Çağ University
Discipline

Business Administration

Çağ University

8,034

Archived Theses

33

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel bağlılık ile iş doyumu arasındaki ilişki: Elazığ il özel idaresi örneği

Modern dönemin getirdiği ve köyden kente göçün etkisiyle gelişen şehirleşmeyle beraber günümüzde yerel yönetimlerin etkinliği ve değişimi artmıştır. Halka en yakın birimlerden olan ve seçimle iş başına gelen yerel yönetimler, klasik kuralcılığın hâkim olduğu yönetim anlayışından uzaklaşarak, hizmetin yerinden yürütüldüğü, kuralların insana hizmet odaklı oluşturulduğu bir yönetim anlayışına dönüşmüştür. Bu yaşanan süreç neticesinde vatandaşa hizmetin merkeze alındığı, iletişimin daha etkili olduğu, katılımcı bir yönetim anlayışı ortaya çıkmıştır. Hızla değişen teknolojiye ayak uydurabilmek, toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilmek, hizmetlerin daha etkin ve kaliteli olabilmesi için kurumsal örgütlerin çalışan kaynağı önem kazanmıştır. Çalışanların örgüt içi ihtiyaçları, kariyer planları, eğitim seviyeleri, yaşları, fikirleri ve algı şekillerinde değişimlere meydana gelmiştir. Günümüzde çalışanlar ekonomik ihtiyaçlarını karşılamak, örgüt içinde yaratıcılıklarını geliştirmek, işlerin yapılmasında inisiyatif almak isterler. Kurumlarda çalışanlarının gönülden kuruma bağlanmalarını ve aidiyet hissetmelerini beklerler. Örgütsel bağlılığı yüksek olan ve iş doyumu gerçekleşen çalışanların sorumluluk ve kuruma aidiyetlik bilinci gelişerek kuruma daha verimli hizmetler sundukları görülmüştür. Hizmet sunmak için insanları örgütlemek kolay gibi görünse de çalıştığı kuruma ve içinde bulunduğu ekibe ne kadar yararlı olduğu iş doyumu seviyesi ile belirlenir. Bu çalışmanın temel amacı, yerel yönetim birimi olan Elazığ İl Özel İdaresi kurumu personelinin örgütsel bağlılık ve iş doyumu seviyeleri arasındaki ilişkinin düzeyinin incelenmesidir. Çalışmanın birinci bölümünde il özel idareleri kavramsal çerçevede incelenmiş Yapılan literatür çalışması ile temel esaslar ve kavramlar açıklanmıştır. İkinci bölümde örgütsel bağlılık kavramının kuramsal çerçevesi oluşturulmaya çalışılmış, üçüncü bölümde ise iş doyumu ile ilgili açıklamalar yapılarak bu araştırmanın kapsamı ile ilgili kuramsal çatı oluşturmaya çalışılmıştır. Çalışmanın dördüncü ve son bölümü ise Elazığ İl Özel İdaresi personelinin örgütsel bağlılık, iş doyumu düzeyleri ve aralarındaki ilişkinin boyutunu ölçmek için alan araştırması yapılmıştır

BağlılıkElazığKamu personeli+3
Engin Saylan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üretici işletmelerde iç kontrol ve iç denetim sistemlerinin değerlendirilmesi: Diyarbakır ili örneği

Üretim yapan işletmeler için iç denetim gittikçe önemli bir unsur olmaya başlamıştır. İç denetim unsuru gelişen teknoloji ve fırsatlar doğrultusunda geliştirilmeye çalışılan bir fonksiyon olmaktadır. Denetim kapsamının gelişmesi ve iç denetimin bu gelişme içerisinde vazgeçilmez bir unsur olarak yer edinmesi çalışması kaçınılmaz bir süreçtir. Üretici İşletmelerde İç Kontrol Ve İç Denetim Sistemlerinin Değerlendirilmesi: Diyarbakır İl Örneği adlı çalışma 4 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, iç denetim ve iç kontrol sistemlerinin temel bileşenlerine teorik olarak değinilmiştir. İkinci bölümde işletmelerde iç denetim sistemi ile ilgili kavramlara yer verilmiştir. Son iki bölümde ise üretim yapan işletmelerde anket çalışması yapılmış ve veriler sunulmuştur. Yapılan anket çalışmasında işletmelerin iç denetim ve iç kontrol faaliyetlerine sahip olup olmadıkları ve bu faaliyetin nasıl gerçekleştiği çalışılmıştır. İşletme yöneticilerinin iç denetim ve iç kontrol hakkındaki algıları ve bu algıların nelere göre farklılık gösterdiği ya da göstermediği araştırılmıştır. Ayrıca iç denetim faaliyetlerinin, yöneticiler ve çalışanlar arasında nasıl bir gelişme gösterdiği, iyileştirmelerin nasıl yapılacağı gibi durumlar incelenmiştir. Bu çalışmanın temel amacı, işletmelerdeki iç kontrol ve iç denetimin işletmeler açısından önemini ve gerekliliğini ortaya koymak ayrıca bu doğrultuda yapılan iyileştirmelerle işletmelerin performansının artacağını ortaya çıkarmaktadır. Diyarbakır İlinin Organize Sanayi Bölgesinde üretim yapan işletmelerde, işletme yöneticileri ve çalışanları arasında iç denetim ve iç kontrol sürecinin farkındalığını değerlendirmektir. Çalışmanın daha öncede belirtildiği gibi özgün yönü oldukça güçlü olup çalışmanın sonunda literatürdeki eksikliğin giderilmesinde büyük katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırma örneklemi olarak Diyarbakır ilinde üretim faaliyeti gösteren 280 işletme olarak belirlenmiştir. İşletmenin sadece yöneticileri ile çalışma yapılacaktır. Araştırmanın örneklemi; Basit Tesadüfî Örnekleme yöntemi kullanılarak hesaplanmıştır. Diyarbakır İlindeki Organize Sanayi Bölgesinde üretim faaliyeti yapan 280 işletme göz önüne alınarak %5 güven aralığında anket yapılacak işletme sayısı 165 olarak belirlenmiştir. Araştırmada yapılacak anket sayısı Basit Tesadüfî Örnekleme yöntemi kullanılarak hesaplanacaktır. Araştırmada toplanan veriler SPSS paket programında analiz edilecektir. Verilerin test edilmesinde tanımlayıcı istatistikler ile değişkenler arasındaki ilişkiyi veya farklılığı test eden istatistik yöntemleri kullanılacaktır. Ayrıca kullanılan ölçeğin güvenirliliği, güvenilirlik analizi ile (Cronbach Alpha) gerçekleştirilecektir. Araştırmada toplanan veriler SPSS paket programında analiz edilecektir. Verilerin test edilmesinde tanımlayıcı istatistikler ile değişkenler arasındaki ilişkiyi veya farklılığı test eden istatistik yöntemleri kullanılacaktır.

DenetimDenetim sistemleriDiyarbakır+4
Delal Aydın
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya reklamlarının tüketici davranışı ve satın alma niyeti üzerine etkisi – Elazığ ili örneği

İnternetin hayatımıza girmesiyle birlikte sosyal medya önemini gün geçtikçe daha da hissettirmeye başlamıştır. Yapılan araştırmalar insanların, sosyal medyada gün geçtikçe daha fazla vakit harcadıklarını, gerçek yaşam ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştıklarını ve yeni bir hayat kurarak yaşadıklarını göstermektedir. Sosyal medya araçlarında bulunan içerikler tüketici davranışlarını ve satın alma niyetlerini şekillendirmektedir. Tüketiciler, sosyal medyadaki kullanıcı ve işletmeler tarafından oluşturulan içeriklerden satın alma konusunda etkilenmektedir. Böylece, sosyal medyada bir ürün veya hizmetin ne kadar ve nasıl konumlandırıldığı işletmeler açısından önem arz etmektedir. Bu araştırmanın temel amacı, sosyal medya reklamlarının tüketici davranışı ve satın alma niyeti üzerinde nasıl etki ettiğinin araştırılması ve ortaya koyulmasıdır. Bu amaç doğrultusunda Elazığ ilinde bulunan 798 katılımcıya bir anket uygulanmıştır. Çalışma sonucunda sosyal medya reklamlarından etkilenmeyen 332 katılımcı anketi elenmiş ve sonuç olarak analiz için uygun olan 466 adet anket elde edilmiştir. Katılımcılardan elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda sosyal medya reklamlarının tüketici davranışı ve satın alma niyeti üzerinde etkili olduğu görülmüştür.

ElazığReklamlarSatınalma niyeti+3
Aybike Harmanşa Demir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin alt marka tercihleriyle algılanan risk arasındaki ilişkinin incelenmesi

Pazarlamanın odak noktasının müşteri kazanmaktan çok müşterileri tatmin etmek ve dolayısıyla onlarla uzun süreli ve iyi ilişkiler kurmaya dönüştüğü günümüzde; marka geliştirme stratejilerinden marka genişletmelerine sıklıkla başvurulmaktadır.Marka genişletme stratejisinin başarı ve etkinliğini arttırabilmek adına, marka genişletme stratejisinde alt marka tercihi ve algılanan risk ilişkisinin anlaşılabilmesi için, Ankara ilinde eğitim-öğretim hizmeti veren 5 devlet üniversitesi ve 8 vakıf üniversitesinde öğrenim görmekte olan 752 üniversite öğrencisinin katılımıyla cep telefonu markalarıyla ilgili anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında geliştirilen araştırma hipotezlerini test etmek amacıyla Wilcoxon testi, Spearman Korelasyon testi, Kruskal-Wallis H testi, Mann-Whitney U testi kullanılmıştır.Bu çalışma kapsamında üniversite öğrencilerinin cep telefonu markalarına ilişkin, ana markadan algıladıkları riskler ile söz konusu cep telefonu markasının yapacağı farklı alt marka genişlemelerinden algıladıkları riskler karşılaştırılmış ve aralarında anlamlı bir ilişki bulunmuştur.Çalışmanın sonucunda, pazarlama yöneticilerine, marka genişletme stratejilerini yönetirken ana marka ile ilgi düzeyi düşük alt markalar geliştirirken tüketicilerin algılayacakları riski göz önünde bulundurmaları konusunda öneride bulunulmuştur.

Genişleme stratejileriKruskal-Wallis testiMarka+5
Züleyha Gökçe
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Pazarlamada bilinçaltı mesajların kullanımı: Uygulama örneklerinin incelenmesi

Subliminal mesaj; "Bilinçaltı mesaj (ileti) ve Subliminal reklam" olarak da açıklanır. Reklamcılıkta teknik bir yöntem olarak kullanılan subliminal ileti herhangi bir objenin içine gömülü olan bir işaret ya da görsel mesaj normal insan beyin algısı limitlerinin altında kalan ve o anda fark edilmemek üzere tasarlanmış gizli mesajlardır. Subliminal mesajlar reklamlarda sıkça kullanılır fakat insanlar bunu fark etmez ve bu şekildeki reklamların bazılarına becerikli teknik açıyla bakılması bile gerekebilir. Amaç, farklı yöntemlerle insanların bilinçaltını kandırmaktır. Bilinçaltı insan beyninin hatırlamadığı bir bölümdür. Bu bölüm sürekli kendini hatırlatma ve yenileme gayreti içerisindedir. Subliminal reklam çalışmalarında kodlanmış mesajlar alıcılar tarafından direkt olarak algılanmaz fakat bilinçaltı bu mesajları kayıt altına alır. Bu araştırmada; bilinçaltı reklamlarla ilgili yerli ve yabancı makalelerden, tezlerden, RTÜK resmi sitesinden, dergilerden ve kitaplardan yararlanılarak literatür çalışması yapılmış ve basılı ve görsel - işitsel reklamlar bu çerçevede incelenmiştir. Bilinçaltı reklamların yasak olmasına rağmen, reklamcıların özellikle günümüzde gelişen teknoloji sayesinde ürün artışının yaşanması, farklı birden çok markanın ortaya çıkması pazarda subliminal mesaj içeren reklamlar kullanarak uyguladığı çıkan sonuçlarda görülmüştür.

BilinçaltıBilinçaltı reklamcılıkGizli mesaj+2
Abdulhalik Gör
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Personel güçlendirme uygulamalarının çalışanların iş performansları üzerindeki etkisi: Elâzığ ili banka çalışanları üzerine bir uygulama

Tez çalışmasının amacı, personel güçlendirme uygulamalarının çalışanların iş performansları üzerindeki etkisini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda, personel güçlendirme uygulamalarını oluşturan psikolojik ve davranışsal güçlendirme boyutları beraber ele alınmış ve çalışanların iş performansları üzerindeki etkisi incelenmiştir. Tez çalışması, teori ve uygulama bölümlerinden oluşmaktadır. Teori bölümlerinde, personel güçlendirme ve iş performansı kavramları ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Uygulama bölümünde ise personel güçlendirme uygulamalarının çalışanların iş performansları üzerindeki etkisini ölçmeye yönelik, Elâzığ ili Merkez ilçesinde faaliyet gösteren özel ve kamu bankalarında görev yapan 268 banka çalışanı üzerinde bir araştırma yapılmıştır. Araştırma sonucunda, psikolojik ve davranışsal güçlendirme uygulamalarının çalışanların iş performansları üzerinde pozitif yönde ve çok yüksek düzeyde etkisinin olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, psikolojik ve davranışsal güçlendirme boyutlarının beraber ele alındığı personel güçlendirme uygulamalarının çalışanların iş performansları üzerindeki etkisi, alt boyutlarına oranla daha yüksek düzeyde gerçekleşmiştir. Anahtar Kelimeler: Personel Güçlendirme, Psikolojik Güçlendirme, Davranışsal Güçlendirme, İş Performansı.

Banka çalışanlarıElazığPerformans+4
Erkan Bal
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Girişimsel kişilik özellikleri ve girişimcilik niyeti arasındaki ilişki: Bir kamu üniversitesi örneği

Girişimcilik; çevremizdeki olanakları fark etme, bu olanakları projelere çevirme, bu projeleri uygulamaya koyabilme ve zenginlik üretme becerisi şeklinde tanımlanabilir. Bu süreçte başarılı girişimciler için ise birçok özellik tanımlanmaktadır. Kişide girişimcilik ruhu genetik olarak var olabileceği gibi aile, ailenin mesleği, çevre, eğitim de girişimcilik ruhunu geliştirmede önemli etkenlerdir. Öyle ki 21. yüzyıl dünyasında girişimcilik, üzerinde ağırlıkla durulan, ekonomik gelişmenin ve toplumsal refahın itici gücü olarak dikkat çeken bir konudur. Girişimcileri tanıma, onları diğer insanlardan ayıran özelliklerin ne olduğunu saptayabilme adına yazında birçok araştırma yapılmıştır ve hala da yapılmaktadır. Bu doğrultuda, bu çalışma ile üniversitede öğrenim gören son sınıf öğrencilerinin girişimci kişilik özelliklerinin girişimcilik niyeti üzerindeki etkisinin ampirik olarak test edilmesi amaçlanmıştır. Bu amacın yanı sıra demografik değişkenler ile girişimcilik niyeti arasındaki farklılıklar incelenmesi de alt amaç olarak belirlenmiştir. Elazığ il merkezinde bulunan Fırat Üniversitesi'nde öğrenim gören son sınıf öğrencileri araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Fırat Üniversitesi'nde Ocak 2019 itibariyle toplam 3643 öğrenci öğrenim görmektedir. Hedef ana kütleye ulaşmanın içerdiği zorluklar nedeniyle; hedef daraltılmış ve random yöntemine göre ana kütle tanımlama yoluna gidilmiştir. Ulaşılabilir ana kütleyi yaklaşık 506 öğrencinin temsil edeceği düşünülmektedir. Çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış ve veriler yüz yüze anket tekniği ile elde edilmiştir. Çalışmada kullanılan başlıca analizler; betimleyici III istatistikler, güvenilirlik analizleri, t testi, tek yönlü varyans (anova) analizi ve regresyon analizleri şeklindedir. Araştırma sonucunda girişimci kişilik özelliklerinin vasat (X̅=3,22; ss=0,47) ve girişimcilik niyetlerinin ise yüksek (X̅=3,44; ss=1,06) kabul edilebileceği kanısına varılmıştır. Öğrencilerin girişimci kişilik özelliklerinin girişimcilik niyetleri üzerindeki etkisinin anlamlı ve pozitif yönde olduğu saptanmıştır. Girişimci kişilik özellikleri girişimcilik niyetleri üzerinde % 19 oranında etkili olabilmektedir (r=0,438; R2=0,192; p<0,000). Bunun yanı sıra "fakülte, ailede bir girişimci olup olması durumu ve girişimcilik dersi alıp almama" gibi demografik değişkenlerin girişimcilik niyeti arasında anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır.

Devlet okullarıGirişimcilerGirişimcilik+3
İmren Çakmak
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal yenilik ve yenilikçilik kültürünün yaygınlaştırılması araştırması: Elazığ ili örneği

Günümüzde sosyal yeniliğe verilen önemin gün geçtikçe artmasıyla birlikte sosyal yenilikçilik ve yenilikçilik kültürünün kamu çalışanları üzerindeki farkındalık düzeyinin belirlenmesi ve yaygınlaştırılması, yapılan çalışmayla birlikte kamu çalışanlarının sahip oldukları farkındalık düzeyinin iş hayatlarında kendilerine yenilikçilik açısından neler kattığı, sosyal beceri ve yenilik yetenekleri hakkında kendilerini ne kadar başarılı gördüklerini belirlemek açısından önem taşımaktadır. Elazığ'da bulunan kamu çalışanlarının sosyal yenilikçiliğe katılma durumlarını ve sosyal yenilikçiliğe ve yenilikçilik kültürüne ilişkin bakış açılarını ortaya koymak, ayrıca kamu çalışanlarının sosyal yenilik uygulamalarında karşılaştıkları sorunların belirlenmesi ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi söz konusu yeniliklerden faydalanması anlamında çok önemlidir. Bu araştırmanın amacı, sosyal yenilikçilik ve yenilikçilik kültürü hakkındaki farkındalık durumları, yeniliğin yaygınlaştırılması için yapılması gerekenler ve karşılaşılan sorunların belirlenmesiyle sorunun çözümüne ulaşmayı amaçlamaktır.

ElazığKültürSosyal fayda+5
Celal Siracoğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Akademik personelin finansal okuryazarlık ve finansal davranış analizi: Fırat Üniversitesi örneği

Bireylerin, finansal fırsatları etkin ve verimli bir şekilde değerlendirebilmeleri için bilgi ve farkındalık seviyelerinin yüksek olması gerekmektedir. Bu da bireylerin finansal okuryazarlık ve davranışsal finans kavramlarına ilişkin farkındalıklarının arttırılması sonucu mümkün olacaktır. Bu çalışma, Fırat Üniversitesi akademik personelinin finansal okuryazarlık düzeylerinin ölçülmesi ve davranışlarının analizi amacıyla yapılmıştır. 322 kişiden oluşan örnekleme uygulanan korelasyon analizi sonucuna göre, finansal okuryazarlık ile davranışsal finans eğilimleri arasında pozitif yönlü orta düzeyde ilişki bulunduğu tespit edilmiştir. Regresyon analizi sonucuna göre ise akademisyenlerin finansal okuryazarlık düzeylerinin davranışsal finans eğilim düzeylerini etkilediği görülmektedir. Çalışma sonucunda, akademisyenlerin finansal okuryazarlık düzeyi orta seviyede olmasına rağmen bu durumun davranışsal eğilimleri engelleyemediği görülmüştür. Bu sebeple, davranışsal finans konusundaki farkındalıklarının arttırılması amacıyla eğitimler düzenlenmelidir.

Akademik personelDavranışsal finansFinansal davranış+2
Aytul Bağlıoğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yapay sinir ağları ve bekleme süresinin tahmininde kullanılması

Son yıllarda, yapay sinir ağları pek çok alanda uygulanan ve üzerinde en çok araştırma yapılan yöntemlerden birisidir. Yapay Sinir Ağ teknikleri karmaşık ve doğrusal olmayan modellerde etkilidir. YSA araştırmaları; sınıflandırma, optimizasyon, tahmin, şekil tanıma, modelleme ve öğrenme gibi birçok alanda kullanılmaktadır.Bu çalışmada yapay sinir ağlarının genel yapısı ve çalışma mimarisi tanıtılmıştır. Uygulama kısmında yapay sinir ağları ile hastaların bekleme süresinin tahmini yapılmıştır. Çeşitli istatiksel normalizasyon teknikleri öğrenme yöntemleri ile birlikte kullanılmıştır. Sonuçlar gösterdi ki bekleme süresinin tahmin performansı, yapay sinir ağlarında kullanılan normalizasyon yöntemlerine bağımlıdır. Sonuç olarak; yapay sinir ağlarının öğrenme ve normalizasyon teknikleri ile geleceği tahmin etmede başarıyla kullanılabileceği ortaya konulmuştur.

Bekleme süresiPerformansTahmin+4
Muhammet Deveci
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası finansal krizlerin ulusal finansal piyasalara olan etkilerinin analizi

Yenidünya düzeninde ekonomik ve finansal entegrasyonların şekillendirdiği piyasa yapısında, coğrafi sınırlar silik bir hat oluştururken ulusal ve uluslararası piyasalar birbirleriyle daha bütünleşik bir görünüm arz eder. Piyasalar arasında hassas bir duyarlılığın varlığını açıklayan bu yapı, özellikle az gelişmiş ülkeler için ekonomik ve finansal gelişme adına yeni fırsatlar yaratırken; sahip olduğu hassas duyarlılık sebebiyle, olumsuz piyasa koşullarının varlığı halinde önemli bir tehdit oluşturur. Öngörülmeyen bazı olumsuzlukların sonucu olarak ani ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan finansal krizler, bu tehditlerin en önemlilerini oluşturur.Bu çalışmada, uluslararası finansal krizlerin ulusal finansal piyasalara olan etkileri; finansal entegrasyon, küreselleşme, nedensellik esaslarında, coğrafi yakınlık ve gelişmişlik perspektiflerinde analiz ederek, farklı kombinasyonlarda kriz modelleri belirleyip, gelecek projeksiyonları oluşturma amaçlanmıştır. Bu bağlamda 1990-2010 arası 20 yıllık dönemde meydana gelen 6 finansal kriz, 14 ülke perspektifinde, coğrafi yakınlık ve gelişmişlik kriterlerine dayalı olarak irdelemiştir. Gerçekleşmiş krizleri tanımlayan modellerin oluşturulduğu, piyasalar arası mevcut eşbütünleşme durumunun belirlendiği, piyasalar arası ilişkilerde nedensellik ilişkilerinin irdelendiği çalışmada, ileride meydana gelebilecek bir şokun ulusal piyasalarda nasıl bir tepki bulacağına ilişkin bilimsel öngörülere yer verilmiştir. Uluslararası literatürde bu tür ilişkilerin belirlenmesine esas teşkil edecek yöntemlerden, regresyon ve korelasyon analizinden Granger Nedensellik Testine, Eşbütünleşme Analizinden VAR analizine, varyans ayrıştırmasından Etki -Tepki analizine kadar birçok ekonometrik modelden istifade edilmiştir.Anahtar Sözcükler: Finansal Kriz, Vektör Otoregresif Model (VAR), Eşbütünleşme, Etki-Tepki Analizi, Granger Nedensellik Testi

EtkileşimEşbütünleşmeFinansal etki+6
Oğuzhan Ece
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu kuruluşlarında stratejik planlama bağlamında katılımcılık ve merkezi idarelerde katılımcılık üzerine bir araştırma

1980'lerden sonra dünyada gündeme gelen yeni kamu yönetimi anlayışı ile birlikte birçok ülke kamu yönetimlerinde reform çalışmalarına başlamış ve bu çerçevede bir takım yasal düzenlemeler yapmıştır. Bu düzenlemelerden bir tanesini stratejik planlama oluşturmaktadır.Türkiye'de de planlı hizmet sunumu, politika oluşturma, belirlenen politikalara uygun olarak yararlanıcı talepleri doğrultusunda katılımcı yöntemlerle amaç ve hedefler belirleme, uygulamayı etkili bir şekilde izleme ve değerlendirmeleri ile hesap verebilirliği sağlamaya yönelik olarak stratejik planlama Türk kamu yönetiminde temel bir araç olarak benimsenmiştir.Bu kapsamda çalışmanın amacı; kamu kuruluşlarında stratejik planlama bağlamında uygulanan katılımcılığı değerlendirerek kuruluşlara geri bildirim sağlanması ve bir sonraki dönem için hazırlanacak stratejik planlama sürecinde katılımcılığın kalitesinin artırılmasına yönelik önerilerde bulunarak yardımcı olmaktır.Çalışmada literatür taraması, stratejik planlama ve katılımcılık kavramlarının incelenmesi ve merkezi kamu kuruluşlarının stratejik plan bağlamındaki katılımcılık yaklaşımlarının araştırılması yöntem olarak belirlenmiştir. Katılımcılığın araştırılması kapsamında altı kamu idaresinde mülakat ve 70 kamu idaresinde de anket çalışmalı gerçekleştirilmiştir.Yapılan araştırmada stratejik planlama bağlamında gerçekleştirilen katılım pratiklerinin amacının çok genel olarak belirlendiği, katılım sürecine kamu çalışanlarının kuşkulu yaklaştığı, üst yönetimin sürece sahipliğininyeterli düzeyde olmadığı görülmüştür.Bu çerçevede kamu kuruluşlarında stratejik planlama sürecinde katılımcılığın etkinliğinin artırılması için kuruluş çalışanlarına katılımcılığın yararlarının açık bir şekilde anlatılması, üst yönetimle birlikte tüm çalışanların katılım sürecini sahiplenmesi, katılımcılık konusunda kamu kuruluşlarının kapasitesinin artırılması ve kuruluşlar arasında ağlar oluşturulması, katılım süreci hakkında paydaşların doğru bir şekilde bilgilendirilerek sürecin şeffaflığının sağlanması ve katılım sürecine doğru kişilerin katılımının sağlanması önem arz etmektedir.

Halk katılımıKamu kuruluşlarıKamu yönetimi+4
Muhammet Fatih Yıldırım
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık hizmetleri eğitimi veren kurumlarda okul kültürü: GATA Sağlık Astsubay Meslek Yüksekokulu örneği

Bu araştırmanın amacı, Ankara İli Keçiören İlçesi Etlik Semtinde bulunan GATA Sağlık Astsubay Meslek Yüksekokulu (SAMYO) öğrencilerinin ve yeni mezun stajyerlerin okul kültürüne ilişkin algılarını belirlemek olup, bu çalışma metodolojik (yöntemsel) bir araştırmadır.Araştırmanın evrenini 2. sınıfta öğrenim gören 126 öğrenci ve Samsun Sahra Sıhhiye Okulu'nda eğitim gören 97 stajyer astsubay, toplam 223 kişi oluşturmaktadır. Evrenin tamamına ulaşılmaya çalışılmış olup, 122 öğrenci ve 80 stajyer olmak üzere 202 kişiye ulaşılmıştır. Anket yüz yüze görüşme yöntemi ile uygulanmıştır. Ölçeğe katılım oranı %95'dir.Veri kaynağı olarak Erdem ve İşbaşı tarafından geliştirilen 2001 yılında Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF)'nde, daha sonra Özer ve arkadaşları tarafından 2004 yılında Gülhane Askeri Tıp Fakültesi'nde, Yılmaz ve Oğuz tarafından 2005 yılında Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi'nde, Köksal tarafından 2007 yılında Balıkesir Üniversitesi'nde, Durmuş tarafından ise 2010 yılında Güvercinlik Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi'nde uygulanan ölçek kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, ?GATA Sağlık Astsubay Meslek Yüksekokulu (SAMYO) Okul Kültürü? anketinden faydalanılmıştır. Araştırmada iki hipotez test edilmeye çalışılmıştır. Veriler bilgisayara SPSS 15.0 istatistik paket programı aracılığı ile yüklenmiş ve verilerin çözümlenmesinde, aritmetik ortalama, standart sapma, frekans analizi, faktör analizi, bağımsız gruplarda t testi ve korelasyon analizi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık değeri p<0.05 olarak kabul edilmiştir.Öğrenci ve stajyerler arasında ölçek sorularına verilen önermeler değerlendirildiğinde önermelerin 20'sinde gruplar arasında istatistiksel anlamlı farklılık bulunmuştur. Fark bulunan tüm önermelerde öğrencilerin verdiği yanıtlar stajyerlere göre daha olumlu bulunmuştur.Okul kültüründe ele alınan boyutlardan örgütsel yapı/etkinlik boyutunun iletişim/ilişki, sembol ve güç mesafesi boyutlarıyla; iletişim/ilişki boyutunun örgütsel yapı/etkinlik ve sembol boyutlarıyla; sembol boyutunun örgütsel yapı/etkinlik ve iletişim boyutlarıyla zayıf-orta güçte ilişkisi olduğu bulunmuştur. Güç mesafesi boyutunun ise yalnızca örgütsel yapı/etkinlik boyutuyla ilişkisi vardır.Anahtar Sözcükler1.Kültür2.Örgüt Kültürü3.Okul Kültürü4.Sağlık Hizmetleri5.Sağlık Astsubayı

EğitimGülhane Askeri Tıp AkademisiKültür+3
Yasin Uzuntarla
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgüt kültürünün örgütsel sinizm tutumları üzerine etkisi ve bir uygulama

Bu çalışmada çalışanların örgüt kültürü algıları ile örgütsel sinizm tutumları arasındaki ilişki belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, değişik sektörlerde çalışanlar 450 kişi oluşturmakta olup; veri toplama aracı tüm bu sektörde çalışanlara iletilmiş, ancak 372 çalışana ulaşılabilmiştir. Araştırmada üç bölümden oluşan bir veri toplama aracı kullanılmıştır. Birinci bölümde katılımcılara ait kişisel bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde örgüt kültürü ölçeği?, üçüncü bölümde ise Brandes, Dharwadkar ve Dean (1999:2) tarafından geliştirilmiş olan ?Örgütsel Sinizm Ölçeği? kullanılmıştır. ?Örgüt kültürünün Cronbach?s Alpha katsayısı r = 0,834, ?Örgütsel Sinizm Ölçeği?nin ise r = 0,913 bulunmuştur. Verilerin analizinde yüzde, frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, Pearson korelasyon katsayısı, çoklu doğrusal regresyon analizi, yapısal eşitlik modellemesi, parametrik testlerden bağımsız örneklemler için t-testi, bağımlı örneklemler için t-testi, bağımsız örneklemler için tek yönlü varyans analizi ile parametrik testlerin sayıltılarının karşılanamaması durumunda non-parametrik testlerden Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, örgüt kültürü ile örgütsel sinizm arasında ilişki bulunmuştur. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, çalışanların örgüt kültürü ölçeği toplam puanları ile örgütsel sinizm ölçeği toplam puanları arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Yani güçlü örgüt kültürüne sahip örgütlerde çalışanların örgütlerine karşı olumsuz tutumları azalmaktadır. Örgüt kültürünün önemi olumsuz tutumu azaltıcı bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır.

KültürSinizmÖrgüt kültürü+1
Murat Görmen
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Bir turistik çekim merkezi olarak ekoköyler ve ekoköylere tüketici yaklaşımlarını belirlemeye yönelik bir araştırma

Dünyada seyahat eğilimleri incelendiğinde, farklı turistik çekim merkezlerinin önem kazandığı dikkati çekmektedir. Sözkonusu bu çekim merkezleri içinde ?ekoköyler? de yer almaktadır. Ekoköyler, ekolojik, ekonomik ve sosyo-kültürel anlamda sürdürülebilir yerleşim modelleridir. Türkiye'deki uygulamalara bakıldığında, bilimsel anlamda bir ekoköy olmadığı belirlenmiştir. Ancak ekoköy hareketinin, ?ekolojik çiftlik? ler aracılığıyla yürütülmekte olduğu dikkati çekmektedir. Bu noktadan hareketle çalışmanın amacını ?ekoköy? ler oluşturmaktadır. Çalışmada öncelikle, ekoturizm ve ekoköyler incelenmiş, turistik bir çekim merkezi olarak sahip olması gereken özellikler ortaya konulmuştur. Ardından ekoköylere yönelik tüketici yaklaşımlarının belirlenmesine yönelik bir alan araştırması yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Türkiye' de Ege bölgesinde faaliyet gösteren ve Küresel Ekoköy Ağı (GEN)'na kayıtlı on adet ekoçiftlikte konaklayan tüketiciler oluşturmaktadır. Araştırma verileri, anket yöntemiyle toplanmış olup 420 yerli ve yabancı tüketiciye anket uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; ekoköyler 35-54 yaş arasında, eğitim seviyesi yüksek ve ortalama 30.000 TL ve üzeri yıllık gelire sahip kişiler tarafından talep edilmektedir. ?Sürdürülebilir bir yaşam biçimi olması? ve ?kırsal bir alanda otantik deneyim yaşamak fikri?, tüketicilerin ekoköyleri talep etmelerinde etkili olan en önemli unsurlar olarak belirlenmiştir. Çalışmada, tüketicilerin ekoköye ulaşımı ve köyde bulunmasını istedikleri konaklama, destek hizmetler ve çekiciliklerin neler olacağı saptanarak, geliştirilecek bir ekoköye ilişkin öneriler sunulmuştur.Anahtar SözcüklerSürdürülebilir Turizm, Ekoturizm, Ekoköy, Sürdürülebilir Yaşam, Kırsal Kalkınma, Tüketici Beklentisi.

EkoköyEkolojiEkoturizm+3
Şefik Naci Adalılar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

TMS 19: Çalışanlara sağlanan faydalar standardının değerlendirilmesi ve mevcut uygulamalarla karşılaştırılması

Maliyet muhasebesinin önemli bir kalemini oluşturan personel maliyetlerinin, muhasebeleştirilmesi, tam ve gerçeğe uygun bir şekilde mali tablolara yansıtılması işletme yönetimi ve mali tablolar üzerinde yatırım kararı verecek olanlar için son derece önemlidir. TMS 19 Çalışanlara Sağlanan Faydalar Standardı 30.03.2006 tarihinden beri yürürlüktedir. Bu çalışmanın konusu olan TMS 19 Çalışanlara Sağlanan Faydalar Standardı işletmeler için çok önemli bir maliyet kalemi olan çalışan maliyetlerinin muhasebeleştirme esaslarını ortaya koymaktadır. TMS 19 Çalışanlara Sağlanan Faydaları; kısa vadeli faydalar, iş ilişkisi sonrasında sağlanan faydalar, diğer uzun vadeli faydalar ve iş ilişkisinin sona erdirilmesinden dolayı sağlanan faydalar olarak dört sınıfa ayırmıştır. Bu çalışmada TMS 19 Çalışanlara Sağlanan Faydalar standardı her yönüyle literatür tarayarak bilimsel yaklaşımla ele alınacaktır. Anahtar Kelimeler: TMS, TMS 19 Çalışanlara Sağlanan Faydalar

MuhasebeMuhasebe standartlarıStandartlar+1
Zehra Kızıl
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kırsal kalkınma uygulamaları: IPARD desteklerinin Elâzığ hayvancılık sektörüne etkisi

Türkiye'nin, Avrupa Birliği üyelik sürecinde 2006 yılında aday ülke konumuna gelmesinin ardından, Yatırım Öncesi Mali Yardım Programı çerçevesine alınmış ve bu programın Kırsal Kalkınma Bileşeni olan IPARD 2008'de kabul edilmiş, 2011'de ise uygulanmaya başlamıştır. 42 ili kapsayan programda Elâzığ ili 2. faz iller arasında olup 2013-2016 yılları arasında desteklenmiştir. Bu çalışmanın birinci bölümünde benzer çalışmalardan literatür özetlerine değinilmiş, ikinci bölümde genel olarak kırsal kalkınma kavramları ve Türkiye'nin önceki yıllardaki kırsal kalkınma faaliyetleri ile ilgili bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde IPARD Programı'nın temelini oluşturan Avrupa Birliği Ortak Tarım Politikası, Yatırım Öncesi Mali Yardımlar, IPARD Programı ve Program uygulayıcısı kurum TKDK ile ilgili kavramlar ve süreçler açıklanmıştır. Son bölümde ise uygulama alanı olan Elâzığ ili ile ilgili temel bilgiler verilerek IPARD dönemi içinde Elâzığ Hayvancılık Sektöründeki rakamsal gelişmeler anlatılmıştır. Analiz sonucunda, ildeki hayvancılık sektöründe pozitif bir ivme gözlemlenmiş olup en dikkat çeken değişim kanatlı sektöründe meydana gelmiştir. IPARD döneminde etlik tavuk kapasitesinde yaklaşık %105'lik kapasite artışı meydana gelmiştir. Bu veriden hareketle, ildeki yatırımcıların, tedarik ve pazar mekanizması bir otorite tarafından kontrol ve garanti edilen iş modellerine tepkisinin daha olumlu olduğu sonucuna varılmıştır.

ElazığHayvancılıkHayvancılık işletmeleri+3
Emrah Yıldırım
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Strategic management of universities for research and innovation efficiency; case study of Duhok Polytechnic

The research deals with the problems of strategic management in university system for mainly research & innovation efficiency. Basically there are education, research & innovation, and extension duties of universities. The main objective of this study is to identify and discuss some of the basic principles of strategy making in a modern university in the context of customer-driven research & innovation in order to stimulate further discussion on this topic. Universities should be the main elements of the innovative development of infrastructure in their countries, and contribute to the formation of human capital. The study aims to provide an in-depth analysis of internal factors, which constitute a complex learning environment for a university. It is said that in their work to develop and implement a number of strategies, education managers should distinguish between strategic objectives at the corporate level and the functional strategic objectives of the region that are related to the areas of strategic development and research of the university. The environment of university for research & innovation efficiency is constantly changing and that the promotion of the process needs to be smart guide, appropriate and very sophisticated, ambitious, purposeful and thus contribute to strengthening and capabilities. The requirements for filling the vacuum system of Duhok Polytechnic University and develop an appropriate strategy for the development of science. The data obtained from the survey are going to be analyzed by computer software to get results exploitation the links between search variables and multivariate analysis to know the way to appraise the resource desires of the university for research and innovation efficiency. The research can result in variety of conclusions explaining the matter and also the objectives of the study. The search also will give a variety of suggestions supported your search results. From our analysis purpose of reading, this study will contribute to the event of Dohuk government activities and can bring valuable advantages from the conclusion of the analysis and suggestions. Keywords: Strategy, management, research, innovation

Exploratory BehaviorResearch programmesResearch-development+5
Vadr Salım Mustafa Xagewaycı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Need assessment of human resources for research and innovation profession in social science; case study of Duhok University

The world today is evolving and advancing rapidly in all areas. Human is at the heart of these dramatic developments. Human are the manufacturer and beneficiary of this development. The developed world and the developing world have been working for decades to develop their human resources to varying degrees. The research problem here focused on education as the cornerstone of development in the present age, when practical knowledge is one of the key elements, productivity became very important within the concept of human resources development and modernization. Therefore, the research aims to present and analyse the natural development and dimensions of human development, with emphasis on the importance of education as an input to the investment of human resources and competencies in the present within modern concept of human development. The modern method of human resources development is training to give individual employees or enrich them with skills. Skills are tool that through training to develop abilities of an individual employee. The study attempts to identify need assessment of human resources which is essential for research and innovation on social sciences. The research was conducted through a questionnaire issued by the University of Duhok by selecting a number of faculties of Duhok University, which can extract the results obtained from the research and apply them to the whole university. The data obtained from the survey was analysed by computer software in order to obtain the results using the links between the research variables and the regression analysis to understand the good ways in which university resource needs can be assessed. The research was reach a number of conclusions that explain the problem and the objectives of the study. The research was also provided a number of suggestions based on search results. From research point of view, this study was contributed to the development of Duhok government operations and to achieve useful benefits from the conclusion of research and suggestions. Keywords: Assessment, Needs, Human Resources, Innovation, and Scientific Research

Exploratory BehaviorResearch cultureResearch programmes+7
Araz Sulaıman Ahmed
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Problem çözme becerisinin çalışan iyi oluş haline etkisinde iç-dış kontrol odaklılığın aracılık rolü

Bu çalışmanın amacı, akademisyenlerin problem çözme becerisinin çalışan iyi oluş haline etkisinde, iç-dış kontrol odaklılığın aracılık rolünü açıklamaktır. Bu amaçla problem çözme becerisinin çalışan iyi oluş hali alt boyutları olan psikolojik iyi oluş, öznel iyi oluş ve iş yeri iyi oluşa etkisinde hem iç hem dış kontrol odaklılığın aracılık etkisi incelenmiştir. Bu ilişkide iç-dış kontrol odaklılığın aracı rolü olacağı, iç kontrol odağının bu ilişkinin güçlenmesine katkı sağlayacağı öngörülmektedir. Literatürde çalışan iyi oluş halinin üç alt boyutunu ayrı ayrı değerlendirerek, bu boyutların problem çözme becerisi ve iç-dış kontrol odaklılık değişkenleri ile ilişkisini inceleyen çalışmaya rastlanmaması bu çalışmanın alan yazına katkısıdır. Araştırma için Ankara ilinde kamu üniversitelerinde görevli 209 akademisyene gönüllülük esas alınarak üç tür anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 26 ve AMOS 24 paket programları ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda problem çözme becerisi ile çalışan iyi oluş hali değişkenin üç alt boyutu olan psikolojik iyi oluş, öznel iyi oluş ve iş yeri iyi oluşu teker teker ilişkilendirilmiştir ve aralarındaki ilişkinin anlamlı olup olmadığına bakılmıştır. Bu ilişkiler arasında hem iç hem de dış kontrol odaklılığın aracı etki gösterip göstermediği incelenmiştir. Aracılık (Model 4) etkilerinin analizi için Hayes (2018) tarafından geliştirilen Process Makrosu kullanılmıştır. Araştırmada problem çözme becerisinin çalışan iyi oluş haline etkisinde iç-dış kontrol odaklılığın aracı rolü olduğu savunulmuştur ancak yapılan analiz sonuçlarına göre, problem çözme becerisinin çalışan iyi oluş haline etkisinde sadece iç kontrol odaklılığın aracılık etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur.

AkademisyenlerProblem çözme becerisiPsikolojik iyi oluş+3
Selen Keklik
Ankara Science University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Algılanan yönetici koçluk davranışının çalışan bağlılığı ve işte kalma niyeti üzerine etkisi: Savunma sanayii çalışanları örneği

Bu çalışmada, Savunma Sanayii şirketi çalışanları üzerinde algılanan yönetici koçluk davranışlarının çalışan bağlılığı ve işte kalma niyeti üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bu çalışma, modern iş dünyasında yöneticilerin çalışanlarla olan etkileşimlerinde koçluk davranışlarının iş verimliliği ve çalışan sadakati üzerindeki önemini vurgulamaktadır. Özellikle Savunma Sanayii gibi stratejik bir sektörde, çalışanların iş yerinde kalma isteği ve örgüte olan bağlılıkları kritik öneme sahiptir. Yöneticilerin sergiledikleri koçluk davranışları, çalışanların kariyer gelişimlerini desteklemekte, onlara rehberlik etmekte ve bu da çalışan bağlılığını artırmaktadır. Araştırma safhasında, Türkiye'de elli yılı aşkın süredir faaliyet gösteren, Ankara ilinde, 312 Savunma Sanayii şirketi çalışanı örneklem olarak kullanılmış ve bu kişiler üzerinde gönüllülük esas alınarak üç farklı anket yöntemiyle veri toplanmıştır. Toplanan verilerin analizlerinde SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 25.0 programı kullanılmıştır. Nicel verilerin karşılaştırılmasında iki bağımsız grup arasındaki fark için bağımsız örneklem t testi, ikiden fazla bağımsız grup karşılaştırılmasında ise tek yönlü varyans analizi, fark yaratan grubu tespit etmek için Bonferroni testi kullanılmıştır. Numerik değişkenler arasındaki ilişki Pearson korelasyon katsayıları ile analiz edilmiştir. Çalışmanın bulguları, yönetici koçluk davranışlarının çalışanların örgütlerine olan bağlılıklarını artırdığını ve işte kalma niyetlerini güçlendirdiğini göstermektedir. Yönetici desteği, çalışanların kendilerini değerli hissetmelerini sağlayarak, iş tatmini ve bağlılığı üzerinde olumlu etkiler yaratmaktadır. Özellikle yöneticiler tarafından sağlanan geri bildirim ve kariyer gelişim fırsatlarının, çalışanların iş yerinde daha uzun süre kalma eğilimlerini güçlendirdiği tespit edilmiştir. Özetle, algılanan yönetici koçluk davranışları, Savunma Sanayii çalışanlarının örgütlerine bağlılıklarını artırmakta ve işte kalma niyetlerini olumlu yönde etkilemektedir.

Zeliha Emirmahmutoğlu Yel
Ankara Science University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yönetici politikalarının uygulanmasında kontrolün çalışan motivasyonu üzerindeki etkileri

Bu çalışmanın amacı, yönetici politikalarının uygulanmasında kontrol mekanizmalarının çalışan motivasyonu üzerindeki etkilerini kapsamlı bir şekilde incelemeyi amaçlamaktadır. Özellikle, yönetici politikalarının nasıl uygulandığını ve bu uygulamaların kontrol süreçlerinin çalışanların motivasyonu üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini analiz etmeyi hedeflemektedir.

Nihal Turgut
Ankara Science University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessEN

Proactive marketing and its impact on improving the innovative value

Besides the serious impacts of the recession on the performance of institutes and organizations,it can seriously affect the survival of companies. However, not all of thecompanies are equally affected by the recession. In fact, some institutes can even experience better conditions in markets during recessions. Previous studies and researchesonmarketing during economic crises, specifically about proactive marketing, suggest that some institutes see the recession as an opportunity and they develop an accordingly aggressive marketing reaction, while others cut back and passively wait for the end of the recession.The term 'proactive marketing'is used to represent the strategic reactions of institutes toa recession, or more generally, to a turbulent environment.It is determined that proactive marketing is an important factor for institutes to create a strategy and accordingly react to recessions.A model is specifically established on the basis of previous knowledge in the scope of this study; consequences of proactive marketing during a recessionare analyzed and the model is carefully tested. The concept of added value, perceived as a proactive instrument in this study, will certainly contribute to the value of the institute efficiently using it; and by this way, the institute will usually move one step beyondthe other institutes functioning in the same market. At that point, it should be noted that such institutes with proactive approaches will eventually increase the level of competitionbetween organizations in the same market. On the basis of this data, it can be said that organizations functioning in these competitive markets should prioritize proactive strategies for ensuring their existence. The basic goal of this research is to investigate the effects of proactive marketing on the possibility of adding to the innovative value of private institutes; the analysis is based ona specific questionnaire issued by the administrative leadership of private institutes in Duhok Governorate for analyzingproactive marketing strategies adaptation level of these institutes. Therefore, the obtained results can be generalized and adapted by all of the private institutes. The data obtained from the study will be analyzed to obtain useful results by using the links between the research variables and the regression analysis. A number of conclusions in line with the problem of the study and its objectives are presented to the readers to understand and analyze the effects of proactive marketing on institutional values. The study, on the other hand, presents a number of suggestions on the basis of the findings obtained through the research process. According to research, proactive marketing strategies are highly important for technical institutions. Keywords:Proactive Marketing, Innovative Value, Marketing Strategies, Proactive Marketing Dimension

MarketingMarketing strategiesMarketing methods+3
Botan Tarıq M. Salıh
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tedarik zinciri kapsamında stok yönetimi ve maliyetinin işletmenin karlılığına etkisi

Tedarik zinciri yönetimi her geçen gün daha çok önem görmeye ve adından söz ettirmeye başlamıştır. Müşteri isteklerindeki farklılar ve gelişmeye devam eden teknoloji sayesinde rekabet çoğalmıştır. Rekabet kavramının hayatımıza girmesiyle birlikte tedarik zinciri kavramı birçok işletmenin de katılmasını sağlayan bir zincir olmuştur. Güncel bilgilerin takip edilebilmesi, rekabet şartlarına karşı ayakta durabilmek isteyen işletmeler, müşterini taleplerini karşılayabilmek ve bunu minimum seviyede maliyet ile devam ettirmek için farklı yollar aramaya başlamışlardır. Bu amaca ulaşmakta kullanılabilecek en gelişmiş araç stok yönetimidir. Stok yönetiminden sağlıklı bir verim almak istiyor isek işletmenin amaçlarına ve isteklerine göre düzenli bir stok bulundurulmalıdır. Tez çalışmasına giriş kısmında tedarik zinciri ve yönetimi konuları detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Tedarik sürecinin genel tanımı yapılıp, bu zamana kadar gelişimi hakkında detaylı bilgiler verilmiştir. İkinci bölümünde ise stok ve stok yönetiminin genel tanımı ele alınıp bilgiler verilmiştir. Son olarak tedarik zinciri ile olan bağlantısını değerlendirilerek konu tamamlanmıştır. Tezin uygulama kısmında ise mobilya sektöründe bulunan firmalara yöneltilecek sorular belirlenip firmaların geri dönüşlerinin analizi yapılmıştır. Gelen analizler sonucunda bir paydada buluşulması amaçlanmıştır.

Mehmet Uzunoğlu
Ankara Science University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mütevazı liderliğin görev performansı üzerindeki etkisinde işle bütünleşme ve öz yeterliliğin aracılık rolü: Milletvekili danışmanları üzerinde bir araştırma

Bu araştırmanın amacı, algılanan mütevazı liderliğin görev performansı üzerindeki etkisini ve bu etkide işle bütünleşme ve öz yeterliliğin aracılık rolünü incelemektir. Araştırma, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde görev yapan milletvekili danışmanları üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini 173 milletvekili danışmanı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Yapısal eşitlik modellemesi kullanılarak yapılan analiz sonucunda, mütevazı liderliğin görev performansını pozitif yönde ve anlamlı bir şekilde etkilediği görülmüştür. Bunun yanında, mütevazı liderliğin işle bütünleşme ve öz yeterlilik üzerinde de pozitif yönde ve anlamlı etkileri olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, işle bütünleşme ve öz yeterliliğin görev performansı üzerinde pozitif yönde ve anlamlı etkileri olduğu bulunmuştur. Aracılık analizleri sonucunda, işle bütünleşme ve öz yeterliliğin mütevazı liderlik ile görev performansı arasındaki ilişkide tam aracılık rolü oynadığı belirlenmiştir. Bu bulgular, algılanan mütevazı liderliğin çalışanların görev performansını artırmada önemli bir rol oynadığını ve bu etkinin işle bütünleşme ve öz yeterlilik aracılığıyla gerçekleştiğini göstermektedir. Araştırma sonuçları, örgütlerde mütevazı liderlik uygulamalarının teşvik edilmesinin, çalışanların işle bütünleşme düzeylerini ve öz yeterlilik algılarını artırarak görev performanslarını yükseltebileceğini ortaya koymaktadır.

Görev performansıÖz yeterlilikİş performansı+1
Ayşe Beste Bilgin
Ankara Science University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessEN

The role of intellectual capital in achieving financial performance: A study of Bekhal and Eskan banks in Erbil city

The primary purpose of this study is to examine the role of intellectual capital towards achieving the financial performance of Bekhal and Eskan banks in Erbil city. In this regard, have tested the relationship between intellectual capital and financial performance through obtaining perceptions from a survey sample of the bank managers. Accordingly, the researcher applied the effect of the VAIC model in this correlation to aid in achieving the financial performance of the banks. The results also found efficiencies of intellectual capital have a significant relationship with the financial performance indicators in terms of Return on Assets (ROA), Return on Equity (ROE), Return on Investment (ROI), and Operating Profit Margin (OPM). Furthermore, showed a positive correlation between the three dimensions of intellectual capital (human capital, structural capital, and relational capital) and the bank's financial performance. Relational capital achieved the highest positive correlation with the bank's financial performance. On the other hand, human capital has the weakest positive correlation with bank's financial performance. The results confirmed that intellectual capital impacted on the financial performance of banks. Farther, relational capital achieved the highest statistically impact on the financial performance of the banks. In contrast, human capital has the weakest impact on the financial performance of the banks. Keywords: Intellectual Capital, Financial Performance, Banks

Banking sectorBanksIntellectual capital+2
Himdad Omar Saber
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of perceived job insecurity on unethical pro-organizational behavior: The moderating role of self-efficacy

In the past decades, Unethical Pro-Organizational Behavior has received increasing scrutiny by researchers due to its complex nature: employees engage in unethical acts for the proposed benefit of their organizations. However, research is still limited regarding how psychological factors, such as Job Insecurity, influence Unethical Pro-Organizational Behavior, especially given volatile and non-Western contexts. Further, the role of Self-Efficacy as a moderating psychological resource in the said relationship remains almost unexplored. This study fills this gap by assessing the relationship between perceived JI and UPB, as well as the moderating role of SE among public sector employees in Libya. The study adopted a quantitative approach, with online questionnaires administered in Misurata. Guided by the Conservation of Resources (COR) theory, the findings revealed that JI significantly predicts UPB. More importantly, SE moderated this relationship, such that higher SE individuals were less likely to resort to unethical acts because of JI. The results also show that even people with high SE may rationalize some unethical behaviors as an active way to save their positions or help their organizations survive in response to perceived threats. The study recommends that organizations operating in unstable environments should focus on reducing perceived JI through clear communication and ethical leadership. Furthermore, building employees' psychological resources particularly SE can help buffer the negative behavioral consequences of JI and support ethical organizational conduct. Keywords Perceived Job Insecurity, Unethical Pro-Organizational Behavior, Self-Efficacy.

Salaheddın Sulıman Mohamed Alahwel
Ankara Science University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of using AI on consumer behavior

This study focuses mainly on the impacts of artificial intelligence (AI) on consumer behavior through empirical evidence and theoretical frameworks. The research aims to understand the behavioral and economic aspects of consumer decision-making in digital environments with respect to artificial intelligence technology. The study was carried out among clients of the Libyan Islamic Bank, which was selected as an accessible application setting for data collection. A descriptive cross-sectional study design targeting 391 clients between April 15 and June 15, 2025, was utilized. Clients were recruited on the basis of statistical power analysis for sample sufficiency and representativeness. Data were collected using structured questionnaires that included demographic profiling and validated scales measuring AI use and consumer behavior. The instruments used showed high reliability, with Cronbach's alpha greater than 0.80 for key constructs. Data were analyzed through IBM SPSS and R software, applying descriptive statistics, Pearson correlation, and multiple regression analyses to test the hypotheses of the study. The results show that AI significantly affects consumer behavior in digital environments. Strong positive associations were discovered between consumer behavior and engagement (r = .852), and also between AI use and perceived usefulness (r = .859). Regression analyses confirmed the hypothesized relationships, including a strong positive effect of AI use on consumer behavior (β = 0.733, R² = 0.537), and significant effects of trust and recommendation on consumer outcomes. All findings were statistically significant at p < .001. In general, the research accentuates the transformative nature of AI regarding consumer experiences and behavior. With this perspective, it emphasizes how trust, personalization, and engagement in dealing with AI tools can help consumer interaction and satisfaction in respect of the digital market. This provides significant implications for policymakers, practitioners, and researchers who want to make the best out of AI integration in customer-oriented services.

TrustConsumer behaviorArtificial Intelligence Index
Mohammed Abdullah Alsayıd Alashıq
Ankara Science University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Participative leadership and employee creativity: The mediating role of organizational identification

This study aimed to evaluate the relationship between participative leadership and employee creativity, focusing on the mediating role of organizational identity. The research was conducted at the Social Security Fund in Tripoli, Libya, from October to November 2024. Data were collected from 200 employees using electronic questionnaires, with demographic information and validated questionnaires assessing participative leadership, employee creativity, and organizational identity. The results showed a statistically significant positive relationship between participative leadership and both organizational identity and employee creativity. Organizational identity was found to play a crucial mediating role in the relationship between participative leadership and creativity. Regression analysis demonstrated that participative leadership significantly influenced employee creativity, both directly and indirectly, through its impact on organizational identity. The results indicate that fostering a participative leadership style enhances employee creativity by strengthening their attachment to the organization. These findings provide valuable insights for improving leadership practices to foster innovation in the workplace.

Participation approachLeadershipEmployee engagement+4
Nasreddeın Alı A Faheıma
Ankara Science University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Belgesiz kayıt ortamında denetim

Bilgi işlem teknolojilerindeki gelişmeler muhasebe süreçlerini her zaman önemli ölçüde etkilemiştir. Son çeyrek asırda teknolojide yaşanan baş döndürücü gelişmeler rağmen muhasebeyi etkileyen ve yönlendiren mevzuatta teknolojiye karşı tutucu düzenlemeler ısrarla muhafaza edilmiştir. Ülkemizde muhasebeyi vergi yasaları önemli ölçüde etkilemektedir. Vergi yasalarındaki teknolojiye karşı tutucu düzenlemelere karşın muhasebe süreçleri vergi uygulamalarını kağıt defter ve belgelere terk ederek yavaş yavaş kağıtsız muhasebe ortama doğru ciddi ilerlemeler kaydedilmiştir.Vergi Usul Kanunundaki elektronik fatura, elektronik defter hükümleri ile mevzuattaki buna paralel düzenlemeler ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunundaki hükümler dikkate alındığında belgesiz kayıt ortamı için işletmelerin önündeki kısıtların yavaş yavaş kalkmakta olduğu söylenebilir. Teknolojideki hızlı değişim muhasebenin özünü ve amacını değiştirmese de hızını, işleyişimi ve kapsamını radikal bir biçimde değiştirmiştir. Ancak bu değişim denetime aynı oranda yansımamıştır. Muhasebe ve denetim arasında asimetrik bir gelişme yaşanmıştır. Denetim muhasebenin hızını yakalayamadığı sürece denetim riskininim kontrol altında tutulması da zorlaşacaktır. Muhasebede bilişim teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte iç kontrol sisteminin etkinliği artmıştır. Hatalı işlem sayısı önemli ölçüde azalmıştır. Ancak Asimetrik büyüme potansiyel olarak denetimin doğal riskini hileli işlemler yönünden olumsuz etkileme gücüne sahiptirBelgesiz kayıt ortamında denetim geleneksel denetim tekniklerini reddedilmemekte ancak belgesiz kayıt ortamının kendine özgü yapısı nedeniyle değişen şartlara uygun olarak gözden geçirilmesini ve yeni denetim tekniklerinin uygulanması öngörülmektedir. Bilgisayar destekli denetim tekniklerinin belgesiz kayıt ortamında denetim için yeterli olduğunu ileri sürmek mümkün değildir. Tüm finansal işlemlere ilişkin muhasebe fonksiyonlarının ?ÖN DENETİM SÜRECİ? olarak adlandırdığımız yeniden tanımlanmış algoritmik bir süreç ile denetlenmesi mümkündür. Bu çalışmada ?ÖN DENETİM SÜRECİ RİSKİ? adıyla kontrol riski ve tespit riski arasında yeni bir denetim riski tanımlanmıştır. Ön denetim süreci riski, hata, hile ve aykırılıkların ön denetim sürecinde tespit edilememe riskini ifade eder. Ön denetim süreci riskinin tanımlanmasıyla birlikte denetçi denetim sürecine kontrol riski altında değil daha güvenli olan ön denetim süreci riski altında başlayacaktır.

DenetimDenetim planlamasıDenetim raporları+7
Mevlüt Özer
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Duygusal zekâ düzeyi ve iş tatmini ilişkisinin analizi: Bir uygulama

Bu araştırmada, çalışma evrenini Ankara ilinde özel bir hastanede çalışan hemşireler oluşturmaktadır. Duygusal zekâ ve iş tatmini ilişkisinin analizi edilmesi amaçlanmıştır. Araştırma evrenini kurumda çalışan 118 hemşire oluşturmaktadır. Araştırmaya katılmayı kabul eden ve anket formunu dolduran 103 hemşire örneklem olarak kabul edilmiştir. Veri toplama aracı olarak geçerlik ve güvenirlik almış 3 duygusal zeka modeli incelenmiştir. Bunlar; Mayer ve Salovey' ın hazırlamış olduğu Çok Yönlü Duygusal Zekâ Ölçeği, Reuven Bar-On tarafından hazırlanan Duygusal Zekâ Modeli, Daniel GOLEMAN' ın hazırlamış olduğu Duygusal Zekâ Modeli' dir. Bu duygusal zekâ modellerinden her birinde yer alan anket soruları ele aldıkları alana göre bölümlere ayrılmıştır. Araştırmacının da 6 yıllık meslek deneyimi sonucu elde ettiği bilgiler ve diğer bilimsel araştırmaların da katkısı ile anket soruları duygusal zekâyı ölçmeye yönelik anket soruları oluşturulmuştur. İş tatminini ölçmek için de Minnesota İş Tatmin Ölçeği ve Türkiye'de yapılmış olan iş tatminine yönelik araştırmalar incelenerek anket soruları oluşturulmuştur. Elde edilen veriler SPSS 20.0 programında çözümlenmiştir. Bu araştırma sonucu elde edilen önemli bulgular şu şekildedir:Hemşirelerin toplam duygusal zekâ düzeyleri ile iş tatminleri arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir.Kurumda çalışan hemşirelerin duygusal zekâ düzeylerinin yaş, cinsiyet, medeni durum, öğrenim durumu, hizmet süresi, çalışılan birim, çalışma şekli gibi değişkenlere göre farklılık göstermediği tespit edilmiştir.Kurumda çalışan hemşirelerin iş tatmini yaş, cinsiyet, medeni durum, öğrenim durumu, hizmet süresi, çalışma şekli gibi değişkenlere göre farklılık göstermediği tespit edilmiş. Ancak çalışılan birime göre hemşirelerin iş tatmin düzeyleri arasında anlamlı bir farklılığın olduğu tespit edilmiştir.Kendini tanıma, kendini yönetme, motivasyon, empati ve sosyal yetkinliğe sahip hemşirelerin iş tatmin düzeylerinin anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.İş tatminini etkileyen temel öğeler olarak kabul edilen; otonomi, işin kendisi, görevin önemi, çalışma arkadaşları, iletişim, kişisel ve mesleki gelişim, fiziksel olanaklar ve hizmetler ile hemşirelerin duygusal zekâ düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ancak ücret ve terfi olanakları ile hemşirelerin duygusal zekâ düzeyi arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir.Anahtar Sözcükler1.Duygusal zekâ2.Bilişsel zekâ3.İş tatmini4.Hemşirelik

Duygusal zekaHemşirelerSağlık işletmeleri+2
Serap Kale
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessEN

Teknoloji yönetimi

The IPCC reports since 1990 have studied the trends in the variability of our climatic system. Most recently, reports by the IPCC established that global temperatures have risen with less cold days and nights. Variability has also been recorded in the water cycle all around the world. Already observed impacts and forecasts are predicting vulnerability situations that will threaten the very existence of man on earth. Sub-Saharan African will be affected greatly by the impacts to unfold. Furthermore, agriculture which is the major source of livelihood for the rural populace will be significantly affected. The reason being not only on the dependence of Sub-Saharan Africa's agriculture on rainfall, but also due to the high vulnerability of the region to climate change. Increasing population, which is a characteristic of developing economies, will further worsen the situation of the region. The surest path to salvaging the region has been identified in improving agricultural adaptive capacity. To achieve this, the region's agriculture has to improve through technology capacity building. This study was conducted with the main objective of determining the level of vulnerability and identifying the kind of new technologies and management techniques needed to close the gap in terms of climate change adaptive capacity in Africa's agriculture. Household data was taken from selected communities in two districts of Ghana (Pru district and Wa West district). In total, 174 households were interviewed using a two phased questionnaire. The data was analysed using the livelihood vulnerability index (LVI) developed by (Hahn et al., 2009) and a modified Technology Need Assessment method as used by (Essegbey et al., 2012). Regression analysis and descriptive statistics were also used in the result presentation. The results show that both study areas are vulnerable to climate change. Technology usage was identified to be very low with a concurrent low yields in all crops. The study identified that establishing an agricultural mini-technology park in rural communities along with establishing irrigation facilities will significantly increase agricultural productivity as well as reduce the vulnerability situation of the rural communities in the country. It is recommended that further studies should be carried on to assess the effectiveness of a technology park in the rural communities of Ghana. Key Words: Technology, Climate Change, Adaptation, Agriculture

AfricaSub-Saharan AfricaAgriculture+4
Abdul Mumeen Iddrısu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Muhasebe meslek mensuplarının bağımsız denetim alanındaki güncel gelişmelere bakış açıları: Elazığ ili örneği

İşletmeleri giderek büyümesi ile bağımsız denetlemenin giderek artan önemi özellikle gelişmiş veya gelişmekte olan bütün ülkelerde daha fazla değer kazanmaktadır. Muhasebe sistemlerinin karmaşık hale gelmesi ve muhasebe işlemlerinin giderek zorlaşması işletmelerin giderek büyümesi üzerinde bir etki oluşturmaktadır. İşletmelere ilişkin karar vericilerin, bu karışık sistem çerçevesinde karar verebilmelerini daha da güçleştirmektedir. Bu sebepten ötürü işletme yöneticilerinin doğru ve güvenilir bir karar verebilmeleri için işletmenin mali tablolarının vermiş olduğu verilerin gerçeği yansıtması gerekmektedir. Yararlanılan mali tabloların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı ise yapılacak denetimle mümkündür. Denetlenme faaliyetlerini yerine getirecek meslek mensuplarının (SM, SMMM, YMM) mesleki tecrübesi, bilgisi ve diğer özellikleri büyük önem arz etmektedir. Yapılacak olan denetlemenin kaliteli ve güvenilir olması, bağımsız denetleyicinin denetleme risklerini en alt seviyeye düşürülmesiyle gerçekleşebilmektedir. Bu çalışmada öncelikle literatür incelemesi yapılarak muhase¬be meslek mensuplarının denetime bakış açılarını ölçmek ve muhasebe meslek mensuplarının bağımsız denetim hak¬kındaki bilgileri-görüşleri, denetim faaliyetlerine hazır olup olmadıkları ile bağımsız denetimin faydalı olup olmayacağı yönündeki sorulara cevap bulunmaya çalışılmıştır. Ayrıca çalışmada, bağımsız denetim alanındaki değişikliklerle meslek mensuplarının bakış açılarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amacın gerçekleştirilmesi adına sistemin tarihçesi, gelişimi, işleyiş biçimi ve mevzuatı incelenmiştir. Bu amaçla, Elazığ ilinde görev yapan 250 (bağımlı ve bağımsız tespit edilerek meslek mensuplarından) ancak 155 kişiye ulaşılmış ve yüz yüze anket tekniği ile veriler toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 22 programı kullanılmıştır. Ayrıca verileri tespit etmek amacıyla değişkenler arasında t testi ve Tek yönlü (One way) Anova testi yapılarak sonuçlar yorumlanmıştır. Demografik değişken (cinsiyet, yaş, öğrenim durumu, mezun olunan bölüm, meslekte çalışma yılı ve meslekte çalışma durumu) ile hipotezler arasında belirli bir anlamlılık olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bağımsız Denetim, Muhasebe, Muhasebe Meslek Mensupları ve Bağımsız Denetçi

Bağımsız denetimDenetimDenetçiler+3
Enes Polat
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Pazarlamanın tarihi gelişiminde sosyal medyanın etkisi

Sosyal medya pazarlaması; bir ürünün/hizmetin tanıtımının yapılmasını, marka bilinirliğinin arttırılmasını ve işletmeye yönelik aksiyon alınmasını sağlayan sosyal medya araçlarıyla icra edilen pazarlama faaliyetleridir. Geleneksel pazarlama yöntemlerinin aksine sosyal medya pazarlaması; kullanım ve erişim kolaylığı sunması, hızlı bilgi aktarımına imkân vermesi, pazarlamaya yönelik içerik paylaşabilmesi ve girilen içeriklerin kalıcı ve ölçülebilir olması işletmelerin olmazsa olmaz pazarlama yöntemlerinden biri hâline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı Sosyal medya pazarlaması ilgili YÖK tez merkezinde yayımlanan birbirinden bağımsız lisansüstü tezler bir arada incelenerek, bu alandaki araştırma eğilimleri sistematik olarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Çalışmada; 2011- 2019 yılları arasında YÖK tez merkezinde yayımlanan yüksek lisans ve doktora tezlerinden oluşmak üzere 50 araştırma incelenmiştir. Bu araştırmalarda kullanılan yöntem, örneklem, veri toplama araçları, araştırma yılı, araştırma konusu ve tasarımı içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Çalışma sonunda; son yıllarda Türkiye'de Sosyal Medya Pazarlaması alanında yapılan çalışmalara olan eğilimin arttığı tespit edilmiştir. Araştırmalarda kullanılan Sosyal medya pazarlama alanında ilk tezin 2011 yılında; en çok tezin ise 2019 yılında yazıldığı görülmektedir. YÖK tez merkezinde yazılan tezlerin çoğunun yüksek lisans tezi olarak çalışıldığı verisine ulaşılmıştır. Sosyal medya pazarlama konusunu çoğunlukla (20) devlet üniversitelerin ele aldığı ve tezlerin yazı dilinin genellikle Türkçe (%80) olduğu tespit edilmiştir. Tezlerin büyük bir kısmının (%70) işletme anabilim dalında yazıldığı görülürken, 32 tezin ise uygulamalı araştırma türü (%96) seçildiği bulgusuna varılmıştır. Tezlerin örneklem hacmi 19 tane (38%) 301-500 aralığında değişiklik gösterirken; 11 tanesi ise (%22) 201-300 aralığında gruplandığı görülmektedir Araştırmalar yöntem açısından incelendiğinde, Türkiye'deki çalışmalarda çoğunlukla nicel araştırma yöntemi daha çok kullanıldığı tespit edilmiştir. Çalışmalar veri toplama araçları bakımından incelendiğinde ise; anket tekniği en çok kullanırken, tezler içerisinde en çok yer verilen analiz ise Faktör Analizi, Bağımsız T testi ve Geçerlilik\Güvenirlik analizi (%11) olmuştur. Sonuç olarak; sosyal medya pazarlama konusu üzerine yapılan doktora tezleri az olmakla birlikte gittikçe daha çok önem verilen bir alan haline gelmeye başlamıştır. Bu araştırma da elde edilen veriler doğrultusunda; sosyal medya pazarlamaya yönelik yapılacak araştırmalarda örneklem hacminin çeşitlendirilmesi, veri toplama araçlarında çeşitliliğin sağlanması, analiz yöntemi olarak üst düzey analizlerin tercih edilmesi, sosyal medya pazarlamaya yönelik nitel ve karma yöntemde araştırmaların gerçekleştirilmesi önerilmektedir. Ayrıca anket geliştirme çalışmalarına daha fazla yer verilmesi alan yazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Pazarlama, Sosyal Medya Pazarlaması, İçerik Analizi

PazarlamaSosyal medyaİçerik analizi
Aylin Altun
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgütsel bağlılık üzerinde örgütsel güven ve iş tatmininin etkisinin belirlenmesine yönelik bir alan çalışması

Araştırmanın amacı, örgütsel güven boyutları, iş tatmin boyutları ve bazı kişisel özelliklerin (yaş, eğitim, cinsiyet, çalışılan bölüm, çalışma süresi, gelir, medeni durum), örgütsel bağlılık boyutları üzerine etkisini incelemektir. Bu ana amacın dışında diğer bir amaç da çalışanların, örgütsel güven, iş tatmini ve örgütsel bağlılık değişkenlerinin bazı kişisel özelliklere (eğitim, meslek, toplam çalışma süresi, gelir) göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemektir.Araştırmada, 01 -30 Haziran 2011tarihleri arasında Bingöl Devlet Hastanesinde çalışan bütün personel esas alınmıştır. Çalışmanın evreninin 667 personel oluşturmaktadır. Örneklem seçilmeyerek tüm evrene ulaşılmaya çalışılmıştır. Toplanan 534 anketten onsekiz adedi eksik ve yanlış doldurma nedeniyle çalışma kapsamı dışında tutulmuş ve sonuçta 516 anket çalışma kapsamında değerlendirmeye alınmıştır.Çalışmada, örgütsel bağlılık boyutlarının üçü de ortalamanın üzerinde çıkmıştır. Duygusal bağlılık düzeyinin kısmen de olsa devam bağlılığı ve normatif bağlılıktan yüksek çıktığı belirlenmiştir. Örgütsel güven boyutlarından hem bilişsel güven hem de duygusal güven düzeylerinin ortalama değerin üzerinde olduğu belirlenmiştir. Duygusal güven boyutunun kısmen de olsa bilişsel güven düzeyinden daha yüksek olduğu saptanmıştır. İş tatmin boyutlarının tümü ortalama seviyenin üzerinde çıkmıştır. En yüksek iş tatmin boyutları sırasıyla işin yapısı, iş arkadaşları, yöneticiler çıkarken; en düşük iş tatmin boyutları sırasıyla yükselme, ücret, ek imkânlar ve olası ödüller çıkmıştır.Çalışmada, doktor/tıpta uzmanlık ve ilköğretim derecesine sahip katılımcıların bilişsel güven, toplam örgütsel güven ve iş tatmin düzeylerinin diğer eğitim grubundaki katılımcılardan daha yüksek çıktığı; eğitim seviyesi yükseldikçe örgütsel bağlılık düzeylerinin azaldığı belirlenmiştir. Ayrıca doktor/tıpta uzmanlık ve özel şirket elamanı olarak çalışan katılımcıların bilişsel güven ve toplam örgütsel güven, iş tatmin boyut ve toplam iş tatmin düzeylerinin diğer meslek grubundaki katılımcılardan yüksek çıktığı; özel şirket elemanlarının normatif bağlılık düzeyinin en yüksek çıktığı; doktor/tıpta uzmanlık grubunun en düşük çıktığı saptanmıştır. Çalışmada, yüksek ve düşük gelir grubundaki katılımcıların örgütsel güven düzeylerinin orta gelir grubundaki katılımcılardan daha yüksek çıktığı; düşük gelir grubundaki katılımcıların örgütsel bağlılık düzeylerinin diğer gelir gruplarından daha yüksek çıktığı belirlenmiştir. Yüksek gelir grubunda bulunan doktor/tıpta uzmanlık grubunun iş tatmini boyut ve toplam iş tatmin düzeylerinin diğer gelir grubundaki katılımcılardan daha yüksek olduğu saptanmıştır. Çalışmada, toplam çalışma süresi arttıkça örgütsel güven boyut ve toplam güven skor ortalamalarının azalma eğilimi gösterdiği belirlenmiştir.Çalışmada, örgütsel güven boyutları, iş tatmin boyutları ve kişisel değişkenlerin duygusal bağlılık değişkenini % 37,5 oranında açıkladığı; devam bağlılık değişkenini % 27,2 oranında açıkladığı; normatif bağlılık değişkenini de % 39,8'i oranında açıkladığı belirlenmiştir.

GüvenHastanelerSağlık hizmetleri+4
Sabahattin Tekingündüz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrenme yaklaşımları, bilişsel sınav kaygısı ve sosyal destek algısı ilişkilerinin çok yönlü incelenmesi: Üniversite öğrencilerinde bir araştırma

Öğrenme kavramı insanlar ile var olmuş ve bundan sonra da var olmaya devam edecektir. Zira insanın, medeniyetlerin, kültürlerin gelişimi hep öğrenmenin sonucunda oluşmuştur. İnsan bebeklik sürecinde öğrenmeye başlar, okul yaşamıyla devam eder, üniversite ve iş yaşamıyla hiç durmaksızın bu süreçlerin hepsinde öğrenme aktif bir şekilde devam eder ta ki ölüm kavramı gerçekleşene kadar. Öğrenme yaşamın her aşamasında gerçekleşen aktif bir süreçtir. İnsanların kendi kendine ve sosyal çevresiyle öğrenmeleri devam ederken yanı sıra eğitim ve öğretim ortamlarında öğrenme türleri bulunmaktadır. Yirmibirinci yüzyılda teknolojik ve bilimsel yaşam insanları giderek öğrenme kavramına itmektedir ve her geçen gün insan doğası ile ilgili daha fazla bilgilenmeyi zorunlu hale getirir. Eğitimin özellikle bu denli öncelikli olması, eğitimcilerinde bu konuda daha fazla donanım sahibi olmalarını gerekli kılar. Özellikle insanın ve dolayısıyla toplumun ve ülkenin yaşam kalitesini arttırıcı en büyük çabanın eğitimden geçtiğini göz önünde bulundurursak öğrenciye bakış açımızdan insan eğitimine verdiğimiz öneme kadar daha fazla üzerine eğilmemiz gerekir. Türkiye Cumhuriyeti hızlıca gelişen ve genç nüfus ağırlıklı bir ülkedir. Ülkenin kalkınması, refaha ulaşması genç nüfusun eğitimde sergilediği başarıyla ve gençlerin toplumdan, ailesinden, akranlarından ve eğitimcilerden aldığı sosyal destek algısıyla paralel ilerler. Sosyal destek, bireyin içinde bulunduğu toplumda sayılan sevilen sorumluluk verilen bireyinde kendini yalnız hissetmediği ve toplumun bir üyesi olduğuna inandığı, benlik dugusunun hissedilebildiği sosyalliği sağlar. Sınav kaygısı, öğrenme sürecini etkileyen en önemli etmenlerden biridir. Her öğrencide farklı seviyelerde sınav kaygı bulunmaktadır. Öğrencilerin sınav kaygısı sosyal destek yardımıyla kontrol altına alınarak avantaja çevirilirse öğrenme düzeyi artar ancak sosyal desteğin düşük seviyelerde olduğu ya da hiç olmadığı toplumlarda kaygı bireyi kontrolü altına alır ve öğrenme düzeyini düşürür dolayısıyla akademik başarı düzeyide olumsuz etkilenir. Bu çalışmanın ilk amacı, öğrenme yaklaşımları, bilişsel sınav kaygısı ve algılanan sosyal destek değişkenleri arasındaki ilişkileri incelemektir. Ayrıca çalışmada öğrencilerin cinsiyet, yaş, bölüm, sınıf, gelir düzeyi ve genel not ortalaması (akademik başarı) değişkenlerine göre öğrenme yaklaşımları, sosyal destek algıları ve bilişsel sınav kaygı düzeylerindeki farklılıklarını belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmaya Fırat Üniversitesi İİBF İşletme ile Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde okuyan ve gönüllü olan toplam 217 öğrenci katılmıştır. Çalışmanın sonucunda, araştırma değişkenleri arasında ilişkilerin olduğu belirlendi. Ayrıca düzenlenmiş iki faktörlü çalışma süreci ile sosyal destek toplam değerlerinin cinsiyete göre farklılık gösterdiği belirlendi. GNO(genel not ortalaması) itibariyle de; bilişsel sınav kaygısı toplam değerlerinin farklılaştığı bulundu. Son olarakda düzenlenmiş iki faktörlü çalışma süreci faktörünün (yüzeysel öğrenme), hem sınıfa hemde gelire göre; revize edilmiş bilişsel sınav kaygısı faktörünün (başarısızlık odaklı bilişsel sınav kaygısı) gelire ve sosyal destek faktörününde (özel bir insan) sınıfa göre farklılaştığı belirlendi. Anahtar Kelimeler: Öğrenme, Öğrenme Yaklaşımları, Algılanan Sosyal Destek, Bilişsel Sınav Kaygısı, Üniversite öğrencileri

Algılanan sosyal destekSosyal destekSınav kaygısı+3
Esra Sultan Yardımcı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de iklim değişikliğinin enerji ve tarım sektörüne etkisi üzerine ekonometrik bir uygulama

Sanayi devrimi sonrasında enerji ihtiyacının artması nedeniyle fosil yakıt tüketiminde ciddi artışlar yaşanmıştır. İnsanoğlunun bitmek bilmeyen çıkar mücadelesi ve çevrenin tahribatını görmezden gelmesi, sera gazının atmosferde birikmesine küresel ısınmanın yaşanmasına, buna bağlı olarak da iklim değişikliklerinin oluşmasına neden olmuştur. Bu sera salınımları güneşten gelen enerjide, atmosferin bileşiminde ve yeryüzünün fiziki karakterinde önemli değişimler meydana getirmiştir. Değişimler sonucu farklı doğal süreçler oluşmuş ve bu değişimlerin devam edeceği tahminleri üzerine günümüzde farklı iklim senaryoları geliştirilmiştir. İklim değişikliği konusunun çok yönlü bir konu olması nedeniyle ekonomik, sosyolojik ve kültürel birçok açıdan etkisinin değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. İklim değişikliği ile birlikte değişen unsurlardan birisi de dünya ekonomisi olmuştur. Süreç ekonominin seyrinin değişmesine, ülke ekonomilerinde önemli maliyet kalemlerinin oluşmasına ya da mevcut maliyet kalemlerinin yükselmesine neden olmuştur. Yaşanan bu süreç son yıllarda iklim değişikliği alanında farklı disiplinlerde uluslararası ve ulusal birçok çalışma yapılmasına neden olmuş, konu akademik platformun öne çıkan konuları arasında ilk sıralarda yerini almıştır. Bu çalışmada Türkiye'de iklim değişikliğinin seçilmiş sektörler üzerine etkisi ele alınmıştır. Çalışmada ele alınan sektörler enerji ve tarım sektörü olup iklim değişikliğinin etkileri ekonometrik model ile ortaya konmak istenmiştir. Enerji sektöründe Türkiye'de Çevresel Kuznet Eğrisi'nin varlığı test edilirken, tarım sektöründe ise ürün verimliliği perspektifinde iklim değişikliğinin etkileri Granger Nedensellik Testi ile analiz edilmiştir. Çalışmada enerji sektörü için 1960-2017 yılları esas alınırken, tarım sektöründe ise 1970-2017 dönemleri esas alınmıştır. Çalışmanın konuyu sektörel bazda ele alması, ayrıca tarım sektöründe ürün verimliliği bazında etkisinin değerlendirilmesi çalışmanın özgün yönünü oluşturmaktadır. Çalışmada elde edilen sonuçlardan yola çıkarak enerji sektörü ve tarım sektörüne yönelik Türkiye için iklim politikaları oluşturulmuş, sürecin sektöre etkileri spesifik olarak ortaya konmuş ve buna yönelik iki sektör için iklim politikaları geliştirilerek literatüre katkı sağlanması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: İklim Değişikliği, Enerji sektörü, Tarım sektörü, Çevresel Kuznets Eğrisi, Granger Nedensellik Testi

Enerji sektörüGranger Nedensellik TestiTarım sektörü+2
Ayşe Boyraz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan kaynakları yönetiminde dengelenmiş sonuç kartı kullanımı: SIEMENS örneği

Kaplan ve Norton'un 1990 yıllarından başlayarak işletmelerin performans ölçümünde kullanılmak üzere geliştirdikleri Dengelenmiş Sonuç Kartı sistemi bugün stratejik bir yönetim sistemi halini almıştır. Dengelenmiş Sonuç Kartı sistemi şirketlerin kaynaklarını, insan sermayesini verimli bir şekilde kullanmalarını ve performans sonuçlarının süreçlerle yönetilmesini sağlar, aynı zamanda başarıya yönelik detaylı bir plan olarak da tanımlanabilir. Stratejileri aksiyon adımları haline dönüştüren bu sistem aynı zamanda bir sürekli iyileştirme metodu olarak da görülebilir. Dengelenmiş Sonuç Kartı strateji- hedef- performans ölçümü ve geri bildirim şeklinde çalışmaktadır. Günümüz zorlu ekonomik koşullarında rekabet etmek için insan sermayesi çok önemli bir faktördür. Dengelenmiş Sonuç Kartı hakkında birçok araştırma bulunmasına rağmen insan kaynakları yönetimi etkinliği ölçümü konusunda literatürde sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu çalışma ile Dengelenmiş Sonuç Kartı yöntemi kullanılarak İnsan kaynakları yönetimi etkinliğinin ölçümlenmesi çalışılmıştır. Bu çalışma kapsamında öncelikle bir İnsan kaynakları strateji haritası oluşturulmuş daha sonra insan kaynakları Dengelenmiş Sonuç Kartı yaratılmış ve neticeler ölçümlenmiştir. Düzenlenmiş olan İnsan kaynakları Dengelenmiş Sonuç Kartı neticelerinin belirlenmesi ve etkin insan kaynakları uygulamaları ile işgören tatmini ve olumlu işgören tutumu arasındaki ilişkiler incelenmek üzere anket çalışması yapılmıştır. Bu çalışma Dengelenmiş Sonuç Kartı sisteminin insan kaynakları yönetiminin etkinliğinin ölçümünde de kullanılabileceğini ve is tatmini, işveren tutumu ile etkin insan kaynakları yönetimi uygulamaları arasında pozitif bir bağ olduğunu tartışmıştır.

Dengeli ölçüm kartıSIEMENSYönetim+2
Evren Sıtkı Güvenç
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Performans değerlendirme sonuçlarına göre ücret sisteminin oluşturulması ve savunma sanayii sektöründe bir uygulama

Günümüz firmalarının piyasada süregelen acımasız rekabet karşısında ayakta durabilmeleri artık sadece firmaların finansal gücüne dayanmamakta, insan kaynağının gücünden de ciddi anlamda etkilenmektedir. Kalifiye çalışan bulmakta güçlük çeken işletmelerin bu çalışanlarını ellerinde tutabilmeleri de bir o kadar güç hale gelmiş durumdadır. Yetiştirerek yatırım yaptığı ve sonrasında ciddi bir iş potansiyeli beklediği çalışanının verimini alamadan rakip firmalara kaptırması ile iş yükü ve nitelikli çalışan kaybı şirketleri zorlamaktadır.Bunlar göz önüne alındığında, hem işe uygun çalışan bulabilmek hem de yetiştirdiği çalışanını rakiplerine kaptırmamak için insan kaynakları bölümleri farklı yollar arayışlarına girmişlerdir. Çalışanlarını eğitimlere ve sosyal olanakları ile destekleyerek ve aynı zamanda onlara iş tatmini sağlayarak elde tutmaya çalışmaktadır. Performans değerlendirmesi yaparak yetkinliklerini ölçtüğü çalışanına, yetkinlikleri ve şirketin çalışandan beklentileri oranında maaş zamları ve iyileştirmeleri yaparak çalışanının şirkete sadakatini sağlamaya çalışmaktadır. Çalışan devir hızı oranının düşük olması, çalışanların şirkete bağlılıkları, çalışan memnuniyetleri ve motivasyonları ile ilgili bilgi vermektedir.Çalışmada da bu konular incelenmiş, performans değerlendirme sistemi ile çalışanlar objektif bir şekilde değerlendirilmiş, yetkinliklerine uygun maaş derecelerine denk gelen ücretler üzerinden iyileştirmeler yapılmış ve sonrasında uygulanan çalışan memnuniyeti anketi sonuçları ile çalışan devir hızı oranı incelendiğinde memnuniyet verici sonuçlara ulaşılmıştır.

PerformansPerformans değerlendirmeSavunma endüstrisi+3
Zeynep Işıklı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu hastanelerinde müşteri ilişkileri yönetimi: Balıkesir Atatürk Devlet Hastanesi örneği

Başta iletişim alanında olmak üzere, bilgi ve teknoloji alanlarında yaşanan hızlı değişim, pazarlama biliminin ve müşteri kavramının kimyasını değiştirmiştir. Özel sektör işletmelerini hızla etkileyen bu değişim, ister istemez kamu sektöründeki kurumların faaliyetlerini de etkilemiştir. Kamu sektörü faaliyetlerinin de, vatandaşı merkez alması ve yönetim felsefesinin vatandaş odaklı yönetim olması, başta vatandaşın memnuniyeti olmak üzere, kamu hizmetlerinin verimliliğinin, etkinliğinin, hızlılığının arttırılması ve maliyetlerin azaltılması için büyük önem kazanmıştır.Bu çalışmanın amacı, bir pazarlama yönetim felsefesi olan Müşteri İlişkileri Yönetimi'nin kamu sektöründe uygulanabilirliğini ve uygulama sonucunda elde edilecek sonucun neler olabileceğini ortaya koymaktır. Bu amaçla, bir devlet hastanesinde, 257 hastane çalışanı ve 400 hastayı kapsayan anket yöntemi ile bir saha çalışması yapılmıştır. Bu çalışmanın sonucuna göre, Müşteri İlişkileri Yönetimi, hastane yönetimi tarafından büyük bir ciddiyetle uygulandığında, hem hastaların hem de hastane çalışanlarının memnuniyeti artmıştır. Hastane çalışanları, hastaların istek ve beklentilerini karşılama yolunda yapılan yenilikleri kendileri için olumlu algılamış, bu durum onların hastane ortamından ve çalışma şartlarından memnun olmalarını sağlamıştır. Diğer yandan Müşteri İlişkileri Yönetimi uygulamaları, hastaların hastaneyi tekrar tercih etmelerini ve başkalarına da tavsiye etmelerini sağlamıştır.Anahtar Sözcükler:1.Müşteri İlişkileri Yönetimi2.Müşteri Memnuniyeti,3.Müşteri Sadakati,4.Müşteri Odaklılık,5.Sağlık Sektörü.

BalıkesirDevlet hastaneleriHastaneler+3
Volkan Çobanoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Borçlanma maliyetlerinin muhasebe standartları ve KOBİ'ler için UFRS-TFRS, vergi mevzuatı kapsamında değerlendirilmesi

İşletmeler faaliyetlerini devam ettirebilmek için fona ihtiyaç duyarlar. Bu fonların temininde özsermayelerini ve yabancı kaynaklarını kullanırlar. Yabancı kaynaklar; kredi kurum ve kuruluşlarından, para ve sermaye piyasalarından sağlanmaktadır. Bu kaynakların işletmeye; faiz, kur farkı ve vade farkı gibi ek maliyetleri olmaktadır. Buna borçlanma maliyetleri denir. Bu maliyetlerin, doğru, güvenilir, anlaşılır ve karşılaştırabilir bir şekilde mali tablolarda sunulması amacıyla muhasebe standartları yayınlanmıştır.Kamuya hesap verme zorunluluğu olan işletmeler TMSK'nın (Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu ? ) yayınlamış olduğu TMS 23 (23. Türkiye Muhasebe Standardı) kapsamında borçlanma maliyetlerini raporlamaktadır. Kamuya hesap verme zorunluluğu olmayan işletmeler ise KOBİ TFRS (Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin Türkiye Finansal Raporlama Standartları) borçlanma maliyetlerine veya TMS 23'e göre mali tablolarını raporlarlar. Her iki standarda göre; borçlanma maliyetleri gider olarak mali tablolarda yer almalıdır. Ancak; TMS 23 Borçlanma Maliyetleri Standardı borçlanma maliyetine konu olan varlığın özellikli varlık olması durumunda aktifleştirilebileceğinden söz eder. KOBİ TFRS ise; borçlanma maliyetlerinin gider hesaplarında izlenmesi gerektiğini vurgular.Tez çalışması kapsamında; TMSK'nın yayınlamış olduğu KOBİ TFRS Borçlanma Maliyetleri ile TMS 23 Borçlanma Maliyetleri'nin hükümleri örnek bir işletme üzerinde karşılaştırma yapılarak değerlendirilmiştir. Buna göre; KOBİ TFRS Borçlanma Maliyetleri; işletmelere vergi açısından avantaj sağlayan, uygulanması kolay olan bir standarttır. Söz konusu standart; karşılaştırılabilir mali tabloların oluşturulması ve standartlaşmanın ülke geneline yayılması açısından önemlidir.

BorçlanmaBorçlanma yönetimiKOBİ+7
Ceren Canbazoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Sayıştay denetiminde risk odaklılık

832 sayılı Sayıştay Kanununu yürürlükten kaldıran 6085 sayılı Sayıştay Kanununun kabul edilmesiyle Sayıştay denetimlerinde %100 inceleme zorunluluğu kalkmış ve önceden yalnızca uygunluk denetimi olan Sayıştayın temel görevi, uygunluk denetimi ile muhasebe denetiminin birlikte yürütülmesi anlamını taşıyan düzenlilik denetimi olmuştur.Yeni kanun, Sayıştayın denetimi ile ilgili esaslı değişiklikler yaparken bir çerçeve oluşturmuş, denetim sürecine ilişkin detayları ise yönetmelik ve denetim rehberlerine atıf yaparak Sayıştaya bırakmıştır.Sayıştay, yaklaşık 800 denetçi ile Türkiye'deki bütün genel bütçe kapsamındaki idareler, özel bütçeli idareler, düzenleyici ve denetleyici kurumlar, sosyal güvenlik kurumları, mahalli idareler ile iktisadi teşekküllerini ve kamu iktisadi teşebbüslerini denetleme görevini üstlenmiş bulunmaktadır. Bu görevi yerine getirebilmesi için denetim kaynaklarını verimli kullanmak ve denetimde riskli alanları tespit edip bu alanlara yönelmek gereklidir.Bu amaç doğrultusunda çalışmada, kamu kurumlarında sıklıkla karşılaşılan hatalar ele alınmış, denetimin bu alanlara yöneltilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

DenetimKamu kuruluşlarıRisk+2
Mehmet Yavuz Keklikoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Dünyada ve Türkiye'de kooperatiflerin ekonomik ve sosyal kalkınmadaki rolü

Bu çalışmanın amacı; dünyada ve ülkemizde değişik alanlarda faaliyet gösteren kooperatif türlerini ve bunların ekonomik ve sosyal kalkınmaya etkilerini açıklamak, kooperatiflerin yaşanan ekonomik krizlerde güçlü bir işletme modeli olarak varlıklarını sürdürebildiklerini göstermek, kooperatif sektörü hakkında toplumun değişik kesimleri arasında farkındalık yaratılmasını sağlamak ve sektöre yönelik alınması gerekli tedbirleri ortaya koymaktır. Bu kapsamda, dünyadaki ve Türkiye'deki kooperatif hareketi makro bir bakış açısıyla ele alınıp, titiz bir şekilde incelenmiştir. Oldukça kapsamlı yerli ve yabancı literatür taramasının yapıldığı çalışmada ülke uygulamalarına yer verilmiştir.Üyelerinin menfaatleri gözetilerek ticari işletmeler şeklinde oluşturulan kooperatifler, özellikle ekonomik krizlerin atlatılmasına ve piyasa başarısızlıklarının giderilmesine yönelik bir model önerisidir. Kendi içinde yardımlaşma esasına dayalı olarak oluşturulan kooperatifler, yoksullaşmış ve marjinalleşmiş kesimlerin yaygın olarak dahil olabildiği yapılardır. Kooperatifler, özellikle erişilmesi zor kırsal alanlar ile özel teşebbüs ve kamu girişimlerinin zayıf olduğu bölgelerde, yerel halkın örgütlenmesini ve ekonomik durumlarının güçlendirilmesini sağlamakla kalmazlar, aynı zamanda girişimci kalkınmayı da teşvik eder ve desteklerler. Bunun yanı sıra kooperatifler; sosyal içerme, toplumsal yaşam biçimi ve cemiyet oluşumunu geliştirirken, verimli istihdam yaratılmasına, gelirlerin artırılmasına ve yoksulluğun azaltılmasına da önemli ölçüde katkıda bulunurlar.Ekonomik ve sosyal işletmeler olan kooperatifler dünya genelinde birçok alanda istihdam oluşturmaya yardımcı olmaktadır. Genç nüfusun fazla olduğu ülkemizde en önemli sorunların başında gelen işsizliğin son yıllarda daha da arttığı dikkate alındığında, ülkemizin ekonomik ve sosyal yönden kalkınmasında kooperatiflerin son derece önemli kuruluşlar oldukları anlaşılmaktadır. Türkiye'de tüm kooperatiflerde doğrudan istihdam edilen personel sayısı yaklaşık 99 bin civarındadır. Bu istihdamın büyük bölümünü (yaklaşık yüzde 44'ü) konut yapı kooperatiflerinde çalışanlar oluşturmaktadır. Bu durum, kooperatiflerin istihdama katkısının hiç de küçümsenemeyecek bir boyutta olduğunu, KİT'lerde çalışanların yüzde 57'si oranında bir istihdam kapasitesi oluşturduklarını ortaya koymaktadır.Türkiye'de; tarım ürünlerinin pazarlanması, kırsal kalkınmanın sağlanması, tarımsal kredi temini, şeker üretimi, sulama, konut üretimi, eczacılık vb. gibi alanlarda önemli paya sahip olan kooperatifler, ekonomik ve sosyal kalkınmaya da katkıda bulunmaktadır. Bununla birlikte, kooperatiflerin sermaye yapısının güçlendirilmesi ve finansman sorunlarının giderilmesi için, dünyada başarılı uygulama örnekleri bulunan ?kooperatif bankacılığının? ülkemizde kurulmasının gerekli olduğu düşünülmektedir.Anahtar Sözcükler;1.düzgün iş2.sosyal içerme3.işçi kooperatifleri4.geçinme5.kâr amaçlı ortaklık6.üyelerin sahibi olduğu kooperatif bankaları7.karşılıklı ve dayanışmalı istihdam8.paylaşımlı istihdam

Ekonomik kalkınmaKooperatif yapılarıKooperatifler+4
Nebi Çelik
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketim kültürünün elektronik ticarete yansımaları: Banka çalışanları üzerine bir uygulama (Diyarbakır örneği)

Tüketim kelimesi sonu gelmeyen istek, arzu ve ihtiyaçların miras yoluyla yeni nesillere aktarımına dayalı kültür kavramıyla iç içe geçmiş bir bütünlüktedir. Bu bütünlük teknolojik yeniliklerle tüketim alışkanlığını bir kültür olarak yansıtmaktadır. Dijitalleşme sürecinde tüketim kültürünün yeni alışkanlığı olarak "elektronik" kavramı, ticaret modelini kökten değiştirirken ticaretin "e" hali yani "Elektronik Ticaret" oluşturulmaktadır. Bu bağlamda söz konusu çalışma tüketicilerin tüketim davranışlarının elektronik ticarete olan yansımalarını amaçlamaktadır. Dijitalleşme sürecinde tüketim davranışlarını yansıtan bu araştırma, evren büyüklüğü 700 kişi olarak belirlenerek Diyarbakır ilinde 160 banka çalışanı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu tüketicilere yönelik 30 sorudan oluşan bir anket çalışması uygulanmış olup ayrıca görüşme esnasında saptanan bulgularda dikkate alınmıştır. Araştırma sonucunda tüketicilerin teknolojik gelişim içerisinde tüketim alışkanlıkları veya davranışlarının geleneksel ticaret anlayışından uzaklaşarak elektronik ticaret sürecine yöneldiği gözlemlenmiştir. Günümüzde elektronik ticaretin geleneksel ticarete göre daha fazla tercih edildiği analiz edilmiştir. Tüketim noktasında sosyal medya reklam ve tanıtım faaliyetlerinden tüketicilerin daha çok etkilendikleri ve alışverişlerini ağırlıklı olarak mobil uygulamalar üzerinden gerçekleştirdikleri saptanmıştır. Ayrıca genellikle giyim sektöründe alışveriş gerçekleştirilirken çoğunluğun kredi kartıyla ödeme yöntemini tercih ettiği gözlemlenmiştir.

Banka çalışanlarıBankacılık sektörüBankalar+5
Mustafa Babaoğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel yöneticilerin bakışıyla Elazığ 2053 vizyonu

Bu çalışmada Elazığ ilinde faaliyet gösteren kamu ve sivil toplum kuruluşlarının yönetici ve çalışanları ya da üyeleri tarafından belirlenen ortak bir kent vizyonun ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Böylece, Elazığ ilinde yaşayan bütün bireylerin katılım ve kapsayıcılıkla ortak bir gelecek arzusu için birlikte ve huzur içerisinde yaşama beklentisi ve geleceğe yönelik planlar yapma konusunda yol gösterici olması hedeflenmiştir. Elazığ ili Doğu Anadolu Bölgesinde yer alması ve bir zamanların gıpta edilen kenti olmasına rağmen günümüzde bu üstünlüklerini yitirmiş görünümündedir kentin tekrar eski günlerine dönebilmesinde kent sakinleri tarafından oluşturulacak bir vizyonun gerekli olduğu düşünülmektedir. Bu araştırma, kente yönelik bir vizyon oluşturma açısından önemlidir. Bu araştırma nicel araştırma yaklaşımı çerçevesinde desenlenmiş ve yürütülmüştür. Bu kapsamda tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Elazığ ilinde bulunan sivil toplum kuruluşlarının yönetici ve üyeleriyle birlikte bazı kamu kuruluşlarının yönetici ve çalışanları oluşturmaktadır. Bu kapsamda sivil toplum ve kamu kuruluşlarına 160 adet ölçek dağıtılmış geri dönen ölçeklerden kabul edilebilir nitelikte 122 adet ölçek veri toplama amacıyla kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama amacıyla 28 maddeden oluşan Elazığ 2053 kent vizyonu ölçeği kullanılmıştır. Ölçek geliştirme kapsamında 25 madde içeren bir taslak ölçek formu geliştirilmiştir. 122 adet geri dönen ölçek formundan elde edilen veriler açımlayıcı faktör analizine tabi tutulmuş, .35'in altında değer veren ve iki ve daha fazla faktörde binişik yük değeri alan maddeler çıkarıldıktan sonra dört faktör ve 21 maddeden oluşan bir ölçme aracı elde edilmiştir. Ölçek yoluyla elde edilen veriler dört faktör üzerinden aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri göz önüne alınarak yorumlanmıştır. Katılımcı görüşlerinin çalıştıkları kamu kuruluşu ya da üyesi olduğu sivil toplum kuruluşu değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla tek yönlü varyans analizi yapılmıştır. Bu analiz her bir faktör ve faktörün içerdiği maddeler ile ölçeğin tamamı için yapılmıştır. Ölçeğin dört faktörüne göre elde edilen verilerin ortalama ve standart sapmasına yönelik değerler şu şekildedir: Kurumsal bir şehir olarak Elazığ faktörü beş madde içermekte olup, beş maddenin ortalaması 4.143 seviyesinde çıkmıştır. Modern şehir olarak Elazığ faktörü altı madde içermekte ve ölçek ortalaması 4.344 seviyesinde ölçülmüştür. Yaşanabilir şehir olarak Elazığ faktöründe altı madde bulunmakta olup bu maddelerin ortalaması 4.148'dir. Ekonomik şehir olarak Elazığ adı verilen dördüncü faktör dört madde içermekte ve faktör ortalaması 4.225'tir. Birinci faktöre yönelik olarak yapılan varyans analizinde bütün sorularda ve ölçek genelinde kurumların görüşleri arasında anlamlı farklılıklar ortaya çıkmıştır. İkinci faktörün dört sorusunda ve ölçek genelinde kurum temsilcilerinin görüşleri arasında anlamlı farklılıklar ortaya çıkarken iki soruda anlamlı bir farklılık ortaya çıkmamıştır. Üçüncü faktörün bütün sorularında ve faktör ortalamasında görüş ortalamaları anlamlı farklılıklar oluşturmaktadır. Son olarak dördüncü faktörün de bütün maddeleri ve faktör ortalamasında görüşler arasında farklılık anlamlı bulunmuştur. Bunun doğal bir sonucu olarak ölçek genelinde grupların görüşleri arasında anlamlı bir farklılık ortaya çıkmıştır. Bu farklılıkların kaynağı genellikle şu şekildedir: Milli eğitim müdürlüğünde çalışan katılımcıların görüşleri, TSO, belediye, karayolları ve kent konseyi temsilcilerinin/çalışanlarının görüşlerine göre anlamlı düzeyde daha yüksektir. AÇSH çalışanlarının görüşleri TSO, belediye ve karayolları çalışanları/temsilcilerinin görüşlerinden anlamlı düzeyde daha yüksek çıkmıştır. STK platformu temsilcilerinin görüş ortalamaları, kent konseyi temsilcilerinin görüş ortalamalarından daha yüksek çıkmıştır.

ElazığKentlerKentsel gelişme+3
Furkan Demirtaş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye'deki kamu kuruluşlarında hizmet içi eğitim faaliyetleri ve T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı örneği

Günümüzde değişen ve artan vatandaş beklentileri, devletin rolüne ilişkin farklılaşan algı ve gelişen teknoloji kamu görevlilerinin bu hızlı değişime uyumunda planlı ve sürekli hizmet içi eğitimi önemli bir araç haline getirmiştir. Eğitimin organizasyonu, eğitim ve kariyer gelişimi, eğitim ihtiyaç analizi, eğitim değerlendirme, eğitim yöntemi gibi unsurlar etkili bir eğitim sistemi gelişimi için önemlidir. Hizmet içi eğitim alanında teori ile pratiği ortaya koyan çalışmaların varlığı gelecekte önemi giderek artacak olan hizmet içi eğitim uygulamaları için önemli bir kaynak olacaktır.Dört bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde teorik bilgiler, ikinci bölümünde Ülkemiz kamu görevlilerinin eğitiminde kanuni çerçeve, eğitimden sorumlu olan kuruluşlar, sorunlar ve çeşitli istatistikler, üçüncü bölümünde AB ülkelerinde hizmet içi eğitime etki eden unsurlar, eğitimden sorumlu olan kurumlar ve seçilmiş ülke örnekleri yer almaktadır. Çalışmanın son bölümünde Hazine Müsteşarlığı'nda gerçekleştirilen eğitim uygulamalarının yıllar itibarıyla karşılaştırıldığı ve 2010 yılı eğitimlerinin etkinliğinin anket yöntemi kullanılarak ölçüldüğü bir alan araştırması yer almaktadır.Anahtar Sözcükler1. Hizmet İçi Eğitim2. Eğitim İhtiyaç Analizi3. Etkili Eğitim Organizasyonu4. Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme5. İnsan Kaynakları Yönetimi

Avrupa BirliğiHizmet içi eğitimKamu kuruluşları+2
Derya Tartıcı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Genç seçmenler gözüyle siyasal ürünlerin görsel etkilerinin belirlenmesi üzerine bir göz izleme çalışması: Fırat Üniversitesi örneği

Günümüzde tıpkı mal ve hizmetler gibi siyasi partiler ve hazırlamış oldukları siyasal ürünler de pazarlanmaktadır. Siyasi parti üst yönetimi tarafından hazırlanan ve içinde birçok unsuru barındıran siyasal ürünler, bir paket halinde seçmenlere sunulmaktadır. Bu paketin içeriğinde siyasi partinin lideri, sloganı, logosu, projeleri, politikaları gibi siyasal ürünler bulunmaktadır. Seçimlere yakın bir zamanda seçmenlere sunulan bu paket karşılığında, seçmenlerden oy talep edilmektedir. Seçmenlerin oy verme süreçleri, geleneksel pazarlama yöntemleri ile belirlenmeye çalışılmıştır. Fakat gelişen teknoloji ile birlikte seçmenlerin ihtiyaçlarında, isteklerinde ve beklentilerinde değişimler meydana gelmiştir. Bu değişimler, seçmenlerin daha iyi analiz edilmesi, isteklerinin ve beklentilerinin ortaya çıkarılması gibi ihtiyaçları da beraberinde getirmiştir. Geleneksel yöntemlerin sınırlı olması ve seçmenlerin farklı uyarıcılar karşısındaki tepkilerinin belirlenememesi düşüncesiyle, siyasi partiler ve araştırmacılar yeni bir pazarlama anlayışı olan nöropazarlamaya yönelmişlerdir. Nöropazarlama ile birlikte seçmenlerin farklı uyarıcılar karşısında nasıl tepki verdikleri, siyasi parti tercihlerinin nasıl verildiği ve oy kullanma kararlarındaki gerçek sebepler ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Araştırmada, siyasi partilerin siyasal ürünlerini içeren görsellerinin Eye Tracking (Göz İzleme) yöntemi kullanılarak, görsel etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Fırat Üniversitesi öğrencisi olan 18-25 yaş aralığındaki 15 Türk ve 15 Yabancı Uyruklu olmak üzere toplam 30 gönüllü katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Temel amaca ek olarak, görsel etkilerin demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığı da tespit edilmeye çalışılmıştır. Gönüllü katılımcılara 4 farklı siyasi partinin liderini, sloganını ve logosunu içeren siyasal ürün görselleri gösterilmiş ve eş zamanlı olarak Eye Tracking analiz yöntemi ile katılımcıların göz hareketleri kayıt altına alınmıştır. Görsellerin gösterilmesinin ardından, sonuçların karşılaştırılması ve değerlendirilmesi için katılımcılara demografik soruları içeren bir anket uygulanmıştır. Katılımcıların Eye Tracking analiz verileri ile anket sorularına verdikleri yanıtlar karşılaştırılarak bulgular elde edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre; siyasi parti liderlerinin seçmenler üzerinde oldukça önemli bir görsel etkisinin olduğu ve katılımcıların ağırlıklı olarak siyasi partilerin liderlerine odaklandıkları tespit edilmiştir. Ayrıca, elde edilen verilerin demografik özelliklere göre farklılaştığı gözlemlenmiştir.

GençlerGöz izlemeNöropazarlama+4
Sezer Şen
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Eye tracking (Göz izleme) analiz yöntemi ile gerilla pazarlama örneklerinin görsel etkisinin belirlenmesi

Günümüzde ürün çeşitliliğinin giderek artması, internetten alışverişin yaygınlaşması gibi sebepler rekabeti artırmıştır. Bu durum rakiplerinden bir adım önde olmak isteyen işletmeleri tüketicinin dikkatini çekecek yeni yollar aramaya teşvik etmiştir. Beklenmedik yer ve zamanlarda tüketicinin dikkatini çekmeyi hedefleyen gerilla pazarlama, tercih edilen yöntemlerden birisi olmaktadır. İşletmeler gerilla pazarlama teknikleri ile tüketicilerin zihninde kalıcı bir yer edinmeyi hedeflemekte ve bu hedeflerini en az maliyetle gerçekleştirmektedir. Tüketicilerin zihninde kalıcı bir yer edinmek isteyen işletmeler, doğru yöntemi seçtikten sonra bu yöntemin etkili olup olmadığını test etmektedir. Yapılan reklamlar, reklamda kullanılan renkler, kullanılan reklam müziği gibi reklam ögelerinin hedef kitleye uygunluğu akılda kalıcılığı sağlamada önem arz etmektedir. Bu doğrultuda işletmelerin başvurduğu yöntemlerden birisi nöropazarlama teknikleri olmaktadır. Araştırmada; Türkiye'de bilinirliği yüksek 7 markanın gerilla reklam örnekleri Eye Tracking (göz izleme) analiz yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Araştırma, farklı yaş ve meslek grubundaki 30 gönüllü katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Gönüllü katılımcılara belirlenen markalara ait gerilla reklam görselleri gösterilmiş ve eş zamanlı olarak Eye Tracking analiz yöntemi ile katılımcıların göz hareketleri kaydedilmiştir. Görsellerin gösterilmesinin ardından katılımcılara hatırlama durumlarına ilişkin soruları içeren bir anket uygulanmıştır. Gönüllü katılımcıların Eye Tracking analiz sonuçları ve anket sorularına verdikleri yanıtlar karşılaştırılarak bulgular elde edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre; gönüllü katılımcılar markanın vermek istediği mesaja marka adından daha çok dikkat etmiştir. Katılımcıların en çok hatırladıkları gerilla reklamlar ve bu reklamların Eye Tracking analizleri incelendiğinde; kırmızı renk içeren ögelerin diğerlerine göre daha çok hatırlandığı tespit edilmiştir. Gerilla pazarlama tekniklerine göre hatırlama oranları karşılaştırıldığında; çıkartma sanatı tekniği ile yapılan gerilla reklamın diğerlerinden daha fazla hatırlandığı belirlenmiştir.

Gerilla pazarlamaGörsel etkiGöz izleme+4
Elif Barik
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık sektörü çalışanlarının demografik özelliklerinin girişimcilik algısına etkisi: Ağrı Eleşkirt Devlet Hastanesi örneği

Bilim ve teknolojide yaşanan gelişmelerle birlikte toplumda önemi artan olgulardan biri de girişimciliktir. Sağlık hizmeti sunan kuruluşlar bazı özellikleri bakımından diğer işletmelerden ayrılsalar da, son yıllarda diğer işletmeler gibi kaliteli sağlık hizmetlerinin sunulmasının yanı sıra aynı zamanda pazarda rekabet ederek varlıklarını sürdürmeye de çalışmaktadırlar. Özellikle gelişmiş ülkelerde sağlık hizmeti sunan özel hastanelere yönelik kurumsal performans ölçümlerine dayanan akademik çalışmalara ve araştırmalara rastlamak mümkündür. Bu çalışmada da sağlık çalışanlarının girişimci kişilik özellikleri demografik özellikleri arasındaki ilişkiyi keşfedici ve doğrulayıcı analiz yöntemleriyle tespit etmek amaçlanmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde kavramsal çerçeve çizilmiştir. Bu bölümde kişilik, girişimci ve girişimcilik kavramları açıklanarak, girişimcilerin temel özellikleri ve temel işlevleri ve girişimcilik türleri incelenmiştir. İkinci bölümde girişimciliğin dünyada ve Türkiye'deki tarihsel gelişimi incelenmiş, girişimcilik sürecine ilişkin bilgiler açıklanmış ve girişimcilik kavramına yönelik ilgili çalışmaların yer aldığı literatür taramasına yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde Ağrı ili Eleşkirt İlçe Devlet Hastanesi çalışanlarının demografik özellikleri, girişimcilik algıları ve bunlar arasındaki ilişkiyi belirleyebilmek amacıyla alan araştırması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sağlık sektörü, sağlık çalışanı, girişimcilik, algı, demografik özellikler

AlgıDemografik özelliklerGirişimcilik+4
Bünyamin Saylan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Kurumsal sosyal sorumluluk, etik ve hesap verebilirlik

This research proposes a CSR framework and implementation guidelines for the service sector of Ghana. Ghana has gone through various stages of economic development since independence. From an agricultural economy to an industrial economy with the service sector currently being the major contributor to GDP making Ghana one of the promising economies in the world. However, Ghana's success story is as a result of economic recovery programs and social intervention policies introduced by successive governments to make life bearable for the people with little effort from the Ghanaian corporate sector. The Ghanaian corporate sector does little to complement the effort of the government to curb corruption, protect the environment to ensure a sustained economic development. This gap is caused by the absence of CSR policies and implementation guidelines to serve as maps for firms to follow. This research therefore sought to address the problem by presenting the proposed policy for the dominant sector of the economy. The research is conducted on three levels using record keeping method to collect secondary data. The first level explains the growth of the economy from agricultural after independence to a service economy with emphasis on the service sector as the largest sector of the Ghanaian economy. The second stage explains CSR and its importance to both employers and employees using existing models for illustration purposes. The final stage of the research focused on the development of CSR policy framework for the Ghanaian service sector with implementation strategies. Keywords: Corporate Social Responsibility, Business Ethics, Accountability, Structure of Business, Gross Domestic Product, Agricultural Sector, Industrial Sector, Service sector

Industry sectorEthicsGhana+6
Osman Abubakarı Azız
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00