerinin kriterlerinin uzmanların görüşlerine göre önem dereceleri Çok Kriterli Karar Verme metotlarından olan FUCOM ve Bulanık FUCOM ile belirlenmiştir.
Kahve tüketim miktarlarının ülkeler bazında sezgisel bulanık doğrusal regresyon analizi ile tahmini
Geçmişten günümüze sosyalleşmede ve insanların eğlenmesinde yerini koruyan bir trend olan kahve sektörü, araştırmacılar tarafından sıkça kullanılan bir araştırma konusu haline geldi. Günümüzde insanların bu meşrubat sevgisi, kahve endüstrisinin geleceği hakkında fikir sahibi olma arzusuna yol açmaktadır. Ancak talebin bu kadar yüksek olduğu bu sektörün ithalat yapan ülkeler açısından devamlılığının sağlanması gerekmektedir. Kahve çekirdeği üretiminin dünyadaki talebi karşılama yeterliliği her geçen gün daha da önem kazanmaktadır. Bu durum göz önüne alındığında, her kaynakta olduğu gibi, kahve çekirdeklerinin kaynağının sınırlı olduğu ve korunması gerektiği görülmektedir. Bu çalışmada kahve sektörünün önümüzdeki yıllarda devamlılığını sağlamak için sektöre yol göstermesi amacıyla kahve sektöründe tüketim tahmini çalışılmıştır. Çalışmada kullanılan veriler gerçek hayattaki bir problemde derlenmiş veriler olduğundan kesin yargıları içermez. Bu nedenle sezgisel bulanık yaklaşım kullanılmıştır. Günümüzde gerçek hayat problemlerinde ortaya çıkan belirsizlikleri analiz etmek ve bu problemleri yorumlamak için bulanık mantık yöntemlerinin kullanımı yaygınlaşmıştır. Bu çalışmada, belirli ülkelerdeki kahve tüketim miktarları sezgisel bulanık regresyon analizi ile tahmin edilmiştir. Sezgisel bulanık yöntemleri seçmenin nedeni, regresyon yönteminin temel taşı olan girdi ve çıktı değişkenleri arasındaki belirsizlikleri daha derinlemesine incelemenizi sağlamasıdır. Bu sayede, ileriye dönük tahminler, kahve tüketiminin geleceğine dair bir öngörü sağlayacaktır.
Sözlü karar analizi yöntemi temelinde salgın durumlarında polimerik biyomalzeme üreten firmaların kalite performanslarının değerlendirilmesi
Salgın hastalıklar birçok alanı etkileyen kritik ve önemli olaylardır. Salgın süreçlerinde özellikle medikal ürünlerinin üretimi ve tedariği öne çıkmaktadır. Bu çalışmada, Covid-19 sürecinde, medikal ürünlerde kullanılan polimerik biyomalzemenin üretiminde etkilenen kalite performanslarının değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Literatür taraması ve sektör görüşmeleri ile üretimi etkileyen kalite performans kriterleri belirlenmiştir. Belirlenen kriterlerden soru listesi oluşturulmuş ve Ankara'da polimerik biyomalzeme üreticisi olan altı firmaya yöneltilmiştir. Alınan cevaplara, Entropi, ABC analizi ve ZAPROS metodu uygulanmıştır. Çalışma sonucu, firmaların üretim sürecindeki kalite performanslarındaki değişiklikleri içermektedir.
Tıbbi cihaz üreten bir firmada HTEA temelli veri zarflama yöntemi ile risklerin değerlendirilmesi
Tıbbi cihazlar, sterilite sağlanması amacıyla sterilizasyon öncesinde yıkama işlemine tabi tutulmakta, üretim aşamasındaki yıkama prosesi ürünün sterilizasyon öncesindeki kabul edilebilir sterilite güvence düzeyini sağlaması açısından önem arz etmektedir. Hata Türü ve Etkileri Analizi Yöntemi (Failure Mode And Effect Analysis, FMEA) ile Risk Öncelik Sayısı (Risk Priority Number, RPN) elde edilmektedir. Risk Öncelik Sayısı hesaplanırken her faktörün aynı oranda önemli olduğu kabul edilir. Ancak bu faktörlerin uygulamaya geldiğindeki etkisi göz ardı edilebilmektedir. Bazen bu etkilerin de net olarak önemini göstermesi ve faktörlerin belirlenmesi zor olabilmektedir. Görülemeyen bu etkiler firmalar açısından büyük maliyetlere sebep olmakla beraber insan sağlığını da risk altına sokabilir. Bu çalışmada tıbbi cihaz üreten bir firmada yıkama prosesinin risk analizi yapılarak söz konusu dezavantajların giderilmesi amacıyla hata türleri ve etkileri, Veri Zarflama Analizi (VZA) yöntemiyle sıralanarak risk önceliklendirilmesi yapılmıştır. İyileştirme maliyetleri de çalışmaya dahil edilerek daha somut bir risk analizi yapılması sağlanmıştır. Çalışma sonucunda hata türlerinin farklı yöntemlerle önceliklendirilmesi karşılaştırılarak sürecin iyileştirilmesi için firmaya önerilerde bulunulmuştur.
Petrol doğalgaz jeotermal sondaj sektöründe ıso 9001:2008 kalite yönetim sisteminin kurulması
Sondaj Sektöründe kalite yönetim sistemi kurulmasının amacı temelde kaliteli hizmet sağlayarak müşteri memnuniyeti sağlamaktır. Türkiye'de bu kapsamda faaliyet gösteren firmalardan söz konusu sisteme göre sadece tek bir firma belgelendirme çalışmasını tamamlamış olup, henüz diğer firmalarda bu kapsamda belgelendirme yapılmamıştır. Bu çalışma içerisinde söz konusu firmada "ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi" standardına göre oluşturulmuş olan kalite yönetim sistemi çalışmaları ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Ayrıca tez çalışmasında ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi (KYS)'ne geçiş sonrası firmada elde edilen olumlu gelişmeler TOPSIS (Technique for Order Preference by Similarity to Ideal Solution ) yöntemi kullanılarak ortaya konmuştur. TOPSIS yöntemi sonuçlarına göre ISO 9001 KYS'ne geçiş öncesi 2012 yılı firma performansı ile ISO 9001 KYS'ne geçiş sonrasında 2014 yılı firma performansında önemli bir gelişme gözlenmiştir. Bu tez çalışmasının amacı Türkiye'de Petrol, Doğalgaz, Jeotermal Sondaj sektöründe faaliyet gösteren firmalara sistemin baştan sona nasıl kurulduğunu anlatarak onlara rehber niteliğinde faydalanabilecekleri bir doküman sağlamaktır.
Bulanık ve stokastik programlamaya dayalı risk analizi
Yatırımlarını hisse senetleri üzerine yapan yatırımcılar için geleceğe yönelik getiriyle ilgili tahminde bulunmak oldukça güçtür. Beklenen getirinin belirsizlik içerdiği göz önünde bulundurularak, yatırımcılar beklenen getirinin en yüksek değeri için riskin en düşük seviyelerde olmasını beklerler. Belirsizliği gidermek ve yatırım kalitesini artırabilmek için yatırımcılara geleceğe yönelik alternatif portföy seçenekleri sunulması amaçlanmıştır. Bu çalışmada BIST' te yer alan hisse sentlerinin günlük 2. Seans kapanış değerleri yardımıyla portföy seçenekleri oluşturulmaya çalışılmıştır. Belirsizliğin bulanık kaynaklı olduğu varsayılarak yapıyı ayrıntılı şekilde inceleyebilmek için bulanık matematiksel programlama modellerinden olan Zimmermann yaklaşımından yararlanılmıştır. Bulanık kaynaklı kısıtın rassal bir yapıda olması durumunda ise stokastik programlama problemlerinden şans kısıtlı model incelenmiştir.
Küçük ve orta ölçekli firmalar için dış ticaret performans faktörlerinin değerlendirilmesi: Ankara İvedik OSB için bir durum analizi
Ülkemizde son on yılda gerçekleşen ekonomik gelişmelere paralel olarak dış ticaret hacmi ve bağlantılı olarak cari işlemler dengesindeki açık günümüzde ülkemizin en önemli ekonomik unsurlarından biri haline gelmiştir. Özellikle ülkemizin ihracat potansiyelinin teknoloji yoğun ürünlere odaklandırılmasıyla dış ticaret açığının ve dolayısıyla cari işlemler açığının kapatılması en öncelikli hedeflerden bir tanesidir. Bu doğrultuda tez kapsamında Ankara İvedik Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren firmalara uygulanmış olan anketlerden elde edilen veriler kullanılarak özellikle Küçük ve Orta Ölçekli firmaların ihracat yeteneklerini geliştirmeleri konusunda hangi faktörlerin önemli olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Bu doğrultuda firmaların gelecekteki ihracat potansiyellerini artırmada öncelik vermeleri gereken unsurların ortaya konması hedeflenmiştir.
Bir fabrikada satış miktarının bulanık doğrusal ve karesel model ile tahmini
Satış tahmini, bir ürün veya hizmetin gelecek dönemler için talebinin gerçekliğe en yakın şekilde ve minimum hata ile öngörülmesidir. Günümüzde satış tahminleri özellikle büyük üretim ve hizmet veren firmalar için hayati önem taşımaktadır. Dünyadaki sosyal, ekonomik, politik ve teknolojik alanlarda gerçekleşen olayların sonucunda oluşan belirsizlik firmaların faaliyet gösterdiği alanlarda da bulunmaktadır. Bu belirsizlikler nedeniyle karar verme süreçlerindeki belirsizliklerin modellenebilmesi bulanık mantık yaklaşımı geliştirilmiştir. Bu çalışmada Tanaka'nın doğrusal ve karesel olarak iki bulanık regresyon modeli kullanılmıştır. Bu modeller, kağıt torba üreten fabrikanın üç ürünü için geçmiş satış verilerine uygulanmış ve tahmini satış aralıkları elde edilmiştir. Tahmin edilen değerler ile o yılın gerçek verileri karşılaştırılarak üç ürün için en uygun model belirlenmeye çalışılmıştır.
Savunma sanayinde faaliyet gösteren bir elektronik firması için ERP yazılımının çok ölçütlü karar verme yöntemi ile seçilmesi
Günümüzde önemli bir yeri olan ERP yazılımları, son yıllarda yazılım teknolojileri alanında gerçekleşen gelişmeler ve yazılımların sağladıkları faydalardaki artış ile beraber şirketler için stratejik bir yatırım konusu haline gelmiştir. Şirket ihtiyaçlarına en uygun ERP yazılımının seçimi, dünyada pek çok ERP yazılımı tedarikçisi bulunduğundan ve bu süreçte değerlendirilmesi gereken pek çok kriter olduğundan, şirketler açısından zordur. Bu karar problemi, Çok Ölçütlü Karar Verme (MCDM) yöntemleri kullanılarak çözümlenebilir. Bu çalışmada, Çok Ölçütlü Karar Verme yöntemi olarak Bulanık TOPSIS yöntemi seçilmiştir. Soru formları oluşturularak savunma sanayinde faaliyet gösteren farklı firmalardan ve çalışmanın yapıldığı firma içi karar vericilerden veriler toplanmıştır. Belirsizlik ve öznellikten arınmak amacıyla, üçgen bulanık sayılar ile ifade edilen dilsel terimler kullanılmıştır. Toplanan veriler ışığında, ERP seçim kriterlerinin önem seviyeleri ve çalışmanın yapıldığı firma tarafından seçilmiş alternatif yazılımların kriterler açısından seviyeleri belirlenmiştir. Daha sonra elde edilen bu veriler kullanılarak, firmanın ihtiyaçlarını karşılayacak en uygun ERP yazılımının seçilmesi hedeflenmiştir.
Hibrit otomobillerin seçimine yönelik bir modelin geliştirilmesi
Sürekli artan dünya nüfusu, şehirleşme ve sanayileşmenin çok büyük etkisiyle enerji ihtiyacımız her geçen gün artmakta fakat buna paralel olarak aynı kolaylıkta bu ihtiyaç karşılanamamaktadır. Talep edilen enerjinin arzı için ülkeler farklı kaynak araştırmaları yapıp bunlara başvurmaktadır. Bu nedenle teknoloji de süratle gelişmektedir. Teknolojinin gelişmesiyle araç yoğunluğu artmakta buna bağlı olarak karbon gibi zararlı gazlar atmosfere salınmaktadır. Kıtlaşan enerji kaynaklarından dolayı petrol fiyatları artmakta, enerji pahalılaşmakta, kullanılan zararlı maddelerle doğaya zarar verilmekte ve küresel ısınmaya neden olunmaktadır. Ülkelerin bu durumlara karşı önlem almak amacıyla yaptığı çalışmalar bu zararlı etkenleri azaltmaya yöneliktir. Bu kapsamda bazı hukuksal düzenlemeler getiriyor ve buna yönelik araç üretimlerine izin veriyor hatta bu araçlara vergi indirimi sağlıyorlar. Bu doğrultuda hibrit otomobillerin seçimine yönelik çok ölçütlü karar verme yöntemiyle bir modelin geliştirilmesine yönelik bir tez çalışması sunulmaktadır. Bu çalışmayla en uygun şartlarda en verimli aracı seçmek hedeflenmiştir. Bu çalışmada geleneksel TOPSIS modeli ve çalışma penceresi yaklaşımı uygulanmaktadır. Çalışmanın sonucunda klasik TOPSIS yöntemi yerine, ÇP'nin kullanımı daha doğru sıralama sonuçları verebilmektedir.
Bulanık kalite fonksiyon göçerimi'nin hizmet sektörüne uyarlanması
Son yıllarda hizmet sektörünün hızla gelişmesiyle birlikte firmalar ayakta kalmak ve rekabet etmek için çaba göstermektedir. Bu ayakta kalmanın en başarılı ve en iyi yolu müşterilerin ihtiyaç ve beklentilerini en iyi şekilde öğrenmekten geçmektedir. Bu çalışmada hizmet sektöründe müşterinin sesini dinlemenin ne derece etkili olduğu bulanık Kalite Fonksiyon Göçerimi yöntemi kullanılarak gösterilmektedir. Bu çalışmanın ilk bölümünde hizmet kavramının tanımı, hizmetin özellikleri, müşteri memnuniyeti, algılanan ve beklenen hizmet kalitesi bahsedilmiştir. Müşteri memnuniyetinin bir işletme için ne derece önemli olduğundan ve odak noktasında tutulması gereklilikleri aktarılmıştır. Müşterilerin algıladıkları ve bekledikleri hizmet kalitesinin öneminden bahsedilmiştir. İkinci bölümde Kalite Fonksiyon Göçerimi'nin tanımı, tarihçesi, amaçları, faydaları, zararları gibi genel bilgilerinin yanında Kalite Fonksiyon Göçerimi ve Kalite Evi hakkında bilgiler verilmiştir. Kalite Fonksiyon Göçerimi uygulanarak müşterilerin sesini dinlemeyi öğrenip, müşteri isteği doğrultusunda hareket edilip hizmet üretilmesi aktarılmıştır. Üçüncü bölümde bulanık mantığın tanımı yapılarak tarihçesinden ve uygulamanın nasıl yapılacağından bahsedilmiştir. Bulanıklık hangi durumlarda kullanmanın daha uygun ve faydalı olduğu belirtilmiştir. En son bölümde ise bulanık Kalite Fonksiyon Göçerimi çalışmaya uygulanma teknikleri anlatılmış ve bu çalışmada kullanılan formüller gösterilmiştir. Bulanık Kalite Fonksiyon Göçerimi matrisi uygulanan ankete göre çizilmiş hesaplanmış grafikleri çizilmiş ve yorumlanmıştır.
Kalder kalite çemberi ve Kaizen ödül değerlendirme sürecinin iyileştirilmesi: Çok ölçütlü karar verme uygulaması
ÖZ KALDER KALİTE ÇEMBERİ VE KAİZEN ÖDÜL DEĞERLENDİRME SÜRECİNİN İYİLEŞTİRİLMESİ: ÇOK ÖLÇÜTLÜ KARAR VERME UYGULAMASI Neslişah ALBAYRAK Başkent Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Kalite Mühendisliği Anabilim Dalı Bu çalışmada Türkiye Kalite Derneği (KalDer) Ankara Şubesi'nin 2008 yılından bu yana firmalarda sürekli iyileştirme faaliyetlerini ve ekip çalışmalarını desteklemek adına uyguladığı Kalite Çemberleri ve Kaizen Ödül Süreci incelenmiştir. Değerlendirici kararlarının ödül puanlaması üzerinde ve sıralamada hangi etkilere sahip olduğu araştırılmıştır. Değerlendirmelerin, değerlendiriciler arası farkları azaltacak şekilde matematiksel metodlarla desteklenmesi için çok ölçütlü karar verme (ÇÖKV) teknikleri uygulanmıştır. Çalışmada 2018 yılında ödüle başvuran 13 Kobetsu Kaizen ekibi ve 2017 yılında ödüle başvuran 7 Kobetsu Kaizen ekibinin verilerinden yararlanılmıştır. Kriter ağırlıklarının belirlenmesinde AHP metodu kullanılmıştır. Ödül sıralamasında ise AHP-GRA ve AHP-TOPSIS bütünleşik olarak kullanılarak sonucunda duyarlılık analizleri de uygulanmıştır. Geometrik ortalama kullanılarak yapılan sıralamalarda değerlendiricilerin puanlamalarının, sıralamaları değiştirdiği gözlemlenmiştir. Değerlendiricilerin yüzyüze gerçekleştirdiği uzlaşım toplantısında uygulanan yöntemin matematiksel metoda göre yapıldığında farklı sonuçlar vereceği ve dolaylı olarak ödül sıralamasını etkileyeceği söylenebilir. Duyarlılık analizi sonucunda ise GRA ve TOPSIS yöntemleri kriter üstünlükleri ile değil de uzaklık bazlı çalıştıklarından sıralamalarda değişiklikler meydana gelmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Kalite Çemberi ve Kaizen, ödül süreci, çok ölçütlü karar verme teknikleri, AHP, GRA, TOPSIS. Danışman: Dr. Barış KEÇECİ, Başkent Üniversitesi, Endüstri Mühendisliği Bölümü